Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 soru

Soru 281Soru

Yenidoğan ünitesinde özofagus atrezisi tanısı alan bir bebekte, eşlik edebilecek diğer sistemik anomaliler açısından "VACTERL" assosiasyonu taranmalıdır. Bu hastalarda en sık görülen eşlik eden ek sistem anomalisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyovasküler sistem anomalileri

Cevap

Kardiyovasküler sistem anomalileri
Özofagus atrezisi saptanan yenidoğanlarda ek anomali görülme oranı yüksektir. VACTERL (Vertebral, Anal, Kardiyak, Trakeo-Özofageal fistül, Renal ve Limb/Ekstremite) assosiasyonu içinde en sık karşılaşılan (%50) grup kardiyovasküler sistem anomalileridir. Bu nedenle ÖA tanısı alan her bebeğe mutlaka ekokardiyografi (EKO) yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Özofagus atrezisi (ÖA) vakalarında eşlik eden anomalilerin farkında olunması
ÖA hastalarının yaklaşık %50'sinde ek konjenital anomali saptanır.
Bu anomaliler genellikle VACTERL spektrumu içinde yer alır.
2
VACTERL bileşenlerinin sıklığının karşılaştırılması
Kardiyak anomaliler (C), diğer bileşenlere göre daha yüksek sıklıkta (%50) görülür.
VACTERL; Vertebral, Anal, Cardiac, Tracheo-Esophageal, Renal, Limb bileşenlerinden oluşur.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisine en sık eşlik eden anomali kardiyovasküler sistem anomalileridir.

Daha Fazla Pratik

VACTERL bileşenlerini ezberlemek için bir tablo oluşturun ve en sık görülen bileşenin (Kardiyak) neden EKO taramasını zorunlu kıldığını düşünün.
Tahmini Süre:45s
Soru 282Soru

22 günlük, evde doğan ve doğum sonrası KK vitamini uygulaması yapılmadığı öğrenilen bir yenidoğan, ani başlayan taze kan kusma (hematemez) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde vital bulguları stabil (nabız 135/dak135/\text{dak}, kan basıncı 75/45 mmHg75/45\text{ mmHg}, solunum sayısı 44/dak44/\text{dak}) ve batın muayenesi normal olarak saptanıyor. Anne muayenesinde meme başlarında belirgin çatlaklar ve kanama odakları izleniyor. Kanın kaynağını belirlemek amacıyla yapılan Apt-Downey testinde, sodyum hidroksit (NaOHNaOH) ilavesinden sonra çözeltinin pembe rengini koruduğu gözleniyor.

Bu aşamada en olası tanı ve yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenidoğanın hemorajik hastalığı; intramüsküler K vitamini uygulaması

Cevap

Yenidoğanın hemorajik hastalığı tanısıyla intramüsküler K vitamini uygulaması yapılmalıdır.
Apt-Downey testi, fetal hemoglobinin (HbFHbF) alkali (NaOHNaOH) ortamda denatüre olmaya dirençli olması prensibine dayanır. Test sonucunda çözeltinin pembe kalması, kanın bebeğe ait olduğunu kanıtlar. Bebeğin evde doğmuş olması ve KK vitamini profilaksisi almamış olması, pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğine bağlı 'Yenidoğanın Hemorajik Hastalığı' tanısını en olası kılar ve tedavide acil KK vitamini replasmanı gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik stabilizasyon ve kaynak belirleme
Bebek hemodinamik olarak stabil ancak hematemez mevcut.
Yenidoğanda kanamanın anneye mi yoksa bebeğe mi ait olduğu ilk ayırıcı tanıdır.
2
Apt-Downey testinin yorumlanması
Pembe rengin korunması = Alkaliye dirençli HbFHbF (bebek kanı).
Alkali (NaOHNaOH) eklendiğinde yetişkin hemoglobini (HbAHbA) kahverengiye dönerken fetal hemoglobin (HbFHbF) pembe kalır.
3
Öykü ile sentez ve tanı koyma
Ev doğumu ve KK vitamini eksikliği riski olan bebekte aktif GİS kanaması.
Bebek kanı saptanan ve KK vitamini yapılmamış stabil bir yenidoğanda en olası neden hemorajik hastalıktır.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda gastrointestinal kanama yaklaşımında ilk adım Apt-Downey testi ile maternal ve fetal kan ayrımı yapmaktır.

Daha Fazla Pratik

Yenidoğanda Apt testinin negatif (anne kanı) olduğu durumların yönetimini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, son 1,51,5 yıldır devam eden büyüme hızında yavaşlama, kilo kaybı ve aralıklı ateş şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartı gelişiminin 3.3. persentilin altında olduğu, perianal bölgede fistül ağzı ve deri katlantıları (skin tags) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde derin demir eksikliği anemisi, hipoalbüminemi ve sedimentasyon yüksekliği (7575 mm/saat) saptanan hastada yapılan kolonoskopik incelemede terminal ileumda derin lineer ülserler ve normal mukoza adacıkları (atlamalı tutulum) izleniyor. Bu klinik tabloya göre, en olası tanı ve bu hastalığın patolojik incelemesinde saptanması beklenen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı - Kazeifiye olmayan granülomlar

Cevap

En olası tanı Crohn hastalığıdır ve bu hastalığın en karakteristik patolojik bulgusu kazeifiye olmayan granülomlardır.
Verilen vakada büyüme geriliği, perianal fistül, derin lineer ülserler ve 'atlamalı tutulum' (normal mukoza adacıkları arasında lezyonlar) Crohn hastalığı için klasik bulgulardır. Crohn hastalığında histopatolojik olarak saptanan 'kazeifiye olmayan granülomlar' patognomonik olmasa da hastalık için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin değerlendirilmesi
Büyüme geriliği, perianal fistül ve deri katlantıları
Çocuklarda Crohn hastalığı sıklıkla gastrointestinal belirtilerden önce büyüme geriliği ile prezante olur.
2
Endoskopik bulguların analizi
Terminal ileum tutulumu ve atlamalı (skip) lezyonlar
Bu bulgular tutulumun süreklilik arz etmediğini göstererek Crohn hastalığını Ülseratif kolitten ayırır.
3
Patolojik korelasyonun kurulması
Transmural tutulum ve granülomlar
Crohn hastalığının transmural karakteri ve biyopsilerde görülen non-kazeifiye granülomlar tanısal değer taşır.

Anahtar Kavram

Pediatrik yaş grubunda Crohn hastalığının büyüme geriliği ve perianal tutulum ile karakterize olması ve patolojisindeki granülom varlığı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 284Soru

77 yaşında bir kız çocuk; yaklaşık 11 yıldır devam eden kronik ishal, tekrarlayan karın ağrısı ve yaşıtlarına göre boy kısalığı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA antikorları pozitif saptanıyor. Bu hastada Çölyak hastalığı tanısını kesinleştirmek için uygulanması gereken altın standart yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve ince bağırsak biyopsisi

Cevap

Kesin tanı için altın standart yöntem üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve ince bağırsak biyopsisidir.
Çölyak hastalığında, gluten alımıyla tetiklenen immun hasarın ince bağırsak mukozasında oluşturduğu villöz atrofi ve kript hiperplazisi gibi değişikliklerin gösterilmesi tanıda altın standarttır. Serolojik testler tarama amaçlıdır, ancak kesin tanı için biyopsi gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Kronik ishal ve boy kısalığı, malabsorbsiyon sendromlarını düşündürür.
Çölyak hastalığı, çocukluk çağında kronik ishal ve büyüme geriliğinin en sık nedenlerinden biridir.
2
Serolojik testi yorumla
Anti-tTG IgA pozitifliği Çölyak şüphesini güçlü bir şekilde destekler.
Anti-tTG, Çölyak taramasında kullanılan yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip bir testtir.
3
Kesin tanı yöntemini belirle
İnce bağırsak biyopsisi uygulanmalıdır.
Histopatolojik olarak villöz atrofi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfosit artışının (Marsh sınıflaması) gösterilmesi tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığında seroloji pozitifliği sonrası kesin tanı altın standart olarak ince bağırsak biyopsisi ile konur.

İpuçları

1
Çölyak hastalığı bir 'enteropati'dir, yani bağırsak dokusunda hasar yapar.
2
Seroloji pozitif çıksa bile, bağırsaktaki villusların durumunu görmek kesin tanı için gereklidir.
3
Tanıda Marsh sınıflaması olarak bilinen evreleme sistemi hangi işlemden sonra yapılır?

Daha Fazla Pratik

Marsh sınıflamasının evrelerini ve Çölyak hastalığında görülen tipik histopatolojik bulguları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 285Soru

77 aylık bir erkek bebek; yaklaşık 2020 dakikada bir tekrarlayan, bacaklarını karnına çekerek ağlama ve kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda sosis benzeri kitle saptanan ve "çilek jölesi" şeklinde dışkılaması olan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnvajinasyon

Cevap

Epizodik kolik ağrı, kusma, batında sosis benzeri kitle ve çilek jölesi dışkı bulguları İnvajinasyon tanısını koydurur.
İnvajinasyon, özellikle 33 ay ile 33 yaş arasındaki çocuklarda bağırsak tıkanıklığının en yaygın nedenidir. Bebeklerde bacakları karna çekerek ağlama (kolik), safralı veya safrasız kusma, sağ kadranda sosis şeklinde kitle ve karakteristik çilek jölesi (kan ve mukus) dışkı İnvajinasyon için tanı koydurucu bir tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki ağrı tipini analiz et.
Hastanın 152015-20 dakikalık aralarla gelen kolik tarzda ağrısı mevcuttur.
İnvajinasyonda bağırsakların iç içe geçmesi sonucu oluşan peristaltik dalgalar aralıklı ağrı ataklarına neden olur.
2
Fizik muayene ve dışkı bulgularını değerlendir.
Sağ üst kadranda sosis benzeri kitle ve çilek jölesi dışkı saptanmıştır.
Sosis kitle invajine olan bağırsak segmentidir; dışkı ise bağırsak mukozasındaki iskemi ve venöz konjesyon sonucu oluşan kan ve mukus karışımıdır.
3
Ayırıcı tanıları dışlayarak tanıyı kesinleştir.
Belirtiler tipik olarak 5105-10 aylık bebeklerde görülen invajinasyon ile uyumludur.
Diğer tıkanıklık nedenleri ya farklı yaş gruplarında görülür ya da farklı klinik bulgular (ağrısız kanama, safrasız kusma vb.) verir.

Anahtar Kavram

İnvajinasyonun klasik klinik triadı: Karın ağrısı (kolik), sosis kitle ve çilek jölesi dışkı.

Daha Fazla Pratik

İnvajinasyon tanısında ultrasonografide görülen 'target (hedef tahtası)' veya 'donut' görünümü üzerine bir soru çözmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 286Soru

İki haftadan uzun süren sarılığı olan bir yenidoğanda, klinik tablonun "kolestatik sarılık" (direkt hiperbilirubinemi) olup olmadığını belirlemek için yapılması gereken ilk laboratuvar tetkiki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum total ve direkt bilirubin düzeyleri

Cevap

Uzamış sarılığı olan bebeklerde kolestaz ayrımı için öncelikle serum total ve direkt bilirubin düzeyleri ölçülmelidir.
Doğru seçenek olan laboratuvar ölçümü, uzamış sarılığı olan her bebekte ilk yapılması gereken tarama testidir. Direkt bilirubin düzeyinin 1.01.0 mg/dLmg/dL üzerinde olması patolojik kabul edilir ve ileri tetkiklerin (USG, enzimler, biyopsi) önünü açar.

Adım Adım Çözüm

1
Uzamış sarılık tanımı yapılması
Yenidoğanda 22 haftadan (termterm bebekte) veya 33 haftadan (pretermpreterm bebekte) uzun süren sarılık uzamış sarılık olarak kabul edilir.
Uzamış sarılık vakalarında benign nedenlerin (anne sütü sarılığı gibi) yanı sıra ciddi karaciğer hastalıklarının (kolestaz) ayırt edilmesi hayati önem taşır.
2
Hiperbilirubinemi tipinin belirlenmesi
Total bilirubin ile birlikte direkt (konjuge) bilirubin düzeyine bakılır.
İndirekt hiperbilirubinemi genellikle benign süreçlere işaret ederken, direkt bilirubin yüksekliği her zaman patolojiktir ve acil araştırma gerektirir.
3
Kolestaz kriterlerinin değerlendirilmesi
Direkt bilirubin değerinin 1.01.0 mg/dLmg/dL üzerinde olması kolestaz olarak tanımlanır.
Bu eşik değer, biliyer atrezi gibi cerrahi müdahale gerektirebilecek hastalıkların erken yakalanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda uzamış sarılık yönetiminde ilk adım, total ve direkt bilirubin ölçümü ile kolestazın ekarte edilmesidir.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezi ve neonatal hepatit ayrımında kullanılan 'altın standart' tanı yöntemi olan karaciğer biyopsisi bulgularını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 287Soru

Doğumdan sonraki ilk 4848 saat içerisinde mekonyum çıkışı olmayan, karın şişliği ve safralı kusma şikayetleri olan 33 günlük bir erkek bebekte yapılan fizik muayenede belirgin batın distansiyonu saptanıyor. Rektal tuşede ampullanın boş olduğu görülüyor ve parmak geri çekildiğinde gaita ve gazın fışkırır tarzda boşaldığı (patlama bulgusu) gözleniyor. Bu hasta için en olası tanıda kesin tanı koydurucu (altın standart) yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rektal biyopsi

Cevap

Hirschsprung hastalığı şüphesi olan bir yenidoğanda kesin tanı koydurucu altın standart yöntem rektal biyopsidir.
Hirschsprung hastalığında nöral krista hücrelerinin distal kolona göçünün durması sonucu submukozal ve miyenterik pleksuslarda gangliyon hücreleri bulunmaz. Rektal biyopsi ile bu aganglionozisin histopatolojik olarak kanıtlanması kesin tanı yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Gecikmiş mekonyum çıkışı, distansiyon ve patlama bulgusu (blast sign) Hirschsprung hastalığını düşündürür.
Yenidoğan dönemindeki distal bağırsak tıkanıklıklarının en önemli nedenlerinden biri aganglionik megakolondur.
2
Ayırıcı tanı yapma
Mekonyum ileusu, malrotasyon ve bağırsak atrezileri elenmelidir.
Klinik bulgular (boş ampulla ve patlama bulgusu) spesifik olarak Hirschsprung lehinedir.
3
Altın standart testi belirleme
Rektal emme veya tam kat biyopsi ile gangliyon hücrelerinin yokluğu ve asetilkolinesteraz artışının gösterilmesi.
Histopatolojik kanıt kesin tanı için zorunludur.

Anahtar Kavram

Hirschsprung Hastalığı (Aganglionik Megakolon) Tanısı

Alternatif Yöntem

Klinik pratikte rektal emme (suction) biyopsisi, anestezi gerektirmemesi nedeniyle ilk tercih edilen yöntemdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 288Soru

Boy uzamasında yavaşlama ve kronik karın ağrısı nedeniyle getirilen 1010 yaşındaki erkek çocuğun fizik muayenesinde boy ve tartı gelişimi 3.3. persentilin altında, pubertal gelişimi ise Tanner evre 11 olarak saptanmıştır. Batın muayenesinde sağ alt kadranda dolgunluk ve hassasiyet mevcuttur. Perianal bölge incelemesinde ağrısız deri katlantıları (skin-tags) ve derin fissürler görülmektedir. Laboratuvar tetkiklerinde; Hb:9.2g/dLHb: 9.2 \, g/dL, MCV:70fLMCV: 70 \, fL, Albümin: 2.6g/dL2.6 \, g/dL, Sedimentasyon: 52mm/saat52 \, mm/saat ve CRP:38mg/LCRP: 38 \, mg/L bulunmuştur. Kolonoskopide terminal ileumda ülserasyonlar ve lümende daralma izlenen bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyopsi örneklerinde transmural tutulum ve non-kazeifiye granülomların gösterilmesi, Crohn hastalığını Ülseratif Kolit'ten ayıran en spesifik bulgudur.

Cevap

Biyopsi örneklerinde saptanan transmural tutulum ve non-kazeifiye granülomlar, Crohn hastalığı tanısını Ülseratif Kolit'ten ayıran en spesifik histopatolojik özelliktir.
Crohn hastalığı, ağızdan anüse kadar tüm GİS'i tutabilen, atlamalı (skip) lezyonlar yapan ve bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkileyen (transmural) bir inflamasyondur. Biyopsi örneklerinde non-kazeifiye (kazeöz olmayan) granülomların gösterilmesi, inflamasyonun sadece mukoza ve submukozada sınırlı kaldığı ve granülom görülmeyen Ülseratif Kolit'ten ayrılmasında en değerli patolojik kanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (büyüme geriliği, puberte gecikmesi, perianal skin-tag ve terminal ileum tutulumu) sentezleyin.
Bu bulgular, pediatrik yaş grubunda Crohn hastalığı için son derece karakteristiktir.
Crohn hastalığı, Ülseratif Kolit'e göre daha sık büyüme geriliği yapar ve perianal tutulum ile karakterizedir.
2
Laboratuvar verilerini (anemi, hipoalbüminemi, yüksek CRP) ayırıcı tanı açısından değerlendirin.
Tablonun sadece bir eksiklik anemisi veya primer malnütrisyon olmadığı, sistemik inflamatuar bir sürecin varlığı doğrulanır.
İnflamasyon belirteçlerinin yüksekliği, basit besinsel eksikliklerden ayırıcı tanıda değerlidir.
3
Histopatolojik ve yönetimsel (aşı, tedavi) özellikleri karşılaştırın.
Transmural tutulum ve granülomların Crohn lehine olduğu, canlı aşıların ise immünsüpresif tedavi altında kontrendike olduğu belirlenir.
Granülomlar Crohn hastalığına özgüdür; canlı aşılar ise bağışıklığı baskılanmış hastalarda ciddi risk taşır.

Anahtar Kavram

Pediatrik Crohn hastalığında büyüme geriliği, perianal hastalık ve transmural inflamasyon ile karakterize ayırıcı tanı prensipleri.
Soru 289Soru

Üç haftalık bir erkek bebek, son beş gündür her beslenme sonrası ortaya çıkan, fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları saptanıyor ve epigastrik bölgede sağ üst kadranda yaklaşık 2 cm2~cm boyutunda, hareketli, zeytin tanesine benzer sert kitle palpe ediliyor. Bu bebekte saptanması en olası asit-baz ve elektrolit dengesizliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloz

Cevap

Hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloz
İnfantil hipertrofik pilor stenozunda temel patoloji, pilor kasının hipertrofisi sonucu mide çıkışının tıkanmasıdır. Bebekler mide içeriğini (HCl) kustukları için sistemik dolaşımda hidrojen ve klor iyonları azalır (hipokloremi ve alkaloz). Dehidratasyonun uyardığı aldosteron etkisiyle böbrekler sodyumu geri emerken potasyumu atar, bu da hipokalemiye yol açar. Sonuç olarak hipokloremik, hipokalemik, metabolik alkaloz tablosu ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
3 haftalık bebek, safrasız fışkırır tarzda kusma ve palpabl kitle varlığı İnfantil Hipertrofik Pilor Stenozu (İHPS) tanısını koydurur.
İHPS tipik olarak 3-6 haftalık bebeklerde bu klinik tablo ile prezante olur.
2
Kusma içeriğinin metabolik etkisini değerlendir
Mideden bol miktarda H+H^+ ve ClCl^- kaybı gerçekleşir.
Mide sekresyonu hidroklorik asit bakımından zengindir; distal tıkanıklık nedeniyle bu asit geri emilemez ve kusulur.
3
Kompansatuar mekanizmaları belirle
Alkaloz tablosu gelişir ve böbrekler dehidratasyon nedeniyle sodyumu tutarken potasyumu idrarla kaybeder.
Vücut volüm kaybını sodyum tutarak (aldosteron etkisiyle) kompanse etmeye çalışırken potasyum ve H+H^+ kaybı artar, bu da hipokalemik tabloyu derinleştirir.

Anahtar Kavram

İnfantil hipertrofik pilor stenozunda tekrarlayan mide içeriği kaybı, karakteristik olarak hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ile sonuçlanır.

Daha Fazla Pratik

Pilor stenozunda görülen 'paradoksal asidüri' mekanizmasını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 290Soru

Acil servise şiddetli kusma ve huzursuzluk şikayetiyle getirilen 35 günlük bir kız bebeğin annesinden, kusmaların son bir buçuk haftadır giderek arttığı, anne sütü aldıktan dakikalar sonra safrasız ve fışkırır tarzda gerçekleştiği ve bebeğin midesi boşaldıktan sonra tekrar şiddetli bir açlık belirtisi gösterdiği öğreniliyor. Çocuğun fizik muayenesinde turgor ve tonusun belirgin azaldığı, batın sağ üst kadranda palpasyonla 'zeytin tanesi' benzeri bir kitlenin ele geldiği ve beslenme sonrasında epigastrik bölgede soldan sağa doğru ilerleyen peristaltik dalgaların oluştuğu saptanıyor.

Değerlendirilen venöz kan gazı ve serum biyokimya panelinde; pH: 7.53, pCO2pCO_2: 46 mmHg, HCO3HCO_3: 35 mEq/L, Na +^+: 131 mEq/L, K +^+: 2.8 mEq/L ve Cl ^-: 86 mEq/L tespit ediliyor.

Bu hastanın ayırıcı tanısı ve laboratuvar parametrelerindeki sapmaların patofizyolojisiyle ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası tanı hipertrofik pilor stenozudur; kusma yoluyla mideden asit (HCl) kaybına ek olarak, dehidratasyonun tetiklediği sekonder hiperaldosteronizmin böbreklerde potasyum atılımını uyarması hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloza yol açmıştır.

Cevap

Doğru yanıt, hipertrofik pilor stenozu tanısını ve buna eşlik eden hipokloremik hipokalemik metabolik alkalozun patofizyolojisinde sekonder hiperaldosteronizmin rolünü açıklayan seçenektir.
Hastada saptanan safrasız fışkırır tarzda kusma, kusma sonrası açlık, zeytin tanesi kitle ve mide peristaltik dalgaları hipertrofik pilor stenozu için patognomoniktir. Hastanın laboratuvar değerleri hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ile tam uyumludur. Bu tablo, başlangıçta mide asidinin (HCl) kusma ile kaybedilmesiyle (hipokloremi ve alkaloz) başlar. Gelişen volüm kaybı (dehidratasyon) renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini (RAAS) aktive eder. Artan aldosteron, böbrek distal tübüllerinden sodyum geri emilimini sağlarken, karşılığında idrarla potasyum ve hidrojen atılımını uyarır. Bu sekonder hiperaldosteronizm durumu, hipokalemiyi derinleştirir ve idrarın asidik olmasına (paradoksal asidüri) yol açarak tabloyu karakteristik hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
3-6 haftalık kız bebekte görülen safrasız, fışkırır tarzda kusma, kusma sonrası açlık, zeytin tanesi kitle ve görünür peristaltik dalgalar hipertrofik pilor stenozunu gösterir.
Fizik muayene ve anamnez bulguları ile ayırıcı tanı yapmak ve malrotasyon, GÖRH veya KAH gibi diğer nedenleri dışlamak için.
2
Laboratuvar değerlerini yorumla
Kan gazında pH: 7.53 ve HCO3HCO_3: 35 mEq/L metabolik alkalozu; Na: 131, K: 2.8, Cl: 86 değerleri ise hiponatremik, hipokloremik ve hipokalemik durumu doğrular.
Asit-baz ve elektrolit bozukluğunun tipini (hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz) belirlemek için.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Kusmayla HCl kaybı alkaloz ve hipokloremiyi başlatırken, volüm kaybına yanıt olarak gelişen sekonder hiperaldosteronizm böbreklerden sodyum tutup potasyum atılımını artırarak tabloyu tamamlar.
Hastalığın patofizyolojisi ile laboratuvar bulguları arasındaki nedensel ilişkiyi kurmak için.

Anahtar Kavram

Hipertrofik pilor stenozu kliniği ve hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz patofizyolojisi
Soru 291Soru

4040 günlük erkek bebek, son 1010 gündür giderek şiddeti artan ve her beslenme sonrası ortaya çıkan safrasız, fışkırır tarzda kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede zeytin tanesi benzeri kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; kan pH:7.58pH: 7.58, HCO3:36HCO_3^-: 36 mmol/L, Cl:80Cl^-: 80 mmol/L, K+:2.6K^+: 2.6 mmol/L ve idrar pHpH: 5.05.0 olarak ölçülüyor. Bu hastada saptanan idrar pHpH düşüklüğünün (paradoksal asidüri) fizyopatolojisinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dehidratasyona bağlı sodyum tutulumu zorunluluğu ve ağır potasyum eksikliği nedeniyle, distal tübülde sodyumun geri emilimi karşılığında hidrojen iyonunun idrara salgılanması.

Cevap

Hipertrofik pilor stenozunda görülen paradoksal asidürinin nedeni, dehidratasyon ve hipokalemi varlığında sodyum geri emilimi için distal tübülde potasyum yerine hidrojen iyonunun sekrete edilmesidir.
Doğru seçenek olan mekanizma, dehidratasyona bağlı artan aldosteron etkisiyle sodyumun geri emilme zorunluluğudur. Normalde sodyum geri emilirken potasyum atılır; ancak ağır hipokalemi durumunda potasyum korunmaya çalışılır ve sodyum geri emilimi karşılığında idrara hidrojen iyonu (H+H^+) salgılanır. Bu durum, kanda alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik olmasına (paradoksal asidüri) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve metabolik durumun analizi
Hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz
Mide sıvısı kaybı (HCl ve KCl) sonucu sistemik pH yükselir ve klor düşer.
2
Erken renal kompanzasyonun değerlendirilmesi
Bikarbonatüri ve bazik idrar
Başlangıçta böbrekler alkalozu düzeltmek için bikarbonat atar.
3
Geç evre (dehidratasyon ve hipokalemi) etkisi
Paradoksal asidüri
Hipovolemi nedeniyle sodyum tutulumu hayati hale gelir. Potasyum da tükendiği için sodyum geri emilirken idrara potasyum yerine hidrojen atılır, bu da alkaloz varken idrarın asidik olmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Paradoksal Asidüri Mekanizması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 292Soru

1414 aylık, 10 kg10\text{ kg} ağırlığında bir erkek çocuk; 33 gündür devam eden, günde 8108-10 kez sulu dışkılama ve 22 kez kusma şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde; huzursuz ve irritable olduğu, göz kürelerinin çökük olduğu, ağız mukozasının kuru olduğu, ön fontanelin hafif çökük saptandığı ve deri turgorunun 121-2 saniyede geri döndüğü gözlenmiştir. Bu klinik tabloya göre, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önerileri doğrultusunda uygulanması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 75 ml/kg75\text{ ml/kg} oral rehidratasyon sıvısının (ORS) 44 saatlik süre içerisinde verilmesi

Cevap

Orta dereceli (belirgin) dehidratasyonu olan bu hastada en uygun yaklaşım, 44 saatlik süre içinde 75 ml/kg75\text{ ml/kg} Oral Rehidratasyon Sıvısı (ORS) verilmesini içeren Plan B protokolüdür.
Hastada saptanan huzursuzluk, çökük gözler, kuru mukozalar ve deri turgorunun 121-2 saniyede geri dönmesi, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre 'Belirgin (Orta) Dehidratasyon' tanısı koydurur. Bu durumdaki hastalarda tedavi protokolü Plan B'dir ve 44 saatlik süre içinde kilogram başına 75 ml75\text{ ml} Oral Rehidratasyon Sıvısı (ORS) verilmesini öngörür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (huzursuzluk, çökük gözler, kuru mukoza, turgor 121-2 sn) değerlendir.
Hasta 'Belirgin (Orta) Dehidratasyon' kategorisinde sınıflandırılır.
DSÖ sınıflamasına göre bu bulguların varlığı orta derece dehidratasyonu tanımlar.
2
Belirgin dehidratasyon için uygun tedavi planını seç.
Plan B protokolü seçilir.
Şok bulgusu olmayan ancak dehidratasyon belirtileri olan hastalarda ilk tercih oral rehidratasyondur.
3
Hastanın ağırlığına göre verilecek sıvı miktarını hesapla (10 kg×75 ml/kg10\text{ kg} \times 75\text{ ml/kg}).
750 ml750\text{ ml} ORS'nin 44 saat içinde verilmesi kararlaştırılır.
Plan B, sıvı açığını hızla kapatmak için tasarlanmış standart bir hesaplama yöntemidir.

Anahtar Kavram

Pediatrik hastalarda dehidratasyonun klinik derecelendirilmesi ve DSÖ Plan B (Orta Dehidratasyon) yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Dehidratasyon tedavisinde Plan A, B ve C arasındaki temel farkları ve her bir planın hangi klinik bulgularla seçildiğini tekrar etmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 293Soru

Yeni doğan bir bebekte beslenme sırasında gelişen öksürük ve siyanoz atakları üzerine yapılan fizik muayenede ağızda bol miktarda köpüklü salgı saptanıyor. Nazogastrik kateterin ilerletilemediği ve özofagusun üst kısmında sonlandığı görülen hastanın çekilen ayakta direkt batın grafisinde mide ve barsak lümenlerinde gaz olduğu izleniyor. Bu klinik ve radyolojik bulgularla en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal trakeoözofageal fistüllü özofagus atrezisi (Tip C)

Cevap

En olası tanı, klinik olarak atreziyi (nazogastrik tüpün ilerleyememesi) ve radyolojik olarak distal fistülü (midede gaz varlığı) temsil eden Tip C özofagus atrezisidir.
Distal fistüllü özofagus atrezisi (Tip C), tüm özofagus atrezilerinin yaklaşık %85'ini oluşturur. Nazogastrik tüpün ilerletilememesi özofagusun kapalı olduğunu, midede gaz saptanması ise soluk borusundan alt özofagus segmentine hava geçişini sağlayan bir fistül olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Doğum sonrası bol salgı ve beslenme ile siyanoz özofagus atrezisini düşündürür.
Atrezi olan hastalarda salgılar yutulamaz ve solunum yollarına kaçarak aspirasyona neden olur.
2
Tanısal manevra: Nazogastrik tüp uygulaması
Tüpün ilerletilememesi özofagusun kör bir poşla sonlandığını kanıtlar.
Atrezinin kesin tanısı için nazogastrik tüpün mideye geçemediğinin gösterilmesi ilk basamaktır.
3
Radyolojik inceleme: Batın gazının varlığı
Midede gaz görülmesi, trakea ile distal özofagus arasında bir bağlantı (fistül) olduğunu gösterir.
Trakeadaki hava bu fistül aracılığıyla gastrointestinal sisteme geçmektedir.

Anahtar Kavram

Özofagus atrezisi tiplerinde midede gaz varlığı distal trakeoözofageal fistülü işaret eder ve en sık görülen tip (Tip C) budur.
Soru 294Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 saat önce başlayan masif "vişne çürüğü" renginde dışkılama ve halsizlik şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; kalp hızı 145/dak145/\text{dak}, kan basıncı 80/45 mmHg80/45\text{ mmHg}, kapiller dolum zamanı 44 saniye saptanıyor. Hastaya uygun sıvı resüsitasyonu başlanıyor. Yapılan nazogastrik (NG) aspirasyonda berrak içerik geliyor ancak içerikte safra görülmüyor. Laboratuvar incelemesinde kan üre azotu (BUN) 42 mg/dL42\text{ mg/dL}, kreatinin 0.5 mg/dL0.5\text{ mg/dL} olarak bulunuyor.

Bu klinik tabloya göre, kanama odağını belirlemek için en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal endoskopi

Cevap

En uygun bir sonraki adım üst gastrointestinal endoskopidir.
Hastada masif rektal kanama ile birlikte hemodinamik şok tablosu mevcuttur. Nazogastrik aspirasyonda berrak içerik gelmesi, mide kanamasını büyük oranda dışlasa da, içerikte safra olmaması duodenuma ulaşılamadığını ve buradaki bir odağın (üst GİS) dışlanamadığını gösterir. Ayrıca hesaplanan BUN/Kreatinin oranının 8484 (>30>30) olması, üst GİS'ten gelen kanın ince bağırsaklarda sindirilerek protein yükü oluşturduğunu kanıtlar. Bu bulgular ışığında bir sonraki en uygun adım üst GİS endoskopisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir
80/45 mmHg80/45\text{ mmHg} kan basıncı ve taşikardi ile şok tablosu mevcut.
Masif kanama yönetiminde ilk öncelik stabilizasyondur.
2
Nazogastrik aspirat içeriğini yorumla
Berrak ama safrasız içerik.
Safranın olmaması, pilor ötesine (duodenuma) geçilemediğini gösterir; bu durum duodenal bir ülser kanamasını dışlamaz.
3
BUN/Kreatinin oranını hesapla
42/0.5=8442 / 0.5 = 84.
Pediatrik popülasyonda bu oranın 3030 üzerindeki değerleri (erişkinde >20>20), sindirilmiş kan proteinlerinin emilimine bağlı olarak üst GİS kanamasını güçlü şekilde destekler.
4
Tanısal önceliği belirle
Üst gastrointestinal endoskopi.
Vişne çürüğü dışkı yanıltıcı olabilir; yüksek oran ve non-diyagnostik NG nedeniyle önce üst odağın görülmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Pediatrik GİS kanamalarında masif kanama ayırıcı tanısında BUN/Kreatinin oranının ve nazogastrik aspirasyonda safranın varlığının kritik önemi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 295Soru

2,52,5 aylık erkek bebek, doğumun 22. haftasından itibaren belirginleşen sarılık ve son günlerde fark edilen renksiz dışkılama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin alın, çökük gözler ve sivri çene yapısı ile karakterize tipik yüz görünümü saptanıyor. Dinlemekle akciğer odaklarında 2/62/6 derecesinde sistolik üfürüm duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde total bilirubin 1313 mg/dLmg/dL, direkt bilirubin 99 mg/dLmg/dL, ALTALT 115115 U/LU/L ve GGTGGT 450450 U/LU/L olarak bulunuyor. Bu hastada klinik şüpheyi desteklemek amacıyla çekilen direkt grafilerde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kelebek vertebra

Cevap

Alagille sendromunda iskelet sistemi bulgusu olarak kelebek vertebra görülmesi beklenir.
Klinik vakada tanımlanan 2,5 aylık bebekte direkt hiperbilirubinemi ve yüksek GGT ile karakterize kolestatik bir tablo vardır. 'Belirgin alın, çökük gözler ve sivri çene' tarifi Alagille sendromunun tipik yüz görünümüdür. Eşlik eden sistolik üfürüm, bu sendromda sık görülen periferik pulmoner stenozu destekler. Alagille sendromunun major tanı kriterlerinden biri olan iskelet sistemi anomalisi ise kelebek vertebradır (butterfly vertebrae).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada kolestaz (direkt bilirubin artışı ve yüksek GGT), karakteristik yüz görünümü ve kardiyak üfürüm mevcut.
Bu üçlü bulgu (kolestaz, yüz dismorfizmi, üfürüm) Alagille sendromu için oldukça tipiktir.
2
Alagille sendromu tanı kriterlerini hatırla
Tanı için 5 ana kriterden (kolestaz, tipik yüz, kelebek vertebra, periferik pulmoner stenoz, posterior embriyotokson) en az 3'ünün varlığı gereklidir.
Hastada zaten 2 ana kriter (kolestaz ve yüz) saptanmış, 3. kriter için uygun radyolojik inceleme sorulmaktadır.
3
Direkt grafi bulgusunu seç
Kelebek vertebra, torasik vertebraların ön-arka grafilerinde saptanan spesifik bir iskelet anomalisidir.
Vertebra cisimlerinin orta hatta birleşememesi sonucu oluşan bu görünüm sendromun karakteristik iskelet bulgusudur.

Anahtar Kavram

Alagille Sendromu (Arteriohepatik Displazi)

Daha Fazla Pratik

Alagille sendromunda göz muayenesinde saptanması beklenen 'posterior embriyotokson' bulgusunu gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

4545 günlük bir erkek bebek; doğumdan sonraki 22. haftada başlayan, giderek artan sarılık ve son günlerde fark edilen renksiz (akolik) dışkılama şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde karaciğer küt kenarlı ve 33 cm palpabl saptanıyor; splenomegali eşlik etmiyor. Laboratuvar incelemesinde; toplam bilirubin 1212 mg/dL, direkt bilirubin 88 mg/dL, AST 145145 U/L ve GGT 940940 U/L (N: <50) olarak saptanıyor. Abdominal ultrasonografide safra kesesi izlenemiyor ve portal ven bifurkasyonu üzerinde 44 mm kalınlığında ekojenik fibröz bir bant izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken bir sonraki en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biliyer atrezi - İntraoperatif kolanjiyografi ve Kasai portoenterostomi planlanması

Cevap

En olası tanı biliyer atrezidir; bu hastada tanıyı kesinleştirmek için intraoperatif kolanjiyografi yapılmalı ve cerrahi olarak uygunsa Kasai portoenterostomi operasyonu uygulanmalıdır.
Hastada saptanan akolik dışkılama, belirgin GGT yüksekliği ve ultrasonografideki triangular cord bulgusu biliyer atrezi tanısını güçlü bir şekilde destekler. Biliyer atrezi şüphesinde, cerrahi başarı şansını artırmak için (özellikle ilk 60 gün içinde) vakit kaybetmeden intraoperatif kolanjiyografi ile tanının teyit edilmesi ve aynı seansta Kasai portoenterostomi işleminin yapılması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Direkt hiperbilirubinemi (kolestaz) ve belirgin GGT yüksekliği saptandı.
Neonatal kolestazda GGT yüksekliği biliyer atrezi ve Alagille sendromu lehine, neonatal hepatit aleyhinedir.
2
Radyolojik bulguları (ultrasonografi) yorumla.
Safra kesesinin izlenememesi ve 'triangular cord' (üçgen kordon) bulgusu saptandı.
Triangular cord bulgusu, portal ven bifurkasyonu üzerinde fibröz dokuyu temsil eder ve biliyer atrezi için %95'in üzerinde özgüllüğe sahiptir.
3
Ayırıcı tanıyı yap ve bir sonraki adımı belirle.
Klinik ve radyolojik bulgular biliyer atreziye işaret etmektedir.
Biliyer atrezide Kasai operasyonunun başarısı ilk 60 gün içinde yapılmasına bağlıdır; bu nedenle hızla intraoperatif kolanjiyografi ile tanı kesinleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Biliyer atrezi tanısında GGT yüksekliği ve ultrasonografide saptanan 'triangular cord' bulgusunun önemi ve cerrahi yönetim gerekliliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 297Soru

1212 aylık bir erkek çocuk, doğumdan itibaren belirginleşen tartı alamama ve günde 44-55 kez olan, yağlı, pis kokulu dışkılama şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde büyüme geriliği (boy ve tartı <3<3. persentil) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 1111 g/dL, lökosit 3.200/mm33.200/\text{mm}^3 (mutlak nötrofil sayısı 750/mm3750/\text{mm}^3) ve trombosit 250.000/mm3250.000/\text{mm}^3 bulunuyor. Çekilen iskelet grafilerinde metafizer kondrodizplazi izleniyor. Ter testi iki kez normal (2222 mmol/L ve 2626 mmol/L) saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Shwachman-Diamond sendromu

Cevap

Shwachman-Diamond sendromu
Shwachman-Diamond sendromu, kistik fibrozisten sonra çocuklarda ekzokrin pankreas yetmezliğinin en sık ikinci nedenidir. Vakada sunulan steatorre (yağlı dışkılama), büyüme geriliği, hematolojik bir bulgu olan nötropeni ve radyolojik olarak saptanan metafizer kondrodizplazi triadı bu tanı için klasiktir. Ter testinin normal olması tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada ekzokrin pankreas yetmezliğini düşündüren yağlı dışkılama ve büyüme geriliği mevcut.
Malabsorbsiyonun kaynağını belirlemek için ilk adımdır.
2
Ter testi sonuçlarını değerlendir
Ter testinin normal olması, en sık neden olan kistik fibrozisi dışlar.
Ayırıcı tanıda en kritik laboratuvar testidir.
3
Ekstrapankreatik bulguları birleştir
Nötropeni ve metafizer dizostoz (iskelet anomalisi) varlığı saptandı.
Bu bulgular Shwachman-Diamond sendromu için spesifik olan triadı tamamlar.

Anahtar Kavram

Shwachman-Diamond sendromu; ekzokrin pankreas yetmezliği, hematolojik bozukluklar (başta nötropeni) ve iskelet anomalileri ile karakterize otozomal resesif bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 298Soru

22 aylık bir bebek, uzamış sarılık ve akolik (açık renkli) dışkılama şikayetleri ile getirilmiştir. Fizik muayenesinde hepatomegali saptanan hastanın abdominal ultrasonografisinde, portal ven bifurkasyonunun anteriorunda yaklaşık 44 mm kalınlığında ekojenik fibröz bir bant izlenmiş ve bu görünüm "üçgen kordon" (triangular cord) belirtisi olarak yorumlanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biliyer atrezi

Cevap

Biliyer atrezi (üçgen kordon belirtisi saptanan kolestatik tablo)
Biliyer atrezi, yenidoğan döneminde cerrahi gerektiren en yaygın kolestaz nedenidir. Ultrasonografide portal venin önünde saptanan >3>3 mm kalınlığındaki ekojenik fibröz bant (üçgen kordon belirtisi), bu hastalığın en spesifik radyolojik bulgularından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Uzamış sarılık ve akolik gaita varlığı direkt hiperbilirubinemiyi (kolestaz) düşündürür.
Dışkının renksiz olması safranın bağırsağa ulaşamadığını (ekstrahepatik obstrüksiyon) gösterir.
2
Radyolojik bulgunun yorumlanması
Portal ven bifurkasyonu önündeki 44 mm'lik ekojenik bant 'üçgen kordon' (triangular cord) belirtisidir.
Bu bulgu, biliyer ağacın fibrotik kalıntısını temsil eden ve biliyer atrezi için oldukça spesifik bir ultrasonografi bulgusudur.
3
Tanının netleştirilmesi
En olası tanı Biliyer Atrezi'dir.
Klinik (akolik gaita) ve radyolojik (üçgen kordon) bulguların kombinasyonu cerrahi bir neden olan biliyer atreziye işaret eder.

Anahtar Kavram

Biliyer atrezi tanısında 'üçgen kordon' belirtisinin spesifik önemi.

Daha Fazla Pratik

Biliyer atrezili bir hastada cerrahi başarı şansını artırmak için Kasai operasyonunun (portoenterostomi) ilk 6060 gün içinde yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 299Soru

2.52.5 yaşında bir erkek çocuk; doğumundan itibaren var olan ancak son 66 aydır belirginleşen yağlı dışkılama, karın şişliği ve gelişme geriliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartısı 3.3. persentilin altında saptanan hastanın batınında distansiyon, muayenesinde derin tendon reflekslerinde kayıp ve ataksik yürüyüş saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.510.5 g/dL, periferik yaymada akantositler, serum total kolesterol 4040 mg/dL ve trigliserid 1010 mg/dL olarak bulunuyor. Çölyak serolojisi (anti-tTG IgA ve EMA) negatif saptanan bu hastanın ince bağırsak biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enterositlerin sitoplazmasında lipid yüklü vakuoller

Cevap

Enterositlerin sitoplazmasında lipid yüklü vakuoller görülmesi en olası bulgudur.
Hastada saptanan steatore, gelişme geriliği, ataksi, DTR kaybı, periferik yaymada akantositler ve aşırı düşük serum lipid düzeyleri Abetalipoproteinemi tanısı için tipiktir. Bu hastalıkta microsomal triglyceride transfer protein (MTP) eksikliği nedeniyle enterositlerde şilomikron sentezi yapılamaz. Diyetle alınan yağlar enterositlere girer ancak buradan kana taşınamaz, bu da enterosit sitoplazmasında karakteristik lipid yüklü vakuollerin oluşmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kronik malabsorbsiyon (yağlı ishal, gelişme geriliği) + Nörolojik bulgular (ataksi, DTR kaybı)
Hastanın hem sindirim sistemi hem de sinir sistemi tutulumunu açıklayan bir tanıya odaklanılmalıdır.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Çok düşük kolesterol (<50<50 mg/dL) ve trigliserid, periferik yaymada akantositler
Hipolipidemi ve akantositoz birlikteliği, şilomikron ve VLDL sentezindeki bir kusura (Abetalipoproteinemi) işaret eder.
3
Hastalık patofizyolojisini biyopsi ile ilişkilendir
Apolipoprotein B (ApoB) içeren lipoproteinlerin sentezlenememesi sonucu enterositlerin içinde lipid birikimi (vakuoller)
MTP gen mutasyonu nedeniyle lipidler enterositlerden dışarı atılamaz; bu durum biyopside sitoplazmik vakuolizasyon olarak görülür.

Anahtar Kavram

Abetalipoproteinemi, ApoB içeren lipoproteinlerin sentezlenememesi sonucu oluşan, steatore, akantositoz ve nörolojik dejenerasyonla seyreden nadir bir malabsorbsiyon sendromudur.
Soru 300Soru

1818 aylık bir erkek çocuk; ek gıdalara (glutengluten içeren tahıllar) geçilmesinden sonra başlayan kronik ishal, huzursuzluk ve karın şişliği şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde tartı alımında duraklama, boy kısalığı, belirgin karın distansiyonu ve gluteal bölgede kas atrofisi saptanmıştır. Çölyak hastalığı ön tanısı düşünülen bu hastada, kesin tanıya yönelik yapılacak tetkiklerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce bağırsak biyopsisinde intraepitelyal lenfosit artışı, kript hiperplazisi ve villöz atrofi (Marsh 3) görülmesi karakteristik tanı yöntemidir.

Cevap

İnce bağırsak biyopsisinde intraepitelyal lenfosit artışı, kript hiperplazisi ve villöz atrofi (Marsh 3) görülmesi Çölyak hastalığı tanısını kesinleştiren altın standart bulgudur.
Çölyak hastalığında gluten maruziyeti; bağırsak epitelinde lenfosit artışına, bağırsak kriptlerinin derinleşmesine ve besin emilimini sağlayan villusların körelmesine (atrofi) neden olur. Marsh sınıflamasına göre Tip 3 olarak adlandırılan bu bulgular, hastalığın kesin tanısını koyduran histopatolojik temeldir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Glutenli gıdalara geçiş sonrası kronik ishal ve büyüme geriliği saptanması.
Çölyak hastalığı, duyarlı bireylerde gluten alımıyla tetiklenen otoimmün bir enteropatidir.
2
Ayırıcı tanının yapılması
Kistik fibrozis ve primer malnütrisyonun dışlanması.
Malabsorbsiyon sendromları benzer klinik tablolarla seyredebilir; tanı spesifik belirteçlerle netleştirilmelidir.
3
Kesin tanı kriterinin belirlenmesi
Marsh sınıflamasına uygun histopatolojik bulguların doğrulanması.
Marsh evre 3 bulguları (IEL artışı, kript hiperplazisi ve villöz atrofi) Çölyak hastalığı için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığı tanısında ince bağırsak biyopsisi (Marsh sınıflaması) ve serolojik testlerin (anti-tTG, EMA) önemi.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 15 / 16Sonraki
Gastroenteroloji ve Hepatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin