İdarenin Sorumluluğu

125 soru

Soru 1Soru

Tam yargı davalarında hükmedilecek tazminatın belirlenmesi ve "zarar" kavramının nitelikleri değerlendirildiğinde, idari yargı ilkelerine göre doğru olan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tazminat, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi tam olarak gidermeli; ancak mağdurun idari eylem öncesindeki mali durumundan daha iyi bir konuma gelmesine yol açacak şekilde sebepsiz zenginleşme doğurmamalıdır.

Cevap

Tazminatın zarar görenin mal varlığındaki eksilmeyi gidermesi ancak sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
İdare hukukunda tazminatın belirlenmesine hakim olan temel ilke, zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmenin tam olarak giderilmesidir (tam tazmin ilkesi). Ancak bu giderim yapılırken, zarar görenin olaydan önceki mali durumunun üzerine çıkması ve idare aleyhine sebepsiz bir şekilde zenginleşmesi yasaktır. Bu nedenle tazminat miktarı, zararın sınırlarını aşamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın niteliklerini analiz et.
İdari yargıda tazmin edilecek zararın gerçek, kesin ve doğrudan olması gerekir.
Varsayımsal veya dolaylı zararlar hukuki sorumluluk kapsamında değildir.
2
Tazminatın amacını değerlendir.
Tazminatın amacı mağduru eski haline getirmektir, zenginleştirmek değildir.
İdarenin sorumluluğu bir ceza değil, denkleştirme (tazmin) mekanizmasıdır.
3
Maddi ve manevi tazminat ayrımını kontrol et.
Yoksun kalınan kârın maddi tazminata dahil olduğunu, manevi tazminatın ise ceza olmadığını teyit et.
Danıştay içtihatları manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.

Anahtar Kavram

Tam Tazmin ve Sebepsiz Zenginleşme Yasağı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 2Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya etkileyen haller doktrin ve yargı kararlarında titizlikle ayrıştırılmaktadır. Özellikle 'mücbir sebep' ve 'beklenmeyen hal' (casus) kavramları, idarenin kusursuz sorumluluk rejimindeki konumu açısından kritik farklar barındırır. Bu iki kavramın özellikleri ve sorumluluğa etkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep, idarenin faaliyetinin tamamen dışında gerçekleşen dışsal bir olay olması hasebiyle illiyet bağını keserek her türlü sorumluluğu kaldırırken; beklenmeyen hal idarenin faaliyet alanına içsel bir durumdur ve risk ilkesine dayalı kusursuz sorumlulukta tazminat yükümlülüğünü kural olarak ortadan kaldırmaz.

Cevap

Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki temel fark dışsallık kriteridir; mücbir sebep dışsal olduğu için illiyet bağını keserken, beklenmeyen hal içseldir ve risk ilkesine dayalı sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Hukuk doktrininde mücbir sebep (force majeure) ile beklenmeyen hal (casus) arasındaki en temel fark 'dışsallık' unsurudur. Mücbir sebep, idari faaliyetin tamamen dışında gelişen, öngörülemez ve önlenemez bir olaydır; bu özelliği sayesinde zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kopararak idareyi sorumluluktan (hem kusurlu hem kusursuz) kurtarır. Buna karşın beklenmeyen hal, idarenin faaliyetinin iç işleyişinden (hizmetin bünyesinden) kaynaklanan ancak yine öngörülemeyen ve önlenemeyen bir olaydır. İçsel bir nitelik taşıdığı için illiyet bağı kopmuş sayılmaz ve özellikle idarenin yürüttüğü hizmetin tehlikesinden doğan 'risk ilkesi' kapsamındaki kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal tanımlama yapılması
Mücbir sebep: Öngörülemez, önlenemez ve dışsal. Beklenmeyen hal: Öngörülemez, önlenemez ve içsel.
İki kavramın ortak ve ayrılan yönlerini belirlemek için tanım analizi şarttır.
2
Dışsallık (Externality) kriterinin incelenmesi
Mücbir sebep idarenin faaliyetinin tamamen dışındayken (deprem, savaş), beklenmeyen hal hizmetin iç bünyesindedir (fren patlaması, kazan patlaması).
Bu iki kurumu birbirinden ayıran temel hukuki fark dışsallıktır.
3
İlliyet bağı üzerindeki etkinin değerlendirilmesi
Dışsal olan mücbir sebep, zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını koparır.
Sorumluluğun doğması için gereken illiyet bağının kesilip kesilmediği tazminat yükümlülüğünü belirler.
4
Kusursuz sorumluluk rejimlerine uygulanması
Risk ilkesi, hizmetin bünyesindeki tehlikeleri kapsadığı için içsel olan beklenmeyen hal bu sorumluluğu kaldırmaz; ancak dışsal mücbir sebep kaldırır.
İdarenin kusursuz sorumluluğunun sınırlarını belirlemek için kavramların etkisini netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

İdarenin sorumluluğunda dışsallık (externality) kriterinin önemi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 3Soru

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları çerçevesinde, idarenin mali sorumluluğuna temel teşkil eden 'hizmet kusuru' kavramı ve bu kusurun tespitinde kullanılan kriterlere ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru; idari faaliyetin organizasyon veya işleyişindeki aksaklıktan kaynaklanan, hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işletilmesi hallerinde ortaya çıkan, kamu görevlisinin subjektif niyetinden bağımsız anonim ve nesnel bir kusurdur.

