Mikoloji

596 soru

Soru 481Soru

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle uzun süreli sistemik kortikosteroid tedavisi alan 6565 yaşındaki erkek hastada; yeni gelişen ateş, öksürük ve hemoptizi şikayetleri başlıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) kavitasyon ve çevresinde düşük dansiteli alan (halo belirtisi) izlenen bir nodül saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin mikroskobik incelemesinde dar açıyla (4545^\circ) dallanan, düzenli septalı hifler görülüyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve olası etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum galaktomannan testi duyarlılığı, bu hasta grubunda nötropenik hastalara oranla daha düşüktür.

Cevap

Serum galaktomannan testi duyarlılığı, nötropenik olmayan (kortikosteroid kullanan) hastalarda nötropenik hastalara göre daha düşüktür.
Serum galaktomannan testi, mantarın hücre duvarından salınan bir polisakkariti saptar. Bu antijenin dolaşıma geçmesi için mantarın kan damarlarını istila etmesi (anjiyoinvazyon) gerekir. Nötropenik hastalarda bu istila çok daha belirgin olduğu için testin duyarlılığı yüksektir. Ancak kortikosteroid kullanan veya solid organ nakli yapılan nötropenik olmayan hastalarda, antijen yükü daha azdır ve serum duyarlılığı %405040-50'lere kadar düşebilir. Bu grupta BAL sıvısında galaktomannan bakılması daha değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir.
Hastada KOAH ve steroid kullanımı var. Bu durum invaziv pulmoner aspergilloz (İPA) veya kronik nekrotizan pulmoner aspergilloz (KNPA) için risk faktörüdür.
Bağışıklık sistemi baskılanmış veya kronik akciğer hastalığı olan bireyler fırsatçı mantar enfeksiyonlarına duyarlıdır.
2
Morfolojik bulguları analiz et.
Dallanma açısı 4545^\circ ve hifler septalı.
Bu morfoloji Aspergillus türleri için tipiktir; Mukorales türleri geniş açılı ve septasızdır.
3
Tanısal testlerin (Galaktomannan) duyarlılığını bağışıklık durumuna göre karşılaştır.
Serum galaktomannan testi nötropenik hastalarda yüksek duyarlılığa sahipken, kortikosteroid alan nötropenik olmayan hastalarda duyarlılığı düşüktür.
Anjiyoinvazyon derecesi ve dolaşımdaki antijen yükü nötropenik hastalarda daha fazladır.

Anahtar Kavram

Aspergillus enfeksiyonlarında serum galaktomannan testinin duyarlılığı, hastanın nötropeni durumuna ve anjiyoinvazyon derecesine bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Daha Fazla Pratik

Aspergillus terreus'un Amfoterisin B direnci ve Aspergillus flavus'un aflatoksin üretimi gibi türe özgü karakteristik özellikleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 482Soru

Bilinen herhangi bir kronik hastalık öyküsü bulunmayan ve immünsüpresif ilaç kullanmayan 4242 yaşındaki erkek hasta; son bir aydır devam eden öksürük, nefes darlığı ve son bir haftadır eklenen şiddetli baş ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda 3 cm3\text{ cm} çapında düzgün sınırlı nodüler bir lezyon (kriptokokom) saptanıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) incelemesinde lenfositik pleositoz, protein yüksekliği ve glukoz düşüklüğü izleniyor. Çini mürekkebi preparatında geniş kapsüllü maya hücreleri görülüyor. İzole edilen etkenin tür ayrımı için yapılan çalışmada, kanavanin-glisin-bromtimol mavisi (CGBCGB) agarda 4848 saat sonunda mavi renk oluşumu gözleniyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cryptococcus gattii

Cevap

Klinik senaryo ve laboratuvar bulguları (immün sistemi sağlam konak, kriptokokom varlığı ve CGB agar pozitifliği) ışığında en olası etken Cryptococcus gattii'dir.
Doğru yanıt olan etken, immün sistemi normal konaklarda merkezi sinir sistemi ve akciğer enfeksiyonu yapabilen, akciğerde kitle benzeri lezyonlara (kriptokokom) yol açan ve CGB agarda mavi renk oluşturarak diğer türlerden ayrılan Cryptococcus gattii'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve mikroskobik bulguları değerlendir
Çini mürekkebinde kapsüllü maya görülmesi etkenin bir Cryptococcus türü olduğunu doğrular.
Cryptococcus türleri karakteristik polisakkarit kapsülleri ile bilinir.
2
Konak profilini analiz et
Hastanın immün sisteminin sağlam olması ve akciğerde kitle benzeri (kriptokokom) lezyon varlığı ayırt edicidir.
Cryptococcus gattii, C. neoformans'ın aksine immün sistemi normal bireylerde daha sık hastalık yapar ve daha büyük granülomatöz lezyonlara yol açar.
3
CGB agar sonucunu yorumla
Kanavanin-glisin-bromtimol mavisi (CGB) agarda mavi renk oluşumu (pozitiflik) saptandı.
CGB agarda mavi renk oluşumu, etkenin glisini karbon ve azot kaynağı olarak kullanabildiğini ve kanavanine dirençli olduğunu gösterir; bu özellik C. gattii'ye özgüdür.

Anahtar Kavram

Cryptococcus gattii ile Cryptococcus neoformans ayrımı CGB (Kanavanin-Glisin-Bromtimol Mavisi) agar kullanılarak yapılır; C. gattii bu agarda mavi renk oluştururken C. neoformans oluşturmaz.

Daha Fazla Pratik

Cryptococcus türlerinin virülans faktörlerinden biri olan fenol oksidaz (lakkaz) enziminin melamin sentezi üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 483Soru

Yoğun bakım ünitesinde yatan ve çoklu antibiyotik tedavisi alan bir hastanın kan kültüründen izole edilen maya mantarı, konvansiyonel biyokimyasal yöntemlerle hatalı olarak CandidaCandida haemuloniihaemulonii olarak tanımlanmıştır. Ancak izolatın ileri incelemesinde 42C42^{\circ}C'de üreyebildiği, flukonazole intrinsik dirençli olduğu ve amfoterisin B'ye karşı da duyarlılığının azaldığı saptanmıştır. Hastane ortamında yüzeylere tutunarak salgınlara neden olabilen bu fırsatçı etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CandidaCandida aurisauris

Cevap

Doğru yanıt, çoklu ilaç direnci gösteren ve 42C42^{\circ}C'de üreyebilen CandidaCandida aurisauris etkenidir.
Verilen klinik ve laboratuvar bulguları CandidaCandida aurisauris enfeksiyonunu tanımlamaktadır. CC. aurisauris, özellikle yoğun bakım ünitelerinde salgınlara yol açan, flukonazol başta olmak üzere birçok antifungale (amfoterisin B, ekinokandinler) direnç gösterebilen bir mayadır. Laboratuvarlarda ticari kitler tarafından sıklıkla CC. haemuloniihaemulonii olarak yanlış tanımlanması ve 4042C40-42^{\circ}C gibi yüksek sıcaklıklarda üreme yeteneği (termotolerans) en karakteristik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Yoğun bakım yatışı, çoklu antibiyotik kullanımı ve hastane salgını riski multidrug dirençli (MDR) bir etkene işaret eder.
CandidaCandida aurisauris sağlık bakımı ile ilişkili dirençli salgınların en önemli nedenlerinden biridir.
2
Laboratuvar identifikasyon hatasını analiz et.
Konvansiyonel sistemlerde (Vitek 2, API 20C vb.) CC. aurisauris, sıklıkla CC. haemuloniihaemulonii olarak yanlış tanımlanır.
Bu iki tür arasındaki biyokimyasal benzerlik, moleküler yöntemler veya MALDI-TOF MS kullanılmadığında tanısal zorluk yaratır.
3
Sıcaklık toleransı ve direnç profilini eşleştir.
CC. aurisauris 42C42^{\circ}C'de üreyebilirken CC. haemuloniihaemulonii üreyemez. Ayrıca CC. aurisauris flukonazole %90'ın üzerinde intrinsik dirençlidir.
Sıcaklık testi, bu iki türü ayırt etmek için kullanılan klasik ve ucuz bir laboratuvar yöntemidir.

Anahtar Kavram

CandidaCandida aurisauris'in çoklu ilaç direnci ve laboratuvar tanımlamasında CandidaCandida haemuloniihaemulonii ile karışması.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 484Soru

Ekinokandin grubu antifungal ilaçların (mikafulgin, anidulafungin vb.) etki mekanizması ve spektrumu göz önüne alındığında; bu ilaçların Candida türlerine karşı fungusidal etki göstermesine karşın, aşağıdaki mantarlardan hangisine karşı temel olarak fungustatik etki sergilediği bilinmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus türleri

Cevap

Ekinokandinler Candida türlerine karşı fungusidal, Aspergillus türlerine karşı ise fungustatik etki gösterirler.
Ekinokandinler, mantar hücre duvarındaki β(1,3)\beta(1,3)-D-glukan sentezini non-kompetitif olarak inhibe ederler. Bu etki Candida türlerinde hücre duvarı bütünlüğünün tamamen kaybına ve ozmotik lizise (fungusidal etki) yol açarken, Aspergillus türlerinde sadece hiflerin uç kısımlarındaki büyüme bölgelerini bozar ve fungusun yayılımını durdurur (fungustatik etki).

Adım Adım Çözüm

1
Ekinokandinlerin etki mekanizmasını hatırla.
Bu ilaçlar mantar hücre duvarında bulunan β(1,3)\beta(1,3)-D-glukan sentezini inhibe eder.
Mekanizma bilgisi, spektrum ve etkinlik farklarını anlamak için temeldir.
2
İlacın farklı mantar grupları üzerindeki klinik etkisini karşılaştır.
Candida'da hücre duvarı bütünlüğü yaşam için kritiktir (fungusidal), ancak Aspergillus'ta sadece hif uçlarında büyüme bölgelerini etkiler (fungustatik).
Hücre duvarı bileşimindeki farklar, ilacın öldürücü mü yoksa durdurucu mu olacağını belirler.

Anahtar Kavram

Ekinokandinlerin Candida ve Aspergillus üzerindeki diferansiyel antifungal etkinliği.
Soru 485Soru

Bir mikrobiyoloji laboratuvarında izole edilen üç farklı dermatofit cinsinin (KK, LL, MM) morfolojik özellikleri ve doku tropizmleri (tutulum bölgeleri) aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ÖzellikKKLLMM
Makrokonidyum Şekliİğ (mekik) şeklindeLobut (tokmak) şeklindeKalem (silindir) şeklinde
Mikrokonidyum VarlığıNadirYokBol
Tutulan DokularSaç ve DeriDeri ve TırnakSaç, Deri ve Tırnak

Buna göre KK, LL ve MM harfleri ile temsil edilen dermatofit cinsleri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KK: *Microsporum*, LL: *Epidermophyton*, MM: *Trichophyton*

Cevap

K: *Microsporum*, L: *Epidermophyton*, M: *Trichophyton* olarak yapılan eşleştirme doğrudur.
Dermatofitlerin cins düzeyinde ayrımı makrokonidyum morfolojisi, mikrokonidyum varlığı ve enfekte ettikleri dokulara göre yapılır. KK harfi ile belirtilen iğ şeklinde makrokonidyumlar ve saç/deri tutulumu *Microsporum*'u; LL harfi ile belirtilen tokmak şeklinde makrokonidyumlar, mikrokonidyum yokluğu ve sadece deri/tırnak tutulumu *Epidermophyton*'u; MM harfi ile belirtilen kalem şeklinde makrokonidyumlar ve her üç dokunun da tutulabilmesi *Trichophyton*'u temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
KK sütunundaki özellikleri değerlendir
KK = *Microsporum*
İğ (mekik) şeklinde makrokonidyumlar ve saç/deri tutulumu *Microsporum* cinsinin temel ayırt edici özellikleridir.
2
LL sütunundaki özellikleri değerlendir
LL = *Epidermophyton*
Lobut (tokmak) şeklinde makrokonidyumlar, mikrokonidyumların yokluğu ve saçın asla tutulmaması *Epidermophyton* (özellikle *E. floccosum*) için karakteristiktir.
3
MM sütunundaki özellikleri değerlendir
MM = *Trichophyton*
Kalem şeklinde makrokonidyumlar, bol mikrokonidyum varlığı ve saç, deri, tırnak dokularının tamamının tutulabilmesi *Trichophyton* cinsini tanımlar.

Anahtar Kavram

Dermatofit cinslerinin (Microsporum, Trichophyton, Epidermophyton) morfolojik ve doku tropizmi temelinde ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 486Soru

5454 yaşında bir erkek hasta, sağ diz çevresinde yaklaşık 44 yıldır devam eden, yavaş büyüyen, ağrısız şişlik ve üzerinden zaman zaman iltihaplı akıntı gelen fistül ağızları şikayetiyle başvuruyor. Akıntı örneğinde yapılan incelemede beyaz-sarı renkli, yumuşak kıvamlı granüller saptanıyor. Granüllerin %10\%10 KOH ile ezilerek incelenmesinde 25μm2-5 \mu m çapında hiyalin (şeffaf), septalı hifler ve klamidosporlar izleniyor. Sabouraud dekstroz agarda üretilen kolonilerin mikroskobik incelemesinde, annellidlerden tek tek köken alan, kahverengi renkli, limon şeklinde annellokonidyumlar saptanıyor. Bu tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amfoterisin B'ye karşı intrinsik dirençli olması nedeniyle tedavide genellikle vorikonazol tercih edilir.

Cevap

Etken olan Scedosporium apiospermum, Amfoterisin B'ye karşı intrinsik direnç gösterir ve tedavisinde vorikonazol tercih edilir.
Scedosporium apiospermum (teleomorfu: Pseudallescheria boydii), eumisetomaların en yaygın etkenlerinden biridir. Kültüründe tipik annellokonidyumlar görülür. Klinik olarak en önemli özelliği, çoğu antifungal ajana ve özellikle Amfoterisin B'ye karşı dirençli olmasıdır. Bu nedenle tedavide vorikonazol ilk seçenek olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Şişlik, fistülize kanallar ve granül varlığı 'Misetoma' triadını oluşturur.
Subkutan enfeksiyonların karakteristik bir prezentasyonudur.
2
Eumisetoma ve Aktinomisetoma ayrımı
Granüllerin mikroskobisinde 25μm2-5 \mu m çapında septalı hiflerin görülmesi, etkenin bir mantar (Eumisetoma) olduğunu kanıtlar.
Aktinomisetomalarda hif yerine çok daha ince (<1μm<1 \mu m) dallanan filamentler (bakteriyel yapılar) görülür.
3
Etkenin morfolojik olarak tanımlanması
Beyaz granül, annellid ve limon şeklinde annellokonidyum bulguları Scedosporium apiospermum'u işaret eder.
Annellid yapısı Scedosporium türleri için spesifik bir mikroskobik bulgudur.
4
Tedavi ve direnç profilinin belirlenmesi
Scedosporium apiospermum Amfoterisin B'ye dirençlidir.
Bu özellik TUS'ta sorgulanan yüksek zorluk dereceli bir klinik bilgidir.

Anahtar Kavram

Scedosporium apiospermum, beyaz granüllü eumisetoma etkenidir ve Amfoterisin B'ye karşı intrinsik dirençlidir.
Soru 487Soru

2525 yaşında bir çiçekçi, sağ elinde gül dikeni batması sonrası gelişen ve yaklaşık iki haftadır iyileşmeyen ülsere bir nodül şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede, eldeki primer lezyondan başlayarak ön kola doğru uzanan, lenfatik drenaj hattı üzerinde dizilmiş, ağrısız, subkutan yerleşimli nodüller saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan etken ve tanısal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etken, doğada ve oda ısısında (25C25^{\circ}C) küf formunda, dokuda ve vücut ısısında (37C37^{\circ}C) maya formunda bulunan dimorfik bir mantardır.

Cevap

Etkenin doğada küf, dokuda maya formunda bulunan dimorfik bir mantar olması doğrudur.
Sporothrix schenckii, klasik olarak lenfokutanöz yayılım yapan ve termal dimorfizm gösteren bir mantardır. Doğada ve oda ısısında (25C25^{\circ}C) hifli küf formunda (papatya benzeri konidiyumlar) bulunurken, dokuda ve vücut ısısında (37C37^{\circ}C) 'puro' (sigar) şeklinde maya formuna dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Gül dikeni batması öyküsü ve lenfatik drenajı izleyen subkutan nodüller, tipik 'lenfokutanöz Sporotrikoz' (Sporothrix schenckii) tablosudur.
Vakadaki maruziyet ve yayılım şekli bu hastalık için karakteristiktir.
2
Etkenin biyolojik özelliklerini belirle
S. schenckii termal dimorfik bir mantardır; oda ısısında (25C25^{\circ}C) küf, vücut ısısında (37C37^{\circ}C) maya formundadır.
Subkutan mikoz etkenleri arasında termal dimorfizm gösteren en önemli etkendir.
3
Diğer tanısal yapıları değerlendir
Medlar cisimcikleri Kromoblastomikoz, sülfür granülleri Miçetoma ile ilişkilidir.
Ayırıcı tanıda kullanılan patolojik bulguların ayırt edilmesi doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Sporothrix schenckii'nin termal dimorfizm özelliği ve karakteristik lenfokutanöz yayılımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 488Soru

88 yaşındaki erkek çocuk, sağ uyluk bölgesinde yaklaşık 33 aydır devam eden, ağrısız, sınırları net olmayan, odunsu sertlikte (woody-hard) ve giderek büyüyen bir şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede kitle üzerindeki deri hiperpigmente görülmekle birlikte herhangi bir ülserasyon veya akıntı saptanmıyor. Alınan derin doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; dermis ve cilt altında yoğun eozinofilik amorf materyal (Splendore-Hoeppli fenomeni) ile çevrelenmiş, geniş çaplı, ince duvarlı ve seyrek septalı hif yapıları gözleniyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Basidiobolus ranarum*

Cevap

Vakada tanımlanan odunsu sertlikteki subkutan kitle ve histopatolojide hifler etrafındaki Splendore-Hoeppli materyali, Basidiobolus ranarum tarafından oluşturulan entomofıtoromikozu (subkutan zigomikoz) tanımlamaktadır.
Vakada tanımlanan ağrısız, akıntısız, odunsu sertlikteki kitle ve histopatolojik olarak geniş hifler etrafındaki Splendore-Hoeppli materyali, entomofıtoromikozun (Basidiobolomycosis) klasik bulgusudur. Basidiobolus ranarum, özellikle tropikal bölgelerdeki çocuklarda uyluk, kalça ve gövde gibi bölgelerde bu tabloya neden olan en olası etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu analiz et
Çocuk hasta, uyluk yerleşimli, ağrısız, akıntısız ve odunsu sertlikte subkutan kitle saptandı.
Entomofıtoromikozlar (Basidiobolus ve Conidiobolus) diğer subkutan mikozlardan farklı olarak granül veya fistül oluşturmadan masif, sert şişliklerle seyreder.
2
Histopatolojik bulguyu yorumla
Geniş, seyrek septalı hifler ve bu hifleri çevreleyen yoğun eozinofilik Splendore-Hoeppli materyali izlendi.
Bu patolojik görünüm subkutan zigomikozlar için karakteristiktir ve dokunun mantara karşı oluşturduğu yoğun immün reaksiyonu yansıtır.
3
Lokalizasyon ve yaşa göre ayırıcı tanı yap
Ekstremite tutulumu ve çocuk yaş grubu olması nedeniyle etkenin Basidiobolus ranarum olduğu sonucuna varıldı.
Conidiobolus coronatus yetişkinleri ve yüz bölgesini tercih ederken, Basidiobolus ranarum çocukları ve gövde/ekstremite bölgesini tercih eder.

Anahtar Kavram

Entomofıtoromikoz (Basidiobolus ranarum): Çocuklarda gövde/ekstremitede odunsu sertlikte kitle; histopatolojide hifler çevresinde Splendore-Hoeppli materyali.

İpuçları

1
Histopatolojideki Splendore-Hoeppli fenomeni sadece Sporotrikoz'da değil, subkutan zigomikozlarda da görülebilir.
2
Subkutan kitlelerin 'odunsu sertlikte' olması ve granül içermemesi, misetomadan ziyade entomofıtoromikozları akla getirmelidir.
3
Çocuk hasta ve ekstremite (uyluk) yerleşimi bizi Basidiobolus'a, yetişkin hasta ve yüz yerleşimi Conidiobolus'a yönlendirir.

Daha Fazla Pratik

Diğer subkutan mikoz etkenlerinin (örneğin Kromoblastomikoz'daki Medlar cisimcikleri) ayırıcı tanı özelliklerini tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Etkenler arasındaki morfolojik farka odaklanılabilir: Zygomycota sınıfına ait olan Basidiobolus geniş çaplı hifler yaparken, Madurella granül içinde sıkı paketlenmiş hifler, Sporothrix ise dokuda maya formu yapar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 489Soru

Brezilya’nın kırsal kesiminde tarım işçisi olarak çalışan 48 yaşındaki erkek hasta; progresif nefes darlığı, öksürük ve son üç aydır ağız mukozasında iyileşmeyen ağrılı yaralar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede servikal lenfadenopati ve orofaringeal bölgede "moriform" (dutsu) görünümünde ülseratif lezyonlar saptanıyor. Lezyon kazıntısının %10’luk KOH (potasyum hidroksit) ile yapılan mikroskobik incelemesinde, kalın hücre duvarına sahip bir ana maya hücresinden çok sayıda küçük tomurcuklanmanın meydana geldiği "pilot dümeni" (mariner's wheel) görünümü izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan mantar etkeninin laboratuvar üretimi ve morfolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 25C25^\circ C'de hifli küf formunda ürerken, 37C37^\circ C'de karakteristik maya fazına dönüşür.

Cevap

Etken olan Paracoccidioides brasiliensis, termal dimorfik bir mantar olup 25C25^\circ C'de küf, 37C37^\circ C'de (veya dokuda) çok sayıda tomurcuk içeren maya formunda ürer.
Doğru seçenek, Paracoccidioides brasiliensis'in termal dimorfik karakterini ve uygun sıcaklıklardaki formlarını doğru bir şekilde tanımlamaktadır. Brezilya gibi Latin Amerika ülkelerinde endemik olan bu mantar, tarım işçilerinde akciğer ve mukoza tutulumuyla seyreder. 25C25^\circ C'de septalı hifler içeren küf fazında ürerken, dokuda veya 37C37^\circ C'de 'pilot dümeni' (veya gemici dümeni) görünümü veren, çok sayıda dar tabanlı tomurcuk içeren karakteristik maya formuna dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Brezilya (Latin Amerika), tarım işçisi maruziyeti, moriform oral ülserler ve 'pilot dümeni' görünümü Paracoccidioides brasiliensis enfeksiyonunu (Parakoksidiyoidomikoz) işaret eder.
Vakadaki coğrafi bölge ve tipik morfoloji sistemik mikozlar arasında ayırıcı tanıyı sağlar.
2
Etkenin biyolojik özelliklerini hatırla.
P. brasiliensis termal dimorfik bir mantardır. Doğada/kültürde (25C25^\circ C) hifli küf, dokuda/ısıtmalı besiyerinde (37C37^\circ C) mayadır.
Sistemik (endemik) mikozların tamamı termal dimorfizm özelliği gösterir.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis termal dimorfizm özelliği gösterir: 25C25^\circ C'de küf fazı, 37C37^\circ C'de 'pilot dümeni' benzeri çok sayıda tomurcuklu maya fazı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 490Soru

5555 yaşında Akut Myeloid Lösemi (AMLAML) tanısıyla kemoterapi alan ve sonrasında derin nötropenisi (<100/mm3<100/mm^3) gelişen erkek hastada; geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ateş ve gövdede merkezleri nekrotik, ağrılı purpurik nodüller saptanıyor. Kan kültüründe üreyen mayanın mısır unlu Tween 8080 agarda yapılan mikroskobik incelemesinde blastokonidiyumların yanı sıra gerçek hif yapıları ve artrokonidiyumlar bir arada gözleniyor. Üreaz testi pozitif saptanan ve antifungal duyarlılık testinde amfoterisin BB için yüksek MI˙KMİK (dirençli) değerleri saptanan bu etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trichosporon asahii

Cevap

Artrokonidiyum üreten, üreaz pozitif ve amfoterisin B'ye dirençli olan Trichosporon asahii
Trichosporon asahii, nötropenik hastalarda disemine trichosporonosis tablosuna neden olur. Mikroskopide blastokonidiyum ve artrokonidiyumların bir arada görülmesi, üreaz pozitifliği ve amfoterisin B'ye intrinsik direnç göstermesi bu etken için patognomonik özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir
Derin nötropenik AML hastasında disemine fungemi ve deri lezyonları saptandı.
Trichosporon türleri nötropenik konaklarda en sık görülen ikinci fırsatçı maya enfeksiyonudur.
2
Morfolojik özellikleri analiz et
Blastokonidiyum + Gerçek hif + Artrokonidiyum varlığı görüldü.
Bu morfolojik kombinasyon (özellikle artrokonidiyum varlığı) Trichosporon ve Geotrichum için karakteristiktir.
3
Biyokimyasal test sonucunu yorumla
Üreaz testi pozitif bulundu.
Üreaz pozitifliği, etkeni Geotrichum'dan (üreaz negatif) ayırır ve Trichosporon tanısını destekler.
4
Antifungal duyarlılık profilini kontrol et
Amfoterisin B direnci saptandı.
Trichosporon asahii'nin amfoterisin B'ye intrinsik dirençli olması (yüksek MİK) klinikte ayırıcı tanıda kullanılan en kritik özelliklerden biridir.

Anahtar Kavram

Disemine fırsatçı maya enfeksiyonlarında morfoloji ve üreaz testinin ayırıcı tanıda kullanımı.
Soru 491Soru

Ayağında travma öyküsü olan 3232 yaşındaki bir tarım işçisinde, zamanla gelişen ağrısız kitle, çok sayıda sinüs ağzı ve bu sinüslerden gelen siyah renkli granüller saptanmıştır. Granüllerin mikroskobik incelemesinde geniş ve septalı hif yapıları ile klamidosporlar gözlenmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madurella mycetomatis

Cevap

Siyah granüllere ve septalı hif yapısına sahip olan Madurella mycetomatis
Vakada tanımlanan tümefaksiyon, sinüs yolları ve granül varlığı miçetoma tanısını koydurur. Mikroskopide septalı hiflerin görülmesi bunun bir mantar enfeksiyonu (ömiçetoma) olduğunu, siyah granüllerin varlığı ise etkenin en olası Madurella mycetomatis olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Travma sonrası ayakta şişlik (tümefaksiyon), sinüs yolları ve granül çıkışı 'Miçetoma' (Madura ayağı) üçlüsünü gösterir.
Miçetoma tanısı için bu klinik triad karakteristiktir.
2
Etkenin doğasını belirle (Fungal vs Bakteriyel)
Mikroskopide 'septalı hif' görülmesi etkenin bir mantar (Ömiçetoma) olduğunu kanıtlar.
Aktinomiçetomalarda (bakteriyel) hif yapıları görülmez, çok daha ince filamentöz bakteriler izlenir.
3
Granül rengine göre ayırıcı tanı yap
Siyah renkli granüller fungal etkenlerden özellikle Madurella türlerini akla getirir.
Madurella mycetomatis dünya genelinde siyah granüllü ömiçetomanın en sık nedenidir.

Anahtar Kavram

Ömiçetoma (Fungal Miçetoma) Tanısı
Soru 492Soru

Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyalize giren ve alüminyum/demir yüklenmesi için deferoksamin tedavisi alan bir hastada, orbital sellülit ve hızla ilerleyen yüzde ağrılı nekrotik bir lezyon gelişiyor. Alınan biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde geniş, bölmesiz (pseptasız) ve dik açılı dallanma gösteren hif yapıları saptanıyor. Bu tabloya neden olan en olası etken ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En sık izole edilen tür Rhizopus oryzae'dir.

Cevap

En sık izole edilen türün Rhizopus oryzae olduğu ifadesi doğrudur.
Vakada tarif edilen deferoksamin kullanımı, rinoserebral yerleşim ve mikroskobide görülen geniş, bölmesiz, dik açılı dallanan hif yapıları Mucormycosis tanısı için karakteristiktir. Bu enfeksiyonlarda en sık izole edilen tür Rhizopus oryzae'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini ve semptomları değerlendir
Deferoksamin kullanımı ve hızlı ilerleyen rinoserebral nekroz Mucormycosis'i (Mucorales) işaret eder.
Deferoksamin, Mucorales türleri için bir siderofor görevi görerek demir alımını ve üremeyi kolaylaştırır.
2
Mikroskobik bulguları analiz et
Geniş, bölmesiz (pseptasız) ve dik açılı dallanan hifler Mucorales ailesinin tipik morfolojisidir.
Aspergillus gibi diğer küflerden ayrımında hif genişliği ve dallanma açısı temel kriterdir.
3
Etkenin mikrobiyolojik ve tedavi özelliklerini hatırla
En sık etken Rhizopus oryzae'dir, vorikonazole dirençlidir ve kan kültürü genellikle negatiftir.
TUS sınavlarında Mucorales'in Aspergillus ve Fusarium'dan ayrımı sıkça sorulan bir konudur.

Anahtar Kavram

Mucorales (Mucormycosis) tanısında klinik risk faktörleri ve morfolojik ayırıcı özellikler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 493Soru

28 yaşında bir veteriner teknikeri, sol el bileğinde iki hafta önce başlayan ve sonrasında lenfatik drenajı izleyerek ön kola doğru doğrusal bir hat boyunca yayılan ağrısız nodüler lezyonlar nedeniyle başvuruyor. Öyküsünden lezyonların, sokakta bulduğu ve hasta görünümlü bir kedi tarafından tırmalanması sonrası başladığı öğreniliyor. Biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde, maya hücrelerinin etrafında eozinofilik antijen-antikor çökeltilerinden oluşan "asteroid cisimcikleri" (Splendore-Hoeppli fenomeni) saptanıyor. Bu klinik tablodan sorumlu olan etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 25C25^{\circ}C’deki kültüründe hiflerin ucunda papatya benzeri (rosette) dizilim gösteren mikrokonidiyalar görülür

Cevap

Sporothrix türleri termal dimorfik mantarlar olup, oda ısısındaki (25C25^{\circ}C) kültürlerinde hiflerin ucunda papatya (rosette) şeklinde dizilen konidiyalar oluştururlar.
Hastanın klinik tablosu (lenfatik yayılım gösteren nodüller) ve tırmalanma öyküsü Sporotrikoz ile uyumludur. Bu hastalığın etkeni olan Sporothrix schenckii kompleksi termal dimorfiktir. Kültüründe 25C25^{\circ}C'de (oda ısısı) üreyen küf formu, papatya (rosette) benzeri dizilim gösteren konidiyalar içermesiyle tanınır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Lenfokutanöz sporotrikoz
Kedi tırmalaması sonrası gelişen ve lenfatik hattı izleyen nodüler lezyonlar tipik sporotrikoz prezentasyonudur.
2
Patolojik bulguyu yorumla
Asteroid cisimciği (Splendore-Hoeppli)
Sporotrikozda maya hücresi etrafındaki eozinofilik birikimler tanıya yardımcı olan ancak spesifik olmayan bir bulgudur.
3
Etkenin mikrobiyolojik özelliklerini belirle
Papatya benzeri konidiyalar
Sporothrix schenckii oda ısısında ince hifler ve bunların ucunda kümelenmiş mikrokonidiyalar ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Sporotrikozda termal dimorfizm ve lenfatik yayılım
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 494Soru

Bahçe işleriyle uğraştıktan sonra ön kolunda kaşıntılı, eritematöz ve halka şeklinde deri lezyonu gelişen bir hastadan alınan deri kazıntısı Wood lambası ile incelenmiş ve floresan saptanmamıştır. Yapılan mikroskobik incelemede bol miktarda ince çeperli, uçları yuvarlak ve genellikle 464-6 hücreli makrokonidyumlar gözlendiğine göre, bu hastadaki en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Microsporum gypseum

Cevap

Deri lezyonu Wood lambasında floresan vermeyen, toprakla temas öyküsü olan ve ince çeperli, 464-6 hücreli makrokonidyumlara sahip olan en olası etken Microsporum gypseum'dur.
Microsporum gypseum, toprakta yaşayan (jeofilik) bir dermatofittir. Wood lambası muayenesinde floresan vermemesi, ince çeperli ve uçları yuvarlak olan makrokonidyum yapısı (mekik şeklinden ziyade) en tipik ayırt edici özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Wood lambası muayene sonucunu değerlendir
Floresan negatif
Microsporum canis ve M. audouinii gibi türlerin aksine M. gypseum Wood lambasında floresan vermez.
2
Mikroskobik morfolojiyi analiz et
İnce çeperli, uçları yuvarlak, 464-6 hücreli makrokonidyum
Bu morfoloji Microsporum gypseum için tipiktir; M. canis kalın çeperli ve mekik şeklindedir.
3
Bulaş kaynağını sorgula
Jeofilik (Toprak)
Bahçe işleri öyküsü jeofilik bir dermatofit olan Microsporum gypseum'u destekler.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin morfolojik ve klinik (Wood lambası, kaynak) özelliklerine göre ayırıcı tanısı.

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin makrokonidyum ve mikrokonidyum özelliklerini içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 495Soru

Diyabetik bir hastanın oral mukozasından alınan sürüntü örneğinin direkt mikroskobik incelemesinde; maya hücrelerinin tomurcuklanıp uzayarak oluşturduğu, hücrelerin birleşme yerlerinde belirgin daralmalar (boğumlanmalar) gösteren yapılar saptanmıştır. Bu mikroskobik görünüm aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalancı hif (Psödohif)

Cevap

Diyabetik hastada gözlenen ve bağlantı yerlerinde daralma gösteren bu yapılar 'Yalancı hif (Psödohif)' olarak tanımlanır.
Yalancı hifler (psödohifler), Kandida cinsi mayaların tomurcuklanıp uzamasıyla oluşur. Bu yapıların en tipik özelliği, hücreler arasındaki bağlantı bölgelerinde belirgin daralmalar (boğumlanmalar) göstermeleridir. Bu morfolojik özellik onları, çeperleri birbirine paralel olan ve daralma göstermeyen gerçek hif yapılarından ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekteki mikroskobik yapıların morfolojisini analiz et.
Hücrelerin tomurcuklanarak uzadığı ve birleşme yerlerinde 'daralma/boğumlanma' olduğu saptandı.
Daralma gösteren uzamış maya yapıları yalancı hifler için tipiktir.
2
Yalancı hif ve germ tüpü ayrımını yap.
Germ tüpünde daralma olmazken, yalancı hifte daralma mevcuttur.
Kandida türlerinin (özellikle C.albicansC. albicans) mikroskobik tanısında bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Yalancı hif (psödohif), gerçek hiften farklı olarak bağlantı noktalarında belirgin daralmalar gösteren maya uzantılarıdır.

İpuçları

1
Bu yapı, tomurcuklanan hücrelerin birbirinden ayrılmamasıyla oluşur.
2
Bağlantı yerlerinde görülen boğumlanmalar, bu yapıyı gerçek hiften ayırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 496Soru

4242 yaşında bir orman işçisi, sol kolunda yaklaşık 1818 ay önce küçük bir papül olarak başlayan, zamanla genişleyerek verrüköz (siğil benzeri) plak halini alan, ağrısız lezyonlar şikayetiyle dermatoloji polikliniğine başvuruyor. Lezyondan alınan kazıntı örneğinin %10\%10'luk KOHKOH ile incelenmesinde; koyu renkli, kalın duvarlı, yatay ve dikey bölmelere sahip "sklerotik cisimcikler" (Medlar cisimcikleri) saptanıyor. Bu infeksiyona yol açan mantar grubu için aşağıdakilerden hangisi en karakteristik özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarlarında melanin pigmenti içermeleri

Cevap

Hücre duvarlarında melanin pigmenti içermeleri
Kromoblastomikoz vakalarında dokuda saptanan sklerotik cisimcikler (Medlar cisimcikleri/bakır para görünümü), etken mantarların dematiyöz (pigmentli) yapısından dolayı koyu renklidir. Bu mantarların hücre duvarında bulunan melanin pigmenti, hem tanısal mikroskobik görünüme hem de kültürdeki koloni rengine (koyu esmer-siyah) temel oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikroskobik bulguları analiz et.
Verrüköz (siğil benzeri) lezyon ve dokuda saptanan sklerotik (Medlar) cisimcikler Kromoblastomikoz tanısını koydurur.
Kromoblastomikoz, travmatik inokülasyon sonrası ekstremitelerde yavaş ilerleyen verrüköz lezyonlarla karakterize bir subkutan mikozdur.
2
Kromoblastomikoz etkenlerinin (Fonsecaea, Phialophora, Cladophialophora) ortak özelliklerini hatırla.
Bu mantarlar dematiyöz (pigmentli) mantarlar grubundadır.
Dematiyöz mantarların temel özelliği, hücre duvarlarında yüksek miktarda melanin pigmenti bulundurmaları ve bu nedenle koyu (esmer/siyah) renkli görünmeleridir.

Anahtar Kavram

Kromoblastomikoz etkenleri (dematiyöz mantarlar) melanin pigmenti içerir ve dokuda karakteristik sklerotik (Medlar) cisimcikleri oluşturur.

İpuçları

1
Sklerotik cisimciklerin (bakır para görünümü) neden koyu renkli olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Dematiyöz mantarların neden olduğu diğer bir klinik tablo olan feohifomikozu, kromoblastomikozdan ayıran histopatolojik bulguları (septalı hif varlığı) inceleyin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 497Soru

Antifungal ilaçların birlikte veya ardışık kullanımında ortaya çıkan etkileşimler, ilaçların etki mekanizmalarıyla doğrudan ilişkilidir. Bir deneyde, mantar hücrelerinin 'A' ilacı ile ön işleme tabi tutulmasının, hücre membranındaki temel bir sterolün biyosentezini durdurarak 'B' ilacının bağlanabileceği hedef molekül sayısını azalttığı ve böylece 'B' ilacının fungisidal etkisini önemli ölçüde engellediği saptanmıştır.

Antifungal ilaçlar arasındaki bu farmakodinamik antagonizma ve etki mekanizmaları dikkate alındığında, 'A' ve 'B' ilaç çifti aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vorikonazol - Amfoterisin B

Cevap

Vorikonazol ve Amfoterisin B ilaç çifti, azollerin poliyen etkisini antagonize etmesi prensibiyle bu senaryoya tam olarak uymaktadır.
Doğru cevap olan seçenek, bir azol (Vorikonazol) ve bir poliyen (Amfoterisin B) içermektedir. Azoller, mantar hücresinde ergosterol biyosentez yolundaki 14α14-\alpha-demetillaz enzimini inhibe ederek hücre membranındaki ergosterol miktarını azaltırlar. Amfoterisin B ise etki gösterebilmek için membran daki ergosterole doğrudan bağlanmak zorundadır. Hücrenin azol ile ön tedavisi, Amfoterisin B'nin bağlanacağı hedefi (ergosterol) ortadan kaldırdığı için bu iki ilaç arasında farmakodinamik bir antagonizma oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
İlaçların temel etki mekanizmalarını ve hedef moleküllerini belirle.
Azoller (Vorikonazol gibi) 14α14-\alpha-demetillaz enzimini inhibe ederek ergosterol sentezini durdurur. Poliyenler (Amfoterisin B gibi) ise membran daki ergosterole doğrudan bağlanarak porlar oluşturur.
Soru kökünde 'A' ilacının sentezi durdurduğu, 'B' ilacının ise o hedefe bağlanarak etki ettiği belirtilmektedir.
2
İlaçlar arasındaki etkileşimin sonucunu analiz et.
Mantar hücresi önce bir azol (A) ile muamele edilirse, membran daki ergosterol miktarı azalır. Daha sonra eklenen Amfoterisin B (B) bağlanacak hedef bulamadığı için etkinliği düşer.
Bu durum, antifungal farmakolojisinde 'azol-poliyen antagonizması' olarak bilinen klasik bir fenomendir.
3
Seçeneklerdeki ilaç çiftlerini bu mantığa göre test et.
Vorikonazol (Azol) ve Amfoterisin B (Poliyen) eşleşmesi mekanizmayı doğrular. Diğer seçeneklerde (örneğin Amfoterisin B - Flusitozin) etkileşim ya sinerjiktir ya da farklı hedefler üzerindendir.
En güçlü çeldirici olan Amfoterisin B - Flusitozin kombinasyonu, klinik olarak sinerji amacıyla kullanılır.

Anahtar Kavram

Azol grubu ilaçların (sentez inhibitörü) poliyen grubu ilaçların (hedefe bağlananlar) etkinliğini, hedef molekül olan ergosterolü tüketerek azaltması (Antagonizma).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 498Soru

*Pneumocystis jirovecii* enfeksiyonunun (Pneumocystis pnömonisi) toplumda yayılmasında ve bireyler tarafından kazanılmasında rol oynayan temel bulaş yolu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnhalasyon (Solunum yolu)

Cevap

İnhalasyon (Solunum yolu)
Doğru seçenek olan inhalasyon yolu, mikroorganizmanın akciğer alveollerine ulaşmasını sağlayan ve enfeksiyonu başlatan temel bulaş mekanizmasıdır. Etken, havada asılı kalan damlacık çekirdekleri veya kist formlarının solunmasıyla kazanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Mikroorganizmanın primer yerleşim yerini belirleyin.
*Pneumocystis jirovecii* akciğer alveollerine yerleşen bir mantardır.
Etkenin akciğer tutulumu yapması, çıkış ve giriş kapısının solunum sistemi olduğunu düşündürür.
2
Bulaş mekanizmasını saptayın.
Enfekte bireylerden çevreye yayılan damlacıkların diğer bireylerce solunması (inhalasyon) temel mekanizmadır.
Toplumda yaygın kolonizasyon ve fırsatçı pnömoni gelişimi bu yolla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

*Pneumocystis jirovecii* havadan solunum yolu (inhalasyon) ile bulaşan bir fırsatçı mantardır.
Tahmini Süre:30s
Soru 499Soru

Akut miyeloid lösemi nedeniyle kemoterapi alan ve 1616 gündür ağır nötropenisi (ANS<100/μLANS < 100/\mu L) devam eden bir hastada yüksek ateş, öksürük ve plöretik yan ağrısı gelişiyor. Toraks BT'de nodüler lezyonlar ve çevresinde 'halo belirtisi' izleniyor. Serum galaktomannan testi pozitif saptanan hastanın bronkoalveoler lavaj (BALBAL) örneğinde yapılan mikroskobik incelemede 4545^\circ açıyla dallanan, bölmeli hifler görülüyor. Hastaya başlanan vorikonazol tedavisine rağmen klinik ve radyolojik düzelme sağlanamıyor. Yapılan moleküler incelemelerde, hastanın daha önce hiç azol tedavisi almamış olmasına rağmen etkenin çevresel kaynaklı dirençli bir suş olduğu belirleniyor.

Bu hastada görülen antifungal direnç mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: cyp51A geninin promotör bölgesinde tandem tekrar (TR34) ve kodon 98'de lösin-histidin değişimi (L98H)

Cevap

Aspergillus fumigatus'un çevresel kaynaklı azol direnci, cyp51A geninin promotör bölgesindeki tandem tekrarlar (TR34) ve protein yapısındaki spesifik mutasyonlar (L98H) ile karakterizedir.
İnvaziv aspergillozun standart tedavisinde vorikonazol ilk seçenektir. Ancak son yıllarda, tarım alanlarında kullanılan azol yapılı fungisitlere maruz kalan çevresel Aspergillus suşlarında direnç gelişmiştir. Bu suşlarda en sık görülen mekanizma, cyp51A geninin promotöründe 34-bp'lik bir dizinin iki kez tekrar etmesi (TR34) ve bununla birlikte 98. kodonda lösinin histidine dönüşmesidir (L98H). Bu mutasyon kombinasyonu, enzim miktarını artırırken ilaca olan afiniteyi azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Nötropenik hasta, halo belirtisi, pozitif galaktomannan ve 45 derece dallanan bölmeli hifler; İnvaziv Pulmoner Aspergilloz (İPA) tanısını kesinleştirir.
Tanının doğru konulması, uygun patojenin belirlenmesi için gereklidir.
2
Tedavi yanıtını ve direnç profilini analiz et.
Hasta vorikonazol (bir azol) tedavisine yanıtsızdır ve direnç 'çevresel kaynaklı' (azol naif) olarak tanımlanmıştır.
Klinik direncin kaynağını (de novo vs. çevresel) belirlemek moleküler mekanizmayı tahmin etmeyi sağlar.
3
Moleküler direnç mekanizmasını belirle.
Aspergillus fumigatus'ta azollerin hedefi olan lanosterol 14-alfa-demetilaz enzimini kodlayan cyp51A genindeki TR34/L98H mutasyonu bu tabloya uyan mekanizmadır.
Çevresel fungisit kullanımı sonucu gelişen bu spesifik mutasyon kombinasyonu, azollerle hiç karşılaşmamış hastalarda bile dirençli enfeksiyona yol açar.

Anahtar Kavram

Aspergillus fumigatus Azol Direnç Mekanizmaları (TR34/L98H)

Daha Fazla Pratik

Aspergillus terreus'un Amfoterisin B'ye olan doğal (intrinsik) direncini ve mikroskobik incelemede görülebilen aksesuar konidileri (aleurio-conidia) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 500Soru

Brezilya’da bir kahve plantasyonunda çalışan 4545 yaşında erkek hasta; ağız mukozasında ağrılı ülseratif lezyonlar, servikal lenfadenopati ve ilerleyici nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Mukozal lezyondan alınan biyopsi örneğinin gümüşleme (GMSGMS) boyamasında, merkezdeki büyük bir ana hücreden ince boyunlarla çıkan çok sayıda küçük tomurcuklanma gösteren ("pilot dümeni" görünümü) maya hücreleri izleniyor. Bu enfeksiyona neden olan etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 25C25^{\circ}C’de septalı hifli küf fazında, 37C37^{\circ}C’de veya dokuda ise çok tomurcuklu maya fazında bulunur.

Cevap

Sistemik bir mikoz etkeni olan Paracoccidioides brasiliensis, termal dimorfik bir mantar olup 25C25^{\circ}C’de küf, 37C37^{\circ}C’de (vücut ısısında) ise karakteristik çoklu tomurcuklanan maya fazında bulunur.
Vakada tanımlanan etken Paracoccidioides brasiliensis'tir. Bu mantar sistemik (endemik) bir mikoz etkenidir ve termal dimorfizm gösterir. Doğada veya laboratuvarda 25C25^{\circ}C sıcaklıkta septalı hiflerden oluşan küf fazında ürerken; insan vücudunda veya laboratuvar ortamında 37C37^{\circ}C’de çoklu tomurcuklanan maya fazına ("pilot dümeni") dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını analiz et.
Brezilya (Latin Amerika) seyahati/yerleşimi ve mukozal ülserler Paracoccidioidomycosis'i düşündürür.
Paracoccidioides brasiliensis Latin Amerika'ya endemiktir ve tipik olarak oral mukozayı tutar.
2
Morfolojik bulguyu tanımla.
"Pilot dümeni" (mariner's wheel) görünümü saptandı.
Bu görünüm, merkezdeki bir maya hücresinden çok sayıda küçük tomurcuğun çıkmasıyla oluşur ve P. brasiliensis için patognomoniktir.
3
Termal dimorfizm kuralını uygula.
Etken 25C25^{\circ}C'de küf, 37C37^{\circ}C'de maya fazındadır.
Sistemik endemik mantarların (Coccidioides hariç) çoğu çevrede küf, dokuda maya formunda bulunur.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis'in termal dimorfizmi ve 'pilot dümeni' morfolojisi.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 25 / 30Sonraki
Mikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 25 | Examkin