Sinir Sistemi Patolojisi

324 soru

Soru 1Soru

78 yaşında kadın hasta, son birkaç yıldır ilerleyen kognitif fonksiyonlarda gerileme, yakın geçmişteki olayları hatırlayamama ve kelime bulmada zorluk şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan nöropatolojik incelemede serebral kortekste nöron kaybı, reaktif gliozis ve hipokampal piramidal nöronların sitoplazmasında gümüş boyaları ile belirginleşen iplikçik yumakları (nörofibriler yumaklar) izlenmiştir. Bu hastada saptanan intrasitoplazmik inklüzyonların temel bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperfosforile tau proteini

Cevap

Hücre içi nörofibriler yumakların temel bileşeni hiperfosforile tau proteinidir.
Doğru cevap hiperfosforile tau proteinidir. Alzheimer hastalığında mikroskobik olarak görülen nörofibriler yumaklar, nöron sitoplazmasında yer alan ve anormal derecede fosforlanmış tau proteinlerinden oluşur. Bu proteinler normalde mikrotübülleri stabilize ederken, patolojik durumda iplikçikler (paired helical filaments) oluşturarak çökerler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
İlerleyici bellek kaybı ve kognitif yıkım gösteren 78 yaşındaki hasta Alzheimer hastalığını düşündürür.
Yaş ve semptomlar tipik Alzheimer sunumudur.
2
Patolojik bulguyu tanımla
Hipokampal nöronlardaki intrasitoplazmik iplikçik yumakları, patognomonik 'nörofibriler yumaklardır'.
Gümüş boyası ile boyanan bu yapılar Alzheimer'ın temel histopatolojik özelliklerinden biridir.
3
Bileşeni belirle
Nörofibriler yumakların temel yapı taşı hiperfosforile tau proteinidir.
Normalde mikrotübül stabilizasyonu sağlayan tau, hiperfosforile olduğunda çözünürlüğünü kaybeder ve nöron içinde çöker.

Anahtar Kavram

Alzheimer hastalığında iki temel patolojik protein birikimi vardır: Ekstraselüler senil plaklar (Amiloid-β\beta) ve intrasitoplazmik nörofibriler yumaklar (Hiperfosforile tau).

İpuçları

1
Bu protein normalde nöronal mikrotübüllerin stabilizesinden sorumludur.
2
Alzheimer'da hücre dışında plaklar, hücre içinde ise yumaklar oluşur; soru hücre içini sormaktadır.

Daha Fazla Pratik

Alzheimer hastalığında amiloid-beta üretiminden sorumlu olan APP (Amyloid Precursor Protein) geninin hangi kromozomda bulunduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Serebellar tonsillerin foramen magnumdan aşağıya doğru itilmesiyle karakterize olan ve beyin sapındaki hayati merkezlerin basısına bağlı olarak ani solunum ve dolaşım durmasına yol açabilen herniasyon tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tonsiller herniasyon

Cevap

Tonsiller herniasyon, serebellar tonsillerin foramen magnumdan aşağıya itilerek medullayı sıkıştırması ve hayati fonksiyonların durmasına neden olmasıdır.
Doğru seçenek olan tonsiller herniasyon, beyinciğin alt kısımlarının (tonsiller) foramen magnumdan omurilik kanalına doğru itilmesini ifade eder. Bu durum, beyin sapının en alt kısmı olan medullayı sıkıştırarak solunum ve dolaşım merkezlerinin felç olmasına ve hızla ölüme yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hareket eden yapıyı belirle
Serebellar tonsiller
Soruda tonsillerin yer değiştirdiği belirtilmiştir.
2
Geçiş yapılan anatomik bölgeyi tanımla
Foramen magnum
Kafa tası ile omurga arasındaki ana çıkış noktası foramen magnumdur.
3
Klinik sonuçla eşleştir
Medulla basısı ve solunum durması
Medulla oblongata (omurilik soğanı) solunum ve dolaşım merkezlerini içerir; bu seviyedeki bası tonsiller herniasyona özgüdür.

Anahtar Kavram

Tonsiller herniasyonun anatomik lokasyonu ve medüller bası riski.

Daha Fazla Pratik

Herniasyon tiplerinin bası yaptığı arterleri (ACA, PCA) ve kafa çiftlerini (CN III) gözden geçirmek klinik tabloları anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

5555 yaşında, kronik alkol kullanımı öyküsü olan ve beyin atrofisi saptanan bir erkek hasta, son 4848 saat içinde gelişen hafif konfüzyon ve dengesizlik şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Yakınlarından hastanın birkaç gün önce basit bir düşme sonrası başını hafifçe çarptığı öğrenilmiştir. Kraniyal bilgisayarlı tomografide (BT) sol serebral hemisfer boyunca uzanan, kraniyal sütür hatlarını geçen, beyin konveksitesine paralel, yarım ay (hilal) şeklinde hiperdens bir koleksiyon saptanmıştır. Bu hastada izlenen klinik ve radyolojik tabloya neden olan en olası vasküler hasar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köprü venlerinin (bridging veins) yırtılması

Cevap

Köprü venlerinin (bridging veins) yırtılması, özellikle beyin atrofisi olan bireylerde subdural hematomun en yaygın nedenidir.
Köprü venleri (bridging veins), serebral korteks yüzeyinden dural venöz sinüslere (özellikle süperior sagittal sinüs) kan taşıyan yapılardır. Beyin atrofisinde bu venler gerilir ve hafif travmalarla bile kolayca yırtılabilir. Kanın dura ile araknoid arasındaki potansiyel boşlukta birikmesi, kraniyal sütür hatlarını geçen karakteristik hilal şeklinde bir görüntü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini analiz et.
Kronik alkol kullanımı ve saptanan beyin atrofisi, intrakraniyal yapıların hareket alanını artırarak damarlar üzerindeki gerilimi yükseltir.
Atrofi sonucunda beyin ile dural sinüsler arasındaki mesafe artar ve bu mesafeyi kat eden köprü venleri gerilmeye karşı hassas hale gelir.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
Sütür hatlarını geçen ve yarım ay (hilal) şeklinde izlenen hiperdens alan, subdural mesafede kan birikimini işaret eder.
Subdural hematomlar dura ile araknoid mater arasında, anatomik bir engel (sütür) olmaksızın yayıldıkları için bu karakteristik görüntüyü oluştururlar.
3
Klinik seyir ile tanısal eşleşmeyi sağla.
Düşük enerjili travma sonrası birkaç gün içinde gelişen semptomlar ve radyoloji, akut/subakut subdural hematom ile uyumludur.
Venöz kanamalar arteriyel kanamalara (epidural hematom gibi) göre daha yavaş gelişir ve 'lucid interval' yerine daha sinsi bir başlangıç gösterir.

Anahtar Kavram

Subdural Hematom Patogenezi

İpuçları

1
Görüntüleme yöntemindeki 'yarım ay' ve 'sütür hatlarını geçme' ifadeleri subdural mesafeyi işaret eder.
2
Yaşlılarda ve alkol bağımlılarında beyin büzüştüğü için (atrofi), yüzeydeki venler dural sinüslere giderken daha fazla gerilir.

Daha Fazla Pratik

Epidural hematomun 'lucid interval' (geçici iyilik hali) özelliğini ve neden subdural hematomda bu durumun daha nadir olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 4Soru

4848 yaşında kadın hasta, her iki elinde ilerleyici güçsüzlük ve kaslarda seyirme şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede dilde fasikülasyonlar, ekstremitelerde kas atrofisi ve hiperrefleksi saptanıyor. Hastanın babasının da benzer semptomlarla 5050 yaşında vefat ettiği öğreniliyor. Yapılan otopside medulla spinalis ön boynuz motor nöronlarında belirgin kayıp ve kalan nöronların sitoplazmasında eosinofilik "Bunina cisimcikleri" izleniyor. Ancak yapılan immünhistokimyasal çalışmalarda motor nöronlarda TDP43TDP-43 birikimi saptanmıyor.

Bu hasta için en olası genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SOD1SOD1

Cevap

En olası genetik mutasyon SOD1SOD1 mutasyonudur.
Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) olgularının büyük çoğunluğunda (sporadik ve çoğu familial form) temel patolojik bulgu ubikutinlenmiş TDP43TDP-43 protein birikimidir. Ancak, familial ALS olgularının yaklaşık %20\%20'sini oluşturan SOD1SOD1 mutasyonlu vakalar karakteristik olarak TDP43TDP-43 birikimi göstermezler. Bu olgularda SOD1SOD1 protein agregatları izlenir. Bunina cisimcikleri ise ALS için oldukça spesifik bir bulgudur ve bu hastada ALS tanısını desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Üst ve alt motor nöron bulgularının (atrofi, fasikülasyon, hiperrefleksi) birlikteliği Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) tanısını koydurur.
ALS, her iki motor nöron grubunun tutulumuyla karakterize tipik bir nörodejeneratif hastalıktır.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Bunina cisimcikleri ALS için patognomoniktir.
Bunina cisimcikleri, motor nöronların sitoplazmasında bulunan küçük, eosinofilik inklüzyonlardır.
3
Proteinopati profilini incele.
ALS olgularının yaklaşık %95\%95'inde TDP43TDP-43 birikimi görülürken, SOD1SOD1 mutasyonlu olgular bu kuralın dışındadır.
SOD1SOD1 mutasyonlu familial ALS olgularında protein agregatları SOD1SOD1 proteininden oluşur ve genellikle TDP43TDP-43 negatiftir.

Anahtar Kavram

ALS'de TDP-43 Negatifliği ve SOD1 İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Nörodejeneratif hastalıklarda biriken proteinleri (Tau, Alfa-sinüklein, TDP-43, FUS) ve bunlarla ilişkili hastalıkları içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Yedi yaşında bir erkek çocuk, son aylarda gelişen dikkat dağınıklığı, okul başarısında belirgin düşüş ve davranış değişiklikleri şikayetleriyle çocuk polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde deri ve mukozalarda yaygın hiperpigmentasyon saptanıyor. Kraniyal MR görüntülemede oksipital loblardan öne doğru ilerleyen simetrik beyaz cevher tutulumu izleniyor. Laboratuvar incelemesinde plazma çok uzun zincirli yağ asitleri (VLCFAVLCFA) düzeyinin anlamlı derecede arttığı belirleniyor.

Bu hastanın santral sinir sistemi lezyonlarında izlenmesi beklenen en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyelin yıkımına eşlik eden, lezyonların aktif kenarlarında belirgin perivasküler lenfositik infiltrasyon

Cevap

Miyelin yıkımına eşlik eden, lezyonların aktif kenarlarında belirgin perivasküler lenfositik infiltrasyon
Verilen klinik tabloda hiperpigmentasyon (adrenal yetmezlik bulgusu) ve VLCFAVLCFA artışı ile birlikte progresif nörolojik kayıplar X-bağlı adrenolökodistrofi (ALD) tanısını kesinleştirir. ALD'nin en ayırıcı histopatolojik özelliği, myelin kaybına eşlik eden ve özellikle lezyonun aktif periferik kısımlarında yoğunlaşan perivasküler lenfositik infiltrasyondur. Bu durum ALD'yi, inflamasyonun genellikle görülmediği Metakromatik Lökodistrofi veya Krabbe gibi diğer lökodistrofilerden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Çocukluk çağında davranış değişikliği, hiperpigmentasyon (Addison hastalığı) ve beyaz cevher tutulumu birlikteliği X-bağlı Adrenolökodistrofi'yi (ALD) düşündürür.
ALD, hem santral sinir sistemini hem de adrenal korteksi etkileyen peroksizomal bir hastalıktır.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Plazma çok uzun zincirli yağ asitleri (VLCFAVLCFA) artışı tanıyı doğrular.
ABCD1ABCD1 gen mutasyonu sonucu peroksizomal taşıyıcı proteinin işlev görememesi VLCFAVLCFA birikimine neden olur.
3
Histopatolojik özelliğin belirlenmesi
ALD'de myelin kaybı ve gliozisin yanı sıra belirgin lenfositik infiltrasyon izlenir.
ALD'yi diğer lökodistrofilerden (dismiyelinizan hastalıklar) ayıran en önemli özelliklerden biri inflamatuar yanıtın varlığıdır.

Anahtar Kavram

Adrenolökodistrofi, peroksizomal VLCFAVLCFA metabolizması bozukluğu ile karakterize, inflamatuar bir lökodistrofidir.

Daha Fazla Pratik

Lökodistrofilerin (dismiyelinizan) ve MS'in (demiyelinizan) patogenetik ve morfolojik farklarını karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Santral sinir sisteminin beyaz cevher hastalıkları; miyelin kılıfının normal oluşumunun genetik veya metabolik nedenlerle bozulduğu 'dismiyelinizan' hastalıklar ve normal oluşmuş miyelinin sonradan yıkıma uğradığı 'demiyelinizan' hastalıklar olarak iki ana gruba ayrılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir 'dismiyelinizan' (lökodistrofi) hastalık örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metakromatik lökodistrofi

Cevap

Metakromatik lökodistrofi, miyelin kılıfının yapımındaki genetik bir kusura bağlı olarak gelişen dismiyelinizan bir hastalıktır.
Metakromatik lökodistrofi, lizozomal bir enzim olan arilsülfataz A eksikliği sonucu sülfatidlerin birikmesiyle karakterizedir. Bu genetik bozukluk miyelinin normal gelişimini engellediği için 'dismiyelinizan' bir hastalık (lökodistrofi) olarak sınıflandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyaz cevher hastalıklarının temel patofizyolojisini tanımlayın.
Hastalıklar miyelin kılıfının hatalı yapımı (dismiyelinizasyon) veya yıkımı (demiyelinizasyon) olarak ayrılır.
Hastalıkların etiyolojik ve morfolojik sınıflandırmasını yapabilmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki hastalıkların mekanizmalarını değerlendirin.
Multipl skleroz, Nöromiyelitis optika, PML ve ADEM sonradan gelişen 'demiyelinizan' süreçlerdir; Metakromatik lökodistrofi ise genetik bir 'dismiyelinizan' süreçtir.
Lökodistrofilerin (dismiyelinizan) primer demiyelinizan hastalıklardan farkını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Dismiyelinizan hastalıklar (lökodistrofiler), genetik mutasyonlar nedeniyle miyelinin normal olarak üretilememesi veya turnover'ının bozulmasıyla karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Santral sinir sisteminde miyelin kılıfını etkileyen hastalıklar, patogenezlerine göre 'demiyelinizan' ve 'dismiyelinizan' (lökodistrofıler) olarak iki ana gruba ayrılır. Buna göre, dismiyelinizan hastalıkları demiyelinizan hastalıklardan ayıran temel patogenetik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyelin kılıfının oluşumunda veya metabolizmasında görevli protein/enzimlerde genetik kökenli bir defekt bulunması

Cevap

Dismiyelinizan hastalıkların (lökodistrofıler) temel özelliği, miyelinin oluşumu veya metabolizmasında rol oynayan genetik bir mutasyon sonucu miyelinin anormal yapıda olması veya hiç üretilememesidir.
Dismiyelinizan hastalıklar veya lökodistrofıler, miyelin kılıfının normal gelişimini engelleyen veya miyelin döngüsünü (metabolizmasını) bozan genetik olarak belirlenmiş kusurlardır. Bu hastalıklarda miyelin hiçbir zaman normal yapıda üretilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Terimlerin ön eklerini (de- vs dis-) analiz edin.
'De-' eki var olanın kaybını/yıkımını, 'dis-' eki ise kötü/hatalı/kusurlu oluşumu ifade eder.
Patolojik süreçlerin temel mekanizmasını anlamak için terminoloji kritiktir.
2
Lökodistrofılerin etiyolojisini değerlendirin.
Lökodistrofıler genellikle lizozomal veya peroksizomal enzim eksikliklerine bağlı kalıtsal (genetik) hastalıklardır.
Demiyelinizan hastalıklar (MS gibi) edinsel iken, lökodistrofıler doğuştan gelen metabolik defektlerdir.

Anahtar Kavram

Demiyelinizan (normal miyelinin yıkımı) vs Dismiyelinizan (anormal miyelin sentezi) ayrımı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8Soru

HIVHIV pozitif bir hastada gelişen hemianopsi ve ilerleyici kognitif defisitler sonrası yapılan kraniyal MRMR incelemesinde, serebral beyaz cevherde sınırları net seçilemeyen, multipl demyelinizasyon odakları saptanıyor. Beyin biyopsisinde aksonların nispeten korunduğu demiyelinizasyon alanlarının periferinde, nükleusları genişlemiş ve nükleer kromatini homojen "buzlu cam" görünümü almış oligodendrositler ile birlikte, hiperkromatik ve pleomorfik nükleuslu "atipik astrositler" izleniyor. Bu tablonun patogenezi ve etiyolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patogenezde JC virüsünün oligodendrositlerde yol açtığı litik enfeksiyon ve buna bağlı gelişen hücre ölümü temel mekanizmadır.

Cevap

Patogenezde JC virüsünün oligodendrositlerde yol açtığı litik enfeksiyon ve buna bağlı gelişen hücre ölümü temel mekanizmadır.
Progresif Multifokal Lökoensefalopati (PML), immün yetmezliği olan bireylerde JC virüsünün (bir polyomavirüs) reaktivasyonu sonucu oluşur. Virüs, merkezi sinir sisteminde miyelin üreten oligodendrositleri enfekte ederek onların ölümüne (litik yıkım) neden olur. Sonuçta beyaz cevherde yamalı demiyelinizasyon alanları oluşur. Mikroskobide, inklüzyon içeren dev oligodendrositler ve sıklıkla maligniteyi taklit edebilen 'atipik, bizarre' astrositler izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
HIV pozitifliği, subkortikal beyaz cevher tutulumu ve 'buzlu cam' oligodendrositler bizi Progresif Multifokal Lökoensefalopati (PML) tanısına yönlendirir.
Hastanın immün yetmezlik durumu ve spesifik nükleer inklüzyonlar PML için karakteristiktir.
2
Mikroskobik bulguları analiz et.
Enfekte oligodendrositlerdeki nükleer genişleme (buzlu cam) ve reaktif atipik astrositler JC virüsü etkisini gösterir.
Oligodendrosit kaybı, miyelin üretiminin durmasına ve litik yıkıma neden olur.
3
Etiyolojik ajanı ve mekanizmayı belirle.
Etiyoloji JC virüsüdür (Polyomaviridae ailesi). Mekanizma ise virüsün oligodendrositleri doğrudan öldürmesidir.
PML, otoimmün bir süreç değil, fırsatçı bir viral enfeksiyondur.

Anahtar Kavram

Progresif Multifokal Lökoensefalopati (PML) patogenezinde JC virüsünün oligodendrositleri enfekte ederek yol açtığı litik yıkım ve demiyelinizasyon.
Soru 9Soru

7878 yaşında kadın hasta, ani gelişen sol kol ve bacakta kuvvetsizlik ve görme bozukluğu ile acil servise getiriliyor. Kraniyal tomografide sağ oksipital lobda kortikal-subkortikal yerleşimli, parankim içine sınırlı (lobar) bir hematom saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde hipertansiyon, diyabet veya travma öyküsü bulunmadığı, ancak son 22 yıldır hafif kognitif gerileme olduğu öğreniliyor. Bu hastada izlenen vasküler patolojinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebral amiloid anjiyopati

Cevap

Serebral amiloid anjiyopati, yaşlılarda hipertansiyon olmaksızın gelişen spontan lobar kanamaların en önemli nedenidir.
Serebral amiloid anjiyopati, kortikal ve leptomeningeal küçük ve orta çaplı arterlerin duvarlarında amiloid-beta birikimi ile karakterizedir. Bu durum damar duvarlarını zayıflatarak özellikle yaşlı ve normotansif bireylerde tekrarlayan 'lobar' (kortikal/subkortikal) hematomlara yol açar. Alzheimer hastalığı ile sık birliktelik göstermesi hastadaki kognitif gerilemeyi desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini analiz et
Hasta yaşlı (7878), hipertansiyon öyküsü yok ve kognitif gerileme (demans bulguları) mevcut.
Bu demografik ve klinik veriler bizi hipertansif olmayan bir vasküler patolojiye yönlendirir.
2
Kanamanın anatomik yerleşimini değerlendir
Hematom oksipital lobda, kortikal-subkortikal (lobar) yerleşimlidir.
Hipertansif kanamalar derin yapılarda (putamen, talamus) olurken, amiloid anjiyopatisi yüzeysel (lobar) yerleşimi tercih eder.
3
Patolojik mekanizmayı tanımla
Damar duvarlarında amiloid-beta (AβA\beta) birikimi damar bütünlüğünü bozarak rüptüre neden olur.
Amiloid birikimi Alzheimer hastalığı ile de ilişkili olduğundan hastadaki kognitif gerilemeyi de açıklar.

Anahtar Kavram

Serebral Amiloid Anjiyopati (CAA) ve Hipertansif Kanama Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Multiple skleroz (MSMS) şüphesiyle takip edilen bir hastanın beyin dokusundan alınan biyopsi örneğinde; demiyelinizasyon odağında yoğun lipid yüklü makrofaj (Gitter hücreleri) infiltrasyonu, perivasküler lenfositik manşetlenme ve aksonların miyelin kaybına rağmen yapısal olarak büyük oranda korunduğu izlenmektedir. Bu histopatolojik görünüm, MSMS plak gelişimindeki hangi evreyi en iyi tanımlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif plak

Cevap

Yoğun lipid yüklü makrofaj infiltrasyonu ve aksonların korunmasıyla karakterize olan evre aktif plaktır.
Aktif plaklar, taze miyelin yıkım ürünlerini içeren lipid yüklü makrofajların (Gitter hücreleri) yoğun infiltrasyonu ile karakterizedir. Bu evrede lenfosit ve monositlerden oluşan perivasküler manşetlenme belirgindir ve miyelin kaybına rağmen aksonlar göreceli olarak korunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların analiz edilmesi
Yoğun lipid yüklü makrofajlar (Gitter hücreleri), aktif bir miyelin yıkım sürecinin (demiyelinizasyon) devam ettiğini gösterir.
Miyelin yıkım ürünlerini fagosite eden makrofajlar aktif plakların en karakteristik bulgusudur.
2
İnflamasyon ve aksonal durumun değerlendirilmesi
Perivasküler lenfositik manşetlenme inflamasyonun devam ettiğini, aksonların korunması ise sürecin primer bir demiyelinizan hastalık (MSMS gibi) olduğunu destekler.
Primer demiyelinizan hastalıklarda, infarkt gibi iskemik süreçlerin aksine aksonlar başlangıçta korunur.

Anahtar Kavram

Multiple Sklerozda Plak Morfolojisi ve Evrelemesi
Soru 11Soru

Santral sinir sisteminde (SSSSSS) likefaksiyon nekrozu ile sonuçlanan bir iskemik hasar sonrası, organizasyon ve onarım sürecinde lezyonun çevresinde görülen; geniş, parlak eozinofilik sitoplazma ve eksantrik yerleşimli nükleus ile karakterize 'gemistositik' görünümlü hücreler aşağıdakilerden hangisinden köken alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astrosit

Cevap

Gemistositik görünümlü hücreler astrosit kökenlidir.
Doğru cevap olan astrositler, santral sinir sistemi parankimindeki hasara yanıtta temel onarım hücresidir. Hasar sonrası bu hücreler hem sayıca artar (hiperplazi) hem de boyut olarak büyürler (hipertrofi). Hipertrofiye uğramış, geniş parlak pembe sitoplazmalı ve nükleusu periferik yerleşimli bu reaktif hücrelere 'gemistositik astrosit' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hasar tipini ve bölgesini belirle
SSS parankiminde likefaksiyon nekrozu sonrası onarım süreci (gliozis) başlamıştır.
SSS'deki parankimal hasarlar diğer organlardaki gibi fibrozis ile değil, gliozis ile onarılır.
2
Reaktif hücre morfolojisini analiz et
Geniş eozinofilik sitoplazma ve kenara itilmiş nükleus, 'gemistositik' astrositlerin tipik özelliğidir.
Astrositler hasar sonrası hipertrofiye uğrayarak sitoplazmalarındaki ara filaman (GFAP) miktarını artırırlar.

Anahtar Kavram

Gliozis ve Gemistositik Astrositler

Daha Fazla Pratik

Gliozis alanında artış gösteren spesifik ara filaman olan GFAP (Glial Fibriller Asidik Protein) ekspresyonunu gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 12Soru

Santral sinir sisteminin (SSSSSS) parankimal hasara verdiği yanıt ve doku onarım mekanizmaları, diğer vücut dokularından belirgin farklılıklar gösterir. Bu süreçte rol oynayan hücresel komponentler ve bu komponentlerin rejeneratif kapasiteleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi beklenen bir histopatolojik veya biyolojik bulgu değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Destrüksiyona uğrayan ependim tabakasının, sağlam kalan ependim hücrelerinin hızlı proliferasyonu ve migrasyonu ile orijinal epitelyal bütünlüğünü tam olarak restore etmesi

Cevap

Ependim tabakasının proliferasyon ve migrasyon ile orijinal yapısını tam olarak restore etmesi beklenen bir bulgu değildir; çünkü bu hücrelerin rejenerasyon yeteneği düşüktür.
Santral sinir sisteminde ependim hücreleri hasar gördüğünde proliferasyon yetenekleri çok düşüktür. Bu alanlar rejenerasyonla değil, subependimal yerleşimli astrositlerin çoğalmasıyla onarılır. Bu duruma makroskobik olarak 'granüler epandimit' adı verilir. Dolayısıyla orijinal epitelyal bütünlüğün restore edilmesi beklenen bir durum değildir.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'deki hücrelerin (nöron, astrosit, mikroglia, ependim) rejeneratif potansiyellerini karşılaştır.
Nöronlar ve ependim hücrelerinin rejenerasyon kapasitesinin yok denecek kadar az olduğu belirlenir.
Soruda 'beklenmeyen' durumu bulmak için her hücrenin kapasitesini bilmek gerekir.
2
Ependim hasarına verilen gerçek yanıtı analiz et.
Ependimal kayıpların subependimal astrosit proliferasyonu ile kapatıldığı (granüler epandimit) saptanır.
Ependimin proliferatif bir tabaka olmadığını doğrulamak için gereklidir.
3
Diğer hücrelerin (astrosit, mikroglia, oligodendrosit) rollerini test et.
Gemistositik astrositlerin hipertrofiyi, gitter hücrelerinin fagositozu, oligodendrositlerin ise rejenerasyon inhibisyonunu temsil ettiği onaylanır.
Çeldiricilerin doğruluğunu teyit ederek kesin sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Santral sinir sisteminde doku bütünlüğü bozulduğunda onarım 'gliozis' ile yapılır; ependim hücreleri gibi özelleşmiş hücreler bölünüp kaybolan dokuyu orijinal haliyle restore edemezler.

Daha Fazla Pratik

Gemistositik astrositlerin morfolojik özellikleri ile Rosenthal liflerinin hangi patolojilerde görüldüğünü karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 13Soru

5454 yaşında kadın hasta, son 22 yıldır giderek belirginleşen kişilik değişiklikleri, sosyal uygunsuzluklar, empati kaybı ve konuşma bozukluğu şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Yapılan fizik muayenede frontal salınım bulguları saptanmıştır. Kranial MRG incelemesinde frontal ve temporal loblarda belirgin, "bıçak sırtı" görünümü veren girus atrofisi izlenmiştir. Mikroskobik incelemede, etkilenen bölgelerdeki nöronların sitoplazmasında çekirdeği belirgin şekilde kenara iten, gümüşleme (Bielschowsky) ile boyanan, yuvarlak ve keskin sınırlı inklüzyonlar gözlenmiştir. Bu hastadaki klinik ve patolojik bulgular dikkate alındığında, nöronal inklüzyonların moleküler yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnklüzyonlar baskın olarak 33 adet mikrotübül bağlayıcı bölge içeren (3R3R) tau izoformlarından oluşur.

Cevap

İnklüzyonlar baskın olarak 33 adet mikrotübül bağlayıcı bölge içeren (3R3R) tau izoformlarından oluşur.
Vakada tarif edilen gümüşleme pozitif, sitoplazmik küresel inklüzyonlar Pick cisimcikleridir. Pick hastalığı, tau proteininin sadece 3-repeat (3R3R) izoformlarının birikmesiyle karakterize bir tauopatidir. Alzheimer hastalığında hem 3R3R hem 4R4R tau birikirken, PSP ve Kortikobazal Dejenerasyonda sadece 4R4R tau birikir. Bu moleküler ayrım, üst düzey bir patolojik bilgidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Kişilik değişikliği, sosyal uygunsuzluk ve afazi gibi bulgular frontotemporal lobar dejenerasyonu (FTLD) düşündürür.
FTLD, özellikle frontal ve temporal lobları tutarak davranışsal ve dil yetisi bozukluklarına yol açar.
2
Görüntüleme ve histopatolojik bulguları değerlendir.
Bıçak sırtı atrofi ve gümüşleme ile boyanan, çekirdeği iten yuvarlak inklüzyonlar (Pick cisimcikleri) Pick hastalığına özgüdür.
Pick hastalığı, FTLD-Tau grubunun klasik bir örneğidir ve bu morfolojik bulgular tanı koydurucudur.
3
Moleküler biyokimyasal ayrımı yap.
Pick cisimcikleri baskın olarak 3R3R tau izoformu içerir.
Tauopatiler arasında 3R3R (Pick) ve 4R4R (PSP, CBD) ayrımı, moleküler düzeyde en ayırt edici özelliktir.

Anahtar Kavram

Pick hastalığında (FTLD-Tau) biriken tau proteinleri baskın olarak 3-repeat (3R) izoformlarından oluşur.

Daha Fazla Pratik

Alzheimer, PSP ve Pick hastalıkları arasındaki tau izoform (3R vs 4R) farklılıklarını tablo halinde çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Kuduz (rabiesrabies) şüpheli bir ısırılma öyküsü sonrası gelişen fatal ensefalit tablosunda; otopsi incelemesinde hipokampustaki piramidal nöronların veya serebellumdaki Purkinje hücrelerinin sitoplazmasında saptanan, patognomonik eozinofilik inklüzyon cisimciği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negri cisimciği

Cevap

Kuduz enfeksiyonuna özgü olan ve nöron sitoplazmasında yerleşen eozinofilik inklüzyon cisimciği Negri cisimciğidir.
Kuduz enfeksiyonunda, virüs partiküllerinin nöronlar içinde birikmesiyle oluşan yuvarlak, eozinofilik ve sitoplazmik inklüzyonlara Negri cisimciği denir. Bu yapılar özellikle hipokampus piramidal hücrelerinde ve serebellumdaki Purkinje hücrelerinde en belirgin şekilde izlenir ve hastalık için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Kuduz şüpheli ısırılma ve fatal ensefalit kuduz virüsünü (RhabdovirusRhabdovirus) düşündürür.
Anamnez ve klinik seyir spesifik bir viral ajana yönlendirir.
2
Morfolojik bulguyu tanımla.
Hipokampus ve serebellumda sitoplazmik eozinofilik inklüzyon saptanmıştır.
Kuduz virüsünün santral sinir sistemindeki en tipik patolojik bulgusu budur.
3
İsimlendirmeyi yap.
Bu yapı Negri cisimciğidir.
Negri cisimcikleri kuduz için patognomonik kabul edilen morfolojik yapılardır.

Anahtar Kavram

Kuduz enfeksiyonunda görülen patognomonik morfolojik bulgu sitoplazmik Negri cisimciğidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

7272 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan unutkanlık, canlı görsel hallüsinasyonlar ve hareketlerde yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Nörolojik muayenesinde hafif rijidite ve kognitif dalgalanmalar saptanan hastanın beyin biyopsisinde kortikal nöronlar içerisinde eozinofilik sitoplazmik inklüzyonlar izlenmektedir. Bu inklüzyonların yapısında bulunan temel protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa-sinüklein

Cevap

Lewy cisimcikli demansta biriken temel protein olan Alfa-sinüklein
Vakada tanımlanan progresif demans, canlı görsel hallüsinasyonlar ve Parkinsonizm triadına sahip olan hastalık Lewy Cisimcikli Demans'tır. Bu hastalığın patognomonik bulgusu olan nöron içi eozinofilik inklüzyonlar (Lewy cisimcikleri) temel olarak alfa-sinüklein proteininden oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Demans, görsel hallüsinasyonlar ve Parkinsonizm bulguları (rijidite, bradikinezi) 'Lewy Cisimcikli Demans' tanısını düşündürür.
Bu klinik triad Lewy cisimcikli demans için tipiktir.
2
Patolojik bulguyu tanımla
Kortikal nöronlardaki eozinofilik sitoplazmik inklüzyonlar 'Lewy cisimcikleri' olarak adlandırılır.
Hücre içi eozinofilik yuvarlak yapılar bu hastalık için karakteristiktir.
3
Proteini belirle
Lewy cisimciklerinin ana bileşeni alfa-sinükleindir.
Alfa-sinüklein katlanma bozukluğu sonucu bu inklüzyonlar oluşur.

Anahtar Kavram

Lewy cisimcikli demansta karakteristik protein birikimi alfa-sinükleindir.

Daha Fazla Pratik

Alzheimer hastalığında hücre dışında biriken plakların yapısını ve Parkinson hastalığındaki Lewy cisimciklerinin lokalizasyonunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 16Soru

Serebrovasküler bir olay sonrası oluşan serebral infarkt alanında, hasardan yaklaşık 121-2 hafta sonra bölgenin çevresinde saptanan, bol eozinofilik sitoplazmalı ve ekzantrik nükleuslu reaktif hücreler aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gemistositik astrositler

Cevap

Gemistositik astrositler
Gemistositik astrositler, merkezi sinir sisteminde doku hasarı (infarkt, travma vb.) sonrası gelişen reaktif gliozis sürecinin karakteristik hücreleridir. Hasardan yaklaşık 121-2 hafta sonra belirginleşirler. Bu hücreler, artmış glial fibriler asidik protein (GFAP) içeriği nedeniyle genişlemiş, eozinofilik sitoplazmaya ve kenara itilmiş (ekzantrik) bir çekirdeğe sahiptirler. Bu süreç beyindeki likefaksiyon nekrozu sonrası gelişen onarımı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
SSS hasarı sonrası gelişen doku yanıtının zamanlamasını analiz et.
Hasardan 121-2 hafta sonra akut evre (likefaksiyon nekrozu ve nötrofil/makrofaj infiltrasyonu) tamamlanmakta ve reaktif onarım (gliozis) evresi başlamaktadır.
Gliozis, merkezi sinir sisteminin hasara karşı verdiği temel onarım ve skar oluşturma yanıtıdır.
2
Tanımlanan morfolojik özellikleri (bol eozinofilik sitoplazma, ekzantrik nükleus) reaktif hücre tipleriyle eşleştir.
Bu özellikler 'Gemistositik astrosit' olarak adlandırılan reaktif astrosit tipine özgüdür.
Astrositler reaktif olduklarında içerdikleri ara filamanların (GFAP) artışı nedeniyle sitoplazmaları genişler ve eozinofilik bir görünüm kazanır.

Anahtar Kavram

Santral sinir sisteminde (SSS) hasara karşı gelişen onarım yanıtı olan 'Reaktif Gliozis' ve bu süreçte ortaya çıkan 'Gemistositik Astrosit' morfolojisi.

Daha Fazla Pratik

İskemik hasarın zaman çizelgesini (ilk 12 saat, 24-72 saat, 1-2 hafta ve aylar sonrası) kapsayan mikroskobik değişiklikleri tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 17Soru

60 yaşında hipertansif bir erkek hasta, sağ bazal ganglia bölgesindeki masif intraserebral kanama nedeniyle yoğun bakıma yatırılıyor. Başlangıçta stuporöz olan hastanın pupilleri bilateral 2 mm2 \text{ mm} ve ışığa orta derecede reaktif olarak saptanıyor. Takibinin 4. saatinde derin komaya giren hastada pupillerin bilateral 5 mm5 \text{ mm} ve ışığa fiks (hareketsiz) hale geldiği, ekstremitelerde deserebre postürü geliştiği gözleniyor. Bu hastadaki nörolojik kötüleşme ve pupiller bulguların progresyonundan sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral (desendan) herniasyona bağlı diensefalik evreden orta beyin evresine geçiş

Cevap

Santral (desendan) transtentoryal herniasyonun diensefalik evresinden orta beyin evresine ilerlemesi sonucu görülen rostrokaudal progresyon.
Klinik tabloda sunulan simetrik pupil değişikliği (bilateral küçük reaktiften bilateral orta boy fikse geçiş) ve deserebre postürü, santral (desendan) transtentoryal herniasyonun tipik rostrokaudal (yukarıdan aşağıya) ilerleyişini yansıtmaktadır. Diensefalik aşamada sempatik liflerin kaybı nedeniyle pupiller küçülür ancak reaktivite korunur. Süreç orta beyine ilerlediğinde parasempatik çekirdeklerin de kaybıyla pupiller orta hatta sabitlenir ve ışık yanıtı kaybolur.

Adım Adım Çözüm

1
Pupillerin başlangıç durumunun analizi
Bilateral küçük (2 mm2 \text{ mm}) ama reaktif pupiller, sempatik yolların bozulduğunu ancak parasempatik sistemin (Edinger-Westphal) henüz korunduğunu gösterir (Diensefalik evre).
Santral herniasyonun ilk aşaması olan diensefalik tutulumda beyin sapı simetrik etkilenir.
2
Kötüleşme sonrası pupil değişikliğinin değerlendirilmesi
Pupillerin bilateral orta boy (5 mm5 \text{ mm}) ve fiks (ışığa yanıtsız) hale gelmesi, parasempatik merkezlerin de (orta beyin) hasar gördüğünü kanıtlar.
Orta beyin seviyesindeki hasar hem sempatik hem de parasempatik pupil kontrolünü ortadan kaldırır.
3
Motor bulgu ve progresyonun birleştirilmesi
Deserebre postürü (ekstansör yanıt), lezyonun orta beyin veya üst pons seviyesine indiğini gösteren tipik bir rostrokaudal ilerleme bulgusudur.
Santral herniasyonun karakteristiği, bulguların anatomik olarak yukarıdan aşağıya doğru sırayla gelişmesidir.

Anahtar Kavram

Santral (Desendan) Transtentoryal Herniasyonda Rostrokaudal Klinik Progresyon

Daha Fazla Pratik

Santral herniasyonun pontin ve medüller evrelerindeki solunum paternleri (Cheyne-Stokes vs. Santral nörojenik hiperventilasyon) ile pupil bulgularını karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Fizik muayenesinde siklopi, hipotelorizm ve orta hat yarık dudak-damak saptanan bir yenidoğanda yapılan kraniyal MRG'de; telensefalonun iki hemisfer şeklinde ayrılmadığı ve orta hatta tek bir ventriküler boşluk (monoventrikül) olduğu izlenmiştir. Bu bebekte izlenen santral sinir sistemi malformasyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Holoprosensefali

Cevap

Holoprosensefali
Holoprosensefali, embriyonal dönemde prosensefalonun sagittal düzlemde iki ayrı hemisfere bölünememesi sonucu ortaya çıkar. Bu durum, monoventrikül (tek ortak ventrikül), füze talamuslar ve orta hat koku sinirleri (arinensefali) eksikliği gibi morfolojik özelliklerle karakterizedir. Klinik olarak siklopi (tek göz) ve yarık damak-dudak gibi ciddi orta hat yüz anomalileri bu tabloya sıklıkla eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Siklopi, hipotelorizm ve orta hat yarık dudak-damak gibi bulgular, ön beyin gelişimi ve orta hat yapılarıyla ilgili bir defekti işaret eder.
Yüzün orta hat yapıları ile prosensefalon gelişimi embriyolojik olarak yakından ilişkilidir.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
Hemisferlerin ayrılmaması ve tek bir ventrikül (monoventrikül) varlığı, prosensefalonun telensefalik veziküllere bölünemediğini gösterir.
Bu morfolojik görünüm holoprosensefali için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Holoprosensefali, prosensefalonun gelişimsel olarak iki hemisfere ayrılamaması durumudur ve sıklıkla Trisomi 1313 (Patau Sendromu) ve Sonic Hedgehog (SHH) sinyal yolağı mutasyonları ile ilişkilidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru

Serebral hemisferlerde yer kaplayan kitlelerin etkisiyle singulat girusun falks serebri altından karşı tarafa doğru yer değiştirmesiyle karakterize herniasyon tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subfalsin herniasyon

Cevap

Singulat girusun falks serebri altından geçerek karşı tarafa itilmesi subfalsin herniasyon olarak adlandırılır.
Subfalsin herniasyon, supratentorial kitle etkisiyle singulat girusun falks serebrinin serbest kenarının altından karşı tarafa itilmesi durumudur. Bu herniasyon tipi klinik olarak anterior serebral arter (ACA) dallarının basılmasına ve ilgili alanda enfarkta neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Singulat girusun anatomik komşuluğunu değerlendir.
Singulat girus, falks serebrinin hemen altında yer alan medial bir yapıdır.
Herniasyon tipleri, yer değiştiren dokunun geçtiği anatomik sınıra göre isimlendirilir.
2
Belirtilen yer değiştirme yönünü ve engelini herniasyon tipleriyle eşleştir.
Falks altından (sub-falcine) geçiş, subfalsin herniasyona karşılık gelir.
Doğru terminoloji, herniasyonun gerçekleştiği anatomik boşluğu tanımlamalıdır.

Anahtar Kavram

Subfalsin (singulat) herniasyon, singulat girusun falks serebri altından karşı tarafa itilmesidir ve sıklıkla anterior serebral arter (ACA) basısına yol açar.

İpuçları

1
Herniasyon ismi, geçilen anatomik bariyerden (falks) türetilmiştir.
2
Singulat girusun falks altından geçişini tanımlayan Latince kökenli kelimeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Subfalsin herniasyonun en önemli vasküler komplikasyonu olan anterior serebral arter (ACA) enfarktını gözden geçirin.
Tahmini Süre:30s
Soru 20Soru

Santral sinir sisteminde (SSS) geri dönüşümsüz parankimal hasar sonrası izlenen onarım süreci, konnektif doku organlarındaki skar oluşumundan farklı olarak fibroblastik proliferasyondan ziyade reaktif gliozis ile karakterizedir. Bu sürecin intermediate (ara) evresinde görülen ve reaktif değişimlerin tipik bir göstergesi olan gemistositik astrositler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bol eozinofilik ve homojen sitoplazma, ekzantrik yerleşimli nükleus ve sitoplazmik uzantılarda yoğun GFAP ekspresyonu ile karakterize hipertrofik hücrelerdir.

Cevap

Gemistositik astrositler; belirgin eozinofilik sitoplazma, perifere itilmiş nükleus ve artmış GFAP (Glial Fibriller Asidik Protein) sentezi ile karakterize reaktif hipertrofik astrositlerdir.
Gemistositik astrositler, SSS hasarına yanıtta astrositlerin reaktif hipertrofiye uğradığı evreyi temsil eder. Bu evrede hücre gövdesi şişer, sitoplazma yoğun GFAP birikimi nedeniyle parlak eozinofilik ve homojen bir görünüm alır, nükleus ise genişleyen sitoplazma nedeniyle hücre kenarına (ekzantrik) itilir.

Adım Adım Çözüm

1
SSS hasar yanıtının (gliozis) temel hücresini belirle.
Astrositler.
SSS'de kollajen sentezleyen fibroblastlar parankimde bulunmadığı için onarımı astrositler üstlenir.
2
Astrositlerin reaktif değişim evrelerini analiz et.
Hipertrofi (Gemistositik faz) → Hiperplazi → Fibriller astrosit (Skar).
Hücreler önce şişer (gemistosit), sonra sayıca artar ve en sonunda ince uzantılı kalıcı skarı oluşturur.
3
Gemistositik morfolojiyi tanımlayan spesifik histolojik özellikleri eşleştir.
Pembe sitoplazma, ekzantrik nükleus, GFAP pozitifliği.
Hücre içi ara filaman (GFAP) artışı sitoplazmanın genişlemesine ve eozinofilik görünmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Gliozis ve Gemistositik Astrositler

Daha Fazla Pratik

Gemistositik astrositlerin daha sonra oluşturduğu asellüler görünümlü fibriller glial skarı ve bu süreçte kollajen sentezinin (fibroplazi) neden sadece meninkslere yakın bölgelerde görüldüğünü inceleyin.
Tahmini Süre:1m 40s
Sayfa 1 / 17Sonraki
Sinir Sistemi Patolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin