Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 261Soru

1515 yaşında bir kız hasta; son 33 aydır devam eden, günde 55-66 kez olan kanlı-mukuslu ishal, kramp tarzında alt karın ağrısı ve tenezm şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremite pretibial bölgede hassas, eritematöz nodüller (eritema nodozum) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Hemoglobin: 9.2 g/dL9.2\text{ g/dL}, Albumin: 3.0 g/dL3.0\text{ g/dL}, CRPCRP: 48 mg/L48\text{ mg/L} ve pANCApANCA (++) olarak raporlanıyor. Kolonoskopide rektumdan başlayıp çekuma kadar devam eden diffüz mukoza ödemi, hiperemi ve ülserasyonlar izleniyor. Bu hastada yapılan endoskopik biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kript abseleri ve goblet hücrelerinde azalma

Cevap

Ülseratif Kolit tanısı alan bu hastada biyopside kript abseleri ve goblet hücrelerinde azalma görülmesi beklenir.
Hastanın klinik tablosu (kanlı ishal, tenezm), serolojik bulgusu (pANCApANCA pozitifliği) ve endoskopik görünümü (rektumdan başlayan diffüz tutulum) Ülseratif Kolit tanısını desteklemektedir. Ülseratif kolitte inflamasyon mukoza ve submukoza ile sınırlı kalırken, mikroskobik incelemede nötrofil infiltrasyonu ile karakterize kript abseleri ve mukus salgılayan goblet hücrelerinde belirgin azalma saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Kanlı-mukuslu ishal, tenezm ve eritema nodozum inflamatuar bağırsak hastalığını (İBH) düşündürür.
İBH'nin pediatrik popülasyonda en sık başvuru semptomları gastrointestinal ve ekstraintestinal bulgulardır.
2
Serolojik ve endoskopik bulguları değerlendir
pANCApANCA pozitifliği ve rektumdan başlayan sürekli (diffüz) tutulum Ülseratif Kolit lehinedir.
Crohn hastalığında tutulum genellikle yamalı (skip lezyonlar) olup ASCAASCA pozitifliği daha sıktır.
3
Histopatolojik tanıyı belirle
Ülseratif kolitte inflamasyon mukoza ve submukoza ile sınırlıdır; kript abseleri ve goblet hücre kaybı görülür.
Tanının kesinleşmesi için klinik, endoskopik ve histopatolojik uyum gereklidir.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

20 aylık bir kız çocuk, üç gündür devam eden günde 12-15 kez bol sulu dışkılama ve aralıklı kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde uyuklamaya meyilli olduğu, cilt turgorunun azaldığı, göz kürelerinin çöktüğü ve solunumunun derin ve hızlı (Kussmaul solunumu) olduğu saptanıyor. Kan gazı analizinde pH 7.24, HCO3HCO_3 11 mEq/L11\text{ mEq/L} saptanıyor ve anyon açığı normal olarak hesaplanıyor. Bu hastadaki asit-baz bozukluğunun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dışkı ile bikarbonat kaybı

Cevap

Dışkı ile bikarbonat kaybı
Şiddetli ishal vakalarında gastrointestinal sistemden yüksek miktarda bikarbonat (HCO3HCO_3^-) kaybedilir. Bu durum plazma bikarbonat seviyelerini düşürerek metabolik asidoza yol açar. Kaybedilen bikarbonatın yerine klor iyonları geçtiği için anyon açığı değişmez; bu nedenle tablo 'normal anyon açıklı metabolik asidoz' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve kan gazını değerlendir.
Hastada derin ve hızlı solunum (Kussmaul) ile birlikte düşük pH ve düşük bikarbonat (11 mEq/L11\text{ mEq/L}) saptanmıştır; bu tablo metabolik asidozu gösterir.
Vücut, asidozu kompanse etmek için solunum hızını artırarak CO2CO_2 atmaya çalışır.
2
Anyon açığını analiz et.
Anyon açığının normal olması (12±212 \pm 2), asidozun asit eklenmesinden ziyade baz kaybından kaynaklandığını gösterir.
Normal anyon açıklı asidozun en sık nedeni gastrointestinal sistemden bikarbonat kaybıdır.
3
Etiyolojik bağlantıyı kur.
Şiddetli ishalde dışkı yoluyla kaybedilen yüksek miktardaki bikarbonat, hastadaki metabolik tablonun temel nedenidir.
İnce barsak sekresyonları bikarbonattan zengindir.

Anahtar Kavram

İshale bağlı metabolik asidoz genellikle normal anyon açıklı (hiperkloramik) karakterdedir ve temel nedeni dışkı ile bikarbonat kaybıdır.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremi gelişen bir gastroenterit vakasında cilt bulgularını ve tedavi hızını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 263Soru

On yaşında bir kız çocuğu, üç yıldır tip 11 diyabet tanısıyla takip edilmektedir. Büyüme ve gelişmesi yaşına uygun olan hastanın herhangi bir gastrointestinal yakınması yoktur. Rutin kontrollerinde bakılan anti-doku transglutaminaz IgAIgA (antianti-tTGtTG IgAIgA) ve anti-endomisyum IgAIgA (EMAEMA IgAIgA) testleri pozitif saptanmıştır. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılan ince bağırsak biyopsisinde; villus/kript oranının normal olduğu (3/13/1), ancak intraepitelyal lenfosit (I˙ELİEL) sayısının 100100 enterosit başına 3030 olarak saptandığı bildirilmiştir. Bu hastadaki histopatolojik tablo Marsh sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marsh 11

Cevap

İnce bağırsak biyopsisinde villus ve kript yapısı normal olup sadece intraepitelyal lenfosit artışı saptanan bu tablo Marsh 11 olarak tanımlanır.
Marsh 11 evresi, ince bağırsak mukozasında villus yapısının korunmuş ve kript derinliğinin normal olduğu, ancak yüzey epiteli içindeki lenfosit sayısının (intraepitelyal lenfositler) anlamlı derecede arttığı (>25/100>25/100 enterosit) durumları tanımlar. Bu hastada da villus/kript oranı normal (3/13/1) iken I˙ELİEL sayısı 30/10030/100 saptandığı için tablo Marsh 11 ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve serolojik bulguları değerlendir.
Hasta asemptomatik (sessiz çölyak) olmasına rağmen serolojik testleri (antianti-tTGtTG ve EMAEMA) pozitiftir.
Tip 11 diyabetli hastalarda çölyak taraması rutin bir uygulamadır ve seropozitiflik biyopsi endikasyonudur.
2
Biyopsi bulgularını analiz et.
Villus/kript oranı 3/13/1 (normal) ve I˙ELİEL sayısı 30/10030/100 enterosit (artmış) bulunmuştur.
Marsh sınıflamasında evreleme, lenfosit artışı, kript derinliği ve villus atrofisine göre yapılır.
3
Bulguları Marsh evreleri ile eşleştir.
Sadece I˙ELİEL artışı olan evre Marsh 11'dir.
Marsh 11, Çölyak hastalığının en erken histopatolojik evresidir.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığında histopatolojik evreleme (Marsh sınıflaması), tanının kesinleştirilmesinde ve hastalığın şiddetinin belirlenmesinde temel kriterdir.

Daha Fazla Pratik

Çölyak hastalığında seroloji negatifliği ile birlikte giden ve IgA eksikliği olan durumlarda hangi testlerin istenmesi gerektiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 264Soru

Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül (Tip C) tanısıyla yenidoğan döneminde başarıyla opere edilen bir bebek; altı aylık olduğunda, özellikle ağlarken veya beslenme sırasında belirginleşen "havlar tarzda" (barking) öksürük ve hışıltı şikayetleri ile getirilmiştir. Hastanın akciğer grafisinde pnömoni bulgusu saptanmamıştır. Bu klinik tabloda öncelikle düşünülmesi gereken durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trakeomalazi

Cevap

Özofagus atrezisi operasyonu sonrası havlar tarzda öksürükle seyreden durum trakeomalazidir.
Trakeomalazi, özofagus atrezili bebeklerde trakeal kıkırdak halkalarının tam gelişememesi veya yumuşak olması nedeniyle trakeanın özellikle ekspiryumda (öksürürken veya ağlarken) çökmesi durumudur. Bu durum karakteristik olarak 'havlar tarzda' (barking) öksürüğe neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada barking (havlar tarzda) öksürük ve ekspiratuar stridor/hışıltı mevcut.
Bu tipik öksürük sesi, büyük hava yollarındaki kollapsı işaret eder.
2
Hastanın özgeçmişiyle ilişkilendir
Özofagus atrezisi (EA) ve trakeoözofageal fistül (TEF) hastalarında trakeal kıkırdak halkalarının gelişimsel olarak zayıf olduğu bilinmektedir.
EA/TEF ile trakeomalazi arasında embriyolojik bir ilişki vardır.
3
Ayırıcı tanı yap
Akciğer grafisinin normal olması pnömoniyi dışlar, barking öksürük ise darlık (stridordan ziyade disfaji beklerdik) veya kaçağı dışlar.
En yaygın ve karakteristik komplikasyona yönelmek gerekir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi ve trakeoözofageal fistül operasyonu sonrasında en sık görülen yapısal havayolu komplikasyonu trakeomalazidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

5050 günlük bir erkek bebek; yaşamın ilk ayında başlayan sarılık, akolik dışkılama ve hepatomegali şikayetleriyle getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin: 12.412.4 mg/dLmg/dL, direkt bilirubin: 8.28.2 mg/dLmg/dL ve GGT: 710710 U/LU/L (N:555N: 5-55) saptanıyor. Ultrasonografide porta hepatis bölgesinde porta venin anteriorunda ekojenik fibröz bir kitleyi temsil eden "triangular cord" işareti izleniyor.

Bu hastada "Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon" (BASM) sendromu varlığını araştırmak amacıyla yapılan ek incelemelerde, aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Butterfly (kelebek) vertebra

Cevap

Butterfly (kelebek) vertebra, Alagille Sendromu'na özgü bir bulgu olup Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon (BASM) sendromunun bir parçası değildir.
Butterfly (kelebek) vertebra, Alagille sendromunun karakteristik bir iskelet sistemi bulgusudur. Alagille sendromu da kolestaz ve yüksek GGT ile seyredebilir ancak biliyer atrezi (veya BASM) tablosunun bir parçası değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
5050 günlük bebekte kolestatik sarılık (direkt hiperbilirubinemi ve yüksek GGT) ve akolik dışkı mevcuttur.
Neonatal kolestazın ayırıcı tanısında biliyer atrezi öncelikli olarak düşünülmelidir.
2
Ultrasonografi bulgusunu yorumla.
"Triangular cord" işareti saptanması, biliyer atrezi için oldukça spesifik bir bulgudur.
Bu bulgu, porta hepatis bölgesindeki fibröz dokuyu temsil eder ve biliyer atrezi tanısını destekler.
3
Sendromik biliyer atrezi (BASM) bileşenlerini hatırla.
BASM sendromu; biliyer atreziye eşlik eden polispleni, situs inversus, preduodenal portal ven, malrotasyon ve kesintili vena kava inferior gibi anomalileri içerir.
Biliyer atrezi hastalarının %1015\%10-15'inde bu sendromik form görülür.
4
Seçeneklerdeki anomalileri karşılaştır.
Butterfly (kelebek) vertebra, Alagille sendromunda görülen bir bulgudur.
Ayırıcı tanıda yer alan Alagille sendromu bulgularının BASM bileşenlerinden ayırt edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Biliyer Atrezi Splenik Malformasyon (BASM) sendromu, biliyer atreziye eşlik eden heterotaksi ve vasküler malformasyonlar kümesidir; kelebek vertebra ise Alagille sendromuna özgüdür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 266Soru

İki yıl önce kronik kanlı ishal ve tenezm şikayetleriyle inflamatuar bağırsak hastalığı tanısı alan 1414 yaşındaki erkek hasta, son bir aydır giderek artan kaşıntı ve göz aklarında sararma nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın son altı aydır bağırsak semptomlarının tamamen remisyonda olduğu ve dışkılamasının normal olduğu öğreniliyor. Laboratuvar incelemelerinde serum alkalen fosfataz (ALP) ve gama-glutamil transferaz (GGT) düzeyleri yüksek saptanıyor. Çekilen manyetik rezonans kolanjiyopankreatografide (MRCP) intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarında ardışık daralma ve genişlemeler ("tespih tanesi" görünümü) izleniyor.

Buna göre, bu hastanın primer bağırsak hastalığına ait en olası kolonoskopik veya histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rektumdan başlayarak proksimale doğru ilerleyen kesintisiz mukozal inflamasyon

Cevap

Rektumdan başlayarak proksimale doğru ilerleyen kesintisiz mukozal inflamasyon
Hastanın kaşıntı, sarılık, ALP/GGT yüksekliği ve MRCP'deki 'tespih tanesi' (ardışık darlık ve genişleme) bulguları Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanısı koydurur. PSK, inflamatuar bağırsak hastalıkları içerisinde en sık Ülseratif Kolit (ÜK) ile birliktelik gösterir. Ülseratif kolitin en karakteristik endoskopik ve histopatolojik özelliği; inflamasyonun her zaman rektumdan başlaması, proksimale doğru atlama yapmadan kesintisiz (kontinü) bir şekilde ilerlemesi ve sadece mukoza ile submukoza tabakaları ile sınırlı olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik (kaşıntı, sarılık) ve MRCP ("tespih tanesi" görünümü) bulgularını sentezlemek.
Hastada Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tablosu geliştiği tespit edilir.
Safra yollarında darlık ve genişlemelerle karakterize olan, GGT ve ALP yüksekliği ile seyreden kronik kolestatik karaciğer hastalığı PSK'dır.
2
Primer Sklerozan Kolanjit ile inflamatuar bağırsak hastalıkları (İBH) arasındaki epidemiyolojik ilişkiyi kurmak.
PSK'nın en güçlü şekilde Ülseratif Kolit (ÜK) ile ilişkili olduğu belirlenir.
Pediatrik ve erişkin PSK hastalarının %70-80'inde altta yatan hastalık Ülseratif Kolit'tir. Bu nedenle hastanın primer hastalığının ÜK olduğu anlaşılır.
3
Ülseratif Kolit'in tipik kolonoskopik ve histopatolojik bulgusunu seçenekler arasından bulmak.
Rektumdan başlayan ve kesintisiz (sürekli) ilerleyen mukozal inflamasyon seçeneği işaretlenir.
Crohn hastalığı atlanmış lezyonlar, transmural inflamasyon, granülomlar ve rektal koruma gösterirken; ÜK rektumdan başlar ve yüzeyel (mukozal), kesintisiz bir inflamasyon paterni izler.

Anahtar Kavram

İnflamatuar bağırsak hastalıklarının ekstraintestinal bulguları (Primer Sklerozan Kolanjit - Ülseratif Kolit ilişkisi) ve Ülseratif Kolit'in karakteristik patolojik bulguları.

İpuçları

1
Hastada gelişen safra yolu bulguları (tespih tanesi görünümü) Primer Sklerozan Kolanjit'i (PSK) tanımlamaktadır.
2
Primer Sklerozan Kolanjit, inflamatuar bağırsak hastalıkları arasında en çok hangi hastalıkla birliktelik gösterir? Hastanın asıl tanısı odur.
3
Hasta Ülseratif Kolit hastasıdır. Ülseratif Kolit, Crohn hastalığından farklı olarak atlanmış lezyonlar yapmaz ve rektumu her zaman tutar.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığı ve Ülseratif kolitin ekstraintestinal bulgularını (Eritema nodozum, pyoderma gangrenozum, üveit, ankilozan spondilit) ve bunların bağırsak hastalığının aktivitesiyle olan ilişkilerini gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Vakadaki ekstraintestinal bulguyu tanımlamak (PSK) -> İlişkili hastalığı hatırlamak (Ülseratif Kolit) -> Hastalığın patolojisini bulmak (Rektumdan başlayan sürekli mukozal tutulum) şeklinde ardışık üç adım uygulanmalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 267Soru

26 günlük erkek bebek, son bir haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde üst batında soldan sağa ilerleyen peristaltik dalgalar izleniyor ve hafif dehidratasyon bulguları saptanıyor.

Laboratuvar tetkikleri şu şekildedir:

ParametreDeğer
Sodyum132132 mEq/L
Potasyum3.23.2 mEq/L
Klor8888 mEq/L
pHpH7.527.52
HCO3HCO_3^-3434 mEq/L

Bu hastanın klinik değerlendirmesi ve yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pilorik kitle (zeytin belirtisi), mide nazogastrik sonda ile boşaltıldıktan sonra daha kolay palpe edilebilir.

Cevap

Hipertrofik pilor stenozunda (HPS) pilorik kitle (zeytin belirtisi), mide nazogastrik sonda ile boşaltıldıktan sonra daha kolay palpe edilebilir.
Hipertrofik pilor stenozunda (HPS) tanısal değeri en yüksek fizik muayene bulgusu olan pilorik kitle (zeytin belirtisi), epigastriumun sağında palpe edilir. Mide gıda, sıvı veya hava ile dolu olduğunda pilorun üzerini örterek palpasyonu güçleştirebilir. Bu nedenle, mide nazogastrik sonda ile boşaltıldıktan veya bebek kustuktan sonra mide boşken yapılan palpasyon kitlenin hissedilme şansını belirgin şekilde artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
3-6 haftalık erkekte safrasız fışkırır tarzda kusma ve peristaltik dalgalar HPS için tipiktir.
HPS tanısına yönelmek için karakteristik semptomların tanınması gerekir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz saptanmıştır.
Mide içeriğindeki HClHCl ve sıvı kaybının renal yanıtını anlamak patofizyolojiyi kavramak için kritiktir.
3
Tanısal manevraları ve yönetim prensiplerini hatırla.
Mide boşaltıldığında kitlenin daha rahat palpe edileceği ve cerrahi öncesi stabilizasyonun şart olduğu sonucuna varılır.
Fizik muayene başarısını artıran faktörler ve preoperatif hazırlık TUS'ta sık sorulan noktalardır.

Anahtar Kavram

Hipertrofik pilor stenozunda fizik muayene ve preoperatif yönetim prensipleri.

İpuçları

1
HPS'de palpasyonun başarısı midenin doluluk durumuna bağlıdır.
2
Böbreklerin alkaloz ve hipovolemiye verdiği yanıtı (paradoksal asidüri) hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

HPS'de görülebilen indirekt hiperbilirubinemi (iktero-pilorik sendrom) mekanizmasını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 268Soru

1111 yaşında bir çocuk; son 33 aydır devam eden kanlı dışkılama, acil dışkılama hissi (tenezm) ve kramp tarzında alt karın ağrısı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde büyüme parametreleri 2525. persentilde saptanıyor ve perianal bölge muayenesi tamamen doğal bulunuyor. Yapılan kolonoskopik incelemede rektumdan başlayarak proksimale doğru kesintisiz devam eden, mukoza ve submukoza ile sınırlı diffüz inflamasyon izleniyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada aşağıdakilerden hangisinin saptanma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serumda pANCA (perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor) pozitifliği

Cevap

Hastada saptanma olasılığı en yüksek olan bulgu pANCA pozitifliğidir.
Hastanın klinik tablosu (kanlı dışkılama, tenezm) ve endoskopik bulguları (rektumdan başlayan sürekli mukozal tutulum) Ülseratif Kolit tanısı ile tam uyumludur. Bu hastalıkta pANCA (perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor) pozitifliği %60-80 oranında saptanır ve ayırıcı tanıda önemli bir yer tutar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Kanlı ishal, tenezm ve perianal bölgenin normal olması Ülseratif Kolit lehinedir.
Crohn hastalığında perianal bulgular (fistül, fissür) ve büyüme geriliği daha ön plandadır.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
Rektumdan başlayan ve sürekli (kesintisiz) devam eden mukozal inflamasyon Ülseratif Kolit tanısını doğrular.
Crohn hastalığında tutulum yama tarzındadır ve sıklıkla terminal ileum tutulurken rektum korunabilir.
3
Tanıya uygun laboratuvar belirtecinin seçilmesi
Ülseratif Kolit için en karakteristik serolojik belirteç pANCA'dır.
pANCA pozitifliği Ülseratif Kolit ayrımında yüksek spesifiteye sahiptir.

Anahtar Kavram

Ülseratif Kolit ile Crohn Hastalığının klinik, endoskopik ve serolojik ayrımı.
Soru 269Soru

1010 aylık bir kız çocuk, şiddetli kaşıntı ve büyüme geriliği şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden tekrarlayan sulu ishal ataklarının olduğu ve 88 aylıkken pankreatit nedeniyle hastanede yattığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde hepatomegali ve yaygın kaşıntı izleri saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Total Bilirubin: 1414 mg/dL, Direkt Bilirubin: 99 mg/dL, ALT: 185185 U/L, AST: 160160 U/L, GGT: 1818 U/L (N: 105010-50), Serum Safra Asitleri: 280280 μ\mu mol/L (N: <10<10) olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Progresif familyal intrahepatik kolestaz tip 1

Cevap

Düşük/normal GGT düzeyi, yüksek serum safra asitleri ve ishal/pankreatit gibi ekstrahepatik bulgularla seyreden Progresif Familyal İntrahepatik Kolestaz (PFIC) Tip 1 (Byler hastalığı) en olası tanıdır.
Vakada sunulan düşük/normal GGT düzeyi ve belirgin serum safra asidi yüksekliği, PFIC tip 1 ve tip 2 için karakteristiktir. Ancak hastada kolestaza eşlik eden tekrarlayan ishal atakları ve pankreatit öyküsü, FIC1 gen mutasyonuna bağlı gelişen ve bu organlarda da fonksiyon bozukluğu yapan Progresif familyal intrahepatik kolestaz tip 1 tanısını spesifik hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolestazın tipini laboratuvar verileriyle sınıflandır.
Direkt bilirubin artışı (99 mg/dL) kolestazı doğrular; ancak GGT düzeyinin (1818 U/L) normal olması, ayırıcı tanıyı kısıtlı bir grup hastalığa indirger.
Çoğu tıkanma tipi kolestazda GGT artışı beklenirken, normal GGT düzeyi PFIC tip 1-2 ve safra asidi sentez defektlerini düşündürür.
2
Serum safra asitlerini değerlendir.
Serum safra asitlerinin çok yüksek (280280 μ\mu mol/L) olması, primer safra asidi sentez kusurlarını dışlar.
Safra asidi sentez kusurlarında GGT normaldir ancak safra asidi üretilemediği için serum düzeyleri de düşüktür.
3
Ekstrahepatik klinik bulguları analiz et.
Hastadaki sulu ishal ve pankreatit öyküsü, FIC1 protein (ATP8B1) eksikliğini işaret eder.
PFIC Tip 1'de FIC1 proteini bağırsaklarda ve pankreasta da eksprese edildiğinden ishal ve pankreatit görülür; PFIC Tip 2'de ise hastalık karaciğere sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Normal GGT düzeyi ile seyreden neonatal/infantil kolestazlarda, serum safra asitlerinin yüksekliği PFIC tip 1 ve 2'yi; düşüklüğü ise safra asidi sentez kusurlarını düşündürür.
Soru 270Soru

Nöroloji polikliniğine, kasılma benzeri hareketler nedeniyle getirilen 4 aylık erkek bebek değerlendiriliyor. Aile, bebeğin özellikle beslenme sonrasında aniden başını geriye attığını, boynunu yana eğdiğini ve sırtını yay gibi gerdiğini (opistotonus) tarif ediyor. Bu ataklar sırasında bebeğin huzursuz olduğu ancak bilinç kaybı yaşanmadığı belirtiliyor. Özgeçmişinde kilo alımının 3. persentil sınırında olduğu ve sık regürjitasyon öyküsü olduğu öğreniliyor. Çekilen Video-EEG tetkiki normal olarak değerlendiriliyor.

Bu hastadaki klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastroözofageal Reflü Hastalığı (Sandifer Sendromu)

Cevap

Doğru cevap Gastroözofageal Reflü Hastalığı (Sandifer Sendromu)'dur.
Hastada tarif edilen tablo Sandifer Sendromudur. Bu durum, Gastroözofageal Reflü Hastalığı'nın (GÖRH) nadir ancak önemli bir komplikasyonudur. Bebeklerde reflüye bağlı gelişen özofajit ağrısını hafifletmek amacıyla istemsiz olarak yapılan boyun ekstansiyonu, başı yana eğme ve opistotonus (sırtı yay gibi germe) hareketleri ile karakterizedir. Bu hareketler sıklıkla nöbetle (özellikle İnfantil Spazm) karıştırılarak yanlışlıkla nörolojiye yönlendirilirler. Ayırıcı tanıda en önemli ipuçları; hareketlerin beslenme ile ilişkili olması, EEG'nin normal olması ve eşlik eden büyüme geriliği veya kusma öyküsüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel şikayetlerini analiz et
Beslenme sonrası huzursuzluk, başı geriye atma (opistotonus), boynu yana eğme (tortikollis benzeri) ve büyüme geriliği.
Semptomların zamanlaması (post-prandial) etyolojinin gastrointestinal kökenli olduğunu düşündürür.
2
Nörolojik nedenleri ekarte et
Video-EEG normal, bilinç kaybı yok.
Epileptik nöbetler (örn. West sendromu) genellikle anormal EEG ve bilinç değişikliği ile seyreder.
3
Klinik tabloyu spesifik sendromla eşleştir
GÖRH'e bağlı ağrıyı azaltmak için yapılan distonik postürler Sandifer Sendromu olarak tanımlanır.
Bebekler asit reflüsünün neden olduğu özofageal ağrıyı hafifletmek için boyunlarını uzatır ve sırtlarını gererler.

Anahtar Kavram

Sandifer Sendromu
Soru 271Soru

Gastrointestinal sistemde sağlam mukoza alanları arasında görülen 'atlamalı lezyonlar' (skipskip lesionslesions) ve bağırsak duvarının tüm katlarını etkileyen 'transmural inflamasyon', aşağıdaki çocukluk çağı hastalıklarından hangisi için en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı

Cevap

Atlamalı lezyonlar ve transmural tutulum, Crohn hastalığının ayırt edici özellikleridir.
Doğru cevap olan Crohn hastalığında, inflamasyon bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkiler (transmural) ve lezyonlar arasında sağlam mukoza alanları bulunur (atlamalı lezyonlar).

Adım Adım Çözüm

1
Belirtilen patolojik bulguları analiz et.
Atlamalı lezyonlar ve transmural (tüm katları tutan) inflamasyon saptandı.
Bu bulgular inflamatuar bağırsak hastalıklarının (İBH) tipik morfolojik özellikleridir.
2
Bulguları İBH alt tipleriyle karşılaştır.
Ülseratif kolitte sürekli ve mukozal tutulum varken, Crohn hastalığında yamalı (atlamalı) ve transmural tutulum vardır.
İBH ayırıcı tanısında tutulumun derinliği ve sürekliliği en önemli kriterlerdir.
3
Doğru tanıyı belirle.
Tanı Crohn hastalığıdır.
Tanımlanan tüm özellikler Crohn hastalığı patofizyolojisiyle tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ve Ülseratif kolit arasındaki temel anatomik ve histopatolojik farklar.

Alternatif Yöntem

Hastalıkların isimlerinden ipucu yakalayabilirsiniz: 'Kolit' sadece kolonu (ve mukozasını) etkilerken, 'Hastalık' (Crohn) sistemiktir ve bağırsak duvarının her yerini/katını etkileyebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 272Soru

77 yaşında bir kız çocuk, boy kısalığı ve halsizlik yakınmalarıyla çocuk polikliniğine getiriliyor. Öyküsünden 44 yaşından beri tip 11 diyabet tanısıyla izlendiği, insülin tedavisi aldığı ve kan şekeri regülasyonunun son aylarda bozulduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde boyu yaşının 33. persentili altında, vücut ağırlığı ise 1010. persentilde saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 8.88.8 g/dL, hematokrit %27\%27, MCVMCV 6868 fL, serum demiri 2020 μ\mu g/dL (N: 5015050-150), total demir bağlama kapasitesi 450450 μ\mu g/dL (N: 250400250-400) bulunuyor. Hastanın son üç aydır 66 mg/kg/gün dozunda oral elementer demir tedavisi almasına rağmen hemoglobin değerinde artış saptanmadığı belirtiliyor. Bu hastada öncelikli olarak şüphelenilmesi gereken tanı için kesin tanı koydurucu tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve duodenal biyopsi

Cevap

Tip 11 diyabet gibi otoimmün hastalıklarla birliktelik gösteren ve oral demir tedavisine yanıt vermeyen mikrositer anemisi olan bu hastada en olası tanı Çölyak hastalığıdır; kesin tanı için üst gastrointestinal sistem endoskopisi ile duodenal biyopsi yapılmalıdır.
Bu hastada Tip 11 diyabet varlığı, boy kısalığı ve oral demir tedavisine yanıtsız mikrositer anemi klasik bir 'atipik' Çölyak hastalığı sunumudur. Çölyak hastalığında, demirin emildiği ana bölge olan duodenumda gerçekleşen villöz atrofi nedeniyle oral demir preparatları emilemez ve anemi düzelmez. TUS ve klinik pratikte, bu tür yüksek riskli hastalarda (Tip 11 diyabetli çocuklar gibi) serolojik tarama pozitifliği sonrası veya güçlü klinik şüphe durumunda kesin tanı için duodenumdan çoklu biyopsi alınması altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
Tip 11 diyabet, boy kısalığı ve tedaviye dirençli demir eksikliği anemisi saptandı.
Çölyak hastalığı, Tip 11 diyabetli çocuklarda %5-10 oranında görülür ve sıklıkla atipik (sadece boy kısalığı veya anemi gibi) seyredebilir.
2
Aneminin karakterini ve tedavi yanıtını değerlendir.
MCVMCV 6868 fL (mikrositer) ve oral demir tedavisine yanıtsızlık mevcut.
Yeterli doz ve süredeki demir tedavisine yanıtsızlık, duodenumdaki emilim yüzeyinin bozulduğunu (malabsorbsiyon) gösterir.
3
Kesin tanı yöntemini belirle.
Çölyak hastalığı şüphesinde kesin tanı altın standart olarak biyopsi ile konur.
İnce bağırsak biyopsisinde villöz atrofi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfosit artışının (Marsh sınıflaması) gösterilmesi tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığı, Tip 11 diyabetli hastalarda atipik sunumlarla (boy kısalığı, dirençli demir eksikliği anemisi) görülebilen bir malabsorbsiyon sendromudur ve kesin tanısı ince bağırsak biyopsisi ile konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 273Soru

Polihidramnios öyküsü ile 38. gebelik haftasında doğan 3100 gram ağırlığındaki erkek bebek, yaşamının 20. saatinde başlayan safralı kusma şikayetiyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede epigastrik bölgede distansiyon saptanırken, alt batın segmentlerinin çökük (skafoid) olduğu gözleniyor. Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG); mide, duodenum ve proksimal jejunuma ait üç ayrı hava-sıvı seviyesi (triple bubble) izlenirken, batının geri kalanında gaz gölgesi saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jejunal atrezi

Cevap

Jejunal atrezi
Soruda tarif edilen 'üç hava-sıvı seviyesi' (triple bubble) görünümü, tıkanıklığın proksimal jejunum seviyesinde olduğunu gösterir. Bu bulgu mide, duodenum ve proksimal jejunumun genişlemesi sonucu oluşur ve jejunal atrezi için karakteristiktir. Ayrıca polihidramnios öyküsü ve safralı kusma proksimal tıkanıklığı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yenidoğan, safralı kusma ve polihidramnios öyküsü proksimal barsak tıkanıklığını işaret eder.
Safralı kusma, ampulla vateri distalindeki tıkanıklıkları gösterir.
2
Radyolojik bulguyu yorumla
Grafide 'üç hava-sıvı seviyesi' (triple bubble) görülmesi, tıkanıklığın jejunum seviyesinde olduğunu gösterir.
Mide (1), duodenum (2) ve proksimal jejunum (3) genişlemiştir.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Double bubble duodenal atreziyi, çoklu seviyeler ileal atreziyi düşündürürken; triple bubble jejunal atrezi için karakteristiktir.
Radyolojik görünüm tıkanıklık seviyesini belirlemede en önemli ipucudur.

Anahtar Kavram

Yenidoğan barsak tıkanıklıklarında radyolojik 'bubble' (baloncuk) sayısı tıkanıklık seviyesini gösterir: Tek=Pilor/Mide, Çift=Duodenum, Üç=Jejunum, Çoklu=İleum/Kolon.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 274Soru

Pediatrik popülasyonda gastrointestinal sistem (GİS) kanamalarının klinik değerlendirmesinde, kanamanın 'üst GİS' veya 'alt GİS' kaynaklı olarak sınıflandırılmasında kullanılan temel anatomik sınır aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Treitz ligamanı

Cevap

Gastrointestinal kanamaların sınıflandırılmasında kullanılan temel anatomik sınır Treitz ligamanıdır.
Treitz ligamanı, duodenojejunal bileşkede bulunan ve ince bağırsağı asıcı bir yapı olan anatomik sınırdır. Bu noktanın proksimalinde (özofagus, mide, duodenum) meydana gelen kanamalar 'Üst GİS kanaması', distalinde (jejunum, ileum, kolon, rektum) meydana gelenler ise 'Alt GİS kanaması' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Gastrointestinal sistemin anatomik bölümlerini gözden geçir.
Sindirim sistemi ağızdan anüse kadar uzanan bir bütündür.
Kanamaların kökenini belirlemek için standart bir ayrım noktasına ihtiyaç vardır.
2
Üst ve alt GİS ayrımını yapan spesifik yapıyı tanımla.
Treitz ligamanı (duodenojejunal fleksura) bu ayırıcı noktadır.
Tıbbi literatürde ve klinik pratikte kanamalar bu ligamanın proksimali (üst) ve distali (alt) olarak ikiye ayrılır.

Anahtar Kavram

Üst ve Alt Gastrointestinal Sistem Kanaması Ayrımı

Alternatif Yöntem

Klinik pratikte nazogastrik aspiratta kan gelmesi genellikle Treitz ligamanı proksimalindeki bir odağı (üst GİS) işaret eder.
Tahmini Süre:30s
Soru 275Soru

Dört haftalık bir erkek bebek, doğumdan sonraki ikinci haftada başlayan ve giderek artan sarılık şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Annesi bebeğin dışkı renginin son günlerde oldukça açık renkli (akolik) olduğunu belirtiyor. Yapılan fizik muayenede karaciğer kosta altında 3 cm3\text{ cm} sert kıvamda ele geliyor.

Laboratuvar sonuçları şu şekildedir:

TetkikSonuçReferans
Toplam Bilirubin11 mg/dL11\text{ mg/dL}<1.5<1.5
Direkt Bilirubin4.2 mg/dL4.2\text{ mg/dL}<0.3<0.3
GGT450 U/L450\text{ U/L}<50<50
AST / ALT120 / 110 U/L120\text{ / }110\text{ U/L}<40<40

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bebekte öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biliyer atrezi

Cevap

Bebekteki klinik ve laboratuvar bulguları biliyer atrezi ile uyumludur.
Bebekte direkt bilirubin yüksekliği (>2 mg/dL>2\text{ mg/dL} veya toplamın >%20>\%20'si) olması kolestazı tanımlar. Akolik dışkı, hepatomegali ve belirgin GGT yüksekliği (450 U/L450\text{ U/L}) neonatal dönemde öncelikle biliyer atreziyi düşündüren klasik bulgulardır. Biliyer atrezi, intra ve ekstrahepatik safra yollarının progresif obliterasyonu ile seyreden ve erken cerrahi müdahale (Kasai operasyonu) gerektiren bir durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Bilirubin fraksiyonlarını değerlendir
Direkt bilirubin (4.2 mg/dL4.2\text{ mg/dL}), toplam bilirubinin (11 mg/dL11\text{ mg/dL}) %20'sinden fazladır.
Neonatal kolestaz tanısı için direkt bilirubin değerinin 1 mg/dL1\text{ mg/dL}'den fazla olması veya toplam bilirubinin %20'sini aşması kriterdir.
2
Kolestaz belirteçlerini ve klinik bulguları analiz et
GGT düzeyi (450 U/L450\text{ U/L}) normalin çok üzerindedir ve akolik dışkı mevcuttur.
Yüksek GGT ve akolik dışkı, kolestazın intrahepatik nedenlerden ziyade ekstrahepatik tıkanıklık (biliyer atrezi gibi) lehine olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
İndirekt hiperbilirubinemi nedenleri (fizyolojik sarılık, anne sütü sarılığı, Gilbert, Crigler-Najjar) elenir.
Hastada direkt bilirubin yüksekliği olması bu seçeneklerin elenmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Neonatal kolestazda direkt bilirubin yüksekliği ve GGT'nin ayırıcı tanıdaki önemi.
Soru 276Soru

5050 günlük bir erkek bebek; yaşamın ikinci haftasında başlayan sarılık, dışkı renginde tam olmayan açılma ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede karaciğer kosta altı 33 cmcm palpabl ve sert kıvamda saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin 1212 mg/dLmg/dL, direkt bilirubin 88 mg/dLmg/dL, ALTALT 110110 U/LU/L ve GGTGGT 450450 U/LU/L (Normal: <50<50 U/LU/L) olarak bulunuyor. Çekilen hepatobiliyer sintigrafide (HIDAHIDA) 2424. saatte bağırsağa radyoizotop geçişi gözlenmiyor. Biliyer atrezi ile idiyopatik neonatal hepatit ayırıcı tanısında yapılan karaciğer biyopsisinde, aşağıdakilerden hangisinin saptanması öncelikle biliyer atrezi lehinedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Safra duktulus proliferasyonu

Cevap

Karaciğer biyopsisinde safra duktulus proliferasyonunun saptanması, obstrüktif bir süreci işaret ettiği için biliyer atrezi tanısını destekler.
Biliyer atrezi (BA), ekstrahepatik safra yollarının progresif obliterasyonu ile giden bir hastalıktır. Karaciğer biyopsisinde portal genişleme, fibrozis ve obstrüksiyona bağlı olarak gelişen belirgin safra kanalı (duktulus) proliferasyonu BA'nın en karakteristik histopatolojik bulgusudur. Vaka sunumundaki yüksek GGTGGT ve HIDAHIDA sintigrafisinde ekskresyon izlenmemesi obstrüktif süreci desteklemekte, biyopsi bulgusu ise tanıyı netleştirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Direkt hiperbilirubinemi ve yüksek GGTGGT düzeyi kolestatik bir tabloyu (biliyer atrezi, neonatal hepatit, Alagille vb.) doğrular.
Yenidoğanda uzamış sarılık ve direkt bilirubin yüksekliği patolojiktir ve ayırıcı tanı gerektirir.
2
Görüntüleme bulgularını yorumla.
HIDAHIDA sintigrafisinde ekskresyon olmaması obstrüksiyonu (özellikle biliyer atreziyi) güçlü bir olasılık haline getirir.
Sintigrafide bağırsağa geçiş olmaması safra yollarının anatomik veya fonksiyonel olarak tıkalı olduğunu gösterir.
3
Histopatolojik ayırıcı tanıyı yap.
Portal alanlarda safra duktulus proliferasyonu ve fibrozis bulguları biliyer atrezi tanısına yönlendirir.
Biliyer atrezideki mekanik tıkanıklık, safra kanallarının reaktif olarak çoğalmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Biliyer atrezinin histopatolojik tanısında en değerli bulgu portal alanlarda safra duktulus proliferasyonu ve fibrozistir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 277Soru

5050 günlük bir erkek bebek, doğum sonrası 33. haftada başlayan ve giderek artan sarılık ve açık renkli dışkılama şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde ikterik görünümde olan hastanın karaciğeri kosta altında 33 cm, sert kıvamda ele gelmektedir. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin 11.211.2 mg/dL, direkt bilirubin 7.47.4 mg/dL, ALT 110110 U/L, AST 135135 U/L ve GGT 480480 U/L (N: 105010-50) saptanmıştır. Abdominal ultrasonografide safra kesesi küçük, lümeni düzensiz ve hipoplazik olarak değerlendirilmiştir. Bu hastada biliyer atrezi ile idiyopatik neonatal hepatit ayrımını yapmak amacıyla gerçekleştirilen karaciğer biyopsisinde, biliyer atrezi tanısını en güçlü şekilde destekleyen histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Portal alanlarda belirgin safra kanalcığı (duktül) proliferasyonu ve fibrozis

Cevap

Portal alanlarda belirgin safra kanalcığı (duktül) proliferasyonu ve fibrozis
Biliyer atrezi, ekstrahepatik safra yollarının ilerleyici fibrotik obliterasyonu ile karakterizedir. Bu mekanik tıkanıklığa bağlı olarak portal alanlarda safra kanalcıklarında (duktül) belirgin proliferasyon, safra tıkaçları ve portal fibrozis gelişir. Bu bulgular, karaciğer parankim hasarının ön planda olduğu idiyopatik neonatal hepatitten ayrımda en değerli histopatolojik kriterlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Hastada 5050. günde uzamış sarılık, akolik dışkı, direkt hiperbilirubinemi ve belirgin GGT yüksekliği mevcut.
Bu tablo neonatal kolestazı, özellikle de biliyer atrezi gibi obstrüktif nedenleri düşündürür.
2
Ayırıcı tanı için radyolojik ve histopatolojik ipuçlarını değerlendir.
Ultrasonografideki küçük/hipoplazik safra kesesi ve yüksek GGT, biliyer atreziyi destekler.
Biliyer atrezi ile idiyopatik neonatal hepatit ayrımında altın standart biyopsi ve intraoperatif kolanjiografidir.
3
Histopatolojik bulguları karşılaştır.
Biliyer atrezide tıkanıklığa yanıt olarak safra duktülleri çoğalır (proliferasyon) ve portal fibrozis gelişir.
Duktüler proliferasyon obstrüksiyonun, dev hücre transformasyonu ise parankimal inflamasyonun (hepatit) göstergesidir.

Anahtar Kavram

Biliyer atrezi ve idiyopatik neonatal hepatit ayırıcı tanısında histopatolojik bulgular.

İpuçları

1
Obstrüktif (tıkayıcı) kolestazda vücut safra akışını sağlamak için kanalları çoğaltmaya çalışır.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezide radyolojik olarak portal ven komşuluğunda izlenen 'triangular cord' (üçgen kordon) bulgusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 278Soru

88 aylık, 8 kg8\text{ kg} ağırlığında bir kız bebek; 33 gündür devam eden günde 121512-15 kez sulu dışkılama ve son 11 gündür beslenememe şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde saptanan bulgular aşağıda özetlenmiştir:

ParametreBulgular
Bilinç DurumuLetarjik
Kalp Hızı185/dakika185/\text{dakika}
Kapiller Geri Dolum5 saniye5\text{ saniye}
Cilt TurgoruHamurumsu (doughy) kıvamda
Ön FontanelBelirgin çökmüş
MukozalarKupkuru

Bu klinik tabloya göre, hastanın yönetiminde en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik sodyum klorür solüsyonunun intravenöz bolus şeklinde verilmesi

Cevap

Şok bulguları olan ağır dehidratasyon vakalarında ilk adım 20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik kristaloid bolusudur.
Hastada letarji, kapiller geri dolum zamanında uzama (55 saniye) ve taşikardi gibi dekompense şok bulguları mevcuttur. Cilt turgorunun 'hamurumsu' olması dehidratasyonun hipernatremik karakterde olduğunu düşündürse de, şoktaki bir pediatrik hastada ilk ve en acil müdahale intravenöz kristaloid bolusu (20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik sodyum klorür) ile intravasküler hacmi desteklemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme ve dehidratasyon derecesinin belirlenmesi.
Letarji, uzamış kapiller geri dolum (>3>3 sn) ve filiform nabız hastanın ağır dehidratasyon ve dekompense şok tablosunda (Plan C) olduğunu gösterir.
Tedavi protokolü dehidratasyonun şiddetine göre belirlenir.
2
Dehidratasyon tipinin (hipernatremik) saptanması.
Cilt turgorunun 'hamurumsu' (doughy) olması hipernatremik dehidratasyon için karakteristiktir.
Hipernatremide su hücre içinden hücre dışına çıktığı için turgor kaybı izotonik dehidratasyona göre daha geç ve farklı bir kıvamda fark edilir.
3
Acil sıvı resüsitasyonunun uygulanması.
20 ml/kg20\text{ ml/kg} izotonik sodyum klorür (0.9% NaCl0.9\% \text{ NaCl}) solüsyonu IV bolus olarak verilir.
Şok yönetimi, hipernatremik dehidratasyonun yavaş düzeltilmesi kuralından önce gelir; hayati organ perfüzyonu her zaman önceliklidir.

Anahtar Kavram

Şok tablosundaki dehidratasyon yönetiminde öncelik kristalloid bolusudur.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremik dehidratasyonda perfüzyon sağlandıktan sonra sodyumun düşürülme hızını ve potansiyel komplikasyonlarını (serebral ödem) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 279Soru

Dört haftalık bir erkek bebek, yaklaşık bir haftadır devam eden ve her beslenme sonrası giderek şiddeti artan safrasız, fışkırır tarzda kusma şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede palpasyonla yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, sert ve hareketli kitle saptanıyor.

Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Serum pHpH7.547.54
Serum Klor (ClCl^-)82 mEq/L82\text{ mEq/L}
Serum Potasyum (K+K^+)3.0 mEq/L3.0\text{ mEq/L}
Serum Sodyum (Na+Na^+)132 mEq/L132\text{ mEq/L}
İdrar pHpH5.55.5

Bu hastadaki metabolik tablonun idame mekanizmaları ve paradoksal asidürinin gelişimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal tübülde lümen içi klor konsantrasyonunun düşük olması, klor/bikarbonat değişimini bozarak bikarbonat atılımını engeller ve alkalozun idamesine neden olur.

Cevap

Distal tübülde lümen içi klor konsantrasyonunun düşük olması, bikarbonat sekresyonunu engelleyerek alkalozun idamesinden sorumludur.
Metabolik alkalozun devam etmesinde (idame fazı) klor eksikliği kritik rol oynar. Distal tübülde tip B interkale hücrelerde bulunan pendrin kanalları, bikarbonatı lümene salgılamak için lümenden bir klor iyonu almak zorundadır. Kusma ile ciddi klor kaybı yaşayan hastada lümende klor bulunmadığı için bikarbonat atılamaz ve alkaloz kalıcı hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kusma ile kaybedilen maddeleri belirle.
Mideden HClHCl (hidrojen ve klor) ve sıvı kaybı gerçekleşir.
HPS'de pilorik obstrüksiyon sonucu mide içeriği safrasız olarak dışarı atılır.
2
Böbreğin erken dönem kompansasyonunu değerlendir.
Böbrekler fazla bikarbonatı (HCO3HCO_3^-) atmaya çalışır (alkali idrar).
Sistemik alkalozu dengelemek için proksimal tübül bikarbonat emilimini azaltır.
3
İdame fazındaki (geç dönem) hacim ve klor etkisini analiz et.
Dehidratasyon nedeniyle RAASRAAS aktive olur ve klor eksikliği nedeniyle distal tübülde bikarbonat sekresyonu (pendrin) durur.
Böbrek sodyumu tutmak zorundadır ve bikarbonatı atmak için lümende klora ihtiyaç duyar.
4
Paradoksal asidüri mekanizmasını açıkla.
Aldosteron etkisiyle sodyum geri emilirken, potasyum eksikliği nedeniyle lümene potasyum yerine hidrojen (H+H^+) salınır.
Vücut potasyumu korumak adına elektrik dengesini hidrojen salarak sağlar, bu da alkalozda asidik idrara neden olur.

Anahtar Kavram

Klor Duyarlı Metabolik Alkaloz ve Paradoksal Asidüri Mekanizması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 280Soru

1010 günlük bir yenidoğan; anne sütü ve standart formül mama ile beslenmeye başladıktan kısa süre sonra gelişen şiddetli sulu ishal, karın şişliği ve dehidratasyon tablosuyla getirilmiştir. Yapılan dışkı incelemesinde dışkı pH değeri 5.05.0 ve redüktan madde (+) olarak saptanmıştır. Hastanın beslenmesinden sükroz ve laktoz çıkarılıp yerine fruktoz içeren özel bir mama başlandığında ishalin hızla düzeldiği ve tartı alımının başladığı gözlenmiştir. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz-galaktoz malabsorbsiyonu

Cevap

Glikoz-galaktoz malabsorbsiyonu tanısı, yenidoğanda her iki şekerin ortak taşıyıcısı olan SGLT1 defektini ve fruktozun (GLUT5 ile emilir) tolere edilmesini yansıtmaktadır.
Glikoz-galaktoz malabsorbsiyonu, bağırsak epitelindeki fırçamsı kenarda bulunan SGLT1 taşıyıcısının konjenital eksikliğidir. Bu taşıyıcı hem glikoz hem de galaktozun sodyum ile birlikte emiliminden sorumludur. Sükroz (glikoz + fruktoz) ve laktoz (glikoz + galaktoz) her ikisi de glikoz veya galaktoz içerdiği için bu hastalarda şiddetli ishale yol açar. Fruktoz ise GLUT5 taşıyıcısı ile emildiği için tolere edilir ve tedavide kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Yenidoğan döneminde başlayan sulu ishal ve dışkıda redüktan madde pozitifliği bir karbonhidrat malabsorbsiyonuna işaret eder.
Redüktan madde varlığı ve asidik pH, emilemeyen şekerlerin kolonda fermente olduğunu gösterir.
2
Diyete verilen yanıtı değerlendirme
Sükroz (glikoz + fruktoz) ve laktoz (glikoz + galaktoz) kısıtlamasına rağmen ishalin sürmesi, ortak bileşen olan glikoza karşı bir sorun olduğunu düşündürür.
Beslenmeden glikoz ve galaktozun çıkarılması gerekmesi, bu iki şekerin ortak taşıyıcısının (SGLT1) sorgulanmasını sağlar.
3
Spesifik tanıyı belirleme
Fruktozun tolere edilmesi, fruktoz taşıyıcısının (GLUT5) sağlam olduğunu ve sorunun sadece SGLT1 üzerinde olduğunu kanıtlar.
Glikoz-galaktoz malabsorbsiyonunda sadece fruktoz içeren mamalar (Galactomin 19 gibi) semptomları düzeltir.

Anahtar Kavram

SGLT1 (Sodium-Glucose Linked Transporter 1) defekti ve fruktozun GLUT5 üzerinden bağımsız emilimi.
ÖncekiSayfa 14 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin