İdarenin Sorumluluğu

125 soru

Soru 21Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran hallerden "mücbir sebep" ile "beklenmeyen hal" kavramları, hem doğuş kaynakları hem de hukuki sonuçları bakımından birbirinden ayrılmaktadır.

Buna göre, mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki farklar ve bu hallerin idarenin sorumluluğuna etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebepte olayın idarenin faaliyeti dışından kaynaklanması (dışsallık) şartı aranırken; beklenmeyen hal idarenin faaliyetinin içinden kaynaklanır ve idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Cevap

Mücbir sebep dışsallık özelliği taşırken, beklenmeyen hal idarenin faaliyetinin içinden kaynaklanır ve bu durum idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Doğru yanıt olan seçenek, mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki en temel ayrım olan 'dışsallık' (externality) unsuruna doğru vurgu yapmaktadır. Mücbir sebep idareye tamamen yabancı bir olay iken, beklenmeyen hal idarenin kendi organizasyonu veya kullandığı araçlardaki öngörülemeyen bir aksaklıktır. Bu nedenle beklenmeyen hal, idarenin kusuru olmasa dahi 'risk ilkesi' çerçevesindeki kusursuz sorumluluğunu sona erdirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kaynağını belirle.
Mücbir sebep idarenin faaliyeti dışındadır (deprem gibi). Beklenmeyen hal ise idarenin faaliyetinin içindedir (araç lastiğinin patlaması gibi).
Sorumluluğu kaldıran hallerin tasnifinde 'dışsallık' kriteri belirleyicidir.
2
Hukuki sonuçları ve illiyet bağını analiz et.
Mücbir sebep illiyet bağını tamamen keser. Beklenmeyen hal ise sadece 'hizmet kusuru'nu (kusurlu sorumluluğu) ortadan kaldırır.
İdarenin organizasyonu içindeki bir aksaklık (beklenmeyen hal), idarenin riskini üstlendiği bir durumdur; bu nedenle kusursuz sorumluluk devam eder.
3
Seçenekleri bu kriterlere göre değerlendir.
Doğru olan seçenek, mücbir sebebin dışsal olduğunu ve beklenmeyen halin içsel olup kusursuz sorumluluğu kaldırmadığını belirten seçenektir.
İdare hukukundaki yerleşik doktrin ve yargısal içtihatlar bu yöndedir.

Anahtar Kavram

Dışsallık (Externality) Kriteri
Soru 22Soru

İdare hukukunda hizmet kusuru; kamu hizmetinin kuruluşunda veya işleyişindeki bir aksaklığı ifade eder. Bu aksaklık; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde tezahür edebilir. Hizmetin kötü işlemesi, idarenin hizmeti sunarken gerekli özen ve dikkati göstermemesi veya organizasyonel eksiklikler nedeniyle hizmetin nesnel standartlara uygun yürütülememesidir.

Buna göre, aşağıdaki senaryolardan hangisi idarenin "hizmetin kötü işlemesi" nedeniyle tazminat ödemekle yükümlü olduğu bir durumu doğrudan örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet Hava Meydanları İşletmesi kontrolündeki bir havalimanında, pist üzerindeki teknik işaretlemelerin uluslararası standartlara aykırı yapılması ve pilotların uyarılmaması nedeniyle bir uçağın iniş sırasında kaza yapması.

Cevap

Havalimanındaki teknik işaretlemelerin standartlara aykırı yapılması ve pilotların uyarılmaması durumu 'hizmetin kötü işlemesi'dir.
Hizmetin kötü işlemesi; kamu hizmetinin sunulması sırasında idarenin organizasyonel bir hata yapması, teknolojik gelişmelere uyum sağlamaması veya mevzuatın öngördüğü mesleki/teknik standartların altında kalmasıdır. Havalimanındaki pist işaretlemelerinin standartlara aykırı olması, hizmetin var olduğunu ancak hatalı (kusurlu) yürütüldüğünü gösterir. Bu durum, idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğuna yol açan en klasik 'kötü işleme' örneklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet kusuru türlerini tanımlayın.
Hiç işleme (ihmal), geç işleme (gecikme), kötü işleme (kusurlu/eksik ifa).
Olaydaki idari eylemin hangi kategoriye girdiğini belirlemek için teorik çerçeve gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olay kurgularını eylem/zaman/kalite açısından analiz edin.
Havalimanı örneğinde hizmetin var olduğu ancak kalitesinin/standartlarının düşük olduğu saptanmıştır.
Kötü işleme, hizmetin sunuluyor olmasını ancak bunun hatalı veya eksik yapılmasını gerektirir.
3
Kusursuz sorumluluk hallerini eleyin.
Terörle mücadele zararları kusur şartı aranmaksızın sosyal risk ilkesine girer.
Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk arasındaki temel fark, idarenin davranışındaki sakatlıktır.

Anahtar Kavram

Hizmetin Kötü İşlemesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden olan 'Mücbir Sebep' ile 'Beklenmeyen Hal' arasındaki farkları gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 23Soru

Devlet Demir Yolları tarafından yürütülen bir hızlı tren hattı inşaatı sırasında, 2020 Mart 20202020 tarihinde meydana gelen bir patlama sonucunda Bay (K)'nın taşınmazının temelinde yapısal çatlaklar oluşmuştur. Bay (K), taşınmazındaki bu değer kaybının ve teknik arızaların söz konusu patlamadan kaynaklandığını, bir uzman bilirkişi raporu aracılığıyla 1010 Nisan 20252025 tarihinde kesin olarak öğrenmiştir. Bu gelişme üzerine Bay (K), 55 Mayıs 20252025 tarihinde ilgili idareye yazılı olarak başvurarak tazminat talebinde bulunmuştur. İdare, bu başvuruyu 2020 Mayıs 20252025 tarihinde "eylem üzerinden beş yıldan fazla süre geçtiği" gerekçesiyle reddetmiştir.

Buna göre, Bay (K) tarafından idari yargı yerinde açılacak bir tam yargı davasında mahkemenin vereceği karar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylem tarihinden itibaren beş yıllık mutlak hak düşürücü süre dolduktan sonra başvuru yapıldığı için dava süre aşımı nedeniyle reddedilir.

Cevap

İdari eylem tarihinden itibaren beş yıllık mutlak hak düşürücü süre dolduktan sonra başvuru yapıldığı için davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerekir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1313. maddesine göre, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, bu eylemleri ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren 11 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 55 yıl içinde ilgili idareye başvurmaları zorunludur. Olayda patlama (eylem) 2020 Mart 20202020 tarihinde gerçekleşmiş, başvuru ise bu tarihten 55 yıl geçtikten sonra (55 Mayıs 20252025) yapılmıştır. 1010 Nisan 20252025'teki öğrenme tarihi 11 yıllık süreyi başlatmış olsa da, 55 yıllık üst sınır aşıldığı için hak arama yolu kapanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirle
Dava konusu bir idari eylemden (patlama) kaynaklanan tam yargı davasıdır.
Tam yargı davalarında dava açma usulü, zararın bir idari işlemden mi yoksa eylemden mi kaynaklandığına göre farklılık gösterir.
2
Uygulanacak kanun maddesini tespit et
2577 sayılı İYUK m. 13 hükümleri uygulanır.
İdari eylemlerden doğan zararların tazmini için dava açmadan önce idareye zorunlu başvuru süreci bu maddede düzenlenmiştir.
3
Kanuni süreleri somut olaya uygula
Patlama tarihi 2020 Mart 20202020'dir. Beş yıllık mutlak süre 2020 Mart 20252025 tarihinde sona ermiştir.
Kanun, öğrenme tarihinden itibaren 11 yıl dese de, "her halde" ifadesiyle eylemden itibaren 55 yıllık bir üst sınır çizmiştir.
4
Başvuru tarihini kontrol et
Bay (K), 55 Mayıs 20252025 tarihinde başvurmuştur; bu tarih 55 yıllık sürenin dışındadır.
Başvuru süresi geçirildikten sonra yapılan müracaatlar, dava açma süresini canlandırmaz ve dava süre aşımından reddedilir.

Anahtar Kavram

İdari eylemlerden kaynaklanan tazminat taleplerinde 1 ve 5 yıllık zorunlu başvuru süreleri.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemler ile idari eylemler arasındaki tam yargı davası açma prosedürü farklarını (İYUK m. 12 vs m. 13) karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

İdarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü ve herhangi bir hukuka aykırılık barındırmayan faaliyetleri sonucunda toplumun geneli fayda sağlarken, bu faaliyetin belirli bir kişi veya grup üzerinde "özel ve olağanüstü" bir yük oluşturması durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelir. Bu durum, idarenin kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan "fedakarlığın denkleştirilmesi" düşüncesine dayanmaktadır.

Buna göre, "Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi"ni, kusursuz sorumluluğun diğer bir türü olan "Tehlike (Risk) İlkesi"nden ayıran temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zararın kaynağının idarenin tehlikeli bir faaliyeti veya aracı değil, doğrudan doğruya hukuka uygun bir idari işlem veya eylem olması

Cevap

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesini risk ilkesinden ayıran temel fark, zararın idarenin tehlikeli faaliyetlerinden değil, doğrudan hukuka uygun bir işlem veya eyleminden (örneğin imar planı değişikliği veya yol yapımı) kaynaklanmasıdır.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinin (fedakarlığın denkleştirilmesi) en karakteristik özelliği, idarenin faaliyetinin tamamen hukuka uygun olmasıdır. Zarar, idarenin tehlikeli bir aracından veya riskli bir yönteminden değil, toplumun geneline fayda sağlayan yasal bir tasarrufunun (örneğin bir köprü inşaatı nedeniyle bir dükkanın yolunun uzun süre kapanması) belirli bir kişiye yüklediği ağır külfetten doğar. Tehlike (Risk) ilkesinde ise odak noktası faaliyetin 'hukuka uygunluğu' değil, faaliyetin kendisinin doğası gereği 'tehlikeli' olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kusursuz sorumluluk hallerini sınıflandır
Kusursuz sorumluluk; Risk İlkesi, Sosyal Risk İlkesi ve Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi olarak üçe ayrılır.
Soruda istenen ayrımı yapabilmek için temel kategorileri belirlemek gerekir.
2
Risk İlkesi ve Eşitlik İlkesi'nin dayanaklarını karşılaştır
Risk ilkesinde idarenin yürüttüğü 'tehlikeli' faaliyetler (silah kullanımı, patlayıcılar vb.) esas alınırken, Eşitlik ilkesinde idarenin 'hukuka uygun' ve genel yarar sağlayan faaliyetleri esas alınır.
Her iki ilke de kusursuzluğa dayanır ancak zararı doğuran olayın niteliği farklıdır.
3
Fedakarlığın denkleştirilmesi kavramını analiz et
Hukuka uygun bir işlemden dolayı sadece belirli bir kişinin zarar görmesi, o kişinin toplum adına özel bir fedakarlıkta bulunduğu anlamına gelir ve bu durum eşitlik ilkesini doğurur.
Özel ve olağanüstü zarar kriteri, eşitlik ilkesinin ayırt edici unsurudur.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde, idarenin mali sorumluluğunun asli ve genel dayanağını teşkil eden 'hizmet kusuru' kavramının hukuki niteliği ve uygulama kriterlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru; idarenin sunduğu hizmetin organizasyon, gözetim ve işleyiş aşamalarındaki nesnel bozuklukları ifade eden, faili belirsiz (anonim) olsa dahi idarenin sorumluluğunu doğuran ve kamu görevlisinin sübjektif niyetinden bağımsız gelişen bir 'organizasyonel yetersizlik' halidir.

