Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları

28 soru

Soru 1Soru →

77 yaşında bir kız çocuk, 1212 gündür devam eden burun tıkanıklığı, pürülan karakterde koyu sarı-yeşil burun akıntısı ve özellikle gündüzleri belirgin olan öksürük şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Başlangıçta hafif olan şikayetlerinde herhangi bir düzelme gözlenmeyen hastanın fizik muayenesinde nazal mukoza ödemli ve pürülan akıntı mevcut olup, orofarenks bakısında postnazal drenaj izleniyor. Ateşi 37.5∘C37.5^\circ C olan hastanın sistemik muayenesi doğaldır. Bu hasta için en olası tanı ve bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut bakteriyel rinosinüzit; antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Akut bakteriyel rinosinüzit tanısı konularak uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.
Çocuklarda akut bakteriyel rinosinüzit tanısı üç klinik senaryodan birinin varlığında konur: 1) Persistan semptomlar (düzelme olmaksızın >10 gün süren nazal akıntı ve/veya gündüz öksürüğü), 2) Kötüleşen semptomlar (düzelmeye başlayan ÜSYE sonrası semptomların aniden artması), 3) Şiddetli başlangıç (yüksek ateş ve pürülan akıntının en az 3 gün sürmesi). Vakamızda 12 gündür süren ve düzelmeyen semptomlar tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Semptom süresini ve karakterini değerlendir
Semptomların 12 gündür sürmesi (10 gün sınırı) ve pürülan akıntı mevcut.
Viral ÜSYE semptomları genellikle 5-7. günlerde pik yapar ve 10 gün içinde düzelmeye başlar.
2
Tanı kriterlerini klinik tablo ile karşılaştır
Hasta 'persistan semptomlar' (düzelme olmaksızın >10 gün süren nazal akıntı/öksürük) kriterine uymaktadır.
Akut bakteriyel rinosinüzit tanısı klinik bir tanıdır.
3
Tanı ve tedavi yöntemini belirle
Klinik tanı ile antibiyotik (tercihen amoksisilin-klavulanat) başlanır.
Komplike olmayan vakalarda radyolojik görüntüleme gereksizdir.

Anahtar Kavram

Akut bakteriyel rinosinüzit tanı kriterleri
Soru 2Soru →

44 yaşında bir kız çocuk, ani başlayan 39∘C39^\circ C ateş ve yutma güçlüğü şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu orta-iyi, farenks hiperemik olup yumuşak damak ve tonsil ön pilarları üzerinde yaklaşık 2−32-3 mm çapında, tabanı gri-beyaz, etrafı eritemli halka ile çevrili vezikülopapüler lezyonlar saptanıyor. Dudak, diş eti ve dil muayenesi doğal bulunan hastanın el ve ayak muayenesinde döküntü saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herpanjina

Cevap

Posterior farenks yerleşimli veziküler lezyonlar ve eşlik eden yüksek ateş tablosuyla uyumlu olan tanı herpanjinadır.
Herpanjina tanısı, hastada görülen yüksek ateş ve ağız içinde özellikle yumuşak damak, uvula ve tonsil pilarları gibi posterior bölgelerde yerleşen vezikülopapüler lezyonlarla konulur. Anterior mukozanın (diş etleri, yanak) korunmuş olması bu tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların lokalizasyonunun değerlendirilmesi
Lezyonların yumuşak damak ve tonsil pilarları gibi ağzın arka kısmında (posterior) olduğu saptandı.
Ayırıcı tanıda lezyonların yerleşimi en kritik ipucudur.
2
Eşlik eden ve eksik olan bulguların analizi
Anterior mukoza (diş etleri) korunmuş ve ekstremitelerde döküntü yok.
Bu durum herpetik gingivostomatit ve el-ayak-ağız hastalığını dışlamaya yardımcı olur.
3
Etiyolojik eşleştirme
Coxsackie A virüsünün neden olduğu herpanjina tanısı konuldu.
Yüksek ateş ve posterior veziküler farenjit kombinasyonu bu hastalık için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Herpanjina, posterior farenks yerleşimli veziküllerle karakterize, genellikle Coxsackie A virüslerinin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 3Soru →

Dört yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık bir yıldır her 4 haftada bir tekrarlayan, 4-5 gün süren 39.5−40∘C39.5-40^\circ C ateş, eksüdatif tonsillofarenjit, ağız içinde ağrılı aftlar ve servikal lenfadenopati şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Atak dönemleri dışında tamamen sağlıklı olan çocuğun büyüme ve gelişmesi normal sınırlardadır. Ataklar sırasında bakılan laboratuvar incelemelerinde belirgin lökositoz ve sedimentasyon hızı yüksekliği saptanmış; ancak seri olarak alınan boğaz kültürlerinde üreme saptanmamıştır. Bu çocuk için en olası tanı ve bu durumun yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PFAPA sendromu; tek doz kortikosteroid tedavisi semptomları dramatik olarak düzeltir ancak ataklar arası süreyi kısaltabilir.

Cevap

PFAPA sendromu; tek doz kortikosteroid tedavisi semptomları dramatik olarak düzeltir ancak ataklar arası süreyi kısaltabilir.
Verilen vaka tipik bir PFAPA sendromu sunumudur. 5 yaş altı başlangıç, düzenli periyodik ateş, eşlik eden farenjit, aft ve servikal adenit tanıyı koydurur. PFAPA'nın en karakteristik özelliklerinden biri tek doz kortikosteroid tedavisine verilen çok hızlı yanıttır. Ancak bu tedavi, bir sonraki atağın daha erken (örneğin 4 hafta yerine 2-3 hafta sonra) ortaya çıkmasına yol açabilir (atak aralığının kısalması).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
4 haftada bir tekrarlayan ateş, farenjit, aft ve adenit saptandı (PFAPA tetradı).
Periyodik ateş sendromlarını ayırt etmek için atak süresi, sıklığı ve eşlik eden semptomlar kritiktir.
2
Ayırıcı tanıların dışlanması
Kültür negatifliği ve ataklar arası sağlıklı dönem enfeksiyöz nedenleri; farenjit ön planda olması ise serozit odaklı FMF'yi dışlar.
PFAPA'da boğaz kültürleri negatiftir ve çocuk ataklar arasında tamamen normaldir.
3
Tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Steroid yanıtı PFAPA için tanısal bir ipucudur.
Prednizolon 1−2mg/kg1-2 mg/kg dozunda ateşi saatler içinde düşürür, ancak atak frekansını artırabilir.

Anahtar Kavram

PFAPA Sendromu (Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit ve Adenit)

Daha Fazla Pratik

Diğer periyodik ateş sendromlarını (FMF, HIDS, TRAPS) karşılaştıran bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

Boğaz ağrısı ve ateş şikayetiyle getirilen 77 yaşındaki bir çocuk hastada, fizik muayenede saptanan aşağıdaki bulgulardan hangisi, etkenin A grubu beta hemolitik streptokok (AGBHS) olma olasılığını en çok azaltır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öksürük

Cevap

Öksürük bulgusunun varlığı, bakteriyel farenjit olasılığını azaltan ve viral etiyolojiyi destekleyen önemli bir klinik göstergedir.
Öksürük, burun akıntısı, ses kısıklığı ve konjonktivit gibi bulgular viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının tipik bileşenleridir. Modifiye Centor kriterlerine göre, öksürüğün olmaması AGBHS farenjiti lehine +1+1 puan kazandırırken, öksürüğün varlığı klinik olarak bakteriyel olasılığı anlamlı derecede azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını değerlendir.
Boğaz ağrısı ve ateş mevcuttur (Hem viral hem bakteriyel olabilir).
Başvuru şikayetleri her iki etiyoloji için de ortaktır.
2
Centor kriterlerini ve viral bulguları karşılaştır.
Öksürük, konjonktivit, rinore ve ses kısıklığı viral enfeksiyonları; eksuda, LAP ve öksürük yokluğu AGBHS'yi destekler.
Spesifik klinik bulgular ayırıcı tanıda yol göstericidir.
3
Doğru seçeneği belirle.
Öksürüğün varlığı AGBHS lehine puan kazandırmaz, aksine olasılığı düşürür.
Centor skorlamasında öksürük yokluğu bakteriyel lehinedir.

Anahtar Kavram

AGBHS ve Viral Farenjit Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru →

22 yaşında bir erkek çocuk, 33 gündür devam eden 39.5∘C39.5^\circ C ateş, huzursuzluk ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki tonsilin hiperemik, ödemli olduğu ve üzerinde yaygın eksüda plaklarının bulunduğu saptanıyor. Ayrıca hastada konjonktival hiperemi, burun akıntısı ve hafif hepatomegali tespit ediliyor. Centor (McIsaac) kriterleri ve klinik bulgular birlikte değerlendirildiğinde, bu çocuk için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Viral etiyoloji (faringokonjonktival ateş) düşünülerek sadece destekleyici tedavi verilmesi

Cevap

Viral etiyoloji (faringokonjonktival ateş) düşünülerek sadece destekleyici tedavi verilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım olan destekleyici tedavi, hastanın yaşının 3'ten küçük olması ve bakteriyel tonsillit lehine olan bulgulardan ziyade viral enfeksiyonu işaret eden konjonktivit ve burun akıntısı gibi semptomların varlığına dayanır. Adenovirüs tarafından oluşturulan faringokonjonktival ateş tablosu, yüksek ateş ve eksüda ile seyretmesine rağmen antibiyotik gerektirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve klinik bulgularını (ateş, eksüdatif tonsillit, konjonktivit) değerlendir.
2 yaşındaki çocukta eksüdatif tonsillit + konjonktivit + viral bulgular (burun akıntısı) saptandı.
Ayırıcı tanıda bakteriyel ve viral etkenleri ayırt etmek için yaş ve ek semptomlar kritiktir.
2
Centor (McIsaac) kriterlerinin bu hasta için geçerliliğini kontrol et.
Centor kriterleri 3 yaş ve üzerindeki çocuklar ile yetişkinler için valide edilmiştir; 2 yaşındaki bu hastada puanlama yapılmaz.
3 yaş altı çocuklarda AGBHS enfeksiyonu ve romatizmal ateş komplikasyonu nadirdir.
3
Klinik tabloyu birleştirerek en olası tanıyı ve yönetim planını belirle.
Tanı: Adenoviral Faringokonjonktival Ateş. Yönetim: Destekleyici tedavi.
Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin yeri yoktur; tedavi semptomatiktir.

Anahtar Kavram

Küçük çocuklarda (<3<3 yaş) eksüdatif tonsillit ve konjonktivit birlikteliği öncelikle Adenovirüs'ü düşündürür; bu yaş grubunda Centor kriterleri uygulanmaz.
Soru 6Soru →

77 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan yüksek ateş, yutma güçlüğü ve vücudunda yaygın kızarıklık şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ateşi 39∘C39^{\circ}C ölçülüyor, tonsillerde hiperemi ve belirgin beyaz eksudalar saptanıyor. Ön servikal lenfadenopatisi olan hastanın dilinde 'beyaz çilek dili' görünümü mevcut. Gövdesinde ve ekstremitelerinde baskıyla solan, dokunulduğunda zımpara kağıdı hissi veren ince papüler döküntüler gözlenen bu hastada, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: A Grubu Beta Hemolitik Streptokok

Cevap

Klinik bulgular ışığında en olası etken A Grubu Beta Hemolitik Streptokok (Streptococcus pyogenes) farenjiti sonrası gelişen Kızıl (Scarlatina) tablosudur.
A Grubu Beta Hemolitik Streptokok (AGBHS), pediatrik farenjitlerin en sık bakteriyel nedenidir. Hastada görülen yüksek ateş, tonsiller eksuda ve ön servikal lenfadenopati Centor kriterlerini karşılar. Eritrojenik toksin salgılayan suşların neden olduğu 'zımpara kağıdı' döküntüsü ve 'çilek dili' görünümü, bu etkenin klasik Kızıl (Scarlatina) tablosunu oluşturduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (ateş, farenjit ve döküntü) analiz et.
Ani başlayan yüksek ateş ve eksüdatif farenjit varlığı bakteriyel etkenleri, özellikle Centor kriterleri uyarınca A Grubu Beta Hemolitik Streptokok'u (AGBHS) düşündürür.
AGBHS farenjiti pediatrik yaş grubunda bakteriyel farenjitlerin en sık nedenidir.
2
Spesifik döküntü ve dil bulgularını değerlendir.
Zımpara kağıdı hissi veren döküntü ve çilek dili görünümü, AGBHS'nin salgıladığı eritrojenik toksine bağlı gelişen Kızıl (Scarlatina) hastalığına özgüdür.
Bu bulgular viral döküntülü hastalıklardan ayrımda yüksek tanısal değere sahiptir.
3
Tanıyı ve etkeni kesinleştir.
Bu klinik tablo Kızıl olarak adlandırılır ve etkeni A Grubu Beta Hemolitik Streptokok'tur.
Kızıl, farenjit tablosuna toksine bağlı döküntünün eklenmesiyle karakterizedir.

Anahtar Kavram

Kızıl (Scarlatina), A grubu beta hemolitik streptokokların neden olduğu, farenjite eşlik eden zımpara kağıdı döküntüsü ve çilek dili ile karakterize klinik tablodur.

Alternatif Yöntem

Centor skorlaması uygulanarak bakteriyel ihtimal değerlendirilebilir; ancak skarlatiniform döküntü varlığı tanıyı doğrudan AGBHS farenjitine (Kızıl) yönlendirir.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru →

1414 yaşında bir erkek çocuk, 44 gündür devam eden şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve yüksek ateş şikayetleriyle başvuruyor. Başvurusundan 22 gün önce gidilen bir merkezde CentorCentor skorunun 44 olarak hesaplanması üzerine oral amoksisilin tedavisi başlandığı ancak şikayetlerinin gerilemediği, aksine ağrısının tek taraflı olarak şiddetlendiği öğreniliyor. Fizik muayenede hastanın konuşmasının "sıcak patates sesi" (muffled voicemuffled\ voice) karakterinde olduğu ve belirgin trismustrismus nedeniyle ağzını açmakta zorlandığı gözleniyor. Orofaringeal muayenede sol tonsilin hiperemik olduğu ve orta hattı geçerek uvulayı sağa ittiği saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peritonsiller apse

Cevap

Peritonsiller apse
Peritonsiller apse (quinsy), tonsiller kapsül ile farenks konstriktör kasları arasında püy birikmesiyle karakterizedir. Adolesanlarda daha sıktır. En tipik bulguları yüksek ateş, şiddetli tek taraflı boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, boğuk ses (sıcak patates sesi) ve internal pterygoid kasın irritasyonuna bağlı gelişen trismustur. Muayenede tonsilin öne ve orta hatta itilmesi, yumuşak damakta şişlik ve uvulanın sağlam tarafa deviasyonu tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (tek taraflı boğaz ağrısı, trismus, boğuk ses) analiz edilmesi
Hastada derin boyun enfeksiyonu düşündüren bulgular saptandı.
Trismus ve "sıcak patates sesi" farenks çevresindeki apse oluşumlarının karakteristik belirtileridir.
2
Orofaringeal muayene bulgularının (uvula deviasyonu, tonsil itilmesi) değerlendirilmesi
Sol tonsilin orta hattı geçmesi ve uvulanın karşıya deviasyonu peritonsiller bölgeyi işaret eder.
Peritonsiller bölgedeki süpüratif süreç, yumuşak damağı ve uvulayı karşı tarafa doğru iter.
3
Tedaviye yanıtsızlığın ve yaş grubunun değerlendirilmesi
Adolesan yaş grubu ve oral antibiyoterapiye rağmen kötüleşen tablo apse formasyonunu destekler.
Grup A streptokok farenjiti için verilen amoksisiline yanıtsızlık, apsenin cerrahi drenaj veya iğne aspirasyonu gerektiren mekanik bir sorun olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Peritonsiller apse tanısında trismus ve uvula deviasyonunun tanısal değeri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8Soru →

1010 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 11 haftadır devam eden yüksek ateş, boğaz ağrısı ve boynun sol tarafında hızla büyüyen ağrılı şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 39.2∘C39.2^\circ\text{C} ölçülüyor. Sol tonsil üzerinde gri-beyaz renkli, çevre dokudan keskin sınırla ayrılan ve kazımakla kolayca ayrılmayan psödomembranöz bir eksüda izleniyor. Sol servikal bölgede 4 cm4\text{ cm} çapında, üzerinde eritem bulunan, palpasyonla oldukça hassas ve flüktüasyon veren tek taraflı lenfadenopati saptanıyor. Hastanın bir hafta önce ailesiyle gittiği bir doğa gezisinde dezenfekte edilmemiş kaynak suyu içtiği öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orofarengeal tularemi

Cevap

Sunulan klinik tabloda tek taraflı psödomembranöz tonsillit, flüktüasyon veren ağrılı lenfadenopati ve kontamine su içme öyküsü bulunması nedeniyle en olası tanı orofarengeal tularemidir.
Doğru yanıt olan orofarengeal tularemi, kırsal bölgelerde kontamine suların içilmesiyle bulaşır. Klinik olarak yüksek ateş, tek taraflı psödomembranöz tonsillit ve bu tonsillite eşlik eden ağrılı, eritemli ve sıklıkla süpürasyona (flüktüasyona) uğrayan unilateral servikal lenfadenopati ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların ve epidemiyolojik öykünün birleştirilmesi.
Yüksek ateş, psödomembranöz farenjit ve tek taraflı, süpüratif (flüktüasyon veren) servikal LAP ile dezenfekte edilmemiş kaynak suyu içme öyküsü saptanır.
Orofarengeal tularemi, *Francisella tularensis* ile kontamine su veya gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen, Türkiye'de özellikle kırsal bölgelerde endemik görülen bir ÜSYE formudur.
2
Ayırıcı tanının yapılması.
Difteri, EBV ve piyojenik apseler dışlanır.
Difteri aşılanma nedeniyle nadirdir ve membranları kanamalıdır. EBV bilateral bulgular verir. Retrofarengeal apse ise farklı mekanik bulgular (tortikolis) gösterir.
3
Tanının netleştirilmesi.
Orofarengeal tularemi tanısına gidilir.
Unilateral (tek taraflı) tutulum ve flüktüasyon veren LAP, tulareminin orofarengeal formu için en ayırt edici klinik özelliktir.

Anahtar Kavram

Orofarengeal tularemi kliniği ve epidemiyolojisi

Daha Fazla Pratik

Orofarengeal tulareminin tedavisinde kullanılan ilk seçenek antibiyotikleri (aminoglikozidler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru →

66 yaşında erkek çocuk, 22 gündür devam eden yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ateş 39.2∘C39.2^\circ C, her iki tonsilde eksüda, uvulada ödem ve yumuşak damakta peteşiler saptanıyor. Dilde papillaların belirginleştiği (çilek dili) ve gövdede basmakla solan, zımpara kağıdı hissinde, aksiller ve inguinal bölgelerde çizgilenme gösteren (Pastia çizgileri) yaygın eritematöz döküntü gözleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızıl

Cevap

Kızıl
Kızıl, A grubu beta hemolitik streptokokların eritrojenik toksinleri sonucu gelişen bir tablodur. Hastada görülen yüksek ateş, eksüdatif tonsillit, damaktaki enantemler (peteşi), çilek dili ve özellikle zımpara kağıdı (sandpaper) dokusundaki döküntü bu tanı için karakteristiktir. Pastia çizgileri (fleksiyon bölgelerinde döküntünün yoğunlaşması) tanıyı destekleyen spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada ateş, boğaz ağrısı ve döküntü üçlüsü saptandı.
Üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları ile sistemik döküntünün birleşimi ayırıcı tanı için başlangıç noktasıdır.
2
Döküntü karakterinin değerlendirilmesi
Döküntünün zımpara kağıdı hissinde olması ve Pastia çizgileri saptanması.
Bu bulgular A grubu beta hemolitik streptokokların (AGBHS) eritrojenik toksinlerine özgüdür.
3
Dil ve boğaz muayenesinin yorumlanması
Eksüdatif tonsillit ve çilek dili bulguları.
Bu bulgular tanıyı Kızıl lehine kesinleştirir ve viral döküntülü hastalıklardan ayırır.

Anahtar Kavram

Kızıl (Scarlet Fever) Kliniği
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 10Soru →

1717 yaşında bir erkek hasta; yaklaşık 11 hafta önce geçirdiği şiddetli boğaz ağrısı ve yüksek ateş şikayetlerinin ardından bugün titreme ile yükselen ateş, boynunun sol tarafında ağrılı şişlik ve plevritik göğüs ağrısı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde genel durumu toksik görünümde, vücut sıcaklığı 39.5∘C39.5^\circ C, sol tonsiller bölge ödemli, farenks hiperemik ve sol sternokleidomastoid kası trasesi boyunca belirgin hassasiyet ile endürasyon saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında periferik yerleşimli, multipl nodüler infiltratlar ve kavitasyon odakları izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve eşlik etmesi beklenen vasküler patoloji aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lemierre sendromu - İnternal juguler ven trombozu

Cevap

Lemierre sendromu ve buna eşlik eden İnternal juguler ven trombozu
Lemierre sendromu, genellikle bir farenjit atağının ardından *Fusobacterium necrophorum* gibi anaerob etkenlerin internal juguler vene yayılmasıyla (septik tromboflebit) gelişen bir tablodur. Hastada görülen boyun hassasiyeti IJV trombozunu, akciğer grafisindeki kavitasyonlu nodüller ise bu trombüsten kopan septik embolilerin akciğere yerleşmesini temsil eder. Bu klinik triad Lemierre sendromu için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını birleştir
Post-anjinal sepsis tablosu
Hastanın farenjit öyküsünü takiben toksik belirtiler göstermesi, bir üst solunum yolu enfeksiyonu komplikasyonuna işaret eder.
2
Akciğer bulgularını yorumla
Septik pulmoner emboli
Periferik yerleşimli kavitasyonlu nodüller, hematojen yolla yayılan septik embolilerin (Lemierre sendromu veya sağ kalp endokarditi gibi) tipik bulgusudur.
3
Anatomik lokalizasyonu değerlendir
İnternal juguler ven trombozu
Sternokleidomastoid kas boyunca ağrı ve endürasyon, derin boyun yapılarında vasküler bir tutuluma (juguler ven tromboflebiti) işaret eder.
4
Tanıyı netleştir
Lemierre Sendromu
Post-anjinal sepsis, septik pulmoner emboliler ve internal juguler ven trombozu triadı Lemierre sendromunu tanımlar.

Anahtar Kavram

Lemierre Sendromu (Post-anjinal Sepsis)

Alternatif Yöntem

Lemierre sendromunu tanımak için 'farenjit + akciğerde kavitasyonlu nodül' ikilisini bir 'septik emboli odağı' olarak kodlamak, karmaşık vakalarda doğru sonuca hızlı ulaşmayı sağlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru →

1515 aylık bir kız çocuk, son 1212 saattir devam eden huzursuzluk ve sağ kulağını çekiştirme yakınmasıyla acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ateşi 38.5∘C38.5^\circ C ölçülüyor; otoskopik muayenede sağ timpan membranda hiperemi, dışa doğru bombelik ve hareket kısıtlılığı saptanıyor. Bu hastada izlenen akut otitis media tablosuna en sık neden olan bakteriyel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: StreptococcusStreptococcus pneumoniaepneumoniae

Cevap

Akut otitis media tablosuna en sık neden olan bakteriyel etken Streptococcus pneumoniae'dir.
Akut otitis media (AOM), çocukluk çağında en sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonu komplikasyonlarından biridir. Yapılan çalışmalarda ve standart klinik kılavuzlarda, pediatrik AOM vakalarında en sık izole edilen bakteriyel patojen açık ara farkla Streptococcus pneumoniae olarak saptanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Huzursuzluk, kulak ağrısı (kulak çekiştirme), ateş ve otoskopik bulgular (hiperemi, bombelik) Akut Otitis Media (AOM) tanısını doğrular.
Tanının doğru konulması, olası etkenleri belirlemek için temel adımdır.
2
Etiyolojik etkenlerin görülme sıklığını hatırla
AOM etiyolojisinde en sık görülen üç bakteri Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis'tir.
Ampirik tedavi ve klinik yaklaşım en sık görülen etkenlere göre belirlenir.
3
En sık etkeni belirle
Aşılamaya rağmen tüm pediatrik yaş gruplarında en sık izole edilen bakteriyel patojen Streptococcus pneumoniae'dir.
Konjugat pnömokok aşıları sonrası serotip değişikliği olsa da toplamda S. pneumoniae liderliğini korumaktadır.

Anahtar Kavram

Akut Otitis Media Bakteriyel Etiyolojisi
Soru 12Soru →

66 yaşında bir kız çocuk; boğaz ağrısı, ani başlayan 39∘C39^\circ C ateş ve vücudunda yaygın döküntü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede hastanın tonsillerinin hiperemik ve eksüdatif olduğu, dilde papillaların belirginleştiği (çilek dili) saptanıyor. Vücut genelinde görülen döküntünün basmakla solduğu, deri kıvrımlarında (Pastia çizgileri) daha yoğun olduğu ve dokunulduğunda "zımpara kağıdı" hissi verdiği görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikrorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Streptococcus pyogenes*

Cevap

Kızıl hastalığının etkeni olan *Streptococcus pyogenes* (A grubu beta-hemolitik streptokoklar), salgıladıkları eritrojenik toksinler vasıtasıyla eksüdatif tonsillit, çilek dili ve karakteristik döküntüye yol açar.
Klinik vakada sunulan eksüdatif tonsillit, dildeki papiller hipertrofi (çilek dili) ve zımpara kağıdı hissi veren döküntülerin deri kıvrımlarında yoğunlaşması (Pastia çizgileri), Kızıl hastalığı için patognomoniktir. Kızıl hastalığının etkeni ise A grubu beta-hemolitik streptokoklar, yani *Streptococcus pyogenes*'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Eksüdatif tonsillit, çilek dili, Pastia çizgileri ve zımpara kağıdı döküntüsü bir arada değerlendirilir.
Bu bulgular pediatride spesifik bir enfeksiyon tablosunu işaret eder.
2
Klinik sendromu tanımla.
Tanı Kızıl (Scarlet Fever) hastalığıdır.
Kızıl, A grubu beta-hemolitik streptokokların eritrojenik toksini ile oluşan sistemik bir tablodur.
3
Etyolojik ajanı belirle.
En olası etken *Streptococcus pyogenes*'dir.
TUS sınavında hastalık-etken eşleştirmesi temel bir bilgi düzeyidir.

Anahtar Kavram

Kızıl (Scarlet Fever) Klinik Tanısı ve Etyolojisi
Soru 13Soru →

6 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 33 gündür devam eden burun akıntısı, halsizlik ve hafif öksürük şikayetleri varken aniden ateşinin 40.2∘C40.2^\circ C'ye yükselmesi ve solunum güçlüğü gelişmesi üzerine acil servise getiriliyor. Hastanın ilk başvurusunda Centor kriterlerine göre düşük riskli kabul edilerek sadece semptomatik tedavi önerildiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde toksik görünümde olan hastada belirgin inspiratuar stridor, interkostal ve suprasternal çekilmeler saptanıyor. Hastaya uygulanan nebülize adrenalin ve intravenöz steroid tedavisine rağmen klinik tablosunda düzelme gözlenmiyor. Direkt laringoskopik incelemede vokal kordların normal olduğu, ancak subglottik bölgede lümeni daraltan, yapışkan pürülan sekresyonlar ve yer yer psödomembranlar izleniyor. Bu klinik tabloyu en iyi açıklayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakteriyel trakeit

Cevap

Bakteriyel trakeit
Bakteriyel trakeit, yüksek ateş, toksik görünüm ve standart krup tedavisine (adrenalin/steroid) yanıt vermeyen stridor ile karakterize acil bir durumdur. Genellikle bir viral üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişir. Laringoskopik incelemede subglottik bölgede kalın, yapışkan pürülan sekresyonların ve psödomembranların görülmesi bu tanıyı kesinleştirir. En sık etken mikroorganizma Staphylococcus aureus'tur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyri analiz et
3 günlük viral prodromu takip eden ani ateş yükselmesi ve toksik tablo, bakteriyel bir süperenfeksiyonu düşündürür.
Bakteriyel trakeit genellikle viral krup veya ÜSYE sonrası gelişen sekonder bir bakteriyel enfeksiyondur.
2
Tedavi yanıtını değerlendir
Nebülize adrenalin ve steroid tedavisine yanıt alınamaması, ödemden ziyade mekanik bir obstrüksiyon (pürülan tıkaçlar) olduğunu gösterir.
Viral krupun aksine, bakteriyel trakeitte hava yolu tıkanıklığı kalın sekresyonlar ve membranlar nedeniyle oluşur.
3
Laringoskopi bulgularını yorumla
Subglottik bölgedeki pürülan sekresyonlar ve psödomembranlar bakteriyel trakeit (psödomembranöz krup) için tanısal bir bulgudur.
Epiglottitte epiglot ödemli ve kiraz kırmızısıdır, trakeitte ise tutulum vokal kordların altındadır.
4
Ayırıcı tanı yap
Epiglottit, krup ve apseler elendiğinde en olası tanı bakteriyel trakeit olarak belirlenir.
Yüksek ateş (>39∘C>39^\circ C), toksik tablo ve krup tedavisine yanıtsızlık bu tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Bakteriyel Trakeit (Psödomembranöz Krup) Tanısı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru →

66 yaşında bir kız çocuk, 1212 gündür devam eden burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve özellikle gündüzleri de olan öksürük şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden semptomların başladığı günden itibaren şiddetinde bir azalma olmadığı öğreniliyor. Ateşi olmayan ve genel durumu iyi olan hastanın fizik muayenesinde nazal mukoza ödemli ve farenkste pürülan postnazal akıntı saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Çocuklarda 10 günden uzun süren ve düzelme göstermeyen üst solunum yolu enfeksiyonu semptomları akut bakteriyel sinüzit tanısı için yeterlidir ve antibiyotik tedavisi gerektirir.
Hastada saptanan 1212 günlük süre ve semptomlarda iyileşme olmaması, pediatrik akut bakteriyel sinüzit tanı kriterlerinden 'persistan semptomlar' kategorisine girer. Bu klinik tablo varlığında tanı için ek görüntüleme gerekmez ve ampirik oral antibiyotik tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Semptom süresinin ve niteliğinin değerlendirilmesi
1212 gün süren, iyileşme göstermeyen burun akıntısı ve öksürük.
Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının çoğu 10 gün içinde iyileşme gösterir.
2
Tanı kriterlerinin kontrol edilmesi
Persistan semptom kriteri (Semptomların 1010-1414 günden uzun sürmesi).
Pediatrik yaş grubunda akut bakteriyel sinüzit tanısı; persistan semptomlar, şiddetli başlangıç veya kötüleşen seyir (double sickening) kriterlerinden birinin varlığı ile klinik olarak konur.
3
Tedavi planının oluşturulması
Ampirik antibiyotik tedavisi.
Klinik kriterleri karşılayan akut bakteriyel sinüzit vakalarında komplikasyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak için antibiyotik önerilir.

Anahtar Kavram

Akut Bakteriyel Sinüzit Klinik Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 15Soru →

1818 aylık erkek hasta, gecenin bir yarısı aniden başlayan havlamaya benzer tarzda öksürük ve nefes alırken ıslık sesi çıkarma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden iki gündür hafif burun akıntısı ve subfebril ateşi olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 37.8∘C37.8^\circ C, kalp tepe atımı 120/dk120/dk, solunum sayısı 38/dk38/dk ve oksijen satürasyonu %96\%96 olarak ölçülüyor. Hastanın istirahat halinde belirgin inspiratuar stridoru ve suprasternal çekilmeleri gözleniyor. Toksik görünümü olmayan bu hastanın klinik tablosu göz önüne alındığında, tedavisinde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek doz oral deksametazon ve nebülize rasemik epinefrin verilmesi

Cevap

Orta-ağır krup tablosunda havayolu ödemini hızla çözmek ve inflamasyonu baskılamak amacıyla tek doz oral deksametazon ve nebülize rasemik epinefrin birlikte verilmesidir.
Hastanın kliniği viral krup (akut laringotrakeobronşit) ile birebir örtüşmektedir. Krup tedavisinde temel belirleyici 'istirahatte stridor' varlığıdır. Sadece ağlarken/ajiteyken stridoru olan hastalarda (hafif krup) tek başına oral veya intramüsküler deksametazon yeterli olurken; bu hastada olduğu gibi istirahat halinde stridor ve interkostal/suprasternal çekilmeleri olan orta-ağır krup vakalarında havayolundaki ödemi hızla küçültmek için vazokonstriktör etkisi olan nebülize rasemik epinefrin uygulanması ve beraberinde mutlaka deksametazon verilmesi tıbbi bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin değerlendirilmesi ve sendromik tanının konması.
Geceleri ani başlayan havlama tarzı öksürük, ses kısıklığı, hafif ateş ve inspiratuar stridor triadının viral krup (laringotrakeobronşit) tablosu olduğu belirlenir.
Ayırıcı tanıda yer alan epiglottit (toksik görünüm, yüksek ateş, salya akışı) veya yabancı cisim aspirasyonu dışlanarak doğru hastalık saptanır.
2
Hastalığın şiddetinin (skorunun) belirlenmesi.
Hastada istirahat halinde belirgin stridor ve göğüs duvarında (suprasternal) çekilmeler saptanarak 'orta-ağır' krup tanısı konur.
Krup tedavisinde basamaklı yaklaşım doğrudan hastalığın ağırlık derecesine göre şekillenir.
3
Uygun farmakolojik ajanların seçilmesi.
Laringeal mukozal ödemi hızla daraltan rasemik epinefrin ile ödemin tekrar oluşmasını engelleyen steroid (deksametazon) tedavisi seçilir.
Sadece steroid verilmesi durumunda etki başlaması zaman alacağından, anlık solunum sıkıntısını gidermek için vazokonstriktör etkili nebülize epinefrine ihtiyaç vardır.

Anahtar Kavram

Krup (Laringotrakeobronşit) Şiddetinin Değerlendirilmesi ve Basamaklı Tedavisi

İpuçları

1
Hastanın kliniği üst solunum yolu obstrüksiyonu bulgularından olan inspiratuar stridor ile karakterizedir ve tablonun akut, viral kaynaklı bir enfeksiyon (krup) olduğunu düşündürmektedir.
2
Tedavi kararı verilirken hastanın 'istirahatte' stridorunun olması ve solunum iş yükünün artmış olması (çekilmeler) tablonun orta-ağır şiddette olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Akut epiglottit klinik bulguları (toksik görünüm, salya akıntısı, tripod pozisyonu) ve yönetimi ile krup hastalığını karşılaştıran senaryolara çalışınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, son 66 aydır yaklaşık 2828 günlük periyotlarla tekrarlayan, 4−54-5 gün süren yüksek ateş (39.8∘C39.8^\circ C), boğaz ağrısı ve ağızda yaralar şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede eksudatif tonsillit, ağız mukozasında birkaç adet ağrılı küçük aft ve bilateral servikal lenfadenopati saptanıyor. Ataklar arasında hastanın tamamen sağlıklı olduğu, büyüme ve gelişmesinin yaşına uygun seyrettiği öğreniliyor. Atak sırasında bakılan laboratuvar incelemelerinde belirgin lökositoz ve CRP yüksekliği saptanırken, yapılan tekrarlayan boğaz kültürlerinde üreme olmuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PFAPA sendromu

Cevap

PFAPA sendromu
Vakada tanımlanan çocukta düzenli aralıklarla tekrarlayan ateş atakları, eksudatif tonsillit, oral aftlar ve lenfadenopati mevcuttur. Bu tablo, 'Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit ve Adenit' kelimelerinin baş harflerinden oluşan PFAPA sendromu için klasiktir. Ataklar arası tam iyilik hali ve büyüme-gelişmenin normal olması tanıyı destekleyen en önemli klinik ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsündeki ateş karakterinin analizi
Ateşin son 66 aydır yaklaşık 2828 günde bir (periyodik) tekrarladığı saptandı.
Periyodik ateş tabloları tanısal yaklaşımda otoinflamatuar sendromları ve siklik hematolojik bozuklukları ön plana çıkarır.
2
Fizik muayene ve klinik triadın değerlendirilmesi
Eksudatif tonsillit (farenjit), oral aftlar ve servikal lenfadenopati birlikteliği görüldü.
Ateş ile birlikte bu üç bulgunun (Aft, Farenjit, Adenit) varlığı PFAPA sendromu tanımı için temel kriterlerdir.
3
Tanısal dışlama kriterlerinin ve laboratuvarın yorumlanması
Boğaz kültürlerinin negatif olması ve ataklar arası tam iyilik hali saptandı.
Kültür negatifliği bakteriyel farenjitleri, ataklar arası iyilik hali ise kronik sistemik hastalıkları dışlayarak PFAPA tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

PFAPA (Periodic Fever, Aphthous Stomatitis, Pharyngitis, and Adenitis) Sendromu
Soru 17Soru →

İki yaşında bir erkek çocuk, son iki gündür devam eden yüksek ateş, iştahsızlık ve ağız içinde yaygın ağrılı yaralar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateşi 392∘C39{}2^\circ C ölçülüyor. Orofaringeal muayenesinde diş etlerinin (gingiva) belirgin derecede hiperemik ve ödemli olduğu, dokunmakla kolayca kanadığı; dil, sert damak ve yanak mukozasında birleşme eğilimi gösteren çok sayıda vezikül ve yüzeyel ülser saptanıyor. Bilateral submandibüler ağrılı lenfadenopatisi olan bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herpetik jinjivostomatit

Cevap

Herpetik jinjivostomatit
Herpetik jinjivostomatit, Herpes Simplex Virus (HSV) tip 1'in çocuklardaki en yaygın klinik formudur. Genellikle 66 ay ile 55 yaş arasında görülür. Yüksek ateş ve huzursuzlukla başlar. En karakteristik bulgusu, ağız içinde yaygın veziküllerin yanı sıra diş etlerinde (gingiva) görülen belirgin ödem, hiperemi ve kolay kanama eğilimidir (akut jinjivit). Lezyonlar hem anterior hem de posterior ağız mukozasını tutar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve genel semptomlarını değerlendir.
2 yaşında bir çocukta yüksek ateş ve huzursuzluk saptandı.
Yüksek ateş enfeksiyöz bir stomatit tablosunu destekler.
2
Lezyonların yerleşimini ve morfolojisini analiz et.
Veziküler lezyonlar hem anterior hem de posterior ağız mukozasında yaygın dağılım gösteriyor.
Dağılım paterni herpanjin ile jinjivostomatit ayrımında kritiktir.
3
Diş eti (gingiva) muayenesini yorumla.
Diş etlerinde belirgin ödem ve kanama (gingivit) saptandı.
Belirgin jinjivit varlığı HSV-1 enfeksiyonu için en ayırt edici klinik bulgudur.

Anahtar Kavram

Herpetik jinjivostomatit ile herpanjin klinik ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu iyi, ateşi 38,8∘C38,8^{\circ}C saptanıyor. Orofaringeal muayenesinde yumuşak damak, uvula ve tonsil pilarlarında 1−21-2 mm boyutlarında, etrafı eritemli veziküler ve ülseratif lezyonlar izleniyor. Diş etleri ve yanak mukozası ise normal olarak değerlendiriliyor. Bu hasta için en olası tanısal etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Coxsackie A virüsü

Cevap

En olası etken Coxsackie A virüsüdür.
Vakada tanımlanan ateş ve posterior orofarenkste (yumuşak damak, uvula, tonsil pilarları) yerleşen vezikülo-ülseratif lezyonlar tipik bir herpanjina tablosudur. Herpanjinanın en yaygın etkeni Coxsackie A virüsüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yumuşak damak ve uvulada veziküler lezyonlar, ön ağız mukozasının korunması.
Herpanjina ve herpetik gingivostomatit ayrımı için lezyon yerleşimi kritiktir.
2
Ayırıcı tanı yap
Posterior yerleşimli lezyonlar herpanjinayı (Coxsackie A) işaret eder.
Herpes enfeksiyonunda gingivostomatit (ön ağız tutulumu) baskındır.

Anahtar Kavram

Herpanjina, çocuklarda posterior orofarenkste vezikül ve ülserlerle seyreden, en sık Coxsackie A virüslerinin neden olduğu bir hastalıktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 19Soru →

Akut tonsillofarenjit tanısı düşünülen bir hastada, klinik olarak A grubu beta hemolitik streptokok (AGBHS) olasılığını düşüren ve viral enfeksiyonları (nezle, faringokonjonktival ateş vb.) destekleyen klinik bulgu hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öksürük ve rinit varlığı

Cevap

Öksürük ve rinit varlığı
Doğru yanıt olan seçenek, viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının karakteristik bulgularını içermektedir. AGBHS farenjitinde tipik olarak öksürük, rinit, ses kısıklığı, ağızda ülserler veya konjonktivit görülmez. Bu bulguların varlığı, hastanın semptomlarının viral bir etkene bağlı olduğunu güçlü bir şekilde gösterir ve gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek için Centor kriterlerinde negatif prediktif değer taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki klinik bulguları analiz et.
Öksürük, rinit, konjonktivit ve ses kısıklığı gibi 'nezle' benzeri semptomlar saptandı.
Bu bulgular tipik olarak üst solunum yolu mukozasının yaygın tutulumunu (viral) gösterir.
2
Centor (McIsaac) kriterlerini uygula.
Öksürüğün varlığı Centor skorunda 0 puan (veya negatif etki) yaratırken; ateş, eksüda ve lenfadenopati varlığı bakteriyel puanı artırır.
AGBHS genellikle 'kuru' bir boğaz ağrısı ile seyreder, burun akıntısı ve öksürük nadirdir.
3
En olası etken tipini belirle.
Viral farenjit.
Klinik bulgular AGBHS olasılığını dışlamakta ve destekleyici tedavi gerektiren viral tabloyu desteklemektedir.

Anahtar Kavram

Centor Kriterleri ve Viral-Bakteriyel Farenjit Ayrımı

İpuçları

1
Centor kriterlerini hatırlayın; hangi bulgu skoru artırmaz, aksine viral tanıyı düşündürür?

Daha Fazla Pratik

Viral farenjitlerde en sık görülen etkenleri (Rinovirüs, Coronavirüs vb.) tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru →

1818 yaşındaki erkek hasta, 33 gündür devam eden şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ateşi 39∘C39^\circ\text{C}, her iki tonsili hiperemik ve eksüdatif, servikal lenfadenopatisi mevcut saptanıyor. Gövdede ve ekstremitelerin ekstansör yüzlerinde daha belirgin olan, basmakla solan, ince papüler (zımpara kağıdı hissi veren) döküntü izleniyor. Hastaya yapılan hızlı antijen tarama testi ve standart besiyerindeki boğaz kültürü negatif sonuçlanıyor. Mevcut klinik tablo dikkate alındığında, bu hastada döküntü ve farenjitten sorumlu olması en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arcanobacterium haemolyticum

Cevap

Arcanobacterium haemolyticum farenjitidir.
Arcanobacterium haemolyticum, özellikle 1515-2525 yaş grubunda eksüdatif farenjit ve hastaların yaklaşık yarısında skarlatiniform (zımpara kağıdı benzeri) döküntüye neden olur. GABHS testleri negatif olan adolesanlarda döküntülü farenjit tablosunda ilk akla gelmesi gereken mikroorganizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş grubu ve klinik semptomları değerlendirilir.
Adolesan dönemdeki hastada eksüdatif tonsillit ve skarlatiniform döküntü olduğu saptanır.
Bu tablo öncelikle Grup A Beta Hemolitik Streptokok (GABHS) enfeksiyonunu (Kızıl) düşündürür.
2
Laboratuvar verileri analiz edilir.
Hızlı antijen testi ve kültürün negatif olması GABHS tanısını dışlar.
GABHS dışı döküntülü farenjit nedenleri sorgulanmalıdır.
3
Spesifik etken ayırıcı tanısı yapılır.
Adolesanlarda skarlatiniform döküntü yapan ve kültürde üremeyen tablo Arcanobacterium haemolyticum ile ilişkilendirilir.
Arcanobacterium haemolyticum, gençlerde farenjit ve kızıl benzeri döküntünün önemli bir nedenidir.

Anahtar Kavram

Arcanobacterium haemolyticum, adolesanlarda farenjit ve döküntü yapan, GABHS ile karıştırılan bir etkendir.

Daha Fazla Pratik

Adolesanlarda farenjit yapan diğer etkenlerden Lemierre Sendromu (Fusobacterium necrophorum) bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 2Sonraki
Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin