İdarenin Faaliyetleri

162 soru

Soru 81Soru

Bir büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde, belediye meclisi tarafından kamu esenliğini korumak amacıyla eğlence mekanlarının müzik yayın saati en geç 23.59 olarak belirlenmiştir. Ancak il valisi, bölgedeki asayiş olaylarını ve kamu düzeninin bozulma riskini gerekçe göstererek yayımladığı bir genelge ile bu saati tüm il genelinde 22.00 olarak revize etmiştir.

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, kolluk yetkilerinin yarışması bakımından bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel kolluk makamları, özel kolluk makamlarının aldığı önlemleri kamu düzeninin tesisi amacıyla ancak ağırlaştırmak kaydıyla değiştirebilirler.

Cevap

Genel kolluk makamları, özel kolluk makamlarının aldığı önlemleri kamu düzeninin tesisi amacıyla ancak ağırlaştırmak kaydıyla değiştirebilirler.
İdare hukukunda genel kolluk ile özel kolluk yetkilerinin aynı konuda çakışmasına 'kolluk yetkilerinin yarışması' denir. Bu durumda özel kolluk önce hareket eder ancak genel kolluk kamu düzenini korumak için gerekli görürse müdahale edebilir. Genel kolluğun müdahalesi, özel kolluğun aldığı önlemi daha sıkı hale getirmesi (ağırlaştırması) şartıyla hukuka uygundur. Vali, belediyenin 23.59 olarak belirlediği saati 22.00'ye çekerek kısıtlamayı ağırlaştırmıştır, bu durum kurala uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarının niteliğini belirle.
Belediye özel idari kolluk makamı, Vali ise genel idari kolluk makamıdır.
Yetki çakışmasının hangi tür kolluklar arasında olduğunu anlamak için makam ayrımı yapılmalıdır.
2
Kolluk yetkilerinin yarışması kuralını hatırla.
Aynı alanda hem genel hem özel kolluk yetkili ise 'yarışma' söz konusudur.
Belediyenin yetki alanında valinin de kamu düzenini koruma ödevi bulunmaktadır.
3
Ağırlaştırma/Hafifletme kuralını uygula.
Genel kolluk, özel kolluğun tedbirini daha sıkı hale (23.59'dan 22.00'ye) getirdiği için işlem hukuka uygundur.
Genel kolluk, özel kolluğun önlemini kamu düzeni lehine ancak ağırlaştırabilir.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışması (Ağırlaştırma Kuralı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru

Bir emniyet birimi tarafından genel asayişin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen bir denetim uygulaması kapsamında yapılan kimlik kontrolleri sırasında; hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan yakalama kararı bulunan bir şahsın tespit edilerek gözaltına alınması ve beraberindeki suç delillerine el konulması süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denetim kapsamında yapılan kimlik kontrolü aşaması idari kolluk, şahsın yakalanması ve delillere el konulması aşaması ise adli kolluk faaliyetidir.

Cevap

Kimlik kontrolü aşaması önleyici nitelikte olduğu için idari kolluk, yakalama ve delil toplama aşaması ise bastırıcı nitelikte olduğu için adli kolluk faaliyetidir.
Doğru yanıt olan seçenek, kolluk faaliyetlerindeki 'amaç' kriterini (maddi kriter) esas almaktadır. Kimlik kontrolü genel bir önleme faaliyeti iken, yakalama kararı olan şahsın ele geçirilmesi bastırıcı (adli) bir işlemdir. Bu iki aşama arasındaki geçiş, Türk hukukundaki kolluk ayrımının temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin amacını analiz etme
Genel asayiş denetimi ve kimlik kontrolü, kamu düzenini korumaya ve suç işlenmesini önlemeye yönelik olduğu için 'idari kolluk' aşamasıdır.
İdari kolluk, henüz bir suç şüphesi yokken kamu düzenini korumak için yürütülür.
2
Hukuki dönüşüm anını tespit etme
Hakkında arama kararı olan şahsın tespiti ile birlikte faaliyet, suçun takibine ve adaletin tesisine yönelik 'adli kolluk' aşamasına evrilmiştir.
Adli kolluk, bir suçun işlendiği şüphesi veya kesinleşmiş bir yargı kararı sonrası devreye girer.
3
Yargı yolu ve makam ayrımını yapma
İdari kolluk aşaması mülki amire bağlı ve idari yargı denetimindedir; adli kolluk aşaması ise savcıya bağlı ve adli yargı rejimine tabidir.
Türk hukuk sisteminde 'ayrılık' ilkesi gereği her iki faaliyetin tabi olduğu hukuk rejimi farklıdır.

Anahtar Kavram

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki maddi (amaçsal) ayrım ve faaliyetlerin birbirine dönüşebilmesi.
Soru 83Soru

Kamu hizmetlerinin görülme usulleri arasında yer alan ve hizmetin idare tarafından herhangi bir özel hukuk kişisine devredilmeksizin; idarenin kendi personeli, araç-gereci ve bütçesi kullanılarak bizzat yürütülmesi esasına dayanan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Emanet usulü

Cevap

İdarenin kamu hizmetini kendi personeli ve araçlarıyla bizzat yürütmesi yöntemi 'Emanet Usulü' olarak adlandırılır.
Emanet usulü, kamu hizmetinin görülmesinde 'asli' yöntemdir. Bu usulde idare, herhangi bir aracı kullanmadan, kendi hiyerarşik yapısı içerisindeki memur ve işçileriyle, kamu gücünü ve bütçesini kullanarak hizmeti sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmeti yürüten özne belirlenir.
Hizmetin idare tarafından (üçüncü bir kişiye devredilmeden) yürütüldüğü görülmektedir.
Soruda hizmetin bizzat idarece yürütüldüğü vurgulanmaktadır.
2
Kullanılan kaynaklar analiz edilir.
İdarenin kendi personeli, araç-gereci ve bütçesi kullanılmaktadır.
Bu unsurlar dışarıdan hizmet alımı olmadığını teyit eder.
3
Tanımlanan kriterlere uygun usul seçilir.
Emanet usulü.
Emanet usulü, kamu hizmetlerinin en temel ve idarenin doğrudan yürüttüğü görülme biçimidir.

Anahtar Kavram

Emanet Usulü

İpuçları

1
Hizmetin 'idare tarafından bizzat' yürütüldüğü vurgusuna dikkat edin.
2
Dışarıdan bir özel şirket veya şahısla sözleşme yapılmadığı durumlarda hangi usul geçerli olur?
3
En temel ve klasik görülme usulüdür; idare kendi memuruyla bu işi yapar.

Daha Fazla Pratik

İltizam ve Müşterek Emanet usulleri arasındaki 'masraf ve kâr' paylaşımı farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 84Soru

Türkiye'nin idari kolluk teşkilatlanmasında yer alan 'makam', 'merci' ve 'personel' unsurları ile bunların 'genel' ve 'özel' kolluk faaliyetleri kapsamındaki hukuki statüleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi idare hukuku ilkelerine uygun ve doğru bir tespittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçişleri Bakanı, merkezi idare teşkilatı içerisindeki genel idari kolluk makamları ve personeli üzerinde hiyerarşi yetkisini kullanırken; yerinden yönetim kuruluşları bünyesindeki özel idari kolluk makamları üzerinde idari vesayet denetimi yetkisine sahiptir.

Cevap

İçişleri Bakanı'nın merkezi idare kollukları üzerinde hiyerarşi, yerinden yönetim kolluk makamları üzerinde ise idari vesayet yetkisine sahip olması doğru tespittir.
Doğru ifade, İçişleri Bakanı'nın merkezi idare içindeki kolluk unsurları (Vali, Kaymakam, Polis, Jandarma) üzerinde devlet tüzel kişiliğinden kaynaklanan hiyerarşi yetkisini, yerinden yönetim kuruluşlarının kolluk makamları (Belediye Başkanı, Muhtar) üzerinde ise idari vesayet denetimini kullandığını belirten seçenektir. Bu, Türkiye'deki idarenin bütünlüğü ilkesinin kolluk alanındaki yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerini (Genel/Özel) ve örgütlenme yapılarını (Merkezi/Yerinden) tasnif et.
Genel idari kolluk merkezi idareye (Devlet); özel idari kolluk ise mahalli idarelere (Belediye/Köy) veya hizmet kuruluşlarına aittir.
Yetki ve denetim ilişkisinin türünü belirlemek için tüzel kişilik ayrımını yapmak gerekir.
2
Denetim araçlarını (Hiyerarşi/İdari Vesayet) kolluk birimlerine uyarla.
Merkezi idarenin kendi içindeki birimler (Vali, Polis) hiyerarşiye; merkezi idarenin yerinden yönetim birimleri (Belediye Başkanı) üzerindeki denetimi ise idari vesayete tabidir.
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki denetim ancak idari vesayet ile mümkündür.
3
'Makam' ve 'Personel' ayrımını kontrol et.
Bakan, Vali, Belediye Başkanı 'makam' (karar organı); Polis, Zabıta, Bekçi 'personel' (uygulama gücü) niteliğindedir.
Kolluk yetkisini kullanan otorite ile bu yetkiyi icra eden memur sınıfını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İdari kolluk teşkilatında hiyerarşi ve idari vesayet denetimi ayrımı

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk yetkilerinin çatışması durumunda (yarışma) hangi makamın talimatının öncelikli olduğunu incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 85Soru

Bir belediye sınırları içerisinde, halk sağlığını korumak amacıyla ruhsatsız faaliyet gösteren bir imalathanenin mülki idare amirinin emriyle mühürlenmesi ve faaliyetten men edilmesi işlemi ile bu işlem sırasında ele geçirilen ve uyuşturucu madde olduğu şüphelenilen materyallerin muhafaza altına alınarak Cumhuriyet savcılığına bildirilmesi süreci birlikte değerlendirildiğinde; bu faaliyetlerin hukuki niteliği ve yargısal denetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmalathanenin mühürlenmesi işlemi kamu düzenini korumaya yönelik önleyici bir idari kolluk faaliyeti olup idari yargı denetimine tabidir; uyuşturucu madde ile ilgili işlemler ise suçun araştırılmasına yönelik bastırıcı bir adli kolluk faaliyeti olup adli yargı denetimine tabidir.

Cevap

İmalathanenin mühürlenmesi işlemi kamu düzenini korumaya yönelik önleyici bir idari kolluk faaliyeti olup idari yargı denetimine tabidir; uyuşturucu madde ile ilgili işlemler ise suçun araştırılmasına yönelik bastırıcı bir adli kolluk faaliyeti olup adli yargı denetimine tabidir.
İdari kolluk ile adli kolluk ayrımında temel kriter 'maddi kriter' yani faaliyetin amacıdır. Kamu düzenini korumak için yapılan mühürleme işlemi idari (önleyici) kolluktur ve idari yargıya tabidir. Suç delili toplama süreci ise adli (bastırıcı) kolluktur ve adli yargıya tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk işlemin amacını belirleme
Ruhsatsız imalathanenin mühürlenmesi, suç işlenmesini engellemek ve halk sağlığını korumak amaçlı olduğundan 'önleyici' (idari) niteliktedir.
İdari kolluk faaliyetleri henüz bir suç işlenmeden önce kamu düzenini sağlamayı hedefler.
2
İkinci işlemin amacını belirleme
Uyuşturucu madde şüphesiyle yapılan işlemler, işlendiği düşünülen bir suçun delillerini toplama ve failleri belirleme amaçlı olduğundan 'bastırıcı' (adli) niteliktedir.
Adli kolluk faaliyetleri, bir suç şüphesinin ortaya çıkmasıyla başlar ve ceza yargılamasına hizmet eder.
3
Yargı yolu ayrımını yapma
İdari kolluk işlemleri idari yargı (İdare Mahkemeleri, Danıştay), adli kolluk işlemleri ise adli yargı mercileri tarafından denetlenir.
Anayasal ve yasal rejim uyarınca kolluk faaliyetinin maddi niteliği, hangi yargı kolunun görevli olduğunu belirler.

Anahtar Kavram

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki temel fark; faaliyetin amacının suç öncesi (önleyici) veya suç sonrası (bastırıcı) olması ve buna bağlı olarak yargısal denetimin değişmesidir.

Alternatif Yöntem

Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında benimsenen 'maddi kriter' esas alınarak, işlemin bir ceza soruşturması/kovuşturması kapsamında olup olmadığına bakılarak çözümleme yapılabilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 86Soru

İdare hukukunda, idari kolluk yetkisinin sınırlarını ve meşruiyetini tayin eden temel ölçüt "kamu düzeni" kavramıdır. Bir kolluk işleminin hukuka uygun kabul edilebilmesi için işlemin kamu düzeninin bir öğesine (güvenlik, dirlik ve esenlik, genel sağlık, genel ahlak) dayanması ve bireyin özel alanına müdahaleyi engelleyen "dışsallık ilkesine" uygun olması zorunludur. Buna göre, aşağıdaki uygulamalardan hangisi, idari kolluk makamlarının yetki alanını aşarak bireysel alana hukuka aykırı bir müdahalede bulunduğu bir örnek teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kimsenin kendi konutunda, dış dünyaya herhangi bir ses veya görüntü yansıtmadan, yalnızca kendi vicdani ve ahlaki tercihleri doğrultusunda gerçekleştirdiği bir eylemin kolluk tarafından yasaklanması

Cevap

Bireyin kendi konutunda, dış dünyaya yansımayan ve sadece kişisel ahlak anlayışına dayanan eylemlerine idari kolluğun müdahale etmesi, dışsallık ilkesi uyarınca hukuka aykırıdır.
İdari kolluk faaliyetleri, toplumsal düzeni sağlamaya yönelik olduğu için yalnızca dış dünyaya yansıyan eylemleri konu alır. Kişinin kendi özel konutunda, dışarıyı (ses, görüntü, koku vb. yollarla) hiçbir şekilde etkilemeyen davranışları, kamu düzenini somut olarak ihlal etmediği için idari kolluğun müdahale alanı dışındadır. Bu durum idare hukukunda 'dışsallık ilkesi' olarak adlandırılır ve kolluk yetkisinin subjektif (kişisel) ahlak alanına girmesini engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türünü belirleme
Soru idari kolluk (önleyici) faaliyetleri üzerinedir.
İdari kolluk, suç işlenmeden önce kamu düzenini korumakla görevlidir.
2
Kamu düzeni öğelerini ve sınırlarını analiz etme
Kamu düzeni; güvenlik, dirlik-esenlik, genel sağlık ve genel ahlak unsurlarından oluşur.
Ancak bu unsurlar korunurken "dışsallık ilkesi" gereği sadece dış dünyaya yansıyan davranışlara müdahale edilebilir.
3
Müdahalenin özel alan sınırını değerlendirme
Konut dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği kapsamında kalan, dışarıyı etkilemeyen eylemler kolluğun alanına girmez.
Genel ahlak öğesi, öznel ahlaka (vicdani ahlak) değil, sadece dışa vuran ve toplumu rahatsız eden nesnel ahlaka müdahale yetkisi verir.

Anahtar Kavram

Dışsallık İlkesi ve Genel Ahlakın Sınırı
Soru 87Soru

54425442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca, genel sağlığın korunması ve mevzuata uygunluğun kontrolü amacıyla bir eğlence mekanında gerçekleştirilen rutin denetimler sırasında, mekanın eklentilerinde uyuşturucu madde paketlendiği ve satışa hazırlandığı kolluk görevlilerince tespit edilmiştir. Görevliler durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmiş ve savcının talimatı doğrultusunda şüphelileri gözaltına alarak maddelere el koymuştur.

Bu olayda icra edilen faaliyetlerin hukuki niteliği ve tabi oldukları yargı yolu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mekanda yapılan rutin denetim faaliyeti idari kolluk niteliğinde olup idari yargı denetimine; gözaltına alma ve el koyma işlemleri ise adli kolluk niteliğinde olup adli yargı denetimine tabidir.

Cevap

Rutin denetim aşaması önleyici nitelikte olduğu için idari kolluk faaliyeti olup idari yargıya tabidir; ancak suç şüphesinin tespitiyle başlayan ve savcı talimatıyla süren gözaltı ve el koyma işlemleri bastırıcı (adli kolluk) niteliktedir ve adli yargı denetimine tabidir.
Doğru seçenek, kolluk faaliyetleri arasındaki geçişkenliği tam olarak tanımlamaktadır. İdare hukukunda kolluk ayrımı 'maddi ölçüt' (amaç ölçütü) ile yapılır. Olayın başlangıcındaki genel sağlık denetimi, bir suçun işlendiği şüphesi henüz yokken kamu düzenini korumaya yönelik olduğu için idari kolluktur ve idari yargı denetimindedir. Suç unsurlarına ulaşıldığı andan itibaren faaliyet adli kolluk niteliği kazanır; savcı talimatıyla yapılan gözaltı gibi işlemler bastırıcıdır ve adli yargı rejimine tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetlerin amacını (önleyici/bastırıcı) tespit etme.
Rutin denetimin 'önleyici' (idari), gözaltı ve el koymanın ise suç sonrası 'bastırıcı' (adli) olduğu belirlenir.
İdari kolluk suç işlenmesini önlemeyi, adli kolluk ise işlenmiş bir suçun delillerini toplamayı ve şüphelileri yakalamayı amaçlar.
2
Maddi ölçüt (amaç ölçütü) uyarınca hukuki rejimi belirleme.
İdari kolluk işlemlerinin idari yargıya, adli kolluk işlemlerinin ise adli yargıya tabi olduğu saptanır.
Faaliyetin niteliği değiştiğinde tabi olduğu hukuk düzeni ve yargı yolu da değişir.

Anahtar Kavram

Maddi Ölçüt (Amaç Ölçütü)

Daha Fazla Pratik

Adli kolluk görevlilerinin hiyerarşik olarak hangi makama (Cumhuriyet Savcısı), idari olarak ise hangi makama (Mülki İdare Amiri) bağlı olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 88Soru

Bir özel tekstil işletmesi, Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda kendi sektörü için öngörülen yatırım ve üretim hedeflerine tam olarak uymamıştır. İdarenin, bu hedeflere uymadığı gerekçesiyle söz konusu işletmeye herhangi bir idari yaptırım uygulayamamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınma planlarının özel kesim için sadece yol gösterici (rehber) nitelikte olması

Cevap

İdarenin planlama faaliyeti kapsamında hazırlanan kalkınma planları, özel kesim için zorunlu bir emir değil, sadece yol gösterici (rehber) niteliktedir.
Türk idare hukukunda planlama faaliyeti, kamu kaynaklarının verimli kullanımı için kamu kurumlarına zorunlu hedefler koyarken; özel sektöre bu hedeflere ulaşmaları için teşvikler sunar ve yol gösterir. Bu nedenle, özel bir işletmenin plan hedeflerinden sapması idari bir suç veya kabahat oluşturmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Planlama faaliyetinin hukuki niteliğini belirlemek
Kalkınma planları, Anayasa'nın 166. maddesi uyarınca ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlamak üzere hazırlanır.
İdarenin planlama yetkisinin dayanağını ve amacını anlamak gerekir.
2
Planın kamu ve özel kesim üzerindeki ayrımını analiz etmek
Planlar kamu kesimi için emredici (bağlayıcı), özel kesim için ise teşvik edici ve yol göstericidir.
Serbest piyasa ekonomisi ilkeleri gereği özel teşebbüslere plan hedefleri zorla dayatılamaz.
3
Yaptırım uygulanabilirliğini değerlendirmek
Özel bir işletme plan hedeflerine uymadığında, bu durum hukuka aykırılık teşkil etmediğinden yaptırım uygulanamaz.
Yol gösterici nitelikteki bir düzenlemeye uymamak yaptırıma tabi tutulamaz.

Anahtar Kavram

Kalkınma Planlarının Bağlayıcılığı

İpuçları

1
İdarenin faaliyetlerini 'emretme' (kolluk) ve 'yol gösterme' (planlama) olarak ayırarak düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdarenin özendirme araçlarından olan vergi muafiyeti ile sübvansiyon arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 89Soru

İdare hukukunda bir faaliyetin 'kamu hizmeti' olarak nitelendirilebilmesi için organik, maddi ve şekli unsurların bir arada bulunması gerekir. Ancak bir faaliyetin toplumsal bir ihtiyacı karşılaması ve kamu yararına yönelik olması (maddi unsur), o faaliyetin hukuki statüsünü belirlemede her zaman tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Buna göre, bir faaliyetin kamu hizmeti statüsü kazanması ile 'maddi unsur' arasındaki ilişki bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir faaliyetin toplumsal bir ihtiyacı karşılaması ve kamu yararına yönelik olması zorunlu bir ön koşul olsa da, bu faaliyetin hukuken kamu hizmeti sayılabilmesi için yasama organı tarafından veya kanunun verdiği yetkiyle idare tarafından bu yönde bir irade açıklamasının (kurulma işleminin) yapılmış olması gerekir.

Cevap

Bir faaliyetin kamu hizmeti sayılabilmesi için kamu yararı ve toplumsal ihtiyaç (maddi unsur) şarttır ancak yeterli değildir; ayrıca yetkili makamlarca bu faaliyetin kamu hizmeti olarak 'kurulması' ve bir hukuki statüye bağlanması gerekir.
Kamu hizmetleri, idarenin toplumsal bir ihtiyacı karşılamak üzere üstlendiği faaliyetlerdir. Ancak bir işin sadece toplumsal fayda sağlaması (maddi unsur) onu kamu hizmeti yapmaz; o işin yasama organı tarafından kanunla veya idare tarafından kanunun verdiği açık yetkiye dayanarak 'kamu hizmeti' olarak tanımlanması ve özel bir hukuki rejime bağlanması gerekir. Bu durum kamu hizmetlerinin 'iradiliği' ilkesinin sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmetinin unsurlarını analiz etme
Organik (yapan), Maddi (amaç/konu) ve Şekli (hukuki rejim) unsurlar belirlenir.
Bir faaliyetin hukuki niteliğini belirlemek için bu üçlü tasnif kullanılır.
2
Maddi unsurun yeterliliğini sorgulama
Her kamu yararı taşıyan işin (örneğin ekmek üretimi) kendiliğinden kamu hizmeti olmadığı sonucuna varılır.
Kamu hizmeti statüsü bir 'karar' veya 'kanun' gerektirir; bu da 'kurulma' aşamasıdır.
3
Seçenekleri değerlendirme
İdari/yasama iradesinin gerekliliğini vurgulayan seçenek doğru kabul edilir.
Modern idare hukukunda kamu hizmetlerinin 'iradi' karakteri esastır.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmetinin İradi Niteliği ve Kurulması
Soru 90Soru

Orman muhafaza memurları, orman kanununa aykırı eylemleri engellemek ve ormanlık alanları korumak amacıyla rutin devriye görevlerini ifa etmektedirler. Bu devriye sırasında, belirli bir bölgede yeni kesilmiş ağaç gövdeleri ve olay yerinde bırakılmış motorlu testereler tespit etmişlerdir. Bu andan itibaren memurlar, delillerin karartılmasını önlemek ve şüphelilerin tespitini sağlamak üzere nöbetçi Cumhuriyet savcısına bilgi vererek onun talimatları doğrultusunda işlem yapmaya başlamışlardır.

Buna göre, olaydaki kolluk faaliyetlerinin niteliği ve hukuki rejimi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rutin devriye faaliyeti suç öncesi önleyici nitelikte olduğundan idari kolluk; suç bulgularına rastlanmasından sonra yürütülen süreç ise bastırıcı nitelikte olduğundan adli kolluk kapsamında değerlendirilir.

Cevap

Rutin devriye faaliyeti suç öncesi önleyici nitelikte olduğundan idari kolluk; suç bulgularına rastlanmasından sonra yürütülen süreç ise bastırıcı nitelikte olduğundan adli kolluk kapsamında değerlendirilir.
Türk İdare Hukukunda idari kolluk ve adli kolluk ayrımı temel olarak 'maddi ölçüt' (amaç ölçütü) kullanılarak yapılır. Kamu düzenini bozucu eylemleri ve suç işlenmesini önlemek amacıyla yürütülen faaliyetler idari kolluk faaliyetidir ve idare hukuku rejimine (idari yargı denetimine) tabidir. Olayda memurların rutin devriye görevi bu kapsama girer. Ancak bir suç şüphesinin ortaya çıktığı (kesilmiş ağaçlar ve testerelerin bulunduğu) andan itibaren, delillerin toplanması ve faillerin yakalanması amacıyla Cumhuriyet savcısının talimatıyla yürütülen işlemler adli kolluk niteliği kazanır. Bu evre ceza muhakemesi kurallarına ve adli yargı denetimine tabidir. Dolayısıyla devriye aşaması idari kolluk, suç delillerinin bulunmasından sonraki aşama ise adli kolluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki ilk faaliyetin (devriye görevi) zamanını ve amacını analiz etmek.
Devriye görevi, suç işlenmeden önce ve kamu düzenini korumak (suçu önlemek) amacıyla yapıldığından maddi ölçüt gereği idari kolluk faaliyetidir.
İdari kolluğun temel amacı suç öncesi dönemde önleyici tedbirler almaktır.
2
Olaydaki ikinci faaliyetin (savcı talimatıyla işlem yapma) zamanını ve amacını analiz etmek.
Ağaçların kesildiğinin tespitiyle başlayan süreç, işlenmiş bir suçun delillerini toplama ve failini bulma amacı taşıdığından maddi ölçüt gereği adli kolluk faaliyetidir.
Adli kolluk, suç işlendikten sonra (veya suç şüphesi öğrenildiğinde) devreye giren ve ceza muhakemesi kapsamında yürütülen bastırıcı bir faaliyettir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk ve Adli Kolluk Arasındaki Maddi (Amaç) Ölçüt Farkı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 91Soru

Kamu hizmetlerine egemen olan ilkelerden 'uyarlanma (değişkenlik)' ve 'bedelsizlik (meccanilik)' ilkelerinin kapsamı ve hukuki sınırları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi idare hukuku öğretisi ve yargısal içtihatlar çerçevesinde yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, teknolojik gelişmeler ışığında hizmetin sunumunda yeni teknikler kullanmaya karar verdiğinde, bu değişikliğin maliyetini 'bedelsizlik' ilkesi uyarınca hiçbir şekilde hizmetten yararlananlara yansıtamaz.

Cevap

İdarenin hizmetteki teknik değişiklik maliyetlerini hiçbir şekilde kullanıcıya yansıtamayacağını savunan ifade yanlıştır; çünkü bedelsizlik ilkesi mutlak bir kural değildir.
İdare hukukunda bedelsizlik (meccanilik) ilkesi mutlak bir ilke değildir. Özellikle sosyal ve iktisadi kamu hizmetlerinde, hizmetin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla kanunla belirlenen sınırlar dahilinde 'katılım payı', 'harç' veya 'ücret' alınabilir. Bu nedenle, teknolojik bir yeniliğin maliyetinin 'hiçbir şekilde' kullanıcıya yansıtılamayacağı iddiası hukuken yanlıştır. Yasama organı veya idare, kamu yararı doğrultusunda mali kulfeti kısmen hizmetten yararlananlara yükleyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmeti ilkelerini tanımlama
Uyarlanma (değişkenlik), süreklilik, nesnellik (eşitlik) ve bedelsizlik (meccanilik) ilkeleri belirlendi.
Soru bu ilkelerin etkileşimini sorgulamaktadır.
2
Uyarlanma ilkesinin sonuçlarını analiz etme
İdarenin tek taraflı değişiklik yetkisi olduğu ve kullanıcıların 'kazanılmış hakkı' bulunmadığı saptandı.
Seçeneklerin hukuki doğruluğunu ölçmek için gereklidir.
3
Bedelsizlik ilkesinin sınırlarını değerlendirme
Bedelsizliğin mutlak olmadığı, kanuni düzenlemeyle harç, resim veya katılım payı alınabileceği görüldü.
Hatalı olan seçeneği belirlemek için bu teknik ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Uyarlanma ilkesi karşısında kazanılmış hakların yokluğu ve bedelsizlik ilkesinin mutlak olmaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 92Soru

İdare hukukunda kamu hizmetlerine egemen olan temel ilkelerden biri olan 'süreklilik' (kesintisizlik) ilkesi, hizmetin doğası gereği duraksamaya uğramadan sunulmasını gerektirir. Bu ilkenin idari sözleşmeler (örneğin kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri) üzerindeki hukuki yansımaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi süreklilik ilkesinin bir sonucu olarak idareye tanınan yetkiler veya öngörülen yasaklar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu hizmetini yürüten yüklenicinin, idarenin mali yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle hizmetin sunumunu askıya alma (ödemezlik def'i) hakkını kullanabilmesi

Cevap

Yüklenicinin idarenin mali yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle hizmetin sunumunu askıya alma (ödemezlik def'i) hakkını kullanabilmesi
Süreklilik ilkesi gereğince, kamu hizmetini yürüten özel hukuk kişisi (yüklenici), idare sözleşme şartlarını (örneğin ödeme yapma) yerine getirmese dahi hizmeti durduramaz. Bu duruma idare hukukunda 'ödemezlik def'i yasağı' denir. Yüklenici, hizmetin devamını sağlamakla yükümlüdür ve uğradığı zararı ancak yargı yoluyla tazmin edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Süreklilik ilkesinin tanımını analiz et
Kamu hizmetinin, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenli ve kesintisiz sunulması zorunluluğu tespit edilir.
Sorunun temel dayanağını anlamak için ilkenin kapsamı belirlenmelidir.
2
İlkenin idari sözleşmelerdeki etkisini değerlendir
İdarenin tek yanlı işlem yapma yetkisi ile yüklenicinin 'hizmeti durdurmama' yükümlülüğü arasındaki bağ kurulur.
Kamu hizmeti sözleşmelerini özel hukuk sözleşmelerinden ayıran en temel fark süreklilik ilkesidir.
3
Ödemezlik def'i (Exceptio non adimpleti contractus) kavramını incele
Özel hukukta geçerli olan 'sen yapmazsan ben de yapmam' mantığının kamu hizmetinde yasak olduğu sonucuna varılır.
Yüklenicinin alacağını alamaması, kamu hizmetinin durması için haklı bir gerekçe sayılmaz; yüklenici hizmete devam edip yargı yoluyla tazminat istemelidir.

Anahtar Kavram

Süreklilik İlkesi ve Ödemezlik Def'i Yasağı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 93Soru

Bir ilçede meskûn mahalde gece geç saatlerde gürültü yapıldığı ihbarı üzerine olay yerine giden kolluk görevlileri, öncelikle gürültüyü sonlandırarak kamu huzurunu sağlamış; bu işlem sırasında tesadüfen bir suç deliline rastlanılması üzerine ise durumu derhal ilgili Cumhuriyet savcısına bildirerek adli işlemleri başlatmışlardır.

Bu olayda icra edilen faaliyetlerin hukuki niteliği ve tabi oldukları denetim rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gürültünün sonlandırılması aşamasındaki faaliyet önleyici nitelikte olup idari kolluk kapsamında değerlendirilirken, suç deliline rastlanmasıyla başlayan süreç bastırıcı nitelikte olup adli kolluk faaliyetidir.

Cevap

Gürültünün sonlandırılması aşamasındaki faaliyet önleyici nitelikte olup idari kolluk kapsamında değerlendirilirken, suç deliline rastlanmasıyla başlayan süreç bastırıcı nitelikte olup adli kolluk faaliyetidir.
Kolluk faaliyetlerinin ayrımında 'maddi kriter' yani faaliyetin amacı esastır. Olayın başlangıcında gürültünün kesilmesi kamu düzenini sağlamaya yönelik önleyici bir işlem olduğundan idari kolluktur. Ancak bir suç şüphesi veya delili ortaya çıktığında, faaliyet bastırıcı nitelik kazanarak adli kolluğa dönüşür. Bu nedenle faaliyetlerin niteliği olay içinde değişim göstermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk müdahalenin amacını belirle
Gürültünün kesilmesi, kamu düzeninin (huzur ve sükun) bozulmasını önlemeye yönelik bir idari kolluk faaliyetidir.
İdari kolluk, suç işlenmeden önce kamu düzenini korumak için yapılır.
2
İkinci aşamadaki değişikliği analiz et
Suç delilinin bulunması ve savcıya bildirilmesi, bir suçun soruşturulması aşamasına geçildiğini gösterir.
Suç işlendikten sonra delil toplama ve şüpheliyi yakalama faaliyetleri adli kolluğun görevindedir.
3
Yargı yolu ve hukuki rejimle eşleştir
İdari kolluk işlemleri idari yargıya, adli kolluk işlemleri ise adli yargıya tabidir.
Anayasa ve yasalar uyarınca faaliyetin niteliği, denetim makamını belirler.

Anahtar Kavram

İdari kolluk 'önleyici' (suç öncesi), adli kolluk 'bastırıcı' (suç sonrası) niteliktedir ve her ikisi de amaçlarına göre farklı yargı yollarına tabidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru

Bir liman sahasında gümrük muhafaza ekiplerinin (özel kolluk) kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürüttüğü denetimler ve aldığı güvenlik önlemleri sürerken, aynı sahada genel asayişin ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması tehlikesinin ortaya çıkması üzerine mülki idare amiri (genel kolluk) tarafından ek yasaklar getirilmesi istenmektedir. İdare hukuku ilkeleri ve kolluk yetkilerinin yarışması çerçevesinde bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel kolluk makamı, özel kolluğun yetki alanına giren bu konuda kamu düzenini korumak amacıyla özel kolluğun aldığı tedbirleri ağırlaştırabilir; ancak özel kolluğun koyduğu bir yasaklama kararını hafifletemez veya ortadan kaldıramaz.

Cevap

Genel kolluk makamı, özel kolluğun yetki alanına giren bir konuda kamu düzenini korumak amacıyla özel kolluğun aldığı tedbirleri ağırlaştırabilir; ancak bu tedbirleri hafifletemez veya ortadan kaldıramaz.
İdare hukukunda genel kolluk ile özel kolluk yetkilerinin çakıştığı durumlarda 'ağırlaştırma' (agglavation) kuralı esastır. Bu kurala göre, genel kolluk makamları, kamu düzenini koruma amacıyla özel kolluğun yetki alanına müdahale edebilir. Ancak bu müdahale, mevcut yasakları ve önlemleri ancak daha sıkı hale getirme (ağırlaştırma) şeklinde olabilir. Genel kolluk, özel kolluğun aldığı bir kısıtlamayı kaldıramaz veya gevşetemez; çünkü daha hafif olan tedbir kamu düzenini korumada yetersiz kalabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerini tanımlama
Liman sahasındaki gümrük muhafaza 'özel kolluk', mülki idare amiri (vali/kaymakam) ise 'genel kolluk' makamıdır.
Yetki çatışmasının (yarışmasının) türünü belirlemek için makamların niteliği bilinmelidir.
2
Yarışma ilkelerini uygulama
Özel kolluk yetkisinin bulunması genel kolluğun yetkisini engellemez. Kamu düzeninin korunması öncelikli olduğundan genel kolluğun müdahale hakkı saklıdır.
İdarenin bütünlüğü ve kamu düzeninin bölünmezliği ilkesi gereği genel kolluk her zaman yetkilidir.
3
Ağırlaştırma kuralını kontrol etme
Genel kolluk, özel kolluğun kararlarını daha sıkı hale getirebilir (örneğin giriş-çıkış saatlerini daha da kısıtlayabilir) ancak özel kolluğun koyduğu bir yasağı kaldıramaz (yumuşatamaz).
Hukuk düzeninde kamu yararının ve asayişin maksimize edilmesi hedeflenir; bu nedenle daha kısıtlayıcı olan kural geçerlilik kazanır.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışması ve Ağırlaştırma İlkesi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 95Soru

İdare hukukunda bir belediyenin sunduğu sosyal yardım hizmetlerinden yararlanma şartlarını, hizmetin niteliği ve nesnel gereklilikleriyle ilgisi bulunmayan siyasi düşünce veya inanç kriterlerine dayandırarak belirli bir kesimle sınırlandırması; kamu hizmetlerine egemen olan aşağıdaki ilkelerden hangisine doğrudan aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesnellik (Eşitlik) ilkesi

Cevap

Nesnellik (Eşitlik) ilkesi
Nesnellik (Eşitlik) ilkesi, idarenin sunduğu kamu hizmetlerinden yararlanma koşullarını taşıyan her bireye karşı tarafsız kalmasını ve subjektif nedenlerle (siyasi görüş, inanç vb.) ayrımcılık yapmamasını öngörür. Belediye örneğinde sunulan yardımın sadece belirli bir kesime hasredilmesi bu ilkeye doğrudan aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari tutumu analiz etme
Belediye, sosyal yardım hizmetinden yararlanacak kişileri seçerken 'siyasi düşünce' ve 'inanç' gibi sübjektif ve hizmetle ilgisiz kriterler kullanmaktadır.
İhlal edilen hukuki değerin hangi ilke kapsamında korunduğunu belirlemek için eylemin niteliği saptanmalıdır.
2
Kamu hizmeti ilkeleriyle eşleştirme
İdarenin hizmetten yararlananlar arasında dil, din, ırk veya siyasi görüş farkı gözetmemesi 'Nesnellik (Eşitlik) ilkesi'nin bir gereğidir.
Nesnellik ilkesi, kamu hizmetinin genel, tarafsız ve objektif kurallara göre sunulmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Nesnellik (Eşitlik) İlkesi

Alternatif Yöntem

Olaydaki ihlalin 'ayrımcılık' ve 'taraflılık' içerdiğini saptayarak, bu kavramların doğrudan karşılığı olan 'Nesnellik' kavramına ulaşılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 96Soru

Türkiye'de idari kolluk teşkilatlanmasında yer alan 'makam', 'merci' ve 'personel' unsurları arasındaki hukuki ilişki, yetki devri ve denetim usulleri dikkate alındığında; bu yapıların işleyişine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahalli idarelerde, seçilmiş bir organ olan belediye başkanının belediye zabıtası (kolluk personeli) üzerindeki emir, talimat ve denetim yetkisi; belediye tüzel kişiliği içerisindeki iç düzeni yansıttığı için 'hiyerarşi' değil, 'idari vesayet' denetimi kapsamında değerlendirilir.

Cevap

Mahalli idarelerde belediye başkanının zabıta personeli üzerindeki denetiminin 'idari vesayet' olduğunu savunan ifade yanlıştır; bu ilişki bir 'hiyerarşi' ilişkisidir.
Belediye başkanı ve belediye zabıtası aynı kamu tüzel kişiliği (belediye) içerisinde yer alan organ ve personellerdir. İdare hukukunun temel ilkelerine göre, tek bir kamu tüzel kişiliği bünyesindeki üstün ast üzerindeki denetimi 'hiyerarşi' denetimidir. İdari vesayet ise devlet tüzel kişiliği ile mahalli idareler gibi farklı kamu tüzel kişilikleri arasında gerçekleşen istisnai bir denetim türüdür. Bu nedenle belediye başkanının zabıta üzerindeki yetkisinin idari vesayet olarak tanımlanması hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamı ve personeli arasındaki kurumsal bağı analiz etme
Belediye başkanı ve belediye zabıtası, 'Belediye' adı verilen aynı kamu tüzel kişiliği içinde yer almaktadır.
Denetimin türünü belirlemek için tarafların aynı veya farklı tüzel kişiliklerde olup olmadığına bakılmalıdır.
2
Hiyerarşi ve idari vesayet ayrımını uygulama
Aynı tüzel kişilik içindeki denetim hiyerarşi, farklı tüzel kişilikler arasındaki denetim idari vesayettir.
İdarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca, belediye içi birimler arasındaki ilişki hiyerarşik bir ast-üst ilişkisidir.
3
Seçeneklerdeki hukuki statüleri doğrulama
Belediye başkanının zabıta üzerindeki yetkisi emir-talimat içerir, bu da hiyerarşinin temel özelliğidir.
İdari vesayette kural olarak emir ve talimat verme yetkisi bulunmaz, sadece hukuka uygunluk denetimi yapılır.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Teşkilatında Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet ve hiyerarşi ayrımının mülki idare amirleri ile belediye organları arasındaki ilişkilerde (örneğin Kaymakam-Belediye Başkanı) nasıl değiştiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 97Soru

İdare hukukunda, kamu düzenini korumak amacıyla yürütülen faaliyetler 'idari kolluk' ve 'adli kolluk' olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu iki kolluk türünün amaçları, bağlı oldukları makamlar ve yargısal denetimleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari kolluk, kamu düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla suç işlenmeden önce yürütülen bir faaliyetken; adli kolluk, bir suç işlendikten sonra delillerin toplanması ve faillerin belirlenmesi amacıyla yürütülen bastırıcı nitelikteki faaliyettir.

Cevap

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki temel ayrım 'amaç' kriterine dayanır; idari kolluk suçun işlenmesini önlemek (önleyici), adli kolluk ise işlenmiş bir suçun delillerini toplamak ve failleri bulmak (bastırıcı) amacıyla hareket eder.
İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki ayrımda en temel ölçüt 'maddi ölçüt' yani işlemin amacıdır. İdari kolluk, kamu düzeninin bozulmasını engellemek üzere suç işlenmeden önce devreye giren 'önleyici' bir faaliyettir. Adli kolluk ise, bir suç işlendikten sonra faillerin yakalanması ve delillerin toplanması amacıyla yürütülen, ceza yargılamasına hizmet eden 'bastırıcı' bir faaliyettir.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman Kriterini Belirleme
Suç öncesi mi yoksa suç sonrası mı?
İdari kolluk suç işlenmeden önce (önleyici), adli kolluk ise suç işlendikten sonra (bastırıcı) devreye girer.
2
Amaç Kriterini Analiz Etme
Kamu düzeni mi yoksa ceza yargılaması mı?
İdari kolluğun amacı kamu düzenini (güvenlik, dirlik, esenlik, genel sağlık) korumak; adli kolluğun amacı suçun aydınlatılmasıdır.
3
Yargısal Denetimi Tespit Etme
İdari Yargı mı yoksa Adli Yargı mı?
İdari kolluk işlemleri idari yargı denetimine, adli kolluk işlemleri ise adli yargı denetimine tabidir.

Anahtar Kavram

İdari kolluk önleyici (suç öncesi), adli kolluk ise bastırıcı (suç sonrası) niteliktedir.
Soru 98Soru

Türkiye'de idari kolluk teşkilatlanması içerisinde; kolluk kararlarını almaya yetkili olan "makamlar" ile bu kararları fiilen sahada uygulayan "personel" arasında ayrım yapılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi genel idari kolluk teşkilatı içerisinde "personel" sınıfında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polis

Cevap

Genel idari kolluk teşkilatı içerisinde personel sınıfında yer alan seçenek Polis Memurudur.
Polis, genel idari kolluk teşkilatı (Emniyet Genel Müdürlüğü) içerisinde, makamların aldığı kamu düzenini koruma kararlarını sahada fiilen yürüten ve uygulayan 'personel' sınıfında yer alır. Bu yapı içerisinde emir verme ve karar alma yetkisi olan Vali, Kaymakam ve İçişleri Bakanı ise 'makam' statüsündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamı ve personel ayrımını hatırla.
Makamlar (Cumhurbaşkanı, Bakan, Vali vb.) karar alır; personel (Polis, Jandarma vb.) bu kararları uygular.
İdari kolluk teşkilatı hiyerarşik olarak bu iki temel gruba ayrılır.
2
Seçeneklerdeki isimlerin idari statülerini sınıflandır.
İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam merkezi idareye bağlı makamlardır. Belediye Başkanı mahalli idareye bağlı bir makamdır. Polis ise genel idari kolluk personelidir.
Her bir birimin görev ve yetki alanı mevzuatla belirlenmiştir.
3
Soruda istenen 'personel' tanımına uygun seçeneği belirle.
Polis personeli, genel idari kolluk teşkilatının uygulama birimidir.
Diğer seçeneklerin tamamı karar alma merciidir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makam ve Personel Ayrımı
Soru 99Soru

İdare hukukunda bir faaliyetin 'kamu hizmeti' olarak nitelendirilmesinde esas alınan organik, maddi ve şekli unsurlar ile bu unsurların güncel hukuk düzenindeki uygulanabilirliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir faaliyetin kamu hizmeti olarak kabul edilebilmesi için yasama organınca (kanunla) veya anayasal yetkiye dayanılarak Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kamu yararına yönelik bir faaliyet olarak belirlenmesi yeterlidir; hizmetin özel hukuk kişilerince yürütülmesi veya özel hukuk hükümlerine tabi olması bu niteliği kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Cevap

Bir faaliyetin kamu hizmeti niteliği, yetkili otoritenin o faaliyeti kamu yararına tahsis etmesiyle belirlenir; hizmetin özel kişilerce veya özel hukuk usulleriyle yürütülmesi bu niteliği değiştirmez.
Modern hukuk anlayışında bir faaliyetin kamu hizmeti olup olmadığını belirleyen en temel kriter, o faaliyetin yetkili bir kamu otoritesi (Yasama veya CBK yetkisiyle Yürütme) tarafından 'kamu yararına yönelik bir faaliyet' olarak tanımlanmasıdır. Bu saptama yapıldıktan sonra, hizmetin bizzat devlet eliyle değil de bir özel hukuk şirketi eliyle yürütülmesi ya da hizmetin yürütülmesinde özel hukuk kurallarının uygulanması, faaliyetin kamu hizmeti karakterini zedelemez. İdarenin bu durumdaki görevi 'yürütme'den 'denetleme ve düzenleme'ye dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmetinin unsurlarını (maddi, organik, şekli) modern hukuk perspektifinden analiz etmek
Maddi unsurun (kamu yararı) belirleyici olduğu, organik ve şekli unsurların ise esneklik kazandığı saptanır.
Hizmetin özel sektöre gördürülmesi (imtiyaz vb.) organik unsuru zayıflatmamış, sadece idarenin rolünü 'doğrudan yürütme'den 'gözetim/denetim'e kaydırmıştır.
2
Kamu hizmetinin kurulması yetkisini anayasal çerçevede (2017 sonrası) değerlendirmek
Genel yetkinin yasama organında (kanun) olduğu, ancak bakanlıklar ve kamu tüzel kişiliklerinin teşkilatlanması bağlamında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin de devreye girdiği görülür.
Anayasa m. 123 uyarınca idarenin kuruluşu ve görevleri kanunla düzenlenir; ancak yürütme teşkilatlanma yetkisiyle bu sürece katılır.
3
Seçeneklerdeki 'mutlaklık' ifadelerini elemek
Sadece kamu görevlisi şartı koşan veya özel hukuk rejimini reddeden ifadelerin hukuki gerçeklikle bağdaşmadığı anlaşılır.
Güncel hukukta özel hukuk usulleriyle yürütülen kamu hizmetleri (örneğin sosyal güvenlik veya kamu iktisadi teşebbüsleri) geniş yer tutmaktadır.

Anahtar Kavram

Kamu hizmeti kavramının unsurları ve kurulması

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmetlerinin görülme usullerinden (emanet, imtiyaz, ruhsat) biriyle ilgili bir vaka analizi sorusunu çözerek organik unsurun esnekliğini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 100Soru

İdare hukukunda, genel kolluk makamları ile özel kolluk makamlarının aynı kişi veya olay üzerinde yetki sahibi olduğu 'kolluk yetkilerinin yarışması' hallerinde uygulanan hukuki rejim ve sınırlamalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir alanda hem genel hem de özel kolluk makamı farklı düzenlemeler yapmışsa, kamu düzeninin korunması amacıyla bu düzenlemelerden daha kısıtlayıcı (ağırlaştırıcı) olanı uygulanır.

Cevap

Bir alanda hem genel hem de özel kolluk makamı düzenleme yapmışsa, kamu düzeninin korunması amacıyla bu düzenlemelerden daha kısıtlayıcı (ağırlaştırıcı) olanı uygulanır.
İdare hukukunda genel kolluk ile özel kolluk yetkilerinin çatışması durumunda, 'özel kural genel kuralı ilga eder' mantığı değil, kamu düzenini koruma amacı doğrultusunda 'ağırlaştırma kuralı' uygulanır. Yani, iki düzenlemeden hangisi daha sıkı veya kısıtlayıcı ise o düzenleme öncelikle uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk yetkilerinin yarışması kavramını tanımlama
Genel kolluk (ülke genelinde kamu düzeni) ve özel kolluk (belirli kişi veya faaliyet alanları) makamlarının aynı konuda yetki sahibi olması durumudur.
Uyuşmazlığın hangi hukuki zeminde çözüleceğini belirlemek için yarışma halini tespit etmek gerekir.
2
Yarışma durumunda uygulanacak temel ilkeyi belirleme
'Ağırlaştırma kuralı' gereği, daha dar ve kısıtlayıcı olan düzenleme geçerli olur.
Kamu düzeninin en üst seviyede korunması hedeflendiği için daha sıkı olan tedbirin uygulanması esastır.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Yetkilerinin Yarışması ve Ağırlaştırma Kuralı

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk işlemlerinin anayasal sınırları olan 'ölçülülük', 'zorunluluk' ve 'elverişlilik' ilkelerini gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 5 / 9Sonraki