Eşya Hukuku

93 soru

Soru 41Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca; tapu sicili teşkilatını oluşturan defterlerin mahiyeti ve bu siciller üzerinde yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurduğu an ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tescil işleminin hukuki sonuçları, gerekli belgelerin tamamlanmış olması şartıyla, işlemin yevmiye defterine kaydedildiği andan itibaren hüküm ifade eder.

Cevap

Tescil işleminin hukuki sonuçlarının, yevmiye defterine kayıt anından itibaren hüküm ifade ettiğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 10221022. maddesinin ikinci fıkrası açıkça tescilin etkisinin, yevmiye defterine kayıt anından başlayacağını hükme bağlamıştır. Bu durum, taşınmazlar üzerindeki hakların sırasını belirleyen en temel ilkedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tapu sicili teşkilatındaki ana ve yardımcı sicillerin ayrımını yapın.
Yevmiye defteri bir ana sicilken, aziller sicili yardımcı sicildir.
Teşkilat yapısını bilmek, hangi defterin kurucu veya öncelik belirleyici olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Tescilin ne zaman hüküm doğuracağına dair kanuni kuralı uygulayın.
Tescilin etkisi, yevmiye defterine kayıt anından başlar (TMK m. 1022/2).
Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni hakların kazanılma anı bu kurala göre belirlenir.
3
Şerh ve beyanlar arasındaki fonksiyonel farkı değerlendirin.
Şerhler tasarruf yetkisini kısıtlayabilirken, beyanlar sadece aleniyet sağlar.
Hangi kaydın mülkiyetin devrini engelleyebileceğini ayırt etmek için bu fark kritiktir.

Anahtar Kavram

Tescilin yevmiye defterine kayıt anından itibaren ayni hak kazanımı üzerindeki kurucu etkisi ve sicillerin hiyerarşisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Taşınmaz maliki Bay (A), komşu parselde yaşayan Bay (B)'nin arazisinden genel yola çıkışını engelleyecek şekilde sınır hattına yüksek bir duvar örmüştür. Bay (B)'nin taşınmazının genel yola çıkmak için başka hiçbir geçidi bulunmamaktadır ve bu durumun çözümü için Bay (B), Bay (A)'dan geçit hakkı talep etmiştir.

Bu olaydaki mülkiyet kısıtlamasının niteliği ve Bay (B)'nin başvurabileceği hukuki imkânlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zorunlu geçit hakkı dolaylı bir yasal kısıtlamadır; Bay (B)'ye bir irtifak hakkı kurulmasını isteme yetkisi verir ve bu kısıtlama ancak tapu siciline tescille ayni hakka dönüşür.

Cevap

Zorunlu geçit hakkı dolaylı bir yasal kısıtlamadır; hak sahibine bir irtifak hakkı kurulmasını isteme yetkisi verir ve bu kısıtlama tapu siciline tescille tamamlanır.
Zorunlu geçit hakkı, Türk Medeni Kanunu'nun 731. maddesinde yapılan ayrıma göre 'dolaylı yasal kısıtlama' niteliğindedir. Bu kısıtlamalar, doğrudan kısıtlamaların (örneğin yasal önalım hakkı veya komşuluk hukukundaki bazı kaçınma yükümlülükleri) aksine, hak sahibine sadece bir irtifak hakkı kurulmasını isteme yetkisi verir. Mülkiyetin kısıtlanması sonucu ise ancak tapu siciline yapılacak tescil ile gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki mülkiyet kısıtlamasının türünün Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde belirlenmesi.
Zorunlu geçit hakkı (TMK m. 747) söz konusudur.
Bay (B)'nin genel yola çıkışı olmadığı için kanun ona bu hakkı talep etme yetkisi tanımıştır.
2
Yasal kısıtlamanın 'doğrudan' veya 'dolaylı' sınıflandırmasına dahil edilmesi.
Zorunlu geçit hakkı 'dolaylı yasal kısıtlama' kategorisindedir.
TMK m. 731 uyarınca, tescille kurulan ve malike bir irtifak kurulmasını talep yetkisi veren kısıtlamalar dolaylıdır.
3
Kullanılacak hukuki yolun ve tescilin etkisinin analizi.
Tescil kurucu etkiye sahiptir.
Dolaylı kısıtlamalar, doğrudan kısıtlamaların aksine tescil edilmedikçe mülkiyeti sınırlayan birer ayni hak niteliği kazanmazlar.

Anahtar Kavram

Mülkiyetin Yasal Kısıtlamaları: Doğrudan ve Dolaylı Kısıtlama Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Doğrudan ve dolaylı kısıtlamalar arasındaki temel farkları pekiştirmek için 'Yasal Önalım Hakkı' ile 'Zorunlu Geçit Hakkı'nın karşılaştırıldığı soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru

Taşınmazlar üzerindeki hak durumunu incelemek isteyen ve bu konuda hukuki bir menfaati olduğunu (ilgisini) inanılır kılan bir kimsenin, tapu müdürlüğüne başvurarak ilgili taşınmazın kütük sayfasını ve belgelerini tapu memuru huzurunda inceleme hakkına sahip olması, tapu siciline hâkim olan aşağıdaki ilkelerden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Açıklık (Aleniyet) ilkesi

Cevap

Taşınmaz üzerindeki kayıtlara erişim ve inceleme yetkisi Açıklık (Aleniyet) ilkesinin bir sonucudur.
Türk Medeni Kanunu’nun 10201020. maddesiyle düzenlenen Açıklık (Aleniyet) ilkesi, tapu sicilindeki kayıtların gizli olmadığını, aksine ilgisini ispat eden herkesin bu kayıtları inceleyebileceğini garanti eder. Bu ilke, taşınmazlar üzerindeki hak durumunun bilinirliğini sağlayarak hukuki güvenliğe hizmet eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki talebin niteliğini belirlemek
Bir kişinin tapu kütüğündeki kayıtları ve belgeleri inceleme isteği söz konusudur.
Soruda sorulan hakkın hangi hukuki mekanizmaya dayandığını anlamak gerekir.
2
Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesini hatırlamak
TMK m. 10201020 uyarınca tapu sicili herkese açıktır ve ilgisini inanılır kılan herkes sicili inceleyebilir.
Tapu sicilinin aleniyeti ilkesi bu yasal düzenlemeye dayanır.
3
Kavramsal eşleştirme yapmak
Sicilin 'herkese açık' olması doktrinde 'Açıklık' veya 'Aleniyet' ilkesi olarak adlandırılır.
Hukuki tanım ile ilke ismi arasında doğrudan bir bağ vardır.

Anahtar Kavram

Tapu Sicilinin Aleniyeti (Açıklık İlkesi)
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca taşınmaz mülkiyetinin içeriği, kapsamı ve yasal kısıtlamalarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşınmaz mülkiyetinin doğrudan yasal kısıtlamaları tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur; ancak bu kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi resmi bir sözleşme ve tapu kütüğüne şerh verilmesi ile mümkündür.

Cevap

Taşınmaz mülkiyetinin doğrudan yasal kısıtlamalarının tescil gerektirmeden etkili olduğu, ancak değiştirilmelerinin resmi senet ve şerh şartına bağlı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 731. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetinin doğrudan yasal kısıtlamaları herhangi bir tescil işlemine gerek kalmaksızın kanun gereği yürürlüğe girer. Bu kısıtlamaların maliklerin iradesiyle ortadan kaldırılması veya içeriğinin değiştirilmesi ise kamu güvenliği ve aleniyet ilkesi gereği resmi bir sözleşme (tapu memuru huzurunda) ve tapu kütüğüne şerh verilmesi şartına bağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal kısıtlamaların doğumu incelenmelidir.
Türk Medeni Kanunu m. 731 uyarınca, doğrudan yasal kısıtlamalar (komşuluk hukuku, yasal önalım vb.) tapu siciline tescil edilmeksizin hukuk dünyasında sonuç doğurur.
Mülkiyet hakkının sınırları doğrudan kanun tarafından çizildiği için ayrıca bir tescil işlemi kurucu nitelik taşımaz.
2
Bu kısıtlamaların değiştirilme usulü analiz edilmelidir.
Kanundan doğan bu kısıtlamaların malikler tarafından kaldırılması veya daraltılması için resmi bir sözleşme düzenlenmeli ve bu durum tapu kütüğüne şerh verilmelidir.
Üçüncü kişilerin güvenini korumak ve mülkiyetin yasal statüsündeki değişiklikleri alenileştirmek için bu şekil şartları zorunludur.

Anahtar Kavram

Mülkiyet Hakkının Yasal Kısıtlamaları (TMK m. 731)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca tapu siciline yapılan kayıtların hukuki mahiyeti dikkate alındığında; tescil, şerh ve beyanlar sütununa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi, sicilin kamu güvenliği (iyiniyetin korunması) fonksiyonu ve işlemsel sonuçları bakımından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyanlar, tescil ve şerhlerden farklı olarak yeni bir hak yaratmadıkları veya mevcut bir hakkı kuvvetlendirmedikleri için, beyanlar sütunundaki yolsuz bir kayda dayanarak hak kazanan üçüncü kişilerin iyiniyeti kural olarak TMKTMK m. 10231023 kapsamında korunmaz.

Cevap

Beyanlar, tescil ve şerhlerden farklı olarak bir ayni hak kurmadıkları veya bir kişisel hakkı kuvvetlendirmedikleri için, beyanlar sütunundaki yolsuz bir kayda dayanarak hak kazanan üçüncü kişilerin iyiniyeti kural olarak TMK m. 1023 kapsamında korunmaz.
Doğru olan seçenek, beyanların hukuki mahiyetini ve sicile güven ilkesiyle ilişkisini tam olarak açıklar. Tapu sicilinde tescil ve şerh işlemleri maddi hukuk bakımından hak doğurucu veya hakkı kuvvetlendirici sonuçlar doğururken; beyanlar sütununa kaydedilen hususlar (örneğin eklentiler, bir kimsenin kısıtlılığı, taşınmazın kamu malı olması vb.) sadece ilgilileri bilgilendirme ve bir hukuki durumu yansıtma amacına hizmet eder. Bu nedenle, beyanlar sütunundaki yolsuz bir kayda (örneğin aslında eklenti olmayan bir eşyanın eklenti olarak yazılmasına) güvenerek taşınmazı satın alan kişinin iyiniyeti, tescil kayıtlarında olduğu gibi TMK m. 10231023 uyarınca korunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tapu kütüğündeki kayıt türlerinin (tescil, şerh, beyan) hukuki etkilerini analiz et.
Tescil ayni hak kurar, şerh kişisel hakları kuvvetlendirir veya tasarruf yetkisini kısıtlar, beyan ise mevcut hukuki durumları duyurur.
Her bir işlemin sicilin 'kamu güveni' (iyiniyetin korunması) ilkesine dahil olup olmadığını belirlemek için bu ayrım şarttır.
2
TMK m. 1023'ün (Tapu siciline güven ilkesi) kapsamını değerlendir.
Bu ilke sadece 'ayni hak' kazanımlarında, sicildeki yolsuz tescile güvenen iyiniyetli kişileri korur.
Kanun, sicilin sadece kurucu veya kuvvetlendirici etkisi olan kısımlarına mutlak bir güven atfeder.
3
Beyanların bu ilke karşısındaki durumunu netleştir.
Beyanlar ayni hak kurmadığı için, beyanlar sütunundaki yanlış (yolsuz) bir bilgiye dayanarak hak iktisap eden kişi TMK 1023'ün koruyucu şemsiyesi altına giremez.
Beyanların etkisi sadece açıklayıcıdır, bu yüzden tescil ve şerhlerin sahip olduğu 'sicile güven' etkisinden yararlanamazlar.

Anahtar Kavram

Tapu Siciline Güven İlkesi (TMK 1023) ve Beyanların Hukuki Niteliği
Soru 46Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre, paylı mülkiyete konu olan bir eşyanın değerinin korunması için yapılması zorunlu ve ivedi olan "olağan yönetim işleri" konusunda paydaşların yetkisine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her bir paydaş, diğer paydaşların rızasına veya kararına gerek duymaksızın bu işlemleri tek başına yapabilir.

Cevap

Her bir paydaşın diğerlerinin rızasına gerek duymaksızın olağan yönetim işlerini tek başına yapabilmesidir.
Türk Medeni Kanunu m. 690690 uyarınca, paylı mülkiyette eşyanın korunması için zorunlu ve ivedi olan işler (örneğin patlayan bir borunun tamiri) olağan yönetim işidir ve her bir paydaşın bu işlemleri tek başına yapma yetkisi vardır.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim işinin türünü belirle
Eşyanın korunması için yapılması zorunlu ve ivedi işler 'olağan yönetim işleri' kapsamında değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 690690. maddesi uyarınca yönetim işleri olağan, önemli ve olağanüstü olarak üçe ayrılır.
2
Yetki kuralını uygula
Olağan yönetim işlerinde her paydaş tek başına yetkilidir.
Kanun koyucu, eşyanın zarar görmesini engellemek amacıyla ivedi durumlarda paydaşların bağımsız hareket etmesine olanak tanımıştır.

Anahtar Kavram

Paylı Mülkiyette Olağan Yönetim Yetkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru

Tapu sicilinde (A) lehine tescilli olan bir intifa hakkı, tapu memurunun bir teknik güncelleme işlemi sırasında yaptığı maddi hata neticesinde sicilden resen terkin edilmiştir. Taşınmazın maliki (B), sicildeki bu değişikliği fark ederek taşınmazın üzerinde herhangi bir kısıtlama kalmadığı beyanıyla taşınmazı durumdan tamamen habersiz olan ve durumu bilmesi de beklenemeyen (C)’ye satmış ve tescil işlemi tamamlanmıştır. Durumu öğrenen (A), (C) aleyhine tapu kaydının düzeltilmesi davası açmış; mahkemece talebin reddedilmesi ihtimaline binaen Devlete karşı da Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 1007 uyarınca tazminat davası ikame etmiştir. Bu olayla ilgili tapu siciline hakim olan ilkeler ve devletin sorumluluğu çerçevesinde yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü kişi (C)’nin tescil anındaki iyiniyeti, sicildeki yolsuz terkine rağmen korunur ve (A)’nın sınırlı ayni hakkı sona erer; Devletin m. 1007 kapsamındaki sorumluluğu ise 'özen sorumluluğu' niteliğinde bir kusursuz sorumluluk hali olup, (A)’nın uğradığı zarar Hazinece tazmin edilmelidir.

Cevap

Üçüncü kişi (C)’nin iyiniyetli olması durumunda tapu siciline güven ilkesi gereğince intifa hakkı sona erer; Devletin m. 1007 kapsamındaki sorumluluğu ise 'özen sorumluluğu' niteliğinde bir kusursuz sorumluluk hali olduğundan zarar Devletçe tazmin edilmelidir.
Olayda (C), tapu sicilindeki terkin edilmiş kayda (intifa hakkının yokluğuna) güvenerek iyiniyetle hak iktisap etmiştir. TMK m. 1023 uyarınca bu kazanım korunur ve (A)’nın intifa hakkı hukuken sona erer. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlar bakımından ise TMK m. 1007 uyarınca Devletin asli, doğrudan ve 'özen sorumluluğu' niteliğinde kusursuz sorumluluğu mevcuttur. Bu nedenle (A), uğradığı zararın tazminini Hazine’den talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Terkin işleminin niteliğini belirle
Tapu memurunun hatasıyla yapılan terkin 'yolsuz terkin' hükmündedir.
Geçerli bir hukuki sebebe veya hak sahibinin rızasına dayanmayan terkinler yolsuzdur.
2
Üçüncü kişinin (C) durumunu değerlendir
(C), tapu sicilinde intifa hakkının görünmemesine güvenerek mülkiyeti iktisap etmiştir.
TMK m. 1023 uyarınca, tapu kütüğündeki kayda (veya bir kaydın yokluğuna) iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
3
Hak sahibi (A)'nın kaybını analiz et
(A)'nın intifa hakkı, (C)'nin korunması nedeniyle sona erer.
Güven ilkesi uyarınca yapılan tescil, önceki hak sahibinin hakkını ortadan kaldırır.
4
Devletin sorumluluk rejimini uygula
Devlet, m. 1007 uyarınca bu zarardan doğrudan ve kusursuz olarak sorumludur.
Tapu sicilinin tutulması devletin asli görevi olup, bu kayıtların yanlışlığından doğan zararların tazmini 'özen sorumluluğu' kapsamında hazinece karşılanır.

Anahtar Kavram

Tapu Siciline Güven İlkesi ve Devletin Kusursuz Sorumluluğu

Daha Fazla Pratik

Tapu sicilindeki 'şerhler' (TMK 1009) ve 'beyanlar'ın (TMK 1012) sicile güven ilkesi karşısındaki durumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 48Soru

Ahmet, komşu parselin maliki olan Mehmet'in, kendisine ait arazinin bir köşesine izinsiz olarak prefabrik bir kulübe koyduğunu ve ayrıca her gün tarlasının içinden traktörle geçerek ekili ürünlerine zarar verdiğini tespit etmiştir. Ahmet, bu kulübenin kaldırılmasını (arazinin iadesini) ve haksız geçişlerin bir daha yapılmamasını istemektedir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, Ahmet'in mülkiyet hakkına dayanarak; kulübenin kaldırılması (taşınmazın iadesi) ve haksız geçişlerin durdurulması için açması gereken davalar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstihkak davası - Müdahalenin men-i (Elatmanın önlenmesi) davası

Cevap

Mülkiyet hakkına dayanarak haksız işgal edilen kısmın iadesi için istihkak davası, haksız geçişlerin durdurulması için ise müdahalenin men-i davası açılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesine göre malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı 'istihkak davası' açabilir; ayrıca her türlü haksız elatmanın (müdahalenin) önlenmesini de 'elatmanın önlenmesi (müdahalenin men-i) davası' ile talep edebilir. Olayda arazinin iadesini gerektiren kulübenin kaldırılması talebi istihkak niteliğinde iken, geçişlerin durdurulması müdahalenin men-i davasının konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haksız işgal durumunu analiz etme
Kulübenin izinsiz konulması, malikin o kısım üzerindeki zilyetliğini tamamen kaybetmesine neden olmuştur.
Malikin elinden haksız alınan eşyanın iadesi Türk Medeni Kanunu m. 683 uyarınca istihkak davası ile talep edilir.
2
Süregelen müdahaleyi analiz etme
Traktörle geçiş yapılması, mülkiyetin kaybına değil, mülkiyet hakkının kullanımına yönelik bir saldırıdır.
Mülkiyet hakkına yönelik iade dışındaki her türlü saldırının durdurulması elatmanın önlenmesi (müdahalenin men-i) davası ile sağlanır.
3
Doğru dava türlerini eşleştirme
İlk talep (iade) için istihkak, ikinci talep (durdurma) için müdahalenin men-i davaları belirlenmiştir.
Kanuni tanım ve öğretideki işlevsel ayrım bu yöndedir.

Anahtar Kavram

Mülkiyet Hakkının Korunması (TMK m. 683)

Daha Fazla Pratik

Taşınmaz mülkiyetinin yasal kısıtlamaları kapsamında, tescile gerek duymayan 'doğrudan' kısıtlamalar ile tescille kurulan 'dolaylı' kısıtlamalar (örneğin zorunlu geçit hakkı) arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

Türk Medeni Kanunu’na göre, elbirliği mülkiyetine tabi olan bir taşınmazın tamamının üçüncü bir kişiye satılabilmesi için ortaklar arasında kural olarak aranan karar yeter sayısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oybirliği

Cevap

Elbirliği mülkiyetinde tasarruf işlemleri için kural olarak oybirliği aranmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesi uyarınca, elbirliği mülkiyetinde ortakların hakları ve borçları topluca belirlenir. Bu mülkiyet tipinde ortaklar arasında belirlenmiş ve üzerinde bağımsızca tasarruf edilebilecek paylar bulunmadığı için, malın tamamı üzerinde satış gibi mülkiyeti sona erdiren tasarruf işlemlerinde kural olarak tüm ortakların aynı yönde irade açıklaması, yani oybirliği şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Mülkiyet türünü tespit etme
Soru konusu mülkiyet 'elbirliği mülkiyeti' (ortaklık mülkiyeti) olarak belirlenmiştir.
Elbirliği mülkiyetinde, paylı mülkiyetin aksine ortakların bağımsız payları yoktur; hak mülkiyetin tamamına yayılmıştır.
2
Yapılacak işlemin niteliğini analiz etme
Taşınmazın satışı bir 'tasarruf işlemi'dir.
Mülkiyet hakkını sona erdiren veya sınırlayan işlemler tasarruf işlemi sayılır ve en ağır karar nisabını gerektirir.
3
Hukuki kuralı uygulama
Türk Medeni Kanunu Madde 702 uyarınca, kanun veya sözleşmede aksine hüküm yoksa oybirliği gereklidir.
Ortakların mülkiyet üzerindeki hakları birbirine bağlı olduğundan, tüm ortakların iradesinin birleşmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

Elbirliği mülkiyetinde oybirliği ilkesi

Daha Fazla Pratik

Miras ortaklığı (tereke üzerindeki mülkiyet) bu kuralın en sık sorulduğu uygulama alanıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 50Soru

Bir taşınmaz maliki, kendi arazisinde yürüttüğü faaliyetler sırasında çıkan aşırı duman ve koku sebebiyle komşu parsel sahiplerinin taşınmazlarını kullanmasını imkansız hale getirmektedir. Türk Medeni Kanunu'na göre, mülkiyet hakkının komşular lehine bu şekilde sınırlandırılması ve bu sınırlamanın tapu siciline şerh edilmesine gerek olmaksızın hüküm doğurması, aşağıdaki kısıtlama türlerinden hangisine örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğrudan yasal kısıtlamalar

Cevap

Doğrudan yasal kısıtlamalar
Türk Medeni Kanunu'nun 731. maddesi uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin kanunla konulan kısıtlamaları (yasal kısıtlamalar) tapu kütüğüne tescil edilmeksizin etkili olur. Bu tür kısıtlamalara öğretide 'doğrudan yasal kısıtlamalar' denir. Olaydaki komşuluk hukuku yükümlülükleri (TMK 737) bu grupta yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki durumun tespit edilmesi
Taşınmaz malikinin komşularına zarar verecek taşkınlıklardan kaçınma yükümlülüğü (Komşuluk Hukuku)
Türk Medeni Kanunu'nun 737. maddesi, malikin mülkiyet hakkını kullanırken komşularına zarar verecek davranışlardan kaçınmasını emreder.
2
Kısıtlamanın tapu sicili ile ilişkisinin belirlenmesi
Tescilsiz geçerlilik
Türk Medeni Kanunu'nun 731. maddesine göre kanundan doğan mülkiyet kısıtlamaları tescile gerek olmaksızın etkilidir.
3
Öğretideki sınıflandırmanın yapılması
Doğrudan yasal kısıtlama kategorisi
Varlığı için tapu siciline şerh verilmesi şart olmayan kısıtlamalar 'doğrudan yasal kısıtlama' olarak adlandırılır.

Anahtar Kavram

Doğrudan ve Dolaylı Yasal Kısıtlamalar (TMK 731)

İpuçları

1
Mülkiyet kısıtlamalarını tapu kütüğüne tescil gerektirip gerektirmemelerine göre sınıflandırın.

Daha Fazla Pratik

Doğrudan yasal kısıtlamalara örnek olarak 'mecburi geçit hakkı' ile 'komşuluk hukuku' kurallarını karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 51Soru

Miras yoluyla bir taşınmazın mülkiyetini tescilden önce kazanan bir kimsenin, bu taşınmaz üzerinde tapu sicilinde herhangi bir tasarruf işleminde (satış, bağışlama, rehin tesisi vb.) bulunabilmesi için Türk Medeni Kanunu uyarınca yerine getirmesi gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşınmazın tapu kütüğüne kendi adına tescil edilmiş olması

Cevap

Mülkiyet hakkı tescilden önce kazanılmış olsa bile, bu hak üzerinde satış veya ipotek gibi tasarruf işlemleri yapılabilmesi için taşınmazın tapu kütüğüne mirasçı adına tescil edilmesi zorunludur.
Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesine göre; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, mülkiyetin bu şekilde tescilden önce kazanıldığı durumlarda malikin tapu kütüğünde herhangi bir tasarruf işleminde (örneğin satış, bağış veya rehin) bulunabilmesi, mülkiyetin önce tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Bu tescil, mülkiyeti kuran değil, mevcut mülkiyeti açıklayan ve tasarruf yetkisi sağlayan bir tescildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kazanım anının tespiti
Taşınmaz mülkiyeti miras yoluyla murisin ölümü (mirasın açılması) anında tescilsiz kazanılır.
TMK m. 705/2 gereği miras, tescilsiz kazanım hallerinden biridir.
2
Tasarruf yetkisinin incelenmesi
Mirasçı tescilsiz malik olsa da, tapu sicilinde işlem yapabilmek için 'açıklayıcı tescil' yaptırmalıdır.
Kanun koyucu, tapu sicilindeki açıklık ve güven ilkesini korumak için tescilsiz kazanımlarda tasarruf işlemini tescil şartına bağlamıştır.

Anahtar Kavram

Tescilsiz Kazanımda Tasarruf Yetkisinin Sınırı

Alternatif Yöntem

Borçlandırıcı işlemler (örneğin satış vaadi sözleşmesi) ile tasarruf işlemlerini (tapuda mülkiyeti devreden tescil talebi) birbirinden ayırarak soruyu analiz edebilirsiniz. Kanun sadece tasarruf işlemleri için tescil şartını aramaktadır.
Tahmini Süre:45s
Soru 52Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca; tapu sicili üzerinde yapılan işlemlerden 'şerhler' ile 'beyanlar' arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şerhler, kişisel hakları güçlendirme veya tasarruf yetkisini kısıtlama işlevi görürken; beyanlar sadece mevcut bir fiili veya hukuki durumu belirtir.

Cevap

Şerhler ile beyanlar arasındaki temel fark; şerhlerin kişisel hakları güçlendirme veya tasarruf yetkisini kısıtlama işlevi görmesi, beyanların ise sadece mevcut bir durumu açıklamasıdır.
Şerhler, Türk Medeni Kanunu uyarınca kişisel hakların etkisini kuvvetlendirmek (şahsi hakların şerhi) veya malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlamak (tasarruf yetkisi kısıtlamaları) gibi doğrudan hukuki sonuçlar doğurur. Beyanlar ise sadece taşınmazla ilgili bir durumu (örneğin eklentileri) açıklamak veya üçüncü kişilerin bu durumu bilmediği iddiasını (iyiniyetini) çürütmek amacıyla yapılır.

Adım Adım Çözüm

1
Şerh işleminin hukuki niteliğini belirleyin.
Şerhler, kişisel hakların (kira, satış vaadi vb.) etkisini kuvvetlendirerek üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirir veya malikin tasarruf yetkisini (haciz, aile konutu vb.) kısıtlar.
Şerhlerin tapu kütüğündeki temel fonksiyonu hakları korumak ve güçlendirmektir.
2
Beyan işleminin hukuki niteliğini belirleyin.
Beyanlar, bir ayni hakkın doğumuna veya güçlenmesine hizmet etmez; sadece taşınmazla ilgili bir durumu (eklenti, vesayet vb.) duyurarak iyiniyeti ortadan kaldırır.
Beyanların temel amacı aleniyeti sağlamak ve bilgilendirme yapmaktır.
3
İki işlem türünü karşılaştırarak farkı özetleyin.
Şerhler hak üzerinde kısıtlama veya güçlendirme yaratırken, beyanlar sadece açıklayıcıdır.
Bu ayrım, her iki işlemin hukuki sonuçları arasındaki temel farkı oluşturur.

Anahtar Kavram

Tapu Sicilinde Şerh ve Beyan Ayrımı

İpuçları

1
Şerhlerin haklar üzerindeki 'kuvvetlendirici' etkisini hatırlayın.
2
Beyanların genellikle 'bilgi verme' ve 'durum açıklama' (örneğin teferruat/eklenti) işlevi gördüğünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Şerhler sütununa kaydedilebilecek sınırlı sayıdaki (numerus clausus) halleri (kişisel haklar, tasarruf kısıtlamaları, geçici tescil şerhi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca tapu sicilinin "beyanlar" sütununa yapılan kayıtlar ile bu kayıtların hukuki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyanlar sütununa yapılan kayıtlar, kural olarak bir ayni hakkın kurulması veya kısıtlanması sonucunu doğurmaz; ancak eklentilerin (teferruat) bu sütuna yazılması, onların o taşınmazın eklentisi olduğuna dair adi bir karine teşkil eder.

Cevap

Beyanlar sütununa yapılan kayıtlar ayni hak kurucu değildir ancak eklentiler (teferruat) bakımından karine teşkil eder.
Doğru olan cevapta belirtildiği üzere; beyanlar sütunu tescil ve şerhlerden farklı olarak ayni hak yaratmaz veya tasarruf yetkisini kısıtlamaz. Ancak TMKTMK m. 10121012 uyarınca, eklentilerin bu sütuna yazılması, o eşyanın taşınmazın bir eklentisi olduğuna dair hukuki bir karine (varsayım) yaratır. Bu durum, özellikle rehin (ipotek) kapsamında eklentilerin aidiyetinin tespitinde kolaylık sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tapu sicilindeki kayıt türlerini (tescil, şerh, beyan) ayırt et.
Tescil ayni hakkı kurar; şerh kişisel hakları güçlendirir veya tasarrufu kısıtlar; beyan ise sadece bir durumu açıklar.
Her sütunun hukuki etkisi farklıdır ve karıştırılmamalıdır.
2
Beyanların eklentiler (teferruat) üzerindeki etkisini incele.
Bir malın eklenti olup olmadığı belirsizse, beyanlar sütununa kayıt yapılması onun eklenti sayılacağına dair bir karine oluşturur.
TMKTMK m. 10121012 ve TMKTMK m. 862862 uyarınca bu kayıt bir 'adi karine'dir ve aksini ispat mümkündür.
3
Tapu siciline güven ilkesinin (TMKTMK m. 10231023) kapsamını değerlendir.
Bu ilke sadece tescil ve şerhler için geçerlidir; beyanlara güvenerek hak iktisabı korunmaz.
Beyanlar sütunu ayni haklara ilişkin çekişmesiz ve mutlak bir koruma sağlamaz.

Anahtar Kavram

Beyanların Hukuki Niteliği ve Karine Etkisi

Daha Fazla Pratik

Tapu kütüğündeki 'Şerhler' ve 'Beyanlar' arasındaki farkları özetleyen bir tabloyu inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 54Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, zilyetliği saldırıya uğrayan veya gasp edilen bir zilyedin, taşınmazlarda bizzat müdahale ederek faili kovma veya taşınırlarda faili yakalayıp elinden alma yetkisini (kuvvet kullanma) hukuka uygun şekilde kullanabilmesi için aranan temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuvvet kullanımının saldırı veya gasp fiili üzerine hemen (gecikmeksizin) gerçekleştirilmesi

Cevap

Zilyedin kuvvet kullanma yetkisini kullanabilmesi için fiilin hemen (gecikmeksizin) gerçekleştirilmesi zorunludur.
Türk Medeni Kanunu'nun 981. maddesi uyarınca, zilyet her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Ancak bu yetkinin hukuka uygun olması için, zilyedin taşınmazlarda tecavüz edeni 'hemen' kovması veya taşınırlarda faili 'yakaladığı anda' malı elinden alması gerekir. Gecikme yaşanması durumunda kuvvet kullanma hakkı sona erer ve zilyet sadece dava yoluna başvurabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Zilyetliğin korunma yöntemlerini belirleme
Kuvvet kullanma ve zilyetlik davaları
Zilyetliğin hem fiili hem de hukuki yollarla korunabileceğini anlamak için.
2
TMK 981. madde hükmünü (Kuvvet Kullanma) analiz etme
Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.
Yasal dayanağı tespit etmek için.
3
Hukuka uygunluk sınırını uygulama
Zilyet, fiilin gerçekleşmesi üzerine 'hemen' hareket etmelidir.
Kuvvet kullanmanın sınırının 'zaman aşımı' veya 'bekleme' değil, 'derhal müdahale' olduğunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Zilyedin Kuvvet Kullanma Yetkisi (Kendi Hakkını Koruma)

Daha Fazla Pratik

Zilyetlik davalarındaki 2 ay ve 1 yıllık hak düşürücü sürelerin hangi durumlarda başladığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 10071007. maddesi uyarınca, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.

Buna göre, Devletin bu sorumluluğunun hukuki niteliği ve uygulama esasları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk hali olup, tapu memurunun kusuru olmasa dahi Devlet zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

Devletin sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk hali olup, tapu memurunun kusuru olmasa dahi Devlet zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu m. 10071007 kapsamında düzenlenen Devletin sorumluluğu, en ağır kusursuz sorumluluk hallerinden biridir. Bu sorumlulukta tapu memurunun kusuru şart olmadığı gibi, Devletin 'gerekli özeni gösterdim' diyerek sorumluluktan kurtulma imkanı da yoktur. Zararın sicilin tutulmasından doğması ve illiyet bağı yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dayanak hükmün belirlenmesi
Türk Medeni Kanunu'nun 10071007. maddesi 'Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur' hükmünü içerir.
Sorumluluğun kaynağını tespit etmek için yasal dayanak incelenmelidir.
2
Sorumluluğun türünün analizi
Bu sorumluluk, doktrin ve yargı kararlarında 'kusursuz sorumluluk' (özellikle tehlike sorumluluğu benzeri bir kamu hukuku sorumluluğu) olarak kabul edilir.
Sorumluluğun doğması için memurun kusurlu olması şartının aranıp aranmadığını belirlemek gerekir.
3
Rücu ve dava şartlarının değerlendirilmesi
Dava Devlete karşı açılır, Devlet ödediği miktar için kusuru olan memura rücu eder.
Seçeneklerdeki usuli ve rücuya ilişkin hatalı bilgileri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Devletin Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Kusursuz Sorumluluğu

Daha Fazla Pratik

Tapu siciline güven ilkesi (TMK 1023) ile bu sorumluluğun ilişkisini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Sorumluluğu analiz ederken 'Risk (Tehlike) İlkesi'ni düşünün: Devlet, tapu sicili gibi hayati bir sistemi işletirken ortaya çıkan riskleri de üstlenmiştir.
Tahmini Süre:50s
Soru 56Soru

Paylı mülkiyete konu bir taşınmazda paydaşlar ve sahip oldukları pay oranları şu şekildedir:

PaydaşPay Oranı
AA%40\%40
BB%25\%25
CC%20\%20
DD%15\%15

Söz konusu taşınmazın bir üçüncü kişiye kiraya verilmesi hususunda paydaşlar arasında uyuşmazlık çıkmıştır. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bu kira sözleşmesinin geçerli bir şekilde yapılabilmesi için gereken karar yeter sayısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem paydaşların sayıca çoğunluğunun hem de pay miktarının yarısından fazlasının (pay ve paydaş çoğunluğu) olumlu oyu gereklidir.

Cevap

Türk Medeni Kanunu'na göre taşınmazın kiraya verilmesi önemli yönetim işi sayıldığından, hem paydaşların sayıca çoğunluğu hem de pay miktarının yarısından fazlasının (pay ve paydaş çoğunluğu) olumlu oyu gereklidir.
Türk Medeni Kanunu m. 691'e göre, paylı mülkiyette taşınmazın kiraya verilmesi önemli yönetim işleri kapsamındadır. Bu tür işlemlerin geçerliliği için hem paydaşların sayıca çoğunluğunun (kişi sayısı olarak yarısından fazlası) hem de pay miktarının yarısından fazlasının (hisse oranı olarak %50'den fazlası) aynı yönde oy kullanması şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim işinin türünü belirleme
Taşınmazın kiraya verilmesi 'önemli yönetim işi'dir.
TMK m. 691 uyarınca işletme usulünün değiştirilmesi, adî kiraya verme veya ürün kirasına verme gibi işlemler önemli yönetim işleri arasında sayılmıştır.
2
Yasal karar yeter sayısını tespit etme
Önemli yönetim işleri için 'pay ve paydaş çoğunluğu' aranır.
Kanun koyucu, malın ekonomik geleceğini etkileyen bu tür kararlarda hem mülkiyetin büyük kısmına sahip olanların hem de ortakların çoğunluğunun rızasını aramaktadır.
3
Karar yeter sayısını olaya uygulama
4 paydaşın bulunduğu olayda en az 3 paydaşın kabulü VE payların toplamının %50'yi geçmesi şartı birlikte sağlanmalıdır.
Sayıca çoğunluk 4 kişinin yarısından fazlası olan 3 kişiyi; pay çoğunluğu ise %100'ün yarısından fazlası olan %50,01 ve üzerini ifade eder.

Anahtar Kavram

Paylı Mülkiyette Önemli Yönetim İşleri (TMK m. 691)

Daha Fazla Pratik

Paylı mülkiyette 'olağan', 'önemli' ve 'olağanüstü' yönetim işleri arasındaki farkları bir tablo halinde çalışarak karar yeter sayılarını ezberleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

(A), ayırt etme gücünden tamamen yoksun olduğu bir sırada, adına kayıtlı taşınmazı (B)’ye satmış ve tescil işlemi tamamlanmıştır. (B) ise bu tescile dayanarak taşınmaz üzerinde (C) lehine bir "kira şerhi" vermiş, ardından taşınmazı tescilin yolsuz olduğunu bilmeyen (D)’ye satmıştır. (D) adına tescil yapıldıktan sonra (A)’nın mirasçıları durumu fark ederek dava açmıştır.

Bu olayla ilgili tapu siciline hâkim olan ilkeler ve Devletin sorumluluğu dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (D), taşınmazın mülkiyetini TMK m. 1023 uyarınca kazanmıştır; (A) ise mülkiyet kaybından doğan zararı için doğrudan Devlete karşı tazminat davası açabilir.

Cevap

İyiniyetli üçüncü kişinin mülkiyet kazanımının korunması ve Devletin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde mülkiyeti kaybeden kişinin doğrudan tazminat hakkı bulunmaktadır.
Olayda (D) isimli şahıs, tapu kütüğündeki tescile güvenerek iyiniyetle mülkiyet hakkı iktisap etmiştir. TMK m. 1023 uyarınca bu kazanım geçerlidir ve (A) mülkiyetini geri alamaz. Mülkiyet hakkını bu şekilde kaybeden malikin zararı, sicilin tutulmasıyla illiyet bağı içinde olduğu için Devlet TMK m. 1007 uyarınca bu zararı kusuru olmasa dahi tazmin etmekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tescilin hukuki geçerliliğini değerlendir
(A) ayırt etme gücünden yoksun olduğu için (B) adına yapılan tescil yolsuz tescildir (İllilik ilkesi ihlali).
Geçerli bir hukuki sebep bulunmadan yapılan tesciller yolsuzdur.
2
Üçüncü kişilerin hak kazanımını analiz et
(D) mülkiyeti kazanırken, (C) kira şerhini kazanamaz.
TMK m. 1023 sadece ayni hakları (mülkiyet gibi) korur; kişisel haklar (kira gibi) bu korumanın dışındadır.
3
Zarar ve sorumluluk ilişkisini kur
(A) mülkiyeti kaybettiği için zarara uğramıştır; bu zarar Devlet tarafından tazmin edilmelidir.
TMK m. 1007 uyarınca sicilin tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz sorumludur.

Anahtar Kavram

Tapu Siciline Güven ve Devletin Kusursuz Sorumluluğu

Daha Fazla Pratik

Tapu siciliyle ilgili 'aleniyet ilkesi' ve 'tescil ilkesi' arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 58Soru

(A), adına kayıtlı taşınmazı, aralarındaki satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu bilmesine rağmen (B) adına tescil ettirmiştir. (B) ise daha sonra bu taşınmazı, (A) ile (B) arasındaki işlemin geçersizliğinden haberdar olmayan ve bu durumu bilmesi kendisinden beklenemeyen iyiniyetli (C)’ye satmış ve tescil (C) adına tamamlanmıştır.

Bu durumla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (C), tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazandığı için taşınmazın mülkiyetini kazanır.

Cevap

İyiniyetli üçüncü kişinin tapu siciline güvenerek mülkiyeti kazanması
Doğru seçenek, iyiniyetli üçüncü kişinin tapu siciline güvenerek mülkiyeti kazandığını belirtmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca, tapu kütüğündeki bir tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı, tescilin dayandığı hukuki sebep (satış sözleşmesi gibi) geçersiz olsa dahi korunur. Bu durum, 'Tapu Siciline Güven' veya 'Kamu Güveni' ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tescilin geçerliliğinin değerlendirilmesi
(A) ile (B) arasındaki tescil 'yolsuz tescil' niteliğindedir.
İllilik ilkesi gereği, geçerli bir hukuki sebep (satış sözleşmesi) olmaksızın yapılan tescil mülkiyeti nakletmez.
2
Üçüncü kişinin hukuki durumunun incelenmesi
(C), tapu sicilindeki tescilin yolsuz olduğunu bilmediği için iyiniyetlidir.
Tapu siciline güven ilkesi (TMK 1023), sicil dışı gerçek hak sahipliği ile sicildeki görünüm arasındaki farkta iyiniyetli üçüncü kişiyi korur.
3
Mülkiyetin intikali sonucuna varılması
Taşınmazın mülkiyeti (C)'ye geçer.
Kamu güveni ilkesi, tapu siciline olan güvenin sarsılmaması için mülkiyetin korunmasını emreder.

Anahtar Kavram

Tapu Siciline Güven İlkesi (TMK 1023)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre, taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tapu siciline tescille gerçekleşir. Ancak kanunda sayılan bazı özel durumlarda mülkiyet, tescilden önce kazanılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı hallerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miras yoluyla intikal

Cevap

Miras yoluyla intikal seçeneği taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı hallerden biridir.
Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinin 2. fıkrasına göre; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Miras bırakanın ölümüyle birlikte mirasçılar taşınmazın mülkiyetini kendiliğinden ve tescilden önce kazanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında geçerli olan genel kuralı belirlemek.
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tapu siciline tescille gerçekleşir (TMK m. 705/1).
Türk Medeni Kanunu'ndaki mülkiyet rejiminin temel kuralını hatırlamak.
2
Tescil şartının aranmadığı tescilsiz kazanım istisnalarını gözden geçirmek.
Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır (TMK m. 705/2).
Kanunda sayılan sınırlı sayıdaki tescilsiz kazanım hallerini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Tescilsiz Kazanım Halleri
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru

Bir taşınmaz üzerinde AA (%60)(\%60), BB (%20)(\%20) ve CC (%20)(\%20) pay oranlarıyla paylı mülkiyet sahibidirler. Paydaş AA, taşınmazın tamamını bir üçüncü kişiye kiraya vermek istemekte; ancak BB ve CC bu duruma açıkça karşı çıkmaktadır. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu kira sözleşmesinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için gereken karar yeter sayısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşınmazın kiraya verilmesi önemli yönetim işlerinden sayıldığından hem pay hem de paydaş çoğunluğu sağlanmalıdır; bu olayda sayıca çoğunluk sağlanamadığı için sözleşme kurulamaz.

Cevap

Taşınmazın kiraya verilmesi önemli yönetim işi kabul edildiği için hem pay hem de paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir; olayda paydaş çoğunluğu sağlanamadığı için sözleşme kurulamaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesine göre, paylı malın kiraya verilmesi veya kira sözleşmesinin feshi gibi işlemler 'önemli yönetim işleri'dir. Bu kararların geçerli olabilmesi için hem paydaşların sayıca çoğunluğunun hem de pay miktarının çoğunluğunun (çifte çoğunluk) birlikte sağlanması şarttır. Olayda AA pay çoğunluğuna (%60)(\%60) sahip olsa da, 3 paydaştan sadece 1'i olduğu için sayıca çoğunluğu sağlayamamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki işlemin niteliğini belirlemek.
Paylı mülkiyette bir malın kiraya verilmesi 'Önemli Yönetim İşi'dir.
Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesi kira sözleşmesini açıkça bu kategoride saymıştır.
2
Karar yeter sayısını tespit etmek.
Pay ve paydaş çoğunluğu (çifte çoğunluk) gereklidir.
Önemli yönetim işlerinde hem mülkiyet oranının (pay) hem de kişi sayısının (paydaş) yarısından fazlasının rızası aranır.
3
Verileri formüle dökmek.
Pay çoğunluğu: %60 > %50 (Sağlandı). Paydaş çoğunluğu: 1 kişi / 3 kişi (Sağlanamadı).
Sayıca çoğunluk için 3 paydaştan en az 2'sinin rızası gerekirken sadece 1 kişi (AA) rıza göstermiştir.

Anahtar Kavram

Paylı mülkiyette yönetim işleri ve karar yeter sayıları (Önemli Yönetim İşleri)

Daha Fazla Pratik

Paylı mülkiyette 'olağanüstü yönetim işleri' (örneğin ipotek tesisi) için gereken oy birliği şartını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 5Sonraki
Eşya Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 3 | Examkin