Cevap

Hizmet kusuru; idari faaliyetin organizasyon veya işleyişindeki aksaklıktan kaynaklanan, hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işletilmesi hallerinde ortaya çıkan, kamu görevlisinin subjektif niyetinden bağımsız anonim ve nesnel bir kusurdur.
Doğru ifade, hizmet kusurunun idare hukukundaki en temel ve kapsayıcı tanımını yapmaktadır. Hizmet kusuru, idarenin sunduğu hizmetin organizasyonunda veya yürütülüşünde bir aksaklık (hiç işlememe, geç işleme veya kötü işletilme) olmasını ifade eder. Bu kusur 'anonim'dir çünkü hatayı yapan kamu görevlisinin kim olduğundan bağımsızdır ve 'nesnel'dir çünkü kamu görevlisinin iç dünyasındaki niyetle değil, hizmetin dışa yansıyan kalitesiyle ölçülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet kusurunun tanımını hatırla.
Hizmet kusuru, idarenin yürüttüğü kamu hizmetindeki nesnel bozukluktur.
İdarenin sorumluluğu için kusurun şahsa değil, hizmetin kendisine ait olması gerekir.
2
Hizmet kusurunun üç temel kriterini analiz et.
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü (gereği gibi olmayan) işlemesi kriterleri.
Danıştay içtihatları idarenin hatasını bu üç başlık altında kategorize eder.
3
Hizmet kusuru ile kişisel kusur ayrımını yap.
Hizmet kusuru anonim ve nesneldir; kamu görevlisinin sübjektif durumuyla ilgili değildir.
Kamu görevlisinin niyetinden bağımsız olarak hizmetin beklenen standartların altında kalması yeterlidir.
4
Kusurlu sorumluluk ile kusursuz sorumluluk arasındaki farkı koy.
Hizmetin geç veya kötü işlemesi kusurlu sorumluluğa (hizmet kusuru) girer.
Kusursuz sorumlulukta idarenin eyleminde bir sakatlık (kusur) aranmaz, risk faktörü esas alınır.

Anahtar Kavram

Hizmet kusuru, idarenin kamu hizmetini sunarken gösterdiği nesnel, anonim ve organizasyonel eksiklikleri ifade eden bir sorumluluk türüdür.
Soru 4Soru

İdare hukukunda 'sosyal risk ilkesi', idarenin yürüttüğü herhangi bir kamu hizmeti veya faaliyetiyle doğrudan bağlantısı kurulamayan ancak toplumsal bünyede meydana gelen terör, yaygın şiddet hareketleri veya toplumsal karışıklıkların yol açtığı zararların tazminini esas alır. Bu ilke uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilebilmesi için aranan temel kriterler ve illiyet bağına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin eylemi ile zarar arasındaki klasik illiyet bağı aranmaz; zararın toplumsal bir riskin sonucu olması ve zarar görenin olaylara kusuruyla katılmamış olması tazminat için yeterlidir.

Cevap

Sosyal risk ilkesi uyarınca, idarenin eylemi ile zarar arasındaki klasik illiyet bağı aranmaz; zararın toplumsal bir riskin sonucu olması ve zarar görenin olaylara kusuruyla katılmamış olması yeterlidir.
Doğru olan seçenek, sosyal risk ilkesinin en karakteristik özelliği olan klasik illiyet bağının aranmaması durumunu ve zararın toplumsal bir riskten kaynaklanması gerektiğini doğru ifade etmektedir. Bu ilke uyarınca, devlet terör veya yaygın şiddet olayları sonucunda zarar gören masum vatandaşların zararlarını, kendi kusuru olmasa dahi toplumsal dayanışma gereği tazmin eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal risk ilkesinin temelini belirle.
Bu ilke, toplumsal dayanışma (sosyal solidarizm) ve kolektif sorumluluk anlayışına dayanır.
İdarenin doğrudan bir eylemi olmasa da toplumun sarsılmasına neden olan olayların zararları toplumca paylaşılmalıdır.
2
İlliyet bağı (nedensellik) ilişkisini analiz et.
Klasik sorumluluk hukukundaki 'idari eylem -> zarar' şeklindeki illiyet bağı bu ilke için esnetilmiş veya zayıflatılmıştır.
Zarar idarenin bir eyleminden değil, idarenin dışında gelişen toplumsal olaylardan kaynaklanmaktadır.
3
Kişisel durum kriterini değerlendir.
Zarar gören kişinin olayların çıkmasında veya devam etmesinde kusurlu bir katılımının bulunmaması gerekir.
Kendi kusuruyla zarara yol açanlar sosyal risk korumasından yararlanamaz (innocent third party kuralı).

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşemesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

İdare hukukunda 'sosyal risk ilkesi', idarenin yürüttüğü herhangi bir kamu hizmetiyle doğrudan bağlantısı kurulamayan ancak toplumsal bir bünyenin parçası olmaktan kaynaklanan zararların tazminini öngörür. Bu ilke çerçevesinde Danıştay tarafından kabul edilen 'illiyet bağının gevşemesi' yaklaşımı dikkate alındığında, idarenin bu esasa göre sorumlu tutulabilmesi için gereken asgari koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zararın; devletin egemenlik alanındaki toplumsal kargaşa, terör veya yaygın şiddet olayları sonucunda gerçekleşmiş olması ve mağdurun bu olaylarda kişisel bir kusurunun bulunmaması.

Cevap

Doğru cevap; zararın toplumsal kargaşa, terör veya yaygın şiddet olayları sonucunda gerçekleşmiş olması ve mağdurun bu olaylarda kişisel bir kusurunun bulunmamasıdır.
Sosyal risk ilkesi, idarenin faaliyetiyle zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı kurulmasının imkansız olduğu toplumsal olaylar (terör, ayaklanma vb.) için geliştirilmiştir. Bu ilkeye göre, devletin egemenlik alanındaki toplumsal huzuru sağlama yükümlülüğü gereği, toplumsal olaylardan doğan zararlar 'sosyal dayanışma' uyarınca topluma paylaştırılır. Bu noktada Danıştay, idarenin bir eylemi olmasa dahi olayın toplumsal nitelikte olmasını ve mağdurun kusurunun bulunmamasını tazminat için asgari şart olarak kabul eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal risk ilkesinin temel dayanağı olan toplumsal dayanışma kavramını analiz etmek.
İdarenin doğrudan bir eylemi olmasa dahi toplumsal olaylardan doğan zararlardan sorumlu olabileceği sonucuna varılır.
İlliyet bağı şartının bu ilke özelinde neden gevşetildiğini anlamak için gereklidir.
2
Diğer kusursuz sorumluluk halleri (risk ilkesi, kamu külfetleri karşısında eşitlik) ile sosyal risk ayrımını yapmak.
Sosyal riskin, idarenin spesifik bir faaliyetinden bağımsız olarak toplumsal kargaşadan kaynaklandığı görülür.
Yanlış seçeneklerdeki tehlike ve eşitlik ilkelerini elemek için bu karşılaştırma zorunludur.
3
Danıştay içtihatlarındaki 'asgari koşul' ve 'illiyet bağının gevşemesi' kriterlerini olaya uygulamak.
Zararın toplumsal bir olaydan kaynaklanmasının ve mağdurun kusursuz olmasının yeterli olduğu tespit edilir.
Doğru cevaba ulaşmak için gerekli olan nihai hukuki değerlendirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşemesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunda mücbir sebep ve beklenmeyen hal ayrımını inceleyerek sosyal risk ilkesi ile olan ilişkisini değerlendirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 6Soru

