Türkiye'de Kamu Borçlanması

114 soru

Soru 41Soru

Kamu borçlanması sürecinde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın uyguladığı borç yönetimi stratejileri ile Türkiye'deki mevcut iç borç stokunun yapısal özellikleri değerlendirildiğinde, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ve ilgili uygulamalar hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlanma vadelerini uzatmak ve yatırımcı tabanını çeşitlendirmek amacıyla ihraç edilen Devlet Tahvilleri; piyasa koşullarına göre iskontolu, sabit kuponlu, değişken faizli veya TÜFE'ye endeksli olarak yapılandırılabilmektedir.

Cevap

Doğru ifade, Devlet Tahvillerinin vade ve getiri yapısındaki çeşitliliği (iskontolu, kuponlu, endeksli vb.) açıklayan seçenektir.
Devlet Tahvilleri, Hazine'nin borçlanma stratejileri doğrultusunda yatırımcı tabanını genişletmek ve borçluluğun ortalama vadesini uzatmak amacıyla çeşitli şekillerde ihraç edilebilir. Piyasa koşullarına göre iskontolu satılabileceği gibi, yatırımcıyı enflasyona karşı korumak için TÜFE'ye endeksli veya faiz dalgalanmalarına karşı korumak için değişken faizli kuponlu olarak da ihraç edilebilmeleri Hazine'ye esneklik sağlamaktadır. Bu nedenle tahvillerin yapısını çeşitlilik içinde açıklayan ifade kesinlikle doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
DİBS türlerini (Bono ve Tahvil) vade ve getiri türüne göre analiz etme.
Bonolar 1 yıldan kısa ve iskontolu iken, Tahviller 1 yıl ve daha uzun vadeli olup iskontolu, sabit/değişken kuponlu veya enflasyona (TÜFE) endeksli olabilir.
Hazine'nin farklı piyasa koşullarında borçlanabilme yeteneğini ve araç çeşitliliğini belirlemek.
2
İç borç ve dış borç ayrım kriterlerini değerlendirme.
Türkiye'de bu ayrım ihraç edilen para birimine (TL veya Döviz) göre değil, senetleri satın alan alıcının yerleşiklik durumuna (yurtiçi veya yurtdışı) göre yapılır.
Döviz cinsinden ihraç edilen senetlerin hukuki sınıflandırmasını doğru tespit etmek.
3
Borç yönetimi politikalarının (İhale yöntemleri ve Konversiyon) temel prensiplerini inceleme.
Tek fiyat ihalesinde piyasaya tek bir kesinim fiyatı uygulanır. Değişken faizli senetler ise faiz düşüşlerinde otomatik olarak maliyeti azalttığı için konversiyona (borç değiştirimine) ihtiyaç duyurmaz; konversiyon sabit faizli yüksek maliyetli borçlar için yapılır.
İhale mekanizmalarının ve faiz riski yönetim stratejilerinin Hazine üzerindeki etkilerini doğru yorumlamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) Yapısal Özellikleri ve Borç Yönetimi
Soru 42Soru

Bir büyükşehir belediyesi, yürüteceği altyapı projesinin finansmanı için uluslararası bir finans kuruluşundan Hazine geri ödeme garantisi altında dış kredi temin etmiştir. Vadesi geldiğinde belediyenin nakit yetersizliği nedeniyle yükümlülüğünü yerine getirememesi üzerine alacaklı kuruluş, garantör sıfatıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurarak anapara ve faiz ödemesinin yapılmasını talep etmiştir.

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca, ortaya çıkan bu koşullu yükümlülüğün yerine getirilmesi sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödeme, Merkez Bankası nezdinde Bakanlık adına oluşturulan Risk Hesabı'ndan karşılanır ve ödenen tutar için ilgili belediyeye rücu edilir.

Cevap

Doğru cevap, Hazine garantili kredilerde borçlunun temerrüde düşmesi durumunda ödemenin Risk Hesabı'ndan karşılandığını ve asıl borçlu olan kuruma rücu edildiğini belirten ifadedir.
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un en önemli yeniliklerinden biri, koşullu yükümlülüklerin (Hazine garantileri vb.) mali disiplini bozmadan şeffaf bir şekilde yönetilebilmesi için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde bir 'Risk Hesabı'nın kurulmasıdır. İlgili kanun maddesi uyarınca, Hazine garantileri kapsamında üstlenilen ödemeler bu hesaptan karşılanır. Ayrıca Hazine, ödediği bu tutarlar için garantiden yararlanan ilgili kuruma (örnekteki büyükşehir belediyesine) yasal olarak rücu ederek alacağını takip eder. Bu sistem, 2001 öncesindeki kontrolsüz görev zararları uygulamalarını bitiren temel reformdur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki durumu ve kurumsal ilişkileri analiz etmek.
Bir kamu kurumunun borcuna Hazine'nin garantör olduğu ve asıl borçlunun temerrüde düştüğü tespit edilmiştir.
Uygulanacak yasal prosedürü belirlemek için tarafların statüsünün netleştirilmesi gerekir.
2
4749 sayılı Kanun'un koşullu yükümlülüklere (garantiler) ilişkin hükümlerini uygulamak.
Kanun gereği garanti ödemelerinin, bütçe disiplinini korumak amacıyla özel olarak ihdas edilen 'Risk Hesabı'ndan yapılması gerektiği sonucuna varılır.
4749 sayılı Kanun, 2001 sonrası modern borç yönetiminin temel yasal dayanağıdır ve görev zararlarını önlemek için spesifik bir fonlama mekanizması emreder.
3
Hazine'nin ödeme sonrası asıl borçluya karşı hukuki hakkını değerlendirmek.
Hazine'nin garantör sıfatıyla ödediği tutarı asıl borçlu olan kuruma (belediyeye) rücu etme zorunluluğu bulunduğu belirlenir.
Kamu zararının oluşmaması ve kamu mali yönetiminde kurumsal sorumluluğun tesisi için rücu mekanizması yasal bir zorunluluktur.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun Kapsamında Risk Hesabı ve Rücu Mekanizması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 43Soru

Hazine ve Maliye Bakanlığı, borç portföyünün maruz kalabileceği şokları sınırlandırmak amacıyla çeşitli stratejik ölçütler (benchmarks) uygulamaktadır. Bu çerçevede, küresel piyasalardaki dalgalanmaların bütçe üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için yeni borçlanmaların ağırlıklı olarak Türk Lirası cinsinden yapılması hedeflenmiştir. Eş zamanlı olarak, finansman ihtiyacının karşılanmasında piyasadaki anlık talebe esnek yanıt verebilmek adına; önceden ilan edilen standart bir ihale takvimine veya rekabetçi teklif toplama sürecine bağlı kalmaksızın, Hazinece belirlenen faiz ve fiyattan Merkez Bankası ekranları aracılığıyla (isteklilere diledikleri zaman) DİBS satışına olanak tanıyan bir sisteme geçilmiştir.

Buna göre, metinde vurgulanan stratejik ölçütün temel amacı ve başvurulan devlet iç borçlanma senedi (DİBS) satış yöntemi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kur riskinin azaltılması – Sürekli Satış (Tap) Yöntemi

Cevap

Kur riskinin azaltılması – Sürekli Satış (Tap) Yöntemi
Hazine ve Maliye Bakanlığının borç yönetiminde uyguladığı stratejik ölçütler (benchmarks) arasında, döviz kuru şoklarına karşı korunmak amacıyla iç borçlanmada ağırlıklı olarak yerli paranın (Türk Lirasının) kullanılması esastır; bu hamle kur riskinin azaltılması amacını taşır. İhraç aşamasında ise, standart ihalelerin (tekli veya çoklu fiyat) aksine, önceden ilan edilmiş rekabetçi bir teklif süreci olmadan, Hazine'nin Merkez Bankası vasıtasıyla yatırımcının talebine karşılık belirlediği fiyattan anlık ve sürekli satış yapmasına Sürekli Satış (Tap) Yöntemi denir.

Adım Adım Çözüm

1
Borçlanmada Türk Lirası cinsine ağırlık verilmesinin Hazine'nin stratejik ölçütleri içindeki amacını belirle.
Döviz cinsi borçlanmadan kaçınılarak yerli paraya yönelinmesi, döviz kurlarındaki artışların borç yükünü artırma ihtimaline karşı alınmış bir önlemdir. Bu durum doğrudan 'Kur riskinin azaltılması' stratejisine karşılık gelir.
Yabancı para cinsinden borçlar devalüasyon durumunda bütçede anapara ve faiz yükünü artırır.
2
Metinde açıklanan DİBS satış (ihraç) yöntemini analiz et.
İhale takvimine bağlı kalmadan, rekabetçi teklif alınmadan, Hazine'nin belirlediği şartlarda Merkez Bankası ekranlarından yatırımcı talebine göre istenilen an yapılan satış işlemine 'Sürekli Satış (Tap) Yöntemi' denir.
İhale yöntemleri (tek veya çoklu fiyat) rekabetçi teklif toplamayı gerektirirken, tap yöntemi sabit/belirlenmiş şartlarda esnek musluk (tap) satışı sağlar.
3
Bulunan iki kavramı birleştirerek doğru seçeneği işaretle.
Doğru eşleşme: Kur riskinin azaltılması ve Sürekli Satış (Tap) Yöntemi.
Soru kökündeki iki ayrı operasyonel adım bu kavramlarla tam olarak tanımlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Hazine Stratejik Ölçütleri ve Borçlanma İhraç Yöntemleri
Soru 44Soru

Türkiye'nin 1980 öncesi ithal ikameci sanayileşme döneminde kamu açıklarının finansmanı, faiz oranlarının yapay olarak düşük tutulduğu ve bankacılık sisteminin yasal düzenlemelerle kamuya borç vermeye zorlandığı 'finansal baskılama' (financial repression) temeline dayanmaktaydı. Ancak 24 Ocak Kararları ile başlayan dışa açık büyüme süreci, kamu borç yönetiminde de piyasa mekanizmalarının devreye sokulmasını zorunlu kılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu yapısal dönüşümün bir sonucu olarak 1980'den günümüze uzanan dönemde (2001 Krizi sonrası yasal reformlar dâhil) Türkiye'de uygulanan kamu borçlanma politikalarının bir özelliği değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu finansman maliyetlerini yapay olarak düşük tutmak maksadıyla, bankacılık sektörüne getirilen yüksek likidite rasyoları aracılığıyla 'tutsak piyasa' (captive market) uygulamasının temel borçlanma stratejisi olarak kalıcı hâle getirilmesi.

Cevap

Doğru cevap, tutsak piyasa (captive market) uygulamasının temel borçlanma stratejisi olarak kalıcı hâle getirildiğini ifade eden seçenektir. Bu uygulama 1980 öncesinin bir özelliğidir ve sonrasında terk edilmiştir.
Doğru cevapta yer alan 'tutsak piyasa' (captive market) ifadesi yanlıştır. Çünkü 1980 sonrası dönemde benimsenen finansal serbestleşme politikalarının temel amacı, devlet iç borçlanma senetlerinin satışında idari kararlar ve katı zorunlu karşılıklar gibi 'finansal baskılama' araçlarını terk etmektir. Bunun yerine piyasa faiz oranlarından, gönüllü alıcılara (bankalar ve tasarruf sahipleri) rekabetçi ihale yöntemiyle satış yapılması ve ikincil piyasaların derinleştirilmesi hedeflenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde ifade edilen 1980 öncesi 'finansal baskılama' (financial repression) kavramının ve dönemsel kırılmanın analiz edilmesi.
1980 öncesinde idari faizler ve yasal zorunluluklarla şekillenen tutsak piyasa yapısının, 1980 sonrasında dışa açık büyüme ve finansal serbestleşme politikalarıyla terk edilmeye başlandığı tespit edilir.
Türkiye'nin borçlanma tarihindeki temel paradigma değişimini anlamak, seçeneklerdeki aykırı durumu bulmak için zorunludur.
2
Seçeneklerde sunulan borçlanma uygulamalarının 1980 sonrası serbest piyasa ve 2001 sonrası mali disiplin yaklaşımıyla eşleştirilmesi.
İhale sistemi, Merkez Bankası avanslarının yasaklanması, vadelerin kısalması (90'lar krizleri) ve 4749 sayılı Kanun'un getirdiği net borçlanma limiti gibi uygulamaların 1980 sonrası döneme ait tarihsel gerçekler olduğu doğrulanır.
1980 sonrası dönemin karakteristik özelliklerini eleyerek yanlış olan ifadeye ulaşmak.
3
Tutsak piyasa uygulamasının zaman içindeki yerinin belirlenmesi.
Bu politikanın 1980 sonrası serbestleşme döneminde derinleştirilerek kalıcı hâle getirilmediği, aksine aşamalı olarak tasfiye edilerek gönüllü ve rekabetçi piyasa mekanizmalarının (ikincil piyasalar vb.) kurulduğu sonucuna varılır.
Yanlış olan ifadeyi kesin ve net olarak ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Kamu Borçlanmasında 1980 Sonrası Finansal Serbestleşme ve 2001 Yasal Reformları
Soru 45Soru

Bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT), yürüteceği büyük ölçekli bir altyapı yatırımı için yurt dışı piyasalardan doğrudan finansman bulma yoluna gitmemiş; bunun yerine ihtiyaç duyulan kaynak, ilgili Bakanlık tarafından uluslararası bir finans kuruluşundan temin edilmiş ve önceden belirlenen vade ile faiz koşulları altında söz konusu teşebbüse kullandırılmıştır.

Mevcut borç yönetimi mevzuatına (4749 sayılı Kanun) göre, genel bütçe kapsamı dışındaki kurumlara dış finansman imkânlarının bu şekilde aktarılması işlemini ifade eden hukuki kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazine ikrazı

Cevap

Doğru cevap, dış finansmanın Bakanlıkça sağlanıp kuruma aktarılmasını tanımlayan 'Hazine ikrazı' seçeneğidir.
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a göre 'Dış Borcun İkrazı (Hazine İkrazı)'; herhangi bir dış finansman kaynağından sağlanan dış finansmanın, Bakanlıkça belirlenen şartlarla genel bütçe kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile yatırım ve kalkınma bankalarına aktarılmasını ifade eder. Sorudaki senaryoda finansman doğrudan Hazine tarafından bulunmuş ve KİT'e aktarılmıştır, bu da tam olarak Hazine ikrazı mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki finansman ilişkisinin taraflarını ve niteliğini belirle.
Kurum doğrudan borçlanmamış, kaynak Bakanlıkça temin edilerek kuruma bir alt kredi olarak kullandırılmıştır.
4749 sayılı Kanun'daki garanti, ikraz ve üstlenim mekanizmalarını birbirinden ayıran temel unsur paranın kimin adına bulunduğu ve kime aktarıldığıdır.
2
Tespit edilen ilişkiyi mevzuattaki tanımlarla eşleştir.
Bakanlığın bulduğu dış kaynağın genel bütçe dışı idarelere kendi belirlediği şartlarla aktarılması işlemi mevzuatta 'ikraz' (borç verme) olarak tanımlanmaktadır.
Kavramsal karmaşayı önlemek ve işlemin hukuki adını netleştirmek.

Anahtar Kavram

4749 sayılı Kanun Kapsamında Hazine İkrazı, Garantiler ve Borç Üstlenimi Kavramları
Soru 46Soru

Merkezi yönetim bütçesinde ilgili yıl için başlangıç ödenekleri toplamı 1.2001.200 milyar TL, gelir tahminleri toplamı ise 1.0001.000 milyar TL olarak belirlenmiştir. Yıl ortasında yaşanan öngörülemeyen kamu harcaması artışları nedeniyle Hazine'nin ek finansmana ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir.

Türkiye'deki mevcut kamu borç yönetimi mevzuatına (4749 sayılı Kanun) göre, başlangıçta belirlenen borçlanma limitinin yetersiz kalması durumunda işletilecek yasal süreç ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanunla belirlenen 200200 milyar TL'lik başlangıç net borçlanma limiti, ihtiyaç hâlinde önce Hazine ve Maliye Bakanı'nın onayıyla %5\%5, bu tutarın da yetersiz kalması durumunda Cumhurbaşkanı kararıyla ilave bir %5\%5 oranında artırılabilir.

Cevap

Kanunla belirlenen başlangıç net borçlanma limiti (bu senaryoda 200 milyar TL), ihtiyaç hâlinde önce Hazine ve Maliye Bakanı'nın onayıyla %5, bu tutarın da yetersiz kalması durumunda Cumhurbaşkanı kararıyla ilave bir %5 oranında artırılabilir.
Doğru cevap, 4749 sayılı Kanun'da belirtilen borçlanma limiti kuralını tam ve eksiksiz olarak ifade etmektedir. Kanuna göre net borç kullanım tutarı, başlangıç ödenekleri ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark (senaryoda 1.2001.000=2001.200 - 1.000 = 200 milyar TL) kadardır. Bu limit, makroekonomik gelişmeler dikkate alınarak önce Hazine ve Maliye Bakanı'nın onayıyla %5\%5 oranında, bunun yeterli olmaması durumunda ise Cumhurbaşkanı kararıyla ilave bir %5\%5 oranında artırılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç net borç kullanım limitini hesapla.
1.2001.200 milyar TL (Gider) - 1.0001.000 milyar TL (Gelir) = 200200 milyar TL başlangıç borçlanma limiti.
4749 sayılı Kanun'a göre net borç kullanım limiti, yılı bütçe kanununda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark kadardır.
2
Kanuni limit artış yetkilerini ve oransal sınırlarını belirle.
Önce Hazine ve Maliye Bakanı onayı ile %5\%5, ardından yetmezse Cumhurbaşkanı kararı ile ilave %5\%5 artış yapılabilir.
Kanun, acil finansman ihtiyaçları için yürütme organına mali disiplini bozmayacak sınırlar dâhilinde esneklik sağlamıştır.
3
Seçenekleri bu hukuki çerçeveye göre değerlendir.
Sınırsız artış, zorunlu tahkim, Merkez Bankası avansı veya doğrudan TBMM kanunu şartı gibi iddialar 4749 sayılı Kanun'un esnekliği ve kurallarıyla çelişir.
Türkiye'deki modern kamu borç yönetimi (2001 sonrası), hem katı kurallar hem de yürütmeye bırakılmış sınırlı yetkiler üzerine inşa edilmiştir.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun Kapsamında Borçlanma Limiti ve Artırılma Usulleri
Soru 47Soru

İç borçlanmada ihale yönteminin asli finansman aracı haline gelmesi ve kamu açıklarının kapatılmasında para basımı olanağının yasal düzenlemelerle daraltılarak zamanla sonlandırılması, Türkiye'nin mali geçmişinde keskin bir dönüşümü ifade eder. Tutsak piyasa kısıtlamalarının da esnetildiği bu yeni dönemin, finansal serbestleşmeyi izleyen süreçte borçlanma dinamikleri üzerinde yarattığı karakteristik makroekonomik etki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamunun sığ finansal piyasalardan yüksek miktarda borçlanma zorunluluğu, iç borç vadelerinin aşırı kısalmasına, reel faizlerin yükselmesine ve özel kesim yatırımlarında güçlü bir dışlama (crowding-out) etkisinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Cevap

Kamunun sığ finansal piyasalardan yüksek miktarda borçlanma zorunluluğu, iç borç vadelerinin aşırı kısalmasına, reel faizlerin yükselmesine ve özel kesim yatırımlarında güçlü bir dışlama etkisinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Doğru seçenek, Türkiye'nin mali geçmişinde Merkez Bankası kaynaklarından piyasa borçlanmasına geçişin yarattığı yapısal tahribatı en net özetleyen ifadedir. Finansal derinliğin yetersiz olduğu bir ekonomide kamu kesiminin şiddetli borçlanma talebi, faiz oranlarını tırmandırmış, enflasyon ve istikrarsızlık beklentisi borç verenleri sadece kısa vadeli işlemler yapmaya itmiş ve neticesinde bankacılık sistemi özel kesimi kredilendirmek yerine devleti finanse ederek dışlama (crowding-out) etkisine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel kırılma noktasının tespiti
Hazine'nin Merkez Bankası'ndan kısa vadeli avans kullanım imkanının kısıtlanarak piyasadan borçlanmaya yönelmesi
1980 sonrası finansal serbestleşmenin kamu borç yönetimine ilk somut etkisi, tutsak piyasanın tasfiyesi ve ihale yönteminin başlamasıdır.
2
Piyasa dinamiklerinin analiz edilmesi
Derinliği olmayan, sığ bir finansal sistemde kamu kesiminin yüksek borçlanma talebi yaratması
Yeterli fon arzı olmayan piyasalarda kamunun devasa fon talebi faizler üzerinde yukarı yönlü baskı kurmuştur.
3
Makroekonomik sonuçların belirlenmesi
Reel faizlerin çok yüksek seviyelere çıkması, vadelerin risk algısıyla kısalması ve özel sektörün yatırımlardan dışlanması (crowding-out)
Yüksek faiz veren kamu kağıtları rasyonel yatırımcı için tek cazip alternatif olmuş, yatırımcı uzun vadeli risk almaktan kaçındığı için iç borç sarmalı oluşmuştur.

Anahtar Kavram

İç Borç Sarmalı ve Dışlama (Crowding-out) Etkisi
Soru 48Soru

Hazine'nin nakit yönetimini etkinleştirmek ve piyasadaki likidite dengesini sağlamak amacıyla başvurduğu iç borçlanma enstrümanları, yatırımcı profiline ve makroekonomik beklentilere göre şekillenmektedir. Bu enstrümanlar ihraç edilirken iskontolu, kuponlu, değişken faizli veya TÜFE'ye endeksli olma gibi çeşitli getiri ve vade özellikleri tasarlanır.

Yurt içi piyasalarda ihraç edilen bu senetlerin genel karakteristikleri ve Türkiye'nin mevcut iç borç stok yapısı dikkate alındığında, aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yurt içi piyasalardan döviz cinsinden sağlanan fonları temsil eden ve vadesi bir yıl ile daha uzun süreli olan Hazine bonoları, iç borç stokunun konsolide borçlar kaleminde raporlanmaktadır.

Cevap

Yanlış olan ifade, Hazine bonolarının bir yıldan uzun vadeli ve konsolide borç olabileceğini savunan seçenektir. Bir yıldan uzun vadeli borçlanma senetleri Hazine Bonosu değil, Devlet Tahvili olarak adlandırılmaktadır.
Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS), ihraç edildikleri vadelere göre kesin bir ayrıma tabidir. Vadesi bir yıldan kısa olan enstrümanlara 'Hazine Bonosu', bir yıl ve daha uzun olanlara ise 'Devlet Tahvili' denilmektedir. Doğru yanıtta yer alan 'vadesi bir yıl ve daha uzun süreli olan Hazine bonoları' tanımı, kendi içinde çelişkili ve hatalı bir ifadedir. Bir senedin vadesi bir yılı aştığı andan itibaren teknik olarak bono değil, tahvil niteliği kazanır. Ayrıca, kısa vadeli olan Hazine bonoları yapıları gereği konsolide borç kaleminde değil, dalgalı borçlar arasında raporlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) vade yapılarına göre nasıl sınıflandırıldığını analiz et.
DİBS'ler vadelerine göre ikiye ayrılır: 1 yıldan (364 gün) kısa vadeli olanlar 'Hazine Bonosu', 1 yıl (365 gün) ve daha uzun vadeli olanlar ise 'Devlet Tahvili'dir.
Borçlanma araçlarının teknik isimlendirmesi, sahip oldukları vade uzunluğuna doğrudan bağlıdır.
2
Kısa ve uzun vadeli borçların bütçe tekniği açısından hangi sınıflandırmaya girdiğini belirle.
Kısa vadeli borçlar (Hazine bonoları) hazinenin nakit açığını kapatmaya yönelik 'dalgalı borçlar' iken, uzun vadeli borçlar (Devlet tahvilleri) 'konsolide borçlar' sınıfına girer.
Borcun dalgalı veya konsolide statüsü, vade yapısı ile birebir ilişkilidir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri sınıflandırma kriterleriyle karşılaştırarak çelişkiyi bul.
İlgili seçenekte 'vadesi bir yıl ile daha uzun süreli olan Hazine bonoları' ve bunların 'konsolide borç' olduğu ifadesi yer almaktadır. Hazine bonosu tanımı gereği bir yıldan uzun olamaz.
Yanlış bilgiyi tespit etmek için terminolojik sınırların tam olarak bilinmesi gerekmektedir.

Anahtar Kavram

İç Borçlanma Araçlarının Vade ve Türlerine Göre Sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

2001 yılındaki finansal çalkantıların ardından kamu maliyesinde kurumsal bir dönüşüm yaşanmış ve devletin borçlanma pratikleri, bütçe disiplinini merkeze alan yeni bir yasal zemine oturtulmuştur. Bu dönüm noktalarından biri olan Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile birlikte, borçlanma limitleri ve borç yönetimi teknikleri yasal güvence altına alınmıştır.

Söz konusu Kanun'un teorik altyapısı ve getirdiği teknik kavramlar bağlamında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet borç yönetiminde, kalkınma planlarının finansmanını önceleyen geleneksel Devlet Planlama Teşkilatı - Hazine dengesi terk edilerek; risk yönetimi, şeffaflık ve makroekonomik istikrarı esas alan modern bir yasal çerçeveye geçilmiştir.

Cevap

Doğru cevap, eski DPT-Hazine dengesinin yerini risk yönetimi ve makroekonomik istikrar odaklı modern borç yönetiminin aldığını ifade eden seçenektir.
4749 sayılı Kanun'un en temel yapısal reformu, borçlanmayı salt kalkınma planlarının bir finansman aracı (geleneksel DPT-Hazine dengesi) olarak gören anlayışı terk etmesidir. Bunun yerine, borçlanmanın maliyet-risk analizi çerçevesinde, makroekonomik istikrarla uyumlu ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesini sağlayan modern borç yönetimi çerçevesi benimsenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun'un temel amacını analiz etme
4749 sayılı Kanun'un DPT-Hazine dengesi yerine modern risk yönetimini getirdiği sonucuna varılır.
2001 sonrası reformların ana eksenini tespit etmek için.
2
Diğer seçeneklerdeki kavramsal hataları tespit etme
İç/dış borç kriterinin para birimi değil, piyasa/kaynak olduğu; limit ve garantilerin katı kurallara bağlandığı saptanır.
Çeldiricilerdeki teknik ve hukuki hataları elemek için.
3
Borç yönetimi terimlerini doğrulama
Tahkim (vade uzatımı), konversiyon (faiz indirimi), konsolide (uzun vadeli) ve dalgalı (kısa vadeli) kavramlarının çeldiricilerde kasıtlı olarak ters verildiği belirlenir.
Maliye teorisindeki temel kavramların doğru kullanılıp kullanılmadığını test etmek için.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun ve Modern Borç Yönetimi İlkeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru

2001 krizi öncesi dönemde, kamu yatırım programlarının planlanması (DPT) ile bu projelerin dış finansmanının sağlanması (Hazine) süreçleri arasındaki kopukluk, kamu maliyesi üzerinde ciddi ve kontrol edilemeyen koşullu yükümlülüklerin birikmesine yol açmıştır. Bu "DPT-Hazine dengesizliği" sorununu ortadan kaldırmak ve mali disiplini yeniden tesis etmek amacıyla 2002 yılında yürürlüğe giren 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile modern borç yönetimi ilkelerine geçilmiştir.

Buna göre, 4749 sayılı Kanun ile söz konusu yapısal sorunun çözümüne yönelik getirilen ve borç yönetiminde şeffaflık ile mali disiplini sağlayan en temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazine garantileri ve Hazine ikrazı işlemlerine ilişkin üst sınırların her yıl Bütçe Kanunu ile tayin edilmesi ve öngörülemeyen ödemeler için Merkez Bankası nezdinde "Risk Hesabı" oluşturulması

Cevap

Hazine garantileri ile ikraz işlemlerinin sınırlarının Bütçe Kanunu ile belirlenmesi ve güvence mekanizması olarak Risk Hesabı'nın kurulmasıdır.
4749 sayılı Kanun'un en devrimsel niteliği, kamu kurumlarının geçmişte keyfi olarak başvurduğu garantili dış finansman yollarını katı kurallara bağlamasıdır. Bütçe bütünlüğünü korumak adına, verilebilecek Hazine garantilerinin ve Hazine ikrazlarının üst sınırı (Garanti Limiti) her yıl Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile belirlenmektedir. Ayrıca, verilen bu garantilerin risk yaratması (kurumun borcunu ödeyememesi) ihtimaline karşı Merkez Bankası bünyesinde bir 'Risk Hesabı' oluşturularak, koşullu yükümlülüklerin bütçe nakit akışını aniden bozması engellenmiş ve modern risk yönetimi çerçevesi çizilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
2001 öncesi kamu borçlanma yapısındaki temel sorunu tanımla.
DPT'nin projeleri onaylaması ancak finansman sınırının olmaması nedeniyle kurumların Hazine garantisiyle aşırı borçlanması ve ödenemeyen borçların Hazine'ye yıkılması (koşullu yükümlülük krizi).
Sorunun kök nedenini anlamak, kanunun getirdiği çözümü tespit etmek için gereklidir.
2
4749 sayılı Kanun'un bu soruna getirdiği yapısal çözümleri incele.
Kanun, tek elden borçlanma ilkesini getirmiş, borçlanma limitlerini (net borçlanma limiti ve garanti limiti) doğrudan Yılı Bütçe Kanunu'na bağlamıştır.
Limit mekanizması, borç yönetiminde mali disiplini sağlayan en temel hukuki araçtır.
3
Koşullu yükümlülüklerin (verilen garantilerin) risk yönetimi boyutunu değerlendir.
Garantili borçların ödenememesi durumunda bütçe dengesinin aniden bozulmaması için TCMB nezdinde sadece bu amaçla kullanılacak bir "Risk Hesabı" kurulmuştur.
Risk Hesabı, DPT-Hazine dengesizliğinin yarattığı mali şokları önleyen somut finansal tampon mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun'da Borç/Garanti Limitleri ve Risk Hesabı Mekanizması
Soru 51Soru

Osmanlı Devleti'nden günümüze uzanan süreçte kamu maliyesinin karşılaştığı darboğazlar, borçlanma politikalarında ve borç yönetimi kurumlarında köklü yasal ve yapısal değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, Türkiye'nin mali tarihinde iz bırakan krizler ve bu krizlerin ardından hayata geçirilen düzenlemeler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1958 yılında uygulamaya konulan İstikrar Kararları kapsamında, artan dış ticaret açıkları ve döviz darboğazı gerekçe gösterilerek Cumhuriyet döneminin ilk borç reddi (repudiasyon) gerçekleştirilmiş ve vadesi gelen dış borçlar iptal edilmiştir.

Cevap

1958 İstikrar Kararları'nın bir borç reddi (repudiasyon) olduğunu belirten seçenek yanlıştır. Doğru cevap bu seçenektir.
Soruda yanlış olan ifade sorulmaktadır. 1958 İstikrar Kararları döneminde Türkiye dış borçlarını ödeyemeyeceğini açıklamış ve uluslararası kreditörlerle anlaşarak borçlarını konsolide etmiş, yani bir moratoryum süreci yaşamıştır. İlgili seçenekte iddia edildiği gibi borcun tamamen iptal edilmesi veya reddedilmesi (repudiasyon) Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman uygulanmamış bir yöntemdir. Bu nedenle 1958 krizini borç reddi olarak tanımlayan ifade tarihsel ve kavramsal olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan tarihsel dönemleri (1875, 1881, 1958, 2001) ve bu dönemlerde uygulanan kamu borç yönetimi kararlarını analiz etmek.
1875 Ramazan Kararnamesi'nin moratoryum, 1881 Muharrem Kararnamesi'nin konsolidasyon ve 2001'deki 4749 sayılı Kanun'un borç yönetimini merkezileştirme adımları olduğu doğrulanır.
Yanlış olan tarihi ve yasal eşleştirmeyi tespit edebilmek için doğru ifadeleri elemek.
2
Cumhuriyet dönemindeki dış borç krizlerini ve 'borcun reddi (repudiasyon)' kavramının Türkiye tarihindeki yerini değerlendirmek.
1958 yılındaki İstikrar Kararları neticesinde Türkiye'nin dış borçlarını ödeyemez duruma düştüğü (moratoryum) ve Paris Kulübü çerçevesinde borçlarını yapılandırdığı (konsolidasyon) görülür. Borcun hukuken ve fiilen tanınmaması anlamına gelen repudiasyon yaşanmamıştır.
Kavramsal bir hata (moratoryum ile repudiasyonun karıştırılması) içeren seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Kamu Borçlanmasının Tarihsel Kırılma Noktaları
Soru 52Soru

Kamu finansmanı verilerini inceleyen bir uzman, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayımladığı iç borç stoku istatistiklerini değerlendirmektedir. Uzman raporunda, borçlanma stratejisi kapsamında piyasaya sunulan Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) çeşitliliğini, vade yapılarını ve döviz kompozisyonunu ele alacaktır.

Buna göre, Türkiye'de iç borç stokunun yapısı ve borçlanma araçlarının özellikleriyle ilgili olarak analistin yapacağı aşağıdaki tespitlerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vadesi bir yıldan kısa olan Hazine bonoları temel olarak iskontolu ihraç edilirken; bir yıl ve daha uzun vadeli Devlet tahvilleri piyasa koşullarına göre iskontolu, sabit faizli, değişken faizli veya TÜFE'ye endeksli kuponlu senetler olarak ihraç edilebilmektedir.

Cevap

Hazine bonolarının kısa vadeli ve iskontolu, Devlet tahvillerinin ise uzun vadeli ve çeşitli kupon türleriyle ihraç edilebildiğini belirten ifade doğrudur.
Türkiye'de Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) vade yapısına göre ikiye ayrılır: Hazine bonoları vadesi 1 yıldan kısa olan ve genel olarak iskontolu satılan araçlardır. Devlet tahvilleri ise vadesi 1 yıl veya daha uzun olan, iskontolu ihraç edilebileceği gibi piyasanın faiz/enflasyon beklentilerine karşılık verebilmek amacıyla sabit, değişken veya TÜFE'ye endeksli kuponlu olarak ihraç edilebilen araçlardır.

Adım Adım Çözüm

1
DİBS türlerinin vade yapılarına göre sınıflandırılmasını incelemek
Hazine bonolarının 1 yıldan kısa (364 güne kadar), Devlet tahvillerinin ise 1 yıl ve daha uzun vadeli araçlar olduğu belirlenir.
Vade farkı, dalgalı ve konsolide borç ayrımının temelini oluşturur.
2
Borçlanma araçlarının getiri türlerini ve ihraç yöntemlerini analiz etmek
Kısa vadeli bonoların iskontolu satıldığı, uzun vadeli tahvillerin ise esneklik sağlamak amacıyla iskontolu, sabit faizli, değişken faizli veya enflasyona (TÜFE'ye) endeksli kuponlu olabildiği doğrulanır.
Hazine, piyasa beklentilerine ve risk yönetimine göre ürün çeşitliliği sağlar.
3
Seçeneklerdeki diğer kavramsal ifadelerin geçerliliğini test etmek
İç borçta da döviz cinsi ihraçların olduğu, tahkimin vade uzatımı anlamına geldiği ve çoklu fiyat ihalesinin tek fiyattan farklı olduğu tespit edilerek diğer seçeneklerin yanlışlığı kanıtlanır.
Soruda yer alan çeldiricilerin her biri borç yönetimindeki temel bir hataya dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) Vade ve Getiri Yapısı
Soru 53Soru

Türkiye'de 1989 yılında 32 Sayılı Karar ile sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesinin ardından, 1990'lı yıllar boyunca kamu kesimi finansman açıklarının kapatılmasında uygulanan borçlanma stratejisi, ekonomiyi kırılgan bir yapıya sürüklemiştir. Bu dönemde Hazine'nin borçlanma vadelerinin giderek kısalmasına ve iç borç stokunun bir "borç sarmalına" (ponzi türü finansman) dönüşmesine yol açan temel makroekonomik finansman politikası tercihi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bütçe açıklarının finansmanında, yüksek reel faiz ve baskılanmış döviz kuru aracılığıyla yurt içine çekilen kısa vadeli spekülatif yabancı sermayeye (sıcak para) dayalı iç borçlanma politikasının izlenmesi

Cevap

1990'lı yıllarda Türkiye'deki borç sarmalının temel nedeni, yüksek reel faiz ve düşük kur (baskılanmış kur) politikasıyla ülkeye çekilen kısa vadeli spekülatif sermayeye (sıcak para) dayalı bir iç borçlanma döngüsünün benimsenmiş olmasıdır.
1989 yılında 32 Sayılı Karar ile sermaye hareketleri serbest bırakıldıktan sonra, 1990'lı yıllarda Türkiye'nin uyguladığı temel finansman stratejisi 'yüksek reel faiz - düşük kur' ikilemine dayanıyordu. Bütçe açıklarını finanse etmekte zorlanan Hazine, iç piyasadan borçlanabilmek için reel faizleri yükseltti. Aynı zamanda döviz kurunun enflasyon oranında artmasını engelleyerek yabancı yatırımcılara büyük bir 'arbitraj' olanağı sağladı. Bu durum kısa vadeli spekülatif sermaye (sıcak para) girişini hızlandırdı ve devletin iç borçlanma ihalelerine olan talebi canlı tuttu. Ancak bedeli çok ağır oldu: Hazine'nin borçlanma vadeleri aşırı kısaldı (birkaç aya kadar düştü), borçların anapara ve faizi ancak daha yüksek faizli yeni borçlarla ödenebildi (ponzi finansmanı) ve Türkiye ekonomisi yapısal bir borç sarmalının içine hapsoldu.

Adım Adım Çözüm

1
1989 yılındaki 32 Sayılı Karar'ın etkisini analiz et.
Sermaye hareketlerinin (finansal hesapların) serbestleştirilmesi, yabancı sermayenin Türkiye piyasalarına giriş çıkışını serbest hale getirmiştir.
Bu durum, Hazine'ye bütçe açıklarını dış kaynak girişleriyle (sıcak para) finanse etme olanağı tanımıştır.
2
1990'lı yıllardaki faiz ve kur politikasının iç borçlanmaya etkisini değerlendir.
Hazine iç borçları çevirebilmek için reel faizleri çok yüksek tutmuş, aynı zamanda döviz kurlarının enflasyon oranında artmasına izin vermeyerek (düşük kur) yabancı yatırımcılar için büyük bir arbitraj fırsatı yaratmıştır.
Yatırımcılar döviz getirip yüksek faizli TL cinsi devlet tahvili/bonosu almış, vade sonunda yüksek TL getirisini düşük kurdan tekrar dövize çevirerek olağanüstü kârlar elde etmiştir.
3
Bu finansman tercihinin vade yapısına ve borç stokuna olan nihai etkisini belirle.
Sıcak paraya olan aşırı bağımlılık ve yüksek risk primi, Hazine'nin uzun vadeli borçlanamamasına neden olmuş, vadeler birkaç aya kadar inmiş ve faiz ödemeleri bütçeyi yutarak sistemi 'ponzi' karakterli bir borç sarmalına sürüklemiştir.
Ana para ve faiz ödemelerinin, sürekli daha yüksek faizli yeni borçlarla kapatılmaya çalışılması vadeyi bozmuş ve sarmalı derinleştirmiştir.

Anahtar Kavram

1990'lar İç Borç Sarmalı ve Sıcak Para Politikası
Soru 54Soru

Türkiye'nin uluslararası piyasalarla olan finansal entegrasyonu derinleştikçe, yurtdışından sağlanan kaynakların niteliğinde ve borçluların sektörel dağılımında köklü yapısal değişimler yaşanmıştır.

Bu bağlamda, Türkiye'nin toplam dış yükümlülüklerinin bileşimi, alacaklı profili ve vade yapısındaki dönüşüm dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarihsel süreçte ikili ve çok taraflı resmi kurumların dış finansman içindeki ağırlığı nispi olarak azalırken; tahvil ihraçları ve uluslararası ticari banka kredileri yoluyla özel alacaklıların stoka katkısı belirgin şekilde artmıştır.

Cevap

Tarihsel süreçte ikili ve çok taraflı resmi kurumların dış finansman içindeki ağırlığı azalırken, tahvil ihraçları ve uluslararası ticari banka kredileri yoluyla özel alacaklıların payının artması yönündeki yapısal dönüşüm ifadesi doğrudur.
Türkiye'nin dış borçlanma tarihinde önceleri IMF, Dünya Bankası gibi çok taraflı kuruluşlar ile ikili resmi alacaklılar ağırlıktayken, küresel finansal sistemle entegrasyon sonucu uluslararası tahvil yatırımcıları ve ticari bankalar (özel alacaklılar) dış borç portföyünün en büyük parçasını oluşturmaya başlamıştır. Bu seçenek, alacaklı kompozisyonundaki tarihsel değişimi eksiksiz yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış borcun alacaklı profiline göre tarihsel gelişimini analiz etmek.
Eskiden devletlerarası (ikili) ve uluslararası kuruluşlar (çok taraflı) menşeli krediler yaygındı.
Bu kurumlar geçmişte kalkınma finansmanında ana kaynaktı ve piyasa bazlı borçlanma imkanları kısıtlıydı.
2
Finansal serbestleşme sonrası alacaklı yapısındaki değişimi incelemek.
Küresel piyasalara entegrasyonla birlikte tahvil ihraçları (Eurobond) ve uluslararası bankalardan sağlanan sendikasyon kredileri hız kazandı.
Özel sektörün uluslararası piyasalara doğrudan erişiminin açılması ve Hazine'nin piyasa bazlı enstrümanlara yönelmesi alacaklı profilini 'özel alacaklılar' lehine değiştirmiştir.
3
Vade ve sektörel borç dağılımı ile borç yönetimini değerlendirmek.
Özel sektör payı artmış, kısa vadeli borçlar büyük oranda özel sektör ticari kredilerinde yoğunlaşmış ve kamu borçlanma yetkisi Hazine uhdesinde toplanmıştır.
Bütçe finansmanı uzun vade gerektirdiğinden Hazine kısa vadeye yönelmez; ticaretin doğası gereği özel sektör kısa vadeli fonlama kullanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Dış Borç Profilinde Alacaklı, Borçlu ve Vade Yapısının Dönüşümü
Soru 55Soru

Türkiye'de kamu borç yönetiminin yasal çerçevesini çizen Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, mali disiplini tesis etmek amacıyla borçlanma yetkisine bir üst sınır getirmiştir.

Bu kanuna göre, bir mali yıl içinde gerçekleştirilebilecek 'net borçlanma limiti' kural olarak aşağıdakilerden hangisine eşittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yılı bütçe kanununda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark miktarına

Cevap

Doğru cevap, net borçlanma limitinin yılı bütçe kanunundaki başlangıç ödenekleri ile tahmin edilen gelirler arasındaki farka eşit olduğunu belirten ifadedir.
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5. maddesinde net borçlanma limiti açıkça tanımlanmıştır. Buna göre, yılı bütçe kanununda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark miktarı kadar net borçlanma yapılabilir. Bu kural, yürütme organının yasama organından (Meclis'ten) izinsiz ve sınırsız borçlanmasını engelleyerek mali disiplini garanti altına alır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da yer alan 'net borçlanma limiti' tanımını hatırla.
Kanun'un 5. maddesi, borçlanma limitini bütçe kanunundaki başlangıç dengesi ile ilişkilendirir.
Mali disiplini sağlamak için borçlanma yetkisinin yasama organının onayladığı bütçe sınırları içinde kalması amaçlanmıştır.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri kanuni tanım ile karşılaştır.
Başlangıç ödenekleri ile tahmin edilen gelirler arasındaki farkın kanuni limit olduğu tespit edilir.
Diğer seçenekler makroekonomik hedefleri, geçmiş yıl verilerini veya mülga olmuş Merkez Bankası avans uygulamalarını içermektedir.

Anahtar Kavram

Net Borçlanma Limiti
Soru 56Soru

Kamu hizmetlerinin gördürülmesinde Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) veya Yap-İşlet-Devret (YİD) gibi modeller sıklıkla kullanılmaktadır. Bu projelerde görevli şirketin yurt dışından sağladığı kredilerin, sözleşmenin süresinden önce feshedilerek tesisin kamu idaresi tarafından devralınması durumunda devletin sorumluluğuna geçmesi söz konusu olabilmektedir.

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, bu tür olağandışı durumlarda proje dış finansmanının devlet tarafından devralınarak yönetilmesini ifade eden yasal müessese ve bu müessesenin temel işleyişi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borç Üstlenimi - Tesisin ilgili idarece devralınması şartıyla, görevli şirket tarafından sağlanan dış finansmanın Hazine tarafından üstlenilmesidir.

Cevap

Doğru seçenek 'Borç Üstlenimi' kavramını ve bunun tesisin devralınması şartıyla dış finansmanın Hazinece üstlenilmesi olduğunu ifade eden seçenektir.
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 8/A maddesi çerçevesinde, Yap-İşlet-Devret (YİD) ve benzeri Kamu-Özel İşbirliği modelleriyle gerçekleştirilen projelerde sözleşmenin süresinden önce feshedilerek tesisin ilgili idareler tarafından devralınması hâlinde, görevli şirket tarafından sağlanan dış finansmanın Hazine tarafından devralınması işlemine 'Borç Üstlenimi' adı verilmektedir. Doğru seçenek bu mekanizmayı ve işleyiş şartını eksiksiz tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
KÖİ/YİD projelerinde sözleşmenin erken feshedilmesi durumunda devreye giren mekanizmanın ne olduğunu analiz et.
Özel şirketin sağladığı dış finansmanın devlet güvencesine alınması ve borcun Hazine'ye geçmesi süreci işlemektedir.
Kamu hizmetinin aksamaması için tesisin kamuya geçmesiyle birlikte, tesisin inşası için alınan dış borçların da devlet tarafından devralınması yasal bir zorunluluk haline gelir.
2
Bu mekanizmanın 4749 sayılı Kanun'daki tam hukuki karşılığını tespit et.
4749 sayılı Kanun'un 8/A maddesinde bu durum açıkça 'Borç Üstlenimi' olarak tanımlanmıştır.
Kanun, Hazine Garantisi ile Borç Üstlenimi kavramlarını birbirinden ayırmıştır. Özel sektör projelerinin dış borçlarının fesih anında devralınması doğrudan 'Borç Üstlenimi'dir.

Anahtar Kavram

Borç Üstlenimi Mekanizması ve Kapsamı
Soru 57Soru

Ekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülebilir büyümenin finansmanı bağlamında, dış kaynak ihtiyacının karşılanma biçimi büyük önem taşımaktadır. Ülkemizin borçlanma dinamikleri analiz edildiğinde; Hazine'nin uluslararası sermaye piyasalarına tahvil ihraçları yoluyla doğrudan erişim sağlamasının alacaklı kompozisyonunu değiştirdiği ve özel sektörün sendikasyon kredileri gibi araçlarla dış finansman kullanımını önemli ölçüde artırdığı görülmektedir.

Bu bağlamda, dış borç stokunun vade, sektörel dağılım ve alacaklı yapısındaki gelişim eğilimleri incelendiğinde, aşağıda verilen tespitlerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam dış borç portföyünde geçmişte kamunun ağırlığı belirginken zamanla bu yük büyük oranda özel sektöre devrolmuştur; Hazine'nin aktif borç yönetimi stratejisi doğrultusunda, çok taraflı ve ikili resmi alacaklıların yerini tahvil ihracına dayalı özel alacaklılar almış ve kamu dış borcunun ortalama vadesi uzun döneme yayılmıştır.

Cevap

Toplam dış borç portföyünde geçmişte kamunun ağırlığı belirginken zamanla bu yük büyük oranda özel sektöre devrolmuştur; Hazine'nin aktif borç yönetimi stratejisi doğrultusunda, çok taraflı ve ikili resmi alacaklıların yerini tahvil ihracına dayalı özel alacaklılar almış ve kamu dış borcunun ortalama vadesi uzun döneme yayılmıştır.
Doğru seçenek, Türkiye'nin dış borç stokundaki yapısal dönüşümü tam ve eksiksiz bir şekilde yansıtmaktadır. Finansal serbestleşme süreciyle birlikte özel sektörün dış borçlanma hacmi hızla artarak kamuyu geride bırakmıştır. Aynı zamanda Hazine, proje kredileri veya uluslararası resmi kuruluş desteklerinden ziyade, doğrudan uluslararası piyasalarda ihraç ettiği eurobondlar aracılığıyla özel yatırımcılardan uzun vadeli borçlanma yolunu tercih etmiş; böylece ortalama vade uzarken alacaklı kompozisyonu özel alacaklılar lehine değişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış borç stokunun sektörel dağılımındaki tarihsel değişimi analiz et.
Dış borç yükünün tarihsel olarak kamu sektöründen özel sektöre kaydığı tespit edilir.
Özel sektörün dışa açılması ve küresel finansman imkanlarından daha fazla yararlanmaya başlaması bu yapısal dönüşümün temel nedenidir.
2
Alacaklı yapısındaki kompozisyon değişimini değerlendir.
Kamu dış borçlanmasında, IMF ve Dünya Bankası gibi çok taraflı kuruluşlar ile ikili resmi kreditörlerin payı azalırken, uluslararası tahvil piyasalarından (eurobond) sağlanan finansmanın payı artmıştır.
Hazine, borçlanma kaynaklarını çeşitlendirmek, yatırımcı tabanını genişletmek ve dış müdahaleleri azaltmak amacıyla uluslararası sermaye piyasalarına yönelmiştir.
3
Vade yapısı ve borç türü ilişkisini kur.
Hazinenin tahvil ihraçları uzun vadeli konsolide borç niteliği taşıdığından, kamu dış borç stokunun ortalama vadesi kısalmamış, uzamıştır.
Makroekonomik riskleri (kur ve likidite riskleri) en aza indirmek ve borç servisi profilini daha dengeli bir yapıya kavuşturmak için uzun vadeli borçlanma stratejisi izlenmektedir.

Anahtar Kavram

Dış Borç Stokunun Sektörel ve Alacaklı Kompozisyonu
Soru 58Soru

Hazine ve Maliye Bakanlığında uzman yardımcısı olarak göreve başlayan Ali, Türk maliye tarihinde borçlanma politikalarının kurumsal evrimi üzerine kapsamlı bir rapor hazırlamaktadır. Raporda, İmparatorluktan Cumhuriyet'e geçişte ve sonrasındaki on yıllarda patlak veren finansal krizler ile bu krizlerin yasal altyapıda yarattığı köklü değişiklikler analiz edilmiştir.

Buna göre, söz konusu raporda yer alması muhtemel aşağıdaki tarihi analizlerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2002 yılında yürürlüğe giren Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, tüm kamu kurumlarına kendi bütçe dengeleri doğrultusunda uluslararası piyasalardan doğrudan ve bağımsız olarak dış borçlanma yetkisi tanımıştır.

Cevap

2002 yılında yürürlüğe giren Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un kamu kurumlarına bağımsız dış borçlanma yetkisi tanıdığını iddia eden seçenektir.
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, Türkiye'de kamu borç yönetimini tek elde (Hazine'de) toplamak amacıyla çıkarılmıştır. İlgili kanun, genel bütçeli idarelerin ve diğer kamu kurumlarının hazine garantisi olmaksızın ve Hazine izni bulunmaksızın doğrudan uluslararası piyasalardan bağımsız dış borçlanma yapmasını engellemiştir. Dolayısıyla kanunun idarelere bağımsız dış borçlanma yetkisi tanıdığı tespiti kesinlikle yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki tarihsel olayların ve yasal düzenlemelerin borç yönetimi üzerindeki etkilerini analiz etmek.
Ramazan Kararnamesi'nin moratoryum olduğu, 1958'de borçların tahkim edildiği ve 1980 sonrasında açıkların finansmanında DİBS'e yönelindiği tespit edilir.
Krizlerin ardından uygulanan borç yönetimi stratejilerinin (moratoryum, konsolidasyon, emisyondan kaçınma) tarihsel gerçeklerle uyumunu kontrol etmek için.
2
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un getirdiği temel yapısal değişiklikleri değerlendirmek.
2001 krizi sonrası çıkarılan bu kanunun temel amacının kamu borçlanmasını disiplin altına almak ve dış borçlanma yetkisini Hazine ve Maliye Bakanlığında 'tek elde' toplamak olduğu belirlenir.
Kanunun getirdiği 'tek elden yönetim' ilkesi ile seçenekte iddia edilen 'kurumlara bağımsız dış borçlanma yetkisi verilmesi' durumu arasındaki mantıksal çelişkiyi saptamak için.

Anahtar Kavram

4749 Sayılı Kanun ve Kamu Borç Yönetiminin Merkezileşmesi
Soru 59Soru

Türkiye'de kamu borçlanmasının tarihsel seyri incelendiğinde; Osmanlı Devleti'nin ilk dış borcunu aldığı 1854 yılından başlayarak, Cumhuriyet döneminde 1933, 1958, 1980 ve nihayetinde 2001 krizini takip eden yasal düzenlemelere kadar uzanan süreçte borç yönetimini şekillendiren kritik dönüm noktaları yaşanmıştır.

Bu tarihsel süreç ve dönüm noktalarıyla ilgili aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2001 krizinin ardından mali disiplini sağlamak amacıyla çıkarılan 4749 sayılı Kanun, iç ve dış borçlanma ile garanti verme yetkilerini tek elde toplayarak kamu borç yönetimine yasal limitler getirmiştir.

Cevap

4749 sayılı Kanun'un, iç ve dış borçlanma ile garanti verme yetkilerini tek elde toplayarak kamu borç yönetimine yasal limitler getirdiğini belirten ifade doğrudur.
Doğru yanıt, 4749 sayılı Kanun'un etkilerini doğru bir şekilde açıklayan ifadedir. 2001 krizi sonrasında Türkiye'de borç yönetimini modernleştirmek ve mali disiplini tesis etmek amacıyla 2002 yılında 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Bu kanun, o döneme kadar dağınık durumda olan borçlanma yetkilerini Hazine bünyesinde tek elde toplamış, her yıl bütçe kanunlarıyla belirlenen borçlanma limitleri (net borçlanma limiti) getirmiş ve Hazine garantisi verilmesi süreçlerini sıkı kurallara bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan tarihsel dönemleri ve borç yönetimi kavramlarını eşleştirerek incelemek.
Ramazan Kararnamesi'nin 'repudiasyon' değil 'moratoryum' olduğu; 1958 krizinin 'iç borç tahkimi' değil 'dış borç ertelemesi' olduğu belirlendi.
Tarihsel olayların hangi borç yönetimi kavramına (tahkim, moratoryum, repudiasyon) denk geldiğini doğrulamak.
2
2002 yılında yürürlüğe giren 4749 sayılı Kanun'un temel amacını analiz etmek.
Kanunun temel amacının yerel kurumların borçlanma yetkisini artırmak değil, tüm süreci Hazine bünyesinde tek elde toplayarak disiplin ve şeffaflık sağlamak olduğu saptandı.
Cumhuriyet tarihinin en önemli borç yönetimi reformlarından biri olan kanunun etkilerini doğru yorumlamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Kamu Borç Yönetiminin Tarihsel Gelişimi ve 4749 Sayılı Kanun
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru

Bir makroekonomik analiz raporunda, gelişmekte olan bir piyasa ekonomisi olarak Türkiye'nin uluslararası fon akımlarından aldığı pay, Hazine operasyonlarının niteliği ve yurt içi yerleşiklerin yurt dışı yükümlülükleri incelenmektedir. Raporda, dış finansman kaynaklarının türü, borcun vadesi ve yükümlülüğü üstlenen kurumların sektörel dağılımında zaman içinde belirgin yapısal kırılmalar yaşandığı tespit edilmiştir.

Bu yapısal kırılmalar ve Türkiye'nin dış finansman dinamikleri göz önüne alındığında, borç stokunun gelişimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarihsel süreçte kreditör kompozisyonu ikili ve çok taraflı resmi kuruluşlardan uluslararası tahvil piyasalarına ve özel bankalara doğru kayarken; Hazine'nin aktif yönetimine rağmen özel sektörün dış borç yükü belirli dönemlerde kamu sektörünü aşmış ve stok ağırlıklı olarak uzun vadeli yükümlülüklerden oluşmuştur.

Cevap

Doğru tespit, dış borç yapısında resmi kreditörlerden tahvil piyasalarına geçiş yaşandığını, özel sektörün payının kamuyu aştığını ve stokun genel olarak uzun vadeli yükümlülüklerden oluştuğunu belirten ifadedir.
Türkiye'nin dış borçlanma tarihinde, özellikle 1980 sonrası ve 2000'li yıllarda IMF, Dünya Bankası gibi çok taraflı ve devletler arası ikili kredilerin yerini uluslararası piyasalardaki özel banka kredileri ve tahvil (eurobond) ihraçları almıştır. Ayrıca, finansal serbestleşme ile birlikte özel sektörün dış borçlanması hızla artarak kamunun payını geçmiş; risk yönetimi açısından da borçların ağırlıklı olarak uzun vadeli yapılandırılmasına özen gösterilmiştir. Bu ifade, dış borç stokunun yapısal dönüşümünü eksiksiz ve doğru bir şekilde özetlemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış borç stokunun tarihsel süreçteki kreditör kompozisyonunu analiz et
Başlangıçta Dünya Bankası, IMF gibi çok taraflı ve ülkeler arası ikili krediler ağırlıktayken, küreselleşme ve finansal serbestleşme ile birlikte sendikasyon kredileri, seküritizasyonlar ve eurobond ihraçları yoluyla özel bankalar ve uluslararası tahvil piyasaları ana kreditör haline gelmiştir.
Dış finansman kaynaklarının türündeki yapısal kırılmayı tespit etmek.
2
Borcu üstlenen kurumların (kamu/özel) sektörel dağılımındaki değişimi değerlendir
Özellikle 2000'li yıllardan sonra özel sektörün dış borçlanma ivmesi artmış ve Türkiye'nin toplam dış borç stoku içinde özel sektörün payı kamu sektörünü geride bırakmıştır.
Yurt içi yerleşiklerin sektörel dış borç yükü değişimini belirlemek.
3
Dış borcun vade yapısı ile Hazine stratejilerini eşleştir
Hazine'nin borç yönetimi stratejileri ve rollover (borç çevirme) politikaları gereği, kur ve likidite risklerini minimize etmek amacıyla dış borçlanmalarda (özellikle eurobond ihraçlarında) uzun vade tercih edilmiş, stok ağırlıklı olarak uzun vadeli borçlardan oluşmuştur.
Dış borcun vade kompozisyonunu doğru sınıflandırmak.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Dış Borç Stokunun Sektörel, Vadeli ve Kreditör Bazında Yapısal Dönüşümü
ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki
Türkiye'de Kamu Borçlanması Alıştırma Soruları — KPSS Maliye — Sayfa 3 | Examkin