Eşya Hukuku

93 soru

Soru 21Soru

Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) düzenlenen taşınmaz mülkiyetinin içeriği, mülkiyet hakkının kanuni kısıtlamaları (tahditler) ve bu hakkın korunmasına yönelik öngörülen hukuki koruma yolları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülkiyet hakkının korunması kapsamında; eşyayı haksız olarak elinde bulunduran zilyede karşı açılan ve eşyanın iadesini amaçlayan dava 'müdahalenin men-i' davası iken; mülkiyet hakkına yönelik her türlü haksız saldırının durdurulmasını hedefleyen dava 'istihkak' davasıdır.

Cevap

Mülkiyet hakkının korunmasına yönelik davaların amaçlarını yer değiştirerek açıklayan seçenek hatalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi mülkiyet hakkının korunmasını düzenler. Buna göre malik, malını haksız olarak elinde tutan kimseye karşı 'istihkak davası' (reivindicatio) açarak malın iadesini isteyebilir. Mülkiyet hakkına yönelik, malın elinden alınması sonucunu doğurmayan ancak kullanımı engelleyen diğer haksız saldırılar için ise 'müdahalenin men-i' (actio negatoria) davası açılır. İlgili seçenekte bu iki davanın amacı birbiriyle karıştırıldığı için ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
TMK 683. maddesindeki mülkiyet hakkı koruma yollarının analiz edilmesi.
Malik, malını haksız elinde tutan zilyede karşı istihkak davası, diğer elatmalar için ise müdahalenin men-i davası açabilir.
Mülkiyet hakkının iki temel koruma mekanizmasının kapsamını netleştirmek gerekir.
2
İstihkak ve müdahalenin men-i davalarının amaçlarının karşılaştırılması.
İstihkak = İade (Geri alma); Müdahalenin men-i = Durdurma/Önleme.
Dava türlerinin hukuki sonuçları ve uygulama alanları birbirinden farklıdır.
3
Doğrudan ve dolaylı yasal kısıtlamaların ayrımının değerlendirilmesi.
Doğrudan kısıtlamalar tescilsiz etkili olurken, dolaylı kısıtlamalar bir irtifak hakkı tesisi talep yetkisi verir.
TMK 731 ve devamındaki kanuni tahditlerin rejimini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Mülkiyet Hakkının Korunması ve Kanuni Kısıtlamaların Niteliği

Daha Fazla Pratik

Mülkiyet hakkının korunmasında zilyetlik davaları ile ayni hak davaları arasındaki farkları (süreler ve ispat yükü bakımından) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 22Soru

AA, mülkiyetinde bulunan antika bir vazoyu BB’ye satmış; ancak vazonun bir sergide sergilenmeye devam etmesi konusunda BB ile anlaşarak vazoyu belirli bir süre daha elinde tutmaya devam etmiştir. Söz konusu sürenin bitimine yakın BB, bu vazoyu CC’ye satmış ve AA’ya vazoyu artık CC adına elinde tutması gerektiğini bir yazı ile bildirmiştir.

Bu olayda antika vazonun zilyetliğinin sırasıyla BB ve CC tarafından kazanılma biçimleri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükmen teslim - Zilyetliğin havalesi

Cevap

Vazonun zilyetliğinin BB tarafından 'hükmen teslim', CC tarafından ise 'zilyetliğin havalesi' yoluyla kazanıldığını belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'na göre, zilyetliği devredenin özel bir hukuki sebeple (sergi, kira, ariyet vb.) eşyayı elinde bulundurmaya devam etmesi 'hükmen teslim'dir. Eşyanın üçüncü bir kişide (dolaysız zilyet olarak AA gibi) bulunduğu hallerde, dolaylı zilyetliğin devri için yapılan bildirim ise 'zilyetliğin havalesi' yöntemidir. Olayda her iki aşama da sırasıyla bu tanımlara uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
AA ile BB arasındaki ilk işlemi analiz et.
AA, vazo üzerindeki mülkiyeti devretmesine rağmen vazo üzerindeki fiili hakimiyetini (zilyetliğini) bir sergi anlaşması (ariyet veya benzeri) çerçevesinde sürdürmektedir.
Zilyetliği devreden kişinin eşyayı elinde tutmaya devam etmesi Türk Medeni Kanunu uyarınca hükmen teslim teşkil eder.
2
BB ile CC arasındaki ikinci işlemi analiz et.
Vazo üçüncü bir kişi olan AA'nın elindeyken, BB zilyetliğini CC'ye devretmiş ve durumu AA'ya bildirmiştir.
Eşyanın üçüncü bir şahısta bulunduğu durumlarda, zilyetliğin teslimsiz devri zilyetliğin havalesi yoluyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Zilyetliğin Teslimsiz Kazanılması (Hükmen Teslim ve Zilyetliğin Havalesi)

Daha Fazla Pratik

Zilyetliğin temsilci aracılığıyla kazanılması ve emtiayı temsil eden senetlerin teslimi konularını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

(A), tek mirasçısı olan oğlu (B)'yi bırakarak vefat etmiştir. (A)'nın vefat ettiği sırada, kendisine ait olan antika piyano, bakım ve onarımının yapılması amacıyla usta (C)'nin atölyesinde bulunmaktadır. Bu olayda zilyetliğin kazanılması ve türleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B), piyanoyu fiilen teslim almasa dahi mirasın açılmasıyla zilyetliği kendiliğinden kazanır; bu durumda (B) asli ve dolaylı zilyet, (C) ise fer'i ve dolaysız zilyettir.

Cevap

Mirasçı, piyanoyu fiilen teslim almasa da mirasın açılmasıyla zilyetliği kanunen kazanır; bu durumda mirasçı asli ve dolaylı zilyet, tamirci ise fer'i ve dolaysız zilyet olur.
Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesine göre, mirasçılar mirasın açılmasıyla birlikte tereke malları üzerindeki zilyetliği kanun gereği kendiliğinden kazanırlar. Bu durumda mirasçının eşyayı fiilen teslim almasına gerek yoktur. Mirasçı (B) malik sıfatına sahip olduğu için asli zilyet, eşya başka birinin (tamircinin) elinde olduğu için ise dolaylı zilyettir. Tamirci (C) ise eşyayı sınırlı bir hukuki ilişki çerçevesinde fiilen elinde tuttuğu için fer'i ve dolaysız zilyet konumundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Miras yoluyla zilyetliğin geçiş kuralını belirleme
TMK m. 599 gereği mirasçılar tereke malları üzerindeki zilyetliği mirasın açılmasıyla (murisin ölümüyle) fiili teslim olmaksızın kendiliğinden kazanırlar.
Zilyetliğin kanuni intikali ilkesini uygulamak için.
2
Mirasçı (B)'nin zilyetlik türünü analiz etme
(B) malik sıfatıyla hareket ettiği için 'asli zilyet', piyano fiilen başkasında olduğu için 'dolaylı zilyet' olur.
Bölünmüş ve dereceli zilyetlik kavramlarını olaydaki kişilere uyarlamak için.
3
Tamirci (C)'nin zilyetlik durumunu analiz etme
(C) eşyayı sınırlı bir hakka (tamir sözleşmesi) dayanarak elinde tuttuğu için 'fer'i zilyet', fiili hakimiyeti elinde bulundurduğu için 'dolaysız zilyet' olur.
Zilyet yardımcısı ile fer'i zilyet ayrımını netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Zilyetliğin Miras Yoluyla Kanunen Kazanılması ve Türleri

İpuçları

1
Zilyetliğin kazanılması için her zaman eşyanın elden ele geçmesi (teslim) gerekmez; bazı durumlarda kanun bu geçişi kendiliğinden sağlar.
2
Miras hukukundaki 'külli halefiyet' ilkesini hatırlayın; mirasçılar murisin haklarına (ve zilyetliğine) ölüm anında sahip olurlar.
3
Eşyayı malik olarak elinde tutan asli zilyettir; kiracı veya tamirci gibi sınırlı hak sahipleri ise fer'i zilyettir.

Daha Fazla Pratik

Zilyetlik havalesi ile kısa elden teslim arasındaki farkları inceleyen bir senaryo çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 24Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca; tapu sicili teşkilatı ile sicil üzerinde yapılan işlemlerin hukuki nitelikleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tapu kütüğünün beyanlar sütununa yapılan bir kayıt, tapu siciline güven ilkesi (TMKTMK m. 10231023) kapsamında korunduğu için bu kaydın yolsuz olması durumunda iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımı her durumda korunur.

Cevap

Tapu kütüğünün beyanlar sütununa yapılan kaydın tapu siciline güven ilkesi kapsamında olduğu ve iyiniyetli üçüncü kişileri her durumda koruduğu ifadesi yanlıştır.
Doğru cevap, beyanlar sütunundaki kayıtların TMKTMK 10231023 kapsamında korunmadığını belirten seçenektir. Tapu siciline güven ilkesi, kural olarak taşınmaz üzerindeki ayni hakların (mülkiyet, rehin vb.) tesciline yöneliktir. Beyanlar ise bir ayni hak kurmaz, mevcut bir hukuki veya fiili duruma (örneğin taşınmazın eklentileri veya yönetim planı) açıklık getirir. Bu nedenle, beyanlar sütunundaki bir kaydın gerçek duruma aykırı olması (yolsuz olması) durumunda, üçüncü kişilerin bu kayda güvenerek ayni hak kazanması kanun tarafından 'tescil'deki gibi mutlak olarak korunmaz. Beyanların temel etkisi, ilgili hususun herkes tarafından bilindiği varsayımını (karinesini) doğurarak üçüncü kişilerin 'iyiniyet' iddiasını engellemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tapu sicili kayıt türlerinin (tescil, şerh, beyan) hukuki sonuçlarını analiz et.
Tescil ayni hak kurar, şerh kişisel hakkı güçlendirir, beyan ise bir duruma açıklık getirir.
Her kayıt türünün üçüncü kişiler üzerindeki etkisi farklıdır.
2
TMKTMK 10231023 kapsamındaki 'tapu siciline güven' ilkesinin sınırlarını değerlendir.
Güven ilkesi kural olarak ayni hakların (tescil) varlığına ve içeriğine yöneliktir.
Beyanlar ayni hak kurmadığı için, beyan edilen bir hususun (örneğin eklenti veya yönetim planı) maddi gerçeğe aykırı olması durumunda üçüncü kişinin 'bu beyan vardı, öyleyse doğrudur' şeklindeki güveni ayni hak kazanımı gibi korunmaz.
3
Beyanların asıl fonksiyonunu belirle.
Beyanlar sadece aleniyet (açıklık) sağlar ve karine oluşturur.
Beyanlar, bir durumun bilinmediği iddiasını (iyiniyet) çürütmek için kullanılır, ancak o durumun hukuken geçerli olduğunun garantisi değildir.

Anahtar Kavram

Tapu Sicilinde Beyanların Hukuki Niteliği ve Güven İlkesi İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 25Soru

Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran bir kimsenin, bu taşınmazı kendi adına tescil ettirmek amacıyla açtığı davanın sonucunda mülkiyeti kazanma anı ile ilgili Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülkiyet, yirmi yıllık sürenin dolması ve diğer kanuni şartların gerçekleştiği anda tescilsiz olarak kazanılmış sayılır.

Cevap

Mülkiyet, yirmi yıllık sürenin dolması ve diğer kanuni şartların gerçekleştiği anda tescilsiz olarak kazanılmış sayılır.
Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin 5. fıkrasına göre, olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyet, yasal şartların gerçekleştiği anda (yani 20 yıllık davasız ve aralıksız zilyetlik süresinin dolduğu anda) kazanılmış olur. Bu bir tescilsiz kazanım hali olduğundan, mülkiyetin geçmesi için mahkeme kararı veya tapu siciline tescil beklenmez; bu işlemler sadece mevcut olan mülkiyet hakkını belgelemek ve tasarruf yetkisini kullanabilmek için gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki kurumun tespiti
Olağanüstü zamanaşımı (TMK m. 713) şartlarının varlığı
Soruda tapulu olmayan bir taşınmaz üzerinde 20 yıllık davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyetlikten bahsedilmektedir.
2
Kazanma anının belirlenmesi
Tescilsiz kazanım (Şartların dolduğu an)
TMK m. 713/5 açıkça mülkiyetin şartların gerçekleştiği anda (20 yılın dolmasıyla) kazanılmış olacağını hükme bağlar.
3
Tescilin niteliğinin tespiti
Açıklayıcı tescil
Mülkiyet tescilden önce kazanıldığı için yapılacak tescil işlemi hakkı kurmaz, sadece mevcut hakkı sicile yansıtır.

Anahtar Kavram

Olağanüstü Zamanaşımı ve Tescilsiz Kazanım Anı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

Dört paydaşın paylı mülkiyetinde bulunan bir taşınmazda pay oranları şu şekildedir: Ahmet %45\%45, Burak %20\%20, Ceyda %20\%20 ve Deniz %15\%15. Taşınmazın bir bütün olarak üçüncü bir kişiye kiraya verilmesi hususunda yapılan oylamada Ahmet ve Deniz "kabul", Burak ve Ceyda ise "ret" oyu kullanmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bu oylama sonucunda alınan kararın hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pay çoğunluğu sağlanmış olsa da paydaş çoğunluğu sağlanamadığı için geçerli bir karar alınamamıştır.

Cevap

Pay çoğunluğu sağlanmış olsa da paydaş çoğunluğu sağlanamadığı için geçerli bir karar alınamamıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesine göre; işletme usulünün değiştirilmesi veya kira sözleşmelerinin yapılması gibi önemli yönetim işlerinde pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesi zorunludur. Senaryoda kabul oyu verenlerin pay toplamı %60\%60 olduğu için pay çoğunluğu sağlanmıştır. Ancak toplam dört paydaştan sadece ikisi (Ahmet ve Deniz) kabul oyu kullandığı için, paydaşların yarısından fazlasının rızası (en az üç kişi) şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle geçerli bir karar alınamamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin hukuki niteliğini belirlemek
Önemli Yönetim İşi
Türk Medeni Kanunu m. 691 uyarınca kira sözleşmelerinin yapılması önemli yönetim işidir.
2
Karar yeter sayısını kontrol etmek
Çift Çoğunluk (Pay ve Paydaş)
Önemli yönetim işlerinde hem pay oranlarının toplamının %50\%50'den fazla olması hem de paydaş sayısının yarısından fazlasının kabul etmesi gerekir.
3
Verilen oranları ve kişi sayısını hesaplamak
Pay: %60\%60 (Kabul) - Paydaş: 2/42/4 (Kabul)
Ahmet ve Deniz'in payları toplamı %45+%15=%60\%45 + \%15 = \%60'dır (Pay çoğunluğu var). Ancak 44 kişiden sadece 22'si kabul demiştir. Çoğunluk için en az 33 kişi gereklidir (22 kişi yarısıdır, yarısından fazlası değildir).

Anahtar Kavram

Önemli Yönetim İşlerinde Çift Çoğunluk Kuralı

İpuçları

1
Paylı mülkiyette yönetim işleri; olağan, önemli ve olağanüstü olmak üzere üç kategoriye ayrılır.
2
Kira sözleşmesi yapmak önemli bir yönetim işidir ve TMK m. 691'deki 'çift çoğunluk' kuralına tabidir.

Daha Fazla Pratik

Paylı mülkiyette oybirliği gerektiren 'olağanüstü yönetim işleri' ile 'tasarruf işlemleri' arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 27Soru

(A)(A), maliki olduğu bir taşınmaz üzerinde (B)(B) lehine intifa hakkı tanımış ve taşınmazı (B)(B)'ye teslim etmiştir. Daha sonra (B)(B), bu taşınmazı bir kira sözleşmesiyle (C)(C)'ye kiralamış ve (C)(C) taşınmaza fiilen yerleşmiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, (B)(B)'nin bu taşınmaz üzerindeki zilyetlik türleri aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fer'i - Dolaylı zilyet

Cevap

İntifa hakkı sahibi olan (B)(B), malik sıfatıyla değil sınırlı bir ayni hakka dayanarak zilyet olduğu için fer'i zilyet; taşınmazı kiracı (C)(C)'ye teslim ederek onun aracılığıyla zilyetliğini sürdürdüğü için ise dolaylı zilyet konumundadır.
İntifa hakkı sahibi, eşyayı 'malik sıfatıyla' değil, kanunun kendisine tanıdığı sınırlı bir ayni yetkiyle elinde tuttuğu için fer'i zilyettir. Aynı zamanda, taşınmazı bir kira sözleşmesiyle üçüncü bir kişiye devredip fiili hakimiyetini o kişi üzerinden yürüttüğü için dolaylı zilyet sıfatını kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Zilyetlik sıfatının (Asli/Fer'i) belirlenmesi
Fer'i zilyetlik
Türk Medeni Kanunu madde 974 uyarınca; bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan asli zilyet, diğeri fer'i zilyettir. (B)(B), malik değil intifa hakkı sahibi olduğu için fer'i zilyettir.
2
Zilyetliğin kullanılma biçiminin (Dolaylı/Dolaysız) belirlenmesi
Dolaylı zilyetlik
Eşya üzerindeki fiili hakimiyetini bir başkası (kiracı) aracılığıyla kullanan kişi dolaylı zilyettir. (B)(B), taşınmazı (C)(C)'ye kiralayıp teslim ettiği için dolaylı zilyet haline gelmiştir.

Anahtar Kavram

Zilyetlik Türleri (Asli-Fer'i ve Dolaylı-Dolaysız Ayrımı)

Daha Fazla Pratik

Zilyetliğin gaspı durumunda fer'i zilyedin ve asli zilyedin dava haklarını karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 28Soru

Taşınmaz mülkiyetine dair işlemlerin güvenliği için tutulan tapu sicili, farklı işlevlere sahip defterlerin birleşiminden oluşur. Bir taşınmaz malikinin vekilini görevden alması (azletmesi) durumunda, bu azil beyanının Tapu Sicili Tüzüğü uyarınca kaydedilmesi gereken sicil aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aziller kütüğü

Cevap

Vekaletten azil veya temsil yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin kayıtların tutulduğu yardımcı sicil aziller kütüğüdür.
Tapu Sicili Tüzüğü'nün 77. maddesi uyarınca aziller kütüğü; temsil yetkisinin sona erdiğine veya kısıtlandığına dair bildirimlerin kaydedildiği yardımcı sicil olarak tanımlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tapu sicili teşkilatının unsurlarını ana ve yardımcı siciller olarak sınıflandır.
Ana siciller; tapu kütüğü, kat mülkiyeti kütüğü, yevmiye defteri ve belgeler ile planlardır. Yardımcı siciller ise aziller kütüğü, düzeltmeler sicili, kamu orta malları sicili ve tapu envanter defteridir.
Teşkilat yapısını bilmek, işlemin hangi deftere yapılacağını belirlemek için temeldir.
2
İşlem konusunu (vekaletten azil) yardımcı sicillerin işlevleriyle eşleştir.
Temsil yetkisinin sona ermesi veya kısıtlanması durumu, Tapu Sicili Tüzüğü uyarınca aziller kütüğüne kaydedilir.
Yardımcı sicillerin her biri belirli bir tamamlayıcı işlevi yerine getirmek üzere oluşturulmuştur.

Anahtar Kavram

Tapu Sicili Teşkilatı (Ana ve Yardımcı Siciller)
Tahmini Süre:50s
Soru 29Soru

(A), kendisine ait olan ve zilyedi bulunduğu antika saatin (B) tarafından zorla çalındığını görmüş; ancak olayın şokuyla o an müdahale edememiştir. (A), faili hemen öğrenmesine rağmen zilyetliğin geri verilmesi davası açmak için 1414 ay beklemiştir. (A), saatin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu her türlü delille ispat edebilecek durumdadır.

Türk Medeni Kanunu'nun zilyetliğin korunmasına ilişkin hükümleri uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zilyetlik davası açmak için kanunda öngörülen 11 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden (A) bu davayı açamaz; ancak mülkiyet hakkına dayanarak istihkak davası açabilir.

Cevap

Zilyetlik davası açma süresi geçtiği için bu dava açılamaz; fakat mülkiyet hakkına dayalı istihkak davası her zaman açılabilir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, zilyetliği gasp edilen kişi bu durumu ve faili öğrendikten sonra 22 ay içinde ve her hâlde gasp fiilinden itibaren 11 yıl içinde dava açmalıdır. Olayda 1414 ay geçtiği için bu süre dolmuştur. Ancak zilyet aynı zamanda malik ise, mülkiyet hakkından doğan istihkak davasını herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zaman aşımı ve hak düşürücü süreleri kontrol et.
Failin öğrenilmesinden itibaren 22 ay ve her hâlde 11 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu tespit edildi.
Zilyetlik davası kanunen bu sürelere bağlanmıştır (TMKTMK m. 989989).
2
Kuvvet kullanma (self-help) şartlarını değerlendir.
Olayın üzerinden 1414 ay geçtiği için zilyedin kuvvet kullanma yetkisinin kalmadığı anlaşıldı.
Kuvvet kullanma yetkisi sadece anında müdahale veya sıcak takip hallerinde geçerlidir.
3
Alternatif hukuki yolları belirle.
Zilyetlik koruması süresi dolduğu için malikin ayni hakka (mülkiyete) dayalı istihkak davası açması gerektiği sonucuna varıldı.
Zilyetlik davası (possessory) ile istihkak davası (petitory) farklı hukuki temellere dayanır.

Anahtar Kavram

Zilyetlik davası ve istihkak davası arasındaki farklar ile hak düşürücü süreler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

Tapu sicili, ana ve yardımcı sicillerin birleşimiyle oluşan bir bütündür ve bu sicil üzerinde yapılan işlemler belirli hukuki sonuçlar doğurur. 47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, taşınmaz üzerindeki bir hakkın varlığının iddia edilmesi veya tescil için gerekli belgelerdeki eksikliğin giderilmesi amacıyla başvurulan 'geçici tescil şerhi'nin ileride kesin tescile dönüşmesi durumunda doğacak temel hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kesin tescil, şerhin yapıldığı tarih ve yevmiye sırasından itibaren geçerli olur.

Cevap

Geçici tescil şerhinin kesin tescile dönüşmesi durumunda, bu tescil şerhin yapıldığı tarih ve sıradan itibaren hüküm doğurur.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, geçici tescil şerhi asıl tescilin yerini tutmak üzere yapılır. Eğer bu şerh sonradan kesin tescile dönüşürse, hakkın sırası ve tarihi tescil anına göre değil, şerhin tapu siciline (yevmiye defterine) kaydedildiği ana göre belirlenir. Bu durum, şerh sahibinin aradaki sürede hak kaybına uğramasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Geçici tescil şerhinin (TMK m. 1011) tanımını ve amacını belirle.
Bu şerh, bir hakkın tescili için gerekli belgelerin eksik olması veya bir hakkın varlığının iddia edilmesi durumunda hakkın önceliğini korumak için yapılır.
Sicilin doğruluğunu ve hak arama hürriyetini güvence altına almak.
2
Şerhin kesin tescile (asıl tescile) dönüşme etkisini analiz et.
Belgeler tamamlandığında veya dava sonuçlandığında şerh tescile dönüşür.
Şerh edilmiş hakkın ayni hakka dönüşmesi sürecini tamamlamak.
3
Tescilin tarihsel önceliğini (sırasını) saptas.
Tescilin hükmü, tescilin yapıldığı anda değil, şerhin verildiği yevmiye tarihi ve sırasına geri yürür.
Şerhin 'öncelik verme' (priority) fonksiyonunu gerçekleştirmek.

Anahtar Kavram

Geçici Tescil Şerhinin Öncelik Etkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 31Soru

(A)(A) şirketi, mülkiyetinde bulunan ve liman gümrük sahasında muhafaza edilen ağır iş makinelerini (B)(B) firmasına satmıştır. Satış işleminin ardından (A)(A), makinelerin bulunduğu sahanın giriş kartlarını ve makineleri gümrükten çekmek için gerekli yasal yetki belgelerini (B)(B)'ye teslim etmiş; taraflar makinelerin zilyetliğinin bu andan itibaren (B)(B)'ye geçtiği konusunda yazılı olarak mutabık kalmışlardır. Makinelerin fiilen (B)(B)'nin iş sahasına götürülmediği bu durumda, zilyetliğin kazanılma biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zilyetlik sözleşmesi

Cevap

Zilyetliğin kazanılma biçimi zilyetlik sözleşmesidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 977977. maddesi uyarınca zilyetlik, eşyanın yeni zilyedin fiili hakimiyetine geçmesiyle veya önceki zilyedin rızasıyla yeni zilyedin eşya üzerinde hakimiyet kurma olanağını elde etmesiyle kazanılır. Olayda makinelerin limanda hazır edilmesi ve yetki belgelerinin verilmesi, alıcının hakimiyet kurma imkanını sağladığı için bu durum bir 'zilyetlik sözleşmesi' ile teslimsiz kazanımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zilyetlik devrinin niteliğini inceleyin.
Eşya fiilen (elden ele) teslim edilmemiştir, dolayısıyla teslimsiz bir kazanım söz konusudur.
Zilyetliğin kazanılma yollarını sınıflandırmak için ilk adım fiziksel teslimin olup olmadığını belirlemektir.
2
Devralanın eşya üzerindeki hakimiyet imkanını değerlendirin.
Belgelerin teslimi ve anlaşma ile alıcı (B)(B), makineleri dilediği zaman kontrol etme ve alma imkanına kavuşmuştur.
Zilyetlik sadece fiili elinde bulundurma değil, aynı zamanda eşya üzerinde iradi hakimiyet kurma yetkisidir.
3
TMK m. 977 hükmünü uygulayın.
Önceki zilyedin rızasıyla yeni zilyedin şey üzerinde hakimiyeti kullanma olanağını elde etmesi zilyetlik sözleşmesi ile kazanımı sağlar.
Kanun koyucu, eşyanın yeni zilyedin iktidarına geçirilmesini zilyetliğin devri için yeterli görmüştür.

Anahtar Kavram

Teslimsiz Zilyetlik Kazanımı (Zilyetlik Sözleşmesi)

İpuçları

1
Zilyetliğin kazanılması için eşyanın mutlaka fiziksel olarak bir yerden bir yere taşınması gerekip gerekmediğini düşünün.
2
Devreden kişinin (satıcının) eşyayı kendi elinde tutmaya devam edip etmediğine bakın. Eğer tutmaya devam etmiyorsa bu 'hükmen teslim' olamaz.
3
TMK m. 977'de yer alan 'hakimiyeti kullanma olanağının elde edilmesi' ifadesinin hangi teslimsiz kazanım türüne karşılık geldiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Hükmen teslimin taşınır rehni kurulmasında neden yasaklandığını (TMK m. 939) araştırarak zilyetlik ve rehin ilişkisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca, tapu kütüğünde yer alan "şerhler" ve "beyanlar" sütunlarının hukuki fonksiyonları ve hükümleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şerhler, kanunda öngörülen kişisel haklara ayni etki kazandırırken; beyanlar, bir taşınmazla ilgili fiili veya hukuki durumlara açıklık getirme işlevine sahiptir.

Cevap

Şerhler kişisel haklara ayni etki kazandırırken, beyanlar taşınmazla ilgili hukuki veya fiili durumları açıklama amacı taşır.
Doğru ifade, şerhlerin kişisel haklara ayni etki (üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik) kazandırdığını, beyanların ise taşınmazla ilgili fiili veya hukuki durumlara (eklenti, yönetim planı vb.) açıklık getirme ve duyurma işlevi gördüğünü belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şerhlerin (Annotations) temel işlevini belirle.
Şerhler, kanunda sınırlı sayıda sayılan kişisel hakların, tasarruf yetkisi kısıtlamalarının veya geçici tescillerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlar.
Şerh edilen kişisel hak, ayni etki kazanarak taşınmazın sonraki maliklerine karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
2
Beyanların (Declarations) temel işlevini belirle.
Beyanlar, taşınmazla ilgili bazı fiili durumları (örneğin eklentiler) veya hukuki ilişkileri (örneğin yönetim planı, vesayet kararı) belirtmek için kullanılır.
Beyanlar ayni hak tesis etmez ve tescil gibi kurucu bir etkiye sahip değildir; asıl işlevi açıklayıcı olmaktır.
3
İki kurum arasındaki hukuki sonuç farkını karşılaştır.
Şerhlerin ayni etkisi varken, beyanların genel olarak iyiniyeti koruma (TMK m. 10231023) etkisi yoktur (bazı istisnai karineler hariç).
Bu fark, tapu siciline hakim olan ilkelerin her iki sütun için farklı uygulanmasından kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Şerhler ve Beyanlar Arasındaki Hukuki Fark

Daha Fazla Pratik

Tapu sicilindeki şerh türlerini (kişisel haklar, tasarruf yetkisi kısıtlamaları, geçici tescil) ve bunların her birinin özel şartlarını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

AA, maliki olduğu profesyonel bir video kamerasını bir süreliğine kullanması için BB ile bir kira sözleşmesi akdetmiş ve eşyayı BB’ye teslim etmiştir. Kira ilişkisi devam etmekte iken AA, söz konusu kamerayı CC’ye satmış; taraflar kameranın kira süresi nihayetine kadar BB nezdinde kalmaya devam etmesi, ancak bu aşamadan itibaren CC adına zilyetliğin sürdürülmesi hususunda mutabık kalmışlardır. Söz konusu durum BB’ye de usulüne uygun şekilde ihbar edilmiştir.

Bu hukuki sürece ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CC, kamera üzerindeki zilyetliği "zilyetliğin havalesi" yoluyla kazanmıştır ve bu aşamadan itibaren "asli-dolaylı zilyet" sıfatına haizdir.

Cevap

C kişisi zilyetliği "zilyetliğin havalesi" yoluyla kazanmıştır ve makine üzerindeki "asli-dolaylı" zilyet haline gelmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesine göre, bir üçüncü kişinin özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyetliği sürdürmesi halinde zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin kazanılabilir. Olayda kamera kiracı BB'dedir ve AA ile CC arasındaki anlaşma sonucu zilyetlik CC'ye geçmiştir. CC, mülkiyet hakkını devraldığı için "asli zilyet", eşyayı BB aracılığıyla elinde tuttuğu için de "dolaylı zilyet" sıfatını kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarafların başlangıçtaki zilyetlik statülerini belirlemek.
AA malik olduğu için asli-dolaylı zilyet, BB kiracı olduğu için fer'i-dolaysız zilyettir.
Zilyetlik türlerinin doğru analizi için başlangıç durumunun tespiti gerekir.
2
Zilyetliğin devir yöntemini analiz etmek.
Eşya üçüncü bir kişide (BB) iken, devreden (AA) ile devralan (CC) arasındaki anlaşma ve üçüncü kişiye yapılan bildirimle zilyetlik devredilmiştir. Bu yöntem "zilyetliğin havalesi"dir (TMK m. 979).
Eşyanın fiilen teslim edilmediği durumlarda hangi teslimsiz kazanım yolunun kullanıldığını belirlemek esastır.
3
Devir sonrası yeni zilyetlik sıfatlarını belirlemek.
CC artık malik sıfatına sahip olduğu için "asli zilyet", eşyayı bir aracı (BB) vasıtasıyla kontrol ettiği için "dolaylı zilyet" olmuştur.
Kazanım sonrası tarafların eşya üzerindeki hukuki konumlarının netleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Zilyetliğin Havalesi ve Zilyetlik Türleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

Miras yoluyla intikal eden ve mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti, bir mirasçının talebi üzerine sulh hâkimi tarafından paylı mülkiyete dönüştürülmüştür. Paylı mülkiyete geçilmesinin ardından oluşan pay oranları şu şekildedir:

PaydaşPay Oranı
Ahmet%40\%40
Burak%25\%25
Ceyda%15\%15
Deniz%10\%10
Emre%10\%10

Taşınmazın bir üçüncü kişiye üç yıllığına kiraya verilmesi hususunda yapılan oylamada Ahmet ve Burak olumlu yönde oy kullanırken; Ceyda, Deniz ve Emre bu karara karşı çıkmıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu kararın hukuki geçerliliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karar geçersizdir; çünkü paydaşların sayıca çoğunluğu sağlanamamıştır.

Cevap

Karar geçersizdir çünkü paydaşların sayıca çoğunluğu sağlanamamıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesi uyarınca, paylı mülkiyete konu bir malın kiraya verilmesi 'önemli yönetim işleri' kapsamındadır. Bu tür işlerde kararın geçerli olabilmesi için hem paydaşların sayıca yarısından fazlasının (paydaş çoğunluğu) hem de pay miktarının yarısından fazlasının (pay çoğunluğu) aynı anda sağlanması gerekir. Olayda Ahmet ve Burak toplamda %65\%65 paya sahip oldukları için pay çoğunluğunu sağlamışlardır; ancak 5 paydaştan sadece 2'si olumlu oy verdiği için paydaşların sayıca çoğunluğu (en az 3 kişi olması gerekirdi) sağlanamamıştır. Bu nedenle karar hukuken geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim işinin niteliğini belirle
Taşınmazın kiraya verilmesi TMK m. 691 uyarınca bir 'önemli yönetim işi'dir.
Kanun, kira sözleşmesi yapılmasını açıkça önemli yönetim işleri arasında saymıştır.
2
Karar yeter sayısını tespit et
Pay ve paydaş çoğunluğu (çift çoğunluk) gereklidir.
Önemli yönetim işlerinde tek başına pay veya sadece paydaş çoğunluğu yeterli değildir.
3
Mevcut oyları analiz et
Paydaş sayısı: 2/5 (Çoğunluk yok). Pay miktarı: %40 + %25 = %65 (Çoğunluk var).
5 paydaşın salt çoğunluğu en az 3 kişidir; %100 payın salt çoğunluğu ise %50'den fazladır.
4
Hukuki sonucu bağla
Şartlardan biri (paydaş çoğunluğu) gerçekleşmediği için karar geçersizdir.
Çift çoğunluk kuralında her iki şartın da kümülatif olarak gerçekleşmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

Paylı Mülkiyette Önemli Yönetim İşleri (Pay ve Paydaş Çoğunluğu)

İpuçları

1
Paylı mülkiyette kiraya verme işleminin hangi yönetim kategorisine (olağan, önemli, olağanüstü) girdiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Miras ortaklığından (elbirliği mülkiyeti) paylı mülkiyete geçiş sürecinde TMK 644 uyarınca sulh hâkiminin davetine yapılan 'itiraz'ın sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 35Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal veya kamulaştırma yoluyla bir taşınmazın mülkiyetini tescilden önce kazanan bir kimsenin, bu taşınmaz üzerindeki yetkileri ve hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülkiyet ilgili olayın gerçekleşmesiyle tescilden önce kazanılmış olur; ancak taşınmaz üzerinde satış veya rehin gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi için hakkın tapu kütüğüne tescil edilmesi şarttır.

Cevap

Mülkiyet ilgili olayın gerçekleşmesiyle (miras, mahkeme kararı vb.) tescilden önce kazanılmış olur; ancak malikin taşınmaz üzerinde tasarruf işlemleri yapabilmesi için mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinin ikinci fıkrasına göre; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma gibi hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak aynı hükmün son cümlesi, bu yollarla mülkiyeti kazanan kişilerin taşınmaz üzerinde tasarruf işlemleri (satış, bağışlama, rehin tesisi vb.) yapabilmesini, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olması şartına bağlamıştır. Dolayısıyla mülkiyet tescilsiz kazanılmış olsa bile, tasarruf yetkisi tescil şartına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
TMK 705/1 maddesindeki genel kuralı belirle.
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için kural olarak tapu kütüğüne tescil şarttır.
Genel kural olan tescil ilkesini (mutlak tescil) anlamak için.
2
TMK 705/2 maddesindeki istisnai durumları (tescilsiz kazanım halleri) tespit et.
Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı görülür.
Soruda bahsi geçen tescilsiz iktisap yollarının hukuki sonucunu belirlemek için.
3
Tescilsiz kazanım sonrası tasarruf yetkisini kontrol et.
Malik tescilden önce mülkiyeti kazanır ancak bu hak üzerinde tasarrufta bulunabilmesi (satış, ipotek vb.) tescilin yapılmasına bağlıdır.
Kanun koyucunun tapu sicilinin açıklığı ve güvenliği ilkesini korumak amacıyla getirdiği kısıtlamayı uygulamak için.

Anahtar Kavram

Tescilsiz İktisap ve Tasarruf Yetkisi Kısıtlaması

Daha Fazla Pratik

Miras yoluyla tescilsiz kazanılan bir taşınmazın, tapuda elbirliği mülkiyeti olarak tescil edilmesi ile paylı mülkiyete dönüştürülmesi arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 36Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri uyarınca, bir taşınmazın kütük sayfasındaki "beyanlar" sütununa bir taşınırın "eklenti" (teferruat) olarak kaydedilmesinin hukuki niteliği ve bu kaydın üçüncü kişilerin iyiniyeti üzerindeki etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kayıt, söz konusu taşınırın eklenti olduğuna dair hukuki bir karine oluşturur ve bu sayede üçüncü kişilerin eklenti niteliğini bilmedikleri yönündeki iyiniyet iddialarını kural olarak geçersiz kılar.

Cevap

Beyanlar sütununa yapılan eklenti kaydı, taşınırın eklenti olduğuna dair hukuki bir karine oluşturur ve üçüncü kişilerin bu durumu bilmediği yönündeki iyiniyet iddialarını geçersiz kılar.
Doğru yanıt olan seçenek, eklenti kaydının bir karine oluşturduğunu ve aleniyet ilkesi gereği iyiniyet iddiasını ortadan kaldırdığını belirtmektedir. TMKTMK ve ilgili tüzük hükümleri uyarınca, bir taşınırın eklenti olarak beyanlar sütununa kaydedilmesi, onun eklenti olduğu yönünde yasal bir karine doğurur. Bu sayede, aksini iddia eden taraf bu karinenin aksini ispatlamakla yükümlü olur.

Adım Adım Çözüm

1
Tapu sicilindeki kayıt türlerini (tescil, şerh, beyan) tanımla.
Tescil ayni hakları kurar, şerh kişisel hakları kuvvetlendirir, beyan ise fiili veya hukuki durumları açıklar.
İşlemin hukuki mahiyetini belirlemek için kategorizasyon gereklidir.
2
Eklenti beyanının özel hükmünü incele (TMKTMK m. 862862).
Eklentinin beyanlar sütununa yazılması, onun eklenti olduğu yönünde bir karine (presumption) oluşturur.
Kanun, bu kayda ispat yükünü yer değiştiren bir fonksiyon yüklemiştir.
3
Kaydın iyiniyet üzerindeki etkisini değerlendir.
Sicilin aleniyeti (açıklığı) ilkesi gereği, beyan edilen bir hususu üçüncü kişilerin bilmediği iddiası korunmaz.
Tapu sicilindeki kayıtların herkes tarafından bilindiği varsayılır (TMKTMK m. 10201020).

Anahtar Kavram

Tapu Sicilinde Beyanların Fonksiyonu ve Karine Etkisi
Soru 37Soru

AA, antika saatini tamir etmesi amacıyla saat tamircisi BB’ye teslim etmiştir. Saat henüz BB’nin zilyetliğindeyken AA, bu saati CC’ye satmış ve BB’ye bir talimat göndererek tamir işlemi bittiğinde saati CC’ye teslim etmesini istemiştir. Tamir tamamlanınca BB, saati CC’ye ulaştırmak üzere DD kargo firmasına vermiş; kargo firması çalışanı EE ise saati CC’nin adresine götürmek üzere yola çıkmıştır.

Bu olaydaki zilyetlik türleri ve kazanılma biçimleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DD kargo firması "fer'i ve dolaysız zilyet" sıfatına sahipken, firma çalışanı EE "zilyetlik yardımcısı" olarak kabul edilir.

Cevap

Kargo firmasının fer'i ve dolaysız zilyet, çalışanının ise zilyetlik yardımcısı olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir eşya üzerinde taşıma veya muhafaza gibi bir amaçla fiili hakimiyet kuran kargo firması fer'i ve dolaysız zilyet konumundadır. Bu firmanın personeli olan kişi ise eşyayı kendi adına değil, işverenin talimatları çerçevesinde elinde tuttuğu için zilyetlik yardımcısıdır ve zilyet sayılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
AA ve BB arasındaki zilyetlik türünü belirle.
AA asli-dolaylı zilyet, BB (tamirci) fer'i-dolaysız zilyettir.
BB, eşyayı tamir amacıyla (sınırlı bir yetkiyle) elinde tutmaktadır.
2
AA ve CC arasındaki zilyetlik devrini analiz et.
Zilyetlik havalesi gerçekleşmiştir.
Eşya üçüncü bir kişide (BB) iken zilyetliğin devri, tarafların anlaşması ve durumun üçüncü kişiye bildirilmesiyle (TMK 979) yapılır.
3
Kargo firması DD ve çalışanı EE'nin hukuki statüsünü ayırt et.
DD zilyet, EE ise zilyetlik yardımcısıdır.
Bir başkasının (işverenin) hizmetinde olup onun talimatları doğrultusunda eşya üzerinde fiili hakimiyet kuranlar zilyet sayılmazlar (TMK 972 doktriner yorumu).

Anahtar Kavram

Zilyetlik Havalesi ve Zilyetlik Yardımcılığı

Daha Fazla Pratik

Zilyetlik yardımcısının savunma hakkı (TMK 981) ile zilyedin dava hakkı arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 38Soru

Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi uyarınca, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Tapu sicilinin tutulmasındaki bu sorumluluğa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararların tazmini için açılacak davalar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Cevap

Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararların tazmini için açılacak davalar, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinin ikinci fıkrası açıkça, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararların tazmini davasının, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılacağını hükme bağlamıştır. Bu, genel kural olan idari yargı görevine getirilmiş istisnai bir düzenlemedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluk türünün belirlenmesi
Devletin tapu sicilinden doğan sorumluluğu kusursuz sorumluluktur.
TMK 1007 uyarınca Devletin sorumluluğu memurun kusuruna bağlı değildir; sicilin yanlış tutulması yeterlidir.
2
Dava açılacak mercinin ve usulün tespiti
Dava doğrudan Devlete (Hazine) karşı adli yargıda açılır.
Zarara uğrayan kişinin memuru dava etme zorunluluğu yoktur; kanun doğrudan Devletin sorumlu olduğunu belirtir.
3
Görevli ve yetkili mahkemenin tayini
Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
TMK 1007/2 maddesindeki açık düzenleme gereği dava idari yargıda değil, adli yargıda çözümlenir.

Anahtar Kavram

Devletin Tapu Sicilinden Doğan Kusursuz Sorumluluğu (TMK 1007)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 39Soru

Üç paydaşın paylı mülkiyetinde bulunan bir taşınmazda; birinci paydaş %70\%70, ikinci paydaş %15\%15 ve üçüncü paydaş %15\%15 oranında paya sahiptir. Birinci paydaş, taşınmazın tamamını kapsayacak şekilde üç yıl süreli bir kira sözleşmesi yapmak istemektedir. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bu kira sözleşmesinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için gereken karar yeter sayısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kira sözleşmesi önemli yönetim işi olduğundan; hem pay hem de paydaş çoğunluğu aranır ve bu durumda birinci paydaşın yanına en az bir paydaşı daha alması gerekir.

Cevap

Kira sözleşmesi önemli yönetim işi olduğundan; hem pay hem de paydaş çoğunluğu aranır ve bu durumda birinci paydaşın yanına en az bir paydaşı daha alması gerekir.
Kira sözleşmesi yapılması, Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesi uyarınca 'önemli yönetim işi' olarak nitelendirilir. Önemli yönetim işlerinde kararların geçerli olabilmesi için 'pay ve paydaş çoğunluğunun' (çifte çoğunluk) birlikte sağlanması şarttır. Olayda birinci paydaş %70\%70 pay ile pay çoğunluğunu sağlamış olsa da, toplam 3 paydaş arasında tek başına kaldığı için paydaş çoğunluğunu (en az 2 kişi) sağlayamamaktadır. Dolayısıyla yanına diğer iki paydaştan en az birini alması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki İşlemin Niteliğini Belirleme
Taşınmazın kiraya verilmesi 'Önemli Yönetim İşi'dir.
Türk Medeni Kanunu m. 691 uyarınca, paylı malın kiraya verilmesi veya işletme usulünün değiştirilmesi önemli yönetim işleri arasında sayılır.
2
Karar Yeter Sayısını Belirleme
Pay ve Paydaş Çoğunluğu (Çifte Çoğunluk) gereklidir.
Kanun koyucu, malın ekonomik geleceğini etkileyen önemli kararlarda hem mülkiyet gücünün (pay) hem de kişi sayısının (paydaş) çoğunluğunu şart koşmuştur.
3
Mevcut Durumu Analiz Etme
Pay çoğunluğu sağlanmış (%70 > \%50), ancak paydaş çoğunluğu sağlanmamıştır (1/31/3 paydaş).
Paydaş sayısı 3 olduğu için çoğunluk için en az 2 paydaşın rızası gerekir. Birinci paydaş tek başına karar yeter sayısına ulaşamaz.

Anahtar Kavram

Önemli Yönetim İşlerinde Çifte Çoğunluk İlkesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru

AA'ya ait taşınmaz üzerinde CC lehine bir "alım hakkı" (iştira) tapu kütüğüne usulüne uygun şekilde şerh edilmiştir. Daha sonra AA, bu taşınmazı BB'ye satmış ve tescil işlemi tamamlanmıştır. BB, tapu kütüğündeki şerhi okumadığını, tapu memurunun da kendisini bu konuda uyarmadığını ileri sürerek CC'nin alım hakkını kendisine karşı kullanmasına engel olmak istemektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun tapu siciline hâkim olan ilkeleri göz önüne alındığında, bu uyuşmazlığın çözümü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tapu sicilinin açıklığı ilkesi uyarınca, hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğinden BB'nin iyiniyeti korunmaz ve CC hakkını ona karşı kullanabilir.

Cevap

Tapu sicilinin açıklığı (aleniyet) ilkesi gereği, tapu kütüğündeki bir kaydı bilmediğini ileri süren kimsenin iyiniyeti korunmaz; dolayısıyla şerh edilmiş olan alım hakkı yeni malike karşı ileri sürülebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesine göre, tapu sicili herkese açıktır ve ilgisini inanılır kılan herkes sicili inceleyebilir. Maddenin 3. fıkrası uyarınca, hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Bu kural 'tapu sicilinin açıklığı' (aleniyet) ilkesi olarak adlandırılır. Olayda alım hakkı usulüne uygun şekilde şerh edildiği için, bu kaydı görmediğini iddia eden yeni malikin iyiniyeti korunmaz ve hak sahibi alım hakkını ona karşı kullanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın hukuki temelinin ve ilgili ilkenin belirlenmesi.
Olayda tapu sicilindeki mevcut bir kaydın (şerhin) bilinmemesi durumu söz konusudur.
Soruda şerh edilmiş bir alım hakkının yeni malike karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği sorgulanmaktadır.
2
TMK m. 1020 uyarınca 'açıklık' ilkesinin uygulanması.
BB'nin 'bilmiyordum' şeklindeki iyiniyet savunması hukuken geçersiz kabul edilir.
Kanun gereği hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini savunma olarak ileri süremez.
3
Şerhin etkisinin ve hakkın ileri sürülebilirliğinin tespiti.
Alım hakkı sahibi CC, hakkını taşınmazın yeni maliki BB'ye karşı ileri sürebilir.
Şerh, şahsi hakka 'munzam etki' kazandırarak taşınmaz üzerinde sonradan hak kazanan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik sağlar.

Anahtar Kavram

Tapu Sicilinin Açıklığı (Aleniyet) İlkesi
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 2 / 5Sonraki