Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 261Soru

33 yaşında bir kız çocuk, rutin sağlık kontrolü sırasında fark edilen karın şişliği nedeniyle değerlendiriliyor. Yapılan fizik muayenede sol lomber bölgede, orta hattı geçmeyen, düzgün yüzeyli ve sert bir kitle palpe ediliyor. Hastanın kan basıncı 135/90135/90 mmHg (>95.>95. persentil) ölçülüyor. İdrar tahlilinde mikroskobik hematüri saptanıyor.

Bu hastadaki kitlenin nöroblastomdan ayırıcı tanısında aşağıdakilerden hangisinin kullanılması en az güvenilirdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertansiyonun eşlik etmesi

Cevap

Hipertansiyon her iki tümör tipinde de görülebilen ortak bir bulgu olduğu için ayırıcı tanıda güvenilirliği düşüktür.
Hipertansiyon, Wilms tümöründe renin-anjiyotensin sisteminin aktivasyonu sonucu görüldüğü gibi, nöroblastomda da katekolamin salınımı veya renal arterin tümör tarafından basıya uğraması sonucu ortaya çıkabilir. Her iki abdominal kitlede de anlamlı oranlarda saptanabildiği için, bu bulgu ayırıcı tanıda kitlenin karakteri veya laboratuvar belirteçleri kadar güvenilir değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta 33 yaşında, orta hattı geçmeyen, düzgün sınırlı kitle, hipertansiyon ve hematüriye sahip; bu bulgular Wilms tümörü (nefroblastom) ile uyumludur.
Ayırıcı tanının yapılabilmesi için önce ön tanının netleşmesi gerekir.
2
Wilms tümörü ve Nöroblastom arasındaki temel farkları hatırla
Nöroblastom genellikle daha erken yaşta (<2<2 yaş), orta hattı geçen, irregüler ve kalsifikasyon içeren bir kitledir. Wilms ise daha büyük çocuklarda (343-4 yaş), düzgün sınırlı ve orta hattı geçmeyen bir kitle olarak görülür.
Bu özellikler klasik ayırıcı tanı kriterleridir.
3
Hipertansiyonun her iki hastalık için patogenezini değerlendir
Wilms tümöründe vakaların %25-60'ında hipertansiyon görülür. Nöroblastomda ise katekolamin deşarjı veya renal arter basısı ile vakaların %25-30'unda hipertansiyon saptanır.
Ortak klinik bulgular ayırıcı tanıda güvenilir birer belirteç olamazlar.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörü ayrımında 'hipertansiyon' ortak bir bulgu iken; orta hattı geçme, kalsifikasyon ve katekolamin yüksekliği spesifik ayrımlar sağlar.

Daha Fazla Pratik

Nöroblastomun en önemli prognostik faktörü olan N-myc amplifikasyonunu ve Stage 4S'in özelliklerini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, taze bakla yemesinden iki gün sonra başlayan karın ağrısı, koyu renkli idrar ve belirgin solukluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hafif ikter ve taşikardi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 7.2 g/dL7.2 \text{ g/dL} bulunuyor. Periferik yayma preparatında çok sayıda "ısırılmış hücre" (bite cells) görülüyor ve özel boyama ile "Heinz cisimcikleri" saptanıyor. Bu hastada periferik yaymada izlenen "ısırılmış hücrelerin" oluşumundan temel olarak sorumlu olan mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dalak makrofajlarının eritrosit içindeki presipite hemoglobin birikintilerini (Heinz cisimciklerini) koparıp uzaklaştırması

Cevap

Periferik yaymadaki 'ısırılmış hücreler', dalak makrofajlarının eritrosit içindeki Heinz cisimciklerini (presipite hemoglobin) ayıklaması sonucu oluşur.
Doğru seçenek olan mekanizma, G6PD eksikliğinin tipik bir bulgusudur. Oksidatif hasar sonucu çöken hemoglobinler (Heinz cisimcikleri), dalak sinüzoidlerinden geçerken makrofajlar tarafından eritrosit dışına atılmaya çalışılır. Bu mekanik ayıklama işlemi eritrosit membranında eksikliğe yol açarak karakteristik ısırılmış hücre görüntüsünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Bakla tüketimi sonrası gelişen akut hemoliz bulguları (ikter, anemi, koyu idrar) Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliğini işaret eder.
G6PD eksikliği, dünyada en sık görülen eritrosit enzim defektidir ve oksidatif stres (ilaçlar, enfeksiyon, bakla) ile tetiklenir.
2
Morfolojik bulguları yorumlama
Heinz cisimcikleri oksidatif stresle denatüre olan hemoglobindir. 'Isırılmış hücreler' ise bu hücrelerin dalaktan geçişi sonrası oluşan formudur.
NADPH üretilemediği için indirgenmiş glutatyon azalır ve hemoglobin sülfhidril grupları oksitlenerek çöker.
3
Mekanizmayı tanımlama
Dalak makrofajları, eritrosit içindeki bu sert Heinz cisimciklerini 'pitting' (ayıklama) işlemiyle uzaklaştırır.
Bu işlem sırasında eritrosit membranının bir kısmı da koparılır ve hücre periferik yaymada sanki bir kenarından ısırılmış gibi görünür.

Anahtar Kavram

G6PD Eksikliğinde Hemoliz Mekanizması ve Isırılmış Hücre (Bite Cell) Oluşumu
Soru 263Soru

Çocukluk çağında suprasellar bölge yerleşimli, bilgisayarlı tomografide kalsifikasyon içermesiyle tipik olan ve sıklıkla görme alanı bozuklukları veya boy kısalığı gibi endokrin şikayetlerle klinik veren en olası tümör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kraniofaringiom

Cevap

Kraniofaringiom
Kraniofaringiom, Rathke kesesi artıklarından gelişen ve çocuklarda suprasellar bölgenin en sık görülen tümörüdür. Bilgisayarlı tomografide (BT) kalsifikasyon görülmesi (%90 oranında) tanı koydurucu en önemli radyolojik özelliktir. Klinik olarak optik kiazmaya bası sonucu bitemporal hemianopsi (görme alanı kaybı) ve hipofiz-hipotalamus aksına bası sonucu büyüme hormonu eksikliği (boy kısalığı) veya diyabetes insipidus gibi endokrin bozukluklar sıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Tümörün anatomik yerleşimini belirle.
Suprasellar bölge (hipofiz bezinin hemen üstü).
Semptomların (görme bozukluğu ve boy kısalığı) anatomik komşuluklarla (optik kiazma ve hipotalamus) uyumlu olduğunu doğrulamak için.
2
Radyolojik belirteçleri değerlendir.
Kalsifikasyon varlığı.
Kraniofaringiom vakalarının yaklaşık %90'ında bilgisayarlı tomografide kalsifikasyon izlenir.
3
Klinik ve radyolojik bulguları birleştirerek ayırıcı tanı yap.
En olası tanı Kraniofaringiom.
Suprasellar yerleşim + Kalsifikasyon + Endokrin/Görme bulguları bu tümör için klasiktir.

Anahtar Kavram

Kraniofaringiom, Rathke kesesi kalıntılarından köken alan, kalsifikasyon ve suprasellar yerleşimle karakterize en sık benign pediatrik beyin tümörüdür.
Tahmini Süre:45s
Soru 264Soru

1010 aylık bir bebek, solukluk ve hipotoni (gevşek bebek) şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde hiperpigmente cilt lezyonları saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8.58.5 g/dLg/dL, MCVMCV 110110 fLfL bulunmuş ve periferik yaymada hipersegmentasyon gösteren nötrofiller görülmüştür. Annesinin pernisiyöz anemi tanısıyla izlendiği öğrenilmiştir. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vitamin B12B_{12} eksikliği

Cevap

Vitamin B12B_{12} eksikliği
Hastada saptanan makrositer anemi (MCVMCV 110110 fLfL), periferik yaymadaki hipersegmente nötrofiller, nörolojik bulgu olan hipotoni ve dermatolojik bulgu olan hiperpigmentasyon Vitamin B12B_{12} eksikliğinin klasik triadını oluşturur. Annenin pernisiyöz anemi tanısı olması, bebeğin Vitamin B12B_{12} depolarının eksik doğmasına ve anne sütüyle yeterli vitamin alamamasına neden olan temel etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini yorumla
Hemoglobin 8.58.5 g/dLg/dL (düşük) ve MCVMCV 110110 fLfL (yüksek) olması makrositer anemi varlığını gösterir.
Anemilerin ayırıcı tanısında ilk adım ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV) üzerinden morfolojik sınıflandırmadır.
2
Periferik yayma bulgusunu değerlendir
Hipersegmente nötrofillerin görülmesi megaloblastik süreci (DNA sentez bozukluğu) teyit eder.
Megaloblastik anemilerde nükleer matürasyon bozukluğu nedeniyle nötrofillerde 5'ten fazla lob görülür.
3
Klinik bulguları ve anne öyküsünü birleştir
Hipotiroidi (hipotoni gibi nörolojik bulgu), hiperpigmentasyon ve annedeki pernisiyöz anemi öyküsü Vitamin B12B_{12} eksikliğine işaret eder.
Annenin pernisiyöz anemisi olması, anne sütünde B12B_{12} vitamininin bulunmamasına ve bebekte eksiklik gelişmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Bebeklerde Vitamin B12B_{12} eksikliği; makrositer anemi, hiperpigmentasyon, hipotoni ve hipersegmente nötrofiller ile karakterizedir; sıklıkla annedeki emilim kusuru veya diyet eksikliği ile ilişkilidir.
Soru 265Soru

1010 aylık bir bebek; kronik ishal, büyüme geriliği ve son bir aydır tekrarlayan yumuşak doku enfeksiyonları şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve büyüme eğrilerinde 3.3. persentilin altında olduğu saptanmıştır. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde edilmiştir:

- Hemoglobin: 6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}
- MCV: 98 fL98\text{ fL}
- RDW: 18.5%18.5\%
- Lökosit: 3.100/mm33.100/\text{mm}^3 (Mutlak nötrofil sayısı: 700/mm3700/\text{mm}^3)
- Trombosit: 245.000/mm3245.000/\text{mm}^3
- Serum demir, ferritin ve vitamin B12B_{12} düzeyleri: Normal

Kemik iliği aspirasyonunda hem eritroid hem de miyeloid öncül hücrelerde belirgin sitoplazmik vakuolizasyon ve demir boyası ile ring (halka) sideroblastlar izlenmiştir. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakır eksikliği

Cevap

Sunulan vakada anemi, nötropeni, makrositoz (veya yüksek normositoz) ve kemik iliğinde karakteristik vakuolizasyon ile ring sideroblastların varlığı, altta yatan kronik ishal ve malabsorbsiyon öyküsüyle birleştiğinde en olası tanı bakır eksikliğidir.
Bakır eksikliği, çocuklarda özellikle malabsorbsiyon sendromları, uzun süreli TPN kullanımı veya sadece inek sütü ile beslenme sonucunda gelişebilir. Tipik laboratuvar bulguları arasında anemi (genellikle makrositer veya normositer) ve nötropeni yer alır. Kemik iliğinde eritroid ve miyeloid öncül hücrelerde sitoplazmik vakuollerin görülmesi ve demir boyaması ile ring (halka) sideroblastların saptanması tanı koydurucu en önemli ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve hematolojik tabloyu analiz et
Hastada anemi ve nötropeni (bistopeni) mevcuttur; trombosit sayısı ise normaldir.
Bakır eksikliği tipik olarak nötropeni ve anemi ile başvurur, trombositler genellikle korunur.
2
Eritrosit indekslerini ve vitamin düzeylerini değerlendir
MCV yüksek (98 fL98\text{ fL}) ancak vitamin B12B_{12} ve demir depoları normaldir.
Bu durum bizi megaloblastik süreçlerden ve tipik demir eksikliğinden uzaklaştırarak diğer nütrisyonel veya metabolik nedenlere yönlendirir.
3
Kemik iliği bulgularını yorumla
Eritroid ve miyeloid seride sitoplazmik vakuolizasyon ve ring sideroblastlar saptanmıştır.
Bu iki bulgunun bir arada olması pediatrik yaş grubunda başlıca bakır eksikliği ve Pearson sendromu için karakteristiktir.
4
Ayırıcı tanı yap ve son karara ulaş
Ekzokrin pankreas yetmezliği bulgusu (steatore) belirtilmemiş olması ve malabsorbsiyon öyküsü bakır eksikliğini destekler.
Pearson sendromu mitokondriyal bir hastalık olup ekzokrin pankreas yetmezliği ile karakterizedir; bakır eksikliği ise nütrisyonel/edinsel bir tablodur.

Anahtar Kavram

Bakır eksikliği anemisi ve nötropenisi

Alternatif Yöntem

Vakada nötropeni ile birlikte ring sideroblast görülmesi, pediatrik sınavlarda neredeyse her zaman bakır eksikliği veya Pearson sendromuna işaret eder. Malabsorbsiyon/beslenme öyküsü bakırı, pankreatik bulgular ise Pearson'ı ön plana çıkarır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 266Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, baş ağrısı ve son zamanlarda derslerine odaklanamama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden son bir yıldır boy uzamasının durduğu öğreniliyor. Yapılan fizik muayenede boyu yaşına göre 33. persentilin altında saptanıyor. Göz muayenesinde bitemporal görme alanı kaybı olduğu fark ediliyor. Bilgisayarlı beyin tomografisinde suprasellar bölgede yer alan, kistik yapıda ve içinde kalsifikasyonlar barındıran yer tutucu bir oluşum saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kraniofaringioma

Cevap

Kraniofaringioma
Kraniofaringioma, çocukluk çağında suprasellar bölgenin en sık tümörüdür. Rathke kesesi kalıntılarından köken alır. Tipik olarak kitle etkisiyle optik kiazmaya bası yaparak bitemporal hemianopsiye, hipotalamo-hipofizer aksı etkileyerek büyüme hormonu eksikliğine (boy kısalığına) neden olur. Radyolojik olarak kalsifikasyon ve kistik yapının bir arada bulunması tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Boy kısalığı ve bitemporal hemianopsi saptandı
Boy kısalığı büyüme hormonu eksikliğini, bitemporal hemianopsi ise optik kiazma basısını gösterir; her ikisi de suprasellar bölgeyi işaret eder.
2
Görüntüleme özelliklerini değerlendir
Suprasellar bölgede kalsifikasyon içeren kistik kitle
Çocukluk çağında suprasellar bölgede kalsifikasyon ve kistik komponentlerin varlığı kraniofaringioma için en spesifik radyolojik bulgudur.
3
Ayırıcı tanıyı tamamla
Diğer pediatrik beyin tümörleri dışlandı
Yerleşim yeri (suprasellar) ve kalsifikasyon varlığı, arka çukur tümörlerini (medulloblastom) ve kalsifikasyon içermeyen adenomları eler.

Anahtar Kavram

Kraniofaringioma, çocuklarda suprasellar bölgenin en sık görülen, Rathke kesesi kalıntılarından köken alan, kalsifikasyon ve kistik yapı ile karakterize tümörüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 267Soru

Yenidoğan döneminde kan değişimi gerektiren şiddetli hiperbilirubinemi öyküsü olan üç yaşındaki kız hasta, giderek artan solukluk ve karın şişliği yakınmalarıyla çocuk hematoloji polikliniğine sevk ediliyor. Yapılan fizik muayenesinde hastanın dalağının palpasyonla kosta kenarını altı santimetre geçtiği saptanıyor. Tam kan sayımında hemoglobin düzeyi 8.2 g/dL8.2 \text{ g/dL}, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 84 fL84 \text{ fL} ve retikülosit oranı %11\%11 olarak ölçülüyor. Biyokimyasal incelemede laktat dehidrogenaz (LDH) ve indirekt bilirubin seviyeleri yüksek bulunuyor. Hastanın periferik kan yaymasında belirgin anizositoz, polikromazi ve çok sayıda ekinosit (dikensi hücre) dikkati çekiyor. Direkt antiglobulin (Coombs) testi negatif sonuçlanan hastanın inkübe ozmotik frajilite testi de normal sınırlardadır.

Bu klinik tabloya yol açan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Piruvat kinaz eksikliği

Cevap

En olası patoloji Piruvat kinaz eksikliğidir.
Vakada tanımlanan tablo, kronik non-sferositik hemolitik anemidir. Yenidoğan döneminde fototerapi/kan değişimi gerektirecek düzeyde hiperbilirubinemi öyküsü olan, Coombs negatif, ozmotik frajilitesi normal ve periferik yaymasında tipik olarak ekinosit (dikensi hücre) saptanan bir hastada en olası tanı piruvat kinaz eksikliğidir. Eritrosit glikoliz yolağındaki bu enzimin eksikliği, ATP sentezini bozarak membran iyon pompalarının çalışamamasına ve karakteristik ekinositlerin oluşumuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anemi tipini klinik ve laboratuvar bulguları ile sınıflandırın.
Düşük hemoglobin, yüksek retikülosit, yüksek LDH, yüksek indirekt bilirubin ve splenomegali bulguları tablonun bir 'Hemolitik Anemi' olduğunu göstermektedir.
Anemilerde ilk adım yıkım artışını (hemoliz) yapım eksikliğinden ayırt etmektir.
2
Hemolitik aneminin immün mü yoksa non-immün mü olduğunu değerlendirin.
Direkt antiglobulin (Coombs) testinin negatif olması, immün aracılı hemolitik anemileri (OİHA gibi) dışlar.
Antikor bağımlı eritrosit yıkımını ekarte etmek, konjenital veya enzimatik defektlere yönelmeyi sağlar.
3
Sferositik mi yoksa non-sferositik mi olduğuna karar verin.
Ozmotik frajilite testinin normal olması ve yaymada sferositlerden bahsedilmemesi herediter sferositozu dışlar. Tablo 'Coombs negatif, non-sferositik hemolitik anemi'dir.
Membran defektleri ile enzim defektlerini ayırmak için ozmotik frajilite ve hücre morfolojisi kritiktir.
4
Periferik yaymadaki spesifik bulguyu (ekinosit) hastalıklarla eşleştirin.
Yenidoğan döneminde ciddi sarılık öyküsü, kronik hemoliz, normal MCV ve periferik yaymada ekinositlerin (dikensi hücrelerin) varlığı piruvat kinaz eksikliği için tipiktir.
Eritrositlerde ATP üretim eksikliği, hücre membranında su ve potasyum kaybına yol açarak ekinosit oluşumuna neden olur.

Anahtar Kavram

Coombs negatif, non-sferositik hemolitik anemilerin ayırıcı tanısında ekinosit varlığının piruvat kinaz eksikliğine işaret etmesi

İpuçları

1
Hastada immün olmayan (Coombs negatif) ve sferositik olmayan (normal ozmotik frajilite) bir kronik hemolitik anemi tablosu mevcuttur.
2
Periferik yaymada görülen ekinositler (dikensi hücreler), eritrosit metabolizmasındaki enzim defektlerinden birisi için oldukça karakteristiktir.
3
Eritrositlerin ana enerji (ATP) kaynağı olan glikoliz yolağındaki en sık görülen enzim eksikliği bu hücre morfolojisine neden olur.

Daha Fazla Pratik

Bu konuyu pekiştirmek için G6PD eksikliğinin tetikleyicileri ve periferik yayma bulgularını (ısırılmış hücreler ve Heinz cisimcikleri) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 268Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, yeni yürümeye başladığı bu dönemde sağ dizinde ani gelişen ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ diz eklemi ileri derecede hassas, sıcak ve fluktuasyon veren şişlik nedeniyle hareketleri kısıtlı saptanıyor. Hastanın özgeçmişinden sünnet sonrası sızıntı şeklindeki kanamasının 22 gün sürdüğü, soygeçmişinden ise dayısının benzer eklem problemleri nedeniyle takip edildiği öğreniliyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralık
Protrombin zamanı (PT)12,512,5 sn111411 - 14 sn
Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT)8484 sn263626 - 36 sn
Trombosit sayısı285.000/mm3285.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3
Kanama zamanı55 dk272 - 7 dk

Bu klinik ve laboratuvar tablosuna göre, hastada öncelikle hangi faktörün eksikliği düşünülmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör VIII

Cevap

Faktör VIII eksikliği (Hemofili A)
Laboratuvar bulgularında saptanan izole aPTT uzaması pıhtılaşmanın intrinsik yolundaki bir eksikliği gösterir. Klinik olarak erkek çocukta görülen hemartroz ve X'e bağlı geçiş düşündüren aile öyküsü, Faktör VIII eksikliği (Hemofili A) tanısını destekler. Faktör VIII intrinsik yolun kritik bir bileşenidir ve eksikliğinde PT normal kalırken aPTT belirgin uzar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Erkek çocukta yürüme sonrası hemartroz (eklem içi kanama) ve ailede (dayı) benzer öykü sekonder hemostaz bozukluğunu, özellikle X'e bağlı resesif geçişi düşündürür.
Hemofili A ve B, erkek çocuklarda hemartrozun en sık nedenidir.
2
Laboratuvar testlerini yorumla
İzole aPTT uzaması (8484 sn), normal PT (12,512,5 sn) ve normal kanama zamanı (55 dk).
İzole aPTT uzaması, pıhtılaşmanın intrinsik yolunda (Faktör VIII, IX, XI, XII) bir sorun olduğunu gösterir.
3
Tanıları karşılaştır
Hemartroz ve intrinsik yol bozukluğu olan erkek hastada öncelikle Hemofili A (Faktör VIII) veya Hemofili B (Faktör IX) düşünülür. Faktör VIII eksikliği toplumda çok daha yaygındır.
Diğer seçeneklerdeki faktörler (VII, XIII, XII) bu laboratuvar veya klinik tabloyu karşılamaz.

Anahtar Kavram

İzole aPTT uzaması ve hemartroz ile giden sekonder hemostaz bozukluklarında (Hemofililer) intrinsik yol faktörleri sorgulanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Hemofili A ve B'nin ayrımı için yapılması gereken spesifik faktör düzeyleri ve inhibitör gelişimi durumunda karıştırma (mixing) testlerinin yorumlanmasını çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 269Soru

1515 yaşında bir kız hasta, sağ boyun bölgesinde yaklaşık 33 aydır bulunan, ağrısız ve sert kıvamlı şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede sağ servikal bölgede 3 cm3\text{ cm} çapında, çevre dokulara fikse olmayan lenfadenopati saptanıyor. Çekilen toraks BT incelemesinde mediastende geniş bir kitle saptanmış olup, bu kitlenin sağ akciğer parankimine doğrudan invaze olduğu izleniyor. Batın ultrasonografisi normal sınırlarda değerlendirilen hastada; ateş, gece terlemesi veya son 66 ayda %1010’dan fazla kilo kaybı öyküsü bulunmamaktadır. Servikal lenf nodu biyopsisinde Reed-Sternberg hücreleri görülerek Hodgkin lenfoma tanısı kesinleştiriliyor. Bu verilere göre, hastanın Ann Arbor evrelemesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre II-E

Cevap

Doğru yanıt, diyaframın aynı tarafında iki nodal bölge tutulumu ve nodal kitleden komşu organa doğrudan uzanımı ifade eden Evre II-E seçeneğidir.
Ann Arbor evreleme sistemine göre; diyaframın aynı tarafında (bu vakada toraks ve boyun) iki veya daha fazla lenf nodu bölgesinin tutulması Evre II'dir. Mediastinal kitlenin komşuluğundaki akciğer parankimine doğrudan girmesi ise 'extranodal extension' (E) olarak tanımlanır. Hastada sistemik (B) semptomlar olmadığı için sonuç Evre II-E (veya II-EA) olur.

Adım Adım Çözüm

1
Nodal tutulum bölgelerini tanımla
Servikal ve mediastinal lenf nodu bölgeleri tutulmuştur; her ikisi de diyaframın üzerindedir (Evre II).
Ann Arbor evrelemesinde diyaframın aynı tarafındaki birden fazla bölge tutulumu Evre II olarak sınıflandırılır.
2
Ekstranodal tutulumun niteliğini analiz et
Mediastinal kitlenin akciğer parankimine doğrudan invazyonu söz konusudur.
Nodal tutulumun olduğu bir bölgeden bitişiğindeki ekstranodal organa doğrudan uzanım 'E' (Extranodal extension) eki ile gösterilir ve Evre IV olarak kabul edilmez.
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol et
Ateş, gece terlemesi ve anlamlı kilo kaybı öyküsü yoktur.
Bu bulguların yokluğu evreye 'A' ekinin (semptomsuz) eklenmesini gerektirir.
4
Evreleri birleştir
Evre II + E + A = Evre II-E-A.
Tüm bulgular sentezlenerek kesin evre belirlenir.

Anahtar Kavram

Hodgkin lenfomada Ann Arbor evrelemesi; özellikle doğrudan uzanım (E) ile yaygın hastalık (Evre IV) arasındaki ayrım.

Daha Fazla Pratik

St. Jude (Murphy) evreleme sisteminin Non-Hodgkin Lenfoma için nasıl değiştiğini ve 'rezektabilite' kavramının önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 270Soru

4 yaşında bir erkek çocuk, diş fırçalarken gelişen ve uzun süren diş eti kanaması ile bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle çocuk hematoloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede yaygın peteşi ve ekimozlar saptanıyor. Karaciğer ve dalak palpabl değil, lenfadenopati saptanmıyor.

Laboratuvar incelemeleri aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuç
Hemoglobin12,2 g/dL12,2 \text{ g/dL}
Trombosit sayısı215.000/mm3215.000/mm^3
MPV8,8 fL8,8 \text{ fL}
PT12,5 sn12,5 \text{ sn}
aPTT31 sn31 \text{ sn}
Kanama Zamanı13 dk13 \text{ dk}

Yapılan trombosit agregasyon testlerinde ADP, kollajen ve epinefrin ile agregasyon saptanmazken; ristosetin ile agregasyonun normal olduğu saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glanzmann Trombastenisi

Cevap

Glanzmann Trombastenisi
Vakada sunulan normal trombosit sayısı ve normal pıhtılaşma zamanlarına rağmen uzamış kanama zamanı, bir trombosit fonksiyon bozukluğunu işaret eder. Trombosit agregasyon testlerinde fizyolojik agonistlere (ADP, kollajen, epinefrin) yanıt alınamaması ancak ristosetin ile agregasyonun korunması, GpIIb/IIIa reseptör eksikliği ile karakterize Glanzmann Trombastenisi için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve temel laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Mukozal kanama (diş eti kanaması, peteşi) ve uzamış kanama zamanı bulunması, primer hemostazda bir kusur olduğunu gösterir.
Primer hemostaz bozuklukları trombosit sayısı veya fonksiyon kusurları ile ilişkilidir.
2
Trombosit sayısı ve pıhtılaşma testlerinin (PT/aPTT) incelenmesi
Trombosit sayısının normal (215.000/mm3215.000/mm^3) olması ITP'yi; PT ve aPTT'nin normal olması ise sekonder hemostaz bozukluklarını (hemofili vb.) dışlar.
Ayırıcı tanıda trombositopenik durumlar ile koagülasyon faktör eksikliklerini elemek gerekir.
3
Trombosit fonksiyon testlerinin (agregasyon) analizi
ADP, kollajen ve epinefrine yanıtsızlık varken ristosetin ile normal agregasyon izlenmesi Glanzmann Trombastenisi tanısını koydurur.
Glanzmann Trombastenisi'nde GpIIb/IIIa (trombosit agregasyon reseptörü) eksiktir; bu reseptör fizyolojik agonistlerle kümeleşme için şarttır, ristosetin ise farklı bir yolakla etki eder.

Anahtar Kavram

Glanzmann Trombastenisi, trombosit yüzeyindeki GpIIb/IIIa reseptör kompleksinin eksikliği veya fonksiyon bozukluğu nedeniyle gelişen, normal trombosit sayısına rağmen ciddi agregasyon kusuruyla seyreden otozomal resesif bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 271Soru

1010 yaşında, bilinen Orak Hücreli Anemi tanısı olan bir çocuk, son bir haftadır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve belirginleşen solukluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar hafif ikterik saptanıyor. Karaciğer kosta altında 22 cm, dalak 33 cm palpabl (bazal muayenesi ile uyumlu) bulunuyor.

Laboratuvar bulguları:
Hemoglobin: 5.25.2 g/dL (Bazal değeri: 8.58.5 g/dL)
MCV: 110110 fL
RDW: %22\%22
Beyaz küre: 6.2006.200/mm³
Trombosit: 215.000215.000/mm³
Retikülosit: %1\%1 (Bazal değeri: %12\%12)

Periferik yaymada makro-ovalositler ve hipersegmente nötrofiller izlendiğine göre, bu klinik tabloya neden olan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Folat eksikliği

Cevap

Folat eksikliğine bağlı gelişen megaloblastik kriz
Orak hücreli anemi gibi kronik hemoliz durumlarında kemik iliği hemoglobin seviyesini korumak için çok yoğun çalışır ve bu süreçte folat depolarını hızla tüketir. Bu hastada hemoglobinin belirgin düşmesine rağmen retikülositlerin de düşmesi (retikülositopenik kriz), kemik iliğinde bir hammadde eksikliğini gösterir. MCV>100MCV > 100 fL olması ve periferik yaymada hipersegmente nötrofillerin görülmesi, bu krizin 'megaloblastik kriz' (folat eksikliği) olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal değerler ile güncel değerleri karşılaştırın.
Hemoglobinin bazalden 3.33.3 g/dL düştüğü, ancak retikülositin (beklenen yüksek yanıtın aksine) %1\%1 düzeyine gerilediği görülmektedir.
Retikülositopeni, kemik iliğinde üretim yetersizliğine (kriz tablosuna) işaret eder.
2
Eritrosit indekslerini (MCV ve RDW) analiz edin.
MCV değerinin 110110 fL (makrositoz) ve RDW değerinin %22\%22 (yüksek) olduğu saptanmıştır.
Yüksek MCV, aneminin megaloblastik veya non-megaloblastik makrositer nedenlerini düşündürür.
3
Periferik yayma bulgularını yorumlayın.
Hipersegmente nötrofiller ve makro-ovalositler saptanmıştır.
Hipersegmente nötrofiller, megaloblastik anemiler (B12 veya Folat eksikliği) için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Kronik hemolitik anemisi (örneğin Orak Hücreli Anemi, Talasemi) olan çocuklarda artan eritroid turnover nedeniyle folat ihtiyacı artar; diyetle yetersiz alım durumunda hızla megaloblastik kriz gelişebilir.

İpuçları

1
Hemolizi olan bir hastada hemoglobin düşerken retikülositin de düşmesi bir 'kriz' tablosunu işaret eder.
2
Kriz tipini belirlemek için MCV değerine ve periferik yaymadaki nötrofillerin yapısına bakın.
3
Yüksek MCV ve hipersegmente nötrofiller, kemik iliğinde DNA sentez bozukluğunu, yani megaloblastik bir süreci kanıtlar.

Daha Fazla Pratik

Orak hücreli anemi hastalarında folat takviyesinin neden rutin olarak önerildiğini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 272Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç haftadır giderek artan sağ uyluk ağrısı, lokal hassasiyet ve 38,5C38,5^\circ C civarında seyreden ateş şikayetleriyle getirilmiştir. Laboratuvar incelemesinde lökositoz ve belirgin eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) yüksekliği saptanıyor. Radyolojik incelemede sağ femur diafizinde litik alanlar ve yumuşak doku kitlesinin eşlik ettiği, belirgin "soğan zarı" (onion skin) tarzında periost reaksiyonu izleniyor. Biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde sitoplazması glikojen içeriği nedeniyle PASPAS (Periodic Acid-Schiff) pozitif boyanan küçük, üniform, yuvarlak hücreler saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu tümör hücrelerinde eksprese edilen en spesifik yüzey belirteci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ewing sarkomu — CD99 (MIC2)

Cevap

Ewing sarkomu ve CD99 (MIC2) yüzey belirteci.
Ewing sarkomu ve CD99 (MIC2) kombinasyonu doğrudur; çünkü hastadaki diafizer yerleşim, soğan zarı periost reaksiyonu, sistemik inflamatuar bulgular (ateş, ESH) ve hücrelerdeki PAS pozitifliği (glikojen) Ewing sarkomunun klasik özellikleridir. CD99 ise bu tümör için kullanılan en spesifik immünhistokimyasal belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik lokalizasyonun değerlendirilmesi
Uzun kemik diafiz yerleşimi ve 'soğan zarı' (onion skin) periost reaksiyonu saptandı.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda Ewing sarkomu için oldukça karakteristiktir.
2
Sistemik bulguların ve laboratuvarın yorumlanması
Ateş, lökositoz ve yüksek ESH değerleri saptandı.
Ewing sarkomu, klinik olarak sıklıkla akut osteomiyeliti taklit eden sistemik bulgularla prezente olur.
3
Histopatolojik ve histokimyasal inceleme
PAS pozitif boyanan küçük yuvarlak mavi hücreler izlendi.
Hücre sitoplazmasındaki glikojen birikimi PAS pozitifliğine yol açar ve Ewing sarkomu tanısını destekler.
4
İmmünhistokimyasal doğrulama
CD99 (MIC2) ekspresyonu araştırılmalıdır.
CD99, Ewing sarkomu hücrelerinin yüzeyinde güçlü ve yaygın olarak eksprese edilen en özgün belirteçtir.

Anahtar Kavram

Ewing Sarkomu Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 273Soru

33 aylık bir erkek bebek; beslenme güçlüğü, kilo alamama ve son bir haftadır belirginleşen halsizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin solukluk, aksiyel hipotoni ve alt ekstremitelerde spastisite saptanmıştır. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda özetlenmiştir:

İncelemeSonuç
Hemoglobin6,56,5 g/dL
MCV114114 fL
Lökosit3.2003.200/mm³
Trombosit88.00088.000/mm³
Periferik YaymaHipersegmente nötrofiller
Serum Vitamin B12B_{12}520520 pg/mL (Normal)
Serum Folat1212 ng/mL (Normal)
Plazma Homosistein145145 μ\mumol/L (Yüksek)
Plazma Metiyonin88 μ\mumol/L (Düşük)
İdrar Metilmalonik AsitBelirgin artış

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kobalamin C (cblC) eksikliği

Cevap

Megaloblastik anemi, normal serum vitamin B12B_{12} düzeyi, metilmalonik asidüri ve homosistinüri birlikteliği Kobalamin C (cblC) eksikliğini işaret etmektedir.
Kobalamin C (cblC) eksikliği, hücre içine alınan kobalaminin aktif formları olan metilkobalamin ve adenozilkobalamine dönüşümündeki bir kusurdur. Bu nedenle hem homosistein (metilkobalamin eksikliği sonucu) hem de metilmalonik asit (adenozilkobalamin eksikliği sonucu) birikir. Klinik olarak erken bebeklikte megaloblastik anemi ve ağır nörolojik bulgularla (hipotoni, spastisite, retinal dejenerasyon) seyreder.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik bulguları değerlendir
Düşük hemoglobin, yüksek MCV (114114 fL) ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi kanıtlar.
Vakadaki sitopeniler ve periferik yayma bulguları nükleer matürasyon bozukluğunu gösterir.
2
Serum vitamin düzeylerini analiz et
Vitamin B12B_{12} ve folat düzeyleri normaldir.
Bu durum, basit nutrisyonel eksiklikleri dışlayarak hücresel düzeyde bir taşıma veya metabolizma kusurunu düşündürür.
3
Metabolik belirteçleri sentezle
Hem metilmalonik asit hem de homosistein yüksektir; metiyonin ise düşüktür.
Kobalaminin hem metilkobalamin (homosistein yolu) hem de adenozilkobalamin (metilmalonik asit yolu) formlarına dönüşümünde ortak bir blok olduğunu gösterir.
4
Ayırıcı tanıyı netleştir
Kobalamin C (cblC) eksikliği tanısına ulaşılır.
cblC, cblD ve cblF kusurları hem megaloblastik anemi hem de kombine metabolik yükseklik ile karakterize en olası tanılardır; cblC bunlar arasında en sık görülendir.

Anahtar Kavram

Hücre içi kobalamin metabolizma kusurlarında, metabolik blokajın yerine göre (erken evre, sadece metil- veya sadece adenozil- yolu) megaloblastik anemi, metilmalonik asidüri ve homosistinüri farklı kombinasyonlarda görülür.
Soru 274Soru

Nöroblastom tanısıyla izlenen 55 yaşındaki bir erkek hasta, son iki gündür giderek artan sırt ağrısı ve yürümede zorluk şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde alt ekstremitelerde kas gücü kaybı, hiperrefleksi ve sfinkter kusuru saptanmıştır. Spinal kord basısı şüphesiyle tetkikleri planlanan hastada, basıya bağlı ödemi ve nörolojik hasarı azaltmak için ilk yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz deksametazon başlanması

Cevap

Spinal kord basısı şüphesi olan bir onkoloji hastasında, nörolojik hasarı stabilize etmek için ilk adım intravenöz steroid (deksametazon) başlanmasıdır.
Doğru seçenek olan intravenöz deksametazon uygulaması, spinal kord basısında ödemi hızla azaltarak nörolojik hasarın ilerlemesini durdurmak için önerilen ilk basamak tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularının (sırt ağrısı, paraparezi, sfinkter kusuru) onkolojik bir acil olan spinal kord basısı ile uyumlu olduğunu belirle.
Acil müdahale gerektiren spinal kord basısı ön tanısı konur.
Onkoloji hastalarında nörolojik kayıplar hızlı müdahale gerektiren bir acil durumdur.
2
Basıya bağlı vazojenik ödemi azaltmak ve sinir dokusunu korumak için ilaç seçimi yap.
Yüksek doz kortikosteroid (deksametazon) seçilir.
Steroidler ödemi azaltarak radyoterapi veya cerrahi gibi kesin tedavilere kadar zaman kazandırır.
3
Tanıyı radyolojik olarak (tercihen MRG ile) doğrula.
Kitle basısı görüntülenir.
Kesin tedavi planı (radyoterapi, cerrahi veya kemoterapi) görüntüleme sonucuna göre yapılır.

Anahtar Kavram

Onkolojik Acillerde Spinal Kord Basısı Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Süperior vena kava sendromu olan bir hastada izlenmesi gereken acil adımları gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 275Soru

Yedi yaşında bir kız çocuk, diş çekimi sonrası durdurulamayan diş eti kanaması ve sık tekrarlayan burun kanamaları nedeniyle çocuk hematoloji polikliniğine getiriliyor. Özgeçmişinde küçüklüğünden beri kolay morarma öyküsü mevcut olan hastanın babasında da benzer kanama şikayetleri olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde her iki bacakta dağınık yerleşimli birkaç ekimoz dışında patolojik bulgu saptanmıyor; özellikle splenomegali saptanmıyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin (HbHb)11,8 g/dL11,8 \text{ g/dL}11,514,511,5 - 14,5
Beyaz Küre (WBCWBC)6.800/μL6.800/\mu\text{L}5.00012.0005.000 - 12.000
Trombosit sayısı245.000/μL245.000/\mu\text{L}150.000450.000150.000 - 450.000
Ortalama trombosit hacmi (MPVMPV)8,5 fL8,5 \text{ fL}7117 - 11
Kanama zamanı13 dakika13 \text{ dakika}272 - 7
Protrombin zamanı (PTPT)12 saniye12 \text{ saniye}111411 - 14
Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTTaPTT)42 saniye42 \text{ saniye}253525 - 35

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: von Willebrand hastalığı

Cevap

von Willebrand hastalığı
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın hem primer hemostaz (uzamış kanama zamanı) hem de sekonder hemostaz (uzamış aPTTaPTT) bulgularını ve aile öyküsünü en iyi açıklayan tanıdır. von Willebrand faktörü hem trombositlerin damar duvarına yapışmasını sağlar hem de plazmada Faktör VIII'i stabilize ederek yıkılmasını önler. Eksikliğinde hem kanama zamanı uzar hem de Faktör VIII düzeyi düştüğü için aPTTaPTT uzar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada burun kanaması, diş eti kanaması ve kolay morarma (mukokutanöz kanama) mevcut. Babada da benzer öykü olması otozomal dominant bir geçişi telkin eder.
Primer hemostaz bozukluklarında (trombosit veya damar duvarı sorunları) yüzeyel kanamalar ön plandadır.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Trombosit sayısı ve MPVMPV normaldir (Trombositopeni dışlandı). Kanama zamanı uzundur (Primer hemostaz kusuru var). PTPT normal, ancak aPTTaPTT uzundur.
Primer hemostaz bozukluğu ile birlikte aPTTaPTT uzaması görülen en klasik durum Faktör VIII taşıyıcılığı yapan von Willebrand faktörünün (vWF) eksikliğidir.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
Hem normal trombosit sayısı ile uzamış kanama zamanı, hem de eşlik eden Faktör VIII düşüklüğüne bağlı aPTTaPTT uzaması von Willebrand hastalığı Tip 1 tanısını koydurur.
Glanzmann veya Bernard-Soulier gibi diğer trombosit fonksiyon bozukluklarında pıhtılaşma testleri (PTPT, aPTTaPTT) normal saptanır.

Anahtar Kavram

von Willebrand Hastalığı Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

vWH şüphesi olan bir hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılacak bir sonraki basamak testi (Ristosetin kofaktör aktivitesi ve vWF antijen düzeyi) üzerine çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 276Soru

66 yaşında bir kız çocuk, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, sık tekrarlayan burun kanamaları ve vücudunda kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve kilo <3<3. persentilde saptanıyor. Ayrıca hastada mikrosefali ve gövdede yaygın sütlü kahve (café-au-lait) lekeleri olduğu görülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 102 fL102\text{ fL}, lökosit 2.100/mm32.100\text{/mm}^3, mutlak nötrofil sayısı 750/mm3750\text{/mm}^3, trombosit 28.000/mm328.000\text{/mm}^3 ve retikülosit %0.2\%0.2 olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fanconi aplastik anemisi

Cevap

Pansitopeniye eşlik eden boy kısalığı, mikrosefali ve café-au-lait lekeleri Fanconi aplastik anemisi tanısını koydurur.
Hastada görülen makrositik pansitopeni (düşük retikülosit ile birlikte) kemik iliği yetmezliğini gösterir. Boy kısalığı, mikrosefali ve café-au-lait lekeleri gibi karakteristik bulgular, otozomal resesif geçişli olan ve DNA onarım defekti ile karakterize Fanconi aplastik anemisinde klasik olarak görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik verilerin analizi
Hb 6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}, lökosit 2.100/mm32.100\text{/mm}^3 ve trombosit 28.000/mm328.000\text{/mm}^3 değerleri hastada pansitopeni olduğunu; düşük retikülosit (%0.2\%0.2) ve yüksek MCV (102 fL102\text{ fL}) ise bunun bir kemik iliği yetmezliğine bağlı makrositik anemi olduğunu gösterir.
Tanıya yaklaşımda ilk adım etkilenen hücre serilerini belirlemektir.
2
Fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi
Boy kısalığı, mikrosefali ve café-au-lait lekeleri hastada konjenital bir sendrom olduğunu düşündürür.
Kalıtsal kemik iliği yetmezliklerini edinilmiş olanlardan ayıran en önemli özellik fiziksel anomalilerdir.
3
Diferansiyel tanı ve sonuçlandırma
En sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromu olan Fanconi aplastik anemisi (FAA), genellikle 55-1010 yaşları arasında pansitopeni ile prezante olur ve bu vakadaki fiziksel bulguların çoğuyla örtüşür.
Klinik triad (pansitopeni + fiziksel anomali + makrositoz) FAA için klasiktir.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) klinik sunumu ve konjenital anomalileri

Daha Fazla Pratik

Fanconi aplastik anemisinde tanıyı kesinleştirmek için kullanılan altın standart testi (DEB/MMC ile uyarılmış kromozom kırılma testi) çalışmayı unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 277Soru

2222 aylık bir erkek çocuk, üç gündür devam eden ateş ve burun akıntısı şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde orofarenks hiperemik, vücut ısısı 38.4C38.4^{\circ}C saptanmıştır. Hastanın rutin kontrollerinde bakılan laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuç
Hemoglobin8.88.8 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6464 fL
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)%19.5\%19.5
Serum Demiri25μg/dL25 \mu g/dL
Total Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)310μg/dL310 \mu g/dL
Serum Ferritini45ng/mL45 ng/mL

Bu hastada mevcut laboratuvar bulguları ve klinik durum göz önüne alındığında, aneminin etiyolojisinde bir "demir eksikliği" bileşeninin bulunduğunu en güvenilir şekilde gösteren bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinde artış

Cevap

Serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinde artış saptanması, hastada enfeksiyon varlığına rağmen altta yatan demir eksikliğini gösteren en güvenilir bulgudur.
Doğru yanıt olan serum çözünür transferrin reseptöründe artış, vücutta fonksiyonel demir eksikliği olduğunda hücrelerin transferrin yakalamak için reseptör sayılarını artırması prensibine dayanır. Ferritinin aksine inflamatuar süreçlerden etkilenmediği için, bu vakada olduğu gibi enfeksiyonun eşlik ettiği durumlarda demir eksikliği anemisini kronik hastalık anemisinden ayıran en spesifik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hemogram verilerini analiz et
Hemoglobin 8.88.8 g/dL ve MCV 6464 fL olması mikrositik anemi olduğunu; RDW'nin %19.5\%19.5 (yüksek) olması ise anizositozu gösterir.
Mikrositik anemi ayırıcı tanısında ilk adım morfolojik indekslere bakmaktır.
2
Demir parametrelerini klinik tablo ile ilişkilendir
Serum demiri düşük (25μg/dL25 \mu g/dL), ancak ferritin normal (45ng/mL45 ng/mL) düzeydedir. Hastada ateşli bir ÜSYE mevcuttur.
Ferritin bir akut faz reaktanıdır ve enfeksiyon/inflamasyon varlığında demir depoları boş olsa dahi yalancı olarak yüksek veya normal çıkabilir.
3
Enfeksiyon varlığında en spesifik testi belirle
Serum çözünür transferrin reseptörü (sTfR) inflamasyondan etkilenmez, sadece demir eksikliğinde artar.
Klinik pratikte inflamasyon eşliğinde demir eksikliğini kanıtlamak için en değerli biyokimyasal tetkik sTfR düzeyidir.

Anahtar Kavram

Ferritin bir akut faz reaktanıdır; enfeksiyon varlığında demir eksikliği tanısı için inflamasyondan etkilenmeyen 'serum çözünür transferrin reseptörü' (sTfR) kullanılmalıdır.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar imkanları kısıtlıysa, enfeksiyon geçtikten 2-4 hafta sonra ferritin düzeyinin tekrarı veya retikülosit hemoglobin içeriği (CHr) bakılması da alternatif yöntemlerdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 278Soru

99 aylık bir erkek bebek, halsizlik, solukluk ve karın şişliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ileri derecede solukluk, hepatosplenomegali (karaciğer ve dalak kosta kenarını 55 cm geçiyor) ve frontal kemiklerde belirginleşme saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 5.25.2 g/dL, MCV 5454 fL, periferik yaymada ise yaygın hedef hücreleri ve çekirdekli eritrositler izleniyor. Bu hastada kesin tanı amacıyla istenen hemoglobin elektroforezinde en yüksek oranda saptanması beklenen hemoglobin fraksiyonu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HbF

Cevap

Hemoglobin F (HbF), beta-talasemi majör hastalarında en yüksek oranda bulunan fraksiyondur.
Hastanın kliniği ve laboratuvar verileri β\beta-talasemi majör (Cooley anemisi) tanısını koydurur. Bu hastalıkta β\beta-globin zincir sentezi yapılamadığı için normal hemoglobin olan HbA (α2β2 \alpha_2\beta_2 ) sentezlenemez. Bebeklik döneminde HbF'den HbA'ya geçişin tamamlanması gereken 66. aydan sonra derin anemi ortaya çıkar. Organizma eksikliği gidermek için HbF (α2γ2 \alpha_2\gamma_2 ) sentezini artırır; bu nedenle elektroforezde HbF düzeyi genellikle %90 \%90 'ın üzerindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Bebekte erken başlangıçlı ağır mikrositik anemi, hepatosplenomegali ve frontal kemiklerde belirginleşme (chipmunk facies) saptanmıştır.
Bu bulgular etkisiz eritropoez ve ekstramedüller hematopoeze işaret eden beta-talasemi majör tablosunu düşündürür.
2
Periferik yayma bulgularını yorumla.
Hedef hücreleri (target cells) ve çekirdekli eritrositlerin varlığı, şiddetli hemoglobinopatiyi destekler.
Eritrosit membranının hemoglobin içeriğine göre fazla olması hedef hücrelerine yol açar.
3
Patofizyolojik süreci tanısal testle ilişkilendir.
Beta-talasemi majörde beta-globin zincir sentezi yoktur veya çok azdır, bu nedenle HbA üretilemez.
Vücut, eksik olan beta zincirleri yerine gama zincirlerini kullanarak HbF (α2γ2) sentezini artırarak kompanse etmeye çalışır.

Anahtar Kavram

Beta-talasemi majörün klasik klinik tablosu ve tanısal hemoglobin elektroforezi profili.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi ile talasemi taşıyıcılığı arasındaki farkı vurgulayan RDW ve Mentzer indeksi sorularına çalışılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 279Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, akut gastroenterit nedeniyle reçete edilen bir ilaç kullanımı sonrası halsizlik ve idrar renginde belirgin koyulaşma şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde ikter ve hafif splenomegali saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.17.1 g/dL, retikülosit %10\%10 bulunmuş; periferik yaymada polikromazi ve "ısırılmış hücre" (bite cell) görünümleri izlenmiştir. Tanısal amaçla bakılan glukoz-66-fosfat dehidrogenaz (G6PD) enzim düzeyi normal sınırlarda saptanmıştır. Bu hastada enzim düzeyinin normal bulunmasının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriz sırasında enzim aktivitesi yüksek olan genç eritrositlerin ve retikülositlerin dolaşımda baskın hale gelmesi

Cevap

Kriz sırasında enzim aktivitesi yüksek olan genç eritrositlerin ve retikülositlerin dolaşımda baskın hale gelmesi
Doğru seçenek, G6PD eksikliğinde enzim aktivitesinin hücre yaşıyla ilişkisini açıklar. G6PD enzim düzeyi retikülositlerde ve genç eritrositlerde en yüksek seviyededir. Akut hemolitik kriz sırasında en düşük enzim düzeyine sahip yaşlı eritrositler hızla parçalanır. Kemik iliğinin bu duruma yanıt olarak dolaşıma saldığı yoğun retikülositler ve genç hücreler, total enzim aktivitesinin ölçümde normal görünmesine neden olur. Bu durum özellikle G6PD A- varyantında daha belirgindir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
İlaç tetiklemesi, ikter, ısırılmış hücreler (bite cells) ve hemoliz bulguları G6PD eksikliğine işaret eder.
Tanının G6PD eksikliği olduğunu doğrulamak için karakteristik bulguları birleştirmek gerekir.
2
Enzim kinetiğini değerlendirme
G6PD aktivitesi eritrositler yaşlandıkça doğal olarak azalır; eksikliği olan bireylerde bu azalma çok daha hızlıdır.
Hangi hücrelerin enzim eksikliğinden daha çok etkilendiğini anlamak önemlidir.
3
Yalancı normal sonucun nedenini belirleme
Kriz anında yaşlı (enzimi düşük) hücreler yıkılır ve yerlerine kemik iliğinden enzimi henüz yüksek olan retikülositler gelir.
Laboratuvar sonucunun neden hastanın durumuyla çeliştiğini açıklar.

Anahtar Kavram

G6PD Eksikliğinde Tanı Zamanlaması

Daha Fazla Pratik

G6PD eksikliğinde periferik yaymada görülen 'degmasit' (bite cell) ve 'blister cell' farkını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 280Soru

1212 aylık bir erkek çocuk, son iki aydır belirginleşen halsizlik ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden, bebeğin sadece anne sütü aldığı, ek gıdalara geçişte zorlandığı ve herhangi bir vitamin veya mineral desteği kullanmadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar ve avuç içleri soluk saptanıyor; diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen sonuçlar aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.28.2 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)5858 fL
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)%19\%19
Eritrosit Sayısı (RBC)3.5×106/μL3.5 \times 10^6/\mu L
Serum Demiri1515 μg/dL\mu g/dL
Serum Ferritin44 ng/mL
Toplam Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)480480 μg/dL\mu g/dL

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Beslenme öyküsü ve laboratuvar bulguları (düşük Hb, düşük MCV, yüksek RDW, düşük ferritin) temelinde en olası tanı demir eksikliği emojisidir.
Hastanın öyküsünde demir desteği almaması ve sadece anne sütü ile beslenmesi önemli bir risk faktörüdür. Laboratuvarda saptanan mikrositer anemiye eşlik eden düşük ferritin (<12<12 ng/mL), yüksek TDBK ve yüksek RDW bulguları demir eksikliği anemisi tanısı için karakteristiktir. Mentzer indeksinin 16.516.5 olması da talasemi taşıyıcılığından uzaklaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendir
Hb 8.28.2 g/dL ve MCV 5858 fL saptanması, hastada mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Anemi ayırıcı tanısında ilk adım morfolojik sınıflamadır.
2
Eritrosit indekslerini ve RDW değerini analiz et
RDW'nin yüksek (%19\%19) ve Mentzer indeksinin (MCV/RBC=16.5MCV/RBC = 16.5) 1313'ün üzerinde olması demir eksikliğini destekler.
Talasemi taşıyıcılığında RBC genellikle yüksek, Mentzer indeksi < 13 ve RDW normaldir.
3
Demir parametrelerini yorumla
Ferritinin çok düşük (44 ng/mL) ve TDBK'nın yüksek (480480 μg/dL\mu g/dL) olması tanıyı kesinleştirir.
Ferritin, vücut demir depolarını gösteren en özgül laboratuvar parametresidir.

Anahtar Kavram

Süt çocukluğu döneminde beslenme hatasına bağlı demir eksikliği anemisi ile talasemi taşıyıcılığı ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi tanısı alan bu hastada tedaviye yanıtın ilk göstergesi olan retikülosit krizi ne zaman beklenir?

Alternatif Yöntem

Mentzer İndeksi Formülü: MCV/RBCMCV / RBC. Sonuç >13> 13 ise Demir Eksikliği Anemisi, <13< 13 ise Talasemi Taşıyıcılığı lehinedir.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 14 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 14 | Examkin