Kamu Hizmetleri ve Kolluk

137 soru

Soru 1Soru

İdare hukukunda kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden olan 'iltizam usulü' ile 'ruhsat (izin) usulü' karşılaştırıldığında; bu yöntemlerin hukuki niteliği, mültezimin mali yükümlülükleri ve hizmetin kuruluş biçimine dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İltizam usulünde mültezim, idareye maktu bir bedel ödemeyi taahhüt ederek hizmetin gelirlerini toplama hakkını bir sözleşme ile elde ederken; ruhsat usulünde hizmetin yürütülmesine dair yetki, idarenin tek taraflı bir şart-işlemiyle özel kişiye tanınır.

Cevap

İltizam usulünün bir sözleşmeye ve maktu bedele dayanması, ruhsat usulünün ise tek taraflı bir idari işlem olması.
İltizam usulü, bir idari sözleşme ile mültezimin idareye sabit bir bedel ödeyerek hizmetin yönetimini ve gelirlerini üstlenmesini ifade ederken; ruhsat usulü, idarenin tek taraflı bir idari işlemi (şart-işlem) ile özel kişilere belirli bir faaliyeti yürütme izni vermesidir. Bu temel ayrım, yöntemlerin hem hukuki kaynağını hem de taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirler.

Adım Adım Çözüm

1
İltizam usulünün hukuki yapısını analiz et.
İltizam, mültezim ile idare arasında yapılan ve mültezimin idareye sabit bir bedel (iltizam bedeli) ödemesi karşılığında hizmet gelirlerini toplamasını sağlayan bir idari sözleşmedir.
Yöntemin mali ve hukuki temelini belirlemek için gereklidir.
2
Ruhsat (izin) usulünün hukuki yapısını analiz et.
Ruhsat, idarenin tek taraflı bir işlemiyle, belirli şartları taşıyan özel kişilere bir kamu hizmetini yürütme yetkisi vermesidir; kural olarak bir sözleşme içermez.
Yöntemler arasındaki hukuki işlem türü farkını ortaya koymak için gereklidir.
3
Mali risk ve denetim farklarını değerlendir.
İltizamda mültezim mali riski üstlenir. Ruhsatta da özel kişi riski üstlenir ancak idareye maktu bir hizmet bedeli ödeme zorunluluğu yöntemin tanımı gereği mevcut değildir.
Seçeneklerdeki yanlış yönlendirmeleri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kamu hizmeti görülüş usullerinde sözleşmesel (bilateral) ve tek taraflı (unilateral) işlem ayrımı.

Daha Fazla Pratik

İmtiyaz usulü ile iltizam usulü arasındaki 'yatırım (tesis) zorunluluğu' ve 'süre' farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2Soru

44584458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca gümrük sahalarında eşya ve kişilerin denetimi ile kaçakçılıkla mücadele görevi Gümrük Muhafaza birimlerine (Özel İdari Kolluk) verilmiştir. Bununla birlikte, bir liman sahasında genel asayişin ve kamu güvenliğinin korunması amacıyla İl Valisi (Genel İdari Kolluk Makamı), genel kolluk birimlerinin de söz konusu sahada kontrol noktaları oluşturmasına karar vermiştir. Kolluk yetkilerinin yarışması (concurrence) ilkesi çerçevesinde bu duruma ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel kolluk yetkisinin bulunması, genel kolluğun kamu düzenini sağlama konusundaki asli ve genel yetkisini ortadan kaldırmaz; her iki makam kendi görev alanları çerçevesinde yetkilerini kullanabilir.

Cevap

Özel kolluk yetkisinin bulunması, genel kolluğun kamu düzenini sağlama konusundaki asli ve genel yetkisini ortadan kaldırmaz; her iki makam kendi görev alanları çerçevesinde yetkilerini kullanabilir.
İdare hukukunda 'kolluk yetkilerinin yarışması' ilkesi uyarınca, bir alanda özel kolluğun görevlendirilmiş olması genel kolluğun o alana girmesini engellemez. Özel kolluk (Gümrük Muhafaza) kendi teknik alanında 'lex specialis' gereği öncelikli olsa da, genel kolluk (Vali/Emniyet) genel asayişi korumak amacıyla her zaman yetkilidir ve bu iki yetki aynı anda (yarışarak) varlığını sürdürür.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk birimlerinin niteliğini belirlemek
Gümrük Muhafaza 'Özel İdari Kolluk', Vali ve bağlı birimler 'Genel İdari Kolluk' statüsündedir.
Yetki çatışması veya yarışması durumunda makamların hukuki niteliği kuralı belirler.
2
Yarışan yetki (concurrence) kuralını uygulamak
Özel kolluk, kendi uzmanlık alanında (gümrük işlemleri) yetkili olsa da; genel kolluk, genel asayiş ve güvenlik konularında her zaman yetkilidir.
İdare hukukunda genel kolluk yetkisi 'asli ve genel', özel kolluk yetkisi ise 'istisnai ve sınırlı'dır.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 3Soru

Kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden biri olan "kamu hizmeti imtiyazı" ve bu kapsamda akdedilen sözleşmelerin hukuki rejimi dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet adına imtiyaz verme yetkisi Cumhurbaşkanı'na, mahalli idareler adına imtiyaz verme yetkisi ise mülki idare amiri sıfatıyla Vali'ye aittir.

Cevap

Mahalli idarelerde imtiyaz verme yetkisinin Valiye ait olduğunu savunan ifade yanlıştır; bu yetki mahalli idare meclislerine aittir.
Mahalli idareler (belediyeler ve il özel idareleri) adına kamu hizmeti imtiyazı verme yetkisi, bu idarelerin karar organları olan Belediye Meclisi veya İl Genel Meclisi'ne aittir. Valiler mülki idare amiri olup merkezden yönetim temsilcisidir; yerinden yönetim kuruluşları adına bu tip temel tasarruflarda bulunamazlar. Bu nedenle mahalli idarelerde yetkinin Vali'de olduğunu belirten ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sözleşmenin hukuki niteliğini belirle.
İmtiyaz sözleşmeleri birer idari sözleşmedir ve idari yargıya tabidir.
İdarenin üstün yetkilerini içermesi ve kamu hizmetine ilişkin olması nedeniyle özel hukuk sözleşmelerinden ayrılır.
2
Usul kurallarını analiz et.
Danıştay görüşü zorunludur ancak bağlayıcı değildir.
Anayasa m. 155, imtiyaz sözleşmeleri için Danıştay'ın görüşünün alınmasını şart koşar.
3
Yetki unsurunu kontrol et.
Merkezde Cumhurbaşkanı, mahalli idarelerde ise Belediye veya İl Genel Meclisi yetkilidir.
Yetki paralelliği ve kanuni düzenlemeler gereği, mahalli idarelerin karar organları meclisleridir, yürütme organı olan valilik değildir.

Anahtar Kavram

İmtiyaz usulünde yetki ve usul kuralları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

Bir ilçede kamu düzenini ve genel asayişi korumak amacıyla yol kontrolü gerçekleştiren emniyet ekipleri, rutin durdurma ve kimlik kontrolü işlemi sırasında bir araçta uyuşturucu madde ve ruhsatsız ateşli silah ele geçirmiştir. Bu durum üzerine görevliler, şüpheli şahsı gözaltına almış ve suç delillerini muhafaza altına alarak adli süreci başlatmışlardır.

Bu olayda gerçekleştirilen faaliyetlerin hukuki niteliği ve bağlı oldukları makamlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yol kontrolü ve kimlik sorgulaması idari kolluk faaliyeti olup mülki idare amirinin sorumluluğunda; suç delillerinin bulunmasından sonraki işlemler ise adli kolluk faaliyeti olup Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları altındadır.

Cevap

Yol kontrolü ve kimlik sorgulaması suç öncesi önleyici nitelikte olduğu için idari kolluk faaliyetidir ve mülki idare amirine (kaymakam/vali) bağlıdır; suç unsuru bulunduktan sonraki bastırıcı işlemler ise adli kolluk faaliyetidir ve Cumhuriyet savcısının talimatıyla yürütülür.
Doğru cevap, idare hukuku öğretisindeki temel ayrımı yansıtmaktadır: Suç işlenmesini önlemek ve asayişi sağlamak amacıyla yapılan ilk müdahale (kimlik kontrolü) idari kolluktur ve idari makamlara (mülki amir) tabidir. Bir suçun işlendiğine dair emarelerin (silah, uyuşturucu) bulunmasıyla başlayan ikinci aşama ise adli kolluktur ve yargı makamlarına (savcılık) tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamadaki faaliyetin amacını belirle.
Yol kontrolü ve kimlik sorgulaması suçun işlenmesini önleme ve kamu düzenini sağlama amacı taşıdığı için 'idari kolluk' faaliyetidir.
İdari kolluk, suç işlenmeden önce devreye giren önleyici bir mekanizmadır.
2
İkinci aşamadaki faaliyetin amacını belirle.
Uyuşturucu ve silah bulunmasından sonraki işlemler suçun kanıtlarını toplama ve şüpheliyi yakalama amacı taşıdığı için 'adli kolluk' faaliyetidir.
Adli kolluk, suç işlendikten sonra faillerin ve delillerin tespiti için bastırıcı nitelikte çalışır.
3
Denetim makamlarını eşleştir.
İdari kolluk mülki idare amirine (kaymakam/vali), adli kolluk ise Cumhuriyet savcısına bağlı olarak çalışır.
Anayasal ve yasal çerçevede bu iki kolluk türünün yönetim ve denetim mercileri farklılaştırılmıştır.

Anahtar Kavram

İdari ve Adli Kolluk Ayrımı

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk işlemlerine karşı açılan davaların görevli yargı kolu ile adli kolluk işlemlerinin denetimindeki farklılıkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

İdare hukukunda kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden biri olan 'kamu hizmeti imtiyazı' ve bu kapsamda akdedilen imtiyaz sözleşmelerinin hukuki rejimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Danıştay'ın imtiyaz sözleşmesi taslakları hakkında bildirdiği düşünce, idare açısından bağlayıcı bir onay niteliğindedir ve idare bu görüşün aksine bir sözleşme metni imzalayamaz.

Cevap

Danıştay'ın imtiyaz sözleşmeleri hakkındaki görüşünün bağlayıcı olduğunu ifade eden seçenek yanlıştır; çünkü bu görüş zorunlu olsa da 'istişari' (danışma amaçlı) niteliktedir.
Danıştay'ın imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki incelemesi anayasal bir zorunluluktur (usul şartıdır) ancak bu inceleme sonucunda ortaya çıkan 'düşünce' (görüş), idareyi içerik olarak bağlamaz. İdare, Danıştay'ın olumsuz görüşüne rağmen sorumluluğu kendisine ait olmak üzere sözleşmeyi eski haliyle imzalayabilir. Bu nedenle görüşün bağlayıcı bir onay olduğunu belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İmtiyaz sözleşmesinin hukuki niteliğini belirle.
İdari sözleşmedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olup idareye üstün yetkiler tanır.
2
Danıştay'ın süreçteki rolünü analiz et.
Görüş bildirme görevi vardır.
Anayasa madde 155 uyarınca imtiyaz sözleşmeleri hakkında Danıştay görüşü zorunlu bir danışma mekanizmasıdır.
3
Görüşün bağlayıcılığını değerlendir.
İstişari niteliktedir.
İdare görüşü almak zorundadır (usul sakatlığı olmaması için) ancak içeriğiyle bağlı değildir.

Anahtar Kavram

İmtiyaz Sözleşmelerinde Danıştay Görüşünün Mahiyeti

Daha Fazla Pratik

İmtiyaz usulü ile 'Yap-İşlet-Devret' modeli arasındaki farkları, özellikle Danıştay görüşünün gerekip gerekmediği açısından inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Bir il merkezinde görev yapan polis ekipleri, çevre sakinlerinin şikayeti üzerine gürültü kirliliğini önlemek amacıyla umuma açık bir eğlence mekanında ses ölçümü ve ruhsat kontrolü gerçekleştirmektedir. Kontrol esnasında mekanın deposunda gizlenmiş paketler halinde uyuşturucu madde tespit edilmiş ve durum üzerine ekipler şüphelileri gözaltına alarak olay yerinde delil toplama işlemlerine başlamıştır.

Bu olaydaki kolluk faaliyetlerinin hukuki niteliği ve denetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ses ölçümü ve ruhsat kontrolü aşaması, kamu düzenini korumaya yönelik "önleyici" bir idari kolluk faaliyeti olup mülki idare amirinin sorumluluğundadır.

