Endokrinoloji

539 soru

Soru 441Soru

Kronik böbrek yetmezliği (KBY) tanısı ile takip edilen bir hastada, böbrek fonksiyonlarındaki kayba bağlı olarak gelişen fosfat retansiyonu ve aktif Vitamin D (1,25(OH)2D31,25(OH)_2D_3) sentezindeki azalma sonucu ortaya çıkan sekonder hiperparatiroidizm tablosunda, aşağıdaki laboratuvar bulgusu kombinasyonlarından hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük serum kalsiyumu, yüksek serum fosforu ve yüksek serum PTH düzeyi

Cevap

Sekonder hiperparatiroidizmde beklenen laboratuvar profili; düşük serum kalsiyumu, yüksek serum fosforu ve kompansatör olarak artmış PTH düzeyidir.
Kronik böbrek yetmezliğinde böbreklerden fosfat atılımının azalması hiperfosfatemiye yol açar. Aynı zamanda sağlam nefron kitlesi azaldığı için aktif Vitamin D (1,25(OH)2D31,25(OH)_2D_3) üretimi düşer. Bu iki mekanizma serum kalsiyumunun düşmesine neden olur. Düşük kalsiyum düzeyi ise paratiroid bezlerindeki kalsiyum algılayıcı reseptörler üzerinden PTH salgısını güçlü bir şekilde uyarır. Sonuçta laboratuvarda düşük kalsiyum, yüksek fosfor ve yüksek PTH tablosu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
KBY'nin mineral metabolizması üzerindeki etkilerini analiz et.
Böbrek yetmezliğinde fosfat klirensi azalır (fosfat birikir) ve 1α1\alpha-hidroksilaz aktivitesi düştüğü için aktif D vitamini yapılamaz.
Primer patolojinin mineral dengesindeki başlangıç etkisini anlamak için.
2
Bu değişikliklerin kalsiyum üzerindeki sonucunu belirle.
Artan fosfat kalsiyumu bağlar ve azalan D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini düşürür, sonuçta hipokalsemi gelişir.
Paratiroid bezlerini uyaracak olan temel sinyali (hipokalsemi) saptamak için.
3
Paratiroid bezlerinin hipokalsemiye yanıtını değerlendir.
Düşük kalsiyum düzeyi paratiroid bezlerini uyararak PTH salgısını artırır.
Tablonun neden 'hiperparatiroidizm' olarak adlandırıldığını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Sekonder hiperparatiroidizm, hipokalsemiye (veya hiperfosfatemiye) yanıt olarak gelişen uygun bir PTH artışıdır; KBY en sık nedenidir.

Daha Fazla Pratik

Tersiyer hiperparatiroidizme geçiş kriterlerini ve bu durumdaki cerrahi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

KBY hastalarında mineral bozukluklarını 'Fosfor birikir \rightarrow Kalsiyum çöker/azalır \rightarrow PTH fırlar' zinciriyle hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 442Soru

1414 yaşında erkek çocuk, çocukluk çağından itibaren diz ve dirseklerinde görülen tüberöz ksantomlar, aşil tendonunda belirgin kalınlaşma ve erken başlangıçlı ateroskleroz şüphesiyle değerlendiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde total kolesterol 680680 mg/dLmg/dL, LDL kolesterol 610610 mg/dLmg/dL ve trigliserid 130130 mg/dLmg/dL olarak saptanıyor. Hastanın deri fibroblast kültüründe yapılan fonksiyonel çalışmalarda LDL reseptör sayısı, bağlanma afinitesi ve internalizasyonunun tamamen normal olduğu belirleniyor. Hastaya uygulanan düşük kolesterollü diyete yanıt yetersiz kalırken; bitkisel sterollerden (sitosterol, kampesterol) fakir diyet ve ezetimib tedavisi başlanmasıyla LDL kolesterol düzeyinde %6060 oranında dramatik bir düşüş gözleniyor. Bu klinik tabloya neden olan moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ABCG5ABCG5 veya ABCG8ABCG8 taşıyıcı proteinlerinde mutasyon

Cevap

Patolojiden sorumlu olan moleküler mekanizma ABCG5 veya ABCG8 taşıyıcı proteinlerindeki mutasyondur.
Vakadaki çocukluk çağı ksantomları ve çok yüksek LDL düzeyleri Ailesel Hiperkolesterolemiyi (AH) taklit etmektedir. Ancak LDL reseptör fonksiyonlarının normal olması ve özellikle bitkisel sterollerden fakir diyet ile NPC1L1NPC1L1 inhibitörü olan ezetimibe verilen dramatik yanıt 'Sitosterolemi' (Fitosterolemi) için karakteristiktir. Sitosterolemi, bağırsak enterositlerinde ve hepatositlerde bulunan, bitkisel sterollerin lümene veya safraya geri atılmasını sağlayan ABCG5ABCG5 ve ABCG8ABCG8 (ATP-binding cassette transporters) proteinlerindeki mutasyonlar sonucu gelişir. Bu hastaların plazmasında sitosterol ve kampesterol düzeyleri çok yükselir ve rutin laboratuvar yöntemlerinde bu steroller LDL-kolesterol olarak ölçülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Genç yaşta ksantomlar ve aşırı yüksek LDL (>500>500 mg/dLmg/dL), ailesel hiperkolesterolemi fenotipini düşündürür.
Primer dislipidemi nedenlerini daraltmak için ilk adımdır.
2
LDL reseptör verilerini değerlendir.
Reseptör sayısı ve fonksiyonunun normal olması, klasik Ailesel Hiperkolesterolemiyi (Reseptör-negatif/defektif) dışlar.
Fenotipik benzerlik gösteren diğer nadir genetik nedenlere yönelmeyi sağlar.
3
Tedavi yanıtını analiz et.
Ezetimib ve bitkisel sterol kısıtlamasına verilen aşırı yüksek yanıt, sitosterol emilim bozukluğuna (Sitosterolemi) işaret eder.
Sitosterolemi'de LDL olarak ölçülen değerin önemli bir kısmını aslında emilen bitkisel steroller oluşturur.
4
Moleküler karşılığı belirle.
Sitosterolemi, ABCG5ABCG5 ve ABCG8ABCG8 genlerindeki mutasyonlar sonucu oluşur.
Bu proteinler normalde bitkisel sterollerin enterositten lümene geri pompalanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Sitosterolemi (Fitosterolemi) Ayırıcı Tanısı

Alternatif Yöntem

Hastanın klinik tablosunda ezetimib ilacına verilen yanıtın dramatik olması, ilacın hedefi olan NPC1L1 yolağındaki bir sorunu (bitkisel sterollerin lümene atılamamasını) akla getirmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 443Soru

21 yaşında erkek hasta, sakal çıkmaması ve boy kısalığı şikayetleriyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 158 cm158\text{ cm} (beklenen hedef boyun altında), yele boyun (pterjium kolli), düşük kulak ve hipertelorizm saptanıyor. Kardiyak oskültasyonda pulmoner odakta 2/62/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Skrotal muayenede testislerin bilateral skrotumda ve atrofik (yaklaşık 2 ml2\text{ ml}) olduğu gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde total testosteron 140 ng/dL140\text{ ng/dL} (N: 3001000300-1000), FSH 42 mIU/mL42\text{ mIU/mL} (N: 1.5121.5-12) ve LH 26 mIU/mL26\text{ mIU/mL} (N: 1.281.2-8) saptanıyor. Karyotip analizi 46,XY46, XY olarak raporlanıyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Noonan Sendromu

Cevap

Noonan sendromu, normal karyotipli (46, XY veya 46, XX) bireylerde Turner benzeri fenotip ve primer hipogonadizm ile karakterize bir tablodur.
Noonan sendromu, otozomal dominant geçişli bir hastalık olup, Turner sendromuna benzer şekilde boy kısalığı, yele boyun, ptozis ve hipertelorizm gibi bulgular verir. Ancak bu hastaların karyotipi normaldir (46, XY veya 46, XX). Erkeklerde primer hipogonadizm (atrofik testisler, yüksek FSH/LH, düşük testosteron) sıktır. Ayırıcı tanıda en önemli ipuçlarından biri, Noonan sendromunda pulmoner kapak stenozunun, Turner sendromunda ise aort koarktasyonunun daha sık görülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormon profilini değerlendir
Düşük testosteron ile birlikte yüksek FSH ve LH düzeyleri primer (hipergonadotropik) hipogonadizme işaret eder.
Gonadlardaki yetmezlik (testis atrofisi) negatif geri bildirimi azaltarak hipofizden aşırı gonadotropin salınımına neden olur.
2
Fenotipik ve genetik bulguları birleştir
Yele boyun ve boy kısalığı (Turner fenotipi) ile 46, XY karyotipinin bir arada olması Noonan sendromunu düşündürür.
Turner sendromu 45, X (kadın) iken, Noonan sendromu her iki cinsiyette de görülebilen otozomal dominant (sıklıkla PTPN11 mutasyonu) bir hastalıktır.
3
Kardiyak bulgu ile tanıyı doğrula
Pulmoner stenoz (sistolik ejeksiyon üfürümü) Noonan sendromunun klasik kardiyak bulgusudur.
Turner sendromunda sol kalp anomalileri (aort koarktasyonu) baskınken, Noonan sendromunda sağ kalp anomalileri baskındır.

Anahtar Kavram

Noonan sendromu: Normal karyotip, Turner benzeri fenotip ve pulmoner stenoz birlikteliği.

Alternatif Yöntem

Kardiyak bulguya odaklanmak ayırıcı tanıda hızlı sonuç verir: Pulmoner stenoz varsa Noonan, aort koarktasyonu varsa Turner öncelikle düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 444Soru

5252 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolünde bakılan açlık plazma glukozunun (APGAPG) 138138 mg/dLmg/dL saptanması üzerine polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 3131 kg/m2kg/m^2 ve kan basıncı 142/88142/88 mmHgmmHg ölçülüyor. Polidipsi, poliüri veya açıklanamayan kilo kaybı öyküsü bulunmayan hastanın aynı kan örneğinden çalışılan HbA1cHbA1c değeri %6,1\%6,1 olarak raporlanıyor.

Bu hasta için tanıya yönelik bir sonraki en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: APGAPG testinin tekrarlanması

Cevap

Diyabet sınırının üzerinde saptanan açlık plazma glukozu (APG) testi tekrarlanmalıdır.
Diyabet tanısı için kullanılan kriterlerden (APGAPG, HbA1cHbA1c veya OGTTOGTT 22. saat glukozu) iki farklı yöntem aynı anda uygulanmış ve sonuçlar birbiriyle uyumsuz çıkmışsa (biri tanı sınırındayken diğeri değilse), tanıyı doğrulamak için eşik değerin üzerinde çıkan test tekrarlanmalıdır. Bu hastada APGAPG 126126 mg/dLmg/dL üzerinde, HbA1cHbA1c ise %6,5\%6,5 altındadır. Bu durumda en uygun adım APGAPG testinin tekrarlanmasıdır. Eğer ikinci kez yapılan APGAPG testi de 126126 mg/dLmg/dL veya üzerinde gelirse tanı kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar sonuçlarını diyabet tanı kriterleri ile karşılaştırın.
APGAPG 138138 mg/dLmg/dL (126\geq 126 olduğu için diyabet sınırı), HbA1cHbA1c %6,1\%6,1 (<%6,5< \%6,5 olduğu için diyabet dışı).
Tanı sınırlarını belirlemek için ilk adımdır.
2
İki farklı test sonucu arasındaki uyumsuzluğu (diskordans) analiz edin.
Hasta semptomatik olmadığı için sonuçların doğrulanması gerekmektedir ve sonuçlar birbiriyle uyumsuzdur.
Semptomsuz hastalarda tek bir patolojik sonuç tanı için yetersizdir.
3
Kılavuzlara göre diskordan sonuç yönetimini uygulayın.
Anormal saptanan testin (APGAPG) tekrarlanması kararı verilir.
Güncel rehberler (ADA/EASD), diskordans durumunda eşik değerin üzerindeki testin tekrarını önermektedir.

Anahtar Kavram

Diabetes Mellitus Tanı Algoritması ve Diskordan Sonuç Yönetimi

Alternatif Yöntem

Eğer imkan varsa, APGAPG ve HbA1cHbA1c testlerinin her ikisinin de farklı bir günde tekrar edilmesi tanıyı daha sağlam kılabilir, ancak rehberlerin belirttiği 'en uygun ilk adım' pozitif çıkanın tekrarıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 445Soru

6262 yaşında erkek hasta, paroksismal atrial fibrilasyon nedeniyle yaklaşık 22 yıldır amiodaron kullanmaktadır. Son 22 aydır çarpıntı, ellerde ince titreme ve yaklaşık 55 kg kilo kaybı şikayetleri başlayan hastanın fizik muayenesinde tiroid bezi nodüler ve orta derecede büyümüş (evre 22 guatr) olarak saptanıyor.

Laboratuvar Tetkikleri:
- TSH: <0.01< 0.01 mIU/L (0.44.00.4 - 4.0)
- sT4: 3.83.8 ng/dL (0.81.80.8 - 1.8)
- sT3: 195195 pg/dL (8018080 - 180)
- Renkli Doppler USG: Tiroid parankim kan akımının belirgin derecede arttığı (hipervaskülarize) görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı ve en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amiodaronla ilişkili tirotoksikoz Tip 1 - Antitiroid ilaç ve potasyum perklorat

Cevap

En olası tanı Amiodaronla ilişkili tirotoksikoz Tip 1'dir ve tedavi yaklaşımı antitiroid ilaç (metimazol/PTU) ile potasyum perklorat kombinasyonudur.
Hastada saptanan düşük TSH ve yüksek serbest T4/T3 değerleri tirotoksikoz ile uyumludur. Amiodaron kullanan bir hastada, altta yatan nodüler guatr varlığı ve Doppler USG'de saptanan tiroid kanlanma artışı, tablonun sentez artışına bağlı olan Amiodaronla İlişkili Tirotoksikoz Tip 1 olduğunu kanıtlar. Bu durumun tedavisinde yüksek doz antitiroid ilaçlara ek olarak, bezin iyotla aşırı yüklenmesini engellemek için potasyum perklorat kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid fonksiyon testlerini yorumla
Düşük TSH ve yüksek sT4/sT3 değerleri primar tirotoksikozu gösterir.
Hastanın klinik semptomlarının hormonal karşılığını doğrulamak için.
2
Amiodaron kullanımı ve fizik muayene bulgularını değerlendir
Amiodaron öyküsü ve nodüler guatr varlığı, iyot yüklenmesine bağlı sentez artışını (Tip 1) düşündürür.
Tip 1 ve Tip 2 ayrımı için zemin hazırlayan faktörleri belirlemek.
3
Renkli Doppler USG bulgusunu analiz et
Hipervaskülarite (kanlanma artışı) Tip 1 tanısını kesinleştirir (Tip 2'de kanlanma azalmıştır).
Amiodaron tirotoksikozunun iki tipi arasındaki en belirgin ayırıcı tanı kriterini kullanmak.
4
Tedavi planını belirle
Yüksek doz antitiroid ilaç ve sodyum-iyot simporter (NIS) inhibitörü olan potasyum perklorat başlanmalıdır.
İyot yükünü kontrol altına almak ve sentezi baskılamak için.

Anahtar Kavram

Amiodarone-Induced Thyrotoxicosis (AIT) Tip 1 ve Tip 2 Ayrımı
Soru 446Soru

3838 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan erektil disfonksiyon, cinsel isteksizlik ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın tıbbi özgeçmişinde yaklaşık 22 yıldır kronik bel fıtığı ağrısı nedeniyle günlük yüksek doz opioid (tramadoltramadol) kullanımı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede bilateral testis volümleri 88 mlml (Normal: >15>15 mlml) olarak ölçülüyor; jinekomasti veya sakal dökülmesi saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralık
Total Testosteron165165 ng/dLng/dL3001000300 - 1000
LHLH1.21.2 mIU/mLmIU/mL1.78.61.7 - 8.6
FSHFSH1.51.5 mIU/mLmIU/mL1.512.41.5 - 12.4
Prolaktin1010 ng/mLng/mL2182 - 18
TSHTSH1.41.4 mIU/LmIU/L0.44.00.4 - 4.0

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipogonadotropik hipogonadizm (Sekonder)

Cevap

Hipogonadotropik hipogonadizm (Sekonder)
Laboratuvar verilerinde testosteron düzeyi düşüktür (<300<300 ng/dLng/dL). Bu duruma yanıt olarak normal bir hipofiz-gonad aksında LHLH ve FSHFSH değerlerinin artması beklenir. Ancak hastada gonadotropinler düşük/normal aralıktadır (LHLH: 1.21.2, FSHFSH: 1.51.5). Bu tablo, hipotalamik veya hipofizer bir yetersizliği gösteren hipogonadotropik hipogonadizmdir. Hastanın özgeçmişindeki kronik opioid kullanımı, GnRHGnRH salınımını baskılayarak bu tablonun en olası edinsel nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormonal profilin değerlendirilmesi
Total testosteron düzeyi (165165 ng/dLng/dL) belirgin düşük.
Hastanın klinik şikayetlerinin (erektil disfonksiyon, libido kaybı) biyokimyasal temelini doğrulamak için gereklidir.
2
Gonadotropin yanıtının analizi
LHLH ve FSHFSH düzeyleri düşük/normal seviyededir.
Testosteron düşükken normalde negatif geri bildirim ile LH/FSHLH/FSH yükselmelidir; yükselmemesi sorunun hipotalamus veya hipofizde (sekonder) olduğunu gösterir.
3
Etiyolojik bağlantının kurulması
Opioid kullanımı sekonder hipogonadizme yol açmıştır.
Opioidler hipotalamustan GnRHGnRH pulsatilitesini inhibe ederek hipogonadotropik hipogonadizm tablosuna neden olur.

Anahtar Kavram

Sekonder (hipogonadotropik) hipogonadizmde hedef organ hormonu düşükken, uyarıcı hormonlar (gonadotropinler) da düşük veya 'uygunsuz' şekilde normaldir.

Daha Fazla Pratik

İlaçlara bağlı hipogonadizm nedenlerini (opioidler, glukokortikoidler, anabolik steroidler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 447Soru

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN 1) sendromunda en yüksek penetransa sahip olan ve genellikle klinik olarak ilk ortaya çıkan bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hiperparatiroidizm

Cevap

MEN 1 sendromunda en yüksek penetransa sahip ve genellikle ilk ortaya çıkan bileşen primer hiperparatiroidizmdir.
Primer hiperparatiroidizm, MEN 1 (Wermer Sendromu) vakalarının %95'inden fazlasında saptanan, en yüksek penetranslı bileşendir. Diğer nöroendokrin tümörler ve hipofiz adenomları da sendromun parçası olsa da, hiperkalsemi genellikle bu hastalarda saptanan ilk biyokimyasal ve klinik anormalliktir.

Adım Adım Çözüm

1
MEN 1 (Wermer Sendromu) bileşenlerini (3P) tanımlayın.
Paratiroid (%95+), Pankreas (%60-70) ve Pitüiter/Hipofiz (%30-50).
Sendromun temel klinik yapısını anlamak için gereklidir.
2
Bileşenlerin görülme sıklığını (penetrans) ve tipik başlangıç yaşlarını karşılaştırın.
Primer hiperparatiroidizm en yüksek penetransa sahiptir ve genellikle 20'li yaşların başında ilk belirti olarak ortaya çıkar.
Soruda sorulan 'en yüksek penetrans' ve 'ilk ortaya çıkan' kriterlerini karşılamak için.

Anahtar Kavram

MEN 1 Sendromu Penetransı

Daha Fazla Pratik

MEN 2A ve MEN 2B sendromlarının ortak ve ayrıcı özelliklerini (Medüller Tiroid CA vs Marfanoid yapı) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 448Soru

3434 yaşında erkek hasta, dış merkezde yapılan tetkiklerinde kalsiyum yüksekliği (10.810.8 mg/dL) ve paratiroid hormonu (PTH) yüksekliği (9292 pg/mL) saptanması üzerine "primer hiperparatiroidizm" ön tanısıyla opere edilmiştir. Operasyonda sağ alt paratiroid bezi adenom şüphesiyle çıkarılmıştır. Postoperatif 66. ay kontrolünde hastanın kalsiyum düzeyi 10.910.9 mg/dL, PTH düzeyi 8080 pg/mL olarak saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde böbrek taşı veya kemik ağrısı öyküsü bulunmazken, kardeşinde de benzer şekilde hafif kalsiyum yüksekliği olduğu öğreniliyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Cevap

En olası tanı, otozomal dominant geçişli, aile öyküsü veren ve cerrahi sonrası hiperkalseminin devam ettiği Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH) durumudur.
Hastada cerrahiye rağmen devam eden hafif hiperkalsemi ve uygunsuz olarak normal/yüksek PTH düzeyi ile birlikte ailede benzer bir tablonun olması, tipik olarak Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) tanısını düşündürür. FHH, kalsiyum algılayan reseptördeki (CaSR) inaktive edici mutasyonlar nedeniyle kalsiyum dengesinin daha yüksek bir seviyeye ayarlanması durumudur ve paratiroidektomi ile düzelmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin analizi
Cerrahi müdahaleye rağmen kalsiyum ve PTH yüksekliğinin devam etmesi (persistan hiperkalsemi) saptandı.
Primer hiperparatiroidizmde başarılı cerrahi sonrası kalsiyumun normale dönmesi beklenir; dönmemesi tanının yanlış olduğunu veya ektopik/çoklu bez hastalığını düşündürür.
2
Aile öyküsü ve semptomatolojinin değerlendirilmesi
Hastanın asemptomatik olması ve kardeşinde de hiperkalsemi bulunması otozomal dominant bir geçişi işaret eder.
FHH tipik olarak asemptomatiktir ve ailevi özellik gösterir.
3
Ayırıcı tanı kriterlerinin uygulanması
Düşük kalsiyum/kreatinin klirens oranı (CCCR<0.01CCCR < 0.01) varsayımı ile FHH tanısı kesinleşir.
Primer hiperparatiroidizm ile FHH arasındaki en önemli ayırıcı fark 24 saatlik idrar kalsiyum ekskresyonu ve CCCR oranıdır.

Anahtar Kavram

FHH, kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) mutasyonu sonucu ortaya çıkan, cerrahi gerektirmeyen, asemptomatik ve ailevi bir hiperkalsemi nedenidir.

Daha Fazla Pratik

FHH tanısını doğrulamak için yapılması gereken en uygun hesaplama olan Kalsiyum/Kreatinin Klirens Oranı (CCCR) formülünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 449Soru

2828 yaşında erkek hasta, ailesinde genç yaşta ani ölüm ve guatr nedeniyle operasyon öyküsü ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde tiroid sağ lobda 22 cm çapında sert bir nodül palpe ediliyor. Nodüle uygulanan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu medüller tiroid karsinomu ile uyumlu bulunuyor. Sistemik tarama amacıyla istenen plazma fraksiyone metanefrin düzeyleri referans aralığın 33 katı yüksek saptanıyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertansif kriz riskini önlemek için öncelikle adrenal cerrahi (feokromositoma rezeksiyonu) yapılmalıdır.

Cevap

Feokromositoma saptanan MEN 2 hastalarında, hipertansif kriz riskini önlemek amacıyla öncelikle adrenal cerrahi yapılmalıdır.
MEN 2 sendromlu (MEN 2A veya 2B) bir hastada feokromositoma saptandığında, tiroid cerrahisi veya başka bir operasyon öncesinde mutlaka feokromositomanın rezeke edilmesi gerekir. Bunun nedeni, cerrahi stres ve anestezi sırasında kontrolsüz katekolamin salınımına bağlı gelişebilecek ölümcül hipertansif krizleri ve aritmileri önlemektir. Bu kural, TUS sınavlarında sıkça sorgulanan kritik bir klinik yönetim bilgisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını sentezle
Medüller tiroid karsinomu ve yüksek metanefrin düzeyleri MEN 2A (Sipple Sendromu) tanısını koydurur.
Aile öyküsü ve eşlik eden iki farklı endokrin tümör bu sendromun göstergesidir.
2
Cerrahi öncelik sırasını belirle
Feokromositoma, cerrahi anestezi ve stres altında ölümcül katekolamin krizine neden olabilir.
Tiroid veya paratiroid cerrahisinden önce katekolamin üreten tümörün çıkarılması güvenlik için zorunludur.
3
En uygun yaklaşımı seç
Önce adrenalektomi, ardından tiroid cerrahisi planlanır.
Hastanın yaşamı için en riskli olan feokromositoma bileşeni ilk sırada tedavi edilir.

Anahtar Kavram

MEN 2 sendromu yönetiminde cerrahi öncelik sırası (Daima önce Feokromositoma).

Daha Fazla Pratik

MEN 1 sendromunda görülen '3P' kuralını ve bu sendromdaki cerrahi öncelikleri (genellikle önce primer hiperparatiroidizm) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 450Soru

3838 yaşında erkek hasta; son 33 aydır tekrarlayan, yaklaşık 1515-2020 dakika süren şiddetli baş ağrısı, çarpıntı ve terleme şikayetleri ile başvuruyor. Ataklar sırasında kan basıncı 190/110190/110 mmHgmmHg ölçülürken, atak dışı dönemde poliklinik muayenesinde 130/85130/85 mmHgmmHg saptanıyor. Fizik muayenesinde ek özellik saptanmayan bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma serbest metanefrinleri veya 2424 saatlik idrarda fraksiyone metanefrinler

Cevap

Plazma serbest metanefrinleri veya 2424 saatlik idrarda fraksiyone metanefrinler
Hastada görülen klasik klinik triad (baş ağrısı, çarpıntı, terleme) ve ataklar halinde gelen hipertansiyon feokromositoma tanısı için tipiktir. Feokromositoma şüphesinde tanı algoritmasının ilk basamağı katekolamin fazlalığının biyokimyasal olarak kanıtlanmasıdır. Bu amaçla duyarlılığı en yüksek olan testler plazma serbest metanefrinleri veya 2424 saatlik idrarda fraksiyone metanefrinlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtileri değerlendir.
Baş ağrısı, terleme ve çarpıntı triadı ile paroksizmal hipertansiyon feokromositomayı düşündürür.
Hastanın semptomları katekolamin deşarjı ile uyumlu klasik feokromositoma tablosudur.
2
Biyokimyasal tarama testini seç.
En duyarlı test olan metanefrin (plazma veya idrar) düzeyleri istenmelidir.
Katekolamin fazlalığını göstermek, görüntülemeden önce yapılması gereken zorunlu ilk adımdır.
3
Ayırıcı tanı ve test hiyerarşisini kontrol et.
VMA veya direkt katekolamin ölçümü yerine metanefrinler tercih edilir; görüntüleme ise sonraya bırakılır.
Biyokimyasal kanıt olmadan yapılan görüntüleme, insidentaloma saptanması gibi kafa karıştırıcı sonuçlara yol açabilir.

Anahtar Kavram

Feokromositoma tanısında izlenecek algoritmanın ilk adımı biyokimyasal taramadır ve burada metanefrinler en yüksek duyarlılığa sahiptir.
Soru 451Soru

5252 yaşında erkek hasta, genel sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 170170 cmcm, vücut ağırlığı 108108 kgkg (BKI˙37.4BKİ \approx 37.4 kg/m2kg/m^2), bel çevresi 100100 cmcm ve kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg ölçülüyor. Hastanın laboratuvar tetkiklerinde açlık kan şekeri 106106 mg/dLmg/dL, trigliserid 145145 mg/dLmg/dL ve HDLHDL-kolesterol 3838 mg/dLmg/dL saptanıyor. Bu hasta için aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı almaktadır.

Cevap

Hasta, IDF kriterlerine göre zorunlu olan bel çevresi sınırını (10094100 \geq 94 cmcm) karşılamakta ve ek olarak kan basıncı, açlık glukozu ve düşük HDL kriterlerini de sağladığı için metabolik sendrom tanısı almaktadır.
Doğru olan seçenek, hastanın IDF kriterlerine göre tanı aldığını belirtmektedir. Çünkü IDF'ye göre erkeklerde 9494 cmcm üzerindeki bel çevresi zorunlu kriterdir ve hastada bu değer 100100 cmcm'dir. Buna ek olarak açlık kan şekerinin 100100 mg/dLmg/dL üzerinde olması, kan basıncının 130/85130/85 mmHgmmHg üzerinde olması ve HDL değerinin 4040 mg/dLmg/dL altında olması tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın verilerini NCEP ATP III (2001) orijinal kriterleri ile karşılaştırın.
Bel çevresi: 100<102100 < 102 (Hayır), AKŞ: 106<110106 < 110 (Hayır), TG: 145<150145 < 150 (Hayır), KB: 135/85130/85135/85 \geq 130/85 (Evet), HDL: 38<4038 < 40 (Evet). Sonuç: 2/52/5 kriter met, tanı yok.
NCEP 2001 orijinal kriterlerinde glukoz sınırı 110110 mg/dLmg/dL ve erkek bel çevresi sınırı 102102 cmcm'dir.
2
Hastanın verilerini IDF kriterleri ile karşılaştırın.
Bel çevresi: 10094100 \geq 94 (Zorunlu kriter: Evet). Ek kriterler: AKŞ 106100106 \geq 100 (Evet), KB 135/85130/85135/85 \geq 130/85 (Evet), HDL 38<4038 < 40 (Evet). Sonuç: Zorunlu + 3 ek kriter, tanı var.
IDF, Avrupa popülasyonu için daha düşük bel çevresi ve glukoz sınır değerleri kullanır ve bel çevresini zorunlu tutar.
3
Bariatrik cerrahi endikasyonunu değerlendirin.
BKI˙BKİ 37.437.4 kg/m2kg/m^2 ve metabolik komorbiditeler (HT, Prediyabet) mevcut.
BKI˙BKİ 354035-40 aralığında ek hastalık varlığı cerrahi endikasyonudur.

Anahtar Kavram

Metabolik sendrom tanısında NCEP ATP III ve IDF kriterleri arasındaki eşik değer ve zorunluluk farkları (özellikle bel çevresi ve glukoz sınırları).
Soru 452Soru

5252 yaşında erkek hasta, yeni tanı Tip 22 Diabetes Mellitus (DM) nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde hipertansiyon ve sigara öyküsü mevcut olup, fizik muayenesinde vücut kitle indeksi 2929 kg/m2kg/m^2 ve kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg saptanıyor. Güncel ADA (American Diabetes Association) kılavuzları göz önüne alındığında, bu hastada mikrovasküler komplikasyonların taranması ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diyabetik nefropati taraması kapsamında idrar albümin/kreatinin oranı ölçümü tanı anında yapılmalıdır.

Cevap

Diyabetik nefropati taraması kapsamında idrar albümin/kreatinin oranı ölçümü tanı anında yapılmalıdır.
Tip 2 DM tanısı alan hastalarda mikrovasküler komplikasyonların (retinopati, nefropati ve nöropati) taranmasına tanı anında başlanmalıdır. Bunun temel nedeni, Tip 2 DM'nin tanı konulmadan önce yıllarca asemptomatik bir şekilde seyretmiş olabileceği ve bu süreçte komplikasyonların gelişmiş olma ihtimalidir. Diyabetik nefropati taramasında ise spot idrarda albümin/kreatinin oranı (ACR) ölçümü en uygun ve önerilen tarama yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın diyabet tipini belirle.
Hasta Tip 2 DM tanısı almıştır.
Tip 1 ve Tip 2 DM arasında komplikasyon tarama zamanlaması farklılık gösterir.
2
Tip 2 DM için mikrovasküler komplikasyon tarama zamanlamasını hatırla.
Tüm mikrovasküler taramalar (göz, böbrek, sinir) tanı anında yapılmalıdır.
Tip 2 DM, tanı konulmadan önce uzun bir pre-klinik döneme sahip olabilir ve komplikasyonlar tanı anında mevcut olabilir.
3
Nefropati tarama yöntemini kontrol et.
Spot idrar albümin/kreatinin oranı (ACR) önerilen yöntemdir.
24 saatlik idrar toplama hatalara açık ve zahmetli olduğu için spot ACR klinik pratikte önceliklidir.

Anahtar Kavram

Tip 2 Diabetes Mellitus tanısı konulduğunda, retinopati, nefropati ve nöropati taramaları tanı anında başlatılmalıdır.
Soru 453Soru

4545 yaşında erkek hasta; halsizlik, yaygın hiperpigmentasyon ve bacaklarında ani gelişen ödem şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 180/110180/110 mmHg saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde potasyum 2.62.6 mEq/L, bazal plazma ACTH 240240 pg/mL (N: 106010-60) ve 2424 saatlik idrar serbest kortizolü normalin 1010 katı saptanıyor. 88 mg dekzametazon baskılama testinde kortizol düzeyinde bazale göre anlamlı bir azalma izlenmiyor. Hipofiz MRG'de adenom saptanmayan hastaya yapılan CRHCRH uyarımlı bilateral inferior petrozal sinüs örneklemesinde (BIPSSBIPSS) saptanan maksimum santral/periferik ACTH oranı 1.81.8 olarak raporlanıyor. Bu hastada en olası tanı ve bir sonraki aşamada yapılması gereken uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik ACTH Sendromu; toraks ve batın görüntülemesi yapılmalıdır

Cevap

Ektopik ACTH Sendromu tanısı konulmalı ve kaynağın tespiti için toraks ve batın görüntülemesi yapılmalıdır.
Hastada saptanan belirgin ACTH yüksekliği, derin hipokalemi ve hiperpigmentasyon, ektopik ACTH sendromu için tipik klinik ipuçlarıdır. Kesin ayırıcı tanı testi olan BIPSS'te CRHCRH stimülasyonu sonrası santral ACTH düzeyinin periferik ACTH düzeyine oranının 33 eşik değerinin altında (1.81.8) kalması, hipofizde bir gradiyent olmadığını ve ACTH kaynağının hipofiz dışı (ektopik) olduğunu kanıtlar. Bu durumda bir sonraki adım, olası tümör odağını (sıklıkla akciğer veya bronş karsinoidleri) bulmak için toraks ve batın görüntülemesi yapmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
ACTH düzeyinin değerlendirilmesi
ACTH 240240 pg/mL (Yüksek)
ACTH düzeyinin yüksek olması, tablonun ACTH-bağımlı Cushing sendromu olduğunu kanıtlar.
2
Klinik ve dinamik testlerin yorumlanması
Hiperpigmentasyon, derin hipokalemi ve 88 mg dekzametazon testinde baskılanma olmaması
Bu bulgular tipik olarak hipofizer kaynaklı Cushing hastalığından ziyade ektopik ACTH sendromunu (paraneoplastik) destekler.
3
BIPSS (Bilateral İnferior Petrozal Sinüs Örneklemesi) verisinin analizi
Stimüle santral/periferik oranı 1.81.8
Stimülasyon (CRHCRH veya desmopressin) sonrası oranın 33 değerinin altında olması (veya bazal oranın 22 altında olması) kesin olarak ektopik kaynağı işaret eder.
4
Sonraki aşamanın belirlenmesi
Toraks ve batın görüntülemesi (BT/MRG)
Ektopik ACTH kaynağı sıklıkla akciğer (küçük hücreli kanser, karsinoid) veya batın (pankreas, timus) yerleşimlidir; lokalizasyon için görüntüleme gereklidir.

Anahtar Kavram

ACTH-bağımlı Cushing sendromu ayırıcı tanısında BIPSS santral/periferik gradyanının yorumlanması.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 454Soru

6262 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik, yaygın eklem ağrıları ve hafif konstipasyon şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde özellik saptanmayan hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Total Kalsiyum11.6 mg/dL11.6 \text{ mg/dL}8.510.5 mg/dL8.5-10.5 \text{ mg/dL}
Fosfor2.2 mg/dL2.2 \text{ mg/dL}2.54.5 mg/dL2.5-4.5 \text{ mg/dL}
Albümin4.0 g/dL4.0 \text{ g/dL}3.55.0 g/dL3.5-5.0 \text{ g/dL}
Paratiroid Hormon (PTH)48 pg/mL48 \text{ pg/mL}1065 pg/mL10-65 \text{ pg/mL}
25(OH)25(OH) Vitamin D36 ng/mL36 \text{ ng/mL}>30 ng/mL>30 \text{ ng/mL}
2424 Saatlik İdrar Kalsiyumu380 mg/gu¨n380 \text{ mg/gün}100300 mg/gu¨n100-300 \text{ mg/gün}
Kreatinin (Serum)0.9 mg/dL0.9 \text{ mg/dL}0.71.2 mg/dL0.7-1.2 \text{ mg/dL}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hiperparatiroidizm

Cevap

En olası tanı Primer hiperparatiroidizm'dir.
Doğru seçenek olan Primer hiperparatiroidizm tanısı, hiperkalsemiye eşlik eden 'inuygun' normal veya yüksek PTH düzeyi ile konur. Normalde hiperkalsemi varlığında kalsiyum algılayan reseptörler (CaSR) üzerinden PTH salınımı baskılanmalıdır. Bu hastada PTH'nın 48 pg/mL48 \text{ pg/mL} olması, paratiroid bezinin kalsiyumdan bağımsız otonom çalıştığını gösterir. Ayrıca yüksek idrar kalsiyumu, ayırıcı tanıda önemli olan FHH'yi dışlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH ilişkisini değerlendiriniz.
Serum kalsiyumu 11.6 mg/dL11.6 \text{ mg/dL} (yüksek), PTH 48 pg/mL48 \text{ pg/mL} (normal aralıkta) bulundu.
Normal bir fizyolojide hiperkalsemi, negatif feedback ile PTH'yı baskılamalıdır (<20 pg/mL<20 \text{ pg/mL}).
2
PTH düzeyini yorumlayınız.
Normal laboratuvar sınırları içindeki PTH değeri, bu hiperkalsemi düzeyi için 'inuygun normal'dir.
Baskılanmamış PTH, paratiroid bezinde otonom bir aktivite olduğunu (Primer Hiperparatiroidizm) kanıtlar.
3
İdrar kalsiyum atılımını kontrol ediniz.
İdrar kalsiyumu 380 mg/gu¨n380 \text{ mg/gün} (yüksek) olarak saptandı.
Bu bulgu, hipokalsiüri ile seyreden Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) tanısını dışlar ve Primer Hiperparatiroidizm tanısını destekler.

Anahtar Kavram

İnuygun Normal PTH (Inappropriately Normal PTH)

Daha Fazla Pratik

Primer hiperparatiroidizm tanısı alan asemptomatik bir hastada cerrahi endikasyon kriterlerini (yaş, kalsiyum düzeyi, kemik dansitesi ve böbrek fonksiyonları) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Hiperkalsemik bir hastada ayırıcı tanıya başlarken ilk sorulması gereken soru 'PTH baskılanmış mı, baskılanmamış mı?' sorusudur. PTH >20 pg/mL>20 \text{ pg/mL} ise paratiroid kaynaklı nedenler (Primer HPT, FHH, Lityum), PTH <20 pg/mL<20 \text{ pg/mL} ise paratiroid dışı nedenler (Malignite, Sarkoidoz, Vit-D intoksikasyonu) düşünülür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 455Soru

3232 yaşında kadın hasta, 66 ay önce gerçekleştirdiği ve masif postpartum kanama nedeniyle kan transfüzyonu yapılan doğumundan beri devam eden halsizlik, iştahsızlık, soğuğa tahammülsüzlük ve emzirememe şikayetleriyle başvuruyor. Doğumdan sonra hiç adet görmediğini belirten hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 95/60 mmHg95/60 \text{ mmHg}, nabız 64/dakika64/\text{dakika}, ciltte yaygın solukluk ve kuruluk, aksiller ile pubik kıllanmada belirgin azalma saptanıyor. Bu klinik verilere göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sheehan sendromu

Cevap

Klinik tablo, doğum sırasındaki masif kanama (postpartum hemoraji) ve sonrasında gelişen çoklu hormon eksiklikleri (prolaktin, gonadotropin, ACTH ve TSH eksikliği) ile uyumlu olan Sheehan sendromudur.
Doğum sırasında yaşanan masif kanama ve hipotansiyon, gebelik nedeniyle hacmi artmış olan hipofiz bezinin iskemik nekrozuna (Sheehan sendromu) yol açar. Bu durumda prolaktin eksikliği sonucu laktasyonun başlayamaması en erken ve en tipik bulgudur; ardından amenore, sekonder hipotiroidi ve sekonder sürrenal yetmezlik bulguları tabloya eklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tetikleyiciyi belirle
Doğum sırasında masif kanama ve transfüzyon öyküsü saptandı.
Sheehan sendromu, gebelikte büyüyen hipofizin postpartum kanama sırasındaki hipotansiyona bağlı iskemik nekrozudur.
2
Hormon eksikliklerini analiz et
Emzirememe (prolaktin), amenore ve kıllanma dökülmesi (gonadotropinler), halsizlik ve hipotansiyon (ACTH), soğuğa tahammülsüzlük (TSH) eksiklikleri gözlendi.
Panhipopituitarizmde ön hipofiz hormonlarının tamamı veya bir kısmı etkilenebilir.
3
Ayırıcı tanı yap
Ciltteki solukluk (soluk ten), pigmentasyon artışının olmaması nedeniyle sekonder sürrenal yetmezliği destekledi.
Primer sürrenal yetmezlikte ACTH yüksekliği nedeniyle hiperpigmentasyon beklenirken, Sheehan gibi sekonder nedenlerde ACTH düşüklüğü nedeniyle cilt soluktur.

Anahtar Kavram

Sheehan Sendromu: Postpartum hipofiz iskemik nekrozu.

Daha Fazla Pratik

Sekonder sürrenal yetmezlik ve primer sürrenal yetmezlik (Addison) arasındaki klinik farkları (pigmentasyon ve elektrolit farkları) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 456Soru

32 yaşında erkek hasta, 5 yıllık evli olmasına rağmen çocuk sahibi olamama şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde hastanın sekonder seksüel karakterlerinin (aksiller ve pubik kıllanma, ses kalınlığı) normal olduğu, jinekomastinin bulunmadığı saptanıyor. Her iki testis volümü orşidometre ile yaklaşık 1010 mL (normal: 1515-2525 mL) ölçülüyor ve kıvamı normal olarak değerlendiriliyor. Yapılan iki ayrı semen analizinde azospermi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum Total Testosteron: 460460 ng/dL (N: 300-1000), LH: 4.84.8 mIU/mL (N: 2-12), FSH: 2626 mIU/mL (N: 1-10) olarak bulunuyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sertoli cell only sendromu (Germinal hücre aplazisi)

Cevap

Sertoli cell only sendromu (Germinal hücre aplazisi)
Sertoli cell only sendromunda seminifer tübüllerde germ hücreleri bulunmaz, sadece Sertoli hücreleri vardır (veya onlar da hasarlıdır). Bu durum, Sertoli hücrelerinden salınan ve FSH salınımını seçici olarak baskılayan İnhibin B hormonunun eksikliğine yol açar. Sonuç olarak FSH yükselirken, Leydig hücre fonksiyonları ve buna bağlı olarak Testosteron ve LH düzeyleri normal kalır. Fizik muayenede sekonder seksüel karakterler bu yüzden normaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormon profilini analiz et.
Testosteron ve LH normal, FSH belirgin şekilde yüksek.
Leydig hücrelerinin (LH'a yanıt veren) sağlam olduğunu, ancak seminifer tübül yapısının (FSH ile ilişkili) hasarlı olduğunu gösterir.
2
Fizik muayene ve semen analizini ilişkilendir.
Azospermi mevcut ve testisler hafif küçük (1010 mL).
Testis volümünün büyük kısmını seminifer tübüller oluşturur; tübüler atrofi veya yokluğu volüm azalmasına ve azospermiye yol açar.
3
Geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendir.
İnhibin B eksikliği saptanır.
Sertoli hücrelerinden salınan İnhibin B, FSH üzerinde seçici negatif feedback yapar. Sertoli hücreleri yoksa veya işlevsizse İnhibin B düşer ve FSH yükselir.

Anahtar Kavram

İzole FSH yüksekliği (Sertoli hücre hasarı/yokluğu ve İnhibin B eksikliği)

Daha Fazla Pratik

İzole FSH yüksekliği görülen diğer durumları (örneğin radyasyon hasarı veya bazı kemoterapötikler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 457Soru

3434 yaşında kadın hasta, son 33 aydır giderek artan çarpıntı, sinirlilik ve yaklaşık 66 kg zayıflama şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde nabız 112/dk112/dk, ritmik saptanıyor. Tiroid lojunda bez palpe edilemiyor, palpasyonla hassasiyet saptanmıyor ve lenfadenopati izlenmiyor. Pretibial bölge ve göz muayenesi normal olarak değerlendiriliyor.

Laboratuvar bulguları:
- TSH: <0.01<0.01 mIU/L (0.44.00.4 - 4.0)
- Serbest T4: 3.13.1 ng/dL (0.81.80.8 - 1.8)
- Serbest T3: 7.87.8 pg/mL (2.04.42.0 - 4.4)
- Serum Tiroglobulin: 840840 ng/mL (3403 - 40)
- Anti-TPO ve Anti-Tg: Negatif
- 2424 saatlik radyoaktif iyot tutulumu (RAIU - boyun): %0.9\%0.9 (%1030\%10 - 30)

Bu klinik tablo ve laboratuvar sonuçlarına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Struma ovarii

Cevap

Düşük boyun RAIU tutulumu ve belirgin yüksek tiroglobulin düzeyi ile seyreden, tiroid bezinin palpe edilemediği klinik tablo Struma Ovarii için tipiktir.
Tirotoksikoz saptanan bir hastada boyun bölgesindeki radyoaktif iyot tutulumunun (RAIU) düşük olması, hormonun tiroid bezindeki sentez artışından kaynaklanmadığını (tiroidit veya ekzojen/ektopik kaynak) gösterir. Yüksek serum tiroglobulin düzeyi ise hormonun vücuttaki bir tiroid dokusu tarafından üretildiğini kanıtlar ve ekzojen alımı dışlar. Tiroid bezinin palpe edilememesi ve boyun RAIU tutulumunun baskılanmış olması, tiroid hormonunun boyun dışındaki bir kaynaktan (ektopik - Struma Ovarii veya fonksiyonel metastazlar) üretildiğini ve hastanın kendi bezinin TSH baskılanması nedeniyle 'uyku fazına' geçtiğini gösterir. Bu tablo genç bir kadın hastada en olası Struma Ovarii tanısını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
TFT verilerini yorumla
TSH baskılı, sT4 ve sT3 yüksek; hasta aşikar tirotoksikozdadır.
Primer hipertiroidi veya tirotoksikoz ayrımı için ilk basamaktır.
2
Boyun RAIU değerini değerlendir
RAIU %0.9\%0.9 (çok düşük).
Düşük tutulumlu tirotoksikoz nedenlerini (tiroiditler, ektopik üretim, iyot yükü, factitia) akla getirir.
3
Serum tiroglobulin düzeyini analiz et
Tiroglobulin 840840 ng/mL (çok yüksek).
Yüksek TG, tiroid hormon üretiminin endojen olduğunu kanıtlar; ekzojen (factitia) alımı dışlar.
4
Klinik muayene ve laboratuvarı sentezle
Tiroidin palpe edilememesi + Düşük boyun RAIU + Çok yüksek TG = Struma Ovarii.
Ektopik tiroid dokusu (overde) hormon üretir, TSH'ı baskılar, baskılanan TSH ise boyundaki normal tiroid dokusunun iyot tutulumunu durdurur.

Anahtar Kavram

Tirotoksikoz ayırıcı tanısında RAIU ve Tiroglobulin kombinasyonu kullanımı
Soru 458Soru

Atriyal fibrilasyon tanısıyla 2 yıldır amiodaron kullanan 64 yaşındaki erkek hasta, son haftalarda artan çarpıntı, terleme ve kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede tiroid bezi normal boyutlarda olup palpasyonda ağrı, hassasiyet veya nodül saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH: <0.005 mIU/L, sT4: 2.9 ng/dL (N: 0.9-1.7) ve sT3: 6.2 pg/mL (N: 2.0-4.4) olarak ölçülüyor. Tiroid otoantikorları (Anti-TPO ve Anti-Tg) negatif bulunuyor. Tiroid ultrasonografisinde renkli Doppler inceleme ile parankim vaskülaritesinin belirgin azaldığı izleniyor.

Bu hastanın tedavisinde en uygun başlangıç yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prednizolon tedavisi

Cevap

Prednizolon tedavisi
Hastada amiodaron kullanım öyküsü ve tirotoksikoz bulguları mevcuttur. Renkli Doppler ultrasonografide vaskülaritenin azalmış olması ve otoantikor negatifliği, tanının Tip 2 Amiodaron İlişkili Tirotoksikoz (Destrüktif Tiroidit) olduğunu gösterir. Tip 2 AİT, foliküler hasara bağlı hormon salınımı ile karakterize olduğundan, antitiroid ilaçlar etkisizdir. Tedavide anti-inflamatuar etkisiyle folikül hasarını durduran glukokortikoidler (örneğin Prednizolon) tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hasta amiodaron kullanırken tirotoksikoz tablosu (TSH baskılı, sT4 ve sT3 yüksek) geliştirmiştir. Bu durum Amiodaron İlişkili Tirotoksikoz (AİT) olarak adlandırılır.
Ayırıcı tanı için AİT'nin alt tiplerini belirlemek gerekir.
2
AİT Tip 1 ve Tip 2 ayrımını yap
Tip 1 AİT, iyot yükünün tetiklediği hipertiroididir (Jod-Basedow) ve altta yatan tiroid hastalığı (Graves, nodül) olanlarda görülür; vaskülarite artmıştır. Tip 2 AİT ise ilaca bağlı yıkım tiroiditidir; bez normaldir ve vaskülarite azalmıştır.
Doppler bulgusu ve antikor negatifliği tanıyı yönlendirir.
3
Vaka verilerini analiz et
Hastada guatr yok, otoantikorlar negatif ve en önemlisi Doppler ultrasonografide vaskülarite (kanlanma) azalmış. Bu bulgular Tip 2 AİT (Destrüktif Tiroidit) tanısını koydurur.
Tip 2 AİT tanısı tedavi seçimini belirler.
4
Uygun tedaviyi seç
Tip 2 AİT'nin patofizyolojisi folikül yıkımı ve inflamasyondur. Bu nedenle tedavide antienflamatuar etkisi olan glukokortikoidler (Prednizolon) kullanılır.
Antitiroid ilaçlar sentezi engeller ancak yıkım tiroiditinde etkisizdir.

Anahtar Kavram

Amiodaron İlişkili Tirotoksikoz (AİT) Tiplendirmesi ve Yönetimi
Soru 459Soru

3939 yaşında erkek hasta, son 66 aydır ataklar halinde gelen zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme şikayetleri ile başvuruyor. Bu ataklar sırasında ölçülen kan basıncı 185/115mmHg185/115 mmHg, nabız 115/dakika115/dakika olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde plazma serbest metanefrin düzeyi referans aralığının 44 katı yüksek bulunuyor. Abdominal tomografide sol sürrenal bezde 4,2cm4,2 cm boyutunda, heterojen kontrast tutan kitle izleniyor. Bu hastada cerrahi hazırlık aşamasında hipertansif krizi önlemek için ilk sırada uygulanması gereken farmakolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenoksibenzamin

Cevap

Feokromositoma cerrahi hazırlığında ilk adım alfa-adrenerjik reseptör blokajı (örneğin fenoksibenzamin) sağlanmasıdır.
Feokromositomada cerrahi hazırlıkta 'önce alfa, sonra beta' kuralı esastır. Fenoksibenzamin, uzun etkili ve seçici olmayan bir alfa-adrenerjik reseptör blokeri olarak preoperatif dönemde kan basıncı kontrolü ve volüm ekspansiyonu sağlamak için altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı, terleme üçlemesi ve yüksek metanefrin düzeyleri ile feokromositoma tanısı konur.
Hastanın semptomları ve biyokimyasal kanıtları sürrenal kaynaklı katekolamin fazlalığını doğrular.
2
Preoperatif hazırlık prensibinin hatırlanması
Cerrahi sırasında kitlenin manipülasyonu ile oluşabilecek katekolamin deşarjını önlemek için reseptör blokajı gereklidir.
Alfa-blokaj, vazokonstriksiyonu önlemek için beta-blokajdan önce yapılmalıdır.
3
Uygun ajanın seçilmesi
Seçici olmayan alfa-bloker olan fenoksibenzamin ile tedaviye başlanır.
Bu ajan, katekolaminlerin etkisini bloke ederek kan basıncını stabilize eder ve volüm genişlemesine izin verir.

Anahtar Kavram

Feokromositoma Preoperatif Yönetimi: Alfa-blokaj önce, Beta-blokaj sonra.
Soru 460Soru

Polikliniğe rutin kontrolleri için başvuran 5252 yaşındaki erkek hastanın öyküsünden, 1212 yıldır Tip 2 Diyabetes Mellitus tanısıyla takip edildiği ve aktif sigara içicisi olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede kan basıncı 138/88138/88 mmHg olarak ölçülüyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde spot idrar albümin/kreatinin oranı 145145 mg/g (mikroalbüminüri) saptanıyor. Diğer sistem muayeneleri ve böbrek fonksiyon testleri doğal bulunuyor.

Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) kılavuzlarına göre, bu hastanın kardiyovasküler risk kategorisi ve ulaşılması gereken birincil LDL-kolesterol hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok yüksek risk; <55< 55 mg/dL

Cevap

Hasta 'Çok yüksek risk' kategorisindedir ve LDL hedefi '<55< 55 mg/dL' olmalıdır.
ESC/EAS Dislipidemi Kılavuzlarına göre Tip 2 Diyabetes Mellitus hastalarında risk stratifikasyonu şu şekildedir: Hedef organ hasarı (mikroalbüminüri, retinopati, nöropati, sol ventrikül hipertrofisi) OLAN veya üçten fazla majör risk faktörü bulunan veya erken başlangıçlı Tip 1 DM (>20 yıl) hastaları 'Çok Yüksek Risk' kategorisindedir. Bu kategorideki hastalar için birincil tedavi hedefi LDL kolesterolün <55< 55 mg/dL olması ve bazal değere göre en az %50 azalma sağlanmasıdır. Hastamızda 1212 yıllık DM öyküsüne ek olarak mikroalbüminüri (hedef organ hasarı) bulunduğundan çok yüksek risk grubundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın diyabet süresi ve ek risk faktörlerini belirle.
1212 yıllık Tip 2 DM ve sigara kullanımı mevcut.
Diyabetin süresi ve ek risk faktörleri risk stratifikasyonunda temel belirleyicidir.
2
Hedef organ hasarı varlığını değerlendir.
Mikroalbüminüri (145145 mg/g) saptanmıştır, bu hedef organ hasarıdır.
DM hastalarında hedef organ hasarı (proteinüri, retinopati, LVH vb.) varlığı riski otomatik olarak en üst düzeye taşır.
3
ESC kılavuzuna göre risk kategorisini ve LDL hedefini eşleştir.
Hedef organ hasarı olan DM hastaları 'Çok Yüksek Risk' grubundadır; LDL hedefi <55< 55 mg/dL'dir.
Kılavuzlara göre organ hasarlı DM, yerleşik KVH ile eşdeğer risk taşır.

Anahtar Kavram

Diyabetik Dislipidemi Yönetimi
ÖncekiSayfa 23 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 23 | Examkin