Endokrinoloji

539 soru

Soru 421Soru

34 yaşında erkek hasta, 2 yıldır evli olmasına rağmen çocuk sahibi olamama ve giderek artan halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Anamnezinde son zamanlarda kapı kollarını çevirmekte ve tokalaşma sonrası elini gevşetmekte zorlandığı, babasının ise 40 yaşında katarakt operasyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede frontal bölgede belirgin kellik, bilateral ptozis, temporal kaslarda atrofi ve testis boyutlarında azalma (bilateral 66 ml) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde FSH: 2828 mIU/mL (N: 1.512.41.5-12.4), LH: 1616 mIU/mL (N: 1.78.61.7-8.6) ve Total Testosteron: 180180 ng/dL (N: 3001000300-1000) olarak bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyotonik Distrofi

Cevap

Miyotonik Distrofi
Miyotonik Distrofi (Tip 1), otozomal dominant geçişli multisistemik bir hastalıktır. Soruda verilen 'tokalaşma sonrası eli gevşetme güçlüğü' (miyotoni), 'erken yaşta katarakt öyküsü', 'frontal kellik' ve 'testiküler atrofi' (primer hipogonadizm) bulguları bu tanı için patognomoniktir. Laboratuvar bulgularındaki yüksek FSH/LH ve düşük testosteron, hastalığın testiküler tutulumla giden primer hipogonadizm özelliğini doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Miyotoni (eli gevşetme güçlüğü), ailede erken katarakt öyküsü, frontal kellik, ptozis ve infertilite.
Bu bulgular bütünü sistemik bir sendromu, özellikle Miyotonik Distrofi'yi işaret etmektedir.
2
Hormon profilini yorumla
FSH ve LH yüksek, Testosteron düşük.
Bu tablo 'Primer Hipogonadizm' (testis kaynaklı yetmezlik) ile uyumludur. Hipofiz bezinin sağlam olduğunu ancak testislerin yanıt vermediğini gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
Primer hipogonadizm yapan nedenler arasında miyotoni ve katarakt ile giden tek seçenek Miyotonik Distrofi'dir.
Klinefelter'de miyotoni yoktur. Kallmann, Hemokromatozis ve Hiperprolaktinemi ise Sekonder (düşük FSH/LH) hipogonadizm yapar.

Anahtar Kavram

Miyotonik Distrofi (Tip 1), yetişkinlerde görülen en sık kas distrofisidir ve klasik olarak miyotoni, katarakt, frontal kellik ve primer hipogonadizm (testiküler atrofi) tetradı ile seyreder.

İpuçları

1
Hastadaki 'eli gevşetme güçlüğü' (miyotoni) ve 'katarakt' öyküsü, sadece hormonal bir bozukluktan ziyade genetik ve nöromüsküler bir sendromu işaret etmektedir.
2
FSH ve LH hormonlarının yüksek olması sorunun hipofizde değil, testislerde (primer) olduğunu gösterir. Seçeneklerdeki sekonder hipogonadizm nedenlerini elediğinizde geriye iki seçenek kalır.
3
Klinefelter sendromunda kas distrofisi bulguları (miyotoni, ptozis) beklenmez. Bu bulgular Miyotonik Distrofi için tipiktir.

Daha Fazla Pratik

Primer ve Sekonder hipogonadizm laboratuvar bulgularının karşılaştırıldığı bir tabloyu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 422Soru

7272 yaşında erkek hasta, son 33 gündür giderek ağırlaşan halsizlik ve bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde Tip 22 Diabetes Mellitus öyküsü bulunan hastanın fizik muayenesinde turgor ve tonus azalmış, mukozalar kuru, kan basıncı 95/6095/60 mmHg ve kalp hızı 110110/dakika saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; plazma glukozu 850850 mg/dL, serum sodyumu 150150 mEq/L, arter kan gazında pH 7.337.33, bikarbonat 2222 mEq/L ve idrar incelemesinde keton negatif olarak saptanıyor. Hesaplanan efektif plazma ozmolalitesi 347347 mOsm/kg bulunuyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperozmolar hiperglisemik durum

Cevap

Hiperozmolar hiperglisemik durum
Hiperozmolar hiperglisemik durum tanısı; hastanın ileri yaşı, Tip 2 DM öyküsü, 600600 mg/dL üzerindeki plazma glukozu (850850 mg/dL), normal sınırlardaki pH ve bikarbonat değerleri ile keton negatifliği ve 320320 mOsm/kg üzerindeki efektif plazma ozmolalitesi ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın plazma glukoz düzeyini değerlendiriniz.
Glukoz 850850 mg/dL (>600>600 mg/dL).
Yüksek glukoz düzeyi akut hiperglisemik krizlerin ayırıcı tanısında ilk adımdır.
2
Asit-baz durumunu ve keton varlığını kontrol ediniz.
pH 7.337.33 (>7.30>7.30), Bikarbonat 2222 mEq/L (>18>18 mEq/L) ve keton negatif.
Metabolik asidozun ve ketozisin olmaması tabloyu ketoasidozdan uzaklaştırır.
3
Efektif plazma ozmolalitesini analiz ediniz.
Ozmolalite 347347 mOsm/kg (>320>320 mOsm/kg).
Belirgin hiperozmolalite, Hiperozmolar Hiperglisemik Durum'un temel tanımlayıcı özelliğidir.

Anahtar Kavram

Hiperozmolar Hiperglisemik Durum (HHD) tanı kriterleri: Belirgin hiperglisemi (>600>600 mg/dL), hiperozmolalite (>320>320 mOsm/kg) ve asidozun (pH >7.30>7.30, HCO3>18HCO_3 >18) olmamasıdır.

Daha Fazla Pratik

Hiperozmolar hiperglisemik durum ve Diyabetik ketoasidoz arasındaki laboratuvar farklarını içeren karşılaştırma tablolarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 423Soru

3030 yaşında kadın hasta, son bir haftadır belirginleşen aşırı su içme (günde yaklaşık 66 litre) ve sık idrara çıkma yakınmaları ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları dışında özellik saptanmayan hastanın, herhangi bir zamanda (tokluk durumuna bakılmaksızın) ölçülen plazma glukoz düzeyi 215 mg/dL215 \text{ mg/dL} olarak bulunuyor. Bu hastanın tanısal değerlendirmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik hiperglisemi semptomları mevcudiyetinde, rastgele ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} veya üzerinde olması diyabet tanısı için yeterlidir.

Cevap

Klasik hiperglisemi semptomları olan bir hastada, herhangi bir zamanda ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} veya üzerinde olması Diabetes Mellitus tanısı koymak için yeterlidir.
Amerikan Diyabet Cemiyeti (ADA) ve uluslararası kılavuzlara göre, diyabetin klasik semptomları (poliüri, polidipsi, açıklanamayan kilo kaybı) olan bir bireyde, günün herhangi bir saatinde ölçülen (rastgele) plazma glukozunun 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} (veya 11,1 mmol/L11,1 \text{ mmol/L}) veya üzerinde olması tanı koydurucudur. Bu durumda tanıyı doğrulamak için testin tekrarlanmasına gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir.
Hastada poliüri ve polidipsi gibi klasik hiperglisemi semptomları mevcuttur.
Tanı kriterlerinin hangisinin uygulanacağını belirlemek için semptom varlığı kritiktir.
2
Laboratuvar verisini ve eşik değerini karşılaştır.
Rastgele plazma glukozu 215 mg/dL215 \text{ mg/dL} (eşik değer 200 mg/dL200 \text{ mg/dL}).
Semptomatik hastada tanısal eşik 200 mg/dL200 \text{ mg/dL}'dir.
3
Doğrulama testi gerekip gerekmediğine karar ver.
Semptomatik bireyde bu bulgu tanı koydurucudur, ikinci bir test gerekmez.
ADA ve ulusal kılavuzlar, semptom varlığında tek bir yüksek rastgele glukoz ölçümünü tanı için yeterli kabul eder.

Anahtar Kavram

Diabetes Mellitus Tanı Kriterleri: Semptom + Rastgele PG 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL}

İpuçları

1
Hastanın poliüri ve polidipsi gibi belirgin şikayetleri olduğunu göz önünde bulundurun.
2
Diyabet tanısında 'semptom varlığı' ile 'asemptomatik tarama' arasındaki kriter farkını hatırlayın.
3
Semptomatik bir hastada rastgele kan şekeri 200 mg/dL200 \text{ mg/dL} eşiğini aştığında tanı için ikinci bir onaya ihtiyaç duyulup duyulmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Asemptomatik bir hastada sadece APG veya HbA1c yüksekliği saptandığında izlenmesi gereken doğrulama yollarını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 424Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden iştahsızlık, belirgin halsizlik ve şiddetli kabızlık şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde 4040 paket-yıl sigara öyküsü bulunan hastanın fizik muayenesinde belirgin bir özellik saptanmıyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum12.412.4 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.22.2 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
İntakt PTH66 pg/mL106510 - 65
Albümin4.04.0 g/dL3.55.03.5 - 5.0
24 saatlik idrar kalsiyumu480480 mg/gün100300100 - 300

Bu klinik ve laboratuvar verileri doğrultusunda, hastada izlenen hiperkalseminin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hümoral malignite hiperkalsemisi (PTHrP üretimi)

Cevap

Hümoral malignite hiperkalsemisi (PTHrP üretimi)
Hastada kalsiyum yüksekliği ile birlikte paratiroid hormonun (PTH) baskılanmış olması, sürecin primer olarak paratiroid bezlerinden kaynaklanmadığını gösterir. Ancak serum fosforunun düşük olması (2.22.2 mg/dL), idrarda fosfat atılımını artıran bir faktörün varlığını işaret eder. Malignitelerde salınan PTH-ilişkili peptid (PTHrP), PTH reseptörlerine bağlanarak proksimal tübülde fosfat geri emilimini azaltır (hipofosfatemi) ve kemik yıkımını artırır (hiperkalsemi). Bu tablo, sigara öyküsü olan hastada akciğerin yassı hücreli kanseri gibi malignitelerde görülen hümoral hiperkalsemi ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini karşılaştırın.
Kalsiyum yüksek (12.412.4), PTH baskılanmış (66).
Bu durum hiperkalseminin paratiroid bezinden bağımsız (non-PTH dependent) bir nedenden kaynaklandığını gösterir.
2
Serum fosfor düzeyini ve idrar kalsiyumunu analiz edin.
Fosfor düşük (2.22.2), idrar kalsiyumu yüksek (480480).
Düşük fosfor, PTH benzeri bir etkinin (PTHrP gibi) böbrekten fosfat kaybına neden olduğunu; yüksek idrar kalsiyumu ise FHH'ın dışlandığını gösterir.
3
Klinik bağlamla birleştirin.
Ağır sigara öyküsü ve düşük PTH ile PTHrP etkisi.
Sigara öyküsü olan yaşlı bir hastada PTHrP ilişkili hümoral malignite hiperkalsemisi (en sık yassı hücreli akciğer kanseri) en olası tanıdır.

Anahtar Kavram

Paratiroid hormon (PTH) baskılanmış hiperkalsemi ayırıcı tanısında serum fosforu ve PTHrP rolü.

Alternatif Yöntem

PTH-bağımsız hiperkalsemi saptandığında fosfor düzeyi 'ayırıcı tanı' için anahtardır. Fosfor düşükse PTHrP (malignite), fosfor yüksekse Vit D veya kemik metastazı öncelikle düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 425Soru

3232 yaşında erkek hasta, 66 aydır devam eden libidoda azalma ve son 11 aydır eklenen çift görme şikayetiyle başvuruyor. Hipofiz MR incelemesinde suprasellar uzanım gösteren, optik kiazmaya bası yapan 4.84.8 cmcm boyutunda invaziv makroadenom saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum prolaktin düzeyi 5454 ng/mLng/mL (Referans: 2182-18 ng/mLng/mL) olarak ölçülüyor. Bu hastada kitle boyutu ile prolaktin düzeyi arasındaki uyumsuzluğu açıklamak ve doğru tanıyı koymak için yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum örneğinin dilüe edilerek prolaktin ölçümünün tekrarlanması

Cevap

Serum örneğinin dilüe edilerek prolaktin ölçümünün tekrarlanması
Dev hipofiz adenomları varlığında serum prolaktin düzeyinin beklenmedik şekilde düşük çıkması durumunda akla ilk gelmesi gereken 'Hook etkisi'dir. Bu laboratuvar artefaktı, aşırı miktardaki prolaktinin ölçüm kitindeki antikorları doyurması sonucu oluşur. Serumun 1:100 veya daha fazla dilüe edilerek tekrar çalışılması, antijen konsantrasyonunu düşürerek gerçek prolaktin düzeyinin ortaya çıkmasını sağlar. Bu ayrım kritiktir, çünkü dev bir prolaktinoma tanısı konulursa hasta cerrahi yerine dopamin agonisti ile medikal olarak tedavi edilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik, radyolojik ve laboratuvar verilerini karşılaştırın.
4.8 cm'lik dev kitle varlığına rağmen prolaktin düzeyinin sadece 54 ng/mL olduğu saptandı.
Dev prolaktinomalarda immünometrik ölçüm hataları (Hook etkisi) sık görülür.
2
Hook etkisi mekanizmasını değerlendirin.
Aşırı yüksek antijen (prolaktin) miktarı, ölçümde kullanılan antikorları doyurarak 'sandviç' kompleksinin oluşumunu engeller.
Bu durum laboratuvarda yalancı düşük sonuç çıkmasına neden olur.
3
Ayırıcı tanıları (sap basısı, makroprolaktinemi) eleyin.
Sap basısı prolaktini genelde 200 ng/mL'nin altında tutar ancak bu kadar büyük kitlelerde Hook etkisi dışlanmadan kitle non-fonksiyonel kabul edilmemelidir.
Yanlışlıkla non-fonksiyonel adenom tanısı konulmasını ve gereksiz cerrahiyi önlemek için dilüsyon şarttır.

Anahtar Kavram

Hook Etkisi (Çengel Etkisi)
Soru 426Soru

72 yaşında erkek hasta, son zamanlarda artan çarpıntı ve halsizlik şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde koroner arter hastalığı ve hipertansiyon öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde nabız 9292/dakika ve düzensiz, kan basıncı 140/85140/85 mmHg saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; TSH: 0.040.04 mU/L (N: 0.44.20.4-4.2), serbest T4: 1.31.3 ng/dL (N: 0.81.90.8-1.9), serbest T3: 3.43.4 pg/mL (N: 2.34.22.3-4.2) olarak ölçülüyor. Hastanın kemik mineral dansitometrisinde T-skoru 2.6-2.6 (osteoporoz) olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antitiroid ilaç veya radyoaktif iyot ile tedavi etmek

Cevap

Hastaya antitiroid ilaç veya radyoaktif iyot tedavisi başlanmalıdır.
Laboratuvar bulguları düşük TSH ve normal serbest tiroid hormon düzeyleri ile subklinik hipertiroidiyi göstermektedir. Amerikan Tiroid Derneği (ATA) kılavuzlarına göre; 65 yaş ve üzerindeki hastalarda TSH düzeyi 0.10.1 mU/L'nin altında ise, klinik semptomlardan bağımsız olarak tedavi önerilir. Ayrıca hastanın koroner arter hastalığının ve osteoporozunun (T-skoru 2.6-2.6) bulunması, subklinik hipertiroidinin yaratabileceği atriyal fibrilasyon ve kırık riskini artırdığı için aktif tedaviyi (antitiroid ilaçlar veya radyoaktif iyot) zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid fonksiyon testlerini yorumla.
TSH düşük (<0.1<0.1 mU/L), serbest T4 ve serbest T3 normal sınırlarda. Bu tablo subklinik hipertiroidi ile uyumludur.
Primer hipertiroidinin erken evresinde veya hafif formunda sadece TSH baskılanır.
2
Hastanın klinik risk faktörlerini değerlendir.
Hasta 72 yaşında (>65>65 yaş), koroner arter hastalığı mevcut ve osteoporoz tanısı almış.
Subklinik hipertiroidi yönetimi hastanın yaşına ve komorbiditelerine göre belirlenir.
3
Tedavi kılavuzlarına göre karar ver.
TSH <0.1<0.1 mU/L olan 65 yaş üstü hastalarda tedavi kesinlikle önerilir. Ayrıca kalp hastalığı ve osteoporoz varlığı tedavi endikasyonunu güçlendirir.
Tedavi edilmeyen subklinik hipertiroidi yaşlılarda atriyal fibrilasyon ve kemik kaybı riskini belirgin artırır.

Anahtar Kavram

Subklinik hipertiroidi yönetimi ve tedavi endikasyonları

Daha Fazla Pratik

Subklinik hipertiroidide etiyolojik ayrım için tiroid sintigrafisi veya reseptör antikoru bakılmasının önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 427Soru

5252 yaşında kadın hasta, son zamanlarda artan yaygın vücut ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar saptanıyor:

İncelemeSonuçReferans Aralığı
Serum total kalsiyum9.4mg/dL9.4 mg/dL8.510.5mg/dL8.5 - 10.5 mg/dL
Albümin4.2g/dL4.2 g/dL3.55.0g/dL3.5 - 5.0 g/dL
Serum fosfor2.4mg/dL2.4 mg/dL2.54.5mg/dL2.5 - 4.5 mg/dL
Serum PTH152pg/mL152 pg/mL1565pg/mL15 - 65 pg/mL
25(OH)25(OH) Vitamin D36ng/mL36 ng/mL>30ng/mL>30 ng/mL
Serum kreatinin0.8mg/dL0.8 mg/dL0.61.2mg/dL0.6 - 1.2 mg/dL
2424 saatlik idrar kalsiyumu410mg/gu¨n410 mg/gün<250mg/gu¨n<250 mg/gün

Hastanın özgeçmişinde böbrek taşı, gastrointestinal hastalık veya ilaç kullanımı öyküsü bulunmamaktadır. Bu hastada normokalsemik primer hiperparatiroidizm ile idiyopatik hiperkalsiüriye bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizm ayırıcı tanısında kullanılabilecek en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiyazid grubu diüretik başlanarak kalsiyum ve PTH düzeylerinin izlenmesi

Cevap

Normokalsemik primer hiperparatiroidizm ile idiyopatik hiperkalsiüriyi ayırt etmek için tiyazid grubu diüretik testi en uygun yaklaşımdır.
Normokalsemik primer hiperparatiroidizm (NPHPT) tanısı için öncelikle D vitamini eksikliği, böbrek yetmezliği, ilaçlar ve malabsorpsiyon gibi tüm sekonder nedenler dışlanmalıdır. İdiyopatik hiperkalsiüri (renal kaçak), kalsiyumun böbrekten fazla atılması sonucu PTH'nın reaktif olarak artmasına neden olur. Tiyazid grubu diüretikler bu kaçağı durdurduğu için, sekonder HPT durumunda PTH'nın normale dönmesini sağlar. NPHPT'de ise PTH otonom olduğu için yüksek kalır ve azalan kalsiyum atılımı nedeniyle hasta hiperkalsemik hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularının analizi
Serum kalsiyumu normal ancak PTH belirgin şekilde yüksektir. Vitamin D ve böbrek fonksiyonları normaldir.
Yüksek PTH ve normal kalsiyum varlığında 'normokalsemik hiperparatiroidizm' tablosu tanımlanır.
2
Hiperkalsiürinin değerlendirilmesi
410mg/gu¨n410 mg/gün kalsiyum atılımı saptanmıştır.
Hiperkalsiüri hem otonom PTH artışının bir sonucu (NPHPT) hem de PTH artışının nedeni (renal kalsiyum kaçağı/sekonder HPT) olabilir.
3
Ayırıcı tanı testi seçimi
Tiyazid grubu diüretik uygulaması planlanır.
Tiyazidler distal tübülden kalsiyum geri emilimini artırır. Eğer sebep renal kaçak ise idrar kalsiyumu düşer ve PTH normale döner. Eğer sebep NPHPT ise PTH yüksek kalmaya devam eder ve serum kalsiyumu hiperkalsemik sınıra yükselir.

Anahtar Kavram

Normokalsemik Primer Hiperparatiroidizm (NPHPT) Tanı Algoritması

Alternatif Yöntem

İyonize kalsiyum ölçümü de total kalsiyumun normal olduğu şüpheli durumlarda ilk adım olarak kullanılabilir, ancak hiperkalsiüri ayrımı için fonksiyonel testler gereklidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 428Soru

4545 yaşında erkek hasta, dev bir hipofiz makroadenomu nedeniyle transsfenoidal cerrahi geçiriyor. Ameliyat sonrası 11. günde hastada günlük 77 litre idrar çıkışı ve serum sodyumunda yükselme (148148 mEq/L) gözleniyor. Ancak ameliyat sonrası 55. günde idrar miktarının belirgin azaldığı, serum sodyumunun 129129 mEq/L'ye düştüğü ve idrar osmolalitesinin 600600 mOsm/kg olduğu saptanıyor. Bu hastanın klinik gidişatı ve 55. gündeki tablosu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci fazda (5. gün) gelişen hiponatreminin yönetimi için serbest sıvı kısıtlaması uygulanmalıdır.

Cevap

İkinci fazda (5. gün) gelişen hiponatreminin yönetimi için serbest sıvı kısıtlaması uygulanmalıdır.
Nöroşirürji veya kafa travması sonrası gelişen üç fazlı yanıtta (triple response); ilk evre aksonal şok nedeniyle ADH eksikliği (DIY), ikinci evre (interfaz) dejenere olan nöronlardan kontrolsüz ADH sızması (SIADH benzeri), üçüncü evre ise depoların tükenmesi ve nöron kaybı nedeniyle kalıcı ADH eksikliğidir. Beşinci günde gözlenen düşük sodyum ve yüksek idrar osmolalitesi ikinci fazı kanıtlar ve bu fazda hastaya serbest sıvı kısıtlaması uygulanması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ameliyat sonrası klinik evreleri analiz edin.
1. gündeki poliüri ve hipernatremi geçici diyabetes insipidus (Faz 1) ile uyumludur. 5. gündeki oligüri ve hiponatremi ise 'interfaz' evresini (Faz 2) işaret eder.
Nöroşirürji sonrası görülen 'Üç Fazlı Yanıt' (Triple Response) tanınmalıdır.
2
İkinci fazın (interfaz) patofizyolojisini değerlendirin.
Dejenere olan nörohipofiz aksonlarından depolanmış ADH'nin kontrolsüz sızması sonucu SIADH benzeri bir tablo oluşur.
Bu fazda vücutta aşırı ADH etkisi olduğu için su tutulumu artar.
3
Uygun tedavi stratejisini belirleyin.
Uygunsuz ADH etkisi olan bu evrede temel tedavi sıvı kısıtlamasıdır (desmopressin veya aşırı sıvı verilmesi kontrendikedir).
Yanlış sıvı yönetimi beyin ödemi ve ciddi nörolojik komplikasyonlara yol açabilir.

Anahtar Kavram

Hipofiz cerrahisi sonrası gelişen 'Üç Fazlı Yanıt' (Triple Response) ve interfaz fazının yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Hipofiz cerrahisi sonrası hastaların post-op 2. haftada gelişebilecek geç hiponatremi açısından SIADH yönünden tekrar değerlendirilmesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 429Soru

6262 yaşında kadın hasta, son bir yıldır ataklar halinde gelen yüz ve gövdede kızarıklık (flushing), karın ağrısı ve günde 66-88 kez olan sulu dışkılama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde akciğerlerde ekspiryumda hafif wheezing saptanıyor. Hastanın özellikle güneş gören bölgelerinde (boyun ve el sırtı) hiperpigmente, deskuame deri lezyonları, dilde kızarıklık (glossit) ve son zamanlarda gelişen hafif kognitif gerileme saptanıyor. Bu hastada saptanan klinik tabloyu açıklayan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Triptofanın nikotinik asit sentezi yerine serotonin üretimine yönelmesi

Cevap

Temel mekanizma, triptofanın nikotinik asit sentezi yerine serotonin üretimine yönelmesidir.
Karsinoid sendromda tümör hücreleri, diyetle alınan triptofanın büyük bir kısmını (normalde %1\%1 iken %60\%60'a kadar) serotonin sentezi için kullanır. Triptofan aynı zamanda niasin (nikotinik asit) sentezinin öncül maddesi olduğundan, bu sapma sonucunda niasin eksikliği ve buna bağlı olarak Pellagra (dermatit, diyare, demans) tablosu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Flushing, diyare ve wheezing triadının metastatik karsinoid sendromu işaret ettiği saptandı.
Vazomotor semptomlar ve bronkokonstriksiyon karsinoid tümörlerden salınan serotonin ve diğer vazoaktif maddelerin sonucudur.
2
Eşlik eden deri ve kognitif bulguları değerlendir
Güneş gören bölgelerde dermatit, dilde glossit ve kognitif gerileme (demans) kombinasyonunun Pellagra (Niasin/B3 eksikliği) olduğu saptandı.
Pellagra'nın karakteristik bulguları 3D (Dermatit, Diyare, Demans) olarak bilinir.
3
Biyokimyasal ilişkiyi kur
Normalde triptofanın sadece %1'i serotonin sentezine giderken, karsinoid sendromda bu oran %60'a çıkabilir. Bu durum niasin sentezi için gerekli triptofanın tükenmesine yol açar.
Niasin (nikotinik asit), triptofan aminoasidinden sentezlenen bir vitamindir.

Anahtar Kavram

Karsinoid sendromda gelişen ikincil Pellagra tablosunun biyokimyasal mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Karsinoid sendrom tanısında 2424 saatlik idrarda 55-HIAA ölçümü ve karsinoid kriz yönetiminde oktreotid kullanımı gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 430Soru

Elli sekiz yaşında kadın hasta, rutin sağlık taraması sırasında saptanan laboratuvar anormallikleri nedeniyle değerlendiriliyor. Hastanın bilinen bir şikayeti veya ek hastalığı bulunmamaktadır. Yapılan biyokimyasal inceleme sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum total kalsiyum10.910.9 mg/dLmg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum fosfor2.32.3 mg/dLmg/dL2.54.52.5 - 4.5
Serum PTHPTH125125 pg/mLpg/mL156515 - 65
Serum kreatinin0.80.8 mg/dLmg/dL0.61.20.6 - 1.2
2424 saatlik idrar kalsiyumu320320 mg/gu¨nmg/gün100250100 - 250

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hiperparatiroidizm

Cevap

Primer hiperparatiroidizm
Laboratuvar bulgularında saptanan hiperkalsemi (10.910.9 mg/dLmg/dL), hipofosfatemi (2.32.3 mg/dLmg/dL) ve kalsiyuma rağmen yüksek seyreden PTHPTH (125125 pg/mLpg/mL) düzeyi Primer Hiperparatiroidizm ile uyumludur. Ayrıca 2424 saatlik idrar kalsiyumunun yüksek olması (320320 mg/gu¨nmg/gün), hiperkalsiüri varlığını teyit ederek tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kalsiyum ve PTH düzeylerini karşılaştırın.
Kalsiyum (10.910.9 mg/dLmg/dL) ve PTHPTH (125125 pg/mLpg/mL) düzeylerinin her ikisi de yüksektir.
Hiperkalsemi durumunda PTHPTH baskılanması beklenir; baskılanmaması PTHPTH bağımlı bir süreci (PHPTPHPT veya FHHFHH) gösterir.
2
Serum fosfor düzeyini inceleyin.
Serum fosforu (2.32.3 mg/dLmg/dL) düşüktür.
PTHPTH'ın proksimal tübülde fosfat geri emilimini azaltıcı etkisi hipofosfatemiye neden olur.
3
2424 saatlik idrar kalsiyum düzeyini değerlendirin.
İdrar kalsiyumu (320320 mg/gu¨nmg/gün) yüksektir.
Yüksek idrar kalsiyumu, Primer Hiperparatiroidizmi Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemiden (FHHFHH) ayırt eder; FHHFHH'da idrar kalsiyumu düşüktür.

Anahtar Kavram

Primer hiperparatiroidizm tanısı, hiperkalsemi ile birlikte baskılanmamış (yüksek veya uygunsuz normal) PTHPTH ve genellikle eşlik eden hiperkalsiüri ile konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 431Soru

Koroner arter hastalığı nedeniyle 4040 mg/gün atorvastatin tedavisi alan 5454 yaşındaki bir erkek hastanın takibinde, trigliserid düzeyinin 480480 mg/dL saptanması üzerine tedaviye gemfibrozil eklenmiştir. Tedavinin ikinci haftasında yaygın kas ağrıları ve idrar renginde koyulaşma şikayetiyle başvuran hastanın laboratuvar incelemesinde kreatin kinaz (CK) düzeyi 12.50012.500 U/L (N: <200<200 U/L) saptanmıştır. Bu hastada gelişen miyopati riskindeki artışın temel farmakokinetik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gemfibrozilin statinlerin glukuronidasyon yoluyla metabolizmasını inhibe ederek plazma düzeylerini artırması

Cevap

Gemfibrozilin statinlerin glukuronidasyon yoluyla metabolizmasını inhibe ederek plazma düzeylerini artırması
Gemfibrozil, statin metabolizmasında rol oynayan glukuronidasyon sürecini (UGT enzimlerini) inhibe ederek statinlerin vücuttan atılımını zorlaştırır ve plazma konsantrasyonlarını toksik düzeylere çıkararak rabdomiyolize yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Hastada gelişen yaygın miyalji ve belirgin CK yüksekliği (12.50012.500 U/L), rabdomiyoliz tablosunu işaret etmektedir.
Statin kullanan hastalarda eşlik eden semptomlar ve CK'nın normalin 1010 katından fazla olması rabdomiyoliz tanısı için tipiktir.
2
İlaç etkileşiminin analizi
Rabdomiyoliz, atorvastatin tedavisine gemfibrozil eklenmesiyle tetiklenmiştir.
Gemfibrozil, statinlerle birlikte kullanıldığında miyopati riskini en çok artıran fibrattır.
3
Mekanizmanın belirlenmesi
Gemfibrozil, statin asitlerinin glukuronidasyonunu (özellikle UGT1A1 ve UGT1A3 enzimlerini) inhibe eder.
Glukuronidasyon statinlerin eliminasyonunda kritik bir yoldur; bu yolun inhibe edilmesi statin plazma AUC (eğri altında kalan alan) değerini belirgin artırır. Fenofibrat bu yolağı etkilemediği için statinlerle kombinasyonda daha güvenlidir.

Anahtar Kavram

Statin-Fibrat Etkileşimi ve Glukuronidasyon İnhibisyonu

Alternatif Yöntem

Eğer bir hastada statin tedavisine fibrat eklenmesi gerekiyorsa, glukuronidasyon üzerinden statin düzeyini artırmayan fenofibrat tercih edilmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 432Soru

Tip 2 Diabetes Mellitus tanısı olan ve tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) 55 mL/dk/1.73m² saptanan 62 yaşındaki kadın hastanın tedavisine, kardiyorenal koruyucu etkileri nedeniyle bir SGLT-2 inhibitörü eklenmiştir. Bu ilaç grubunun diyabetik nefropatiyi yavaşlatmasındaki temel hemodinamik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makula densaya sodyum sunumunun artması sonucu aferent arteriyol vazokonstriksiyonu

Cevap

SGLT-2 inhibitörleri, makula densaya sodyum sunumunu artırarak tübüloglomerüler geri bildirimi (feedback) aktive eder ve aferent arteriyol vazokonstriksiyonuna neden olur.
Diyabetik nefropatinin erken evresinde, hiperglisemiye bağlı olarak proksimal tübülden aşırı sodyum ve glukoz geri emilimi olur. Bu durum makula densaya ulaşan sodyumu azaltır ve tübüloglomerüler geri bildirimi (TGF) kapatarak aferent arteriyolün genişlemesine (vazodilatasyon) ve hiperfiltrasyona yol açar. SGLT-2 inhibitörleri bu süreci tersine çevirir: Proksimal sodyum emilimini bloke ederek makula densaya sodyum sunumunu artırır, TGF'yi tekrar aktive eder ve aferent arteriyol vazokonstriksiyonu sağlayarak intraglomerüler basıncı düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
SGLT-2 inhibitörlerinin etki yerini belirle
Proksimal tübülde glukoz ve sodyum geri emilimi engellenir.
İlacın temel farmakolojik etkisi budur.
2
Distal tübüle ulaşan sodyum miktarındaki değişimi analiz et
Makula densaya (distal tübül) ulaşan sodyum miktarı artar.
Proksimalde emilmeyen sodyum distale akar.
3
Tübüloglomerüler geri bildirim (TGF) mekanizmasını hatırla
Artan sodyum, adenozin salınımını tetikler ve bu da aferent arteriyolde vazokonstriksiyon yapar.
Böbreğin otoregülasyon mekanizması bu şekilde çalışır.
4
Sonuç hemodinamik etkiyi belirle
Aferent vazokonstriksiyon, intraglomerüler basıncı ve hiperfiltrasyonu azaltır.
Hiperfiltrasyonun azalması, diyabetik nefropatinin ilerlemesini yavaşlatan ana faktördür.

Anahtar Kavram

Tübüloglomerüler Geri Bildirim ve SGLT-2 İnhibisyonu
Soru 433Soru

42 yaşında erkek hasta, son 2 yıldır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde ördek yürüyüşü ve alt ekstremite proksimal kas gruplarında 4/54/5 kuvvet kaybı saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyumu 9.1 mg/dL9.1\ mg/dL, fosfor 1.6 mg/dL1.6\ mg/dL, alkalen fosfataz 310 U/L310\ U/L (N:30120N: 30-120), paratiroid hormon (PTH) 48 pg/mL48\ pg/mL (N:1065N: 10-65), 25-hidroksi vitamin D 35 ng/mL35\ ng/mL (N:>30N: >30) ve 1,25-dihidroksi vitamin D 14 pg/mL14\ pg/mL (N:2070N: 20-70) olarak ölçülüyor. 24 saatlik idrar analizinde glukozüri, aminoasidüri ve proteinüri saptanmazken, tübüler fosfor reabsorbsiyonu %72\%72 (N:>%85N: >\%85) olarak hesaplanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör ilişkili osteomalazi

Cevap

Klinik ve laboratuvar bulguları, izole renal fosfat kaybı ve FGF-23 etkisini düşündüren laboratuvar paterni nedeniyle en olası tanı tümör ilişkili osteomalazidir.
Hastada saptanan normal serum kalsiyumu ve normal PTH düzeyi, primer veya sekonder hiperparatiroidizmi dışlar. 25(OH)D düzeyinin normal olması nutrisyonel osteomalaziyi eler. Hipofosfatemiye rağmen 1,25-dihidroksi vitamin D düzeyinin uygunsuz şekilde düşük olması ve beraberinde izole renal fosfat kaybının (tübüler reabsorbsiyonun düşük olması) bulunması, proksimal tübülde fosfat geri emilimini azaltan ve 1-alfa hidroksilaz enzimini inhibe eden FGF-23 etkisini gösterir. Erişkin yaşta bu tabloya en sık mezenşimal tümörlerden salgılanan FGF-23 (Tümör ilişkili osteomalazi) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yaygın kemik ağrısı, proksimal kas güçsüzlüğü ve yüksek ALP varlığı bir osteomalazi tablosunu düşündürür.
Metabolik kemik hastalıklarında mineralizasyon bozuklukları bu semptomlarla prezente olur.
2
Kalsiyum ve PTH düzeylerini değerlendir
Serum kalsiyumunun (9.1 mg/dL9.1\ mg/dL) ve PTH'ın (48 pg/mL48\ pg/mL) normal olması, primer hiperparatiroidizmi ve sekonder hiperparatiroidizme yol açan ciddi kalsiyum eksikliklerini dışlar.
Ayırıcı tanıda paratiroid aksının durumunu belirlemek esastır.
3
Fosfor metabolizması ve vitamin D alt tiplerini incele
Hipofosfatemiye (1.6 mg/dL1.6\ mg/dL) rağmen 1,25(OH)2D düzeyinin (14 pg/mL14\ pg/mL) düşük olması ve izole renal fosfat kaybı (%72\%72 reabsorbsiyon), FGF-23 fazlalığını gösterir.
Normalde hipofosfatemi 1-alfa hidroksilazı uyararak 1,25(OH)2D'yi artırmalıdır; bunun baskılanması FGF-23 aracılı bir patolojiyi kanıtlar.
4
Etiyolojiyi netleştir
Erişkin yaşta yeni başlayan, Fanconi sendromu bulgusu eşlik etmeyen bu tablo tümör ilişkili osteomalazi (TIO) için karakteristiktir.
TIO, genellikle küçük mezenşimal tümörlerin FGF-23 salgılaması sonucu oluşur.

Anahtar Kavram

FGF-23 aracılı hipofosfatemik osteomalazi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 434Soru

3232 yaşında kadın hasta, dirençli hipertansiyon ve boyunda kitle yakınması ile başvuruyor. Fizik muayenesinde marfanoid vücut yapısı, dudaklarda kalınlaşma ve dilde çok sayıda milimetrik nodüler lezyonlar saptanıyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde plazma normetanefrin düzeyi belirgin yüksek, serum kalsitonin düzeyi 1200pg/mL1200 \, pg/mL (N<10N < 10) ve tiroid sol lobda 2,5cm2,5 \, cm hipoekoik nodül izleniyor. Serum kalsiyum ve PTHPTH düzeyleri normal sınırlardadır. Bu hasta için en olası genetik defekt ve uygulanması gereken cerrahi tedavi önceliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RETRET proto-onkogen mutasyonu - Önce feokromositoma cerrahisi

Cevap

RET proto-onkogen mutasyonu saptanan bu hastada, hayati risk nedeniyle önce feokromositoma cerrahisi uygulanmalıdır.
Vakadaki marfanoid yapı, dudak ve dildeki mukozal nöromlar, yüksek kalsitonin (medüller tiroid karsinomu) ve yüksek normetanefrin (feokromositoma) birlikteliği tipik bir MEN 2B tablosudur. MEN 2B'den sorumlu genetik defekt RET proto-onkogen mutasyonudur. Bu tür çoklu endokrin tümörlerin varlığında, feokromositoma intraoperatif katekolamin fırtınası riski taşıdığı için tedavide ilk sırada yer almalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (marfanoid yapı, mukozal nöromlar, medüller tiroid kanseri şüphesi ve feokromositoma bulguları) değerlendirilmesi.
Hastanın MEN 2B (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B) sendromu olduğu saptandı.
Marfanoid yapı ve dildeki nöromlar MEN 2B için patognomoniktir.
2
MEN 2B sendromu ile ilişkili genetik mutasyonun belirlenmesi.
RETRET proto-onkogen mutasyonu.
MEN 2A ve MEN 2B sendromlarının her ikisinden de RET mutasyonları sorumludur.
3
Eş zamanlı feokromositoma ve medüller tiroid karsinomu (MTK) varlığında cerrahi önceliğin belirlenmesi.
Önce feokromositoma cerrahisi (adrenalektomi).
Feokromositoma kontrol altına alınmadan yapılacak herhangi bir cerrahi girişim ölümcül hipertansif krizlere yol açabilir.

Anahtar Kavram

MEN 2B sendromu klinik bileşenleri (MTK, Feokromositoma, Mukozal Nöromlar, Marfanoid yapı) ve feokromositoma varlığında cerrahi öncelik kuralı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 435Soru

4545 yaşında erkek hasta, son 55 yılda giderek artan kilo alımı, eforla gelen nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın yapılan fizik muayene ve laboratuvar değerlendirmesinde saptanan bulgular aşağıdadır:

ParametreÖlçülen Değer
Boy / Kilo170170 cm / 102102 kg
Bel Çevresi108108 cm
Kan Basıncı145/95145/95 mmHg
Açlık Kan Şekeri112112 mg/dL
Trigliserid190190 mg/dL
HDL Kolesterol3636 mg/dL

Bu hastanın klinik durumu ve yönetim stratejisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada vücut kitle indeksinin (VKI) 35\geq 35 kg/m² olması ve eşlik eden metabolik risk faktörleri (hipertansiyon, dislipidemi) nedeniyle bariatrik cerrahi endikasyonu mevcuttur.

Cevap

Hastada VKI 35\geq 35 kg/m² olması ve eşlik eden hipertansiyon ile metabolik sendrom bileşenleri nedeniyle bariatrik cerrahi endikasyonu bulunmaktadır.
Doğru ifade, hastanın bariatrik cerrahi adayı olduğunu belirten ifadedir. Hastanın VKI değeri 35.335.3 kg/m²'dir ve beraberinde hipertansiyon, hipertrigliseridemi ve bozulmuş açlık glikozu (metabolik sendrom bileşenleri) bulunmaktadır. Güncel kılavuzlar, VKI 35\geq 35 kg/m² olup obeziteye bağlı yandaş hastalığı olan bireylerde cerrahi müdahaleyi bir seçenek olarak sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Vücut Kitle İndeksi (VKI) hesaplanması
VKI = 102/(1.7)235.3102 / (1.7)^2 \approx 35.3 kg/m²
Obezite derecesini ve tedavi endikasyonlarını belirlemek için ilk adımdır.
2
Metabolik Sendrom kriterlerinin (NCEP ATP III) değerlendirilmesi
Bel çevresi (>102> 102 cm), TG (>150> 150 mg/dL), HDL (<40< 40 mg/dL), KB (>130/85> 130/85 mmHg) ve AKŞ (>100> 100 mg/dL) olmak üzere 5 kriterin tamamı mevcuttur.
Hastanın metabolik risk profilini ortaya koymak ve tanı koymak için gereklidir.
3
Tedavi endikasyonlarının belirlenmesi
VKI 35\geq 35 kg/m² + Komorbidite (HT, MetSyn) = Cerrahi endikasyonu.
Kılavuzlara göre cerrahi ve farmakolojik tedavi sınırlarını kontrol etmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Bariatrik cerrahi endikasyonları için VKI ve eşlik eden hastalıkların (komorbidite) varlığı kritik önem taşır.

Daha Fazla Pratik

Bariatrik cerrahi sonrası gelişebilecek vitamin ve mineral eksiklikleri (B12, Demir, Kalsiyum) konusuna çalışılması önerilir.

Alternatif Yöntem

VKI hesaplaması yerine direkt obezite evrelemesi (Klas II Obezite) üzerinden de endikasyon sorgulanabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 436Soru

4646 yaşında bir kadın hasta, genel sağlık kontrolü için polikliniğe başvuruyor. Yapılan değerlendirmesinde fizik muayene ve laboratuvar bulguları şu şekildedir:

- Bel çevresi: 7878 cmcm
- Kan basıncı: 132/86132/86 mmHgmmHg
- Serum trigliserid: 155155 mg/dLmg/dL
- HDL kolesterol: 4444 mg/dLmg/dL
- Açlık plazma glukozu: 9898 mg/dLmg/dL

Güncel NCEP ATP III ve IDF (Uluslararası Diyabet Federasyonu) kriterleri temel alındığında, bu hastanın metabolik sendrom tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasta NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alırken, IDF kriterlerine göre tanı almaz.

Cevap

Hasta, NCEP ATP III kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alırken, zorunlu bel çevresi kriterini karşılamadığı için IDF kriterlerine göre tanı almaz.
NCEP ATP III kriterlerine göre tanı koymak için belirlenen 5 kriterden (Bel çevresi >88>88 cm, TG 150\geq 150, HDL <50<50, KB 130/85\geq 130/85, Glikoz 100\geq 100) herhangi 3 tanesinin olması yeterlidir. Bu hastada kan basıncı, trigliserid ve HDL kriterleri karşılandığı için NCEP ATP III'e göre tanı alır. Ancak IDF kriterlerinde bel çevresinin kadınlarda 80\geq 80 cm olması zorunludur; hastanın bel çevresi 7878 cm olduğu için IDF'ye göre tanı alamaz.

Adım Adım Çözüm

1
NCEP ATP III kriterlerini değerlendir
Kan basıncı (132/86132/86 \geq 130/85130/85), Trigliserid (155155 \geq 150150) ve HDL (4444 << 5050) olmak üzere 33 kriter karşılanmaktadır (Tanı: POZİTİF).
NCEP ATP III tanı için 55 kriterden herhangi 33 tanesinin varlığını yeterli görür.
2
IDF kriterlerini değerlendir
Bel çevresi (7878 << 8080) zorunlu kriteri karşılanmamaktadır (Tanı: NEGATİF).
IDF tanısı için santral obezite (kadınlarda \geq 8080 cmcm) zorunludur ve bunun üzerine en az 22 ek kriter bulunmalıdır.
3
Sonuçları karşılaştır
Hasta sadece NCEP ATP III kriterlerine göre tanı almaktadır.
İki sistem arasındaki temel fark bel çevresinin zorunluluk durumudur.

Anahtar Kavram

Metabolik sendrom tanısında NCEP ATP III ve IDF kriterleri arasındaki en temel fark, IDF'nin bel çevresi genişliğini zorunlu (sine qua non) bir kriter olarak kabul etmesidir.
Soru 437Soru

7272 yaşında kadın hasta, son zamanlarda artan halsizlik ve hafif çarpıntı şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 1010 yıldır osteoporoz tanısı olduğu ve düzenli bisfosfonat kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde nabız 8888/dakika ritmik, tiroid bezi palpe edilemiyor ve diğer sistem muayeneleri doğal saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; TSH: 0.040.04 mIU/L (0.44.00.4 - 4.0), serbest T4: 1.21.2 ng/dL (0.81.90.8 - 1.9), serbest T3: 3.23.2 pg/mL (2.34.22.3 - 4.2) olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşın 6565 üzerinde olması ve eşlik eden osteoporoz nedeniyle tedavi başlanmalıdır.

Cevap

Yaşın 6565 üzerinde olması ve eşlik eden osteoporoz gibi risk faktörlerinin varlığı nedeniyle hastaya tedavi başlanmalıdır.
Laboratuvar bulguları TSH'ın baskılanmış (<0.1< 0.1 mIU/L) ancak periferik hormonların normal olduğunu göstermektedir (subklinik hipertiroidi). Klinik kılavuzlara göre, 6565 yaş ve üzeri hastalarda veya postmenopozal osteoporozu, kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde TSH düzeyi 0.10.1 mIU/L'nin altında ise komplikasyonları önlemek amacıyla tedavi başlanması önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerinin analizi
TSH baskılanmış (0.040.04 mIU/L), serbest T4 ve T3 normal sınırlarda.
Bu tablo 'subklinik hipertiroidi' olarak tanımlanır.
2
Hastanın klinik risk profilinin değerlendirilmesi
Hasta 7272 yaşında (>65>65 yaş) ve bilinen bir osteoporoz öyküsü mevcut.
Subklinik hipertiroidi yönetimi kılavuzları (ATA/ETA), risk gruplarına göre tedavi kararı verilmesini önerir.
3
Tedavi kararının verilmesi
TSH <0.1< 0.1 mIU/L olduğu için yaş ve osteoporoz varlığında tedavi endikedir.
Tedavi edilmeyen subklinik hipertiroidi, yaşlılarda atriyal fibrilasyon ve kemik rezorpsiyonu riskini önemli ölçüde artırır.

Anahtar Kavram

Subklinik hipertiroidi yönetiminde TSH eşik değeri ve hastanın yaşı/komorbiditeleri tedavi kararını belirleyen ana unsurlardır.
Soru 438Soru

17 yaşında fenotipik olarak kadın hasta, hiç adet görmeme (primer amenore) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede meme gelişimi normal (Tanner evre 4), ancak aksiller ve pubik kıllanma izlenmiyor (Tanner evre 1). Jinekolojik muayenede vajina kısa ve kör sonlanıyor. Pelvik ultrasonografide uterus ve overler görüntülenemiyor, inguinal kanalda bilateral kitle saptanıyor. Karyotip analizi 46,XY olarak raporlanıyor. Bu hastanın hormon profili değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi en olası bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: LH: Yüksek, Testosteron: Erkek düzeyinde veya yüksek, Östrojen: Erkek düzeyinden yüksek

Cevap

LH, Testosteron ve Östrojen düzeylerinin yüksek olduğu seçenek (Komplet Androjen Duyarsızlığı Sendromu profili)
Hastadaki tablo Komplet Androjen Duyarsızlığı Sendromu (CAIS)'dur. Karyotip 46,XY olup testisler (inguinal kitle) mevcuttur ve Anti-Müllerian Hormon (AMH) ürettikleri için uterus gelişmemiştir. Androjen reseptörleri tam dirençli olduğundan, aksiller ve pubik kıllanma (androjen etkisi) görülmez. Ancak testislerden salgılanan yüksek Testosteron, periferde östrojene dönüşerek meme gelişimini sağlar. Hipofiz düzeyinde androjen reseptör direnci nedeniyle testosteronun negatif feedback etkisi oluşmaz. Bu nedenle LH düzeyleri yüksektir ve bu da testislerden aşırı Testosteron üretimine yol açar. Sonuç olarak: LH Yüksek, Testosteron Yüksek (Erkek düzeyi) ve Östrojen Yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
46,XY karyotip, dişi fenotip, meme gelişimi var (+), kıllanma yok (-), uterus yok (-), testisler var (+). Bu tablo 'Komplet Androjen Duyarsızlığı Sendromu' (Testiküler Feminizasyon) ile uyumludur.
Tanıyı koymak patofizyolojiyi anlamak için gereklidir.
2
Patofizyolojiye göre hormonal değişimleri belirle
Androjen reseptörleri fonksiyonsuzdur. Testisler normal/yüksek düzeyde Testosteron üretir ancak reseptör direnci nedeniyle hipofiz ve hipotalamusta negatif feedback oluşmaz.
Hormon seviyelerindeki sapmanın nedenini açıklar.
3
Feedback mekanizmasının sonucunu tahmin et
Negatif feedback eksikliği nedeniyle LH yükselir. Yüksek LH, testisleri daha fazla Testosteron üretmeye zorlar (Erkek düzeyi veya üstü). Yüksek Testosteron periferde aromatize olarak Östrojene dönüşür (Meme gelişimi bundan olur).
Doğru seçeneği belirler.

Anahtar Kavram

Komplet Androjen Duyarsızlığı Sendromu'nda (CAIS) reseptör direnci nedeniyle negatif feedback çalışmaz; bu durum yüksek LH ve yüksek Testosteron ile sonuçlanır.

İpuçları

1
Hastanın genotipi erkek (46,XY) ancak fenotipi kadındır. Testislerin varlığına rağmen uterusun olmaması Anti-Müllerian Hormon'un çalıştığını gösterir.
2
Meme gelişimi östrojen etkisiyle olurken, kıllanma androjen etkisiyle olur. Bu hastada östrojen etkisi var, androjen etkisi (kıllanma) hiç yok.
3
Reseptörler androjene duyarsız olduğunda, hipofiz bezindeki negatif feedback mekanizması çalışmaz. Bu durum gonadotropin (LH) düzeylerini nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Primer amenore ayırıcı tanısında meme gelişimi ve uterus varlığının kullanıldığı algoritmayı gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Tanıyı doğrulamak için Androjen Reseptör geni mutasyon analizi istenebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 439Soru

32 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve ciltte koyulaşma şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg ölçülüyor; palmar çizgilerde ve ağız mukozasında hiperpigmentasyon saptanıyor. Yapılan ilk laboratuvar incelemesinde sodyum 130130 mEq/L, potasyum 5.75.7 mEq/L ve açlık kan şekeri 6565 mg/dL olarak bulunuyor.

Bu hastada ön tanıyı desteklemek ve ayırıcı tanı yapmak amacıyla uygulanması gereken en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sabah (08:0008:00) serum kortizol ve plazma ACTH düzeyleri

Cevap

Sabah (08:00) serum kortizol ve plazma ACTH düzeyleri
Klinik olarak adrenal yetmezlik şüphesi olan bir hastada tanıda ilk yapılması gereken test sabah saat 08:0008:00 kortizol düzeyine bakmaktır. Kortizolün sirkadiyen ritmi nedeniyle en yüksek olduğu bu saatte, değerin 33 μg/dL\mu g/dL altında olması adrenal yetmezlik tanısını koydurur. Aynı zamanda plazma ACTH düzeyinin ölçülmesi, yetmezliğin primer (ACTH yüksek) mi yoksa sekonder (ACTH düşük veya normal) mi olduğunu anlamamızı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (hipotansiyon, hiperpigmentasyon, hiponatremi, hiperkalemi) değerlendirilmesi.
Hastada primer adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) şüphesi güçlüdür.
ACTH yüksekliğine bağlı hiperpigmentasyon ve mineralokortikoid eksikliğine bağlı elektrolit bozuklukları primer tutulumu işaret eder.
2
Tarama testi olarak bazal hormon düzeylerinin istenmesi.
Sabah 08:0008:00 kortizol değeri <3<3 μg/dL\mu g/dL ise yetmezlik tanısı konur, >18>18 μg/dL\mu g/dL ise dışlanır.
Adrenal yetmezlik tanısında algoritmanın ilk basamağı bazal sabah kortizolüdür.
3
Primer ve sekonder ayrımı için eş zamanlı ACTH ölçümü.
Düşük kortizol ile birlikte yüksek ACTH saptanması primer adrenal yetmezliği doğrular.
Primer yetmezlikte negatif feedback ortadan kalktığı için ACTH belirgin yükselir.

Anahtar Kavram

Adrenal yetmezlik tanısında ilk basamak sabah 08:0008:00 kortizol ve ACTH ölçümüdür.

İpuçları

1
Primer adrenal yetmezlikte (Addison) hem glukokortikoid hem de mineralokortikoid eksikliği görülür.
2
Hastadaki hiperpigmentasyon, hipofizden aşırı ACTH salgılandığını gösterir.
3
Tanı algoritmalarında her zaman en az invaziv ve bazal testlerle başlanır; sabah saat 08:00 kortizolü bu amaçla kullanılır.

Daha Fazla Pratik

Sekonder adrenal yetmezliği primerden ayıran temel klinik ve laboratuvar farklarını (hiperpigmentasyon ve hiperkalemi yokluğu gibi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 440Soru

Kız kardeşinde tiroid kanseri öyküsü bulunan 3636 yaşında kadın hasta, rutin kontrollerinde saptanan laboratuvar anormallikleri üzerine endokrinoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde tiroid sağ lobda palpasyonla 22 cm'lik sert ve fikse bir nodül saptanıyor. Kan basıncı 165/105165/105 mmHg, nabız 9696/dk olarak ölçülüyor. Laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Değerler
Serum Kalsiyum11.411.4 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.32.3 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Serum Kalsitonin520520 pg/mL<10< 10
İntakt PTHPTH145145 pg/mL156515 - 65

Bu hastada cerrahi tedavi planlanmadan önce, perioperatif mortalite riskini azaltmak amacıyla yapılması gereken en öncelikli işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Plazma serbest metanefrin düzeylerinin ölçülmesi

Cevap

Plazma serbest metanefrin düzeylerinin ölçülmesi
Hastada saptanan medüller tiroid kanseri (yüksek kalsitonin) ve primer hiperparatiroidizm (yüksek kalsiyum ve PTH) birlikteliği, aile öyküsüyle birleştiğinde MEN 2A sendromunu gösterir. Bu hastalarda feokromositoma eşlik etme riski yüksektir ve hastanın fizik muayenesindeki hipertansiyon ile taşikardi bu durumu desteklemektedir. MEN 2A'da feokromositoma ekarte edilmeden yapılacak bir tiroid cerrahisi, katekolamin deşarjına bağlı ölümcül hipertansif krizlere yol açabilir. Bu nedenle cerrahi öncesi en öncelikli basamak plazma serbest metanefrin düzeyi ölçümüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını sentezleyin.
Nodül + Yüksek Kalsitonin = Medüller Tiroid Kanseri (MTC); Yüksek Ca + Düşük P + Yüksek PTH = Primer Hiperparatiroidizm (HPT).
Hastadaki bulgular Çoklu Endokrin Neoplazi Tip 2A (MEN 2A) sendromuna işaret etmektedir.
2
MEN 2A bileşenlerini ve hastanın vital bulgularını değerlendirin.
MEN 2A'da MTC ve HPT'ye Feokromositoma eşlik edebilir. Hastadaki hipertansiyon ve taşikardi bu olasılığı güçlendirir.
MEN 2A hastalarının yaklaşık %50'sinde feokromositoma gelişebilir.
3
Cerrahi öncesi güvenlik protokolünü uygulayın.
Feokromositoma ekarte edilmeden (veya tedavi edilmeden) yapılacak herhangi bir cerrahi girişim, intraoperatif ölümcül hipertansif krize yol açabilir.
Hayati risk nedeniyle feokromositoma taraması, MTC veya HPT cerrahisinden her zaman önce yapılmalıdır.
4
En uygun tarama testini seçin.
Plazma serbest metanefrinleri veya 24 saatlik idrar metanefrinleri yüksek duyarlılığa sahip ilk basamak testleridir.
Feokromositoma tanısında biyokimyasal kanıt, görüntülemeden önce gelmelidir.

Anahtar Kavram

MEN 2A yönetiminde feokromositoma taramasının cerrahi öncesi mutlak önceliği
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 22 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 22 | Examkin