Mikoloji

596 soru

Soru 361Soru

Mantar hücre membranının temel bileşeni olan ergosterolün biyosentez yolunda; sitokrom P450 sistemine bağımlı olan 1414-α\alpha-demetilaz enzimini inhibe ederek etki gösteren antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtrakanazol

Cevap

Azol grubu bir ilaç olan itrakanazol, mantar hücresinde sitokrom P450 bağımlı 1414-α\alpha-demetilaz enzimini inhibe ederek lanosterolün ergosterole dönüşümünü engeller.
İtrakanazol gibi azol grubu antifungal ilaçlar, mantar hücrelerinde lanosterolün ergosterole dönüşümünü sağlayan sitokrom P450 bağımlı 1414-α\alpha-demetilaz enzimini inhibe ederler. Bu durum ergosterol eksikliğine ve toksik sterol ara ürünlerinin birikmesine yol açarak hücre membran yapısını bozar.

Adım Adım Çözüm

1
Antifungal ilacın hedef aldığı metabolik yolu belirle.
İlaç, hücre membranı bileşeni olan ergosterolün sentez aşamasına müdahale etmektedir.
Soruda belirtilen enzim (demetilaz), sterol biyosentezinin kritik bir basamağıdır.
2
Enzim ve ilaç grubu eşleştirmesini yap.
1414-α\alpha-demetilaz enziminin azoller (örn. itrakanazol, flukonazol) tarafından inhibe edildiği bilgisini hatırla.
Azollerin temel etki mekanizması sitokrom P450 sistemine bağımlı bu enzimin blokajıdır.

Anahtar Kavram

Antifungal ilaçların etki hedefleri ve ergosterol biyosentez yolu.
Tahmini Süre:45s
Soru 362Soru

HIV tanılı bir hastada CD4+ T lenfosit sayısının 200/mm3200/mm^3'ün altına düşmesiyle gelişen interstisyel pnömoni tablosunda, bronkoalveoler lavaj örneğinin Gomori metenamin gümüş (GMSGMS) boyasıyla incelenmesinde kist duvarında "parantez" şeklinde koyu odakların görülmesi aşağıdaki etkenlerden hangisini en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii

Cevap

PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii
Doğru yanıt olan mikroorganizma, GMSGMS boyası ile kist duvarında koyu boyanan ve parantez veya virgül benzeri fokal kalınlaşmalar içeren yapılar oluşturur. Bu görünüm, HIV hastalarındaki interstisyel pnömoni tablolarında tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı değerlendir
HIV pozitif hasta ve CD4 < 200/mm3200/mm^3 değeri, en sık PneumocystisPneumocystis pnömonisini (PCPPCP) düşündürür.
Bu eşik değer PCPPCP profilaksisi ve riski için kritiktir.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
GMSGMS boyasında parantez benzeri yapılar P.jiroveciiP. jirovecii kist duvarındaki fokal kalınlaşmalardır.
Bu morfoloji P.jiroveciiP. jirovecii için patognomonik bir mikroskobik bulgudur.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin GMS boyasındaki tipik morfolojisi (kist duvarında parantez/virgül benzeri odaklar).
Soru 363Soru

Morfolojik özellikleri ve yaşam döngüsü nedeniyle geçmişte protozoon olarak sınıflandırılan, ancak yapılan moleküler analizler (özellikle 18S rRNA dizilimi) sonucunda mantarlar alemi (AscomycotaAscomycota filumu) içerisinde yer aldığı kesinleşen fırsatçı enfeksiyon etkeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii

Cevap

Pneumocystis jirovecii
Doğru cevap olan mikroorganizma, yaşam döngüsündeki kist ve trofozoit evreleri nedeniyle on yıllarca protozoon olarak kabul edilmiştir. Ancak 1980'lerin sonunda yapılan 18S ribozomal RNA analizleri, bu etkenin mantarlar alemine ve özellikle Ascomycota filumuna ait olduğunu göstermiştir. Ayrıca hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurması gibi kendine has özellikleri de klasik mantarlardan ayrılmasına rağmen taksonomik yeri mantarlar alemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Mikroorganizmanın tarihsel sınıflandırma değişimini ve taksonomik özelliklerini değerlendir.
Geçmişte kist ve trofozoit yapıları nedeniyle protozoon sanılan ancak moleküler yöntemlerle mantar olduğu kanıtlanan etken aranır.
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak en dikkat çekici özelliği olan 'protozoon benzeri görünüm - mantar genetiği' ikilemi ile tanınır.
2
Seçeneklerdeki mikroorganizmaları biyolojik gruplarına göre ele.
Pneumocystis jirovecii dışındaki tüm seçenekler (Toxoplasma, Cryptosporidium, Leishmania, Acanthamoeba) taksonomik olarak gerçek protozoonlardır.
Bu canlıların rRNA dizilimleri ve hücre yapıları onları mantarlardan kesin olarak ayırır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin taksonomik sınıflandırması
Tahmini Süre:45s
Soru 364Soru

On yıldır bronşiyal astım tanısıyla izlenen 3232 yaşındaki erkek hasta; son aylarda tekrarlayan nefes darlığı atakları, hırıltılı solunum ve kahverengi mukoza tıkaçları içeren balgam çıkarma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde periferik eozinofili (1500/mm31500/mm^3) ve toplam IgE düzeyinin 2500 IU/mL2500\ IU/mL olduğu saptanıyor. Toraks BT’de proksimal bronşektazi ve mukoza tıkaçları ile uyumlu "parmak eldiven" görünümü izleniyor. Bu hastada öncelikle düşünülen klinik tabloya neden olan mantarın tipik morfolojik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dar açıyla (4545^\circ) dallanan septalı (bölmeli) hif yapısı

Cevap

Dar açıyla (4545^\circ) dallanan septalı (bölmeli) hif yapısı
Vakada tarif edilen astım zemininde gelişen eozinofili, yüksek IgE ve proksimal bronşektazi bulguları Alerjik Bronkopulmoner Aspergilloz (ABPA) tanısı için tipiktir. Bu tabloya en sık neden olan Aspergillus türlerinin mikroskobik incelemesinde, hiflerin düzenli bölmelere (septalara) sahip olduğu ve yaklaşık 4545^\circ’lik dar açılarla dallandığı (dikotom dallanma) görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hastada astım öyküsü, eozinofili, çok yüksek IgE, kahverengi balgam ve proksimal bronşektazi (parmak eldiven belirtisi) mevcuttur.
Bu bulgular tipik bir Alerjik Bronkopulmoner Aspergilloz (ABPA) tablosunu işaret eder.
2
Etken mantarın tanımlanması
ABPA tablosuna neden olan temel etken Aspergillus fumigatus'tur.
Aspergillus türleri havayollarında kolonize olarak Tip I ve Tip III hipersensitivite reaksiyonlarını tetikler.
3
Morfolojik özelliğin belirlenmesi
Aspergillus mikroskopisinde septalı hifler ve dikotom (ikili) dar açılı dallanma görülür.
Mikrobiyolojik tanıda hif yapısı ve dallanma açısı küf mantarlarının ayrımında temel kriterdir.

Anahtar Kavram

Alerjik Bronkopulmoner Aspergilloz (ABPA) ve Aspergillus Morfolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 365Soru

Mantarların mikrobiyolojik özellikleri, hücresel bileşenleri ve laboratuvar tanısı değerlendirildiğinde, bu mikroorganizmaların yapısal ve fizyolojik nitelikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarlarında yapısal destek birimi olarak peptidoglikan yerine kitin ve glukan polimerleri bulunur.

Cevap

Mantarların hücre duvarında peptidoglikan yerine kitin ve glukan polimerleri bulunur.
Mantarların hücre duvarı yapısı kitin polimerleri ve β\beta-glukanlardan oluşur. Bu özellik onları peptidoglikan içeren bakterilerden ayıran en temel biyokimyasal farktır ve antifungal ilaçların (örneğin ekinokandinler glukan sentezini inhibe eder) seçici etkisine temel oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Mantarların hücre tipini ve yapısal bileşenlerini belirle.
Mantarlar ökaryotik canlılardır; hücre duvarında kitin/glukan, membranında ergosterol bulunur.
Bakteri (prokaryot) ve memeli hücresinden (kolesterol/duvarsız) temel farkları saptamak için.
2
Isı ile ilişkili morfolojik değişimleri (dimorfizm) analiz et.
25C25^\circ C = Küf (doğa), 37C37^\circ C = Maya (konak).
Klinik örneklerdeki ve kültürdeki form farkını anlamak için.
3
İlaç ve boyama yöntemlerinin hedeflerini değerlendir.
Beta-laktamlar etkisizdir çünkü hedef (peptidoglikan) mantarda yoktur; KOH ise hücreleri eritirken kitine zarar vermez.
Tedavi ve tanı prensiplerini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Mantar hücresinin bakterilerden temel biyokimyasal ve yapısal farkları (kitin, ergosterol, ökaryotik yapı).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 366Soru

Akut miyeloid lösemi tanısıyla izlenen ve profilaktik flukonazol tedavisi almakta olan nötropenik bir hastanın kan kültürlerinden izole edilen maya mantarının laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanmıştır:

- Germ tüp testi: Negatif
- Mısır unlu Tween 8080 agar: Psödohifler boyunca dizilen eliptik blastokonidiyumların oluşturduğu "kibrit çöpü" (crossed sticks) görünümü
- Sabouraud Dekstroz Agar (SDA): Mat, kuru, yaygın ve kenarları düzensiz koloniler

Bu klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına göre, enfeksiyondan sorumlu olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida krusei

Cevap

Enfeksiyondan sorumlu olan en olası etken Candida krusei'dir.
Doğru seçenek olan maya türü, flukonazole intrensek (doğuştan) dirençli olmasıyla bilinir. Laboratuvarda germ tüp testi negatif sonuç verir. Mısır unlu agarda yapılan incelemede, uzun ve eliptik yapıdaki blastokonidiyumların psödohifler boyunca birbirine açılı (çapraz) yerleşmesiyle oluşan 'kibrit çöpü' manzarası bu tür için patognomoniktir. Ayrıca Sabouraud Dekstroz Agar üzerinde diğer mayaların aksine parlak değil, mat ve kuru koloniler oluşturması ayırıcı bir tanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir
Nötropenik bir hastada flukonazol profilaksisi altında gelişen fungemi, flukonazole intrensek veya kazanılmış dirençli türleri akla getirir.
Candida albicans gibi duyarlı türler profilaksi altında nadiren enfeksiyon yapar; C. krusei (intrensek dirençli) ve C. glabrata (doza bağımlı duyarlı/dirençli) öncelikli adaylardır.
2
Temel laboratuvar testlerini analiz et
Germ tüp negatifliği Candida albicans ve Candida dubliniensis'i eler.
Bu iki tür germ tüp pozitifliği ile karakterizedir.
3
Morfolojik özellikleri karşılaştır
Mısır unlu agarda psödohif varlığı C. glabrata'yı eler; 'kibrit çöpü' görünümü C. krusei'yi işaret eder.
C. glabrata psödohif yapmayan tek önemli Candida türüdür. C. krusei ise uzun eliptik hücrelerin çapraz dizilimiyle tipik morfoloji oluşturur.
4
Kültür özelliklerini doğrula
SDA'daki mat ve kuru koloni yapısı tanıyı kesinleştirir.
Candida türlerinin çoğu parlak, nemli koloniler yaparken C. krusei karakteristik olarak kuru, mat ve düzensiz kenarlı koloniler oluşturur.

Anahtar Kavram

Candida krusei'nin intrensek flukonazol direnci ve 'kibrit çöpü' (crossed sticks) morfolojisi ile tanımlanması.

Daha Fazla Pratik

Candida türlerinin CHROMAgar üzerindeki koloni renklerini (C. albicans: yeşil, C. tropicalis: metalik mavi, C. krusei: pembe-gül rengi) gözden geçirmek ayırıcı tanı için faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 367Soru

Mantarların genel biyokimyasal yapıları, hücresel organizasyonları ve üreme özellikleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarında yapısal sertliği ve direnci sağlayan temel bileşen, NN-asetilglukozamin ünitelerinden oluşan kitin tabakasıdır.

Cevap

Mantar hücre duvarında yapısal bütünlüğü sağlayan temel molekül, NN-asetilglukozamin polimeri olan kitindir.
Mantarlar ökaryotik hücre yapısına sahip olmalarına rağmen, hücre duvarlarında bitkilerdeki selülozdan veya bakterilerdeki peptidoglikandan farklı olarak kitin bulundururlar. Kitin, NN-asetilglukozamin (NAGNAG) ünitelerinin β\beta-(1,4) bağları ile dizilmesiyle oluşan, mantara rijidite ve dış ortama karşı direnç sağlayan temel bir polisakkarittir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre duvarı bileşenlerini değerlendir.
Mantarlarda duvar; kitin (NN-asetilglukozamin), β\beta-glukan ve mannan proteinlerinden oluşur. Peptidoglikan bulunmaz.
Mantar ve bakteri ayrımı için duvar yapısı temel farktır.
2
Hücre membranı sterol yapısını incele.
Mantar membranında ergosterol bulunur. Kolesterol hayvan hücrelerine özgüdür.
Antifungal ilaçların (örneğin Amfoterisin B) etki mekanizması bu farka dayanır.
3
Termal dimorfizm kurallarını uygula.
25C25^{\circ}C = Küf (doğa), 37C37^{\circ}C = Maya (doku).
Dimorfizm, sıcaklığa bağlı morfolojik değişimdir.

Anahtar Kavram

Mantarların ayırt edici biyokimyasal özellikleri (Ergosterol, Kitin, Dimorfizm)
Soru 368Soru

5050 yaşında bir tarım işçisi, sağ ayağında yaklaşık 55 yıldır devam eden, yavaş ilerleyen ağrısız şişlikler ve bu şişliklerin üzerindeki fistül ağızlarından gelen siyah tanecikli (granül) akıntı şikayetiyle başvuruyor. Akıntıdan alınan örneğin direkt mikroskobik incelemesinde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması, enfeksiyonun bir eumisetom (mantar kaynaklı misetom) olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 252 - 5 μm\mu m çapında geniş, septalı hif yapılarının ve klamidosporların saptanması

Cevap

Eumisetom tanısında en güçlü kanıt, granül içinde 252 - 5 μm\mu m çapında geniş, septalı hif ve klamidosporların gösterilmesidir.
Doğru seçenek olan geniş, septalı hif ve klamidosporların görülmesi eumisetomlar için spesifiktir. Mantarlar ökaryotik hücre yapısına sahip oldukları için hif yapıları aktinomiset adı verilen bakterilerin flamanlarından çok daha kalındır (genellikle 252 - 5 μm\mu m veya daha fazla).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Hastadaki ağrısız şişlik, fistülizasyon ve granüllü akıntı 'Misetom' tanısını koydurur.
Misetom, subkutan dokuların kronik, süpüratif ve granülomatöz bir enfeksiyonudur.
2
Eumisetom ve Aktinomisetom ayrımı
Etken mantar (Eumisetom) veya bakteri (Aktinomisetom) olabilir.
Bu iki grubun tedavisi tamamen farklı olduğu için (antifungal vs. antibiyotik) ayrım kritiktir.
3
Mikroskobik boyut analizi
252 - 5 μm\mu m çaplı yapılar mantarları, 11 μm\mu m altındaki flamanlar bakterileri gösterir.
Gerçek mantar hifleri, prokariotik aktinomiset flamanlarından belirgin şekilde daha kalındır.

Anahtar Kavram

Misetomlarda eumisetom (mantar) ve aktinomisetom (bakteri) ayrımı, granül içindeki yapıların çapına göre yapılır (252 - 5 μm\mu m hif vs. <1< 1 μm\mu m flaman).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 369Soru

Akut miyeloid lösemi (AML) tanısıyla kemoterapi alan ve derin nötropenisi olan 2222 yaşındaki bir hastada, tedaviye dirençli yüksek ateş ve gövdede multipl, ortası nekrotik, ektiyma gangrenozum benzeri deri lezyonları gelişmiştir. Alınan kan kültürlerinde ve deri biyopsisi örneğinde küf mantarı üremesi saptanmıştır. Sabouraud dekstroz agarda (25C25^{\circ}C) 487248-72 saatte gelişen kolonilerin pamuksu yüzeyli ve belirgin pembe-mor pigmentli olduğu; mikroskopik incelemede ise ince, septalı hifler üzerinde çok hücreli, orak (muz) şeklinde makrokonidiyumların bulunduğu gözlenmiştir. Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fusarium türleri

Cevap

Disemine enfeksiyon tablosu, kan kültürü pozitifliği, pembe-mor pigmentli koloniler ve orak (muz) şeklindeki makrokonidiyumlar Fusarium türleri için karakteristiktir.
Fusarium türleri, immünsüpresif (özellikle derin nötropenik) hastalarda invaziv ve disemine enfeksiyonlara yol açar. Diğer pek çok fırsatçı küf mantarının aksine, disemine hastalık sırasında kan kültürlerinde %50-70 oranında üretilebilirler. Laboratuvarda hızlı büyüyen, pembe-mor pigmentli koloniler ve mikroskopide septalı hifler üzerinde görülen çok hücreli, orak/muz şeklindeki makrokonidiyumlar tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Nötropenik bir hastada disemine deri lezyonları ve kan kültürü pozitifliği saptandı.
Küf mantarları arasında kan kültüründe üreme yeteneği en yüksek olanlardan biri Fusarium'dur.
2
Kültür morfolojisinin analizi
Hızlı üreme ve pembe-mor pigment varlığı belirlendi.
Fusarium türleri kültürde genellikle karakteristik pigmentasyon (pembe, mor, lavanta) oluşturur.
3
Mikroskopik morfolojinin incelenmesi
Çok hücreli, orak şeklinde makrokonidiyumlar gözlendi.
Bu morfolojik yapı Fusarium türlerinin en önemli tanısal özelliğidir.

Anahtar Kavram

Fusarium türleri, küf mantarları içerisinde kan kültürlerinde en sık üretilebilen etkenlerden biridir ve karakteristik orak benzeri makrokonidiyum morfolojisine sahiptir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 370Soru

Özellikle çoklu ilaç direnci gösteren *Lomentospora prolificans* ve *Scedosporium* türlerine karşı in-vitro ve in-vivo yüksek etkinlik gösteren; mantar hücresinde pirimidin biyosentez yolundaki **dihidroorotat dehidrogenaz (DHODHDHODH)** enzimini seçici ve kompetitif olmayan bir şekilde inhibe ederek nükleik asit sentezini engelleyen yeni kuşak antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olorofim

Cevap

Olorofim, mantar hücresinde pirimidin sentezini dihidroorotat dehidrogenaz (DHODH) enzimi üzerinden inhibe eden yeni bir ilaçtır.
Olorofim, orotomid grubu bir antifungaldir. Mantar hücresinde de novo pirimidin biyosentezinin kritik bir basamağı olan dihidroorotat dehidrogenaz (DHODHDHODH) enzimini seçici olarak inhibe eder. Bu mekanizma, özellikle ekinokandin ve azol dirençli olan *Lomentospora prolificans* gibi nadir ve dirençli küf mantarlarına karşı yüksek etkinlik sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Pirimidin biyosentez yolundaki spesifik enzimin (DHODHDHODH) hangi ilaç tarafından hedef alındığını belirleyin.
DHODHDHODH inhibisyonu, yeni bir sınıf olan orotomidlere özgüdür.
Olorofim, bu sınıfa ait olup pirimidinlerin de novo sentezini durdurur.
2
Diğer yeni nesil antifungal ilaçların etki mekanizmalarıyla karşılaştırın.
Fosmanogepix GPI çapayı, Ibrexafungerp glukan sentezini, Nikkomisin kitin sentezini hedeflemektedir.
Hücre duvarı ve protein sentezi hedefleri pirimidin sentezinden farklıdır.

Anahtar Kavram

Olorofim (Orotomid sınıfı), fungal pirimidin biyosentezinde yer alan dihidroorotat dehidrogenaz (DHODH) enzimini hedefleyerek nükleik asit sentezini durdurur.
Soru 371Soru

Yoğun bakım ünitesinde santral venöz kateter aracılığıyla total parenteral nütrisyon (TPN) alan 6262 yaşındaki bir hastada ateş yüksekliği saptanmıştır. Kan kültürlerinden izole edilen maya mantarının germ tüp testi negatif bulunmuştur. Mısır unlu agarda (Cornmeal agar) yapılan incelemede, yalancı hiflerin uçlarında ve eklem yerlerinde "kibrit çöpü" veya "çalı süpürgesi" (matchstick/sagebrush) görünümünde blastokonidya kümeleri gözlenmiştir. Bu mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekinokandin grubu antifungallere karşı diğer Kandida türlerine göre daha yüksek minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK) değerlerine sahiptir.

Cevap

Ekinokandin grubu antifungallere karşı diğer Kandida türlerine göre daha yüksek minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK) değerlerine sahip olan seçenek doğrudur.
Soruda tanımlanan klinik (TPN, kateter) ve laboratuvar (germ tüp negatif, mısır unlu agarda kibrit çöpü görünümü) bulguları Candida parapsilosis enfeksiyonuna işaret etmektedir. Bu türün en önemli özelliklerinden biri, ekinokandin grubu ilaçlara (kaspofungin vb.) karşı doğal olarak diğer türlerden daha yüksek MİK değerlerine sahip olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
TPN kullanımı ve santral venöz kateter varlığı, Candida parapsilosis enfeksiyonları için majör risk faktörleridir.
Bu tür, parenteral lipid emülsiyonlarında iyi üreyebilmesi ve biyofilm oluşturma kapasitesi nedeniyle kateter ilişkili enfeksiyonlarda sık izole edilir.
2
Laboratuvar morfolojisini analiz et.
Germ tüp negatifliği ve mısır unlu agardaki "kibrit çöpü/çalı süpürgesi" (matchstick/sagebrush) görünümü Candida parapsilosis'i tanımlar.
Kandida türlerinin mısır unlu agardaki psödohif ve blastokonidya dizilimleri tür tayininde altın standart morfolojik yöntemdir.
3
Antifungal duyarlılık profilini belirle.
Candida parapsilosis için ekinokandin MİK değerleri diğer yaygın Kandida türlerinden (C. albicans gibi) daha yüksektir.
Klinik pratikte bu durum, ekinokandin tedavisi altında gelişen 'breakthrough' enfeksiyonlara veya tedavi yanıtında gecikmelere yol açabilir.

Anahtar Kavram

Candida parapsilosis'in kateter/TPN ilişkisi, karakteristik mikroskobik morfolojisi ve ekinokandin direnç eğilimi.

Daha Fazla Pratik

Kandida türlerinin mısır unlu agardaki morfolojik ayrımlarını (krusei: çapraz çubuk, tropicalis: dev hif, parapsilosis: kibrit çöpü) bir tablo halinde çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 372Soru

Karaciğer nakli sonrası yüksek doz kortikosteroid tedavisi alan 4848 yaşında bir erkek hastada; giderek artan nefes darlığı, kuru öksürük ve ateş şikayetleri gelişiyor. Fizik muayenede belirgin bir raller duyulmuyor ancak hastanın oda havasındaki oksijen saturasyonu %88\%88 olarak ölçülüyor. Akciğer tomografisinde bilateral yaygın buzlu cam dansiteleri izleniyor. Yapılan bronkoalveolar lavaj örneğinin Gomori Metenamin Gümüş (GMSGMS) boyamasında kist yapıları saptanıyor. Bu mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitoplazmik membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol bulunur.

Cevap

Pneumocystis jirovecii'nin sitoplazmik membranında ergosterol yerine kolesterol bulunur.
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak mantarlar aleminde yer alsa da birçok özelliğiyle diğer mantarlardan ayrılır. En önemli farklarından biri sitoplazmik membranda ergosterol bulunmaması, bunun yerine kolesterol bulunmasıdır. Bu özellik nedeniyle amfoterisin B ve azoller gibi ergosterol üzerinden etki eden ilaçlara yanıt vermez; tedavide ilk seçenek TMP-SMX'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve tanısal ipuçlarını değerlendir.
İmmünsüpresif hasta, interstisyel pnömoni (buzlu cam) ve GMS boyasında kist yapıları mevcudiyeti, etkenin Pneumocystis jirovecii olduğunu doğrular.
GMS boyası bu mikroorganizmanın kist duvarını boyayarak karakteristik görünüm kazandırır.
2
Etkenin mikrobiyolojik ve yapısal özelliklerini hatırla.
P. jirovecii, diğer mantarlardan farklı olarak membranında ergosterol içermez, bunun yerine kolesterol (veya fitosterol benzeri yapılar) bulundurur.
Bu yapısal fark, klasik antifungal ilaçlara karşı doğal direncini açıklar.
3
Seçenekleri bu bilgi ışığında karşılaştır.
Membranda kolesterol bulunması bilgisinin yer aldığı ifade doğrudur.
Bilgi doğrudan etkenin temel biyokimyasal özelliğini yansıtır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması ve buna bağlı tedavi yaklaşımları.

Daha Fazla Pratik

P. jirovecii profilaksisi ve CD4+ T hücre eşik değerlerini içeren soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 373Soru

Kronik bronşiyal astım tanısı ile takip edilen 3535 yaşında bir kadın hasta; son zamanlarda artan nefes darlığı, öksürük ve kahverengi mukus tıkaçları çıkarma şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde üst loblarda santral bronşektazi ile uyumlu 'parmak ucu eldiven' (finger-in-glove) görünümü izleniyor. Yapılan tetkiklerde periferik eozinofili ve toplam IgEIgE düzeyinde belirgin artış (>1000>1000 IU/mLIU/mL) saptanıyor. Bu hastada klinik tablodan sorumlu olan etkenin morfolojisi ve tanıyı destekleyen diğer laboratuvar bulgusu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dar açılı (4545^{\circ}) dallanan septalı hifler / Aspergillus'a özgü presipitan antikor (IgG) pozitifliği

Cevap

Dar açılı (4545^{\circ}) dallanan septalı hif yapısı ve Aspergillus'a özgü presipitan antikor (IgG) pozitifliği
Vakada tanımlanan kronik astım, kahverengi balgam, parmak ucu eldiven görünümü (santral bronşektaziye bağlı) ve belirgin IgE yüksekliği ABPA için karakteristiktir. Etken olan Aspergillus, mikroskobik olarak septalı ve dar açılı dallanan hifler şeklinde görülür. Tanıda Aspergillus'a özgü presipitan IgG antikorlarının pozitifliği önemli bir laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını analiz et
Astım öyküsü, kahverengi balgam (mukus tıkaçları) ve 'parmak ucu eldiven' görünümü Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) tanısını düşündürür.
ABPA, astımlı hastalarda Aspergillus antijenlerine karşı gelişen immünolojik bir reaksiyondur.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Yüksek toplam IgE (>1000>1000 IU/mLIU/mL) ve eozinofili, Aspergillus antijenlerine karşı gelişen aşırı duyarlılığı yansıtır.
Tanı kriterleri arasında spesifik IgE artışı ve presipitan IgG antikorlarının varlığı yer alır.
3
Mikrobiyolojik morfolojiyi belirle
Aspergillus türleri dikotom (ikiye ayrılarak) dallanan, dar açılı ve septalı hifler oluşturur.
Bu morfolojik özellik, bölmesiz hif yapan Mucorales grubu mantarlardan ayrımını sağlar.

Anahtar Kavram

Alerjik Bronkopulmoner Aspergillozis (ABPA) kliniği ve Aspergillus morfolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 374Soru

Klinik olarak 'misetom' (Madura ayağı) ön tanısı alan bir hastanın lezyonundan drene olan granüllerin mikroskobik incelemesinde; yaklaşık 1μm1 \mu m çapında, dallanma gösteren ince filamanlar saptanmıştır. Bu mikroskobik bulguya dayanarak konulacak en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktinomisetom

Cevap

Aktinomisetom tanısı doğrudur çünkü saptanan 1μm1 \mu m çapındaki ince filamanlar bakteriyel etkenleri işaret eder.
Aktinomisetom, aerobik aktinomisetler (Nocardia, Actinomadura, Streptomyces) tarafından oluşturulan bir subkutan enfeksiyondur. Bu etkenler yapısal olarak bakteri oldukları için filaman çapları yaklaşık 1μm1 \mu m (bakteri boyutunda) düzeyindedir. Bu özellik, gerçek mantarların (2μm2 \mu m ve üzeri) oluşturduğu eumisetomdan en önemli mikroskobik farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikroskobik bulguyu analiz et.
Lezyonun bir 'misetom' olduğu ve granül içerdiği, ancak granül içindeki filamanların çok ince (1μm1 \mu m) olduğu belirlenir.
Misetomlar, hem gerçek mantarlar (eumisetom) hem de yüksek yapılı bakteriler (aktinomisetom) tarafından oluşturulabilir; ayrım mikroskobik inceleme ile yapılır.
2
Filaman çapını taksonomik gruplarla eşleştir.
Bakteriyel filamanlar (Nocardia, Actinomadura vb.) yaklaşık 1μm1 \mu m çapındayken, gerçek mantar hifleri >24μm>2-4 \mu m çapındadır.
Eukaryotik mantar hücreleri, prokaryotik bakteri hücrelerine göre belirgin şekilde daha kalındır.
3
Tanıyı ve tedavi yaklaşımını belirle.
Tanı aktinomisetomdur.
Bu ayrım kritiktir çünkü aktinomisetom antibiyotiklerle (örn. TMP-SMX) tedavi edilirken, eumisetom antifungal ve cerrahi tedavi gerektirir.

Anahtar Kavram

Misetomlarda etkenin prokaryotik (bakteri) veya eukaryotik (mantar) oluşunun filaman çapına bakılarak ayırt edilmesi.

Daha Fazla Pratik

Aktinomisetom ve Eumisetom arasındaki tedavi farklarını (Antibiyotik vs Antifungal) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 375Soru

Ekinokandin grubu antifungaller, mantar hücre duvarındaki β\beta-(1,3)-D-glukan sentezini inhibe ederek etkilerini gösterirler. Bu gruptaki ilaçların çoğu karaciğerde metabolize edilirken, bir üyesi karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda doz ayarı gerektirmeyen, plazmada biyolojik olmayan (spontan) kimyasal bozunma (Hofmann eliminasyonuna benzer bir süreç) yoluyla elimine edilir. Sözü edilen bu antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anidulafungin

Cevap

Anidulafungin, plazmada enzimatik olmayan kimyasal bozunma yoluyla elimine edilen ekinokandin grubu ilaçtır.
Anidulafungin, karaciğerde majör bir metabolizmaya uğramadan plazmada spontan kimyasal bozunma (yavaş degradasyon) yoluyla elimine edilir. Bu özelliği sayesinde karaciğer veya böbrek yetmezliği olan hastalarda doz modifikasyonu gerektirmez ve sitokrom P450 sistemi üzerinden ilaç etkileşimi riski en düşük olan antifungallerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekinokandin grubu ilaçların (kaspofungin, mikafungin, anidulafungin) ortak hedefi belirlenir.
Tüm ekinokandinler mantar hücre duvarındaki β\beta-(1,3)-D-glukan sentaz enzimini inhibe eder.
Soruda bahsedilen grubun genel mekanizmasını doğrulamak için gereklidir.
2
Ekinokandinlerin farmakokinetik ve metabolik özellikleri karşılaştırılır.
Anidulafungin dışındaki üyelerin (kaspofungin, mikafungin) karaciğerde metabolize olduğu saptanır.
Sorunun spesifik olarak sorduğu 'spontan kimyasal bozunma' özelliğini ayırmak için gereklidir.
3
Hofmann eliminasyonuna benzer spontan bozunma yoluyla elimine olan ajan seçilir.
Bu özelliğin sadece anidulafungine özgü olduğu belirlenir.
Anidulafungin, plazmada kendiliğinden açılan bir halka yapısı ile inaktif hale gelir, bu da onu karaciğer yetmezliğinde güvenli kılar.

Anahtar Kavram

Ekinokandinlerin metabolizasyon farkları (Anidulafungin'in enzimatik olmayan eliminasyonu)

Daha Fazla Pratik

Ekinokandinlerin hangi mantar türlerine karşı (örneğin Cryptococcus) intrinsik dirençli olduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 376Soru

*Candida albicans*'ın patogenezi, virülans faktörleri ve morfogenez özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kandida türleri, sistemik endemik mantarlarda olduğu gibi termal dimorfizm göstererek 25C25^{\circ}C’de hif (küf) formunda, 37C37^{\circ}C’de ise maya formunda ürer.

Cevap

Kandida türlerinin termal davranışının sistemik dimorfik mantarların tam tersi olduğunu belirten seçenek yanlıştır.
Kandida türleri, Histoplasma veya Blastomyces gibi 'ısıya bağımlı klasik dimorfik' mantarlar grubunda yer almaz. Klasik dimorfik mantarlar 25C25^{\circ}C'de küf, 37C37^{\circ}C'de maya formunda ürerken; *C. albicans* için 37C37^{\circ}C, serum varlığı ve nötral pH gibi faktörler 'hif' (küf-benzeri yapı) oluşumunu tetikleyen invazyon sinyalleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Kandida morfogenezini (maya-hif dönüşümü) analiz et.
*C. albicans* 25C25^{\circ}C (oda sıcaklığı) ve asidik pH'da genellikle maya formundadır.
Candida, klasik küf-maya geçişi gösteren endemik mantarlardan farklıdır.
2
Hif formunu uyaran faktörleri belirle.
Vücut sıcaklığı (37C37^{\circ}C), serum varlığı, nötral/alkali pH ve %5-10 CO2CO_2 varlığı hif oluşumunu uyarır.
Bu faktörler mantarın konak dokusuna invazyon yapması gereken ortamları simüle eder.
3
Virülans faktörlerini (ALS, SAP, Fosfolipaz, Biyofilm) doğrula.
Tüm bu faktörler Candida patogenezinde tanımlanmış ve kanıtlanmış mekanizmalardır.
Seçeneklerdeki diğer ifadelerin doğruluğu teyit edilir.

Anahtar Kavram

Candida albicans'ın dimorfik/polimorfik yapısı ve patogenezi

İpuçları

1
Klasik dimorfik mantarlar (Histoplasma, Blastomyces vb.) ile Candida'nın morfogenez tetikleyicilerini karşılaştırın.
2
Candida'nın laboratuvarda yapılan germ tüp testini düşünün: Isı ve serum neyi indüklüyor?

Daha Fazla Pratik

Candida dubliniensis ile Candida albicans'ın 45 derecede üreme farkını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 377Soru

Mantarların termal dimorfizm sürecinde, çevre sıcaklığının 25C25^{\circ}C'den 37C37^{\circ}C'ye yükselmesiyle birlikte hücre duvarı bileşenleri ve sitoplazmik membran yapısında meydana gelen moleküler ve morfolojik değişimler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 37C37^{\circ}C’deki maya formuna geçişte, hücre duvarındaki α\alpha-(1,3)-glukan miktarının β\beta-(1,3)-glukan miktarına oranının artması, konak bağışıklık sisteminden kaçış ve patojenite ile ilişkilidir.

Cevap

Maya formuna geçişte alfa-glukan oranının artması, bağışıklık sisteminden kaçış ve patojenite ile ilişkilidir.
Doğru seçenek, dimorfik mantarların (özellikle Histoplasma capsulatum ve Blastomyces dermatitidis gibi) patogenezindeki kritik bir noktaya değinmektedir. 37°C'de maya formuna geçişte hücre duvarındaki α\alpha-(1,3)-glukan miktarı artar. Bu tabaka, konak bağışıklık hücrelerinin (makrofajlar vb.) yüzeyindeki Dectin-1 reseptörleri tarafından tanınan β\beta-(1,3)-glukan tabakasını fiziksel olarak maskeler. Bu durum, mantarın pro-inflamatuar yanıttan kaçmasını ve dokuda yayılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Termal dimorfizm mekanizmasını hatırla.
Sıcaklık 25°C iken küf, 37°C (konak dokusu) iken maya formu görülür.
Morfolojik dönüşümün yönünü belirlemek temel adımdır.
2
Maya formundaki hücre duvarı değişimlerini analiz et.
Dönüşüm sırasında hücre duvarındaki alfa-glukan ve beta-glukan oranları değişir.
Biyokimyasal adaptasyon, dokuda hayatta kalma stratejisidir.
3
Alfa-glukanın immünolojik fonksiyonunu değerlendir.
Artan alfa-glukan, immünojenik olan beta-glukan tabakasının üzerini örter.
Dectin-1 reseptörlerinin beta-glukanı tanıması engellenerek fagositozdan kaçılır.
4
Diğer yapısal bileşenlerle (kitin, NAM/NAG) karşılaştır.
Kitin NAG'dan oluşur; ergosterol membrana özgüdür ve antibakteriyel ilaçların hedefi değildir.
Yanlış seçenekleri yapısal ve farmakolojik bilgilerle ele.

Anahtar Kavram

Termal dimorfizmde hücre duvarı glukan kompozisyonunun immün kaçıştaki rolü.

Daha Fazla Pratik

Dimorfik mantarların laboratuvar tanısında kullanılan 'exoantigen testi' ve 'nükleik asit probları' gibi spesifik yöntemleri gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 378Soru

Bir tatlı su kaynağında boğulma tehlikesi geçiren ve sonrasında gelişen akciğer enfeksiyonunu takiben nörolojik bulgularla başvuran bir hastada, kraniyal görüntülemede multipl beyin apseleri saptanmıştır. Bu hastada, aspirasyonla ilişkili olarak gelişen enfeksiyonun en olası etkeni olan fırsatçı küf mantarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Scedosporium apiospermum

Cevap

Scedosporium apiospermum, kirli suların aspirasyonu sonrası gelişen beyin apselerinde en olası etkendir.
Scedosporium apiospermum (eşeyli formu Pseudallescheria boydii), özellikle kanalizasyon suları veya kirli tatlı su aspirasyonu (boğulma tehlikesi) sonrası disemine enfeksiyon yapma potansiyeline sahiptir. Santral sinir sistemi tutulumu ve multipl beyin apseleri bu tablonun en karakteristik özelliğidir. Ayrıca vikonazol duyarlılığı ve Amphotericin B direnci ile bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hastada 'boğulma tehlikesi' ve 'aspirasyon' sonrası gelişen 'beyin apsesi' tablosu olduğu belirlendi.
Scedosporium apiospermum kompleksi, çevresel su kaynaklarında yaygın bulunur ve aspirasyon sonrası disemine olma eğilimi yüksektir.
2
Etiyolojik etkenleri karşılaştır.
Mucorales üyeleri (Rhizopus) diyabetle, Aspergillus ise nötropeni ile daha güçlü ilişkilidir; ancak boğulma hikayesi Scedosporium için tipiktir.
Farklı fırsatçı mantarların kendilerine has klinik risk faktörleri bulunmaktadır.
3
Tanıyı onayla.
Scedosporium apiospermum seçeneği doğru etken olarak işaretlendi.
Bu mantar Amphotericin B'ye dirençli olması nedeniyle klinik yönetimde de kritik önem taşır.

Anahtar Kavram

Scedosporium apiospermum (Pseudallescheria boydii) ve boğulma sonrası beyin apsesi ilişkisi.

İpuçları

1
Hastanın hikayesindeki suyla temas (boğulma) durumuna odaklanın.
2
Bu etken, Amphotericin B'ye doğal dirençli olmasıyla bilinir.
3
Eşeyli formu Pseudallescheria boydii olarak adlandırılan bu küf mantarı, beyin apsesi vakalarında sıkça rapor edilir.

Daha Fazla Pratik

Scedosporium türlerinin antifungal duyarlılık profillerini, özellikle Amphotericin B ve Vorikonazol açısından gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 379Soru

B-hücreli lenfoma tanısıyla rituksimab ve siklofosfamid içeren kemoterapi rejimi uygulanan bir hastada, tedavi sonrası 3. haftada ateş, kuru öksürük ve progrese olan efor dispnesi gelişiyor. Akciğer tomografisinde bilateral yaygın buzlu cam dansiteleri saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj (BALBAL) örneğinde (13)(1 \rightarrow 3)-β\beta-D-glukan testi pozitif bulunuyor ve mikroskobik incelemede karakteristik trofozoit ve kist yapıları bir arada görülüyor. Bu hastada, kist duvarı bileşenlerinden biri olan β\beta-glukan sentezini inhibe eden kaspofungin gibi ilaçların klinik etkinliğinin tek başına düşük olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proliferasyondan sorumlu olan trofozoit formlarının hücre duvarında β\beta-glukan bulunmaması

Cevap

Pneumocystis jirovecii enfeksiyonunda proliferasyondan sorumlu olan trofozoit formlarının hücre duvarında β\beta-glukan bulunmaması nedeniyle, bu yapıyı hedef alan kaspofungin gibi ilaçlar tek başına yetersiz kalır.
Doğru yanıt olan seçenek, mikroorganizmanın yaşam döngüsü ve biyokimyasal yapısı arasındaki ilişkiyi açıklar. Pneumocystis jirovecii'nin yaşam döngüsünde trofik formlar (trofozoitler) ve kistler bulunur. Hücre duvarında (13)(1 \rightarrow 3)-β\beta-D-glukan sentezi sadece kistlerin oluşumu sırasında gerçekleşir. Kaspofungin ve benzeri ekinokandinler bu sentezi durdurarak kist oluşumunu engellerler ancak enfeksiyon sırasında sayıca çok daha fazla olan ve hastalığın devamlılığını sağlayan trofozoit formlarına karşı etkisizdirler. Bu biyolojik fark, ekinokandinlerin PJP tedavisinde tek başlarına neden birinci basamak seçenek olmadığını açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Rituksimab kullanımı ve buzlu cam manzarası, fırsatçı bir enfeksiyon olan Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJPPJP) düşündürür.
Bağışıklığı baskılanmış hastalarda tipik radyolojik bulgular tanıda yol göstericidir.
2
Tanısal testleri değerlendir
Pozitif β\beta-glukan testi ve BAL'da kist/trofozoit görülmesi tanıyı kesinleştirir.
β\beta-glukan mantarların hücre duvarında bulunan bir antijendir ve PJP'de kist formları tarafından salınır.
3
Tedavi mekanizmasını biyolojik evrelerle ilişkilendir
Kaspofungin β\beta-glukan sentezini inhibe eder; ancak bu hedef sadece kist evresinde mevcuttur.
Trofozoitler (trofik formlar) ince duvarlıdır ve glukan içermezler; bu nedenle ekinokandinlere duyarlı değildirler.
4
Klinik sonucun nedenini belirle
Baskın olan trofozoit formları eradike edilemediği için monoterapi başarısız olur.
Aktif enfeksiyon sırasında trofozoitler kistlerden çok daha fazla sayıda bulunur.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin trofozoit evresinde hücre duvarında (1,3)-beta-D-glukan bulunmaz; bu nedenle ekinokandinler sadece kist formlarına etkilidir.
Soru 380Soru

Akut myeloid lösemi tanısıyla kemoterapi alan ve 1010 gündür derin nötropenisi bulunan 5050 yaşındaki bir hastada, geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine rağmen devam eden ateş nedeniyle alınan kan kültüründe maya mantarı üremiştir. Laboratuvar incelemelerinde şu bulgular saptanmıştır:

- Sabouraud dekstroz agarda krem renkli, mat koloniler
- Germ tüp testi: Negatif
- Mısır unlu-Tween 80 agarda mikroskobik inceleme: Oldukça küçük (24μm2-4 \mu m) maya hücreleri, dallanan ince psödohifler ve hiflerin eklem yerlerinde küçük salkımlar şeklinde dizilmiş blastokonidiler
- Antifungal duyarlılık testi: Flukonazol ve Amfoterisin B'ye duyarlı; ancak kaspofungin ve anidulafungin MİK değerleri belirgin olarak yüksek (>4μg/mL>4 \mu g/mL)

Bu hastada enfeksiyona neden olan en olası *Candida* türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida guilliermondii

Cevap

En olası etken, küçük hücre yapısı ve ekinokandin direnci profiliyle uyumlu olan Candida guilliermondii'dir.
Doğru cevap olan Candida guilliermondii, nötropenik hastalarda fırsatçı enfeksiyonlara neden olabilen bir türdür. Mısır unlu agarda görülen çok küçük maya hücreleri (24μm2-4 \mu m) ve ince psödohif yapısı karakteristiktir. En önemli ayırt edici özelliği ise ekinokandin grubu antifungallere (kaspofungin, anidulafungin, mikafungin) karşı doğal olarak yüksek MİK değerlerine sahip olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve başlangıç testlerini değerlendir
Nötropenik hastada fungemi mevcut; germ tüp negatifliği etkenin Candida albicans veya Candida dubliniensis olmadığını düşündürür.
Tanı basamaklarında ilk ayrım germ tüp testi ile yapılır.
2
Morfolojik bulguları analiz et
Mısır unlu agardaki ince psödohifler ve çok küçük maya hücreleri Candida guilliermondii veya Candida parapsilosis kompleksi lehinedir.
Tür düzeyinde ayrım mısır unlu agardaki psödohif ve blastokonidi dizilimine dayanır.
3
Antifungal duyarlılık profilini yorumla
Ekinokandin (kaspofungin, anidulafungin) MİK değerlerinin yüksek olması, bu ilaçlara doğal duyarlılığı düşük olan Candida guilliermondii tanısını kesinleştirir.
Candida guilliermondii ve Candida parapsilosis, ekinokandinlere karşı doğal olarak yüksek MİK değerlerine sahip türlerdir.

Anahtar Kavram

Candida türlerinin morfolojik ve antifungal duyarlılık profillerine göre ayrımı
ÖncekiSayfa 19 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 19 | Examkin