Başlangıç Hükümleri

134 soru

Soru 61Soru

Bir yazılım geliştirme sözleşmesinden kaynaklanan bedel iadesi talebinde, taraflar sözleşmede bir kural öngörmemiş ve uyuşmazlık konusu hakkında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda da herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Davaya bakan hâkim, sorunu çözmek için başvuracağı yasal kaynakları ve yöntemleri belirlemektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümlerine göre, bu durumdaki hâkimin izlemesi gereken yol ve uygulayacağı kurallarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, bu sözleşme ilişkisinin doğasına ve özelliğine uygun düştüğü ölçüde uyuşmazlıkta doğrudan uygulanmalıdır.

Cevap

Doğru yanıt, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin sözleşme ilişkisine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağını belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesine göre; Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Olayımızdaki yazılım geliştirme (telif) sözleşmesi bir özel hukuk ilişkisidir. İlgili özel mevzuatta (FSEK) ve sözleşmede hüküm bulunmadığında, uyuşmazlık çözümsüz bırakılamaz. Bu noktada TMK m.5 devreye girer ve Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri (örneğin temerrüt, sözleşmenin kurulması, ifa imkânsızlığı kuralları) sözleşmenin yapısına ters düşmediği, yani 'uygun düştüğü ölçüde' doğrudan uygulanır. Bu durum bir kıyas veya hâkimin hukuk yaratması değildir, emredici bir yasal atıftır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini tespit etme.
Uyuşmazlık, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir özel hukuk uyuşmazlığıdır.
Uygulanacak temel kuralı ve yasal çerçeveyi belirlemek için ilişkinin doğası saptanmalıdır.
2
Özel kanunda kural bulunmaması durumunda TMK'nın başlangıç hükümlerini inceleme.
TMK Madde 5 devreye girer.
Özel hukuk ilişkilerinde özel kanunda hüküm yoksa, genel kanun-özel kanun ilişkisi gereği genel nitelikli hükümlerin uygulanabilirliği kontrol edilir.
3
TMK Madde 5'in uygulama şartını değerlendirme.
Genel nitelikli hükümler, özel hukuk ilişkisine 'uygun düştüğü ölçüde' doğrudan uygulanır.
Her genel kural her özel ilişkiye uymayabileceğinden, kanun koyucu bu uygulanabilirliği ilişkinin doğasına uygunluk şartına bağlamıştır.

Anahtar Kavram

Genel Nitelikli Hükümlerin Uygulama Alanı (TMK m.5)
Soru 62Soru

Bir uyuşmazlığı karara bağlayan mahkeme, ilgili mevzuat hükmünde yer alan "durumun gereklerine göre" ibaresine dayanarak somut olayın özelliklerini dikkate almış ve esnek bir değerlendirmeyle hüküm kurmuştur. Aleyhine karar verilen tarafın avukatı ise kanun yoluna başvuru dilekçesinde, mahkemenin kanunda yer almayan yeni bir kural ihdas ettiğini ve yasakoyucu gibi davranarak hukuk yarattığını iddia etmiştir.

Bu uyuşmazlıktaki mahkeme uygulaması ve avukatın iddiası medeni hukukun başlangıç hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkemenin kararı, kanun koyucunun bilerek bıraktığı kural içi boşluğun takdir yetkisi kullanılarak doldurulmasıdır ve bu yetki hak ve nasafet kurallarına uygun olarak kullanılmalıdır.

Cevap

Mahkemenin kanun koyucunun bilerek bıraktığı kural içi boşluğu takdir yetkisini kullanarak doldurduğunu ve bu yetkinin hak ve nasafet kurallarına uygun kullanılması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesine göre; kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) göre karar verir. Kanun koyucunun bilerek kullandığı esnek kavramlar (haklı sebep, durumun gerekleri vb.) 'kural içi boşluk' olarak adlandırılır. Hâkim bu boşluğu doldururken yasakoyucu gibi yeni bir hukuk kuralı yaratmaz; sadece mevcut esnek kuralı somut olayın özelliklerine, hak ve nasafet ilkelerine göre uygular. Dolayısıyla avukatın iddiası hukuken asılsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun metnindeki 'durumun gereklerine göre' ibaresinin hukuki niteliğini tespit et.
Bu tür esnek ve yoruma açık ifadeler, kanun koyucunun hâkime hareket alanı sağlamak için bilerek bıraktığı 'kural içi boşluk' halleridir.
Hâkimin takdir yetkisi (TMK m. 4) kural içi boşlukların doldurulmasında devreye girer.
2
Avukatın 'hukuk yaratma' iddiasını değerlendir.
Hukuk yaratma, somut olaya uygulanacak hiçbir yazılı veya yazısız kuralın bulunmadığı 'hukuk boşluğu' durumunda (TMK m. 1) söz konusu olur. Kural içi boşlukta ise kural zaten vardır, sadece esnektir.
Takdir yetkisinin kullanılması ile hukuk yaratma birbirinden tamamen farklı kurumlardır.
3
Takdir yetkisinin kullanım sınırlarını belirle.
TMK madde 4 uyarınca hâkim takdir yetkisini hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) göre kullanmak zorundadır.
Kanun koyucu bu yetkinin keyfi kullanılmasını engellemek için hak ve nasafet sınırını çizmiştir.

Anahtar Kavram

Hâkimin Takdir Yetkisi ve Kural İçi Boşluk
Soru 63Soru

(M), komşusu (K)’nin arazisine tecavüz edecek şekilde bir bina inşa etmektedir. (K), inşaatın kendi arazisine taştığını başlangıçtan itibaren bilmesine ve (M) ile yaptığı görüşmelerde inşaatın estetik açıdan bölgeye değer kattığını belirterek (M)'yi teşvik etmesine rağmen, bina tamamen bittikten sonra taşan kısmın kalini (yıkılmasını) talep ederek dava açmıştır. Yapılan incelemede, taşan kısmın yıkılmasının binanın statik dengesini bozacağı ve yıkım maliyetinin (K)'nin uğradığı zarardan kat kat fazla olduğu tespit edilmiştir.

Bu olayla ilgili Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) başlangıç hükümleri çerçevesinde yapılan aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (K)’nin önce inşaatı teşvik edip sonra yıkım talep etmesi 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) teşkil eder ve bu durum dürüstlük kuralına aykırı bir hak kullanımı olduğundan hakim tarafından resen dikkate alınarak talep reddedilir.

Cevap

Dürüstlük kuralı uyarınca kişinin kendi davranışıyla çelişmesi (venire contra factum proprium) hakkın kötüye kullanılması sayılır ve hakim bu durumu resen (kendiliğinden) dikkate alarak yıkım talebini reddetmelidir.
Doğru olan değerlendirme, (K)'nin inşaat sürecindeki onaylayıcı tavrından sonra yıkım talep etmesinin dürüstlük kuralı kapsamındaki 'çelişkili davranış yasağına' aykırı olduğudur. TMK m. 2/2 uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz ve bu durum hakim tarafından bir 'itiraz' niteliğinde olup davanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki ilişkinin niteliğini belirle.
Burada mülkiyet hakkına dayalı bir yetkinin (yıkım talebi) kullanılması söz konusudur.
Hakların kazanılması değil, mevcut bir hakkın kullanımı söz konusu olduğu için TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) kapsamına girer.
2
Hakkın kullanımının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığını denetle.
(K)'nin inşaatı bilerek teşvik etmesi ve sonra yıkım istemesi çelişkili davranıştır.
Kişinin daha önce yarattığı güvene aykırı davranması dürüstlük kuralına aykırı 'açık bir suistimal' teşkil eder.
3
Hakkın kötüye kullanılmasının hukuki sonucunu tespit et.
Hukuk düzeni bu hakkı korumaz.
TMK m. 2/2 uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz ve hakim bu durumu taraflar ileri sürmese dahi resen gözetir.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2/2) ve Çelişkili Davranış Yasağı

Daha Fazla Pratik

TMK m. 2 ve m. 3 farkını pekiştirmek için taşınmaz mülkiyetinin yolsuz tescille kazanılması senaryolarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 64Soru

Özel hukuk disiplinlerinin kendi içindeki özerkliğine rağmen, hukuk sisteminin bütünlüğünü ve kurumlar arası uyumu sağlamak amacıyla öngörülen "genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı" metodolojisine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuk tekniği açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel nitelikli hükümler, özel hukuk dallarının sistem birliğini temsil eden "ortak hukuk" niteliğinde olup; özel kanunlarda aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece, herhangi bir atıf veya kanun boşluğu şartına bağlı olmaksızın, ilgili kurumun mahiyetiyle çelişmediği müddetçe doğrudan uygulanırlar.

Cevap

Genel nitelikli hükümlerin, özel kanunlarda aksine düzenleme bulunmadığı sürece, kurumun mahiyetiyle çelişmediği müddetçe doğrudan uygulandığını belirten ifade doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, TMK m. 5'in doktriner ve yargısal yorumuna tam uygunluk gösterir. Genel nitelikli hükümler (TMK m. 1-7 ve TBK Genel Hükümler), özel hukuk sisteminin tamamı için 'lex generalis' (genel kanun) teşkil eder. Bu hükümlerin uygulanması için özel kanunlarda açık bir atıf (yollama) yapılmasına gerek yoktur çünkü m. 5 bizzat bu köprüyü kurmaktadır. Uygulamanın tek sınırı, ilgili kuralın özel hukuk kurumunun 'mahiyetiyle' (doğasıyla) bağdaşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
TMK madde 5'in kanun metni ve kapsamı analiz edilir.
Metinde "Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde bütün özel hukuk ilişkilerine uygulanır" ifadesi yer alır.
Uygulama alanının sınırlarını ve hangi kanunların bu kapsamda olduğunu belirlemek için temel dayanaktır.
2
"Uygun düştüğü ölçüde" (ratio legis) ifadesinin teknik anlamı değerlendirilir.
Bu ifadenin, uygulanacak genel hükmün ilgili özel hukuk kurumunun (ticaret, iş vb.) yapısı ve amacıyla çelişmemesi gerektiği anlamına geldiği saptanır.
Genel kuralın körü körüne değil, kurumun doğasına uygun şekilde esnetilerek veya filtrelenerek uygulanmasını sağlamak içindir.
3
Özel kanunlarla olan hiyerarşik ilişki incelenir.
Özel kanunda somut bir kural varsa o kuralın (lex specialis) uygulanacağı, genel hükümlerin (lex generalis) ise tamamlayıcı ve sistem birleştirici rol oynadığı doğrulanır.
Özel hukuk dallarının özerkliği ile hukuk sisteminin bütünlüğü arasındaki dengeyi anlamak için gereklidir.
4
Atıf (yollama) gerekliliği sorgulanır.
TMK m. 5'in kendisinin bir "genel yollama" olduğu, dolayısıyla özel kanunlarda (örneğin TTK veya İş Kanunu'nda) ayrıca bir atıf maddesine ihtiyaç duyulmadan bu hükümlerin yürürlük kabiliyeti kazandığı sonucuna varılır.
Uygulama metodolojisindeki en kritik usul hatasını (atıf şartı yanılgısını) gidermek içindir.

Anahtar Kavram

Genel Nitelikli Hükümlerin Uygulama Alanı ve Sistem Birliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 65Soru

Tacir (A), (B) Bankasından kullandığı ticari kredinin son taksitini, ödeme günü saat 17:05'te (mesai bitiminden 5 dakika sonra) banka hesabına havale etmiştir. Banka, kredi sözleşmesindeki "Ödemede yaşanacak bir dakikalık gecikme dahi borcun tamamını muaccel kılar" hükmüne dayanarak krediyi kat etmiş; (A)'nın bankadaki diğer hesaplarında borcun tamamını karşılayacak miktarda nakit mevduatı bulunmasına rağmen, borcun yaklaşık on katı değerindeki fabrikası üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi için derhal takip başlatmıştır.

Bu olaydaki bankanın tutumu ve hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bankanın meşru bir menfaati olmaksızın, sembolik bir gecikme nedeniyle ve alternatif tahsil imkanları varken borçluya ağır zarar verecek şekilde hareket etmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Cevap

Bankanın meşru bir menfaati olmaksızın, çok kısa bir gecikmeyi bahane ederek ve borcu karşılayacak nakit varken taşınmazı satmaya çalışması hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Doğru olan seçenek, bankanın bu davranışının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini belirtmektedir. Somut olayda 5 dakikalık sembolik bir gecikmenin olması, bankanın elinde borcu karşılayacak nakit mevduat bulunmasına rağmen mülkiyeti paraya çevirmeye çalışması ve yarar-zarar dengesinin borçlu aleyhine fahiş şekilde bozulması, hakkın meşru amaçlar dışında kullanıldığını gösterir. Türk Medeni Kanunu'nun 2/2. maddesine göre, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın varlığını tespit et.
Bankanın sözleşmedeki muacceliyet kaydına dayanarak borcun tamamını isteme ve takibe geçme hakkı teknik olarak mevcuttur.
Sözleşme serbestisi gereği taraflar gecikme sonuçlarını kararlaştırabilir.
2
Hakkın kullanım şeklini dürüstlük kuralı (TMK m. 2) açısından incele.
5 dakikalık gecikme 'açıkça dürüstlük kuralına aykırı' bir fesih bahanesidir.
Hakkın kullanımında tarafların birbirine zarar vermekten kaçınma ve makul davranma yükümlülüğü vardır.
3
Yarar ve zarar dengesini (orantılılık) analiz et.
Banka, nakit tahsilat yerine çok daha değerli bir taşınmazın satışını zorlayarak borçluya orantısız zarar vermektedir.
Hakkın kötüye kullanılması için meşru bir menfaatin bulunmaması veya yarar ile zarar arasında aşırı dengesizlik olması gerekir.
4
Hukuki sonucu belirle.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hukuk düzeni bu kullanımı korumaz.
Hakkın kötüye kullanılması yasağı emredici ve genel bir sınırlamadır.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2/2)

Daha Fazla Pratik

Bu kavramı pekiştirmek için 'Venedik taciri' senaryolarına benzeyen, şekli hukuka uygun ancak sonucu dürüstlük kuralına aykırı olan 'şekli eksiklik iddiası' (exceptio doli) örneklerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 66Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1. maddesinde düzenlenen 'hâkimin hukuk yaratması' ile 4. maddesinde düzenlenen 'hâkimin takdir yetkisi' arasındaki farklar ve takdir yetkisinin sınırları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takdir yetkisi, kanunda uyuşmazlığa uygulanacak bir hükmün hiç bulunmaması durumunda değil, kanunun çözümü bilerek hâkime bıraktığı kural içi boşluk hallerinde kullanılır ve uyuşmazlık hak ve nasafet kurallarına göre karara bağlanır.

Cevap

Takdir yetkisi, kural içi boşluk hallerinde başvurulan ve uyuşmazlığın hak ve nasafet kurallarına göre çözülmesini öngören, hukuk yaratmadan farklı bir yetkidir.
Takdir yetkisi, TMK m. 4 uyarınca kanun koyucunun bilerek ve isteyerek uyuşmazlığın çözümünü somut olayın özelliklerine göre hâkime bıraktığı (kural içi boşluk) durumlarda kullanılır. Bu yetkinin kullanımında temel ölçüt 'hak ve nasafet' kurallarıdır. Bu durum, kanunda hiçbir hükmün bulunmadığı 'hukuk boşluğu' (TMK m.1) halinden farklıdır; çünkü hukuk boşluğunda hâkim yeni bir kural koyarken, takdir yetkisinde mevcut bir kuralın içini doldurur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanakların tespiti
Hâkimin hukuk yaratması TMK m. 1'de, takdir yetkisi ise TMK m. 4'te düzenlenmiştir.
İki kurumun kapsamını belirlemek için yasal dayanaklarını ayırmak gerekir.
2
Boşluk türlerinin analizi
Hâkimin hukuk yaratması uyuşmazlığa uygulanacak hüküm bulunmadığında (hukuk boşluğu), takdir yetkisi ise kanunun çözümü hâkime bıraktığı durumlarda (kural içi boşluk) söz konusu olur.
Takdir yetkisinin kural içi boşlukla ilişkisini kavramak sorunun temelini oluşturur.
3
Karar ölçütlerinin belirlenmesi
TMK m. 4 uyarınca hâkim takdir yetkisini kullanırken 'hak ve nasafet' (adalet ve hakkaniyet) ilkelerine dayanmalıdır.
Kanunun emredici ölçütü olan hak ve nasafet kavramı takdir yetkisinin sınırıdır.
4
Hukuki niteliğin netleştirilmesi
Takdir yetkisi hâkime genel ve soyut bir kural koyma (yasakoyucu gibi davranma) yetkisi vermez; mevcut bir hükmü somut olaya göre özelleştirme yetkisi verir.
Takdir yetkisi ile hukuk yaratma arasındaki fonksiyonel farkı belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hâkimin Takdir Yetkisi ile Hukuk Yaratma Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 67Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca hakim, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle yürürlükteki kanun hükümlerini uygulamakla yükümlüdür. Yazılı kaynakların uygulanmasında gözetilmesi gereken "normlar hiyerarşisi" ilkesi ve güncel anayasal düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemenin önüne gelen bir uyuşmazlıkta uygulayacağı hukuk kurallarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmü ile yönetmelik hükmünün çelişmesi durumunda, yönetmelik hükmü ihmal edilerek doğrudan üst norm olan kanun hükmü esas alınmalıdır.

Cevap

Bir uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmü ile yönetmelik hükmünün çelişmesi durumunda, yönetmelik hükmü ihmal edilerek doğrudan üst norm olan kanun hükmünün esas alınması doğru bir uygulamadır.
Türk hukuk sisteminde 'üst normun üstünlüğü' ilkesi geçerlidir. Kanunlar hiyerarşik olarak yönetmeliklerin üzerinde yer alır. Bir uyuşmazlıkta hem kanunda hem de yönetmelikte hüküm varsa ve bu hükümler çelişiyorsa, mahkeme hiyerarşik olarak üstte bulunan kanun hükmünü esas almak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynakların hiyerarşik sıralamasını belirle.
Sıralama: Anayasa > Kanun/Andlaşma/CBK > Yönetmelik şeklindedir.
Hukuk düzeninde her kuralın hukuki gücü bulunduğu basamağa göre belirlenir.
2
Çatışan normların (kanun ve yönetmelik) konumunu analiz et.
Kanun üst norm, yönetmelik ise alt normdur.
Yönetmelikler kanunların uygulanmasını sağlamak için çıkarılan daha düşük seviyeli metinlerdir.
3
Lex Superior (Üst normun üstünlüğü) ilkesini uygula.
Yönetmelik ihmal edilir, kanun uygulanır.
Alt norm, üst norma aykırı hükümler içeremez; aykırılık durumunda üst normun önceliği vardır.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Üst Normun Üstünlüğü (Lex Superior)
Soru 68Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinde düzenlenen iyiniyet (subjektif iyiniyet) ilkesi uyarınca, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır.

Buna göre, iyiniyetin varlığı ve korunması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse, iyiniyet karinesinden yararlanamaz.

Cevap

Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet karinesinden yararlanamayacağını belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrası açıkça, 'durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz' hükmünü içerir. Bu, iyiniyet karinesinin sınırıdır ve kişinin ihmali varsa korunmayacağını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 3/1 hükmünü analiz et.
Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hallerde iyiniyetin varlığı karinedir; yani aksini iddia eden ispatlamalıdır.
İyiniyetin ispat yükü ve karine yapısını anlamak için.
2
TMK m. 3/2 hükmündeki sınırlamayı incele.
Kişi, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni gösterseydi gerçeği öğrenebilecek idiyse iyiniyeti korunmaz.
İyiniyetin korunması için gereken 'özen yükümlülüğü' sınırını belirlemek için.
3
Seçeneklerdeki tanımları dürüstlük kuralı ve iyiniyet ayrımına göre değerlendir.
A seçeneği kanun metniyle tam uyumludur; diğerleri ya dürüstlük kuralına ya da ispat yüküne dair yanlış bilgiler içerir.
Doğru hukuki kavramı tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İyiniyet Karinesi ve Özen Yükümlülüğü (TMK Madde 3)

Daha Fazla Pratik

Tapu siciline güven ilkesi (TMK 1023) ile iyiniyetin korunması arasındaki ilişkiyi inceleyen olay sorularını çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 69Soru

Medeni hukuk yargılamasında, kanun metninin uyuşmazlığa uygulanacak bir çözüm içerdiği ancak bu çözümün kapsamını 'haklı sebepler', 'durumun gerekleri' veya 'uygun bir tazminat' gibi esnek kavramlarla yargıcın değerlendirmesine bıraktığı durumlarda; yargıcın gerçekleştirdiği bu faaliyetin hukuki niteliği ve bağlı olduğu temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek bıraktığı kural içi boşluğu, somut olayın özelliklerini gözeterek 'hak ve nasafet' ilkeleri çerçevesinde doldurmaktadır.

Cevap

Hâkimin kural içi boşluğu hak ve nasafet ilkeleri çerçevesinde doldurması.
Takdir yetkisi (TMK m. 4), kanun koyucunun uyuşmazlığa uygulanacak genel bir çerçeve çizdiği ancak çözümün somut özelliklere göre belirlenmesini hâkime bıraktığı 'kural içi boşluk' hallerinde devreye girer. Bu yetki kullanılırken hâkim, adaleti ve dengeyi gözeten 'hak ve nasafet' ilkelerine uymak zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun metnindeki esnek kavramların (haklı sebep, durumun gerekleri vb.) analiz edilmesi.
Bu kavramların bir 'boşluk' değil, kanun koyucu tarafından bırakılmış bir 'hareket alanı' olduğunun saptanması.
Takdir yetkisi, kanunun varlığına rağmen somut olaya en uygun adaleti sağlamak için hâkime tanınır.
2
Boşluk türünün belirlenmesi.
Durumun bir 'kural içi boşluk' (intra-legal gap) olduğunun teşhis edilmesi.
Hukuk boşluğu veya kanun boşluğu, kanun koyucunun istem dışı bıraktığı eksikliklerken; kural içi boşluk bilerek bırakılmış bir uygulama alanıdır.
3
TMK m. 4'teki temel ölçütün uygulanması.
Kararın 'hak ve nasafet' (hakkaniyet) ilkesine dayandırılması.
Kanun, takdir yetkisinin objektif bir keyfiyetle değil, hakkaniyet sınırları içinde kullanılmasını emreder.

Anahtar Kavram

Kural İçi Boşluk ve Takdir Yetkisinin Hukuki Niteliği
Soru 70Soru

Türk hukuk düzeninde normlar hiyerarşisi ve yazılı kaynakların uygulama sırası dikkate alındığında; mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir milletlerarası antlaşma hükmü ile mülkiyetin iktisabına dair bir kanun hükmünün aynı olayda birbiriyle çelişen düzenlemeler içermesi ve söz konusu uyuşmazlık alanını düzenleyen bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (CBK) de bulunması durumunda, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan milletlerarası antlaşma hükmü kanun hükmüne üstün tutularak esas alınır; mülkiyet hakkı bir kişi hakkı olduğundan CBK ile bu alanda kısıtlayıcı düzenleme yapılamaz.

Cevap

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşma hükmü kanuna tercih edilir ve mülkiyet hakkı mülga edilemez bir kişi hakkı olduğu için bu alanda CBK düzenleme yapamaz.
Mülkiyet hakkı temel bir hak olduğundan, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası gereği bu konuda kanunla çelişen bir milletlerarası antlaşma varsa antlaşmaya öncelik verilir. Aynı zamanda mülkiyet hakkı Anayasa'nın 'Kişi Hakları ve Ödevleri' kısmında yer aldığı için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bu alanda düzenleme yapılamaz (yasak alan), bu nedenle uyuşmazlıkta CBK hükmü dikkate alınmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık konusunun hukuki niteliğini belirle
Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 'Kişi Hakları ve Ödevleri' bölümünde düzenlenen temel bir haktır.
Normlar hiyerarşisindeki özel kuralların (Art 90/5 ve Art 104/17) uygulanabilirliğini saptamak için konunun temel hak olup olmadığı kritiktir.
2
Milletlerarası antlaşma ile kanun çatışmasını çözümle
Anayasa m. 90/5 uyarınca antlaşma hükmü kanuna üstün gelir.
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalar, kanunlarla çelişirse antlaşma hükümlerinin esas alınacağı anayasal bir emirdir.
3
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (CBK) geçerliliğini denetle
CBK mülkiyet hakkı alanında düzenleme yapamaz, uyuşmazlıkta uygulanamaz.
Anayasa m. 104/17 uyarınca kişi hak ve ödevleri (Anayasa 2. kısım 1. ve 2. bölümler) CBK ile düzenlenemez yasak alan kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Çatışma Kuralları (Art 90/5 ve CBK Sınırları)
Soru 71Soru

Türk Medeni Kanunu’nun "İyiniyet" başlıklı 3. maddesi uyarınca, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak bu kuralın uygulanması ve sınırları bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı esası, iyiniyet karinesinin kanuni bir sınırıdır.

Cevap

Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı esası, iyiniyet karinesinin kanuni bir sınırıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrası, iyiniyet karinesine önemli bir sınırlama getirir. Buna göre, bir kimse eğer durumun gereklerine göre göstermesi gereken özeni göstermemişse, bir engeli bilmediğini ileri sürerek iyiniyetin koruyucu etkisinden yararlanamaz. Bu durum, iyiniyetin sadece 'bilmemek' değil, 'bilmemenin kusura dayanmaması' gerektiğini vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 3/1 hükmünün analizi
Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hallerde asıl olan iyiniyetin varlığıdır (İyiniyet karinesi).
İspat yükünün başlangıç noktasını belirlemek için karinenin tespiti gerekir.
2
TMK m. 3/2 hükmünün analizi
Gerekli özeni göstermeyen kimse iyiniyetten yararlanamaz.
Karinenin hangi durumlarda etkisiz kalacağını (sınırını) belirlemek gerekir.
3
Subjektif ve Objektif iyiniyet ayrımı
TMK 3'teki iyiniyet 'hakların kazanılması' ile ilgiliyken, TMK 2'deki dürüstlük kuralı 'hakların kullanılması' ile ilgilidir.
Kavramsal karışıklığı gidermek ve doğru maddeyi uygulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Subjektif İyiniyet ve Özen Yükümlülüğü (TMK m. 3)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, bir uyuşmazlığın çözümünde ne yazılı hukuk kurallarında ne de örf ve adet hukukunda uygulanabilir bir hüküm bulunmaması durumunda hâkimin izlemesi gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vererek hukuk yaratmalıdır.

Cevap

Hâkimin kendisini kanun koyucu yerine koyarak kural yaratması ve uyuşmazlığı bu kurala göre çözmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesine göre hâkim; kanunda ve örf-adet hukukunda hüküm bulamazsa, hukuk yaratmakla yükümlüdür. Bu süreçte hâkim, kendisini kanun koyucunun yerine koyarak genel, soyut ve objektif bir kural oluşturur. Bu durum, hukuk boşluğunu doldurmanın temel yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulanacak hukuk hiyerarşisinin kontrolü
Türk Medeni Kanunu Madde 1 uyarınca önce kanun (yazılı hukuk), sonra örf ve adet hukuku incelenir.
Hâkimin bağlı olduğu yasal hiyerarşiyi saptamak.
2
Boşluk türünün tespiti
Hem yazılı hukukta hem de örf ve adet hukukunda hüküm bulunmaması durumu 'Hukuk Boşluğu' olarak adlandırılır.
Uyuşmazlığın çözümü için hangi yetkinin kullanılacağını belirlemek.
3
Hukuk yaratma yetkisinin kullanımı
Hâkim, kanun koyucu gibi davranarak genel ve soyut bir kural oluşturur ve karara bağlar.
TMK Madde 1'in emredici hükmünü yerine getirmek.

Anahtar Kavram

Hâkimin Hukuk Yaratması

Daha Fazla Pratik

Hâkimin hukuk yaratırken uyması gereken sınırları ve üst mahkeme denetimini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 73Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir hakkın kazanılmasına engel olan bir hususun varlığı konusunda "durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen" bir kişinin hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kişi, iyiniyetin varlığına yönelik kanuni karineden yararlanamaz ve iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Cevap

Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi, iyiniyetin varlığına yönelik kanuni karineden yararlanamaz ve iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 3.3. maddesinin ikinci fıkrasına göre, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Bu hüküm, iyiniyet karinesinin sınırını çizer; yani bir kişi iyiniyetli olduğunu iddia etse bile, eğer basit bir inceleme ile hakkın kazanılmasına engel olan durumu öğrenebilecekken öğrenmemişse, hukuk onu iyiniyetli kabul etmez.

Adım Adım Çözüm

1
İyiniyet kavramının yasal dayanağını tespit etme
TMK Madde 33 (Subjektif İyiniyet) incelenir.
Soruda bir hakkın kazanılması ve özen yükümlülüğü vurgulandığı için subjektif iyiniyet kuralları uygulanmalıdır.
2
İyiniyet karinesinin sınırlarını belirleme
Kanun, iyiniyeti korurken aynı zamanda kişiye bir 'araştırma ve özen' yükümlülüğü yüklemiştir.
TMK 3/23/2 fıkrası, iyiniyet karinesinin hangi şartla ortadan kalkacağını açıkça belirtmektedir.
3
Özen eksikliğinin hukuki sonucunu uygulama
Gerekli özeni göstermeyen kişi, kusurlu sayılır ve karineden yararlanamaz.
Hukuk, bilmesi gereken bir durumu bilmeyen kişiyi (ağır ihmali olanı) iyiniyetli kabul ederek korumaz.

Anahtar Kavram

Subjektif İyiniyet ve Özen Yükümlülüğü

Daha Fazla Pratik

İyiniyetin hangi durumlarda taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasını (Tapu Siciline Güven İlkesi - TMK 1023) sağladığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 74Soru

(A)(A) Vakfı ile (B)(B) Şirketi arasında akdedilen iş yeri kira sözleşmesinde "Kiracı, kiralayanın yazılı izni olmaksızın taşınmazı kısmen veya tamamen alt kiraya veremez; aksi durum sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve fesih sebebidir." hükmü yer almaktadır. (B)(B), kiraladığı taşınmazın bir bölümünü (C)(C)'ye alt kiraya vermiş, (A)(A) Vakfı ise bu durumu bilmesine rağmen 66 yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmamış, hatta (B)(B) ile yaptığı çeşitli görüşmelerde bu durumdan memnuniyetini sözlü olarak ifade etmiştir. Vakıf yönetiminin değişmesi üzerine yeni yönetim, sözleşmedeki "yazılı izin" şartına dayanarak sözleşmeyi feshetmiş ve (B)(B)'nin tahliyesi için dava açmıştır.

Bu olayda vakfın fesih ve tahliye talebiyle ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri uyarınca doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vakfın uzun süreli sessizliği ve sözlü beyanlarıyla yarattığı güvene rağmen, yıllar sonra şekil şartına dayanarak fesih yoluna gitmesi "kendi davranışıyla çelişme" teşkil eder ve hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı kapsamında korunmaz.

Cevap

Vakfın uzun süreli sessizliği ve sözlü beyanlarıyla yarattığı güvene rağmen, yıllar sonra şekil şartına dayanarak fesih yoluna gitmesi 'kendi davranışıyla çelişme' teşkil eder ve hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı kapsamında korunmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bir kimsenin, karşı tarafta belirli bir yönde hareket etmeyeceği hususunda haklı bir güven uyandırdıktan sonra, bu güvenle çelişecek şekilde hakkını kullanması 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' (venire contra factum proprium) teşkil eder. Olayda vakfın 66 yıl süren rızası ve sessizliği, kiracıda sözleşmenin bu madde nedeniyle feshedilmeyeceği güvenini oluşturmuştur; dolayısıyla bu aşamadan sonra gelen fesih talebi dürüstlük kuralına aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın varlığını tespit et.
Vakfın sözleşmeye aykırılık nedeniyle fesih ve tahliye talep etme hakkı şeklen mevcuttur.
Sözleşmedeki yazılı izin şartına uyulmaması bir sözleşmeye aykırılık halidir.
2
Hakkın kullanım sürecini dürüstlük kuralı (TMK m. 2/1) açısından incele.
Vakfın 66 yıl boyunca duruma rıza göstermesi ve sözlü onay vermesi, karşı tarafta bu hakkın kullanılmayacağına dair haklı bir güven oluşturmuştur.
Dürüstlük kuralı, kişilerin oluşturdukları güvene uygun davranmalarını gerektirir.
3
Kendi davranışıyla çelişme (Venire contra factum proprium) ilkesini uygula.
Vakfın önceki tutumuyla (rıza ve sessizlik) taban tabana zıt bir talepte (fesih ve tahliye) bulunması çelişkili davranıştır.
Dürüstlük kuralı, haklı bir sebep olmaksızın önceki davranışla çelişerek karşı tarafı zarara uğratmayı yasaklar.
4
Hakkın kötüye kullanılması yasağının (TMK m. 2/2) sonucuna ulaş.
Vakfın talebi hakkın açıkça kötüye kullanılması sayılır ve mahkemece korunmaz.
Açıkça kötüye kullanılan haklar hukuk düzeninden koruma göremez; dava reddedilmelidir.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması ve Çelişkili Davranış Yasağı (Venire Contra Factum Proprium)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca; kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, kararını aşağıdakilerden hangisine dayandırmak zorundadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafete)

Cevap

Hâkim, takdir yetkisini kullanırken hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafete) uygun karar vermelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, kanunun hâkime takdir yetkisi tanıdığı durumlarda hâkimin kararını hukuka ve hakkaniyete (eski terimle hak ve nasafete) dayandırması emredilmiştir. Bu yetki, kanun koyucunun bilerek bıraktığı 'kural içi boşluk' hallerinde kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun maddesinin tespiti
TMK Madde 4, hâkimin takdir yetkisini düzenler.
Uyuşmazlıkta kanunun açıkça takdir yetkisi verdiği bir durumun varlığı kontrol edilir.
2
Karar ölçütünün belirlenmesi
Hukuk ve hakkaniyet (hak ve nasafet) ölçütü esas alınır.
Takdir yetkisi, somut olayın özelliklerine göre adaleti sağlamak amacıyla 'hak ve nasafet' çerçevesinde kullanılmalıdır.

Anahtar Kavram

Hâkimin Takdir Yetkisi (TMK m. 4)

Daha Fazla Pratik

Takdir yetkisi (TMK m.4) ile hâkimin hukuk yaratması (TMK m.1) arasındaki temel farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:30s
Soru 76Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca hâkim, uyuşmazlığa uygulanacak yazılı bir hüküm ve örf-âdet hukuku kuralı bulamadığında "hukuk yaratma" yetkisini kullanır. Bu yetkinin kullanılması ve yaratılan kuralın niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuk tekniği açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkimin hukuk yaratırken vazettiği kural, niteliği gereği genel ve soyut bir nitelik taşımalı; aynı türden tüm uyuşmazlıklara uygulanabilir olmalıdır.

Cevap

Hâkimin hukuk yaratırken vazettiği kuralın genel ve soyut bir nitelik taşıması ve aynı türden tüm uyuşmazlıklara uygulanabilir olması hukuk tekniği açısından doğrudur.
Hâkim, hukuk yaratırken TMK m. 1/2 uyarınca yasama organı gibi hareket eder. Yasama organının temel işlevi genel ve soyut kurallar koymaktır. Bu nedenle hâkim, sadece o uyuşmazlığa özgü bireysel bir çözüm üretmekle kalmamalı, aynı türdeki tüm uyuşmazlıklara temel teşkil edebilecek bir norm oluşturmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın türünü ve mevcut normları tespit etme
Hem yazılı hukukta hem de örf-âdet hukukunda hüküm bulunmadığı saptanırsa "hukuk boşluğu" (gerçek boşluk) olduğu sonucuna varılır.
Hukuk yaratma yetkisinin kullanılabilmesi için hem kanun hem de örf-âdet hukukunda boşluk olması şarttır.
2
Hâkimin rolünü belirleme
Hâkim, TMK m. 1/2 uyarınca "kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse" o şekilde hareket eder.
Bu aşamada hâkim artık sadece bir uygulayıcı değil, geçici bir kanun koyucu statüsündedir.
3
Oluşturulacak kuralın niteliğini tanımlama
Kuralın; kanun koyucunun koyduğu kurallar gibi genel, soyut ve objektif olması sağlanır.
Kanun koyucu gibi hareket etmenin doğal gereği, kişiye özel değil, topluluğa ve benzer durumlara hitap eden bir norm inşa etmektir.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması

Daha Fazla Pratik

Örtülü boşluk (teleolojik redüksiyon) ile açık boşluk arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 77Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında uyuşmazlıkların çözümünde esas alınan 'yazılı kaynaklar' ve bu kaynakların normlar hiyerarşisindeki konumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Usulüne göre yürürlüğe konulmuş tüm milletlerarası antlaşmalar, normlar hiyerarşisinde kanunla aynı hiyerarşik basamakta yer aldıkları için haklarında Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açılabilir.

Cevap

Milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olmalarına rağmen haklarında Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamayacağı ifadesi doğrudur; dolayısıyla bu antlaşmaların iptal davasına konu edilebileceğini savunan seçenek yanlıştır.
Türk hukuk sisteminde, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olmalarına rağmen, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca bunlar hakkında Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açılması mümkün değildir. Bu durum, antlaşmaların normatif gücü bakımından kanunla eşleştiği ancak yargısal denetim bakımından kanundan ayrıldığı özel bir istisnadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynakların hiyerarşik sıralamasını belirleme
Anayasa > Kanun = Milletlerarası Antlaşma = İçtihadı Birleştirme Kararı > Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi > Yönetmelik.
Hukuk düzeninde normların uygulama önceliğini tespit etmek için hiyerarşik basamakların bilinmesi gerekir.
2
Milletlerarası antlaşmaların yargısal denetimini analiz etme
Anayasa m. 90 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş antlaşmalar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla AYM'ye başvurulamaz.
Bu kural, antlaşmaların uluslararası bağlayıcılığı nedeniyle iç hukuk denetiminden muaf tutulması ilkesine dayanır.
3
Temel haklara ilişkin antlaşmaların özel durumunu değerlendirme
Anayasa m. 90/son fıkra uyarınca sadece temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalar kanunla çatıştığında üstün sayılır.
2004 Anayasa değişikliği ile getirilen bu hüküm, insan hakları belgelerine öncelik tanımaktadır.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Antlaşmaların Yargısal Denetim Bağışıklığı

İpuçları

1
Anayasa'nın 90. maddesindeki antlaşmaların yargısal denetimi ile ilgili özel hükmü hatırlayın.
2
Bir metnin kanun hükmünde olması, her zaman onun Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenebileceği anlamına gelmez.

Daha Fazla Pratik

İçtihadı birleştirme kararlarının neden AYM denetimine tabi olmadığını ve doktrindeki tartışmaları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 78Soru

Bir uyuşmazlığı karara bağlamakla yükümlü olan hâkim; somut olaya uygulanacak ne yazılı bir kanun hükmü bulabilmiş ne de yerleşik bir örf ve adet hukuku kuralı tespit edebilmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun 1.1. maddesinde düzenlenen hukukun uygulanması ve kaynaklar hiyerarşisi dikkate alındığında, bu durumdaki bir hâkimin uyuşmazlığı çözmek adına başvurması gereken temel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vererek hukuk yaratmalıdır.

Cevap

Hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vererek hukuk yaratmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 1.1. maddesinin 2.2. fıkrasına göre; kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Sorudaki senaryoda hem kanun hem de örf ve adet kuralı bulunmadığı için bir 'hukuk boşluğu' mevcuttur ve bu boşluk hâkimin hukuk yaratmasıyla doldurulur.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynak incelemesi yapılması
Kanunda uygulanacak hüküm bulunmadığı (Kanun Boşluğu) tespit edildi.
TMK m. 1/1 gereği hâkim öncelikle yazılı hukuka bakmak zorundadır.
2
Yazılı olmayan kaynak incelemesi yapılması
Uygulanacak örf ve adet kuralı bulunmadığı tespit edildi.
Yazılı kural yoksa TMK m. 1/2 gereği örf ve adet hukukuna gidilir.
3
Hukuk boşluğunun tespiti ve doldurulması
Hâkimin kanun koyucu gibi hareket ederek hukuk yaratması kararlaştırıldı.
Hem yazılı hem de yazılı olmayan kaynaklarda hüküm bulunmaması 'Hukuk Boşluğu'dur ve TMK m. 1/2 hâkime hukuk yaratma görevi yükler.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması

Daha Fazla Pratik

Hâkimin hukuk yaratırken TMK m. 1/3 gereği bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanma zorunluluğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 79Soru

Bir uyuşmazlığı karara bağlamakla görevli olan hâkim; uyuşmazlığa uygulanacak yazılı bir hüküm bulunmadığını ve bu konuda herhangi bir örf ve adet hukuku kuralının da mevcut olmadığını tespit etmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, bu durumda hâkimin uyuşmazlığı çözmek için izlemesi gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse uyuşmazlığı ona göre çözmelidir.

Cevap

Hâkimin kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermesi (hukuk yaratması) gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1.1. maddesinin 2.2. fıkrasına göre; kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hâkim örf ve adet hukukuna göre, o da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Soruda hem yazılı hem de yazısız kuralın bulunmadığı belirtildiği için hâkimin hukuk yaratarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Boşluk türünü tespit et.
Yazılı kural (kanun) yok ve yazısız kural (örf-adet) yok. Bu durum 'hukuk boşluğu' olarak adlandırılır.
Türk Medeni Kanunu 1.1. madde uyarınca hukuk sisteminde uygulanacak hiçbir kuralın bulunmaması hukuk boşluğudur.
2
Hukuk boşluğunun çözüm yöntemini uygula.
Hâkim, kanun koyucu gibi davranarak kural oluşturur (hukuk yaratma).
TMK Madde 1/21/2 hâkime bu durumda hukuk yaratma görevini ve yetkisini vermiştir.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması

Daha Fazla Pratik

Kanun boşluğu ile hukuk boşluğu arasındaki farkları ve hâkimin takdir yetkisini kullandığı 'kural içi boşluk' hallerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 80Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen ve kanun koyucunun somut olayın özelliklerinin değişkenliği veya konunun hassasiyeti nedeniyle uyuşmazlığın çözümünü 'haklı sebepler', 'durumun gerekleri' veya 'uygun bir tazminat' gibi esnek kavramlarla hâkimin değerlendirmesine bıraktığı 'kural içi boşluk' (intra legem) hallerinde, hâkimin uyuşmazlığı çözüme kavuştururken izlemesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun tarafından kendisine tanınan takdir yetkisini kullanarak hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Cevap

Hâkimin kanun tarafından kendisine tanınan takdir yetkisini kullanarak hukuka ve hakkaniyete göre karar vermesi gerekir.
Doğru ifade, hâkimin kanun tarafından kendisine tanınan takdir yetkisini kullanarak hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini belirten seçenektir. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek bıraktığı bu boşlukların (kural içi boşluk), hâkimin somut olayın adaletini sağlama amacıyla doldurulmasını öngörür.

Adım Adım Çözüm

1
Boşluk türünün tespiti
Kanunda hüküm var ancak 'haklı sebep' gibi kavramlarla içeriği açık bırakılmış (Kural içi boşluk).
Hâkimin hangi hukuk yolunu izleyeceği, karşılaşılan boşluğun türüne göre belirlenir.
2
Dayanak maddenin belirlenmesi
Türk Medeni Kanunu Madde 4 (Takdir Yetkisi).
Kural içi boşlukların doldurulmasında temel yasal dayanak TMK 4. maddedir.
3
Çözüm yönteminin uygulanması
Hukuk ve hakkaniyet sınırları içerisinde takdir yetkisinin kullanılması.
Hâkim bu durumda yeni bir kural yaratmaz, mevcut kuralın kendisine verdiği 'seçme/değerlendirme' yetkisini somut olaya uygular.

Anahtar Kavram

Hâkimin Takdir Yetkisi ve Kural İçi Boşluk

İpuçları

1
Boşluğun kanun koyucu tarafından 'bilerek' mi yoksa 'ihmal sonucu' mu bırakıldığına dikkat edin.
2
TMK 4. maddesi, hâkimin somut olayın özelliklerine göre hareket etmesine izin veren özel bir yetkiden bahseder.

Daha Fazla Pratik

Hukuk boşluğu (legal gap) ile kanun boşluğu (statutory gap) arasındaki farkları ve her birinde hâkimin rolünü karşılaştıran soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 4 / 7Sonraki