Cevap

Hizmet kusuru; idarenin sunduğu hizmetin organizasyon, gözetim ve işleyiş aşamalarındaki nesnel bozuklukları ifade eden, faili belirsiz (anonim) olsa dahi idarenin sorumluluğunu doğuran ve kamu görevlisinin sübjektif niyetinden bağımsız gelişen bir 'organizasyonel yetersizlik' halidir.
İdare hukukunda hizmet kusuru anlayışı, kusuru kamu görevlisinden alıp hizmetin kendisine yükleyen nesnel ve anonim bir sistemdir. Danıştay, idareyi bir 'organizasyon' olarak görür ve bu organizasyonun kurulumu, donanımı veya işleyişindeki her türlü nesnel eksikliği hizmet kusuru sayar. Bu tanım, kamu görevlisinin sübjektif kusurundan bağımsız bir sorumluluk alanı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet kusurunun temel özelliklerini analiz et.
Hizmet kusuru, kamu görevlisinin şahsından bağımsız, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumunda ortaya çıkan anonim bir kusurdur.
Kusurun aidiyetini ve niteliğini doğru saptamak için bu ayrım gereklidir.
2
Danıştay içtihatlarındaki 'Nesnellik' ve 'Anonimlik' ilkelerini değerlendir.
İdarenin sorumlu olması için bir personelin kusurlu niyetinin ispatlanması gerekmez; hizmetin gereği gibi yürütülmemesi yeterlidir.
Bu durum idarenin mali sorumluluğunun kamu görevlisinin kişisel sorumluluğundan farkını ortaya koyar.
3
Hizmet kusuru kriterlerini (hiç işlememe, geç işleme, kötü işleme) süzgeçten geçir.
Hizmetin teknik imkansızlıklar, personel yetersizliği veya gözetim eksikliği nedeniyle aksaması hizmet kusuruna vücut verir.
Seçeneklerdeki 'sadece yasal süre' veya 'sadece usul sakatlığı' gibi sınırlayıcı ifadelerin yanlış olduğunu teyit eder.
4
Hizmetle bağlantılı kişisel kusur ve hizmet kusuru ilişkisini karşılaştır.
Hizmetten tamamen ayrılabilen (görev dışı) kusurlar kişisel kusur iken, hizmetle ilgili olanlar idareyi de sorumlu kılar.
C seçeneğinin neden yanlış olduğunu hukuki olarak açıklar.

Anahtar Kavram

Hizmet kusurunun nesnel ve anonim niteliği ile organizasyon kusuru karakteri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 26Soru

İdare tarafından hukuka aykırı olarak mühürlenen bir ticari işletme, mühürlü kaldığı süre boyunca faaliyet yürütememiş, bu durum hem işletmenin planlanan kârından mahrum kalmasına hem de işletme sahibinin ticari itibarının sarsılmasına neden olmuştur.

Bu olaydaki zararların tazmini ve kapsamı dikkate alındığında, idare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin sorumluluğunda geçerli olan "tam tazmin" ilkesi, işletmenin mahrum kaldığı kârın tazminini de kapsar; ancak bu kârın "gerçek ve kesin" nitelikte olması şart olup, tazminat miktarından işletmenin kapalı olduğu sürede tasarruf ettiği personel ve enerji gibi giderlerin mahsup edilmesi sebepsiz zenginleşme yasağının bir gereğidir.

Cevap

İdarenin tam tazmin yükümlülüğü, gerçek ve kesin olan kâr mahrumiyetini kapsarken, sebepsiz zenginleşmeyi önlemek adına tasarruf edilen giderlerin mahsup edilmesini gerektirir.
İdarenin hukuki sorumluluğunda, zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin tamamen giderilmesi (tam tazmin) esas iken, bu işlemin zarar görenin malvarlığında haksız bir artışa (sebepsiz zenginleşme) yol açmaması gerekir. Bu nedenle, işletmenin mühürlü kaldığı süre boyunca elde edeceği kesin kâr hesaplanırken, bu kârı elde etmek için katlanmak zorunda kalacağı ancak işletme kapalı olduğu için ödemediği giderlerin toplam miktardan düşülmesi (mahsup) zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın niteliğini belirleme
Zarar hem maddi (kâr kaybı) hem de manevidir.
İşletmenin kapalı kalması malvarlığı üzerinde, itibarın sarsılması ise kişilik hakları üzerinde zarar doğurur.
2
Kâr mahrumiyetinin tazmin edilebilirlik şartını uygulama
Kâr mahrumiyetinin "gerçek ve kesin" olması şartı aranır.
İdari yargıda "umulan kâr" (spekülatif beklenti) tazmin edilmez; tazminat için zararın objektif verilere dayanması gerekir.
3
Tam tazmin ve sebepsiz zenginleşme dengesini kurma
Maddi tazminat miktarından tasarruf edilen kalemler (personel, elektrik vb.) düşülür (mahsup).
Kişinin idari eylem sonucunda, eylem hiç olmasaydı elde edeceği durumdan daha iyi bir duruma gelmesi engellenmelidir.

Anahtar Kavram

Tam Tazmin ve Sebepsiz Zenginleşme Yasağı Dengesi

Daha Fazla Pratik

Tam yargı davalarında tazminatın hesaplanma tarihi (karar tarihi mi, olay tarihi mi) ve faiz başlangıç ilkelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 27Soru

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) personeli tarafından düzenlenen bir arama-kurtarma tatbikatı sırasında; tüm teknik bakımları yapılmış olan ve standartlara uygun işletilen yüksek basınçlı hidrolik kesme cihazının, çalışma mekanizmasındaki dahili basınç artışı nedeniyle aniden infilak ederek bir izleyicinin yaralanmasına yol açması durumunda, idarenin herhangi bir ihmali veya denetim eksikliği bulunmasa dahi ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulmasının hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Risk İlkesi (Tehlike İlkesi)

Cevap

İdarenin tehlikeli araç ve yöntemler kullanarak yürüttüğü faaliyetlerden doğan zararlar, herhangi bir kusur kanıtlanamasa bile 'Risk İlkesi (Tehlike İlkesi)' uyarınca tazmin edilir.
İdarenin yürüttüğü kamu hizmetlerinde kullandığı tehlikeli araçlar (örneğin patlayıcı maddeler, yüksek basınçlı cihazlar, silahlar) doğası gereği bir risk barındırır. Bu araçların işletilmesi sırasında ortaya çıkan zararlar, idarenin bir hatası veya ihmali (hizmet kusuru) olmasa dahi 'Risk İlkesi' uyarınca tazmin edilmelidir. Olayda AFAD'ın kullandığı cihazın patlaması, bu faaliyetin yapısal riskinden kaynaklandığı için idare kusursuz sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zarar verici aracın niteliğini analiz etme
Zarara yol açan yüksek basınçlı hidrolik kesme cihazı, bünyesinde patlama ve yaralama potansiyeli barındıran 'tehlikeli bir araç' niteliğindedir.
Risk ilkesinin uygulanabilmesi için zararın idarenin yürüttüğü tehlikeli bir faaliyetten veya kullandığı tehlikeli nesnelerden kaynaklanması gerekir.
2
Kusur ve dışsal faktörlerin varlığını kontrol etme
İdarenin bir ihmalinin olmadığı (hizmet kusuru yok) ve mücbir sebep gibi dışsal bir faktörün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kusursuz sorumlulukta, zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağı olması yeterlidir; idarenin hatalı davranması şart değildir.
3
Hukuki ilkeyi tespit etme
Tehlikeli bir nesnenin işletilmesinden kaynaklanan bu zarar, Danıştay içtihatları doğrultusunda Risk İlkesi kapsamında değerlendirilir.
İdare, toplum yararına yürüttüğü faaliyetlerde kullandığı tehlikeli yöntemlerin riskini üstlenmek zorundadır.

Anahtar Kavram

İdarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyetler veya bulundurduğu tehlikeli araçlar (ateşli silahlar, patlayıcılar, yüksek gerilim hatları vb.) nedeniyle oluşan zararlarda, idarenin kusuru olmasa dahi sorumlu tutulması 'Risk İlkesi' (Tehlike İlkesi) olarak adlandırılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 28Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan haller kapsamında incelenen "mücbir sebep" ve "beklenmeyen hal" kavramlarının nitelikleri ile doğurdukları hukuki sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep, olayın idarenin faaliyet alanı dışından gelmesi (dışsallık) özelliğiyle beklenmeyen halden ayrılır ve idarenin hem kusurlu hem de kusursuz sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır.

Cevap

Mücbir sebep, olayın idarenin faaliyet alanı dışından gelmesi (dışsallık) özelliğiyle beklenmeyen halden ayrılır ve idarenin hem kusurlu hem de kusursuz sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır.
Mücbir sebep, idarenin faaliyet alanı dışından kaynaklanan (dışsallık), önceden öngörülemeyen ve karşı konulamayan bir olaydır. Bu nitelikleri sayesinde illiyet bağını keserek idarenin hem kusurlu hem de kusursuz sorumluluk hallerinde mali sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırır. Beklenmeyen hal ise idarenin faaliyet alanı içinde gerçekleştiği için bu derece geniş bir koruma sağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kaynağının (dışsallık) belirlenmesi
Mücbir sebep idarenin faaliyet alanı dışından (doğa olayları, savaş vb.) gelirken, beklenmeyen hal idarenin kendi faaliyetinin içinden (araç arızası, malzeme yorulması vb.) kaynaklanır.
Dışsallık, mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki en temel ayrım noktasıdır.
2
İlliyet bağı üzerindeki etkinin analizi
Mücbir sebep dışsal olduğu için zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını keser. Beklenmeyen hal ise faaliyet içi olduğundan illiyet bağını kesmez.
Sorumluluğun kalkması için illiyet bağının kesilmesi gerekir.
3
Sorumluluk türlerine etkisinin değerlendirilmesi
Mücbir sebep hem kusura dayalı hem kusursuz sorumluluğu kaldırırken; beklenmeyen hal sadece kusur bulunmadığını kanıtlar, ancak kusursuz sorumluluk (risk ilkesi) devam eder.
Kusursuz sorumlulukta idare, kusuru olmasa bile faaliyetinden kaynaklanan riskler nedeniyle sorumlu tutulduğu için içsel olaylar (beklenmeyen hal) sorumluluğu kaldırmaz.

Anahtar Kavram

Dışsallık kriterinin illiyet bağı ve kusursuz sorumluluk rejimi üzerindeki etkisi

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk ilkeleri (risk ve sosyal risk) ile mücbir sebep arasındaki ilişkiyi vakalar üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 29Soru

İl Emniyet Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan bir mühimmat deposunda, tüm periyodik bakımların zamanında yapılmasına, teknik güvenlik standartlarının eksiksiz uygulanmasına ve personelin hiçbir ihmali bulunmamasına rağmen, depolanan patlayıcı maddelerin tabiatından kaynaklanan aşırı hassasiyet nedeniyle ani bir patlama meydana gelmiştir. Bu patlama sonucunda deponun yakınındaki özel bir mülkte ağır maddi hasar oluşmuştur. Danıştay içtihatları çerçevesinde, idarenin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen bu zararı tazmin etmesi gerektiğini belirleyen hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Risk (Tehlike) ilkesi

Cevap

İdarenin tehlikeli araç veya maddeleri kullanmasından doğan kusursuz sorumluluğunu ifade eden Risk (Tehlike) ilkesidir.
Risk (Tehlike) ilkesi, idarenin yürüttüğü hizmetlerin doğası gereği barındırdığı olağan dışı tehlikelerin gerçekleşmesi durumunda, idarenin kusuru olmasa bile ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulmasını sağlar. Mühimmat deposu işletmek, silah kullanmak veya patlayıcı madde bulundurmak gibi faaliyetler 'tehlike ilkesi' kapsamında değerlendirilir ve bu durumlarda meydana gelen kazalarda idare, objektif sorumluluk esaslarına göre tazminat öder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zarar verici etkenin niteliğini belirlemek.
Zararın kaynağı idarenin kontrolündeki patlayıcı maddelerdir (mühimmat).
Risk ilkesinin uygulanabilmesi için ortada tehlikeli bir nesne veya faaliyet bulunmalıdır.
2
İdarenin kusur durumunu analiz etmek.
İdarenin ve personelin hiçbir kusurunun olmadığı (tüm önlemlerin alındığı) tespit edilmiştir.
Kusur bulunmadığı için idarenin sorumluluğu ancak kusursuz sorumluluk halleri (risk veya sosyal risk gibi) ile açıklanabilir.
3
Uygun kusursuz sorumluluk ilkesini seçmek.
Zarar, idarenin yürüttüğü faaliyetin içsel bir riskinden kaynaklandığı için 'Risk İlkesi' uygulanır.
Zarar dışsal bir toplumsal olaydan değil, idarenin kendi tehlikeli aracından kaynaklanmaktadır.

Anahtar Kavram

Risk (Tehlike) İlkesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluğunun diğer bir ayağı olan 'Sosyal Risk' ilkesinin hangi durumlarda (örneğin terör eylemleri) devreye girdiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

Emniyet teşkilatı bünyesinde görev yapan bir polis memurunun, rutin devriye görevi esnasında belinde taşıdığı ve tüm periyodik bakımları zamanında yapılmış olan hizmet silahının, üretim hatasından kaynaklanan mekanik bir arıza sonucu aniden ateş alması neticesinde yoldan geçen bir vatandaşın yaralanması durumunda; idarenin personel seçimi veya hizmetin işleyişinde herhangi bir ihmali saptanmasa dahi meydana gelen zararı tazmin etmekle yükümlü tutulması, aşağıdaki kusursuz sorumluluk ilkelerinden hangisinin doğrudan bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Risk (Tehlike) İlkesi

Cevap

İdarenin tehlikeli araç ve gereçlerinden kaynaklanan ve kusur şartı aranmaksızın doğan sorumluluğu ifade eden Risk (Tehlike) İlkesi doğru cevaptır.
Risk ilkesi (tehlike ilkesi), idarenin bünyesinde bulundurduğu patlayıcı maddeler, silahlar veya yürüttüğü tehlikeli faaliyetler sırasında, idarenin hiçbir kusuru (hizmet kusuru) olmasa dahi oluşan zararlardan sorumlu tutulmasını sağlar. Olayda silahın mekanik arızası idarenin organizasyonel bir hatası değil, aracın doğasında bulunan bir riskin gerçekleşmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zarara yol açan aracın niteliği belirlenmelidir.
Zarar, idarenin kamu hizmetinde kullandığı bir hizmet silahından (tehlikeli araç) kaynaklanmıştır.
Risk ilkesinin uygulanabilmesi için zararın idarenin yürüttüğü tehlikeli bir faaliyetten veya kullandığı tehlikeli bir nesneden doğması gerekir.
2
İdarenin kusur durumunun varlığı incelenmelidir.
Soruda periyodik bakımların yapıldığı ve idarenin herhangi bir ihmalinin bulunmadığı belirtilmiştir.
İdarenin kusuru bulunmadığında, sorumluluğun devam edebilmesi için 'kusursuz sorumluluk' hallerinden birine dayanılması zorunludur.
3
Olayın mahiyeti ile kusursuz sorumluluk türleri eşleştirilmelidir.
Tehlikeli bir araçtan (silah) kaynaklanan öngörülemeyen teknik arıza sonucu oluşan zarar, doğrudan 'Risk İlkesi' kapsamına girer.
Danıştay içtihatlarına göre idare, bünyesinde bulundurduğu tehlikenin sonucuna, kusuru olmasa dahi katlanmak zorundadır.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda risk ilkesi, idarenin tehlikeli faaliyetleri veya tehlikeli araçları (silah, mühimmat, yüksek gerilim hattı vb.) nedeniyle kusuru olmasa dahi ortaya çıkan zararlardan sorumlu tutulmasıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 31Soru

Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen bir baraj inşaatı projesi kapsamında, teknik standartlara uygun şekilde depolanan ve her türlü güvenlik önlemi alınan patlayıcı maddelerin bulunduğu alanda, idarenin herhangi bir kusuru veya ihmali saptanamayan bir patlama meydana gelmiştir. Bu patlama sonucunda, inşaat sahasına komşu arazide bulunan bir vatandaşın traktörü ve tarım ürünleri tamamen kullanılamaz hale gelmiştir. Danıştay içtihatları ve idare hukuku prensipleri dikkate alındığında, bu olayda idarenin tazminat sorumluluğunun temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyet veya bünyesinde bulundurduğu tehlikeli araçlar nedeniyle doğan 'Risk İlkesi'

Cevap

İdarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyet veya bünyesinde bulundurduğu tehlikeli araçlar nedeniyle doğan 'Risk İlkesi'
İdarenin yürüttüğü faaliyet veya kullandığı araçlar doğası gereği yüksek risk taşıyorsa (patlayıcı madde, silahlı güç kullanımı, yüksek gerilim hattı vb.), bu riskin gerçekleşmesi sonucu doğan zararlardan idare, kusuru olmasa dahi sorumludur. Buna 'Risk İlkesi' veya 'Tehlike İlkesi' denir. Soruda patlayıcı maddelerin depolanması ve patlaması bu ilkenin klasik bir uygulama alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyeti analiz etme
Zarar, DSİ'nin yürüttüğü baraj inşaatı ve bu sırada kullanılan patlayıcı maddelerden kaynaklanmıştır.
Sorumluluk türünü belirlemek için önce zararın kaynağı olan faaliyetin niteliği (tehlikeli/rutin) saptanmalıdır.
2
Kusur durumunu inceleme
İdarenin tüm önlemleri aldığı ve herhangi bir kusurunun bulunmadığı saptanmıştır.
İdare hukukunda kusursuz sorumluluk hallerinden birinin (Risk veya Sosyal Risk) uygulanıp uygulanmayacağını belirlemek için kusur şartı aranır.
3
Uygun hukuk kuralını eşleştirme
Tehlikeli araç (patlayıcı) kullanımı sonucu doğan kusursuz zarar 'Risk İlkesi' (Tehlike İlkesi) kapsamına girer.
Danıştay, mühimmat depoları, barajlar ve silahlı hizmetler gibi tehlikeli faaliyetlerden doğan zararları bu ilkeye dayandırır.

Anahtar Kavram

Kusursuz Sorumluluk: Risk İlkesi

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden biri olan 'mücbir sebep' durumunda risk ilkesinin uygulanıp uygulanamayacağını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na (İYUK) göre, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren tazminat talebiyle idareye başvurmaları gereken süre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1 yıl

Cevap

İdari eylemleri öğrenme tarihinden itibaren idareye başvuru süresi bir yıldır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların tam yargı davası açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin incelenmesi
İdari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenlerin, eylemi öğrenmeleri üzerine bir yıl içinde idareye başvurmalarının zorunlu olduğu tespit edilir.
Tam yargı davası açılmadan önce idareye başvurulması bir dava şartıdır.
2
Öğrenme ve eylem tarihi arasındaki ayrımın yapılması
Öğrenme tarihinden itibaren sürenin 1 yıl, her halükarda eylem tarihinden itibaren sürenin 5 yıl olduğu sonucuna varılır.
Kanun koyucu, kişinin zararı öğrenmesi durumunda daha kısa (1 yıl), öğrenememesi durumunda ise daha uzun (5 yıl) bir hak düşürücü süre öngörmüştür.

Anahtar Kavram

İdari eylemlerde zorunlu idari başvuru ve süreleri
Tahmini Süre:45s
Soru 33Soru

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları uyarınca, idarenin mali sorumluluğunu etkileyen hallerden biri olan "zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar görenin ağır kusuru, idari faaliyet ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağını kesen bir sebep olarak idarenin tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabilir.

Cevap

Zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını keserek idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabileceğini belirten ifade doğrudur.
İdare hukukunda illiyet bağı, idarenin faaliyeti ile ortaya çıkan zarar arasındaki köprüdür. Eğer zarar gören kişi, idarenin tüm uyarılarına ve güvenlik önlemlerine rağmen ağır bir kusur işleyerek zararın doğmasına bizzat ve tek başına sebep olmuşsa, bu durum illiyet bağını keser. İlliyet bağı kesildiğinde idareye yüklenebilecek bir nedensellik kalmadığı için idarenin mali sorumluluğu da tamamen ortadan kalkar.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin sorumluluğu için gereken şartları belirle.
İdari bir eylem/işlem, bir zarar ve bu ikisi arasında 'illiyet bağı' (nedensellik bağı) bulunmalıdır.
Sorumluluğun doğması için illiyet bağı vazgeçilmez bir unsurdur.
2
Dışsal faktörlerin (zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru) illiyet bağına etkisini analiz et.
Zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru eğer çok yoğunsa (ağır kusur) ve zararın asıl sebebini oluşturuyorsa, idarenin faaliyeti ile zarar arasındaki bağ kopar.
Bağın kopması, idarenin hukuki olarak zarardan sorumlu tutulamaz hale gelmesi demektir.
3
Kusur derecesinin (ağır/hafif) hukuki sonuçlarını ayırt et.
Ağır kusur sorumluluğu tamamen kaldırabilirken, hafif kusur genellikle sadece tazminat miktarında indirim (kısmi sorumluluk) yapılmasını gerektirir.
Hukuk sisteminde zarara katılım oranına göre adil bir dağılım yapılması esastır.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda illiyet bağını kesen haller ve zarar görenin kusurunun sorumluluğa etkisi.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran diğer bir hal olan 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen hal' arasındaki farklara çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

İdarenin kamu yararı amacıyla yürüttüğü hukuka uygun bir faaliyetin sonucunda, bu faaliyetin sağladığı yarardan toplumun geneli faydalanırken; faaliyetin doğurduğu külfetlerin sadece belirli bir kişi veya grup üzerinde 'özel ve olağanüstü' bir zarar şeklinde yoğunlaşması durumunda, 'fedakarlığın denkleştirilmesi' esasına dayanarak idarenin kusuru olmaksızın bu zararı tazmin etmesi yükümlülüğü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi

Cevap

Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi
Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi, idarenin tamamen hukuka uygun bir şekilde yürüttüğü kamu hizmeti faaliyetleri sırasında, bazı vatandaşların diğerlerinden daha ağır ve özel bir yüke (zarara) katlanmak zorunda kalması durumunda, bu eşitsizliğin giderilmesi için idarenin tazminat ödemesini öngören kusursuz sorumluluk ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin veya eylemin hukuki niteliğini tespit edin.
İşlem veya eylemin 'hukuka uygun' olduğu belirlenmiştir.
Bu ilkenin en temel şartı, idarenin hukuka aykırı bir davranışının bulunmamasıdır.
2
Oluşan zararın kapsamını ve etkisini analiz edin.
Zararın 'özel ve olağanüstü' (normal külfet sınırlarını aşan) olduğu görülmektedir.
Herkesin katlandığı genel külfetler tazmin edilmez; sadece belirli kişi üzerinde yoğunlaşan ağır zararlar bu kapsama girer.
3
Hukuki dayanağı (doktriner esası) belirleyin.
Dayanak 'fedakarlığın denkleştirilmesi' kavramıdır.
Kamu yararı için bir kişinin yaptığı fedakarlığın, o yarardan faydalanan tüm topluma (idare aracılığıyla) paylaştırılması gerekir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kusursuz Sorumluluk)

Alternatif Yöntem

Zararın kaynağına (hukuka uygun işlem) ve zararın niteliğine (özel ve ağır) odaklanarak diğer kusursuz sorumluluk hallerini eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 35Soru

Bir devlet hastanesinde gerçekleştirilen cerrahi müdahale sırasında, ameliyat ekibinin dikkatsizliği sonucu hastanın vücudunda tıbbi malzeme unutulması ve bu durumun hastada ciddi bir enfeksiyona yol açması, idarenin sorumluluğu açısından aşağıdaki hizmet kusuru türlerinden hangisinin kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin kötü işlemesi

Cevap

Hizmetin kötü işlemesi
Hizmetin kötü işlemesi kavramı, idarenin bir kamu hizmetini yürütürken hizmetin gereklerine, nesnel kurallara veya teknik verilere aykırı davranması durumunu ifade eder. Örnek olayda ameliyatın yapılmış olması hizmetin sunulduğunu, ancak tıbbi malzemenin unutulmuş olması bu hizmetin sakat/hatalı sunulduğunu gösterir. Bu nedenle durum, hizmetin kötü işlemesi kapsamında bir hizmet kusurudur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyeti analiz etme
İdare (devlet hastanesi) bir kamu hizmeti (sağlık) sunmuş, ancak bu sunum sırasında teknik bir hata (tıbbi malzeme unutulması) yapılmıştır.
Zararın kaynağının hizmetin sunuluş biçimi olup olmadığını belirlemek gerekir.
2
Hizmet kusuru türleri ile karşılaştırma
Hizmetin sunulmuş olması ancak gereği gibi (hatalı/eksik) sunulması 'hizmetin kötü işlemesi' kategorisine girer.
Hizmet kusuru; hiç işlememe, geç işleme ve kötü işleme olarak üçe ayrılır.

Anahtar Kavram

Hizmetin kötü işlemesi, kamu hizmetinin standartlara, bilimsel verilere veya idarenin kendi kurallarına aykırı şekilde sunulmasıdır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin hizmet kusuru ile personelin kişisel kusuru arasındaki ayrımı incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

İdarenin doğrudan bir eylemi veya işlemi olmamasına rağmen; toplumda meydana gelen terör olayları, kitle gösterileri veya toplumsal kargaşalar sonucunda ortaya çıkan zararların, 'sosyal dayanışma' esasına dayalı olarak devletçe karşılanmasını öngören kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal risk ilkesi

Cevap

Sosyal risk ilkesi
Sosyal risk ilkesi, idarenin doğrudan bir eylemi bulunmasa dahi toplumdaki huzur ve güvenin bozulması (terör, ayaklanma vb.) nedeniyle oluşan zararları sosyal dayanışma gereği tazmin etmesini öngörür. Bu ilke uyarınca, idare ile zarar arasındaki illiyet bağı gevşemiş olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın kaynağını tespit et.
Zarar, idarenin kendi işlemi değil, toplumsal kargaşa veya terör olayları nedeniyle ortaya çıkmıştır.
Sorumluluk türünü belirlemek için zararı doğuran olayın niteliği analiz edilmelidir.
2
İlliyet bağı ve dayanağı değerlendir.
İlliyet bağı gevşemiştir ve tazminat 'sosyal dayanışma' ilkesine dayanmaktadır.
Sosyal risk ilkesini diğer kusursuz sorumluluk hallerinden ayıran en temel özellik illiyet bağının gevşekliği ve toplumsal niteliktir.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi
Soru 37Soru

İdarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde, meydana gelen bir zararın idari yargıda tazmin edilebilir nitelikte kabul edilebilmesi için taşıması gereken özelliklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zararın tazmin edilebilmesi için gerçek ve kesin olması, hukuken korunan meşru bir menfaati ihlal etmesi ve idari eylem veya işlem ile zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunması gerekir.

Cevap

Zararın; gerçek, kesin, meşru bir menfaate yönelik ve idari faaliyetle doğrudan illiyet bağı içinde olması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
İdare hukukunda bir zararın tazmin edilebilmesi için 'gerçek' (fiilen var olan), 'kesin' (muhakkak gerçekleşmiş), 'doğrudan' (idari faaliyetin sonucu olan) ve 'meşru' (hukuken korunan bir hak veya menfaat) olması zorunludur. Bu unsurlardan birinin eksikliği durumunda idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Zarar kavramının idare hukukundaki hukuki tanımını analiz edin.
Zararın tazmin edilebilmesi için muhakkak (gerçek ve kesin), doğrudan ve hukuken korunan bir menfaate (meşru) yönelik olması gerektiği sonucuna ulaşılır.
İdarenin her türlü olumsuz etkisi değil, sadece hukuki standartları karşılayan kayıplar tazminat hukuku kapsamına girer.
2
Tazminatın kapsamını (maddi/manevi) ve sınırlayıcı ilkeleri değerlendirin.
Tazminatın hem fiili zararı hem kâr mahrumiyetini kapsadığı, ancak bir zenginleşme aracı olamayacağı (sebepsiz zenginleşme yasağı) saptanır.
Tazminatın amacı, zarara uğrayan kişinin mal varlığında veya manevi dünyasında meydana gelen eksilmeyi gidermek, onu eski haline döndürmektir; ek kazanç sağlamak değildir.
3
İlliyet bağı kavramını denetleyin.
Zarar ile idarenin faaliyeti arasında kopmaz bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması gerektiği teyit edilir.
Dışsal etkenler (mücbir sebep, üçüncü kişinin kusuru vb.) illiyet bağını kestiğinde idarenin sorumluluğu ortadan kalkar.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda tazmin edilebilir zararın nitelikleri ve tam yargı davasının esası.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

İdare hukukunda kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'sosyal risk ilkesi' ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal olaylar veya terör eylemleri sonucunda oluşan zararların, idarenin eylemiyle doğrudan bağı kurulmasa dahi 'sosyal dayanışma' gereği tüm topluma paylaştırılmasına dayanır.

Cevap

Toplumsal olaylar veya terör eylemleri sonucunda oluşan zararların, idarenin eylemiyle doğrudan bağı kurulmasa dahi 'sosyal dayanışma' gereği tüm topluma paylaştırılmasına dayanır.
Sosyal risk ilkesi, idarenin doğrudan bir kusuru veya işlemi olmasa dahi, toplumda meydana gelen terör veya toplumsal olaylar sonucunda ortaya çıkan zararların, sosyal dayanışma ilkesi gereği devletçe karşılanmasını esas alır. Bu ilke kapsamında, klasik sorumluluk hukukundaki doğrudan illiyet bağı şartı aranmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluğun türünü belirle.
Sosyal risk ilkesi, idarenin kusursuz sorumluluk hallerinden biridir.
İdarenin herhangi bir kusuru olmasa dahi tazminat yükümlülüğünün doğup doğmadığını anlamak için gereklidir.
2
Uygulama şartlarını ve olay türünü analiz et.
İlke; terör olayları, kitle gösterileri ve toplumsal kargaşalar gibi idarenin doğrudan bir eylemi olmaksızın gelişen olaylarda uygulanır.
Bu ilkeyi diğer sorumluluk türlerinden ayıran temel özellik 'toplumsal bünye' kaynaklı zararlardır.
3
Hukuki dayanağı ve illiyet bağı kuralını değerlendir.
Zarar ile idari faaliyet arasındaki klasik illiyet bağının aranmadığı, sosyal dayanışma esasına dayanıldığı sonucuna varılır.
Danıştay içtihatlarıyla gelişen bu ilke, toplumsal barışı ve adaleti sağlamayı amaçlar.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi ve Sosyal Dayanışma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru

BOTAŞ tarafından işletilen yüksek basınçlı bir doğalgaz ana iletim hattında, periyodik bakım çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen ve işin doğası gereği yüksek risk teşkil eden basınç testleri sırasında; tüm teknik standartlara uyulmasına ve idarenin herhangi bir ihmali bulunmamasına rağmen, aşırı basınç yüklemesinin yarattığı sarsıntı sebebiyle hattın yakınındaki bir seranın camları kırılmış ve içerideki hassas ürünler zarar görmüştür. Bu olayda idarenin tazminat sorumluluğunun temel hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz sorumluluk: Risk ilkesi; zira idarenin bünyesinde tehlike barındıran bir faaliyetinden dolayı kusuru olmasa dahi sorumluluğu doğmuştur.

Cevap

İdarenin tehlikeli bir faaliyeti (yüksek basınç testi) sırasında, kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan sorumlu tutulması 'Risk İlkesi' uyarıncadır.
Doğru yanıt olan seçenek, idarenin yürüttüğü yüksek riskli bir faaliyetten (tehlike ilkesi) kaynaklanan zararların, idarenin hizmet kusuru bulunmasa dahi tazmin edilmesi gerektiğini ifade eden 'Risk İlkesini' doğru tanımlamaktadır. Olaydaki yüksek basınçlı testler, idarenin denetimindeki tehlikeli bir sürecin sonucudur ve bu riskin gerçekleşmesi idarenin kusursuz sorumluluğunu doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayda idarenin bir hizmet kusuru (ihmal, hata, gecikme) olup olmadığını tespit edin.
Metne göre idare tüm standartlara uymuştur ve kusuru yoktur; bu durumda kusurlu sorumluluk elenir.
Sorumluluk hukukunda öncelikle kusurun varlığına bakılır.
2
Zarara yol açan faaliyetin niteliğini analiz edin.
Yüksek basınçlı doğalgaz testi, doğası gereği 'tehlikeli faaliyet' (tehlike ilkesi) kapsamında değerlendirilir.
Tehlikeli araçlar veya yöntemler kullanan idare, bu riskin gerçekleşmesinden sorumlu tutulur.
3
Kusursuz sorumluluk türleri arasında ayrım yapın.
Zarar idarenin kendi tehlikeli faaliyetinden doğduğu için Risk İlkesi uygulanır.
Sosyal risk toplumsal olayları, eşitlik ilkesi ise hukuka uygun işlemlerin genel sonuçlarını kapsar.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda risk ilkesi, idarenin bünyesinde tehlike barındıran faaliyetleri veya kullandığı tehlikeli araçlar (patlayıcılar, silahlar, yüksek basınç vb.) nedeniyle, kusuru olmasa dahi ortaya çıkan zararları tazmin etmesi esasına dayanır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden olan 'Mücbir Sebep' ile 'Beklenmeyen Hal' arasındaki dışsallık farkını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 40Soru

1982 Anayasası'nın 129. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." hükmü uyarınca; idarenin sorumluluğu, kişisel kusur - hizmet kusuru ayrımı ve rücu mekanizması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusur nedeniyle açılacak tazminat davasının muhatabı doğrudan idaredir; ancak idare, ödediği tazminatı görevlinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurunun bulunması hâlinde ilgiliye rücu etmekle yükümlüdür.

Cevap

Kamu görevlisinin yetkisini kullanırken verdiği zararlarda dava doğrudan idareye karşı açılmalı; idare ise ödediği tazminatı, görevlinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurunun varlığı halinde ilgiliye rücu etmekle yükümlü tutulmalıdır.
Doğru ifadeye göre, Anayasa'nın 129/5. maddesi uyarınca kamu görevlilerinin yetki kullanımı sırasındaki tüm kusurlarından doğan tazminat davaları sadece idareye karşı açılabilir. Bu anayasal kural vatandaşı korurken, idarenin ödediği bu bedeli 'kişisel kusuru' bulunan memura rücu etmesi ise kamu kaynaklarının korunması ve sorumluluk ilkesi gereği bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasal kuralın (Madde 129/5) kapsamını belirle.
Kamu görevlilerinin yetki kullanımı sırasındaki kusurları için 'doğrudan görevliye dava açılamaz', dava 'ancak idare aleyhine' açılabilir.
Vatandaşı kamu görevlisinin mali gücüyle kısıtlamamak ve devlet güvencesi sağlamak.
2
Kişisel kusur ve hizmet kusuru ayrımını yap.
Hizmet kusuru idarenin anonim sorumluluğudur; kişisel kusur ise memurun hizmetten ayrılabilen (kast, ağır ihmal, görevi kötüye kullanma vb.) davranışıdır.
Rücu hakkının doğup doğmadığını belirlemek.
3
Rücu mekanizmasının niteliğini değerlendir.
İdare ödediği tazminatı, kişisel kusuru olan memura yansıtmalıdır. Bu durum, kamu zararının engellenmesi adına idare için bir yükümlülüktür.
Kamu görevlisinin mali sorumluluğunu sağlamak ve rasyonel yönetim ilkesini işletmek.

Anahtar Kavram

Anayasa 129/5 kapsamındaki 'Dava Açma Zorunluluğu' ve 'Rücu Yükümlülüğü'

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunda 'sosyal risk ilkesi' ile 'hizmet kusuru' arasındaki farkları inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 7Sonraki