Cevap

Ses ölçümü ve ruhsat kontrolü gibi faaliyetler suç işlenmeden önce kamu düzenini sağlamaya yönelik önleyici faaliyetler olduğu için idari kolluktur ve mülki amire bağlıdır.
Doğru ifade, ses ölçümü ve ruhsat kontrolünün 'önleyici' nitelikte bir idari kolluk faaliyeti olduğunu ve bu aşamada sorumluluğun mülki idare amirinde (vali veya kaymakam) olduğunu belirtmektedir. İdare hukuku ilkelerine göre, henüz bir suçun varlığı tespit edilmeden önce kamu düzenini korumaya yönelik yapılan her türlü rutin denetim idari kolluk faaliyeti olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin başlangıç amacını belirle.
Ses ölçümü ve ruhsat kontrolü, kamu düzenini (sessizlik ve mevzuata uygunluk) sağlamaya yöneliktir.
Henüz bir suç işlenmeden önce yapılan bu tür denetimler idari (önleyici) kolluk kapsamındadır.
2
Faaliyetin dönüşüm (geçiş) noktasını tespit et.
Uyuşturucu madde bulunmasıyla birlikte süreç idari kolluktan adli kolluğa evrilmiştir.
Bir suçun işlendiğine dair somut delil elde edildiği andan itibaren amaç suçun soruşturulması (bastırıcı) olur.
3
Süreçteki makam ve yetki ayrımını analiz et.
İdari aşamada mülki amir (vali/kaymakam), adli aşamada ise Cumhuriyet savcısı yetkilidir.
İdari kolluk idari makamlara, adli kolluk ise adli makamlara bağlıdır.

Anahtar Kavram

İdari ve adli kolluk arasındaki temel fark, faaliyetin zamanı ve amacıdır (suç öncesi/önleyici vs. suç sonrası/bastırıcı).

Daha Fazla Pratik

Adli kolluk personelinin kimler olduğu ve bu personelin soruşturma sırasındaki sorumluluklarını incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Kamu hizmetlerinin özel kişilerce yürütülme usullerinden biri olan 'kamu hizmeti imtiyazı' ve bu kapsamda akdedilen sözleşmelerin hukuki rejimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşmenin 'intuitu personae' (şahsa bağlılık) niteliği, imtiyaz sahibi özel kişi ile idare arasındaki güven ilişkisine dayandığından, imtiyazcı sözleşmeden doğan hak ve borçlarını idarenin onayı olmaksızın serbestçe devredebilir.

Cevap

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri 'intuitu personae' (şahsa bağlılık) niteliği taşıdığından, imtiyaz sahibinin sözleşmeyi idarenin izni olmaksızın devredebilmesi hukuken mümkün değildir.
İmtiyaz sözleşmelerinin en temel özelliklerinden biri 'intuitu personae' (şahsa bağlılık) niteliğidir. Bu ilke uyarınca, idare hizmeti kime gördürteceğini seçerken o kişinin mali gücünü, teknik donanımını ve liyakatini dikkate alır. Dolayısıyla, imtiyaz sahibinin idarenin onayı ve izni olmadan sözleşmeyi bir başkasına devretmesi mümkün değildir; aksine bir durum kamu hizmetinin aksamasına neden olabileceği için hukuken geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
İmtiyaz sözleşmesinin hukuki niteliğini belirle.
İdari sözleşme.
İdare ile özel kişi arasında kamu hizmetinin yürütülmesine dair akdedilen ve tek taraflı değişiklik imkânı tanıyan sözleşmelerdir.
2
Sözleşmenin kuruluş aşamasındaki zorunlu unsurları kontrol et.
Danıştay görüşü zorunludur.
Anayasa m. 155 uyarınca, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz sözleşmeleri hakkında Danıştay'ın 2 ay içinde düşüncesini bildirmesi anayasal bir şarttır.
3
Sözleşmenin 'intuitu personae' özelliğini analiz et.
Şahsa bağlılık ilkesi gereği devir yasağı veya idari izin şartı.
İdare, hizmeti yürütecek kişiyi seçerken onun teknik ve mali yeterliliğini esas alır; bu nedenle kişi izinsiz olarak yerini başkasına bırakamaz.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmelerinin Hukuki Rejimi ve Şahsa Bağlılık İlkesi
Soru 8Soru

Türkiye'de kamu hizmetlerinin gördürülmesinde başvurulan Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Yap-İşlet (Yİ) gibi yeni yöntemlerin hukuki rejimi ile ilgili olarak 1999 yılı Anayasa değişiklikleri ve güncel mevzuat hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1999 Anayasa değişikliği sonrasında Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet sözleşmeleri kural olarak özel hukuk sözleşmesi sayıldığından, bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı görevlidir.

Cevap

1999 Anayasa değişikliği ve ilgili yasalar (3996 ve 4283 sayılı kanunlar) uyarınca bu sözleşmeler özel hukuk sözleşmesi niteliğinde kabul edilir ve uyuşmazlıklar adli yargıda görülür.
Doğru seçenek, 1999 Anayasa değişikliği sonrasında Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet modelleri kapsamında imzalanan sözleşmelerin kural olarak özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu ve bu nedenle uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı olduğunu belirten ifadedir. Bu düzenleme, projelerin finansmanını ve hukuki güvenliğini artırmak amacıyla yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Modellerin hukuki niteliğinin tespiti
Yap-İşlet-Devret (3996 s.K.) ve Yap-İşlet (4283 s.K.) modelleri, 1999 Anayasa değişikliği sonrası 'özel hukuk sözleşmesi' olarak tanımlanmıştır.
Bu yöntemlerin idari sözleşme (imtiyaz) sayılmasından kaynaklanan Danıştay incelemesi ve idari yargı denetimi engellerini aşmak amacıyla yasal statüleri değiştirilmiştir.
2
Yargı yolunun belirlenmesi
Özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar kural olarak adli yargı (hukuk mahkemeleri) yerinde çözülür.
İdari sözleşmeler idari yargıya, özel hukuk sözleşmeleri ise adli yargıya tabidir.
3
Danıştay'ın rolünün incelenmesi
Danıştay artık bu sözleşmeleri 'incelemek' yerine sadece 'görüş (düşünce) bildirmek' ile görevlidir.
1999 Anayasa değişikliği ile Danıştay'ın imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki yetkisi daraltılmıştır.

Anahtar Kavram

1999 Anayasa Değişikliği ve Yeni Yöntemlerin Özel Hukuk Niteliği

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri ile YİD sözleşmeleri arasındaki farkları (idari yargı vs. adli yargı) karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Bir büyükşehir belediyesi, mülkiyetindeki modern tıbbi atık sterilizasyon tesisinin işletilmesini, bu alandaki teknik tecrübesi nedeniyle özel bir şirkete devretmiştir. Yapılan sözleşme uyarınca, tesisin elektrik, su ve personel giderleri dahil tüm işletme masrafları belediye tarafından karşılanmakta; yönetici şirkete ise sunduğu yönetim hizmeti karşılığında sabit bir ücret ile verimliliğe dayalı bir prim ödenmektedir. Buna göre, tıbbi atık hizmetinin yürütülmesinde kullanılan usul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müşterek emanet usulü

Cevap

Müşterek emanet usulü
Müşterek emanet usulünün en belirgin özellikleri; hizmet için gerekli tüm tesis ve sermayenin idareye ait olması, işletme giderlerinin idarece karşılanması (mali riskin idarede kalması) ve hizmetin yönetiminin uzmanlığı nedeniyle bir özel hukuk kişisine devredilerek karşılığında bu kişiye ücret ödenmesidir. Soruda verilen sterilizasyon tesisi örneği bu tanımla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sermaye ve riskin kime ait olduğunu belirleyin.
Tesisin mülkiyeti belediyeye aittir ve tüm giderler belediye bütçesinden karşılanmaktadır; dolayısıyla mali risk idarededir.
Emanet ve müşterek emanet usullerinde mali risk her zaman idarededir.
2
Hizmetin kim tarafından yönetildiğini analiz edin.
Hizmetin yönetimi, teknik uzmanlığı nedeniyle özel bir şirkete (yöneticiye) bırakılmıştır.
Hizmetin bizzat idarece değil de bir uzman yönetici aracılığıyla yürütülmesi müşterek emaneti emanet usulünden ayırır.
3
Yöneticinin nasıl ücretlendirildiğini kontrol edin.
Yöneticiye hizmeti karşılığında sabit ücret ve prim ödenmektedir.
Müşterek emanette yönetici kar-zarara ortak olmaz, idareden hizmet bedeli alır.

Anahtar Kavram

Müşterek emanet usulünde, tesis ve sermaye idareye ait olup, işletme maliyeti ve riski idare üzerindedir; ancak yönetim, teknik uzmanlığı olan bir özel kişiye bir ücret karşılığında devredilir.

Daha Fazla Pratik

Müşterek emanet ile imtiyaz arasındaki 'mali riskin kime ait olduğu' farkını pekiştirmek için imtiyaz sözleşmelerinin süre ve kar-zarar yapısını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Bir büyükşehir belediyesi, toplu taşıma hizmetlerinde artan akaryakıt ve işletme maliyetlerini gerekçe göstererek, belediye meclisi kararı ve ilgili mevzuat çerçevesinde tam bilet ücretlerine zam yapmış, ancak öğrenci abonman ücretlerini sabit tutmuştur. Bir grup vatandaş, kamu hizmetlerinin 'bedelsizlik' ilkesi gereği tamamen ücretsiz olması gerektiğini, bir grup ise 'nesnellik' ilkesi gereği öğrencilere ayrıcalık tanınamayacağını ileri sürerek dava açmıştır.

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, belediyenin bu uygulaması ve ileri sürülen itirazlarla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bedelsizlik ilkesi mutlak bir kural olmadığından, iktisadi nitelikteki kamu hizmetlerinden kanuni dayanakla ücret alınması ve sosyal amaçla belirli gruplara indirim uygulanması hukuka uygundur.

Cevap

Kamu hizmetlerinde bedelsizlik ilkesinin mutlak olmadığı, kanuni dayanakla özellikle iktisadi hizmetlerden ücret alınabileceği ve nesnellik ilkesinin haklı nedenlerle yapılan sosyal indirimlere engel teşkil etmediği değerlendirmesi doğrudur.
İdare hukukunda kamu hizmetlerine hâkim olan bedelsizlik (meccanilik) ilkesi mutlak değildir. Özellikle iktisadi, ticari ve teknik nitelik taşıyan kamu hizmetlerinde (belediye otobüsü, su, elektrik vb.) hizmetin maliyetine katılımı sağlamak amacıyla kanunla belirlenen bir bedel alınması hukuka uygundur. Ayrıca nesnellik (tarafsızlık) ilkesi, hizmetten yararlananlar arasında haklı bir neden olmaksızın ayrım yapılmasını yasaklar; ancak öğrencilere indirim yapılması gibi sosyal devlet gereği olan 'haklı nedenli farklılaştırmalar' bu ilkeye aykırılık teşkil etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki uyuşmazlığın kamu hizmeti ilkeleri (bedelsizlik ve nesnellik) açısından hukuki niteliğini saptamak.
Belediyenin ulaşım hizmetini ücretli sunması 'bedelsizlik', öğrenciler için farklı tarife uygulaması ise 'nesnellik' ilkesi kapsamındadır.
Soruda hem hizmetin maliyeti hem de kullanıcılar arasındaki ayrım tartışılmaktadır.
2
Bedelsizlik ilkesinin sınırlarını ve iktisadi kamu hizmetlerindeki uygulamasını değerlendirmek.
İktisadi kamu hizmetlerinde (ulaşım, su vb.) yararlananlardan maliyete katılım veya ücret alınması, bedelsizlik ilkesinin yasal bir istisnasıdır.
Sosyal devlet anlayışında temel hizmetler kural olarak ücretsizdir ancak maliyetli teknik hizmetlerde kanunla ücret öngörülebilir.
3
Nesnellik ilkesinin 'eşitlik' ve 'farklılaştırma' arasındaki dengesini analiz etmek.
Nesnellik (tarafsızlık), haklı bir nedene (öğrencilik statüsü) dayanan indirimli tarifeleri engellemez; bu durum 'eşitler arasında eşitlik' kuralına uygundur.
Kamu hizmetlerinde sosyal adalet amacıyla yapılan kategorik indirimler nesnellik ilkesine aykırı değil, onun tamamlayıcısıdır.

Anahtar Kavram

Bedelsizlik ve Nesnellik İlkelerinin Sınırları

Daha Fazla Pratik

İktisadi kamu hizmetleri ile idari kamu hizmetleri arasındaki ayrımı ve bu ayrımın bedelsizlik ilkesine etkisini inceleyen sorular çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

İdare hukukunda kamu hizmetlerinin yürütülmesine hâkim olan temel ilkeler (süreklilik, değişebilirlik, nesnellik, bedelsizlik) dikkate alındığında, bu ilkelerin kapsamı ve uygulanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süreklilik ilkesinin doğal bir sonucu olarak kamu hizmetleri sadece devletin kendi personeli ve araçlarıyla (emanet usulü) yürütülmek zorundadır; hizmetin özel kişilere devredilmesi bu ilkenin ihlali sayılır.

Cevap

Kamu hizmetlerinin sadece devletin kendi personeli eliyle yürütülmek zorunda olduğunu ve özel kişilere devrin süreklilik ilkesine aykırı olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi, hizmetin kesintisiz ve düzenli bir biçimde sunulmasını ifade eder. Ancak bu ilke, hizmetin mutlaka idare tarafından (emanet usulüyle) yürütülmesini zorunlu kılmaz. İdare, kamu hizmetlerini kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri veya ruhsat usulü gibi yöntemlerle özel hukuk kişilerine de gördürebilir. Bu durumda da hizmetin sürekliliği ilkesi geçerliliğini korur ve idarenin denetim sorumluluğu devam eder. Dolayısıyla, hizmetin özel kişilere devredilmesini süreklilik ilkesinin ihlali olarak niteleyen ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmeti ilkelerinin tanımlarını hatırla.
Süreklilik hizmetin kesintisizliğini, değişebilirlik güncellenmesini, nesnellik eşitliği, bedelsizlik ise kural olarak ücretsizliği ifade eder.
İlkelerin temel kapsamını belirlemek seçenekleri analiz etmek için gereklidir.
2
Kamu hizmetlerinin görülüş usullerini değerlendir.
Kamu hizmetleri emanet (idare eliyle), imtiyaz (özel kişi eliyle), iltizam veya ruhsat usulüyle görülebilir.
Hizmetin kimin tarafından yürütüldüğü ile hizmetin süreklilik zorunluluğu farklı kavramlardır.
3
Süreklilik ilkesi ile işletme usulü arasındaki ilişkiyi kur.
Bir hizmetin özel hukuk kişisi tarafından yürütülmesi (örneğin elektrik dağıtımı), o hizmetin kamu hizmeti niteliğini değiştirmez ve süreklilik yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Hizmetin özel kişiye devri süreklilik ilkesinin ihlali değil, hizmetin sunuluş biçimindeki bir tercihtir.

Anahtar Kavram

Kamu hizmetlerinin görülüş usulleri ve süreklilik ilkesi ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden olan 'İmtiyaz' ve 'Müşterek Emanet' arasındaki farkları inceleyerek süreklilik ilkesinin bu usullerdeki yansımalarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

Bir belediye meclisi, yerel turizmi canlandırmak amacıyla ilçe parklarında akşam saatlerinde mangal yakılmasına izin veren bir düzenleme kabul etmiştir. Ancak aynı ilin valisi, orman yangınları riskinin artması ve genel güvenliğin korunması gerekçesiyle il genelindeki tüm açık alanlarda ve parklarda mangal yakılmasını süresiz olarak yasaklamıştır.

Bu çatışma durumunda, ilgili belediye sınırları içerisindeki parklarda hangi makamın kararı uygulanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Valiliğin yasaklama kararı esas alınır; çünkü genel kolluk makamları, özel kolluk makamlarının aldığı önlemleri kamu düzeni lehine ağırlaştırabilir.

Cevap

Valiliğin yasaklama kararı esas alınır; çünkü genel kolluk makamları, özel kolluk makamlarının aldığı önlemleri kamu düzeni lehine ağırlaştırabilir.
İdare hukukunda genel kolluk makamları (Vali ve Kaymakam), özel veya mahalli kolluk makamlarının (Belediye gibi) önceden aldığı kararları kamu düzenini daha etkin korumak amacıyla ağırlaştırabilir. Senaryoda valinin getirdiği tam yasak, belediyenin getirdiği izinli durumdan daha kısıtlayıcı (ağır) olduğu için hukuk düzeni kamu güvenliği adına valiliğin kararının uygulanmasını zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarının niteliğini ve yetki türünü belirleyin.
Vali genel kolluk makamıdır, belediye ise mahalli (özel) kolluk makamıdır.
Yetki çatışmasının çözümünde makamların türü ve yetki kapsamı belirleyicidir.
2
Kolluk yetkilerinin yarışması kuralını olaya uygulayın.
Genel kolluk makamı, özel kolluk makamının kararını daha sıkı hale getirebilir (ağırlaştırabilir) ancak hafifletemez.
Kamu düzeninin korunmasında daha üst düzeyde kısıtlama sağlayan kural, toplum güvenliği lehine tercih edilir.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışması ve Ağırlaştırma Kuralı
Tahmini Süre:45s
Soru 13Soru

1982 Anayasası ve idare hukuku ilkeleri çerçevesinde, kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden biri olan "kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri"nin hukuki rejimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğindedir; imzalanmadan önce Danıştay'ın düşüncesinin alınması zorunludur ve sözleşme "şahsa sıkı sıkıya bağlı" (intuitu personae) bir yapıya sahip olduğundan idarenin izni olmaksızın devredilemez.

Cevap

İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğinde olup, imzalanmadan önce Danıştay'ın düşüncesinin alınması zorunludur ve intuitu personae niteliği gereği idarenin izni olmaksızın devredilemez.
İmtiyaz sözleşmeleri, idari sözleşmelerin tipik bir örneğidir. Anayasa'nın 155. maddesi gereği, bu sözleşmeler imzalanmadan önce Danıştay'ın incelemesinden geçmesi ve görüşünün alınması anayasal bir zorunluluktur. Ayrıca, idare işletmeciyi 'güven' esasına (intuitu personae) göre seçtiği için, işletmeci bu hakkı idarenin rızası olmadan başkasına devredemez.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki niteliği belirle
İdari sözleşme
Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olması ve idareye üstün yetkiler tanıması nedeniyle özel hukuk sözleşmesi değil, idari sözleşmedir.
2
Danıştay'ın rolünü kontrol et
Düşünce bildirme (İstişari görüş)
1982 Anayasası'nın 155. maddesi uyarınca, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında Danıştay'ın düşüncesinin alınması zorunludur.
3
Sözleşmenin şahsi niteliğini değerlendir
İntuitu personae
İdare, işletmeciyi kişisel yetenekleri, mali gücü ve teknik becerisine güvenerek seçtiği için sözleşme kendiliğinden devredilemez; devir için idarenin onayı şarttır.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmelerinin Hukuki Rejimi

Daha Fazla Pratik

İmtiyaz sözleşmelerinde 'tahkim' şartının varlığı durumunda Danıştay'ın inceleme yetkisinin kapsamını ve idari yargının görev alanını tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Bir il valiliği, şehir merkezinde yer alan stratejik kamu binalarının güvenliğini sağlamak ve olası terör eylemlerini engellemek amacıyla, sivil insansız hava araçlarının (drone) il genelinde uçurulmasını herhangi bir süre sınırı olmaksızın tamamen yasaklamıştır. Mevcut mevzuatta bu araçların kayıt altına alınması, belirli irtifa sınırlarına uyulması ve hassas bölgelerin önceden işaretlenmesi halinde uçuşuna izin veren teknik takip sistemleri bulunmasına rağmen valilik doğrudan genel yasaklama yoluna gitmiştir.

İdarenin aldığı bu karar, kolluk yetkisinin sınırlarından biri olan "ölçülülük" ilkesi kapsamında değerlendirildiğinde, öncelikle hangi alt unsura aykırılık teşkil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (zorunluluk); çünkü kamu düzenini korumak için temel hakları daha az sınırlayan ve mevzuatta öngörülen teknik takip yöntemleriyle aynı sonuca ulaşılabilecekken en ağır müdahalenin seçilmiş olmasıdır.

Cevap

Gereklilik (zorunluluk) ilkesine aykırıdır; çünkü hedeflenen amaca temel hakları daha az sınırlayan alternatif yöntemlerle ulaşılabilecekken en ağır yöntemin seçilmesi gereklilik unsurunu sakatlar.
İdare hukukunda kolluk yetkisinin sınırlarını çizen ölçülülük ilkesinin en kritik unsurlarından biri 'gereklilik' (zorunluluk) ilkesidir. Bu ilke uyarınca idare, bir amaca ulaşmak için birden fazla araç arasından temel hak ve özgürlükleri en az sınırlayanı seçmek zorundadır. Olayda teknik takip ve kayıt sistemleri gibi daha hafif yöntemler varken doğrudan 'tamamen yasaklama' yoluna gidilmesi, işlemin gereklilik unsuruna aykırı olduğunu ve dolayısıyla ölçüsüz olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin amacını ve kullandığı aracı analiz etme
Amaç: Kamu güvenliği; Araç: Drone uçuşlarının genel ve süresiz yasaklanması.
Ölçülülük denetimi için araç ile amaç arasındaki ilişkiyi kurmak gerekir.
2
Alternatif araçların mevcudiyetini kontrol etme
Mevzuatta kayıt sistemi ve irtifa sınırı gibi daha hafif müdahale araçları olduğu tespit edildi.
Gereklilik ilkesi, başvurulan aracın 'gerekli olan en hafif araç' olmasını şart koşar.
3
Gereklilik (zorunluluk) testi uygulama
Aynı amaca daha az sınırlayıcı bir yöntemle ulaşılabiliyorsa, ağır olan yöntem gereksizdir ve ölçüsüzdür.
İdarenin 'minimum müdahale' kuralına uyması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.

Anahtar Kavram

Ölçülülük ilkesinin gereklilik (zorunluluk/minimal müdahale) alt unsuru

Daha Fazla Pratik

Ölçülülük ilkesinin üç alt unsurunun (elverişlilik, gereklilik, dar anlamda orantılılık) sıralı denetimini içeren diğer senaryolara göz atınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında kolluk faaliyetlerinin yürütülmesi, kolluk makamları ile personeli arasındaki statü farkları ve bu birimlerin tesis ettiği işlemlerin hukuki nitelikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi idare ile belediye kolluğu arasındaki ilişki hiyerarşi esasına dayandığından; İçişleri Bakanlığı, belediye kolluğunun tesis ettiği bireysel işlemleri yerindelik denetimi yaparak doğrudan değiştirebilir.

Cevap

Merkezi idare (İçişleri Bakanlığı) ile mahalli idareler (belediyeler) arasındaki hukuki bağ hiyerarşi değil, idari vesayettir; bu nedenle bakanlık belediyenin kolluk işlemlerini doğrudan değiştiremez veya yerindelik denetimine tabi tutamaz.
Seçeneklerde sunulan bilgilerden merkezi idare ile belediye arasındaki ilişkinin hiyerarşi olduğunu iddia eden ifade yanlıştır. Türkiye'de belediyeler anayasal olarak yerinden yönetim kuruluşlarıdır ve merkezi idarenin onlar üzerindeki denetim yetkisi 'idari vesayet' ile sınırlıdır. İdari vesayet yetkisi, hiyerarşiden farklı olarak kural olarak yerindelik denetimine izin vermez ve vesayet makamına (Bakanlık), mahalli idarenin işlemini doğrudan değiştirme (yerine geçip karar alma) yetkisi tanımaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk birimlerinin bağlı olduğu tüzel kişilikleri belirle.
İçişleri Bakanlığı devlet tüzel kişiliğine, belediye kolluğu ise belediye kamu tüzel kişiliğine aittir.
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki denetim ilişkisinin türünü saptamak için bu ayrım gereklidir.
2
Denetim ilişkisinin türünü ve sınırlarını analiz et.
İlişki idari vesayettir. İdari vesayet denetimi kural olarak sadece 'hukuka uygunluk' denetimidir, 'yerindelik' denetimi içeremez.
Anayasa m. 127 uyarınca merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki yetkisi idari vesayettir; hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde olur.
3
Vesayet makamının işlem değiştirme yetkisini kontrol et.
Vesayet makamları, kanun açıkça yetki vermedikçe vesayet altındaki birimin işlemini iptal edebilir veya onaylamayabilir ancak doğrudan değiştiremez (ikame yasağı).
Yerinden yönetim ilkesinin korunması gereği merkezi idare mahalli idarenin yerine geçerek karar alamaz.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Hiyerarşi Ayrımı (Merkezi İdare - Mahalli İdare İlişkisi)

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet makamlarının mahalli idare işlemlerini iptal etme veya onaylama yetkilerinin hangi özel kanunlarda (Belediye Kanunu vb.) nasıl düzenlendiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Bir ilçe merkezinde faaliyet gösteren eğlence mekanlarından kaynaklanan yoğun gürültü şikayetleri üzerine kaymakamlık, kamu esenliğini sağlamak amacıyla bu işletmelerlerin ruhsatlarını süresiz iptal ederek faaliyetlerine son vermiştir. Yapılan idari denetimlerde, gürültü sorununun ses yalıtımı denetimi veya çalışma saatlerinin düzenlenmesi gibi kişi hak ve hürriyetlerini daha az kısıtlayan yöntemlerle giderilmesinin mümkün olduğu saptanmıştır. Bu olayda mülki idare amiri tarafından tesis edilen işlemin, ölçülülük ilkesinin hangi alt unsuru bakımından sakat olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Gereklilik (Zorunluluk) ilkesi uyarınca, idare bir amacı gerçekleştirmek için birden fazla araç arasından en hafif olanını seçmek zorundadır.
Gereklilik (zorunluluk) unsuru, idarenin bir kamu yararını gerçekleştirmek için seçebileceği araçlar arasından, ilgili kişilerin haklarını en az sınırlayan aracı tercih etmesini emreder. Olayda süresiz kapatma yerine ses yalıtımı veya saat kısıtlaması gibi mülkiyet ve çalışma hürriyetine daha az müdahale eden yöntemlerin mümkün olması, kapatma işleminin 'zorunlu' olmadığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari kolluk işleminin amacını ve kapsamını belirlemek
Amacın gürültü kirliliğini önleyerek kamu esenliğini sağlamak, aracın ise işletme kapatma olduğu görülür.
İdari işlemlerin hukukiliğini denetlemek için öncelikle amaç ve araç ilişkisinin kurulması gerekir.
2
Alternatif ve daha hafif önlemlerin varlığını değerlendirmek
Olay kurgusunda ses yalıtımı veya saat sınırlaması gibi daha az kısıtlayıcı önlemlerin de aynı sonucu verebileceği belirtilmiştir.
Ölçülülüğün alt unsuru olan gereklilik (zorunluluk) denetimi, 'en az müdahale' prensibine dayanır.
3
Gereklilik unsuru ile uyuşmazlığı tespit etmek
Daha hafif bir önlemle sonuca ulaşılabilecekken en ağır önlemin (kapatma) seçilmesi gereklilik unsuruna aykırıdır.
Hukuka uygun bir kolluk müdahalesinin zorunlu ve kaçınılmaz olması gerekir.

Anahtar Kavram

Ölçülülük ilkesinin alt unsurları: Elverişlilik, Gereklilik (Zorunluluk) ve Orantılılık (Dar anlamda orantılılık).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

İdare hukukunda, kamu tekelinde bulunmayan bir kamu hizmetinin, idarenin tek taraflı bir idari işlemiyle verdiği izin çerçevesinde özel kişiler tarafından yürütülmesi esasına dayanan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruhsat (izin) usulü

Cevap

Ruhsat (izin) usulü, kamu tekelinde olmayan hizmetlerin idarenin tek taraflı izniyle özel kişilerce yürütülmesini sağlayan yöntemdir.
İdare hukukunda ruhsat (izin) usulü, kamu tekelinde bulunmayan bir faaliyetin, idarenin tek taraflı bir idari işlemiyle verdiği izin sonucunda özel kişilerce bir kamu hizmeti olarak yürütülmesini ifade eder. Bu yöntemin en belirgin özelliği, idare ile özel kişi arasında bir sözleşme akdedilmemesi ve hizmetin tekel niteliği taşımamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmetin hukuki çerçevesini (tekel dışı olma) ve kuruluş şeklini (tek taraflı idari işlem) belirlemek.
Hizmetin 'tekel dışı' olması ve 'tek taraflı işlem' ile devri, ruhsat usulünün temel tanımıdır.
İltizam ve imtiyaz usulleri sözleşmeye dayanırken, ruhsat usulü idarenin tek taraflı iznine dayanan bir yöntemdir.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmeti Görülüş Usullerinde Ruhsat Usulü ve Tek Taraflı İşlem Niteliği
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

Kamu hizmetlerinin kurulması ve işletilmesine hâkim olan temel ilkelerin (süreklilik, değişebilirlik, nesnellik, bedelsizlik) teorik temelleri, idari sözleşmeler üzerindeki etkileri ve yargısal içtihatlarla belirlenen sınırları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu ilkelerin uygulanmasına ilişkin hukuken yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değişebilirlik (uyarlanma) ilkesi, idareye kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinin düzenleyici nitelikteki hükümlerini tek taraflı değiştirme yetkisi tanıdığı gibi; kamu yararının gerektirdiği hallerde sözleşmenin mali hükümlerini de karşı tarafın rızasını aramaksızın ve herhangi bir mali denkleştirme (tazminat) yükümlülüğü doğurmaksızın tek taraflı bir idari işlemle değiştirme hakkı verir.

Cevap

Değişebilirlik ilkesinin idareye kamu hizmeti sözleşmelerinin mali hükümlerini tazminatsız ve tek taraflı değiştirme yetkisi tanıdığını savunan seçenek yanlıştır.
Değişebilirlik (uyarlanma) ilkesi çerçevesinde idare, kamu hizmetinin yürütülme koşullarına dair 'düzenleyici' (statüsel) hükümleri tek taraflı işlemlerle değiştirebilir. Ancak, idari sözleşmelerin (özellikle imtiyaz) 'mali hükümleri' sözleşmenin akdi niteliğindedir ve idarenin bu hükümleri tazminatsız bir şekilde tek taraflı olarak değiştirmesi 'mali dengenin korunması' ilkesine aykırıdır. İdare, kamu yararı gereği sözleşmede yaptığı her türlü değişikliğin sözleşmeci üzerindeki mali yükünü tazmin etmekle mükelleftir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmeti ilkelerinin idari sözleşmeler (imtiyaz) üzerindeki etkisini analiz et.
Değişebilirlik ilkesi idareye tek taraflı işlem yapma (modification unilatérale) yetkisi verir.
İdarenin hizmeti değişen ihtiyaçlara göre güncellemesi bir yetki değil, ödevdir.
2
İdari sözleşme hükümlerini 'düzenleyici' (statüsel) ve 'mali' (akdi) olarak ayrıştır.
Şartname gibi düzenleyici hükümler tek taraflı değişebilirken, mali hükümler iki tarafın iradesine bağlıdır.
Sözleşmecinin mali güvenliği ve sözleşmenin ekonomik dengesinin korunması hukuk devletinin gereğidir.
3
Tek taraflı değişikliklerin mali sonuçlarını değerlendir.
İdare düzenleyici hükümleri değiştirdiğinde mali denge bozulursa, sözleşmeciye tazminat ödemek (mali dengeyi korumak) zorundadır.
Değişebilirlik ilkesi, idareyi 'tazminat ödeme' yükümlülüğünden muaf tutmaz; aksine 'fait du prince' (idarenin fiili) veya 'imprévision' (öngörülemezlik) gibi doktrinlerle mali denge korunur.

Anahtar Kavram

İdari Sözleşmelerde Değişebilirlik ve Mali Denge İlişkisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 19Soru

Kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden olan iltizam ve ruhsat (izin) usulleri, hizmetin mülkiyetinden ziyade yürütülme yetkisinin devri noktasında benzerlik gösterseler de hukuki rejimleri bakımından keskin farklar barındırırlar. Buna göre; iltizam ve ruhsat usullerinin kuruluşu, mali riski ve hukuki nitelikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruhsat usulü idarenin tek taraflı bir idari işlemiyle kurulurken, iltizam usulü idare ile mültezim arasında akdedilen bir idari sözleşmeye dayanır; ancak her iki usulde de kâr ve zarar özel kişiye aittir.

Cevap

Ruhsat usulünün tek taraflı bir işlemle kurulması, iltizamın ise sözleşmeye dayanması ve her ikisinde de kâr/zararın özel kişiye ait olması doğrudur.
İdare hukukunda ruhsat usulü, bir faaliyetin kamu hizmeti niteliği taşımasına rağmen idarenin izniyle özel kişilerce yürütülmesini ifade eden tek taraflı bir işlemdir. İltizam usulü ise mültezim ile idare arasında yapılan bir sözleşmeye dayanır. Her iki yöntemde de hizmeti yürüten özel kişi, faaliyetin getirdiği kârı toplar ve olası zararları üstlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Yöntemlerin hukuki niteliğini belirle
Ruhsat tek taraflı bir idari işlemdir (izin); iltizam ise iki taraflı bir idari sözleşmedir.
Bu ayrım usullerin kuruluş aşamasındaki en temel farktır.
2
Mali risk ve işletme esaslarını değerlendir
Her iki usulde de (iltizam ve ruhsat) kâr ve zarar tamamen özel kişiye aittir.
İdarenin kâr ve zarara ortak olduğu usul 'müşterek emanet' usulüdür.
3
İmtiyaz usulüyle karşılaştır
İmtiyazda Danıştay görüşü gerekirken iltizam ve ruhsatta bu zorunluluk yoktur.
Karmaşıklık seviyesini artırarak doğru yöntemi ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İltizam (sözleşme) ve Ruhsat (tek taraflı işlem) ayrımı ile her ikisinde de riskin özel kişiye ait olması.

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri ile iltizam sözleşmeleri arasındaki farkları (Danıştay görüşü, süre, kapsam) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Bir mülki idare amiri, kamu düzenini ve güvenliğini korumak amacıyla, belirli bir bölgede yapılan tüm toplantı ve gösteri yürüyüşlerini, bölgedeki trafik akışını bozduğu gerekçesiyle süresiz olarak yasaklamıştır. Ancak yapılan incelemelerde, söz konusu toplantıların trafiği sadece belirli gün ve saatlerde etkilediği, diğer zamanlarda ise herhangi bir aksamaya yol açmadığı tespit edilmiştir. İdare hukukunda kolluk yetkisinin sınırlarını belirleyen ölçülülük ilkesi uyarınca, idarenin ulaşmak istediği amaca daha hafif bir müdahale ile (örneğin toplantı saatlerini düzenleyerek) ulaşması mümkünken en ağır sınırlamayı tercih etmesi, ölçülülük ilkesinin aşağıdaki alt unsurlarından hangisine öncelikle aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Gereklilik (Zorunluluk) unsuru, idarenin amacına ulaşması için temel hakları en az sınırlayan aracı seçmesini zorunlu kıldığı için doğru cevaptır.
İdare hukukunda ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve dar anlamda orantılılık olmak üzere üç alt unsurdan oluşur. Gereklilik (zorunluluk) unsuru, idarenin belirlediği amaca ulaşabilmek için elindeki araçlar arasından ilgilinin hakkını en az sınırlayanı seçmesi gerektiğini ifade eder. Olayda süresiz yasak yerine saat kısıtlaması gibi daha hafif bir önlemle sonuca ulaşılabilecekken en ağır önlemin seçilmesi, bu işlemi gereklilik yönünden hukuka aykırı kılar.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin amacı ve kullanılan aracın kapsamını belirle.
Amaç trafik akışını korumak, araç ise süresiz toplantı yasağıdır.
Ölçülülük denetimi için amaç ve araç arasındaki ilişki incelenmelidir.
2
Amaca ulaşmak için daha hafif bir alternatifin olup olmadığını değerlendir.
Belirli saatlerde kısıtlama yapmak gibi daha hafif yöntemler mevcuttur.
Gereklilik (zorunluluk) unsuru, en hafif aracın seçilip seçilmediğine bakar.
3
Tespit edilen aykırılığı ölçülülük ilkesinin alt unsuruyla eşleştir.
Daha hafif araç varken en ağır aracın seçilmesi gereklilik unsuruna aykırıdır.
Gereklilik, seçilen aracın amaca ulaşmak için kaçınılmaz olması gerektiğini savunur.

Anahtar Kavram

Ölçülülük İlkesinin Alt Unsurları ve Gereklilik Kriteri
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 7Sonraki