Tarihi bir köprünün bakım ve onarımından sorumlu olan bir büyükşehir belediyesi, köprü gövdesindeki derin çatlaklara ilişkin vatandaşlardan gelen başvurular üzerine bölgeye bir teknik ekip sevk etmiştir. Söz konusu ekip, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan restorasyon projesine ve teknik şartnamelere aykırı şekilde, yapının özgün dokusuyla uyumsuz ve dayanıksız dolgu malzemeleri kullanarak onarımı tamamlamıştır. Ancak onarımdan kısa bir süre sonra bölgedeki normal seyreden mevsimsel yağışlar neticesinde köprü tamamen çökmüş ve kullanılamaz hale gelmiştir.

Bu olayda, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin teknik gerekliliklere ve hukuki düzenlemelere aykırı olarak sunulması sebebiyle ortaya çıkan sorumluluk, aşağıdaki hizmet kusuru türlerinden hangisinin kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

Hizmetin kötü işlemesi
Hizmetin kötü işlemesi; kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında idarenin hukuka, mevzuata, mesleki kurallara veya o hizmetin gerektirdiği nesnel özen borcuna aykırı hareket etmesidir. Olayda teknik ekibin Koruma Bölge Kurulu kararlarına ve teknik şartnamelere aykırı malzeme kullanması, hizmetin nesnel gerekliliklere aykırı şekilde yürütüldüğünü gösterir. Bu durum, hizmetin varlığına rağmen niteliksel olarak hatalı sunulduğunu teyit eder.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin yasal ödevinin ve somut eyleminin tespiti
Belediye tarihi köprüyü onarmakla yükümlüdür ve bir ekip göndererek onarım işlemini gerçekleştirmiştir.
Hizmetin 'hiç işlememesi' ihtimalini elemek için idarenin harekete geçip geçmediği belirlenmelidir.
2
Eylemin hukuka ve teknik kurallara uygunluğunun denetimi
Onarımın Koruma Kurulu kararlarına ve teknik şartnamelere aykırı yapıldığı, yanlış malzeme kullanıldığı tespit edilmiştir.
Hizmetin sunuluş biçimindeki sakatlık, kusurun türünü belirler.
3
Hizmet kusuru türünün sınıflandırılması
Eylem mevcut olmasına rağmen hatalı ve eksik yapıldığı için 'kötü işleme' kategorisine girer.
İdarenin bir hizmeti sunarken nesnel özen borcuna aykırı davranması kötü işleme olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Hizmet kusuru, idarenin bir kamu hizmetini yürütürken hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde ortaya çıkan objektif bir kusurdur.
Soru 7Soru

Bir bölge orman işletme müdürlüğüne bağlı yangın söndürme ekiplerinin, vatandaşlarca yapılan duman ihbarına rağmen teknik ekipmanların periyodik bakımının aksatılmış olması ve personel koordinasyonundaki eksiklikler nedeniyle olay yerine makul süreyi aşan bir gecikmeyle ulaşması; müdahale sırasında ise yanlış söndürme yöntemi ve kimyasal kullanımı neticesinde sağlam ağaçların yanı sıra çevre arazideki tarım ürünlerine de ciddi zarar vermesi durumunda, idarenin sorumluluğunu doğuran hizmet kusuru türleri aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin geç işlemesi - Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

Hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesi durumlarının birlikte gerçekleştiği görülmektedir.
İdarenin olay yerine makul süreyi aşan bir gecikmeyle ulaşması 'hizmetin geç işlemesi' kavramına girerken; müdahale sırasında yanlış kimyasal ve yöntem kullanarak ikincil zararlara yol açması hizmetin gereği gibi yürütülmediğini gösteren 'hizmetin kötü işlemesi' durumunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman faktörünü analiz etme
Hizmetin geç işlemesi
İdarenin bir kamu hizmetini yürütürken makul kabul edilen sürelerin dışına çıkması ve geç müdahale etmesi sorumluluğu doğuran ilk kusur türüdür.
2
Uygulama yöntemini analiz etme
Hizmetin kötü işlemesi
Hizmet sunulurken teknolojiye, tıp veya fen kurallarına veya hizmetin gerektirdiği standartlara uyulmaması, hatalı yöntem kullanılması hizmetin kötü işlediğini gösterir.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde ortaya çıkar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

Danıştay içtihatları çerçevesinde 'Sosyal Risk İlkesi'nin uygulama alanı ve hukuki dayanağı göz önüne alındığında; idarenin kusuru veya doğrudan bir eylemi bulunmaksızın, toplumsal olaylar ya da terör eylemleri sonucunda ortaya çıkan zararların tazminine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi bu ilkenin ayırt edici özelliklerini en isabetli şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zararın toplumsal bir patlamanın sonucu olarak anonim bir nitelik taşıması nedeniyle, idari faaliyet ile zarar arasındaki klasik illiyet bağı şartının aranmaması ve riskin toplumsallaştırılması esastır.

