Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite

227 soru

Soru 1Soru

28 yaşında kadın hasta, 4 yıldır giderek artan kıllanma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede klitoromegali saptanmıyor, Ferriman-Gallwey skoru 11. Laboratuvar bulguları: Total testosteron: 68 ng/dL (N: 20–70), DHEA-S: 410 µg/dL (N: 40–430), 17-OHP (bazal): 1,8 ng/mL (N: <2). Tiroid fonksiyon testleri ve prolaktin normal. Adet düzeni düzenli (28 günlük sikluslar). Transvajinal ultrasonografide over boyutları normal, folikül sayısı ikili overde toplamda 12 (eşik değer altı). Beş yıldır kullandığı ilaç sorgulandığında, uzun süreli düşük doz metotrexat tedavisi aldığı öğreniliyor. Hastanın kıllanması için en olası açıklama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlaç kaynaklı hirsutizm (metotrexat ilişkili)

Cevap

Metotrexat uzun süreli kullanımına bağlı ilaç kaynaklı hirsutizm
Uzun süreli metotrexat kullanımının hirsutizme neden olabileceği iyi belgelenmiştir. Bu hastada total testosteron, DHEA-S ve 17-OHP değerlerinin tamamı normal referans aralığındadır; dolayısıyla biyokimyasal hiperandrojenizm yoktur. Adet düzeni düzenli olduğundan anovulasyon da mevcut değildir. Ultrasonografik PKOS görünümü eşik değerinin altındadır. NOKAK için 17-OHP <2 ng/mL ile dışlanmıştır. Androjen salgılayan tümörü düşündürecek hızlı seyir, klitoromegali veya testosteron >200 ng/dL gibi bulgular yoktur. Tüm bu nedenler sistematik olarak dışlandığında, klinik tabloyu açıklayan tek faktör uzun süreli metotrexat kullanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Virilizasyon bulgularını değerlendir
Klitoromegali yok, ses kalınlaşması yok; yalnızca hirsutizm (FG skoru 11) mevcut
Virilizasyon yokluğu yüksek androjen düzeylerini veya androjen salgılayan tümörü daha az olası kılar
2
Hormonal profili yorumla
Total testosteron 68 ng/dL (normal üst sınır içi), DHEA-S 410 µg/dL (normal), 17-OHP 1,8 ng/mL (<2 ng/mL eşiğin altı) — tüm değerler normal referans aralığında
Biyokimyasal hiperandrojenizm yoktur; androjen kaynağına yönelik tanılar için ön koşul karşılanmamıştır
3
PKOS kriterlerini sistematik dışla
Adet düzeni düzenli → anovulasyon yok; hormonlar normal → biyokimyasal hiperandrojenizm yok; folikül sayısı <20 → USG kriteri yok. Üç Rotterdam kriterinden hiçbiri karşılanmadı
PKOS tanısı için en az 2/3 Rotterdam kriteri gereklidir
4
17-OHP ile NOKAK olasılığını değerlendir
Bazal 17-OHP 1,8 ng/mL; NOKAK için ACTH stimülasyon testi endikasyonu doğuracak eşik değer olan ≥2 ng/mL aşılmamış
17-OHP <2 ng/mL ise NOKAK dışlanmış sayılır, ACTH testi gerekmez
5
İlaç öyküsünü klinik tabloyla ilişkilendir
Uzun süreli düşük doz metotrexat kullanımı saptandı; metotrexat folik asit metabolizmasını ve dolaylı olarak androjen metabolizmasını etkileyerek hirsutizme yol açabilir
Tüm metabolik ve hormonal nedenler dışlandıktan sonra ilaç nedenselliği en parsimonious açıklamadır; tanı hiyerarşisinde ilaç kaynaklı nedenler PKOS ve idiyopatik hirsutizmden önce değerlendirilmelidir

Anahtar Kavram

Hirsutizm etiyolojisinde ilaç nedenselliği; tanı hiyerarşisinde hormonal profil ve PKOS/NOKAK dışlamasından sonra ilaç öyküsünün sistematik değerlendirilmesi
Tahmini Süre:3m 30s
Soru 2Soru

38 yaşında kadın hasta, son 3 aydır giderek artan şiddetli baş ağrısı ve her iki dış görme alanında daralma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum prolaktin (PRL) düzeyi 180ng/mL180 ng/mL (Normal: 525ng/mL5-25 ng/mL) saptanıyor. Laboratuvar tarafından uygulanan polietilen glikol (PEG) presipitasyon testi sonucunda PRL geri kazanım (recovery) oranı %15\%15 olarak raporlanıyor. Hipofiz MRG'sinde sellayı dolduran, suprasellar uzanım gösteren ve optik kiyazmaya belirgin bası yapan 25mm25 mm boyutunda bir adenom izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-fonksiyonel hipofiz adenomu; transsfenoidal cerrahi

Cevap

Non-fonksiyonel hipofiz adenomu tanısıyla transsfenoidal cerrahi uygulanmalıdır.
Hastanın toplam prolaktin düzeyi 180ng/mL180 ng/mL olsa da, PEG presipitasyon testi sonrası geri kazanım oranının %15\%15 olması, prolaktinin büyük kısmının biyolojik olarak inaktif olan makroprolaktin olduğunu gösterir. Hesaplanan gerçek (monomerik) prolaktin düzeyi 27ng/mL27 ng/mL'dir ve bu değer 25mm25 mm boyutundaki bir adenom için çok düşüktür. Bu durum, kitlenin prolaktin salgılamayan (non-fonksiyonel) bir adenom olduğunu ve mevcut hafif prolaktin yüksekliğinin hipofiz sapına yapılan basıdan (sap etkisi/stalk effect) kaynaklandığını kanıtlar. Görme alanı kaybı (bitemporal hemianopsi) olan non-fonksiyonel makroadenomlarda temel tedavi transsfenoidal cerrahidir.

Adım Adım Çözüm

1
Prolaktin ve PEG testi sonuçlarının yorumlanması
Monomerik PRL düzeyi 180×0.15=27ng/mL180 \times 0.15 = 27 ng/mL olarak hesaplanır.
PEG testi sonrası geri kazanım (recovery) oranı %40\%40'ın altında olduğunda ölçülen toplam prolaktinin büyük kısmının biyolojik olarak inaktif olan 'makroprolaktin' (big-big PRL) olduğu anlaşılır.
2
Prolaktin düzeyi ile adenom boyutunun korelasyonunun değerlendirilmesi
25mm25 mm boyutundaki bir makroprolaktinomanın monomerik PRL düzeyinin binlerce ng/mLng/mL olması beklenir; 27ng/mL27 ng/mL düzeyi kitle boyutuyla uyumsuzdur.
Adenom boyutu ile PRL üretimi arasında doğrudan bir korelasyon vardır. Hafif PRL yüksekliği (27ng/mL27 ng/mL), kitlenin dopaminerjik inhibisyonu engellemesi (sap etkisi) ile açıklanabilir.
3
Klinik semptomlar ve radyolojik bulgular ışığında tedavi planının belirlenmesi
Bitemporal hemianopsi (görme kaybı) ve optik kiyazma basısı cerrahi endikasyondur.
Kitle non-fonksiyonel bir makroadenomdur ve optik yollara bası yaptığı için acil cerrahi dekompresyon gerektirir.

Anahtar Kavram

Makroprolaktinemi varlığında gerçek prolaktin değerinin hesaplanması ve kitle boyutu-hormon düzeyi uyumsuzluğunda ayırıcı tanı yönetimi.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 3Soru

38 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır şiddetlenen baş ağrısı ve görme alanının her iki dış tarafında daralma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bitemporal hemianopsi saptanıyor. Hipofiz MR incelemesinde sella tursikayı dolduran, optik kiyazmaya bası yapan ve sağ kavernöz sinüsü invaze eden 3,8×2,5 cm3,8 \times 2,5 \text{ cm} boyutlarında kitle izleniyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum prolaktin düzeyi 115 ng/mL115 \text{ ng/mL} (N:<25 ng/mLN: <25 \text{ ng/mL}) olarak rapor ediliyor. Bu klinik tabloda kesin tanıya yönelik bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum örneği dilüe edilerek prolaktin ölçümünün tekrarlanması

Cevap

Dev hipofiz adenomu olan bir hastada prolaktin düzeyinin beklenenden (genellikle >2000 ng/mL) çok daha düşük ölçülmesi durumunda 'Hook (Çengel) Etkisi'nden şüphelenilmeli ve serum örneği dilüe edilerek ölçüm tekrarlanmalıdır.
Dev makroadenomlarda (>3>3 cm) serum prolaktin düzeyleri genellikle çok yüksektir. Ölçülen değerin (115 ng/mL) kitle boyutuyla uyumsuz olması, laboratuvar yöntemindeki teknik bir kısıtlama olan Hook etkisini düşündürür. Bu durumda serumun seyreltilerek çalışılması, gerçek prolaktin değerinin binlerce ng/mL olduğunu ortaya çıkarabilir ve hastanın cerrahi yerine dopamin agonisti ile medikal tedavi edilmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
3,8 cm boyutunda dev bir hipofiz adenomu ve bitemporal hemianopsi varlığı.
Kitle boyutu dev prolaktinoma veya non-fonksiyonel adenom olasılığını ön plana çıkarır.
2
Hormon düzeyinin yorumlanması
Prolaktin düzeyi (115 ng/mL), kitle boyutuyla uyumsuz derecede düşüktür.
Normal şartlarda bu boyuttaki bir prolaktinomanın prolaktin değerinin binli rakamlarda olması beklenir.
3
Laboratuvar hatasının (Hook etkisi) değerlendirilmesi
Sandviç tipi immünolojik ölçümlerde aşırı antijen yükü nedeniyle yalancı düşük sonuç saptanması.
Aşırı yüksek prolaktin düzeyi, antikorları doyurarak 'sandviç' oluşumunu engeller ve sonucu düşük gösterir.
4
Doğrulama testi
Serumun 1:10 veya 1:100 oranında dilüe edilerek tekrar çalışılması.
Dilüsyon antijen yükünü azaltır ve gerçek yüksek değerin saptanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Hook Etkisi (Çengel Etkisi)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

25 yaşında bir kadın, 8 aydır adet görmediği şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünde menarşın 13 yaşında olduğu, daha önce düzenli adet gördüğü ve 6 ay önce D&C (dilatasyon ve küretaj) işlemi geçirdiği öğreniliyor. Muayenede sekonder seks karakterleri normal, uterus mevcut. Beta-hCG negatif, TSH ve prolaktin normal sınırlarda. FSH ve LH düzeyleri düşük-normal. Progesteron çekilme testi negatif (kanama yok), ardından östrojen + progesteron kombine çekilme testi de negatif sonuç veriyor. Bu hastanın amenoresinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asherman sendromu (intrauterin sineşi)

Cevap

Asherman sendromu (intrauterin sineşi) — D&C sonrası gelişen endometrial hasar
Asherman sendromu, D&C gibi intrauterin girişimler sonrası gelişen endometrial sineşilerle karakterizedir. Bu hastada amenore algoritmasının kritik basamağı olan kombine östrojen+progesteron çekilme testine yanıt alınamaması, endometriyumun hormonal uyarıya yanıt veremediğini göstermektedir. Gonadotropinlerin normal/düşük olması, diğer sistemik değerlerin (TSH, prolaktin) normal olması ve D&C öyküsünün varlığı birlikte değerlendirildiğinde uterin (outflow) kaynaklı amenore olan Asherman sendromu en olası tanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Gebeliği dışla
Beta-hCG negatif → gebelik yok
Amenore değerlendirmesinde her zaman ilk adım gebeliği dışlamaktır
2
Sistemik nedenleri dışla (TSH, prolaktin)
TSH normal → tiroid hastalığı yok; Prolaktin normal → hiperprolaktinemi yok
Tiroid ve prolaktin bozuklukları gonadotropin salınımını baskılayarak amenoreye neden olabilir
3
Gonadotropin düzeylerine bak (FSH, LH)
FSH ve LH düşük-normal → over yetmezliği (yüksek FSH/LH) dışlanır; hipofizer veya hipotalamik sorun ya da uterin sorun akla gelir
Yüksek FSH/LH over yetmezliğini, düşük FSH/LH ise hipotalamik/hipofizer baskılanmayı gösterir
4
Progesteron çekilme testini yorumla
Negatif (kanama yok) → ya östrojen yetersiz, ya endometriyum yanıt veremiyor
Pozitif sonuç (kanama) anovulasyonu ve yeterli östrojen ortamını gösterirdi
5
Kombine östrojen + progesteron çekilme testini yorumla
Negatif (kanama yok) → endometriyum hormonal uyarıya yanıt veremiyor
Bu test endometriyumun fonksiyonelliğini test eder. Normal bir endometrium bu uyarı ile kanar. Kanama olmadığında problem hipotalamik/hipofizer/over değil, uterustadır (outflow tract problemi).
6
Klinik öyküyle birleştir
D&C öyküsü + kombine teste yanıtsızlık = Asherman sendromu (intrauterin sineşi)
D&C işlemi endometrial bazal tabakaya zarar verip sineşi gelişimine yol açabilir; bu da endometriumun hormonal uyarıya yanıt verememesini açıklar

Anahtar Kavram

Amenore tanı algoritması: kombine östrojen+progesteron çekilme testi negatifliği uterin (outflow) patalojiyi gösterir
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Bir çocuk endokrinoloji kliniğine 11 yaşında erkek hasta getiriliyor. Ailesi, yaklaşık 8 aydır çocuğun kasık bölgesinde kıllanma ve testis büyümesi fark ettiğini ifade ediyor. Fizik muayenede testis hacmi her iki tarafta 6 mL, pubik kıllanma Tanner evre 3 olarak saptanıyor. Kemik yaşı 14 olarak değerlendiriliyor. Bazal LH düzeyi 0,2 IU/L, FSH düzeyi 0,3 IU/L ve sabah kortizolü normaldir. GnRH stimülasyon testinde LH yanıtı zirve 0,8 IU/L olarak ölçülüyor. Testosteron düzeyi 4,2 ng/mL (yüksek). Bilateral testisler eşit büyüklükte ve simetrik. Bu hastada en olası tanı ile birinci basamak tedavi seçeneğinin doğru eşleştirildiği şık hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesel testiküler androjen fazlalığı (Familial male-limited precocious puberty / Testotoksikoz) — spironolakton + testolakton

Cevap

Ailesel testiküler androjen fazlalığı (Testotoksikoz) — spironolakton + testolakton kombinasyonu
LHCGR (LH reseptörü) gain-of-function mutasyonu, LH sinyali olmaksızın Leydig hücrelerini sürekli aktive ederek yüksek testosteron üretimine yol açar. Yükselen testosteron, negatif geri bildirim yoluyla hipotalamo-hipofizer aksı baskılar; bu da bazal LH/FSH düşüklüğü ve GnRH stimülasyon testine zayıf yanıtla sonuçlanır. Bilateral simetrik testis büyümesi, her iki Leydig hücresi havuzunun eşit uyarıldığını gösterir. Tedavide androjen reseptörünü bloke eden spironolakton ile aromataz inhibitörü (testolakton/anastrozol) kombinasyonu kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Pubertenin erken ve periferik mi yoksa santral mi olduğunu belirle
GnRH stimülasyon testinde LH yanıtı 0,8 IU/L → baskılı yanıt (eşik: ≥5-8 IU/L santral aktivasyon için); bu periferik (GnRH-bağımsız) erken puberte lehinedir
Santral erken pubertede hipotalamo-hipofizer aks aktif olduğundan GnRH'ya belirgin LH yanıtı alınır; yanıtın zayıf olması aksın baskılandığını gösterir
2
Periferik erken puberte nedenlerini ayırt et: tümör, adrenal kaynak, reseptör mutasyonu veya somatik mutasyon
Bilateral simetrik testis büyümesi (tümör veya unilateral patolojiyi dışlar), sabah kortizolü normal (adrenal KAH daha az olası), café-au-lait veya kemik lezyonu yok (McCune-Albright dışı), beta-HCG yüksekliği belirtilmemiş
Her olası periferik neden için özgül klinik ya da biyokimyasal kanıt aranmalıdır; tümör asimetrik büyüme ve tümör belirteci yüksekliğiyle, KAH 17-OHP yüksekliğiyle, McCune-Albright ekstragonadal bulgularla kendini gösterir
3
Kalan klinik tablo ile LHCGR gain-of-function mutasyonunun uyumunu değerlendir
Yüksek testosteron + baskılı gonadotropinler + bilateral simetrik testis büyümesi + GnRH'ya zayıf yanıt → Testotoksikoz (Familial male-limited precocious puberty) tanısı
LHCGR aktivasyon mutasyonu, LH olmaksızın Leydig hücrelerini sürekli uyararak yüksek testosteron üretimine yol açar; yüksek testosteron negatif geri bildirimle GnRH/LH aksını baskılar
4
Tedavi seçeneğini belirle
Spironolakton (androjen reseptör antagonisti) + testolakton ya da anastrozol (aromataz inhibitörü) kombinasyonu; epifiz kapanmasını yavaşlatmak için GnRH analoğu eklenebilir ancak tek başına etkisizdir
GnRH bağımsız bir süreç olduğundan GnRH analoğu tek başına yetersizdir; androjen etkisini ve östrojene çevrilmesini (kemik olgunlaşması) bloke etmek gerekir

Anahtar Kavram

GnRH-bağımsız (periferik) erken puberte: Testotoksikoz patogenezi, LH/FSH baskılanması ile yüksek testosteron birlikteliği ve tedavi yaklaşımı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6Soru

25 yaşında nullipar bir kadın, son 1 yıldır adet düzensizliği ve çift taraflı galaktore şikâyetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde herhangi bir ilaç kullanımı ve tiroid hastalığı yok. Fizik muayenede meme başlarından ekspresyonla süt geldiği görülüyor. Serum prolaktin düzeyi 210 ng/mL, TSH normal sınırlarda ölçülüyor. Bu hastada hiperprolaktinemi tedavisinde kullanılan birinci basamak ilaç ve etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabergolin — hipofiz D2 reseptörlerini aktive ederek prolaktin sekresyonunu baskılar

Cevap

Kabergolin, hipofiz D2 reseptörlerini aktive ederek prolaktin sekresyonunu baskılar ve birinci basamak tedavi ajanıdır.
Kabergolin, hipofiz laktotrop hücrelerindeki D2 reseptörlerine bağlanarak prolaktin sekresyonunu doğrudan baskılayan bir dopamin agonistidir. Uzun etki süresi (yarı ömrü ~65 saat) sayesinde haftada 1-2 kez kullanılabilir; bromokriptine kıyasla daha iyi gastrointestinal tolerabilitesi ve daha belirgin tümör küçültücü etkisi nedeniyle uluslararası kılavuzlarda mikro ve makroprolaktinomaların birinci basamak tedavisinde önerilen ajandır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir ve hiperprolaktinemi tanısını doğrula
Galaktore + adet düzensizliği + yüksek prolaktin (210 ng/mL) + normal TSH = prolaktinomaya bağlı hiperprolaktinemi düşünülür
Sekonder nedenler (hipotiroidi, ilaç kullanımı) dışlanmış; 200 ng/mL üzeri prolaktin değeri makroprolaktinoma olasılığını güçlü biçimde düşündürür
2
Hiperprolaktinemi tedavisinde kullanılan dopamin agonist sınıfını tanımla
Dopamin (PIF: Prolaktin İnhibitör Faktör), hipofizin laktotrop hücrelerindeki D2 reseptörlerine bağlanarak prolaktin salgısını baskılar
Prolaktinin fizyolojik inhibitörü dopamindir; tedavi de bu mekanizmayı taklit eden D2 agonistlere dayanır
3
Mevcut dopamin agonistler arasında birinci basamak tercihi belirle
Kabergolin, uzun etkili D2 agonist olup haftada 1-2 kez kullanılır; bromokriptine göre daha az yan etkisi ve daha yüksek etkinliği nedeniyle günümüzde birinci basamak seçimdir
Klinik kılavuzlar, prolaktinomalarda kabergolini tercih edilen ajan olarak önermektedir

Anahtar Kavram

Hiperprolaktinemi tedavisinde dopamin D2 reseptör agonistlerinin (özellikle kabergolinin) etki mekanizması ve birinci basamak tedavideki yeri
Soru 7Soru

Hiç adet görmeme şikayetiyle getirilen 1717 yaşındaki bir hastanın fizik muayenesinde boyu 168168 cm, kilosu 5858 kg olarak ölçülmüştür. Meme gelişimi ve pubik kıllanması Tanner evre 11 olan hastanın kan basıncı 155/100155/100 mmHg saptanmıştır. Pelvik ultrasonografide uterus ve her iki overin mevcut ancak hipoplazik olduğu izlenmiştir. Laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
FSH6868 mIU/mL
LH4242 mIU/mL
Estradiol<10<10 pg/mL
Serum Potasyum3.03.0 mEq/L

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1717-alfa hidroksilaz eksikliği

Cevap

1717-alfa hidroksilaz eksikliği
1717-alfa hidroksilaz eksikliği, steroid sentez yolunda kolesterolden östrojen ve androjen üretimini engelleyerek hipergonadotropik hipogonadizme (yüksek FSH/LH, düşük östrojen) ve primer amenoreye yol açar. Enzim eksikliği nedeniyle biriken öncül maddeler mineralokortikoid yoluna (1111-deoksikortikosteron) kayar; bu da sodyum tutulumu ve potasyum atılımına neden olarak hipertansiyon ve hipokalemi tablosunu oluşturur. Pelvik ultrasonda uterusun izlenmesi, Müllerian yapıların geliştiğini gösterir ve bu durum tanı ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularının analizi
Tanner evre 11 gelişim (östrojen eksikliği), uterus varlığı (Müllerian yapıların korunması) ve hipertansiyon/hipokalemi saptandı.
Primer amenorede ikincil seks karakterleri ve anatomi, ayırıcı tanıda ilk basamaktır.
2
Hormonal profilin değerlendirilmesi
Yüksek FSH ve LH değerleri ile hipergonadotropik hipogonadizm tablosu doğrulandı.
Gonadal yetmezliğin santral mi yoksa periferik mi olduğunu anlamak için gonadotropin seviyeleri kritiktir.
3
Sistemik bulgularla enzim eksikliğinin korelasyonu
1717-alfa hidroksilaz enzim bloğu nedeniyle pregnenolon ve progesteronun mineralokortikoid yoluna kayması (11-deoksikortikosteron artışı) hipertansiyon ve hipokalemiyi açıklamaktadır.
Amenore ile birlikte seyreden endokrin hipertansiyon vakalarında steroidogenez yolundaki spesifik enzim blokları (17-alfa hidroksilaz) düşünülmelidir.

Anahtar Kavram

1717-alfa hidroksilaz eksikliğinde mineralokortikoid fazlalığına bağlı hipertansiyon ve hipokalemi, seks steroidlerinin sentezlenememesine bağlı ise primer amenore ve puberte yokluğu görülür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Hiperprolaktineminin en sık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofiz prolaktinoma (mikroadenom veya makroadenom)

Cevap

Hiperprolaktinemi vakalarında en sık patolojik neden hipofiz prolaktinomasıdır.
Hipofiz prolaktinoması (mikroadenom veya makroadenom), hiperprolaktinemi vakalarının en sık patolojik nedenidir. Tüm hiperprolaktinemi olgularının yaklaşık %40'ını oluşturan prolaktinoma, hipofizin en sık görülen fonksiyonel adenomudur. Bu nedenle hiperprolaktinemi etiyolojisindeki birinci sıradaki yerini korur.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperprolaktineminin genel nedenlerini kategorilere ayır
Nedenler: fizyolojik (gebelik, emzirme), farmakolojik (dopamin antagonistleri), patolojik (prolaktinoma, hipotiroidi, böbrek yetmezliği, vb.)
Ayırıcı tanı için temel sınıflandırma gereklidir
2
Patolojik hiperprolaktinemi nedenleri arasında en sık olanı belirle
Prolaktinoma (hipofizin en sık görülen fonksiyonel adenomu), patolojik hiperprolaktinemi vakalarının yaklaşık %40'ını oluşturur ve en sık neden olarak kabul edilir
Epidemiyolojik veriler, prolaktinomanın klinik hiperprolaktineminin başlıca nedeni olduğunu göstermektedir
3
Doğru seçeneği diğerlerinden ayırt et
İlaç kaynaklı, hipotiroidi kaynaklı ve böbrek yetmezliği kaynaklı hiperprolaktinemi daha az sıklıkta görülür; prolaktinoma en sık patolojik nedendir
TUS sınavlarında bu faktör temel bilgi olarak sıkça sorulmaktadır

Anahtar Kavram

Hiperprolaktinemi etiyolojisinde prolaktinoma, en sık görülen patolojik nedendir.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

Daha önce düzenli menstrüasyonu olan 2828 yaşındaki bir kadın, 1414 ay önce küretaj sonrasında adetlerinin kesildiğini belirtiyor. Yapılan değerlendirmede sekonder seks karakterleri normal, uterus ve overler palpe edilebilir. Laboratuvar: FSH 6.26.2 mIU/mL, LH 5.85.8 mIU/mL, Prolaktin 1212 ng/mL, TSH 1.91.9 mIU/L, β-hCG negatif. Progesteron çekilme testi yapılıyor; herhangi bir kanama olmuyor. Ardından 2121 gün boyunca östrojen + 1010 gün boyunca progesteron kombinasyonu veriliyor; yine kanama olmuyor. Pelvik muayenede uterus normal boyutlarda ve mobil. Tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Histeroskopi

Cevap

Histeroskopi; kombine hormonal çekilme testine yanıtsızlık intrauterin yapışıklık (Asherman sendromu) varlığını düşündürür ve histeroskopi altın standart tanı yöntemidir.
Bu hastada küretaj öyküsü, normal gonadotropinler (FSH ve LH normal aralıkta), normal prolaktin ve TSH, ardı ardına uygulanan progesteron çekilme testi ve kombine östrojen-progesteron çekilme testinin her ikisine de yanıt alınamaması, uterin kavite tıkanıklığını yani intrauterin yapışıklık (Asherman sendromu) varlığını kesin olarak düşündürür. Histeroskopi bu tanıyı hem direkt görselleştirme yoluyla doğrular hem de aynı anda adhezyolizis yapılarak tedavi imkânı sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Gebeliği dışla ve sistemik nedenleri değerlendir
β-hCG negatif, TSH ve prolaktin normal → gebelik, tiroid hastalığı ve hiperprolaktinemi dışlandı
Amenore algoritmasında her zaman ilk adım gebelik ve en sık sistemik nedenler ekarte edilir
2
Gonadotropin düzeylerine göre seviye belirle
FSH 6.26.2 mIU/mL, LH 5.85.8 mIU/mL → her ikisi normal, övogonadotropik tablo
Yüksek FSH overyan yetmezliği, düşük FSH/LH hipotalamo-hipofizer neden işaret ederdi; burada normal değerler uterin kaynaklı amenoreyi ön plana çıkarır
3
Progesteron çekilme testini yorumla
Kanama yok → ya östrojen eksikliği ya da uterin outflow tıkanıklığı var
Progesteron çekilmesine yanıt olabilmesi için endometrium östrojenle hazırlanmış olmalı ve kavite açık bulunmalıdır
4
Kombine östrojen-progesteron çekilme testini yorumla
Dışarıdan yeterli östrojen ve progesteron verilmesine rağmen kanama yok → outflow tıkanıklığı veya endometrium hasarı
Eğer sorun hipotalamik-hipofizer kökenli östrojen eksikliği olsaydı dışarıdan östrojen verilmesiyle endometrium hazırlanır ve çekilme kanaması olurdu; olmaması uterus içi patolojiyi kesinleştirir
5
Küretaj öyküsü ve kombine test negatifliğini birleştirerek patolojiyi lokalize et
Asherman sendromu (intrauterin yapışıklıklar) en olası tanı
Küretaj sonrası gelişen, hormonal tedaviye yanıtsız sekonder amenore klasik Asherman sendromu prezentasyonudur
6
Tanıyı doğrulamak için altın standart yöntemi seç
Histeroskopi
Histeroskopi, intrauterin yapışıklıkları direkt görselleştirir ve aynı seansta tedavi (adhezyolizis) olanağı sunar

Anahtar Kavram

Asherman sendromunda kombine östrojen-progesteron çekilme testine yanıtsızlık ve tanıda histeroskopinin önemi
Tahmini Süre:3m 30s
Soru 10Soru

Rotterdam kriterleri, Polikistik Over Sendromu (PKOS) tanısında kullanılan uluslararası kabul görmüş tanı ölçütleridir. Bu kriterlere göre PKOS tanısı koyabilmek için aşağıdaki üç bulgudan en az kaçının bulunması gerekmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligo-anovulasyon, klinik veya biyokimyasal hiperandrojenizm ve ultrasonografik polikistik over görünümü bulgularından en az ikisinin varlığı

Cevap

PKOS tanısı için Rotterdam kriterlerindeki üç bulguden (oligo-anovulasyon, hiperandrojenizm, polikistik over görünümü) en az ikisinin varlığı gerekmektedir.
Rotterdam kriterlerine göre PKOS tanısı; oligo-anovulasyon, klinik veya biyokimyasal hiperandrojenizm ve ultrasonografik polikistik over görünümünden oluşan üç kriterden en az ikisinin varlığını ve diğer nedenlerin dışlanmasını gerektirmektedir. Bu üç kriterin tamamının bir arada bulunması zorunlu değildir; herhangi iki kriterin karşılanması tanı için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Rotterdam kriterlerinin içeriğini hatırla
Üç temel kriter: (1) Oligo-anovulasyon veya anovulasyon, (2) Klinik veya biyokimyasal hiperandrojenizm bulguları, (3) Ultrasonografide polikistik over görünümü
PKOS tanısı bu üç kriterden oluşan bir çerçeveye dayanır ve diğer nedenler dışlanmalıdır.
2
Kaç kriterin bir arada bulunması gerektiğini belirle
Bu üç kriterden en az ikisinin bulunması ve diğer nedenlerin (non-klasik adrenal hiperplazi, Cushing sendromu, androjen salgılayan tümörler vb.) ekarte edilmesi yeterlidir.
Rotterdam kriterleri 2003 yılında oluşturulmuş olup ikiden fazla kritere gerek duymaksızın ikili kombinasyonla tanı konulabilmesini sağlar; bu yaklaşım tanıda esneklik sağlar.
3
Doğru seçeneği uygula
Üç kriterden en az ikisinin birlikte bulunması gerektiğini ifade eden seçenek Rotterdam kriterlerine tam olarak uymaktadır.
Bu yaklaşım NIH kriterlerinden (sadece hiperandrojenizm + oligo-anovulasyon gerektiren) daha kapsayıcıdır ve ultrasonografik bulguyu da tanıya dahil eder.

Anahtar Kavram

Rotterdam PKOS Tanı Kriterleri: üç kriterden en az ikisi (oligo-anovulasyon, hiperandrojenizm, polikistik over görünümü) + diğer nedenlerin dışlanması
Tahmini Süre:50s
Soru 11Soru

2222 yaşında kadın hasta, yılda 33 veya 44 kez adet görme şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde akne veya hirsutizm (erkek tipi tüylenme) saptanmıyor. Diğer olası endokrin nedenlerin dışlandığı bu hastada, Rotterdam kriterlerine göre Polikistik Over Sendromu (PKOS) tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden hangisinin saptanması yeterlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyokimyasal hiperandrojenizm (serum serbest veya total testosteron yüksekliği)

Cevap

Biyokimyasal hiperandrojenizm (serum androjen düzeylerinde artış) saptanması, oligo-anovülasyonu olan bu hastada tanıyı tamamlar.
Rotterdam kriterlerine göre Polikistik Over Sendromu tanısı için; oligo-anovülasyon, hiperandrojenizm (klinik veya biyokimyasal) ve ultrasonografide polikistik over görünümü bulgularından en az ikisinin varlığı gereklidir. Sorudaki hastada seyrek adet görme (oligo-anovülasyon) mevcuttur ancak klinik olarak hiperandrojenizm saptanmamıştır. Bu durumda tanıyı kesinleştirmek için biyokimyasal olarak androjen yüksekliğinin (biyokimyasal hiperandrojenizm) gösterilmesi yeterli bir kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik tablosunu analiz et.
Hasta yılda 3-4 kez adet görüyor, bu da 'Oligo-anovülasyon' kriterini karşılar.
Rotterdam kriterlerinin ilk basamağı adet düzensizliğinin niteliğini belirlemektir.
2
Rotterdam tanı kriterlerini hatırla.
Tanı için şu 3 kriterden en az 2'si gereklidir: 1) Oligo/anovülasyon, 2) Hiperandrojenizm (klinik veya biyokimyasal), 3) Polikistik over görünümü (USG).
Uluslararası kabul görmüş tanı standardı 2/3 kuralına dayanır.
3
Eksik olan kriteri belirle.
Hastada klinik hiperandrojenizm (tüylenme, akne) yoksa, tanı koymak için ya laboratuvar olarak androjen yüksekliği (biyokimyasal) ya da USG'de polikistik görünüm saptanmalıdır.
Hastada zaten 1 kriter (oligo-anovülasyon) mevcut olduğu için 2. bir kriter tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

PKOS tanısı için Rotterdam kriterlerine göre oligo-anovülasyon, hiperandrojenizm ve PCO görünümünden en az ikisi bulunmalıdır.
Soru 12Soru

Bir anne, 7 yaşındaki kız çocuğunda yaklaşık 3 aydır devam eden vajinal kanama ve meme gelişimi fark ettiğini belirterek başvuruyor. Fizik muayenede meme gelişimi Tanner Evre 2, pubik kıllanma yok. Kemik yaşı kronolojik yaşa uygun. Pelvik ultrasonografide over boyutları prepubertal sınırlarda, uterus normal. Bazal LH ve FSH değerleri prepubertal düzeyde saptanıyor. GnRH stimülasyon testinde LH pikinin baskılı kaldığı görülüyor. Tiroid fonksiyon testleri normal. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole erken telarş

Cevap

Bu hastada en olası tanı izole erken telarştır; ancak vajinal kanamanın kaynağı (örneğin vulvovajinit, yabancı cisim veya eksojen östrojen maruziyeti) ayrıca araştırılmalıdır.
İzole erken telarş, prepubertal kız çocuklarında yalnızca meme dokusunun geliştiği, gonadotropin aktivasyonu olmaksızın görülen benign bir durumdur. Bu hastada GnRH stimülasyon testinde LH pikinin baskılı kalması, hipotalamo-hipofizer aksın henüz aktive olmadığını kanıtlar ve santral erken puberte olasılığını dışlar. Pelvik ultrasonografide over boyutlarının prepubertal sınırlarda olması fonksiyonel kist veya östrojen salgılayan tümörü, ek sistemik bulgu yokluğu ise McCune-Albright sendromunu dışlar. Meme gelişimi bu bağlamda izole telarş ile uyumludur; vajinal kanama ise vulvovajinit, yabancı cisim veya eksojen östrojen maruziyeti gibi ayrı bir etken nedeniyle araştırılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yaş ve bulguları değerlendir
7 yaşında kız çocuğunda vajinal kanama + Tanner Evre 2 meme gelişimi → erken puberte düşündürür
Kız çocuklarında 8 yaşından önce puberte bulgularının görülmesi erken puberte olarak tanımlanır
2
Hormonal profili ve GnRH stimülasyon testini yorumla
Bazal LH/FSH prepubertal + GnRH stimülasyonunda LH baskılı → hipotalamo-hipofizer aks aktive değil
Santral (gonadotropin bağımlı) erken pubertede GnRH stimülasyonunda LH belirgin artar; baskılı yanıt periferik etyoloji veya izole bir durumu gösterir
3
Pelvik USG ve kemik yaşını değerlendir
Over boyutları prepubertal, uterus normal, kemik yaşı uygun → over kisti veya tümörü dışlanır
Fonksiyonel over kisti veya östrojen salgılayan kitle durumunda over büyümesi ve uterus stimülasyonu beklenir
4
McCune-Albright için ek bulguları sorgula
Café-au-lait leke yok, kemik displazisi yok → McCune-Albright için yeterli kriter yok
McCune-Albright sendromu triyadı: periferik erken puberte + café-au-lait lekeleri + poliostotik fibröz displazi
5
Sonuç: meme gelişimi izole telarş, vajinal kanama için ek araştırma
İzole erken telarş + vajinal kanamanın ayrı etyolojisi (vulvovajinit, yabancı cisim, eksojen östrojen)
GnRH baskılı yanıt + prepubertal over + kist yok → santral aktivasyon veya kist dışlanır; meme gelişimi benign izole telarş ile uyumlu, ancak vajinal kanama ayrı bir etken gerektirir

Anahtar Kavram

Erken puberte ayırıcı tanısında GnRH stimülasyon testi santral ve periferik formları ayırt eder; santral formda LH piki artar, periferik formda baskılı kalır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

26 yaşında, 8 aydır adet görememe şikayetiyle başvuran bir kadında yapılan tetkiklerde FSH: 72 mIU/mL72 \text{ mIU/mL}, LH: 45 mIU/mL45 \text{ mIU/mL} ve Östradiol: 12 pg/mL12 \text{ pg/mL} saptanıyor. Özgeçmişinde cerrahi girişim veya sistemik hastalık öyküsü bulunmayan hastanın pelvik ultrasonografisinde uterus normal boyutta; overler normal hacimde ve çok sayıda antral folikül içerir şekilde izleniyor. Serum Anti-Müllerian Hormon (AMH) düzeyi 2.4 ng/mL2.4 \text{ ng/mL} (normal) olarak ölçülüyor.

Bu bulgular ışığında, amenoreden sorumlu olan en olası patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Overlerdeki FSH reseptör fonksiyonlarında veya sinyal yollarında bozukluk

Cevap

Overlerdeki FSH reseptör fonksiyonlarında veya sinyal yollarında bozukluk olması (Rezistan Over Sendromu / Savage Sendromu)
Verilen klinik tabloda yüksek FSH ve düşük Östradiol düzeyleri (hipergonadotropik hipogonadizm) ile birlikte ultrasonografide foliküllerin izlenmesi ve AMH düzeyinin normal olması, tanıyı Rezistan Over Sendromu (Savage Sendromu) olarak kesinleştirir. Bu sendromun temel patofizyolojik mekanizması, FSH reseptörlerindeki mutasyonlar veya reseptör sonrası sinyal iletimindeki aksaklıklar nedeniyle overlerin endojen gonadotropinlere dirençli olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hormonal profilin yorumlanması
FSH >40 mIU/mL> 40 \text{ mIU/mL} ve Östradiol <20 pg/mL< 20 \text{ pg/mL} olması hipergonadotropik hipogonadizmi gösterir.
Yüksek gonadotropinler, feedback mekanizmasının bozulduğunu ve sorunun over kaynaklı olduğunu doğrular.
2
Over rezervinin görüntüleme ve biyokimyasal olarak değerlendirilmesi
Ultrasonografide foliküllerin görülmesi ve AMH'nın normal (2.4 ng/mL2.4 \text{ ng/mL}) saptanması.
Bu bulgular overlerdeki folikül havuzunun henüz tükenmediğini, dolayısıyla klasik prematür overyen yetmezliğinden (POİ) uzaklaşıldığını gösterir.
3
Diferansiyel tanı ve patomekanizmanın belirlenmesi
Tanı: Rezistan Over Sendromu (Savage Sendromu).
Overlerin var olan foliküllere rağmen FSH uyarılarına yanıt vermemesi, reseptör veya post-reseptör düzeyindeki bir dirençten kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Rezistan Over Sendromu (Savage Sendromu) ve POİ Ayrımı

İpuçları

1
FSH ve Östradiol değerlerine bakarak sorunun hipofiz/hipotalamus mu yoksa over kaynaklı mı olduğunu belirleyin.
2
Hipergonadotropik hipogonadizm tablosunda AMH'nın normal olması, folikül havuzunun durumu hakkında ne söyler?

Daha Fazla Pratik

Hipergonadotropik amenoresi olan hastalarda karyotip analizi yapılması gereken durumları ve endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 14Soru

1717 yaşında bir kız hasta, hiç adet görmeme şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde meme gelişimi Tanner evre 33, aksiller ve pubik kıllanması ise Tanner evre 44 olarak değerlendiriliyor. Pelvik ultrasonografide uterus ve her iki over normal boyut ve görünümde izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde β\beta-hCG negatif; TSH ve Prolaktin düzeyleri normal sınırlardadır. Hastaya uygulanan progesteron çekilme testinde kanama gözlenmiyor.

Bu hastada bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kombine östrojen ve progesteron testi uygulanması

Cevap

Progesteron çekilme testine yanıt vermeyen primer amenoreli bir hastada bir sonraki adım kombine östrojen ve progesteron testi uygulanmasıdır.
Amenore algoritmasına göre; gebelik, TSH ve Prolaktin anormallikleri dışlandıktan sonra yapılan progesteron çekilme testi negatif ise (kanama yoksa), uterusun anatomik olarak sağlam olup olmadığını ve endometriumun yanıt verip vermediğini anlamak için dışarıdan ardışık östrojen ve progesteron verilir. Bu testle kanama sağlanırsa sorun östrojen eksikliğidir ve bir sonraki adımda FSH bakılarak over mi yoksa santral mi olduğu anlaşılır. Kanama sağlanamazsa sorun Müllerian agenezi (bu vakada USG'de uterus var), Asherman sendromu veya servikal stenoz gibi bir çıkış yolu problemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını değerlendir.
Meme gelişimi var (östrojen etkisi mevcut), uterus mevcut, TSH ve Prolaktin normal.
Primer amenorede anatomik varlık ve hormonal denge ilk basamaktır.
2
Progesteron çekilme testinin sonucunu yorumla.
Kanama yok (test negatif).
Negatif sonuç, ya endometriumun östrojenle yeterli uyarılmadığını ya da çıkış yolunda bir tıkanıklık olduğunu gösterir.
3
Algoritmanın bir sonraki adımını belirle.
Östrojen ve progesteron testi.
Dışarıdan verilen östrojen sonrası progesteron çekilmesine rağmen kanama olmazsa sorun çıkış yolundadır; kanama olursa sorun endojen östrojen eksikliğidir.

Anahtar Kavram

Amenore tanı algoritmasında, progesteron çekilme testi negatif olduğunda uterusun anatomik bütünlüğünü ve östrojen eksikliğini ayırt etmek için kombine östrojen-progesteron testi kullanılır.

Daha Fazla Pratik

Östrojen-progesteron testi sonrası kanama gerçekleşen bir hastada FSH düzeyinin yüksek saptanması durumunda hangi tetkikin yapılması gerektiğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

Bilinen makroprolaktinoması olan 29 yaşındaki kadın hasta, dopamin agonisti tedavisi ile tümör boyutlarında küçülme sağlandıktan sonra gebe kalmış ve ilacını kesmiştir. Gebeliğinin 24. haftasında şiddetli baş ağrısı ve görme alanında daralma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan nöro-oftalmolojik muayenede bitemporal hemianopsi saptanıyor ve çekilen kontrastsız hipofiz MR'da optik kiazmaya bası yapan tümör boyutlarında artış izleniyor. Bu aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dopamin agonisti tedavisine başlanması

Cevap

Semptomatik hale gelen makroprolaktinomalı gebede en uygun yaklaşım dopamin agonisti tedavisine başlanmasıdır.
Dopamin agonisti tedavisine başlanması doğru yaklaşımdır. Gebelik sırasında östrojen etkisiyle prolaktinomalarda (özellikle makroprolaktinomalarda) büyüme görülebilir. Görme alanı defekti veya şiddetli baş ağrısı gibi bası bulguları geliştiğinde, tümör boyutunu küçültmek için derhal dopamin agonisti (tercihen bromokriptin veya kabergolin) başlanmalıdır. Bu ilaçlar gebelikte güvenlidir ve cerrahiye göre çok daha az invazivdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Gebelik sırasında makroprolaktinoma büyümesi ve buna bağlı optik kiazma basısı (bitemporal hemianopsi) mevcuttur.
Östrojen artışına bağlı olarak laktotrof hücre hiperplazisi ve tümör büyümesi görülebilir.
2
Tedavi seçeneklerini karşılaştır
Cerrahi invazivdir ve risklidir; medikal tedavi ise etkindir ve gebelikte güvenli kabul edilir.
Dopamin agonistleri (Bromokriptin/Kabergolin) tümör boyutunu hızla küçültebilir ve semptomları geriletebilir.
3
Doğru yönetimi belirle
Dopamin agonisti başlanması.
Cerrahi sadece medikal tedaviye dirençli veya tolere edemeyen, ilerleyici görme kaybı olan vakalara saklanır.

Anahtar Kavram

Gebelikte büyüyen ve semptomatik hale gelen prolaktinomalarda ilk tercih medikal tedavidir (Dopamin agonistleri).
Soru 16Soru

26 yaşında kadın hasta, vücudunda istenmeyen tüylerde artış şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde Ferriman-Gallwey skoru 1414 olarak hesaplanıyor. Hastanın menstrüel siklusları düzenli olup 2828 günde bir görülmektedir. Yapılan laboratuvar incelemesinde total testosteron 4545 ng/dL, DHEA-S 180180 μ\mu g/dL ve sabah erken saatte bakılan 1717-OH progesteron seviyesi 1,21,2 ng/mL olarak saptanıyor (Tüm değerler normal sınırlardadır). Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik hirsutizm

Cevap

Düzenli adet gören ve serum androjen düzeyleri normal sınırlarda olan hirsutizmli hastada en olası tanı idiyopatik hirsutizmdir.
Hastada Ferriman-Gallwey skorunun 88'in üzerinde olması klinik olarak hirsutizm olduğunu kanıtlar. Menstrüel siklusların düzenli olması over fonksiyonlarının normal olduğunu, serum androjen düzeylerinin (Testosteron, DHEA-S) ve 1717-OH progesteronun normal sınırlarda olması ise patolojik bir androjen kaynağının bulunmadığını gösterir. Bu triad (hirsutizm + düzenli siklus + normal androjenler) idiyopatik hirsutizm tanısı için karakteristiktir ve genellikle kıl foliküllerindeki hedef organ duyarlılığının (55-alfa redüktaz aktivitesi) artışına bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Ferriman-Gallwey skoru 1414 (Hirsutizm mevcut, eşik >8>8)
Hastada klinik olarak hirsutizm olup olmadığını belirlemek için standart skorlama kullanılır.
2
Menstrüel öyküyü ve androjen düzeylerini analiz et
Düzenli sikluslar (2828 gün) ve normal Testosteron, DHEA-S, 1717-OHP değerleri.
Hirsutizmin etiyolojisini belirlemek için yumurtlama düzeni ve hormonal kaynak (over/adrenal) araştırılır.
3
Tanıyı netleştir
İdiyopatik hirsutizm
Hirsutizmi olan hastaların yaklaşık %152015-20'sinde görülen, normal androjen ve düzenli sikluslarla karakterize tablodur; temel mekanizma kıl folikülünde artmış 55-alfa redüktaz aktivitesidir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik hirsutizm tanısı, klinik hirsutizm varlığına rağmen normal serum androjen seviyeleri ve düzenli ovülatuvar siklusların bulunmasıyla konur.

Daha Fazla Pratik

İdiyopatik hirsutizm tedavisinde kombine oral kontraseptifler ve antiandrojenlerin (örneğin spironolakton) yerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

28 yaşında kadın hasta, 8 aydır adet göremediğini ve zaman zaman her iki memesinden süt gelmesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral galaktore saptanıyor. Laboratuvar değerleri: prolaktin 145 ng/mL (normal: <25 ng/mL), TSH normal, beta-hCG negatif. Bu hastada hiperprolaktinemi etiyolojisini araştırmak için yapılacak en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofiz MRI çekimi

Cevap

Hipofiz MRI çekimi yapılmalıdır.
Gebelik (beta-hCG negatif) ve hipotiroidizm (TSH normal) dışlandıktan sonra prolaktin 145 ng/mL gibi belirgin yüksek saptandığında prolaktinoma en olası etiyolojidir. Bu nedenle hipofiz MRI, kitlenin varlığını, boyutunu (mikroadenom <10 mm, makroadenom ≥10 mm) ve komşu yapılara etkisini ortaya koyarak tedavi planını belirlemek için zorunlu bir sonraki adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Gebelik ve hipotiroidizmi dışla
Beta-hCG negatif, TSH normal → gebelik ve hipotiroidizm dışlandı
Hiperprolaktinemi etiyoloji araştırmasında önce fizyolojik nedenler (gebelik) ve tedavi edilebilir medikal nedenler (hipotiroidizm) dışlanır.
2
Prolaktin düzeyini değerlendir
Prolaktin 145 ng/mL → belirgin hiperprolaktinemi; bu düzey prolaktinoma ile uyumludur
Prolaktin >100-150 ng/mL olması güçlü biçimde prolaktinomayı düşündürür. İlaç kullanımı genellikle bu denli yüksek değere neden olmaz.
3
Görüntüleme ile hipofiz kitlesi araştır
Hipofiz MRI → mikro veya makroprolaktinoma varlığını, boyutunu ve çevre yapılara ilişkisini gösterir
Etiyoloji belirlendikten sonra tedavi planı (dopamin agonisti dozu, cerrahi eşiği, izlem sıklığı) MRI bulgusuna göre şekillenir.

Anahtar Kavram

Hiperprolaktinemi tanı algoritması: gebelik ve hipotiroidizm dışlandıktan sonra prolaktin düzeyi yüksek saptanırsa hipofiz MRI ile prolaktinoma araştırılmalıdır.
Soru 18Soru

77 yaşında kız çocuk, son 66 aydır her iki memede büyüme ve son 11 haftadır vajinal lekelenme şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde evre 33 telarş saptanırken, pubik kıllanma izlenmiyor. Gövdenin sağ tarafında düzensiz sınırlı (Coast of Maine tipi) hiperpigmente maküler lezyonlar dikkati çekiyor. Kemik yaşı 1010 yaş ile uyumlu bulunan hastaya yapılan GnRH stimülasyon testinde LH cevabı <0.3 mIU/mL< 0.3 \text{ mIU/mL} (prepubertal) olarak saptanıyor. Pelvik ultrasonda sağ overde 35 mm35 \text{ mm} çapında basit kistik yapı izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GNAS1GNAS1 geninde postzigotik somatik mutasyon sonucu stimülatör G proteini (GsαG_s\alpha) alt ünitesinin sürekli aktif kalması

Cevap

McCune-Albright sendromuna neden olan GNAS1 genindeki postzigotik somatik mutasyon sonucu stimülatör G proteininin sürekli aktif kalmasıdır.
Verilen vaka; erken yaşta telarş, ileri kemik yaşı, GnRH testine baskılanmış LH yanıtı ve karakteristik cilt lekeleri ile klasik bir McCune-Albright sendromudur. Bu sendromun altında yatan neden, GNAS1GNAS1 geninde meydana gelen ve G proteininin stimülatör alt ünitesini (GsαG_s\alpha) kodlayan kısımdaki somatik (postzigotik) mutasyondur. Bu mutasyon, GTPaz aktivitesini bozarak G proteininin sürekli 'açık' konumda kalmasına ve hücre içi cAMP seviyelerinin gonadotropinlerden bağımsız olarak yükselmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
77 yaşındaki hastada telarş ve vajinal kanama (izoseksüel puberte prekoks) ile düzensiz Cafe-au-lait lekeleri saptandı.
Ayırıcı tanı için cilt bulguları ve pubertal gelişimin tipi kritiktir.
2
GnRH stimülasyon testi sonucunu yorumla.
LH cevabının prepubertal düzeyde kalması, durumun GnRH'dan bağımsız (periferik) olduğunu gösterir.
Merkezi ve periferik puberte prekoks ayrımı tedavi planını tamamen değiştirir.
3
Sendromik tanıyı belirle.
Periferik puberte prekoks + Coast of Maine tipi Cafe-au-lait lekeleri + Otonom over kisti triadıyla McCune-Albright sendromu (MAS) tanısı konur.
MAS, gonadotropinlerden bağımsız pubertenin klasik bir nedenidir.
4
Moleküler mekanizmayı eşleştir.
MAS, GNAS1GNAS1 genindeki somatik mutasyon sonucu GsαG_s\alpha proteininin sürekli aktifleşmesi ve cAMP artışıyla karakterizedir.
Bu otonom aktivasyon overlerde, kemikte (fibröz displazi) ve endokrin bezlerde fonksiyon artışına yol açar.

Anahtar Kavram

McCune-Albright Sendromu ve GnRH-bağımsız Puberte Prekoks mekanizması

İpuçları

1
Ciltteki lekelerin sınırlarının 'Coast of Maine' (düzensiz) mi yoksa 'Coast of California' (düz) mü olduğuna dikkat edin.
2
GnRH stimülasyon testine alınan cevabın düşük olması, pubertenin pituiter aks dışı bir kaynaktan (otonom) tetiklendiğini gösterir.
3
McCune-Albright sendromu bir 'G-proteinopati'dir; G protein sinyal yolağındaki bir mutasyon otonom hormon üretimine yol açar.

Daha Fazla Pratik

Puberte prekoks yönetimi için GnRH analoglarının hangi durumlarda etkisiz kalacağını gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 19Soru

2020 yaşında kadın hasta, ergenlik döneminden beri devam eden 232-3 ayda bir adet görme şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde akne veya hirsutizm bulgusuna rastlanmıyor; vücut kitle indeksi 2222 kg/m2kg/m^2 olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum total testosteron, serbest testosteron ve DHEAS düzeyleri yaş grubuna göre normal sınırlarda saptanıyor. Pelvik ultrasonografide her iki overde en büyüğü 77 mmmm çapında 2525 adet folikül izleniyor ve over hacimleri 1212 mLmL olarak ölçülüyor. Diğer endokrinolojik nedenler dışlandığına göre, Rotterdam kriterleri temel alındığında bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polikistik over sendromu (Fenotip D)

Cevap

Hastanın klinik ve ultrasonografik bulguları Rotterdam kriterlerine göre Polikistik Over Sendromu (Fenotip D) ile uyumludur.
Doğru seçenek olan Polikistik over sendromu (Fenotip D), Rotterdam kriterlerinde tanımlanan üç kriterden ikisini (oligo-anovulasyon ve polikistik over morfolojisi) karşılamaktadır. Hastanın adetlerinin seyrek olması (232-3 ayda bir) anovulasyonu, ultrasonografide folikül sayısının 2525 olması ve over hacminin 1212 mLmL olması ise polikistik görünümü doğrular. Hiperandrojenizmin olmaması PKOS tanısını dışlamaz, sadece fenotipik sınıflandırmayı değiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Oligo-anovulasyon mevcut (232-3 ayda bir adet görme).
Rotterdam kriterlerinin ilk basamağı olan siklus düzensizliğini belirlemek.
2
Hiperandrojenizm değerlendirmesi
Klinik ve biyokimyasal hiperandrojenizm saptanmadı.
PKOS fenotipini belirlemek ve diğer hiperandrojenik durumları dışlamak.
3
Ultrasonografik bulguların değerlendirilmesi
Polikistik over morfolojisi (PCOM) kriterleri karşılanıyor (2525 folikül ve 1212 mLmL hacim).
Modern kriterlere göre folikül sayısının >20>20 veya hacmin >10>10 mLmL olması tanısaldır.
4
Tanı koyma
Rotterdam kriterlerinden 2/3 (Oligomenore + PCOM) sağlandığı için tanı PKOS'tur.
Hiperandrojenizm içermeyen bu kombinasyon Fenotip D olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Rotterdam kriterlerine göre PKOS tanısı için oligo-anovulasyon, hiperandrojenizm ve polikistik over morfolojisinden herhangi ikisinin varlığı (diğer nedenlerin dışlanması kaydıyla) yeterlidir.

Daha Fazla Pratik

Rotterdam kriterlerinin diğer fenotiplerini (A, B ve C) ve 2023 güncel folikül sayısı eşik değerlerini tekrar gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru

1818 yaşında bir genç kız, hiç adet görmeme şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 165165 cm, kilosu 4646 kg (Vücut Kitle İndeksi: 16.9kg/m216.9 kg/m^2) olarak ölçülüyor. Meme gelişimi Tanner evre 44, aksiller ve pubik kıllanması Tanner evre 44 olarak saptanıyor. Pelvik ultrasonografide uterus ve her iki over normal boyut ve yapıda izleniyor. Hastanın son 33 yıldır profesyonel olarak maraton koşuculuğu yaptığı ve haftalık antrenman temposunun çok yoğun olduğu öğreniliyor.

Laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans
FSH1.8mIU/mL1.8 mIU/mL2.510.22.5 - 10.2
LH1.2mIU/mL1.2 mIU/mL1.912.51.9 - 12.5
Prolaktin12ng/mL12 ng/mL4.823.34.8 - 23.3
TSH2.1mIU/L2.1 mIU/L0.44.20.4 - 4.2

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fonksiyonel hipotalamik amenore

Cevap

Fonksiyonel hipotalamik amenore
Hastada normal sekonder seks karakterleri (meme gelişimi) ve uterus varlığı, aksın alt kısmının ve anatomik yapının sağlam olduğunu gösterir. Düşük FSH ve LH düzeyleri hipogonadotropik bir tabloyu işaret eder. Düşük vücut kitle indeksi ve ağır fiziksel egzersiz (maraton) öyküsü birleştiğinde, hipotalamik GnRH salınımının baskılanmasına bağlı gelişen fonksiyonel hipotalamik amenore en olası tanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sekonder seks karakterleri ve uterus varlığını değerlendir.
Meme gelişimi (östrojen etkisi) ve uterus (Müllerian gelişim) mevcuttur. Sorun anatomik değildir.
Primer amenorede ilk adım anatomik engelleri veya Müllerian agenezileri dışlamaktır.
2
Gonadotropin (FSH ve LH) düzeylerini yorumla.
FSH ve LH düzeyleri düşüktür (hipogonadotropik hipogonadizm).
Overlerin uyarılmasında merkezi (hipotalamo-pituiter) bir sorun olduğunu gösterir.
3
Klinik öykü ve BMI ile laboratuvarı ilişkilendir.
Düşük BMI (16.9kg/m216.9 kg/m^2) ve ağır egzersiz (maraton) öyküsü, GnRH salınımının baskılanmasına yol açan fonksiyonel bir durumu destekler.
Enerji açığı ve stres, hipotalamustan GnRH pulsatilitesini bozarak amenoreye neden olur.

Anahtar Kavram

Primer amenore ile başvuran, uterusun mevcut olduğu ve sekonder seks karakterlerinin geliştiği hastalarda düşük gonadotropin düzeyleri (hipogonadotropik hipogonadizm), sıklıkla fonksiyonel nedenlere (stres, düşük kilo, aşırı egzersiz) bağlıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 12Sonraki
Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin