Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 soru

Soru 381Soru

Devletlerin bir antlaşma metni üzerinde mutabık kalmalarından sonra antlaşma ile hukuken bağlanma rızalarını açıklamaları farklı yöntemlerle gerçekleşebilir. Bu bağlamda, bir devletin müzakerelerine katılmadığı veya imza aşaması sona ermiş bir antlaşmaya taraf olma iradesini ifade eden "katılma" (accession) işleminin hukuki geçerliliği için 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi uyarınca aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma metninde bu yönteme izin verilmiş olması veya tüm taraf devletlerin bu devletin katılımı konusunda sonradan rıza göstermesi

Cevap

Katılma (accession) işleminin geçerli olması için antlaşma metninin buna izin vermesi veya tüm tarafların rıza göstermesi gerekir.
Doğru cevap, devletlerin egemen eşitliği ve rıza ilkesine dayanmaktadır. Viyana Sözleşmesi uyarınca, bir devletin müzakerelerine katılmadığı bir antlaşmaya sonradan dahil olabilmesi için ya o antlaşmanın metninde buna açıkça izin verilmiş olması ya da mevcut tüm taraf devletlerin bu katılıma onay vermesi şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
"Katılma" (accession) kavramının uluslararası hukuktaki tanımı incelenir.
Katılmanın, müzakere sürecinde yer almayan devletlerin bir antlaşmaya taraf olmasını sağlayan bir yöntem olduğu belirlenir.
Yöntemin kapsamını belirlemek, rıza şartının neden gerekli olduğunu anlamayı sağlar.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 1515. maddesi analiz edilir.
İlgili maddenin, katılmanın ancak antlaşmanın kendisi tarafından öngörülmesi veya tarafların rızasıyla mümkün olabileceğini hükme bağladığı görülür.
Uluslararası hukukta devlet egemenliği ve rıza prensibinin antlaşmalar hukukundaki yansımasını doğrulamak için gereklidir.
3
Diğer seçeneklerde yer alan usuli ve kavramsal hatalar elenir.
Jus cogens, yardımcı kaynaklar veya yargı yetkisi gibi kavramların katılma şartlarıyla doğrudan ilişkili olmadığı saptanır.
Çeldiricilerin yanlış hukuk mantığına dayandığını teyit ederek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Katılma (Accession) ve Devlet Rızası

Daha Fazla Pratik

Bağlanma rızasının diğer yöntemleri olan onaylama (ratification) ve kabul (acceptance) arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 382Soru

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri (unilateral acts), bir devletin başka bir uluslararası hukuk süjesinin katılımı olmaksızın, hukukî sonuç doğurmaya yönelik irade beyanlarıdır. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatları ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde, bu işlemlerin hukukî bağlayıcılığına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet adına irade beyanında bulunmaya yetkili organların, aleni bir şekilde ve kendilerini hukukî olarak bağlama niyetiyle yaptıkları açıklamalar, bir antlaşma hükmü olmasa dahi devleti bağlar.

Cevap

Devlet adına irade beyanında bulunmaya yetkili organların, aleni bir şekilde ve kendilerini hukukî olarak bağlama niyetiyle yaptıkları açıklamaların bağlayıcı olması
Doğru seçenek, devletin yetkili temsilcileri aracılığıyla (Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı veya Dışişleri Bakanı) yapılan aleni beyanların, eğer hukukî bir yükümlülük altına girme niyeti taşıyorsa, herhangi bir karşı kabul veya şekil şartı aranmaksızın bağlayıcı olduğunu belirtmektedir. Bu ilke, uluslararası hukukun güven ve iyiniyet prensiplerine dayanır ve UAD tarafından Nükleer Testler Davası gibi kararlarda açıkça tescil edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tek taraflı işlemlerin tanımını analiz etme
İşlemin başka bir süjenin rızasına dayanmadan, tek bir irade ile sonuç doğurduğu belirlendi.
Bu işlemlerin 'tek taraflı' olma vasfı, antlaşmalardan farkını ortaya koyar.
2
UAD'nin Nükleer Testler (1974) davasındaki kriterlerini uygulama
Bağlayıcılık için 'bağlanma niyeti' (animus obligandi) ve 'aleniyet' şartlarının yeterli olduğu görüldü.
Uluslararası hukukta şekil serbestisi ilkesi gereği yazılı olma zorunluluğu yoktur.
3
Yetkili makamlar yönünden değerlendirme yapma
Devlet Başkanı, Hükümet Başkanı ve Dışişleri Bakanı'nın devleti bu yolla bağlayabileceği teyit edildi.
Uluslararası hukukta bu makamlar devleti temsil yetkisine (jus repraesentationis) kendiliğinden sahiptir.

Anahtar Kavram

Bağlanma Niyeti ve Aleniyet (Unilateral Acts)
Soru 383Soru

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun kurucu unsurları, oluşum süreci ve devletler üzerindeki bağlayıcılığı dikkate alındığında, bu hukuk kaynağına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir uygulamanın genel bir teâmül kuralı haline gelebilmesi için, uluslararası toplumun üyesi olan tüm devletlerin istisnasız bir şekilde bu uygulamayı gerçekleştirmesi şarttır.

Cevap

Bir uygulamanın genel bir teâmül kuralı haline gelebilmesi için tüm devletlerin istisnasız katılımının şart olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü uluslararası hukukta bir teâmül kuralının oluşması için uluslararası toplumun tamamının (evrensel düzeyde) uygulamaya katılması gerekmez. Uluslararası Adalet Divanı'nın içtihatlarına göre, uygulamanın 'yaygın ve temsil edici' olması ve özellikle de bu kuralın uygulanacağı alanda doğrudan menfaati bulunan devletlerin (örneğin deniz hukuku kuralları için kıyı devletlerinin) uygulamaya dahil olması yeterli kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Teâmül hukukunun maddi unsuru olan 'devlet uygulaması' kriterlerini analiz et.
Uygulamanın yaygın, yeknesak (tutarlı) ve belirli bir sürekliliğe sahip olması gerektiği saptandı.
Teâmülün oluşması için gereken niteliksel ve niceliksel şartları belirlemek gerekir.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın 'yaygınlık' kriterine dair içtihatlarını gözden geçir.
Divan'ın 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası'nda 'evrensellik' yerine 'yaygın ve temsil edici' (extensive and representative) uygulamayı yeterli bulduğu görüldü.
Genel teâmül kurallarının oluşumu için her devletin rızasının aranıp aranmadığını doğrulamak gerekir.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu hukuki standart ile karşılaştır.
Dünyadaki tüm devletlerin istisnasız katılımının şart olduğu yönündeki ifadenin hukuki gerçeklikle bağdaşmadığı tespit edildi.
Yanlış olan hukuki önermeyi belirlemek için teorik bilgiyle seçenekleri eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Uluslararası teâmül hukukunda yaygın ve temsil edici uygulama ilkesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 384Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, bir devletin bir antlaşma ile bağlanma rızasını sakatlayan bir unsur olarak "hata" (error) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet, yalnızca antlaşmanın yapıldığı sırada var olduğunu varsaydığı ve rızasının esaslı bir temelini oluşturan bir olgu veya duruma ilişkin hatayı rızasını sakatlayan bir sebep olarak ileri sürebilir.

Cevap

Devletin rızasını sakatlayan bir hata, ancak antlaşmanın yapıldığı sırada var olduğu varsayılan ve rızanın esaslı temelini oluşturan bir olguya ilişkin olduğunda ileri sürülebilir.
Doğru ifade, Viyana Sözleşmesi'nin 48. maddesinin birinci fıkrasını yansıtmaktadır. Bir devletin antlaşmaya taraf olma rızasının hata nedeniyle sakatlanabilmesi için, hatanın antlaşmanın yapıldığı anda var sanılan bir olguya (fact) veya duruma (situation) ilişkin olması ve bu olgunun devletin rızasını vermesindeki temel dayanaklardan birini oluşturması gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki çerçevenin belirlenmesi
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) Madde 48.
Uluslararası antlaşmaların sakatlığına ilişkin temel kurallar bu sözleşmede düzenlenmiştir.
2
Hatanın geçerlilik şartlarının analizi
Hatanın maddi bir olguya dayanması ve rızanın "esaslı temeli" (essential basis) olması gerekir.
Her türlü yanılma antlaşmayı sakatlamaz; hatanın sözleşmenin özüne ilişkin olması şarttır.
3
Kısıtlamaların kontrolü
Devletin hataya katkıda bulunmamış olması ve hatanın sadece metin yazımıyla ilgili olmaması şarttır.
VAHS 48/2 ve 48/3 fıkraları bu hakkın kötüye kullanılmasını ve teknik hataların geçersizlik sayılmasını engeller.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Sakatlığı (Hata Unsuru)
Soru 385Soru

Uluslararası hukukta "türev" (ikincil) kaynaklar olarak adlandırılan uluslararası örgüt kararlarının hukuki sonuçları ve Birleşmiş Milletler (BM) organlarının yetki paylaşımı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm uyarınca aldığı kararlar üye devletler için hukuken bağlayıcı bir nitelik taşırken, Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.

Cevap

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm uyarınca aldığı kararlar üye devletler için hukuken bağlayıcı bir nitelik taşırken, Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.
Uluslararası hukukta örgüt kararları türev (ikincil) kaynaklardır. Birleşmiş Milletler sistemi içinde, Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin aldığı kararlar (özellikle 7. Bölüm kapsamındakiler) BM Şartı m.25 uyarınca tüm üyeler için bağlayıcıdır. Genel Kurul kararları ise kural olarak devletlerin egemenliğine müdahale etmeyen, hukuken tavsiye niteliği taşıyan ve "yumuşak hukuk" (soft law) olarak adlandırılan belgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliğini belirleme
Kararların "türev kaynak" olduğu saptanır.
Örgüt kararları güçlerini bağımsız bir kaynaktan değil, örgütü kuran antlaşmadan aldıkları için türev niteliktedir.
2
BM Şartı çerçevesinde organların yetki ayrımını analiz etme
Güvenlik Konseyi (BM Şartı m.25) ve Genel Kurul (BM Şartı m.10-14) yetkileri karşılaştırılır.
BM Güvenlik Konseyi kararları üye devletleri bağlarken, Genel Kurul'un devletlere yönelik kararları siyasi bir irade beyanı (tavsiye) niteliğindedir.
3
İçsel ve dışsal bağlayıcılık ayrımını yapma
Genel Kurul'un iç işleyiş kararlarının istisnai olarak bağlayıcı olduğu not edilir.
Örgütün yaşamını sürdürebilmesi için bütçe ve üyelik gibi kararlar tavsiye değil, emredicidir.

Anahtar Kavram

Uluslararası örgüt kararlarının türev kaynak niteliği ve BM sistemindeki bağlayıcılık farkı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 386Soru

Uluslararası hukukta öğretinin (doktrin) hukuki statüsü ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesi çerçevesindeki işlevi dikkate alındığında, bu kaynağın niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının varlığını ve içeriğini saptamaya yarayan, kendi başına bağlayıcılığı bulunmayan yardımcı bir araçtır.

Cevap

Hukuk kurallarının varlığını ve içeriğini saptamaya yarayan, kendi başına bağlayıcılığı bulunmayan yardımcı bir araçtır.
Uluslararası hukukta doktrin, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38/1-d maddesi uyarınca "hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı araç" (subsidiary means for the determination of rules of law) olarak kabul edilir. Bu, öğretinin kendi başına bağlayıcı bir hukuk kuralı yaratmadığı, ancak mevcut bir antlaşma veya teamül kuralının varlığını, kapsamını ve tam olarak ne anlama geldiğini ortaya koymak için kullanılan bilimsel bir delil niteliği taşıdığı anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38/1-d hükmünü analiz etme
Doktrinin (öğretinin) "hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı araç" olarak tanımlandığı görülür.
Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki hiyerarşiyi ve işlevi belirlemek için yasal dayanağa başvurulur.
2
Asli ve yardımcı kaynak ayrımını uygulama
Antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler asli kaynakken; doktrin ve yargı kararları yardımcı kaynaktır.
Yardımcı kaynakların kural koyucu (law-making) değil, mevcut kuralı belirleyici (evidentiary) rolünü ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Doktrinin yardımcı kaynak niteliği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 387Soru

Uluslararası hukukta bir kuralın hem bir uluslararası sözleşmede yer alması hem de genel yapılageliş (teâmül) kuralı olarak varlığını sürdürmesi mümkündür. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir kuralın çok taraflı bir sözleşme metnine dahil edilerek kodifiye edilmesi, o kuralın yapılageliş hukukundaki bağımsız varlığını ve bağlayıcılığını sona erdirmez. Buna göre, genel yapılageliş hukuku kuralı niteliğindeki bir hükmün çok taraflı bir sözleşmede düzenlenmesi durumunda, sözleşmeye taraf olmayan bir devletin bu kural karşısındaki hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşmeye taraf olmayan devletler, söz konusu kuralın genel yapılageliş hukuku kuralı olma özelliği devam ettiği sürece bu kuralın bağlayıcılığı altındadır.

Cevap

Sözleşmeye taraf olmayan devletler, söz konusu kuralın genel yapılageliş hukuku kuralı olma özelliği devam ettiği sürece bu kuralın bağlayıcılığı altındadır.
Uluslararası hukukta bir kuralın sözleşme metnine dahil edilmesi (kodifikasyon), o kuralın yapılageliş hukuku kuralı olarak sahip olduğu bağımsız niteliği ve evrensel bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Uluslararası Adalet Divanı, 1986 tarihli Nikaragua Davası kararında bu durumu açıkça belirtmiştir. Dolayısıyla, bir devlet çok taraflı bir sözleşmeye taraf olmasa bile, sözleşmede düzenlenen kural aynı zamanda bir genel yapılageliş kuralıysa, o devlet bu kurala uymakla yükümlüdür. Buradaki bağlayıcılığın kaynağı sözleşme değil, kuralın yapılageliş niteliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası hukukun kaynakları arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Sözleşmeler (yazılı hukuk) ve yapılageliş (yazısız hukuk) asli kaynaklardır ve birbirlerini yok etmezler.
Uluslararası hukukta kuralın birden fazla kaynakta aynı anda bulunabileceği 'paralel varlık' ilkesi geçerlidir.
2
Sözleşmelerin üçüncü devletler üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Sözleşmeler kural olarak sadece tarafları bağlar (Pacta Tertiis Nec Nocent Nec Prosunt).
Ancak sözleşme içindeki kural aynı zamanda bir teamül kuralıysa, bağlayıcılık sözleşmeden değil teamülden kaynaklanır.
3
Uluslararası Adalet Divanı'nın içtihatlarını uygulamak.
Nikaragua Davası kararı uyarınca kodifikasyonun teamül kuralının bağımsızlığını etkilemediği sonucuna ulaşmak.
Kuralın genel yapılageliş niteliği sürdüğü sürece, sözleşmeye taraf olmayan devletler için de hukuki yükümlülük devam eder.

Anahtar Kavram

Paralel Varlık ve Kodifikasyonun Yapılagelişe Etkisi

Daha Fazla Pratik

Nikaragua Davası'nda UAD'nin 'paralel varlık' (parallel existence) konusundaki gerekçelerini inceleyerek yapılageliş ve sözleşme hukuku arasındaki farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 388Soru

Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisi ve emredici kuralların (jusjus cogenscogens) diğer hukuk kuralları üzerindeki etkisi dikkate alındığında; 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesi uyarınca, yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olan bir antlaşmanın hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma, başlangıçtan itibaren batıldır (voidvoid abab initioinitio) ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Cevap

Yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala (jusjus cogenscogens) aykırı olan bir antlaşma, 1969 Viyana Sözleşmesi uyarınca başlangıçtan itibaren batıl (voidvoid abab initioinitio) sayılır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre; bir antlaşma, yapıldığı sırada uluslararası genel hukukun emredici bir kuralına aykırı ise batıldır. Bu durum, antlaşmanın hukuki olarak hiçbir zaman geçerli bir şekilde kurulmadığı anlamına gelir (voidvoid abab initioinitio).

Adım Adım Çözüm

1
Emredici kuralın (jusjus cogenscogens) niteliğini belirle.
Emredici kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden hiçbir şekilde sapma (derogation) mümkün olmayan kurallardır.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan bu kurallar, devletlerin iradesiyle dahi askıya alınamaz.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesini uygula.
Sözleşme, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici kurala aykırı olması durumunda antlaşmanın 'batıl' (voidvoid) olacağını açıkça düzenler.
Bu durum, kamu düzenini koruyan bir mutlak butlan yaptırımıdır.
3
Zamana göre geçersizlik ayrımını yap.
Madde 53 başlangıçtaki aykırılığı (batıl), Madde 64 ise sonradan ortaya çıkan emredici kuralın mevcut antlaşmayı sona erdirmesini düzenler.
Soru kökü 'yapıldığı sırada mevcut olan' kuralı sorduğu için cevap başlangıçtan itibaren batıl olma durumudur.

Anahtar Kavram

Jus Cogens ve Mutlak Butlan

Daha Fazla Pratik

Viyana Sözleşmesi'nin 64. maddesinde düzenlenen 'sonradan ortaya çıkan emredici kurallar' (jusjus cogenscogens supervenienssuperveniens) durumunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 389Soru

AA Devleti ile BB Devleti arasında uzun yıllardır devam eden deniz sınırı sınırlandırması uyuşmazlığında; AA Devletinin Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kulisinde yaptığı resmî bir basın açıklamasında, "AA Devletinin söz konusu deniz alanındaki tüm egemenlik iddialarından komşuluk ilişkileri adına vazgeçtiğini ve BB devletinin ilan ettiği sınır hattını hukuken kabul ettiğini" belirtmiştir. Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) konuya ilişkin yerleşik içtihatları dikkate alındığında, bu irade beyanıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu irade beyanı bir "feragat" işlemi niteliğinde olup; açıklık, aleniyet ve bağlanma niyeti (animus) taşıdığı için AA devletini uluslararası hukukta bağlar.

Cevap

Söz konusu beyan bir "feragat" (waiver) işlemi niteliğindedir ve niyet (animus) ile aleniyet şartlarını sağladığı için devlet adına bağlayıcıdır.
Doğru seçenek, işlemin bir 'feragat' olduğunu ve UAD'nin Nükleer Testler Davası'ndaki (1974) kriterlerine (niyet ve aleniyet) uygun olarak bağlayıcı olduğunu belirtmektedir. Uluslararası hukukta devletler, yetkili temsilcileri aracılığıyla (Dışişleri Bakanı gibi) tek taraflı olarak yükümlülük altına girebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
İrade beyanının içeriğini analiz et.
Devletin bir haktan veya iddiadan vazgeçtiği görülmektedir.
Bir haktan vazgeçme işlemi uluslararası hukukta 'feragat' olarak tanımlanır.
2
Beyanı yapan makamı ve yöntemi kontrol et.
Dışişleri Bakanı tarafından resmî ve kamuya açık bir açıklama yapılmıştır.
UAD içtihatlarına göre Dışişleri Bakanı devleti bu tür işlemlerde temsil etmeye yetkilidir.
3
Bağlayıcılık kriterlerini (Nükleer Testler Davası kriterleri) uygula.
Niyet (animus obligandi) ve Aleniyet (publicity) unsurları mevcuttur.
Bu iki unsurun varlığı, tek taraflı işlemin başka bir devletin kabulüne gerek kalmaksızın hukuki sonuç doğurmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Devletlerin tek taraflı işlemleri, bir devletin bağımsız irade beyanıyla uluslararası hukukta hak kazanması veya borç altına girmesidir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (ILC) 2006 tarihli 'Devletlerin Tek Taraflı Deklarasyonlarına İlişkin Yol Gösterici İlkeler' metnini inceleyerek geri alınamazlık şartlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 390Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde yargı kararlarının 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç' (subsidiary means for the determination of rules of law) olarak tanımlanması, bu kaynağın uluslararası hukuk sistemindeki işleviyle ilgili aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı kararlarının, mevcut antlaşma veya teamül kurallarının içeriğini ve kapsamını ortaya koyan birer kanıt niteliği taşıması

Cevap

Yargı kararlarının, mevcut antlaşma veya teamül kurallarının içeriğini ve kapsamını ortaya koyan birer kanıt niteliği taşıması
Uluslararası hukukta yargı kararları 'yardımcı kaynak' olarak sınıflandırılır. Bunun temel nedeni, mahkemelerin yeni hukuk kuralları yaratma (ihdas) yetkisinin olmamasıdır. Yargı kararlarının işlevi, uyuşmazlık konusu olayda uygulanacak olan asli kaynakların (antlaşma veya teamül) varlığını kanıtlamak ve bu kuralların içeriğini yorumlayarak tespit etmektir. Bu nedenle kararlar, hukukun ne olduğunu gösteren birer 'kanıt' veya 'belirleme aracı' niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38'deki kaynak sınıflandırmasını belirle.
Antlaşmalar, teamül ve genel ilkeler 'asli' kaynaklar; yargı kararları ve doktrin 'yardımcı' kaynaklardır.
Soruda geçen 'yardımcı araç' ifadesinin hukuki hiyerarşideki yerini anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
'Hukuk kurallarının belirlenmesi' (determination) ifadesinin teknik anlamını analiz et.
Bu ifade, yargı kararlarının yeni bir kural yaratmadığını (ihdas), mevcut kuralları bulup ortaya çıkardığını (tespit/kanıt) gösterir.
Uluslararası hukukta egemenlik ilkesi gereği kural koyma yetkisi sadece devletlere aittir.
3
UAD Statüsü Madde 59 ile ilişkilendir.
Kararların sadece davanın taraflarını bağlaması, yargı kararlarının genel bir hukuk kaynağı (asli kaynak) değil, somut olayda hukuku uygulayan bir araç olduğunu teyit eder.
Bağlayıcılığın sınırlı olması, kararın neden 'yardımcı' kategorisinde olduğunu açıklar.

Anahtar Kavram

Yargı kararlarının 'tespit edici' (declaratory) niteliği

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 59. maddesindeki 'kararın nisbi bağlayıcılığı' ilkesi ile 38. maddedeki 'yardımcı kaynak' niteliği arasındaki tutarlılığı inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 391Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, iki taraflı bir antlaşmanın taraflarından birinin gerçekleştirdiği "esaslı ihlal" (material breach) durumunda, diğer tarafın bu ihlale dayanarak başvurabileceği hukuki yetki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhlali gerekçe göstererek antlaşmayı tamamen veya kısmen sona erdirme veya yürürlüğünü askıya alma

Cevap

Esaslı ihlal durumunda mağdur tarafın antlaşmayı tamamen veya kısmen sona erdirme ya da yürürlüğünü askıya alma hakkı bulunmaktadır.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 60. maddesine göre, iki taraflı bir antlaşmanın taraflarından birinin gerçekleştirdiği esaslı ihlal, diğer tarafa antlaşmayı tamamen veya kısmen sona erdirme (termination) veya yürürlüğünü askıya alma (suspension) yetkisi verir. Bu düzenleme, taraflar arasındaki dengeyi korumayı ve ahde vefa ilkesinin ağır ihlallerle sarsıldığı durumlarda mağdur tarafa çıkış yolu sunmayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağın tespiti
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 60
Antlaşmaların ihlal nedeniyle sona ermesi bu madde ile düzenlenmiştir.
2
Esaslı ihlal kavramının analizi
Antlaşmanın reddi veya nesne/amacına yönelik temel bir hükmün ihlali
Her ihlal değil, sadece 'esaslı' nitelikteki ihlaller sona erdirme hakkı doğurur.
3
İki taraflı antlaşmalardaki sonucun belirlenmesi
Seçimlik hak: Sona erdirme veya Askıya alma
Mağdur tarafın mağduriyetini gidermek için sahip olduğu hukuki yetkiler tanımlanır.

Anahtar Kavram

Esaslı İhlal (Material Breach)

İpuçları

1
Viyana Sözleşmesi'nin 60. maddesini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Çok taraflı antlaşmalarda esaslı ihlalin sonuçlarını ve diğer tarafların oy birliğiyle alabileceği kararları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 392Soru

Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan emredici kurallar (jus cogens), antlaşmaların geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümlerine göre, yürürlükte olan bir antlaşma ile çatışan yeni bir emredici genel uluslararası hukuk kuralının (jus cogens) ortaya çıkması durumunda, söz konusu antlaşmanın hukuki akıbeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma, yeni emredici kuralın ortaya çıktığı andan itibaren batıl hale gelir ve sona erer.

Cevap

Antlaşma, yeni emredici kuralın ortaya çıktığı andan itibaren batıl hale gelir ve sona erer.
Doğru yanıt olan seçenek, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64. maddesinde yer alan açık hükmü yansıtmaktadır. Bu maddeye göre, yeni bir emredici kural (jus cogens) ortaya çıktığında, bu kurala aykırı olan mevcut herhangi bir antlaşma batıl hale gelir ve sona erer. Bu durum 'jus cogens superveniens' olarak adlandırılır ve antlaşmanın geçmişe yönelik sonuçlarını değil, kuralın ortaya çıkışından sonraki geçerliliğini hedef alır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda tanımlanan durumun 'sonradan ortaya çıkan emredici kural' (jus cogens superveniens) olduğunu tespit etmek.
Bu durumun 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 64. maddesi kapsamında düzenlendiği belirlenir.
Uluslararası hukukta emredici kuralların zaman içindeki değişimi ve antlaşmalara etkisi bu madde ile düzenlenmiştir.
2
Sonradan ortaya çıkan emredici kuralın hukuki sonuçlarını analiz etmek.
Antlaşmanın geçmişe etkili olmaksızın, kuralın doğduğu andan itibaren sona ereceği sonucuna ulaşılır.
Viyana Sözleşmesi, mevcut hak ve yükümlülükleri korumak amacıyla bu durumda geçmişe etkili (ex tunc) bir geçersizlik öngörmez.

Anahtar Kavram

Jus Cogens Superveniens (Sonradan Ortaya Çıkan Emredici Kural)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 393Soru

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 102.102. maddesi ve Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri uyarınca, devletler arasında akdedilen uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girmelerini müteakip Birleşmiş Milletler Sekreterliği'ne tescil (kayıt) edilmesi öngörülmüştür.

Buna göre, Birleşmiş Milletler Sekreterliği'ne tescil edilmemiş bir antlaşmanın hukuki durumu ve uygulanabilirliği ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın tarafları, tescil edilmemiş olan bu antlaşmaya Birleşmiş Milletler'in herhangi bir organı önünde kanıt olarak dayanamazlar.

Cevap

Birleşmiş Milletler Sekreterliği'ne tescil edilmemiş bir antlaşmanın tarafları, bu antlaşmaya Birleşmiş Milletler'in herhangi bir organı önünde dayanamazlar.
Doğru yanıt olan seçenek, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 102. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeyi yansıtmaktadır. Bu hükme göre, tescil edilmemiş bir antlaşma taraflar arasında geçerli ve bağlayıcı olmaya devam etse de, antlaşmanın tarafları bu belgeye Birleşmiş Milletler'in herhangi bir organı (örneğin Uluslararası Adalet Divanı) önünde kanıt olarak dayanamazlar ve uyuşmazlığın esasına yönelik bir belge olarak sunamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
BM Şartı Madde 102 hükmünün analizi
Tescilin devletler için bir yükümlülük olduğu ancak antlaşmanın geçerliliğini etkilemediği saptanır.
Tescil işleminin hukuki niteliğini (usuli vs. maddi) belirlemek için.
2
Öngörülen yaptırımın belirlenmesi
Yaptırımın 'ileri sürülememe' (non-invocability) olduğu, bunun da sadece BM organlarını (Uluslararası Adalet Divanı dahil) kapsadığı görülür.
Tescil eksikliğinin hangi kurumlar nezdinde sonuç doğurduğunu tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Tescili ve İleri Sürülememe (Non-Invocability) İlkesi

İpuçları

1
Tescil edilmemenin antlaşmanın 'geçerliliği' üzerinde mi yoksa 'kullanılabilirliği' üzerinde mi etkili olduğuna odaklanın.
2
Birleşmiş Milletler organları önünde kanıt sunma hakkı ile antlaşmanın bağlayıcılığı arasındaki farkı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi kapsamında antlaşmaların geçersizlik hallerini (hata, hile, zorlama vb.) ve bunların yaptırımlarını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 394Soru

Uluslararası hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde, yargıcın veya hakemin pozitif hukuk kurallarını (lexlex latalata) bir kenara bırakarak, tamamen adalet ve doğruluk anlayışına göre karar vermesini sağlayan "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) ilkesinin uygulanabilmesi için aranan temel hukuki şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlık taraflarının bu usulün uygulanması yönünde açık ve ortak bir rıza beyanında bulunmuş olması

Cevap

Uyuşmazlık taraflarının bu usulün uygulanması yönünde açık ve ortak bir rıza beyanında bulunmuş olması
Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono), Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü'nün 38/2. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre Divan, uyuşmazlığın tarafları bu konuda anlaştığı takdirde bir uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet temelinde çözme yetkisine sahiptir. Bu usulde yargıç, yürürlükteki hukuk kurallarını bir kenara bırakarak somut olayın özelliklerine göre en adil çözümü üretir. Bu durum yargıca 'kanun koyucu' gibi hareket etme imkanı tanıdığı için, devletlerin egemenliği gereği onların 'açık rızası' olmadan bu yola başvurulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın tanımlanması
Hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono), yargıca hukuk dışı (ancak adalete uygun) karar verme yetkisi tanır.
Uluslararası hukukta normalde hakimler hukuku uygulamakla yükümlüdür.
2
Yasal dayanağın kontrol edilmesi
Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrasına ulaşılır.
Bu madde hakkaniyet ve nisfet ilkesinin sınırlarını çizen temel metindir.
3
Şartın tespiti
İlgili maddede belirtilen 'taraflar uyuşursa' (ifif thethe partiesparties agreeagree theretothereto) ifadesi analiz edilir.
Bu ifade, yargıca verilen bu olağanüstü yetkinin mutlak surette devletlerin rızasına bağlı olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet (ExEx AequoAequo etet BonoBono) Yetkisi ve Rıza Şartı

İpuçları

1
Uluslararası hukukta devletlerin egemenliği, yargı organlarının yetkilerinin genellikle bir şartla sınırlandırılmasına neden olur.
2
UAD Statüsü'nün 38. maddesinin ilk fıkrası asli kaynakları sayarken, ikinci fıkrası hakkaniyet yetkisi için özel bir grup iradesine vurgu yapar.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası hukukta hakkaniyetin 'hukuk içinde' (infra legem) yorum aracı olarak kullanılması ile 'hukuk dışı' (ex aequo et bono) kullanım farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 395Soru

Uluslararası örgütlerin kendi organları aracılığıyla aldıkları kararlar, örgütün kurucu antlaşmasında öngörülen yetki sınırları çerçevesinde hukuki sonuçlar doğurur. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından alınan kararlar kural olarak tavsiye niteliğinde olsa da bazı kararlar üye devletler üzerinde doğrudan bağlayıcı etkiye sahiptir.

Buna göre, BM Genel Kurulu'nun aşağıdaki yetkilerinden hangisi kapsamında aldığı kararlar üye devletler için hukuken bağlayıcıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgüt bütçesinin kabul edilmesi ve üye devletlerin ödeyeceği katkı paylarının belirlenmesi

Cevap

Örgüt bütçesinin kabul edilmesi ve üye devletlerin ödeyeceği katkı paylarının belirlenmesi yönündeki kararlar bağlayıcıdır.
Uluslararası hukuk doktrininde uluslararası örgüt kararları 'dışa yönelik' ve 'içe yönelik' olarak ikiye ayrılır. BM Genel Kurulu'nun dışa yönelik (devletlerin politikalarına ilişkin) kararları tavsiye niteliğindeyken, örgütün işleyişine ilişkin bütçe (Madde 17), üyelik kabulü veya personel ataması gibi içe yönelik kararları tüm üyeler için hukuken bağlayıcıdır.

Adım Adım Çözüm

1
BM Genel Kurulu kararlarının genel niteliğini belirleme
BM Genel Kurulu kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir (Madde 10-14).
Örgütün genel yapısı ve devlet egemenliği gereği dışa yönelik kararlar genellikle tavsiye niteliğinde tutulmuştur.
2
İç hukuk (internal law) niteliğindeki kararları analiz etme
Örgütün işleyişi, bütçesi, üyelik statüsü ve personel rejimi gibi konulardaki kararlar 'iç hukuk' niteliğindedir.
Örgütün varlığını sürdürebilmesi için bu kararların üyeler üzerinde bağlayıcı olması zorunludur.
3
BM Şartı Madde 17'yi uygulama
Genel Kurul, örgüt bütçesini inceler ve onaylar; masraflar üyelerce Genel Kurul tarafından belirlenen oranlarda karşılanır.
Hukuki dayanak, bütçe kararlarının kesin ve bağlayıcı olduğunu açıkça belirtmektedir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgütlerin Bağlayıcı İç Kararları (Budgetary Powers)

İpuçları

1
BM Genel Kurulu kararlarının çoğu tavsiye niteliğindedir, ancak örgütün 'kendi mutfağı' (işleyişi) ile ilgili kararlar farklıdır.
2
Örgütün yaşamını sürdürmesi için gerekli olan parasal kaynakların yönetimi ile ilgili maddeyi (Madde 17) hatırlayın.
3
Birleşmiş Milletler bütçesinin onaylanması süreci, üyelerin itiraz hakkı olmaksızın uymak zorunda oldukları nadir zorunlu alanlardan biridir.

Daha Fazla Pratik

Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kararları ile Genel Kurul'un 'Barış İçin Birleşme' kararı arasındaki hukuki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 396Soru

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin "üçüncü devletler" (third states) ile ilgili hükümleri uyarınca, bir antlaşmanın tarafı olmayan bir devlet lehine hak (rightright) doğması süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü devletin söz konusu hakkı kabul ettiğine dair rızası, antlaşmada aksine bir düzenleme bulunmadığı müddetçe varsayılır (presumedpresumed).

Cevap

Üçüncü devletin kendisine tanınan bir hakkı kabul ettiği, antlaşmada aksi bir hüküm yoksa varsayılır (zımni rıza yeterlidir).
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 36.36. maddesi uyarınca, bir antlaşmanın tarafları üçüncü bir devlet lehine bir hak öngördüklerinde, o devletin bu hakkı kabul ettiği (rızası), antlaşmada aksine bir hüküm bulunmadıkça veya taraflar aksini kararlaştırmadıkça varsayılır. Bu, uluslararası hukukta devletlerin lehine olan işlemlerde kolaylık sağlayan bir kuraldır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmaların nispiliği ilkesini hatırla.
Normal şartlarda antlaşmalar sadece tarafları bağlar (pactapacta tertiistertiis necnec nocentnocent necnec prosuntprosunt).
Üçüncü devletlerin egemenlik haklarını korumak için rızaları olmaksızın üzerlerinde etki yaratılamaz.
2
Viyana Sözleşmesi'ndeki istisnaları (Madde 3535 ve 3636) ayırt et.
Yükümlülükler için 'yazılı ve açık rıza' (35.35. madde), haklar için ise 'varsayılan rıza' (36.36. madde) rejimi geçerlidir.
Hukuk tekniği açısından bir devletin lehine olan durumların kabulü, aleyhine olanlara göre daha esnek kurallara bağlanmıştır.
3
Seçeneklerdeki haklar için geçerli rıza şartını belirle.
Rızanın var sayıldığı (presumption) ifade en doğru kuraldır.
Sözleşme metnindeki açık hüküm bu yöndedir.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Nispiliği ve Üçüncü Devletlere Etkisi

İpuçları

1
Uluslararası hukukta bir devletin lehine olan durumlar ile aleyhine (yükümlülük) olan durumlar için aranan rıza şartlarının aynı olup olmadığını düşünün.
2
Viyana Sözleşmesi'nin 35.35. ve 36.36. maddeleri arasındaki farka odaklanın; haklar genellikle zımnen kabul edilebilir.

Daha Fazla Pratik

Üçüncü devletlere tanınan hakların geri alınması (revocationrevocation) sürecinde 37.37. maddedeki sınırlamaları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 397Soru

Devlet A ve Devlet B arasındaki bir sınır uyuşmazlığında, Devlet A uyuşmazlığın Uluslararası Adalet Divanı (UADUAD) tarafından 'hakkaniyet ve nisfet' (exex aequoaequo etet bonobono) çerçevesinde çözülmesini talep etmiştir. Devlet B ise bu talebe karşı herhangi bir itirazda bulunmamış ancak açık bir onay da vermemiştir.

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 38. maddesi dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan, tarafların her ikisinin de bu yönde açık ve kesin bir rızası bulunmadığı için uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet ilkesine göre çözemez.

Cevap

Divan'ın hakkaniyet ve nisfet ilkesini uygulayabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da bu konuda açık rızasının bulunması zorunludur.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 38. maddesinin 2. fıkrası, Divan’ın tarafların rızası olması şartıyla uyuşmazlıkları hakkaniyet ve nisfet (exex aequoaequo etet bonobono) ilkelerine göre çözebileceğini belirtir. Burada aranan rıza, tarafların Divan'ı mevcut pozitif hukuk kuralları dışına çıkarak adalet ve hakkaniyet temelinde bir karar vermesi için açıkça yetkilendirmesidir. Senaryoda Devlet B'nin açık bir onayı bulunmadığı için Divan bu ilkeyi uygulayamaz.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38/2 hükmünün incelenmesi
İlgili madde, Divan'ın tarafların kabul etmesi halinde 'hakkaniyet ve nisfet' uyarınca karar verme yetkisini düzenler.
Hakkaniyet ve nisfetin hukuki dayanağını ve uygulama şartını belirlemek için gereklidir.
2
Rıza türünün analiz edilmesi
Uluslararası hukukta bu ilkenin uygulanması için rızanın 'açık' (expressexpress) olması gerektiği, sessiz kalmanın (acquiescenceacquiescence) yeterli olmadığı sonucuna varılır.
Uyuşmazlıktaki taraflardan birinin sessiz kalmasının hukuki sonucunu belirlemek için gereklidir.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi
Devlet B'nin açık bir onayı olmadığı için Divan'ın bu ilkeye başvuramayacağı sonucuna ulaşılır.
Hukuki kuralın verilen senaryoya uygulanması aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Hakkaniyet ve Nisfet (ExEx AequoAequo etet BonoBono) Uygulanma Şartı

Daha Fazla Pratik

UAD'ın 'infra legem' (hukuk içi) hakkaniyet kullanımı ile 'ex aequo et bono' arasındaki farkı vurgulayan diğer davaları (örneğin Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 398Soru

Uluslararası hukuk kaynakları arasında yer alan yargı kararlarının (içtihatların) temel işlevi ve hukuki gücü göz önüne alındığında, bu kaynağın niteliğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yargı kararları, yeni bir hukuk kuralı yaratmaktan ziyade, mevcut antlaşma veya teamül kurallarının içeriğini ve uygulanabilirliğini kanıtlayan yardımcı bir araç niteliğindedir.

Cevap

Yargı kararları, yeni bir hukuk kuralı yaratmaktan ziyade, mevcut antlaşma veya teamül kurallarının içeriğini ve uygulanabilirliğini kanıtlayan yardımcı bir araç niteliğindedir.
Doğru ifade, yargı kararlarının kural koyucu bir nitelik taşımadığını, ancak mevcut hukuk kurallarının (antlaşma veya teamül) kapsamını ve anlamını belirlemede 'hukuku tespit edici' bir rol oynadığını belirtmektedir. Bu durum UAD Statüsü Madde 38 ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38'in incelenmesi
Madde 38(1)(d), yargı kararlarını ve doktrini 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı araçlar' (subsidiary means) olarak tanımlar.
Uluslararası hukukun kaynak hiyerarşisini belirleyen temel düzenleme budur.
2
Asli ve Yardımcı kaynak ayrımının yapılması
Antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkeleri 'asli' kaynaklardır; yargı kararları ise bu kuralların içeriğini tespit eden 'yardımcı' kaynaktır.
Mahkemeler kural koymaz (asli kaynak değildir), var olan kuralı yorumlar ve ilan eder.
3
Kararların bağlayıcılık sınırının (Madde 59) değerlendirilmesi
Bir mahkeme kararı sadece o davanın taraflarını bağlar (res judicata).
Uluslararası hukukta genel yasama yetkisine sahip bir organın yokluğu, kararların herkes için bağlayıcı kural (stare decisis) oluşturmasını engeller.

Anahtar Kavram

Uluslararası Yargı Kararlarının Yardımcı Kaynak Niteliği ve Göreceli Bağlayıcılığı

İpuçları

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde sayılan asli ve yardımcı kaynaklar arasındaki farkı düşünün.
2
Mahkemeler hukuk mu yaratır (yasama gibi) yoksa olan hukuku mu uygular?
3
UAD Statüsü'nün 59. maddesi bir kararın kimleri ve hangi uyuşmazlığı bağlayacağını açıkça belirtir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın verdiği bir kararın teamül hukuku oluşumundaki rolünü inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 399Soru

Uluslararası yapılageliş (teâmül) hukukunun oluşumu için gerekli olan "devlet uygulaması" (maddi unsur), devletin uluslararası alanda veya iç hukuk düzenindeki çeşitli tutum ve eylemlerinden oluşur. Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (ILC) yapılageliş hukukunun tespitine ilişkin çalışmaları da dikkate alındığında, bir teamül kuralının varlığının kanıtlanmasında aşağıdakilerden hangisi doğrudan bir "devlet uygulaması" örneği olarak kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir devletin sınırları içerisinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (NGO) yayınladığı raporlar ve politika önerileri

Cevap

Sivil toplum kuruluşlarının (NGO) yayınladığı raporlar ve politika önerileri doğrudan bir devlet uygulaması örneği olarak kabul edilemez.
Uluslararası hukukta yapılageliş kurallarının oluşumu için gerekli olan maddi unsur (devlet uygulaması), yalnızca devlet organlarının (yasama, yürütme, yargı) veya devlet adına hareket etmeye yetkili kişilerin eylem ve açıklamalarından oluşabilir. Sivil toplum kuruluşları (NGO), hükümet dışı ve devlet dışı aktörler oldukları için onların yayınladığı raporlar veya görüşler, uluslararası hukukta bir 'devlet uygulaması' olarak nitelendirilmez ve doğrudan bir teamül kuralı oluşturamaz veya kanıtlayamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yapılageliş hukukunun kurucu unsurlarını hatırla.
Maddi unsur (genel uygulama) ve psikolojik unsur (opinio juris).
Bir kuralın teamül olabilmesi için devletlerin bu yönde bir uygulaması olması gerekir.
2
"Devlet uygulaması" kavramının kapsamını belirle.
Uygulama, devletin yasama, yürütme ve yargı organlarının tüm eylemlerini kapsar.
Uluslararası hukukta devlet, organları aracılığıyla hareket eder.
3
Sivil toplum kuruluşlarının (NGO) hukuki statüsünü değerlendir.
STK'lar hükümet dışı kuruluşlardır ve devletin resmi bir organı değillerdir.
STK görüşleri kamuoyunu etkileyebilse de doğrudan devletin hukuki iradesini veya uygulamasını temsil etmez.

Anahtar Kavram

Uluslararası yapılageliş hukukunda maddi unsurun (devlet uygulaması) kimler tarafından oluşturulabileceği.

İpuçları

1
Yapılageliş kuralını kimlerin oluşturabileceğini (uluslararası hukukun süjelerini) düşünün.
2
Bir kuruluşun 'hükümet dışı' olması, onun devlet adına hareket edip edemeyeceği konusunda size bir ipucu verebilir.
3
Devletin üç temel erki (yasama, yürütme, yargı) tarafından yapılan her işlem bir uygulamadır; ancak devlet dışı aktörlerin (bireyler, NGO'lar) görüşleri bu kapsamda değildir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası Adalet Divanı'nın Statüsü Madde 38(1)(b)38(1)(b) bendini inceleyerek yapılageliş hukukunun tanımını tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 400Soru

Uluslararası hukukta "türev kaynaklar" (ikincil kaynaklar) kategorisinde değerlendirilen uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası örgütlerin bütçe, üyelik ve organ seçimi gibi iç işleyişine yönelik kararları bağlayıcı iken; Genel Kurul gibi organların devletlerin genel tutumuna yönelik kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.

Cevap

Uluslararası örgütlerin iç işleyişine (bütçe, üyelik vb.) ilişkin kararları bağlayıcıyken, Genel Kurul gibi organların devletlerin genel tutumuna yönelik kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.
Uluslararası hukuk doktrininde uluslararası örgüt kararları, örgütün kendi iç düzenini ilgilendiren konularda (personel rejimi, bütçe, organlara üye seçimi) hukuken bağlayıcıdır. Buna karşılık, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gibi organların devletlerin genel davranışlarına yönelik aldığı kararlar kural olarak tavsiye (recommendation) niteliğindedir ve 'soft law' kapsamında değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kararların kaynağını belirleme
Türev (İkincil) Kaynak
Uluslararası örgüt kararları güçlerini bir örgütü kuran temel antlaşmadan (birincil kaynak) aldıkları için türev kaynak sayılırlar.
2
Kararların etki alanını analiz etme
İç İşleyiş vs. Dış Kararlar
Örgütün yaşamını sürdürebilmesi için gerekli idari kararlar (bütçe kabulü gibi) tüm üyeleri bağlar; ancak devletlerin dış ilişkilerini düzenleyen kararlar (Genel Kurul kararları gibi) genellikle tavsiye niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Türev (İkincil) Hukuk Kaynakları

Daha Fazla Pratik

BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Bölüm kapsamındaki kararları ile Genel Kurul kararları arasındaki farkı inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 20 / 22Sonraki
Uluslararası Hukukun Kaynakları Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 20 | Examkin