Cevap

Zararın toplumsal olaylar sonucunda anonim bir nitelik taşıması ve idare ile zarar arasındaki klasik illiyet bağı şartının gevşetilmesi esasına dayanan seçenek doğrudur.
Sosyal risk ilkesi, idarenin kusurlu veya kusursuz bir eylemi sonucunda değil, idarenin önlemekle yükümlü olduğu ancak önleyemediği toplumsal olaylar/terör faaliyetleri sonucunda doğan zararları kapsar. Bu ilkenin uygulanmasında, zararın belirli bir kişiye yönelik olmaması (anonimlik), kolektif bir hareketin sonucu olması ve idare ile zarar arasındaki klasik illiyet bağının gevşemiş olması ayırt edici unsurlardır. Hukuki dayanağı ise riskin toplumsallaştırılması ve sosyal devlet ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kaynağını belirleyin.
Zarar, idarenin bir işlemi veya tehlikeli faaliyeti sonucu değil; terör veya toplumsal olaylar (sosyal risk) sonucu oluşmuştur.
Sosyal risk ilkesinin uygulanabilmesi için zararın idarenin doğrudan müdahalesi dışında, toplumsal huzursuzluklardan kaynaklanması gerekir.
2
İlliyet bağı (causality) şartını analiz edin.
Klasik sorumluluk hukukundaki 'eylem ile zarar arasındaki doğrudan bağ' şartı aranmaz; illiyet bağı gevşemiştir.
Bu ilke, 'sosyal devlet' ve 'toplumsal dayanışma' esaslarına dayanarak zararın birey üzerinde kalmamasını amaçlar.
3
Diğer kusursuz sorumluluk türleriyle karşılaştırın.
Zararın anonim olması ve idarenin hukuka uygun bir eyleminden kaynaklanmaması, onu 'eşitlik' ve 'tehlike' ilkelerinden ayırır.
Tehlike ilkesi idarenin riskli faaliyetine, eşitlik ilkesi ise idarenin haklı (hukuka uygun) işlemine dayanır.

Anahtar Kavram

Sosyal risk ilkesi, idarenin kusuru olmasa dahi toplumsal olaylardan doğan anonim zararları 'illiyet bağı' şartını gevşeterek sosyal dayanışma uyarınca tazmin etmesidir.
Soru 9Soru

Bir belediyenin, meteorolojik uyarılar yapılmasına rağmen karla mücadele için hiçbir hazırlık yapmaması ve yoğun kar yağışı başladığında da kar küreme araçlarını hiç sefere çıkarmaması sonucu yolların kapanması ve vatandaşların maddi zarara uğraması durumunda, idarenin sorumluluğu aşağıdaki hizmet kusuru türlerinden hangisi kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin hiç işlememesi

Cevap

Hizmetin hiç işlememesi
Hizmetin hiç işlememesi, idarenin sunmakla yükümlü olduğu bir kamu hizmetini, hizmetin gereklerine uygun şekilde hiç başlatmaması veya hizmetin sunulması gereken anda bütünüyle hareketsiz kalmasıdır. Olayda belediyenin kar küreme araçlarını hiç sefere çıkarmaması, hizmetin hiç işlemediğinin açık bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin somut olaydaki tutumunu analiz etmek
Belediyenin karla mücadele hizmetini başlatmak için hiçbir hazırlık yapmadığı ve faaliyete geçmediği tespit edilmiştir.
Hizmet kusurunun türünü belirlemek için idarenin eylemlilik veya eylemsizlik durumunun saptanması gerekir.
2
Tespit edilen eylemsizliği hizmet kusuru türleri ile eşleştirmek
Hizmetin hiç başlatılmaması durumunun 'hizmetin hiç işlememesi' kavramına karşılık geldiği görülür.
İdarenin yapmakla yükümlü olduğu bir işi bütünüyle ihmal etmesi bu kusur türünün temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Hizmetin Hiç İşlememesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin hizmeti başlatıp yanlış ekipman kullanması durumunda hangi kusur türünün doğacağını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

İdare hukukunda, idarenin mali sorumluluğu ilkesi uyarınca meydana gelen bir zararda zarar görenin veya üçüncü bir kişinin kusurunun bulunması, idari eylem ile zarar arasındaki "illiyet bağını" etkileyen dışsal faktörler arasında yer almaktadır. Buna göre, söz konusu kusur hallerinin idarenin tazminat yükümlülüğü üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise idarenin sorumluluğu tamamen kalkar; kusurun illiyet bağını kesmediği durumlarda ise tazminat miktarında indirim yapılır.

Cevap

Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kesecek nitelikte olması idarenin sorumluluğunu kaldırırken, daha hafif derecedeki kusurlar tazminat miktarında indirime neden olur.
İdare hukukunda sorumluluğun doğması için idari faaliyet ile ortaya çıkan zarar arasında 'illiyet bağı' bulunmalıdır. Eğer zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru çok ağır ise ve zararın asıl nedeni bu kusur ise, idarenin faaliyeti ile zarar arasındaki nedensellik ilişkisi kesilir ve idare sorumlu tutulamaz. Ancak bu kusur illiyet bağını kesecek kadar ağır değilse, sadece zarara iştirak edilmiş sayılır ve tazminat miktarından hakkaniyet gereği indirim yapılır.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin sorumluluğunun temel unsuru olan illiyet bağının (nedensellik ilişkisi) varlığını analiz etmek.
Zarar ile idari faaliyet arasındaki bağın kopup kopmadığı belirlenir.
Sorumluluğun doğması için zararın idarenin bir eyleminden kaynaklanması şarttır.
2
Zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurunun derecesini (ağır/hafif) ve illiyet bağına etkisini değerlendirmek.
Ağır kusurun illiyet bağını kestiği, hafif kusurun ise sadece zararın paylaşımına (tazminat indirimi) neden olduğu sonucuna varılır.
Danıştay içtihatları, dışsal kusurların yoğunluğuna göre sorumluluğun tamamen kalkması veya azalması ayrımını yapar.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağının Kesilmesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

İdarece yürütülen yüksek gerilim hattı tesisi faaliyetinde, çalışma sahasının etrafını çevreleyen koruma çitlerinin bir kısmının uzun süredir bakımsızlık nedeniyle yıkıldığı ve onarılmadığı tespit edilmiştir. Bölgede 'Girilmesi Yasaktır ve Hayati Tehlike Vardır' şeklinde açık uyarı levhaları bulunmasına rağmen, bir vatandaş sırf merakını gidermek amacıyla bu yıkık kısımdan içeri girmiş ve yüksek gerilim ünitesine dokunması sonucunda ağır yaralanmıştır.

Bu olayda zarar görenin davranışı ve idarenin mali sorumluluğu arasındaki ilişki bakımından Danıştay içtihatları çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin, tüm uyarılara rağmen tehlikeli bölgeye bilerek ve isteyerek girmesi 'ağır kusur' teşkil ediyorsa, bu durum idarenin hizmet kusuru ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını keseceğinden idarenin tazminat sorumluluğu tamamen ortadan kalkabilir.

Cevap

Zarar görenin uyarılara rağmen tehlikeli bölgeye girmesi ağır kusur sayılırsa, bu durum illiyet bağını keserek idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabilir.
İdare hukukunda sorumluluğun doğması için hizmet kusuru ile zarar arasında 'illiyet bağı' (nedensellik bağı) bulunmalıdır. Ancak zarar görenin veya üçüncü bir kişinin davranışı 'ağır kusur' seviyesindeyse, bu durum idarenin kusuru ile zarar arasındaki bağı koparır. Olayda vatandaşın uyarı levhalarına rağmen tehlikeli alana girmesi ağır kusurdur ve Danıştay bu durumda idarenin sorumluluğunun kalmayacağına hükmeder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyeti ve kusuru belirle.
İdare, koruma çitlerini onarmayarak 'hizmet kusuru' işlemiştir.
İdarenin koruma ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi hizmetin kötü işlemesidir.
2
Zarar görenin davranışının niteliğini analiz et.
Vatandaş, açık uyarı levhalarına rağmen tehlikeyi göze alarak yasak bölgeye girmiştir (ağır kusur).
Hukuk düzenince korunan bir menfaatin ihlalinde kişinin kendi özensizliğinin en üst seviyede olması ağır kusurdur.
3
Kusur ile zarar arasındaki illiyet bağını değerlendir.
Zarar görenin ağır kusuru, idarenin hizmet kusurunun önüne geçerek zararın temel sebebi haline gelmiştir.
Danıştay içtihatlarına göre, illiyet bağını kesecek yoğunluktaki bir kusur sorumluluğu kaldırır.
4
Hukuki sonucu tespit et.
İlliyet bağı kesildiği için idare tazminat ödemekten kurtulur.
Sorumluluğun kurucu unsurlarından biri olan illiyet bağı koptuğunda mali sorumluluk doğmaz.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını keserek idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırması.

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını kesen diğer bir hal olan 'üçüncü kişinin ağır kusuru' senaryolarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

1515 Mart 20242024 tarihinde idarenin bakım ve onarım sorumluluğunda bulunan bir elektrik trafosunda meydana gelen patlama sonucunda çevredeki konutlarda bulunan elektronik cihazlar ciddi hasar görmüştür. Bu konutlardan birinde ikamet eden ve cihazları zarar gören bir vatandaş, durumu aynı gün fark etmiştir.

Buna göre, zarar gören vatandaşın uğradığı maddi kaybın tazmini amacıyla tam yargı davası açabilmesi için 25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca izlemesi gereken hukuki süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylemin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren 11 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren en geç 55 yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakların yerine getirilmesi istenmelidir.

Cevap

Eylemin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren 11 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 55 yıl içinde idareye başvurularak hakların yerine getirilmesi istenmelidir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1313. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmaları şarttır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve davanın ön koşuludur.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirle.
Zarar, idarenin bir eyleminden (trafo patlaması/hizmet kusuru) kaynaklanmaktadır.
Tam yargı davası açma usulü, zararın kaynağının işlem mi yoksa eylem mi olduğuna göre değişir.
2
Zorunlu idari başvuru şartını kontrol et.
Dava açmadan önce idareye başvuru yapılması zorunludur (İYUK m. 1313).
İdari eylemlerde idarenin durumu değerlendirmesine imkan tanımak için bu yol bir dava şartı olarak öngörülmüştür.
3
Başvuru sürelerini hesapla.
Öğrenme tarihinden itibaren 11 yıl ve eylem tarihinden itibaren 55 yıl.
Kanun koyucu hak arama hürriyetini belirli hak düşürücü sürelere bağlamıştır.
4
İdarenin cevap süresini ve dava açma süresini belirle.
İdare 3030 gün içinde cevap vermelidir; ret halinde 6060 gün içinde dava açılabilir.
İdarenin sükutu durumunda hak kaybı yaşanmaması için zımni ret süreci işletilir.

Anahtar Kavram

İdari eylemlere karşı açılacak tam yargı davalarında İYUK Madde 1313 kapsamında düzenlenen zorunlu başvuru ve hak düşürücü süreler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu kaldıran veya azaltan haller bağlamında; mücbir sebep ile beklenmeyen halin "dışsallık" kriteri üzerinden karşılaştırılması ve bu durumun "risk ilkesine" dayalı kusursuz sorumluluk hallerindeki hukuki sonucuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep dışsallık unsuru sayesinde illiyet bağını tamamen keserek idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırırken; beklenmeyen hal idarenin faaliyetinin içinde gerçekleştiği için risk ilkesine dayalı sorumluluğu kural olarak etkilemez.

Cevap

Mücbir sebep dışsallık unsuru sayesinde illiyet bağını tamamen keserek idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırırken; beklenmeyen hal idarenin faaliyetinin içinde gerçekleştiği için risk ilkesine dayalı sorumluluğu kural olarak etkilemez.
Mücbir sebep (doğa olayları, savaş vb.) idarenin kontrolü ve faaliyeti dışından gelen bir etki olduğu için 'dışsallık' unsuruna sahiptir ve zarar ile idari eylem arasındaki nedensellik bağını kopararak sorumluluğu hem kusur hem kusursuz sorumluluk hallerinde kaldırır. Buna karşılık beklenmeyen hal (hizmet aracının lastiğinin patlaması vb.) idarenin faaliyetiyle ilişkilidir ve içseldir; bu nedenle risk ilkesine dayalı kusursuz sorumlulukta idare bu zarardan sorumlu olmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların unsurlarını ayrıştırın.
Mücbir sebep: Öngörülemez, önlenemez, dışsal. Beklenmeyen hal: Öngörülemez, önlenemez, içsel.
İki kavram arasındaki temel farkın 'dışsallık' (faaliyet dışı olma) olduğu saptanmalıdır.
2
İlliyet bağı üzerindeki etkisini inceleyin.
Mücbir sebep illiyet bağını keser; beklenmeyen hal ise faaliyetin bir parçası sayıldığı için bağı kesmez.
Sorumluluğun doğması için gereken nedensellik bağının hangi durumda koptuğunu belirlemek gerekir.
3
Risk ilkesi (Kusursuz Sorumluluk) ile ilişkilendirin.
Risk ilkesinde idare, yarattığı tehlikeden doğan içsel aksaklıklardan (beklenmeyen hal) sorumlu tutulmaya devam edilir.
Kusursuz sorumluluğun temelinde yatan 'tehlikeyi yaratan sonucuna katlanır' mantığının uygulanmasıdır.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunda Dışsallık Kriteri ve Risk İlkesi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 14Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran hallerden mücbir sebep ile beklenmeyen hal, doktrin ve yargı kararlarında "dışsallık" (haricilik) unsuru üzerinden birbirinden ayrılmaktadır.

Bu ayrım çerçevesinde, söz konusu kavramların nitelikleri ve hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep, olayın idarenin faaliyet alanı dışından (dışsal) gelmesini ifade ederken beklenmeyen hal idari faaliyetin içinde (içsel) ortaya çıkar; bu nedenle mücbir sebep illiyet bağını keserek sorumluluğu tamamen kaldırırken, beklenmeyen hal kusursuz sorumluluğu kural olarak ortadan kaldırmaz.

Cevap

Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki temel fark dışsallıktır; mücbir sebep dışsal olup sorumluluğu tamamen kaldırırken, beklenmeyen hal içseldir ve kusursuz sorumluluğu kaldırmaz.
Doğru ifadeye göre mücbir sebep dışsallık özelliği taşırken, beklenmeyen hal idarenin faaliyet sahası içinde gerçekleşen bir iç olaydır. Bu ayrımın en önemli sonucu, mücbir sebebin illiyet bağını keserek idareyi her türlü sorumluluktan kurtarması, beklenmeyen halin ise faaliyetin bir parçası sayılması nedeniyle kusursuz sorumluluğu ortadan kaldırmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kaynağını belirleme
Mücbir sebep idarenin faaliyetinin dışından (deprem, sel vb.), beklenmeyen hal ise faaliyetin içinden (lastik patlaması, teknik arıza vb.) kaynaklanır.
Sorumluluğu kaldıran hallerin nitelendirilmesi için dışsallık (haricilik) kriteri esastır.
2
İlliyet bağı analizi
Mücbir sebep illiyet bağını (nedensellik bağı) tamamen keser.
Dışarıdan gelen ve önlenemeyen bir olay, zararın idarenin faaliyetinden değil, o olaydan kaynaklandığını ispatlar.
3
Hukuki rejimleri karşılaştırma
Mücbir sebep tüm sorumluluğu kaldırırken, beklenmeyen hal içsel olduğu için risk ilkesi kapsamındaki kusursuz sorumluluğu kaldırmaz.
İdare, yürüttüğü faaliyetin iç risklerine (beklenmeyen haller) karşı kusursuz sorumluluk gereği katlanmak zorundadır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Haller: Dışsallık Kriteri

Daha Fazla Pratik

Zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağı üzerindeki etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 15Soru

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) tarafından işletilen yüksek gerilim hatlarının ve trafo merkezlerinin bulunduğu bir bölgede, idare tarafından tüm teknik güvenlik önlemleri alınmış ve periyodik bakımlar eksiksiz yapılmış olmasına rağmen, trafo merkezinde meydana gelen teknik bir arıza sonucu oluşan patlama neticesinde çevredeki bir vatandaşın taşınmazında maddi hasar meydana gelmiştir. Danıştay içtihatları ve idare hukuku ilkeleri uyarınca, idarenin bu zararı tazmin etmekle yükümlü olmasının temel hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz sorumluluk esasları dahilindeki risk (tehlike) ilkesi

Cevap

İdarenin tehlikeli bir araç veya yöntem (yüksek gerilim) kullanması nedeniyle doğan zararlardan kusursuz sorumlu olması risk (tehlike) ilkesi gereğidir.
İdare hukuku ilkelerine göre, idarenin bünyesinde tehlike barındıran araçlar kullanması veya tehlikeli faaliyetlerde bulunması (silah, mühimmat, yüksek gerilim hatları vb.) durumunda, bu faaliyetlerden dolayı bir zarar doğarsa idarenin herhangi bir hizmet kusuru bulunmasa dahi tazmin sorumluluğu doğar. Bu durum 'risk ilkesi' veya 'tehlike ilkesi' olarak adlandırılan kusursuz sorumluluk halidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zarara yol açan faaliyetin niteliğini tespit etme
Zarar, yüksek gerilim trafosu gibi bünyesinde tehlike barındıran bir tesisin işletilmesinden kaynaklanmıştır.
Risk ilkesinin uygulanabilmesi için faaliyetin kendisinin tehlikeli olması veya tehlikeli araçlar kullanılması gerekir.
2
İdarenin kusur durumunu değerlendirme
İdare tüm önlemleri almış ve kusuru bulunmamaktadır.
Kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin bir hatasının (hizmet kusurunun) bulunması şart değildir.
3
Hukuki ilkeyi belirleme
Tehlikeli bir faaliyetten doğan bu zarar 'Risk İlkesi' uyarınca tazmin edilmelidir.
Danıştay, mühimmat depoları, patlayıcı maddeler ve yüksek gerilim hatları gibi konularda risk ilkesini esas almaktadır.

Anahtar Kavram

Risk İlkesi (Tehlike İlkesi)

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' ve 'Sosyal Risk' ilkeleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

Polis Akademisi Başkanlığına ait bir eğitim alanında gerçekleştirilen meskûn mahal çatışma eğitimi sırasında; idarece tüm güvenlik önlemleri eksiksiz alınmış, poligon teknik standartlara uygun şekilde bariyerlerle çevrilmiş ve eğitim personeli mevzuatın gerektirdiği tüm dikkati göstermiştir. Ancak, kullanılan mühimmatın metalurjik yapısından kaynaklanan ve mevcut teknolojiyle öngörülmesi mümkün olmayan bir parçalanma neticesinde, bir mermi çekirdeği parçası bariyerleri aşarak poligon dışındaki bir vatandaşın aracına isabet etmiş ve ağır maddi hasara yol açmıştır. İdarenin bu olaydaki sorumluluğunun hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz sorumluluk hallerinden risk (tehlike) ilkesi; çünkü idare, bünyesinde yüksek risk barındıran tehlikeli bir araçla hizmet yürütmektedir.

Cevap

İdarenin yürüttüğü faaliyetin doğası gereği barındırdığı yüksek tehlike nedeniyle 'Risk İlkesi' uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunmaktadır.
İdare hukukunda 'Risk İlkesi' (Tehlike İlkesi), idarenin yürüttüğü faaliyetin doğası gereği bünyesinde bir tehlike barındırması durumunda uygulanır. Ateşli silah kullanımı, mühimmat depolanması veya nükleer enerji üretimi gibi alanlarda idare, her türlü güvenlik önlemini alsa dahi, bu tehlikeli faaliyetten bir zarar doğmuşsa illiyet bağı çerçevesinde sorumlu tutulur. Olayda polisin ateşli silah eğitimi sırasında meydana gelen sekme/parçalanma, idarenin faaliyet sahası içindeki bir risktir ve kusursuz sorumluluğu gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zararın idarenin bizzat yürüttüğü tehlikeli bir faaliyet (ateşli silah eğitimi) sonucu oluştuğu tespit edildi.
Sorumluluğun türünü belirlemek için zararın kaynağının idari bir eylem mi yoksa dışsal bir olay mı olduğunu anlamak gerekir.
2
Kusur unsurlarını değerlendirme
İdarenin mevzuata ve teknik standartlara tam uyum sağladığı, dolayısıyla bir 'hizmet kusuru' bulunmadığı görüldü.
Eğer idarenin bir ihmali olsaydı sorumluluk kusura dayalı olacaktı.
3
Kusursuz sorumluluk türünü belirleme
Faaliyetin bünyesindeki tehlike (risk) nedeniyle zarar doğduğu için risk (tehlike) ilkesine gidilmesi gerektiği kararlaştırıldı.
Ateşli silah, mühimmat deposu, nükleer tesis gibi tehlikeli araç/faaliyetler risk ilkesi kapsamındadır.
4
İlliyet bağını kesen halleri kontrol etme
Mühimmattaki öngörülemeyen hata 'beklenmeyen hal' niteliğindedir ve risk ilkesinde sorumluluğu kaldırmaz.
Sadece mücbir sebep (dışsallık şartı) illiyet bağını kesebilir; cihaz arızası veya malzeme hatası idarenin faaliyet alanı içinde kaldığından illiyet bağını kesmez.

Anahtar Kavram

İdarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyetlerden (munitions, firearms, high-tension lines) doğan zararlarda, kusur aranmaksızın 'Risk İlkesi' uyarınca sorumlu tutulması.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'mücbir sebep' ile illiyet bağını kesmeyen 'beklenmeyen hal' arasındaki farkları Danıştay kararları ışığında inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 17Soru

Bir belediyeye bağlı fen işleri ekiplerinin yürüttüğü yol onarım çalışmaları kapsamında, yoldaki rögarların kapakları yenileriyle değiştirilmiştir. Ancak kapakların çerçevelere tam olarak oturtulmaması ve gerekli sabitleme işleminin yapılmaması nedeniyle, çalışmanın tamamlanmasından kısa bir süre sonra yoldan geçen bir aracın tekerleğinin kapağa çarpmasıyla kapak yerinden fırlamış ve araçta ağır maddi hasar meydana gelmiştir.

Bu olayda idarenin sorumluluğuna yol açan hizmet kusuru türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

İdare, rögarların onarımı hizmetini yerine getirmiş ancak bu işlemi teknik şartlara ve güvenlik kurallarına uygun yapmadığı için 'hizmetin kötü işlemesi' nedeniyle sorumlu tutulur.
Olayda belediye ekipleri, yolların bakımı ve güvenliği kapsamında bir hizmet yürütmüşlerdir. Ancak bu hizmetin yürütülmesi sırasında rögar kapaklarının tam olarak sabitlenmemesi, hizmetin teknik gerekliliklere ve beklenen özen seviyesine uygun olmadığını gösterir. Kamu hizmetinin var olmasına rağmen hatalı veya eksik yürütülmesi, doktrin ve yargı kararlarında 'hizmetin kötü işlemesi' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari faaliyetin varlığını tespit etmek
Belediye ekiplerinin sahada fiilen çalışma yaparak rögar kapaklarını değiştirdiği görülmektedir.
Hizmetin hiç işlememesi ile kötü işlemesi arasındaki farkı anlamak için idarenin bir eylemde bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
2
Faaliyetin niteliğini ve özen yükümlülüğünü analiz etmek
Kapakların sabitlenmemesi, kamu hizmetinin standartlara ve nesnellik ilkesine aykırı sunulduğunu gösterir.
Hizmetin eksik, sakat veya yetersiz sunulması, hizmet kusurunun 'kötü işleme' türünü oluşturur.

Anahtar Kavram

Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde ortaya çıkan nesnel bir sorumluluk halidir.
Soru 18Soru

İdare tarafından işletilen ve tüm teknik güvenlik önlemlerinin eksiksiz alındığı bir kamu parkında, çevresi 1,5 metre yüksekliğinde metal korkuluklarla kapatılmış ve üzerine görünür şekilde "Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır" ibareli uyarı levhaları yerleştirilmiş olan dekoratif fıskiye havuzunun bulunduğu alana; bir ziyaretçi bu engelleri aşarak fotoğraf çekmek amacıyla girmiş ve havuzun kenarında dengesini kaybederek düşmesi sonucu yaralanmıştır. İdare hukukundaki sorumluluk ilkeleri uyarınca, bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kesildiğinden, idarenin tazminat sorumluluğu tamamen ortadan kalkar.

Cevap

Zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kesmesi nedeniyle idarenin herhangi bir tazminat sorumluluğu doğmaz.
İdare hukukunda, idarenin mali sorumluluğunun doğabilmesi için yapılan idari işlem veya eylem ile ortaya çıkan zarar arasında bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Eğer ortaya çıkan zarar, idarenin aldığı tüm makul önlemlere rağmen tamamen zarar görenin kendi ağır kusurundan kaynaklanmışsa, bu durum illiyet bağını keser. Sorudaki olayda, idarenin fiziksel engeller ve uyarı levhaları ile gerekli tüm önlemleri aldığı görülmektedir. Ziyaretçinin bu engelleri aşması ağır kusur teşkil ettiğinden, idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin aldığı önlemleri ve zarar görenin davranışını analiz et.
İdare korkuluk ve tabela ile önlem almış; ziyaretçi ise bunları bilerek aşmıştır.
Kusur derecesini belirlemek için idarenin özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği kontrol edilmelidir.
2
Davranışın hukuki niteliğini belirle.
Zarar görenin bu davranışı 'ağır kusur' olarak nitelendirilir.
Alınan açık önlemlerin ihlali, sorumluluk hukukunda ağır kusur sayılır.
3
Ağır kusurun illiyet bağı üzerindeki etkisini değerlendir.
Ağır kusur, zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını keser.
Danıştay içtihatlarına göre illiyet bağı kesildiğinde idarenin mali sorumluluğundan söz edilemez.

Anahtar Kavram

Zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kesmesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin hiç önlem almadığı bir durumda zarar görenin kusurlu hareketinin tazminat miktarını nasıl etkileyeceğini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Devlet Su İşleri (DSI˙DSİ) tarafından işletilen bir sulama kanalında meydana gelen sızıntı nedeniyle tarım arazisi ve üzerindeki ürünleri zarar gören bir çiftçi, bu durumu 1515 Haziran 20252025 tarihinde fark etmiştir. Kanaldaki sızıntıya yol açan teknik arıza ise 2020 Eylül 20242024 tarihinde meydana gelmiştir. 25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (I˙YUKİYUK) hükümleri uyarınca, bu kişinin söz konusu zararın tazmini için tam yargı davası açmadan önce izlemesi gereken hukuki süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar gören çiftçi, eylemi ve zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemelidir.

Cevap

Zarar gören çiftçinin, eylemi ve zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemesi gerekmektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (I˙YUKİYUK) 1313. maddesine göre; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri zorunludur. Bu başvuru, tam yargı davası açılabilmesi için ön şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğinin belirlenmesi
Olay bir idari eylemden (sulama kanalı sızıntısı) kaynaklanan tam yargı davası konusudur.
İdarenin fiziki bir faaliyeti sonucunda meydana gelen zararlar idari eylem kategorisindedir.
2
Zorunlu idari başvuru şartının kontrolü
İYUK Madde 13 uyarınca tam yargı davası açılmadan önce idareye başvuru zorunludur.
Yasa koyucu, idarenin kendi hatasını dava açılmadan düzeltmesine imkan tanımak için bu şartı getirmiştir.
3
Zamanaşımı sürelerinin uygulanması
Öğrenme tarihinden (1515 Haziran 20252025) itibaren 11 yıl ve her halükarda eylem tarihinden (2020 Eylül 20242024) itibaren 55 yıl içinde başvuru yapılmalıdır.
Kanun, hem öğrenmeye dayalı nispi süreyi hem de olaya dayalı mutlak süreyi birlikte öngörmüştür.

Anahtar Kavram

İdari eylemlerden doğan tam yargı davalarında zorunlu idari başvuru ve süreleri (11 yıl - 55 yıl kuralı).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

1414 Ağustos 20252025 tarihinde bir büyükşehir belediyesine bağlı fen işleri ekiplerinin gerçekleştirdiği altyapı çalışması sırasında, kullanılan ağır iş makinesinin sarsıntısı nedeniyle yol kenarındaki özel bir mülke ait binanın taşıyıcı kolonlarında çatlaklar oluşmuştur. Bina sahibi oluşan bu zararı ve eylemi aynı gün fark etmiştir.

Bu olayda zarar gören bina sahibinin, uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla 25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (I˙YUKİYUK) uyarınca tam yargı davası açmadan önce izlemesi gereken zorunlu idari başvuru süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylemi ve zararı öğrendiği tarihten itibaren 11 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 55 yıl içinde ilgili belediyeye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemelidir.

Cevap

İdari eylemlerden dolayı zarar görenlerin, eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren 11 yıl ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 55 yıl içinde ilgili idareye başvurmaları zorunludur.
Doğru yanıt olan seçenek, 25772577 sayılı İYUK'un 1313. maddesindeki düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır. İdari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilen kişiler, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren 11 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 55 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemek zorundadırlar. Bu başvuru yapılmadan açılan davalar, 'idari merci tecavüzü' nedeniyle idareye tevdi edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğinin belirlenmesi
Olayda belediyenin bir çalışması (idari eylem) sonucu zarar oluşmuştur.
Tam yargı davasına konu olacak durumun bir idari işlemden mi yoksa eylemden mi kaynaklandığını belirlemek başvuru usulünü netleştirir.
2
Zorunlu idari başvuru kuralının uygulanması (I˙YUKİYUK md. 1313)
İdari eylemlerde doğrudan dava açılamaz; önce idareye başvurulması şarttır.
Kanun koyucu idareye, zararı dava sürecine girmeden sulhen giderme imkanı tanımıştır.
3
Zamanaşımı sürelerinin kontrol edilmesi
Süreler öğrenmeden itibaren 11 yıl, eylemden itibaren 55 yıldır.
25772577 sayılı Kanun'un 1313. maddesinde yer alan hak düşürücü sürelerin tespiti gerekir.

Anahtar Kavram

İdari Eylemlerde Zorunlu İdari Başvuru ve Zamanaşımı Süreleri

Daha Fazla Pratik

İdarenin başvuruyu zımnen reddetmesi durumunda (3030 gün sessiz kalması) dava açma süresinin ne zaman başlayacağını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 7Sonraki