Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 241Soru

2222 aylık bir kız çocuk; her iki gözde rastgele, hızlı, sıçrayıcı hareketler ve gövdede dengesizlik şikayetleriyle ailesi tarafından çocuk polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde ataksik yürüyüşü olan hastanın batın palpasyonunda orta hattı geçen sert ve fikse bir kitle saptanıyor. Bu klinik tablo ve en olası tanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastada saptanan nörolojik bulguların varlığı, tümörün genellikle biyolojik olarak daha az agresif seyredeceğinin ve daha iyi bir prognoza sahip olduğunun göstergesidir.

Cevap

Saptanan opsoklonus-miyoklonus tablosu, nöroblastomda biyolojik olarak daha az agresif seyir ve daha iyi bir prognoz ile ilişkilidir.
Hastada tarif edilen 'opsoklonus-miyoklonus' sendromu (rastgele hızlı göz hareketleri ve ataksi), nöroblastomda görülen önemli bir paraneoplastik bulgudur. Bu tablonun varlığı, tümörün biyolojik olarak daha az agresif olduğunu, genellikle NmycN-myc amplifikasyonu içermediğini ve hastalığın prognozunun daha iyi olacağını gösteren olumlu bir işarettir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hızlı göz hareketleri (opsoklonus) ve ataksi birlikteliği 'Dancing Eyes-Dancing Feet' sendromunu gösterir.
Pediatrik onkolojide bu tablo nöroblastom için karakteristik bir paraneoplastik sendromdur.
2
Batın kitlesi ile ilişkilendirme
Orta hattı geçen, sert kitle ve opsoklonus varlığı tanıyı nöroblastoma yönlendirir.
Wilms tümörü genellikle orta hattı geçmez ve bu tip paraneoplastik bulgularla seyretmez.
3
Prognostik önemini değerlendirme
Opsoklonus-miyoklonus ile başvuran nöroblastom hastalarında prognozun daha iyi olduğu sonucuna varılır.
Bu hastalar genellikle erken evre ve biyolojik olarak olumlu (N-myc negatif) özellikler taşır.

Anahtar Kavram

Nöroblastomda Opsoklonus-Miyoklonus Sendromu ve Prognoz
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 242Soru

1414 yaşında erkek çocuk, yaklaşık iki haftadır devam eden karın şişliği ve son günlerde eklenen akut karın ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde batında asit ve sağ alt kadranda hassas kitle saptanıyor. Görüntülemede ileoçekal invajinasyona neden olan bir kitle izlenen hastanın kemik iliği aspirasyonunda; koyu bazofilik sitoplazmalı, içerisinde multipl belirgin lipid vakuollerinin bulunduğu ve yüksek proliferatif indeks nedeniyle "yıldızlı gökyüzü" (starry-sky) görünümü oluşturan blastlar gözleniyor. Bu hastada kesin tanı için yapılan immünfenotipleme incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD19 (+), CD20 (+), CD10 (+), yüzeyel IgM (+), TdT (-)

Cevap

Olgun B-hücreli (L3/Burkitt) lösemi lehine CD19 (+), CD20 (+), CD10 (+), yüzeyel IgM (+) ve TdT (-) saptanması beklenir.
Olgu sunumunda belirtilen abdominal kitle, invajinasyon ve kemik iliğinde izlenen vakuollü bazofilik blastlar (FAB L3 morfolojisi), Burkitt tipi lösemiyi (olgun B-hücreli lösemi) tanımlamaktadır. Bu lösemi tipinin en karakteristik immünfenotipik özelliği, diğer çocukluk çağı ALL'lerinin aksine TdT'nin negatif olması ve yüzeyel immünoglobulin (sIgM) ekspresyonunun bulunmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu analiz et.
Adolesan yaş grubunda abdominal kitle ve invajinasyon tablosu saptandı.
Çocukluk çağında ileoçekal invajinasyonun altında yatan patolojik bir 'lead point' (Burkitt lenfoma/lösemi gibi) olma riski yaş ilerledikçe artar.
2
Morfolojik bulguları yorumla.
Bazofilik sitoplazma, vakuoller ve 'yıldızlı gökyüzü' görünümü FAB L3 morfolojisini işaret eder.
Bu morfoloji, yüksek hücre döngüsü ve makrofajların apoptotik hücreleri temizlemesiyle karakterize Burkitt tipi lösemiye özgüdür.
3
İmmünfenotipik özellikleri belirle.
Olgun B-hücre belirteçleri (Surface IgM) pozitif, TdT negatif saptanmalıdır.
L3 tipi (Burkitt) lösemi, diğer ALL tiplerinden farklı olarak 'olgun' bir hücre aşamasını temsil eder ve TdT (Terminal deoksinükleotidil transferaz) negatif olan tek ALL tipidir.

Anahtar Kavram

Mature B-cell (L3) Leukemia (Burkitt type) hallmarks: Abdominal mass, vacuolated blasts, and TdT negativity.

Alternatif Yöntem

Morfolojide vakuolizasyon görüldüğünde sitogenetik olarak t(8;14)t(8;14) (c-myc translokasyonu) araştırılması tanıyı kesinleştirir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 243Soru

55 yaşında erkek çocuk, elektif inguinal herni operasyonu öncesi yapılan rutin laboratuvar taramasında aPTTaPTT süresinin >120>120 saniye (Normal: 263626-36 saniye) olduğu saptanıyor. Hastanın PTPT, INRINR ve trombosit sayısı normal sınırlardadır. Öyküsünde daha önce geçirdiği sünnet operasyonu sonrası kanama sorunu yaşamadığı ve ailesinde kanama diyatezi olmadığı öğreniliyor. Hastadan alınan plazma ile yapılan 1:11:1 karışım (mixingmixing) testi sonucunda aPTTaPTT süresinin tamamen düzeldiği gözleniyor. Laboratuvar teknisyeni, test örneğini bir kontakt aktivatör (kaolin) ile 1010 dakika boyunca inkübe ettikten sonra ölçümü tekrarladığında aPTTaPTT süresinin anlamlı şekilde kısalarak normale yaklaştığını bildiriyor.

Bu çocukta aşağıdaki pıhtılaşma faktörlerinden hangisinin eksikliği en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prekallikrein

Cevap

Prekallikrein (Fletcher faktörü) eksikliği
Prekallikrein (Fletcher faktörü) eksikliği olan hastalarda aPTTaPTT süresi ileri derecede uzundur ancak bu hastalar cerrahi sırasında veya günlük yaşamda kanama riski taşımazlar. Laboratuvarda aPTTaPTT testi yapılırken plazmanın bir kontakt aktivatörle standart süreden daha uzun (102010-20 dakika) inkübe edilmesi, prekallikrein yokluğunda bile Faktör XIIXII'nin yavaşça aktive olmasına ve pıhtılaşma süresinin belirgin şekilde kısalmasına neden olur. Bu fenomen prekallikrein eksikliği için tipik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
İzole aPTTaPTT uzamasının değerlendirilmesi
PTPT ve INRINR normal iken sadece aPTTaPTT uzaması, pıhtılaşmanın intrinsik yolunda (Faktör VIIIVIII, IXIX, XIXI, XIIXII, Prekallikrein veya HMWK) bir sorun olduğunu gösterir.
İntrinsik yolaktaki herhangi bir faktör eksikliği veya inhibitör varlığı aPTTaPTT süresini uzatır.
2
Klinik öykü ile ayırıcı tanının daraltılması
Hastada kanama öyküsünün olmaması, sorunun pıhtılaşmanın 'kontakt aktivasyon' fazındaki faktörlerde (Faktör XIIXII, Prekallikrein veya HMWK) olduğunu düşündürür.
Kontakt fazı faktörlerinin eksiklikleri laboratuvarda aPTTaPTT uzamasına neden olur ancak in vivo pıhtılaşma için kritik olmadıklarından klinik kanama yapmazlar.
3
Karışım (mixingmixing) testi ve inkübasyon etkisinin yorumlanması
Karışım testi ile düzelme bir faktör eksikliğini teyit eder; aktivatörle 1010 dakikalık inkübasyon sonrası sürenin kısalması ise spesifik olarak Prekallikrein eksikliğini işaret eder.
Prekallikrein eksikliğinde (Fletcher faktörü), örnek aktivatörle uzun süre bekletilirse Faktör XIIXII yavaşça aktive olabilir ve bu durum laboratuvar testinde sürenin kısalmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Prekallikrein (Fletcher faktörü) eksikliği laboratuvar özellikleri

Daha Fazla Pratik

Sekonder hemostaz bozukluklarında kanama yapmayan diğer durumları (Faktör XII ve HMWK eksikliği) gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 244Soru

Sabahları belirginleşen baş ağrısı ve dengesiz yürüme şikayetleri olan 8 yaşındaki bir erkek hastada, yapılan fundoskopik muayenede papil ödem saptanıyor. Çekilen kranyal MRG’de serebellar hemisfer yerleşimli, belirgin kitle etkisi oluşturan, kistik yapıda ve duvarında yoğun kontrast tutulumu gösteren mural nodülü bulunan bir yer tutucu oluşum izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pilositik astrositom

Cevap

Pilositik astrositom
Pilositik astrositom, pediatrik popülasyonda en sık görülen beyin tümörüdür. Genellikle serebellar hemisferlerde yerleşir ve MRG'de iyi sınırlı, baskın kistik komponenti olan ve bu kist duvarında kontrast tutan solid bir nodül (mural nodül) içeren tipik bir görünüm sergiler. Klinik olarak sabah baş ağrıları (KİBA bulgusu) ve serebellar testlerde bozukluk (ataksi) ile kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Baş ağrısı ve papil ödem kafa içi basınç artışını (KİBA); ataksi ve dengesizlik ise serebellar tutulumu göstermektedir.
Hastanın temel klinik tablosunu ve anatomik lokalizasyonunu belirlemek için gereklidir.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Serebellar hemisferde kistik bir lezyon ve bu kistin duvarında kontrast tutan bir 'mural nodül' saptanmıştır.
Belirtilen bu radyolojik görünüm çocukluk çağı tümörleri arasında spesifik bir ayrıcı tanıyı işaret eder.
3
Tanıyı doğrula
Pilositik astrositom, hem en sık görülen pediatrik beyin tümörü olması hem de bu tipik kistik-nodüler görünümüyle en olası tanıdır.
Epidemiyolojik veriler ve görüntüleme özelliklerinin eşleşmesi tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Pilositik astrositomun klasik radyolojik bulgusu: kistik kitle ve mural nodül.
Soru 245Soru

Yedi yaşında bir erkek çocuk, son iki aydır giderek artan halsizlik, solukluk ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boy ve baş çevresinin 3. persentilin altında olduğu, ciltte yaygın kafe-au-lait lekeleri saptanıyor. Ayrıca sağ el başparmağının hipoplazik olduğu dikkati çekiyor. Yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin (Hb)6.86.8 g/dLg/dL
Beyaz Küre (WBC)2.200/mm32.200/mm^3
Trombosit24.000/mm324.000/mm^3
Retikülosit%0.2\%0.2

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fanconi aplastik anemisi

Cevap

Pansitopeni tablosuna eşlik eden başparmak anomalisi ve kısa boy gibi konjenital bulgular nedeniyle en olası tanı Fanconi aplastik anemisidir.
Laboratuvar bulgularında saptanan pansitopeni (düşük Hb, WBC ve trombosit) ile fizik muayenedeki kısa boy, mikrosefali ve başparmak hipoplazisi birlikteliği, kalıtsal bir aplastik anemi olan Fanconi aplastik anemisi için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar değerlerini analiz et
Hb, WBC ve trombosit değerlerinin düşük olması (pansitopeni) ve retikülositin düşük olması kemik iliği yetersizliğini gösterir.
Kemik iliği üretiminin durduğu durumlarda tüm serilerde düşüş beklenir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir
Kısa boy, mikrosefali ve özellikle başparmak hipoplazisi saptandı.
Bu bulgular edinsel değil, kalıtsal bir kemik iliği yetersizliği sendromuna işaret eder.
3
Ayırıcı tanı yap
Pansitopeni + İskelet anomalisi kombinasyonu Fanconi aplastik anemisi tanısını koydurur.
Diamond-Blackfan'da pansitopeni olmaz, Akkiz formda ise anomali görülmez.

Anahtar Kavram

Fanconi aplastik anemisi, çocukluk çağında en sık görülen kalıtsal pansitopeni nedenidir ve sıklıkla iskelet anomalileri (başparmak, radius) ve kısa boy ile birliktelik gösterir.

Daha Fazla Pratik

Kalıtsal aplastik anemilerde kesin tanı için yapılan kromozom kırık testlerini (DEB testi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 246Soru

99 aylık bir erkek çocuk, giderek artan solukluk ve karın şişliği şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde konjonktivalarda belirgin solukluk, masif splenomegali ve karaciğerin kosta altında 3 cm3\ cm palpable olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde Hemoglobin (HbHb): 5.8 g/dL5.8\ g/dL, MCVMCV: 56 fL56\ fL, RDWRDW: %19\%19 olarak bulunuyor. Periferik yayma incelemesinde yoğun hedef (target) hücreleri, bazofilik noktalanma ve her 100100 lökosite karşılık 2525 çekirdekli eritrosit (normoblast) saptanıyor. Bu hastada klinik bulguların doğumda mevcut olmayıp yaşamın ikinci yarısından itibaren belirginleşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: γ\gamma (gamma) globin zincir sentezinin azalarak yerini yetersiz β\beta (beta) zincir sentezine bırakması

Cevap

Hastalığın 6. aydan sonra belirti vermesinin nedeni, fetal dönemde baskın olan gamma zincir sentezinin azalarak yerini sentezlenemeyen beta zincirlerine bırakmasıdır.
Beta talasemi majör tanılı hastalarda doğumda baskın olan hemoglobin türü fetal hemoglobindir (HbFHbF, α2γ2\alpha_2\gamma_2). Beta zincir sentezindeki kusur doğumda mevcuttur ancak doğumda beta zincirine ihtiyaç duyulmadığı (gamma zinciri baskın olduğu) için bebekler sağlıklıdır. Yaşamın ilk 6 ayında gamma zincir sentezi azalırken beta zincir sentezinin artması gerekir. Beta zinciri sentezlenemediği için HbAHbA (α2β2\alpha_2\beta_2) üretilemez ve klinik anemi tablosu bu geçiş döneminde (6-9. aylar) belirginleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Ağır mikrositik anemi, masif splenomegali ve periferik yaymada yoğun normoblast/hedef hücre varlığı beta talasemi majörü işaret eder.
Tanıyı netleştirmek için tipik bulguların birleştiği nokta belirlenmelidir.
2
Hemoglobin sentezindeki geçiş sürecini analiz et
Doğumda baskın olan HbFHbF (α2γ2\alpha_2\gamma_2) sentezi beta zinciri gerektirmez. Yaşamın 3-6. aylarından itibaren γ\gamma zincir sentezi azalırken β\beta zincir sentezi artar.
Semptomların neden doğumda değil de 6. ayda başladığını anlamak için fizyolojik geçiş bilinmelidir.
3
Beta talasemi defektini bu sürece uyarla
Beta zincir sentezi yapılamadığı için HbAHbA (α2β2\alpha_2\beta_2) oluşamaz ve serbest kalan alfa zincirleri çökerek eritrositlerin yıkımına neden olur.
Klinik tablonun derinleşmesi sentezlenemeyen zincirin fizyolojik olarak ihtiyaç duyulduğu döneme denk gelir.

Anahtar Kavram

Hemoglobin Değişimi (HbF -> HbA Transition)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 247Soru

2626 aylık bir erkek çocuk; bacak ağrısı, iştahsızlık ve karın şişliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde batın sol üst kadranda sert, fikse ve orta hattı geçen kitle saptanıyor. Ayrıca her iki göz çevresinde periorbital ekimoz (rakun gözü) ve batın BT incelemesinde kitlenin renal arterleri çevrelediği (encasement) ve kaba kalsifikasyonlar içerdiği görülüyor. Kemik iliği aspirasyonunda Homer-Wright rozetleri izlenen bu hastada, aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması daha iyi bir prognoza işaret eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA indeksinin 1.01.0'dan büyük (hiperploidi) olması

Cevap

DNA indeksinin 1.01.0'dan büyük (hiperploidi) olması
Nöroblastomda DNA indeksinin 11'den büyük olması (hiperploidi), özellikle küçük yaştaki çocuklarda tümörün kemoterapiye daha hassas olduğunu ve prognozun daha iyi olduğunu gösteren bir belirteçtir. Diğer seçeneklerde yer alan bulgular ise tümörün biyolojik agresifliğini artıran olumsuz faktörlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Orta hattı geçen kitle, kalsifikasyon, damar sarması (encasement), rakun gözü ve Homer-Wright rozetleri Nöroblastom tanısını kesinleştirir.
Wilms tümörü genellikle orta hattı geçmez, kalsifikasyon nadirdir ve kemik/orbital metastaz yapması beklenmez.
2
Prognostik faktörleri değerlendir
Hastanın yaşı (2626 ay > 1818 ay) ve yaygın metastaz bulguları (rakun gözü, bacak ağrısı) başlangıçta kötü prognoza işaret eder.
Nöroblastomda 1818 aydan büyük yaş ve ileri evre risk düzeyini artırır.
3
Genetik belirteçleri karşılaştır
DNA indeksinin >1> 1 olması olumlu; NmycN-myc amplifikasyonu, 1p1p delesyonu ve 17q17q kazanımı ise olumsuzdur.
Biyolojik özellikler, klinik evrelemeden bağımsız olarak tedavi başarısını öngörmede kritiktir.

Anahtar Kavram

Nöroblastomda biyolojik prognostik faktörlerin ayrımı

Daha Fazla Pratik

Nöroblastomda Evre 4S (INRGSS'ye göre MS) kriterlerini ve bu evrenin prognozunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 248Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 aydır devam eden sabah kusmaları, dengesizlik ve son bir haftadır eklenen boyunda eğrilik (tortikolis) şikayetiyle polikliniğe getirilmiştir. Çekilen kraniyal MR incelemesinde; dördüncü ventrikül tabanından köken alan, Foramen Luschka ve Magendie aracılığıyla serebellopontin açığa ve servikal spinal kanala doğru "plastik" karakterde uzanım gösteren, içerisinde kalsifikasyon odakları barındıran yer tutucu bir kitle saptanmıştır. Bu klinik ve radyolojik tabloya göre, söz konusu tümörle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöroaksiyel yayılım (drop metastaz) görülme olasılığı, histolojik olarak benzer bölgedeki medulloblastomlardan daha yüksektir.

Cevap

Nöroaksiyel yayılım (drop metastaz) görülme olasılığı, histolojik olarak benzer bölgedeki medulloblastomlardan daha yüksektir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü nöroaksiyel yayılım (drop metastaz) olasılığı medulloblastomlarda epandimomlara göre çok daha yüksektir. Medulloblastom tanısı konan hastaların yaklaşık %3030'unda tanı anında BOS yoluyla yayılım saptanırken, bu oran epandimomlarda çok daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların sentezi.
Dördüncü ventrikül tabanı yerleşimi, foramenlerden dışarı "plastik" uzanım ve kalsifikasyon varlığı epandimom tanısını kesinleştirir.
Medulloblastom genellikle ventrikül tavanından köken alır ve daha sınırlı bir kitle etkisi gösterirken; epandimom kılıf gibi çevre dokuları sararak uzanır.
2
Nöraksiyel yayılım potansiyelinin karşılaştırılması.
Medulloblastomda BOS yoluyla yayılım sıklığı epandimoma göre belirgin derecede fazladır.
Medulloblastom küçük yuvarlak hücreli, yüksek dereceli ve BOS'a dökülme eğilimi çok yüksek bir tümördür.
3
Diğer seçeneklerin doğruluğunun teyidi.
Perivasküler psödorozetler, cerrahi zorluk (taban yerleşimi nedeniyle) ve kalsifikasyon epandimomun bilinen özellikleridir.
Bu özellikler epandimomu aynı bölgedeki diğer kitlelerden ayıran temel klinik-patolojik farklardır.

Anahtar Kavram

Epandimom ile Medulloblastom Ayrımı
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 249Soru

1414 yaşında bir kız çocuk, son 66 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve ders başarısında düşme şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden menarşın 11 yıl önce başladığı ve adet kanamalarının yoğun geçtiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, tırnaklar kaşık tırnak (koilonişi) görünümündedir. Laboratuvar incelemesinde şu sonuçlar saptanmıştır:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)9.29.2 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6464 fL
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)19%19\%
Serum Demiri1818 μ\mug/dL
Serum Ferritin77 ng/mL
Toplam Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)480480 μ\mug/dL
Eritrosit Sayısı (RBC)3.9×10123.9 \times 10^{12}/L

Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hasta için beklenen bir bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinin artmış olması

Cevap

Serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinin artmış olması beklenen bir bulgudur.
Vakadaki laboratuvar bulguları (mikrositoz, yüksek RDW, düşük ferritin ve yüksek TDBK) klasik bir demir eksikliği anemisi tablosunu tanımlar. Demir eksikliği anemisinde hücreler demir yakalamak için yüzeylerindeki transferrin reseptörlerini artırırlar. Bu reseptörlerin proteoliz ile kana salınan formları olan serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyi bu nedenle artar.

Adım Adım Çözüm

1
Aneminin morfolojik sınıflandırmasını yap.
Hb: 9.29.2 g/dL (Anemi), MCV: 6464 fL (Mikrositoz).
Anemi ve mikrositoz varlığı demir eksikliği, talasemi veya kronik hastalık anemisini düşündürür.
2
Demir parametrelerini ve RDW değerini değerlendir.
Düşük ferritin (77 ng/mL), yüksek TDBK (480480 μ\mu g/dL) ve yüksek RDW (19%19\%).
Bu kombinasyon demir eksikliği anemisi (DEA) tanısını kesinleştirir.
3
Mentzer indeksini hesaplayarak ayırıcı tanıyı doğrula.
64/3.9=16.464 / 3.9 = 16.4.
Mentzer indeksinin 1313’ün üzerinde olması Talasemi taşıyıcılığından uzaklaştırır ve DEA tanısını destekler.
4
DEA için özgün belirteçleri değerlendir.
Hücre yüzeyindeki transferrin reseptörlerinin artışına bağlı olarak sTfR düzeyi artar.
sTfR, demir eksikliğinde erken dönemde yükselen ve özellikle kronik hastalık anemisi ile ayırıcı tanıda kullanılan duyarlı bir testtir.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde (DEA) demir depoları boşalırken, hücresel demir açlığını yansıtan serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyi artar.

Alternatif Yöntem

Talasemi taşıyıcılığı ile DEA ayrımında RBC sayısına bakılabilir; DEA'da RBC sayısı genellikle düşük veya normal kalırken (<5×1012< 5 \times 10^{12}/L), Talasemi taşıyıcılığında eritrosit üretimi kompanzatuar olarak arttığı için RBC sayısı yüksektir (>5×1012> 5 \times 10^{12}/L).
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 250Soru

44 yaşındaki bir erkek çocuk, banyo yaptırılırken annesi tarafından fark edilen karın sol tarafında şişlik şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde sol abdominal kadranda palpasyonla saptanan, orta hattı geçmeyen, düzgün yüzeyli ve fikse olmayan bir kitle tespit ediliyor. Kan basıncı 120/80120/80 mmHg (>95>95 persentil) ölçülen hastanın idrar tetkikinde mikroskobik hematüri saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgisayarlı tomografide renal parankimi iterek 'pençe belirtisi' (claw sign) oluşturması

Cevap

Bilgisayarlı tomografide renal parankimi iterek 'pençe belirtisi' (claw sign) oluşturması
Klinik tabloda sunulan düzgün yüzeyli, orta hattı geçmeyen kitle, hipertansiyon ve mikroskobik hematüri bulguları klasik bir Wilms tümörü sunumudur. Wilms tümörü renal parankimden köken aldığı için, radyolojik görüntülemede sağlam böbrek dokusunun kitleyi bir pençe gibi sarmasıyla oluşan 'pençe belirtisi' (claw sign) en olası bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hastanın yaşının 44 olması (Wilms pik yaşı), kitlenin düzgün yüzeyli olması, orta hattı geçmemesi, hipertansiyon ve hematüri varlığı öncelikle Wilms tümörünü (nefroblastom) düşündürür.
Nöroblastom genellikle daha küçük yaşta görülür, düzensiz yüzeylidir ve orta hattı geçer.
2
Kitlenin kökenini değerlendir
Wilms tümörü intrarenal (böbrek içi) yerleşimli bir kitledir.
Nöroblastom ise ekstrarenal (genellikle sürrenal bez) kaynaklıdır ve böbreği aşağı-dışa iter.
3
Radyolojik belirteci tanımla
İntrarenal kitlelerin normal renal parankimi itmesiyle oluşan 'pençe belirtisi' (claw sign) görülmesi beklenir.
Bu belirti kitlenin böbreğin kendisinden köken aldığını kanıtlayan en önemli radyolojik bulgulardan biridir.

Anahtar Kavram

Wilms tümörü ve nöroblastomun klinik ve radyolojik ayırımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 251Soru

88 yaşında erkek çocuk, son iki gündür belirginleşen halsizlik ve sarılık şikayetiyle getiriliyor. Öyküsünden benzer tablonun daha önce enfeksiyonlar sırasında da geliştiği ve babasının çocukluk çağında "kansızlık ve dalak büyüklüğü" nedeniyle operasyon geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede skleralar ikterik, dalak kot kavsini 4 cm4\text{ cm} geçiyor. Laboratuvar incelemesinde Hb 9.8 g/dL9.8\text{ g/dL}, MCV 80 fL80\text{ fL}, MCHC %37.8\%37.8, Retikülosit %9\%9 saptanıyor. Periferik yaymada santral solukluğu kaybolmuş, küçük çaplı ve hiperkromik eritrositler izleniyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun test hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ozmotik frajilite testi

Cevap

Herediter sferositoz tanısını doğrulamak için ozmotik frajilite testi (veya EMA binding testi) yapılmalıdır.
Hastada görülen splenomegali, indirekt hiperbilirubinemi (sarılık), yüksek retikülosit oranı ve periferik yaymadaki sferositler hemolitik bir süreci kanıtlar. MCHC değerinin >%36> \%36 olması, eritrositlerin biconcave yapısını kaybedip küre şeklini aldığını gösterir ve bu durum herediter sferositoz için çok tipiktir. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla kullanılan klasik yöntem ozmotik frajilite testidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
88 yaşında çocuk, tekrarlayan sarılık, splenomegali ve splenektomi geçirmiş baba öyküsü.
Bu kombinasyon kalıtsal bir hemolitik anemiyi, özellikle herediter sferositozu (HS) düşündürür.
2
Laboratuvar değerlerini yorumla.
Hb düşük, retikülosit yüksek (hemoliz), MCHC >%36> \%36 ve periferik yaymada sferositler.
MCHC yüksekliği, eritrositlerin yüzey alanı/hacim oranının azaldığını gösteren ve HS için oldukça karakteristik bir bulgudur.
3
Tanısal testi belirle.
Ozmotik frajilite testi.
Sferositler hipotonik solüsyonlarda normal eritrositlere göre daha çabuk hemoliz olurlar; bu özellik tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Herediter sferositozda tanısal ipuçları: Yüksek MCHC, sferositler, aile öyküsü ve ozmotik frajilite testi.

Daha Fazla Pratik

Herediter sferositozlu hastalarda gelişebilecek 'aplastik kriz' etkeni olan Parvovirüs B19 enfeksiyonu ve pigment safra taşları komplikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Günümüzde herediter sferositoz tanısında ozmotik frajilite testine alternatif olarak daha duyarlı ve özgül olan 'EMA (Eosin-5-maleimide) binding' testi akım sitometrisi ile yapılabilmektedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 252Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 ay önce sarılık ve halsizlik şikayetleriyle başvurmuş; yapılan tetkiklerinde transaminaz yüksekliği saptanarak viral hepatit tanısı almıştır. Bu tablonun kendiliğinden düzelmesinden sonra hasta, son 11 haftadır vücudunda morluklar ve diş eti kanaması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde solukluk, gövde ve ekstremitelerde yaygın peteşiler saptanıyor; hepatosplenomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Büyüme-gelişme geriliği veya dismorfik bulgusu olmayan hastanın laboratuvar bulguları şöyledir:

* Hemoglobin: 6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}
* Lökosit: 1.900/mm31.900\text{/mm}^3 (Nötrofil: 450/mm3450\text{/mm}^3)
* Trombosit: 15.000/mm315.000\text{/mm}^3
* Retikülosit: %0.2\%0.2

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepatit ilişkili aplastik anemi

Cevap

Hepatit ilişkili aplastik anemi
Hastanın klinik tablosunda belirgin olan pansitopeni ve retikülositopeni, kemik iliği yetersizliğini işaret etmektedir. Fizik muayenede hepatosplenomegali ve lenfadenopati saptanmaması lösemi gibi durumları dışlarken, 2 ay önceki hepatit öyküsü edinsel nedenler arasında yer alan hepatit ilişkili aplastik anemi tanısını güçlendirir. Bu durum genellikle hepatit atağından sonraki birkaç ay içinde gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar değerlerini analiz et
Hemoglobin, nötrofil ve trombosit değerlerinin düşük olması (pansitopeni) ve retikülosit sayısının düşük bulunması kemik iliği üretim yetersizliğini gösterir.
Kemik iliği yetmezliklerinde periferik yaymada pansitopeni ile birlikte yanıtın yetersiz olduğunu gösteren düşük retikülosit beklenir.
2
Klinik öykü ve fizik muayeneyi değerlendir
İki ay önceki hepatit öyküsü, fizik muayenede organomegali (hepatosplenomegali) ve lenfadenopati yokluğu saptanmıştır.
Organomegali yokluğu lösemi gibi infiltratif süreçleri uzaklaştırırken, hepatit öyküsü edinsel aplastik anemi etiyolojisi için kritik bir ipucudur.
3
Ayırıcı tanı yap
Hepatit sonrası (genellikle seronegatif hepatit) gelişen pansitopeni tablosu 'Hepatit İlişkili Aplastik Anemi' olarak tanımlanır.
Hepatit ilişkili aplastik anemi, tipik olarak karaciğer enzimlerinin normale dönmesinden 2-3 ay sonra ortaya çıkan, ağır seyredebilen bir edinsel aplastik anemi türüdür.

Anahtar Kavram

Hepatit ilişkili aplastik anemi, genellikle viral hepatit atağından 2-3 ay sonra ortaya çıkan ve ağır pansitopeni ile seyreden bir kemik iliği yetmezliği tablosudur.

Daha Fazla Pratik

Aplastik anemi tanısı konulan bir hastada Camitta kriterlerine göre ağırlık derecelendirmesini (Ağır vs Çok Ağır) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 253Soru

1313 yaşında bir kız çocuk, boynun sol tarafında yaklaşık iki aydır bulunan, ağrısız ve giderek büyüyen bir şişlik nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde sol supraklaviküler bölgede 3 cm3\text{ cm} çapında, lastik kıvamında, çevre dokulara fikse lenfadenopati saptanıyor. Öyküsünden son iki ayda 4 kg4\text{ kg} verdiği ve gece terlemeleri olduğu öğreniliyor. Akciğer grafisinde ön mediastende genişleme saptanıyor. Lenf nodu biyopsisinde geniş fibröz bantlar ve laküner tipte Reed-Sternberg hücreleri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nodüler sklerozan Hodgkin lenfoma

Cevap

Nodüler sklerozan Hodgkin lenfoma
B semptomları (gece terlemesi, kilo kaybı) ve supraklaviküler lenfadenopati varlığında, biyopsi örneğinde görülen laküner Reed-Sternberg hücreleri ve fibröz bantlar Hodgkin lenfomanın nodüler sklerozan alt tipine işaret eder. Bu tip, adolesanlarda ve kadınlarda en sık görülen Hodgkin lenfoma varyantıdır ve sıklıkla mediastinal tutulumla seyreder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hastada ağrısız, fikse supraklaviküler lenfadenopati ile birlikte kilo kaybı ve gece terlemesi (B semptomları) saptanmıştır.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda aksi kanıtlanana kadar malignite (özellikle lenfoma) lehine değerlendirilir.
2
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Mediastinal genişleme (kitle) varlığı saptanmıştır.
Mediastinal kitle, çocukluk çağı Hodgkin lenfomalarının nodüler sklerozan alt tipinde oldukça yaygın bir bulgudur.
3
Histopatolojik kesin tanı
Laküner tipte Reed-Sternberg hücreleri ve fibröz bantlar izlenmiştir.
Bu morfolojik özellikler klasik Hodgkin lenfomanın nodüler sklerozan tipi için patognomonik (tanı koydurucu) kabul edilir.

Anahtar Kavram

Hodgkin lenfoma histopatolojik alt tipleri ve klinik korelasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 254Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, son 66 aydır giderek artan halsizlik, solukluk ve ayak parmaklarında uyuşma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, karaciğer ve dalak non-palpabl, nörolojik muayenesinde ise vibrasyon duyusunda hafif azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde Hb 8.28.2 g/dL, BK 4.200/mm34.200/mm^3, PLT 145.000/mm3145.000/mm^3, MCV 114114 fL ve retikülosit %\% 0.80.8 olarak bulunuyor. Periferik yaymasında çok sayıda hipersegmente nötrofil ve makro-ovalositler izleniyor. Biyokimyasal analizde serum B12B_{12} düzeyi 9090 pg/mL (N: 200900200-900), serum folat düzeyi 1212 ng/mL (N: >4>4) saptanıyor. Tam idrar analizinde ise her bakıda 2+2+ proteinüri (tübüler tipte) saptandığına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Imerslund-Gräsbeck sendromu

Cevap

Megaloblastik anemi bulguları ve düşük B12B_{12} düzeyine eşlik eden kalıcı proteinüri varlığı nedeniyle en olası tanı Imerslund-Gräsbeck sendromudur.
Hastada saptanan makrositik anemi (yüksek MCV), periferik yaymadaki hipersegmente nötrofiller ve düşük serum B12B_{12} düzeyi megaloblastik anemiyi doğrular. Ayaklarda uyuşma ve vibrasyon duyusu kaybı, B12B_{12} eksikliğinde görülen nörolojik (subakut kombine dejenerasyon) tutulumu yansıtır. Bu tabloya eşlik eden kalıcı proteinüri, terminal ileumda vitamin B12B_{12}-intrinsik faktör reseptör kompleksini (kübilin/amnionless) kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişen Imerslund-Gräsbeck sendromu için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik verilerin analizi
Hb düşük (8.28.2), MCV yüksek (114114) ve periferik yaymada hipersegmente nötrofiller mevcut. Bu tablo makrositik/megaloblastik anemiyi gösterir.
Aneminin morfolojik tipini belirlemek ayırıcı tanı için ilk adımdır.
2
Etiyolojik vitamin düzeylerinin değerlendirilmesi
Serum B12B_{12} düzeyi belirgin düşük (9090 pg/mL), folat düzeyi ise normaldir.
Megaloblastik aneminin en sık iki nedeni olan B12B_{12} ve folat eksikliğini ayırt etmek gerekir.
3
Eşlik eden klinik ve laboratuvar bulguların korelasyonu
Nörolojik bulgular (vibrasyon duyusu kaybı) B12B_{12} eksikliğini destekler. İdrar analizindeki kalıcı proteinüri ise spesifik bir tanıya yönlendirir.
B12B_{12} eksikliği nedenleri arasında proteinüri ile seyreden tek klasik tabloyu belirlemek hedeflenir.
4
Tanının konulması
Terminal ileumda B12B_{12}-intrinsik faktör kompleksinin reseptör (kübilin veya amnionless) defekti sonucu gelişen selektif malabsorbsiyon ve eşlik eden proteinüri Imerslund-Gräsbeck sendromu (selektif vitamin B12B_{12} malabsorbsiyonu) tanısını koydurur.
Klinik triadın (megaloblastik anemi + düşük B12B_{12} + proteinüri) tamamlanması.

Anahtar Kavram

Imerslund-Gräsbeck sendromu, terminal ileumda B12B_{12} vitamininin selektif malabsorbsiyonu ve buna eşlik eden benign, kalıcı tübüler proteinüri ile karakterize otozomal resesif geçişli bir hastalıktır.
Soru 255Soru

77 yaşındaki kız çocuk, son 33 aydır giderek artan sabah baş ağrıları ve kusma şikayetleri ile başvuruyor. Son zamanlarda yürüme bozukluğu ve sağ elinde titreme fark edilmiş. Fizik muayenesinde sağda dismetri, disdiyadokokinezi ve nistagmus saptanıyor. Çekilen kraniyal MRG'de sağ serebellar hemisfer yerleşimli, 3×43 \times 4 cm boyutlarında, kistik komponenti baskın ve duvarında kontrast tutan solid mural nodülü olan kitle tespit ediliyor. Bu klinik ve radyolojik bulgularla öncelikle hangi tanı düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pilositik astrositom

Cevap

Pilositik astrositom
Pilositik astrositom, çocukluk çağının en sık görülen beyin tümörüdür. En sık serebellumda yerleşir ve yavaş büyüme eğilimindedir. Kraniyal MRG'de serebellar hemisfer yerleşimli, içi sıvı dolu bir kist ve bu kistin duvarında kontrast tutan solid bir parça (mural nodül) görülmesi bu tümör için tanısal değer taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını ve yaş grubunu analiz et.
77 yaşında, kronik ilerleyici kafa içi basınç artışı (KİBAS) ve sağ taraflı serebellar bulgular.
Çocukluk çağında kitle etkisine bağlı sabah kusmaları ve ataksi SSS tümörlerini düşündürür.
2
Radyolojik bulguları değerlendir.
Serebellar hemisfer yerleşimi, kistik yapı ve kontrast tutan mural nodül.
Bu radyolojik görünüm pediatrik popülasyonda pilositik astrositom için karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı yap.
Medulloblastom (orta hat/solid), Ependimom (ventrikül içi), Astrositom (hemisfer/kistik).
Pilositik astrositom hemisferik yerleşimi ve kistik yapısıyla diğerlerinden ayrılır.

Anahtar Kavram

Pilositik astrositom, çocuklarda en sık görülen SSS tümörü olup, serebellumda kistik kitle ve mural nodül ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Pilositik astrositomun histopatolojik incelemesinde görülen 'Rosenthal lifleri' ve 'Bİ-fazik yapı' özelliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 256Soru

Batın sol kadranda düzensiz sınırlı, orta hattı geçen ve Bilgisayarlı Tomografi (BTBT) görüntülemesinde üzerinde kalsifikasyonlar saptanan kitle şikayetiyle getirilen 1818 aylık bir çocukta öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöroblastom

Cevap

Nöroblastom
Nöroblastom, çocukluk çağında en sık görülen sürrenal kaynaklı kitledir. Orta hattı geçmesi, düzensiz sınırları ve Bilgisayarlı Tomografide kalsifikasyon içermesi en karakteristik özellikleridir. 1818 aylık yaş grubu da bu tanı için oldukça uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve fizik muayene bulgularını analiz et.
1818 aylık hasta, orta hattı geçen düzensiz kitle.
Yaş ve kitle yerleşimi ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Görüntüleme bulgularını (BT) değerlendir.
Kalsifikasyon varlığı saptandı.
Nöroblastomda kalsifikasyon %9090 oranında görülürken Wilms tümöründe nadirdir.
3
Kitle özelliklerine göre ön tanıyı belirle.
Orta hattı geçen, kalsifikasyonlu kitle Nöroblastomdur.
Wilms tümörü genellikle psödokapsüllüdür ve orta hattı geçmez.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms Tümörü Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:45s
Soru 257Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, bisikletten düşme sonrası dizinde gelişen ve yaklaşık 2424 saat sonra belirginleşen geniş ekimoz ve yumuşak doku şişliği şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hastanın özgeçmişinden, yenidoğan döneminde göbek kordonunun 2020. günde düştüğü ve bu sırada sızıntı şeklinde kanamasının olduğu öğreniliyor.

Aşağıdaki tabloda hastanın laboratuvar sonuçları verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Trombosit Sayısı280.000/mm3280.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3
Kanama Zamanı44 dakika272 - 7 dakika
Protrombin Zamanı (PTPT)12,512,5 saniye111411 - 14 saniye
Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı (aPTTaPTT)3232 saniye253525 - 35 saniye

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör XIII eksikliği

Cevap

Klinik hikayesinde göbek kordonu kanaması ve geç kanama öyküsü bulunan, tarama testleri (PT, aPTT, kanama zamanı, trombosit sayısı) tamamen normal saptanan hastada en olası tanı Faktör XIII eksikliğidir.
Faktör XIII (fibrin stabilize edici faktör), pıhtılaşma kaskadının sonunda fibrin liflerini çapraz bağlayarak pıhtıyı stabilize eder. Bu faktörün eksikliğinde yumuşak pıhtı oluşur ve pıhtı oluşum süreci fibrin basamağına kadar normal ilerlediği için PT ve aPTT testleri normal çıkar. Göbek kordonu kanaması, bu hastalık için en spesifik ipuçlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Göbek kordonunun geç düşmesi (2020. gün) ve kanaması, geç ortaya çıkan travma sonrası hematom sekonder hemostazın stabilizasyon aşamasında bir sorun olduğunu düşündürür.
Faktör XIII, fibrin pıhtısını stabilize eden faktördür ve eksikliğinde pıhtı kolayca çözülür.
2
Laboratuvar tarama testlerinin analizi
PT, aPTT, kanama zamanı ve trombosit sayısı normaldir.
Rutin pıhtılaşma testleri fibrin oluşumuna kadar olan süreci ölçer; Faktör XIII ise pıhtı oluştuktan sonra devreye girdiği için bu testleri etkilemez.
3
Tanısal testin belirlenmesi
Kesin tanı için pıhtı erime testi (üre çözünürlük testi) gereklidir.
Faktör XIII eksikliğinde stabilize olmamış pıhtı, 55 molar üre veya monokloroasetik asit içinde hızla erir.

Anahtar Kavram

Faktör XIII eksikliği, rutin koagülasyon testlerinin normal olduğu tek klasik faktör eksikliğidir.
Soru 258Soru

12 yaşında bir erkek çocuk, son iki haftadır giderek artan nefes darlığı, öksürük ve yüzünde şişlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde bilateral supraklaviküler lenfadenopati, hepatosplenomegali ve üst vena kava sendromu bulguları saptanmıştır. Çekilen akciğer grafisinde ön mediastende geniş kitle görünümü izlenmiştir. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 150.000/mm3150.000/mm^3 saptanmış olup, periferik yayma ve kemik iliği aspirasyonunda >25%>25\% oranında lenfoblast izlenmiştir. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T-hücreli akut lenfoblastik lösemi

Cevap

En olası tanı T-hücreli akut lenfoblastik lösemidir.
T-hücreli akut lenfoblastik lösemi (T-ALL), çocukluk çağı ALL vakalarının yaklaşık %15\%15'ini oluşturur. Tipik olarak adolesan dönemdeki erkek çocuklarda görülür. Hastalar genellikle çok yüksek lökosit sayıları ve ön mediastende timik kitle ile başvururlar. Mediastinal kitle nedeniyle üst vena kava sendromu veya plevral efüzyon gibi komplikasyonlar gelişebilir. İmmünofenotipik olarak sitoplazmik CD3 pozitifliği ile tanınır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta 12 yaşında bir erkek çocuktur; yüksek lökosit sayısı (150.000/mm3150.000/mm^3) ve mediastinal kitle saptanmıştır.
T-hücreli ALL, adolesan erkeklerde, yüksek lökosit ve ön mediastinal kitle (timus kaynaklı) ile sıkça başvurur.
2
Kemik iliği bulgularını yorumla.
Kemik iliğinde >25%>25\% blast saptanması.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre kemik iliğinde >2025%>20-25\% blast varlığı lösemi tanısı koydurur.
3
Ayırıcı tanıyı yap.
Bulgular B-hücreli ALL veya Hodgkin lenfomadan ziyade T-hücreli ALL'yi desteklemektedir.
Mediastinal kitle ve hiperlökositoz kombinasyonu T-hücreli immünofenotip için patognomonik sayılacak düzeyde karakteristiktir.

Anahtar Kavram

T-hücreli ALL'nin karakteristik klinik sunumu (Adolesan erkek, mediastinal kitle, yüksek lökosit sayısı).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 259Soru

44 aylık bir erkek bebek; doğumdan itibaren belirginleşen büyüme geriliği, dirençli kusma, ishal ve artan solukluk şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde tartı ve boy gelişimi 33. persentilin altında, mukozalar belirgin soluk saptanmıştır. Hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin6.86.8 g/dL
MCV116116 fL
Lökosit2.9002.900/mm³
Trombosit82.00082.000/mm³
Retikülosit%0.1\%0.1
Serum Vitamin B12B_{12}520520 pg/mL (Normal: 200200-900900)
Serum Folat1414 ng/mL (Normal: 55-2020)
İdrarda Orotik AsitNormal

Periferik yaymasında hipersegmentasyon gösteren nötrofiller ve makrositoz saptanan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Transkobalamin II eksikliği

Cevap

Doku düzeyinde vitamin B12B_{12} eksikliğine rağmen serum vitamin B12B_{12} düzeyinin normal saptandığı klinik tablo Transkobalamin II eksikliğidir.
Transkobalamin II eksikliği, otozomal resesif geçişli nadir bir hastalıktır. Vitamin B12B_{12} bağırsaklardan emilir ancak kanda hücrelerin içine taşınamaz. Kanda ölçülen Vitamin B12B_{12} düzeyinin yaklaşık %80\%80-9090'ı Transkobalamin I ve III (haptokorrin) proteinlerine bağlıdır ve bu proteinler vitamini hücre içine taşıyamaz. Bu nedenle serum B12B_{12} düzeyi normal ölçülse de hücre düzeyinde ağır eksiklik vardır. Klinik genellikle yaşamın ilk aylarında büyüme geriliği, ishal ve megaloblastik anemi (genellikle pansitopeni ile birlikte) şeklinde ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini analiz et.
Düşük hemoglobin, yüksek MCV (116116 fL), pansitopeni ve hipersegmentasyon bulguları megaloblastik anemiye işaret eder.
Vakanın temel hematolojik tablosunu tanımlamak için.
2
Serum vitamin düzeylerini kontrol et.
Serum Vitamin B12B_{12} ve folat düzeyleri tamamen normaldir.
Nutrisyonel eksiklikleri (diyetle alım veya basit malabsorbsiyon) dışlamak için.
3
Ayırıcı tanı kriterlerini uygula.
Normal serum B12B_{12} düzeyine rağmen megaloblastik anemi yapan nedenler: Transkobalamin II eksikliği, Orotik asidüri ve Tiamin yanıtlı megaloblastik anemidir.
Nadir metabolik nedenlere odaklanmak için.
4
Klinik ve ek laboratuvar bulgularıyla tanıya git.
İdrar orotik asidinin normal olması ve erken bebeklikte (4. ay) ishal/kusma ile seyreden pansitopenik megaloblastik tablo Transkobalamin II eksikliğini doğrular.
En olası spesifik tanıyı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Transkobalamin II (TC II), Vitamin B12B_{12}'yi kandan hücre içine taşıyan temel proteindir; eksikliğinde serum B12B_{12} düzeyi (haptokorrinlere bağlı olduğu için) normaldir ancak hücreler vitamini kullanamaz.

Daha Fazla Pratik

Transkobalamin II eksikliğinin tedavisinde neden çok yüksek doz parenteral Vitamin B12B_{12} kullanıldığını ve pasif difüzyonun buradaki rolünü araştırınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 260Soru

1818 aylık bir erkek çocuk; belirgin büyüme geriliği, halsizlik ve son iki aydır uygulanan yüksek doz vitamin B12B_{12} ve folat tedavisine rağmen hematolojik parametrelerinde düzelme olmaması nedeniyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde ağırlık ve boy gelişimi 3.3. persentilin altında saptanmıştır. Laboratuvar bulguları şöyledir:

TetkikSonuç
Hemoglobin6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}
MCV114 fL114\text{ fL}
Lökosit4.200/mm34.200\text{/mm}^3
Trombosit145.000/mm3145.000\text{/mm}^3
Retikülosit%0.4\%0.4

Periferik yaymada makrositoz ve hipersegmente nötrofiller görülmüştür. İdrar mikroskopisinde beyaz, iğne benzeri kristaller saptanan bu hastadaki hematolojik tablonun patogenezinde rol oynayan temel bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pirimidin sentezinde görevli UMP sentaz eksikliği

Cevap

Hematolojik tablonun temelindeki bozukluk pirimidin sentezinde görevli UMP sentaz eksikliğidir.
Vakada sunulan refrakter megaloblastik anemi, büyüme geriliği ve idrarda kristalüri tablosu Herediter Orotik Asidüri için klasiktir. Bu hastalıkta 'de novo' pirimidin sentez yolunda görevli UMP sentaz (orotat fosforiboziltransferaz ve orotidin 55'-monofosfat dekarboksilaz aktivitelerini içeren çift fonksiyonlu enzim) eksiktir. Pirimidin sentezi bozulduğu için DNA replikasyonu aksar ve megaloblastik değişiklikler ortaya çıkar. Tedavide eksik olan pirimidinleri sağlamak amacıyla üridin kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hematolojik bulgularını analiz et
Yüksek MCV (114 fL114\text{ fL}), düşük hemoglobin ve periferik yaymadaki hipersegmente nötrofiller hastada megaloblastik anemi olduğunu gösterir.
Megaloblastik aneminin ayırıcı tanısına başlamak için ilk basamaktır.
2
Tedavi yanıtını değerlendir
İki aylık yüksek doz B12B_{12} ve folat tedavisine rağmen düzelme olmaması, tablonun nütrisyonel eksikliklerden ziyade metabolik bir bozukluğa bağlı olduğunu düşündürür.
Refrakter megaloblastik anemi nedenlerini daraltmak için gereklidir.
3
Eşlik eden klinik bulguları yorumla
Büyüme geriliği ve idrarda iğne benzeri kristaller (orotik asit kristalleri) varlığı Herediter Orotik Asidüri (Tip I) için karakteristiktir.
Orotik asidüri ile seyreden hastalıkların ayrımı için anahtar bulgudur.
4
Üre döngüsü bozuklukları ile ayırıcı tanı yap
Üre döngüsü bozukluklarında (örneğin OTC eksikliği) orotik asit artar ancak bu hastalarda megaloblastik anemi görülmez ve amonyak düzeyi yüksektir. Bu hastada ise megaloblastik anemi ön plandadır.
Orotik asidürinin en önemli iki nedenini (UMP sentaz vs OTC) ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Herediter Orotik Asidüri (UMP Sentaz Eksikliği)
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 13 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin