Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü

365 soru

Soru 41Soru

Uluslararası bir tatlı su havzasının paylaşımı konusunda iki egemen devlet arasında tırmanan kriz, bölgesel istikrarı tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bu gelişme üzerine Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi konuyu gündemine almış ve BM Antlaşması'nın (Şartı) "Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü"ne ilişkin hükümleri (VI. Bölüm) uyarınca, taraflara aralarındaki ihtilafı Uluslararası Adalet Divanı'na götürmelerini telkin eden bir karar metni kabul etmiştir. Olayın yaşandığı dönemde olağan toplantısında bulunan BM Genel Kurulu da konunun ciddiyeti nedeniyle kendi bünyesinde süreci tartışmaya açmıştır.

BM Antlaşması'nın kurumsal yetki paylaşımı ve kararların niteliği hakkındaki amir hükümleri gözetildiğinde, bu sürece dair aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konsey'in ilgili bölüm uyarınca benimsediği karar, taraflar üzerinde hukuki bir bağlayıcılık doğurmayan tavsiye niteliğindedir ve Konsey uyuşmazlığa ilişkin işlevlerini sürdürdüğü müddetçe Genel Kurul, Konsey'in talebi olmaksızın konuya dair bir çözüm tavsiyesinde bulunamaz.

Cevap

Doğru seçenek, Konsey kararının tavsiye niteliğinde olduğunu ve Konsey görevdeyken Genel Kurul'un tavsiye yetkisinin askıya alındığını ifade eden seçenektir.
BM Antlaşması'nın VI. Bölümü (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) kapsamında Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlar, taraflar üzerinde hukuken bağlayıcı sonuç doğurmayan tavsiye kararlarıdır. Bunun yanı sıra, Antlaşma'nın 12. maddesi kurumlar arası yetki çatışmasını önlemek için açık bir sınırlama getirmiştir: Güvenlik Konseyi herhangi bir uyuşmazlıkla ilgili olarak kendi işlevlerini yerine getirdiği (konuya el koyduğu) sürece, Genel Kurul bizzat Konsey talep etmedikçe bu uyuşmazlık hakkında hiçbir tavsiyede bulunamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda geçen 'VI. Bölüm uyarınca uyuşmazlıkların barışçıl çözümü' vurgusunu hukuki nitelik bakımından analiz et.
BM Antlaşması'nın VI. Bölümü altındaki kararlar (madde 33-38) bağlayıcı nitelikte kararlar değil, uyuşmazlık taraflarına yönelik 'tavsiye' niteliğindedir.
Zorlayıcı ve bağlayıcı kararlar, barışın tehdit edilmesi veya bozulması durumlarında işletilen VII. Bölüm kapsamındaki yetkilerdir.
2
Güvenlik Konseyi sürece el koymuşken Genel Kurul'un aynı anda yetki kullanıp kullanamayacağını BM Şartı madde 12 bağlamında değerlendir.
Madde 12'ye göre, Konsey bir uyuşmazlığa dair Şart'taki işlevlerini yerine getirdiği sürece, Genel Kurul Konsey talep etmedikçe konu hakkında tavsiyede bulunamaz.
Bu kural, BM'nin en önemli iki siyasi organı arasında yetki çatışmasını önlemeyi ve uluslararası kriz yönetiminde tek sesliliği sağlamayı amaçlar.
3
Diğer yargısal iddiaları, özellikle UAD'nin yetkisi ve Barış İçin Birleşme kararının şartlarını kontrol et.
UAD'nin yetkisi zorunlu değildir (rıza gerektirir). Barış İçin Birleşme kararı ise ancak Konsey'in veto nedeniyle kilitlenip görevini yapamadığı durumlarda devreye girer.
Hukuki olguların Şart'ın temel felsefesiyle ve uluslararası yargının temel rıza ilkesiyle uyumlu olması gerekir.

Anahtar Kavram

BM Organlarının Yetki Paylaşımı ve Kararların Hukuki Niteliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

Uluslararası hukukun temel özellikleri gereği, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) uyuşmazlıkları çözme usulü, iç hukuktaki ulusal mahkemelerin işleyişinden önemli bir yönüyle ayrılır. İç hukukta kişiler aleyhlerine açılan davalarda mahkemenin yargı yetkisine tabi olmak zorundayken, UAD'nin önündeki çekişmeli davalarda devletler için böyle bir otomatik zorunluluk bulunmaz.

Buna göre, Uluslararası Adalet Divanının kendisine sunulan devletler arası bir uyuşmazlığı esastan inceleyip karara bağlayabilmesi için aranan en temel ön koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlığa taraf olan devletlerin Divanın yargı yetkisini rızalarıyla kabul etmiş olmaları

Cevap

Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi için aranan en temel ön koşul, uyuşmazlığa taraf olan devletlerin Divanın yargı yetkisini rızalarıyla kabul etmiş olmalarıdır.
Doğru yanıt, UAD'nin uyuşmazlıklara bakabilmesi için taraf devletlerin Divanın yargı yetkisini kabul etmiş olmaları gerektiğini ifade eden seçenektir. Uluslararası hukukta devlet egemenliği esastır. Bu nedenle, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü uyarınca Divanın yargı yetkisi kural olarak 'ihtiyaridir'. Yani bir devlet, ister özel bir antlaşma hükmüyle, ister ihtiyari yetki şartı (Statü Madde 36/2) beyanıyla, isterse de zımni olarak rıza göstermedikçe Divan önünde çekişmeli bir davada yargılanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanının (UAD) yargı yetkisinin temel kuralını belirlemek.
UAD'nin çekişmeli davalardaki yargı yetkisi kural olarak ihtiyari (isteğe bağlı) niteliktedir.
Uluslararası hukukta egemen eşitlik ilkesi gereği, devletler kendi rızaları olmaksızın hiçbir uluslararası mahkeme veya hakemlik organı önüne çıkmaya zorlanamazlar.
2
Seçeneklerdeki iddiaları UAD Statüsü bağlamında değerlendirmek.
BM üyeliği, Güvenlik Konseyi kararı, uyuşmazlığın hukuki olması veya tek taraflı başvuru, ilgili devletin Divanın yargı yetkisine yönelik açık rızası olmadığı sürece Divanın davaya esastan bakması için yeterli değildir.
Divan Statüsü Madde 36 uyarınca, Divanın yetkisi ancak tarafların kendisine sunduğu davaları ve antlaşmalarla yahut BM Şartı ile özel olarak öngörülmüş hususları kapsar. Temel şart rızadır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İhtiyari Yargı Yetkisi (Rıza İlkesi)
Soru 43Soru

İki devlet arasında diplomatik misyon personelinin ayrıcalıkları konusunda hukuki bir uyuşmazlık yaşanmaktadır. Taraflar, sorunun çözümü amacıyla kendi atadıkları temsilcilerden ve tarafsız üyelerden oluşan bağımsız bir heyet kurmuşlardır. Bu heyet, öncelikle uyuşmazlığa konu olan olayları derinlemesine soruşturarak bir rapor hazırlamış, ardından da sorunun esastan çözümüne yönelik somut bir taslak plan sunmuştur. Heyetin sunduğu bu çözüm planı, taraflar aksini kararlaştırmadıkça hukuken bağlayıcı nitelikte olmayıp yalnızca tavsiye niteliği taşımaktadır.

Yukarıda özellikleri verilen uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzlaştırma

Cevap

Uzlaştırma
Doğru yanıt olan uzlaştırma (conciliation), uyuşmazlığın taraflarınca kurulan bağımsız bir uzlaştırma komisyonunun, hem uyuşmazlığa konu olan maddi olayları soruşturup aydınlattığı (tahkikat aşaması) hem de elde ettiği bulgular ışığında uyuşmazlığın esasına ilişkin bağlayıcı olmayan (tavsiye niteliğinde) bir çözüm önerisi sunduğu barışçıl çözüm yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki mekanizmanın temel özelliklerini belirle.
Bağımsız bir heyetin kurulduğu, olayın soruşturulduğu (tahkik) ve bağlayıcı olmayan (tavsiye niteliğinde) bir çözüm önerisi sunulduğu tespit edilir.
Uluslararası uyuşmazlıkların çözüm yöntemlerini birbirinden ayırmak için sürecin yapısal özellikleri ve sonucun bağlayıcılığı temel kriterlerdir.
2
Bulguları çözüm yöntemleriyle eşleştir.
Bağlayıcı olmaması Tahkim'i, çözüm önermesi Soruşturma'yı (Tahkik), resmi bir komisyon kurularak araştırma ve raporlama yapılması ise Arabuluculuk ve Dostça Girişim'i eler.
Sadece Uzlaştırma (Conciliation) yönteminde bağımsız bir komisyon hem maddi olayları araştırma hem de uyuşmazlığı çözecek tavsiye niteliğinde bir rapor sunma yetkilerini kendisinde birleştirir.

Anahtar Kavram

Uzlaştırma (Conciliation) Komisyonlarının Yetki ve Karar Niteliği
Soru 44Soru

Uluslararası hukukta devletler arası uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan diplomatik ve yargısal yöntemler, müdahil olan aktörlerin niteliğine ve sürecin işleyişine göre tasnif edilmektedir. Birleşmiş Milletler Şartı'nın barışçıl çözüm yollarını düzenleyen hükümlerinde ilk sırada yer alan ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatlarında da yargısal yollara başvurulmadan evvel sıklıkla tüketilmesi gereken bir 'ön şart' olarak değerlendirilen 'müzakere (görüşme)' usulünü, diğer diplomatik çözüm vasıtalarından ayıran en temel kavramsal özellik aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlık tarafı devletlerin, dışarıdan herhangi bir üçüncü tarafın katılımını veya yönlendirmesini tamamen dışlayarak, uyuşmazlığın esasına ilişkin doğrudan doğruya karşılıklı görüş alışverişinde bulunması ve mutabakat aramasıdır.

Cevap

Uyuşmazlık tarafı devletlerin, dışarıdan herhangi bir üçüncü tarafın katılımını tamamen dışlayarak uyuşmazlığın esasına ilişkin doğrudan karşılıklı görüş alışverişinde bulunmasını ifade eden seçenektir.
Müzakere (görüşme), uluslararası uyuşmazlıkların çözümünde en yaygın ve genellikle ilk başvurulan yöntemdir. Bu yöntemin en temel ayırt edici özelliği, sürece hiçbir şekilde üçüncü bir devletin, uluslararası örgütün veya kişinin dâhil olmaması ve uyuşmazlığın taraflarının doğrudan doğruya uyuşmazlığın esasına yönelik bir iletişim kurmasıdır. Doğru yanıt, 'üçüncü tarafın katılımının dışlanması' ve 'doğrudan esasa ilişkin görüş alışverişi' vurgularıyla müzakere kurumunu en teknik ve hatasız şekliyle tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki 'müzakere (görüşme)' kavramının BM Şartı ve uluslararası hukuktaki teknik tanımının analiz edilmesi.
Müzakerenin en ayırt edici niteliğinin 'üçüncü bir tarafın yokluğu' ve 'doğrudan esasa girilmesi' olduğunun tespit edilmesi.
Uluslararası hukukta diplomatik çözüm yollarının tasnifi, sürece üçüncü bir tarafın dâhil olup olmamasına ve dâhil oluyorsa yetkisinin (esasa girip girmemesine, bağlayıcı karar verip verememesine) genişliğine göre yapılır.
2
Seçeneklerde yer alan tanımların sırasıyla barışçıl çözüm yollarıyla eşleştirilmesi.
Seçeneklerin sırasıyla Müzakere, Arabuluculuk, Dostça Girişim, Uzlaştırma ve Tahkim tanımlarını içerdiğinin belirlenmesi.
Çeldiricilerin her biri farklı bir çözüm yolunu tarif etmektedir; müzakereyi diğerlerinden ayıran yegâne seçenek üçüncü tarafın dışlandığı tanımdır.

Anahtar Kavram

Müzakere (Görüşme)
Soru 45Soru

Lidya ve Karya devletleri arasında uzun süredir devam eden bir kıta sahanlığı sınırlandırması uyuşmazlığı bulunmaktadır. Taraflar, diplomatik müzakerelerden sonuç alamamaları üzerine uyuşmazlığın çözümü için bir 'tahkimname' (compromis) imzalayarak konuyu uluslararası tahkime götürmeye karar vermişlerdir. Tahkimnamede, mahkemenin üç hakemden oluşacağı (tarafların birer hakem seçeceği, bu iki hakemin ise üçüncü hakemi belirleyeceği) ve heyetin uyuşmazlığı katı uluslararası hukuk kurallarına bağlı kalmadan 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) temelinde çözmeye yetkili kılındığı açıkça düzenlenmiştir. Yargılama süreci tamamlanmış ve hakem heyeti nihai kararını taraflara tebliğ etmiştir.

Bu senaryoya göre, işletilen uluslararası tahkim süreci ve verilen hakem kararıyla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakem heyetinin verdiği karar Lidya ve Karya için hukuken bağlayıcı ve nihaidir; heyetin uyuşmazlığı 'hakkaniyet ve nisfet' temelinde karara bağlayabilmesi ise ancak tahkimnamede tarafların bu yönde açık rızalarının bulunmasıyla mümkündür.

Cevap

Hakem heyetinin verdiği karar Lidya ve Karya için hukuken bağlayıcı ve nihaidir; heyetin uyuşmazlığı 'hakkaniyet ve nisfet' temelinde karara bağlayabilmesi ise ancak tahkimnamede tarafların bu yönde açık rızalarının bulunmasıyla mümkündür.
Uluslararası tahkim süreci sonucunda verilen kararlar taraflar için hukuken kesin ve bağlayıcı niteliktedir. Uzlaştırma veya arabuluculuktan farklı olarak tahkim bir yargısal çözüm yöntemidir. Bunun yanı sıra, tahkim heyetlerinin veya Uluslararası Adalet Divanının hukukun katı kuralları yerine 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) esasına göre karar verebilmesi için, tarafların tahkimname (compromis) veya özel bir anlaşma ile buna açıkça rıza göstermeleri, yani mahkemeyi yetkilendirmeleri uluslararası hukukun zorunlu bir kuralıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tahkimnamenin (compromis) özelliklerini ve hakem heyetine verilen 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) yetkisini analiz etmek.
Tarafların uyuşmazlığı tahkime götürmeyi kabul ettiği ve mahkemeye katı hukuk kuralları dışında özel bir karar alma yetkisi tanıdığı tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık çözüm yönteminin çerçevesinin ve mahkemenin yetki sınırlarının belirlenmesi.
2
Uluslararası tahkimin (hakemlik) hukuki niteliğini arabuluculuk ve uzlaştırma gibi diplomatik yollarla karşılaştırmak.
Tahkim, yargısal bir çözüm yoludur ve verilen hakem kararları taraflar açısından kesin ve bağlayıcıdır.
Tahkimin temel ayırıcı niteliği olan bağlayıcılık unsurunun doğrulanması.
3
Uluslararası hukukta 'hakkaniyet ve nisfet' kuralının uygulanma şartını hatırlamak.
Bu ilkenin uygulanabilmesi, hukukun asli kaynaklarından (örneğin hukukun genel ilkelerinden) farklı olarak ancak tarafların tahkimnamede (veya ilgili antlaşmada) açık rıza göstermesine bağlıdır.
Mahkemenin yetkisinin kaynağının doğru tanımlanması.
4
Seçenekleri bağlayıcılık ve yetki şartları açısından değerlendirip doğruyu bulmak.
Kararın bağlayıcı olduğunu ve hakkaniyet yetkisinin tarafların rızasından kaynaklandığını belirten seçenek tespit edilir.
Senaryodaki durumun uluslararası hukuk kurallarına en uygun düşen hukuki analizinin belirlenmesi.

Anahtar Kavram

Tahkim Kararlarının Bağlayıcılığı ve Ex Aequo et Bono (Hakkaniyet ve Nisfet) Kuralı
Soru 46Soru

Alfa ve Beta egemen devletleri arasında, sınırı aşan bir nehrin sularının kullanımı nedeniyle hukuki bir ihtilaf doğmuştur. Alfa devleti, bu sorunun uluslararası hukuka uygun bir biçimde ve kesin olarak çözüme kavuşturulması amacıyla Uluslararası Adalet Divanında (Divan) Beta devletine karşı dava açmayı planlamaktadır.

Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi ve işleyiş kuralları dikkate alındığında, bu uyuşmazlığın Divan tarafından incelenebilmesi süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davanın esastan incelenebilmesi için Beta devletinin de bu uyuşmazlığın çözümünde Divan'ın yargı yetkisine rıza göstermiş olması şarttır.

Cevap

Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi kural olarak rızaya dayalı (ihtiyari) olduğundan, davanın esastan incelenebilmesi için karşı taraf olan Beta devletinin de yargı yetkisine rıza göstermiş olması şartını ifade eden seçenektir.
Uluslararası hukukta devletlerin egemenliği esastır ve hiçbir egemen devlet rızası dışında bir uluslararası yargı organının önüne çıkarılamaz. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü gereğince, Divan'ın çekişmeli bir uyuşmazlıkta esastan karar verebilmesi için uyuşmazlığa taraf olan tüm devletlerin Divan'ın yargı yetkisini tanımış (rıza göstermiş) olması hukuki bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanının (UAD) çekişmeli davalardaki yargı yetkisinin hukuki temelini belirle.
UAD'nin yargı yetkisi zorunlu değil, ihtiyaridir (isteğe bağlıdır).
Uluslararası hukukta egemen eşitlik ilkesi gereği devletler kendi rızaları olmadan uluslararası bir mahkemenin yargı yetkisine tabi tutulamazlar.
2
UAD Statüsü'ne göre bir davanın görülebilmesi için gereken şartı değerlendir.
Her iki taraf devletin de (Alfa ve Beta) Divan'ın yargı yetkisini özel bir antlaşma, sözleşmelerdeki yargı şartı veya ihtiyari şart (tek taraflı bildiri) yoluyla açıkça veya zımnen kabul etmiş olması gerekir.
Rıza prensibi, UAD yargı yetkisinin en temel ön koşuludur.

Anahtar Kavram

Uluslararası Adalet Divanında Rıza Prensibi ve Yargı Yetkisi
Soru 47Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen "İhtiyari Şart" (Optional Clause) mekanizması kapsamında, T Devleti Divan'ın zorunlu yargı yetkisini kabul eden tek taraflı bir beyanda bulunurken "deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin uyuşmazlıkları" yetki kapsamı dışında tutan bir konu çekincesi (ratione materiae) ileri sürmüştür. V Devleti ise İhtiyari Şart beyanında yargı yetkisini hiçbir konu sınırlaması olmaksızın genel ve mutlak olarak kabul etmiştir.

Bir süre sonra T Devleti, V Devleti ile arasında baş gösteren bir kıta sahanlığı sınırlandırması uyuşmazlığını Divan'a taşımış ve davacı sıfatıyla yargı sürecini başlatmıştır. Davalı konumundaki V Devleti ise Divan'ın uyuşmazlığa bakmaya yetkisi olmadığını iddia etmiştir.

Uluslararası hukuk kuralları ve Divan'ın yerleşik içtihatları dikkate alındığında, bu uyuşmazlıktaki yargı yetkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V Devleti, karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi uyarınca T Devleti'nin beyanında yer alan çekinceyi kendi lehine ileri sürebilir; iki beyan arasında bu konu bağlamında ortak bir irade uyuşması bulunmadığından Divan yetkisizdir.

Cevap

V Devletinin, karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesine dayanarak davacı T Devletinin beyanındaki konu çekincesini (deniz alanlarının sınırlandırılması yasağını) ileri sürebileceğini ve Divan'ın ortak bir irade uyuşmazlığı olmadığı için yetkisiz olduğunu belirten seçenektir.
Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisine ilişkin temel doktriner kural ve yerleşik içtihat (örneğin Fransa ve Norveç arasındaki Norwegian Loans davası), İhtiyari Şart çerçevesinde yapılan beyanlarda karşılıklılık ilkesinin katı bir şekilde işlediğini gösterir. Bu ilke gereği, Divan'ın yargı yetkisi, çekişen iki devletin tek taraflı beyanlarının örtüştüğü 'asgari ortak paydaya' (en dar beyana) tabidir. Davalı konumundaki bir devlet (somut olayda V), hiçbir çekince öne sürmemiş dahi olsa, davacı devletin (T) beyanında yer alan bir çekinceye tutunarak Divan'ın yetkisine itiraz edebilir. Çünkü T Devleti o konu başlığında Divan yargısını önceden kabul etmemiştir, dolayısıyla V Devleti de T Devletine karşı aynı konu başlığında yargılamaya tabi tutulmaya zorlanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlık taraflarının İhtiyari Şart (Madde 36/2) kapsamındaki kabullerinin kapsamını analiz et.
T Devleti (Davacı), deniz sınırlandırması uyuşmazlıklarını Divan'ın yargı yetkisinden dışlamıştır. V Devleti (Davalı) ise tüm uyuşmazlıklar için Divan'ın yetkisini şartsız kabul etmiştir.
UAD'nin yetkisini kurabilmesi için tarafların yetkiyi hangi sınırlar içinde kabul ettiklerinin tespit edilmesi zorunludur.
2
UAD Statüsü Madde 36/2 rejiminde yetkinin kapsamını belirleyen 'karşılıklılık' (mütekabiliyet) kuralını uygula.
Karşılıklılık ilkesine göre, Divan'ın yargı yetkisi uyuşmazlığa taraf olan her iki devletin kabul beyanlarının örtüştüğü 'en dar' ortak alana sıkışır.
Hiçbir devlet rıza göstermediği bir alanda yargılamaya tabi tutulamayacağı gibi, daha dar bir rıza gösteren devlete karşı da daha geniş bir taahhüt altına girilemez.
3
Davalının yetki itiraz hakkını değerlendir.
V Devleti, kendi beyanında bir sınırlandırma olmamasına rağmen, davacı T Devletinin koyduğu kısıtlamaya hukuken sığınabilir. Ortak alanda 'deniz sınırlandırması' yer almadığı için Divan'ın davaya bakma yetkisi doğmaz.
Norveç Borçlanma Tahvilleri Davası'nda (Norwegian Loans Case) da teyit edildiği üzere, davalı, davacının beyanındaki çekinceyi davacıya karşı silah olarak kullanabilir.

Anahtar Kavram

İhtiyari Şart Beyanlarında Karşılıklılık İlkesi
Soru 48Soru

Egemen iki devlet arasında patlak veren ticari bir krizin diplomatik yollarla çözülememesi üzerine taraflar, ortak bir rıza metni ile bağımsız hukukçu ve teknik uzmanlardan oluşan resmi bir heyet görevlendirmiştir. Bu heyet, süreci arabuluculuk usulüne kıyasla çok daha şekil şartlarına bağlı ve kurumsal yürütmüştür. Sürecin sonunda heyet, hem krizin temelini oluşturan maddi vakıaları derinlemesine inceleyerek bir rapor hazırlamış hem de uyuşmazlığın esastan çözülmesi için taraflara spesifik önerilerden oluşan bir paket sunmuştur.

Buna göre, uluslararası hukukta işletilen bu uyuşmazlık çözüm usulü ve heyetin sunduğu raporun hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Başvurulan yöntem uzlaştırmadır; heyet hem vakıa araştırması yapmış hem de çözüm önermiş olsa da sunduğu raporun taraflar üzerinde hukuki bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

Cevap

Doğru seçenek, işletilen yöntemin uzlaştırma (conciliation) olduğunu ve heyetin sunduğu raporun taraflar üzerinde hukuki bir bağlayıcılığı bulunmadığını ifade eden seçenektir.
Soruda özellikleri verilen yöntem 'uzlaştırma (conciliation)' usulüdür. Uzlaştırma, uyuşmazlık taraflarınca oluşturulan bağımsız bir komisyonun, uyuşmazlığa dair olayları (maddi vakıaları) soruşturma yetkisi ile incelediği ve ardından krizin bütünüyle çözümü için siyasi/hukuki bir taslak rapor sunduğu barışçıl çözüm mekanizmasıdır. Ancak uzlaştırma komisyonlarının bu çabaları, uluslararası yargı veya tahkim usullerinden farklı olarak nihai bir hüküm yaratmaz. Rapor, taraflar üzerinde hukuki bağlayıcılık taşımaz; aksine yalnızca tavsiye (öneri) niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki uyuşmazlık çözüm yönteminin yapısal özelliklerini analiz etmek.
Olayda üçüncü tarafın 'maddi vakıaları araştırdığı', 'çözüm paketi önerdiği' ve sürecin 'arabuluculuktan daha kurumsal (heyet aracılığıyla)' işlediği tespit edilmiştir.
Uluslararası hukukta başvurulan barışçıl çözüm yolunun usuli karakterini belirlemek için gereklidir.
2
Tespit edilen temel özellikleri uluslararası hukuk kavramlarıyla eşleştirmek.
Araştırma/tahkik işlevi ile çözüm önerme (arabuluculuk) işlevini bünyesinde birleştiren ve genellikle bir komisyon vasıtasıyla yürütülen bu kurumun 'uzlaştırma (conciliation)' olduğuna karar verilmiştir.
Uzlaştırmayı diğer siyasi çözüm yollarından (dostça girişim, arabuluculuk, soruşturma) ayıran temel fark bu karma ve kurumsal yapısıdır.
3
Uzlaştırma raporunun uluslararası hukuktaki bağlayıcılık durumunu değerlendirmek.
Uzlaştırma komisyonlarının sunduğu raporların ve çözüm taslaklarının hukuki bir bağlayıcılığı (yaptırım gücü) olmadığı, yalnızca taraflara tavsiye niteliği taşıdığı saptanmıştır.
Yalnızca yargısal çözüm ve uluslararası tahkim kararları devletleri hukuken bağlar; uzlaştırma gibi siyasi/diplomatik yollar nihayetinde devletlerin kabul rızasına tabidir.

Anahtar Kavram

Uzlaştırma Komisyonlarının İşlevi ve Kararlarının Tavsiye Niteliği
Soru 49Soru

Kuzey kıtasında yer alan Delta Devleti'nde faaliyet gösteren yabancı bir madencilik şirketi, devletin gerçekleştirdiği kamulaştırma işlemi nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir. Aynı zaman diliminde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK), uzayın barışçıl amaçlarla kullanılması konusunda yeni beliren hukuki bir meselenin aydınlatılmasına ihtiyaç duymaktadır.

Bu iki vakıanın Uluslararası Adalet Divanının (UAD) önüne getirilmesi usulleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk kurallarına uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BM Genel Kurulu, karşılaşılan hukuki mesele hakkında Divan'dan danışma görüşü talep edebilir; madencilik şirketinin ise Divan huzurunda devlete karşı doğrudan dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

Cevap

BM Genel Kurulunun danışma görüşü isteyebileceğini, ancak şirketin Divan'da devlete karşı doğrudan dava açamayacağını belirten ifadedir.
Doğru seçenek, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'ne göre Divan'ın iki tür yetkisinin (çekişmeli yargı ve danışma görüşü) süjelerini doğru biçimde sınıflandıran ifadedir. Divan'ın önündeki çekişmeli davalarda yalnızca devletler taraf olabilir; gerçek veya tüzel kişilerin (şirketlerin) taraf olma ehliyeti kesinlikle yoktur. Diğer yandan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi, faaliyet alanlarına giren hukuki meseleler hakkında Divan'dan doğrudan danışma görüşü (mütalaa) talep edebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki aktörlerin (madencilik şirketi ve BM Genel Kurulu) hukuki statülerini Divan'ın yetki kuralları çerçevesinde sınıflandır.
Şirket özel hukuk tüzel kişisidir, BM Genel Kurulu ise yetkili bir uluslararası örgüt organıdır.
UAD Statüsü'ne göre mahkemeye kimlerin başvurabileceği ve hangi yolun izlenebileceği aktörün niteliğine göre değişir.
2
Divan'ın çekişmeli yargı yetkisinin süjelerini değerlendir.
Çekişmeli davalarda yalnızca devletler taraf olabilir. Şirketlerin taraf ehliyeti yoktur.
UAD Statüsü Madde 34 gereğince Divan önündeki davalarda münhasıran devletler taraf olabilir.
3
Divan'ın danışma görüşü yetkisinin şartlarını değerlendir.
BM Genel Kurulu, hukuki meseleler hakkında Divan'dan doğrudan danışma görüşü isteme hakkına sahiptir.
BM Şartı Madde 96 uyarınca Genel Kurul veya Güvenlik Konseyi her türlü hukuki meselede danışma görüşü isteyebilir.

Anahtar Kavram

UAD Yargı ve Danışma Yetkisinin Süjeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 50Soru

Birleşmiş Milletler (BM) gündemini meşgul eden küresel bir çevre felaketi sonrasında, kirliliğin kaynağı olduğu iddia edilen R Devleti ile uluslararası toplum arasında hukuki bir uyuşmazlık doğmuştur. Bu sürecin hukuki boyutlarını netleştirmek amacıyla BM Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanından (UAD) bir "danışma görüşü" (tavsiye kararı) vermesini talep etmiştir. R Devleti ise Divan'ın yargı yetkisini tanıyan hiçbir sözleşmeye taraf olmadığını ve açık rızası bulunmadığı için Divan'ın bu konuda görüş bildiremeyeceğini iddia etmiştir. Eş zamanlı olarak, felaketten doğrudan etkilenen uluslararası bir şirket de R Devleti'ne karşı maddi zararlarının tazmini talebiyle Divan'da dava açmak istemiştir.

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü bağlamında bu olay değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: UAD önündeki çekişmeli yargı süreçlerinde yalnızca devletlerin taraf ehliyetine sahip olması kuralı gereğince, şirketin R Devletine karşı açtığı davanın esasa girilmeden taraf ehliyeti yokluğundan reddedilmesi gerekir.

Cevap

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'ne göre, Divan önündeki çekişmeli davalarda (yargısal çözüm) yalnızca ve kesinlikle devletler taraf olabilmektedir. Uluslararası şirketlerin, bireylerin veya sivil toplum kuruluşlarının Divan'da dava açma (aktif husumet) ehliyeti yoktur. Bu nedenle, söz konusu uluslararası şirketin R Devletine karşı açtığı dava esasa girilmeden ehliyet yokluğundan reddedilmelidir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 34. maddesinin 1. fıkrasına göre, 'Divan önündeki davalarda sadece devletler taraf olabilirler.' Uluslararası örgütlerin, ulusötesi şirketlerin, sivil toplum kuruluşlarının veya bireylerin Divan'a doğrudan çekişmeli dava açma ehliyeti hukuken bulunmamaktadır. Bu nedenle, çevre felaketinden zarar gören uluslararası şirketin R Devletine karşı açmak istediği tazminat davası, esasa hiç girilmeden, taraf ehliyetine sahip olunmaması (aktif husumet yokluğu) sebebiyle usulden reddedilmek zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanının yargı yetkisi ve davada taraf olma ehliyeti kurallarının tespit edilmesi.
UAD Statüsü Madde 34/1 gereğince, Divan önündeki çekişmeli davalarda sadece devletlerin taraf olabileceği kuralı belirlenir.
Olayda bir şirketin (devlet dışı tüzel kişi) Divan'da doğrudan dava açma talebi bulunduğundan, ilk olarak iddia sahibinin davacı sıfatının (aktif taraf ehliyetinin) olup olmadığı incelenmelidir.
2
BM Genel Kurulunun danışma görüşü talep etme yetkisinin ve devlet rızası ile ilişkisinin değerlendirilmesi.
BM Genel Kurulu, herhangi bir hukuki meselede BMGK onayına ihtiyaç duymaksızın doğrudan UAD'den danışma görüşü isteyebilir. Ayrıca danışma görüşü usulü, devletler arası çekişmeli bir yargı mekanizması olmadığından, ilgili devletin (R Devletinin) Divan'ın yargı yetkisine önceden rıza göstermiş olması şartı katı bir şekilde aranmaz.
Sorunun kökünde R Devletinin rıza itirazının geçerliliği ve BM organlarının yetki sınırlarının hukuki olarak sınanması amaçlanmıştır.
3
Olaydaki başvuruların hukuki akıbetinin UAD kurallarına göre analiz edilmesi.
Şirketin davası taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddedilir; ancak BM Genel Kurulunun danışma görüşü talebi (R Devleti rıza göstermese bile) Divan tarafından incelenmek üzere kabul edilebilir.
Verilen seçenekler arasında, olayın tüm hukuki boyutlarını eksiksiz değerlendiren ve Divan'ın uygulayacağı usul kuralını tam yansıtan doğru ifadenin bulunması için genel bir sentez yapılır.

Anahtar Kavram

UAD Taraf Ehliyeti (Ratione Personae) ve Danışma Görüşü Kuralları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na göre uyuşmazlıkların barışçıl yollarla halledilmesi temel bir ilkedir. Şart'ın altıncı kısmında düzenlenen hükümler, Güvenlik Konseyine uluslararası barışı tehlikeye atabilecek sorunları inceleme ve taraflara çeşitli çözüm yöntemleri önerme görevini yüklemiştir.

Bu bağlamda, Güvenlik Konseyi tarafından BM Şartı'nın VI. Bölümü (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) uyarınca benimsenen kararların devletler açısından hukuki gücü ve niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuken bağlayıcılığı bulunmayan, uyuşmazlığın taraflarına yönelik tavsiye niteliğindeki tasarruflardır

Cevap

Hukuken bağlayıcılığı bulunmayan, uyuşmazlığın taraflarına yönelik tavsiye niteliğindeki tasarruflardır
Birleşmiş Milletler Şartı'nın VI. Bölümü uyuşmazlıkların barışçıl çözümüne ayrılmıştır. Bu bölüm çerçevesinde Güvenlik Konseyi, uyuşmazlık tarafı olan devletlere soruşturma, arabuluculuk, uzlaştırma, tahkim veya yargısal çözüm gibi yolları önerebilir veya doğrudan kendi çözüm şartlarını sunabilir. Ancak Konseyin bu bölüm altındaki tüm kararları hukuken sadece 'tavsiye' niteliği taşır. Devletler açısından doğrudan bağlayıcılık üreten ve zorlayıcı tedbirler içeren yetkiler, Şart'ın VII. Bölümü (Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi) kapsamında düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hukuki dayanağı belirle
Sorunun Güvenlik Konseyinin BM Şartı 'VI. Bölüm' (Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü) kapsamındaki kararlarını sorduğu tespit edilir.
BM Şartı'nda organların yetkileri bölümlere göre farklılık gösterir, bu nedenle hangi bölümün sorulduğu kritik önem taşır.
2
VI. Bölüm ile VII. Bölüm kararları arasındaki hukuki farkı hatırla
VI. Bölüm kararları 'tavsiye' niteliğindeyken, VII. Bölüm kararlarının (barışın tehdidi ve saldırı durumları) üye devletler için 'bağlayıcı' olduğu bilgisi anımsanır.
Uluslararası hukukta BM'nin karar alma mekanizmasındaki en temel ayırıcı özellik tavsiye (Bölüm VI) ve zorlama/yaptırım (Bölüm VII) ayrımıdır.
3
Seçenekleri bu kurala göre değerlendir
Kararların sadece tavsiye niteliğinde olduğunu, bağlayıcılık taşımadığını belirten seçenek doğru kabul edilir.
Güvenlik Konseyi barışçıl çözüm aşamasında egemen devletlere çözüm dayatamaz, yalnızca yol gösterici önerilerde bulunabilir.

Anahtar Kavram

BM Şartı VI. Bölüm Kararlarının Tavsiye Niteliği
Soru 52Soru

A ve B devletleri arasında yaşanan sınır ihlalleri krizinin tırmanması üzerine iki ülke diplomatik ilişkilerini karşılıklı olarak askıya almıştır. Çatışma riskinin artması üzerine tarafsız konumdaki C devleti, sadece tarafların bir araya gelip görüşebilmesi için başkentinde güvenli bir ortam sağlamış ve kesilmiş olan iletişim kanallarının yeniden açılmasına yardımcı olmuştur. C devleti, bu süreçte uyuşmazlığın esasına dair herhangi bir çözüm önerisinde bulunmamış ve müzakerelere doğrudan katılmamıştır.

Buna göre, C devletinin uyuşmazlığın çözümüne yönelik sergilediği bu yöntem uluslararası hukukta aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dostça girişim (İyiniyet hizmeti)

Cevap

Dostça girişim (İyiniyet hizmeti)
Dostça girişim (iyiniyet hizmeti), diplomatik ilişkileri kesilmiş veya doğrudan görüşmekten kaçınan devletlerin müzakere masasına oturmalarını sağlamak amacıyla üçüncü bir devletin sunduğu kolaylaştırıcılık hizmetidir. Bu yöntemde üçüncü tarafın rolü oldukça pasiftir; sadece iletişimi sağlar, toplantı yeri ayarlar ancak uyuşmazlığın çözümüne yönelik kendi maddi tekliflerini sunmaz ve görüşmelere başkanlık etmez. Olayda C devletinin sergilediği tutum tam olarak bu tanımı karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki üçüncü devletin (C devleti) rolünü analiz etme
C devletinin sadece tarafları bir araya getirdiği, iletişim kanallarını açtığı ve uyuşmazlığın esasına girerek çözüm önermediği tespit edilmiştir.
Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yollarını birbirinden ayırmak için üçüncü tarafın müdahale derecesine ve yetkisine bakmak gerekir.
2
Belirlenen özellikleri barışçıl çözüm yöntemleriyle eşleştirme
Çözüm önermeden sadece tarafları masaya oturtan pasif üçüncü taraf rolünün uluslararası hukukta 'dostça girişim' (iyiniyet hizmeti) olduğu sonucuna varılmıştır.
Arabuluculukta çözüm önerme (aktif rol), uzlaştırmada rapor sunma, tahkimde ise bağlayıcı karar verme unsurları varken dostça girişim tamamen pasif bir kolaylaştırıcılık rolüdür.

Anahtar Kavram

Üçüncü bir tarafın, uyuşmazlık taraflarını müzakere için bir araya getirdiği ancak uyuşmazlığın esasına girerek çözüm önermediği diplomatik barışçıl çözüm yolu 'dostça girişim'dir.
Soru 53Soru

X ve Y devletleri arasında ortak bir körfezdeki balıkçılık kotalarının belirlenmesi konusunda hukuki ve siyasi bir uyuşmazlık çıkmıştır. Giderek tırmanan bu kriz üzerine Z devleti devreye girmiş, tarafları kendi başkentinde bir araya getirmenin ötesine geçerek müzakerelere bizzat katılmış ve uyuşmazlığın esasına yönelik taslak bir çözüm önerisi sunmuştur. Buna göre, Z devletinin uyuşmazlığın çözümü için başvurduğu barışçıl yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arabuluculuk

Cevap

Doğru yanıt, üçüncü tarafın müzakerelere bizzat katılarak esasa yönelik çözüm önerisi sunduğu yöntemi ifade eden Arabuluculuk seçeneğidir.
Verilen olayda Z devletinin tarafları yalnızca kendi başkentinde bir araya getirmesi (iletişim kanalı açması) dostça girişim olarak adlandırılırken; devletin bunun ötesine geçerek müzakerelere aktif katılım sağlaması ve uyuşmazlığın esasına yönelik bir çözüm önerisi (taslak) sunması, söz konusu barışçıl çözüm yönteminin arabuluculuk olduğunu kesin olarak göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki üçüncü tarafın (Z devleti) üstlendiği rolü analiz et.
Z devletinin tarafları bir araya getirmenin ötesine geçtiği tespit edildi.
Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yollarını birbirinden ayırmak için üçüncü tarafın müdahale derecesi belirleyicidir.
2
Z devletinin uyuşmazlığa yönelik eyleminin niteliğini belirle.
Z devletinin müzakerelere bizzat katıldığı ve taslak bir çözüm önerisi sunduğu görüldü.
Çözüm önerisi sunma eylemi, dostça girişim (iyiniyet hizmeti) ile arabuluculuk arasındaki temel ayrım noktasıdır.
3
Tespit edilen özellikleri uluslararası hukuk kavramlarıyla eşleştir.
Sadece tarafları buluşturan dostça girişim elenir; aktif katılım ve çözüm önerisi sunma özelliklerini taşıyan arabuluculuk kavramına ulaşılır.
Uluslararası hukukta arabulucu, uyuşmazlığın çözümünde aktif rol alarak bağlayıcı olmayan taslak öneriler sunma yetkisine sahip olan üçüncü kişidir.

Anahtar Kavram

Arabuluculuk yönteminin tanımı ve dostça girişimden farkı
Soru 54Soru

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanlık kuruluşlarından biri olan Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ile üyesi olan V Devleti arasında, örgütün bu ülkedeki bölgesel ofisine tanınan ayrıcalık ve muafiyetlerin yorumlanması hususunda hukuki bir uyuşmazlık doğmuştur. ICAO, sorunun kesin ve bağlayıcı bir karara bağlanması amacıyla V Devleti'ne karşı Uluslararası Adalet Divanında (UAD) bir 'çekişmeli dava' (contentious case) açmıştır. V Devleti ise Divan Statüsü'nün ihtiyari yetki şartını (Madde 36/2) herhangi bir çekince koymaksızın peşinen kabul etmiş bir devlettir.

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü hükümleri dikkate alındığında, bu dava başvurusu neticesinde ortaya çıkacak hukuki durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: UAD önündeki çekişmeli davalara yalnızca devletler taraf olabileceğinden ICAO'nun başvurusu usulden reddedilir; örgüt ancak yetkili organları aracılığıyla Divan'dan tavsiye görüşü talep edebilir.

Cevap

UAD'de görülen çekişmeli davalara yalnızca devletler taraf olabileceğinden ICAO'nun bu davası usulden reddedilir; örgüt ancak kendi faaliyet alanıyla ilgili konularda Divan'dan tavsiye görüşü talep edebilir.
Doğru seçenek, UAD'nin yargı yetkisi sınırlarını eksiksiz yansıtmaktadır. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Divan önündeki çekişmeli davalara (contentious cases) yalnızca devletler taraf olabilir. BM uzmanlık kuruluşları, sivil toplum örgütleri veya bireylerin Divan'da taraf ehliyeti yoktur. ICAO bir uluslararası örgüt olduğundan davacı olamaz ve V Devleti ihtiyari yetki şartını kabul etmiş olsa dahi bu eksiklik giderilemez. Ancak ICAO, yetkili organları vasıtasıyla faaliyet alanıyla ilgili konularda UAD'den tavsiye görüşü (advisory opinion) isteyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) kimlerin taraf olabileceğini belirlemek.
UAD Statüsü Madde 34/1 gereğince, Divan önündeki çekişmeli davalara yalnızca devletler taraf olabilir.
Uluslararası örgütlerin (BM dahil) UAD'de taraf olarak dava açma (contentious case) ehliyeti hukuken mevcut değildir.
2
V Devleti'nin ihtiyari yetki şartını (Madde 36/2) kabul etmesinin bu duruma etkisini değerlendirmek.
İhtiyari yetki beyanı, taraf ehliyetini genişletemez; sadece aynı yükümlülüğü kabul eden 'diğer devletler' için yargı yetkisi doğurur.
Statü'deki kişi bakımından yetkisizlik (ratione personae), tarafların rızası veya beyanı ile aşılamayacak mutlak bir kuraldır.
3
ICAO gibi BM uzmanlık kuruluşlarının UAD'den nasıl yararlanabileceğini tespit etmek.
Yetkili kılınmış BM organları ve uzmanlık kuruluşları, yalnızca kendi faaliyet alanlarına giren konularda Divan'dan bağlayıcı olmayan 'tavsiye görüşü' (advisory opinion) isteyebilirler.
Örgütler hukuki sorunların aydınlatılması için tavsiye mekanizmasını kullanabilir ancak taraf sıfatıyla mahkumiyet talep edemezler.

Anahtar Kavram

UAD Statüsü'ne Göre Taraf Ehliyeti (Kişi Bakımından Yetki) ve Tavsiye Görüşü

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken öncelikle 'kimler UAD'ye dava açabilir?' şeklindeki temel kuralı (ratione personae) hatırlamak yeterlidir. UAD'nin kapasitesini 'çekişmeli dava (sadece devletler)' ve 'tavsiye görüşü (yetkili BM organları ve uzmanlık kuruluşları)' olarak ikiye ayırmak, diğer tüm çeldiricileri doğrudan elemeyi sağlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru

K Devleti ile L Devleti arasında, L Devleti'nde faaliyet gösteren K Devleti uyruklu 'Zeta Enerji' adlı şirketin varlıklarının millileştirilmesi (devletleştirilmesi) nedeniyle hukuki bir uyuşmazlık doğmuştur. K Devleti, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36/2. maddesinde düzenlenen 'ihtiyari yetki şartı' (seçimlik fıkra) kapsamında Divan'ın zorunlu yargı yetkisini önceden şartsız olarak kabul etmiştir. L Devleti'nin ise UAD'ye yönelik herhangi bir yetki kabul beyanı bulunmamakta ve taraflar arasında uyuşmazlığın Divan'a götürülmesini öngören özel bir tahkimname de yer almamaktadır.

Tüm diplomatik müzakerelerin sonuçsuz kalması üzerine K Devleti, Zeta Enerji şirketi adına diplomatik koruma hakkını kullanarak L Devleti'ne karşı UAD'de tek taraflı çekişmeli dava açmıştır. Ayrıca K Devleti, iddialarını desteklemek amacıyla Divan'dan L Devleti'nin millileştirme işleminin uluslararası hukuka uygun olup olmadığına dair doğrudan bir 'tavsiye görüşü' (danışma görüşü) vermesini talep etmiştir.

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü ve Divan'ın yargılama kuralları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan'ın çekişmeli davada yargı yetkisini kullanabilmesi için L Devleti'nin sürece (örneğin forum prorogatum yoluyla) sonradan rıza göstermesi şarttır ve K Devleti'nin doğrudan tavsiye görüşü talep etme ehliyeti bulunmamaktadır.

Cevap

Divan'ın çekişmeli davada yargı yetkisini kullanabilmesi için L Devleti'nin rıza göstermesi gerektiği ve K Devleti'nin doğrudan tavsiye görüşü talep etme ehliyetinin bulunmadığı yönündeki ifadedir.
Doğru cevap, uluslararası yargının temelini oluşturan 'rıza ilkesini' ve UAD Statüsü'nün usul kurallarını tam olarak yansıtmaktadır. L Devleti'nin önceden verilmiş bir rızası olmadığı için Divan'ın davaya bakabilmesi ancak L Devleti'nin davanın açılmasından sonra sürece zımnen veya açıkça katılması (forum prorogatum) ile mümkündür. Ayrıca, UAD Statüsü'ne göre devletler Divan'dan tavsiye (danışma) görüşü isteyemezler; bu hak sadece yetkili uluslararası örgüt organlarına aittir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD'nin yargı yetkisinin dayanağını incelemek
UAD'nin yargı yetkisi zorunlu değil, ihtiyaridir. Devletlerin rızası şarttır.
Uluslararası hukukun temel prensiplerinden olan egemen eşitlik gereği hiçbir devlet kendi rızası olmadan uluslararası bir mahkeme önüne çıkarılamaz.
2
Olaydaki rıza unsurlarını (36/2. Madde) değerlendirmek
Sadece K Devleti'nin kabul beyanı vardır. L Devleti'nin beyanı veya özel tahkimnamesi yoktur.
36/2. Madde (Seçimlik Fıkra) kapsamındaki tek taraflı başvuruların geçerli olabilmesi için karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi gereği davalı devletin de benzer bir beyanı olmalıdır.
3
Tavsiye (Danışma) görüşü talep etme ehliyetini kontrol etmek
Sadece BM Genel Kurulu, BM Güvenlik Konseyi ve yetkilendirilmiş diğer BM organları ile uzmanlık kuruluşları tavsiye görüşü isteyebilir.
UAD Statüsü'nün 65. maddesi uyarınca devletlerin (K Devleti dahil) doğrudan tavsiye görüşü talep etme hakkı yoktur.

Anahtar Kavram

UAD Yargı Yetkisi, Rıza İlkesi ve Davaya Taraf Olma Ehliyeti
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

Sınırı aşan çevresel kirlilik nedeniyle komşu X Devleti ile Y Devleti arasında hukuki bir uyuşmazlık doğmuştur. Y Devleti, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen 'ihtiyari yetki şartını' (optional clause) kabul etmemiştir. Bu süreçte, kirlilikten doğrudan zarar gören X Devleti vatandaşları, ihlallerin durdurulması için Y Devleti'ne karşı UAD'de dava açmak istemektedir. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) söz konusu çevre felaketinin uluslararası hukuktaki sonuçlarına ilişkin Divan'dan danışma görüşü (tavsiye kararı) talep etmiştir. Y Devleti ise Divan'ın zorunlu yargı yetkisini tanımadığını belirterek, UAD'nin bu konuda hiçbir işlem yapamayacağını ileri sürmektedir.

Bu senaryoya göre, Uluslararası Adalet Divanının yetkisi ve işleyişi dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: UAD önündeki çekişmeli davalarda yalnızca devletler taraf olabileceğinden bireyler dava açamaz; ancak BM Genel Kurulunun danışma görüşü talep etmesi için uyuşmazlık tarafı olan Y Devleti'nin rızasına gerek yoktur.

Cevap

Uluslararası Adalet Divanı önündeki çekişmeli davalarda yalnızca devletler taraf olabileceğinden bireylerin doğrudan dava açma hakkı yoktur; öte yandan BM Genel Kurulunun danışma görüşü talep etmesi hususu, devletlerin zorunlu yargı yetkisine dair rızasından bağımsızdır.
Doğru ifade, UAD'nin yetki sınırlarını Statü'ye uygun olarak iki yönüyle kusursuz açıklamaktadır. İlk olarak, Statü'nün 34/1. maddesi 'Divan'ın bakacağı davalarda ancak devletler taraf olabilirler' hükmünü amirdir; bu nedenle zarar gören bireylerin dava açması hukuken imkânsızdır. İkinci olarak, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi, BM Şartı'nın 96. maddesi uyarınca hukuki bir meselede Divan'dan danışma görüşü isteyebilir. Danışma görüşleri, uyuşmazlığa dair kesin ve bağlayıcı bir karar (hüküm) oluşturmadığı için, çekişmeli davalarda (contentious cases) aranan tarafların rızası kuralı bu süreçte mutlak bir şart değildir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD'de kimlerin taraf olabileceğini değerlendirme
Bireylerin veya STK'lerin çekişmeli davalarda taraf olamayacağı tespit edilir.
UAD Statüsü Madde 34 gereğince, Divan önündeki davalarda yalnızca devletler taraf olabilmektedir.
2
UAD'nin yargı yetkisinin dayanağını (rıza ilkesini) analiz etme
Devletlerin Divan yargısını önceden veya sonradan açıkça kabul etmemiş olması durumunda Divan'ın zorunlu yargı yetkisi kullanamayacağı belirlenir.
Uluslararası yargı ihtiyari olup mutlak surette ilgili devletin rızasına dayanmaktadır.
3
Danışma Görüşü (Advisory Opinion) müessesesinin şartlarını inceleme
BMGK'nin, devletin rızası olmadan da Divan'dan hukuki bir mesele hakkında tavsiye niteliğinde danışma görüşü isteyebileceği doğrulanır.
Danışma görüşleri hukuken bağlayıcı bir hüküm kurmadığı için, çekişmeli yargılamada aranan rıza şartı burada aranmaz.

Anahtar Kavram

Uluslararası Adalet Divanı: Çekişmeli Davalar ve Danışma Görüşü Yetkisi
Soru 57Soru

İki egemen devlet arasında sınır aşan su kaynaklarının kullanımı nedeniyle silahlı çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyan ciddi bir gerginlik ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Şartı'nın 36. maddesi uyarınca duruma müdahil olmuş ve taraflara uyuşmazlığı Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) götürmelerini önermiştir. Buna rağmen taraflardan biri bu öneriyi reddetmiştir.

Bu durumun hukuki analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BMGK'nin Şart'ın VI. Bölümü kapsamında yaptığı bu tür bir öneri tavsiye niteliğinde olduğundan, yargılamanın başlayabilmesi için ilgili devletin UAD'nin yetkisini rızasıyla kabul etmiş olması gerekir.

Cevap

BMGK'nin Şart'ın VI. Bölümü kapsamında yaptığı uyuşmazlık çözüm önerilerinin tavsiye niteliğinde olması ve UAD'nin yargı yetkisinin rızaya dayanması ilkesini ifade eden seçenektir.
Doğru yanıt, BMGK'nin BM Şartı'nın VI. Bölümü kapsamındaki yetkilerinin sınırını ve UAD'nin yargı yetkisinin temelini doğru biçimde ortaya koymaktadır. BMGK, uyuşmazlıkların barışçıl çözümü için taraflara yargısal çözüm (UAD) dahil çeşitli yöntemleri önerebilir (Madde 36). Ancak bu öneriler 'tavsiye' niteliği taşıdığından hukuken bağlayıcı değildir. Ayrıca, bir devletin UAD önünde yargılanabilmesi için açık rızası şarttır; BMGK'nin tavsiyesi UAD'nin yetkisini otomatik olarak zorunlu kılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
BMGK'nin uyuşmazlığa hangi bölüm kapsamında müdahale ettiğini belirle.
Durum, uyuşmazlıkların barışçıl çözümünü düzenleyen BM Şartı'nın VI. Bölümü (özellikle madde 36) kapsamındadır.
BMGK'nin yetkilerinin sınırını ve kararlarının hukuki niteliğini (bağlayıcı vs. tavsiye) tespit etmek.
2
VI. Bölüm kapsamındaki BMGK kararlarının hukuki bağlayıcılığını değerlendir.
BMGK'nin VI. Bölüm çerçevesinde taraflara yaptığı çözüm usulü önerileri (tavsiyeler) hukuken bağlayıcı değildir.
VII. Bölüm'deki zorlayıcı tedbirler ile VI. Bölüm'deki barışçıl çözüm önerileri arasındaki farkı ortaya koymak.
3
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) yargı yetkisinin temel kuralını hatırla.
UAD'nin yargı yetkisi devletlerin rızasına dayanır. BMGK'nin tavsiyesi bu rıza şartını ortadan kaldırmaz.
Taraf devletin BMGK önerisini reddetmesinin UAD sürecini nasıl etkileyeceğini çözümlemek.

Anahtar Kavram

BM Şartı VI. Bölüm Kapsamındaki Tavsiye Kararları ve UAD'nin İhtiyari Yargı Yetkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 58Soru

Birleşmiş Milletler (BM) üyesi iki devlet arasında başlayan ve uluslararası barışı açıkça tehdit eden silahlı çatışmalara müdahale amacıyla toplanan Güvenlik Konseyi'nde, daimi üyelerden birinin veto hakkını kullanması nedeniyle herhangi bir karar alınamamıştır. Yaşanan bu tıkanıklık üzerine uyuşmazlık, 1950 tarihli 'Barış İçin Birleşme (Uniting for Peace)' kararı çerçevesinde Genel Kurul'un acil özel oturumuna taşınmıştır.

BM Antlaşması'nın kurumsal yapısı ve organların yetki dağılımı dikkate alındığında, bu uyuşmazlığın çözümü bağlamında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel Kurul, barışın tesisi için silahlı güç kullanımını da içerebilecek kolektif önlemleri üye devletlere tavsiye edebilir; ancak Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm kararlarından farklı olarak bu nitelikteki kararlar üye devletler açısından hukuken bağlayıcı değildir.

Cevap

Doğru seçenek, Genel Kurul'un Barış İçin Birleşme kararı uyarınca silahlı güç kullanımını da içerecek tavsiyelerde bulunabileceğini ancak bu kararların Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm kararları gibi hukuken bağlayıcı olmadığını belirten ifadedir.
BM kurumsal yapısında uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birinci derecede sorumlu organ Güvenlik Konseyi'dir (Madde 24). Konsey'in VII. Bölüm kapsamında aldığı yaptırım kararları üye devletler için hukuken bağlayıcıdır (Madde 25). Konsey'in veto nedeniyle kilitlenmesi durumunda Genel Kurul'un 'Barış İçin Birleşme (Uniting for Peace)' kararı gereğince devreye girmesi mümkündür. Ancak Genel Kurul'un bu çerçevede kuvvet kullanmayı da içerecek şekilde alacağı kararlar, Güvenlik Konseyi kararlarından farklı olarak bağlayıcı nitelikte bir emir değil, üye devletlere yönelik bir 'tavsiye' mahiyetindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Güvenlik Konseyi'nin BM Antlaşması'ndaki yetki türlerini (VI. ve VII. Bölüm) analiz etmek.
Güvenlik Konseyi, VI. Bölüm (Barışçıl Çözüm) kapsamında sadece 'tavsiye' kararları alırken, VII. Bölüm (Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı) kapsamında hukuken 'bağlayıcı' yaptırım kararları alabilir.
Organların karar alma mekanizmalarının ve kararların hukuki niteliğinin belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü için temel teşkil eder.
2
Genel Kurul'un yetkilerini ve 'Barış İçin Birleşme' (1950) kararının sınırlarını değerlendirmek.
BMGK, veto nedeniyle uluslararası barış ve güvenliği koruma görevini yerine getiremezse, Genel Kurul toplanarak kuvvet kullanmayı da içeren kolektif önlemler alınmasını 'tavsiye' edebilir.
Genel Kurul'un BMGK'nın yerine geçip geçemeyeceğinin ve alacağı kararların bağlayıcılık düzeyinin tespit edilmesi gerekir.
3
Seçeneklerdeki organ-yetki eşleştirmelerini BM Antlaşması normlarına göre doğrulamak.
Genel Kurul'un aldığı kararların hiçbir şekilde BMGK'nın VII. Bölüm kararları gibi bağlayıcı icrai niteliğe dönüşmeyeceği tespit edilerek diğer seçenekler elenir.
Yanlış seçenekler, organların yetki sınırlarını ihlal eden hukuki varsayımlar içermektedir.

Anahtar Kavram

BM Organlarının Yetki Dağılımı ve Kararların Bağlayıcılığı
Soru 59Soru

1899 ve 1907 Lahey Barış Konferanslarında kurumsallaştırılan diplomatik çözüm yöntemlerinden birinin temel amacı, uyuşmazlığın esasına veya hukuki boyutuna girmeden, yalnızca uyuşmazlığa neden olan 'maddi vakıaları' (olguları) aydınlatmaktır. Tarafların aksine bir anlaşması yoksa, kurulan uluslararası komisyonun hazırladığı rapor taraflar için hukuken bağlayıcı nitelik taşımaz.

Özellikle devletlerin bir olayın nasıl gerçekleştiği üzerinde mutabık kalamadıkları krizlerde (örneğin tarafların birbirlerini sınır ihlaliyle suçladığı sınır çatışmalarında) gerilimi düşürmek ve gerçekleri ortaya çıkarmak için başvurulan bu barışçıl çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soruşturma (Tahkik)

Cevap

1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri ile kurumsallaşan, maddi vakıaları tespit edip bağlayıcı olmayan bir rapor sunan yöntem Soruşturma (Tahkik) yöntemidir.
Doğru cevap, 1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri ile resmi bir statü kazanan Soruşturma (Tahkik) yöntemidir. Bu yöntemde kurulan uluslararası komisyonlar, uyuşmazlığın hukuki boyutuyla ilgilenmez; yalnızca olayın ne olduğu ve nasıl meydana geldiği konusunda 'maddi vakıaları' araştırarak bir rapor sunar. Bu rapor taraflar için hukuken bağlayıcı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde verilen yöntemin ayırt edici özelliklerini analiz etmek.
Yöntemin temel amacının 'maddi vakıaları aydınlatmak' olduğu ve hazırlanan raporun 'bağlayıcı olmadığı' tespit edilir.
Hangi barışçıl çözüm yönteminin sorulduğunu anlamak için yöntemin işlevini ve nihai kararının niteliğini belirlemek gerekir.
2
Maddi vakıa tespiti ve bağlayıcı olmama kriterlerini diğer barışçıl çözüm yöntemleriyle karşılaştırmak.
Tahkimin bağlayıcı bir hukuki karar verdiği, uzlaştırma ve arabuluculuğun çözüm önerisi sunduğu, soruşturmanın ise yalnızca olayları (vakıaları) tespit ettiği sonucuna varılır.
Özellikle uzlaştırma ve soruşturma kavramlarının karıştırılmasını önlemek için nihai raporun içeriğindeki 'çözüm önerisi' farkını netleştirmek şarttır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçıl Çözümü: Soruşturma (Tahkik)
Soru 60Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 36. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve "Seçimlik Şart" (Optional Clause) olarak bilinen mekanizmanın işleyişine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu beyanı veren devletler, aynı yükümlülüğü kabul eden diğer devletlere karşı Divan'ın yargı yetkisini, özel bir anlaşmaya gerek kalmaksızın ve kendiliğinden tanımış olurlar.

Cevap

Seçimlik Şart'ı kabul eden devletlerin, aynı yükümlülüğü kabul eden diğer devletlere karşı Divan'ın yargı yetkisini kendiliğinden ve özel bir anlaşma olmaksızın tanımış olması ifadesi doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, UAD Statüsü'nün 36/2. maddesindeki düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır. Seçimlik Şart beyanında bulunan devletler, aralarında hukuki bir uyuşmazlık çıktığında, uyuşmazlığı Divan'a götürmek için yeni bir özel anlaşma (tahkimname/compromis) yapmaya gerek duymaksızın Divan'ın yetkisini tanımış olurlar. Ancak bu durum, uyuşmazlığın diğer tarafının da benzer bir beyanda bulunmuş olması şartına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
UAD'nin yargı yetkisinin temel niteliğini belirlemek.
Divan'ın yargı yetkisi rızaya dayalıdır (ihtiyari yetki).
Uluslararası hukukta devletlerin egemenliği gereği, bir yargı organının yetkisi ancak devletin rızası ile kurulabilir.
2
Seçimlik Şart (Statü Madde 36/2) mekanizmasını analiz etmek.
Devletler, genel bir beyanla Divan'ın yetkisini önceden tanıyabilirler.
Bu mekanizma, uyuşmazlık çıktıktan sonra her seferinde özel bir anlaşma (tahkimname) yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmayı amaçlar.
3
Karşılıklılık (Reciprocity) ilkesini değerlendirmek.
Beyan, sadece "aynı yükümlülüğü kabul eden" devletlere karşı geçerlidir.
Statü metni açıkça bu yetkinin karşılıklı olduğunu belirtir; yani bir devletin diğerini Divan'a götürebilmesi için her ikisinin de 36/2 beyanının bulunması gerekir.

Anahtar Kavram

Seçimlik Şart ve Karşılıklılık İlkesi
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 3 / 19Sonraki