Sinir Sistemi Patolojisi

324 soru

Soru 201Soru

Makroskobik olarak girus ve sulkusların gelişmediği, beynin dış yüzeyinin tamamen düz bir görünüm aldığı ve mikroskobik incelemede temelinde nöronal migrasyon kusurunun saptandığı konjenital malformasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lissensefali

Cevap

Lissensefali
Lissensefali, nöronal migrasyon kusuru nedeniyle beyin yüzeyinin girus ve sulkuslardan yoksun kalarak pürüzsüz (düz) görünmesi durumudur. Mikroskobik olarak korteks normaldeki 66 katmanlı yapısını kaybeder ve genellikle 44 katmanlı, kalın bir yapı gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlanan 'düz beyin' morfolojisini değerlendir.
Girus ve sulkusların yokluğu (ajiri) saptandı.
Lissensefali terimi Latincede 'düz beyin' anlamına gelir ve en tipik makroskobik bulgusudur.
2
Altta yatan mikroskobik süreci analiz et.
Nöronal migrasyon kusuru olduğu belirlendi.
Gelişimin 1212-1616. haftaları arasında nöronların ventriküler bölgeden kortekse göç edememesi bu tabloya yol açar.

Anahtar Kavram

Lissensefali, nöronal migrasyonun duraklaması sonucu girusların gelişmediği (ajiri) veya çok az geliştiği (pakigiri) bir malformasyondur.
Tahmini Süre:45s
Soru 202Soru

Serebellar vermis agenezisi veya hipoplazisi, 44. ventrikülün kistik dilatasyonu ve posterior fossanın (arka çukur) genişlemesi ile karakterize olan konjenital malformasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dandy-Walker malformasyonu

Cevap

Dandy-Walker malformasyonu
Dandy-Walker malformasyonu; serebellar vermisin agenezisi veya belirgin hipoplazisi, dördüncü ventrikülün kistik bir yapı şeklinde genişlemesi ve posterior fossanın büyümesi ile karakterize olan bir arka çukur anomalisidir. Bu triad, bu malformasyonun en tipik morfolojik görünümünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen anatomik triadın (vermis agenezisi, 44. ventrikül kisti, genişlemiş posterior fossa) hangi malformasyona özgü olduğunu belirlemek.
Bu bulgular klasik Dandy-Walker malformasyonunu tanımlar.
Dandy-Walker malformasyonu, posterior fossa yapılarının gelişimsel bir bozukluğudur.
2
Diğer arka çukur malformasyonları (özellikle Chiari) ile ayırıcı tanıyı yapmak.
Chiari malformasyonlarında vermis agenezisi değil, vermis veya tonsil herniasyonu (yer değiştirmesi) ön plandadır.
Morfolojik özelliklerin doğru eşleştirilmesi konjenital anomalilerin tanısında kritiktir.

Anahtar Kavram

Dandy-Walker malformasyonu, serebellar vermis agenezisi ve 44. ventrikülün kistik genişlemesi ile karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 203Soru

7878 yaşında, hafif demansı olan bir hasta, üç hafta önce banyoda düşme hikayesi sonrası progresif baş ağrısı ve kişilik değişikliği şikayetleriyle getirilmiştir. Bilgisayarlı tomografide (BTBT) sol hemisfer üzerinde dural sınırları aşmayan, kresentik (ay çöreği) şeklinde, heterojen dansitede sıvı koleksiyonu ve bu koleksiyon içinde septasyonlar izlenmektedir. Bu hastadaki patolojik sürecin kronikleşmesinden ve hematomun tekrar kanayarak büyümesinden sorumlu olan temel morfolojik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülasyon dokusundan zengin neomembran oluşumu ve mikrokanamalar

Cevap

Kronik subdural hematomun genişlemesinden ve kronikleşmesinden granülasyon dokusundan zengin neomembran oluşumu ve bu damarlardan sızan mikrokanamalar sorumludur.
Kronik subdural hematomda (KSDH), travmadan yaklaşık 1-2 hafta sonra dural yüzeyden başlayarak hematomu çevreleyen ve septasyonlar oluşturan granülasyon dokusu gelişir. Bu dokuya 'neomembran' denir. Neomembranlar çok sayıda ince duvarlı, frajil (kırılgan) kapiller damar içerir. Bu damarlardan meydana gelen tekrarlayan mikrokanamalar, pıhtının büyümesine ve semptomların progresifleşmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz etme
78 yaşındaki hastada travmadan 3 hafta sonra gelişen kresentik görünüm 'Kronik Subdural Hematom' (KSDH) tanısını koydurur.
Yaşlılarda köprü venleri beyin atrofisi nedeniyle gergindir ve hafif travmalarla bile yırtılarak subdural sahaya yavaş kanama yapabilir.
2
KSDH'nin zaman içindeki değişimini değerlendirme
İlk haftadan sonra dural yüzeyden hematom içine doğru vaskülarize granülasyon dokusu (neomembran) göç eder.
Vücudun pıhtıyı organize etme çabası, zengin kapiller içeren neomembranların oluşmasına yol açar.
3
Hematomun neden büyüdüğünü belirleme
Neomembranlardaki ince duvarlı kapillerler sızıntı yapmaya ve mikrokanamalara neden olur.
Bu tekrarlayan kanamalar, hematomun lizis olup emilmesi yerine büyümesine ve kronik bir süreç almasına neden olan temel patofizyolojik mekanizmadır.

Anahtar Kavram

Kronik Subdural Hematom ve Neomembranlar

Daha Fazla Pratik

Akut subdural hematomun kronik faza geçişindeki zamansal histopatolojik değişiklikleri (fibroblast göçü, hyalinizasyon) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 204Soru

Bir otomobil kazası sonrası acil servise derin koma tablosuyla getirilen 2525 yaşındaki hastanın kafa bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) cerrahi girişim gerektiren bir hematom saptanmamış, ancak korpus kallozumda küçük kanama odakları izlenmiştir. Klinik tablosunun ciddiyeti ile radyolojik bulguları arasındaki bu uyumsuzluk nedeniyle "diffüz aksonal hasar" (DAHDAH) tanısı düşünülen ve travmadan 44 saat sonra hayatını kaybeden bu hastada, hasarlı aksonları saptamak için kullanılabilecek en duyarlı (sensitifsensitif) mikroskobik yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β\beta-Amiloid öncül (prekürsör) protein (β\beta-APP) immünhistokimyası

Cevap

Hasarlı aksonları en erken ve duyarlı şekilde saptamak için β\beta-Amiloid öncül protein (β\beta-APP) immünhistokimyası kullanılmalıdır.
Diffüz aksonal hasar (DAH), beyinde rotasyonel ve makaslama kuvvetlerinin etkisiyle aksonların gerilmesi ve kopmasıyla karakterizedir. Bu süreçte aksonal transport bozulur ve transport edilen proteinler (özellikle β\beta-APP) hasar bölgesinde birikmeye başlar. Bu birikim, travmadan sonraki ilk 232-3 saat gibi çok erken bir dönemde immünhistokimyasal yöntemlerle gösterilebilir, bu da onu en duyarlı ve erken tanı yöntemi yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
GKS'nin düşük olması ancak BT'de kitle etkisi yapan büyük bir kanama olmaması, korpus kallozumdaki peteşilerle birlikte Diffüz Aksonal Hasar'ı (DAH) işaret eder.
DAH, genellikle yüksek hızlı akselerasyon/deselerasyon ve rotasyonel kuvvetlerin (makaslama) etkisiyle oluşur.
2
Hasarın mikroskobik zamanlamasını değerlendir.
Hastanın travmadan 44 saat sonra ölmüş olması, klasik boyama yöntemlerinin (H&E) yetersiz kalacağını gösterir.
Işık mikroskobunda (H&E) aksonal sferoidlerin görülmesi için en az 122412-24 saatlik bir süre gereklidir.
3
En duyarlı tanısal yöntemi belirle.
Aksonal transportun bozulması nedeniyle biriken proteinleri saptayan immünhistokimyasal yöntemleri hatırla.
β\beta-APP ve sinüklein gibi proteinlerin birikimi, travmadan 232-3 saat sonra immünhistokimya ile gösterilebilir.

Anahtar Kavram

Diffüz Aksonal Hasar (DAH) tanısında en duyarlı ve erken dönem (ilk birkaç saat) mikroskobik bulgu, aksonal transportun bozulması sonucu oluşan β\beta-Amiloid öncül protein (β\beta-APP) birikimidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 205Soru

7070 yaşında bir hastada yapılan otopside; serebral girusların düzleşmiş, sulkusların ise daralmış olduğu saptanmıştır. Ayrıca sağ unkusun tentoryal kenarda belirgin bir çentiği olduğu ve sağ oksipital lobun medial yüzeyinde yumuşak kıvamlı, hemorajik bir alan bulunduğu görülmüştür.

Bu bulgular ışığında, hastada saptanan oksipital lob lezyonunun en olası patogenetik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Posterior serebral arterin tentoryal kenarda kompresyona uğraması

Cevap

Oksipital lob medial yüzeyindeki hemorajik enfarktın nedeni, unkal herniasyon sırasında posterior serebral arterin tentoryal kenarda sıkışmasıdır.
Kafa içi basınç artışına bağlı gelişen unkal herniasyonda, temporal lobun unkus kısmı tentoryal açıklıktan aşağı doğru itilir. Bu esnada aynı bölgeden geçen posterior serebral arter (PSA), tentoryal serbest kenar ile herniye olan beyin dokusu arasında sıkışır. Bu vasküler kompresyon sonucunda PSA sulama alanı olan oksipital lobun medial yüzeyinde (primer görsel korteks) iskemik ve genellikle hemorajik karakterde enfarkt gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Otopsi bulgularını analiz et.
Girusların düzleşmesi ve sulkusların daralması yaygın beyin ödemi ve kafa içi basınç artışını (KİBA) işaret eder.
KİBA'nın en temel makroskobik bulgularını tanımlamak için.
2
Herniasyon tipini belirle.
Sağ unkustaki tentoryal çentik bulgusu, hastada bir unkal (transtentoryal) herniasyon gerçekleştiğini kanıtlar.
Spesifik herniasyon tipini anatomik kanıtlara dayanarak seçmek için.
3
Vasküler komplikasyonu ilişkilendir.
Unkal herniasyon sırasında unkusun hemen yanından geçen posterior serebral arter (PSA), tentoryal kenar ile doku arasında sıkışır.
Herniasyon tipi ile hedef organ (oksipital lob) arasındaki vasküler bağlantıyı kurmak için.
4
Lezyon morfolojisini açıkla.
Arteriyel bası kalktığında veya parsiyel olduğunda gelişen enfarkt genellikle hemorajik karakterdedir.
Otopsideki hemorajik alanın patofizyolojisini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Unkal herniasyonun posterior serebral arter basısına bağlı oksipital lob enfarktı komplikasyonu.

Daha Fazla Pratik

Unkal herniasyonda görülebilen Kernohan çentiği (Kernohan notch) mekanizmasını ve klinik sonucunu (ipsilateral hemiparez) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 206Soru

4242 yaşında erkek hasta, son iki yıldır tekrarlayan geçici iskemik ataklar ve ilerleyici kognitif fonksiyon kaybı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde hipertansiyon, diyabet veya hiperlipidemi gibi vasküler risk faktörleri saptanmıyor. Soygeçmişinde babasının 5252 yaşında inme sonrası kaybedildiği ve kız kardeşinde de benzer kognitif problemler olduğu öğreniliyor. Kraniyal MR incelemesinde bilateral periventriküler beyaz cevherde (özellikle temporal pollerde) yaygın lökoensefalopati ve bazal ganglionlarda multipl küçük laküner infarkt alanları izleniyor. Bu klinik ve radyolojik tabloya neden olan temel genetik mutasyon ve izlenen karakteristik morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NOTCH3NOTCH3 gen mutasyonu; küçük çaplı arterlerin düz kas hücrelerinde granüler ozmofilik materyal (GOMGOM) birikimi

Cevap

NOTCH3NOTCH3 gen mutasyonu ve düz kas hücrelerinde granüler ozmofilik materyal (GOMGOM) birikimi ile karakterize olan CADASIL tablosudur.
Verilen klinik tablo (genç yaşta inme + demans + aile öyküsü + temporal pol tutulumu) CADASIL için klasiktir. Bu hastalıkta NOTCH3NOTCH3 geni mutasyona uğrar ve küçük damarların tunika mediasındaki düz kas hücrelerinde granüler ozmofilik materyal (GOMGOM) birikimi izlenir. Bu süreç damar duvarının kalınlaşmasına ve lümenin daralarak subkortikal iskemik olaylara yol açmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Genç yaş, vasküler risk faktörü (hipertansiyon gibi) yokluğu, tekrarlayan inmeler, demans ve güçlü aile öyküsü saptandı.
Herediter bir serebrovasküler hastalık olasılığını değerlendirmek için.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Temporal polleri de içeren yaygın beyaz cevher hasarı (lökoensefalopati) ve laküner infarktlar görüldü.
Bu patern, özellikle temporal pol tutulumuyla birlikte CADASIL için tipiktir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Hipertansif arteriyoloskleroz ve amiloid anjiyopati elendi.
Hastada hipertansiyonun olmaması ve yaşın amiloid anjiyopati için genç olması nedeniyle.
4
Genetik ve moleküler temelin belirlenmesi
NOTCH3NOTCH3 reseptör mutasyonu ve düz kaslarda GOMGOM birikimi sonucuna varıldı.
CADASIL'in patognomonik özelliği budur.

Anahtar Kavram

CADASIL (CerebralCerebral AutosomalAutosomal DominantDominant ArteriopathyArteriopathy withwith SubcorticalSubcortical InfarctsInfarcts andand LeukoencephalopathyLeukoencephalopathy), serebrovasküler hastalıkların kalıtsal formlarından biridir ve NOTCH3NOTCH3 mutasyonu ile karakterizedir.

Alternatif Yöntem

Hastanın yaşının genç olması ve vasküler risk faktörü içermemesi, doğrudan herediter arteriyopatileri (CADASIL gibi) akla getirmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 207Soru

Yedi yaşında bir çocuk, geçirdiği döküntülü viral bir enfeksiyondan yaklaşık on gün sonra gelişen baş ağrısı, letarji ve hızla ilerleyen nörolojik defisitler nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Beyin biyopsisinde küçük venlerin çevresinde sınırlı, keskin sınırlı olmayan miyelin kaybı odağı ve bu damarların çevresinde yoğun lenfositik infiltrasyon (perivenüler kılıflanma) izleniyor. Bu klinik ve morfolojik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut dissemine ensefalomiyelit

Cevap

Akut dissemine ensefalomiyelit (ADEM)
Akut dissemine ensefalomiyelit (ADEM), genellikle viral bir enfeksiyonu takiben gelişen, bağışıklık sisteminin miyelin kılıfına karşı çapraz reaksiyon vermesiyle oluşan akut bir durumdur. Mikroskobik olarak küçük venlerin çevresinde miyelin kaybı ve lenfositik hücre birikimi (perivenüler manşetlenme) görülmesi bu hastalık için tipik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki tetikleyici faktörü belirle.
Viral enfeksiyon sonrası (post-enfeksiyöz) gelişen akut nörolojik tablo saptandı.
ADEM tipik olarak viral enfeksiyonlar veya aşılamadan 1-2 hafta sonra immün aracılı bir yanıt olarak ortaya çıkar.
2
Histopatolojik bulguyu analiz et.
Küçük venlerin çevresinde sınırlı (perivenüler) demiyelinizasyon ve lenfositik kılıflanma izlendi.
Bu bulgu ADEM'in patognomonik morfolojik özelliğidir; MS plaklarından farklı olarak demiyelinizasyon damar çevresiyle sınırlıdır.
3
Ayırıcı tanı yap ve en olası tanıyı seç.
ADEM tanısına ulaşıldı.
Monofazik seyir, çocuk yaş grubu ve karakteristik perivenüler tutulum ADEM'i diğer beyaz cevher hastalıklarından ayırır.

Anahtar Kavram

ADEM, post-enfeksiyöz süreçte gelişen ve morfolojik olarak perivenüler demiyelinizasyonla karakterize olan akut bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

Akut nekrotizan hemorajik ensefalomiyelit (ANHE) ile ADEM arasındaki farkları (fibrinoid nekroz ve kanama varlığı) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 208Soru

Prematüre bir bebekte görülen; supratentoryal periventriküler beyaz cevherde nekroz alanları, takiben kalsifikasyon ve makroskobik olarak tebeşirimsi sarı plaklar ile karakterize perinatal beyin hasarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periventriküler lökomalazi

Cevap

Prematüre bebeklerde periventriküler beyaz cevherde görülen kalsifiye nekroz odakları Periventriküler lökomalazi olarak adlandırılır.
Periventriküler lökomalazi, özellikle prematüre bebeklerde görülen, supratentoryal periventriküler beyaz cevherdeki iskemik enfarktlar sonucu oluşan nekroz odaklarıdır. Bu odaklar zamanla kalsifiye olarak makroskobik olarak tebeşirimsi sarı plaklar şeklinde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik profili değerlendirilir.
Hasta bir prematüre bebektir.
Perinatal hasarların tipi bebeğin maturasyon düzeyine (preterm vs. term) göre değişiklik gösterir.
2
Hasarın anatomik yerleşimi belirlenir.
Hasar supratentoryal periventriküler beyaz cevherdedir.
Bu bölge prematüre bebeklerde hipoksiye en duyarlı 'watershed' alanıdır.
3
Morfolojik özellikler analiz edilir.
Nekroz ve tebeşirimsi sarı kalsifikasyon plakları mevcuttur.
Bu bulgular periventriküler lökomalazi için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Periventriküler lökomalazi, prematüre bebeklerde görülen supratentoryal beyaz cevher nekrozudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 209Soru

4545 yaşında bir kadın hasta, son bir aydır giderek artan şiddetli baş ağrısı, sabahları olan fışkırır tarzda kusma ve dengesizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde bilateral papil ödemi ve ataksi saptanıyor. Hasta acil servis gözlem ünitesindeyken dışkılama sırasında ıkınmasını (Valsalva manevrası) takiben aniden solunum arresti gelişiyor ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamıyor. Bu hastada gelişen ani ölümün en olası patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebellar tonsillerin foramen magnumdan aşağı doğru yer değiştirerek medulla oblongata'yı sıkıştırması

Cevap

Ani ölümün en olası nedeni serebellar tonsillerin foramen magnumdan herniye olarak medulla oblongata'yı basılamasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, tonsiller herniasyonun mekanizmasını ve hayati önemini açıklamaktadır. Kafa içi basıncı artıran bir kitle varlığında (özellikle posterior fossada), beyincik tonsillerinin foramen magnumdan aşağı doğru itilmesi yaşamı destekleyen merkezlerin bulunduğu medulla oblongata'yı basılayarak ani solunum durmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Baş ağrısı, fışkırır tarzda kusma ve papil ödemi kafa içi basınç artışını (KİBA); ataksi ise posterior fossa (serebellum) yerleşimli bir kitleyi düşündürür.
Serebellum kitleleri tonsiller herniasyon için yüksek risk oluşturur.
2
Tetikleyici faktörün analizi
Ikınma (Valsalva manevrası) kafa içi basıncını ani olarak artırır.
KİBA olan hastalarda basınç artışı dokuların en az dirençli olduğu açıklıklara doğru kaymasına (herniasyon) neden olur.
3
Herniasyon tipinin belirlenmesi
Posterior fossadaki basınç artışı serebellar tonsilleri foramen magnuma doğru iter.
Bu tablo 'tonsiller herniasyon' olarak adlandırılır.
4
Ölüm mekanizmasının açıklanması
Medulla oblongata'daki solunum ve dolaşım merkezlerinin akut basısı.
Bu bası ani solunum durmasına (arrest) ve ölüme yol açar.

Anahtar Kavram

Tonsiller herniasyon, posterior fossa kitlelerinde kafa içi basınç artışının en tehlikeli sonucudur ve medulla oblongata basısı nedeniyle ani solunum durmasına yol açar.

Daha Fazla Pratik

Kafa içi basınç artışı olan bir hastada lomber ponksiyon (LP) yapılmasının neden kontrendike olduğunu tonsiller herniasyon mekanizması üzerinden düşününüz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 210Soru

5252 yaşında tip 11 diyabet öyküsü olan erkek hasta, kontrol altına alınamayan hiperglisemi ve ketoasidoz tablosuyla acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ orbital ödem, pitozis ve nazal mukozada siyah renkli nekrotik bir skar (eskar) izleniyor. Hastanın klinik durumu hızla kötüleşerek derin koma ve hemipleji gelişiyor. Yapılan beyin biyopsisinde saptanan patojenin en olası histopatolojik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş çaplı, septasız ve dik açıyla (9090^\circ) dallanma gösteren hifler

Cevap

Geniş çaplı, septasız ve dik açıyla (9090^\circ) dallanma gösteren hifler
Hastanın diyabetik ketoasidoz tablosunda olması ve nazal bölgede siyah nekrotik eskar varlığı, rinoserebral mukormikozis tanısı için tipiktir. Bu hastalığa neden olan mantarlar (Mucor, Rhizopus), histopatolojik olarak geniş çaplı, septasız hifler ve dik açıyla (9090^\circ) dallanma gösterirler. Damar duvarlarını infiltre ederek (anjioinvazyon) tromboza ve ardından doku nekrozuna yol açarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Diyabetik ketoasidoz (DKA) + orbital tutulum + nazal eskar = Rinoserebral Mukormikozis
Mucor ve Rhizopus türleri, özellikle asidoz varlığında hızla çoğalarak vasküler invazyon yapan fırsatçı mantarlardır.
2
Patojenin morfolojisini belirle
Geniş çaplı, septasız (pauciseptate) hifler ve dik açılı dallanma
Zygomycetes grubundaki mantarlar, Aspergillus'un aksine septa içermez ve dallanmaları dik açılıdır.
3
Patolojik mekanizmayı onayla
Anjioinvazyon, tromboz ve hemorajik enfarkt
Mantarlar damar duvarını infiltre ederek tıkanıklığa ve doku ölümüne (nekroz) neden olur, bu da nazal bölgedeki siyah eskarı açıklar.

Anahtar Kavram

Rinoserebral Mukormikozis Morfolojisi

İpuçları

1
Hastadaki kontrolsüz diyabet ve nazal siyah eskar varlığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Fırsatçı mantarların dallanma açılarını ve anjioinvazyon potansiyellerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 211Soru

6464 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır sık sık düşme ve geriye doğru sendeleme şikayetleriyle başvuruyor. Nörolojik muayenesinde supranükleer vertikal bakış felci ve belirgin aksiyel rijidite saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastanın nöropatolojik incelemesinde saptanması en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astrositlerde tau proteini içeren "tufted" (püsküllü) morfolojide inklüzyonlar

Cevap

Astrositlerde tau proteini içeren püsküllü (tufted) morfolojide inklüzyonların görülmesi
Hastada tarif edilen supranükleer vertikal bakış felci, aksiyel rijidite ve denge kaybı ile karakterize klinik tablo Progresif Supranükleer Palsi (PSP) ile uyumludur. PSP, nöronlarda ve glia hücrelerinde hiperfosforile tau proteininin (4R4R izoformu) birikmesiyle karakterize bir tauopatidir. Bu hastalıkta astrositlerde görülen püsküllü (tufted) inklüzyonlar patognomonik bir bulgu olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Supranükleer vertikal bakış felci, aksiyel rijidite ve erken dönemde tekrarlayan düşmeler Progresif Supranükleer Palsi (PSP) tanısını düşündürür.
PSP, atipik parkinsonizm tablolarından biridir ve vertikal bakış felci patognomonik bir bulgudur.
2
Hastalığın patofizyolojik grubunu belirle
PSP, bir tauopatidir (4R4R Tau birikimi ile karakterizedir).
Nörodejeneratif hastalıklar biriken spesifik proteinlere göre sınıflandırılır.
3
Karakteristik histopatolojik bulguyu eşleştir
PSP'de nöronlarda globos (yuvarlak) nörofibriler yumaklar ve astrositlerde "tufted" (püsküllü) astrositler görülür.
Püsküllü astrositler PSP için tanısal değeri en yüksek patolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

Progresif Supranükleer Palsi (PSP) patolojisi ve Tau protein birikimi

Daha Fazla Pratik

Diğer atipik parkinsonizm tablolarından olan Kortikobazal Dejenerasyon (CBD) ve Multipl Sistem Atrofisi (MSA) ayırıcı tanısını protein birikimleri üzerinden gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 212Soru

3030 yaşında bir hasta, geçirdiği trafik kazası sonrası gelişen yaygın beyin ödemi ve kafa içi basınç artışı (KİBAS) nedeniyle yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. İzleminde hastada her iki pupilde fiks orta derecede dilatasyon ve ağrılı uyarana deserebre postürü ile yanıt saptanıyor. Ayrıca hastada ani gelişen, saatte 500500 ml'yi aşan poliüri ve idrar dansitesinde belirgin düşüş (<1.005< 1.005) gözleniyor. Bu hastada hipotalamik-hipofizer aksın hasarına bağlı gelişen santral diyabetes insipidus tablosu, aşağıdaki herniasyon tiplerinden hangisi için en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sentral (transtentoryal) herniasyon

Cevap

Santral (transtentoryal) herniasyon, diensefalonun aşağı doğru yer değiştirmesi sonucu pitüiter sapın gerilmesine bağlı olarak diyabetes insipidusa yol açabilir.
Sentral (transtentoryal) herniasyon, her iki serebral hemisferin diensefalonu ve orta beyni tentoryal açıklıktan (incisura tentorii) aşağı doğru itmesiyle karakterize global bir süreçtir. Bu dikey yer değiştirme sırasında, hipotalamus ile hipofiz arasındaki bağlantıyı sağlayan infundibulumun (pitüiter sap) gerilmesi veya doğrudan hipotalamik çekirdeklerin iskemik hasarı sonucu ADH (antidiüretik hormon) salınımı bozulur ve santral diyabetes insipidus tablosu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Poliüri ve düşük idrar dansitesi, ADH eksikliğine bağlı santral diyabetes insipidusu (Dİ) işaret eder.
Dİ gelişimi için hipotalamusun ADH üreten çekirdeklerinin veya hipofiz sapının (infundibulum) hasar görmesi gerekir.
2
Herniasyon tiplerinin mekanik etkilerini karşılaştır.
Sentral herniasyonda beyin hemisferleri diensefalonu tentoryal açıklıktan aşağı doğru iter.
Bu dikey (vertikal) yer değiştirme, tabanda yer alan infundibulumun gerilmesine ve hipotalamik-nörohipofizer yolun kesintiye uğramasına en uygun mekanizmadır.
3
Diğer bulgularla korelasyon kur.
Deserebre postürü ve bilateral fiks pupiller, herniasyonun orta beyin düzeyine ulaştığını teyit eder.
Sentral herniasyonun ileri evrelerinde beyin sapı basısı derinleşerek kaudal yönde ilerler.

Anahtar Kavram

Sentral (transtentoryal) herniasyon, diensefalonun aşağı doğru yer değiştirmesi nedeniyle pitüiter sapın (infundibulum) gerilmesine ve buna bağlı olarak santral diyabetes insipidusa yol açabilen spesifik bir komplikasyona sahiptir.

Daha Fazla Pratik

Sentral herniasyonun bir diğer önemli bulgusu olan Duret kanamalarının vasküler mekanizmasını (baziller arter penetran dallarının gerilmesi) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 213Soru

2424 yaşında erkek hasta, emniyet kemeri takılı olmadan geçirdiği yüksek hızlı bir trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Gelişinde derin komada olan hastanın çekilen bilgisayarlı beyin tomografisinde (BT) yer kaplayıcı bir hematom veya belirgin orta hat shifti saptanmıyor; ancak korpus kallozum ve dorsolateral mezensefalonda milimetrik peteşiyal kanama odakları izleniyor. Hastanın klinik durumunun kazadan hemen sonra başladığı ve düzelmediği bilindiğine göre, bu tablonun patogenezinde rol oynayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rotasyonel akselerasyon sırasında oluşan makaslama kuvvetlerinin aksonları zedelemesi

Cevap

Yüksek hızlı travmalarda ani rotasyonel akselerasyonun neden olduğu makaslama kuvvetleri, aksonların fiziksel olarak zedelenmesine ve diffüz aksonal hasar tablosuna yol açar.
Klinik senaryoda tanımlanan yüksek hızlı trafik kazası ve travma anında gelişen derin koma tablosu, beraberinde BT'de kitle etkisi saptanmaması diffüz aksonal hasarı (DAI) işaret eder. DAI, beynin kafatası içinde ani dönme hareketi yapması sonucu aksonal liflerin gerilmesi ve kopması (makaslama kuvvetleri) ile meydana gelir. Korpus kallozum ve beyin sapındaki peteşiler bu hasarın tipik lokalizasyonlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve travma mekanizmasını değerlendir.
Yüksek hızlı kaza ve travma anında başlayan derin koma mevcut.
Bu durum, beyin sapı veya geniş aksonal ağların etkilendiği diffüz bir hasarı düşündürür.
2
Görüntüleme bulgularını (BT) analiz et.
Belirgin kitle etkisi yok, sadece derin beyaz cevher yapılarında peteşiler var.
Büyük hematomların (EDH/SDH) yokluğu, aksonal seviyedeki mikroskobik hasarı (DAI) destekler.
3
Patolojik bulguları mekanizma ile eşleştir.
Derin koma + minimal BT bulgusu + derin peteşiler = Diffüz Aksonal Hasar.
DAI'nın temel biyomekanik nedeni rotasyonel hızlanma ve makaslama (shearing) kuvvetleridir.

Anahtar Kavram

Diffüz Aksonal Hasar (DAI), travma anında gelişen koma ve BT'de kitle etkisi olmaksızın derin beyaz cevherde görülen peteşiyal kanamalarla karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 214Soru

5858 yaşında bir erkek hasta, son iki yıldır belirginleşen sosyal uyumsuzluk, empati kaybı, kişilik değişiklikleri ve hiperorality (aşırı yemek yeme isteği) şikayetleriyle ailesi tarafından getirilmiştir. Nörolojik muayenede frontal lob disfonksiyonu ile uyumlu bulgular saptanırken, motor güç kaybı veya tremor izlenmemiştir. Bu klinik tabloya sahip bir hastada gelişen nörodejeneratif süreçte, nöronal inklüzyonlarda saptanması en muhtemel temel protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TDP-43

Cevap

Davranış değişiklikleri ve frontal lob bulguları ile seyreden frontotemporal lobar dejeneresansta (FTLD) en sık saptanan protein TDP-43'tür.
Hastada tarif edilen davranışsal varyant frontotemporal demans tablosunda en sık biriken protein TDP-43'tür. Bu protein ayrıca ALS patogenezinde de önemli rol oynar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada kişilik değişikliği, sosyal uygunsuzluk ve hiperorality gibi frontal/temporal lob tutulumu bulguları mevcuttur. Bu tablo Frontotemporal Lobar Dejeneresans (FTLD) ile uyumludur.
Klinik belirtiler demans tipini belirlemek için ilk adımdır.
2
FTLD alt tiplerini değerlendir
FTLD; Tau pozitif (Pick hastalığı gibi) veya Tau negatif/TDP-43 pozitif (FTLD-TDP) olabilir.
Nörodejeneratif hastalıklar moleküler patolojilerine göre sınıflandırılır.
3
En sık görülen proteini belirle
FTLD spektrumunda en sık saptanan patolojik protein TDP-43 (TAR DNA-binding protein 43) molekülüdür.
Epidemiyolojik veriler TDP-43 birikiminin bu hastalık grubunda en yaygın proteinopat olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kavram

Frontotemporal Lobar Dejeneresans (FTLD) ve TDP-43 proteinopatisi
Soru 215Soru

1818 haftalık gebe bir kadında yapılan rutin kontrolde uterusun gebelik haftasına göre normalden daha büyük olduğu ve amniyotik sıvı miktarının belirgin arttığı (polihidramniyospolihidramniyos) saptanıyor. Yapılan detaylı ultrasonografide fetüste kafa kemiklerinin (kalvarya) ve serebral hemisferlerin tam olarak gelişmediği, beyin dokusunun dezorganize bir kitle şeklinde amniyotik sıvı ile temas halinde olduğu izleniyor. Bu fetüste saptanan malformasyonun patogenezinde aşağıdaki mekanizmalardan hangisi temel rol oynar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöral tüpün anterior (rostral) ucunun kapanmaması

Cevap

Fetüsteki anensefali tablosunun temel nedeni nöral tüpün anterior (rostral) ucunun (nöroporunun) gelişim sırasında kapanamamasıdır.
Vakadaki klinik ve radyolojik bulgular (kafa kemiklerinin yokluğu, dezorganize beyin dokusu ve polihidramniyos) anensefali ile uyumludur. Anensefali, nöral tüpün anterior (rostral) nöroporunun gelişimsel olarak kapanmaması sonucu ortaya çıkan en ağır nöral tüp defektidir. Bu durumda beyin dokusu dış ortamla temas eder ve 'area cerebrovasculosa' denilen vasküler sinir dokusu artığına dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Polihidramniyos ve kafa kemikleri ile serebral hemisferlerin yokluğu anensefali tanısını işaret eder.
Anensefalide yutma refleksinin gelişmemesi polihidramniyosa yol açan tipik bir bulgudur.
2
Tanının embriyolojik kökenini belirle.
Nöral tüp defektleri (NTD), nöral tüpün kapanma kusurlarıdır.
Serebral yapıların etkilenmesi anterior (üst) kısmın kapanmadığını gösterir.
3
Mekanizmayı seçeneklerle eşleştir.
Anterior nöropor kapanma kusuru (Anensefali).
Posterior nöropor kusuru spinal kord defektlerine (spina bifida) yol açar.

Anahtar Kavram

Nöral tüp defektlerinin (NTD) kranioserebral yerleşimi (Anensefali) anterior nöropor kapanma kusuruna bağlıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 216Soru

48 yaşında, kariyerinde çok sayıda maça çıkmış eski bir profesyonel boksör; son üç yıldır belirginleşen hafıza kayıpları, ani öfke patlamaları ve ağır depresyon şikayetleriyle getirilmiştir. Nöropsikolojik testlerinde kognitif yıkım saptanan hastanın beyin MR incelemesinde frontal ve temporal loblarda atrofi ile ventriküler dilatasyon izlenmiştir. Patolojik incelemelerde bu klinik tabloya sahip hastaların karakteristik olarak sulkusların derinliklerindeki nöronlarda ve perivasküler astrositlerde hiperfoforile 'tau proteini' içeren nörofibriler yumaklar biriktirdiği bilinmektedir. Tekrarlayan kafa travmalarına sekonder gelişen bu klinik ve patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik travmatik ensefalopati

Cevap

Kronik travmatik ensefalopati, tekrarlayan kafa travmaları öyküsü ve sulkus derinliklerinde perivasküler tau birikimi ile karakterize nörodejeneratif tablodur.
Kronik travmatik ensefalopati (KTE), boksörler ve diğer temas sporcuları gibi tekrarlayan kafa travmalarına maruz kalan bireylerde görülen, frontal ve temporal atrofi ile karakterize bir tablodur. Patolojik olarak sulkus derinliklerinde, nöronlarda ve astrositlerde hiperfosforile tau proteininin birikmesi KTE için tanısal bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü analiz et.
Hastanın eski bir boksör olması ve tekrarlayan kafa travmaları öyküsü (boksör ensefalopatisi şüphesi) saptandı.
Etiyolojiyi belirlemek tanının ilk adımıdır.
2
Patolojik bulguları değerlendir.
Frontotemporal atrofi ve karakteristik olarak 'sulkus derinliklerinde' tau proteini birikimi saptandı.
KTE'yi diğer tauopatilerden ayıran en spesifik mikroskobik bulgu tau birikiminin sulkus derinliklerindeki perivasküler yerleşimidir.
3
Ayırıcı tanı yap.
Alzheimer ve diğer demansların travma ilişkisiz olduğu ve tau dağılımlarının farklı olduğu belirlenerek Kronik Travmatik Ensefalopati tanısı kondu.
Benzer klinik tabloları olan nörodejeneratif hastalıklar arasında ayırıcı tanıya gidilmelidir.

Anahtar Kavram

Kronik Travmatik Ensefalopati (KTE), tekrarlayan travmatik beyin hasarlarının (boks, futbol vb.) geç dönem bir komplikasyonu olup, sulkus derinliklerinde fokal tau proteini birikimi ve progresif demans ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 217Soru

5858 yaşında bir erkek hasta; son 11 yıldır ilerleyen hareketlerde yavaşlama, rijidite ve dengesizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde Parkinson benzeri bulgular saptanıyor ancak levodopa tedavisine belirgin bir yanıt alınamıyor. Ayrıca hastada ciddi ortostatik hipotansiyon ve üriner inkontinans izleniyor. Bu hastanın nöropatolojik incelemesinde, gümüşleme yöntemleri ile oligodendrositlerin sitoplazmasında saptanması beklenen temel patolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α\alpha-sinüklein içeren glial sitoplazmik inklüzyonlar

Cevap

Multiple Sistem Atrofi (MSA) tanısı alan bu hastada görülmesi beklenen bulgu, oligodendrositler içinde yer alan α\alpha-sinüklein içeren glial sitoplazmik inklüzyonlardır.
Hastada tarif edilen Parkinsonizm, otonomik yetmezlik (ortostatik hipotansiyon ve inkontinans) ve levodopa yanıtsızlığı triad'ı Multiple Sistem Atrofi (MSA) için tipiktir. MSA'nın en özgün histopatolojik bulgusu ise oligodendrositlerin sitoplazmasında bulunan ve α\alpha-sinüklein içeren glial sitoplazmik inklüzyonlardır (Papp-Lantos cisimcikleri).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtileri analiz et.
Hastada Parkinsonizm bulguları (rijidite, bradikinezi) ile birlikte otonomik disfonksiyon (ortostatik hipotansiyon, inkontinans) ve levodopa yanıtsızlığı mevcuttur. Bu tablo Shy-Drager sendromu olarak da bilinen Multiple Sistem Atrofi'yi (MSA) işaret eder.
MSA, 'Parkinson-plus' sendromları arasında yer alan ve otonomik yetmezliğin belirgin olduğu bir hastalıktır.
2
Hastalığın patolojik proteinini ve hücresel yerleşimini belirle.
MSA bir sinükleinopatidir; ancak Parkinson hastalığından farklı olarak protein birikimi nöronlardan ziyade oligodendrositlerde (glial hücrelerde) yoğunlaşır.
Oligodendrositlerdeki alfa-sinüklein birikimi (Papp-Lantos cisimcikleri) MSA'nın en spesifik morfolojik özelliğidir.
3
Tanımlanan histopatolojik yapıyı seçeneklerle eşleştir.
Gümüş boyaları ile boyanan glial sitoplazmik inklüzyonlar (GCI), alfa-sinüklein içerir.
Bu inklüzyonlar hastalığın tanısını kesinleştiren patognomonik bulgudur.

Anahtar Kavram

Multiple Sistem Atrofi (MSA), oligodendrositlerde α\alpha-sinüklein birikimi (glial sitoplazmik inklüzyonlar) ile karakterize, otonomik bulguların ön planda olduğu bir nörodejeneratif hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Sinükleinopatileri (Parkinson, LBD, MSA) ve Tauopatileri (Alzheimer, Pick, PSP, CBD) birikim yerleri ve protein tiplerine göre karşılaştıran bir tablo hazırlamak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 218Soru

58 yaşında bir erkek hasta, son iki yıldır belirginleşen kişilik değişiklikleri, sosyal kurallara uymama ve konuşma sırasında kelime bulmada zorluk şikayetleriyle getirilmiştir. Kraniyal MR görüntülemede frontal ve temporal loblarda belirgin "bıçak sırtı" atrofisi saptanmıştır. Bu hastanın beyin dokusunda görülmesi en olası protein agregatı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pick cisimcikleri (Tau proteini)

Cevap

Pick cisimcikleri (Tau proteini)
Klinik belirtiler (kişilik değişikliği, sosyal uygunsuzluk) ve radyolojik olarak izlenen frontal/temporal "bıçak sırtı" atrofisi Pick hastalığına (Frontotemporal Lobar Dejenerasyon) işaret eder. Bu hastalıkta nöron sitoplazmasında gümüşleme ile boyanan, yuvarlak şekilli Tau protein agregatları olan Pick cisimcikleri saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Kişilik değişiklikleri ve sosyal disinhibisyon frontal lob; dil bozukluğu ise temporal lob tutulumunu (Frontotemporal Demans) düşündürür.
Nörodejeneratif hastalıklarda klinik prezentasyon etkilenen anatomik bölgeye göre değişir.
2
Radyolojik bulguyu yorumla
Frontal ve temporal loblardaki "bıçak sırtı" atrofisi Pick hastalığı için tipiktir.
Belirgin girus atrofisi bu hastalığın makroskobik karakteristiğidir.
3
Patolojik bulguyu eşleştir
Pick hastalığında nöronlarda gümüşleme ile boyanan yuvarlak Tau protein birikimleri (Pick cisimcikleri) izlenir.
Hastalığın moleküler temeli 3R Tau izoformlarının agregasyonudur.

Anahtar Kavram

Frontotemporal Lobar Dejenerasyon (Pick Hastalığı) ve Tauopatiler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 219Soru

4040 yaşında bir erkek hasta, kafa travması sonrası acil servise getiriliyor. Sol temporal bölgede saptanan geniş bir epidural hematomun, sol unkusun tentorium serebelli kenarından aşağı doğru fıtıklaşmasına (unkal herniasyon) neden olduğu izleniyor. Hastanın takibinde sol pupilde dilatasyon ve ışık yanıtı kaybı ile birlikte, motor muayenede sol tarafta (ipsilateral) ilerleyici hemiparezi ve pozitif Babinski bulgusu geliştiği saptanıyor. Bu hastada ipsilateral hemiparezinin gelişmesinden sorumlu olan en olası patolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşı taraf (sağ) serebral pedinkülün tentorium kenarına sıkışması (Kernohan çentiği)

Cevap

Karşı taraf (sağ) serebral pedinkülün tentorium kenarına sıkışması (Kernohan çentiği)
Unkal herniasyon durumunda genellikle ipsilateral III.III. kafa çifti basısına bağlı pupiller değişiklikler ve ipsilateral serebral pedinkül basısına bağlı kontralateral hemiparezi beklenir. Ancak kitle etkisi mezensefalonu karşı tarafa o kadar iter ki, karşı taraftaki serebral pedinkül (kortikospinal traktus henüz çapraz yapmadan önce) karşıdaki tentorium kenarına çarparak sıkışır. Bu duruma Kernohan çentiği (Kernohan's notch) denir ve klinik olarak lezyonla aynı tarafta (ipsilateral) hemipareziye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Sol temporal hematomun yarattığı kitle etkisini ve herniasyon tipini değerlendir.
Sol unkusun tentorium kenarından aşağı kaydığı (unkal herniasyon) ve mezensefalonu sağa (karşı tarafa) doğru ittiği saptandı.
Genişleyen supratentorial kitleler, beyin dokusunu tentorial açıklıktan aşağı doğru iter.
2
İpsilateral (aynı taraf) motor bulgunun (hemiparezi) anatomik temelini araştır.
Mezensefalonun sağa itilmesi sonucu sağ serebral pedinkülün sağ tentorium kenarına çarparak sıkıştığı (Kernohan çentiği) belirlendi.
Normalde unkal herniasyon kontralateral hemiparezi yapar; ancak beyin sapı karşıya çok itilirse karşıdaki pedinkül bası altında kalır ve lezyonla aynı tarafta motor kayıp (yanlış lokalizasyon bulgusu) oluşur.

Anahtar Kavram

Unkal herniasyonda mezensefalonun karşı tarafa itilmesiyle oluşan Kernohan çentiği ve ipsilateral hemiparezi.

Daha Fazla Pratik

Vazojenik ve sitotoksik ödem arasındaki morfolojik farkları ve yerleşim yerlerini (beyaz vs gri cevher) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 220Soru

3535 yaşında bir erkek, yüksek hızda bir motosiklet kazası sonrası derin koma tablosuyla (GKS:5GKS: 5) acil servise getiriliyor. Kraniyal BTBT incelemesinde sağ hemisfer üzerinde, sütür hatlarını serbestçe geçen ancak orta hattı belirgin şekilde karşıya iten geniş kresentrik bir hiperdansite saptanıyor. Aynı bölgede beyin korteksinde multipl hemorajik odaklarla karakterize kontüzyonlar ve yaygın ödem izleniyor. Bu hastadaki intrakraniyal kanamanın vasküler kaynağı ve lezyonun anatomik yayılım özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanama, beyin yüzeyi ile dural venöz sinüsler arasında uzanan köprü venlerin (bridging veins) rüptürü sonucu oluşur ve kural olarak alttaki parankimde ciddi travmatik hasar eşlik eder.

Cevap

Kanama, beyin yüzeyi ile dural venöz sinüsler arasında uzanan köprü venlerin (bridging veins) rüptürü sonucu oluşur ve kural olarak alttaki parankimde ciddi travmatik hasar eşlik eder.
Klinik vakada tanımlanan 'sütür hatlarını geçme' ve 'kresentrik (ay şeklinde) görünüm' akut subdural hematomun (ASDH) patognomonik radyolojik özellikleridir. ASDH, beyin yüzeyinden dural sinüslere kan taşıyan köprü venlerin rüptürü sonucu oluşur. Epidural hematomların aksine, ASDH genellikle yüksek enerjili travmalarla ilişkilidir ve alttaki beyin dokusunda ciddi kontüzyon ve ödem gibi parankimal hasarlar eşlik eder; bu durum prognozun daha kötü olmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Geniş kresentrik hiperdansitenin sütür hatlarını geçmesi, kanamanın subdural boşlukta olduğunu gösterir.
Subdural boşlukta dura mater kemiğe yapışık olmadığı için kan serbestçe hemisfer boyunca yayılabilir.
2
Vasküler kaynağı ve mekanizmayı belirle.
Vasküler kaynak köprü venlerdir (bridging veins).
Beyin parankiminin kafatası içindeki ani hareketi (ivmelenme-yavaşlama), beyin yüzeyinden sinüslere uzanan bu venlerde makaslama kuvveti oluşturarak yırtılmaya neden olur.
3
Eşlik eden bulguları değerlendir.
Kontüzyon ve yaygın ödem varlığı akut subdural hematomun (ASDH) şiddetini gösterir.
Epidural hematomlarda beyin parankimi genellikle korunurken, ASDH'de yüksek enerjili darbe sonucu parankim hasarı kuraldır.

Anahtar Kavram

Akut Subdural Hematom (ASDHASDH) ve Epidural Hematom (EDHEDH) Diferansiyasyonu
ÖncekiSayfa 11 / 17Sonraki
Sinir Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 11 | Examkin