Nefroloji

568 soru

Soru 501Soru

22 yaşında kadın hasta, bacaklarda ödem ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde, çocukluk çağında başlayan, yüz ve üst gövdede belirgin yağ dokusu kaybı ile karakterize edinsel parsiyel lipodistrofi (Barraquer-Simons sendromu) öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede kan basıncı 150/90 mmHg, pretibial 2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin 1.5 mg/dL, C3 düzeyi belirgin düşük (18 mg/dL), C4 düzeyi normal sınırlarda ve ANA negatif bulunuyor. İdrar analizinde hematüri ve nefrotik düzeyde olmayan proteinüri (2.4 g/gün) izleniyor. Yapılan böbrek biyopsisinin ışık mikroskopisinde membranoproliferatif patern (mezangiyal proliferasyon ve çift kontur görünümü), immünofloresan incelemede ise immünoglobulin birikimi olmaksızın izole ve parlak C3 birikimi saptanıyor. Elektron mikroskopisinde glomerüler bazal membranın lamina densasında ozmiyoilik, şerit benzeri (ribbon-like) elektron-yoğun birikimler görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoğun Birikim Hastalığı (Dense Deposit Disease)

Cevap

Yoğun Birikim Hastalığı (Dense Deposit Disease)
Vaka, Yoğun Birikim Hastalığı (Dense Deposit Disease - DDD) için tipik özellikler taşımaktadır. DDD, C3 Glomerülopatileri grubunda yer alır ve kompleman sisteminin alternatif yolunun kontrolsüz aktivasyonu (sıklıkla C3 Nefritik Faktör varlığı) ile karakterizedir. Tanısal ipuçları şunlardır: 1) Parsiyel Lipodistrofi: Özellikle DDD ile güçlü bir ilişkisi vardır. 2) Kompleman Profili: İzole C3 düşüklüğü ve normal C4, alternatif yol aktivasyonunu gösterir. 3) Patoloji: MPGN paternine ek olarak, immünofloresanda sadece C3 birikimi olması 'C3 Glomerülopatisi' tanısını koydurur. Elektron mikroskopisinde glomerüler bazal membranın lamina densasında elektron-yoğun şerit benzeri (ribbon-like) birikimlerin görülmesi DDD için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar profilini analiz et
Genç hasta, nefritik-nefrotik tablo, izole C3 düşüklüğü (alternatif yol aktivasyonu), normal C4 ve parsiyel lipodistrofi öyküsü.
Lipodistrofi ve izole C3 düşüklüğü spesifik bir etyolojiye işaret eder.
2
Biyopsi bulgularını yorumla
Işık mikroskopisinde MPGN paterni, İmmünofloresanda izole C3 pozitifliği (C3 Glomerülopatisi), Elektron mikroskopisinde lamina densada şerit benzeri birikim.
C3 Glomerülopatileri (C3GN ve DDD) immünoglobulinsiz C3 birikimi ile karakterizedir.
3
Ayırıcı tanıyı kesinleştir
Lamina densadaki spesifik birikim ve lipodistrofi birlikteliği Yoğun Birikim Hastalığı (eski adıyla Tip 2 MPGN) tanısını koydurur.
Lipodistrofi hastalarında C3 Nefritik Faktör (C3NeF) pozitifliği ve buna bağlı DDD sık görülür.

Anahtar Kavram

C3 Glomerülopatileri ve Parsiyel Lipodistrofi İlişkisi

İpuçları

1
C3 düşük ancak C4 normal ise, sorun kompleman sisteminin 'alternatif' yolundadır.
2
İmmünofloresan incelemede İmmünoglobulin (Ig) birikimi olmaması, hastalığın bir 'İmmün Kompleks' hastalığı (Lupus, Kriyoglobulinemi vb.) olmadığını gösterir.
3
Parsiyel lipodistrofi öyküsü ve lamina densada şerit benzeri birikimler, C3 Nefritik Faktör ile ilişkili olan hastalığa özgüdür.

Daha Fazla Pratik

Kompleman sisteminin alternatif yol regülasyon bozukluklarını ve C3 Nefritik Faktörün mekanizmasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 502Soru

22 yaşında kadın hasta; halsizlik, düşük dereceli ateş ve her iki gözde kızarıklık, ışığa karşı hassasiyet şikayetleriyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Göz muayenesinde bilateral non-granülomatöz anterior üveit saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.82.8 mg/dL (normal aralık: 0.61.10.6-1.1 mg/dL) ve kan üre azotu (BUN) 3434 mg/dL bulunuyor. Tam idrar tetkikinde dansite 1.0101.010, protein 1+1+, her sahada 202520-25 lökosit ve lökosit silindirleri izleniyor; idrar kültüründe üreme saptanmıyor. Yapılan böbrek biyopsisinde glomerüller ve damar yapıları normal izlenirken, interstisyumda yaygın ödem ve mononükleer hücre infiltrasyonu rapor ediliyor. Bu klinik tablo ve biyopsi bulguları eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tubulointerstisyel nefrit ve üveit (TINU) sendromu

Cevap

Bilateral anterior üveit ile akut tübülointerstisyel nefrit bulgularının (steril piyüri, lökosit silindirleri, biyopsi kanıtı) birlikteliği en olası tanıyı Tubulointerstisyel Nefrit ve Üveit (TINU) sendromu yapmaktadır.
Doğru seçenek, hastanın klinik ve laboratuvar bulgularıyla tam uyum sağlamaktadır. Genç kadın hasta profili, bilateral anterior üveit varlığı ve böbrek biyopsisinde glomerüllerin sağlam kalıp sadece interstisyumun tutulması TINU sendromunun klasik sunumudur. İdrarda görülen lökosit silindirleri ve steril piyüri bu tanıyı destekleyen güçlü tübülointerstisyel hasar göstergeleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Böbrek fonksiyon bozukluğunun karakterizasyonu
Serum kreatinin artışı ile birlikte idrarda proteinüri, lökosit silindirleri ve steril piyüri saptanması, hasarın tubulointerstisyel bölgede olduğunu gösterir.
Lökosit silindirleri ve steril piyüri, glomerüler hastalıklardan ziyade tübülointerstisyel inflamasyonun (akut interstisyel nefrit) önemli ipuçlarıdır.
2
Ekstrarenal bulguların analizi
Göz muayenesinde saptanan bilateral anterior üveit, sistemik bir tabloyu düşündürür.
Üveit ve interstisyel nefrit birlikteliği gösteren sınırlı sayıda sendrom mevcuttur (TINU, Sarkoidoz, Sjögren, vb.).
3
Biyopsi bulgularının değerlendirilmesi
Glomerüllerin normal izlenmesi ve interstisyumda mononükleer infiltrasyon olması, granülom saptanmaması.
Granülom yokluğu Sarkoidozu, normal glomerüller ise SLE ve vaskülitleri (Wegener vb.) dışlamak için kritik bir bilgidir.
4
Tanının sentezlenmesi
Akut interstisyel nefrit + Bilateral üveit = TINU Sendromu.
Özellikle genç kadınlarda bu spesifik kombinasyon TINU sendromu için patognomonik sayılabilecek kadar tipiktir.

