Başlangıç Hükümleri

134 soru

Soru 81Soru

Medeni hukukta kanun koyucu, bazen uyuşmazlığın çözümünde kesin bir sınır çizmek yerine hâkime "haklı sebepler" veya "durumun gereklerini" değerlendirme yetkisi tanımıştır.

Türk Medeni Kanunu uyarınca, hâkimin bu şekilde kendisine takdir yetkisi tanınan hallerde kararını dayandırması gereken temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) uygunluk

Cevap

Hâkimin kendisine takdir yetkisi tanınan hallerde kararını dayandırması gereken temel ölçüt hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) uygunluktur.
Türk Medeni Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca hâkim, kanunun kendisine takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı buyurduğu konularda, kararını hukuka ve hakkaniyete (hak ve nasafet) göre vermelidir. Bu, hâkimin sınırsız bir serbestiye sahip olmadığını, hukuk çerçevesinde adaleti sağlayan nesnel bir değerlendirme yapması gerektiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun metnindeki ifadeleri analiz etme
"Haklı sebepler" ve "durumun gerekleri" ifadelerinin hâkime takdir yetkisi (kural içi boşluk) tanıdığını tespit etme.
Hâkimin hangi yetki türünü kullandığını anlamak uygulanacak kuralı belirler.
2
TMK Madde 44 hükmünü uygulama
Hâkimin bu yetkiyi kullanırken uyması gereken yasal sınırın "hukuka ve hakkaniyete uygunluk" olduğu sonucuna ulaşma.
Kanun koyucu hâkimin takdir yetkisini bu temel ölçüte bağlamıştır.

Anahtar Kavram

Hâkimin Takdir Yetkisi ve Hakkaniyet İlkesi

İpuçları

1
Takdir yetkisi TMK 44. maddede düzenlenmiştir.

Daha Fazla Pratik

Takdir yetkisi (kural içi boşluk) ile hakimin hukuk yaratması (hukuk boşluğu) arasındaki farkları karşılaştıran bir tablo hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 82Soru

2017 Anayasa değişiklikleri sonrası Türk hukuk düzenindeki yazılı kaynaklar ve normlar hiyerarşisi dikkate alındığında; temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri (CBK) arasındaki hiyerarşik ilişki ve çatışma kuralları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunların farklı hükümler içermesi durumunda antlaşma hükümleri; kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin farklı hükümler içermesi durumunda ise kanun hükümleri esas alınır.

Cevap

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunların çatışmasında antlaşma; kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin çatışmasında ise kanun hükümleri esas alınır.
Doğru ifade, Türk hukukundaki iki temel öncelik kuralını birleştirmektedir: Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca temel haklara ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunlar çelişirse antlaşma esas alınır; Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca ise kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çelişirse kanun hükümleri uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa m. 90/son hükmünün analiz edilmesi
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalar ile kanunlar çelişirse antlaşma hükümlerinin esas alınacağı belirlenir.
Milletlerarası hukuk ile iç hukuk arasındaki uyumun temel haklar lehine çözülmesi kuralıdır.
2
Anayasa m. 104/17 hükmünün analiz edilmesi
Kanunlarda açıkça düzenlenen konularda CBK çıkarılamayacağı ve kanun ile CBK çelişirse kanun hükmünün uygulanacağı belirlenir.
Yasama yetkisinin asli oluşu ve normlar hiyerarşisinde kanunun CBK'dan üstün olmasıdır.
3
Bulguların sentezlenmesi
Antlaşma > Kanun ve Kanun > CBK ilişkisi kurulur.
Hiyerarşik uygulama sırasının netleştirilmesi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Çatışma Kuralları

Daha Fazla Pratik

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarının normlar hiyerarşisindeki yeri ve bağlayıcılığı konusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 83Soru

2017 Anayasa değişiklikleri ile düzenlenen güncel normlar hiyerarşisi ve yazılı kaynakların uygulama sırası dikkate alındığında; bir uyuşmazlıkta aynı konuyu düzenleyen bir 'Kanun' hükmü ile bir 'Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' hükmünün birbiriyle çelişmesi durumunda izlenecek hukuki yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümleri farklı olduğunda kanun hükümleri uygulanır.

Cevap

Kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümleri farklı olduğunda kanun hükümleri uygulanır.
1982 Anayasası'nın 104. maddesine göre, kanunlarda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Eğer çıkarılmış bir kararname ile kanun hükümleri arasında farklılık varsa, üst norm olan kanun hükümleri uygulanır. Bu durum normlar hiyerarşisindeki 'üst normun alt norma üstünlüğü' ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlıktaki norm türlerini belirleme
Çatışan normlar 'Kanun' ve 'Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'dir.
Normlar hiyerarşisindeki yerlerini tespit etmek için türlerini bilmek gerekir.
2
Anayasa m. 104 hükmünü uygulama
Kanun hiyerarşik olarak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin üstündedir ve çatışma halinde kanun esas alınır.
1982 Anayasası'nın 2017 değişikliği sonrası 104. maddesinin 8. fıkrası bu durumu açıkça düzenlemiştir.

Anahtar Kavram

Lex Superior (Üst Normun Önceliği) ve Anayasa m. 104/8

Daha Fazla Pratik

Milletlerarası antlaşmaların temel hak ve özgürlükler bağlamında kanunlarla çatışması durumunu (Anayasa m. 90/5) inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 84Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen hâkimin takdir yetkisinin hukuki niteliği, sınırları ve kullanımı dikkate alındığında; aşağıdaki ifadelerden hangisi bu yetkinin 'kural içi boşluk' kavramı ve 'hak ve nasafet' ilkesiyle uyumlu, doğru bir açıklamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, kanun koyucu tarafından bilerek bırakılan boşluğu (kural içi boşluk) doldururken; somut olayın özelliklerini gözeterek hak ve nasafet ilkeleri çerçevesinde ve kanun dairesinde bir çözüm üretir.

Cevap

Hâkim, kanun koyucu tarafından bilerek bırakılan kural içi boşluğu doldururken, somut olayın özelliklerini gözeterek hak ve nasafet ilkeleri çerçevesinde ve kanun dairesinde karar verir.
Doğru ifade, takdir yetkisinin 'kural içi boşluk' hallerinde (kanunun bilerek bıraktığı alanlarda) kullanıldığını ve bu yetkinin TMK m. 4'te açıkça belirtildiği üzere 'hak ve nasafet' ilkeleriyle sınırlı olduğunu vurgulayan ifadedir. Bu süreçte hâkim kanun dairesinde hareket eder ve somut olayın adaletini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hâkimin takdir yetkisinin kanuni dayanağını ve türünü belirleme.
TMK m. 4 uyarınca takdir yetkisi, kanunun 'haklı sebepler' veya 'durumun gerekleri' dediği 'kural içi boşluk' hallerinde kullanılır.
Takdir yetkisinin sınırlarını çizmek için öncelikle hangi boşluk türünde (kural içi vs. hukuk boşluğu) kullanıldığını saptamak gerekir.
2
Karar verilirken esas alınacak ilkeleri saptama.
Hâkimin kararı 'hak ve nasafet' (hukuka ve hakkaniyete) uygun olmalıdır.
Kanun koyucu, hâkime bu yetkiyi verirken mutlak bir serbesti değil, adaleti somut olaya uyarlama görevi vermiştir.
3
Takdir yetkisini hukuk yaratmadan ayırt etme.
Takdir yetkisinde mevcut kural uygulanır; oysa hukuk yaratmada (TMK m. 1) yeni bir kural konulur.
Hukuki nitelik bakımından bu iki müessese arasındaki fark, sorunun ayırt edici temel noktasıdır.

Anahtar Kavram

TMK m. 4 kapsamında Hâkimin Takdir Yetkisi ve Kural İçi Boşluk

Daha Fazla Pratik

Hâkimin hukuk yaratması (TMK m.1) ile takdir yetkisi (TMK m.4) arasındaki farkları bir tablo üzerinden çalışarak kavramsal netlik sağlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 85Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca; bu Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, aşağıdaki alanların hangisine "uygun düştüğü ölçüde" uygulanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bütün özel hukuk ilişkilerine

Cevap

Bütün özel hukuk ilişkilerine uygulanması kuralı geçerlidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin 'uygun düştüğü ölçüde' bütün özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını hükme bağlayarak özel hukuk sisteminin bütünlüğünü sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Dayanak kanun maddesini belirle.
Türk Medeni Kanunu Madde 5 incelenmelidir.
Genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı bu maddede açıkça tanımlanmıştır.
2
Uygulama kapsamını analiz et.
Maddede geçen 'bütün özel hukuk ilişkileri' ifadesi tespit edilir.
Bu ifade, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu dışındaki diğer özel hukuk disiplinlerini de (Ticaret, İş vb.) kapsar.
3
Uygulama şartını değerlendir.
'Uygun düştüğü ölçüde' ifadesi ile sınırlama olduğu görülür.
Özel hukuk dalının kendine has nitelikleri genel hükümle çelişmemelidir.

Anahtar Kavram

TMK Madde 5 - Genel Hükümlerin Uygulama Alanı

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un 1. maddesindeki 'Hukukun Uygulanması' ile 5. maddedeki 'Genel Hükümlerin Uygulanması' arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:35s
Soru 86Soru

Güncel anayasal düzenlemeler ve hukuk kurallarının hiyerarşisi dikkate alındığında, yasama organı tarafından tesis edilen işlemler ile yürütme organının düzenleyici işlemleri arasındaki ilişki belirli öncelik kurallarına bağlanmıştır. Bu çerçevede, yazılı hukuk kaynaklarının uygulama sırası ve birbiriyle olan hiyerarşik ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından belirli bir konuda kanun çıkarılması halinde, aynı konuyu düzenleyen mevcut Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümleri hükümsüz hale gelir.

Cevap

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir konuda kanun çıkarılması durumunda, aynı konuyu düzenleyen Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümsüz hale gelmesi hukuk hiyerarşisi bakımından doğru olan ifadedir.
Türk hukuk sisteminde normlar hiyerarşisi ilkesi gereği, yasama organının (TBMM) işlemleri yürütme organının düzenleyici işlemlerine üstündür. Anayasa'nın 104. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, aynı konuda hem kanun hem de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bulunması durumunda kanun hükümleri esas alınır ve eğer TBMM o konuda bir kanun çıkarırsa, mevcut kararname hükümleri kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynaklar arasındaki hiyerarşik sıralamayı belirle.
Anayasa > Kanun/Milletlerarası Antlaşma > Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi > Yönetmelik.
Hukuk sisteminde normlar alt ve üst ilişkisi içerisinde yer alır.
2
Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK) arasındaki çatışma kuralını analiz et.
Anayasa m. 104/11 uyarınca kanun üstündür ve aynı konuda kanun yapılması CBK'yı hükümsüz kılar.
Yasama organının düzenleme yetkisi, yürütmenin türevsel düzenleme yetkisinden hiyerarşik olarak üstündür.
3
Seçenekleri bu anayasal kural çerçevesinde değerlendir.
Kanun çıkarılmasının kararnameyi hükümsüz kılacağı ifadesi anayasal metne tam uyumludur.
Doğru hukuki sonucun tespiti için Anayasa'nın açık hükmü esas alınmalıdır.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin Kanun Karşısındaki Durumu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 87Soru

Hâkim, önüne gelen bir uyuşmazlıkta uygulanabilecek bir kanun hükmü bulmasına rağmen; bu hükmün lafzının (sözünün) olaya aynen uygulanması durumunda kanun koyucunun izlediği amaca açıkça aykırı bir sonuç doğacağını ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini tespit etmiştir. Kanunda bu durum için herhangi bir istisna hükmü de bulunmadığına göre, bu hukuki durum aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örtülü boşluk

Cevap

Örtülü boşluk, kanun metninde bir hüküm bulunmasına rağmen bu hükmün kapsamının kanunun amacına aykırı düşecek şekilde geniş olması ve bu duruma dair bir istisna bulunmaması halidir.
Örtülü boşluk, kanunda uyuşmazlığa uygulanabilecek bir hüküm bulunmasına rağmen, bu hükmün lafzının kanun koyucunun amacına (özüne) aykırı olacak kadar geniş olduğu ve hakkaniyete uygun bir çözüm için hükmün kapsamının daraltılmasını gerektiren halleri ifade eder. Bu durumda hâkim, 'amaçsal sınırlama' yaparak boşluğu doldurur.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığa uygulanacak kanun hükmünün varlığı kontrol edilir.
Soruda uygulanabilecek bir hükmün olduğu ancak lafzının amaca aykırı olduğu belirtilmiştir.
Bu durum bizi doğrudan açık boşluk veya hukuk boşluğu seçeneklerinden uzaklaştırır.
2
Hükmün 'sözü' (lafzı) ile 'özü' (amacı) arasındaki ilişki analiz edilir.
Lafzın aynen uygulanması kanun koyucunun amacına açıkça aykırı sonuç doğurmaktadır.
Bu çelişki, hükmün kapsamının amaçsal olarak sınırlandırılması (teleolojik redüksiyon) gerektiğini gösterir.
3
Tanımlanan durumun teknik karşılığı belirlenir.
Bu durum 'örtülü boşluk' (gizli boşluk) olarak adlandırılır.
Kanun koyucunun öngörmediği ancak amacına göre olması gereken bir istisnanın yokluğu bu boşluk türünü tanımlar.

Anahtar Kavram

Örtülü Boşluk (Gizli Boşluk)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 88Soru

Bir taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlığında hâkim; somut olaya uygulanacak hiçbir kanun hükmü bulunmadığını, ayrıca bu konuda yerleşmiş bir örf ve adet hukuku kuralının da mevcut olmadığını tespit etmiştir. Türk Medeni Kanunu m. 1/2 çerçevesinde hâkimin bu uyuşmazlığı karara bağlarken takip edeceği yöntemle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Cevap

Hâkimin uyuşmazlığa uygulanacak ne yazılı bir hüküm ne de örf-adet kuralı bulamaması durumunda, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesine göre hâkim, uyuşmazlığı çözerken önce kanun hükümlerine, yoksa örf ve adet hukukuna bakar. Her iki kaynakta da hüküm bulunmaması durumu 'hukuk boşluğu' olarak adlandırılır ve bu halde hâkimin 'kanun koyucu gibi' genel ve soyut bir kural oluşturması emredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı kaynakların taranması
Uyuşmazlığa uygulanacak bir kanun hükmü bulunmadığı (Kanun Boşluğu) tespit edildi.
TMK m. 1/1 uyarınca kanun, sözüyle ve özüyle değindiği konularda öncelikli uygulama alanına sahiptir.
2
Yazılı olmayan kaynakların (Örf ve Adet Hukuku) taranması
Konuya ilişkin uygulanabilir bir örf ve adet kuralı bulunmadığı tespit edildi.
Kanunda hüküm yoksa hâkim, örf ve adet hukukuna göre karar vermek zorundadır.
3
Hukuk boşluğunun tespiti ve hukuk yaratma
Hâkimin kanun koyucu gibi hareket ederek genel ve soyut bir kural oluşturması.
Hem kanunda hem de örf-adette hüküm bulunmaması 'hukuk boşluğu'dur; hâkim bu durumda kanun koyucu gibi hareket ederek (TMK m. 1/2) uyuşmazlığı çözmelidir.

Anahtar Kavram

Hukuk Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması

Daha Fazla Pratik

Hâkimin yarattığı hukukun bağlayıcılığı ile kanun hükümlerinin bağlayıcılığı arasındaki farkları inceleyiniz (Hâkimin yarattığı kural sadece o olayda bağlayıcıdır, ancak diğer mahkemeler için doktriner bir emsal teşkil edebilir).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 89Soru

(A)(A) Belediye Başkanlığı, özel hukuk hükümlerine tabi bir temizlik hizmeti alımı için (B)(B) firması ile 55 yıllık bir sözleşme akdetmiş ve bu sözleşme uyarınca 33 yıl boyunca kesintisiz hizmet alarak ödemelerini yapmıştır. Belediye yönetiminin değişmesinin ardından yeni yönetim, sözleşmenin imzalandığı tarihte belediye adına imza atan görevlinin imza yetkisinin aslında bir ay önce sona ermiş olduğunu (yetkisiz temsil) fark etmiştir. Belediye, bu yetkisizliği gerekçe göstererek sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğunu ileri sürmüş ve o güne kadar firmaya ödenen tutarların iadesini talep ederek yeni bir ihale açacağını duyurmuştur.

Bu olayda belediyenin geçersizlik iddiasının dürüstlük kuralına aykırı görülerek reddedilmesi, Türk Medeni Kanunu'nun aşağıdaki ilkelerinden hangisinin bir uygulamasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkın kötüye kullanılması yasağı

Cevap

Hakkın kötüye kullanılması yasağı
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasına göre, 'Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.' Olayda belediyenin 33 yıl boyunca sözleşmeyi uygulayıp fayda sağladıktan sonra, başlangıçtaki bir yetki eksikliğine dayanarak geçersizlik iddiasında bulunması, dürüstlük kuralına aykırı bir davranıştır. Bu durum doktrinde 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' (venire contra factum proprium) olarak adlandırılır ve hakkın kötüye kullanılması yasağının bir görünümüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki ilişkinin niteliğini belirle
Belediye ile firma arasında 55 yıllık bir hizmet sözleşmesi bulunmaktadır ve 33 yıl boyunca uygulanmıştır.
Sözleşmenin uzun süre uygulanmış olması, taraflar arasında bir güven ilişkisi oluşturur.
2
İleri sürülen iddiayı analiz et
Belediye, sözleşmenin başında var olan bir 'yetkisiz temsil' durumuna dayanarak geçersizlik iddiasında bulunmaktadır.
Kural olarak yetkisiz temsil sözleşmeyi geçersiz kılar, ancak bu iddianın ne zaman ve nasıl ileri sürüldüğü önemlidir.
3
Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması denetimi yap
33 yıl boyunca sözleşmenin avantajlarından yararlanan tarafın, daha sonra teknik bir eksikliğe dayanarak geçersizlik ileri sürmesi 'kendi davranışıyla çelişme' teşkil eder.
Türk Medeni Kanunu m. 2/2 uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (Venire contra factum proprium)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru

Bir uyuşmazlıkta, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir milletlerarası andlaşma hükmü ile aynı uyuşmazlığa dair farklı bir düzenleme içeren kanun hükmü ve bu kanun hükmüne aykırı kurallar barındıran bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK) aynı anda mevcuttur. 2017 Anayasa değişiklikleri sonrası oluşan güncel hukuki rejim ve Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi çerçevesinde, hâkimin normlar hiyerarşisi ve çatışma kuralları gereği uygulaması gereken hukuk kuralı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletlerarası andlaşma hükmü; çünkü temel haklara ilişkin andlaşmalar ile kanunların çelişmesi durumunda andlaşma esas alınır ve CBK'lar kanunla düzenlenen konularda hüküm ifade edemez.

Cevap

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşma hükmü uygulanır; çünkü bu tür andlaşmalar kanunlarla çeliştiğinde andlaşma hükmü esas alınır (Anayasa m. 90) ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kanunla düzenlenen konularda geçerli değildir (Anayasa m. 104).
Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar, 2004 değişikliği ile Anayasa m. 90/5 uyarınca kanunla çelişmeleri halinde öncelikli uygulama alanı bulur. Aynı zamanda 2017 değişikliği ile Anayasa m. 104/17 gereği kanunlar ile CBK'lar çelişirse kanunlar esas alınır. Mülkiyet hakkı temel bir hak olduğu için, bu hiyerarşik silsilede en üstte andlaşma hükmü yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Andlaşma ve Kanun Arasındaki Hiyerarşiyi Belirleme
Anayasa m. 90/5 uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde andlaşma hükümleri esas alınır.
Mülkiyet hakkı bir temel haktır ve bu alandaki andlaşmalar kanuna üstündür.
2
Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) Arasındaki Hiyerarşiyi Belirleme
Anayasa m. 104/17 uyarınca, CBK ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca kanunla düzenlenen konularda CBK çıkarılamaz.
Yasama organının yaptığı kanun, yürütmenin düzenleyici işlemi olan CBK'ya her zaman üstündür.
3
Nihai Uygulanacak Normu Seçme
Milletlerarası Andlaşma > Kanun > CBK sıralaması oluşur.
Somut olayda mülkiyet hakkına ilişkin andlaşma hükmü en üstte yer alır.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve Art. 90/5 Çatışma Kuralı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 91Soru

Kiraya veren (K), kiracısı (T)’nin kira bedellerini sözleşmede kararlaştırılan tarihten on gün sonra ödemesine iki yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmamış ve bu durumu zımnen kabul ederek tahliye hakkını kullanmamıştır. Ancak (K), aralarında çıkan bir tartışma sonrasında, (T)’nin bir sonraki kira bedelini yine on gün geciktirmesini gerekçe göstererek sözleşmedeki tahliye şartına dayanarak dava açmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri dikkate alındığında, (K)'nin bu talebinin reddedilmesi aşağıdakilerden hangisinin bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakların kullanılmasında ve borçların ifasında geçerli olan dürüstlük kuralı

Cevap

Hakların kullanılmasında ve borçların ifasında geçerli olan dürüstlük kuralı
Doğru yanıt olan dürüstlük kuralı, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kurala göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Olayda kiraya verenin uzun süre boyunca gecikmeli ödemelere ses çıkarmayıp ardından aniden tahliye davası açması, hukukta 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' olarak adlandırılır ve dürüstlük kuralına aykırı bir hakkın kötüye kullanılması hali olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki davranış biçimini analiz etme
Kiraya verenin iki yıl boyunca gecikmeli ödemelere itiraz etmemesi, kiracıda bu durumun kabul edildiğine dair 'haklı bir güven' oluşturmuştur.
Dürüstlük kuralı, kişilerin oluşturdukları güvene uygun davranmalarını gerektirir.
2
Hakkın kullanımını denetleme
Kiraya verenin aniden ve geçmişteki tutumuyla çelişir şekilde tahliye hakkını kullanması 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) kapsamına girer.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m. 2/2).
3
Hukuki temeli belirleme
Bu durum objektif iyiniyet olarak da bilinen dürüstlük kuralının ihlalidir.
TMK m. 2, hakların kullanılmasında dürüstlük kuralını amir hükümdür.

Anahtar Kavram

Dürüstlük Kuralı (Objektif İyiniyet) ve Çelişkili Davranış Yasağı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 92Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, önüne gelen bir uyuşmazlıkta uygulanacak ne yazılı bir hüküm ne de örf ve âdet hukuku kuralı bulamayan ("hukuk boşluğu") bir hâkimin izlemesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vermek

Cevap

Hâkim, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar vererek uyuşmazlığı çözmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin 2. fıkrası, hâkimin uyuşmazlığa uygulanacak ne yazılı bir kural ne de örf ve âdet hukuku kuralı bulabildiği durumları 'hukuk boşluğu' olarak tanımlar ve hâkime 'kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verme' görevini yükler. Bu durum hâkimin hukuk yaratması olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Yazılı ve yazısız kaynakların kontrol edilmesi
Hâkim uyuşmazlığa uygulanacak ne bir kanun hükmü (yazılı) ne de örf-âdet hukuku kuralı (yazısız) bulabilmiştir.
Hukukun uygulanmasında sırasıyla yazılı ve yazısız kaynaklara başvurulması zorunludur.
2
Hukuk boşluğunun tespiti ve doldurulması
Hâkim, Medeni Kanun'un 1. maddesi uyarınca kendisine tanınan 'hukuk yaratma' yetkisini kullanır.
Yazılı ve yazısız kaynaklarda hüküm bulunmaması durumu 'hukuk boşluğu'dur ve hâkim bu boşluğu kanun koyucu gibi hareket ederek doldurur.

Anahtar Kavram

Hâkimin Hukuk Yaratma Yetkisi (TMK m. 1)

İpuçları

1
Medeni Kanun'un ilk maddesinde yer alan sırayı (Kanun -> Örf ve Âdet -> Hâkim) hatırlayın.
2
Hâkimin, uyuşmazlığa uygulanacak hiçbir kural bulamadığında bir 'yasakoyucu' gibi düşünmesi istenir.

Daha Fazla Pratik

Gerçek boşluk ile kural içi boşluk arasındaki farkı ve hâkimin bu durumlardaki yetkilerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 93Soru

Bir inşaat firması olan (A)(A), ruhsatına uygun şekilde başlattığı rezidans inşaatını tamamlamak üzeredir. Ancak yapılan son ölçümlerde, binanın dış cephe kaplamasının ve balkon uçlarının, bitişik parseldeki (B)(B)'ye ait boş arsaya toplamda 0,40,4 metrekarelik bir taşma yaptığı tespit edilmiştir. (B)(B), inşaatın başlangıcından itibaren durumu fark edebilecek durumda olmasına rağmen sessiz kalmış; ancak inşaat bitip satışlar başladığında, taşan kısmın kal'ini (yıkımını) ve müdahalenin men'ini talep etmiştir. (A)(A) firması, (B)(B)'ye arsa payının değerinin on katı tutarında tazminat ödemeyi teklif etse de (B)(B), "mülkiyet hakkım mutlak bir haktır, her zaman korunmasını isteyebilirim" diyerek bu teklifi reddetmiş ve yıkım davası açmıştır.

Buna göre (B)(B)'nin bu talebi ve tutumuyla ilgili Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri çerçevesinde aşağıdaki hukuki nitelendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B)(B)'nin talebi dürüstlük kuralına açıkça aykırı bir "hakkın kötüye kullanılması" teşkil eder; zira elde edilecek menfaat ile karşı tarafa verilecek zarar arasında fahiş bir dengesizlik bulunmakta ve durum sessiz kalarak güven yaratma ilkesiyle çelişmektedir.

Cevap

Arsa sahibinin, inşaatın tamamlanmasından sonra çok cüzi bir taşma için binanın yıkımını talep etmesi, sağladığı yarar ile karşı tarafa verdiği zarar arasındaki aşırı dengesizlik nedeniyle hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.
Doğru seçenek, hakkın kötüye kullanılmasının iki temel ölçütünü (yarar-zarar arasındaki fahiş dengesizlik ve çelişkili davranış yasağına aykırı olarak sessiz kalma) bir arada değerlendirmiştir. Türk Medeni Kanunu m. 2/2 uyarınca, bir hak sahibinin hakkını dürüstlük kurallarına açıkça aykırı kullanması durumunda hukuk düzeni bu kullanımı korumayacak ve yıkım gibi ağır sonuçlar doğuran talepleri engelleyecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkın varlığını ve kapsamını tespit etme
B'nin mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi (yıkım) talep etme yetkisi olduğu ancak bu hakkın TMK m. 2/1 (dürüstlük kuralı) sınırları içinde kullanılması gerektiği anlaşılır.
Her hak, hukuk düzeninin çizdiği sınırlar ve dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılabilir.
2
Hakkın kullanımındaki dürüstlük kuralı denetimini yapma
Taşma miktarının çok cüzi (0,40,4 m²) olması, B'nin inşaat sürerken sessiz kalması ve yıkım durumunda binanın statiğinin bozulacak olması unsurları bir araya getirilir.
Hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2/2), hakkın kullanımının dürüstlük kuralına 'açıkça' aykırı olduğu durumlarda devreye giren bir emniyet supabıdır.
3
Yarar ve zarar dengesini analiz etme
B'nin yıkım sonucunda elde edeceği cüzi arazi parçası ile A'nın uğrayacağı büyük ekonomik zarar (binanın kısmen veya tamamen yıkımı) arasında 'fahiş bir dengesizlik' olduğu görülür.
Meşru bir menfaat olmaksızın sırf zarar verme kastı veya aşırı oransızlık hakkın kötüye kullanıldığının karinesidir.
4
Hukuki sonucu belirleme
TMK m. 2/2 gereği 'Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz'. Bu nedenle mahkeme yıkım talebini reddetmeli, ancak şartları varsa tazminata hükmetmelidir.
Hakkın kötüye kullanılmasının temel yaptırımı, o hakkın hukuk düzenince korunmaması ve talep edilen sonucun engellenmesidir.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2/2)

Alternatif Yöntem

Olayda TMK m. 725 (Taşkın Yapı) hükmü de akla gelebilir ancak soruda 'başlangıç hükümleri' vurgulandığı için TMK m. 2 genel ilkesi üzerinden analiz yapılması en doğru yaklaşımdır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 94Soru

(A)(A), maliki olduğu konutu 20182018 yılında (B)(B)'ye kiralamıştır. Kira sözleşmesinde "Kira bedelleri her ayın beşinci günü akşamına kadar kiralayanın banka hesabına yatırılacaktır." hükmü yer almasına rağmen (A)(A), yedi yıl boyunca kira bedellerini (B)(B)'nin iş yerine bizzat giderek elden teslim almış ve bu ödemelere ilişkin makbuz düzenlemiştir. Sekizinci yılın başında bölgedeki kira rayiçlerinin artması üzerine (A)(A), kiracısı (B)(B)'yi tahliye edebilmek amacıyla bir ihtarname göndererek; kiraların sözleşmeye aykırı şekilde banka yerine elden ödendiğini, bu durumun sözleşmenin esaslı bir ihlali olduğunu ileri sürerek tahliye davası açmıştır.

Bu olayda (A)(A)'nın, yıllardır sergilediği tutumun aksine sadece tahliye imkânı yaratmak için sözleşme hükmüne dayanması, temel olarak aşağıdakilerden hangisinin ihlali niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkın kötüye kullanılması yasağı

Cevap

Hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkesine göre, bir hakkın dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde, sırf başkasına zarar verecek ya da meşru olmayan bir çıkar sağlayacak şekilde kullanılmasına hukuk düzeni izin vermez.
Olayda mal sahibi (A)(A), yedi yıl boyunca sözleşme hükmüne aykırı olan bir durumu (elden ödeme) kabul ederek kiracıda haklı bir güven yaratmıştır. Daha sonra sadece tahliye imkânı elde etmek için bu şekil şartına dayanması 'kendi davranışıyla çelişme' teşkil eder. Türk Medeni Kanunu madde 2/22/2 uyarınca, dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan ve bir hakkın sınırlarını aşan bu tür davranışlar hakkın kötüye kullanılması sayılır ve mahkemece reddedilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarafların geçmişteki davranışlarını analiz etme
(A)(A), sözleşmedeki bankaya ödeme şartına rağmen 77 yıl boyunca elden ödemeyi kabul ederek (B)(B)'de bu durumun devam edeceği yönünde bir güven oluşturmuştur.
Çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium), dürüstlük kuralının bir alt görünümüdür.
2
Hakkın ileri sürülme amacını değerlendirme
(A)(A)'nın asıl amacının sözleşmeye uyulmasını sağlamak değil, artan kira rayiçleri nedeniyle kiracıyı tahliye etmek olduğu anlaşılmaktadır.
Hakkın amacından saptırılarak kullanılması, hakkın kötüye kullanılmasına işaret eder.
3
Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesini uygulama
Türk Medeni Kanunu madde 2/22/2 uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Hakkın kötüye kullanılması yasağı, hakların kullanımında nihai ve sınırlayıcı bir kuraldır.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması (TMK m. 2/2)

Daha Fazla Pratik

Çelişkili davranış yasağının (venire contra factum proprium) diğer uygulama alanlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan "Bu Kanun ve Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde bütün özel hukuk ilişkilerine uygulanır." hükmü uyarınca, genel nitelikli hükümlerin Türk özel hukuk sistemi içerisindeki uygulama alanı ve yöntemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri, diğer özel hukuk dallarındaki uyuşmazlıklarda doğrudan değil; ancak ilgili ilişkinin mahiyetiyle bağdaştığı ölçüde ve o konuda özel bir düzenleme bulunmaması şartıyla tamamlayıcı olarak uygulanır.

Cevap

Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri, diğer özel hukuk dallarındaki uyuşmazlıklarda ancak ilgili ilişkinin mahiyetiyle bağdaştığı ölçüde ve o konuda özel bir düzenleme bulunmaması şartıyla tamamlayıcı olarak uygulanır.
Doğru ifade, TMK m. 5'in özünü yansıtmaktadır. Bu madde uyarınca, genel hükümler diğer özel hukuk ilişkilerine doğrudan değil, bir süzgeçten (uygunluk denetimi) geçirilerek ve özel kanunda boşluk olması durumunda tamamlayıcı olarak dahil edilir.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 5'in metni analiz edilmelidir.
Kanun koyucunun Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu genel hükümlerini tüm özel hukuk için 'ortak payda' olarak belirlediği görülür.
Özel hukuk dalları arasındaki kopukluğu önlemek ve sistem bütünlüğünü sağlamak amaçlanmıştır.
2
'Uygun düştüğü ölçüde' kriteri değerlendirilmelidir.
Genel hükmün, uygulanacağı özel alanın (örneğin deniz ticareti veya iş hukuku) doğasına, ruhuna ve amacına aykırı olmaması gerekir.
Her özel hukuk dalının kendine has dinamikleri vardır; genel hükümler bu dinamikleri bozmamalıdır.
3
Genel kanun - özel kanun ilişkisi kurulmalıdır.
Özel bir kanunda (örneğin TTK veya İş Kanunu) uyuşmazlığa dair spesifik bir kural varsa, genel hüküm devre dışı kalır.
Özel kural, genel kurala göre önceliklidir (Lex specialis).

Anahtar Kavram

Özel Hukukun Birliği ve TMK m. 5 Atfı

Daha Fazla Pratik

Bu konuyu pekiştirmek için Ticaret Kanunu'nun 1. maddesindeki 'ticari hükümler' sıralaması ile TMK m. 5 arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 96Soru

2017 Anayasa değişiklikleri ile düzenlenen güncel normlar hiyerarşisi ve Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesi çerçevesinde; temel hak ve özgürlükler kapsamına girmeyen bir özel hukuk uyuşmazlığında, yürürlükte bulunan bir Kanun hükmü ile bu kanundan daha sonraki bir tarihte yürürlüğe giren ve aynı konuyu farklı şekilde düzenleyen bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) hükümleri çatışmaktadır. Bu durumda hâkimin uyuşmazlığa uygulayacağı kural ve dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun hükmünü esas almalıdır; zira normlar hiyerarşisinde kanun Cumhurbaşkanlığı kararnamesinden üstündür ve çatışma halinde üst normun hükmü uygulanır.

Cevap

Hâkim, normlar hiyerarşisinde daha üstte yer alan Kanun hükmünü esas almalıdır; çünkü Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca kanun ile CBK çatıştığında kanun hükümleri uygulanır.
Türk hukuk sisteminde 2017 Anayasa değişiklikleri sonrasında, normlar hiyerarşisinde 'Kanun' düzeyi 'Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi' düzeyinden üstte yer alır. Anayasa'nın 104. maddesinin 8. fıkrası açıkça; Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiştir. Bu durum 'üst normun alt norma üstünlüğü' (lex superior) ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Çatışan normların türünü ve hiyerarşideki yerini belirle.
Kanun (Yasama işlemi) ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Yürütme işlemi) çatışmaktadır.
Yazılı kaynakların hangisinin öncelikle uygulanacağını saptamak için hiyerarşik konumlarının bilinmesi gerekir.
2
Uyuşmazlık konusunun 'temel hak ve özgürlük' olup olmadığını kontrol et.
Konu temel haklar kapsamında değildir (Andlaşma önceliği kuralı devre dışı).
Anayasa m. 90/5 uyarınca temel haklara ilişkin andlaşmaların özel bir öncelik statüsü vardır.
3
Anayasa'nın 104/8. maddesindeki çatışma kuralını uygula.
Kanun hükmü, CBK'ya karşı hiyerarşik üstünlüğe (Lex Superior) sahiptir.
Güncel anayasal düzende, kanunlar CBK'lardan üstün kabul edilmiş ve çatışma halinde kanuna öncelik tanınmıştır.

Anahtar Kavram

Lex Superior (Üst Normun Önceliği) ve Kanun-CBK Çatışma Kuralı

İpuçları

1
Anayasa'nın 104. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin kanunlarla olan ilişkisine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir milletlerarası andlaşma ile kanun çatışsaydı cevabın nasıl değişeceğini düşünün (Anayasa m. 90/5).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 97Soru

(A) İşletmesi ile danışman (B) arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde, sözleşme hükümlerinde yapılacak her türlü değişikliğin geçerliliği taraflarca "yazılı şekil" şartına bağlanmıştır. Buna karşın taraflar, iki yıl boyunca sözleşme kapsamındaki ek hizmetleri sözlü mutabakatlarla belirlemiş ve (A) İşletmesi bu ek hizmetlerin bedelini herhangi bir itiraz ileri sürmeden düzenli olarak ödemiştir. Daha sonra taraflar arasında çıkan bir ihtilaf üzerine (A) İşletmesi, son dönemde verilen hizmetlerin yazılı şekilde kararlaştırılmadığını ileri sürerek bu bedelleri ödemekten kaçınmıştır.

Bu olayda (A) İşletmesinin, uzun süredir devam eden uygulamanın aksine şekil eksikliğini ileri sürerek ödemeden kaçınması aşağıdaki hukuk kurallarından hangisine açıkça aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dürüstlük kuralı (Objektif iyiniyet)

Cevap

Dürüstlük kuralı (Objektif iyiniyet), hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken temel dürüstlük standartlarını ifade eder ve olaydaki 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' bu kapsamdadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Olayda tarafların iki yıl boyunca şekil şartına uymadan sözleşmeyi uygulamaları, aralarında bu durumun geçerli olduğuna dair bir güven oluşturmuştur. (A) İşletmesinin bu güveni sarsacak şekilde sonradan şekil eksikliğini ileri sürmesi 'kendi davranışıyla çelişme yasağı' kapsamına girer ve dürüstlük kuralına aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki uyuşmazlığın niteliğini analiz etmek.
Taraflar arasında kararlaştırılan bir şekil şartının, uzun süreli uygulama ile fiilen göz ardı edildiği ve bir tarafın bu duruma güvenerek edimlerini yerine getirdiği tespit edilmiştir.
Hukuki ilişkinin hangi evrede (kazanılma mı yoksa kullanılma mı) olduğunu belirlemek uygulanacak kuralı seçmek için gereklidir.
2
Hakkın ileri sürülüş biçimini Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında değerlendirmek.
Daha önce onay verilen ve uygulanan bir duruma, sadece işine gelmediği için şekil eksikliği gerekçesiyle itiraz edilmesi 'kendi davranışıyla çelişme' (venire contra factum proprium) teşkil eder.
Dürüstlük kuralı, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını ve çelişkili davranışlarla başkasına zarar verilmesini yasaklar.

Anahtar Kavram

Dürüstlük Kuralı ve Kendi Davranışıyla Çelişme Yasağı

Daha Fazla Pratik

Hakkın kötüye kullanılması yasağının yaptırımı olan 'hak iddiasının dinlenilmemesi' veya 'tazminat' sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 98Soru

(A)(A), satın aldığı karmaşık bir sanayi makinesinin işleyişine, verimine veya ekonomik değerine hiçbir etkisi bulunmayan, çıplak gözle dahi fark edilemeyecek kadar önemsiz bir boya kusurunu gerekçe göstererek kanundan doğan sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır. Makinenin iadesi durumunda satıcı (B)(B) çok ağır nakliye ve kurulum masraflarıyla karşılaşacakken, alıcı (A)(A)'nın bu işlemden elde edeceği somut bir menfaat bulunmamaktadır. Bu olayda, (A)(A)'nın sahip olduğu bir hakkı dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanarak karşı tarafı zarara uğratması, aşağıdaki ilkelerden hangisi kapsamında hukuk düzeni tarafından korunmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkın kötüye kullanılması yasağı

Cevap

Hakkın kötüye kullanılması yasağı
Türk Medeni Kanunu'nun 22. maddesinin 22. fıkrasına göre, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Olayda, alıcının ekonomik bir değer taşımayan önemsiz bir kusur nedeniyle sözleşmeyi feshetmesi, dürüstlük kuralının öngördüğü yarar/zarar dengesine aykırıdır ve hakkın sağladığı yetkinin kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu ilke, hakkın kullanımına getirilen 'istisnai' ve 'ikincil' bir sınırlamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hakkın kullanım amacını belirle
Alıcının dönme hakkını, kendisine fayda sağlamayan ancak satıcıyı ağır zarara uğratan önemsiz bir sebeple kullandığı görülmektedir.
Bir hakkın kullanımı, dürüstlük kuralına uygun olmalıdır.
2
Menfaat dengesini analiz et
Elde edilen menfaat ile karşı tarafa verilen zarar arasında aşırı oransızlık olduğu tespit edilmiştir.
Aşırı oransızlık, hakkın kötüye kullanıldığının en önemli karinelerinden biridir.
3
Yasal sonucu uygula
Türk Medeni Kanunu m. 2/22/2 uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Hakkın kötüye kullanılması yasağı, dürüstlük kuralının (objektif iyiniyet) sınırını oluşturur.

Anahtar Kavram

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2/2)

Daha Fazla Pratik

Çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium) kavramını inceleyerek hakkın kötüye kullanılmasının özel türlerini öğrenebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 99Soru

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre düzenlenen iyiniyet (subjektif iyiniyet) karinesi ve bu karinenin aksinin ispat edilmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İyiniyet karinesi gereği, bir hakkın kazanılmasına engel bir durumun varlığını bildiği veya makul bir kimseden beklenen dikkati göstermiş olsa öğrenebileceği ileri sürülen kişinin kötüniyetli olduğunu, bu iddiayı ortaya koyan taraf ispatlamalıdır.

Cevap

İyiniyet karinesi gereği, aksini iddia eden tarafın karşı tarafın kötüniyetli olduğunu veya gerekli özeni göstermediğini ispatlaması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Bu durum bir 'karine' teşkil eder. Karinenin sonucu olarak, bir kişinin iyiniyetli olmadığını (kötüniyetli olduğunu) veya durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediğini iddia eden taraf, bu iddiasını ispat etmek zorundadır. İyiniyetli olduğu varsayılan kişinin kendi iyiniyetini ispatlama zorunluluğu yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
TMK 3/1 kapsamındaki temel karineyi belirleme
Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır.
Hukuk düzeni, kişilerin normal şartlar altında dürüst ve bilgili olduğunu varsayarak ispat yükünü kolaylaştırır.
2
TMK 3/2 kapsamındaki sınırlamayı analiz etme
Gerekli özeni göstermeyen kişi iyiniyetli sayılmaz.
Subjektif iyiniyet sadece 'bilmeme' değil, 'bilemeyecek durumda olma' (özen yükümlülüğü) şartına bağlıdır.
3
İspat yükü kuralını karine ile birleştirme
Kötüniyeti veya özen eksikliğini iddia eden, bu iddiasını ispatlamalıdır.
Mevcut karinenin aksini savunan tarafın, karineyi çürütme yükümlülüğü (ispat yükü) vardır.

Anahtar Kavram

Subjektif İyiniyet Karinesi ve İspat Yükü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen "genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı" ilkesi, özel hukuk sisteminin parçaları arasındaki geçişkenliği ve bütünlüğü sağlamaktadır. Bu ilkenin işleyişi ve madde metninde geçen "uygun düştüğü ölçüde" ibaresinin hukuki fonksiyonu dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel hükümler; uygulanacakları özel hukuk alanının kendine özgü yapısı, temel ilkeleri ve o alanın ihtiyaç duyduğu hukuki dinamizm ile çelişmediği sürece bir süzgeçten geçirilerek uygulama alanı bulur.

Cevap

Genel hükümlerin, uygulanacakları özel hukuk alanının yapısı ve ilkeleriyle çelişmediği sürece uygulama alanı bulacağını belirten değerlendirme doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi, özel hukukun bütünlüğü için genel prensiplerin diğer alanlarda da kullanılmasını öngörür. Ancak her özel hukuk dalının (örneğin ticaret hukukundaki sürat ilkesi) kendine has bir yapısı vardır. 'Uygun düştüğü ölçüde' ibaresi, genel hükmün uygulanacağı alanın bu özel yapısıyla çatışıp çatışmadığının denetlenmesini gerektirir. Eğer genel hüküm, özel alanın temel prensiplerine veya ihtiyaçlarına aykırı değilse, o alandaki boşlukları doldurmak veya müesseseleri tamamlamak için süzgeçten geçirilerek uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
TMK Madde 5'in yasal dayanağını tespit etme.
Hükmün hem Medeni Kanun hem de Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerini tüm özel hukuk ilişkilerine yaydığı belirlendi.
Sistematik bir analiz için kuralın kaynağının ve kapsamının netleştirilmesi gerekir.
2
"Uygun düştüğü ölçüde" (lex generalis - lex specialis ilişkisi) kavramını analiz etme.
Genel hükümlerin, özel kanunların (Ticaret, İş, Deniz Ticareti vb.) ruhuna ve özel ihtiyaçlarına aykırı olmaması gerektiği saptandı.
Bu ibare, genel kuralın özel alana "aynen" değil, "uyarlanarak" veya "süzülerek" aktarılacağını gösteren temel kriterdir.
3
Seçeneklerdeki hukuki hataları ayıklama.
Atıf zorunluluğu, mutlak üstünlük veya sadece kıyas gibi kısıtlamaların kanun koyucunun amacıyla çeliştiği sonucuna varıldı.
Doğru uygulama tekniği, genel hükmün tamamlayıcı ve birleştirici rolünü korurken özel alanın özerkliğine saygı duymayı gerektirir.

Anahtar Kavram

TMK Madde 5 uyarınca genel hükümlerin özel hukuk dallarına 'süzgeç' (uygunluk) kriteriyle sirayeti.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 7Sonraki