Türk Anayasa Tarihi

116 soru

Soru 1Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Millî Mücadele’nin olağanüstü koşullarında kabul edilmiş ve kuvvetler birliği ilkesi çerçevesinde 'Meclis Hükümeti Sistemi'ni benimsemiştir. Bu sistemde yürütme erki, Meclis'in kendi içinden seçtiği ve denetlediği bir heyet aracılığıyla bizzat Meclis tarafından kullanılır.

Buna göre, 1921 Anayasası’nda öngörülen hükümet yapısı ve işleyişi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakanlar Kurulu üyeleri Meclis tarafından kendi üyeleri arasından tek tek seçilir ve Meclis Başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanıdır.

Cevap

Bakanlar Kurulu üyelerinin Meclis tarafından tek tek seçilmesi ve Meclis Başkanı'nın aynı zamanda hükümet başkanı olması
1921 Anayasası'nda 'Meclis Hükümeti Sistemi' uygulanmıştır. Bu sistemin en belirgin özelliği, yasama ve yürütmenin Meclis'te birleşmesidir. Hükümet üyeleri (İcra Vekilleri Heyeti) Meclis tarafından kendi üyeleri arasından tek tek seçilir. Ayrıca ayrı bir Başbakanlık veya Devlet Başkanlığı makamı bulunmadığı için, Meclis Başkanı (TBMM Başkanı) aynı zamanda hükümetin de başkanı sıfatını taşır.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın benimsediği temel hükümet modelini belirleme
Meclis Hükümeti Sistemi
Anayasa, savaş döneminin hızı ve etkinliği için tüm yetkileri TBMM'de toplamıştır (Kuvvetler Birliği).
2
Meclis Hükümeti sistemindeki yürütme mekanizmasını analiz etme
Meclis Başkanı = Hükümet Başkanı; Bakanlar = Meclis Heyeti
Ayrı bir devlet başkanı veya başbakan yoktur; Meclis Başkanı hükümete de başkanlık eder.
3
Bakanların seçim usulünü kontrol etme
Bireysel (tek tek) seçim
Meclis, her bir icra vekilini (bakanı) doğrudan kendi üyeleri arasından isim isim oylayarak seçer.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi

Daha Fazla Pratik

1923 yılında yapılan anayasa değişikliklerinin Meclis Hükümeti sisteminden Kabine sistemine geçişteki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 2Soru

Tanzimat Fermanı (1839), Türk anayasal gelişmeleri içerisinde iktidarın modern anlamda sınırlandırılmasının ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. Bu belgenin, iktidarın sınırlandırılma usulü ve hukuk tekniği bakımından Sened-i İttifak'tan (1808) ayrılan, 'otolimitasyon' (kendi kendini sınırlama) kavramıyla açıklanan temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın mutlak otoritesini, başka bir siyasi veya toplumsal güç odağıyla müzakere etmeksizin kendi tek taraflı iradesiyle hukuki kurallara bağlı kılması

Cevap

Padişahın mutlak otoritesini, herhangi bir dış baskı veya toplumsal odakla pazarlık yapmadan, kendi tek taraflı iradesiyle (otolimitasyon) hukuki kurallara tabi tutmasıdır.
Tanzimat Fermanı'nın en özgün hukuki niteliği, Padişahın mutlak iktidarını başka bir kurum veya zümre ile pazarlık yapmadan, kendi iradesiyle (tek taraflı) hukuki kurallara bağlamış olmasıdır. Bu durum anayasa hukukunda 'otolimitasyon' (iktidarın kendi kendini sınırlaması) olarak adlandırılır ve hukukun üstünlüğü ilkesine geçişin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Belgelerin hukuki niteliğini karşılaştırın.
Sened-i İttifak (1808) bir 'pactum' (sözleşme) iken, Tanzimat Fermanı (1839) tek taraflı bir 'ferman'dır.
Sened-i İttifak'ta Padişah ile Ayanlar arasında bir pazarlık vardır, Tanzimat'ta ise Padişah tek taraflı irade beyanında bulunur.
2
Otolimitasyon (kendi kendini sınırlama) kavramını analiz edin.
Padişahın 'Biz dahi bu kanunlara muhalif hareket etmeyeceğiz' diyerek kendi mutlak gücünü hukuka tabi kılması.
Hukukun üstünlüğü ilkesinin kabulü, iktidarın kendi rızasıyla sınırlandırılmasına dayanır.

Anahtar Kavram

Hukukun Üstünlüğü ve Otolimitasyon

Daha Fazla Pratik

Tanzimat Fermanı ile Islahat Fermanı arasındaki 'eşitlik' anlayışı farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Türk anayasa tarihindeki yeri ve hukuki karakteri analiz edildiğinde; bu metnin 'çerçeve' ve 'yumuşak' bir anayasa olarak kabul edilmesinin temel dayanakları ile 1876 Kanun-i Esasi ile olan münasebetine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değiştirilmesi için kanunlardan farklı, özel bir usul veya nitelikli çoğunluk aranmaması ve sadece devletin temel yapısına ilişkin özlü maddeler içererek kişi haklarına yer vermemesidir.

Cevap

Doğru ifade, anayasanın değiştirilmesi için adi kanunlardan farklı bir usul öngörmemesi ve kişi haklarına yer vermeyen özlü bir yapıda olmasıdır.
1921 Anayasası, Türk anayasa tarihinin tek 'yumuşak' ve tek 'çerçeve' anayasasıdır. Hukuki olarak 'yumuşak' olması, anayasa maddelerinin de tıpkı sıradan bir kanun gibi salt çoğunlukla ve basit bir usulle değiştirilebilmesinden kaynaklanır. 'Çerçeve' olması ise, Milli Mücadele döneminin aciliyetine binaen sadece devletin temel teşkilatını (Meclis yapısı, seçimler, yürütme) düzenleyip, temel hak ve özgürlükler gibi ayrıntılı alanlara girmemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasanın 'yumuşak' (esnek) karakterini tanımlama
Anayasa değişikliği için kanun yapım sürecinden daha zorlu (nitelikli çoğunluk gibi) bir usulün bulunmadığı tespit edilir.
Yumuşak anayasa tanımı hukuki olarak usul farkının yokluğuna dayanır.
2
Anayasanın 'çerçeve' niteliğini analiz etme
23 maddelik kısa yapısı ve temel haklar bölümünün eksikliği görülür.
Çerçeve anayasalar sadece devletin temel organlarını ve işleyişini ana hatlarıyla düzenler.
3
1876 Kanun-i Esasi ile ilişkisini değerlendirme
1921 metninin 1876'yı açıkça kaldırmadığı ve çelişmeyen hükümlerin uygulandığı (ikili yapı) anlaşılır.
Milli Mücadele'nin olağanüstü koşulları bu ikili yapıyı zorunlu kılmıştır.

Anahtar Kavram

Esnek ve Çerçeve Anayasa Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 1. maddesinde yer alan 'Hâkimiyet bilâkayduşart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.' hükmüyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meşruiyetin kaynağını monarşiden halka devrederek, 'milli egemenlik' ilkesini ilk kez anayasal bir temel haline getirmiştir.

Cevap

1921 Anayasası'nın 1. maddesi, egemenliğin kaynağını monarşiden millete devrederek milli egemenlik ilkesini ilk kez anayasal düzeye taşımıştır.
1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu), 1. maddesiyle egemenliğin kaynağını semavi veya monarşik bir otoriteden alıp doğrudan millete devretmiştir. Türk anayasa tarihinde 'milli egemenlik' ilkesinin ilk kez açık bir anayasal hüküm haline gelmesi, devletin yapısını ve meşruiyetini kökten değiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın 1. maddesinin içeriği ve 'milli egemenlik' vurgusu analiz edilir.
Maddede egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ve halkın kendi kaderini tayin etme gücü vurgulanmaktadır.
Anayasanın temel siyasi ve hukuki paradigmasını anlamak için gereklidir.
2
Söz konusu hükmün 1876 Kanun-i Esasi ile karşılaştırılması yapılır.
1876'da padişaha ait olan egemenlik yetkisinin 1921 ile ilk kez millete geçtiği tespit edilir.
Anayasa tarihindeki meşruiyet değişimini doğrulamak için gereklidir.
3
Anayasanın orijinal metni ile 1923 değişiklikleri ve 'çerçeve' niteliği arasındaki farklar değerlendirilir.
Cumhuriyet ibaresinin ve temel haklar bölümünün orijinal metinde bulunmadığı, 1876'nın tamamen ilga edilmediği hatırlanır.
Tarihsel yanılgılara dayalı çeldiricileri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve 1921 Anayasası'nın Meşruiyet Temeli
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 5Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun kabulünden 1924 Anayasası’nın yürürlüğe girmesine kadar geçen süreçte Türkiye’de "ikili anayasallık" (düalizm) hüküm sürmüştür. Bu dönemdeki anayasal düzen ve 1921 Anayasası’nın hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1921 Anayasası, 1876 Kanun-i Esasi’yi tüm maddeleriyle birlikte açıkça yürürlükten kaldırdığı için hukuk sistemindeki anayasal çatışma anında sona ermiştir.

Cevap

1921 Anayasası'nın 1876 Kanun-i Esasi'yi tüm maddeleriyle birlikte açıkça yürürlükten kaldırdığını savunan seçenek yanlıştır çünkü bu süreçte ikili bir yapı korunmuştur.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 1876 Kanun-i Esasi’yi açıkça ve tamamen yürürlükten kaldıran bir hüküm içermemektedir. Bunun yerine, 1921 metnindeki hükümlerin 1876 metni ile çatışması durumunda yeni olanın (1921) uygulanacağı kabul edilmiş, bu da 'zımnen iltiga' ve 'ikili anayasallık' durumuna yol açmıştır. 1876 Anayasası ancak 1924 Anayasası ile hukuken tamamen ortadan kalkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın niteliğinin belirlenmesi
Anayasanın sadece 23 maddeden oluşan, temel haklara yer vermeyen, kısa ve 'yumuşak' bir 'çerçeve anayasa' olduğu tespit edilir.
Sorudaki kavramsal özellikleri doğrulamak için ilk adım budur.
2
İkili anayasallık (düalizm) kavramının analiz edilmesi
1921 Anayasası'nın 1876 Kanun-i Esasi'yi açıkça ve tamamen iptal etmediği, sadece çatışan hükümlerin 1921 lehine çözüldüğü anlaşılır.
Düalizm döneminin hukuki karakterini anlamak seçenekleri elemeyi sağlar.
3
Yürürlükten kaldırma usulünün kontrolü
1876 Kanun-i Esasi'nin tam olarak yürürlükten kalkması ancak 1924 Anayasası'nın kabulü ile gerçekleşmiştir.
Yanlış olan önermeyi (açıkça ve tamamen kaldırma iddiası) çürütmek için bu bilgi kritiktir.

Anahtar Kavram

İkili Anayasallık (Düalizm) ve Zımnen İltiga

Daha Fazla Pratik

1921 Anayasası'nda yapılan 1923 değişikliklerinin (Cumhuriyet'in ilanı) hükümet sistemine etkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6Soru

1808 yılında Padişah II. Mahmud ile Ayanlar arasında akdedilen Sened-i İttifak'ın Türk anayasal gelişme sürecindeki yeri, tarafların statüsü ve belgenin hukuki niteliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu metnin 'anayasal belge' olma özelliğini en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın mutlak otoritesini kendi iradesi dışında bir güç (Ayanlar) karşısında ve karşılıklı taahhütler içeren bir 'misak' aracılığıyla sınırlandırmayı kabul ettiği ilk hukuki sözleşmedir.

Cevap

Padişahın mutlak otoritesini yerel bir güç odağı olan Ayanlar karşısında hukuki taahhütlerle (misak) sınırlandırmayı kabul etmesi, belgenin en temel anayasal özelliğidir.
Sened-i İttifak, Osmanlı padişahının mutlak yetkilerinin ilk kez kendisi dışında bir güç (Ayanlar) tarafından ve karşılıklı bir sözleşme (misak) mantığıyla sınırlandırıldığı belgedir. Bu özelliğiyle, tıpkı İngiliz hukukundaki Magna Carta gibi, merkezi otoritenin yetkilerini hukuk zemininde tartışmaya açan ilk anayasal adım olma niteliği taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Belgenin taraflarını ve hazırlık sürecini analiz etme
Belge, Padişah II. Mahmud ile taşranın yerel güçleri olan Ayanlar arasında, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın arabuluculuğunda imzalanmıştır.
Bu durum, belgenin tek taraflı bir ferman olmadığını, iki tarafın iradesinin birleştiği bir sözleşme olduğunu gösterir.
2
Hukuki niteliği (Misak/Sözleşme ayrımı) belirleme
Metin, 'Şart' veya 'Misak' olarak adlandırılan karşılıklı yükümlülükler içerir.
Türk hukuk tarihinde Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) 'ferman' (tek taraflı) iken, Sened-i İttifak bir 'sözleşme'dir.
3
İktidarın sınırlandırılması kavramını değerlendirme
Padişah, keyfi vergi almayacağını ve ayanların haklarına saygı duyacağını taahhüt ederek mutlak otoritesinden ilk kez ödün vermiştir.
Bu, anayasacılık hareketlerinin özü olan 'iktidarın hukukla sınırlandırılması' ilkesinin ilk basamağıdır.
4
Anayasa ile Anayasal Belge farkını netleştirme
Metin, bir devlet teşkilatı veya genel haklar rejimi kurmadığı için 'Anayasa' değil, sadece iktidarı sınırladığı için 'Anayasal Belge'dir.
1876 Kanun-i Esasi ilk anayasa iken, Sened-i İttifak ilk anayasal belgedir.

Anahtar Kavram

İktidarın Hukuki Sözleşme (Misak) Yoluyla Sınırlandırılması

Daha Fazla Pratik

Sened-i İttifak ile Tanzimat Fermanı arasındaki 'kaynak' (Sözleşme vs. Ferman) farkını karşılaştıran soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Belgenin niteliğini belirlerken 'Tek Taraflı (Ferman)' ile 'Çift Taraflı (Sözleşme/Misak)' ayrımına odaklanmak, seçenekleri elemeyi kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

18761876 tarihli Kanun-i Esasi’nin 19091909 yılındaki anayasa değişikliklerinden önceki orijinal metni dikkate alındığında; yasama süreci, bakanların hukuki sorumluluğu ve Padişah’ın yürütme üzerindeki yetkileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakanlar Kurulu (Heyet-i Vükela) üyeleri, yürüttükleri faaliyetlerden dolayı yalnızca Padişah’a karşı sorumlu olup meclisin hükümeti güvensizlik oyu ile görevden alma yetkisi bulunmamaktadır.

Cevap

Bakanlar Kurulu üyelerinin meclise karşı sorumlu olmayıp yalnızca Padişah'a karşı sorumlu olmaları ve meclisin hükümeti düşürme yetkisinin bulunmaması doğrudur.
Doğru ifadeye göre, 18761876 Kanun-i Esasi'nin orijinal metninde bakanlar sadece Padişah'a karşı sorumludur. Meclisin hükümeti bir gensoru mekanizmasıyla düşürme yetkisi yoktur; bu durum yürütme organının yasama karşısında tam bağımsız ve Padişah'a bağlı olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
18761876 Kanun-i Esasi'nin orijinal (ilk) metnindeki kuvvetler dengesini analiz et.
Padişah'ın mutlak üstünlüğüne dayalı bir sistem olduğu belirlendi.
Orijinal metindeki bakan sorumluluğu ve yasama kısıtlamalarını anlamak için temel yapıyı bilmek gerekir.
2
Bakanların (Heyet-i Vükela) kime karşı sorumlu olduğuna dair anayasal hükümleri incele.
Bakanların görevde kalmalarının ve azillerinin tamamen Padişah'ın takdirinde olduğu (Madde 2727) görüldü.
Parlamenter sistemin aksine, bu dönemde meclisin hükümet üzerinde siyasi denetim yetkisi yoktur.
3
Yasama sürecindeki kısıtlamaları (ön izin ve veto) değerlendir.
Kanun teklifi için Padişah izninin şart olduğu ve Padişah'ın mutlak veto yetkisine sahip olduğu doğrulandı.
Seçeneklerdeki 1909 değişikliklerini (ön iznin kalkması, geciktirici veto) elemek için bu bilgi kritiktir.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi'nin İlk Hali ve Padişahın Mutlak Üstünlüğü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

Anayasa hukuku doktrininde iktidarın sınırlandırılması mekanizmaları incelenirken, sınırlandırmanın hukuki kaynağı temel bir kıstas olarak kabul edilir. Bu bağlamda, İngiltere'de Kral Yurtsuz John ile baronlar arasında 1215'te imzalanan Magna Carta Libertatum ile Osmanlı Devleti'nde 1808 tarihinde akdedilen Sened-i İttifak arasında hukuki mantık açısından önemli benzerlikler kurulmaktadır. Her iki metin de anayasacılık hareketleri bağlamında otoritenin tek taraflı bir lütfundan ziyade, karşılıklı güç odaklarının uzlaşısını yansıtır. Ancak bu kuramsal benzerlik, belgenin Osmanlı devlet yapısında yarattığı dönüşümün sınırları konusunda çeşitli kavram yanılgılarına da yol açabilmektedir.

Buna göre, Sened-i İttifak'ın Türk anayasa tarihindeki yeri, hukuki niteliği ve devlet yapısına etkileri dikkate alındığında aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişah II. Mahmud, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ve Ayanlar arasında imzalanan iki taraflı bir sözleşme (misak) olup, anayasa vasfı taşımasa da iktidarı sınırlandıran ilk anayasal belgedir.

Cevap

Sened-i İttifak, Padişah II. Mahmud, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ve Ayanlar arasında akdedilen, hukuki niteliği itibarıyla iki taraflı bir 'misak' olan ve Türk tarihinde iktidarı sınırlandıran ilk anayasal belgedir.
Doğru seçenek, Sened-i İttifak'ın üç temel aktörünü (II. Mahmud, Alemdar Mustafa Paşa, Ayanlar) ve en önemli hukuki özelliklerini doğru biçimde bir araya getirmektedir. Magna Carta'da olduğu gibi, bu belgenin temel özelliği iktidarın kendi tek taraflı iradesiyle değil, taşradaki güç odaklarıyla masaya oturarak iki taraflı bir sözleşme (misak) yapmasıdır. Padişahın yetkileri ilk kez yazılı bir metinle sınırlandırılmış olup, bu belge bir anayasa olmamakla birlikte Türk anayasa tarihinin ilk 'anayasal belgesi' olma unvanını taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın hukuki kaynağını (misak/sözleşme vs. ferman) belirlemek.
Belge, Magna Carta'da olduğu gibi karşılıklı bir uzlaşmaya dayandığı için tek taraflı bir lütuf (ferman) değil, iki taraflı bir sözleşmedir (misak).
Sınırlandırmanın padişahın kendi inisiyatifiyle mi yoksa güç dengesiyle mi oluştuğunu ayırt etmek anayasa tarihi açısından kritiktir.
2
Belgenin 'anayasa' ile 'anayasal belge' statüsü arasındaki farkı değerlendirmek.
Belge, devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını modern anlamda düzenlemediği ve kurucu bir iktidar faaliyeti olmadığı için anayasa değildir; ancak mutlak yetkileri kısıtladığı için anayasal belgedir.
Anayasacılık hareketlerinin başlangıcı sayılan metinlerin doğrudan anayasa olarak sınıflandırılamayacağı kuralını uygulamak.
3
Belgenin devlet şekillerine (üniter/federasyon) ve iktidar türlerine (kurucu/kurulmuş) olan hukuki etkilerini elemek.
Belge asli kurucu iktidar faaliyeti değildir ve devleti federasyona dönüştürmemiştir. Bu iddiaları içeren seçenekler yanlış kabul edilmelidir.
Sened-i İttifak'ın yarattığı ademi merkeziyetçi fiili durumun, hukuki devlet şekli değişikliğiyle (federasyon) karıştırılmasını önlemek.

Anahtar Kavram

Sened-i İttifak'ın Hukuki Niteliği (Misak) ve Anayasal Belge Olma Özelliği
Soru 9Soru

1808 yılında Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın öncülüğünde Padişah II. Mahmud ile taşradaki güçlü yerel otoriteler (Ayanlar) arasında imzalanan Sened-i İttifak, Osmanlı siyasi ve hukuki tarihinde iktidarın sınırlandırılması adına atılan ilk somut adımdır. Sened-i İttifak'ın hukuki niteliği ve hazırlanış usulü göz önüne alındığında; Tanzimat ve Islahat Fermanlarından ayrıldığı temel nokta aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılıklı taahhütler içeren, iki taraflı bir sözleşme (misak) karakteri taşıması

Cevap

Sened-i İttifak'ın en belirgin özelliği, tek taraflı bir irade beyanı (ferman) değil, tarafların karşılıklı taahhütlerine dayanan iki taraflı bir sözleşme (misak) olmasıdır.
Sened-i İttifak (1808), Türk anayasa tarihindeki diğer belgelerin aksine bir 'sözleşme' (misak) niteliğindedir. Padişah ile taşra gücü olan Ayanlar karşılıklı olarak birbirlerine söz vermişlerdir. Bu durum, İngiliz hukuk tarihindeki Magna Carta Libertatum (1215) ile büyük benzerlik gösterir; her iki belge de hükümdarın mutlak otoritesinin başka güçlerle yapılan bir anlaşma yoluyla sınırlandırılmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Belgenin taraflarını ve usulünü belirleyin.
Belge, Padişah II. Mahmud ile Ayanlar arasında karşılıklı görüşmeler sonucu imzalanmıştır.
Hukuki niteliği belirlemek için iradenin tek taraflı mı yoksa çift taraflı mı olduğunu anlamak gerekir.
2
Tanzimat ve Islahat Fermanları ile kıyaslayın.
Fermanlar hükümdarın tek taraflı 'ihsan'ı iken, Sened-i İttifak bir 'misak' (sözleşme) niteliğindedir.
Türk anayasa tarihindeki belgelerin kategorizasyonu KPSS'de temel bir ayrım noktasıdır.

Anahtar Kavram

Sened-i İttifak'ın Sözleşme (Misak) Niteliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

18761876 tarihli Kanun-i Esasi’de 19091909 yılında yapılan köklü anayasa değişiklikleri ile yürütme organının padişah karşısındaki konumu yeniden düzenlenmiş ve Heyet-i Vükela’nın (Bakanlar Kurulu) oluşumu parlamenter sistemin esaslarına daha uygun hale getirilmiştir. Buna göre, 19091909 değişikliklerinden sonra hükümetin kurulma usulü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadrazam ve Şeyhülislam padişah tarafından atanırken, diğer bakanların bizzat Sadrazam tarafından seçilip padişahın onayına sunulması

Cevap

1909 Anayasa değişiklikleri ile Sadrazam ve Şeyhülislam'ın padişah tarafından, diğer bakanların ise Sadrazam tarafından seçilerek padişahın onayına sunulması kuralı benimsenmiştir.
19091909 yılında Kanun-i Esasi'nin 2727. maddesinde yapılan değişiklikle, Sadrazamın padişah tarafından atanması, diğer bakanların (nazırların) ise Sadrazam tarafından seçilip padişahın tasdikine sunulması esası getirilmiştir. Bu düzenleme, bakanların tek başına padişahın memuru olmaktan çıkıp, Sadrazamın liderliğinde bir 'kabine' (Heyet-i Vükela) olarak meclise karşı sorumlu olmalarının önünü açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
18761876 Anayasası'nın ilk halindeki yürütme yapısını hatırla.
18761876'da padişah tüm bakanları tek tek seçiyor ve hükümet sadece padişaha karşı sorumlu tutuluyordu.
Değişikliğin temel amacını ve başlangıç noktasını anlamak için gereklidir.
2
19091909 revizyonunun hükümetin kuruluşu üzerindeki etkisini analiz et.
19091909 yılında Sadrazama kendi kabinesini kurma yetkisi verilmiş, böylece hükümetin bir bütün olarak hareket etmesi hedeflenmiştir.
Yürütmenin padişahtan bağımsızlaşma sürecini ve parlamenter niteliğini doğrulamak için gereklidir.
3
Seçenekleri bu yeni hukuk kuralı çerçevesinde değerlendir.
Hükümetin oluşumunda Sadrazamın belirleyici rol oynadığı ve padişahın sadece onay makamı olduğu seçenek doğrudur.
Doğru hukuki tanımı içeren şıkkı tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

1909 Değişiklikleri ile Yürütme Organının Demokratikleşmesi
Soru 11Soru

18761876 tarihli Kanun-i Esasi’nin 19091909 yılında geçirdiği köklü değişiklikler, yürütme organının (Heyet-i Vükela) hem oluşumu hem de yasama organı karşısındaki konumu açısından "monarşik" karakterden "parlamenter" yapıya geçişi simgeler. Bu bağlamda, 19091909 düzenlemeleri uyarınca Bakanlar Kurulu’nun teşekkül usulünde (atanma sürecinde) meydana gelen temel değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın sadece Sadrazam ve Şeyhülislamı ataması, diğer bakanların ise Sadrazam tarafından seçilip Padişah tarafından onaylanması

Cevap

Padişahın sadece Sadrazam ve Şeyhülislamı ataması, diğer bakanların ise Sadrazam tarafından seçilip Padişah tarafından onaylanması
1909 Anayasa değişiklikleri ile Kanun-i Esasi’nin 27. maddesi revize edilmiştir. Bu değişikliğe göre Padişah, yürütme organının sadece en üst iki makamı olan Sadrazam ve Şeyhülislamı doğrudan seçme yetkisini korumuş; ancak diğer bakanların (vükela) seçimi Sadrazama bırakılmıştır. Sadrazamın seçtiği bu kişiler Padişahın onayı (tasdik-i hümayun) ile göreve başlar. Bu durum, hükümetin Padişahın şahsi heyeti olmaktan çıkıp, Sadrazamın liderliğinde meclise karşı sorumlu kolektif bir kurul (kabine) haline gelmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1876 Kanun-i Esasi'nin orijinal metnindeki yürütme oluşumunu hatırla.
Orijinal metinde Padişah, Sadrazam ve tüm bakanları doğrudan kendisi atıyordu.
Bu durum, hükümetin Padişahın bir memurlar heyeti gibi çalışmasına neden oluyordu.
2
1909 değişikliklerinin getirdiği "Hükümetin Meclise Karşı Sorumluluğu" ilkesini analiz et.
Sorumluluk meclise geçtiği için hükümetin kolektif bir yapıya ve kendi içinde bir hiyerarşiye (Sadrazam liderliğine) ihtiyacı doğdu.
Parlamenter sistemde başbakanın (Sadrazam) kendi ekibini kurabilmesi siyasi sorumluluğun gereğidir.
3
27. maddedeki yeni atama usulünü tespit et.
Padişah sadece 'baş' olan Sadrazamı seçer, Sadrazam ise 'çalışma arkadaşlarını' seçer.
Bu düzenleme ile Sadrazam, kabine üzerinde gerçek bir 'başkan' otoritesi kazanmıştır.

Anahtar Kavram

Hükümetin Teşekkülünde Parlamenterleşme

Daha Fazla Pratik

1909 değişiklikleri ile Padişahın 'mutlak veto' yetkisinin 'geciktirici veto'ya nasıl dönüştüğünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 12Soru

18761876 tarihli Kanun-i Esasi'de 19091909 yılında yapılan kapsamlı değişiklikler, Osmanlı siyasal sistemini gerçek bir parlamenter monarşiye yaklaştırmayı hedeflemiştir. Bu düzenlemelerle Padişah'ın yürütme ve yasama üzerindeki mutlak otoritesi sınırlandırılırken, halkın temsilcilerinden oluşan Meclis-i Mebusan'ın ağırlığı artırılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19091909 yılında yapılan anayasa değişiklikleri arasında yer alan ve 'yürütmenin yasama üzerindeki vesayetini' kısıtlayan düzenlemelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadrazam ve Şeyhülislam dışındaki tüm hükümet üyelerinin bizzat Padişah tarafından serbestçe seçilmesi usulünün korunması

Cevap

Sadrazam ve Şeyhülislam dışındaki tüm hükümet üyelerinin bizzat Padişah tarafından serbestçe seçilmesi usulünün korunması ifadesi yanlıştır; çünkü 19091909 değişiklikleri ile bu yetki Sadrazam'a devredilmiştir.
Doğru cevap olan ifade, bir 19091909 değişikliğini değil, aksine o dönemde terk edilen bir uygulamayı anlatmaktadır. 19091909 anayasa revizyonu öncesinde (18761876 ilk metni), tüm bakanlar bizzat Padişah tarafından seçilir ve görevden alınırdı. Ancak 19091909 değişikliği ile Padişah'ın bu yetkisi sadece Sadrazam ve Şeyhülislam ile sınırlandırılmış, diğer bakanları seçme yetkisi Sadrazam'a verilmiştir. Bu nedenle bu yetkinin 'korunması' söz konusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
19091909 Anayasa Değişikliklerinin temel felsefesini hatırla.
Padişah'ın yetkileri kısıtlanmış, meclis ve hükümet güçlendirilmiştir.
Değişikliklerin hangi yönde (parlamenterleşme) yapıldığını saptamak için gereklidir.
2
Hükümetin (Heyet-i Vükela) kuruluş aşamasını incele.
18761876'da tüm bakanları Padişah seçerken, 19091909'da sadece Sadrazam ve Şeyhülislam'ı seçmeye başlamıştır.
Yürütme organının oluşumundaki demokratikleşme adımını doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki 'korunması' veya 'sürdürülmesi' gibi ifadelerin doğruluğunu test et.
Hükümet üyelerinin Padişah tarafından serbestçe seçilmesi usulü korunmamış, Sadrazam'ın teklifine bağlanarak kısıtlanmıştır.
Hangi düzenlemenin bir 'değişiklik' olmadığını veya yanlış ifade edildiğini bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

19091909 Değişiklikleri ile parlamenter monarşiye geçiş ve yürütme içindeki yetki paylaşımı.

Daha Fazla Pratik

19091909 değişikliklerinin getirdiği 'fesih yetkisi' sınırlamalarını ve 'geciktirici veto' prosedürünü incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun kabul ettiği "Meclis Hükümeti Sistemi" çerçevesinde yürütme organının oluşumu ve işleyişi dikkate alındığında, bu anayasanın getirdiği düzenlemeler hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yürütme görevi, Meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçilen vekillerden oluşan bir heyete verilmiştir ve Meclis Başkanı bu heyetin de başkanıdır.

Cevap

Yürütme görevinin Meclis tarafından seçilen vekillerden oluşan heyete verilmesi ve Meclis Başkanı'nın bu heyetin de başkanı olması.
1921 Anayasası, meclis hükümeti sistemini benimsemiştir. Bu sistemde devlet başkanlığı makamı bulunmaz; yürütme işleri Meclis'in kendi içinden tek tek seçtiği bakanlar (vekiller) tarafından yerine getirilir. Meclis'in başkanı, doğal olarak bu vekiller heyetinin de başkanı sıfatını taşır. Bu durum yürütmenin yasama karşısındaki bağımlılığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın benimsediği temel hükümet modelini analiz etmek.
Anayasanın "kuvvetler birliği" ilkesine dayalı "Meclis Hükümeti Sistemi"ni benimsediği görülür.
Milli Mücadele dönemi şartlarında hızlı karar alabilmek için yasama ve yürütme yetkileri mecliste toplanmıştır.
2
Yürütme organının (İcra Vekilleri Heyeti) yapısını incelemek.
Yürütme işlerinin Meclis tarafından görevlendirilen vekiller eliyle yürütüldüğü saptanır.
Meclis hükümeti sisteminde hükümet, meclisin bir komisyonu gibi çalışır.
3
Meclis Başkanı'nın statüsünü değerlendirmek.
Meclis Başkanı'nın aynı zamanda İcra Vekilleri Heyeti'nin (Hükümetin) de başkanı olduğu sonucuna ulaşılır.
Sistemde ayrı bir devlet başkanlığı makamı bulunmadığı için en yüksek otorite Meclis ve onun başkanıdır.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi ve İcra Vekilleri Heyeti

Daha Fazla Pratik

1923 yılında yapılan anayasa değişikliklerinin hükümet sisteminde yarattığı dönüşümü (Cumhurbaşkanlığı ve Başvekalet) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 14Soru

19091909 Anayasa Değişiklikleri, Osmanlı siyasal hayatında devletin temel niteliğini "mutlak monarşi"den "meşruti monarşi"ye dönüştüren en somut adımlardan biridir. Bu değişiklikler ile Padişah’ın sadece yetkileri kısıtlanmamış, aynı zamanda meclis ve halk nezdindeki hukuki konumu da yeni bir zemine oturtulmuştur. Buna göre, 19091909 yılında Kanun-i Esasi’de yapılan aşağıdaki düzenlemelerden hangisi, Padişah’ın otoritesinin anayasal ve milli iradeye dayalı bir meşruiyet zeminine çekildiğinin en açık kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişah’ın Meclis-i Umumi önünde anayasaya (Kanun-i Esasi’ye) ve vatanın menfaatlerine sadakat yemini etme zorunluluğunun getirilmesi

Cevap

Padişah’ın Meclis-i Umumi önünde Kanun-i Esasi’ye sadakat yemini etme zorunluluğunun getirilmesi
Doğru yanıt olan düzenleme, Padişahın Meclis-i Umumi huzurunda Kanun-i Esasi'ye ve vatana sadakat yemini etmesidir. 18761876 metninde Padişahın meşruiyeti ilahi bir kaynağa dayanırken ve herhangi bir sorumluluğu yokken, 19091909 değişikliği ile Padişahın göreve başlarken meclis önünde yemin etmesi şartı getirilmiştir. Bu durum, 'hukukun üstünlüğü' ve 'parlamenter denetim' ilkelerinin sembolik ve hukuki açıdan en üst düzeyde kabul edildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
19091909 değişikliklerinin Padişah'ın hukuki statüsü üzerindeki etkisini analiz et.
Değişikliklerle Padişah, yasamanın üzerinde bir mutlak güç olmaktan çıkarılarak sistemin bir parçası haline getirilmiştir.
Otoritenin kaynağının tanrısal/mutlakiyetçi bir yapıdan hukuki bir yapıya geçişini tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki düzenlemelerin niteliğini değerlendir.
Padişahın meclis önünde yemin etmesi, anayasal monarşilerde hükümdarın hukuka bağlılığını tescil eden en temel işlemdir.
Yemin müessesesi, hükümdarın anayasadan daha üstün olmadığını hukuken kabul etmesi anlamına gelir.
3
Diğer seçeneklerin neden 'en açık kanıt' olmadığını belirle.
Atama yetkileri ve kutsallık ibaresi mutlakiyetçi unsurları korurken, veto ve fesih kısıtlamaları sadece usule ilişkindir.
Sembolik ve hukuki meşruiyet kayması en net şekilde 'sadakat yemini' ile gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Hükümdarın Anayasal ve Milli İradeye Bağlılığı (Sadakat Yemini)
Soru 15Soru

18761876 tarihli Kanun-i Esasi’nin 19091909 yılındaki anayasa değişikliklerinden önceki orijinal metni dikkate alındığında; yasama organının yetkileri, kanun yapım süreci ve yürütme ile olan ilişkisi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis üyelerinin herhangi bir konuda kanun teklifi hazırlayabilmesi için öncelikle Padişah’tan izin alma zorunluluğu bulunmaktadır.

Cevap

Meclis üyelerinin kanun teklif edebilmesi için Padişah'tan önceden izin alma şartının bulunmasıdır.
Doğru yanıt, meclis üyelerinin yasama inisiyatifinin Padişah’ın iznine tabi olduğunu belirten ifadedir. 18761876 Kanun-i Esasi’nin orijinal metninde meclis, bağımsız bir yasama organı olmaktan ziyade Padişah’ın denetiminde bir danışma organı niteliğindedir; zira teklif hazırlamak için izin, kabul edilen yasa için ise mutlak onay (veto edilmeme) gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
18761876 Kanun-i Esasi'nin orijinal (ilk) hali hedeflenmektedir.
19091909 değişiklikleri ile getirilen demokratik kazanımlar ile orijinal otoriter yapı arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
2
Yasama usulünü inceleme
Meclis üyeleri kanun teklif etmek istediklerinde 'Padişah izni' engelini aşmalıdır.
Orijinal metindeki Madde 5353 yasama inisiyatifini doğrudan Padişah'ın kontrolüne bırakmıştır.
3
Veto ve sorumluluk yapısını kontrol etme
Padişah'ın veto yetkisi mutlak, bakanların sorumluluğu ise Padişah'adır.
Bu yapı yürütmenin yasamaya tamamen üstün olduğu bir 'dualist' monarşi modelidir.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi'de Yasama-Yürütme Dengesi (Padişah Üstünlüğü)
Soru 16Soru

Türk anayasal tarihinde iktidarın sınırlandırılması sürecinde önemli bir dönüm noktası olan 1839 tarihli Tanzimat Fermanı, hukuki niteliği bakımından bir 'otolimitasyon' (kendi kendini sınırlama) belgesi olarak kabul edilir.

Buna göre, Tanzimat Fermanı'nı kendisinden önceki anayasal belge olan Sened-i İttifak'tan ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişah ile bir başka güç odağı arasındaki pazarlığa dayanan bir sözleşme (pactum) değil, hükümdarın tek taraflı irade beyanı olması

Cevap

Tanzimat Fermanı, hükümdarın başka bir güçle pazarlık yapmadan kendi iradesiyle yetkilerini sınırladığı tek taraflı bir işlem (ferman) olmasıyla, bir sözleşme niteliğinde olan Sened-i İttifak'tan ayrılır.
Tanzimat Fermanı, Padişah Abdülmecid'in tek taraflı iradesiyle yayımlanan ve hükümdarın kendi yetkilerini kanun gücüyle sınırladığını (otolimitasyon) ilan eden bir belgedir. Sened-i İttifak ise padişah ile Ayanlar arasında yapılan bir pazarlığın ürünü olan bir sözleşmedir (misak/pactum). Dolayısıyla en temel fark, belgenin oluşumundaki irade yapısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerin hukuki kaynağını analiz etme
Sened-i İttifak iki taraflı bir 'pactum' (sözleşme) iken, Tanzimat Fermanı tek taraflı bir irade beyanıdır.
İktidarın nasıl sınırlandırıldığını anlamak için iradenin kaynağına bakılmalıdır.
2
Otolimitasyon kavramını uygulama
Tanzimat Fermanı ile padişah 'vazolunacak kanunlara bizzat kendisinin de uyacağını' ilan ederek kendi kendini sınırlamıştır.
Hukukun üstünlüğü ilkesinin Türk tarihindeki ilk somut adımı bu öz kısıtlamadır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Fermanı'nın Tek Taraflı (Ferman) ve Otolimitasyon Niteliği

Daha Fazla Pratik

Tanzimat Fermanı'nın 'kanun üstünlüğü' vurgusu ile 1876 Kanun-i Esasi'nin 'anayasal üstünlük' vurgusu arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 17Soru

1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu), Millî Mücadele’nin olağanüstü şartları altında kabul edilmiş, yeni Türk devletinin ilk anayasal belgesidir. Bu anayasanın içeriği ve Türk anayasa tarihindeki yeri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi 1921 Anayasası’nın özelliklerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temel hak ve hürriyetlere dair kapsamlı ve ayrıntılı bir bölümün bulunması

Cevap

Temel hak ve hürriyetlere dair kapsamlı ve ayrıntılı bir bölümün bulunması
Doğru yanıt olan 'temel hak ve hürriyetlerin düzenlenmesi' ifadesi 1921 Anayasası için yanlıştır. 1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu), Türk anayasa tarihindeki tek 'çerçeve' anayasadır. Sadece devletin temel organlarını ve işleyişini belirleyen 23 maddeden oluşur. Savaşın sürdüğü olağanüstü bir dönemde hazırlandığı için temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiş, bu alandaki boşluk 1876 Kanun-i Esasi hükümlerinin (çatışmadığı sürece) uygulanmasıyla doldurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın yapısal niteliğini belirle
Bu anayasa 23 madde ve 1 geçici maddeden oluşan kısa bir çerçeve (frame) anayasadır.
Savaş dönemi aciliyetleri nedeniyle sadece devletin teşkilatlanmasına odaklanılmıştır.
2
Anayasanın haklar rejimini incele
Metinde temel hak ve hürriyetlere ilişkin hiçbir hüküm yer almamaktadır.
Dönem itibarıyla 1876 Kanun-i Esasi'nin bu anayasaya aykırı olmayan hükümleri yürürlükte kalmıştır.
3
Hükümet sistemini kontrol et
Meclis hükümeti sistemi benimsenmiş ve egemenlik padişahtan millete devredilmiştir.
Millî egemenlik prensibi meclisin üstünlüğü üzerinden kurgulanmıştır.

Anahtar Kavram

1921 Anayasası'nın çerçeve ve yumuşak anayasa olma özelliği ile meclis hükümeti sistemi

Daha Fazla Pratik

1921 Anayasası ile 1876 Kanun-i Esasi'nin aynı anda yürürlükte olduğu 'ikili anayasalcılık' dönemini ve 1923 değişikliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

1856 Islahat Fermanı'nın hükümleri, Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme süreci ve dönemin uluslararası siyasi konjonktürü (1856 Paris Antlaşması) dikkate alındığında, bu belgeyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gayrimüslim tebaanın dini ve mezhepsel ayrıcalıklarını tamamen sona erdirerek tüm vatandaşları Nizamiye mahkemelerinde tek tip yargılamaya tabi tutmuştur.

Cevap

Gayrimüslimlerin dini ve mezhepsel ayrıcalıklarını tamamen sona erdirerek tüm vatandaşları tek tip yargılamaya tabi tuttuğu ifadesi yanlıştır.
Islahat Fermanı, gayrimüslimlerin dini ve mezhepsel imtiyazlarını kaldırmamış, aksine bu imtiyazların aynen devam edeceğini hükme bağlamıştır. Fermanla birlikte gayrimüslimlerle Müslümanlar arasındaki davalar için 'Karma Mahkemeler' kurulmuş olsa da, gayrimüslimlerin kendi aralarındaki uyuşmazlıklarda cemaat mahkemelerinin yetkisi korunmuştur. Dolayısıyla tüm vatandaşların tek bir mahkeme sistemine (hukuk birliğine) tabi tutulması söz konusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Islahat Fermanı'nın yargı ve cemaat hakları ile ilgili maddelerini inceleyin.
Fermanın, dini cemaatlerin sahip olduğu eski ayrıcalıkları (imtiyazları) koruduğu ve cemaat mahkemelerinin yetkilerinin devam ettiğini görün.
Islahat Fermanı hukuk birliği sağlamak yerine, gayrimüslimlerin mevcut statülerini güçlendirip yeni haklar eklemiştir.
2
Fermanın 'eşitlik' kavramına yaklaşımını analiz edin.
Eşitliğin hukuk birliği yoluyla değil, gayrimüslimlere Müslümanlarla aynı hakların (memuriyet, okul, yerel yönetim) verilmesi yoluyla sağlandığını saptayın.
Hukuk birliği ancak çok daha sonraki süreçlerde gündeme gelecektir; Islahat döneminde çok hukukluluk (cemaat mahkemeleri, konsolosluk mahkemeleri vb.) devam etmektedir.

Anahtar Kavram

Islahat Fermanı'nın Cemaat Ayrıcalıkları ve Hukuki Yapısı

İpuçları

1
Islahat Fermanı'nın sadece yeni haklar mı getirdiğini yoksa eski yapıları mı yıktığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Tanzimat ve Islahat fermanlarını, kapsadıkları kitle (evrensellik vs. azınlık odaklılık) ve hukuk birliği tartışmaları açısından karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

18761876 tarihli Kanun-i Esasi'nin 19091909 değişiklikleri öncesindeki orijinal metnine göre, Meclis-i Umumi'yi (Mebusan ve Ayan heyetlerini) feshetme yetkisi aşağıdakilerden hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişah

Cevap

18761876 Kanun-i Esasi'nin ilk metnine göre meclisi feshetme yetkisi Padişah'a aittir.
18761876 Kanun-i Esasi'nin ilk metninde (7.7. madde), padişaha hiçbir şart veya süre sınırı olmaksızın Meclis-i Umumi'yi feshetme yetkisi verilmiştir. Bu durum yürütmenin yasama üzerindeki üstünlüğünü simgeleyen monarşik yapının en temel özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasanın dönemini ve orijinal metnini analiz edin.
Soru 18761876 Kanun-i Esasi'nin 19091909 öncesindeki halini sormaktadır.
19091909 değişiklikleri ile padişahın yetkileri kısıtlanmıştır, bu ayrım önemlidir.
2
Egemenlik yapısını değerlendirin.
18761876 Anayasası'nda egemenliğin kaynağı padişahtır ve yürütme yasamadan üstündür.
Padişahın meclisi dağıtma (fesih) yetkisi mutlak bir otorite göstergesidir.

Anahtar Kavram

Mutlak Fesih Yetkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun benimsediği "Meclis Hükümeti Sistemi"nin işleyişi dikkate alındığında, bu sistemin parlamenter sistemden ayrılan ve yürütme organının oluşumuna ilişkin olan temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yürütme kurulunu oluşturan her bir bakanın (Vekil), Meclis tarafından kendi üyeleri arasından tek tek seçilmesi

Cevap

Yürütme kurulunu oluşturan her bir bakanın (Vekil), Meclis tarafından kendi üyeleri arasından tek tek seçilmesi
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, kuvvetler birliği ilkesine dayalı Meclis Hükümeti Sistemi'ni benimsemiştir. Bu sistemde yürütme organı olan İcra Vekilleri Heyeti'nin üyeleri, Meclis içinden ve bizzat Meclis tarafından tek tek (münferit) oylanarak seçilir. Bu uygulama, yürütmenin yasama organına tam bağımlılığını ve parlamenter sistemdeki 'kabine' modelinden farkını temsil eden en temel yapısal özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın hükümet sistemini belirle
1921 Anayasası "Meclis Hükümeti Sistemi"ni benimsemiştir.
Sistemin temel özelliklerini anlamak için anayasal çerçeveyi tanımlamak gerekir.
2
Meclis Hükümeti Sistemi'nde yürütmenin (İcra Vekilleri Heyeti) nasıl oluştuğunu analiz et
Vekiller (bakanlar), Meclis içinden ve bizzat Meclis tarafından tek tek seçilir.
Bu sistemde yürütme, yasamanın bir alt komisyonu gibi yapılandırılmıştır.
3
Bu yapıyı parlamenter sistem ile karşılaştır
Parlamenter sistemde bakanlar Başbakan tarafından seçilir ve toplu güvenoyuna sunulur, oysa 1921 sisteminde her bakan meclisin tek tek seçimiyle göreve gelir.
İki sistem arasındaki yapısal farkı ortaya koymak sorunun cevabına ulaştırır.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi

Daha Fazla Pratik

1923 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Cumhuriyet'in ilanı ve kabine sistemine geçişin 1921 Anayasası üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 6Sonraki