Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 281Soru

4242 yaşında erkek hasta, geçirdiği araç dışı trafik kazası sonrası göğüs travması nedeniyle acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmesinde sağ tarafta minimal pnömotoraks saptanan ve hemodinamisi stabil olan hasta, solunum sıkıntısının artması üzerine entübe edilerek mekanik ventilatöre bağlanıyor. Pozitif basınçlı ventilasyonun 55. dakikasında hastanın klinik durumu ani olarak kötüleşiyor. Hastanın güncel bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Kan Basıncı75/4575/45 mmHg
Nabız135135/dakika (sinüzal taşikardi)
Tepe Hava Yolu Basıncı (Ppeak)2222 cmH2O\text{cmH}_2\text{O}'dan 4848 cmH2O\text{cmH}_2\text{O}'ya yükselme
Fizik MuayeneSağ hemitoraks hiperrezonans, solunum sesleri alınamıyor, boyun venlerinde dolgunluk

Bu hastada gelişen klinik tabloyu açıklayan en olası mekanizma ve yapılması gereken ilk müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tansiyon pnömotoraks - Sağ 2.2. veya 45.4-5. interkostal aralıktan iğne dekompresyonu

Cevap

En olası mekanizma tansiyon pnömotoraks olup, yapılması gereken ilk müdahale sağ hemitoraksa iğne dekompresyonu (torakostomi) uygulanmasıdır.
Pozitif basınçlı ventilasyon (mekanik ventilasyon), plevral boşluktaki havayı hapsederek venöz dönüşü engelleyen bir basınç artışına (tansiyon pnömotoraks) neden olmuştur. Hipotansiyon, boyun ven dolgunluğu ve tepe hava yolu basıncı artışı bu tanıyı doğrular. İlk adım intratorasik basıncı düşürmek için derhal iğne dekompresyonu yapmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hipotansiyon, taşikardi, boyun ven dolgunluğu (obstrüktif şok) ve tek taraflı solunum sesi kaybı saptandı.
Şokun tipini belirlemek ve plevral/kardiyak patolojiyi ayırt etmek için.
2
Ventilatör verilerinin yorumlanması
Tepe hava yolu basıncının (PpeakPpeak) ani yükselişi saptandı.
Hava yolu basıncı artışı, akciğer kompliyansının ani düştüğünü veya plevral boşlukta basınç biriktiğini gösterir.
3
Tansiyon pnömotoraks tanısının konulması
Pozitif basınçlı ventilasyonun basit bir pnömotoraksı tansiyon (gerginlik) tipine çevirdiği anlaşıldı.
Mekanik ventilasyon sırasında akciğerden plevral boşluğa hava kaçağı tek yönlü valf mekanizması gibi çalışarak intratorasik basıncı hızla artırır.
4
Acil müdahale kararı
Radyolojik doğrulama beklenmeden iğne dekompresyonu planlandı.
Tansiyon pnömotoraks klinik bir tanıdır; film çekmek için beklemek kardiyak arrest ile sonuçlanabilir.

Anahtar Kavram

Tansiyon pnömotoraks, özellikle mekanik ventilasyon alan hastalarda hızla obstrüktif şoka yol açan, klinik tanı konulur konulmaz dekompresyon gerektiren acil bir durumdur.

Daha Fazla Pratik

Tansiyon pnömotoraks dekompresyonu sonrası kalıcı tedavi için mutlaka tüp torakostomi takılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

38 yaşında kadın hasta, son 6 aydır özellikle geceleri ortaya çıkan nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde çocukluk çağından beri devam eden atopik dermatit öyküsü mevcuttur. Yapılan fizik muayenede her iki akciğerde ekspiratuar wheezing saptanıyor. Hastaya uygulanan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreÖlçülenBeklenen (%)
FEV1/FVCFEV_1/FVC0660{}66-
FEV1FEV_1222{}2 L%68\%68
FVCFVC333{}3 L%90\%90

İnhale salbutamol sonrası yapılan kontrolde FEV1FEV_1 değeri 272{}7 L (%84\%84) olarak ölçülüyor.

Bu klinik tablo ve SFT bulguları değerlendirildiğinde, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astım

Cevap

Hastanın klinik semptomları ve SFT'de saptanan tam reversibl obstrüktif patern göz önüne alındığında en olası tanı Astım'dır.
Doğru tanı olan astım, tipik olarak değişken hava yolu obstrüksiyonu ile karakterizedir. Soruda verilen hastada FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının düşük olması obstrüksiyonu kanıtlar. Bronkodilatör sonrası FEV1FEV_1 değerinde saptanan 500500 ml ve %227\%22{}7 oranındaki artış, uluslararası kabul görmüş reversibilite kriterlerini ( >200>200 ml ve >%12>\%12 ) fazlasıyla karşılamaktadır. Genç yaş, atopik öykü ve noktürnal semptomlar bu tanıyı klinik olarak destekleyen diğer unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranını değerlendir.
FEV1/FVC=066FEV_1/FVC = 0{}66 (Normal değer genellikle >070075>0{}70-0{}75).
Bu düşük oran, akciğerlerde bir obstrüksiyon (tıkanıklık) olduğunu gösterir.
2
Bronkodilatör (reversibilite) yanıtını hesapla.
Mutlak artış: 2722=052{}7 - 2{}2 = 0{}5 L (500500 ml). Yüzdesel artış: (05/22)×100=%227(0{}5 / 2{}2) \times 100 = \%22{}7.
Reversibilite testi için pozitiflik sınırı FEV1FEV_1 değerinde en az 200200 ml VE %12\%12 artıştır.
3
Klinik bulgularla SFT sonuçlarını birleştir.
Gece gelen öksürük, atopi öyküsü ve tam reversibilite.
Bu kombinasyon GINA rehberlerine göre klasik astım tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Astım tanısında en önemli laboratuvar bulgusu, SFT'de saptanan obstrüksiyonun bronkodilatör sonrası anlamlı düzeyde geri dönüşümlü (reversibl) olmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

2424 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır tekrarlayan nefes darlığı ve hırıltılı solunum şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya dış merkezde astım tanısı konularak yüksek doz inhale kortikosteroid ve uzun etkili beta-2 agonist (ICS/LABAICS/LABA) tedavisi başlanmış, ancak semptomlarında belirgin bir düzelme sağlanamamıştır. Fizik muayenesinde oskültasyonla duyulan hırıltının laringeal bölgede daha belirgin olduğu (stridor benzeri) ve inspiryumda arttığı saptanıyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFTSFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı normal bulunurken, akım-volüm halkasının (flow-volume loop) inspiratuar kolunda belirgin bir düzleşme (truncation) gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vokal kord disfonksiyonu

Cevap

Vokal kord disfonksiyonu (VCD), yüksek doz astım tedavisine yanıt vermeyen hastalarda, fizik muayenede stridor varlığı ve SFT'de izole inspiratuar akım düzleşmesi ile tanınan önemli bir astım taklitçisidir.
Vokal kord disfonksiyonunda, inspiryum sırasında vokal kordların paradoksal olarak kapanması nedeniyle 'değişken ekstratorasik obstrüksiyon' gelişir. Bu durum, SFT'de akım-volüm halkasının sadece inspiratuar kısmında düzleşmeye yol açar. Fizik muayenede tipik olarak laringeal bölgede daha iyi duyulan stridor mevcuttur ve astım tedavisine yanıt alınamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve tedavi yanıtını analiz et.
Yüksek doz ICS/LABAICS/LABA tedavisine rağmen düzelmeyen 'dirençli' semptomlar, gerçek bir obstrüktif hastalıktan ziyade bir taklitçiyi (mimic) düşündürmelidir.
Astım tanısı alan hastaların bir kısmında aslında vokal kord disfonksiyonu gibi fonksiyonel sorunlar mevcuttur.
2
Fizik muayene bulgularını yorumla.
Hırıltının akciğerlerden ziyade laringeal bölgede (üst hava yolu) duyulması ve stridoru andırması, obstrüksiyonun ekstratorasik bölgede olduğunu gösterir.
Vokal kordlar toraks girişinin üzerinde (ekstratorasik) yer alır.
3
SFT akım-volüm halkasını değerlendir.
İnspiratuar koldaki izole düzleşme, 'Değişken Ekstratorasik Obstrüksiyon' paternidir.
Vokal kord disfonksiyonunda inspiryum sırasında kordlar kapanarak akımı sınırlar; ekspiryumda ise intratorasik basınç artışı kordları açtığı için ekspiratuar kol normal kalır.

Anahtar Kavram

Vokal kord disfonksiyonu, inspiratuar stridor ve SFT'de inspiratuar kol düzleşmesi ile karakterize, astımı taklit eden bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

Değişken intratorasik obstrüksiyon (örneğin trakeomalazi) ile sabit obstrüksiyonlar arasındaki akım-volüm halkası farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

7272 yaşında erkek hasta, son iki gündür giderek artan nefes darlığı ve sağ tarafta nefes almakla şiddetlenen batıcı karakterde göğüs ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 9292/dk, kan basıncı 135/85135/85 mmHg, solunum sayısı 2222/dk ve oda havasında SpO2SpO_2 %\% 9393 olarak ölçülüyor. Sağ bacakta sol bacağa göre 33 cm çap artışı ve baldırda palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Öyküsünde geçirilmiş tromboemboli, cerrahi veya immobilizasyon bulunmayan hastanın Wells skoru 33 puan (orta olasılık) olarak hesaplanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde D-dimer düzeyi 640640 ng/mL (referans aralığı: 05000-500 ng/mL) bulunuyor. Bu klinik verilere göre, hastada bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleri tetkike gerek yoktur, pulmoner emboli dışlanmalıdır.

Cevap

Yaşa göre düzeltilmiş D-dimer eşik değerinin kullanılması sonucunda pulmoner emboli tanısı dışlanmalıdır.
Pulmoner emboli şüphesi olan hastalarda tanısal algoritma klinik olasılık değerlendirmesiyle başlar. Wells skoru 33 olan (orta olasılık) bu hastada bir sonraki basamak D-dimer testidir. Güncel kılavuzlara göre, 5050 yaşın üzerindeki hastalarda sabit 500500 ng/mL eşik değeri yerine yaşa göre düzeltilmiş eşik değer (Yaş ×10\times 10 μ\mu g/L) kullanılmalıdır. 7272 yaşındaki bu hasta için eşik değer 720720 ng/mL olup, hastada saptanan 640640 ng/mL düzeyi bu sınırın altındadır. Dolayısıyla test negatif kabul edilerek ileri görüntülemeye gerek kalmadan pulmoner emboli dışlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik olasılık skorlamasını değerlendir.
Wells skoru 33 (orta olasılık/emboli olası değil kategorisi).
D-dimer testi orta veya düşük klinik olasılıklı hastalarda tanı dışlama amacıyla kullanılır.
2
Yaşa göre düzeltilmiş D-dimer eşik değerini hesapla.
Eşik değer = 72×10=72072 \times 10 = 720 ng/mL.
50 yaş üzerindeki hastalarda D-dimer özgüllüğünü artırmak için 'yaş ×10\times 10' formülü uygulanır.
3
Hastanın D-dimer değerini hesaplanan eşik değerle karşılaştır.
640640 ng/mL << 720720 ng/mL (Negatif).
Saptanan değer yaşa göre düzeltilmiş sınırın altında kaldığı için test negatif kabul edilir.
4
Tanısal kararı ver.
Pulmoner emboli dışlanır.
Düşük/orta klinik olasılıklı bir hastada negatif D-dimer ileri tetkik ihtiyacını ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Yaşa Göre Düzeltilmiş D-dimer (Age-Adjusted D-dimer)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 285Soru

4242 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır devam eden halsizlik, 66 kgkg kilo kaybı, akşamları yükselen ateş ve giderek şiddetlenen baş ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde konfüzyon saptanıyor, ense sertliği pozitif ve sağ gözde dışa bakış kısıtlılığı (6.6. kranial sinir felci) mevcut. Akciğer grafisinde her iki üst lobda fibrotik çekintiler ve kalsifiye lenf nodları izleniyor. Yapılan lomber ponksiyon tetkikinde; BOS basıncı artmış, hücre sayısı 320/mm3320/mm^3 (%85\%85 lenfosit), protein 540540 mg/dLmg/dL, glikoz 2424 mg/dLmg/dL (eş zamanlı kan şekeri 110110 mg/dLmg/dL) olarak saptanıyor. BOS yaymasında ARB görülmüyor. Bu hastanın yönetimi ve prognozu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adjuvan kortikosteroid tedavisi, klinik evreden bağımsız olarak mortaliteyi ve nörolojik sekelleri azaltmak amacıyla anti-tüberküloz tedaviye eklenmelidir.

Cevap

Adjuvan kortikosteroid tedavisi, tüberküloz menenjit tanısı alan tüm hastalarda klinik evreden bağımsız olarak mortaliteyi azaltmak için verilmelidir.
Tüberküloz menenjitinde kortikosteroidlerin (özellikle deksametazon) kullanımı, serebral ödemi azaltarak, bazal eksüdasyonu ve vasküliti sınırlayarak hem mortaliteyi hem de kalıcı nörolojik sekel oranlarını anlamlı ölçüde azaltır. Bu fayda tüm klinik evrelerde gösterilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Halsizlik, kilo kaybı ve gece terlemesi gibi konstitüsyonel semptomlar tüberkülozu; baş ağrısı, ense sertliği ve 6. sinir felci santral sinir sistemi tutulumunu işaret eder.
Hastanın klinik tablosu tüberküloz menenjit ile yüksek oranda uyumludur.
2
BOS bulgularının yorumlanması
Artmış protein, belirgin düşük glikoz ve lenfositik pleositoz tüberküloz menenjit için klasiktir.
Tanısal doğruluğu pekiştirmek ve ayırıcı tanıyı (bakteriyel/viral) dışlamak için gereklidir.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Hemen 4'lü anti-tüberküloz tedavi (RIPE) ve adjuvan deksametazon başlanmalıdır.
TBM tıbbi bir acildir ve steroidler mortaliteyi azaltan en önemli adjuvan tedavidir.

Anahtar Kavram

Tüberküloz menenjitte mortaliteyi azaltan en önemli adjuvan müdahale kortikosteroidlerdir.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz menenjitinin klinik evrelemesini (British Medical Research Council evrelemesi) gözden geçirmek, prognoz tahmini açısından faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 286Soru

58 yaşında kadın hasta, 40 paket-yıl40 \text{ paket-yıl} sigara öyküsü mevcuttur. Nefes darlığı şikayetiyle çekilen toraks BT'de sağ akciğer orta lobda 3.5 cm3.5 \text{ cm} çaplı kitle ve sağ diyafram elevasyonu saptanıyor. Yapılan mediastinoskopide sağ alt paratrakeal (İstasyon 4R) ve sol alt paratrakeal (İstasyon 4L) lenf nodlarında metastatik adenokarsinom saptanıyor. Uzak metastazı saptanmayan bu hastanın IASLC 8. TNM evreleme sistemine göre klinik evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIC

Cevap

Hastanın klinik evresi Evre IIIC'dir.
IASLC 8. TNM evreleme sistemine göre, Nervus phrenicus tutulumu (klinik olarak diyafram elevasyonu ile kendini gösterir) T3 kriteridir. Sağ taraf yerleşimli bir kitle için sol mediastinal lenf nodu (İstasyon 4L) tutulumu kontralateral mediastinal nodal tutulumu ifade eder ve N3 olarak evrelenir. T3 N3 M0 kombinasyonu, 8. edisyonda yeni tanımlanan Evre IIIC kategorisine girmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
T faktörünün belirlenmesi
T3
Kitle boyutu 3.5 cm3.5 \text{ cm} (T2a) olsa da, diyafram elevasyonuna neden olan Nervus phrenicus invazyonu tümörü T3 kategorisine yükseltir.
2
N faktörünün belirlenmesi
N3
Sağ akciğer yerleşimli bir tümör için karşı taraf (sol) mediastinal lenf nodu (İstasyon 4L) tutulumu kontralateral mediastinal metastaz yani N3 olarak tanımlanır.
3
TNM evrelerinin birleştirilmesi
T3 N3 M0 = Evre IIIC
IASLC 8. edisyon TNM evreleme tablosuna göre T3 ve N3 birlikteliği Evre IIIC olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Akciğer kanserinde 8. TNM evrelemesinde T3 (phrenic sinir) ve N3 (kontralateral mediastinal) ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 287Soru

5252 yaşında erkek hasta, 33 gündür devam eden yüksek ateş, nefes darlığı ve ilerleyici konfüzyon şikâyetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; ateş 35.6C35.6^\circ C, nabız 118118/dakika, solunum sayısı 3434/dakika, kan basıncı 105/65105/65 mmHg olarak saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde; U¨re:15Üre: 15 mg/dL, WBC:3.100/mm3WBC: 3.100/mm^3, Trombosit: 85.000/mm385.000/mm^3 ve PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 210210 mmHg olarak bulunuyor. Akciğer grafisinde her iki alt lobda ve sağ üst lobda yamalı infiltrasyonlar izleniyor.

Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoğun bakım ünitesine yatırılarak intravenöz kombine antibiyoterapi başlanması

Cevap

Yoğun bakım ünitesine yatırılarak intravenöz kombine antibiyoterapi başlanması doğru yaklaşımdır.
Toplumda gelişen pnömonilerde yatış yeri kararı verilirken CURB-65 skoru tek başına yeterli olmayabilir. ATS/IDSA kriterlerine göre; solunum sayısı 30\geq 30/dk, PaO2/FiO2250PaO_2/FiO_2 \leq 250, multilober infiltrasyon, konfüzyon, lökopeni (WBC<4.000WBC < 4.000), trombositopeni (Plt<100.000Plt < 100.000), hipotermi (çekirdek ısısı <36C< 36^\circ C), uremia (BUN>20BUN > 20 mg/dL) ve sıvı resüsitasyonuna yanıt veren hipotansiyon minör kriterlerdir. Bu hastada 77 adet minör kriter (solunum hızı, oksijenasyon, multilober tutulum, konfüzyon, lökopeni, trombositopeni ve hipotermi) mevcuttur. En az 33 minör kriter varlığı, hastanın yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) izlenmesini gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
CURB-65 skorunu hesapla
C: 1, U: 0, R: 1, B: 0, 65: 0 → Toplam: 2
Konfüzyon (1) ve Solunum sayısı > 30 (1) puan kazandırır; Üre, Kan basıncı ve yaş kriterleri karşılanmamaktadır.
2
ATS/IDSA ağır toplumda gelişen pnömoni (TGP) minör kriterlerini değerlendir
7 minör kriter mevcut
Solunum sayısı ≥ 30/dk, PaO2/FiO2 ≤ 250, Multilober infiltrasyon, Konfüzyon, Lökopeni, Trombositopeni ve Hipotermi kriterlerinin tamamı hastada bulunmaktadır.
3
Yatış endikasyonunu belirle
Yoğun Bakım Ünitesi (YBÜ) yatışı gereklidir
ATS/IDSA kılavuzuna göre 1 majör veya en az 3 minör kriter varlığı ağır TGP tanısı koydurur ve YBÜ yatışı gerektirir.

Anahtar Kavram

Ağır Toplumda Gelişen Pnömoni (TGP) ve Yoğun Bakım Yatış Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Ağır TGP tanısıyla YBÜ'ye yatırılan hastalarda ampirik tedavide 'Antipseudomonal Beta-laktam + Makrolid veya Florokinolon' kombinasyonu düşünülmelidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 288Soru

4242 yaşında bir kadın bankacı, yaklaşık 33 yıldır devam eden ve son aylarda belirginleşen ilerleyici efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hasta boş zamanlarında evinin terasında hobi amaçlı güvercin yetiştirdiğini belirtiyor. Sigara içme öyküsü bulunmayan (00 paket-yıl) hastanın fizik muayenesinde bilateral akciğer orta ve üst zonlarda inspiratuar ince (velcro) raller duyuluyor. Çomak parmak saptanmıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT); akciğer üst ve orta loblarında peribronkovasküler dağılım gösteren buzlu cam (groundglassground-glass) dansiteleri, yaygın sentrilobüler mikronodüller ve ekspiratuar kesitlerde belirgin mozaik perfüzyon/hava hapsi (mosaicmosaic attenuationattenuation) izleniyor. Bazı alanlarda ise traksiyon bronşektazileri ve bal peteği (honeycombinghoneycombing) görünümü eşlik ediyor.

Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik hipersensitivite pnömonisi

Cevap

Kronik hipersensitivite pnömonisi
Hastanın kuş maruziyeti öyküsü, sigara içmemesi ve HRCTHRCT'de izlenen üst-orta lob baskınlığı olan peribronkovasküler dağılım, sentrilobüler mikronodüller ve ekspiratuar kesitlerde saptanan hava hapsi (mosaicmosaic attenuationattenuation) bulguları kronik hipersensitivite pnömonisi tanısını destekler. Mozaik atenüasyon, küçük havayolu tutulumunu gösteren önemli bir ayırıcı tanı kriteridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve maruziyet analizi
Güvercin besleme öyküsü (kuş besleyici akciğeri) saptandı.
İnterstisyel akciğer hastalıklarında çevresel ve hobisel maruziyetler tanıda anahtar rol oynar.
2
Radyolojik dağılımın incelenmesi
Lezyonların üst ve orta loblarda peribronkovasküler yerleşimli olduğu görüldü.
İdiyopatik pulmoner fibrozis (IPFIPF) gibi hastalıklar bazal baskınlık gösterirken, hipersensitivite pnömonisi sıklıkla üst ve orta zonları tutar.
3
Spesifik tomografik bulguların değerlendirilmesi
Buzlu cam, sentrilobüler mikronodül ve mozaik atenüasyon (hava hapsi) birlikteliği saptandı.
Bu üçlü bulgu (buzlu cam, normal akciğer ve hava hapsi alanlarının bir arada olması), kronik hipersensitivite pnömonisi için oldukça karakteristik olan 'peynir tabağı' (headcheeseheadcheese) görünümüne işaret eder.
4
Fibrotik bulguların yorumlanması
Bal peteği görünümü olsa dahi diğer bulgularla birleştirildiğinde kronik evre saptandı.
Hipersensitivite pnömonisinin kronik evresinde fibrozis ve bal peteği gelişebilir, bu durum IPFIPF ile karışabilir ancak dağılım ve hava hapsi ayırıcı tanıyı sağlar.

Anahtar Kavram

Hipersensitivite Pnömonisi ve IPF Ayırıcı Tanısı
Soru 289Soru

5858 yaşında erkek hasta, 40 paket-yıl40 \text{ paket-yıl} sigara öyküsü ile başvuruyor. Son 22 ay içerisinde sağ bacağında ve sol kolunda; ağrılı, hiperemik ve kordon şeklinde hissedilen, bir süre sonra kendiliğinden gerileyen gezici vasküler lezyonlar tarifliyor. Fizik muayenesinde sol alt ekstremitede gode bırakan ödem saptanıyor. Çekilen toraks BT’de sol akciğer alt lobda 3.5 cm3.5 \text{ cm} çapında kitle ve sol akciğer üst lobda 1.2 cm1.2 \text{ cm} çapında ayrı bir solid nodül izleniyor. Yapılan EBUS (Endobronşiyal Ultrasonografi) incelemesinde subkarinal lenf nodundan alınan biyopsi metastatik adenokarsinom ile uyumlu geliyor. Uzak metastaz saptanmayan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eş zamanlı kemoradyoterapi ve ardından progresyon izlenmezse durvalumab konsolidasyonu

Cevap

Eş zamanlı kemoradyoterapi ve ardından progresyon izlenmezse durvalumab konsolidasyonu
Hastanın klinik bulguları (Trousseau sendromu) adenokarsinomu desteklemektedir. Evreleme açısından, aynı tarafın farklı bir lobunda (sol alt lobda kitle, sol üst lobda nodül) uydu nodül bulunması T4T4 kriteridir. Subkarinal lenf nodu (İstasyon 7) tutulumu ise N2N2 evresini ifade eder. TNM 8. baskıya göre T4N2M0T4N2M0 vakaları Evre IIIB olarak sınıflandırılır. Evre IIIB KHDAK'de cerrahinin sağkalım avantajı gösterilememiştir ve standart tedavi yaklaşımı eş zamanlı kemoradyoterapidir. PACIFIC çalışması verilerine göre, CRT sonrası progresyon saptanmayan hastalarda durvalumab (anti-PD-L1) konsolidasyonu sağkalımı anlamlı düzeyde artırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paraneoplastik sendromu tanımla
Gezici vasküler lezyonlar (Migratuar yüzeyel tromboflebit) Trousseau sendromu olarak bilinir ve en sık adenokarsinomlarla ilişkilidir.
Klinik tabloyu ve olası histolojik tipi belirlemek için.
2
TNM 8. baskıya göre T evresini belirle
Aynı taraf farklı lobda (ipsilateral farklı lob) nodül varlığı T4T4 kriteridir.
TNM evrelemesi operabilite kararını doğrudan etkiler.
3
Nodal (N) evreyi belirle
Subkarinal lenf nodu (İstasyon 7) tutulumu N2N2 (ipsilateral mediastinal) olarak kabul edilir.
Lenf nodu istasyonları evreleme için kritiktir.
4
Evreyi ve tedavi planını belirle
T4N2M0T4N2M0 kombinasyonu Evre IIIB’dir. Evre IIIB KHDAK vakalarında cerrahi endikasyonu yoktur; küratif amaçlı eş zamanlı kemoradyoterapi (CRT) önerilir.
Evre IIIB ve IIIC hastalıkta standart tedavi protokolünü uygulamak için.

Anahtar Kavram

T4N2 (Evre IIIB) küçük hücreli dışı akciğer kanserinde cerrahi inoperabilite ve kemoradyoterapi endikasyonu.

Daha Fazla Pratik

Akciğer kanserinde TNM 8. baskı ile değişen TT kriterlerini (5 cm5 \text{ cm} ve 7 cm7 \text{ cm} sınırları) ve küçük hücreli karsinomun cerrahi yapılabilecek tek istisnası olan 'T1-2 N0' durumunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 290Soru

5858 yaşında erkek hasta, sol böbrek taşı nedeniyle yapılan perkütan nefrolitotomi (PCNL) operasyonundan 2424 saat sonra ani gelişen nefes darlığı ve sol yan ağrısı ile değerlendiriliyor. Fizik muayenede sol akciğer bazalinde solunum sesleri azalmış ve perküsyonla matite saptanıyor. Hastaya yapılan torasentez sonucunda elde edilen plevral sıvı bulguları aşağıdadır:

ParametrePlevral Sıvı DeğeriSerum Değeri
Protein2.42.4 g/dL6.26.2 g/dL
LDH145145 U/L310310 U/L (Üst sınır: 250250)
pH7.157.157.427.42
Glukoz7070 mg/dL110110 mg/dL

Bu klinik tablo ve laboratuvar verilerine göre, tanıyı kesinleştirmek için plevral sıvıda bakılması gereken en spesifik parametre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kreatinin

Cevap

Plevral sıvıda kreatinin bakılması ve plevra sıvısı/serum kreatinin oranının hesaplanması en spesifik tanı yöntemidir.
Verilen laboratuvar bulgularına göre sıvı, Light kriterlerini karşılamadığı için transüda karakterindedir. Ancak plevral sıvı pH değerinin 7.157.15 olması (normalde transüdalarda >7.40>7.40 beklenir) oldukça spesifik bir bulgudur. Perkütan nefrolitotomi gibi ürolojik girişimlerden sonra görülen, transüda niteliğinde ve düşük pH'lı sıvıların en olası nedeni ürinotorakstır. Ürinotoraks tanısı, plevra sıvısı kreatinin düzeyinin serum kreatinin düzeyinden yüksek olması (oran >1.0>1.0) ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Light Kriterlerini Uygula
Sıvı/serum protein oranı 0.38(<0.5)0.38 (<0.5), sıvı/serum LDH oranı 0.46(<0.6)0.46 (<0.6) ve sıvı LDH düzeyi 145(<2/3145 (<2/3 üst sınır) olarak saptandı.
Sıvının transüda mı yoksa eksüda mı olduğunu belirlemek ilk tanısal adımdır.
2
Anormal Bulguyu Belirle (pH Analizi)
Plevral sıvı pH değeri 7.157.15 olarak ölçüldü.
Transüdalarda pH genellikle 7.407.507.40-7.50 arasındadır; düşük pH (<7.30<7.30) transüda varlığında ayırıcı tanı daralır.
3
Klinik İlişki Kur
Hastanın geçirdiği perkütan nefrolitotomi (PCNL) öyküsü ile düşük pH'lı transüda birleştiğinde ürinotoraks (idrarın plevral boşluğa kaçması) ön plana çıkar.
Ürinotoraks, düşük pH ile seyreden tek transüda nedenidir.
4
Tanısal Testi Seç
Plevral sıvı kreatinin düzeyi ölçülür.
Sıvı/serum kreatinin oranının >1.0>1.0 olması ürinotoraks için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Ürinotoraks, düşük pH (<7.30<7.30) ile seyreden nadir bir transüda nedenidir ve tanısında plevral sıvı kreatinin düzeyi kullanılır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 291Soru

5454 yaşında kadın hasta, üç gündür devam eden ateş, öksürük ve sarı renkli balgam çıkarma şikâyetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde romatoid artrit tanısı olduğu ve günlük 10mg10 mg prednizolon kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde; ateş 38,5C38,5^\circ C, nabız 98/dk98/dk, solunum sayısı 26/dk26/dk, kan basıncı 105/70mmHg105/70 mmHg ölçülüyor. Dinlemekle sağ alt zonlarda raller duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde; üre 22mg/dL22 mg/dL, lökosit 13.500/μL13.500/\mu L saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda konsolidasyon izleniyor. Bu hasta için en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Servise yatırılarak tedavi; parenteral seftriaksan + klaritromisin

Cevap

Servise yatırılarak tedavi; parenteral seftriaksan + klaritromisin
Doğru yaklaşım hastanın servise yatırılarak tedavi edilmesidir; çünkü hastanın CURB-65 skoru 11 olmasına rağmen (üre yüksekliği), steroid kullanımı gibi önemli bir risk faktörü bulunmaktadır. Bu durum hastayı Grup 2 pnömoni kategorisine sokar ve parenteral beta-laktam + makrolid kombinasyonu uygun bir tedavi seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
CURB-65 skorunun hesaplanması
Konfüzyon: Yok (0), Üre: 22mg/dL>1922 mg/dL > 19 (1), Solunum Sayısı: 26/dk<3026/dk < 30 (0), Kan Basıncı: 105/70mmHg>90/60105/70 mmHg > 90/60 (0), Yaş: 54<6554 < 65 (0). Toplam Skor: 1.
Toplumda gelişen pnömonilerde ağırlık sınıflaması ve yatış kararı için standart skorlama sistemidir.
2
Eşlik eden hastalıkların ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Hastada romatoid artrit mevcuttur ve immünsupresif bir ajan olan prednizolon kullanılmaktadır.
Düşük skorlu hastalarda ek hastalık veya risk faktörü varlığı yatış kararını (Grup 2) etkiler.
3
Türk Toraks Derneği (TTD) rehberine göre grubun ve tedavi yerinin belirlenmesi
CURB-65 skoru 0-1 olup eşlik eden hastalığı olan veya CURB-65 skoru 2 olan hastalar Grup 2 olarak sınıflandırılır ve servise yatırılır.
Uygun bakım ve komplikasyon takibi için servise yatış gereklidir.
4
Antibiyotik seçiminin yapılması
Grup 2 (servis) tedavisi için seçenekler: Aminopenisilin + Beta-laktamaz inhibitörü veya 3. kuşak sefalosporin ile bir makrolid kombinasyonu veya solunumsal kinolon monoterapisidir.
Tipik ve atipik etkenleri kapsayacak spektrum hedeflenir.

Anahtar Kavram

CURB-65 skorlaması ve eşlik eden hastalık durumunda pnömoni yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 292Soru

5858 yaşında kadın hasta, son 33 yıldır devam eden öksürük, balgam ve son 66 aydır eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan hastanın, geçen yıl içinde nefes darlığında artış nedeniyle iki kez hastaneye yatırılarak tedavi edildiği öğreniliyor. Yapılan fizik muayenede ekspiryumun uzadığı ve her iki akciğer bazallerinde ronküsler duyuluyor. Hastanın solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıdadır:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen Değerin Yüzdesi
FEV11.351.35 L%45\%45
FVC2.702.70 L%75\%75
FEV1/FVC%50\%50-

Bu hastanın GOLD (Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease) sınıflamasına göre yer aldığı risk grubu ve önerilen başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup E; Uzun etkili beta-2 agonist (LABA) + Uzun etkili muskarinik antagonist (LAMA) kombinasyonu

Cevap

Grup E; Uzun etkili beta-2 agonist (LABA) + Uzun etkili muskarinik antagonist (LAMA) kombinasyonu
Hastanın SFT bulguları (FEV1/FVC < %70\%70) KOAH ile uyumludur. GOLD 2024 rehberine göre, hastanın son bir yıl içinde hastaneye yatış gerektiren alevlenmeler yaşamış olması onu 'Grup E' kategorisine sokar. Grup E'deki hastalar için başlangıç tedavisinde semptomları ve gelecekteki alevlenme riskini en iyi azaltan seçenek LABA ve LAMA kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
SFT sonuçlarını değerlendir.
Post-bronkodilatör FEV1/FVC oranının %70\%70'in altında (%50\%50) olması obstrüktif hava yolu hastalığını (KOAH) doğrular.
KOAH tanısı için kalıcı hava akımı kısıtlılığının gösterilmesi gerekir.
2
Alevlenme riskini ve GOLD grubunu belirle.
Hastanın son bir yılda iki kez hastaneye yatış gerektiren alevlenme geçirmesi, semptom yükünden (CAT veya mMRC) bağımsız olarak hastayı Grup E (Exacerbation) kategorisine yerleştirir.
Güncel GOLD (ABE) sınıflamasında, yılda 2\geq 2 orta dereceli alevlenme veya 1\geq 1 hastaneye yatış gerektiren alevlenme öyküsü Grup E tanımıdır.
3
Başlangıç tedavisini seç.
Grup E hastaları için önerilen standart başlangıç tedavisi LABA+LAMA kombinasyonudur.
Kombinasyon tedavi, monoterapiye göre alevlenme riskini azaltmada ve semptom kontrolünde daha etkilidir.

Anahtar Kavram

GOLD ABE Sınıflaması ve Başlangıç Tedavi Prensipleri

Daha Fazla Pratik

KOAH'ta inhale kortikosteroid (ICS) ekleme endikasyonlarını (eozinofil düzeyi ve alevlenme sıklığı) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 293Soru

2828 yaşında erkek hasta, bir gölde boğulma tehlikesi geçirdikten 2424 saat sonra başlayan ve giderek artan nefes darlığı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede takipneik (3232/dakika) ve her iki akciğer alanında yaygın ince ralleri saptanıyor. Akciğer grafisinde kardiyomegalinin eşlik etmediği, bilateral yaygın alveolar infiltratlar izleniyor. Hasta yoğun bakım ünitesinde invaziv mekanik ventilasyona bağlanıyor. Ventilatör ayarları FiO2:%60FiO_2: \%60 ve PEEP:5PEEP: 5 cmH2OcmH_2O iken alınan arter kan gazı analizinde PaO2:54PaO_2: 54 mmHgmmHg olarak ölçülüyor. Berlin kriterlerine göre bu tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağır ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2 / FiO_2 (P/F) oranı 100100 mmHgmmHg ve altında olan durumlar 'Ağır ARDS' olarak tanımlanır.
Berlin kriterlerine göre ARDS tanısı için akut başlangıç (1 hafta içinde), radyolojide bilateral infiltratlar ve hidrostatik nedenlerin dışlanması gerekir. Şiddet sınıflaması ise en az 55 cmH2OcmH_2O PEEPPEEP altında bakılan P/FP/F oranına göredir. Bu hastada P/FP/F oranı 54/0,60=9054 / 0,60 = 90 olarak hesaplanmıştır. P/FP/F değerinin 100100 mmHgmmHg ve altında olması 'Ağır ARDS' tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
PaO2/FiO2PaO_2 / FiO_2 (P/F) oranını hesaplayın.
54/0,60=9054 / 0,60 = 90
ARDS şiddetini belirlemek için en önemli kriter parsiyel oksijen basıncının inspire edilen oksijen fraksiyonuna oranıdır.
2
Berlin kriterleri sınıflamasını uygulayın.
9010090 \leq 100 olduğu için Ağır ARDS.
Hafif (200-300), Orta (100-200) ve Ağır (≤100) olarak üç kategori mevcuttur.

Anahtar Kavram

ARDS Tanısında Berlin Kriterleri ve Oksijenasyon Seviyeleri

Daha Fazla Pratik

ARDS yönetiminde düşük tidal volüm ventilasyonu ve pron pozisyonunun mortalite üzerindeki etkilerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 294Soru

2828 yaşında erkek hasta, özellikle polen mevsiminde belirginleşen nefes darlığı, öksürük ve göğüste sıkışma hissi ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede ekspiryumun uzamış olduğu ve oskültasyonda bilateral yaygın ronküstler saptanıyor. Hastaya uygulanan spirometrik inceleme sonuçları aşağıdadır:

- FVC: Beklenenin %92\%92'si
- FEV1: Beklenenin %64\%64
- FEV1/FVC: %62\%62
- Bronkodilatör sonrası FEV1 artışı: %14\%14 (320 ml320\text{ ml})

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada saptanan solunum fonksiyon bozukluğu paterni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reversible obstrüktif bozukluk

Cevap

Hastanın klinik tablosu ve spirometrik verileri, obstrüksiyonun geri dönüşümlü olduğu 'Reversible obstrüktif bozukluk' tanısını desteklemektedir.
Spirometride FEV1/FVC oranının %70\%70'in altında olması (burada %62\%62) obstrüktif akciğer bozukluğunun kesin göstergesidir. Bronkodilatör uygulamasından sonra FEV1 değerinde meydana gelen %14\%14'lük ve 320 ml320\text{ ml}'lik artış, uluslararası kılavuzlara göre (en az %12\%12 ve 200 ml200\text{ ml} artış) pozitif reversibilite kriterlerini karşılar. Bu bulgular, hastanın klinik öyküsüyle birleştiğinde reversible obstrüktif bir tabloyu tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVC oranını değerlendir.
%62\%62 (Kritik eşik %70\%70'in altında).
Bu düşük oran, hava yolu tıkanıklığını (obstrüksiyon) gösteren temel spirometrik bulgudur.
2
FVC değerini kontrol et.
Beklenenin %92\%92'si (Normal sınırlar içindedir).
FVC'nin korunmuş olması, saf bir restriktif bozukluk olasılığını dışlar.
3
Bronkodilatör yanıtını analiz et.
%14\%14 ve 320 ml320\text{ ml} artış.
FEV1'de başlangıca göre en az %12\%12 VE 200 ml200\text{ ml} artış olması 'pozitif reversibilite' olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Spirometride obstrüktif patern tanımı FEV1/FVC < %70\%70 olmasıdır; bu tablonun bronkodilatör ile anlamlı düzelmesi astım lehine bir bulgudur.

Alternatif Yöntem

Öncelikle hastanın klinik öyküsündeki 'polen mevsimi' ve 'ronküs' ipuçlarından astım düşünülüp, spirometride reversibilite kriterlerinin aranması çözüm süresini kısaltır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 295Soru

4545 yaşında erkek hasta, geçirdiği majör abdominal cerrahi sonrası postoperatif 22. günde gelişen ani nefes darlığı ve takipne nedeniyle yoğun bakım ünitesine alınıyor. Hastanın fizik muayenesinde bilateral dinlemekle yaygın raller duyuluyor. Hasta mekanik ventilatörde FiO2:%50FiO_2: \%50 ve PEEP:5 cmH2OPEEP: 5\text{ cmH}_2O desteği altında izlenirken yapılan arter kan gazı analizinde şu sonuçlar saptanıyor:

ParametreDeğer
PaO2PaO_270 mmHg70\text{ mmHg}
PaCO2PaCO_232 mmHg32\text{ mmHg}
pHpH7.467.46

Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında yeni gelişen yaygın bilateral infiltrasyonlar izlenirken, yapılan ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %60\%60 olarak ölçülüyor ve hidrostatik pulmoner ödemi destekleyecek bulgu saptanmıyor. Bu klinik tabloya göre, Berlin kriterleri dikkate alındığında hastanın durumu aşağıdakilerden hangisi ile en doğru şekilde tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta derece ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2 oranı 100-200 mmHg arasında olan ve PEEP düzeyi en az 5 cmH2O olan durumlar orta derece ARDS olarak tanımlanır.
Vakada hastanın PaO2PaO_2 değeri 70 mmHg70\text{ mmHg}, FiO2FiO_2 değeri ise %50\%50 (0.50.5) olarak verilmiştir. Bu durumda PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 70/0.5=14070 / 0.5 = 140 olarak hesaplanır. Berlin kriterlerine göre PEEP5 cmH2OPEEP \geq 5\text{ cmH}_2O desteği altındaki bir hastada bu oranın 100100 ile 200200 arasında olması 'orta derece ARDS' tanısını koydurur. Ayrıca hastanın semptomlarının akut gelişmesi, radyolojide bilateral infiltratların olması ve ekokardiyografi ile kardiyojenik ödemin dışlanması ARDS tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranını hesapla.
70/0.5=14070 / 0.5 = 140.
ARDS şiddetini belirlemek için en önemli parametre arteriyel oksijen parsiyel basıncının inspire edilen oksijen fraksiyonuna oranıdır.
2
Berlin kriterlerini (zamanlama, radyoloji, ödemin kökeni) değerlendir.
Postoperatif 22. gün (akut), bilateral infiltrasyonlar mevcut ve kardiyak neden dışlanmış.
ARDS tanısı koymak için semptomların 11 hafta içinde başlaması, radyolojik olarak bilateral infiltratların olması ve pulmoner ödemin tamamen kardiyak nedenlerle açıklanamaması gerekir.
3
Hesaplanan oranı Berlin sınıflamasına göre eşleştir.
100<140200100 < 140 \leq 200 olduğu için orta derece ARDS.
Berlin kriterlerine göre hafif (200300200-300), orta (100200100-200) ve ağır (100\leq 100) olarak üç kategori mevcuttur.

Anahtar Kavram

Berlin ARDS Tanı Kriterleri ve Şiddet Sınıflaması

Daha Fazla Pratik

ARDS'de mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış olan düşük tidal volüm (6 mL/kg6\text{ mL/kg}) ventilasyon stratejisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

4545 yaşında erkek hasta; 22 aydır devam eden öksürük, gece terlemesi ve 55 kgkg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan balgam incelemesinde asidorezistan basiller (ARBARB) saptanması üzerine hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol tedavisi başlanıyor. Tedavinin 4.4. haftasında sağ ayak birinci metatarsofalangeal ekleminde ani gelişen şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık ile başvuran hastanın serum ürik asit düzeyi 10.810.8 mg/dLmg/dL ölçülüyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan antitüberküloz ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pirazinamid

Cevap

Klinik tabloda tarif edilen hiperürisemi ve buna bağlı gelişen akut gut artriti tablosundan sorumlu olan ilaç pirazinamiddir.
Pirazinamid kullanımı sırasında hiperürisemi görülmesi oldukça yaygın bir durumdur. İlaç, böbreklerden ürik asit atılımını azaltarak serum düzeylerini yükseltir ve duyarlı kişilerde akut gut artriti atağını (bu vakada sağ ayak başparmağındaki podagra) tetikleyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve laboratuvar bulgularının analizi
Hastada konstitüsyonel semptomlar ve ARBARB (+) akciğer tüberkülozu tedavisi sırasında hiperürisemi ve podagra (gut artriti) geliştiği saptandı.
Yan etki profilini belirlemek için hangi metabolik değişikliğin hangi patolojiye yol açtığını anlamak gerekir.
2
Antitüberküloz ilaçların yan etki profilleriyle eşleştirilmesi
Pirazinamidin renal ürik asit klerensini azalttığı bilgisiyle klinik tablo eşleşmektedir.
Birinci basamak tüberküloz ilaçlarının her birinin kendine özgü ve sınavda sık sorulan karakteristik yan etkileri mevcuttur.

Anahtar Kavram

Pirazinamid, renal tübüler ürik asit sekresyonunu inhibe ederek hiperürisemiye ve klinik olarak gut artriti ataklarına neden olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 297Soru

Geçmişte akciğer tüberkülozu nedeniyle tedavi görmüş 58 yaşındaki erkek hasta, artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede trakeanın sola deviye olduğu, sol hemitoraksta solunum seslerinin azaldığı ve matite alındığı saptanıyor. Akciğer grafisinde sol akciğerin tamamen büzüştüğü ve mediyastinal yapıların sola yer değiştirdiği (destroyed lung) izleniyor. Bu hastanın solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçlarında aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FEV1/FVC oranının normal veya artmış olması

Cevap

FEV1/FVC oranının normal veya artmış olması
Hastanın klinik tablosu (trakeal deviasyon, matite, grafide büzüşme) tüberküloz sekeline bağlı 'Destroyed Lung' sendromu ile uyumludur. Bu durum, akciğer parankiminin harabiyeti ve fibrozisi ile karakterize tipik bir Restriktif Akciğer Hastalığı örneğidir. Restriktif hastalıklarda total akciğer kapasitesi (TLC) ve vital kapasite (FVC) azalır. Hava yollarında obstrüksiyon olmadığı (veya parankimdeki elastik geri çekilme arttığı) için FEV1FEV_1 değeri FVC'ye kıyasla daha az düşer. Sonuç olarak **FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı normal kalır veya artar** (>%70-80).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hastada eski tüberküloza bağlı 'destroyed lung' (harap akciğer) ve fibrothorax tablosu mevcuttur. Bu durum akciğer hacminde kayıp ve fibrozis ile karakterizedir.
Trakeal deviasyon ve büzüşme, hacim kaybını (restriksiyonu) işaret eder.
2
Patolojinin SFT üzerindeki etkisini belirle
Akciğer parankim kaybı ve fibrozis, akciğerlerin genişlemesini engeller. Bu durum 'Restriktif Patern' oluşturur.
Restriktif hastalıklarda hem FEV1 hem de FVC azalır, ancak FVC'deki azalma daha belirgin veya orantılı olduğu için oran korunur.
3
SFT parametrelerini restriktif paterne göre yorumla
Restriktif paternde FVC azalır, ancak hava yolu obstrüksiyonu olmadığı için FEV1/FVC oranı normal kalır veya artar.
Obstrüktif paternin aksine, restriksiyonda hava akım hızı (oran) korunur.

Anahtar Kavram

Tüberküloz Sekeli ve Restriktif Akciğer Hastalığı

İpuçları

1
Hastanın fizik muayene ve radyolojik bulguları (büzüşme, deviasyon) akciğer hacminde bir kayıp olduğunu gösteriyor.
2
Hacim kaybı 'Restriktif' bir patolojidir. Restriktif hastalıklarda hava yolu direncinden ziyade akciğerin genişleyebilmesi sorundur.
3
Obstrüktif hastalıklarda (KOAH) oran düşerken, restriktif hastalıklarda (Fibrozis) oran korunur veya artar.

Daha Fazla Pratik

Tüberkülozun diğer bir geç komplikasyonu olan aspergillom (miçetom) ve hemoptizi ilişkisini çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 298Soru

38 yaşında erkek hasta, yaklaşık 7 aydır devam eden ve giderek artan efor dispnesi ile kuru öksürük şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 20 paket/yıl sigara kullanım öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazallerinde inspiratuar raller duyuluyor. Çekilen Yüksek Çözünürlüklü Bilgisayarlı Tomografisinde (HRCT) her iki akciğerde yaygın buzlu cam alanları üzerinde interlobüler septal kalınlaşmaların oluşturduğu 'kaldırım taşı' (crazy-paving) görünümü izleniyor. Yapılan bronkoalveoler lavaj (BAL) işlemi sonucunda elde edilen sıvı opak, süt görünümünde olup PAS (+) boyanan amorf materyal içeriyor.

Bu hastadaki klinik tablonun en olası etyopatogenezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülosit-makrofaj koloni uyarıcı faktöre (GM-CSF) karşı gelişen IgG antikorları

Cevap

Granülosit-makrofaj koloni uyarıcı faktöre (GM-CSF) karşı gelişen IgG antikorları
Soruda tarif edilen vaka klasik bir Pulmoner Alveoler Proteinozis (PAP) tablosudur. PAP, alveollerde sürfaktan fosfolipidleri ve proteinlerinin birikimi ile karakterizedir. Radyolojide buzlu cam alanları üzerine eklenen interlobüler septal kalınlaşmaların oluşturduğu 'kaldırım taşı' (crazy-paving) manzarası tipiktir. Tanısal olarak en değerli bulgu, bronkoalveoler lavajın (BAL) süt görünümünde olması ve PAS pozitif boyanan materyal içermesidir. Erişkinlerde görülen PAP olgularının %90'ından fazlası otoimmün kaynaklıdır ve temel patogenez, alveoler makrofajların matürasyonunu ve sürfaktan temizleme fonksiyonunu düzenleyen GM-CSF'ye karşı gelişen nötralizan IgG antikorlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve Radyolojik Bulguları Analiz Et
38 yaş erkek, sigara içicisi. HRCT'de 'kaldırım taşı' (crazy-paving) manzarası var.
Kaldırım taşı görünümü, Pulmoner Alveoler Proteinozis (PAP) için oldukça karakteristiktir, ancak spesifik değildir (enfeksiyon, kanama vb. de yapabilir).
2
Spesifik Tanısal Bulguyu Değerlendir (BAL)
BAL sıvısı opak, süt görünümünde ve PAS (+) amorf materyal içeriyor.
Bu bulgu PAP için tanı koydurucudur. Alveollerde biriken sürfaktan (lipoprotein) bu görünümü verir.
3
Etyopatogenezi Belirle
Erişkinlerde PAP'ın en sık nedeni (%90) edinilmiş otoimmün formdur.
Bu formda alveol makrofajlarının fonksiyonunu ve sürfaktan temizliğini sağlayan GM-CSF'ye karşı nötralizan IgG antikorları gelişir.

Anahtar Kavram

Pulmoner Alveoler Proteinozis (PAP) tanısında 'kaldırım taşı' manzarası ve süt görünümlü PAS(+) BAL sıvısı anahtar bulgulardır; en sık neden GM-CSF antikorlarıdır.

İpuçları

1
Hastanın radyolojik bulgusu olan 'kaldırım taşı' (crazy-paving) manzarası ve özellikle BAL sıvısının 'süt görünümünde' olması belirli bir hastalığa özgüdür.
2
Alveollerde biriken madde sürfaktandır (lipoprotein). Sürfaktanı temizlemekle görevli hücreler makrofajlardır.
3
Makrofajların sürfaktanı temizleyebilmesi için GM-CSF sitokinine ihtiyacı vardır. Bu hastalıkta bu sitokine karşı bir blokaj söz konusudur.

Daha Fazla Pratik

PAP tedavisinde uygulanan tüm akciğer lavajı prosedürünün endikasyonlarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 299Soru

4242 yaşında kadın hasta; son 66 aydır giderek artan nefes darlığı, nefes almakla belirginleşen batıcı yan ağrısı ve ara sıra olan hemoptizi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; parmaklarda cilt sertleşmesi (sklerodaktili), Raynaud fenomeni ve yüzde telanjiektaziler saptanıyor. Akciğer oskültasyonu normal olup, kardiyak odakta P2P_2 sertliği ve triküspit odakta sistolik üfürüm duyuluyor. Yapılan tetkiklerde; BT pulmoner anjiyografide akut pulmoner emboli dışlanırken, ekokardiyografide sağ ventrikülün geniş olduğu ve sistolik pulmoner arter basıncının 6565 mmHg olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, hastadaki pulmoner hipertansiyonun Dünya Sağlık Örgütü (WHO) klinik sınıflandırma grubu ve bu grup için en uygun hedefe yönelik tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grup 1 (Pulmoner arteriyel hipertansiyon); Endotelin reseptör antagonisti (örn. Bosentan)

Cevap

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Grup 1 (Pulmoner arteriyel hipertansiyon) ve Endotelin reseptör antagonisti tedavisi
Sistemik skleroz gibi bağ dokusu hastalıkları WHO sınıflamasında Grup 1 Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH) grubuna girer. Bu grup hastalar için önerilen hedefe yönelik tedaviler arasında endotelin reseptör antagonistleri (Bosentan, Macitentan) ve PDE-5 inhibitörleri (Sildenafil) yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Sistemik skleroz bulguları (sklerodaktili, Raynaud) ile pulmoner hipertansiyon bulguları (P2P_2 sertliği, yüksek PAB) birlikteliği saptandı.
Altta yatan sistemik hastalığın belirlenmesi, PH sınıflaması için temel adımdır.
2
Ayırıcı tanı ve WHO sınıflandırması
Bağ dokusu hastalıkları (örn. Sistemik skleroz, SLE) WHO sınıflamasında Grup 1 (PAH) kategorisindedir.
Tedavi protokolü sınıflama grubuna göre değişmektedir.
3
Tedavi seçimi
Grup 1 PAH hastalarında endotelin reseptör antagonistleri (Bosentan), PDE-5 inhibitörleri veya prostasiklinler tercih edilir.
Hedefe yönelik vazodilatör tedavi bu grupta yaşam kalitesini ve sağ kalımı artırır.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz gibi bağ dokusu hastalıklarına bağlı gelişen pulmoner hipertansiyon, WHO klinik sınıflamasında Grup 1 (PAH) altında yer alır.

Daha Fazla Pratik

İdiyopatik PAH tanısı alan hastalarda kalsiyum kanal blokeri kullanımına karar vermek için yapılan vazoreaktivite testinin kriterlerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 300Soru

6868 yaşında kadın hasta, 33 gündür devam eden yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 95/5595/55 mmHg, nabız 115/dk115/dk, solunum sayısı 32/dk32/dk ve ateş 38.9C38.9^{\circ}C olarak saptanıyor. Hastanın oryantasyonu bozuk ve konfüzyonu mevcuttur. Laboratuvar tetkiklerinde; BUN:32BUN: 32 mg/dL, WBC:3.100/mm3WBC: 3.100/mm^3 ve trombosit sayısı 90.000/mm390.000/mm^3 olarak bulunuyor. Akciğer grafisinde bilateral multilobar infiltrasyonlar izlenirken, arteriyel kan gazında PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 210210 olarak hesaplanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoğun bakım ünitesine yatış ve kombine (seftriakson + moksifloksasin) tedavi

Cevap

Yoğun bakım ünitesine yatış ve kombine (seftriakson + moksifloksasin) tedavi
Hastanın klinik tablosu 'Ağır Toplumda Edinilmiş Pnömoni' (TEP) ile uyumludur. ATS/IDSA kriterlerine göre; invaziv mekanik ventilasyon ihtiyacı veya vazopresör gerektiren septic şok (majör kriterler) olmasa dahi, hastada 99 minör kriterden 88'i (RR30/dkRR \geq 30/dk, PaO2/FiO2250PaO_2/FiO_2 \leq 250, multilobar infiltrasyon, konfüzyon, BUN20BUN \geq 20 mg/dL, lökopeni <4.000/mm3< 4.000/mm^3, trombositopeni <100.000/mm3< 100.000/mm^3 ve sıvı resüsitasyonu gerektiren hipotansiyon) mevcuttur. En az 33 minör kriterin varlığı yoğun bakım ünitesine (YBÜ) yatış için yeterlidir. Tedavide ise YBÜ şartlarında bir beta-laktam (seftriakson gibi) ile bir respiratuar kinolon (moksifloksasin gibi) veya makrolid kombinasyonu uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
CURB-65 skorunun hesaplanması
Skor 55 (Konfüzyon: 1, Üre: 1, Solunum: 1, Kan Basıncı: 1, Yaş: 1)
Yatış ve yoğun bakım ihtiyacını belirlemek için hızlı bir klinik araçtır.
2
ATS/IDSA ağır pnömoni kriterlerinin değerlendirilmesi
Hasta 88 minör kriteri karşılamaktadır (RR30RR \geq 30, PaO2/FiO2250PaO_2/FiO_2 \leq 250, multilobar infiltrasyon, konfüzyon, BUN20BUN \geq 20, lökopeni, trombositopeni ve hipotansiyon).
Yoğun bakım yatış kararı için en güncel ve spesifik kılavuz kriterleridir (en az 33 minör veya 11 majör kriter gereklidir).
3
Tedavi yerinin ve antibiyotik rejiminin seçilmesi
Yoğun bakım ünitesine yatış ve geniş spektrumlu kombine antibiyoterapi.
Yüksek mortalite riski nedeniyle agresif destek ve kombine (Beta-laktam + Makrolid/Kinolon) tedavi endikedir.

Anahtar Kavram

Ağır toplumda edinilmiş pnömoni (TEP) tanısında yoğun bakım ünitesi (YBÜ) yatış kriterleri ve yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Pnömonide ampirik tedavide hangi durumlarda Pseudomonas veya MRSA kapsamı eklenmesi gerektiğini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 15 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin