Meme Hastalıkları

255 soru

Soru 121Soru

4242 yaşında kadın hasta, her iki meme başından yaklaşık 66 aydır devam eden, yeşil-siyah renkte ve koyu kıvamlı akıntı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede akıntının her iki memede çok sayıda kanaldan (multiduktal) geldiği, meme başında hafif bir çekilme olduğu ancak palpe edilen kitle saptanmadığı görülüyor. Mamografi incelemesinde subareolar bölgede duktuslarda genişleme ve duktus duvarlarında 'halka tarzında' (ring-like) kalsifikasyonlar izleniyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duktal ektazi

Cevap

Duktal ektazi, her iki memede çok kanallı ve renkli akıntı ile karakterize olup mamografideki spesifik kalsifikasyon bulguları tanıyı desteklemektedir.
Duktal ektazi, tipik olarak 4040-5050 yaş arası kadınlarda görülür. Çift taraflı, çok sayıda kanaldan gelen, koyu renkli (yeşil, kahverengi, siyah) ve yapışkan akıntı en önemli klinik özelliğidir. Mamografide subareolar duktus genişlemesi ve duktus lümeni etrafındaki kalsifikasyonlar (halka tarzı/tüp şeklinde kalsifikasyonlar) tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntı karakterini analiz et
Bilateral (çift taraflı), multiduktal (çok kanallı) ve yeşil-siyah (renkli) akıntı
Bu özellikler patolojik akıntıdan ziyade benign/fizyolojik bir süreci veya duktal ektaziyi düşündürür.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
Duktal dilatasyon ve halka tarzı (sekretuar) kalsifikasyonlar
Bu kalsifikasyonlar duktus çevresindeki inflamasyona bağlı gelişir ve duktal ektazi için patognomoniktir.
3
Tanıyı netleştir
Duktal ektazi (Plazma hücreli mastit)
Klinik ve radyolojik bulguların kombinasyonu bu tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Duktal ektazi, perimenopozal dönemde sık görülen, duktuslarda genişleme ve kronik inflamasyonla seyreden benign bir meme hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Duktal ektazi ile periduktal mastit arasındaki farkları ve sigara kullanımı ile olan ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 122Soru

5252 yaşında kadın hastanın tarama mamografisinde sağ meme üst dış kadranda 2 cm2 \text{ cm}'lik alanda kümelenmiş pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanıyor. Yapılan stereotaktik kalın iğne biyopsisi sonucu "yüksek dereceli (komedo tip) duktal karsinoma in situ (DCIS)" olarak raporlanıyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme koruyucu cerrahi uygulanan bu hastada 2 mm2 \text{ mm}'lik temiz cerrahi sınır, lokal nüks riskini azaltmak için yeterli kabul edilir.

Cevap

Meme koruyucu cerrahi uygulanan bu hastada 2 mm2 \text{ mm}'lik temiz cerrahi sınır, lokal nüks riskini azaltmak için yeterli kabul edilir.
Duktal karsinoma in situ (DCIS) olgularında meme koruyucu cerrahi (MKC) uygulandığında, lokal nüks riskini en aza indirmek için kabul edilen ideal cerrahi sınır genişliği 2 mm2 \text{ mm}'dir. Bu kural, invaziv kanserlerdeki 'negatif sınır' (no ink on tumor) kuralından farklıdır ve DCIS'in multifokal/segmental dağılım özelliği nedeniyle daha geniştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanının ve biyolojik alt tipin değerlendirilmesi.
Hasta yüksek dereceli (komedo) DCIS tanısı almıştır.
Komedo tip, yüksek nüks ve invazyon riski taşır; tedavi planı buna göre şekillenmelidir.
2
Cerrahi yöntem ve sınır gerekliliklerinin belirlenmesi.
Meme koruyucu cerrahi (MKC) planlanan DCIS olgularında nüksü önlemek için 2 mm2 \text{ mm} cerrahi sınır hedeflenir.
İnvaziv kanserlerde "mürekkep uçta olmamalı" (no ink on tumor) kuralı yeterliyken, DCIS'te nüks riskini azaltmak için 2 mm2 \text{ mm} standart kabul edilir.
3
Aksiller yaklaşımın değerlendirilmesi.
Rutin aksiller diseksiyon veya MKC sırasında rutin SLNB yapılmaz.
DCIS in situ bir lezyon olduğu için lenfatik yayılım beklenmez; SLNB sadece mastektomi yapılacaksa (sonradan invazyon çıkarsa aksillaya ulaşılamayacağı için) uygulanır.

Anahtar Kavram

DCIS yönetiminde cerrahi sınır gerekliliği ve LCIS ile ayırıcı özellikleri.

Daha Fazla Pratik

DCIS ve LCIS arasındaki farkları içeren tabloyu gözden geçirmek, TUS'ta sık sorulan bu ayrımı pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 123Soru

5252 yaşında kadın hastanın rutin tarama mamografisinde sol meme üst-dış kadranda yaklaşık 2 cm2 \text{ cm}'lik bir alana yayılan, kümelenmiş pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanmıştır. Yapılan vakum biyopsi sonucunda; "yüksek nükleer dereceli, belirgin nükleollü, geniş eozinofilik sitoplazmalı hücrelerden oluşan ve komedo tipi nekroz içeren in situ karsinom" raporlanmıştır. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede, neoplastik hücrelerde E-kaderin ekspresyonu saptanmamış (negatif), p120 katenin ekspresyonunun ise sitoplazmik dağılım gösterdiği belirlenmiştir.

Bu hastada en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pleomorfik lobüler karsinoma in situ (P-LKİS) tanısı ile meme koruyucu cerrahi uygulanmalı ve en az 2 mm2 \text{ mm} cerrahi sınır negatifliği hedeflenmelidir.

Cevap

Pleomorfik lobüler karsinoma in situ (P-LKİS) tanısı ile meme koruyucu cerrahi uygulanmalı ve cerrahi sınırda en az 2 mm negatiflik sağlanmalıdır.
Vakada sunulan İHK bulguları (E-kaderin negatif, p120 sitoplazmik) lezyonun lobüler karakterde olduğunu kesinleştirir. Yüksek dereceli sitolojik özellikler ve komedo nekrozu ise bu lezyonun 'Pleomorfik Lobüler Karsinoma İn Situ' (P-LKİS) olduğunu gösterir. Klasik LKİS cerrahi sınır negatifliği gerektirmezken, P-LKİS tedavisi Duktal Karsinoma İn Situ (DKİS) prensiplerine tabidir ve meme koruyucu cerrahide en az 2 mm'lik negatif sınır sağlanması standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
İmmünohistokimyasal (İHK) bulguların yorumlanması
Lobüler kökenli neoplazi
E-kaderin negatifliği ve p120 kateninin membranöz yerine sitoplazmik boyanması, lobüler karsinomların (in situ veya invaziv) ayırt edici özelliğidir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Pleomorfik tip (P-LKİS)
Yüksek nükleer grade, geniş eozinofilik sitoplazma ve komedo tipi nekroz, klasik LKİS'ten ziyade pleomorfik LKİS varyantını tanımlar.
3
Cerrahi yönetim stratejisinin belirlenmesi
2 mm cerrahi sınır negatifliği hedefi
Klasik LKİS'te cerrahi sınır negatifliği aranmazken, P-LKİS biyolojik olarak DKİS'e benzer davranır ve güncel kılavuzlara göre 2 mm negatif sınır sağlanması önerilir.

Anahtar Kavram

İHK belirteçleri (E-kaderin/p120) ile in situ karsinomların ayırımı ve Pleomorfik LKİS yönetimi.
Soru 124Soru

5252 yaşında kadın hastanın rutin tarama mamografisinde sol meme üst kadranda 1.5 cm1.5 \text{ cm}'lik alana yayılan pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanmıştır. Yapılan tel işaretli cerrahi biyopsi sonucu "orta dereceli duktal karsinoma in situ (DKİS)" olarak raporlanmıştır. Hastanın tedavisini (eksize edilmesi gereken cerrahi sınır genişliği, radyoterapi gerekliliği veya mastektomi ihtiyacı) planlamak için kullanılan Van Nuys Prognostik İndeksi'nde aşağıdaki parametrelerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aksiller lenf nodu durumu

Cevap

Aksiller lenf nodu durumu, Van Nuys Prognostik İndeksi'nde yer alan bir parametre değildir.
Doğru seçenek olan aksiller lenf nodu durumu, Van Nuys Prognostik İndeksi'nin (VNPI) bir bileşeni değildir. VNPI; tümör boyutu, cerrahi sınır mesafesi, tümörün patolojik derecesi (nekroz varlığı ile birlikte) ve hasta yaşı olmak üzere 44 parametre üzerinden skorlama yapar. DKİS non-invaziv bir süreç olduğu için aksiller metastaz bu indeksin kapsamı dışındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Van Nuys Prognostik İndeksi'nin (VNPI) kullanım amacını belirle.
Duktal karsinoma in situ (DKİS) hastalarında meme koruyucu cerrahi sonrası lokal nüks riskini öngörmek için kullanılır.
Tedavi stratejisini (sadece cerrahi, cerrahi + radyoterapi veya mastektomi) belirlemeye yardımcı olur.
2
İndekste yer alan dört temel parametreyi hatırla.
Tümör boyutu, cerrahi sınır genişliği, patolojik sınıflandırma (derece/nekroz) ve hasta yaşı.
Bu faktörler klinik çalışmalarda lokal nüks ile en güçlü ilişkisi saptanan değişkenlerdir.
3
Aksiller lenf nodu durumunun DKİS'teki yerini değerlendir.
DKİS bazal membranı aşmadığı için teorik olarak lenfatik metastaz yapmaz; bu nedenle aksiller durum prognostik bir indeks parametresi olamaz.
İnvaziv bileşen içermeyen saf DKİS vakalarında aksiller tutulum beklenmez.

Anahtar Kavram

Van Nuys Prognostik İndeksi Parametreleri

Daha Fazla Pratik

DKİS'te hangi durumlarda sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNB) yapılması gerektiğini gözden geçirin (örneğin; mastektomi planlanan hastalar).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 125Soru

28 yaşında kadın hasta, her iki meme altı oluğunda ve koltuk altında tekrarlayan ağrılı şişlikler ve kötü kokulu akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede bu bölgelerde çok sayıda aktif sinüs ağzı, komedonlar ve hipertrofik skar dokuları izleniyor. Özgeçmişinde sigara kullanımı (15 paket/yıl) olduğu ve benzer lezyonların kasık bölgesinde de zaman zaman nüksettiği öğreniliyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidradenitis süpürativa

Cevap

Hidradenitis süpürativa
Hidradenitis süpürativa (Verneuil hastalığı), apokrin ter bezlerinin yoğun olduğu bölgelerde (aksilla, meme altı, kasık, perine) görülen kronik, tekrarlayıcı, süpüratif ve skarla iyileşen bir hastalıktır. Vaka örneğindeki 'meme altı ve koltuk altı yerleşimi', 'aktif sinüs ağızları', 'komedonlar' ve 'kasık tutulumu birlikteliği' bu tanı için patognomoniktir. Sigara kullanımı güçlü bir risk faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizini yap
Tekrarlayan apseler, sinüsler, skar dokusu ve komedonlar; meme altı oluğu ve koltuk altı gibi apokrin bezlerin yoğun olduğu bölgelerde görülüyor.
Lezyonların yerleşimi ve karakteri tanıda kilit rol oynar.
2
Eşlik eden faktörleri değerlendir
Hasta sigara içiyor ve kasık bölgesinde de benzer lezyonlar var (Foliküler oklüzyon tetradı bulgusu).
Hidradenitis süpürativa sistemik bir hastalıktır ve sıklıkla inguinal bölge tutulumu ile birliktedir.
3
Ayırıcı tanıları ele
Zuska hastalığı subareolar bölgeyi, İGM parankimi tutarken; bu tablo tipik Hidradenitis süpürativa bulgusudur.
Tanı, klinik görünüm ve yerleşim yerine dayanır.

Anahtar Kavram

Meme cildi ve yumuşak dokusunun enflamatuar hastalıklarının ayırıcı tanısı (Hidradenitis Süpürativa vs. Mastitler).

İpuçları

1
Lezyonların sadece memede değil, vücudun diğer kıvrım yerlerinde (koltuk altı, kasık) de olması sistemik bir cilt hastalığına işaret eder.
2
Bu hastalık apokrin ter bezlerinin bulunduğu bölgeleri tutar ve sigara içimi ile şiddetli ilişkisi vardır.
3
Halk arasında 'köpek memesi' hastalığı olarak da bilinen, Verneuil hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Hidradenitis süpürativa evrelemesi (Hurley Evrelemesi) ve cerrahi tedavi seçenekleri üzerine çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 126Soru

5252 yaşında kadın hastanın rutin tarama mammografisinde sol meme üst dış kadranda 1.2 cm1.2\text{ cm} boyutunda, santralinde radyolüsen bir alan içeren, uzun ve ince spikülasyonları olan stellat (yıldızsı) görünümlü bir lezyon saptanıyor. Hastanın fizik muayenesi normaldir. Bu lezyon için en olası tanı ve yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radyal skar; mammografik olarak karsinomdan ayırt edilemediği için eksizyonel biyopsi yapılmalıdır.

Cevap

Radyal skar; mammografik olarak karsinomdan ayırt edilemediği için eksizyonel biyopsi yapılmalıdır.
Radyal skar (kompleks sklerozan lezyon), mammografide santral lüsensi ve çevreye uzanan ince spikülasyonları ile 'yıldızsı' (stellat) bir görünüm sergiler. Bu görünüm invaziv duktal karsinomu, özellikle de tübüler karsinomu mükemmel şekilde taklit eder. Klinik olarak ele gelen kitle genellikle yoktur. Radyal skarların en önemli özelliği, cerrahi olarak çıkarıldıklarında yaklaşık %10-40 vakada odak noktasında veya komşuluğunda karsinom (özellikle DCIS veya tübüler karsinom) saptanabilmesidir. Bu 'upgrade' riski nedeniyle, mammografik veya biyopsi tanılı tüm radyal skarların tam cerrahi eksizyonu standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mammografik bulguların analizi
Santral lüsensi ve uzun spikülasyonları olan 1.2 cm1.2\text{ cm} boyutunda stellat lezyon belirlendi.
Bu radyolojik bulgular 'Radyal Skar' (Kompleks Sklerozan Lezyon) için klasiktir.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Öncelikli ayırıcı tanı tübüler karsinom ve diğer invaziv meme kanserleridir.
Radyal skar mammografik olarak karsinomdan ayırt edilemeyen bir malignite taklitçisidir.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Tam cerrahi eksizyon planlandı.
Core biyopsi benign gelse bile, lezyonun içinde veya çevresinde %10-40 oranında DCIS veya invaziv karsinom (upgrade) bulunma riski nedeniyle eksizyon zorunludur.

Anahtar Kavram

Radyal skar (kompleks sklerozan lezyon), mammografide stellat görünümle karsinomu taklit eden ve upgrade riski nedeniyle cerrahi eksizyon gerektiren benign bir lezyondur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 127Soru

6666 yaşında, paritesi 44 olan kadın hasta, yaklaşık 22 aydır sağ memesinden kendiliğinden olan ve çamaşırında lekelenmeye neden olan akıntı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ meme başı hafifçe sıkıldığında, farklı kadranlara uyan 33 ayrı duktus ağzından serosanjinöz karakterde akıntı geldiği gözleniyor. Palpasyonda her iki memede kitle saptanmıyor ve aksiller muayene doğal bulunuyor. Hastanın mamografi ve ultrasonografi tetkikleri, subareolar alanda hafif duktal ektazi dışında normal (BI-RADS 22) olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral (Major) duktus eksizyonu (Urban operasyonu)

Cevap

Birden fazla kanaldan gelen patolojik akıntı varlığı ve postmenopozal yaş nedeniyle en uygun yaklaşım Santral (Major) duktus eksizyonudur.
Postmenopozal bir hastada, tek taraflı, kendiliğinden gelen ve birden fazla kanalı tutan serosanjinöz (patolojik) meme başı akıntısı durumunda, altta yatan multipl papillomatozis veya yaygın duktal karsinoma in situ (DCIS) riskini dışlamak ve semptomu ortadan kaldırmak için tüm ana süt kanallarının eksize edildiği santral duktus eksizyonu (Urban operasyonu) altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntının karakterini ve kaynağını değerlendir.
Akıntı tek taraflı, kendiliğinden ve serosanjinöz (kanlı) olduğu için 'patolojik' olarak sınıflandırıldı.
Yönetim algoritmasını belirlemek için fizyolojik ve patolojik akıntı ayrımı yapılmalıdır.
2
Tutulan kanal sayısını ve hastanın yaşını analiz et.
Hasta 6666 yaşında (postmenopozal) ve akıntı 33 farklı kanaldan geliyor.
Tek kanal tutulumunda mikrodokektomi yeterli olabilirken, çok kanallı tutulum ve ileri yaşta multipl papillomatozis veya yaygın DCIS riski nedeniyle tüm kanalların eksizyonu gerekir.
3
Görüntüleme bulgularını yorumla.
BI-RADS 22 (benign) bulgular, cerrahi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Patolojik akıntılarda mamografi ve ultrasonografinin duyarlılığı sınırlıdır; negatif sonuçlar cerrahi eksizyon endikasyonunu değiştirmez.
4
Uygun cerrahi yöntemi seç.
Santral (Major) duktus eksizyonu (Urban operasyonu) planlandı.
Bu yöntem, tüm subareolar kanal sistemini çıkararak hem semptomu tedavi eder hem de yaygın patolojilerin atlanmamasını sağlar.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısında cerrahi sınırın belirlenmesi (Tek kanal vs. Çok kanal).

Daha Fazla Pratik

İntraduktal papillomların radyolojik ve sitolojik özelliklerini gözden geçirerek tanısal zorluklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 128Soru

3434 yaşında, iki çocuk annesi kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 11 aydır devam eden ağrılı kitle ve meme cildinde kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden son doğumunu 22 yıl önce yaptığı ve emzirmeyi 11 yıl önce kestiği öğreniliyor. Fizik muayenede sağ meme dış kadranda yaklaşık 5×45 \times 4 cm boyutlarında, sert, hassas, düzensiz sınırlı kitle ve üzerinde eritemli alanlar saptanıyor. Aksiller muayenede patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Meme ultrasonografisinde multipl, birbirine tübüler yapılarla bağlanan hipoekoik alanlar ("parmaksı uzanımlar") izleniyor. Yapılan tru-cut biyopside "lobüllere sınırlı, kazeifikasyon içermeyen granülomatöz inflamasyon" saptanıyor; mikrobiyolojik incelemelerde üreme saptanmıyor. Bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kortikosteroid tedavisi

Cevap

İdiopatik granülomatöz mastit tanısı konulan bu hastada en uygun ilk basamak tedavi sistemik kortikosteroid uygulamasıdır.
Vakada tanımlanan klinik tablo (genç yaş, laktasyon geçmişi), radyolojik bulgu (parmaksı uzanımlar) ve patolojik sonuç (kazeifiye olmayan granülomlar) İdiopatik Granülomatöz Mastit (İGM) ile tam uyumludur. Güncel cerrahi yaklaşımda İGM'nin ilk basamak tedavisi sistemik kortikosteroidlerdir. Steroid tedavisiyle hastaların çoğunda tam iyileşme sağlanır veya kitle cerrahiye uygun hale gelecek kadar küçülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Emzirme sonrası dönemde ortaya çıkan, kanseri taklit eden sert kitle ve US'deki parmaksı uzanımlar İGM şüphesini doğurur.
İGM tipik olarak reprodüktif çağdaki kadınlarda, laktasyon sonrası ilk birkaç yılda görülür.
2
Patolojik bulgunun yorumlanması
Kazeifiye olmayan granülomatöz inflamasyon İGM için karakteristiktir.
Kazeifikasyonun olmaması tüberkülozu, granülomların varlığı ise basit enfeksiyonları dışlar.
3
Tedavi kararının verilmesi
İlk basamakta sistemik steroidler (genellikle 0.50.5-11 mg/kg/gün) başlanır.
Steroidler inflamasyonu baskılayarak kitlenin küçülmesini sağlar ve cerrahi gereksinimini azaltır.

Anahtar Kavram

İdiopatik Granülomatöz Mastit (İGM) Tanı ve Tedavisi

Alternatif Yöntem

Steroid yan etkisi veya kontrendikasyonu olan durumlarda immünosüpresif ajanlar (örneğin Metotreksat) tercih edilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 129Soru

Meme anatomisinde yer alan ve memenin şeklini korumasını sağlayan suspansuar bağların (Cooper ligamanları) bir tümör tarafından infiltre edilmesi sonucu kısalması, aşağıdaki klinik bulgulardan hangisine neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deri retraksiyonu (çekintisi)

Cevap

Meme kanserinde saptanan deri retraksiyonu (çekintisi), Cooper ligamanlarının tümör infiltrasyonu sonucu kısalmasıyla oluşur.
Cooper ligamanları, memeyi destekleyen ve deriyi derin fasyaya bağlayan suspansuar yapılardır. Meme kanseri bu yapıları infiltre ettiğinde oluşan fibrozis ligamanların boyunu kısaltır ve bu durum derinin içeri doğru çekilmesine (retraksiyon) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Cooper ligamanlarının anatomik fonksiyonunu belirle.
Bu ligamanlar (suspansuar bağlar), memenin parankimini destekler ve dermisi (deriyi) derin pektoral fasyaya bağlar.
Meme anatomisindeki yapısal bütünlüğü ve deri bağlantısını anlamak için gereklidir.
2
Tümör infiltrasyonunun bu bağlar üzerindeki etkisini analiz et.
Tümör hücreleri ligamanları invaze ettiğinde fibrozis ve kısalma (kontraksiyon) meydana gelir.
Klinik bulgunun mekanizmasını (patofizyolojisini) açıklamak için gereklidir.
3
Bağların kısalmasının deri üzerindeki sonucunu değerlendir.
Bağlar kısaldığında, bağlı oldukları dermis tabakasını içeriye doğru çeker ve dışarıdan deri retraksiyonu veya çöküntü (dimpling) olarak görülür.
Fizik muayene bulgusu ile anatomik bozukluğu eşleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Meme anatomisinde Cooper ligamanlarının (suspansuar bağlar) dermis ile derin fasya arasındaki bağlantısı ve klinik önemi.

Daha Fazla Pratik

Meme kanserinde 'portakal kabuğu' (peau d'orange) görünümü ile inflammatory meme kanseri arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 130Soru

4545 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 aydır her iki memeden gelen süt renginde akıntı ve son 22 haftadır sol memeden kendiliğinden gelen kanlı akıntı şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde 22 yıldır psikiyatrik bir rahatsızlık nedeniyle ilaç kullanımı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede her iki meme başında birden fazla kanaldan sütlü akıntı, sol meme başında ise saat 1111 hizasında tek bir kanaldan spontan kanlı akıntı gözleniyor. Her iki memede palpabl kitle veya aksiller lenfadenopati saptanmıyor.

Bu hastada yapılması gereken öncelikli tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum prolaktin ve TSH düzeylerinin ölçülmesi ile birlikte sol memeye yönelik mamografi ve ultrasonografi tetkiklerinin istenmesi

Cevap

Serum prolaktin ve TSH düzeylerinin ölçülmesi ile birlikte sol memeye yönelik mamografi ve ultrasonografi tetkiklerinin istenmesi
Hastada iki farklı klinik tablo eş zamanlı mevcuttur. İki taraflı ve çok kanallı sütlü akıntı (galaktore) sıklıkla ilaçlara (özellikle risperidon gibi dopamin antagonistleri) veya endokrin nedenlere (hiperprolaktinemi, hipotiroidi) bağlıdır; bu nedenle prolaktin ve TSH düzeylerinin ölçülmesi gerekir. Ancak tek taraflı, tek kanaldan kendiliğinden gelen kanlı akıntı 'patolojik akıntı' tanımına girer ve hasta 4545 yaşında olduğu için mamografi ile USG eşliğinde mutlaka değerlendirilmelidir. Bu iki yaklaşımın birlikte uygulanması öncelikli adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntı karakterlerinin analiz edilmesi
Hastada iki farklı akıntı tipi saptanmıştır: Bilateral/multiduktal/sütlü (galaktore) ve Unilateral/tek kanal/kanlı (patolojik akıntı).
Farklı akıntı tipleri farklı etiyolojileri ve tanısal algoritmaları gerektirir.
2
Sistemik/Endokrin nedenlerin değerlendirilmesi
Bilateral sütlü akıntı (galaktore) için serum prolaktin ve TSH düzeyleri istenir.
Psikotrop ilaç kullanımı (dopamin antagonistleri) veya endokrin bozukluklar galaktoreye yol açabilir.
3
Lokal patolojinin değerlendirilmesi
Unilateral kanlı akıntı için 4545 yaşındaki hastada mamografi ve ultrasonografi istenir.
Patolojik akıntılarda altta yatan papillom, DCIS veya invaziv karsinomu saptamak için radyolojik değerlendirme zorunludur.

Anahtar Kavram

Meme başı akıntılarında sistemik (galaktore) ve lokal (patolojik) ayırımı ile eş zamanlı tanısal yaklaşım.
Soru 131Soru

Meme cerrahisi ve aksiller diseksiyon sırasında anatomik planların korunması ve lenfatik seviyelerin doğru belirlenmesi cerrahi morbiditeyi azaltmak açısından kritiktir. Memenin cerrahi anatomisi, fizyolojisi ve gelişimsel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rotter lenf nodları (interpektoral nodlar), pektoralis majör ve pektoralis minör kasları arasındaki fasyal düzlemde yer alır.

Cevap

Rotter lenf nodları, pektoralis majör ve pektoralis minör kasları arasındaki interpektoral mesafede bulunur.
Rotter lenf nodları, pektoralis majör ve minör kasları arasındaki fasyal aralıkta (interpektoral mesafe) bulunur. Bu nodlar Seviye II lenf nodları kapsamında değerlendirilir ve cerrahi sırasında bu fasyal planın açılmasıyla ulaşılabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Aksiller lenfatik seviyelerin (Berg Levels) sınırlarının analizi.
Seviye I lateralde, Seviye II kas arkasında, Seviye III medialdedir. Rotter nodları Seviye II'ye dahildir ve interpektoral mesafededir.
Cerrahi diseksiyon sınırlarını belirlemek için anatomik nirengi noktalarının bilinmesi gerekir.
2
Vasküler yapıların ve baskın beslenmenin değerlendirilmesi.
Ana beslenme iç mammaryan arterden (a. thoracica interna) gelir.
Arteriyel beslenmenin bilinmesi flep canlılığı ve cerrahi planlama için kritiktir.
3
Hormonal etkilerin fizyolojik ayrımının yapılması.
Östrojen duktus gelişimini, progesteron ise lobüler gelişimi uyarır.
Meme fizyolojisi ve gelişimsel süreçlerin anlaşılması klinik anomalilerin yorumlanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Meme Anatomisi ve Lenfatik Seviyeler

Daha Fazla Pratik

Meme gelişim anomalilerinden amazia ve amastia arasındaki farkı anatomik olarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 132Soru

3838 yaşında kadın hasta, sağ meme başından gelen koyu renkli akıntı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede akıntının sağ memede birden fazla kanaldan geldiği, sadece manuel sıkma ile ortaya çıktığı ve koyu yeşil-kahverengi renkte olduğu saptanıyor. Hastanın yapılan radyolojik değerlendirmesinde (mamografi ve ultrasonografi) herhangi bir şüpheli lezyon izlenmiyor. Bu hastada akıntının aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olması, malignite riskini artırarak ileri cerrahi değerlendirmeyi (mikrodochektomi gibi) gerekli kılan 'patolojik akıntı' kriterlerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akıntının kendiliğinden (spontan) gerçekleşmesi

Cevap

Meme başı akıntısının kendiliğinden (spontan) gelmesi, onu fizyolojik/selim süreçlerden ayıran ve ileri tetkik gerektiren patolojik bir kriterdir.
Meme başı akıntılarında 'patolojik' tanımı; akıntının kendiliğinden (spontan) olması, tek taraflı olması, tek bir kanaldan gelmesi ve renginin seröz (berrak/sarı), serosanguinöz (pembe/kanlı) veya su gibi (watery) olması durumunda kullanılır. Vaka örneğindeki hasta şu an çok kanallı ve provoke edilen (manuel sıkma ile gelen) bir akıntıya sahip olduğu için bu selim/fizyolojik bir tablodur. Ancak akıntı spontan hale gelirse, görüntüleme bulguları normal olsa dahi altta yatan bir intraduktal papillom veya in-situ karsinom riskini ekarte etmek için mikrodochektomi yapılması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut akıntı özelliklerini değerlendir.
Hasta şu an çok kanallı, renkli ve provoke edilen (fizyolojik/selim özellikli) bir akıntıya sahiptir.
Tanısal yaklaşımı belirlemek için akıntının karakterini sınıflandırmak gerekir.
2
Patolojik meme başı akıntısı kriterlerini hatırla.
Patolojik akıntı; spontan, tek taraflı, tek kanaldan gelen ve seröz, kanlı veya su gibi (watery) karakterdeki akıntıdır.
Malignite riskini belirleyen alarm bulgularını tespit etmek için bu kriterler esastır.
3
Seçenekler arasında bu kriterlerden birini bul.
Spontanlık (kendiliğinden gelme) bu kriterlerden biridir.
Spontan akıntı, görüntüleme normal olsa bile intraduktal papillom veya DCIS gibi patolojileri dışlamak için cerrahi eksizyon (mikrodochektomi) gerektirir.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısı; spontan olması, tek taraflı olması, tek kanaldan kaynaklanması ve seröz/kanlı/su gibi karakterde olmasıyla karakterizedir.
Soru 133Soru

3838 yaşında bir kadın hasta polikliniğe başvuruyor. Aile öyküsünde annesinin 4545 yaşında "diffüz tip mide kanseri" nedeniyle opere olduğu, 3232 yaşındaki kız kardeşinde ise "invaziv lobüler meme kanseri" saptandığı öğreniliyor. Yapılan genetik analizde hastada germ-line bir mutasyon saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, saptanan mutasyon ve ilişkili olduğu meme kanseri riski ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDH1CDH1 gen mutasyonu saptanmış olup, bu mutasyona sahip kadınlarda kümülatif meme kanseri riski yaklaşık %40\%40-6060 civarındadır.

Cevap

CDH1 gen mutasyonu saptanmış olup, bu mutasyona sahip kadınlarda kümülatif meme kanseri riski yaklaşık %40-60 civarındadır.
Vakada tanımlanan diffüz mide kanseri ve lobüler meme kanseri birlikteliği CDH1CDH1 (E-cadherin) gen mutasyonunu işaret eden Kalıtımsal Diffüz Mide Kanseri Sendromu (HDGC) tablosudur. Bu mutasyonu taşıyan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık %40\%40-6060 seviyesindedir ve gelişen kanser tipik olarak lobüler histolojidedir.

Adım Adım Çözüm

1
Aile öyküsündeki spesifik kanser tipleri ile genetik sendromlar arasındaki ilişkiyi analiz et.
Diffüz tip mide kanseri ve invaziv lobüler meme kanseri birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon, Kalıtımsal Diffüz Mide Kanseri Sendromu (HDGC) için patognomoniktir.
2
Söz konusu sendromun genetik temelini belirle.
Bu tablo E-cadherin proteinini kodlayan CDH1 genindeki germ-line mutasyonlar ile ilişkilidir.
CDH1 mutasyonu hem mide hem de meme hücrelerindeki hücre-hücre adezyonunu bozarak bu spesifik tümör tiplerine yol açar.
3
CDH1 mutasyonu taşıyıcılarındaki meme kanseri risk büyüklüğünü değerlendir.
Kadın taşıyıcılarda yaşam boyu invaziv lobüler meme kanseri riski %40-60 arasındadır.
Epidemiyolojik çalışmalar bu mutasyona sahip bireylerde riskin bu aralıkta olduğunu ve proflaktik önlemlerin (MR tarama veya mastektomi) tartışılması gerektiğini göstermektedir.

Anahtar Kavram

Kalıtımsal Diffüz Mide Kanseri (HDGC) ve CDH1 Mutasyonu

Daha Fazla Pratik

BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının over kanseri ve erkek meme kanseri riskleri açısından farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 134Soru

Meme kanseri tarama ve tanı süreçlerinde karşılaşılan aşağıdaki klinik durumlardan hangisinde, izlenen tanısal yol güncel kılavuzlar ve klinik standartlar göz önüne alındığında hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizik muayenede sağ memesinde 2 cm2\text{ cm}'lik, sert ve düzensiz sınırlı kitle saptanan 4545 yaşındaki hastanın mamografi ve ultrasonografisi BI-RADS 1 olarak raporlandığında, görüntüleme bulgularına güvenilerek biyopsiden vazgeçilmesi

Cevap

Fizik muayenede şüpheli kitle saptanan hastada radyolojik görüntülemenin normal (BI-RADS 1) çıkması durumunda biyopsiden vazgeçilmesi hatalı bir yaklaşımdır.
Doğru seçenek olan durumda belirtilen yaklaşım hatalıdır çünkü meme kanseri tanısında kullanılan 'Üçlü Test' (Triple Test) protokolüne göre; fizik muayene, görüntüleme yöntemleri (mamografi/ultrasonografi) ve histopatolojik değerlendirme bir bütündür. Eğer klinik muayenede kitle şüpheliyse (sert, düzensiz sınırlı), radyolojik görüntüleme sonuçları normal (BI-RADS 1 veya 2) gelse bile bu 'diskordan' bir durumdur ve mutlaka biyopsi ile doku tanısı alınmalıdır. Radyolojinin negatif olması maligniteyi kesin olarak ekarte etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
4545 yaşında bir hastada ele gelen şüpheli (sert, fikse, düzensiz) bir kitle mevcuttur.
Meme kitlelerinde yaş ve fizik muayene bulguları pre-test olasılığını belirler.
2
Üçlü Test (Triple Test) kuralını uygula
Fizik muayene (+), Görüntüleme (-).
Üçlü test; fizik muayene, radyolojik görüntüleme ve patolojik değerlendirmenin uyumunu esas alır.
3
Tanısal karar ver
Biyopsi (Kalın iğne biyopsisi) yapılmalıdır.
Üçlü test bileşenlerinden herhangi biri malignite açısından şüpheliyse, diğerleri negatif olsa bile kesin doku tanısı gereklidir.

Anahtar Kavram

Meme kitlelerinde Üçlü Test (Triple Test) yaklaşımı ve radyolojik-klinik diskordans yönetimi.
Soru 135Soru

3232 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 33 haftadır devam eden ağrılı kitle şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 44 cm boyutunda, sert kıvamlı, sınırları net seçilemeyen ve cilde hafif yapışıklık gösteren kitle palpe ediliyor. Aksillada patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Yapılan kor (core) biyopside granülomatöz inflamasyon alanları izleniyor. Bu hastada klinik ve patolojik bulgular ışığında İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısını tüberküloz mastitinden ayırt etmede en değerli histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülomların lobül merkezli (lobülosentrik) yerleşim göstermesi

Cevap

Granülomların lobül merkezli (lobülosentrik) yerleşim göstermesi İGM tanısında en spesifik histopatolojik bulgudur.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), etiyolojisi tam bilinmeyen ancak histopatolojik olarak terminal duktal lobüler ünitelere (lobüllere) sınırlı, non-kazeifiye granülomatöz inflamasyonla karakterize kronik bir hastalıktır. İnflamasyonun lobül merkezli (lobülosentrik) olması, granülomların lobül yapısını bozmadan içinde gelişmesi, tüberküloz ve diğer sistemik granülomatöz hastalıklardan ayrımında kullanılan en önemli kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumun analizi
Genç kadın, ağrılı kitle ve biyopside granülomatöz inflamasyon saptanması bizi granülomatöz mastit ayırıcı tanısına yönlendirir.
Meme kitlelerinde granülomatöz inflamasyon hem idiyopatik süreçlerde hem de enfeksiyonlarda (TBC gibi) görülebilir.
2
Ayırıcı tanı kriterlerinin belirlenmesi
İGM ve Tüberküloz ayrımında en önemli patolojik farklar nekroz tipi ve granülom lokalizasyonudur.
Tüberkülozda kazeifikasyon nekrozu beklenirken, İGM'de non-kazeifiye granülomlar ve mikroapseler görülür.
3
Spesifik histopatolojik bulgunun seçilmesi
İGM'de granülomatöz sürecin meme lobüllerine (terminal duktal lobüler ünite) hapsolmuş olması (lobülosentrik patern) tanıyı destekleyen en değerli bulgudur.
Tüberküloz ve sarkoidozda granülomlar stromada daha yaygın ve rastgele yerleşim gösterirken İGM'de lobül odaklıdır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısında 'lobülosentrik non-kazeifiye granülomlar' patognomonik sayılabilecek en değerli histopatolojik bulgudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 136Soru

5151 yaşında kadın hasta, sağ meme başından son 33 aydır kendiliğinden gelen, tek kanaldan serosanjinöz (kanlı-seröz karışımı) karakterde akıntı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan mamografide retroareolar bölgede şüpheli mikrokalsifikasyonlar (BIRADSBI-RADS 44) izleniyor. Ultrasonografide ise bu bölgede 55 mm çapında, duktus lümenini dolduran hipoekoik solid lezyon saptanıyor. Bu lezyondan yapılan kalın iğne biyopsisi (trucuttru-cut) sonucu "atipisiz intraduktal papillom" olarak raporlanıyor. Bu aşamada hasta için en uygun yönetim planı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi eksizyon (mikrodokektomi)

Cevap

En uygun yaklaşım, etkilenen kanalın ve saptanan lezyonun cerrahi olarak çıkarılması olan mikrodokektomidir.
Patolojik meme başı akıntısı (tek taraflı, spontan, serosanjinöz) olan hastalarda görüntülemede saptanan bir intraduktal lezyonun kalın iğne biyopsisi ile papillom olarak raporlanması cerrahi ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Bu hastalarda 'upgrade' riski (final patolojide kanser çıkma ihtimali) anlamlı düzeyde olduğu için lezyonun mikrodokektomi ile çıkarılması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntının karakterini değerlendir
Tek taraflı, kendiliğinden ve serosanjinöz akıntı 'patolojik' kabul edilir.
Patolojik akıntılar altta yatan intraduktal papillom veya malignite riski taşır.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
BIRADSBI-RADS 44 mikrokalsifikasyon ve solid intraluminal kitle saptandı.
Bu bulgular biyopsi endikasyonudur ve intraduktal bir lezyona işaret eder.
3
Biyopsi sonucunu klinik tabloyla birleştir
Biyopsi 'atipisiz intraduktal papillom' gelmesine rağmen hasta semptomatiktir.
Tru-cut biyopside benign gelen papillomların %1515-2020'si cerrahi eksizyon sonrası karsinoma evrilebilir (upgrade risk).
4
Tedavi kararı ver
Mikrodokektomi kararı alınır.
Semptomatik intraduktal papillomların tedavisinde cerrahi eksizyon standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısına neden olan intraduktal papillomlar, kalın iğne biyopsisinde atipisiz gelseler dahi malignite 'upgrade' riski nedeniyle cerrahi olarak eksize edilmelidir.
Soru 137Soru

Meme cerrahisi anatomisi, vasküler yayılım yolları ve gelişimsel özellikleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi klinik olarak doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme dokusunun arteriyel beslenmesinin yaklaşık %60'ını sağlayan internal torasik arter, subklavyen arterden köken alan bir daldır.

Cevap

Memenin arteriyel beslenmesinin yaklaşık %60'ını sağlayan internal torasik arterin subklavyen arterden köken alması doğrudur.
Meme dokusunun beslenmesinde en önemli arter internal torasik (mamaryal) arterdir. Bu arter subklavyen arterin birinci kısmından çıkar ve memenin kan ihtiyacının yaklaşık %60'ını karşılar. Geri kalan kısım ise majör olarak lateral torasik arter (%30) ve torakoakromiyal/interkostal arterler tarafından sağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Vasküler yapıların kökenini analiz et.
Internal torasik arter, subklavyen arterin dalıdır ve memenin medial/santral kısımlarını besleyerek ana kan akımını oluşturur.
Cerrahi ve klinik anatomi bilgisini doğrulamak için.
2
Berg seviyelerini kas sınırlarına göre belirle.
Seviye I (lateral), Seviye II (posterior), Seviye III (medial) olarak ayrılır. Pektoralis minör kası burada ana nirengi noktasıdır.
Drenaj seviyelerini doğru sınıflandırmak için.
3
Klinik belirtilerin mekanizmasını ayırt et.
Cooper ligamanları çekinti (dimpling), lenfatik tıkanıklık ise ödem (peau d'orange) yapar.
Patolojik bulguları doğru ilişkilendirmek için.
4
Gelişimsel anomali tanımlarını kontrol et.
Amasti (tam yokluk) ile amazia (doku yok, baş var) farkını belirle.
Terminolojik hatayı düzeltmek için.

Anahtar Kavram

Meme Cerrahi Anatomisi ve Vasküler Kaynaklar
Soru 138Soru

6262 yaşında kadın hasta, sağ meme başından son 22 aydır kendiliğinden gelen ve çamaşırını ıslatan şeffaf, "su gibi" (watery) akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede; sağ memede saat 99 hizasına periareolar bası yapıldığında tek kanaldan berrak akıntı geldiği doğrulanıyor. Her iki memede palpabl kitle veya aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Yapılan mamografi ve meme ultrasonografisi BI-RADS 22 (benign bulgular) olarak raporlanıyor. İleri inceleme amacıyla çekilen kontrastlı meme MRG'de; sağ memede retroareolar bölgeden başlayıp üst-dış kadrana doğru akıntı gelen duktus trasesi boyunca uzanım gösteren, yaklaşık 1818 mm uzunluğunda, lineer tarzda "non-mass" (kitle oluşturmayan) orta dereceli kontrastlanma saptanıyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikrodokektomi (Tek kanal eksizyonu)

Cevap

Mikrodokektomi (Tek kanal eksizyonu) yapılması, tek kanaldan gelen şüpheli akıntının hem tanısı hem de tedavisi için en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan tek taraflı, kendiliğinden gelen ve berrak (su gibi) akıntı 'Patolojik Meme Başı Akıntısı' olarak kabul edilir. Postmenopozal kadınlarda bu tip akıntılar yüksek oranda (yaklaşık %30-45) malignite (özellikle DCIS veya invaziv kanser) ile ilişkilidir. Mamografi ve USG'nin normal olması bu riski ortadan kaldırmaz. MRG'de saptanan lineer 'non-mass' (kitle oluşturmayan) kontrastlanma, patolojinin duktus boyunca uzandığını gösteren oldukça şüpheli bir bulgudur. Bu durumda hem kesin doku tanısı koymak hem de olası patolojik odağı çıkarmak için mikrodokektomi (tek kanal eksizyonu) yapılması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntının klinik karakterini analiz et
Tek taraflı, spontan, tek kanallı ve berrak (su gibi) akıntı saptandı.
Bu özellikler 'Patolojik Meme Başı Akıntısı' tanımıyla uyumludur. Postmenopozal kadınlarda 'su gibi' akıntı %30-45 oranında malignite (özellikle DCIS) ile ilişkilidir.
2
Birinci basamak görüntüleme bulgularını değerlendir
Mamografi ve USG negatif (BI-RADS 2).
Konvansiyonel görüntüleme yöntemleri, duktus içindeki küçük papillomları veya in situ karsinomları her zaman gösteremez.
3
İleri görüntüleme (MRG) bulgusunu yorumla
Duktal trasede lineer 'non-mass' kontrastlanma saptandı.
Meme MRG'de non-mass kontrastlanma, özellikle bir duktus boyunca uzanıyorsa DCIS için güçlü bir radyolojik göstergedir.
4
Uygun cerrahi girişimi seç
Mikrodokektomi (Tek kanal eksizyonu).
Akıntı tek bir kanala lokalize olduğu için sadece o kanalın ve beslediği terminal duktal lobüler ünite alanının çıkarılması tanı ve tedavi için yeterlidir.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısı (spontan, tek taraflı, tek kanallı, seröz/kanlı/su gibi) varlığında, görüntüleme yöntemleri negatif olsa dahi cerrahi eksizyon (mikrodokektomi) altın standarttır.
Soru 139Soru

3434 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 33 gündür belirginleşen ağrılı bir sertlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol meme lateral kadranda, meme cildinde oluklanmaya (dimpling) neden olan, palpasyonla "gergin bir sicim" şeklinde hissedilen ağrılı ve lineer bir yapı saptanıyor. Hastanın sistemik ateşi olmayıp muayene bölgesinde ısı artışı veya flüktüasyon saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mondor hastalığı

Cevap

Mondor hastalığı
Mondor hastalığı, memenin lateral ve alt kısımlarında yer alan yüzeyel venlerin tromboflebitidir. Muayenede tipik olarak 'sicim' veya 'gergin ip' şeklinde palpabl, hassas, lineer bir kordon saptanır. Bu venöz yapı cilde yapışık olduğu için kol kaldırıldığında veya meme hareket ettirildiğinde ciltte çekilmeye (oluklanma) neden olabilir. Tedavisi genellikle semptomatik olup (NSAİİ ve sıcak kompres) benign ve kendini sınırlayan bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada saptanan sicim benzeri (cord-like) lineer yapı ve ciltte çekilme bulgusu belirlendi.
Mondor hastalığının en spesifik muayene bulgusu tromboze venin palpasyonla ip gibi hissedilmesidir.
2
Ayırıcı tanı analizi
İnflamasyon (ısı artışı, ateş) ve yaygın ödem bulgularının yokluğu ile enfektif veya malign süreçler (mastit, inflamatuar kanser) dışlandı.
Mondor hastalığı tipik olarak lokalize bir vasküler olaydır ve sistemik bulgu vermez.
3
Tanısal eşleştirme
Meme duvarındaki yüzeyel venlerin (özellikle torakoepigastrik ven) tromboflebiti olan Mondor hastalığı tanısına varıldı.
Klinik prezentasyon bu benign durumla tam uyum göstermektedir.

Anahtar Kavram

Mondor hastalığı, meme ve göğüs duvarındaki yüzeyel venlerin (torakoepigastrik, lateral torasik veya üst epigastrik venler) kendiliğinden sınırlanan yüzeyel tromboflebitidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 140Soru

3232 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 22 aydır var olan ağrılı kitle ve cilde açılan fistül ağızları şikayetiyle başvuruyor. Yapılan kor (trucuttru-cut) biyopside "kazeifikasyon içermeyen granülomatöz mastit" tanısı konuluyor. Bu hastada tanının idiyopatik granülomatöz mastit olduğunu en çok destekleyen histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülomatöz inflamasyonun esas olarak meme lobüllerine sınırlı olması

Cevap

Histopatolojik incelemede granülomatöz inflamasyonun meme lobüllerine sınırlı olması (lobülosentrik yerleşim), İGM tanısını en güçlü destekleyen bulgudur.
İdiyopatik granülomatöz mastit, etyolojisi tam bilinmeyen ancak otoimmün süreçlerin suçlandığı bir tablodur. En karakteristik histopatolojik bulgusu, granülomatöz inflamasyonun meme lobüllerini merkez alması (lobülosentrik yerleşim) ve kazeifikasyon nekrozu içermemesidir. Bu özelliğiyle, tüberküloz (kazeifiye) ve sarkoidoz gibi sistemik granülomatöz hastalıklardan ayırt edilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguları analiz et
Hastada kitle, fistül ve kazeifiye olmayan granülomlar saptanmış; bu tablo İGM veya diğer granülomatöz hastalıkları (tbc, sarkoidoz vb.) düşündürür.
Tanısal ayrım için granülomun yerleşimi ve ek bulgular kritiktir.
2
İGM'nin spesifik patolojik özelliğini hatırla
İGM, lobülleri hedef alan (lobülosentrik) bir hastalıktır.
Ayırıcı tanıda yer alan tüberküloz genellikle duktusları tutar veya dokuda yaygın dağılım gösterir.
3
Diğer seçenekleri dışla
Skuamöz metaplazi Zuska hastalığını, kazeifikasyon tüberkülozu, plazma hücreleri ise duktus ektazisini işaret eder.
Her enflamatuar meme hastalığının kendine özgü baskın bir histopatolojik özelliği vardır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) 'lobülosentrik' bir hastalıktır; bu özellik onu diğer granülomatöz süreçlerden ayırmada yardımcıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 7 / 13Sonraki
Meme Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 7 | Examkin