Genel Patoloji

328 soru

Soru 21Soru

1414 yaşında bir erkek çocuk, özellikle sıcak havalarda ve egzersiz sırasında belirginleşen, el ve ayak parmak uçlarında şiddetli yanıcı ağrı (akroparestezi) yakınmasıyla başvuruyor. Fizik muayenesinde göbek çevresi ve inguinal bölgede yaygın, milimetrik boyutlu, koyu kırmızı-mor renkli vasküler deri lezyonları (anjiyokeratom) saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde proteinüri tespit edilen hastanın böbrek biyopsisinde, podositlerin sitoplazmasında elektron mikroskobunda "zebra cisimcikleri" (lamellar inklüzyonlar) izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan enzim eksikliği ve biriken metabolik madde eşleşmelerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α\alpha-Galaktosidaz A — Seramid trihekzozit

Cevap

Doğru yanıt, α\alpha-Galaktosidaz A enzim eksikliği ve Seramid trihekzozit (Globotriaozilseramid) birikimini içeren seçenektir.
Vakada tanımlanan akroparestezi, anjiyokeratomlar, erken renal tutulum (proteinüri) ve elektron mikroskobundaki zebra cisimcikleri Fabry hastalığının klasik bulgularıdır. Fabry hastalığı, α\alpha-galaktosidaz A enziminin eksikliği sonucu lizozomlarda seramid trihekzozit (Gb3Gb_3) birikmesiyle karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Akroparestezi (yanıcı ağrı), anjiyokeratomlar ve proteinüri (böbrek tutulumu) saptandı.
Bu triad, X'e bağlı çekinik geçiş gösteren Fabry hastalığı için karakteristiktir.
2
Morfolojik bulguyu yorumla.
Elektron mikroskobundaki "zebra cisimcikleri", lizozomal depo hastalıklarından Fabry'ye özgüdür.
Lamellar yapılar, biriken glikolipidlerin karakteristik ultrastrüktürel görünümüdür.
3
Biyokimyasal defekti belirle.
Fabry hastalığında α\alpha-galaktosidaz A enzimi eksiktir.
Bu enzim eksikliği, dokularda seramid trihekzozit (Gb3Gb_3) birikimine yol açar.

Anahtar Kavram

Fabry hastalığı, X'e bağlı geçiş gösteren, α\alpha-galaktosidaz A eksikliği ile seyreden ve erken yaşta akroparestezi/anjiyokeratom ile tanınan bir lizozomal depo hastalığıdır.

Daha Fazla Pratik

Fabry hastalığının diğer lizozomal depo hastalıklarından farklı olarak X'e bağlı çekinik (X-linked recessive) geçiş gösterdiğini unutmayın.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 22Soru

54 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden şiddetli retrosternal yanma ve asit regürjitasyonu şikayetleri ile başvuruyor. Endoskopik incelemede distal özofagusta somon pembesi renginde mukoza adacıkları izleniyor. Alınan biyopsi örneğinde, normal çok katlı yassı epitelin yerini goblet hücreleri içeren intestinal tip prizmatik epitelin aldığı saptanıyor (Barrett özofagusu). Bu tür bir metaplastik dönüşümde, doku kök hücrelerinin intestinal yönde farklılaşmasını sağlayan ve "homeobox" gen ailesine ait olan temel transkripsiyon faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CDX2

Cevap

Barrett özofagusundaki intestinal metaplaziden sorumlu olan temel transkripsiyon faktörü CDX2'dir.
İntestinal metaplazi gelişiminde (örneğin Barrett özofagusu), kronik irritasyon altındaki özofagus bazal hücrelerinde CDX2 ekspresyonu başlar. Bu homeobox transkripsiyon faktörü, hücrelerin skuamöz gen programını kapatıp intestinal tip goblet ve prizmatik hücre genlerini aktive etmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik tabloyu değerlendirin.
Hastada kronik reflüye bağlı Barrett özofagusu (intestinal metaplazi) geliştiği saptanmıştır.
Tanı konulması, altında yatan moleküler mekanizmanın belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Metaplazinin hücresel mekanizmasını analiz edin.
Metaplazinin diferansiye hücrelerin değişimi değil, kök hücrelerin yeniden programlanması olduğu sonucuna varılır.
Hücre adaptasyonlarının moleküler temeli transkripsiyonel düzeydedir.
3
İntestinal farklılaşmaya özgü transkripsiyon faktörlerini hatırlayın.
İntestinal tip epitel oluşumu için CDX2 (Caudal Type Homeobox 2) ekspresyonunun zorunlu olduğu belirlenir.
CDX2, intestinal gen programının aktivasyonu için kritik bir 'master regulator'dur.

Anahtar Kavram

Metaplazi, halihazırda farklılaşmış hücrelerin tip değiştirmesi değil, dokuda bulunan kök hücrelerin spesifik transkripsiyon faktörleri (örneğin intestinal metaplazide CDX2) aracılığıyla genetik olarak yeniden programlanmasıdır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 23Soru

33 aylık bir erkek bebek; doğumundan kısa bir süre sonra başlayan inatçı ve şiddetli diyare, yaygın ekzematöz dermatit ve laboratuvar incelemelerinde saptanan tip 1 diyabetes mellitus (520520 mg/dL kan glukozu) tablosu ile değerlendiriliyor. Genetik incelemede Xp11.23Xp11.23 bölgesinde yer alan bir gende mutasyon saptanıyor. Bu hastadaki immün yetmezlik ve eşlik eden otoimmünite tablosundan sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FOXP3FOXP3 mutasyonuna bağlı regülatör T hücrelerin (CD4+CD25+CD4^+ CD25^+) fonksiyon kaybı

Cevap

FOXP3FOXP3 mutasyonuna bağlı regülatör T hücrelerin (CD4+CD25+CD4^+ CD25^+) fonksiyon kaybı
Vakada tanımlanan inatçı diyare (enteropati), neonatal başlangıçlı tip 1 diyabet (endokrinopati) ve dermatit triadı, IPEX sendromunun klasik klinik tablosudur. Bu hastalıkta temel kusur, periferik toleranstan sorumlu olan regülatör T hücrelerin (CD4+CD25+CD4^+ CD25^+) gelişimi için zorunlu olan FOXP3FOXP3 transkripsiyon faktörünün mutasyonudur. XX kromozomuna bağlı kalıtılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bebeklik döneminde başlayan enteropati (diyare), endokrinopati (Tip 1 diyabet) ve dermatit (ekzema) triadı tespit edildi.
Bu triad IPEX (İmmündisregülasyon, Poliendokrinopati, Enteropati, X-bağımlı) sendromu için patognomoniktir.
2
Genetik veriyi yorumla
Xp11.23Xp11.23 lokasyonu FOXP3FOXP3 genini işaret etmektedir.
Vakadaki hastanın erkek olması ve mutasyonun XX kromozomunda bulunması X-bağımlı kalıtımı doğrular.
3
İmmünolojik mekanizmayı belirle
FOXP3FOXP3, regülatör T hücrelerin (TregT_{reg}) gelişimi ve fonksiyonu için kritik bir transkripsiyon faktörüdür.
TregT_{reg} hücrelerinin yokluğu veya fonksiyon kaybı, periferik toleransın çökmesine ve çoklu organ otoimmünitesine neden olur.

Anahtar Kavram

IPEX Sendromu ve Periferik Tolerans Kusuru
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 24Soru

Miyokard enfarktüsü sonrası gelişen akut inflamatuar yanıtta, nötrofillerin hakim olduğu erken fazdan, makrofajların ve doku onarımının hakim olduğu geç faza geçiş (class switching) biyokimyasal bir kontrol altındadır. Bu süreçte, nötrofil-trombosit etkileşimi sırasında trans-selüler biyosentez ile üretilen, nötrofil adhezyonunu ve kemotaksisini inhibe ederek inflamasyonun sonlanmasına (rezolüsyon) yardımcı olan mediatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lipoksin A4

Cevap

İnflamasyonun rezolüsyon fazında trans-selüler yolla sentezlenen ve lökosit infiltrasyonunu inhibe eden mediatör Lipoksin A4'tür.
Doğru seçenek olan mediatör, araşidonik asit yolunun lipooksijenaz kolundan sentezlenir. İnflamasyonun aktif fazında lökositler tarafından üretilen lökotrienlerin yerini, rezolüsyon fazında Lipoksinlerin alması lökosit infiltrasyonunu durdurur. Bu sentez için nötrofillerin ürettiği ara ürünlerin trombositlere geçmesi (trans-selüler biyosentez) şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonun zaman çizelgesini analiz et.
Miyokard enfarktüsü sonrası ilk 24-48 saat nötrofiller baskındır, ancak 3. günden itibaren rezolüsyon ve onarım süreci başlar.
Soruda inflamasyonun sonlanması (rezolüsyon) süreci sorgulanmaktadır.
2
Araşidonik asit (AA) metabolitlerinin rollerini değerlendir.
Lökotrienler ve prostaglandinler genellikle pro-inflamatuar iken, Lipoksinler anti-inflamatuar özellik gösterir.
AA yolundaki 'sınıf değişikliği' (class switching), lökosit göçünü durdurmak için gereklidir.
3
Trans-selüler biyosentez mekanizmasını hatırla.
Nötrofillerden çıkan LTA4 ara ürünü, trombositlerdeki 12-lipooksijenaz enzimi ile Lipoksine dönüşür.
Lipoksinler, tek bir hücre tipi yerine iki farklı hücrenin (nötrofil-trombosit) işbirliğiyle sentezlenen özel mediatörlerdir.

Anahtar Kavram

İnflamasyonun Rezolüsyonu ve Lipoksinler

Daha Fazla Pratik

İnflamasyonun durdurulmasında rol oynayan diğer mekanizmalar olan çözünür TNF reseptörleri ve IL-10 gibi anti-inflamatuar sitokinleri gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

3030 yaşında bir kadın hasta, 1212 saatlik kesintisiz bir uçak yolculuğunun ardından sağ bacağında ani gelişen ağrı, şişlik ve ısı artışı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayene ve doppler ultrasonografi sonucunda hastaya derin ven trombozu (DVT) tanısı konuluyor. Bu hastada tromboz gelişimine yol açan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staz

Cevap

Venöz sistemdeki tromboz gelişiminde, özellikle uzun süreli immobilizasyon durumlarında kan akımının yavaşlaması (staz) en önemli patogenetik faktördür.
Doğru yanıt olan seçenek, venöz sistemdeki kan akımının yavaşlamasını (staz) ifade eder. Virchow Triadı olarak bilinen üçlüde (endotel hasarı, staz/türbülans, hiperkoagülabilite); uzun süreli uçak yolculuğu, yatak istirahati veya cerrahi sonrası hareketsizlik gibi durumlarda venöz tromboza yol açan temel mekanizma stazdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Hastanın 1212 saatlik uçak yolculuğu (uzun süreli hareketsizlik) yaptığı saptanır.
Hareketsizlik, alt ekstremite venlerinde kanın göllenmesine yol açar.
2
Virchow Triadı bileşenlerinin analizi
Tromboz gelişimi için endotel hasarı, kan akımında değişiklik (staz/türbülans) ve hiperkoagülabilite faktörleri gözden geçirilir.
Vakadaki tetikleyici faktör olan hareketsizliğin hangi bileşene karşılık geldiğini belirlemek gerekir.
3
Mekanizma ile sonucun eşleştirilmesi
Hareketsizlik = Venöz staz sonucu tromboz gelişimi.
Venöz sistemde, arteriyel sistemin aksine endotel hasarından ziyade staz ön plandadır.

Anahtar Kavram

Virchow Triadı ve Venöz Tromboz Mekanizması
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

İnflamasyonun kronikleştiği ve doku onarım süreçlerinin ön plana çıktığı bir odakta, makrofajların 'alternatif aktivasyon' (M2M2) yolağına girmesiyle doku tamiri ve fibrozis tetiklenmektedir. Aşağıdaki sitokinlerden hangisi, makrofajların bu spesifik fenotipe (M2M2) dönüşümünde birincil derecede sorumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterlökin-4 (IL4IL-4)

Cevap

İnterlökin-4 (IL4IL-4), alternatif makrofaj aktivasyonunun (M2M2) ana indükleyicisidir.
Doğru yanıt olan seçenek, makrofajların alternatif aktivasyon (M2M2) yolağına girmesini sağlayan temel sitokini (IL4IL-4) içermektedir. M2M2 makrofajları büyüme faktörleri salgılayarak anjiyogenezi uyarır, fibroblastları aktive eder ve kollajen sentezini (fibrozis) artırarak doku onarımını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İnflamasyonun evresini analiz et.
Doku onarımı ve fibrozisin baskın olduğu kronik evre tanımlanmıştır.
M1 ve M2 makrofajları inflamasyonun farklı evrelerinde farklı görevler üstlenir.
2
Makrofaj aktivasyon yollarını karşılaştır.
M1 yolu mikrobisidal (klasik), M2 yolu ise onarım/anti-inflamatuar (alternatif) özelliktedir.
Soruda onarım ve fibrozis vurgulandığı için hedef M2 yolağıdır.
3
M2 yolağını tetikleyen spesifik sitokinleri hatırla.
M2 aktivasyonu IL4IL-4 ve IL13IL-13 ile gerçekleşir.
Robbins Patoloji kriterlerine göre alternatif yolak sitokinleri bunlardır.

Anahtar Kavram

Makrofaj Aktivasyon Spektrumu (M1 vs M2)

Daha Fazla Pratik

M2 makrofajlarından salınan ve onarımda kritik rol oynayan TGFβTGF-\beta ve IL10IL-10 sitokinlerinin fonksiyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 27Soru

2525 yaşında bir hastanın apandektomi operasyonu sonrası cerrahi kesisinde normal iyileşme süreci devam etmektedir. Bu süreçte fibroblastların yara bölgesine göçünü uyaran, kollajen sentezini artıran ve ekstraselüler matris yıkımını baskılayarak skar gelişimini sağlayan en kritik büyüme faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta)

Cevap

Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta), doku onarımında fibrozisi ve skar gelişimini sağlayan en temel moleküldür.
Transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-β\beta), hem fibroblastların yaralanma bölgesine göçünü sağlar hem de bu hücrelerden kollajen ve fibronektin gibi ekstraselüler matris bileşenlerinin üretimini güçlü bir şekilde uyarır. Ayrıca, matris metalloproteinaz (MMP) aktivitesini azaltarak üretilen kollajenin yıkılmasını engeller, bu da skar dokusunun kalıcı olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryodaki anahtar kelimeleri belirle.
Fibroblast kemotaksisi, kollajen sentezi artışı ve skar gelişimi ifadeleri onarım fazını işaret etmektedir.
Soruda sorulan büyüme faktörünün spesifik fonksiyonlarını anlamak için gereklidir.
2
Büyüme faktörlerinin temel görevlerini hatırla.
VEGF anjiyogenez, EGF epitelizasyon, TGF-β\beta ise fibrozis ile ilişkilidir.
Seçenekler arasında ayırıcı tanı yapmak için temel fizyopatolojik bilgi kullanılır.
3
Skar oluşumundaki en güçlü stimülanı seç.
TGF-β\beta, kollajen birikimini en güçlü indükleyen ve matris yıkımını (MMP inhibisyonu ile) engelleyen faktördür.
Doku onarımı sürecindeki hiyerarşide TGF-β\beta'nın 'master regülatör' rolünü doğrulamak içindir.

Anahtar Kavram

TGF-β\beta'nın doku onarımı ve fibrozis üzerindeki anahtar rolü.

Daha Fazla Pratik

İyileşme ilerledikçe Tip III kollajenin yerini alan Tip I kollajen ve bu süreçte görev alan matris metalloproteinazların (MMP) çinko bağımlı yapısını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 28Soru

32 yaşında kadın hasta; üç aydır devam eden öksürük, gece terlemesi ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyonel lezyon ve hiler lenfadenopati saptanıyor. Lenf nodu biyopsisinin makroskobik incelemesinde yumuşak, beyaz renkli ve "peynirimsi" görünümde nekroz odakları izleniyor. Bu hastadaki nekroz odağının mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre sınırlarının seçilemediği, amorf, granüler ve pembe-eozinofilik bir birikim

Cevap

Hücre sınırlarının seçilemediği, amorf, granüler ve pembe-eozinofilik bir birikim
Hastanın klinik tablosu ve makroskobik "peynirimsi" nekroz tanımı kazeifikasyon nekrozuna işaret eder. Kazeifikasyon nekrozu mikroskobik olarak, nekrotik odak içinde hiçbir hücresel detayın seçilemediği, parçalanmış hücrelerin oluşturduğu amorf, granüler ve pembe (eozinofilik) bir görünümle karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Genç hastada kronik öksürük, kilo kaybı, gece terlemesi ve akciğerde kavitasyonel lezyon tüberkülozu (TB) düşündürür.
Tüberkülozun klasik sistemik ve radyolojik bulguları kavitasyon ve hiler lenfadenopatidir.
2
Makroskobik bulguyu yorumlama
Lenf nodunda izlenen "peynirimsi" (kazeöz) görünüm, kazeifikasyon nekrozunun patognomonik makroskobik özelliğidir.
Kazeifikasyon nekrozu tüberküloz granülomlarının merkezinde tipik olarak izlenir.
3
Mikroskobik karşılığı belirleme
Kazeifikasyon nekrozu mikroskobik olarak hücre sınırlarının ve doku mimarisinin tamamen silindiği, granüler, amorf, eozinofilik bir materyal olarak görülür.
Koagülasyon nekrozunun aksine, burada proteoliz ve doku yıkımı daha ileri düzeydedir ve hücre gölgeleri seçilemez.

Anahtar Kavram

Kazeifikasyon nekrozu; tüberküloza özgü, makroskobik olarak peynirimsi, mikroskobik olarak ise hücre detaylarının kaybolduğu amorf-granüler bir nekroz tipidir.

İpuçları

1
Öksürük ve gece terlemesi ile 'peynirimsi' nekroz kombinasyonu tek bir spesifik enfeksiyonu işaret eder.
2
Kazeifikasyon nekrozu, koagülasyon ve likefaksiyon nekrozunun bir tür karışımı gibi düşünülse de mikroskobik olarak en belirgin özelliği hücre sınırlarının kaybolmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Koagülasyon nekrozu ile kazeifikasyon nekrozunu mikroskobik olarak ayıran temel farkı (hücre gölgelerinin varlığı/yokluğu) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

4242 yaşında erkek hasta, görme bozukluğu ve ense kökünde zonklayıcı ağrı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Kan basıncı 230/130230/130 mmHg olarak ölçülüyor. Yapılan incelemelerde malign hipertansiyon tanısı konulan hastanın böbrek biyopsisinde, küçük arterlerin duvarlarında H&E boyasında parlak pembe, amorf ve camsı (smudgy) bir görünüm izleniyor. Bu histopatolojik morfolojik değişikliğin temel bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damar duvarına sızan plazma proteinleri ve immün kompleksler

Cevap

Damar duvarındaki parlak pembe ve amorf görünümün temel bileşeni, damar duvarına sızan plazma proteinleri (başta fibrin) ve immün kompleks birikimidir.
Vakadaki klinik bulgular (malign hipertansiyon) ve histopatolojik tarif (parlak pembe, amorf damar duvarı) fibrinoid nekrozu tanımlar. Bu durum, damar duvarındaki şiddetli hasar sonucu plazma proteinlerinin (özellikle fibrinojenin) damar dışına sızarak orada çökmesi ve bazen antijen-antikor kompleksleriyle birleşmesiyle oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Malign hipertansiyon (230/130230/130 mmHg, görme kaybı, baş ağrısı) saptandı.
Malign hipertansiyon, damar duvarlarında akut hasara (fibrinoid nekroz) yol açan tipik bir durumdur.
2
Histopatolojik bulguyu tanımla
Arteriol duvarında parlak pembe, amorf, 'smudgy' görünüm = Fibrinoid Nekroz.
Bu morfolojik tanım, vaskülitler ve malign hipertansiyona özgü nekroz tipini işaret eder.
3
Mekanizmayı hatırla
Plazma proteinlerinin (fibrinojen vb.) endotel hasarı nedeniyle damar duvarına sızması.
Fibrinoid görünüm, aslında ışık mikroskobunda fibrin benzeri (fibrin-like) boyanan proteinlerin birikimidir.

Anahtar Kavram

Fibrinoid nekroz, genellikle immünolojik reaksiyonlar (vaskülit) ve malign hipertansiyon gibi ağır damar hasarlarında görülür; temel özelliği plazma proteinlerinin ve immün komplekslerin damar duvarına sızmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

4242 yaşında kadın hasta, gözlerinde "kum varmış" hissi ve kuru gıdaları yutmakta zorlanma şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde ağız mukozasının mat ve kuru olduğu, bilateral parotis bezlerinin belirginleştiği gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde Anti-SS-A (Ro) ve Anti-SS-B (La) antikorları pozitif saptanan hastada, tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılan minör tükürük bezi biyopsisinde görülmesi beklenen en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periduktal lenfositik (CD4+) infiltrasyon ve asiner atrofi

Cevap

Sjögren sendromu tanılı hastanın minör tükürük bezi biyopsisinde periduktal lenfositik (CD4+) infiltrasyon ve asiner atrofi görülmesi beklenir.
Doğru seçenek olan periduktal lenfositik infiltrasyon, Sjögren sendromunun histopatolojik altın standart bulgusudur. Genellikle minör tükürük bezlerinde 44 mm2mm^2 alanda 5050 veya daha fazla lenfosit içeren odaklar (fokus skoru 1\geq 1) tanı koydurucudur. Bu infiltrasyon zamanla asiner ünitelerin kaybına (atrofi) ve fibrozise neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Keratokonjonktivitis sikka (kuru göz), kserostomi (kuru ağız) ve parotis büyümesi Sjögren sendromuna işaret eder.
Hastanın temel şikayetleri ekzokrin bez fonksiyon bozukluğunu göstermektedir.
2
Serolojik verileri değerlendir.
Anti-SS-A ve Anti-SS-B pozitifliği Sjögren sendromu tanısını destekleyen spesifik otoantikorlardır.
Bu antikorlar ribonükleoproteinlere karşı gelişir ve tanı kriterleri arasında yer alır.
3
Histopatolojik korelasyon kur.
Tanı için yapılan dudak (minör tükürük bezi) biyopsisinde periduktal fokal lenfosit birikimleri (fokus skoru) izlenir.
CD4+ T hücreleri ve B hücreleri bez yapısını infiltre ederek doku hasarına ve atrofiye yol açar.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromu, ekzokrin bezlerin lenfositik infiltrasyonu ile karakterize kronik otoimmün bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromlu hastalarda artmış B hücre aktivitesine bağlı olarak gelişebilecek malignite riskini (MALT Lenfoma) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 31Soru

5454 yaşında romatoid artrit tanılı bir hastaya anti-TNF (tümör nekroz faktörü) biyolojik ajan tedavisi planlanmaktadır. Tedaviye başlanmadan önce hastaya latent tüberküloz taraması yapılmasının temel patofizyolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makrofajların aktivasyonu ve granülom yapısının bütünlüğünün korunması

Cevap

Makrofajların aktivasyonu ve granülom yapısının bütünlüğünün korunması
Tümör nekroz faktörü (TNF), granülomatöz inflamasyonun oluşumu ve idamesinde merkezi rol oynar. TNF, makrofajların aktivasyonunu sağlar ve granülomun yapısal bütünlüğünü koruyarak enfeksiyon odağını sınırlandırır. Anti-TNF ajanların kullanımı bu koruyucu yapının çökmesine neden olarak, latent durumdaki tüberkülozun aktif hale geçmesine (disseminasyon) yol açabilir. Bu nedenle tedavi öncesi tarama zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve planlanan tedaviyi analiz et
Anti-TNF tedavisi, kronik inflamatuar hastalıklarda (romatoid artrit vb.) kullanılır ancak bağışıklık sistemini baskılar.
TNF'nin fizyolojik rolünü anlamak, yan etki profilini öngörmeyi sağlar.
2
TNF'nin kronik inflamasyon ve granülom üzerindeki etkisini hatırla
TNF, makrofajların epitelioid histiyositlere dönüşümünü uyarır ve granülomun bir arada kalmasını (stabilitesini) sağlar.
Robbins patoloji kriterlerine göre TNF, granülomatöz yanıtın ana düzenleyicisidir.
3
Tedavi engelini (tüberküloz riski) bu mekanizmayla ilişkilendir
TNF inhibe edildiğinde mevcut granülomlar çöker ve hapsedilmiş M. tuberculosis basilleri serbest kalarak yayılır (reaktivasyon).
Klinik pratikte anti-TNF öncesi tüberküloz taramasının temel sebebi budur.

Anahtar Kavram

Kronik inflamasyonda TNF'nin granülom stabilitesi üzerindeki kritik rolü.

Daha Fazla Pratik

İnterferon-gama (IFN-γ) ve IL-12'nin granülom oluşumundaki rollerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 32Soru

24 yaşında bir tıp fakültesi öğrencisi, yaz tatilinin ilk gününde güneş kremi kullanmadan uzun süre denizde vakit geçiriyor. Maruziyetten yaklaşık 6 saat sonra sırt bölgesinde belirgin kızarıklık, yanma hissi ve dokunmakla hassas olan yaygın ödem gelişiyor. Bu klinik tabloda izlenen vasküler geçirgenlik artışının en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endotel hücre hasarı ve sitokinler aracılığıyla gelişen 'geç uzamış sızıntı'

Cevap

Endotel hücre hasarı ve sitokinler aracılığıyla gelişen 'geç uzamış sızıntı' (delayeddelayed prolongedprolonged leakageleakage)
Doğru seçenek olan 'geç uzamış sızıntı', güneş yanığı (UV hasarı) ve hafif termal yanıklarda tipik olarak görülen mekanizmadır. Bu yanıt, yaralanmadan yaklaşık 2-12 saat sonra başlar, saatler veya günler boyu devam edebilir. Altta yatan süreç, endotel hücrelerinin doğrudan hafif hasarı veya sitokinler (IL-1, TNF, IFN-gama) aracılığıyla endotel hücre iskeletinin yeniden düzenlenmesidir (endothelialendothelial reorganizationreorganization).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve zamanlamayı analiz etmek.
Hastada güneş ışığına (UV radyasyonu) maruziyetten 6 saat sonra gelişen bir ödem mevcuttur.
Vasküler geçirgenlik artışının mekanizması, yaralanmanın türüne ve başlangıç süresine göre değişir.
2
Vasküler sızıntı tiplerini ayırt etmek.
Histamin kaynaklı erken sızıntı (dakikalar içinde) elenir; geç başlayan ve süregen olan yanıt aranır.
Güneş yanığı, Robbins patoloji kriterlerine göre 'geç uzamış sızıntı'nın (delayeddelayed prolongedprolonged leakageleakage) klasik örneğidir.
3
Mekanizmayı tanımlamak.
Güneş yanığında ödem, endotel hücrelerinin doğrudan (radyasyonla) hafif zedelenmesi veya TNF/IL-1 gibi sitokinlerin endotel iskeletini yeniden düzenlemesi ile oluşur.
Bu mekanizma 2-12 saatlik bir latent dönemi takiben başlar.

Anahtar Kavram

Akut inflamasyonda vasküler geçirgenlik artışının zamansal seyri ve mekanizmaları.

Daha Fazla Pratik

Akut inflamasyonun hücresel fazındaki selektin ve integrinlerin rollerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

6262 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır giderek artan nefes darlığı ve geceleri aniden nefes darlığıyla uyanma (paroksimal noktürnal dispne) şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde ince raller saptanıyor ve çekilen akciğer grafisinde bilateral plevral efüzyon izleniyor. Torasentez ile alınan sıvının analizinde dansite 1.0101.010, protein konsantrasyonu 1.21.2 g/dL ve LDH düzeyi 6060 U/L (Serum LDH: 200200 U/L) olarak saptanıyor. Bu hastadaki sıvı birikimine neden olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hidrostatik basınç artışı

Cevap

Plevral efüzyonun temel mekanizması artmış hidrostatik basınçtır.
Vakada tanımlanan klinik tablo (kalp yetmezliği) ve laboratuvar bulguları (düşük dansite, düşük protein ve LDH) tipik bir transüdayı göstermektedir. Transüdaların oluşumundaki temel mekanizma, Starling kuvvetleri arasındaki dengenin venöz tarafta hidrostatik basınç artışı lehine bozulmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Nefes darlığı, raller ve bilateral efüzyon konjestif kalp yetmezliğini işaret eder.
Vaka analizinde ilk adım semptom ve bulgulardan yola çıkarak olası etiyolojiyi belirlemektir.
2
Sıvı analiz verilerinin yorumlanması
Dansitenin 1.0121.012 altında olması, düşük protein (<3< 3 g/dL) ve düşük LDH değerleri sıvının bir 'transüda' olduğunu gösterir.
Transüda ve eksüda ayrımı, altta yatan hemodinamik mekanizmayı belirlemek için temeldir.
3
Mekanizma eşleştirmesi
Kalp yetmezliğinde venöz basınç artışı hidrostatik basıncı artırarak sıvı sızmasına neden olur.
Transüdaların en sık nedeni Starling kuvvetlerinin hidrostatik basınç artışı veya osmotik basınç azalması yönünde bozulmasıdır.

Anahtar Kavram

Transüda ve Eksüda Ayrımı ile Ödem Mekanizmaları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 34Soru

Bir trafik kazası sonrası bacağında geniş bir doku kaybı ve düzensiz yara kenarları olan bir hastada; yaranın cerrahi olarak dikilemediği, iyileşmenin büyük oranda myofibroblastlarca sağlanan kontraksiyon (büzülme) ve yoğun granülasyon dokusu oluşumu ile tamamlandığı görülmektedir. Bu hastadaki iyileşme süreci aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder iyileşme

Cevap

Sekonder iyileşme
Sekonder iyileşme, geniş doku kayıplarında yara kenarlarının cerrahi olarak birleştirilemediği durumlarda görülen; yoğun inflamasyon, bol miktarda granülasyon dokusu oluşumu ve myofibroblastlarca sağlanan yara kontraksiyonu ile karakterize iyileşme sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki yara özelliklerini analiz et.
Geniş doku kaybı, düzensiz kenarlar ve cerrahi olarak birleştirilememe durumu tespit edildi.
Yara iyileşmesi tipini belirlemek için doku kaybının miktarı ve kenarların durumu kritiktir.
2
Onarım mekanizmasını değerlendir.
İyileşmenin yoğun granülasyon dokusu ve myofibroblastlar aracılı kontraksiyonla sağlandığı anlaşıldı.
Kontraksiyon (büzülme), sekonder iyileşmeyi primer iyileşmeden ayıran en temel farklardan biridir.
3
Uygun terminolojik karşılığı belirle.
Sürecin 'Sekonder iyileşme' (ikinci niyetle iyileşme) olduğu sonucuna varıldı.
Tanım gereği geniş, açık ve kontraksiyonla iyileşen yaralar sekonder iyileşme kapsamında değerlendirilir.

Anahtar Kavram

Primer ve Sekonder İyileşme Farkları
Soru 35Soru

Amiloidozis tanısı alan bir hastanın otopsi incelemesinde dalağın oldukça büyüdüğü, kesit yüzünün balmumu (lardaceous) görünümünde olduğu ve mikroskobik incelemede amiloid birikiminin splenik sinüzoidler ile kırmızı pulpa boyunca yaygın dağılım gösterdiği saptanmıştır. Bu makroskobik görünüm aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lardasöz dalak

Cevap

Lardasöz dalak olarak adlandırılan formda amiloid birikimi sinüzoidler ve kırmızı pulpa boyunca yaygındır.
Dalağın amiloidoz tutulumunda eğer birikim splenik sinüzoidler ve kırmızı pulpa boyunca yaygın bir dağılım sergiliyorsa, bu durum dalağın masif büyümesine ve kesit yüzünün balmumu benzeri bir hal almasına neden olur; bu klinik tablo 'Lardasöz dalak' (lardaceous spleen) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Organ ve birikim paternini analiz et
Dalağın amiloid tutulumunda iki temel form (Sago ve Lardasöz) olduğu belirlendi.
Amiloidozda dalak tutulumu birikimin yerine göre spesifik makroskobik isimler alır.
2
Birikimin anatomik lokalizasyonunu ayırt et
Sinüzoid ve kırmızı pulpa tutulumu 'Lardasöz', lenfoid follikül tutulumu ise 'Sago' paternidir.
Lardasöz formda amiloid yaygın dağıldığı için dalak daha belirgin büyür.

Anahtar Kavram

Amiloidozda dalak tutulumu paternleri
Tahmini Süre:50s
Soru 36Soru

18 aylık bir erkek çocuk; belirgin kaba yüz hatları, büyüme geriliği, skolyoz ve ileri derecede kısıtlı eklem hareketleri nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede diş eti hiperplazisi ve hepatomegali saptanıyor; ancak korneaların berrak olduğu izleniyor. Biyokimyasal analizlerde, serumda çok sayıda lizozomal enzimin (beta-glukuronidaz, iduronat sülfataz ve hegzozaminidaz gibi) aktivitesi normalin 20 katı yüksek bulunurken, hastadan alınan deri fibroblastlarında bu enzimlerin aktivitelerinin minimal düzeyde olduğu görülüyor. Bu hastadaki temel moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Golgi aygıtında N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz eksikliği sonucu Mannoz-6-fosfat işaretlemesinin yapılamaması

Cevap

I-cell hastalığında (Mukolipidoz II), Golgi aygıtındaki N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz eksikliği nedeniyle lizozomal enzimler Mannoz-6-fosfat (M6P) ile işaretlenemez ve lizozom yerine hücre dışına (plazmaya) salgılanırlar.
Vakadaki en spesifik bulgu, multipl lizozomal enzimlerin serumda çok yüksek (20 kat), fibroblastlarda ise çok düşük olmasıdır. Bu durum, enzimlerin lizozomlara hedeflenemediğini ve hücre dışına salgılandığını kanıtlar. Bu patolojinin temelinde, Golgi aygıtında proteinlerin mannoz kalıntılarına fosfat ekleyen N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz enziminin eksikliği yatar. M6P etiketi olmayan enzimler lizozom reseptörleri tarafından tanınmaz ve varsayılan yolak olan hücre dışına salgılanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Kaba yüz hatları, diş eti hiperplazisi ve eklem kısıtlılığına rağmen serumda çok yüksek, hücre içinde ise çok düşük enzim seviyeleri saptanmıştır.
Bu 'sekresyon' paterni lizozomal enzimlerin hedeflenme mekanizmasında bir sorun olduğunu gösterir.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Mukopolisakkaridozlar (MPS) ile benzer klinik olsa da, enzimlerin plazmadaki paradoksal artışı I-cell hastalığını işaret eder.
I-cell, enzimlerin protein kısmının sentezlendiği ancak lizozoma gönderen 'etiketin' takılamadığı bir hastalıktır.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz eksikliği saptanır.
Bu enzim, enzimlerin üzerindeki mannoz kalıntılarına fosfat ekleyerek M6P sinyalini oluşturur; bu sinyal olmazsa enzimler Golgi'den lizozoma değil, doğrudan plazmaya yönlenir.

Anahtar Kavram

I-cell hastalığı (Mukolipidoz II), lizozomal enzimlerin trans-Golgi ağında Mannoz-6-fosfat (M6P) ile işaretlenememesi sonucu oluşan bir protein trafiği kusurudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

Deri yaralanmasını takip eden 353-5. günlerde yara yatağında izlenen, yeni damarlanma (anjiyogenez) ve fibroblast proliferasyonu ile karakterize olan 'granülasyon dokusu' içeriğinde aşağıdakilerden hangisinin bulunması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epiteloid histiyositler ve dev hücreler

Cevap

Epiteloid histiyositler ve dev hücreler
Epiteloid histiyositler ve Langhans tipi dev hücreler, granülasyon dokusunun bir bileşeni değildir; bu hücreler tüberküloz, sarkoidoz gibi hastalıklarda görülen 'granülomatöz inflamasyon' (granülom) yapısına özgüdür. Granülasyon dokusu ise fibroblastlar, yeni damarlar (anjiyogenez) ve Tip III kollajenden oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Granülasyon dokusunun tanımını ve zamanlamasını analiz et.
Yaralanmadan 353-5 gün sonra oluşan, onarım sürecinin aktif evresidir.
Soruda istenen dokunun yapısal bileşenlerini belirlemek için başlangıç noktasıdır.
2
Granülasyon dokusunun temel bileşenlerini listele.
Anjiyogenez (yeni damarlar), fibroblastlar, ödem ve Tip III kollajen.
Normal yara iyileşmesi sürecindeki morfolojik bulguları doğrulamak gerekir.
3
Seçeneklerdeki 'granülom' bileşenini ayırt et.
Epiteloid histiyositler ve dev hücreler granülomatöz inflamasyona aittir.
Granülasyon dokusu ile granülom isim benzerliği nedeniyle sık karıştırılan kavramlardır.

Anahtar Kavram

Granülasyon dokusu, onarım sürecinin bir parçasıyken; granülom, kronik inflamasyonun özel bir formudur.

İpuçları

1
Granülasyon dokusu bir onarım sürecidir, granülom ise bir inflamasyon tipidir.

Daha Fazla Pratik

Granülasyon dokusundaki Tip III kollajenin yerini Tip I'e bıraktığı 'remodeling' fazını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 38Soru

İki haftalık bir yenidoğan, göbek kordonunun henüz düşmemesi ve göbek çevresinde kızarıklık şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede enfeksiyon odağında püy (irin) oluşumu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde belirgin nötrofilik lökositoz izleniyor. Bu hastada lökositlerin inflamasyon bölgesine göçü sırasında aşağıdaki basamaklardan hangisinin primer olarak bozuk olduğu düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntegrin aracılı sıkı yapışma (Adhezyon)

Cevap

İntegrin aracılı sıkı yapışma (Adhezyon) basamağı bozuktur.
Vakada tarif edilen klinik tablo (göbek kordonunun düşmemesi, dokuda püy oluşmaması ve kanda lökositlerin çok yüksek olması) Lökosit Adhezyon Eksikliği Tip 1'dir. Bu hastalıkta integrinlerin β2\beta_2 zinciri (CD18CD18) eksiktir. İntegrinler, yuvarlanma aşamasından sonra gelen ve lökositlerin endotel yüzeyine sıkıca tutunmasını sağlayan 'Sıkı Yapışma' (Adhezyon) basamağından sorumludur. Bu basamak bozulduğunda lökositler damar içinde kalır ve dokuya geçemezler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Göbek kordonunun geç düşmesi + Püy oluşmaması + Belirgin nötrofili = Lökosit Adhezyon Eksikliği Tip 1 (LAD1LAD-1).
Bu triad, nötrofillerin dokuya geçişindeki moleküler bir defekti işaret eden klasik bir TUS bilgisidir.
2
LAD-1'in moleküler temelini hatırla
İntegrinlerin β2\beta_2 alt birimi olan CD18CD18 (LFA-1, Mac-1) sentez defekti.
LAD-1'de temel sorun lökosit yüzeyindeki integrinlerin endoteldeki ligandlarına (ICAM1ICAM-1) bağlanamamasıdır.
3
Moleküler defekti inflamasyon basamağıyla eşleştir
İntegrinler 'Sıkı Yapışma' (Firm Adhesion) basamağından sorumludur.
Selektinler yuvarlanmadan, integrinler sıkı yapışmadan, CD31CD31 ise diapedezden sorumludur.

Anahtar Kavram

Lökositlerin dokuya göçü (ekstravazasyon) basamakları ve Lökosit Adhezyon Eksikliği (LAD) sendromları.

Daha Fazla Pratik

LAD-2'de görülen ek klinik bulguları (kısa boy, mental retardasyon, Bombay kan grubu) gözden geçirmek ayırıcı tanıda yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 39Soru

22 yaşında bir erkek çocuk; bebeklik döneminden itibaren tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar, vücutta yaygın dirençli egzama ve peteşiyal kanamalar nedeniyle getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 22.000/mm322.000/mm^3 olarak saptanıyor ve periferik yaymada trombositlerin normalden belirgin derecede küçük olduğu (düşük ortalama trombosit hacmi - MPV) gözleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktin hücre iskeletinin yeniden düzenlenmesinde (reorganizasyon) bozukluk

Cevap

Wiskott-Aldrich sendromunun temelinde yatan mekanizma, aktin hücre iskeletinin reorganizasyonunu sağlayan WASP proteinindeki defekttir.
Wiskott-Aldrich sendromu, sitoplazmik bir protein olan WASP'ın (Wiskott-Aldrich Syndrome Protein) eksikliği sonucu oluşur. Bu protein, aktin hücre iskeletinin dinamiklerini ve reorganizasyonunu düzenleyerek hem trombositlerin yapısal bütünlüğünü hem de immünolojik sinaps oluşumunu sağlar. Bu eksiklikte, periferik yaymada karakteristik olarak görülen küçük trombositler (mikrotrombositopeni) ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Tekrarlayan enfeksiyonlar, egzama ve mikrotrombositopeni triadı Wiskott-Aldrich sendromuna işaret eder.
Bu üçlü bulgu ve küçük trombositler (düşük MPV) bu hastalık için patognomoniktir.
2
Moleküler defektin belirlenmesi
Hastalık, X'e bağlı kalıtılan WAS (Wiskott-Aldrich Syndrome) genindeki mutasyon sonucu gelişir.
Bu gen, hücre iskeleti düzenlemesinde kritik rol oynayan WASP proteinini kodlar.
3
Protein fonksiyonu ile patoloji arasındaki bağın kurulması
WASP proteini aktin polimerizasyonunu kontrol eder; eksikliğinde hücrelerin şekil değiştirmesi ve sinyal iletimi bozulur.
Aktin iskeleti bozukluğu hem trombositlerin parçalanmasına (küçülmesine) hem de T hücrelerinin antijen sunan hücrelerle etkileşiminin bozulmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Wiskott-Aldrich Sendromu ve Aktin İskeleti İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Kronik alkol kullanımı öyküsü olan 4545 yaşındaki erkek hastanın karaciğer biyopsisinde, hepatosit sitoplazmasında "Mallory-Denk cisimcikleri" olarak adlandırılan, düzensiz şekilli, eozinofilik kümelenmeler saptanmıştır. Bu birikimlerin temel yapısal bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Keratin ara filamanları

Cevap

Mallory-Denk cisimciklerinin temel yapısal bileşeni keratin ara filamanlarıdır.
Mallory-Denk cisimcikleri, özellikle alkolik hepatit hastalarının hepatositlerinde görülen, ubiquitine olmuş keratin ara filamanlarının (ara filamanlar/intermediate filaments) sitoplazmada kümelenmesiyle oluşan eozinofilik inklüzyonlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri ve morfolojik bulguları analiz et (Kronik alkolizm ve eozinofilik inklüzyonlar).
Mallory-Denk cisimciklerinin varlığı saptandı.
Alkolik karaciğer hastalığında hepatositlerde görülen karakteristik eozinofilik inklüzyonlar Mallory-Denk cisimcikleridir.
2
Hücre içi birikim tipine göre biyokimyasal bileşeni tanımla.
Bileşenin keratin ara filamanları olduğu belirlendi.
Mallory-Denk cisimcikleri, ubiquitine olmuş keratin ara filamanlarının çökmesi ve kümelenmesiyle oluşur.

Anahtar Kavram

İntrasellüler protein birikimleri ve Mallory-Denk cisimcikleri
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 17Sonraki
Genel Patoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin