Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 soru

Soru 361Soru

Uluslararası bir uyuşmazlıkta yargı yetkisini kullanan bir mahkemenin, pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak uyuşmazlığı tamamen adalet ve hakkaniyet duygusuna (exex aequoaequo etet bonobono) dayalı olarak sonuçlandırabilmesi için karşılanması gereken öncelikli koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlığın taraflarının bu yöntemin uygulanması konusunda açıkça rıza göstermiş olması

Cevap

Uyuşmazlık taraflarının bu yöntemin uygulanması konusunda açıkça rıza göstermiş olması doğru cevaptır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, tarafların kabul etmesi kaydıyla Divan'ın 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) uyarınca karar verme yetkisini saklı tutar. Bu durum, mahkemenin mevcut pozitif hukuk kurallarını uygulamak yerine adalet duygusuna dayanarak karar vermesini sağlar ve ancak tarafların bu yöndeki açık irade beyanıyla mümkündür.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesini inceleyin.
Maddenin ilk fıkrası asli ve yardımcı kaynakları sayarken, ikinci fıkrası özel bir durum öngörür.
Yargı organının hangi kurallara göre karar vereceği bu maddede düzenlenmiştir.
2
Madde 38/2'de yer alan 'ex aequo et bono' ifadesinin şartını belirleyin.
İlgili fıkra, tarafların uyuşması (rıza göstermesi) halinde bu yetkinin kullanılabileceğini açıkça belirtir.
Devletlerin egemenliği gereği, hukuk dışı bir kritere ancak kendi rızalarıyla tabi tutulabilirler.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet yetkisinin (Ex Aequo et Bono) hukuk kurallarını askıya alabilmesi için tarafların açık rızasının şart olması.

İpuçları

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrasını hatırlayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 362Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü’nün 38. maddesi kapsamında, uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan 'hakkaniyet' (equityequity) kavramı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisinin sınırlarını ve niteliğini doğru yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan'ın pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak hakkaniyet temelinde hüküm kurabilmesi için uyuşmazlık taraflarının bu yönde açıkça yetki vermesi zorunluyken; hukukun genel bir ilkesi olarak hakkaniyetin uyuşmazlığa uygulanması için tarafların ayrıca bir rızası gerekmez.

Cevap

Divan'ın pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakarak hakkaniyet temelinde hüküm kurabilmesi (exex aequoaequo etet bonobono) için uyuşmazlık taraflarının açık rızası şarttır; ancak hakkaniyetin hukukun genel bir ilkesi olarak uyuşmazlığa dahil edilmesi (infrainfra legemlegem) tarafların ayrıca bir rızasına bağlı değildir.
Doğru ifade, hakkaniyetin uluslararası yargıdaki çift yönlü yapısını vurgulamaktadır. Uluslararası hukukta 'hakkaniyet' (equityequity), bazen mevcut hukuk kurallarının adaletli bir şekilde yorumlanması ve uygulanması (infrainfra legemlegem) için kullanılan genel bir ilkedir ve bu durumda Divan zaten yetkilidir. Ancak 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) yetkisi, Divan'ın mevcut antlaşma ve teamülleri bir kenara bırakarak tamamen adalet mülahazalarıyla karar vermesidir ki bu durum Statü'nün 38/2 maddesi uyarınca tarafların bu konuda Divan'a 'açıkça' yetki vermesini zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Hakkaniyet kavramının uluslararası hukuktaki iki temel görünümünü ayırt etme.
Hakkaniyet, hem hukukun bir parçası (infra legem) hem de hukukun dışında/üstünde bir karar verme yetkisi (ex aequo et bono) olarak karşımıza çıkar.
UAD Statüsü m. 38/1 ve m. 38/2 arasındaki farkı anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
UAD Statüsü Madde 38/2'deki rıza şartını inceleme.
Madde 38/2, Divan'ın hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) uyarınca karar verebilmesi için tarafların bu konuda 'açıkça anlaşmaları' gerektiğini belirtir.
Pozitif hukuk kurallarının (antlaşma, teamül) dışına çıkılması devlet egemenliği gereği ancak rıza ile mümkündür.
3
Hukukun genel ilkeleri ile hakkaniyet ve nisfet arasındaki ilişkiyi kurma.
Hukukun genel ilkeleri (m. 38/1-c) asli kaynaktır ve Divan tarafından rıza aranmadan uygulanır; ancak hakkaniyet ve nisfet (m. 38/2) ek bir yetkilendirme gerektirir.
Hakkaniyetin hukukun içinde mi (interpretative) yoksa hukuk yerine mi (ex aequo et bono) uygulandığı ayrımı doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet yetkisi (Ex Aequo et Bono) tarafların rızasına bağlı bir yetkidir; buna karşın hukukun genel bir ilkesi olarak hakkaniyetin (Equity infra legem) uygulanması rıza gerektirmez.

Daha Fazla Pratik

Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davalarında hakkaniyetin rıza olmaksızın nasıl kullanıldığını (equity infra legem) incelemek, bu kavramın sınırlarını daha iyi anlamanızı sağlar.

Alternatif Yöntem

UAD Statüsü'nün 38. maddesinin 1. fıkrası ile 2. fıkrasını karşılaştırarak; 1. fıkradaki kaynakların rıza gerektirmediğini, 2. fıkradaki yöntemin ise ancak tarafların rızasıyla hukukun yerini alabileceğini hatırlamak çözümü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 363Soru

Uluslararası hukukta "doktrin" (öğreti) kaynağının hukuki niteliği ve diğer kaynaklar arasındaki yeri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kaynak için geçerli bir ifadedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının saptanmasında kullanılan yardımcı bir araçtır.

Cevap

Doktrin (öğreti), uluslararası hukuk kurallarının saptanmasında başvurulan yardımcı bir araçtır.
Uluslararası hukukta doktrin, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı bir araç olarak kabul edilir. Bu, doktrinin kendi başına yeni bir norm yaratmadığı, ancak mevcut normların (antlaşma, teamül vb.) varlığını ve kapsamını belirlemede kanıt veya açıklama sunduğu anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesini analiz et.
Maddede antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler asli kaynak; yargı kararları ve doktrin ise yardımcı kaynak olarak sayılmıştır.
Hukuk kaynaklarının niteliğini doğru sınıflandırmak için temel referans metnidir.
2
Doktrinin işlevini belirle.
Doktrin yeni bir kural koymaz, mevcut kuralın ne olduğunu veya nasıl yorumlanması gerektiğini açıklar.
Yardımcı kaynağın asli kaynaktan farkını ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

Doktrin, uluslararası hukukta kuralların içeriğini ve varlığını tespite yarayan yardımcı (subsidiary) bir kaynaktır.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38'de sayılan diğer yardımcı kaynak olan 'yargı kararları' ile doktrin arasındaki benzerlikleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 364Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi rejimi ve uluslararası hukuk doktrini çerçevesinde, emredici kurallar (jusjus cogenscogens) ile antlaşmaların geçerliliği ve sona ermesi arasındaki hukuki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Emredici bir kuralın ihlali durumunda uyuşmazlık çözülemezse, Sözleşme uyarınca taraflardan biri uyuşmazlığı tek taraflı bir başvuru ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun nihai ve bağlayıcı kararına sunmak zorundadır.

Cevap

Antlaşmanın emredici bir kurala aykırılığı durumunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu değil, Uluslararası Adalet Divanı yetkilidir.
Uluslararası hukukta emredici bir kuralın (jusjus cogenscogens) ihlali iddiasına dayalı bir antlaşma uyuşmazlığında, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 66. maddesi uyarınca, taraflar uyuşmazlığı Uluslararası Adalet Divanı'na (UADUAD) taşıma hakkına sahiptir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bu konuda yargısal veya bağlayıcı bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Emredici kural (jus cogens) kavramını analiz etme
Jus cogens, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden sapmaya izin verilmeyen hiyerarşik olarak en üstteki kurallardır.
Normlar hiyerarşisindeki yerini belirlemek için gereklidir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. ve 64. maddelerini karşılaştırma
53. madde mevcut jus cogens kuralına aykırılığı (mutlak butlan), 64. madde ise sonradan ortaya çıkan kuralı (sona erme) düzenler.
Geçersizlik ve sona erme arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.
3
Uyuşmazlık çözüm usulünü (66. madde) inceleme
Viyana Sözleşmesi, emredici kurallarla ilgili uyuşmazlıklarda Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) tek taraflı başvuru hakkı tanımıştır.
Hangi uluslararası organın yetkili olduğunu tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Jus Cogens ve Uluslararası Adalet Divanı'nın Zorunlu Yargı Yetkisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 365Soru

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemlerinin (unilateral acts) hukukî bağlayıcılığı ve bu işlemlerin geri alınabilirliği hususu, özellikle Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatları ve Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (ILC) 2006 tarihli Rehber İlkeleri çerçevesinde belirlenmiştir. Buna göre, bir devletin yetkili organları aracılığıyla kamuoyuna açıkladığı tek taraflı bir irade beyanının, ilgili devlet için hukuken bağlayıcı bir yükümlülük doğurabilmesi ve bu yükümlülüğün sona erdirilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek taraflı irade beyanının bağlayıcı olması için mutlaka yazılı bir formda olması veya diğer devletlerin kabulüne (onayına) tabi olması şart olmayıp; beyanın kamuya açık yapılması ve devletin hukuken bağlanma niyetinin (animus obligandi) mevcudiyeti yeterlidir.

Cevap

İrade beyanının bağlayıcı olması için yazılı form veya diğer devletlerin kabulü şart değildir; kamuya açıklık ve bağlanma niyeti (animus obligandi) yeterlidir.
Uluslararası hukukta tek taraflı bir işlemin bağlayıcı olması için, beyanın kamuya açık bir şekilde yapılması ve devletin bu yolla bir hukukî yükümlülük altına girme niyetinin (animus obligandi) bulunması yeterlidir. Bu kriterler sağlandığında, işlem ne bir antlaşma formuna ihtiyaç duyar ne de muhatapların kabulüne bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tek taraflı işlemin geçerlilik şartlarını analiz etme.
Bağlayıcılık için yazılılık şartı aranmaz; sözlü beyanlar da (örneğin Ihlen Deklarasyonu) bağlayıcı olabilir.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD), 1974 Nükleer Denemeler davasında bu ilkeyi netleştirmiştir.
2
İrade unsurunun (animus obligandi) rolünü değerlendirme.
Beyanda bulunan devletin bu beyanla hukuken bağlanma amacı gütmesi zorunludur.
Niyet olmaksızın yapılan siyasi beyanlar hukuki bir tek taraflı işlem sayılmaz.
3
Geri alma (revocation) ve iyi niyet ilişkisini inceleme.
Tek taraflı işlemler iyi niyet (good faith) ilkesine dayanır ve keyfi olarak geri alınamaz.
Uluslararası toplumun ve muhatap devletlerin bu beyana dayalı haklı beklentileri korunmalıdır.

Anahtar Kavram

Devletlerin tek taraflı işlemlerinde animus obligandi (bağlanma niyeti) ve aleniyet (publicity) ilkeleri.

Daha Fazla Pratik

UAD'nin 1974 Nükleer Denemeler (Avustralya - Fransa) davasındaki gerekçelerini incelemek, tek taraflı işlemlerin sınırlarını anlamak için kritiktir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 366Soru

Uluslararası hukuk kaynakları hiyerarşik olarak sınıflandırıldığında, yargı kararları (içtihatlar) aşağıdaki kategorilerden hangisinde yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yardımcı kaynaklar

Cevap

Uluslararası hukukta yargı kararları, hukuk kurallarını tespit etmeye yarayan 'yardımcı kaynaklar' kategorisinde yer alır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi, uluslararası hukukun kaynaklarını sayarken yargı kararlarını ve doktrini 'hukuk kurallarını tespit etmeye yarayan yardımcı araçlar' olarak tanımlamıştır. Bu nedenle yargı kararları yardımcı kaynaklar arasında kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası hukukun kaynaklarını düzenleyen temel metni hatırla.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesi.
Hukuk kaynaklarının tasnifi bu maddeye dayanarak yapılır.
2
Asli ve yardımcı kaynak ayrımını uygula.
Antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler asli; yargı kararları ve doktrin yardımcı kaynaktır.
Yargı kararları yeni bir kural koymaz, mevcut kuralın anlamını netleştirir.

Anahtar Kavram

Hukuk Kaynaklarının Tasnifi (Asli vs. Yardımcı)

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 59. maddesindeki 'kararların sadece davanın tarafları için bağlayıcı olması' kuralını inceleyerek kararların neden genel bir asli kaynak olmadığını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 367Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 30. maddesi, aynı konuya ilişkin birbirini takip eden antlaşmaların (successive treaties) uygulanması rejimini düzenlerken Birleşmiş Milletler Şartı'nın (BM Antlaşması) 103. maddesi hükümlerini saklı tutmuştur. Buna göre, uluslararası hukukta antlaşmaların hiyerarşisi bakımından bu atfın temel hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler üyelerinin BM Şartı'ndan doğan yükümlülükleri ile başka herhangi bir uluslararası antlaşmadan doğan yükümlülüklerinin çatışması halinde, BM Şartı'ndan doğan yükümlülüklerin üstün gelmesi

Cevap

Birleşmiş Milletler üyelerinin BM Şartı'ndan doğan yükümlülüklerinin diğer antlaşmalardan doğan yükümlülüklere karşı üstün gelmesi
Doğru yanıt, BM Şartı'nın 103. maddesinin uluslararası hukukta bir 'üstünlük şartı' (supremacy clause) olarak kabul edilmesidir. 1969 Viyana Sözleşmesi Md. 30/1, aynı konudaki antlaşmaların (lex posterior) uygulanmasında bu kuralı saklı tutarak, BM Şartı'ndan doğan yükümlülüklerin hiyerarşik olarak diğer tüm antlaşmalardan (önceki veya sonraki) üstün olduğunu teyit eder.

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesinin analizi
Md. 30/1, ardışık antlaşmaların uygulanmasında BM Şartı Md. 103'ün saklı tutulduğunu belirtir.
Uluslararası hukukta antlaşmalar arası hiyerarşinin istisnasını belirlemek.
2
BM Şartı 103. maddesinin içeriğinin değerlendirilmesi
BM üyelerinin Şart kapsamındaki yükümlülükleri ile diğer uluslararası yükümlülükleri çatıştığında BM Şartı önceliklidir.
Çatışma durumunda hangi kuralın uygulanacağını netleştirmek.
3
Üstünlük ve geçersizlik ayrımının yapılması
Bu durum bir geçersizlik (invalidity) değil, uygulama önceliği (primacy) durumudur.
Hukuki sonucun niteliğini doğru saptamak.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Hiyerarşisi ve BM Şartı'nın Üstünlüğü (Art. 103)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 368Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önüne gelen bir uyuşmazlıkta, taraflar arasında yürürlükte olan bir antlaşmanın bulunmadığı ve ilgili konuya dair yerleşik bir uluslararası teamül kuralının da tespit edilemediği durumlarda; Divan'ın uyuşmazlığı karara bağlayabilmek ve bir 'hukuk boşluğu' (nonliquetnon-liquet) oluşmasını engellemek amacıyla, ulusal hukuk sistemlerinde ortaklaşa kabul gören kurallara dayanarak başvurduğu asli hukuk kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukukun genel ilkeleri

Cevap

Hukukun genel ilkeleri
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-c maddesinde düzenlenen 'hukukun genel ilkeleri', uluslararası hukukun asli kaynaklarından biridir. Bu kaynağın temel işlevi, bir uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak antlaşma veya teamül kuralı bulunmadığında ortaya çıkan hukuk boşluğunu (nonliquetnon-liquet) doldurmaktır. Bu ilkeler (örneğin; resres judicatajudicata, iyiniyet, ahde vefa), devletlerin iç hukuk sistemlerinde ortak olarak kabul ettikleri ve uluslararası hukukun doğasına uygun olan prensiplerdir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynak hiyerarşisini analiz etmek
Statüde antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkeleri asli kaynaklar; yargı kararları ve doktrin yardımcı kaynaklar olarak belirlenmiştir.
Soruda istenen 'asli kaynak' kriterini daraltmak için gereklidir.
2
Hukuk boşluğu (nonliquetnon-liquet) kavramının işlevini değerlendirmek
Yargıcın önündeki uyuşmazlığı kural yokluğu nedeniyle reddetmesini önleyen mekanizmanın hukukun genel ilkeleri olduğu tespit edilir.
Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuktan uluslararası hukuka aktarılan 'boşluk doldurucu' niteliğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerinde (medeni milletlerce) kabul edilen ve uluslararası alana taşınan, antlaşma ve teamülün eksikliğinde başvurulan asli hukuk kaynağıdır.

Daha Fazla Pratik

UAD Statüsü Madde 38'deki hiyerarşinin mutlak olup olmadığını ve jus cogens kuralları ile bu kaynaklar arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 369Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 3131. maddesinde düzenlenen "genel yorum kuralı" uyarınca, bir antlaşma hükmünün iyi niyetle, sözcüklerin bağlamı içinde ve nesne ile amacın ışığında yorumlanması esastır. Buna göre, antlaşma metni ve eklerinin yanı sıra "bağlam" (context) ile birlikte dikkate alınması zorunlu olan unsurlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires) ve antlaşmanın yapılış koşulları

Cevap

Antlaşmanın hazırlık çalışmaları ve antlaşmanın yapılış koşulları, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 3131. maddesindeki genel yorum kuralı içinde değil, 3232. maddesindeki tamamlayıcı (yardımcı) yorum araçları arasında sayılmaktadır.
Doğru yanıt olan 'Antlaşmanın hazırlık çalışmaları ve antlaşmanın yapılış koşulları', 19691969 Viyana Sözleşmesi'nin 3232. maddesinde düzenlenmiştir. Bu araçlar, genel yorum kuralının (Madde 3131) uygulanması sonucunda anlamın hala muğlak veya belirsiz kalması ya da sonucun açıkça saçma veya mantıksız olması durumunda başvurulan 'tamamlayıcı yorum araçları' niteliğindedir. Diğer seçeneklerdeki unsurlar ise doğrudan genel yorum kuralının ve antlaşmanın 'bağlamı'nın parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin yorum kurallarını inceleyin.
Sözleşme'nin 3131. maddesi 'Genel Yorum Kuralı'nı, 3232. maddesi ise 'Tamamlayıcı Yorum Araçları'nı düzenler.
Uluslararası hukukta antlaşmaların yorumlanmasında hiyerarşik bir yaklaşım mevcuttur; önce asli (genel) kurallara, yetersiz kalındığında ise yardımcı araçlara başvurulur.
2
3131. madde kapsamındaki 'bağlam' (context) kavramını ve ek unsurları analiz edin.
Metin, giriş kısmı, ekler, yapılış sırasındaki ek anlaşmalar (31/231/2) ile sonradan yapılan anlaşmalar, uygulamalar ve ilgili hukuk kuralları (31/331/3) genel kuralın parçasıdır.
Bu unsurlar tarafların ortak iradesini en güncel ve doğrudan yansıtan araçlardır.
3
Hazırlık çalışmalarının hukuki statüsünü belirleyin.
Hazırlık çalışmaları (travaux préparatoires), sadece genel yorum kuralının sonucu belirsiz veya mantıksız olduğunda başvurulan 'tamamlayıcı' bir araçtır.
Madde 3232, hazırlık çalışmalarını ikincil bir konuma yerleştirerek hukuki belirliliği korumayı amaçlar.

Anahtar Kavram

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde Yorum Hiyerarşisi (Madde 31 vs. 32)

Daha Fazla Pratik

Antlaşmaların yorumlanmasında 'metinselci yaklaşım' (textualism) ile 'amaçsal yaklaşım' (teleological) arasındaki dengeyi anlamak için Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yorum yöntemlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 370Soru

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun oluşum sürecinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kararlarının rolü ve hukuki değeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel Kurul kararları, devletlerin belirli bir uygulamayı hukuken bağlayıcı bir kural olarak kabul edip etmediklerini gösteren 'opinio juris' unsurunun tespitinde önemli bir kanıt teşkil edebilir.

Cevap

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları, 'opinio juris' unsurunun tespitinde ve devletlerin ortak hukuki inancının belirlenmesinde kanıt niteliği taşıyabilir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, BM Genel Kurulu kararları kendiliğinden bağlayıcı olmasalar da, uluslararası toplumun belirli bir kuralı 'hukuk' olarak kabul ettiğine dair iradesini yansıttığı ölçüde teâmülün manevi unsuru (opinio juris) için güçlü bir delil sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası teâmül hukukunun kurucu unsurlarını analiz et.
Teâmülün oluşması için devlet uygulaması (maddi unsur) ve hukuki inanç (manevi unsur - opinio juris) gereklidir.
Bir uygulamanın sadece alışkanlıktan mı yoksa hukuki bir zorunluluktan mı kaynaklandığını ayırt etmek gerekir.
2
BM Genel Kurulu kararlarının hukuki niteliğini değerlendir.
Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir ve doğrudan bağlayıcı 'norm koyucu' belgeler değildir.
BM Şartı uyarınca Genel Kurul'un yasama yetkisi bulunmamaktadır.
3
Kararların teâmül süreciyle ilişkisini kur.
Kararların içeriği, oylama biçimi ve devletlerin bu kararlara atıfları, bir teâmül kuralının olgunlaştığının veya 'opinio juris'in oluştuğunun delili olabilir.
Uluslararası Adalet Divanı, içtihatlarında (örneğin Nicaragua davası) Genel Kurul kararlarının bu kanıt rolünü vurgulamıştır.

Anahtar Kavram

Teâmül Hukukunun İspatı ve Opinio Juris

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın Nicaragua davasında BM Genel Kurulu kararlarına nasıl atıf yaptığını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 371Soru

Bir devletin yetkili temsilcisinin, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi kapsamındaki bir antlaşma metnini "onay şartıyla" imzalaması durumunda; bu devletin antlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar olan süreçte antlaşmanın bütününe yönelik uyması gereken temel uluslararası hukuk yükümlülüğü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın konu ve amacını ortadan kaldıracak eylemlerden kaçınmak

Cevap

Devletin, antlaşmanın konu ve amacını ortadan kaldıracak eylemlerden kaçınması gerekmektedir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 18. maddesi, bir devletin antlaşmayı onaylama, kabul veya uygun bulma şartıyla imzaladığı andan itibaren, bu rızasını geri çekmediği sürece antlaşmanın konu ve amacını ortadan kaldıracak hareketlerden kaçınmakla yükümlü olduğunu açıkça belirtir. Bu, uluslararası hukukta dürüstlük ve iyi niyetin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın imza türünü analiz etme
İmza "onaylama şartına bağlı" (subject to ratification) olarak atılmıştır.
Bu tür imza, devletin metni kabul ettiğini ancak henüz hukuken bağlanmadığını, bağlanma iradesinin onay aşamasına bırakıldığını gösterir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesini uygulama
Sözleşme'nin 18. maddesi, imza ile onay arasındaki süreçte devletin durumunu belirler.
Devlet henüz tam olarak bağlanmamış olsa da, imza atarak antlaşmaya taraf olma niyetini beyan ettiği için uluslararası hukukta "iyi niyet" (good faith) yükümlülüğü doğar.
3
Spesifik yükümlülüğü saptama
Devlet, antlaşmanın konu ve amacını boşa çıkaracak eylemlerden kaçınmalıdır.
Eğer bir devlet antlaşmayı imzaladıktan sonra onun amacına tamamen zıt davranırsa, bu durum uluslararası güven ve dürüstlük ilkelerine aykırı kabul edilir.

Anahtar Kavram

İyi Niyet İlkesi (Good Faith) ve Antlaşmanın Konu ve Amacı

Daha Fazla Pratik

Viyana Sözleşmesi'nin 18. maddesi ile 26. maddesi (Pacta Sunt Servanda) arasındaki farkı, bağlayıcılığın başladığı an üzerinden karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 372Soru

Uluslararası hukuk doktrininde uluslararası örgütlerin organları tarafından alınan kararlar, güçlerini örgütü kuran temel antlaşmadan aldıkları için "türev (ikincil) kaynaklar" kategorisinde değerlendirilir. Birleşmiş Milletler (BM) örneği üzerinden uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgütün bütçesinin kabulü veya yeni üyelerin alınması gibi iç işleyişe yönelik kararlar, ilgili organ tarafından alındığı andan itibaren tüm üye devletler için hukuken bağlayıcıdır.

Cevap

Uluslararası örgütlerin kendi iç yapılarına, bütçelerine veya üyelik kabullerine ilişkin kararları, örgütün fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için üye devletler üzerinde hukuken bağlayıcı bir etki doğurur.
Uluslararası örgüt kararları içerisinde, örgütün bütçesinin onaylanması, yeni üyelerin kabulü veya iç tüzük değişiklikleri gibi idari/iç işleyişe yönelik kararlar istisnasız tüm üyeler için bağlayıcıdır. BM Şartı uyarınca Genel Kurul'un bu yetkisi, örgütün kurumsal sürekliliği için şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Kararların kaynağını tespit et
Türev (İkincil) Kaynak
Bu kararlar yetkilerini kurucu antlaşmadan (asli kaynak) aldıkları için hiyerarşik olarak türev niteliktedir.
2
Kararın yöneldiği alanı belirle
Dış İlişkiler vs. İç İşleyiş
BM Genel Kurulu'nun dışa dönük siyasi kararları kural olarak tavsiye (yumuşak hukuk) niteliğindeyken, içe dönük idari kararların statüsü farklıdır.
3
Bağlayıcılık analizi yap
İç İşleyiş Kararlarının Bağlayıcılığı
Örgütün yaşamını sürdürebilmesi için bütçe onayı, personel ataması ve üyelik gibi idari kararların tüm üyelerce kabulü ve bağlayıcılığı zorunludur.

Anahtar Kavram

Uluslararası örgütlerin iç hukukuna (internal law of international organizations) ilişkin kararlarının bağlayıcılığı ve türev kaynak niteliği.

Daha Fazla Pratik

Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kararları ile Genel Kurul'un tavsiye kararları arasındaki farkları tekrar etmek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 373Soru

Uluslararası hukukta normatif gücü olan asli kaynaklar ile bu kuralların tespiti ve yorumlanmasında kullanılan yardımcı araçlar arasında net bir ayrım mevcuttur. Bu çerçevede, çeşitli ulusların en yetkin kamu hukukçularının bilimsel çalışmaları olarak tanımlanan "öğreti" (doktrin) kaynağının hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Adalet Divanı önüne gelen uyuşmazlıklarda, mevcut hukuk kurallarının içeriğinin belirlenmesinde başvurulan bağlayıcı olmayan tali bir dayanaktır.

Cevap

Öğreti (doktrin), uluslararası hukuk kurallarının içeriğinin belirlenmesinde başvurulan, bağlayıcı olmayan yardımcı bir araçtır.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38/1d38/1-d maddesi uyarınca öğreti (doktrin), hukuk kurallarının tespiti için başvurulan yardımcı bir araçtır. Doktrin, uluslararası hukukta doğrudan kural yaratan maddi veya asli bir kaynak değildir; ancak bir teamül kuralının varlığını kanıtlamak veya bir antlaşma hükmünün kapsamını bilimsel verilerle netleştirmek için kullanılır. Bu nedenle bağlayıcı olmayan, tali bir nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 3838 çerçevesinde kaynakları sınıflandırın.
Statüde antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler asli kaynak; yargı kararları ve doktrin ise yardımcı araç olarak sayılmıştır.
Kaynağın hukuki niteliğini belirlemek için statüdeki yerini anlamak gerekir.
2
Öğretinin hukuk yaratma kapasitesini değerlendirin.
Öğreti, hukukçuların kişisel görüşleridir ve devletlerin rızasına dayanan bir 'kural koyma' süreci değildir.
Yardımcı kaynakların asli kaynaklardan temel farkı kural yaratma (normatif) güçlerinin olmamasıdır.
3
Doğru tanımı seçeneklerle karşılaştırın.
Doktrinin mevcut kuralların tespiti için kullanılan tali bir araç olduğu sonucuna ulaşılır.
Divan, bir uyuşmazlığı çözerken kural bulamadığında veya kuralı yorumlaması gerektiğinde bilimsel eserlerden 'kanıt' olarak yararlanır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Hukukun Yardımcı Kaynakları

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesindeki 'yardımcı araçlar' ile 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) arasındaki rıza farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 374Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, yapıldığı sırada uluslararası toplumun bütünü tarafından kendisinden hiçbir şekilde sapılmasına izin verilmeyen bir kural (jusjus cogenscogens) ile çatışan bir antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) batıldır.

Cevap

Antlaşma başlangıçtan itibaren (ab initio) batıldır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, bir antlaşma yapıldığı sırada uluslararası hukukun genel bir emredici kuralı ile çatışıyorsa batıldır. 'Batıl' terimi, antlaşmanın başlangıçtan itibaren (abab initioinitio) geçersiz olduğunu ve hukuki sonuç doğurmayacağını ifade eder. Bu durumda antlaşmanın hükümlerinin birbirinden ayrılması (bölünebilirlik) mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Çatışma anının tespit edilmesi
Antlaşmanın 'yapıldığı sırada' mevcut olan bir kural ile çatıştığı saptanmıştır.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde mevcut kural (Madde 53) ile sonradan ortaya çıkan kural (Madde 64) farklı sonuçlar doğurur.
2
Hukuki sonucun belirlenmesi
Madde 53 uyarınca 'batıl' (voidvoid) sonucu uygulanır.
Mevcut emredici kurala aykırılık, antlaşmanın hukuken hiç doğmamış sayılmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Jus Cogens kuralların antlaşmalar üzerindeki mutlak geçersizlik (butlan) etkisi.
Soru 375Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kurallara (jusjus cogenscogens) ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında; iki devletin, akdettikleri bir antlaşma ile mevcut bir emredici kuralın aksini kararlaştırmaları durumunda söz konusu antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma, emredici kurala aykırı olması nedeniyle başlangıçtan itibaren (voidvoid abab initioinitio) kesin olarak hükümsüzdür.

Cevap

Antlaşma, emredici kurala aykırı olması nedeniyle başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür.
Uluslararası hukukta emredici kurallar (jusjus cogenscogens), uluslararası toplumun bütününün temel çıkarlarını koruyan ve aksine hiçbir düzenleme yapılamayan kurallardır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, bir antlaşma imzalandığı tarihte mevcut olan bir emredici kurala aykırı ise, bu antlaşma hukuken 'batıl' sayılır. Bu durum, antlaşmanın en başından itibaren (voidvoid abab initioinitio) hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı ve geçersiz olduğu anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirle.
Bir antlaşma ile mevcut bir emredici kural (jusjus cogenscogens) arasında çatışma mevcuttur.
Uluslararası hukukta emredici kurallar, aksine bir kural oluşturulamayan üst hiyerarşik normlardır.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) ilgili maddesini uygula.
VAHS 53. madde: "Bir antlaşma, yapıldığı sırada milletlerarası hukukun genel bir emredici kuralına aykırı ise batıldır."
Antlaşmanın yapıldığı andaki hukuki sakatlık, mutlak butlan sonucunu doğurur.
3
Hükümsüzlüğün zaman bakımından etkisini değerlendir.
Başlangıçtan itibaren geçersizlik (voidvoid abab initioinitio).
Madde 64'teki 'sonradan ortaya çıkan' kural ile karıştırılmamalıdır; mevcut kurala aykırılık antlaşmayı hiç doğmamış kabul eder.

Anahtar Kavram

Jus Cogens kuralların antlaşmaların geçerliliği üzerindeki mutlak etkisi.

Daha Fazla Pratik

1969 Viyana Sözleşmesi'nin 64. ve 71. maddelerini inceleyerek emredici kurallara aykırılığın usuli sonuçlarını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 376Soru

Uluslararası hukukta bir kuralın teâmül (yapılageliş) kuralı olarak nitelendirilmesi için hem maddi (genel bir uygulama) hem de psikolojik (opinio juris) unsurların varlığı gereklidir. Devletlerin belirli bir davranışı hukuki bir zorunluluk hissetmeden, sadece karşılıklı saygı, gelenek veya siyasi mülahazalar çerçevesinde yerine getirmeleri durumunda bu uygulama bağlayıcı bir teâmül kuralı oluşturmaz.

Buna göre; devletlerin hukuki bir zorunluluk inancı taşımaksızın, yalnızca nezaket, iyi niyet veya geleneksel gerekçelerle sergiledikleri ve ihlali durumunda hukuka aykırılık teşkil etmeyen bu tür uygulamalara ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Nezaket (Comity)

Cevap

Uluslararası Nezaket (Comity)
Uluslararası nezaket (comity), devletlerin birbirlerine karşı sadece saygı, iyi niyet veya gelenek gereği sergiledikleri davranışları ifade eder. Bu uygulamalarda 'opinio juris' (hukuki zorunluluk inancı) bulunmadığı için, bu kuralların ihlali durumunda devletin uluslararası hukuki sorumluluğu doğmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Teâmül hukukunun kurucu unsurlarını analiz etmek
Maddi unsur (devlet uygulaması) ve manevi unsurun (opinio juris) kümülatif varlığı saptandı.
Bir uygulamanın hukuk kuralı sayılabilmesi için her iki unsurun da bulunması şarttır.
2
Opinio juris (hukuki zorunluluk inancı) eksikliğinin hukuki sonucunu değerlendirmek
Hukuki zorunluluk inancı olmadan yapılan uygulamaların bağlayıcı teâmül oluşturmadığı görüldü.
Soru kökünde devletlerin 'hukuki zorunluluk hissetmeden' hareket ettiği vurgulanmaktadır.
3
Hukuki olmayan ancak geleneksel olarak sürdürülen kavramı belirlemek
Uluslararası Nezaket (Comity) kavramına ulaşıldı.
Nezaket kuralları, opinio juris eksikliği nedeniyle teâmülden ayrılan ve ihlali sorumluluk doğurmayan kurallardır.

Anahtar Kavram

Opinio Juris ve Uluslararası Nezaket Ayrımı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 377Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca, bir devletin antlaşma ile bağlanma rızasının o devletin temsilcisinin başka bir müzakereci devlet tarafından doğrudan veya dolaylı olarak ayartılması (yolsuzluk/rüşvet) sonucunda elde edilmesi durumunda; bu rıza sakatlığının antlaşmanın geçerliliği üzerindeki hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mağdur devlet, iradesini sakatlayan bu durumu ileri sürerek antlaşma ile bağlanma rızasının geçersizliğini iddia etme hakkına sahiptir.

Cevap

Mağdur olan devletin, rızasını sakatlayan bu durumu (ayartma) gerekçe göstererek antlaşma ile bağlanma rızasının geçersizliğini ileri sürme hakkına sahip olması doğru hukuki sonuçtur.
Doğru yanıt olan seçenek, ayartma fiilinin (corruptioncorruption) mağdur devlete sağladığı 'iptal talebinde bulunma' yetkisini tam olarak ifade etmektedir. 19691969 Viyana Sözleşmesi'nin 5050. maddesine göre, bir temsilcinin rızası başka bir müzakereci devletin doğrudan veya dolaylı ayartmasıyla elde edilmişse, ilgili devlet bu ayartmayı rızasını sakatlayan bir neden olarak ileri sürebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki rıza sakatlığı türünü belirle.
Temsilcinin rüşvet veya yolsuzluk yoluyla ayartılması durumu (5050. madde) tespit edildi.
Viyana Sözleşmesi'nde her rıza sakatlığının farklı bir hukuki sonucu vardır.
2
Ayartmanın 'mutlak butlan' mı yoksa 'nispi butlan' mı olduğunu sınıflandır.
Ayartma, mağdur devletin rızasına bağlı olan bir 'nispi butlan' (iptal edilebilirlik) sebebidir.
Mutlak butlan sadece zorlama (devletin veya temsilcinin) ve jusjus cogenscogens aykırılığında görülür.
3
Nispi butlanın hukuki sonucunu seçeneklerle eşleştir.
Devletin rızasının geçersizliğini ileri sürme hakkı olduğu sonucuna ulaşıldı.
Nispi butlan durumlarında antlaşma kendiliğinden geçersiz olmaz, taraf devletin bu sakatlığı iddia etmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Antlaşmalarda Nispi Butlan (İptal Edilebilirlik) Sebepleri

Daha Fazla Pratik

Viyana Sözleşmesi'nin 5151 ve 5252. maddelerindeki 'zorlama' (coercion) durumlarının mutlak butlan sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 378Soru

Çok taraflı bir antlaşmanın onaylanması sırasında bir devletin ileri sürdüğü çekinceye (reservation) başka bir taraf devletin itiraz ettiği, ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesine açıkça karşı çıkmadığı hallerde; 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ne göre taraflar arasındaki hukuki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çekinceye konu olan hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde iki devlet arasında uygulanmaz.

Cevap

Çekinceye konu olan hükümlerin, çekincenin kapsamı ölçüsünde iki devlet arasında uygulanmaması
Doğru yanıt olan seçenek, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 2121. maddesinin 33. fıkrasındaki düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır. Bu kurala göre, bir çekinceye itiraz eden devlet antlaşmanın yürürlüğe girmesine karşı çıkmamışsa, çekinceye konu olan hükümler çekincenin kapsamı ölçüsünde taraflar arasında uygulanmaz. Bu durum 'olumsuz (negatif) etki' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki işlemleri tanımla.
Bir devlet antlaşmaya çekince koymuş, diğeri ise bu çekinceye itiraz etmiş ancak antlaşmanın yürürlüğe girmesine (tesis edilmesine) engel olmamıştır.
Viyana Sözleşmesi'nde çekinceye itirazın iki farklı türü (yürürlüğe engel olan ve olmayan) farklı hukuki sonuçlar doğurur.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesini tespit et.
Madde 21/321/3 hükmü uygulanır.
Bu madde, çekinceye itiraz eden devletin antlaşmanın yürürlüğe girmesine karşı çıkmadığı durumları düzenler.
3
Hukuki sonucu uygula.
Çekince konulan hükümler, çekincenin kapsamı ölçüsünde taraflar arasında uygulanmaz hale gelir.
İtirazın amacı çekince ile hedeflenen değişikliğe rıza göstermemektir; bu durumda ilgili hüküm taraflar arasındaki ilişki setinden çıkarılır.

Anahtar Kavram

Çekinceye İtirazın Hukuki Sonuçları

Alternatif Yöntem

Karşılıklılık (reciprocity) ilkesini düşünerek; çekince koyan devletin o hükümden yararlanamayacağı gibi itiraz eden devletin de aynı hükmü çekince koyana karşı ileri süremeyeceği (hükmün devre dışı kalması) mantığıyla çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 379Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, bir devletin antlaşma ile bağlanma rızasının Birleşmiş Milletler Şartı'nda yer alan uluslararası hukuk ilkelerine aykırı şekilde kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılması yoluyla sağlanması durumunda ortaya çıkan hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma, yapıldığı andan itibaren hukuken hiçbir sonuç doğurmaz ve batıldır.

Cevap

Antlaşma, yapıldığı andan itibaren hukuken hiçbir sonuç doğurmaz ve batıldır.
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 5252. maddesi açıkça; bir antlaşmanın akdedilmesinin, Birleşmiş Milletler Şartı'nda yer alan uluslararası hukuk ilkelerine aykırı kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılması yoluyla sağlanması durumunda o antlaşmanın 'batıl' (void) olduğunu belirtir. Bu durum, antlaşmanın yapıldığı andan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı ve geçersizliğinin sonradan tarafların onayıyla giderilemeyeceği anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki geçersizlik nedenini tespit etme
Devletin kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılarak (BM Şartı ilkelerine aykırı olarak) antlaşmaya zorlanması.
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) 5252. maddesinin uygulama alanını belirlemek.
2
VAHS 5252. maddedeki yaptırım türünü belirleme
Sözleşme metninde geçen 'void' (batıl) ifadesi, bu durumun bir mutlak butlan hali olduğunu gösterir.
Nispi butlan (iptal edilebilirlik) ile mutlak butlan (yokluk/batıl olma) arasındaki farkı ayırt etmek.
3
Hukuki sonucu formüle etme
Antlaşma en baştan itibaren geçersizdir, rıza ile sonradan düzelmez ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Mutlak butlanın temel hukuki sonucunu seçeneklerle eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Mutlak Butlan (Absolute Nullity)

Daha Fazla Pratik

Viyana Sözleşmesi'nde temsilcinin zorlanması (m. 5151) ile devletin zorlanması (m. 5252) arasındaki benzerlikleri ve 'nispi butlan' ile 'mutlak butlan' hallerini bir tablo üzerinde karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 380Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin genel kuralına göre, bir devletin bir antlaşma ile bağlanma rızasının o devletin iç hukukunun antlaşma yapma yetkisine ilişkin bir kuralının ihlaliyle açıklanmış olması, rızayı sakatlayan bir durum olarak ileri sürülemez. Ancak bu durumun bir istisna olarak geçersizlik nedeni sayılabilmesi için gerekli olan şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhlalin nesnel olarak aşikâr olması ve iç hukukun temel öneme sahip bir kuralına ilişkin olması

Cevap

İhlalin nesnel olarak aşikâr olması ve iç hukukun temel öneme sahip bir kuralına ilişkin olması
Doğru seçenek, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 4646. maddesindeki iki kümülatif şartı tam olarak ifade etmektedir: İhlalin nesnel olarak aşikâr olması ve iç hukukun temel öneme sahip (genellikle anayasal) bir kuralına ilişkin olması. Bu durumda devlet, rızasının sakat olduğunu ileri sürerek antlaşmanın geçersizliğini talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Genel kuralı hatırla (Pacta Sunt Servanda ve İç Hukuk)
19691969 Viyana Sözleşmesi Madde 2727 uyarınca, bir devlet bir antlaşmayı uygulamama gerekçesi olarak iç hukukunu ileri süremez.
Uluslararası yükümlülüklerin iç hukuk kuralları karşısında önceliği ilkesini korumak.
2
Rızanın sakatlığına ilişkin özel istisnayı analiz et (Madde 4646)
İç hukukun antlaşma yapma yetkisine ilişkin kurallarının ihlali, normalde antlaşmayı geçersiz kılmaz.
Devletlerin birbirlerinin karmaşık iç hukuk sistemlerini tam olarak bilmesi beklenemez.
3
İstisna şartlarını belirle
Eğer ihlal nesnel olarak aşikârsa ve kural temel öneme sahipse (örneğin anayasal bir kural), bu durum rızayı sakatlayabilir.
Kötü niyetli veya dürüstlük kuralına aykırı durumları engellemek.

Anahtar Kavram

İç hukuka aykırılığın antlaşmaların geçerliliğine etkisi (Viyana Sözleşmesi Madde 46)

İpuçları

1
Uluslararası hukukta devletler, iç hukuklarını antlaşmalardan kaçmak için bahane edemezler.
2
Ancak bir devletin anayasasında yer alan çok temel bir antlaşma yapma yetkisi kuralı, herkesçe görülebilecek kadar açık bir şekilde ihlal edilmişse durum değişir.

Daha Fazla Pratik

Antlaşmaların sakatlığı konusunda 'hata', 'hile' ve 'ayartma' gibi nisbi butlan sebeplerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 19 / 22Sonraki
Uluslararası Hukukun Kaynakları Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 19 | Examkin