Anahtar Kavram

TINU sendromu (Tubulointerstitial Nephritis and Uveitis), sistemik bir hastalık olup genellikle genç kadınlarda görülen, akut interstisyel nefrit ve bilateral anterior üveit ile karakterize bir klinik tablodur.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 503Soru

3434 yaşında erkek hasta, son 55 yıl içerisinde üç kez tekrarlayan böbrek taşı şikayeti ile başvuruyor. Hastanın çekilen direkt üriner sistem grafisinde bilateral medüller nefrokalsinozis saptanıyor. Yapılan intravenöz piyelografi (İVP) incelemesinde kontrast maddenin papiller toplayıcı kanallarda birikmesi sonucu oluşan "fırça ucu" (brush-like) görünümü izleniyor. Bu hastada aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisinin eşlik etmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal renal tübüler asidoz (Tip 1)

Cevap

Medüller sünger böbrek tanısı alan hastalarda en sık eşlik eden metabolik bozukluk distal renal tübüler asidozdur (Tip 1).
Hastada tarif edilen İVP bulgusu (fırça ucu görünümü) ve medüller nefrokalsinozis, medüller sünger böbrek (Medullary Sponge Kidney) tanısını koydurur. Bu hastalıkta distal renal tübüler asidoz (Tip 1) gelişme riski yüksektir, bu da idrar pH'ının alkali olmasına ve kalsiyum taşlarının oluşumuna katkıda bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz etme
Tekrarlayan taşlar, medüller nefrokalsinozis ve İVP'de 'fırça ucu' görünümü saptandı.
İVP'deki fırça ucu görünümü medüller sünger böbrek (MSB) için patognomoniktir.
2
Hastalığın metabolik komplikasyonlarını hatırlama
MSB'de toplayıcı kanallardaki ektaziye bağlı idrar stazı ve tübüler fonksiyon bozukluğu gelişir.
Bu durum hiperkalsiüri ve distal renal tübüler asidoza (Tip 1) zemin hazırlar.
3
Ayırıcı tanı yapma
ODPBH, NPHP ve ADTKD gibi diğer kalıtsal hastalıklar dışlandı.
Diğer hastalıkların radyolojik bulguları (kortikal kistler, küçük böbrekler vb.) MSB ile uyumlu değildir.

Anahtar Kavram

Medüller sünger böbrek, papiller toplayıcı kanalların kistik dilatasyonu ile karakterize benign bir hastalık olup İVP'de 'fırça ucu' görünümü verir ve distal RTA ile ilişkilidir.

İpuçları

1
İVP tetkikindeki 'fırça ucu' (brush-like) görünümünün hangi hastalığa özgü olduğunu düşünün.
2
Bu hastalık papiller toplayıcı kanalların dilatasyonuyla seyreder ve taş oluşumuna meyillidir.
3
Hastalıkta hidrojen iyonu sekresyonu bozulur, bu da bir asit-baz dengesi bozukluğuna yol açar.

Daha Fazla Pratik

Medüller sünger böbrek ve nefronofitizis arasındaki radyolojik ve klinik farkları içeren bir tabloyu inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 504Soru

Tip 2 diyabet ve hipertansiyon tanılarıyla uzun süredir takipli olan 64 yaşında kadın hasta, nefroloji polikliniğine rutin kontrol amacıyla başvuruyor. Mevcut antihipertansif tedavisi altında kan basıncı 128/76 mmHg ölçülen hastanın fizik muayenesinde pretibial ödem saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin 2.6 mg/dL, eGFR 26 ml/dk/1.73m² (Evre G4), potasyum 5.2 mEq/L, sodyum 139 mEq/L ve venöz serum bikarbonat düzeyi 17 mEq/L olarak bulunuyor. Hasta aktif bir şikayet tariflemiyor.

KDIGO kılavuzlarına göre, bu hastada hem kronik böbrek hastalığı progresyonunu yavaşlatmak hem de nutrisyonel durumu korumak amacıyla atılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum bikarbonat düzeyini normal sınırlara (23-29 mEq/L) getirecek dozda oral sodyum bikarbonat tedavisi başlanması

Cevap

Serum bikarbonat düzeyini normal sınırlara (23-29 mEq/L) getirecek dozda oral sodyum bikarbonat tedavisi başlanması
Kronik Böbrek Hastalığında (KBH) nefron sayısı azaldıkça böbreğin amonyogenez ve asit atılım kapasitesi düşer, bu da kronik metabolik asidoza yol açar. Kronik asidoz; kemik demineralizasyonu, iskelet kası yıkımı (protein katabolizması) ve KBH progresyonunun hızlanması ile ilişkilidir. KDIGO kılavuzları, serum bikarbonat düzeyi < 22 mEq/L olan hastalarda, düzeyi normal sınırlarda tutmak amacıyla oral alkali tedavisi (genellikle sodyum bikarbonat) verilmesini önerir. Bu tedavi KBH progresyonunu yavaşlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve laboratuvar verilerini analiz et
Evre 4 KBH (eGFR 26), hafif hiperkalemi (5.2) ve metabolik asidoz (HCO3 17) mevcut.
Tedavi kararını belirleyen ana patolojiyi saptamak için.
2
KBH'de metabolik asidoz yönetim kılavuzlarını (KDIGO) hatırla
KDIGO, serum bikarbonat düzeyi 22 mEq/L'nin altına düştüğünde oral alkali tedavisi (sodyum bikarbonat) önerir.
Kanıta dayalı tıp uygulamasına uygun tedavi seçimi için.
3
Tedavinin amacını belirle
Amaç sadece pH'ı düzeltmek değil; KBH progresyonunu yavaşlatmak, kemik mineral yoğunluğunu korumak ve nutrisyonel durumu iyileştirmektir.
Çeldirici seçenekleri (izlem, diyaliz vb.) elemek için.

Anahtar Kavram

KBH'de metabolik asidoz tedavisi

İpuçları

1
Böbrek yetmezliğinde asit atılımının azalması, kemiklerden kalsiyum çekilmesine ve böbrek hasarının ilerlemesine neden olur.
2
Kılavuzlar, serum bikarbonat düzeyi belirli bir eşiğin altına düştüğünde (genellikle 22 mEq/L), semptom olmasa bile tedavi verilmesini önerir.
3
Vücuttaki asit yükünü tamponlamak için en fizyolojik ve basit oral ajan nedir?

Daha Fazla Pratik

KBH hastalarında hiperkalemi yönetimi ve diyet kısıtlamaları (potasyum, fosfor, sodyum) üzerine bir soru çözünüz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 505Soru

3232 yaşında erkek hasta, fokal segmental glomerüloskleroz (FSGS) nedeniyle 44 yıldır hemodiyalize girmektedir. Hastaya babasından canlı donör böbrek nakli yapılıyor. Ameliyat sonrası ilk gün idrar çıkışı 44 litre olan hastanın serum kreatinin değeri 1,3mg/dL1,3 mg/dL olarak ölçülüyor. Ameliyat sonrası 33. günde hastanın idrar miktarında hafif azalma saptanıyor ve spot idrarda protein/kreatinin oranı 8,58,5 (8.500mg/gu¨n8.500 mg/gün proteinüriye eşdeğer) bulunuyor. Bu aşamada serum kreatinin değeri 1,5mg/dL1,5 mg/dL olarak saptanıyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer hastalığın nüksü (rekürrens)

Cevap

Primer hastalığın nüksü (rekürrens)
Doğru seçenek olan primer hastalığın nüksü, özellikle FSGS tanılı hastalarda nakil sonrası ilk günlerde bile görülebilir. KDIGO kılavuzları, FSGS tanılı hastalarda nakil sonrası ilk hafta boyunca günlük proteinüri takibini önermektedir. Bu tablonun tedavisinde plazmaferez ve yüksek doz kalsinörin inhibitörleri kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Nakil sonrası 3. günde nefrotik düzeyde (8,5g/gu¨n8,5 g/gün) proteinüri saptandı.
Proteinürinin zamanlaması ve miktarı ayırıcı tanıda en kritik bilgidir.
2
Ayırıcı tanıların değerlendirilmesi
Kreatinin artışının hafif olması ve masif proteinürinin ön planda olması rejeksiyon veya vasküler komplikasyonlardan uzaklaştırır.
FSGS nüksü genellikle nakilden sonraki ilk saatler veya günler içinde masif proteinüri ile prezente olur.
3
Hastalık bilgisinin eşleştirilmesi
FSGS'nin nakil sonrası nüks oranı %30-50 arasındadır ve canlı donör nakillerinde risk devam etmektedir.
Primer hastalığın histolojik tipi, nakil sonrası riskleri belirler.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası çok erken dönemde (ilk saatler/günler) gelişen nefrotik düzeyde proteinürinin en olası nedeni primer FSGS nüksüdür.

İpuçları

1
Hastanın nakil öncesi tanı aldığı primer hastalığa dikkat edin.
2
Nakilden sadece 3 gün sonra ortaya çıkan 8 gramlık proteinüri, genellikle bir glomerüler hasar işaretidir.
3
FSGS, nakil sonrası nüks hızı en yüksek olan hastalıklardan biridir.

Daha Fazla Pratik

Nakil sonrası nüks eden membranöz nefropati ve MPGN ile nüks zamanlaması farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 506Soru

34 yaşında erkek hasta, bacaklarında şişlik ve idrarının köpüklü olması şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 125/75125/75 mmHg ölçülüyor ve alt ekstremitelerde gode bırakan (++++) ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 0.90.9 mg/dL, serum albümin düzeyi 2.62.6 g/dL ve 24 saatlik idrar protein atılımı 4.24.2 gram olarak bulunuyor. Bu hastanın idrar sedimenti polarize ışık mikroskobunda incelendiğinde, aşağıdaki bulgulardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Maltese haçı" görünümü veren oval yağ cisimcikleri

Cevap

Polarize ışıkta "Maltese haçı" görünümü veren oval yağ cisimcikleri (Oval fat bodies)
Hastada masif proteinüri (4.24.2 g/gün), hipoalbüminemi ve ödem olması Nefrotik Sendrom tablosunu gösterir. Nefrotik sendromda glomerüler bazal membrandan sızan lipoproteinler tübül hücreleri tarafından reabsorbe edilerek oval yağ cisimciklerini (oval fat bodies) oluşturur. Bu yapılar polarize ışık mikroskobunda incelendiğinde karakteristik "Maltese haçı" görünümü verirler. Bu bulgu lipidürinin en önemli göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla
Ödem, hipoalbüminemi (<3.5<3.5 g/dL) ve masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün) varlığı Nefrotik Sendrom tanısını koydurur.
Semptom ve laboratuvar bulgularının kombinasyonu sendrom tanısı için esastır.
2
Nefrotik sendromda beklenen idrar sediment bulgusunu belirle
Nefrotik sendromda glomerüler geçirgenlik artışına bağlı olarak lipidüri görülür.
Hiperlipidemi ve lipidüri nefrotik sendromun majör bileşenlerindendir.
3
Lipidürinin mikroskobik karşılığını eşleştir
Tübül hücreleri tarafından fagosite edilen lipidler oval yağ cisimciklerini oluşturur. Bunlar polarize ışık altında Maltese haçı (Maltese cross) görünümü verir.
Bu bulgu nefrotik sendrom için oldukça spesifiktir.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda idrar sedimentinde lipidüriye bağlı oval yağ cisimcikleri ve polarize ışıkta 'Maltese haçı' görünümü saptanır.

İpuçları

1
Hastadaki tablo masif proteinüri ve ödem ile karakterize Nefrotik Sendromdur.
2
Nefrotik sendromda idrarda proteinin yanı sıra lipid kaçağı (lipidüri) da görülür.
3
Lipid damlacıkları polarize ışık altında incelendiğinde haç şeklinde özel bir yansıma yapar.

Daha Fazla Pratik

Nefrotik sendromlu bir hastada ani gelişen yan ağrısı ve hematüri durumunda hangi komplikasyon (Renal Ven Trombozu) düşünülmelidir?

Alternatif Yöntem

Hastanın idrar sedimentini Sudan III veya Oil Red O boyası ile boyayarak nötral yağların (trigliseritlerin) turuncu-kırmızı renkte boyandığı gösterilebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 507Soru

42 yaşında Tip 1 diyabet tanısı olan bir hasta, son 48 saattir devam eden şiddetli bulantı, kusma ve genel durum bozukluğu şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar incelemeleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğer
pHpH7,407,40
pCO2pCO_24040 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-2424 mEq/LmEq/L
Na+Na^+144144 mEq/LmEq/L
ClCl^-9090 mEq/LmEq/L
K+K^+3,23,2 mEq/LmEq/L
Glukoz380380 mg/dLmg/dL
İdrar ketonu(+++)(+++)

Bu hastadaki en olası asit-baz bozukluğu tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miks tip asit-baz bozukluğu (Yüksek anyon açıklıklı metabolik asidoz + metabolik alkaloz)

Cevap

Miks tip asit-baz bozukluğu (Yüksek anyon açıklıklı metabolik asidoz + metabolik alkaloz)
Hastada diyabetik ketoasidoza bağlı yüksek anyon açıklıklı metabolik asidoz (anyon açığı 3030) ve şiddetli kusmaya bağlı metabolik alkaloz bir aradadır. Anyon açığındaki 1818 birimlik artışa rağmen bikarbonatın normal (2424) kalması, sistemde 'ekstra' bikarbonat olduğunu (düzeltilmiş HCO3=42HCO_3 = 42) ve bu durumun ancak eşlik eden bir metabolik alkaloz ile açıklanabileceğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığının (AGAG) hesaplanması
AG=Na(Cl+HCO3)=144(90+24)=30AG = Na - (Cl + HCO_3) = 144 - (90 + 24) = 30 mEq/LmEq/L
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 kabul edilir. Burada 30>1230 > 12 olduğu için 'Yüksek Anyon Açıklıklı Metabolik Asidoz' (HAGMA) mevcuttur.
2
Delta Anyon Açığının (ΔAG\Delta AG) hesaplanması
ΔAG=3012=18\Delta AG = 30 - 12 = 18 mEq/LmEq/L
Anyon açığındaki artış miktarını belirleyerek, bu artışın bikarbonat üzerindeki beklenen etkisini bulmak gerekir.
3
Düzeltilmiş (Beklenen) Bikarbonat hesaplaması (Delta-Delta analizi)
Düzeltilmiş HCO3=O¨lc¸u¨len HCO3+ΔAG=24+18=42HCO_3 = \text{Ölçülen } HCO_3 + \Delta AG = 24 + 18 = 42 mEq/LmEq/L
Eğer sadece HAGMA olsaydı, bikarbonatın 1818 birim düşerek 66 mEq/LmEq/L olması gerekirdi. Düzeltilmiş bikarbonatın 263026-30 mEq/LmEq/L'den büyük olması, eşlik eden bir metabolik alkalozu gösterir.

Anahtar Kavram

Normal pH ve normal bikarbonat değerlerine rağmen yüksek anyon açığının varlığı, birbirini nötralize eden zıt yönlü iki metabolik bozukluğun (HAGMA + Metabolik Alkaloz) göstergesidir.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir tabloda anyon açığı yüksekken düzeltilmiş bikarbonatın 2424'ün altında çıkması durumunda (örneğin 1818), eşlik eden ek bir 'Normal Anyon Açıklıklı Metabolik Asidoz' (NAGMA) olup olmadığını araştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 508Soru

24 yaşında kadın hasta, tekrarlayan makroskopik hematüri atakları ve halsizlik şikayetleriyle nefroloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 145/90 mmHg, fundoskopik incelemede retinal drusen benzeri sarı-beyaz birikimler (Bruch membranı birikimleri) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin 1.5 mg/dL, C3 düzeyi belirgin düşük (<20 mg/dL), C4 düzeyi normal sınırlarda bulunuyor. Böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda mezanşiyal proliferasyon ve glomerüler bazal membranda kalınlaşma; immünofloresan incelemede immünoglobulin negatifliği ile birlikte izole ve kaba granüler C3 birikimi izleniyor. Elektron mikroskobunda ise glomerüler bazal membranın lamina densa tabakası boyunca uzanan, şerit benzeri (ribbon-like), ozmiyofilik, aşırı yoğun elektron dens materyal birikimi tespit ediliyor.

Klinik, laboratuvar ve patolojik bulgular bir arada değerlendirildiğinde, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoğun Birikim Hastalığı (Dense Deposit Disease)

Cevap

Yoğun Birikim Hastalığı (Dense Deposit Disease)
Soruda tarif edilen vaka, C3 Glomerülopatileri spektrumunda yer alan 'Yoğun Birikim Hastalığı'dır (Dense Deposit Disease - eski adıyla MPGN Tip 2). Tanıdaki kilit noktalar şunlardır: 1) İzole C3 düşüklüğü ve Normal C4: Alternatif kompleman yolağının kontrolsüz aktivasyonunu (genellikle C3 Nefritik Faktör varlığı) gösterir. 2) İmmünofloresan: İmmünoglobulin birikimi olmadan parlak C3 birikimi görülmesi C3 glomerulopatisi tanısı koydurur. 3) Elektron Mikroskobu (EN ÖNEMLİ): Glomerüler bazal membranın lamina densa tabakasını boydan boya tutan şerit vari (ribbon-like), ozmiyofilik, aşırı yoğun materyal birikimi DDD için patognomoniktir. 4) Retinal Bulgular: Bruch membranında birikimlere bağlı drusen benzeri yapılar, DDD hastalarının yaklaşık %10-20'sinde görülür ve tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kompleman profilini analiz et.
C3 düşük, C4 normal. Bu bulgu 'Alternatif Kompleman Yolu' aktivasyonunu işaret eder.
Klasik yol (Lupus, Kriyoglobulinemi, MPGN Tip 1) aktivasyonunda C4 de düşer.
2
İmmünofloresan (IF) ve Elektron Mikroskobu (EM) bulgularını değerlendir.
IF: Sadece C3 pozitif (İmmünoglobulinsiz). EM: Lamina densada 'ribbon-like' (şerit vari) intramembranöz birikim.
Bu bulgular C3 Glomerülopatileri grubuna işaret eder. EM'deki intramembranöz birikim, C3 Glomerülonefriti'nden ziyade Yoğun Birikim Hastalığı'nı (DDD) gösterir.
3
Ekstrarenal bulguları tanı ile ilişkilendir.
Retinal drusen benzeri birikimler.
Kompleman faktör H anomalileri ile giden DDD hastalarında retinal birikimler (Bruch membranı hastalığı) tipik bir eşlik eden bulgudur.

Anahtar Kavram

C3 Glomerülopatilerinin (DDD vs C3GN) ayırıcı tanısında kompleman profili (İzole C3 düşüklüğü) ve elektron mikroskobu bulguları (Lamina densa birikimi) belirleyicidir.

İpuçları

1
Hastada C4'ün normal olması, sorunun klasik kompleman yolunda (antikor bağımlı) değil, alternatif yolda (antikor bağımsız) olduğunu gösterir.
2
Biyopside immünoglobulin yokluğu (Ig Negatif) 'İmmün Kompleks' hastalıklarını (Lupus, MPGN Tip 1, Kriyoglobulinemi) dışlar.
3
Elektron mikroskobundaki 'lamina densa içinde şerit vari (ribbon-like) birikim' ifadesi, tıp literatüründe sadece tek bir hastalık için patognomoniktir.

Daha Fazla Pratik

C3 Glomerülopatileri ile C3 Glomerülonefriti arasındaki farkı (EM'de birikim yeri: intramembranöz vs mezanşiyal) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Kompleman profilinden yola çıkarak eleme yapabilirsiniz: C4 Düşük olanlar (Lupus, Kriyoglobulinemi, MPGN Tip 1) elenir. Geriye APSGN ve DDD kalır. Kronikleşme ve retina bulgusu APSGN'yi ekarte ettirir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 509Soru

Altmış iki yaşında erkek hasta, yaygın kemik ağrıları ve son zamanlarda artan halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde idrar çubuk (dipstick) testi protein açısından negatif sonuç verirken, idrar örneğine sülfosalisilik asit eklendiğinde belirgin bir bulanıklık ve çökelti (pozitif sonuç) oluştuğu gözleniyor. Bu laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrarda immünglobulin hafif zincirlerinin (Bence-Jones) bulunması

Cevap

İdrar çubuk testinin negatif, sülfosalisilik asit testinin pozitif olması idrarda albumin dışı proteinlerin (özellikle immünglobulin hafif zincirlerinin) bulunduğunu gösterir.
Doğru yanıt olan seçenek, idrardaki proteinin albumin değil, immünglobulin hafif zincirleri olduğunu ifade eder. Dipstick testi kolorimetrik bir yöntemdir ve boya (tetrabromfenol mavisi) temel olarak albuminin negatif yüküyle etkileşime girer. Multipl miyelom gibi plazma hücresi diskrazilerinde idrara çıkan hafif zincirler dipstick tarafından saptanamaz ancak SSA gibi tüm proteinleri denatüre eden asitlerle çöktürülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar çubuk (dipstick) testinin çalışma prensibini hatırla.
Dipstick testi 'protein hata göstergesi' prensibiyle çalışır ve tetrabromfenol mavisi içerir; bu yöntem albumin proteinine karşı yüksek duyarlılığa sahipken globulinler ve hafif zincirlere karşı oldukça duyarsızdır.
Yöntemin spesifitesini belirlemek için gereklidir.
2
Sülfosalisilik asit (SSA) testinin özelliğini değerlendir.
SSA testi bir çöktürme yöntemidir ve idrardaki albumin, globulin, hafif zincir (Bence-Jones) dahil tüm proteinleri saptayabilir.
İki test arasındaki farkı anlamak için SSA'nın spektrumunu bilmek gerekir.
3
Klinik tabloyu (kemik ağrısı, yaşlı hasta) laboratuvar uyumsuzluğu ile birleştir.
Yaşlı bir hastada kemik ağrısı multipl miyelomu akla getirir; SSA pozitifliği hafif zincir atılımını (Bence-Jones) doğrular.
Tanıya ulaşmak için semiyolojik bulguların klinik ile korelasyonu sağlanır.

Anahtar Kavram

İdrar çubuk (dipstick) testi albumin proteinine spesifiktir; sülfosalisilik asit testi ise tüm proteinleri (non-albumin proteinler dahil) saptar.
Soru 510Soru

Nefrolojik değerlendirmede kullanılan idrar sedimenti bulguları ile klinik durumlar arasındaki aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oval yağ cisimcikleri ve lipidüri — Akut nefritik sendrom

Cevap

Oval yağ cisimcikleri ve lipidüri, tipik olarak nefrotik sendromda görülen bulgulardır; nefritik sendromun ana bulgusu ise hematüri ve eritrosit silendirleridir.
Doğru yanıt olan seçenek, oval yağ cisimcikleri ve lipidürinin (idrarda yağ damlacıkları) nefritik sendrom ile eşleştirildiği seçenektir. Oysa lipidüri, glomerüler filtrasyon bariyerindeki ağır hasar sonucu sızan proteinlerle birlikte görülen ve tipik olarak nefrotik sendromda saptanan bir bulgudur. Akut nefritik sendromun ayırt edici idrar bulgusu ise hematüri ve özellikle eritrosit silendirleridir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar sedimentindeki her bir hücre ve silendir tipinin klinik karşılığını analiz et.
Akantositler glomerüler hasarı, eozinofiller interstisyel enflamasyonu, granüler silendirler tübüler nekrozu temsil eder.
Sediment bulguları böbrekteki hasarın anatomik lokalizasyonunu (glomerül, tübül, interstisyum) belirlemede temel araçtır.
2
Nefritik ve Nefrotik sendromlar arasındaki temel farkları hatırla.
Nefrotik sendromda masif proteinüri ve lipidüri (yağ cisimcikleri) ön plandadır. Nefritik sendromda ise hematüri ve inflamatuar bulgular baskındır.
Seçeneklerdeki yanlış eşleşmeyi bulmak için sendromik özelliklerin netleştirilmesi gerekir.
3
D seçeneğindeki eşleşmeyi değerlendir.
Oval yağ cisimcikleri lipidüriyi gösterir ve bu durum proteinüri ile ilişkilidir, dolayısıyla nefrotik sendromun bir parçasıdır.
Yanlış olan eşleştirmeyi doğrulamak için patofizyolojik bağlantıyı kurmak gerekir.

Anahtar Kavram

İdrar sedimenti analizi ve nefrolojik sendromların ayrımı

Daha Fazla Pratik

İdrar sedimentindeki silendir tiplerini (eritrosit, lökosit, granüler, yağ, hiyalen) ve klinik karşılıklarını bir tablo haline getirerek çalışmak kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 511Soru

2222 yaşında kadın hasta, son 22 haftadır giderek artan bacaklarda şişlik ve idrar renginde koyulaşma şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde belirgin bir hastalık öyküsü saptanmıyor. Fizik muayenesinde tansiyonu 155/95155/95 mmHg, pretibial ödem ++/++++/++ olarak ölçülüyor. Laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serum Kreatinin1.41.4 mg/dL0.61.20.6 - 1.2
Serum Albumin2.62.6 g/dL3.55.03.5 - 5.0
2424 Saatlik İdrar Proteini4.84.8 g/gün<0.15< 0.15
Serum C3C32828 mg/dL8016080 - 160
Serum C4C42424 mg/dL154015 - 40
İdrar MikroskopisiBol dismorfik eritrosit, eritrosit silendirleri-

Böbrek biyopsisinde; ışık mikroskopisinde glomerüllerde lobülasyon artışı, mezanjiyal hiperselülerite ve kapiller duvarlarda "çift kontur" (tram-track) görünümü izleniyor. İmmünfloresan incelemede glomerüler bazal membran boyunca bant tarzında yoğun C3C3 birikimi saptanırken, IgGIgG, IgAIgA ve C1qC1q saptanmıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dens depozit hastalığı

Cevap

Dens depozit hastalığı
Hastada saptanan izole C3C3 düşüklüğü (C4C4 normal) alternatif kompleman yolağının aktive olduğunu göstermektedir. Işık mikroskopisindeki 'çift kontur' görünümü membranoproliferatif bir süreci işaret ederken, immünfloresan incelemede bazal membran boyunca izlenen bant tarzındaki yoğun C3C3 birikimi Dens Depozit Hastalığı için tipiktir. Bu hastalık, kompleman regülasyon bozukluğu (örneğin C3C3 nefritik faktör varlığı) sonucu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada hipertansiyon, ödem, masif proteinüri (4.84.8 g/gün) ve hematüri (dismorfik eritrositler) mevcuttur; bu tablo nefritik ve nefrotik sendromun bir arada olduğu 'mikst' bir tabloyu düşündürür.
Tanısal yaklaşımda klinik sendromun belirlenmesi ilk adımdır.
2
Kompleman profilini değerlendir
Serum C3C3 belirgin düşük, C4C4 ise normal saptanmıştır. Bu durum komplemanın alternatif yolağının aktive olduğunu gösterir.
Kompleman profili, glomerülonefritlerin ayırıcı tanısında kritik öneme sahiptir.
3
Biyopsi bulgularını yorumla
Işık mikroskopisindeki 'çift kontur' (tram-track) MPGN paternini gösterir. İmmünfloresanda saptanan 'izole bant tarzı yoğun C3C3 birikimi' ise Dens Depozit Hastalığı (C3 Glomerülopatisi alt grubu) için patognomoniktir.
Kesin tanı patolojik bulgularla konur; Dens Depozit Hastalığı'nda elektron mikroskopisinde bazal membran içinde laminer dens birikimler görülür.

Anahtar Kavram

C3 Glomerülopatileri ve Alternatif Yolak Aktivasyonu

İpuçları

1
Laboratuvar sonuçlarında kompleman düzeylerine (C3 ve C4) dikkat edin; sadece birinin düşük olması belirli bir yolak aktivasyonuna işaret eder.
2
Biyopsideki 'çift kontur' görünümü hangi genel patolojik paterni tanımlar?
3
İzole C3 düşüklüğü ve bazal membranda 'bant tarzı' birikim, C3 nefritik faktörün rol oynadığı bir hastalığı akla getirmelidir.

Daha Fazla Pratik

C3 nefritik faktörün etki mekanizmasını ve Dens Depozit Hastalığı ile ilişkili olabilen parsiyel lipodistrofi gibi klinik durumları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 512Soru

İki aydır devam eden progresif alt ekstremite ödemi ve idrarda köpürme fark eden 6262 yaşındaki erkek hasta polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 135/85135/85 mmHg, her iki bacakta diz kapağı üzerine kadar uzanan +3+3 gode bırakan ödem saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

İncelemeSonuç
Serum kreatinin1.11.1 mg/dL
Serum albümin2.42.4 g/dL
Total kolesterol310310 mg/dL
2424 saatlik idrar proteini7.27.2 g/gün
İdrar mikroskopisi121-2 eritrosit/sahada, bol lipid silindirleri
Serum C3C3 ve C4C4 düzeyleriNormal

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranöz nefropati

Cevap

Membranöz nefropati
Membranöz nefropati, erişkinlerde saf nefrotik sendromun en yaygın nedenidir. Özellikle 6060 yaş üstü hastalarda primer glomerüler hastalıklar arasında ilk sırada yer alır. Tanıda idrar sedimentinin 'sessiz' olması (belirgin hematüri olmaması) ve serum kompleman (C3,C4C3, C4) düzeylerinin normal olması bu tanıyı güçlü şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun sınıflandırılması
Nefrotik sendrom tanısı
Hastada masif proteinüri (>3.5>3.5 g/gün), belirgin hipoalbüminemi (<3.0<3.0 g/dL), hiperlipidemi ve yaygın ödem bulunmaktadır.
2
Kompleman analizi
Normal komplemanlı glomerülonefritlerin değerlendirilmesi
Serum C3C3 ve C4C4 düzeylerinin normal olması; PSGN, MPGN ve Lupus gibi hipokomplemanemi ile seyreden hastalıkları dışlar.
3
Yaş ve epidemiyolojik verilerin birleştirilmesi
En olası primer nedenin belirlenmesi
Yaşlı erişkinlerde (>60>60 yaş) primer nefrotik sendromun en sık nedeni membranöz nefropatidir.

Anahtar Kavram

Erişkinlerde, normal kompleman düzeyleri ile seyreden saf nefrotik sendromun en sık nedenlerini ayırt etmek.

İpuçları

1
Hastadaki ana klinik tablo nefrotik sendromdur (masif proteinüri, düşük albümin).
2
Serum kompleman düzeylerinin normal olması, ayırıcı tanıda birçok inflamatuar süreci elemenize yardımcı olur.

Daha Fazla Pratik

Membranöz nefropatili yaşlı bir hastada altta yatabilecek maligniteleri taramak için hangi ileri tetkiklerin yapılması gerektiğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 513Soru

6868 yaşında, tip 22 diyabet ve yaygın periferik arter hastalığı öyküsü olan bir erkek hasta, son üç aydır kan basıncı değerlerinin bir diüretik dahil üçlü antihipertansif tedaviye rağmen 165/95165/95 mmHg seyretmesi nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde epigastrik bölgede sistolik üfürüm saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1.61.6 mg/dL (eGFR: 4848 mL/dk/1.731.73 m²) ölçülüyor. Bu hastada klinik tabloyu açıklayan en olası tanı ve güncel KDIGO (20242024) kılavuzları uyarınca standart ofis ölçümleri ile hedeflenmesi gereken sistolik kan basıncı değeri aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aterosklerotik renal arter darlığı; <120<120 mmHg

Cevap

En olası tanı aterosklerotik renal arter darlığıdır ve KDIGO kılavuzlarına göre hedef sistolik kan basıncı <120 mmHg olmalıdır.
Doğru seçenek, hastanın klinik tablosunu (yaşlı, damar sertliği olan hasta ve epigastrik üfürüm) aterosklerotik renal arter darlığı olarak tanımlayan ve güncel KDIGO kılavuzlarındaki evre 3 kronik böbrek hastalığı için önerilen sistolik <120 mmHg hedefini belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş, cinsiyet ve risk faktörlerini değerlendir.
Hasta yaşlı, diyabetik, sigara ve periferik damar hastalığı risk faktörlerine sahip; bu durum renovasküler hipertansiyonun aterosklerotik tipini düşündürür.
Risk faktörleri aterosklerotik renovasküler hastalıkla (ARAS) güçlü ilişkilidir.
2
Klinik bulguları (üfürüm ve dirençli hipertansiyon) analiz et.
Epigastrik üfürüm ve üçlü tedaviye rağmen kontrol altına alınamayan kan basıncı, renal arter darlığı tanısını destekler.
Üfürüm, renal arter lümenindeki türbülan akımı yansıtır.
3
Komorbid durumları (KBH, DM) göz önüne alarak güncel kan basıncı hedefini belirle.
Hastada eGFR 48 mL/dk olması nedeniyle evre 3 KBH mevcuttur. KDIGO 2024 kılavuzu bu hastalarda standart ofis ölçümü ile hedefi <120 mmHg sistolik olarak belirlemiştir.
Düşük hedef kan basıncının KBH progresyonunu ve kardiyovasküler olayları azalttığı kanıtlanmıştır.

Anahtar Kavram

Aterosklerotik renal arter darlığı tanısı ve KDIGO kılavuzlarındaki güncel kan basıncı hedefleri.
Soru 514Soru

58 yaşında erkek hastanın rutin kontrolünde serum kreatinin düzeyi 1.81.8 mg/dL, hesaplanan eGFR değeri ise 4242 mL/dk/1.731.73 m 2^2 olarak saptanmıştır. Dört ay önce yapılan tetkiklerinde de benzer eGFR değerleri olduğu ve idrar analizinde albuminürisi bulunmadığı (A1) bilinmektedir. Bu hasta, KDIGO kılavuzuna göre kronik böbrek hastalığının hangi evresindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre 3b

Cevap

Hastanın eGFR değeri 4242 mL/dk/1.731.73 m 2^2 olduğu ve bu durum 3 aydan uzun sürdüğü için KDIGO sınıflamasına göre Evre 3b (G3b) kapsamındadır.
KDIGO kılavuzuna göre kronik böbrek hastalığı, GFR değerlerine göre 5 ana evreye ayrılır. Evre 3, kendi içinde 3a (455945-59) ve 3b (304430-44) olarak ikiye bölünür. Hastanın eGFR değeri 4242 olduğu için Evre 3b (G3b) kategorisine girer.

Adım Adım Çözüm

1
Kronik böbrek hastalığı (KBH) tanısının süresini kontrol et.
Dört aydır devam eden düşük eGFR düzeyi (3 aydan uzun), KBH tanısını doğrular.
KBH tanısı için böbrek hasarı veya fonksiyon bozukluğunun en az 3 ay sürmesi gerekir.
2
Hesaplanan eGFR değerini KDIGO evreleme tablosuna uygula.
GFR 4242 değeri 304430-44 aralığına düşer.
KDIGO sınıflamasında G3b evresi 304430-44 mL/dk/1.731.73 m 2^2 arasını kapsar.

Anahtar Kavram

KDIGO GFR Evrelemesi
Soru 515Soru

5858 yaşında erkek hasta, Tip 22 diabetes mellitus ve evre 33 kronik böbrek hastalığı (eGFR: 4242 mL/dk/1.731.73 m 2^2) tanılarıyla izlenmektedir. Poliklinik kontrolünde kan basıncı 148/92148/92 mmHg ölçülmüştür. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda sistolik bir üfürüm duyulması üzerine yapılan renal arter doppler ultrasonografisinde sağ renal arterde %70\%70 oranında aterosklerotik darlık saptanmıştır.

Bu hasta için KDIGO (Kidney Disease: Improving Global Outcomes) güncel kılavuzuna göre hedeflenmesi gereken standardize ofis sistolik kan basıncı değeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: <120< 120 mmHg

Cevap

Kronik böbrek hastalığı olan yetişkinlerde hedeflenmesi gereken sistolik kan basıncı değeri <120< 120 mmHg'dir.
KDIGO 20212021 ve 20242024 Hipertansiyon Yönetimi kılavuzlarına göre, diyaliz almayan kronik böbrek hastalığı olan yetişkinlerde, tolere edilebildiği sürece hedeflenmesi gereken standardize ofis sistolik kan basıncı değeri <120< 120 mmHg'dir. Bu hedef, diyabetik olan ve olmayan KBY hastaları için ortaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini belirle.
Hasta diyabetik, evre 33 KBY ve tek taraflı aterosklerotik renal arter stenozuna sahiptir.
Eşlik eden hastalıklar, antihipertansif tedavi hedeflerini doğrudan değiştirir.
2
İlgili uzmanlık kılavuzunu (KDIGO) referans al.
KDIGO 20212021 ve 20242024 güncellemeleri incelenir.
Nefroloji pratiğinde KBY hastaları için en güncel ve kanıta dayalı hedefler KDIGO tarafından belirlenir.
3
Sistolik kan basıncı hedefini belirle.
Standardize ölçüm yapılması şartıyla hedef <120< 120 mmHg olarak saptanır.
Sıkı sistolik kontrolün KBY progresyonunu yavaşlattığı ve mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir.

Anahtar Kavram

KDIGO kılavuzuna göre kronik böbrek hastalığı olan tüm yetişkinlerde (diyabetik olsun veya olmasın) standardize ofis sistolik kan basıncı hedefi <120< 120 mmHg'dir.

İpuçları

1
KDIGO kılavuzunun KBY hastaları için belirlediği güncel sistolik sınırı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Bilateral renal arter darlığı olan bir hastada ACE inhibitörü kullanımının böbrek fonksiyonları üzerindeki etkisini inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 516Soru

62 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen halsizlik, solukluk ve zaman zaman tekrarlayan künt bel ağrısı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde yaklaşık 2020 yıldır devam eden osteoartrit ve migren nedeniyle her gün düzenli olarak yüksek dozda parasetamol ve aspirin içeren kombine analjezik kullanımı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, kan basıncı 155/95155/95 mmHg saptanıyor; diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde; kan üre azotu (BUN) 4545 mg/dL, kreatinin 2.62.6 mg/dL, hemoglobin 8.88.8 g/dL, hematokrit %26\%26 ve ortalama eritrosit hacmi (MCV) 8888 fL olarak saptanıyor. İdrar analizinde dansite 10101010, protein 1+1+, her sahada 152015-20 lökosit izleniyor; ancak idrar kültüründe üreme saptanmıyor. Renal ultrasonografide her iki böbrek boyutunun bilateral ve simetrik olarak küçüldüğü, renal papilla bölgelerinde ise punktat kalsifikasyonlar ("yüzük belirtisi") izleniyor.

Bu klinik tabloya sahip bir hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Analjezik nefropatisi

Cevap

En olası tanı, uzun süreli analjezik kullanımı ve karakteristik klinik/radyolojik bulguları nedeniyle analjezik nefropatisidir.
Analjezik nefropatisi; kronik (yıllarca süren) analjezik kullanımı sonrası gelişen, bilateral böbrek boyutlarında küçülme, papiller nekroz (ve buna bağlı kalsifikasyonlar), steril piyüri ve eritropoetin eksikliğine bağlı derin anemi ile karakterize bir kronik interstisiyel nefrittir. Hastadaki 20 yıllık migren/osteoartrit tedavisi öyküsü ve radyolojik 'yüzük belirtisi' (papiller kalsifikasyon) bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ilaç öyküsünü ve böbrek morfolojisini değerlendir
20 yıllık yüksek doz kombine analjezik kullanımı ve bilateral küçük böbrekler kronik bir süreci gösterir.
Analjezik nefropatisi, aspirin ve fenasetin/parasetamol kombinasyonlarının kronik kullanımıyla gelişen bir kronik tübülointerstisiyel nefrit formudur.
2
Anemi ve böbrek fonksiyonlarını karşılaştır
Kreatinin 2.6 mg/dL olmasına rağmen hemoglobinin 8.8 g/dL olması 'disproporsiyone anemi' tablosudur.
Tubulointerstisyel hastalıklarda eritropoetin sentezi interstisiyel hasar nedeniyle diğer kronik böbrek hastalıklarına göre daha erken ve belirgin bozulur.
3
İdrar sedimentini ve radyolojik bulguları yorumla
Kültür negatif lökositüri (steril piyüri) ve ultrasonografide papiller kalsifikasyonlar (papiller nekroz göstergesi) saptandı.
Steril piyüri tubulointerstisyel inflamasyonun, papiller kalsifikasyonlar ise analjeziklere bağlı gelişen papiller nekrozun en tipik bulgularıdır.

Anahtar Kavram

Analjezik nefropatisi; kronik analjezik kullanımı, disproporsiyone anemi, steril piyüri ve papiller nekroz (yüzük belirtisi) ile karakterize bir kronik interstisiyel nefrit tablosudur.

Alternatif Yöntem

Hastanın hemoglobin düzeyinin (8.88.8 g/dL), mevcut kreatinin düzeyi (2.62.6 mg/dL) için beklenenden çok daha düşük olması (disproporsiyone anemi), klinisyeni doğrudan kronik interstisiyel hastalıklara yönlendirmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 517Soru

6565 yaşında erkek hasta, son üç aydır artan bel ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 9.5 g/dL9.5 \text{ g/dL}, serum kalsiyumu 11.8 mg/dL11.8 \text{ mg/dL} ve serum kreatinini 2.6 mg/dL2.6 \text{ mg/dL} saptanıyor. Tam idrar analizinde dipstick (çubuk) testi ile protein negatif bulunurken, eş zamanlı yapılan sülfosalisilik asit (SSA) testi ile 3+3+ pozitiflik saptanıyor.

Bu hastadaki laboratuvar bulguları arasındaki bu uyumsuzluğun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrarda monoklonal hafif zincirlerin (Bence-Jones proteinleri) bulunması

Cevap

İdrarda monoklonal hafif zincirlerin (Bence-Jones proteinleri) bulunması
İdrar dipstick testi (çubuk testi), kolorimetrik bir yöntem kullanır ve reaktifi olan tetrabromfenol mavisi esas olarak albümin ile reaksiyona girer. Multiple Myeloma gibi plazma hücre diskrazilerinde idrarda monoklonal hafif zincirler (Bence-Jones proteinleri) bulunur. Bu proteinler dipstick tarafından saptanamazken, tüm protein türlerini çöktürebilen sülfosalisilik asit (SSA) testi ile saptanabilirler. Hastadaki anemi ve hiperkalsemi bulguları bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
İleri yaş, anemi, hiperkalsemi ve böbrek yetmezliği (CRAB bulguları) Multiple Myeloma tanısını düşündürür.
Hastanın sistemik bulguları bir monoklonal gamopatiyi işaret etmektedir.
2
İdrar testleri arasındaki farkı analiz et.
Dipstick testi negatiftir ancak SSA (Sülfosalisilik Asit) testi 3+3+ pozitiftir.
Dipstick testi tetrabromfenol mavisi yöntemiyle sadece albümine duyarlıdır; SSA ise soğuk presipitasyon yöntemiyle tüm proteinleri (globülinler ve hafif zincirler dahil) saptar.
3
Sonucu klinik tablo ile birleştir.
Multiple Myeloma'da idrara çıkan proteinler albümin değil, monoklonal hafif zincirlerdir (Bence-Jones).
Hafif zincirlerin dipstick tarafından saptanamaması, ancak SSA ile saptanması karakteristik bir laboratuvar bulgusudur.

Anahtar Kavram

İdrar dipstick testi esas olarak albümini saptarken, sülfosalisilik asit (SSA) testi globülinler ve hafif zincirler dahil tüm proteinleri saptar.

Daha Fazla Pratik

İdrar elektroforezinde saptanan protein tiplerinin (glomerüler vs tübüler) ayırıcı tanısını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 518Soru

45 yaşında kadın hasta, son dönem böbrek yetmezliği tanısıyla 4 yıldır haftada 3 gün hemodiyaliz programına girmektedir. Hastanın rutin aylık laboratuvar kontrollerinde şu değerler saptanmıştır:

ParametreDeğer
Serum Kalsiyum10.8 mg/dL10.8\text{ mg/dL}
Serum Fosfor7.6 mg/dL7.6\text{ mg/dL}
Parathormon (PTH)880 pg/mL880\text{ pg/mL}
Albümin4.0 g/dL4.0\text{ g/dL}
Alkalen Fosfataz180 U/L180\text{ U/L}

Hastanın mevcut tedavisinde yemeklerle birlikte kalsiyum asetat ve oral kalsitriol kullandığı öğrenilmiştir.

KDIGO kılavuzlarına göre, bu hastada mineral ve kemik bozukluğu yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalsitriol ve kalsiyum asetat kesilmeli; sevelamer ve sinakalset başlanmalıdır

Cevap

Kalsitriol ve kalsiyum asetat kesilmeli; sevelamer ve sinakalset başlanmalıdır
Bu hastada hem hiperkalsemi (10.8 mg/dL10.8\text{ mg/dL}) hem de hiperfosfatemi (7.6 mg/dL7.6\text{ mg/dL}) mevcuttur. Bu tablo, 'kalsiyum-fosfor çarpımı'nın yüksek olduğunu ve metastatik kalsifikasyon (kalsifilaksi) riskinin arttığını gösterir. Mevcut tedavideki kalsiyum asetat (kalsiyum yükü yapar) ve kalsitriol (bağırsaktan Ca ve P emilimini artırır) bu tabloyu daha da kötüleştirmektedir. Bu nedenle her iki ilaç da kesilmelidir. Fosfor kontrolü için kalsiyum içermeyen bir bağlayıcı (Sevelamer) ve PTH kontrolü için kalsiyumu yükseltmeyen (aksine düşüren) bir ajan (Sinakalset) en uygun kombinasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularını yorumla
Kalsiyum yüksek (10.8>10.210.8 > 10.2), Fosfor çok yüksek (7.6>5.57.6 > 5.5), PTH çok yüksek (880>600880 > 600). Tanı: Tersiyer hiperparatiroidizme gidiş gösteren şiddetli Sekonder Hiperparatiroidizm.
KBH-MBD (Kronik Böbrek Hastalığı - Mineral ve Kemik Bozukluğu) tablosunun ciddiyetini belirlemek için.
2
Mevcut ilaçların etkisini değerlendir
Kalsiyum asetat (fosfor bağlayıcı) kalsiyumu yükseltir. Kalsitriol (Aktif Vit D) hem kalsiyumu hem fosforu yükseltir.
Hiperkalsemi ve hiperfosfateminin iatrojenik nedenlerini saptamak için.
3
KDIGO hedeflerine göre ilaç değişikliğini planla
Hiperkalsemi olduğu için kalsiyum içeren bağlayıcılar ve aktif D vitamini kesilmelidir. Fosforu düşürmek için kalsiyum içermeyen bağlayıcı (Sevelamer) ve PTH'yı baskılamak için kalsimimetik (Sinakalset) başlanmalıdır.
Kalsiyum x Fosfor çarpımını düşürmek ve PTH'yı baskılamak için en güvenli kombinasyonu seçmek.

Anahtar Kavram

Hiperkalsemik ve hiperfosfatemik KBH hastasında sekonder hiperparatiroidizm tedavisinde aktif D vitamini ve kalsiyum bazlı bağlayıcılar kontrendikedir; kalsimimetikler ve sevelamer tercih edilir.
Soru 519Soru

Çocukluk çağından beri sensorinöral işitme kaybı ve görme bozukluğu (anterioranterior lentikonuslentikonus) nedeniyle takip edilen ve Alport sendromu tanısıyla böbrek nakli yapılan 2424 yaşındaki erkek hastada, nakilden 88 hafta sonra ani gelişen makroskobik hematüri ve greft fonksiyonlarında hızlı bozulma saptanıyor. Yapılan greft biyopsisinde glomerüler bazal membranda (GBMGBM) lineer IgGIgG birikimi saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve altta yatan genetik defekt ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada greftteki tip IV kollajen antijenlerine karşı "de novo" anti-GBM hastalığı gelişmiştir ve bu durum en sık COL4A5COL4A5 mutasyonu olan erkeklerde görülür.

Cevap

Hastada greftteki tip IV kollajen antijenlerine karşı "de novo" anti-GBM hastalığı gelişmiştir ve bu durum en sık COL4A5COL4A5 mutasyonu olan erkeklerde görülür.
Alport sendromlu hastalar, tip IV kollajenin spesifik α\alpha zincirlerini (3,43, 4 veya 55) sentezleyemedikleri için bu proteinlere karşı immün toleransları yoktur. Böbrek nakli yapıldığında, nakledilen böbrekteki normal bazal membran bu proteinleri içerir ve hastanın bağışıklık sistemi bunları "yabancı" olarak algılayıp antikor (anti-GBM) geliştirir. Bu tablo en sık X'e bağlı (COL4A5COL4A5) mutasyonu olan ve antijenden tamamen yoksun olan erkek hastalarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Hematüri, sensorinöral işitme kaybı ve anterior lentikonus varlığı hastada Alport sendromu tanısını doğrular.
Alport sendromu, tip IV kollajen sentezindeki genetik defekt sonucu gelişen klasik bir kalıtsal nefrittir.
2
Nakil sonrası bulguların analizi
Hızlı greft fonksiyon kaybı ve biyopsinde lineer IgGIgG birikimi saptanması.
Lineer IgGIgG boyanması, glomerüler bazal membrana karşı gelişen antikorların (anti-GBM) karakteristik bulgusudur.
3
Komplikasyonun genetikle ilişkilendirilmesi
Hastada kendi böbreklerinde bulunmayan α3,4,5(IV)\alpha-3, 4, 5(IV) zincirlerine karşı "de novo" antikor gelişimi gerçekleşmiştir.
Bu durum özellikle X'e bağlı (COL4A5COL4A5) Alport hastalarında, nakil sonrası greft kaybına yol açabilen ciddi bir komplikasyondur.

Anahtar Kavram

Alport Sendromu ve Nakil Sonrası De Novo Anti-GBM Hastalığı
Soru 520Soru

Rutin kontroller sırasında böbrek ultrasonografisinde medüller kistler saptanan 20 yaşındaki bir hastada, ayırıcı tanıda Medüller Sünger Böbrek yerine Nefronofitizis (Nephronophthisis) düşünülmesini sağlayan en güçlü klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar konsantrasyon yeteneği kaybı (poliüri) ile birlikte açıklanamayan anemi ve böbrek yetmezliği

Cevap

İdrar konsantrasyon yeteneği kaybı (poliüri) ile birlikte açıklanamayan anemi ve böbrek yetmezliği
Nefronofitizis (NPHP), otozomal resesif geçişli bir kistik böbrek hastalığıdır ve çocukluk/adölesan dönemde son dönem böbrek yetmezliğinin en sık genetik nedenidir. Hastalığın klinik triadı; idrar konsantrasyon defektine bağlı poliüri/polidipsi, gelişme geriliği ve kronik böbrek yetmezliği derecesiyle orantısız derin anemidir. Ultrasonografide böbrekler genellikle normal veya küçük boyuttadır ve kortikomedüller bileşkede kistler görülebilir. Medüller Sünger Böbrek'in aksine, Nefronofitizis ilerleyici böbrek hasarı ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Genç bir hastada medüller kistler saptanmış ve iki hastalık arasında ayrım yapılması isteniyor: Nefronofitizis vs Medüller Sünger Böbrek.
Her iki hastalık da medüller kistlerle seyredebilir ancak klinik gidişatları tamamen farklıdır.
2
Medüller Sünger Böbrek özelliklerini hatırla
Genellikle benigndir. Taş, nefrokalsinozis, hematüri ve enfeksiyonla seyreder. Böbrek yetmezliği nadirdir.
Yanlış seçenekleri elemek için bu özelliklerin bilinmesi gerekir.
3
Nefronofitizis özelliklerini hatırla
Çocukluk/gençlik çağında son dönem böbrek yetmezliğinin en sık kalıtsal nedenidir. Tuz kaybı, poliüri (konsantrasyon defekti), gelişme geriliği ve böbrek yetmezliği ile orantısız anemi görülür.
Doğru tanıya götüren ayırt edici özellikler bunlardır.
4
Doğru seçeneği belirle
Anemi, poliüri ve böbrek yetmezliği varlığı Nefronofitizis'i işaret eder.
Bu üçlü bulgu (Triad) Nefronofitizis için karakteristiktir ve Medüller Sünger Böbrek'te beklenmez.

Anahtar Kavram

Nefronofitizis ile Medüller Sünger Böbrek Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
İki hastalık arasındaki en temel fark, böbrek fonksiyonlarının uzun vadeli seyridir (Benign vs İlerleyici Yetmezlik).
2
Aranan hastalık çocuklarda ve genç erişkinlerde 'sessiz' böbrek yetmezliğinin ve açıklanamayan aneminin önemli bir nedenidir.
3
Medüller Sünger Böbrek taş ve enfeksiyonla, Nefronofitizis ise 'tuz kaybı' ve 'poliüri' ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Nefronofitizis'in ekstra-renal bulgularını (Retinitis Pigmentosa - Senior Loken Sendromu) içeren bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Ultrason bulguları benzer olsa da, klinik tablodaki 'poliüri' ve 'anemi' varlığı tübülointerstisyel bir hasarı (Nefronofitizis) işaret ederken; 'hematüri' ve 'taş' varlığı yapısal bir genişlemeyi (Medüller Sünger Böbrek) işaret eder.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 26 / 29Sonraki
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 26 | Examkin