Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 241Soru

Otuz sekiz günlük erkek bebek; son iki haftadır giderek artan, her beslenme sonrası olan, fışkırır tarzda, safrasız kusma ve ağırlık kaybı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor ve epigastrik bölgede derin palpasyonla yaklaşık 2 cm2 \text{ cm} boyutlarında, hareketli, sert bir kitle (zeytin tanesi belirtisi) palpe ediliyor. Bu hasta için yapılan değerlendirmeler ve beklenen patofizyolojik süreçler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipovolemiye yanıt olarak sodyumu korumaya çalışan böbrekler, distal tübülde hidrojen ve potasyum sekresyonunu artırarak paradoksal asidüriye yol açar.

Cevap

Hipovolemiye yanıt olarak distal tübülde sodyumu korumaya çalışan böbreklerin, hidrojen sekresyonunu artırarak paradoksal asidüriye yol açması doğrudur.
Doğru olan seçenek, paradoksal asidürinin mekanizmasını açıklamaktadır. Hipertrofik pilor stenozunda kusma ile sıvı ve klor kaybı olur. Gelişen dehidratasyon renal perfüzyonu azaltarak aldosteron salınımını uyarır. Böbrekler, azalan efektif dolaşım hacmini düzeltmek için sodyumu geri emmeye çalışır. Sodyumun geri emilmesi için ya potasyum ya da hidrojen iyonu idrara salgılanmalıdır. Hastada zaten hipokalemi olduğu için potasyum korunur ve hidrojen iyonları idrara atılır. Bu durum, sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik (pH < 7) olmasıyla sonuçlanan paradoksal asidüri tablosunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
3-6 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma ve palpe edilen kitle, Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur.
Bu semptomlar ve 'zeytin tanesi' bulgusu HPS için patognomoniktir.
2
Metabolik tabloyu belirleme
Mide içeriğindeki HClHCl kaybı sonucu hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz gelişir.
Hidrojen ve klor kaybı alkalozun, dehidratasyon ve renal kayıplar ise hipokaleminin nedenidir.
3
Renal yanıtı ve paradoksal asidüriyi açıklama
Dehidratasyon nedeniyle sodyum geri emilimi için H+H^+ iyonlarının idrara atılması, idrarı asidik yapar.
Normalde alkalozda idrarın bazik olması beklenir; ancak hacim kaybı nedeniyle sodyumu tutma çabası (aldosteron etkisi) asit atılımını zorunlu kılarak 'paradoksal asidüri' oluşturur.

Anahtar Kavram

Paradoksal Asidüri ve HPS Metabolizması

Daha Fazla Pratik

Postoperatif apne riskini önlemek için cerrahi öncesi alkalozun neden düzeltilmesi gerektiğini araştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 242Soru

6060 günlük erkek bebek; doğumun ikinci haftasından itibaren başlayan ve giderek artan sarılık, idrar renginde koyulaşma ve dışkı renginde tam olmayan açılma şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede karaciğer kosta kenarını 44 cm geçiyor ve sert kıvamda ele geliyor; dalak ise non-palpabl saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin 1414 mg/dL, direkt bilirubin 9.59.5 mg/dL, AST 110110 U/L, ALT 9595 U/L ve GGT 620620 U/L olarak saptanıyor. Yapılan abdominal ultrasonografide portal bifurkasyonun anteriorunda 44 mm kalınlığında ekojenik, fibröz bir kitleyi temsil eden "triangular cord" (üçgensel kordon) işareti görülüyor.

Bu hastada kesin tanı koydurucu olan ve cerrahi tedavi kararı öncesi yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Operatif kolanjiografi

Cevap

Biliyer atrezi ön tanılı bir hastada kesin tanı koydurucu olan ve cerrahi girişime rehberlik eden adım operatif kolanjiografidir.
Vakada sunulan yüksek direkt bilirubin, yüksek GGT ve ultrasonografide saptanan üçgensel kordon (triangular cord) bulgusu biliyer atrezi tanısını güçlü bir şekilde düşündürür. Biliyer atrezi şüphesinde kesin tanı koydurucu olan ve cerrahiye geçişi sağlayan en uygun yöntem operatif kolanjiografidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerin analizi
Direkt hiperbilirubinemi (9.59.5 mg/dL) ve yüksek GGT (620620 U/L) ile neonatal kolestaz tablosu doğrulanmıştır.
Kolestazın intrahepatik mi yoksa ekstrahepatik mi olduğunu ayırt etmek için ilk adımdır.
2
Görüntüleme bulgularının yorumlanması
Ultrasonografide saptanan üçgensel kordon (triangular cord) işareti, biliyer atrezi için yüksek özgüllüğe sahip patognomonik bir bulgudur.
Porta hepatisteki fibröz koniyi temsil eder ve cerrahi gerekliliğini güçlü bir şekilde destekler.
3
Kesin tanı ve cerrahi planlama
Operatif kolanjiografi ile safra yollarının kapalı olduğu gösterilir.
Operatif kolanjiografi biliyer atrezi tanısında altın standarttır ve cerrahi tedavi (Kasai) kararının kesinleşmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Biliyer atrezi tanısında 'triangular cord' işareti önemli bir ipucudur, ancak kesin tanı altın standart olan operatif kolanjiografi ile konur.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezide Kasai operasyonunun başarısını etkileyen en önemli faktörün cerrahi zamanlaması (genellikle ilk 60 gün) olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 243Soru

4545 günlük bir erkek bebek, doğumun 22. haftasından itibaren belirginleşen uzamış sarılık ve koyu renkli idrar şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ikterik görünüm ve karaciğerin kosta kenarında 22 cm palpable olması (hafif hepatomegali) dışında özellik saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; total bilirubin 1414 mg/dL, direkt bilirubin 99 mg/dL, AST 180180 U/L, ALT 165165 U/L ve GGT 520520 U/L (N: 106010-60) olarak bulunuyor. Abdominal ultrasonografide safra kesesi normal formda izleniyor ve "triangular cord" bulgusuna rastlanmıyor. Hastadan istenen serum protein elektroforezinde α1\alpha_1-globulin bandının izlenmediği (düzleştiği) saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: α1\alpha_1-antitripsin eksikliği

Cevap

Doğru yanıt α1\alpha_1-antitripsin eksikliğidir; çünkü kolestatik bir bebekte serum protein elektroforezinde α1\alpha_1 piki kaybı bu hastalık için spesifik bir tarama bulgusudur.
Doğru seçenek olan α1\alpha_1-antitripsin eksikliğinde, karaciğerde hatalı katlanan proteinlerin birikimi sonucu neonatal dönemde kolestatik hepatit tablosu gelişir. Serum protein elektroforezinde α1\alpha_1 bölgesindeki pikin olmaması (düzleşmesi), bu hastalığın klasik bir laboratuvar ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Bilirubin değerlerini değerlendir
Direkt bilirubin yüksekliği (99 mg/dL) konjuge hiperbilirubinemiyi (kolestazı) doğrular.
Ayırıcı tanıya kolestatik karaciğer hastalıkları yönünden başlamak gerekir.
2
GGT düzeyini analiz et
GGT değerinin (520520 U/L) yüksek olması safra yolu hasarını veya obstrüksiyonunu gösterir.
PFIC Tip 1 ve 2 gibi düşük GGT'li kolestazları dışlamak için kritiktir.
3
Protein elektroforezi bulgusunu yorumla
α1\alpha_1-globulin bandının yokluğu, bu bölgedeki proteinin %90\%90'ını oluşturan α1\alpha_1-antitripsin proteininin eksik olduğunu gösterir.
Genetik temelli kolestatik hastalıklar arasında en spesifik ipucunu sağlar.

Anahtar Kavram

Neonatal kolestazda serum protein elektroforezi kullanımı ve α1\alpha_1-antitripsin eksikliği tanısı.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezi ile ayırıcı tanıda karaciğer biyopsisinde PAS(+) diastaza dirençli globüllerin görülmesi bu tanı için değerlidir.

Alternatif Yöntem

Hastanın Pi tipi (fenotip) analizi yapılarak (örneğin PiZZ) kesin tanı genetik/protein düzeyinde doğrulanabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

Dört haftalık bir erkek bebek, yaklaşık bir haftadır devam eden, her beslenme sonrası olan ve giderek şiddetlenen fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle getiriliyor. Bu hastada hipertrofik pilor stenozu tanısını en güçlü şekilde destekleyen fizik muayene bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epigastrik bölgede zeytin tanesi büyüklüğünde sert kitle palpe edilmesi

Cevap

Epigastrik bölgede zeytin tanesi büyüklüğünde sert kitle palpe edilmesi
Dört haftalık bir bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma olması durumunda öncelikle Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) düşünülmelidir. Bu hastalığın fizik muayenesindeki en karakteristik bulgu, mide peristaltizminin gözlenmesi ve epigastrik bölgede palpe edilen sert, hareketli, 'zeytin tanesi' büyüklüğündeki kitledir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve kusma karakterini değerlendir
4 haftalık bebekte fışkırır tarzda safrasız kusma olması Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) için klasiktir.
HPS tipik olarak 3-6. haftalar arasında başlar ve tıkanıklık pilor seviyesinde olduğu için kusma safrasızdır.
2
HPS için patognomonik fizik muayene bulgusunu hatırla
Pilorik kas kalınlaşmasının dışarıdan hissedilmesi (zeytin tanesi kitle).
Bu bulgu klinik tanıda altın standarttır ve saptandığında tanı için oldukça değerlidir.

Anahtar Kavram

Hipertrofik pilor stenozunda en tipik fizik muayene bulgusu epigastrik bölgede palpe edilen zeytin tanesi (olive mass) kitledir.
Tahmini Süre:45s
Soru 245Soru

1212 günlük, miadında doğan bir erkek bebek; son 66 saattir giderek artan huzursuzluk ve fışkırır tarzda safralı kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde ilk 1010 gün beslenmesinin ve dışkılamasının tamamen normal olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde bebek letarjik, kapiller dolum zamanı 44 saniye ve batın distandü izleniyor. Ayakta direkt batın grafisinde spesifik bir bulgu saptanmaması üzerine çekilen üst gastrointestinal sistem pasaj grafisinde, duodenumun ikinci kıtasında ani kesilme ve distalinde 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü saptanıyor. Bu hastadaki patolojinin embriyolojik temeli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta bağırsağın (midgut) süperiyor mezenterik arter etrafındaki normal rotasyonunu tamamlayamaması

Cevap

Orta bağırsağın (midgut) süperiyor mezenterik arter etrafındaki normal rotasyonunu tamamlayamaması
Hastanın kliniği ve radyolojik olarak saptanan 'tirbuşon' (corkscrew) manzarası, orta bağırsağın (midgut) malrotasyonuna bağlı gelişen volvulus tablosunu işaret etmektedir. Malrotasyonun embriyolojik temeli, bağırsakların fizyolojik herniasyon sonrası karın boşluğuna dönerken süperiyor mezenterik arter etrafında yapması gereken normal rotasyon sürecinin tamamlanamamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
12 günlük bebekte ani başlayan safralı kusma ve hemodinamik bozulma (letarji, uzamış kapiller dolum) saptandı.
Bu tablo, yenidoğan döneminde cerrahi bir acil olan midgut volvulusu için tipiktir.
2
Radyolojik bulguyu yorumla
Üst GİS pasaj grafisindeki 'tirbuşon' (corkscrew) görünümü malrotasyona bağlı volvulus için patognomoniktir.
Bağırsağın süperiyor mezenterik arter (SMA) etrafında dönmesi bu spirali oluşturur.
3
Patogenezi belirle
Malrotasyon, midgut segmentinin embriyolojik 10. haftada karın boşluğuna dönerken yapması gereken 270 derecelik saat yönü tersi dönüşün aksamasıdır.
Bu durum mezenter tabanının dar kalmasına ve bağırsağın SMA etrafında kolayca dönmesine (volvulus) neden olur.

Anahtar Kavram

Malrotasyon ve Volvulus Patogenezi

Daha Fazla Pratik

Malrotasyonlu hastalarda duodenumun dıştan basısına neden olan peritoneal bantların (Ladd bantları) anatomik komşuluğunu inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 246Soru

Doğum ağırlığı 3300 gram olan 42 günlük erkek bebek, son 2 haftadır giderek şiddetlenen, her beslenme sonrası fışkırır tarzda ve safrasız kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede batında 'zeytin tanesi' (olive) belirtisi palpe ediliyor ve ağır dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz tablosu mevcutken, idrar analizinde pH'nın 5.0 (asidik) olduğu görülüyor.

Bu hastada sistemik alkoza rağmen idrarın asidik olmasıyla karakterize 'paradoks asidüri' tablosunun gelişimindeki temel fizyopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Efektif dolaşım hacmindeki azalmaya yanıt olarak artan aldosteronun, distal tübülde sodyum geri emilimi karşılığında hidrojen iyonu atılımını artırması

Cevap

Efektif dolaşım hacmindeki azalmaya yanıt olarak artan aldosteronun, distal tübülde sodyum geri emilimi karşılığında hidrojen iyonu atılımını artırması
Hipertrofik pilor stenozunda (HPS) mide içeriği kaybına bağlı hidroklorik asit (HCl) ve sıvı kaybı gelişir. Bu durum hipokloremik metabolik alkoza yol açar. Ancak şiddetli dehidratasyon (hipovolemi) geliştiğinde, böbrekler volümü korumak için Renin-Anjiyotensin-Aldosteron sistemini aktive eder. Artan aldosteron, distal tübülde sodyumu (ve suyu) geri emerken, karşılığında pozitif yüklü bir iyon atmak zorundadır. Normalde potasyum atılır; ancak hastada kusmaya bağlı hipokalemi de olduğu için, böbrek potasyumu korumaya çalışır ve onun yerine hidrojen (H+) iyonu atar. Sonuç olarak kanda alkaloz (baziklik) devam ederken, idrarla asit atılır. Buna paradoks asidüri denir. Yani temel mekanizma hipovolemiye sekonder hiperaldosteronizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hasta 6 haftalık, fışkırır tarzda safrasız kusma ve 'olive' belirtisi ile Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısı alıyor.
Tipik HPS bulguları (yaş, kusma tipi, fizik muayene) tanıya yönlendirir.
2
Metabolik tabloyu analiz et
HPS'de beklenen tablo hipokloremik hipokalemik metabolik alkalozdur. Ancak soruda idrarın asidik (paradoks asidüri) olduğu belirtiliyor.
Sistemik alkaloz varken idrarın alkali olması beklenir (bikarbonat atılımı). Ancak burada tersi bir durum vardır.
3
Paradoks asidüri mekanizmasını belirle
Şiddetli kusma -> Hipovolemi -> RAAS aktivasyonu -> Aldosteron artışı. Aldosteron distal tübülde Na+ tutar, K+ veya H+ atar. Vücutta K+ zaten düşük olduğu için (hipokalemi), böbrek mecburen H+ atar.
Böbrek volüm korumayı (Na+ tutulumu), asit-baz dengesine (H+ tutulumu) tercih eder. Bu durum idrarın asidik olmasına neden olur.

Anahtar Kavram

HPS'de görülen metabolik alkaloz ve paradoks asidürinin fizyopatolojisi (Aldosteron etkisi).
Soru 247Soru

Antenatal ultrasonografisinde polihidramnios saptanan bir günlük yenidoğanda, doğum sonrası ağzından bol salya gelmesi ve beslenmeye çalışıldığında siyanoz gelişmesi üzerine yapılan incelemede nazogastrik sondanın özofagusta proksimalde kaldığı saptanıyor. Çekilen radyografide mide ve duodenumda gaz gölgeleri izlenirken (çift kabarcık görünümü), batın distalinde gaz saptanmıyor. Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül ile birlikte duodenal atrezi

Cevap

Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül ile birlikte duodenal atrezi
Vakadaki nazogastrik sondanın ilerletilememesi özofagus atrezisini kanıtlar. Ayakta direkt batın grafisinde mide ve duodenumda hava görülmesi, trakea ile distal özofagus arasında bir fistül (Tip C) olduğunu; havanın daha distale geçemeyip sadece mide ve proksimal duodenumda hapsolması ('çift kabarcık') ise eşlik eden bir duodenal atreziyi gösterir. Bu tablo 'üçlü atrezi' (Özofagus, Duodenum, Anüs) birlikteliğinin bir parçası olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Nazogastrik sonda bulgusunu değerlendir
Sondanın proksimalde kalması Özofagus Atrezisi (ÖA) tanısını doğrular.
Özofagusun sürekliliğinin kesintiye uğradığı durumlarda sonda mideye ulaşamaz.
2
Batın grafisindeki gaz varlığını analiz et
Midede gaz olması Distal Trakeoözofageal Fistül (TEF - Tip C) varlığını gösterir.
Hava, trakeadan fistül yoluyla distal özofagusa ve oradan mideye geçer.
3
Gaz dağılım patternini ve 'çift kabarcık' görünümünü yorumla
Mide ve duodenumun gazla dolu olup distalde gaz olmaması Duodenal Atreziyi gösterir.
Tam tıkanıklık nedeniyle fistül yoluyla gelen hava duodenumun ötesine geçemez ve klasik radyolojik görünümü oluşturur.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi ve Tip C fistül kombinasyonunda duodenal atrezi varlığı, distal gaz dağılımını engelleyerek tipik 'gazlı' görünümü 'çift kabarcık' ile sınırlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 248Soru

Bir aylık bir erkek bebek, son bir haftadır her beslenme sonrası ortaya çıkan ve giderek şiddetlenen fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde bebek oldukça iştahlı ve beslenmeye istekli görünmektedir.

İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (İHPS) ön tanısı konulan bu hastada, hastalıkla ilgili aşağıdaki klinik özelliklerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusmaların safrasız özellikte olması ve bebeğin kusma sonrası tekrar beslenmek istemesi beklenen bir bulgudur.

Cevap

İHPS'de kusmaların safrasız olması ve bebeğin iştahlı (aç kusan bebek) olması tanı için karakteristiktir.
İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu'nda (İHPS) hipertrofiye uğrayan pilor kası pasajı daraltır. Tıkanıklık ampulla Vateri'nin proksimalinde olduğu için kusma safrasızdır. Bebeklerde sistemik bir hastalık olmadığı, sadece mekanik bir engel olduğu için kusma sonrası tekrar beslenmek isterler (hungry vomiter).

Adım Adım Çözüm

1
Kusma karakterini analiz et.
Safrasız ve fışkırır tarzda kusma pilor seviyesindeki bir tıkanıklığı işaret eder.
Safra, duodenuma döküldüğü için pilorun üzerindeki tıkanıklıklarda kusma içeriğinde safra bulunmaz.
2
Bebeğin beslenme isteğini değerlendir.
İştahın korunmuş olması (aç kusan bebek), İHPS'yi iştahsızlık yapan enfeksiyon veya metabolik hastalıklardan ayırır.
İHPS mekanik bir tıkanıklıktır, sistemik bir hastalık olmadığı için bebek beslenmek ister ancak içeri geçiş yoktur.

Anahtar Kavram

İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu'nun klinik prezentasyonu (3-6. haftalar, safrasız fışkırır tarzda kusma, aç kusan bebek).

Daha Fazla Pratik

İHPS'de görülen 'paradoksal asidüri' mekanizmasını gözden geçirmek, konuyu pekiştirmek için faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 249Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk; son 66 aydır devam eden iştahsızlık, kilo kaybı ve boy uzamasında duraksama şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde solukluk, pubertal gelişimin Tanner evre 22 olduğu, batında sağ alt kadranda dolgunluk ve perianal bölgede ağrısız deri katlantıları (skin tags) ile akıntılı bir fistül ağzı gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 9.89.8 g/dL, albümin 2.92.9 g/dL, eritrosit sedimentasyon hızı 6262 mm/saat ve CRP 4545 mg/L saptanıyor. Yapılan endoskopik incelemede rektumun normal olduğu, ancak terminal ileumda derin lineer ülserler ve "parke taşı" (cobblestone) görünümü izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu tanıya eşlik etmesi en muhtemel serolojik belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı — Anti-Saccharomyces cerevisiae antikorları (ASCA)

Cevap

Hastanın klinik, laboratuvar ve endoskopik bulguları ile en uyumlu tanı Crohn hastalığıdır ve en muhtemel serolojik belirteç Anti-Saccharomyces cerevisiae antikorlarıdır (ASCA).
Hastanın klinik tablosunda yer alan büyüme geriliği, puberte gecikmesi ve perianal fistül, pediatrik Crohn hastalığının klasik üçlüsüdür. Endoskopide saptanan rektal koruma, terminal ileum tutulumu ve 'parke taşı' (cobblestone) görünümü, transmural inflamasyon ve atlama alanları gösteren Crohn hastalığını kesinleştirir. Bu hastalığın patogenezi ile ilişkili en karakteristik serolojik belirteç ise ASCA pozitifliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Pediatrik spesifik bulguların analizi
Boy uzamasında duraksama ve Tanner evre 2 (puberte gecikmesi) saptandı.
Crohn hastalığında malnutrisyon ve kronik inflamasyon sonucu büyüme geriliği ve puberte gecikmesi sık görülen ilk başvuru bulgularıdır.
2
Klinik muayene ve laboratuvar değerlendirmesi
Perianal fistül/skin tag varlığı ve hipoalbüminemi, yüksek ESR/CRP saptandı.
Perianal tutulum (fistül, fissür, skin tag) Crohn hastalığı için oldukça karakteristiktir; laboratuvar bulguları aktif inflamasyonu destekler.
3
Endoskopik bulguların yorumlanması
Rektal koruma, terminal ileum tutulumu ve parke taşı görünümü saptandı.
Ülseratif kolitte rektum daima tutulurken, Crohn hastalığında rektumun korunması ve ince bağırsak (terminal ileum) tutulumu (skip lesions) tanıyı netleştirir.
4
Hastalığa özgü belirtecin eşleştirilmesi
ASCA (+) ve pANCA (-) paterni saptandı.
Crohn hastalığında ASCA pozitifliği %60-70 iken, Ülseratif kolitte pANCA pozitifliği ön plandadır.

Anahtar Kavram

İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarının (CD vs UC) Pediatrik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 250Soru

Otuz iki haftalık, 16001600 gram olarak doğan bir yenidoğanda; doğumdan hemen sonra ağızda bol köpüklü salgı, beslenme denemesi sırasında ise öksürük ve siyanoz atakları saptanmıştır. Hastanın yapılan fizik muayenesinde orogastrik sondanın yaklaşık 10.10. cm'de takıldığı ve mideye ilerletilemediği görülmüştür. Çekilen direkt grafide, batın üst kadranda 'çift hava kabarcığı' (double bubble) görünümü saptanmış, ancak distal bağırsak anslarında hiç gaz gölgesi izlenmemiştir. Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, bebekteki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagus atrezisi (Tip C) ve duodenal atrezi birlikteliği

Cevap

Özofagus atrezisi (Tip C) ve duodenal atrezi birlikteliği
Vakada orogastrik sondanın ilerletilememesi özofagus atrezisine işaret ederken, batında hava olması trakea ile distal özofagus arasında bir fistül (Tip C) bulunduğunu gösterir. Batındaki 'double bubble' görünümü (mide ve proksimal duodenum dilatasyonu) ve distalde gaz bulunmaması ise bağırsak pasajının duodenum seviyesinde tam tıkalı olduğunu kanıtlar. Bu nadir birliktelik (ÖA Tip C + Duodenal Atrezi), radyolojik olarak üst özofagus poşuyla birlikte üç hava kabarcığının görüldüğü 'triple bubble' (üçlü balon) tablosunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Orogastrik sondanın ilerletilememesini yorumla
Özofagus atrezisi (ÖA) tanısı
Sondanın 10.10. cm gibi kısa bir mesafede takılması, özofagusun proksimalde kapalı bir poşla sonlandığını gösterir.
2
Batındaki hava varlığını değerlendir
Distal trakeoözofageal fistül (TEF) varlığı
Batında gaz görülmesi, trakea ile distal özofagus segmenti arasında bir bağlantı (fistül) olduğunu kanıtlar (Tip C veya D).
3
Radyolojik gaz dağılımını analiz et
Duodenal atrezi (DA) varlığı
Üst kadrandaki 'çift hava kabarcığı' (stomach + duodenum) ve distalde hiç gaz olmaması, duodenum seviyesinde tam bir tıkanıklığı gösterir.
4
Bulguları birleştir
ÖA Tip C + Duodenal Atrezi (Üçlü Balon Görünümü)
Bu kombinasyon, genişlemiş üst poş, mide ve duodenumun oluşturduğu 'triple bubble' (üçlü balon) işareti ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi olan bir bebekte batında gaz görülmesi distal fistülü (Tip C), bu gazın sadece mide ve duodenumda sınırlı kalıp distal bağırsaklara geçmemesi ise eşlik eden duodenal atreziyi gösterir.

Alternatif Yöntem

VACTERL birlikteliği (Vertebral, Anal, Cardiac, TEF, Renal, Limb) akılda tutularak, bu bebekte ek olarak ekokardiyografi ve vertebral grafi gibi incelemelerin de yapılması gerektiği unutulmamalıdır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 251Soru

Yedi yaşında bir çocuk; kronik progresif yutma güçlüğü, besinlerin regürjitasyonu ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde ağlarken gözyaşının olmadığı, cildinde hiperpigmentasyon alanları bulunduğu ve yapılan tetkiklerinde plazma ACTHACTH düzeyinin yüksek, kortizol düzeyinin ise düşük olduğu saptanıyor. Bu hastanın tanısını kesinleştirmek için yapılacak özofagus manometresinde aşağıdakilerin hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt özofagus sfinkterinin yutma sonrası gevşememesi ve özofagus gövdesinde aperistaltizm

Cevap

Alt özofagus sfinkterinin yutma sonrası gevşememesi ve özofagus gövdesinde aperistaltizm görülmesi en olası bulgudur.
Hastada saptanan alakrima, adrenal yetmezlik ve yutma güçlüğü bulguları birlikte değerlendirildiğinde 'Triple A' veya 'Allgrove Sendromu' tanısı konur. Bu sendromun özofageal komponenti akalazyadır. Akalazyada yapılan manometrik incelemede, yutma refleksiyle birlikte gevşemesi gereken alt özofagus sfinkterinin (AÖS) tam veya yeterli gevşeyemediği görülür. Ayrıca özofagus gövdesinde normal peristaltik dalgalar kaybolmuştur (aperistaltizm). Bu iki bulgu, akalazya tanısını kesinleştiren manometrik altın standartlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Hastadaki yutma güçlüğü (Akalazya), gözyaşı yokluğu (Alakrima) ve adrenal yetmezlik bulguları Triple A (Allgrove) sendromuna işaret eder.
Bu nadir genetik sendromun tanısı için bu üçlü bulgunun bir arada bulunması patognomoniktir.
2
Özofageal patolojinin belirlenmesi
Yutma güçlüğü ve regürjitasyonun nedeni olan primer motilite bozukluğunun akalazya olduğu belirlenir.
Sendromun bir parçası olarak distal özofagustaki Auerbach pleksusundaki ganglion hücrelerinin kaybı sonucu akalazya gelişir.
3
Akalazya manometri bulgularının analizi
Akalazyada özofagus manometresinde iki ana bulgu saptanır: Alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yutma sonrası gevşeyememesi ve özofagus gövdesinde peristaltizmin olmaması (aperistaltizm).
Nöronal kayıp nedeniyle sfinkter üzerindeki inhibitör kontrol ortadan kalkar ve gövdedeki koordineli kasılmalar bozulur.

Anahtar Kavram

Triple A (Allgrove) Sendromu ve Akalazya Manometrisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 252Soru

22 günlük bir yenidoğan, doğumdan sonraki 2424. saatte başlayan safralı kusma ve giderek artan abdominal distansiyon nedeniyle getirilmiştir. Hastanın henüz mekonyum çıkışı olmadığı öğrenilmiştir. Fizik muayenede batın distandü saptanmış ve oskültasyonda bağırsak seslerinin arttığı duyulmuştur. Ayakta direkt batın grafisinde proksimalde çok sayıda dilate ince bağırsak ansı ve hava-sıvı seviyeleri izlenirken, rektumda hava saptanmamıştır. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleal atrezi

Cevap

En olası tanı, distal ince bağırsak tıkanıklığı bulgularıyla uyumlu olan ileal atrezidir.
Vakada sunulan 22 günlük yenidoğanda safralı kusma, abdominal distansiyon ve mekonyum çıkaramama üçlüsü mekanik bir bağırsak tıkanıklığını düşündürür. Ayakta direkt batın grafisinde izlenen çok sayıda dilate ans ve hava-sıvı seviyesi, tıkanıklığın ince bağırsağın distal kısmında (ileum) olduğunu gösterir. Rektumda hava olmaması ise tıkanıklığın tam (atrezi) olduğunu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Yenidoğanda ilk 2424 saatte başlayan safralı kusma ve mekonyum çıkaramama intestinal tıkanıklığa işaret eder.
Safralı kusma, tıkanıklığın Vater ampullasının distalinde olduğunu gösteren kritik bir bulgudur.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Grafide çok sayıda hava-sıvı seviyesi ve rektumda hava olmaması, tıkanıklığın ince bağırsağın distal segmentlerinde (ileum gibi) tam olduğunu gösterir.
Hava-sıvı seviyelerinin sayısı arttıkça tıkanıklık seviyesinin daha distale kaydığı anlaşılır.
3
Ayırıcı tanı yap
Pilor stenozu safrasız kusma yapar; duodenal atrezi çift kabarcık yapar; ileal atrezi ise klinik ve radyolojik olarak vakaya en uygun tanıdır.
Anatomik tıkanıklık seviyesi ve radyolojik imza bulguları tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda distal ince bağırsak tıkanıklıkları (Atreziler)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 253Soru

66 yaşında bir kız çocuk, evde iki kez kahve telvesi şeklinde kusma ve sonrasında gelişen halsizlik şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinden 22 gün önce karın ağrısı nedeniyle ibuprofen kullanımı öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde; bilinci açık ancak huzursuz, kalp hızı 145/dakika145/\text{dakika}, kan basıncı 92/60 mmHg92/60 \text{ mmHg}, solunum sayısı 28/dakika28/\text{dakika}, kapiller dolum zamanı 33 saniye ve ekstremiteleri soğuk olarak saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde ilk yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz geniş bir damar yolu açılarak 20 ml/kg20 \text{ ml/kg} izotonik kristaloid bolus verilmesi

Cevap

İntravenöz geniş bir damar yolu açılarak 20 ml/kg20 \text{ ml/kg} izotonik kristaloid bolus verilmesi
Hastada saptanan taşikardi (145/dakika145/\text{dakika}), gecikmiş kapiller dolum (33 saniye) ve soğuk ekstremiteler, kan basıncı henüz düşmemiş olsa bile 'kompanse şok' tablosuna işaret eder. Akut gastrointestinal kanama şüphesi olan ve şok bulguları gösteren çocuklarda, yönetimde en öncelikli adım (ABC'nin C'si) damar yolu açılarak doku perfüzyonunu düzeltmek amacıyla 20 ml/kg20 \text{ ml/kg} izotonik kristaloid bolus verilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaş grubuna göre vital bulgularının ve perfüzyonunun değerlendirilmesi
66 yaşında bir çocukta 92 mmHg92 \text{ mmHg} sistolik kan basıncı normaldir (70+(2×6)=82 mmHg70 + (2 \times 6) = 82 \text{ mmHg} alt sınır), ancak taşikardi ve gecikmiş kapiller dolum kompanse şok göstergesidir.
Pediatrik hastalarda kan basıncı, toplam kan hacminin yaklaşık %25-30'u kaybedilene kadar normal sınırlarda kalabilir (kompanse şok).
2
Acil yönetim önceliklerinin (ABC) belirlenmesi
Dolaşım (Circulation) desteği için sıvı resüsitasyonu kararı alınması.
Gastrointestinal kanama gibi akut kayıplarda mortaliteyi azaltan en kritik adım erken perfüzyon desteğidir.
3
20 ml/kg20 \text{ ml/kg} dozunda izotonik kristaloid (serum fizyolojik veya Ringer Laktat) bolus uygulanması
Doku perfüzyonunun ve intravasküler hacmin düzeltilmesi.
Pediatrik acil tıp kılavuzlarına göre şok yönetiminde ilk sıvı bolusu bu dozda yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Pediatrik gastrointestinal kanamalarda yönetim önceliği, tanısal işlemlerden (endoskopi, nazogastrik aspirasyon) önce hemodinamik stabilizasyonun (ABC) sağlanmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 254Soru

55 aylık bir kız bebek; son 22 aydır giderek artan ve özellikle geceleri belirginleşen şiddetli kaşıntı, huzursuzluk ve sarılık şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden dışkı renginin zaman zaman açıldığı ancak tam akolik olmadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde karaciğer kot altında 44 cm, dalak ise 33 cm palpabl saptanıyor; dismorfik bulgu veya eksternal anomali izlenmiyor. Laboratuvar bulguları şöyledir:

- Total Bilirubin: 11.211.2 mg/dL
- Direkt Bilirubin: 7.87.8 mg/dL
- ALT: 185185 U/L (N: <4040)
- GGT: 940940 U/L (N: <5050)
- Serum Safra Asitleri: 240240 µmol/L (N: <1010)

Karaciğer biyopsisinde portal fibrozis ve belirgin safra duktus proliferasyonu izleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Progresif familyal intrahepatik kolestaz tip 3

Cevap

Progresif familyal intrahepatik kolestaz tip 3 (PFIC 3)
Vakada sunulan bebekte direkt hiperbilirubinemi (kolestaz) ile birlikte belirgin GGT yüksekliği ve şiddetli kaşıntı mevcuttur. Progresif Familyal İntrahepatik Kolestaz (PFIC) tabloları içinde Tip 1 (Byler) ve Tip 2 (BSEP eksikliği) düşük GGT ile seyrederken, sadece Tip 3 (MDR3/ABCB4 mutasyonu) yüksek GGT ile karakterizedir. Ayrıca biyopsisinde safra duktus proliferasyonu görülmesi, duktopeni ile giden Alagille sendromundan ayrımını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bilirubin ve GGT düzeylerini analiz et
Direkt hiperbilirubinemi (kolestaz) ve belirgin GGT yüksekliği saptandı.
Kolestatik karaciğer hastalıklarını sınıflandırmak için GGT düzeyi en kritik ayırıcı laboratuvar parametresidir.
2
PFIC tipleri arasında GGT ayrımı yap
PFIC 1 ve 2'de GGT düşüktür; PFIC 3'te ise yüksektir.
PFIC 3 (ABCB4/MDR3 mutasyonu), safra kanaliküllerine fosfolipid salınımındaki kusur nedeniyle safra asitlerinin duktular epitele zarar vermesi sonucu GGT yüksekliği ile seyreder.
3
Biyopsi ve klinik bulguları birleştir
Duktus proliferasyonu ve şiddetli kaşıntı PFIC 3 tanısını destekler.
Biyopsi bulgusu biliyer atreziyi andırsa da, hastanın 55 aylık olması ve kaşıntının ön planda olması genetik kolestazları ön plana çıkarır.

Anahtar Kavram

PFIC tipleri arasında GGT yüksekliği ile giden tek form PFIC Tip 3'tür (MDR3 eksikliği).

Daha Fazla Pratik

PFIC Tip 1'de ekstrahepatik bulgular (ishal, pankreatit) ve PFIC Tip 2'de hepatosellüler karsinom riskinin yüksek olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 255Soru

Antenatal ultrasonografisinde polihidramnios saptanan ve doğumdan hemen sonra ağzından bol miktarda köpüklü salya gelen bir yenidoğanın proksimal özofagusuna yerleştirilen nazogastrik sondanın yaklaşık 1010 cm'de tıkandığı görülüyor. Batın grafisinde mide gazının mevcut olduğu saptanan bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: VACTERL assosiasyonu kapsamında radius anomalileri ve başparmak yokluğu görülebilir.

Cevap

VACTERL assosiasyonu kapsamında radius anomalileri ve başparmak yokluğu görülebilir.
Vakada tanımlanan Tip C özofagus atrezisi (distal fistüllü atrezi), VACTERL assosiasyonu ile sık ilişkilidir. Bu assosiasyonun 'L' (Limb) bileşeni radius hipoplazisi/aplazisi, başparmak anomalileri ve polidaktili gibi ekstremite kusurlarını içerir. Bu nedenle radius anomalileri ve başparmak yokluğu ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Polihidramnios, salya artışı ve NG sondanın ilerlememesi özofagus atrezisini; mide gazının varlığı ise distal fistülü (Tip C) gösterir.
Vakadaki bulgular en sık görülen tip olan Tip C (%85) ile uyumludur.
2
Eşlik eden anomalileri (VACTERL) analiz et.
VACTERL kısaltmasındaki 'L' (Limb) harfi ekstremite anomalilerini, özellikle radial displaziyi temsil eder.
TÖF tanılı bebeklerde diğer sistem anomalilerinin taranması morbiditeyi azaltmak için kritiktir.
3
Ayırıcı tanı ve yanlış bilgileri ele.
Metabolik alkaloz pilor stenozuna özgüdür; gazsız batın Tip A'da görülür.
TUS sınavında farklı GİS obstrüksiyonlarının klinik ve metabolik farkları sıkça sorgulanır.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi (Tip C) ve VACTERL assosiasyonu bileşenleri.

Daha Fazla Pratik

VACTERL bileşenlerini (Vertebral, Anal, Cardiac, TEF, Renal, Limb) ve 'sağ aortik ark' varlığının cerrahi yaklaşımı (sağ yerine sol torakotomi) nasıl değiştirdiğini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 256Soru

Daha önce sağlıklı olan 55 günlük bir yenidoğan, ani başlayan safralı kusma ve huzursuzluk nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde karın çökük (skafoid) görünümdedir ve abdominal distansiyon saptanmıyor. Ayakta direkt batın grafisinde mide ve proksimal duodenumda bir miktar hava izlenirken, distal bağırsak anslarında gaz miktarının oldukça azalmış olduğu görülüyor. Bu hastada safralı kusmaya neden olan ve bağırsağın süperior mezenterik arter etrafında dönmesiyle karakterize olan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malrotasyon ve orta bağırsak volvulusu

Cevap

Ani başlayan safralı kusma ve skafoid karın bulguları olan bir yenidoğanda, süperior mezenterik arter etrafında dönme ile karakterize durum malrotasyon ve orta bağırsak volvulusudur.
Malrotasyon ve orta bağırsak volvulusu, yenidoğan döneminde ani başlayan safralı kusmanın en tehlikeli nedenidir. Dar mezenterik taban nedeniyle bağırsağın süperior mezenterik arter (SMA) etrafında dönmesi, hem tıkanıklığa hem de bağırsağın kanlanmasının bozulmasına (iskemi) yol açar. Karın çökük (skafoid) görünümü tıkanıklığın proksimal seviyede olduğunu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Kusmanın niteliğini değerlendir
Kusma safralıdır, bu da tıkanıklığın Vater ampullasının distalinde olduğunu gösterir.
Safralı kusma, cerrahi aciliyet arz eden intestinal obstrüksiyonların en önemli erken bulgusudur.
2
Fizik muayene ve radyolojik bulguları analiz et
Karın çökük (skafoid) ve grafide distal gaz azdır; bu proksimal (yüksek) bir tıkanıklığa işaret eder.
Midgut volvulusunda tıkanıklık duodenum seviyesinde olduğu için alt karın bölgelerinde gaz azalır veya kaybolur.
3
Anatomik defekti tanımla
Malrotasyonda mezenter tabanının dar olması bağırsağın SMA etrafında saat yönünde dönmesine (volvulus) yol açar.
Normalde geniş olan mezenter tabanı malrotasyonda dar kalır ve bu durum bağırsağın kendi etrafında dönmesini kolaylaştırarak strangülasyona neden olur.

Anahtar Kavram

Safralı kusan bir yenidoğanda karın şişliği yoksa ve daha önce sağlıklıysa, aksis ispat edilene kadar tanı malrotasyon ve volvulustur.

Daha Fazla Pratik

Malrotasyon şüphesinde altın standart tanı yönteminin üst GİS pasaj grafisi olduğunu ve Treitz ligamentinin konumuna bakıldığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 257Soru

1111 yaşında bir kız çocuk; son bir yıldır devam eden aralıklı karın ağrısı, halsizlik ve boy uzamasında belirgin duraksama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde her iki tibia ön yüzünde ağrılı, eritematöz nodüller saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde hipoalbüminemi, demir eksikliği anemisi ve yüksek eritrosit sedimentasyon hızı belirleniyor. Yapılan kolonoskopide rektumun normal göründüğü, ancak çekum ve terminal ileumda yer yer sağlam mukoza adalarıyla ayrılan ülseröz lezyonlar izleniyor.

Bu klinik tabloya göre, hasta için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyopsi örneklerinde non-kazeifiye granülomların görülmesi

Cevap

Hastanın klinik ve endoskopik bulguları Crohn hastalığı ile uyumludur ve bu hastalıkta biyopside non-kazeifiye granülomların görülmesi tanısal açıdan değerlidir.
Hastada saptanan boy kısalığı, kronik inflamasyon belirteçleri ve endoskopideki rektal korunma ile atlamalı lezyonlar Crohn hastalığının tipik özellikleridir. Bu hastalığın histolojik olarak Ülseratif Kolit'ten en önemli farkı transmural tutulum ve granülom varlığıdır. Non-kazeifiye granülomların görülmesi tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Büyüme geriliği (boy uzamasında duraksama) ve eritema nodozum saptandı.
Pediatrik Crohn hastalarında büyüme geriliği, gastrointestinal semptomlardan aylar önce ortaya çıkabilen ve Ülseratif Kolit'e göre çok daha sık görülen bir bulgudur.
2
Endoskopik bulguları değerlendir
Rektal korunma ve atlamalı (skip) lezyonlar izlendi.
Crohn hastalığında tutulum ağızdan anüse kadar herhangi bir yerde olabilir ve tipik olarak sağlam mukoza alanları içeren yamalı bir dağılım gösterir; rektum genellikle korunur.
3
Histopatolojik korelasyon kur
Non-kazeifiye granülomlar Crohn hastalığı için karakteristiktir.
Transmural inflamasyonun bir parçası olan granülomlar, biyopsilerin yaklaşık %4040-6060'ında saptanır ve Crohn tanısını destekleyen en önemli bulgudur.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığı, büyüme geriliği ve atlamalı lezyonlarla Ülseratif Kolit'ten ayırt edilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 258Soru

1414 aylık bir kız çocuk; son 1010 gündür devam eden, günde 101210-12 kez olan çok bol sulu ishal, kusma ve karın şişliği şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Özgeçmişinde 66 aylıkken buğday unlu mamullere başlandığı ve o zamandan beri tartı alımının durakladığı öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde; letarjik görünümde, dehidratasyon bulguları mevcut, batın ileri derecede distandü ve alt ekstremitelerde pretibial gode bırakan ödem saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; serum potasyumu 2.62.6 mEq/LmEq/L, kalsiyum 7.87.8 mg/dLmg/dL, albümin 2.12.1 g/dLg/dL saptanmış ve kan gazında metabolik asidoz görülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çölyak krizi

Cevap

Hastanın glutenli gıdalara geçiş sonrası gelişen gelişme geriliği öyküsü ve mevcut olan ağır sulu ishal, elektrolit bozukluğu, hipoalbüminemi ve ödem tablosu Çölyak Krizi tanısını desteklemektedir.
Çölyak krizi, özellikle tanı almamış veya diyete yeni başlamış süt çocuklarında enfeksiyon gibi tetikleyicilerle ortaya çıkabilen; ağır sulu ishal, dehidratasyon, hipokalemi, hipokalsemi ve hipoproteinemiye bağlı genel ödem tablosu ile seyreden bir durumdur. Tanı için klinik şüphe ve çölyak serolojisi/biyopsisi gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki tetikleyiciyi analiz et.
Buğday unlu gıdalara (gluten) başlandıktan sonra semptomların başlaması çölyak hastalığını düşündürür.
Çölyak hastalığı semptomları tipik olarak diyete gluten girmesinden aylar sonra belirginleşir.
2
Akut tabloyu ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Çok bol sulu ishal, ağır hipokalemi (2.62.6 mEq/LmEq/L) ve hipoalbüminemi (2.12.1 g/dLg/dL) saptanmıştır.
Çölyak krizi, klasik çölyak bulgularının ötesinde, akut sıvı-elektrolit ve protein kaybı ile seyreden bir tablodur.
3
Diferansiyel tanı yap ve en uygun tanıyı belirle.
Gelişme geriliği olan bir süt çocuğunda gluten sonrası gelişen bu tablo 'Çölyak Krizi' olarak tanımlanır.
Diğer nedenler (enfeksiyon, VIPoma, lenfanjiektazi) bu klinik bileşenlerin (akut kriz + gluten ilişkisi + derin hipoalbüminemi) tümünü aynı anda açıklamakta yetersiz kalır.

Anahtar Kavram

Çölyak krizi; ağır dehidratasyon, elektrolit imbalansı (özellikle hipokalemi) ve hipoproteinemi ile karakterize, hayatı tehdit eden akut bir Çölyak hastalığı prezentasyonudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 259Soru

Doğumdan sonraki 3636. saatte safralı kusması başlayan ve fizik muayenesinde tüm batında belirgin distansiyon saptanan bir yenidoğanın ayakta direkt batın grafisinde (ADBGADBG) çok sayıda genişlemiş bağırsak ansı ve hava-sıvı seviyeleri izleniyor. Rektal gaz imajı saptanmayan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İleal atrezi

Cevap

İleal atrezi
Yenidoğan döneminde safralı kusma ve yaygın batın distansiyonu distal ince bağırsak tıkanıklıklarının (ileal veya distal jejunal atrezi) tipik bulgusudur. Radyolojik olarak tıkanıklık seviyesi ne kadar aşağıda ise izlenen hava-sıvı seviyesi sayısı o kadar artar. İleal atrezi bu klinik ve radyolojik tabloya en uygun tanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kusmanın karakterini değerlendir.
Kusmanın safralı olması, tıkanıklığın ampulla vater distalinde olduğunu gösterir.
Safralı kusma cerrahi bir bağırsak tıkanıklığının habercisidir.
2
Fizik muayene bulgularını (distansiyon) analiz et.
Belirgin ve yaygın distansiyon olması, tıkanıklık seviyesinin distalde (ince bağırsağın son kısımları veya kolon) olduğunu düşündürür.
Tıkanıklık ne kadar distalde ise batın şişkinliği o kadar yaygındır.
3
Ayakta direkt batın grafisi (ADBGADBG) bulgularını yorumla.
Çok sayıda hava-sıvı seviyesi görülmesi distal ince bağırsak tıkanıklığını (jejunoileal atrezi) destekler.
Tıkanıklığın üzerindeki bağırsak ansları hava ve sıvı ile dolarak basamak görünümü oluşturur.

Anahtar Kavram

Neonatal bağırsak tıkanıklıklarında klinik ve radyolojik seviye tayini
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 260Soru

1212 yaşında bir kız çocuk, son 88 aydır devam eden iştahsızlık, karın ağrısı ve büyüme hızında belirgin yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde boyu 33. persentilin altında, Tanner evre 11 (puberte belirtisi yok) olarak saptanmış ve perianal bölge muayenesinde akıntılı fistül ağzı gözlenmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 9,49,4 g/dL, albümin 2,92,9 g/dL, CRPCRP 4545 mg/L ve eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 6565 mm/saat bulunmuştur. Kolonoskopide rektumun korunduğu, terminal ileumda yamalı (skip) tutulum ve derin lineer ülserler izlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn Hastalığı

Cevap

En olası tanı, büyüme geriliği, puberte gecikmesi, perianal fistül ve yamalı (skip) ileal tutulum bulguları nedeniyle Crohn Hastalığıdır.
Vakadaki büyüme geriliği, puberte gecikmesi (Tanner evre 1), perianal fistül ve kolonoskopideki yamalı (skip) tutulum ile terminal ileumdaki derin ülserler Crohn hastalığı tanısı için klasiktir. Crohn hastalığı tüm gastrointestinal sistemi yamalı tutabilirken, pediatrik yaş grubunda büyüme hızı yavaşlaması genellikle gastrointestinal semptomlardan bile önce ortaya çıkabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Büyüme geriliği ve puberte gecikmesi saptandı.
Pediatrik Crohn hastalığında inflamatuar sitokinler (TNF-alfa vb.) ve malnutrisyon nedeniyle büyüme hızı yavaşlaması ve ergenlik gecikmesi UC'ye göre çok daha sıktır.
2
Perianal ve endoskopik bulguları değerlendir.
Perianal fistül ve skip lezyonlar saptandı.
Perianal tutulum ve sindirim kanalının herhangi bir yerinde yamalı (skip) lezyonlar Crohn hastalığının ayırıcı özellikleridir.
3
Laboratuvar verileriyle inflamasyonu onayla.
Yüksek ESH/CRP ve düşük albümin inflamatuar süreci destekler.
Kronik inflamasyon anemi ve hipoalbüminemiye yol açarak hastalığın şiddetini gösterir.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığında ekstraintestinal bulgular (büyüme geriliği, puberte gecikmesi) ve perianal tutulum (fistül) tanıda anahtar rol oynar.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 13 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin