Enfeksiyon Hastalıkları

299 soru

Soru 161Soru

66 yaşında bir kız çocuk, 1212 gündür devam eden burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve özellikle gündüzleri de olan öksürük şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden semptomların başladığı günden itibaren şiddetinde bir azalma olmadığı öğreniliyor. Ateşi olmayan ve genel durumu iyi olan hastanın fizik muayenesinde nazal mukoza ödemli ve farenkste pürülan postnazal akıntı saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Çocuklarda 10 günden uzun süren ve düzelme göstermeyen üst solunum yolu enfeksiyonu semptomları akut bakteriyel sinüzit tanısı için yeterlidir ve antibiyotik tedavisi gerektirir.
Hastada saptanan 1212 günlük süre ve semptomlarda iyileşme olmaması, pediatrik akut bakteriyel sinüzit tanı kriterlerinden 'persistan semptomlar' kategorisine girer. Bu klinik tablo varlığında tanı için ek görüntüleme gerekmez ve ampirik oral antibiyotik tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Semptom süresinin ve niteliğinin değerlendirilmesi
1212 gün süren, iyileşme göstermeyen burun akıntısı ve öksürük.
Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının çoğu 10 gün içinde iyileşme gösterir.
2
Tanı kriterlerinin kontrol edilmesi
Persistan semptom kriteri (Semptomların 1010-1414 günden uzun sürmesi).
Pediatrik yaş grubunda akut bakteriyel sinüzit tanısı; persistan semptomlar, şiddetli başlangıç veya kötüleşen seyir (double sickening) kriterlerinden birinin varlığı ile klinik olarak konur.
3
Tedavi planının oluşturulması
Ampirik antibiyotik tedavisi.
Klinik kriterleri karşılayan akut bakteriyel sinüzit vakalarında komplikasyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak için antibiyotik önerilir.

Anahtar Kavram

Akut Bakteriyel Sinüzit Klinik Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 162Soru

1414 günlük bir bebek, beslenme güçlüğü ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Yapılan değerlendirmede sepsis ön tanısıyla yatırılan hastanın ampirik tedavisinde; seftriaksonun albümin üzerindeki bilirubin bağlama bölgeleri için bilirubinle yarışması, serbest bilirubin düzeyini artırarak kernikterus riskini tetiklemesi ve safra çamuru (biliyer sludge) oluşturma potansiyeli nedeniyle kullanımı önerilmemektedir. Bu hastada gram negatif etkenleri kapsamak ve yeterli santral sinir sistemi geçişi sağlamak amacıyla seftriakson yerine tercih edilmesi gereken en uygun antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sefotaksim

Cevap

Yenidoğan döneminde bilirubin metabolizması üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle seftriakson yerine sefotaksim tercih edilmelidir.
Yenidoğan döneminde (özellikle ilk 2828 gün) seftriakson kullanımı, bilirubini albümin bağlama bölgelerinden uzaklaştırarak serbest bilirubin düzeyini artırır ve kan-beyin bariyerini geçen serbest bilirubinin kernikterusa yol açma riskini artırır. Ayrıca kalsiyum ile çökelerek biliyer sludge oluşturabilir. Sefotaksim, gram negatif bakterilere (E. coli, Klebsiella vb.) karşı yüksek etkinliği, mükemmel BOS geçişi ve bilirubin metabolizması üzerindeki güvenli profili nedeniyle yenidoğan sepsisi ve menenjitinde tercih edilen üçüncü kuşak sefalosporindir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve klinik durumunu belirle.
Hasta 1414 günlük (yenidoğan) ve sepsis ön tanısı mevcut.
Yenidoğan döneminde ilaç metabolizması ve yan etki profili büyüklere göre farklılık gösterir.
2
Seftriaksonun yenidoğanlardaki kontrendikasyon mekanizmasını hatırla.
Bilirubini albüminden ayırarak serbest bilirubini artırır ve biliyer çamur yapar.
Bu durum yenidoğanlarda kernikterus riskini ciddi şekilde artırır.
3
Gram negatif etkinlik ve BOS geçişi sağlayan güvenli alternatifi seç.
Sefotaksim.
Sefotaksim, seftriakson ile benzer spektruma sahip olmasına rağmen bilirubin metabolizmasını etkilemez.

Anahtar Kavram

Yenidoğan Sepsisinde Antibiyotik Seçimi ve Seftriakson Kontrendikasyonu

Daha Fazla Pratik

Yenidoğan sepsisinde Listeria ve GBS kapsaması için tedaviye eklenen Ampisilin'in önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 163Soru

4 yaşında, aşıları eksik olan bir çocuk; 4 gündür devam eden 39,5C39,5^\circ C ateş, kuru öksürük, burun akıntısı ve fotofobi şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede her iki konjonktivada yoğun hiperemi ve alt göz kapağı kenarında transvers hiperemik bir hat (Stimson hattı) saptanmıştır. Bukkal mukozada alt molar dişlerin hizasında, eritemli zemin üzerinde toplu iğne başı büyüklüğünde gri-beyaz lekeler gözlenen hastanın, başvurusunun 5. gününde döküntüleri kulak arkasından başlayarak yüzüne yayılmıştır. Bu klinik tabloya sahip bir hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dünya Sağlık Örgütü, hastalıkla ilişkili morbidite ve mortaliteyi azaltmak amacıyla tüm vakalara yüksek doz A vitamini desteği önermektedir.

Cevap

Dünya Sağlık Örgütü'nün kızamık vakalarında morbidite ve mortaliteyi azaltmak için önerdiği yüksek doz A vitamini desteği seçeneği doğrudur.
Vakada tarif edilen klinik tablo (yüksek ateş, konjonktivit, Stimson hattı ve Koplik lekeleri) klasik Kızamık (Rubeola) sunumudur. Kızamık virüsü, konakçıda A vitamini depolarını hızla tüketir; bu durum immün yanıtın bozulmasına ve komplikasyonların artmasına neden olur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), kızamık tanısı alan tüm çocuklara yaşa göre belirlenmiş dozlarda (örneğin >12>12 ay için 200.000200.000 IU) 2 gün üst üste A vitamini verilmesini önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Yüksek ateş, 3C bulguları (öksürük, koriza, konjonktivit), Stimson hattı ve Koplik lekeleri.
Bu bulgular Kızamık (Rubeola) için patognomoniktir.
2
Döküntü karakterini değerlendirme
Döküntünün kulak arkasından başlaması ve sefalokaudal yayılım göstermesi.
Kızamık döküntüsünün tipik yayılım paternini doğrulamak için gereklidir.
3
Tedavi ve yönetim protokollerini gözden geçirme
A vitamini desteğinin önemini belirleme.
Kızamık yönetiminde morbiditeyi azaltan en önemli destekleyici tedavi A vitaminidir.

Anahtar Kavram

Kızamık (Rubeola) Tanısı ve A Vitamini Tedavisi

İpuçları

1
Koplik lekeleri hangi viral hastalık için patognomoniktir?
2
Döküntü başladığında ateşin seyri, döküntülü hastalıkların ayrımında kritiktir.
3
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kızamık mortalitesini düşüren spesifik bir vitamin desteği vardır.

Daha Fazla Pratik

Kızamık ile Kızamıkçık arasındaki lenfadenopati ve prodrom farklarını içeren bir tablo oluşturarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 164Soru

Çocukluk çağında enfeksiyon hastalıkları polikliniğinde ve acil serviste sıkça karşılaşılan ateşli hastaların yönetimi, sepsisin erken tanınması ve nedeni bilinmeyen ateş (NBANBA) süreçleri değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenidoğan sepsis ampirik tedavisinde seftriakson, bilirubini albüminden ayırarak kernikterus riskini artırdığı için ilk seçenek olarak önerilmez.

Cevap

Yenidoğan sepsis ampirik tedavisinde seftriakson, bilirubini albüminden ayırarak kernikterus riskini artırdığı için ilk seçenek olarak önerilmez.
Doğru olan ifade, yenidoğan dönemindeki sepsiste seftriaksonun bilirubini albüminden ayırma riski nedeniyle tercih edilmemesidir. Bu durum serbest bilirubini artırarak kernikterus riskini tetikler; bu nedenle bu yaş grubunda sefotaksim tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Pediatrik SIRS kriterlerini değerlendir
SIRS tanısı için en az iki kriter gereklidir ve bunlardan birinin mutlaka ateş veya lökosit anormalliği olması zorunludur.
Erişkin SIRS kriterlerinden en önemli fark budur.
2
Yenidoğan antibiyotik yönetimini analiz et
Seftriaksonun yenidoğanlarda (<28<28 gün) bilirubin displasmanı ve kernikterus riski taşıdığı bilgisine ulaşılır.
Ampirik tedavide seftriakson yerine sefotaksim tercih edilmesinin temel farmakolojik gerekçesidir.
3
NBA ve p-qSOFA tanımlarını doğrula
Klasik NBA süresinin 33 hafta olduğu ve p-qSOFA'nın klinik (GKS, BP, RR) temelli olduğu hatırlanır.
Yanlış seçenekleri elemek için bu tanımların net bilinmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Pediatrik Sepsis ve Antibiyotik Kullanım Kısıtlamaları

Alternatif Yöntem

SIRS kriterlerini hatırlamak için 'Ateş-Lökosit-Nabız-Solunum' (ALNS) dörtlüsünü kullanın ve ilk ikisinden (A veya L) birinin zorunlu olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 165Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, her iki yanağında belirgin, parlak kırmızı renkli döküntü ve gövdesinde ağsı (retiküler) yapıda döküntü şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Annesi, çocuğun genel durumunun iyi olduğunu ancak döküntülerin sıcak banyo yaptıktan veya bahçede koştuktan sonra çok daha belirgin hale geldiğini ifade ediyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 37,3C37,3^\circ C ölçülüyor ve sistemik diğer muayene bulguları normal sınırlarda saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritema infeksiyozum

Cevap

Klinik bulgular ve döküntünün ısı/egzersiz ile belirginleşmesi göz önüne alındığında en olası tanı Eritema infeksiyozumdur.
Eritema infeksiyozum (Beşinci hastalık), Parvovirus B19 enfeksiyonu sonucu gelişir. Klinik olarak üç evreli bir döküntü izlenir: İlk evrede yanaklarda 'tokatlanmış yanak' eritemi, ikinci evrede gövde ve ekstremitelerde retiküler (dantelimsi) makülopapüler döküntü görülür. Üçüncü evrede ise döküntü haftalarca güneş ışığı, egzersiz, stres veya sıcak banyo gibi faktörlerle kaybolup tekrar ortaya çıkabilir (fluktuasyon). Hastanın genel durumunun iyi olması ve hafif ateş tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et
Yanaklarda belirgin eritem ('tokatlanmış yanak') ve gövdede retiküler (ağsı) döküntü saptandı.
Bu döküntü paterni Beşinci Hastalık (Eritema infeksiyozum) için patognomoniktir.
2
Döküntünün tetikleyici faktörlerini değerlendir
Döküntülerin sıcak banyo ve egzersiz sonrası belirginleştiği öğrenildi.
Eritema infeksiyozumda döküntü haftalarca sürebilir ve ısı, güneş ışığı veya fiziksel aktivite ile fluktuasyon gösterebilir.
3
Etiyolojik etkeni belirle
Tabloya neden olan etken Parvovirus B19'dur.
Viral döküntülü hastalıklar arasında bu spesifik klinik seyri sağlayan ana etkendir.

Anahtar Kavram

Eritema infeksiyozumda (Beşinci Hastalık) döküntünün karakteristik 'tokatlanmış yanak' görünümü, retiküler yapısı ve çevresel faktörlerle (ısı, egzersiz) değişkenlik göstermesi.

İpuçları

1
Döküntünün 'tokatlanmış yanak' olarak tanımlanması hangi hastalık için tipiktir?
2
Isı değişimleri (sıcak banyo) veya egzersiz sonrası döküntünün tekrar alevlenmesi Beşinci Hastalık için ayırıcıdır.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın orak hücreli anemi hastası olduğunu varsayarsak, bu viral etken hangi hematolojik komplikasyona yol açabilir?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 166Soru

Kırk günlük bir erkek bebek, bir haftadır devam eden ve son iki gündür şiddetlenen öksürük nöbetleri sonrası gelişen morarma ve kısa süreli nefes durması şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 36.8C36.8^\circ\text{C}, kalp hızı 145/dk145/\text{dk}, solunum sayısı 52/dk52/\text{dk} ve oksijen satürasyonu %92\%92 saptanıyor. Akciğer oskültasyonu doğal bulunurken konjonktivalarda peteşiyal kanamalar izleniyor. Laboratuvar incelemesinde beyaz küre sayısı 78.000/mm378.000/\text{mm}^3 (%85\%85 lenfosit) olarak saptanıyor. Bu hastada gelişebilecek en ağır ve ölümcül komplikasyon olan pulmoner hipertansiyonun temel patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arteriyollerde lökosit agregatları ve trombüslerin oluşturduğu mekanik obstrüksiyon

Cevap

Pulmoner arteriyollerde lökosit agregatları ve trombüslerin oluşturduğu mekanik obstrüksiyon
Vakadaki klinik tablo (paroksizmal öksürük, apne, siyanoz) ve belirgin lenfositik lökositoz (>50.000/mm3>50.000/\text{mm}^3), süt çocuğunda malign boğmaca tanısını koydurur. Bu tabloda en korkulan ve ölümcül seyreden komplikasyon pulmoner hipertansiyondur. Boğmaca toksinine (PT) bağlı gelişen aşırı lökositoz sonucu, lökositler pulmoner mikrovasküler yatakta birikerek agregat ve trombüsler oluşturur. Bu durum kan akımını mekanik olarak engeller, pulmoner vasküler direnci artırır ve sonuçta kalp yetmezliği ve ölüme yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
40 günlük bebekte ateşsiz seyreden, paroksizmal öksürük (öksürük nöbeti), siyanoz (morarma), apne (nefes durması) ve konjonktival peteşiler saptandı.
Bu bulgular, özellikle küçük süt çocuklarında tipik 'whoop' sesi duyulmasa da boğmaca (pertussis) enfeksiyonu için karakteristiktir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Beyaz küre sayısının 78.000/mm378.000/\text{mm}^3 olması ve %85\%85 lenfosit hakimiyeti saptandı.
Boğmacada lökositoz ve mutlak lenfosit artışı tanısal bir ipucudur. Lökosit sayısının 50.000100.000/mm350.000-100.000/\text{mm}^3 üzerine çıkması 'malign boğmaca' olarak adlandırılır.
3
Patofizyolojik bağlantıyı kur.
Yüksek sayıdaki lökositler pulmoner dolaşımda agregatlar oluşturur.
Bu agregatlar pulmoner arteriyollerde mekanik obstrüksiyon (tıkanıklık) yaratarak direnci artırır ve tedaviye dirençli ağır pulmoner hipertansiyona yol açar.

Anahtar Kavram

Malign Boğmaca ve Hiperlökositoz İlişkili Pulmoner Hipertansiyon
Soru 167Soru

1010 aylık bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden 39,5C39,5^\circ C ateş şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ateş dışında belirgin bir enfeksiyon odağı saptanmıyor ve çocuğun ateşli dönemler dışında genel durumunun iyi, iştahının yerinde olduğu gözleniyor. Başvurudan birkaç saat sonra ateşi aniden normale dönen hastanın gövdesinden başlayan, boyun ve ekstremitelere yayılan, basmakla solan pembe renkli makülopapüler döküntüleri ortaya çıkıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roseola infantum

Cevap

Vakadaki klinik tablo, yüksek ateşin aniden düşmesiyle başlayan döküntü karakteri nedeniyle Roseola infantum (Altıncı hastalık) tanısı ile uyumludur.
Roseola infantum (Altıncı hastalık), HHV-6 (ve bazen HHV-7) tarafından oluşturulan, süt çocukluğu döneminin sık görülen viral döküntülü hastalığıdır. Klinik seyri çok karakteristiktir: Genellikle başka bir odak bulunamayan 353-5 günlük yüksek ateşten sonra ateş aniden (krizle) düşer ve ateşin düşmesiyle birlikte gövdede pembe, makülopapüler döküntüler ortaya çıkar. Çocuğun yüksek ateşe rağmen genel durumunun nispeten iyi olması da önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve prodromal dönemini analiz et.
1010 aylık (süt çocuğu) ve 33 gündür süren 39,5C39,5^\circ C (yüksek) ateş.
Roseola infantum tipik olarak 6156-15 ay arası çocuklarda görülür ve karakteristik bir yüksek ateş dönemiyle başlar.
2
Ateş ve döküntü arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Ateşin aniden düşmesi (kriz) ve hemen ardından döküntünün başlaması.
Bu 'ateş düşer, döküntü başlar' (fever drops, rash appears) sekansı Roseola infantum için patognomoniktir.
3
Döküntünün yerleşimini ve özelliğini kontrol et.
Gövdeden başlayan, pembe renkli makülopapüler döküntü.
Roseola döküntüsü tipik olarak gövdeden başlayıp ekstremitelere yayılır.

Anahtar Kavram

Roseola infantum'da (HHV-6) yüksek ateşin krizle düşmesi ve ardından döküntünün başlaması en ayırıcı klinik özelliktir.

İpuçları

1
Döküntünün ateşle olan ilişkisine dikkat edin: Ateş düştükten sonra mı yoksa ateş varken mi başlıyor?
2
Ateşin aniden (krizle) düşmesi ve ardından döküntünün çıkması hangi çocukluk çağı hastalığına özgüdür?

Daha Fazla Pratik

Roseola infantum'un en sık görülen komplikasyonu olan febril konvülsiyonları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 168Soru

99 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 11 haftadır devam eden, günde 565-6 kez tekrarlayan kanlı ve mukuslu dışkılama, karın ağrısı ve tenezm şikayetiyle getiriliyor. Öyküsünden aşı takvimine göre Rotavirus aşısı dahil tüm aşılarının tam olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 37.6C37.6^{\circ}C, nabız 88/dakika88/dakika olup karın sağ alt kadranda hafif hassasiyet saptanıyor. Dışkı mikroskopisinde bol miktarda eritrosit görülmesine rağmen, polimorfonükleer lökosit (PMN) saptanmıyor. Bu çocuk için en olası tanısal etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Entamoeba histolytica*

Cevap

Entamoeba histolytica
Amebiyazis etkeni olan *Entamoeba histolytica*, kolon mukozasında flask şeklinde ülserler oluşturarak kanlı-mukuslu dışkılamaya yol açar. Bakteriyel dizanteri etkenlerinden farklı olarak, genellikle yüksek ateşe neden olmaz ve dışkı incelemesinde polimorfonükleer lökosit (PMN) görülmez. Mikroskopide trofozoitlerin içinde fagosite edilmiş eritrositlerin (eritrofagositoz) görülmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada dizanterik (kanlı-mukuslu) dışkılama var ancak ateşin 37.6C37.6^{\circ}C (düşük) olması protozoal bir etkeni düşündürmektedir.
Bakteriyel dizanteri etkenleri (Shigella, Salmonella) genellikle yüksek ateşle seyreder.
2
Dışkı mikroskopisinin yorumlanması
Dışkıda eritrosit varlığına rağmen polimorfonükleer lökosit (PMN) saptanmaması amebiyazis için tipiktir.
Entamoeba histolytica doku yıkımı yaparak kanamaya neden olur ancak bakteriler gibi yoğun pürülan inflamatuar yanıta yol açmaz.
3
Tanısal etkenin belirlenmesi
Klinik ve mikroskobik veriler ışığında en olası etken Entamoeba histolytica'dır.
Aşılı bir çocukta Rotavirus beklenmez; bakteriyel etkenler ise lökosit yokluğu ve düşük ateşle uyumsuzdur.

Anahtar Kavram

Amebiyazis (Entamoeba histolytica) tanısında düşük ateş ve dışkıda lökosit yokluğu (eritrosit varlığına rağmen) en önemli ayırıcı klinik özelliklerdir.

Alternatif Yöntem

Dışkıda trofozoitlerin görülmesi zordur ve deneyim gerektirir; bu nedenle tanıda dışkıda spesifik antijen arama (EIA) veya PCR yöntemleri daha yüksek duyarlılık ve özgüllük sağlar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 169Soru

Üç yaşında bir erkek çocuk; iki gündür devam eden 40C40^\circ C ateş, karın ağrısı, tenesmus ve günde 10'dan fazla olan kanlı-mukuslu dışkılama şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve batında yaygın hassasiyet saptanan hastanın, acil servisteki izlemi sırasında 5 dakika süren jeneralize tonik-klonik bir nöbet geçirdiği gözleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Shigella türleri

Cevap

Shigella türleri, pediyatrik yaş grubunda yüksek ateş ve dizanteri tablosuna eşlik eden nörolojik bulguların (Ekiri sendromu gibi) en olası nedenidir.
Klinik tabloda sunulan yüksek ateş, kramp tarzı karın ağrısı, tenesmus ve kanlı-mukuslu dışkılama 'basilli dizanteri' için karakteristiktir. Pediyatrik yaş grubunda basilli dizanteriye jeneralize nöbetlerin (genellikle Shiga toksinine bağlı nörotoksisite sonucu) eşlik etmesi en sık Shigella türleri (özellikle S. sonnei ve S. dysenteriae) ile görülen bir durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Yüksek ateş (40C40^\circ C), tenesmus ve kanlı-mukuslu dışkılama dizanterik bir tabloyu işaret etmektedir.
Bu bulgular invaziv bir bağırsak enfeksiyonunun göstergesidir.
2
Nörolojik bulgunun değerlendirilmesi
Dizanteri tablosuna eşlik eden jeneralize nöbet, patojenin salgıladığı nörotoksinlerle (Shiga toksini) veya yüksek ateşle ilişkilidir.
Pediyatrik dizanteride nöbet en sık Shigella enfeksiyonlarında görülür.
3
Ayırıcı tanı ve sonuç
Hastalık tablosu Shigella türleri ile tam uyumludur.
Salmonella ve Campylobacter de kanlı ishal yapsa da Shigella kadar spesifik bir nörotoksik tablo oluşturmazlar.

Anahtar Kavram

Shigella enfeksiyonları (Basilli dizanteri) ve nörolojik komplikasyonlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 170Soru

Dört yaşında erkek çocuk, üç gündür devam eden yüksek ateş, öksürük ve sağ yan ağrısı yakınmalarıyla acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu orta-kötü, ateşi 39.4C39.4^\circ C, solunum sayısı 52/dakika52/dakika, kalp tepe atımı 120/dakika120/dakika ve kan basıncı 105/65mmHg105/65 mmHg olarak saptanıyor. Sağ akciğer bazalinde dinlemekle raller ve perküsyonda matite saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda lober konsolidasyon ve eşlik eden plevral efüzyon izleniyor. Yatışının 3. gününde hastada belirgin solukluk, skleralarda hafif ikter ve idrar çıkışında azalma (0.4ml/kg/saat0.4 ml/kg/saat) gözleniyor.

Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin6.8g/dL6.8 g/dL
Trombosit38.000/mm338.000/mm^3
Periferik yaymaBelirgin şistositoz
Direkt CoombsPozitif (T-antijen aktivasyonu)
Serum Üre / Kreatinin85/1.8mg/dL85 / 1.8 mg/dL

Bu hastada mevcut klinik ve laboratuvar tablosundan sorumlu olması en muhtemel mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pneumoniae

Cevap

Streptococcus pneumoniae
Vakada lober pnömoni tablosunu takiben gelişen anemi, trombositopeni ve akut böbrek hasarı tipik bir Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) tablosudur. Streptococcus pneumoniae, salgıladığı nöraminidaz enzimi sayesinde eritrosit, trombosit ve glomerül endotel hücre yüzeyindeki sialik asidi kopararak Thomsen-Friedenreich (T) antijenini açığa çıkarır. Plazmada doğal olarak bulunan anti-T antikorlarının bu antijene bağlanması sonucu Coombs pozitifliği ve HÜS tablosu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Lober pnömoni (ateş, öksürük, matite, raller, grafide konsolidasyon) tanısı konuldu.
Hastanın başlangıç bulguları tipik bir bakteriyel alt solunum yolu enfeksiyonuna işaret etmektedir.
2
Gelişen komplikasyonun tanımlanması
Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) triadı saptandı (Anemi + Trombositopeni + Akut Böbrek Hasarı).
Şistositoz varlığı mikroanjiyopatik hemolizi, üre/kreatinin yüksekliği ve oligüri ise böbrek tutulumunu doğrular.
3
Laboratuvar ipucunun (Direkt Coombs) yorumlanması
T-antijen aktivasyonuna bağlı pozitif Coombs testi, pnömokokal HÜS (SpHÜS) tanısını kesinleştirir.
Tipik HÜS (EHEC) Coombs negatiftir; Streptococcus pneumoniae ise nöraminidaz enzimi ile T-antijenini açığa çıkararak pozitifliğe neden olur.

Anahtar Kavram

Streptococcus pneumoniae-ilişkili Hemolitik Üremik Sendrom (SpHÜS) ve Nöraminidaz Mekanizması
Soru 171Soru

2020 günlük, term doğmuş bir erkek bebek, rektal yoldan ölçülen 38,6C38,6^\circ C ateş nedeniyle acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde bebeğin emmesinin canlı olduğu, ön fontanelinin düz saptandığı ve sistem bakılarının doğal olduğu görülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) örnekleri alındıktan sonra hastaneye yatırılmalı ve ampirik parenteral antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Kan, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) örnekleri alındıktan sonra hastaneye yatırılması ve ampirik parenteral antibiyotik tedavisi başlanmasıdır.
Doğru yaklaşım, kan, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) örneklerinin alınarak hastanın yatırılmasıdır. Yenidoğan döneminde (<28< 28 gün) ateş saptanan tüm bebeklerde, ciddi bakteriyel enfeksiyon (CBECBE) riski yüksek olduğu ve klinik değerlendirme (iyi görünüm) bu riski dışlamada yetersiz kaldığı için 'tam septik işlem' yapılması ve parenteral tedavi başlanması standart protokoldür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve klinik durumunu değerlendir.
Hasta 2020 günlük (yenidoğan) ve ateşi >38,0C> 38,0^\circ C (rektal).
Yenidoğan dönemindeki ateş, aksi ispatlanana kadar ciddi bakteriyel enfeksiyon (CBECBE) olarak kabul edilir.
2
Yenidoğan dönemi için standart yönetim protokolünü uygula.
Klinik görünümden bağımsız olarak tam septik işleme (Kan kültürü, İdrar kültürü, BOSBOS incelemesi/LPLP) karar verilir.
Bu yaş grubunda fizik muayene ve inflamatuar belirteçler (WBC, CRP vb.) menenjiti veya sepsisi dışlamada güvenilir değildir.
3
Tedavi planını oluştur.
Hasta hastaneye yatırılır ve parenteral antibiyotik (Ampisilin + Gentamisin veya Sefotaksim) başlanır.
Bilirubin metabolizması üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle seftriakson yerine sefotaksim tercih edilmelidir.

Anahtar Kavram

Ateşli Yenidoğan Yönetimi (Full Septik İşlem)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 172Soru

44 yaşında bir kız çocuk; ateş, baş ağrısı ve bilinç değişikliği şikayetleriyle getirilmiştir. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) incelemesinde lenfositer pleositoz, düşük glukoz ve yüksek protein saptanmış; PCRPCR incelemesinde *Mycobacterium tuberculosis* DNADNA'sı pozitif bulunmuştur. Hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol ve yüksek doz dekzametazon tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 6.6. haftasında, steroid dozu kademeli olarak azaltılırken hastada ani gelişen fokal nöbetler ve sağ hemiparezi gözlenmiştir. Kontrol beyin MRMR görüntülemesinde bazal menenjitin devam ettiği ve mevcut serebral tüberkülomların boyutlarında belirgin artış saptanmıştır. Kültür antibiyogram sonucunda suşun tüm birinci basamak ilaçlara duyarlı olduğu bildirilmiştir.

Bu hastadaki klinik tablo ve yönetimle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu tablo paradoksal bir reaksiyon olup, mevcut antitüberküloz tedavi değiştirilmeden steroid dozu tekrar artırılmalıdır.

Cevap

Klinik tablo paradoksal bir reaksiyonu temsil etmektedir; bu nedenle antitüberküloz tedaviye dokunulmadan steroid dozu artırılmalıdır.
Doğru yaklaşım paradoksal reaksiyonun tanınmasıdır. Tüberküloz tedavisi başladıktan sonra (genellikle ilk 282-8 hafta içinde), basil yükü azalırken bağışıklık sisteminin tüberküloz antijenlerine karşı verdiği inflamatuar yanıt artabilir. Bu durum mevcut lezyonların büyümesine veya yeni lezyonların (tüberkülomlar) oluşmasına neden olur. Özellikle steroid dozu azaltılırken ortaya çıkması tipiktir. Yönetimde tüberküloz ilaçları değiştirilmez, steroid dozu artırılarak inflamasyon kontrol altına alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hastada kesinleşmiş tüberküloz menenjit (TBMTBM) tanısı mevcuttur.
BOSBOS bulguları ve PCRPCR pozitifliği tanıyı doğrular.
2
Tedavi altındaki kötüleşmenin analizi
İlaçlara duyarlı bir basil olmasına rağmen tedavinin 6.6. haftasında klinik ve radyolojik kötüleşme gözlenmiştir.
Duyarlı suş varlığında tedavi sırasında kötüleşme 'Paradoksal Reaksiyon' (IRISIRIS benzeri tablo) olasılığını güçlendirir.
3
Yönetim planının belirlenmesi
Steroid dozunun artırılması veya süresinin uzatılması gereklidir.
Paradoksal reaksiyon, konakçının ölen basillere karşı geliştirdiği aşırı immün yanıttır; bu yanıtın baskılanması için steroid gereklidir.

Anahtar Kavram

Tüberküloz menenjit tedavisinde paradoksal reaksiyon (immün rekonstitüsyon benzeri sendrom) ve steroid yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz menenjitte steroid kullanım endikasyonlarını ve paradoksal reaksiyon gelişim mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 173Soru

1010 yaşında bir çocuk; 22 gündür devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve kusma şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde ense sertliği ve pozitif Kernig belirtisi saptanması üzerine lomber ponksiyon yapılmıştır. Aşağıdaki beyin omurilik sıvısı (BOS) bulgularından hangisi bu hastada bakteriyel menenjit tanısını en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BOS glukoz düzeyinin düşük, protein düzeyinin yüksek olması

Cevap

Bakteriyel menenjit tanısını destekleyen en güçlü bulgu, BOS glukoz düzeyinin düşük ve protein düzeyinin yüksek olmasıdır.
Bakteriyel menenjitte, mikroorganizmaların glukozu tüketmesi ve lökositlerin glikoliz yapması nedeniyle BOS glukoz seviyesi düşer. Aynı zamanda yoğun inflamasyon ve kan-beyin bariyerinin bozulması sonucunda büyük moleküllü proteinlerin BOS'a geçişi artar ve protein seviyesi yükselir. Bu kombinasyon bakteriyel menenjit için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu merkezi sinir sistemi enfeksiyonu açısından değerlendirmek.
Yüksek ateş, ense sertliği ve Kernig belirtisi menenjit şüphesini güçlü bir şekilde ortaya koyar.
Bu bulgular meninkslerin irritasyonunu gösteren klasik pediatrik fizik muayene bulgularıdır.
2
Bakteriyel menenjit için tipik BOS profilini hatırlamak.
Bakteriyel etkenler glukozu metabolize ettiği için BOS glukozu düşük (<40<40 mg/dL veya eş zamanlı kan şekerinin %4040'ından az), protein ise inflamasyon nedeniyle yüksektir (>100>100 mg/dL).
Bakteriyel metabolizma ve kan-beyin bariyerindeki protein geçirgenliğinin artması tanıda belirleyicidir.
3
Seçeneklerdeki bulguları bakteriyel, viral ve normal BOS özellikleriyle karşılaştırmak.
Glukozun düşük, proteinin yüksek olduğu seçenek bakteriyel menenjit ile tam uyumludur.
Viral menenjitte glukoz genellikle normaldir; eritrosit varlığı ise travmatik girişim veya kanamayı işaret eder.

Anahtar Kavram

Bakteriyel menenjitte BOS'ta 'düşük glukoz ve yüksek protein' ikilisi tanının temel taşıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 174Soru

44 yaşında bir çocuk; hafif ateş, halsizlik ve vücudunda döküntü şikayetiyle polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde; yüzde başlayıp gövdeye doğru hızla yayılan, ancak birleşme eğilimi göstermeyen açık pembe renkli makülopapüler döküntüler görülmüştür. Orofarenks muayenesinde yumuşak damakta peteşiyal lekeler (Forchheimer lekeleri) saptanırken, palpasyonda ağrılı retroauriküler ve suboksipital lenfadenopatiler belirlenmiştir. Bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızamıkçık

Cevap

Hafif prodromal belirtilerle birlikte görülen, birleşme eğilimi olmayan pembe döküntüler, ağrılı retroauriküler/suboksipital lenfadenopatiler ve yumuşak damaktaki Forchheimer lekeleri Kızamıkçık (Rubella) tanısını koydurur.
Tanımlanan hastada hafif bir prodromal dönem sonrası yüzde başlayıp yayılan açık pembe döküntüler, yumuşak damaktaki peteşiler (Forchheimer lekeleri) ve özellikle retroauriküler/suboksipital lenfadenopatilerin varlığı klasik bir Kızamıkçık tablosunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prodrom ve döküntü karakterini analiz et.
Hafif ateş ve pembe, birleşmeyen döküntüler bulundu.
Kızamık (Measles) gibi ağır seyreden hastalıklardan ayırt etmek için döküntü ve genel durumun şiddeti önemlidir.
2
Karakteristik fizik muayene bulgularını (LAP ve enantem) değerlendir.
Retroauriküler/suboksipital lenfadenopati ve Forchheimer lekeleri saptandı.
Bu bulgular Kızamıkçık için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.
3
Bulguları viral döküntülü hastalıklar arasında karşılaştır.
Tanı Kızamıkçık olarak belirlendi.
Diğer hastalıkların (5. hastalık, 6. hastalık vb.) karakteristik başlangıç ve döküntü paternleri bu hastadaki bulgularla örtüşmemektedir.

Anahtar Kavram

Kızamıkçık (Rubella) Tanı Kriterleri

İpuçları

1
Hastanın lenf düğümlerinin lokasyonuna (kulak arkası ve ense kökü) dikkat edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 175Soru

1818 aylık erkek hasta, gecenin bir yarısı aniden başlayan havlamaya benzer tarzda öksürük ve nefes alırken ıslık sesi çıkarma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden iki gündür hafif burun akıntısı ve subfebril ateşi olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 37.8C37.8^\circ C, kalp tepe atımı 120/dk120/dk, solunum sayısı 38/dk38/dk ve oksijen satürasyonu %96\%96 olarak ölçülüyor. Hastanın istirahat halinde belirgin inspiratuar stridoru ve suprasternal çekilmeleri gözleniyor. Toksik görünümü olmayan bu hastanın klinik tablosu göz önüne alındığında, tedavisinde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek doz oral deksametazon ve nebülize rasemik epinefrin verilmesi

Cevap

Orta-ağır krup tablosunda havayolu ödemini hızla çözmek ve inflamasyonu baskılamak amacıyla tek doz oral deksametazon ve nebülize rasemik epinefrin birlikte verilmesidir.
Hastanın kliniği viral krup (akut laringotrakeobronşit) ile birebir örtüşmektedir. Krup tedavisinde temel belirleyici 'istirahatte stridor' varlığıdır. Sadece ağlarken/ajiteyken stridoru olan hastalarda (hafif krup) tek başına oral veya intramüsküler deksametazon yeterli olurken; bu hastada olduğu gibi istirahat halinde stridor ve interkostal/suprasternal çekilmeleri olan orta-ağır krup vakalarında havayolundaki ödemi hızla küçültmek için vazokonstriktör etkisi olan nebülize rasemik epinefrin uygulanması ve beraberinde mutlaka deksametazon verilmesi tıbbi bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin değerlendirilmesi ve sendromik tanının konması.
Geceleri ani başlayan havlama tarzı öksürük, ses kısıklığı, hafif ateş ve inspiratuar stridor triadının viral krup (laringotrakeobronşit) tablosu olduğu belirlenir.
Ayırıcı tanıda yer alan epiglottit (toksik görünüm, yüksek ateş, salya akışı) veya yabancı cisim aspirasyonu dışlanarak doğru hastalık saptanır.
2
Hastalığın şiddetinin (skorunun) belirlenmesi.
Hastada istirahat halinde belirgin stridor ve göğüs duvarında (suprasternal) çekilmeler saptanarak 'orta-ağır' krup tanısı konur.
Krup tedavisinde basamaklı yaklaşım doğrudan hastalığın ağırlık derecesine göre şekillenir.
3
Uygun farmakolojik ajanların seçilmesi.
Laringeal mukozal ödemi hızla daraltan rasemik epinefrin ile ödemin tekrar oluşmasını engelleyen steroid (deksametazon) tedavisi seçilir.
Sadece steroid verilmesi durumunda etki başlaması zaman alacağından, anlık solunum sıkıntısını gidermek için vazokonstriktör etkili nebülize epinefrine ihtiyaç vardır.

Anahtar Kavram

Krup (Laringotrakeobronşit) Şiddetinin Değerlendirilmesi ve Basamaklı Tedavisi

İpuçları

1
Hastanın kliniği üst solunum yolu obstrüksiyonu bulgularından olan inspiratuar stridor ile karakterizedir ve tablonun akut, viral kaynaklı bir enfeksiyon (krup) olduğunu düşündürmektedir.
2
Tedavi kararı verilirken hastanın 'istirahatte' stridorunun olması ve solunum iş yükünün artmış olması (çekilmeler) tablonun orta-ağır şiddette olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Akut epiglottit klinik bulguları (toksik görünüm, salya akıntısı, tripod pozisyonu) ve yönetimi ile krup hastalığını karşılaştıran senaryolara çalışınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 176Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, son 66 aydır yaklaşık 2828 günlük periyotlarla tekrarlayan, 454-5 gün süren yüksek ateş (39.8C39.8^\circ C), boğaz ağrısı ve ağızda yaralar şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede eksudatif tonsillit, ağız mukozasında birkaç adet ağrılı küçük aft ve bilateral servikal lenfadenopati saptanıyor. Ataklar arasında hastanın tamamen sağlıklı olduğu, büyüme ve gelişmesinin yaşına uygun seyrettiği öğreniliyor. Atak sırasında bakılan laboratuvar incelemelerinde belirgin lökositoz ve CRP yüksekliği saptanırken, yapılan tekrarlayan boğaz kültürlerinde üreme olmuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PFAPA sendromu

Cevap

PFAPA sendromu
Vakada tanımlanan çocukta düzenli aralıklarla tekrarlayan ateş atakları, eksudatif tonsillit, oral aftlar ve lenfadenopati mevcuttur. Bu tablo, 'Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit ve Adenit' kelimelerinin baş harflerinden oluşan PFAPA sendromu için klasiktir. Ataklar arası tam iyilik hali ve büyüme-gelişmenin normal olması tanıyı destekleyen en önemli klinik ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsündeki ateş karakterinin analizi
Ateşin son 66 aydır yaklaşık 2828 günde bir (periyodik) tekrarladığı saptandı.
Periyodik ateş tabloları tanısal yaklaşımda otoinflamatuar sendromları ve siklik hematolojik bozuklukları ön plana çıkarır.
2
Fizik muayene ve klinik triadın değerlendirilmesi
Eksudatif tonsillit (farenjit), oral aftlar ve servikal lenfadenopati birlikteliği görüldü.
Ateş ile birlikte bu üç bulgunun (Aft, Farenjit, Adenit) varlığı PFAPA sendromu tanımı için temel kriterlerdir.
3
Tanısal dışlama kriterlerinin ve laboratuvarın yorumlanması
Boğaz kültürlerinin negatif olması ve ataklar arası tam iyilik hali saptandı.
Kültür negatifliği bakteriyel farenjitleri, ataklar arası iyilik hali ise kronik sistemik hastalıkları dışlayarak PFAPA tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

PFAPA (Periodic Fever, Aphthous Stomatitis, Pharyngitis, and Adenitis) Sendromu
Soru 177Soru

55 yaşında bir kız çocuk, 2424 saattir devam eden yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve kusma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ense sertliği, pozitif Brudzinski bulgusu ve gövde ile alt ekstremitelerde basmakla solmayan peteşiyal döküntüler saptanıyor. Hastaya yapılan lomber ponksiyon sonrası beyin omurilik sıvısı (BOS) inceleme sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
GörünümBulanık
Hücre Sayısı3.200/mm33.200/mm^3 (%90 PNL)
Protein180mg/dL180 mg/dL
Glukoz18mg/dL18 mg/dL (Eş zamanlı kan şekeri: 100mg/dL100 mg/dL)

Buna göre, bu hasta için en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Neisseria meningitidis

Cevap

Klinik bulgular (akut ateş, döküntü) ve pürulan BOS tablosu nedeniyle en olası etken Neisseria meningitidis'tir.
Hastanın klinik tablosu (akut menenjit bulguları ve peteşiyal döküntü) ile BOS analizindeki pürulan özellikler (yüksek PNL, çok düşük glukoz, yüksek protein) Neisseria meningitidis enfeksiyonunu (meningokoksemi/menenjit) işaret etmektedir. Meningokok enfeksiyonu, çocuklarda hızla ilerleyen ve peteşiyal/purpurik döküntülerle karakterize olan en önemli menenjit nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Akut ateş, menenjiyal irritasyon bulguları ve peteşiyal döküntü varlığı saptandı.
Peteşiyal döküntü varlığı, bakteriyel etkenlerden özellikle meningokoku düşündürür.
2
BOS bulgularını analiz et.
BOS'ta belirgin pleositoz (3.200/mm33.200/mm^3), PNL hakimiyeti (%90), yüksek protein ve düşük glukoz saptandı.
Bu bulgular akut bakteriyel (pürulan) menenjit tanısını kesinleştirir.
3
Klinik ve laboratuvar verilerini birleştirerek etkeni belirle.
Pürulan menenjit tablosuna eşlik eden peteşiyal döküntülerin en olası nedeni Neisseria meningitidis'tir.
Meningokoksemi ve meningokok menenjiti, çocukluk çağında bu tablonun en tipik nedenidir.

Anahtar Kavram

Bakteriyel menenjit etkenleri ve BOS bulgularının yorumlanması

Daha Fazla Pratik

Meningokok menenjitinde profilaksi gereken durumları ve kullanılan ilaçları (rifampisin, seftriakson) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 178Soru

77 yaşında, beta-talasemi majör tanısıyla izlenen ve düzenli eritrosit süspansiyonu transfüzyonu alan bir çocuk; üç gündür devam eden ateş, karın ağrısı ve günde 454-5 kez olan mukuslu dışkılama şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda belirgin hassasiyet saptanıyor ancak defans veya ribaund saptanmıyor. Özgeçmişinde bebeklik döneminde rotavirüs aşısının tam doz uygulandığı öğrenilen bu hastada, klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yersinia enterocolitica

Cevap

Demir yüklenmesi olan talasemi hastasında ateş, mukuslu ishal ve psödoapandisit tablosuyla gelen hastada en olası etken Yersinia enterocolitica'dır.
Yersinia enterocolitica, terminal ileum ve mezenterik lenf düğümlerini tutarak apandisiti taklit eden 'psödoapandisit' tablosuna yol açar. Bakterinin demir bağlayan sideroforları sentezleyememesi (siderofilik olması), serbest demirin arttığı talasemi veya hemokromatozis gibi durumlarda invaziv hastalık riskini belirgin şekilde artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Ateş, mukuslu (invaziv) ishal ve sağ alt kadran hassasiyeti (psödoapandisit) saptandı.
Etkenin invaziv özelliklerini ve anatomik lokalizasyonunu belirlemek için.
2
Zemin hazırlayan risk faktörünü değerlendir.
Beta-talasemi majör ve düzenli transfüzyona bağlı demir yüklenmesi mevcuttur.
Bazı bakterilerin (siderofilik) demir varlığında daha hızlı çoğaldığını ve invaziv hale geldiğini hatırlamak için.
3
Spesifik etken-hastalık eşleşmesini yap.
Demir yüklenmesi durumunda invaziv enfeksiyon riski en çok artan ve psödoapandisit yapan etken Yersinia enterocolitica'dır.
Yersinia'nın siderofor üretememesi nedeniyle dışarıdan (konaktan) demir almaya bağımlı olması (siderofilik) tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Yersinia enterocolitica'nın siderofilik özelliği ve psödoapandisit (mezenterik lenfadenit) kliniği.
Soru 179Soru

Dokuz aylık kız bebek, dört gündür devam eden 39.5C39.5^\circ\text{C} ateş, şiddetli öksürük, inleme ve solunum sıkıntısı ile acil servise getiriliyor. Ailevi nedenlerle bebeğin rutin aşılarının yapılmadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde sağ hemitoraksta solunuma katılmada azalma, perküsyonda matite ve solunum seslerinde kaybolma saptanıyor. Toraks ultrasonografisinde sağ plevral aralıkta yoğun fibrinöz septasyonlar içeren loküle sıvı (ampiyem) izleniyor. Plevral sıvı örneğinin Gram boyamasında Gram pozitif diplokoklar görülüyor.

Bu hastanın klinik tablosu, olası komplikasyonları ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etkenin Streptococcus pneumoniae olma ihtimali yüksektir; loküle ampiyem varlığında tüp torakostomiye ek olarak intraplevral fibrinolitik tedavi veya cerrahi drenaj uygulanmalıdır.

Cevap

Etkenin Streptococcus pneumoniae olma ihtimali yüksektir; loküle ampiyem varlığında tüp torakostomiye ek olarak intraplevral fibrinolitik tedavi veya cerrahi drenaj uygulanmalıdır.
Hastanın aşısız olması ve plevral sıvıda Gram pozitif diplokokların saptanması, toplum kökenli pnömonilerin ve ampiyemin en sık etkenlerinden olan Streptococcus pneumoniae'yi işaret eder. Pnömoniye ikincil gelişen plevral efüzyonlarda ultrasonografi ile yoğun fibrinöz septasyonların (lokülasyon) görülmesi, sıvının göğüs tüpüyle basit drenajına engel teşkil eder. Bu nedenle standart tedavi, plevral aralığa tüp takılmasına ek olarak lokal fibrinolitik (doku plazminojen aktivatörü) uygulanması veya VATS (Video-Assisted Thoracoscopic Surgery) ile mekanik debridman yapılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenmesi.
Aşısız hastada yüksek ateş, plevral efüzyon (ampiyem) ve Gram boyamada Gram pozitif diplokoklar saptanmıştır. Bu bulgular spesifik olarak Streptococcus pneumoniae pnömonisi ve komplikasyonunu gösterir.
Olası etkenin ve komplikasyon düzeyinin belirlenmesi, doğru yönetim stratejisini seçmek için ilk adımdır.
2
Ampiyem evresinin ve uygun tedavi yönteminin belirlenmesi.
Ultrasonografide saptanan yoğun fibrinöz septasyonlar (loküle ampiyem), sıvının serbest akışkan olmadığını gösterir. Sadece antibiyotik ve göğüs tüpü yetersiz kalacaktır.
Fibrin bantlarını yıkmak veya mekanik olarak temizlemek amacıyla intraplevral fibrinolitik ajanlar veya VATS (Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi) gerekliliğini ortaya koymak için.
3
Çeldirici seçeneklerdeki temel pediatri prensiplerinin analiz edilmesi.
Ağır enfeksiyonda canlı aşı kontrendikedir. Kistik fibroziste pozitif ter testi >60 mEq/L>60\text{ mEq/L}'dir. Pürülan menenjitte BOS glukozu düşer. Ateş düştükten sonra çıkan döküntü kızamık değil altıncı hastalık ile uyumludur.
Çeldiricilerin içerdiği majör kavram yanılgılarını (aşı takvimi, BOS bulguları, döküntü tipleri) bilimsel olarak elemek için.

Anahtar Kavram

Alt Solunum Yolu Enfeksiyonları Komplikasyonları ve Ampiyem Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 180Soru

Annesinin kronik HepatitHepatit BB taşıyıcısı olduğunu öğrenen 88 yaşındaki bir çocuğun yapılan serolojik taramasında; HBsAgHBsAg negatif, antiHBsanti-HBs pozitif (180180 mIU/mLmIU/mL) ve antiHBcanti-HBc IgGIgG pozitif saptanmıştır. Bu tablo aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal enfeksiyon sonrası bağışıklık

Cevap

Doğal enfeksiyon sonrası bağışıklık
Hepatit B serolojisinde HBsAgHBsAg negatifliği aktif bir enfeksiyonun bulunmadığını gösterirken, antiHBsanti-HBs pozitifliği (>10>10 mIU/mLmIU/mL) koruyuculuğu simgeler. antiHBcanti-HBc IgGIgG ise virüsün merkez yapısına karşı oluşan antikordur ve sadece virüsün kendisiyle (doğal enfeksiyon) karşılaşan bireylerde pozitifleşir. Bu üç bulgunun birlikteliği kişinin hastalığı geçirdiğini ve bağışık hale geldiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
HBsAgHBsAg sonucunu değerlendir
HBsAgHBsAg negatif
Vücutta aktif virüs replikasyonu olmadığını veya enfeksiyonun temizlendiğini gösterir.
2
antiHBsanti-HBs sonucunu değerlendir
antiHBsanti-HBs pozitif
Kişinin virüse karşı koruyucu antikor geliştirdiğini ve bağışık olduğunu kanıtlar.
3
antiHBcanti-HBc IgGIgG sonucunu değerlendir
antiHBcanti-HBc IgGIgG pozitif
Kişinin virüsün çekirdek antijeniyle temas ettiğini, yani bağışıklığın aşıyla değil gerçek bir enfeksiyon sonrası geliştiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Hepatit B serolojisinde aşı bağışıklığı ile doğal bağışıklık arasındaki temel fark anti-HBc IgG varlığıdır.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 9 / 15Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin