Meme Hastalıkları

255 soru

Soru 141Soru

Kalıtsal meme kanseri sendromları ve genetik mutasyonlar ile ilgili klinik özellikler değerlendirildiğinde, BRCA2 mutasyonu taşıyan bireyleri BRCA1 mutasyonu taşıyanlardan ayıran en karakteristik klinik fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erkek cinsiyette meme kanseri gelişme riskinin anlamlı derecede artmış olması

Cevap

Erkek cinsiyette meme kanseri gelişme riskinin anlamlı derecede artmış olması
Kalıtsal meme kanseri genetiğinde, BRCA2 mutasyonu taşıyan erkeklerde yaşam boyu meme kanseri gelişme riski yaklaşık %6\%6 iken, bu oran BRCA1 taşıyıcılarında %1\%1 seviyesinin altındadır. Bu durum, klinik pratikte BRCA2 taşıyıcısı erkeklerin takibi açısından en önemli ayırıcı özelliklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının temel epidemiyolojik farklarını karşılaştırın.
BRCA1 daha erken yaşta meme kanseri ve daha yüksek oranda over kanseri riski ile ilişkilidir.
Genetik penetrans ve doku spesifikliği iki gen arasında farklılık gösterir.
2
Erkek meme kanseri insidansını her iki mutasyon için analiz edin.
Erkek meme kanserlerinin yaklaşık %10-15'i BRCA2 mutasyonu ile ilişkilidir ve yaşam boyu risk %6 civarındadır.
BRCA2, erkek meme dokusunda karsinogenez üzerinde BRCA1'den daha baskın bir role sahiptir.

Anahtar Kavram

BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları arasındaki klinik ve fenotipik farklar

Daha Fazla Pratik

BRCA mutasyonu taşıyan hastalarda profilaktik cerrahi (mastektomi ve salpingo-ooferektomi) zamanlamalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 142Soru

4444 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 22 ay içinde hızla büyüyen, yaklaşık 8 cm8\text{ cm} çapında, ağrısız, sert ve hareketli kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede kitle üzerindeki cildin gergin ve parlak olduğu, yüzeyel venlerin belirginleştiği saptanıyor. Aksiller muayenede palpabl lenfadenopati saptanmıyor. Yapılan kalın iğne (tru-cut) biyopsisi sonucu; stromal hipersellülerite, belirgin stromal atipi, stromal aşırı büyüme (overgrowth) ve >10>10 mitoz/1010 BBA (Büyük Büyütme Alanı) özellikleri ile "Malign Fillodes Tümör" olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır sağlanacak şekilde geniş lokal eksizyon

Cevap

En az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır sağlanacak şekilde geniş lokal eksizyon
Malign fillodes tümörler, meme kanserinden farklı olarak sarkomatoz bir davranış sergiler ve lenfatik yolla yayılım oldukça nadirdir (%1\%1 civarı). Bu nedenle aksillada palpabl şüpheli lenf nodu bulunmadığı sürece aksiller lenf nodu diseksiyonu veya sentinel lenf nodu biyopsisi yapılmaz. Temel cerrahi prensip, lokal nüks riskini azaltmak adına kitlenin en az 1 cm1\text{ cm} sağlam doku sınırı ile çıkarılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Hızlı büyüme, venöz ağ belirginliği ve histolojik kriterler (mitoz, atipi) Malign Fillodes Tümör tanısını doğrular.
Tanının netleştirilmesi uygun cerrahi sınırın belirlenmesi için kritiktir.
2
Metastaz paterninin belirlenmesi
Fillodes tümörlerin sarkomatoz karakterde olduğu ve lenfatik yayılımın %1\%1'den az olduğu belirlenir.
Bu bilgi, aksiller müdahalenin (SLNB veya ALND) gereksiz olduğunu ortaya koyar.
3
Cerrahi tekniğin seçilmesi
Lokal nüksü önlemek için 1 cm1\text{ cm} güvenlik sınırı hedefleyen geniş lokal eksizyon planlanır.
Fillodes tümörlerde en önemli prognostik faktör cerrahi sınır temizliğidir.

Anahtar Kavram

Fillodes tümörlerde malignite varlığında dahi aksiller lenf nodu diseksiyonu endike değildir; tedavi temiz cerrahi sınırlı (1 cm1\text{ cm}) eksizyondur.

Daha Fazla Pratik

Malign fillodes tümörün histopatolojik olarak fibroadenomdan ayrımında kullanılan en önemli kriterleri (stromal sellülerite, mitoz, sınır yapısı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 143Soru

Postpartum 33. haftasında olan 2929 yaşındaki kadın hasta, sol memesinin üst dış kadranında saptadığı ağrılı kitle, kızarıklık ve 39C39^\circ C ateş nedeniyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede ilgili kadranda fluktuasyon veren, yaklaşık 44 cm çapında hassas kitle saptanıyor. Kitle üzerindeki ciltte ileri derecede incelme, parlak mor renk değişikliği ve yer yer nekroz odağı izleniyor. Ultrasonografide bu bölgede multiloküle apse koleksiyonu doğrulanıyor. Bu aşamada hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsizyon ve drenaj

Cevap

İnsizyon ve drenaj seçeneği doğrudur çünkü apse üzerindeki ciltte nekroz ve incelme gelişmesi açık drenaj için kesin bir endikasyondur.
Meme apsesi yönetiminde güncel yaklaşım, laktasyonel apselerin çoğunda ultrason eşliğinde iğne aspirasyonunu ilk basamak olarak önerir. Ancak, apse üzerindeki cildin nekroza gitmesi, ileri derecede incelmesi veya apsenin 55 cm'den büyük olması durumunda cerrahi insizyon ve drenaj kesin bir gerekliliktir. Bu hastada ciltte saptanan mor renk değişikliği ve nekroz odağı, açık drenaj yapılmasını zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada postpartum dönemde, ateş ve fluktuasyon veren 44 cm'lik apse saptanmıştır. Ciltte nekroz ve incelme bulguları mevcuttur.
Tedavi yöntemini belirlemek için apsenin boyutu ve üzerindeki cilt bütünlüğü değerlendirilmelidir.
2
Drenaj yöntemini seçme
İğne aspirasyonu yerine insizyon ve drenaj (I&D) kararı verilir.
Standart rehberlere göre laktasyonel apselerde iğne aspirasyonu ilk seçenek olsa da, 55 cm'den büyük apseler veya ciltte nekroz/incelme olan vakalarda I&D tercih edilmelidir.
3
Eşlik eden tedavileri belirleme
Drenaj sonrası antibiyoterapi başlanması ve emzirmenin devam ettirilmesi önerilir.
Enfeksiyonun temizlenmesi ve sütün drene olmaya devam etmesi iyileşmeyi hızlandırır.

Anahtar Kavram

Laktasyonel meme apselerinde cerrahi drenaj endikasyonları

Daha Fazla Pratik

İnce iğne aspirasyonu ile tedavi edilen apselerde nüks takibi ve antibiyotik seçimini (S. aureus ve anaerob kapsamı) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

4646 yaşında kadın hastaya sol memesindeki 2 cm2 \text{ cm}'lik düzgün sınırlı kitle nedeniyle yapılan eksizyonel biyopsi sonucunda patoloji raporu "Fibroadenom ve komşuluğunda tesadüfi (insidental) saptanmış klasik tip lobüler karsinoma in situ" olarak gelmiştir. Cerrahi sınırda lezyonun devam ettiği izlenmektedir. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın yıllık mamografi ve klinik muayene ile takibe alınması

Cevap

Hastanın yıllık mamografi ve klinik muayene ile takibe alınması
Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS), her iki memede de invaziv kanser gelişme riskini yaklaşık 77-1010 kat artıran bir gösterge (risk markörü) olarak kabul edilir. Duktal karsinoma in situ'nun (DCIS) aksine, klasik LCIS cerrahi sınırda izlendiğinde cerrahi sınırın genişletilmesi (re-eksizyon) veya adjuvan radyoterapi uygulanması gerekmez. Standart yaklaşım, hastanın yıllık mamografi ve klinik muayene ile yakın takibe alınmasıdır. Ayrıca hastaya kemoprevansiyon (tamoksifen veya raloksifen) seçenekleri sunulabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanının biyolojik doğasını belirle
Klasik Lobüler Karsinoma İn Situ (LCIS)
Yönetim stratejisi lezyonun tipine (klasik vs pleomorfik) ve davranışına göre değişir.
2
Lezyonun klinik önemini değerlendir
Bilateral invaziv kanser riskinde artış (Risk markörü)
Klasik LCIS doğrudan bir prekürsörden ziyade, her iki memede kanser riskinin arttığını gösteren bir belirteçtir.
3
Cerrahi sınır durumuna göre tedavi kararını ver
Ek cerrahi müdahaleye gerek yok, yakın takip
Klasik LCIS cerrahi sınırda izlense dahi re-eksizyon veya adjuvan radyoterapi gerektirmez.

Anahtar Kavram

Klasik Lobüler Karsinoma İn Situ (LCIS) cerrahi sınır negatifliği gerektirmeyen bir risk markörüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 145Soru

4646 yaşında kadın hastanın tarama mammografisinde sağ meme üst dış kadranda kümelenmiş mikrokalsifikasyonlar ve hafif mimari distorsiyon saptanıyor. Fizik muayenede ele gelen belirgin bir kitle saptanmayan hastaya uygulanan tru-cut biyopsi sonucunda; asiner yapılarda belirgin proliferasyon, lümenlerde daralma ve yoğun stromal fibrozis ile giden "sklerozan adenozis" tanısı konuluyor. Bu hastalıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme kanseri gelişimi için yaklaşık 1.521.5 - 2 kat artmış rölatif risk ile ilişkilidir.

Cevap

Sklerozan adenozis, meme kanseri gelişimi için yaklaşık 1.521.5 - 2 kat artmış rölatif risk ile ilişkilidir.
Sklerozan adenozis, patolojik olarak terminal duktul sayısında artış ve stromal skleroz ile karakterizedir. Atipisiz proliferatif lezyonlar grubunda yer aldığı için meme kanseri riskini 1.51.5 ile 22 kat arasında (hafif) artırdığı kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Lezyonun patolojik sınıflandırmasını yapın.
Sklerozan adenozis, atipisiz proliferatif meme hastalıkları kategorisine girer.
Dupont ve Page sınıflamasına göre risk analizi bu kategorizasyon üzerinden yapılır.
2
Kanser riskini değerlendirin.
Bu gruptaki lezyonlar (sklerozan adenozis, intraduktal papillom, radyal skar) bazal popülasyona göre hafif risk artışı (1.521.5 - 2 kat) gösterir.
Hücresel proliferasyonun varlığı, ancak atipinin olmaması bu risk aralığını belirler.
3
Klinik ve radyolojik korelasyonu inceleyin.
Mikrokalsifikasyon ve distorsiyon karsinom ile karışabilir, bu yüzden kesin tanı biyopsi ile konur.
Malignite ekarte edildikten sonra agresif tedaviye gerek kalmaz.

Anahtar Kavram

Sklerozan adenozis, radyolojik olarak maligniteyi taklit edebilen ve meme kanseri riskini yaklaşık 1.521.5 - 2 kat artıran atipisiz proliferatif bir meme hastalığıdır.
Soru 146Soru

Meme kanseri tarama programı kapsamında çektirdiği mamografisinde sol meme üst dış kadranda 2.5 cm2.5 \text{ cm}'lik bir alanda pleomorfik mikrokalsifikasyon kümesi saptanan 5454 yaşındaki kadın hastaya yapılan stereotaktik vakum biyopsisi sonucu "pleomorfik lobüler karsinoma in situ (pLCIS)" olarak raporlanmıştır.

Bu hasta için en uygun cerrahi yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi sınır negatifliğini (2 mm2 \text{ mm}) sağlayacak şekilde geniş lokal eksizyon

Cevap

Cerrahi sınır negatifliğini (2 mm2 \text{ mm}) sağlayacak şekilde geniş lokal eksizyon
Pleomorfik LCIS (pLCIS), klasik LCIS'den farklı olarak klinik olarak mikrokalsifikasyonlarla prezante olur ve biyolojik olarak yüksek dereceli DCIS'e benzer özellikler gösterir. Bu nedenle, pLCIS saptandığında cerrahi sınır negatifliğini (genellikle 2 mm2 \text{ mm}) sağlayacak şekilde geniş lokal eksizyon yapılması standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Patoloji sonucunun ve lezyon özelliklerinin değerlendirilmesi
Vakum biyopsi ile pLCIS tanısı konulmuştur ve lezyon 2.5 cm2.5 \text{ cm} boyutuyla memede sınırlıdır.
pLCIS, klasik LCIS varyantlarından farklı olarak daha agresif bir alt tiptir.
2
pLCIS ve Klasik LCIS arasındaki yönetim farkının belirlenmesi
pLCIS'in biyolojik olarak DCIS'e benzer şekilde yönetilmesi gerektiği saptanmıştır.
Klasik LCIS bir risk belirteciyken, pLCIS (ve florid LCIS) invaziv karsinomun doğrudan öncüsü kabul edilir.
3
Uygun cerrahi sınır ve yöntem seçimi
Meme koruyucu cerrahi (geniş lokal eksizyon) ve 2 mm2 \text{ mm} cerrahi sınır negatifliği hedeflenmiştir.
Uluslararası kılavuzlar pLCIS vakalarında DCIS protokollerine benzer şekilde negatif sınırların sağlanmasını önermektedir.

Anahtar Kavram

Pleomorfik Lobüler Karsinoma İn Situ (pLCIS) Yönetimi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 147Soru

4040 yaşında, özgeçmişinde ve aile öyküsünde herhangi bir risk faktörü bulunmayan sağlıklı bir kadın hasta, rutin sağlık kontrolü için başvurmuştur. Bu hasta için önerilen en uygun meme kanseri tarama stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 4040 yaşından itibaren her yıl mamografi

Cevap

Ortalama risk faktörlerine sahip kadınlarda meme kanseri taraması 4040 yaşında başlamalı ve yıllık mamografi ile devam etmelidir.
Ortalama riskli kadınlarda meme kanseri taraması için altın standart, 4040 yaşından itibaren her yıl yapılan mamografidir. Bu yaklaşım, meme kanserine bağlı mortaliteyi en etkili şekilde azaltan yöntem olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini değerlendir
Hasta ortalama risk grubundadır (özellik saptanmayan sağlıklı kadın).
Tarama protokolü hastanın risk seviyesine (yüksek veya ortalama) göre değişir.
2
Başlangıç yaşını belirle
Meme kanseri taraması için önerilen başlangıç yaşı 4040'tır.
Toplum taramalarında maliyet-etkinlik ve erken tanı başarısı bu yaşta optimize olur.
3
Görüntüleme yöntemini ve sıklığını seç
Her yıl mamografi çekilmesi önerilir.
Mamografi, mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış tek birincil tarama aracıdır.

Anahtar Kavram

Meme kanseri taraması, ortalama riskli kadınlarda 40 yaşında yıllık mamografi ile başlar.

Daha Fazla Pratik

Yüksek riskli (BRCA pozitifliği gibi) hastaların tarama başlangıç yaşlarını ve ek görüntüleme (MRG) endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 148Soru

3232 yaşında, son doğumunu 22 yıl önce yapmış kadın hasta; sol memesinde 33 haftadır hızla büyüyen, ağrılı, cilde fistülize olmuş ve birden fazla odaktan pürülan akıntısı olan kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede meme başında retraksiyon saptanmıyor ancak periferal yerleşimli, yaklaşık 5 cm5\text{ cm} çapında, eritemli ve hassas bir kitle palpe ediliyor. Sigara öyküsü olmayan hastaya dış merkezde uygulanan geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine yanıt alınamamış. Yapılan kor biyopside lobullere sınırlı granülomatöz inflamasyon, multinükleer dev hücreler ve mikroapseler izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik granülomatöz mastit; tüberküloz ekarte edildikten sonra sistemik kortikosteroid tedavisi başlanması

Cevap

İdiyopatik granülomatöz mastit tanısı konulmalı ve tüberküloz ekarte edildikten sonra sistemik kortikosteroid tedavisi başlanmalıdır.
Vakadaki periferal yerleşim, antibiyotik direnci ve histopatolojideki 'lobülosentrik' granülomatöz yapı idiyopatik granülomatöz mastit (İGM) tanısını doğrular. İGM yönetiminde en kritik adım, benzer histolojiye sahip tüberkülozun dışlanması ve ardından inflamasyonu baskılamak için sistemik steroidlerin kullanılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Genç yaş, laktasyon sonrası süreç (22 yıl), periferal yerleşimli fistülize apseler ve sigara içmeme öyküsü.
Bu demografik ve klinik tablo enfeksiyöz olmayan granülomatöz mastitleri (özellikle İGM) öncelikle akla getirir.
2
Biyopsi bulgularının yorumlanması
Lobüllere sınırlı (lobülosentrik) non-kazeifiye granülomlar, dev hücreler ve mikroapseler.
İdiyopatik granülomatöz mastitin patognomonik histopatolojik özelliği 'lobülosentrik' granülomlardır.
3
Ayırıcı tanı ve yönetim planı
Tüberkülozun dışlanması (ARB/Kültür/PCR) sonrası kortikosteroid veya immünsüpresif tedavi.
İGM otoimmün bir süreç olarak kabul edilir; ancak steroid tedavisi öncesi tüberkülozun dışlanması hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen, lobüllere sınırlı granülomatöz inflamasyonla karakterize, klinikte meme kanseri veya apsesini taklit eden benign bir hastalıktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 149Soru

Meme kanserinin fizik muayenesinde saptanan klinik bulguların anatomik temelleri göz önüne alındığında; tümörün Cooper ligamentlerini (ligamentaligamenta suspensoriasuspensoria mammariamammaria) infiltre ederek bu yapıların kısalmasına neden olması sonucu gelişen karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meme derisinde çekinti (dimpling) oluşması

Cevap

Meme kanserinde Cooper ligamentlerinin tümör tarafından tutulması ve kısalması sonucu ortaya çıkan karakteristik bulgu meme derisinde çekinti (dimpling) oluşmasıdır.
Meme derisinde çekinti (dimpling) oluşması, Cooper ligamentlerinin (ligamenta suspensoria mammaria) tümör tarafından tutularak kısalması sonucu gelişen klasik bir fizik muayene bulgusudur. Bu ligamentler pektoral fasyadan başlayıp deri dermis tabakasına tutundukları için, kısalmaları deriyi kendilerine doğru çekerek bu görünümü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgu ile anatomik yapı arasındaki ilişkiyi tanımla.
Cooper ligamentleri (ligamenta suspensoria mammaria), meme dokusunu destekleyen ve pektoral fasyadan meme derisine (dermis) uzanan fibröz bantlardır.
Meme muayenesindeki deri değişikliklerinin mekanizmasını anlamak için temel anatomik desteği bilmek gerekir.
2
Tümör invazyonunun bu yapı üzerindeki etkisini analiz et.
Meme kanseri hücreleri bu ligamentleri infiltre ettiğinde, inflamatuar yanıt ve fibrozis sonucu ligamentlerde kısalma meydana gelir.
Patolojik sürecin anatomik yapı üzerindeki mekanik etkisini belirlemek için gereklidir.
3
Kısalmanın deri üzerindeki görsel sonucunu belirle.
Ligamentin deriye yapışma noktası, kısalan ligament tarafından içeri doğru çekilir ve deride çukurlaşma (dimpling) izlenir.
Anatomik değişikliğin klinik muayenedeki karşılığını saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Cooper ligamentleri ve deri çekintisi (dimpling) ilişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 150Soru

Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan bir kadının yapılan genetik taramasında PTEN tümör baskılayıcı geninde mutasyon saptanmıştır. Bu genetik bozuklukla ilişkili olan ve meme kanseri riskinde belirgin artışa neden olan kalıtsal sendrom aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cowden sendromu

Cevap

PTEN gen mutasyonu ile ilişkili kalıtsal meme kanseri sendromu Cowden sendromudur.
Cowden sendromu, PTEN (Phosphatase and Tensin homolog) gen mutasyonu ile karakterize bir multipl hamartom sendromudur. Bu sendromda kadınlarda yaşam boyu meme kanseri gelişme riski %25-50 arasındadır. Ayrıca tiroidin folliküler karsinomu, endometriyum kanseri ve ciltteki trişilemmomalar tanısal açıdan önemlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastada saptanan genetik mutasyonun tanımlanması.
PTEN gen mutasyonu saptanmıştır.
Genetik mutasyonlar spesifik kalıtsal kanser sendromları ile doğrudan ilişkilidir.
2
PTEN geni ile ilişkili sendromun belirlenmesi.
PTEN mutasyonu Cowden sendromuna yol açar.
PTEN bir tümör baskılayıcı gendir ve eksikliği Cowden sendromundaki hamartomatöz oluşumlara ve malignitelere neden olur.

Anahtar Kavram

Cowden sendromu, PTEN gen mutasyonu sonucu gelişen, meme, tiroid (folliküler) ve endometriyum kanseri riskini artıran otozomal dominant bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Cowden sendromunun diğer klinik bulgularını (Lhermitte-Duclos hastalığı, makrosefali) gözden geçirmek tanısal yelpazeyi genişletir.
Tahmini Süre:45s
Soru 151Soru

Kalıtsal meme kanseri sendromları ve meme kanseri riskini etkileyen epidemiyolojik faktörler değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germline TP53TP53 mutasyonu saptanan kadınlarda, meme kanseri gelişme yaşı genel popülasyona ve BRCABRCA mutasyonu taşıyıcılarına göre anlamlı derecede daha erkene kayma eğilimindedir.

Cevap

Germline TP53 mutasyonu saptanan kadınlarda meme kanseri tanı yaşının belirgin şekilde daha genç olması beklenen bir durumdur.
Germline TP53TP53 mutasyonunun görüldüğü Li-Fraumeni sendromu, meme kanserinin en erken yaşta (genellikle 30 yaş altı) geliştiği kalıtsal durumlardan biridir. Bu mutasyona sahip kadınlarda meme kanseri gelişme yaşı, hem genel popülasyona hem de ortalama tanı yaşı 40-50 civarı olan BRCA1/2BRCA1/2 taşıyıcılarına göre çok daha erkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalıtsal genetik mutasyonların (TP53, BRCA1/2, PTEN) fenotipik özelliklerini hatırla.
TP53 (Li-Fraumeni) mutasyonu çok erken yaşlarda başlayan çeşitli kanserlerle (meme, sarkom, adrenal) ilişkilidir.
Genetik sendromların yaş profili tanısal bir ipucudur.
2
BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının moleküler alt tiplerini karşılaştır.
BRCA1 genellikle triple negatif, BRCA2 ise daha sık ER/PR pozitif (lüminal) özelliktedir.
Tedavi ve prognoz moleküler alt tipe göre değişir.
3
Hormonal maruziyet süresi ile risk ilişkisini analiz et.
Daha az menstrüel siklus (geç menarş, erken menopoz) daha az risk demektir.
Östrojenin meme dokusu üzerindeki proliferatif etkisi kümülatiftir.

Anahtar Kavram

Meme kanserinde genetik sendromların (özellikle TP53) yaş ve fenotipik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Meme koruyucu cerrahinin kontrendikasyonları ve radyoterapi ilişkili risk faktörlerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 152Soru

3232 yaşında, 1818 ay önce doğum yapmış olan kadın hasta, sol memesinde yaklaşık 22 aydır devam eden, tekrarlayan ağrılı kitleler ve kitlelerin üzerindeki cildin kızararak delinmesi (fistülizasyon) şikayeti ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol memede areola komşuluğundan başlayıp perifere uzanan, çok sayıda pürülan akıntılı fistül ağzı ve sert, irregüler kitleler palpe ediliyor. Aksiller bölgede 1.5 cm1.5\text{ cm} boyutunda, ağrılı lenfadenopatiler saptanıyor. Alınan tru-cut biyopsi sonucunda "lobülosantrik yerleşimli, kazeifikasyon içermeyen granülomatöz inflamasyon" raporlanıyor.

Etyolojide tüberküloz ve sarkoidoz gibi sistemik hastalıklar ekarte edildikten sonra, bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kortikosteroid tedavisi

Cevap

İdiyopatik granülomatöz mastit tanısı konulan ve sistemik hastalıkların dışlandığı hastalarda en uygun tedavi yaklaşımı sistemik kortikosteroid tedavisidir.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), meme lobüllerine sınırlı, kazeifikasyon göstermeyen granülomlarla seyreden kronik inflamatuar bir hastalıktır. Genellikle doğum yapmış genç kadınlarda görülür ve klinik olarak meme kanserini veya apseleri taklit edebilir. Tanı tru-cut biyopsi ile konulur. Spesifik enfeksiyonlar (tüberküloz, mantar vb.) ve sistemik granülomatöz hastalıklar (sarkoidoz, Wegener) dışlandıktan sonra, tedavide ilk basamak genellikle sistemik kortikosteroidlerdir. Steroidler hem kitle boyutunu küçültür hem de fistüllerin iyileşmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguları değerlendir.
Fistülizasyon gösteren multipl kitleler ve biyopsidde lobülosantrik granülomların görülmesi İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısını destekler.
İGM tipik olarak doğum sonrası dönemde, kazeifikasyon içermeyen granülomlarla karakterizedir.
2
Ayırıcı tanı için ek tetkikler yap.
Tüberküloz ve sarkoidoz ekarte edildi.
Granülomatöz lezyonlarda spesifik enfeksiyonların dışlanması tedavi planı için zorunludur.
3
Uygun tedavi modalitesini seç.
Sistemik kortikosteroid tedavisine başla.
İGM inflamatuar bir süreçtir ve steroidler inflamasyonu baskılayarak kitlelerin küçülmesini ve fistüllerin kapanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) Tanı ve Tedavisi

Daha Fazla Pratik

Granülomatöz mastit ile periductal mastit (Zuska hastalığı) arasındaki klinik ve patolojik farkları gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Steroid tedavisine dirençli veya steroid yan etkilerinin tolere edilemediği durumlarda immünosüpresif bir ajan olan metotreksat (MTX) kullanımı literatürde etkili bir alternatif olarak yer almaktadır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 153Soru

Meme kanseri gelişiminde rol oynayan risk faktörleri ve histopatolojik lezyonlar rölatif risk (RRRR) değerlerine göre sınıflandırıldığında, aşağıdakilerden hangisi 'yüksek risk' (RR>4.0RR > 4.0) grubunda yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Florid duktal hiperplazi

Cevap

Florid duktal hiperplazi, atipisiz proliferatif bir lezyon olması nedeniyle meme kanseri riskini yaklaşık 1.521.5-2 kat artırır ve yüksek risk (RR>4RR > 4) kategorisinde değildir.
Florid duktal hiperplazi, atipisiz proliferatif meme hastalıkları grubunda yer alır. Bu gruptaki lezyonlar (sklerozan adenozis, florid hiperplazi, radyal skar vb.) meme kanseri riskini yaklaşık 1.51.5 ile 22 kat arasında artırır. Bu oran, tanım gereği 'yüksek risk' (RR>4RR > 4) grubuna girmez.

Adım Adım Çözüm

1
Meme kanseri risk faktörlerini rölatif risk (RRRR) değerlerine göre gruplandır.
Düşük/Orta risk (RR:14RR: 1-4) ve Yüksek risk (RR>4RR > 4) grupları belirlenir.
Soruda istenen 'yüksek riskli olmayan' faktörü ayırt etmek için temel sınıflama gereklidir.
2
Seçeneklerdeki histopatolojik lezyonların atipi içerip içermediğini kontrol et.
Atipik duktal hiperplazi (ADH) ve atipik lobüler hiperplazi (ALH) atipi içerirken; florid duktal hiperplazi atipi içermez.
Atipili lezyonlar genellikle 44 katın üzerinde risk taşırken, atipisiz proliferatif lezyonlar daha düşük risk taşır.
3
Genetik mutasyonları ve karsinoma in situ durumlarını değerlendir.
LCIS ve BRCA mutasyonlarının en yüksek risk grubunda olduğu teyit edilir.
Bu faktörler klinik yönetimde proflaktik cerrahi veya kemoprevansiyon gerektirecek kadar yüksek risklidir.

Anahtar Kavram

Meme kanseri risk faktörlerinin RR değerlerine göre sınıflaması (Atipisiz proliferatif lezyonlar vs. Atipili lezyonlar).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 154Soru

3434 yaşında kadın hasta, sol memesinde 22 aydır devam eden, birden fazla odakta ağrılı sert kitleler ve cilde açılan pürülan akıntılı fistüller nedeniyle başvuruyor. Yapılan Tru-cut biyopsi incelemesinde "lobül merkezli, non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon ve mikroapseler" saptanıyor. Hastanın anamnezi derinleştirildiğinde, son 66 aydır amenore şikayeti olduğu ve her iki meme başından kendiliğinden süt kıvamında akıntı geldiği öğreniliyor. Bu hastada granülomatöz mastit nükslerini önlemek amacıyla standart tedaviye aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabergolin

Cevap

Amenore ve galaktore eşliğinde seyreden idiyopatik granülomatöz mastit olgusunda, hiperprolaktinemiyi tedavi etmek amacıyla eklenen Kabergolin en uygun seçenektir.
Doğru seçenek olan dopamin agonisti kullanımı, hastada saptanan amenore ve galaktore ile karakterize hiperprolaktinemi durumunu hedefler. Güncel cerrahi literatürde, hiperprolaktineminin granülomatöz mastit gelişiminde ve özellikle tedaviye dirençli nükslerde önemli bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir; bu nedenle prolaktin seviyesinin düşürülmesi nüksü önlemede kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguların analizi
Biyopsi sonucu 'lobül merkezli non-kazeifiye granülom' olan hasta İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısı alır.
Tanının netleştirilmesi ve inflamasyonun paterninin belirlenmesi için gereklidir.
2
Eşlik eden sistemik semptomların değerlendirilmesi
Amenore ve galaktore bulguları, hastada hiperprolaktinemi olduğunu düşündürür.
İGM'nin etiyolojisinde ve nükslerinde hiperprolaktineminin rolü bilinmektedir.
3
Etiyolojiye yönelik spesifik tedavi seçimi
Prolaktin seviyesini düşürmek için dopamin agonisti olan kabergolin tedaviye eklenmelidir.
Yüksek prolaktin seviyeleri, meme kanallarındaki sekresyonu artırarak granülomatöz reaksiyonun devam etmesine ve nükse neden olabilir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) ve Hiperprolaktinemi İlişkisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 155Soru

Kalıtsal meme kanseri sendromları ve ilişkili genetik mutasyonların klinik özellikleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Li-Fraumeni sendromuna neden olan TP53TP53 germ-hattı mutasyonları varlığında meme kanseri gelişimi tipik olarak postmenopozal dönemde izlenir.

Cevap

Li-Fraumeni sendromunda meme kanseri gelişiminin tipik olarak postmenopozal dönemde izlendiğini belirten ifade yanlıştır; bu sendromda kanserler çok erken yaşlarda görülür.
Li-Fraumeni sendromu, TP53TP53 genindeki germ-hattı mutasyonları sonucu gelişen ve meme kanseri, sarkomlar, lösemi ve adrenokortikal karsinom gibi tümörlerin çok erken yaşlarda (genellikle 3535 yaş öncesi) görülmesiyle karakterize bir tablodur. Dolayısıyla bu kanserlerin tipik olarak postmenopozal dönemde izlendiği bilgisi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
BRCA1BRCA1 ve BRCA2BRCA2 mutasyonlarının over ve erkek meme kanseri risk farklarını analiz et.
BRCA1BRCA1 over kanseri riskinde, BRCA2BRCA2 ise erkek meme kanseri riskinde daha baskındır.
Genetik mutasyonların organ spesifik penetrans farklarını ayırt etmek için.
2
BRCA1BRCA1 mutasyonlu meme kanserlerinin moleküler alt tiplerini değerlendir.
Bu kanserlerin büyük çoğunluğunun 'üçlü negatif' (triple-negative) özellik gösterdiği doğrulanır.
Kalıtsal kanserlerin biyolojik davranış farklarını anlamak için.
3
Li-Fraumeni (TP53TP53) sendromunun klinik prezentasyon yaşını incele.
Meme kanserinin sıklıkla çok erken yaşlarda (<35<35 yaş) geliştiği ve postmenopozal dönemin tipik olmadığı belirlenir.
Yüksek penetranslı genetik sendromların yaş dağılım özelliklerini saptamak için.
4
Cowden sendromu (PTENPTEN) bileşenlerini kontrol et.
Foliküler tiroid kanseri ve endometriyum kanseri birlikteliğinin major kriter olduğu doğrulanır.
Hamartomatöz poliplerle seyreden sendromların ekstramamaryal bulgularını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Herediter meme kanseri sendromlarında mutasyon bazlı risk profilasyonu ve başlangıç yaşı farkları.

Daha Fazla Pratik

Diğer nadir mutasyonlar olan PALB2PALB2, CHEK2CHEK2 ve ATMATM genlerinin relatif risk artış oranlarını ve tarama protokollerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 156Soru

3636 yaşında kadın hasta, sağ meme başından yaklaşık 11 aydır kendiliğinden gelen kanlı akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ meme retroareolar bölgeye bası ile saat 1010 hizasındaki tek bir kanaldan serosanjinöz akıntı geldiği doğrulanıyor. Meme ultrasonografisinde sağ meme retroareolar bölgede bir laktiferöz kanal içerisinde 55 mm çapında, kanal lümenini dolduran, vasküler akım saptanan ekojenik solid bir lezyon görülüyor. Mamografisi ise normal sınırlarda (BI-RADS 11) olarak raporlanıyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntraduktal papillom

Cevap

İntraduktal papillom
İntraduktal papillom, meme başı akıntısı ile başvuran hastalarda saptanan patolojik akıntının (spontan, tek taraflı, tek kanal, kanlı veya seröz) en yaygın nedenidir. Klinik vakadaki 36 yaşındaki hastanın fizik muayenesinde saptanan tek kanaldan kanlı akıntı ve ultrasonografide görülen vasküler akıma sahip 5 mm'lik solid lezyon bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hasta tek taraflı, kendiliğinden gelen ve tek kanaldan kaynaklanan kanlı (serosanjinöz) akıntıya sahiptir.
Bu özellikler akıntının patolojik olduğunu ve cerrahi değerlendirme gerektiğini gösterir.
2
Görüntüleme bulgularını yorumla
Ultrasonografide laktiferöz kanal içinde 55 mm çapında vasküler solid bir lezyon saptanırken, mamografi normaldir.
Vasküler akım saptanan solid intraduktal lezyonlar, pıhtı veya debrisin aksine gerçek bir neoplastik süreci (genellikle benign) işaret eder.
3
En olası tanıyı belirle
Bulgular, patolojik akıntının en sık nedeni olan intraduktal papillom ile tam uyumludur.
İntraduktal papillomlar tipik olarak retroareolar yerleşimli olup kanlı akıntı ve ultrasonografik olarak solid kitle ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısının (tek taraflı, kendiliğinden, tek kanal, kanlı/seröz) en sık nedeni intraduktal papillomdur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 157Soru

40 yaşında, herhangi bir şikayeti veya aile öyküsü bulunmayan asemptomatik bir kadın hastanın ilk tarama mamografisinde sol meme üst dış kadranda 77 mm çapında, düzgün sınırlı, lobüle konturlu, non-kalsifiye bir opasite saptanıyor. Hedefli ultrasonografide lezyonun düzgün sınırlı, homojen hipoekoik olduğu ve malignite lehine bulgu saptanmadığı görülüyor. BI-RADS 3 (muhtemelen benign) olarak değerlendirilen bu hasta için en uygun klinik yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 6 ay sonra sadece sol meme için kısa süreli takip mamografisi ve/veya ultrasonografi planlanması

Cevap

6 ay sonra sadece sol meme için kısa süreli takip mamografisi ve/veya ultrasonografi planlanması en uygun yaklaşımdır.
BI-RADS 3 (Muhtemelen Benign) olarak kategorize edilen lezyonlarda malignite riski %2'nin altındadır. Bu hastalarda gereksiz invaziv işlemlerden kaçınmak amacıyla 'kısa dönem takip' (short-term follow-up) protokolü uygulanır. Bu protokol gereği ilk değerlendirme 6. ayda lezyonun bulunduğu memeye yönelik görüntüleme ile yapılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları BI-RADS sınıflamasına göre eşleştir.
Düzgün sınırlı, homojen ve malignite kriteri taşımayan lezyon BI-RADS 3 (Muhtemelen Benign) olarak tanımlanır.
Malignite riskinin %0 ile %2 arasında olduğu lezyonlar bu kategoride izlenir.
2
BI-RADS 3 kategorisi için önerilen takip protokolünü hatırla.
İlk takip 6. ayda etkilenen meme için yapılır.
Kısa dönem takip, gereksiz biyopsileri önlerken olası bir maligniteyi erken yakalamayı amaçlar.
3
Takip sürecinin devamını belirle.
6. ayda stabilse 12. ve 24. aylarda her iki meme için takip yapılır; 2 yıl stabilite saptanırsa kategori BI-RADS 2'ye düşürülür.
İki yıllık stabilite lezyonun benign olduğunu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

BI-RADS 3 (Muhtemelen Benign) kategorisindeki lezyonlar için standart yönetim, 6. ayda başlayan kısa dönem radyolojik takiptir.

Daha Fazla Pratik

BI-RADS sınıflamasındaki diğer kategorilerin (özellikle BI-RADS 0 ve BI-RADS 4) yönetim algoritmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 158Soru

3838 yaşında kadın hasta, sağ meme alt kadranda yaklaşık bir haftadır devam eden ağrı ve ele gelen sertlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede, sağ meme alt kadrandan epigastrik bölgeye doğru dikey seyir gösteren, palpasyonla hassas, kordon benzeri sert bir yapı saptanıyor. Hastanın sağ kolu abdüksiyona getirilip yukarı kaldırıldığında, bu yapı boyunca ciltte oluklanma (skin groove) tarzında çekinti oluştuğu gözleniyor. Sistemik semptomu bulunmayan hastada aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı ve izlenmesi gereken yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mondor hastalığı; non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile semptomatik tedavi ve eşlik edebilecek gizli maligniteyi dışlamak için radyolojik değerlendirme

Cevap

Mondor hastalığı tanısı konularak non-steroid anti-inflamatuar ilaçlarla semptomatik tedavi uygulanmalı ve eşlik edebilecek gizli bir meme kanserini dışlamak amacıyla hastaya radyolojik görüntüleme (mamografi veya ultrasonografi) yapılmalıdır.
Mondor hastalığında görülen dikey sert kordon ve kolun kaldırılmasıyla belirginleşen ciltte oluklanma (groove belirtisi) tanı koydurucudur. Hastalık genellikle kendini sınırlar ve semptomatik tedavi yeterlidir; ancak occult (gizli) meme kanseri ile ilişkili olabileceği literatürde bildirildiği için tanı anında radyolojik değerlendirme yapılması standart bir yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularını analiz et
Dikey seyirli kordon (cord-like) yapı ve kol kaldırıldığında ciltte oluklanma (groove sign) saptandı.
Bu bulgular meme duvarının yüzeyel venöz tromboflebiti olan Mondor hastalığı için patognomoniktir.
2
Patofizyolojiyi tanımla
Vena thoracoepigastrica, vena thoracica lateralis veya vena epigastrica superior tutulumu belirlendi.
Mondor hastalığı bu yüzeyel venlerin idiopatik, travmatik veya aşırı egzersiz sonrası gelişen trombozudur.
3
Ayırıcı tanı ve risk değerlendirmesi yap
Klinik tablo maligniteyi taklit etse de benign bir süreçtir; ancak vakaların bir kısmında gizli meme kanseri eşlik edebilir.
Mondor hastalığı olan hastaların yaklaşık %5-10'unda eş zamanlı meme kanseri saptanabildiği için görüntüleme tetkikleri ihmal edilmemelidir.
4
Tedavi planını oluştur
NSAİİ ve sıcak uygulama gibi konservatif yöntemler seçildi.
Süreç genellikle 2-6 hafta içinde kendiliğinden geriler, invaziv bir girişime veya antikoagülasyona gerek duyulmaz.

Anahtar Kavram

Mondor hastalığı, meme ve göğüs duvarının yüzeyel venlerinin kendini sınırlayan bir tromboflebiti olup, patognomonik cilt oluklanması (groove sign) ile tanınır ve altta yatan maligniteyi dışlamak için tarama gerektirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 159Soru

3939 yaşında kadın hasta, sol meme başından son 22 aydır kendiliğinden gelen, berrak-seröz karakterde akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol meme başı saat 22 hizasındaki tek bir kanaldan akıntı geldiği gözleniyor; palpabl kitle saptanmıyor. Hastanın çekilen mamografi ve meme ultrasonografisi normal (BI-RADS 1) olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akıntının geldiği kanalın cerrahi olarak çıkarılması

Cevap

Patolojik meme başı akıntısı (tek taraflı, tek kanal, kendiliğinden, seröz/kanlı) varlığında, radyolojik bulgu olmasa dahi akıntının geldiği kanal cerrahi olarak çıkarılmalıdır (mikrodokektomi).
Hastanın klinik tablosu (tek taraflı, kendiliğinden, tek kanaldan gelen seröz akıntı) 'patolojik akıntı' tanımına uymaktadır. Patolojik akıntılarda mamografi ve ultrasonografi normal olsa dahi, altta yatan intraduktal papillom (%75-80 en sık neden) veya duktal karsinoma in situ (DCIS) gibi lezyonları dışlamak için akıntının geldiği kanalın cerrahi olarak çıkarılması (mikrodokektomi) gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Akıntının özelliklerini değerlendir.
Akıntı tek taraflı, tek kanaldan ve kendiliğinden geliyor (Patolojik akıntı kriterleri).
Fizyolojik ve patolojik akıntı ayrımı, ileri tetkik gerekliliğini belirler.
2
Radyolojik görüntüleme (Mamografi ve USG) sonuçlarını incele.
Görüntüleme sonuçları normal (BI-RADS 1).
Meme içi kitle veya şüpheli mikrokalsifikasyon varlığını dışlamak gerekir.
3
Tanısal ve tedavi edici son basamağa karar ver.
Mikrodokektomi (tek kanal eksizyonu) planla.
Görüntüleme negatif olsa bile altta yatan intraduktal papillom veya erken evre karsinomu atlamamak için altın standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Patolojik meme başı akıntısı (seröz, kanlı veya su gibi) varlığında görüntüleme normal olsa bile cerrahi eksizyon endikedir.

Daha Fazla Pratik

Meme başı akıntılarında 'Hadfield prosedürü' (total duktal eksizyon) hangi durumlarda mikrodokektomiye tercih edilir?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru

3838 yaşında kadın hasta, sağ memesinde yaklaşık 66 aydır var olan, ağrısız ve yavaş büyüyen bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 33 cm boyutunda, düzgün sınırlı, yumuşak-orta sertlikte ve hareketli bir kitle palpe ediliyor. Hastanın çekilen mammografisinde; düzgün sınırlı, içerisinde yağ ve glandüler doku elementlerini bir arada barındıran, etrafı ince bir psödokapsül ile çevrili "meme içinde meme" (breast within a breast) görünümü saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hamartom (Fibroadenolipom)

Cevap

Hamartom (Fibroadenolipom)
Hamartomlar (fibroadenolipomlar), memenin normal yapı taşları olan yağ, fibröz doku ve glandüler yapıların bir psödokapsül içerisinde organize olmasıyla oluşan benign lezyonlardır. Mammografide saptanan, içerisinde hem yağ (radyolüsen) hem de yumuşak doku (radyoopak) dansiteleri barındıran ve ince bir kapsülle çevrili olan "meme içinde meme" görünümü bu tanı için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini değerlendir.
38 yaşındaki hastada ağrısız ve hareketli kitle, benign (iyi huylu) bir süreci düşündürür.
Genç ve orta yaş kadınlarda düzgün sınırlı, hareketli kitleler genellikle benign meme hastalıkları ile ilişkilidir.
2
Mammografik bulguları analiz et.
"Meme içinde meme" (breast within a breast) görünümü ve mikst dansite saptanmıştır.
Yağ ve glandüler dokunun bir kapsül içinde organize olması, hamartomun en spesifik radyolojik işaretidir.
3
Klinik ve radyolojik verileri birleştirerek tanıya ulaş.
Tanı Hamartom (Fibroadenolipom) olarak belirlenir.
Bu spesifik radyolojik bulgu, memenin normal bileşenlerinin aşırı ve düzensiz büyümesiyle oluşan hamartom için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Meme Hamartomu (Fibroadenolipom) Radyolojisi

İpuçları

1
Kitlenin mammografideki mikst dansitesine (yağ + yumuşak doku) odaklanın.
2
"Meme içinde meme" tabiri bu lezyonun patognomonik radyolojik tanımıdır.

Daha Fazla Pratik

Meme hamartomunun klinik takibi ve cerrahi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 8 / 13Sonraki
Meme Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 8 | Examkin