Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 281Soru

Yedi yaşında erkek çocuk, sık tekrarlayan burun kanamaları (epistaksisepistaksis) ve diş eti kanaması şikayetleriyle getirilmiştir. Aile öyküsünde benzer pıhtılaşma bozukluğu tanımlanmayan hastanın laboratuvar incelemesinde kanama zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTTaPTT), trombosit sayısı ve fibrinojen düzeyi normal bulunmuştur. İzole protrombin zamanı (PTPT) yüksekliği (1818 saniye, kontrol 1212 saniye) saptanan bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör VIIVII eksikliği

Cevap

Faktör VIIVII eksikliği
İzole protrombin zamanı (PTPT) yüksekliği saptanan bir hastada, ekstrinsik yolun tek faktörü olan Faktör VIIVII eksikliği düşünülmelidir. Bu hastada aPTTaPTT'nin normal olması, intrinsik ve ortak yol faktörlerinin (X, V, II, I) normal olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini analiz et
İzole PTPT yüksekliği mevcut; aPTTaPTT, kanama zamanı ve trombositler normal.
Bu kombinasyon ekstrinsik pıhtılaşma yolunda bir defekt olduğunu gösterir.
2
Pıhtılaşma yollarını karşılaştır
İntrinsik yol (aPTTaPTT ile ölçülen) sağlamdır; ekstrinsik yol (PTPT ile ölçülen) bozuktur.
Ortak yol faktörleri (X, V, II, I) her iki testi de etkileyeceği için dışlanır.
3
Spesifik faktörü belirle
Sadece ekstrinsik yolda yer alan faktör VIIVII'dir.
Pıhtılaşma kaskadında izole PTPT uzamasına neden olan tek faktör eksikliği faktör VIIVII eksikliğidir.

Anahtar Kavram

İzole PTPT yüksekliğinde akla gelmesi gereken ilk pıhtılaşma bozukluğu Faktör VIIVII eksikliğidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 282Soru

1414 aylık bir erkek çocuk, karın şişliği ve huzursuzluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede batın sol kadranda, orta hattı geçen, fikse, irregüler yüzeyli ve sert bir kitle saptanıyor. Çekilen batın bilgisayarlı tomografisinde (BT) sol sürrenal bölge yerleşimli, içerisinde kalsifikasyonlar barındıran, abdominal aortayı çevreleyen (encasement) ancak lümenini daraltmayan bir kitle izleniyor. Sol böbreğin ise kitle tarafından aşağı ve dışa doğru itildiği (displace) ancak parankim bütünlüğünün korunduğu saptanıyor.

Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöroblastom

Cevap

Verilen klinik ve radyolojik bulgular (küçük yaş, orta hattı geçen irregüler kitle, kalsifikasyon ve vasküler ankasman) en çok nöroblastom tanısını desteklemektedir.
Doğru cevap olan nöroblastom seçeneği; hastanın yaşının küçük olması (<2< 2 yaş), kitlenin orta hattı geçmesi, irregüler yüzeyli ve sert yapıda olması ile BT'deki kalsifikasyon ve vasküler yapıları sarma (encasement) bulgularıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve fizik muayene bulgularını değerlendiriniz.
Hastanın 1414 aylık olması ve kitlenin irregüler olup orta hattı geçmesi nöroblastom lehinedir.
Nöroblastom genellikle 22 yaş altında görülürken, Wilms tümörü 343-4 yaşlarında pik yapar.
2
Görüntüleme bulgularındaki kalsifikasyon ve kitle-böbrek ilişkisini analiz ediniz.
Kitle içinde kalsifikasyon olması (%85\%85) ve böbreğin invaze edilmeden itilmesi (ekstrarenal kitle) nöroblastomu doğrular.
Wilms tümöründe kalsifikasyon nadirdir (%1015\%10-15) ve kitle böbrek parankiminden kaynaklanır (intrarenal).
3
Vasküler yapılarla olan ilişkiyi inceleyiniz.
Büyük damarların kitle tarafından çevrelemesi (encasement) nöroblastomun tipik radyolojik özelliğidir.
Wilms tümörü damarları çevrelemekten ziyade onları iterek yer değiştirir.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörü ayrımında yaş, kitlenin orta hattı geçme durumu, kalsifikasyon varlığı ve vasküler yapılarla olan ilişki (encasement vs. displacement) temel ayırt edici kriterlerdir.

Daha Fazla Pratik

Nöroblastomda yaş ve evreye bağlı prognoz kriterlerini (örneğin evre 4S4S) ve NmycN-myc amplifikasyonunun etkisini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

88 yaşında bir kız çocuk, son birkaç aydır giderek artan halsizlik ve diş eti kanamaları şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boy ve baş çevresi 3.3. persentilin altında saptanıyor. Gövdesinde birkaç adet sütlü kahve (cafeaulaitcafe-au-lait) lekesi ve sol el başparmağının aplazisi dikkate çarpıyor. Laboratuvar tetkiklerinde elde edilen sonuçlar aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}
Lökosit sayısı2.400/mm32.400\text{/mm}^3
Trombosit sayısı32.000/mm332.000\text{/mm}^3
Retikülosit oranı%0.3\%0.3
MCV105 fL105\text{ fL}

Bu hasta için en olası tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırık analizi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırık analizi
Hastanın klinik tablosu (pansitopeni, makrositoz) ve beraberindeki karakteristik fiziksel anomaliler (kısa boy, mikrosefali, sütlü kahve lekeleri ve başparmak yokluğu) tipik olarak Fanconi Aplastik Anemisini (FAA) işaret etmektedir. FAA tanısını kesinleştirmek için kullanılan en özgül yöntem, periferik kan lenfositlerinin diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C (MMC) gibi DNA çapraz bağlayıcı ajanlara maruz bırakılarak kromozom kırıklarının artışının gösterilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hastada pansitopeni (Hb, lökosit, trombosit düşüklüğü) ve makrositoz (yüksek MCV) saptanmıştır.
Kemik iliği yetmezliği tablolarını değerlendirmek için ilk adımdır.
2
Fizik muayene bulguları ile sendromik ilişki kurma
Kısa boy, mikrosefali, sütlü kahve lekeleri ve başparmak aplazisi, Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) için karakteristiktir.
Konjenital kemik iliği yetmezliği sendromlarını birbirinden ayırt etmek için fiziksel anomaliler kritiktir.
3
Tanıyı kesinleştirecek spesifik testin seçilmesi
DNA çapraz bağlayıcı ajanlara (DEB veya MMC) aşırı duyarlılığı gösteren kromozom kırık testi seçilir.
FAA tanısında altın standart yöntem kromozom instabilitesinin gösterilmesidir.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi'nde karakteristik fiziksel anomaliler ve kromozom kırık testi ile tanı konulması.
Soru 284Soru

Altı yaşında bir erkek çocuk, halsizlik ve vücudunda kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boy kısalığı, mikrosefali ve sağ başparmak hipoplazisi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.27.2 g/dL, lökosit sayısı 2,8002,800/mm³, trombosit sayısı 45,00045,000/mm³ ve retikülosit oranı %0.2\%0.2 olarak bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fanconi aplastik anemisi

Cevap

Fanconi aplastik anemisi
Hastada saptanan pansitopeni (Hb: 7.27.2 g/dL, lökosit: 2,8002,800/mm³, trombosit: 45,00045,000/mm³) ile birlikte eşlik eden başparmak hipoplazisi, boy kısalığı ve mikrosefali, kalıtsal bir kemik iliği yetmezliği sendromu olan Fanconi aplastik anemisi tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik tablonun değerlendirilmesi
Hemoglobin, lökosit ve trombosit sayılarının düşük olması (pansitopeni) ve retikülosit oranının düşük olması kemik iliği yetmezliğini gösterir.
Hastanın semptomlarının kaynağını belirlemek için öncelikle kan sayımı bulguları analiz edilmelidir.
2
Fizik muayene bulgularının ilişkilendirilmesi
Boy kısalığı, mikrosefali ve başparmak hipoplazisi, durumun kalıtsal bir sendroma bağlı olduğunu düşündürür.
Doğumsal anomaliler, edinsel nedenleri dışlayarak kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarına yönlendirir.
3
Tanının konulması
Pansitopeni ile başparmak anomalilerinin bir arada görüldüğü en yaygın tablo Fanconi aplastik anemisidir.
Kalıtsal pansitopeniler arasında iskelet anomalileriyle en sık birliktelik gösteren hastalık budur.

Anahtar Kavram

Kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarında fiziksel anomali-pancitopeni ilişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 285Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, bir hafta önce geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası, karlı havada dışarıda oynadıktan kısa bir süre sonra karın ağrısı, titreme ve koyu kırmızı-kahverengi idrar yapma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede belirgin solukluk ve hafif ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hb: 5.25.2 g/dL, Retikülosit: %1212, LDH: 18501850 U/L ve indirekt bilirubin yüksekliği saptanıyor. Direkt Coombs testi (polyspecific) (++) olup, monospecific testte sadece C3dC3d ile pozitiflik, IgGIgG ile negatiflik saptanıyor. Periferik yaymada eritrosit aglutinasyonu saptanmayan bu hastada kesin tanı için en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Donath-Landsteiner testi

Cevap

Paroksizmal Soğuk Hemoglobinürisi (PCH) tanısı için Donath-Landsteiner testi en uygun tetkiktir.
Hastanın klinik tablosu (soğuk maruziyeti sonrası ani hemoglobinüri) ve laboratuvar bulguları (C3dC3d pozitif, IgGIgG negatif Coombs testi) klasik bir Paroksizmal Soğuk Hemoglobinürisi (PCH) vakasıdır. Bu durum, eritrositlerdeki PP antijenine karşı gelişen ve soğukta bağlanan, sıcakta (37C37^{\circ}C) hemoliz başlatan bifazik IgGIgG yapısındaki Donath-Landsteiner antikorları ile karakterizedir. Kesin tanı bu antikorun gösterilmesiyle konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını sentezle.
Viral enfeksiyon sonrası soğuğa maruziyetle tetiklenen ani masif intravasküler hemoliz (koyu idrar, yüksek LDH) saptandı.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı hemoliz tipini ve tetikleyici faktörü belirlemektir.
2
Coombs profili yorumla.
Monospecific C3dC3d (++), IgGIgG (-) profili saptandı.
PCH'ye neden olan Donath-Landsteiner antikorları (IgGIgG yapısında), vücut ısısında eritrositlerden ayrılır ancak komplemanı (C3C3) sabitler, bu nedenle laboratuvarda sadece C3dC3d pozitifliği görülür.
3
Ayırıcı tanı yap.
Soğuk aglutinin hastalığı (CAD) aglutinasyon yokluğu ile, PNH ve G6PD eksikliği Coombs pozitifliği ile dışlandı.
Doğru testi seçmek için benzer semptomlu diğer hemolitik tablolar elenmelidir.
4
Kesin tanı testini belirle.
Donath-Landsteiner testi (bifazik hemoliz) seçildi.
PCH tanısında altın standart, antikorun soğukta bağlanıp sıcakta hemoliz yapma özelliğini gösteren bu testtir.

Anahtar Kavram

Paroksizmal Soğuk Hemoglobinürisi (PCH) ve Donath-Landsteiner (bifazik hemolizin) Antikoru

Daha Fazla Pratik

İmmün hemolitik anemilerin Coombs profillerine (sıcak IgGIgG, soğuk IgMIgM, bifazik IgGIgG) tekrar göz atın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 286Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk; son iki haftadır giderek artan öksürük, nefes darlığı ve boyun bölgesinde şişlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral servikal lenfadenopati, yüzde belirgin ödem ve göğüs duvarındaki yüzeyel venlerde genişleme saptanıyor. Akciğer grafisinde ön mediastinal kitle (timik büyüme) izlenen hastanın tam kan sayımında lökosit sayısı 185.000/mm3185.000/\text{mm}^3, hemoglobin 10.2 g/dL10.2\text{ g/dL} ve trombosit sayısı 75.000/mm375.000/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Bu klinik tablo ile başvuran hastanın kemik iliği aspirasyon örneğinde saptanması en olası immünofenotipik belirteçler aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD2, CD3, CD7

Cevap

En olası immünofenotipik belirteçler CD2, CD3 ve CD7'dir.
Vaka sunumunda belirtilen 1313 yaş, erkek cinsiyet, çok yüksek lökosit sayısı (185.000/mm3185.000/\text{mm}^3) ve ön mediastinal kitle (vena cava superior sendromuna yol açan timik büyüme) tipik T-hücreli ALL (T-ALL) tablosudur. T-hücreli ALL tanısında blastların yüzeyinde CD2, sitoplazmik veya yüzeyel CD3, CD5 ve CD7 gibi T-lenfosit serisine özgü belirteçlerin saptanması beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Adolesan yaş, yüksek lökosit (>100.000>100.000), mediastinal kitle (vena cava superior sendromu bulguları) saptandı.
T-hücreli Akut Lenfoblastik Lösemi (T-ALL), pediatrik lösemilerin yaklaşık %15\%15'ini oluşturur ve bu spesifik klinik prezentasyon ile karakterizedir.
2
Lösemi tipini belirle.
Hastanın tablosu T-hücreli ALL (T-ALL) ile tam uyumludur.
Mediastinal kitle (timik tutulum) T-ALL için patognomonik sayılabilecek kadar tipik bir bulgudur.
3
Hücre yüzey belirteçlerini eşleştir.
T-hücre belirteçleri olan CD2, CD3, CD5 ve CD7'nin pozitif olması beklenir.
İmmünofenotipleme, lösemi alt tiplerinin kesin ayrımında ve tedavi protokolünün belirlenmesinde altın standarttır.

Anahtar Kavram

T-hücreli ALL Klinik Prezentasyonu ve İmmünofenotipi
Soru 287Soru

On sekiz aylık bir erkek çocuk; yaklaşık iki haftadır devam eden iştahsızlık, düşük dereceli ateş ve giderek artan karın şişliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede batın sağ kadranda yerleşen, ağrısız, sert, düzensiz sınırlı ve orta hattı belirgin şekilde geçen bir kitle palpe ediliyor. Çekilen batın bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) kitlenin vasküler yapıları yerinden oynatmak yerine çevrelediği (anselman) ve içerisinde kaba kalsifikasyonlar barındırdığı gözleniyor.

Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöroblastom

Cevap

Nöroblastom
Nöroblastom, çocukluk çağının en sık görülen ekstrakraniyal solid tümörüdür. Sorudaki vakada kitlenin orta hattı geçmesi, vasküler yapıları çevrelemesi ve belirgin kalsifikasyon içermesi nöroblastomu Wilms tümöründen ayıran en karakteristik özelliklerdir. Ayrıca sistemik bulguların (ateş, iştahsızlık) varlığı da nöroblastomun metastatik veya lokal ileri evreleri ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kitle özelliklerini analiz et
Düzensiz sınırlı, sert ve orta hattı geçen kitle saptandı.
Nöroblastom tipik olarak orta hattı geçerken, Wilms tümörü genellikle orta hatta durur.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
Damarları çevreleme (anselman) ve kalsifikasyon görüldü.
Nöroblastom damarları çevreler; Wilms tümörü ise damarları iterek yer değiştirir. Ayrıca nöroblastomda kalsifikasyon görülme oranı %85 iken Wilms'te %15 civarındadır.
3
Klinik ve epidemiyolojik verileri birleştir
18 aylık erkek çocuk ve sistemik bulgular (ateş, iştahsızlık) nöroblastomu destekler.
Nöroblastom tanı yaşı Wilms tümörüne göre genellikle daha küçüktür (medyan yaş 22 ay vs 3-4 yaş).

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörü ayrımında kitlenin orta hattı geçmesi, kalsifikasyon varlığı ve vasküler yapılara olan etkisi temel ayırt edici özelliklerdir.

Alternatif Yöntem

Akılda tutma yöntemi: Nöroblastom 'N' harfi ile başlar; 'Non-smooth' (Düzensiz), 'Near midline' (Orta hattı geçer), 'Nodes/N-myc' (Lenf nodu/Genetik) ve 'N-veloping' (Damarları çevreler) şeklinde kodlanabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 288Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, son 11 haftadır giderek şiddetlenen sırt ağrısı ve son 2424 saattir bacaklarında gelişen güçsüzlük şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 33 yıl önce tedavi edilmiş nöroblastom mevcuttur. Fizik muayenede alt ekstremitelerde kas gücü 4/54/5, derin tendon reflekslerinde artış ve göbek hizasında (T10T10 dermatomu) duyu kaybı saptanıyor. Spinal kord basısı şüphesiyle kesin tanısal görüntüleme planlanan bu hastada, nörolojik hasarı önlemek amacıyla yapılması gereken en öncelikli tedavi adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz intravenöz deksametazon başlanması

Cevap

Onkolojik bir acil olan spinal kord basısı şüphesinde, nörolojik hasarı minimize etmek için ilk yapılması gereken müdahale yüksek doz intravenöz deksametazon başlanmasıdır.
Onkolojik hastalarda yeni gelişen sırt ağrısı ve nörolojik bulgular (güç kaybı, duyu seviyesi) aksi kanıtlanana kadar spinal kord basısı olarak kabul edilir. Bu durumda altın standart inceleme MRG olsa da, görüntüleme planlanırken kaybedilen sürede nöronal hasarı önlemek için 'vazojenik ödemi azaltan' yüksek doz deksametazon başlanması en öncelikli hayat kurtarıcı ve fonksiyon koruyucu adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kliniği ve onkolojik öyküsü (nöroblastom) ile spinal kord basısını değerlendir.
Sırt ağrısı, paraparezi ve duyu seviyesi (T10T10) bası lehine bulgulardır.
Tanısal şüphe, acil yönetimin ilk basamağıdır.
2
Yüksek doz intravenöz deksametazon uygula.
Tümör çevresindeki vazojenik ödem azalır ve kord üzerindeki baskı hafifler.
Kalıcı nörolojik hasarı (paralizi) önlemek için medikal dekompresyon en hızlı yöntemdir.
3
Acil radyolojik görüntüleme (tercihen tüm spinal MRG) planla.
Basının seviyesi ve nedeni kesinleştirilir.
Kesin tedavi planı (cerrahi vs. radyoterapi) görüntüleme sonucuna göre yapılır.

Anahtar Kavram

Onkolojik acillerde spinal kord basısı yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Üst vena kava sendromu gelişen bir hastada ilk yaklaşım ve kaçınılması gereken pozisyonları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 289Soru

4 yas¸ında4\text{ yaşında} bir kız çocuk; yaklaşık 2 haftadır2\text{ haftadır} devam eden ateş, bacak ağrısı, halsizlik ve vücudunda morluklar şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde solukluk, yaygın peteşi ve ekimozlar ile kot kavsini 4 cm4\text{ cm} geçen hepatosplenomegali saptanıyor. Batın muayenesinde başka kitle izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}, lökosit 4.500/μL4.500/\mu\text{L} ve trombosit 22.000/μL22.000/\mu\text{L} bulunuyor. Kemik iliği aspirasyonunda %85\%85 oranında; sitoplazması dar, "blok" tarzında PAS (Periodic Acid Schiff) pozitifliği gösteren blastlar izleniyor. Akım sitometrisinde blastların CD10 ve TdT pozitif olduğu saptanıyor.

Bu hastanın yönetimi ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünsüpresif tedavi süreci nedeniyle, hastanın ev halkı ve yakın temaslılarına canlı çocuk felci aşısı (OPA) uygulanması kontrendikedir.

Cevap

İmmünsüpresif tedavi alan hastaların temaslılarına canlı çocuk felci aşısı (OPA) yapılmamalıdır.
Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) gibi immün yetmezliğe yol açan hastalıklarda veya kemoterapi alan hastalarda, ev içi temaslılara canlı polio aşısı (OPA) yapılması, aşı virüsünün hastaya bulaşarak enfeksiyon riski oluşturması nedeniyle kontrendikedir. Bunun yerine inaktif polio aşısı (İPA) uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
4 yaşında çocukta kemik ağrısı, HSM, pansitopeni ve CD10/TdT/PAS blok pozitif blastlar saptanmıştır.
Bu bulgular çocukluk çağının en sık malignitesi olan Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısını koydurur.
2
Prognostik ve yönetimsel faktörleri değerlendir
ALL hastalarında immünsüpresyon nedeniyle canlı aşı yönetimi ve sitogenetik faktörler kritiktir.
Tedavi altındaki hastaların yakın temaslılarına virüs saçılımı riski nedeniyle canlı polio aşısı yapılmaz.

Anahtar Kavram

Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısında CD10/TdT pozitifliği ve PAS blok pozitifliği esastır; yönetimde canlı aşı kontrendikasyonları hayati önem taşır.
Soru 290Soru

44 yaşında bir kız çocuk, son 11 aydır dengesizlik ve sık düşme şikayetleriyle getiriliyor. Nörolojik muayenede trunkal ataksi ve dismetri saptanıyor. Beyin MRG’de serebellar hemisfer yerleşimli, heterojen kontrast tutan kitle izleniyor. Total rezeksiyon sonrası patolojik tanı "Sonic Hedgehog (SHH) alt grubu, desmoplastik medulloblastom" olarak raporlanıyor. Ayrıntılı aile öyküsünde; annesinin 2828 yaşında meme kanseri tanısı aldığı, 1010 yaşındaki abisinin ise daha önce osteosarkom nedeniyle tedavi gördüğü öğreniliyor. Bu klinik tablo ve aile öyküsü birlikte değerlendirildiğinde, hastada aşağıdaki genlerin hangisinde germ-hattı mutasyonu saptanma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TP53

Cevap

TP53 mutasyonu, hastanın ailesindeki meme kanseri ve osteosarkom öyküsü (Li-Fraumeni sendromu) ile hastadaki SHH alt grubu medulloblastom birlikteliğini en iyi açıklayan genetik defekttir.
Doğru yanıt olan TP53 gen mutasyonu, Li-Fraumeni sendromunun nedenidir. Li-Fraumeni sendromu; meme kanseri, yumuşak doku sarkomları, osteosarkom, adrenokortikal karsinom ve beyin tümörleri (özellikle SHH alt grubu medulloblastom) ile karakterizedir. Sorudaki aile öyküsü bu spektruma tam uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki santral sinir sistemi tümörünün tipini ve moleküler alt grubunu belirle.
Hasta, desmoplastik morfolojiye sahip ve Sonic Hedgehog (SHH) sinyal yolu aktivasyonu gösteren bir medulloblastoma sahiptir.
Tedavi planı ve genetik danışmanlık için tümörün moleküler alt grubunun bilinmesi kritiktir.
2
Aile öyküsündeki kanser paternini analiz et.
Anne (meme kanseri) ve abi (osteosarkom) öyküsü, otozomal dominant geçişli bir kanser yatkınlık sendromu olan Li-Fraumeni sendromuna işaret eder.
Çocukluk çağı tümörlerinde aile öyküsü, altta yatan germ-hattı mutasyonlarını saptamak için rehberdir.
3
Tümör alt grubu ile genetik sendromu eşleştir.
SHH-aktive medulloblastomlar, özellikle TP53 mutasyonu ile birlikte olduklarında Li-Fraumeni sendromunun bir parçasıdır.
Doğru genetik testin istenmesi için spesifik gen-fenotip ilişkisinin kurulması gerekir.

Anahtar Kavram

Medulloblastoma alt grupları ve ilişkili kanser yatkınlık sendromları.

Daha Fazla Pratik

Medulloblastomun diğer moleküler alt grupları olan WNT, Grup 3 ve Grup 4'ün prognostik farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 291Soru

Tekrarlayan derin ven trombozu öyküsü olan bir çocukta yapılan laboratuvar incelemelerinde, aktive protein CC direnci (APCRAPCR) saptanmıştır. Bu hastada saptanması en olası genetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör VV Leiden mutasyonu

Cevap

Aktive protein CC direncinin en sık nedeni Faktör VV Leiden mutasyonudur.
Faktör VV Leiden mutasyonu, Faktör VV molekülündeki Arg506GlnArg506Gln değişimi sonucu oluşur. Bu değişim, aktive protein CC'nin (APCAPC) Faktör VaVa'yı parçalayıp inaktive edeceği bölgeyi bozar. Sonuç olarak laboratuvar testlerinde plazmaya dışarıdan APCAPC eklendiğinde aPTTaPTT süresinin beklenen oranda uzamamasına, yani 'Aktive Protein C Direnci'ne neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgusunu analiz et.
Hastada tromboz öyküsü ve laboratuvarda aktive protein CC direnci (APCRAPCR) mevcuttur.
APC direnci, plazmaya aktive protein CC eklendiğinde beklenen pıhtılaşma süresi uzamasının gerçekleşmemesidir.
2
Direncin mekanizmasını ve en sık nedenini hatırla.
Faktör VV molekülündeki tek bir aminoasit değişimi (Arg506Gln), protein CC'nin bu faktörü parçalamasını engeller.
Bu durum dünyada ve ülkemizde kalıtsal trombofilinin en sık görülen nedenidir.

Anahtar Kavram

Faktör VV Leiden Mutasyonu ve Aktive Protein CC Direnci

Alternatif Yöntem

Laboratuvarda 'APC direnci' ifadesi görüldüğünde ilk akla gelmesi gereken tanı her zaman Faktör V Leiden mutasyonudur; bu TUS için anahtar bir eşleştirmedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 292Soru

1313 yaşında erkek çocuk, son 1010 gündür giderek artan nefes darlığı ve yüzünde şişlik şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde pletorik yüz görünümü, her iki servikal bölgede ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler ve göğüs ön duvarında venöz dolgunluk saptanıyor. Akciğer grafisinde geniş ön mediastinal kitle saptanan bu hastada, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T-hücreli lenfoblastik lenfoma

Cevap

Hızlı seyirli ön mediastinal kitle ve superior vena kava sendromu tablosu çizen bu hastada en olası tanı T-hücreli lenfoblastik lenfomadır.
T-hücreli lenfoblastik lenfoma, pediatrik yaş grubunda Non-Hodgkin lenfomaların yaklaşık %30'unu oluşturur. Özellikle adolesan erkeklerde, hızla büyüyen ön mediastinal kitleye bağlı olarak plevral efüzyon, nefes darlığı ve superior vena kava sendromu (yüzde ödem, venöz dolgunluk) ile acil servise başvurular sıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Nefes darlığı, pletorik yüz ve venöz dolgunluk superior vena kava (SVC) sendromuna işaret eder.
Ön mediastendeki kitlenin venöz dönüşü engellemesi bu tabloyu oluşturur.
2
Radyolojik bulgunun yorumlanması
Akciğer grafisindeki ön mediastinal kitle, çocukluk çağında lenfoma lehinedir.
Ön mediastinal bölge T-hücreli lenfoblastik lenfomanın primer yerleşim yeridir.
3
Tanısal eşleştirme
T-hücreli lenfoblastik lenfoma tanısı konulur.
Adolesan erkek, akut solunum sıkıntısı, ön mediastinal kitle üçlüsü T-hücreli lenfoblastik lenfoma için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Pediatrik T-hücreli lenfoblastik lenfoma tipik olarak adolesan erkeklerde, ön mediastinal kitle ve superior vena kava sendromu ile prezente olur.
Soru 293Soru

1010 yaşında kız çocuk, elektif tonsillektomi operasyonu öncesi yapılan rutin laboratuvar taramasında pıhtılaşma testlerinde anormallik saptanması üzerine konsülte ediliyor. Hastanın özgeçmişinde ara sıra olan diş eti kanamaları dışında anlamlı bir kanama öyküsü bulunmuyor ve aile öyküsünde benzer bir şikayet tanımlanmıyor. Yapılan fizik muayenesinde ekimoz, peteşi veya hematom saptanmıyor.

Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TestSonuçReferans Aralık
Protrombin Zamanı (PT)2626 saniye111411-14 saniye
Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı (aPTT)5555 saniye253525-35 saniye
Trombin Zamanı (TT)1616 saniye141914-19 saniye
Karışım (Mixing) PT1313 saniye-
Karışım (Mixing) aPTT3131 saniye-

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör X eksikliği

Cevap

Faktör X eksikliği
Hem PT hem de aPTT'nin uzaması, pıhtılaşma kaskadının ortak yolunda (X,V,II,IX, V, II, I) bir sorun olduğunu gösterir. Karışım (mixing) testi ile değerlerin normale dönmesi, tablonun bir inhibitörden değil, faktör eksikliğinden kaynaklandığını doğrular. Trombin zamanının (TT) normal olması fibrinojen sorunlarını (Afibrinojenemi vb.) dışladığı için, ortak yolda yer alan pıhtılaşma faktörü olan Faktör X eksikliği en olası tanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
PT ve aPTT test sonuçlarını değerlendir
Hem PT hem de aPTT belirgin şekilde uzamıştır.
Hem intrinsik hem de ekstrinsik yolun ortaklaştığı 'ortak yol' (faktör X,V,II,IX, V, II, I) elemanlarından birinde sorun olduğunu gösterir.
2
Trombin Zamanı (TT) sonucunu analiz et
TT normal sınırlardadır.
Fibrinojen (Faktör I) miktarında veya işlevinde anlamlı bir bozukluk olmadığını gösterir; bu da sorunun daha üst basamaklarda (Faktör X,VX, V veya IIII) olduğunu düşündürür.
3
Karışım (Mixing) testi sonuçlarını yorumla
Hem PT hem de aPTT 1:11:1 normal plazma ile tamamen düzelmiştir.
Dolaşımda bir inhibitör (antikoagülan) varlığını dışlar ve tanının bir pıhtılaşma faktörü eksikliği olduğunu kesinleştirir.
4
Seçenekler arasında ortak yol faktörlerini belirle
Verilen seçenekler arasında hem PT hem de aPTT uzatan tek faktör eksikliği Faktör X eksikliğidir.
Faktör XI,IXXI, IX ve XIIXII sadece intrinsik yolu (aPTT) etkiler. Von Willebrand hastalığı ise PT uzamasına yol açmaz.

Anahtar Kavram

Ortak yol (Common pathway) faktör eksikliklerinin laboratuvar tanısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 294Soru

4 yaşında bir erkek çocuk, tekrarlayan burun kanaması ve diş eti kanaması şikayetiyle çocuk hematoloji polikliniğine getiriliyor. Öyküsünden bebeklik döneminden itibaren vücudunda kolay morarma olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde yaygın peteşi ve ekimozlar saptanırken; organomegali veya lenfadenopati saptanmıyor.

Laboratuvar incelemeleri:
- Hemoglobin: 11,5g/dL11,5 \, g/dL
- Beyaz küre: 7.200/mm37.200/mm^3
- Trombosit sayısı: 35.000/mm335.000/mm^3
- MPV: 14,8fL14,8 \, fL (Normal: 711fL7-11 \, fL)
- Kanama zamanı: 1515 dakika (Normal: 272-7 dakika)
- PT: 12,612,6 saniye (Normal: 111411-14 saniye)
- aPTT: 3131 saniye (Normal: 253525-35 saniye)

Periferik yaymada trombositlerin sayıca az olduğu ancak morfolojik olarak belirgin şekilde büyük, yer yer lenfosit boyutuna ulaştığı gözleniyor. Trombosit agregasyon testinde; ADP, kollajen ve epinefrin ile agregasyon normal iken, ristosetin ile agregasyon saptanmıyor. Ristosetin ile agregasyon bozukluğunun normal plazma ilavesiyle düzelmediği görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bernard-Soulier Sendromu

Cevap

Bernard-Soulier Sendromu
Vakadaki çocukta görülen mukoza kanamaları, trombositopeni, dev trombosit morfolojisi (yüksek MPV) ve ristosetin ile agregasyon olmaması Bernard-Soulier sendromunun klasik bulgularıdır. Özellikle ristosetin agregasyon kusurunun normal plazma ilavesiyle düzelmemesi, GpIb/IX/V reseptör kompleksinin eksik olduğunu kanıtlar ve von Willebrand hastalığından kesin ayrımı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenmesi
Hastada mukoza kanamaları, uzamış kanama zamanı ve normal PT/aPTT değerleri ile karakterize bir primer hemostaz bozukluğu mevcuttur.
Primer hemostaz bozukluklarında kanama zamanı uzarken, koagülasyon faktörleri (PT/aPTT) genellikle normal kalır.
2
Trombosit sayısı ve morfolojisinin değerlendirilmesi
Trombositopeni (35.000/mm335.000/mm^3) ve yüksek MPV (14,8fL14,8 \, fL) ile dev trombositlerin varlığı saptanmıştır.
Bernard-Soulier sendromunda GpIb/IX/V reseptör eksikliğine bağlı olarak dev trombositler ve hafif-orta derecede trombositopeni görülür.
3
Agregasyon testlerinin ve plazma düzeltme sonucunun yorumlanması
Ristosetin agregasyon kusurunun normal plazma ile düzelmemesi, sorunun plazmadaki bir eksiklikten (vWF) değil, trombosit üzerindeki reseptörden kaynaklandığını gösterir.
Normal plazma ilavesi vWF sağlar; eğer düzelme olmazsa sorun GpIb reseptöründedir (Bernard-Soulier).

Anahtar Kavram

Bernard-Soulier sendromu; trombositopeni, dev trombositler ve ristosetin ile agregasyon olmaması (normal plazma ile düzelmeyen) üçlüsüyle tanınır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 295Soru

1313 yaşında bir kız hasta, son bir haftadır devam eden öksürük ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde bilateral interstisyel infiltrasyon saptanarak atipik pnömoni tanısı alıyor. Tedavisi sürerken hastada aniden belirginleşen solukluk, hafif ikter ve soğuk havalarda el parmak uçlarında morarma (akrosiyanoz) fark ediliyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.87.8 g/dL, indirekt bilirubin 3.23.2 mg/dL ve retikülosit %\% 12 saptanıyor. Periferik yaymada eritrositlerde belirgin otoaglütinasyon gözleniyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için yapılması gereken direkt antiglobulin (Coombs) testinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadece C3dC3d pozitifliği

Cevap

Direkt Coombs testinde sadece C3d pozitifliğinin saptanması
Hastanın atipik pnömoni tanısı alması, ani gelişen hemoliz bulguları ve soğukta tetiklenen akrosiyanoz tablosu Mycoplasma pneumoniae enfeksiyonuna ikincil gelişen Soğuk Aglütinin Hastalığı'nı (CAD) düşündürür. Bu tabloda patogenezden sorumlu olan antikorlar IgM yapısındadır. IgM antikorları düşük ısılarda eritrositlere bağlanıp komplemanı fikse ederler. Ancak test sırasında örnek ısıtıldığında IgM'ler eritrosit yüzeyinden ayrılırken, kompleman (C3d) yüzeyde bağlı kalmaya devam eder. Bu nedenle direkt Coombs testinde sadece C3d pozitifliği saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını birleştir
Atipik pnömoni (Mycoplasma) + Akut hemoliz + Akrosiyanoz + Otoaglütinasyon
Bu tablo klasik olarak Soğuk Aglütinin Hastalığı'na (CAD) işaret eder.
2
İmmünolojik mekanizmayı analiz et
IgM tipi antikorlar ve kompleman aktivasyonu
Soğuk aglütininler IgM yapısındadır ve eritrosit yüzeyinde kompleman kaskadını tetikler.
3
Laboratuvar bulgusunu belirle
Direkt Coombs testinde C3d pozitifliği, IgG negatifliği
IgM antikorları oda sıcaklığında (test aşamasında) eritrositten ayrılır, geriye sadece bağladığı kompleman (C3d) kalır.

Anahtar Kavram

Soğuk Aglütinin Hastalığı (Cold Agglutinin Disease - CAD) ve Mycoplasma pneumoniae ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

Beş yaşında bir kız çocuk, tekrarlayan diş eti kanamaları ve bacaklarında kendiliğinden oluşan yaygın morluklar şikayetiyle çocuk hematoloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde çok sayıda peteşi ve ekimoz saptanıyor; hepatosplenomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralık
Hemoglobin12,2g/dL12,2 g/dL11,513,511,5 - 13,5
Lökosit sayısı7.100/μL7.100/\mu L5.00012.0005.000 - 12.000
Trombosit sayısı45.000/μL45.000/\mu L150.000450.000150.000 - 450.000
MPV15,8fL15,8 fL7117 - 11
PT12,8sn12,8 sn111411 - 14
aPTT32sn32 sn253525 - 35
Kanama Zamanı15dk15 dk272 - 7

Periferik yayma incelemesinde lenfositlerle benzer büyüklükte, ileri derecede iri (dev) trombositler izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bernard-Soulier sendromu

Cevap

Bernard-Soulier sendromu
Hastadaki trombositopeni, ileri derecede uzamış kanama zamanı ve periferik yaymada saptanan lenfosit büyüklüğündeki dev trombositler, von Willebrand faktör reseptörü olan GpIb-IX-V kompleksinin eksikliği ile karakterize Bernard-Soulier sendromu tanısını doğrular. Bu hastalıkta ristosetin ile agregasyon gerçekleşmez ve normal plazma eklenmesiyle bu durum düzelmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Peteşi, ekimoz ve mukozal kanama (diş eti), primer hemostaz bozukluğuna işaret eder.
Organomegali olmaması malignite veya depo hastalıklarını dışlamaya yardımcı olur.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Trombosit sayısı düşük (45.000/μL45.000/\mu L), kanama zamanı uzamış, PT ve aPTT normal.
Primer hemostaz bozukluğu (trombosit sayısı veya fonksiyonu ile ilgili) olduğu teyit edilir.
3
Trombosit morfolojisinin incelenmesi
MPV'nin yüksek olması (15,8fL15,8 fL) ve periferik yaymada lenfosit boyutunda dev trombositlerin görülmesi.
Bu bulgu, ITP'den ziyade genetik geçişli dev trombosit sendromlarını (özellikle Bernard-Soulier) ön plana çıkarır.

Anahtar Kavram

Bernard-Soulier sendromu, GpIb-IX-V reseptör eksikliği sonucu gelişen, trombositopeni ve dev trombositlerle seyreden bir primer hemostaz bozukluğudur.

Daha Fazla Pratik

Bernard-Soulier sendromu ile von Willebrand hastalığı arasındaki ayırıcı tanıda ristosetin agregasyon testi ve plazma düzeltme testinin önemini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 297Soru

66 yaşında, Orak Hücreli Anemi (HbSSHbSS) tanısıyla izlenen bir çocuk hasta; son 33 gündür devam eden yüksek ateş, halsizlik ve giderek artan solukluk şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar ileri derecede soluk saptanıyor, ancak yeni gelişen bir organomegali veya hassasiyet saptanmıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuçHastanın Bazal Değeri
Hemoglobin4.54.5 g/dL8.18.1 g/dL
Retikülosit%0.1\%0.1%11\%11
İndirekt Bilirubin1.11.1 mg/dL3.23.2 mg/dL
LDH350350 U/L780780 U/L

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki bu akut tablodan sorumlu olan en olası etken veya mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parvovirus B19 enfeksiyonuna bağlı aplastik kriz

Cevap

Parvovirus B19 enfeksiyonuna bağlı aplastik kriz
Doğru cevap olan aplastik kriz, kronik hemolitik anemisi olan hastalarda eritrosit ömrünün kısalığı nedeniyle kemik iliği üretiminin durmasına (genellikle Parvovirus B19 nedeniyle) karşı toleransın olmaması durumudur. Vakada hemoglobinin bazalin altına düşmesi, beraberinde retikülositin %0.1\%0.1 gibi çok düşük bir düzeye inmesi (retikülositopeni) ve hemoliz belirteçlerinin (bilirubin, LDH) artmaması, aksine azalması tipik aplastik kriz bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin düzeyindeki değişimi değerlendir
Hastanın hemoglobini bazal değeri olan 8.18.1 g/dL'den 4.54.5 g/dL'ye düşmüş.
Akut bir anemi tablosunun varlığını doğrulamak için bazal değerle karşılaştırma yapılmalıdır.
2
Kemik iliği yanıtını (retikülosit) analiz et
Retikülosit oranı %0.1\%0.1 (retikülositopeni) saptanmış.
Orak hücreli anemi gibi kronik hemolitik süreçlerde kemik iliğinin beklenen yanıtı retikülositozdur. Retikülositopeni, eritrosit üretiminin durduğunu (aplaziyi) gösterir.
3
Yıkım belirteçlerini (bilirubin, LDH) kontrol et
İndirekt bilirubin ve LDH değerleri hastanın bazal değerlerinin bile altına inmiş.
Eğer tablo bir hemoliz artışı (sekestrasyon veya hiperhemoliz) olsaydı, bu değerlerin yükselmesi gerekirdi. Düşük değerler hemolizin artmadığını, aksine üretimin durduğunu destekler.
4
Klinik muayene bulgularıyla birleştir
Splenomegali saptanmaması, sekestrasyon krizini dışlar.
Aplastik krizde organomegali beklenmez, ana bulgu derin solukluk ve üretim durmasına bağlı semptomlardır.

Anahtar Kavram

Orak hücreli anemide aplastik kriz (Parvovirus B19), derin retikülositopeni ve bilirubin artışının olmaması ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Orak hücreli anemide retikülositoz ile giden ani hemoglobin düşüşü nedenlerini (sekestrasyon, hiperhemoliz) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 298Soru

33 yaşındaki bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden iştahsızlık, çabuk yorulma ve son zamanlarda belirginleşen yürüme güçlüğü şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden beslenmesinin yaşına uygun olduğu, vejetaryen diyet uygulanmadığı ve herhangi bir kronik hastalık tanısının olmadığı öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin solukluk, dilde papillalarda silinme (atrofik glossit) ve derin tendon reflekslerinde azalma saptanmıştır. Laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

İncelemeSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}11.514.511.5 - 14.5
MCV112 fL112\text{ fL}779577 - 95
RDW%19\%19<%14.5< \%14.5
Retikülosit%0.5\%0.5%0.51.5\%0.5 - 1.5
İdrar Analizi+2+2 ProteinüriNegatif

Periferik yaymada makrositoz ve hipersegmente nötrofiller izlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmerslund-Gräsbeck sendromu

Cevap

İmerslund-Gräsbeck sendromu (Selektif Vitamin B12B_{12} Malabsorbsiyonu ve Proteinüri)
İmerslund-Gräsbeck sendromu (selektif kobalamin malabsorbsiyonu), ileumdaki cubilin veya amnionless reseptörlerindeki mutasyonlar sonucu gelişir. Bu reseptörler aynı zamanda proksimal renal tübüllerde de bulunduğu için hastalarda megaloblastik anemiye ek olarak benign (nefrotik düzeyde olmayan) proteinüri görülür. Olguda diyetin normal olması (alımın yeterli olduğunu gösterir), nörolojik bulgular (vitamin B12B_{12} eksikliği) ve proteinüri varlığı bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik verilerin analizi
Düşük hemoglobin (7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}), yüksek MCV (112 fL112\text{ fL}) ve hipersegmente nötrofiller, makrositik/megaloblastik anemi tablosunu gösterir.
Hastanın anemisinin morfolojik tipini belirlemek için gereklidir.
2
Klinik ipuçlarının değerlendirilmesi
Beslenmenin normal olması diyetle B12B_{12} veya folat eksikliğini dışlar. Derin tendon reflekslerinde azalma vitamin B12B_{12} eksikliğine bağlı nörolojik tutulumu düşündürür.
Eksikliğin nedenini (alım eksikliği vs. emilim bozukluğu) ayırt etmek için gereklidir.
3
Renal bulgunun entegrasyonu
+2+2 proteinüri varlığı, megaloblastik anemi nedenleri arasında ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.
Megaloblastik anemi ile seyreden nadir sendromlar arasında ayrım yapmak için gereklidir.
4
Tanının konulması
Megaloblastik anemi + B12B_{12} emilim bozukluğu + Proteinüri triadı İmerslund-Gräsbeck sendromu ile uyumludur.
Tüm bulguları açıklayan tek klinik tablo budusur.

Anahtar Kavram

İmerslund-Gräsbeck sendromunda kobalamin-intrinsik faktör reseptörü (Cubilin/Amnionless kompleksi) hem ileumda hem de proksimal renal tübüllerde eksprese edildiği için selektif emilim bozukluğu ve proteinüri bir arada görülür.

Daha Fazla Pratik

Vitamin B12B_{12} eksikliğinde metilmalonil-KoA ve homosistein düzeylerinin tanıdaki değerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 299Soru

1818 aylık erkek çocuk, halsizlik ve son zamanlarda fark edilen toprak yeme (pika) şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden beslenmesinin ağırlıklı olarak çay ve karbonhidrat odaklı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar ve avuç içleri soluk saptanıyor, başka patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.28.2 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6262 fL
Eritrosit sayısı (RBC)3.8×1012/L3.8 \times 10^{12}/L
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)%18\%18
Serum demiri2020 µg/dL
Serum ferritin55 ng/mL
Toplam Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)450450 µg/dL

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Verilen laboratuvar bulguları (düşük ferritin, yüksek TDBK, yüksek RDW ve Mentzer indeksi >13> 13) ışığında en olası tanı demir eksikliği memesidir.
Hastada saptanan düşük hemoglobin ve mikrositoz (düşük MCV) ile birlikte, demir depolarının boş olduğunu gösteren çok düşük ferritin (<1215<12-15 ng/mL) ve demir açlığını gösteren yüksek TDBK değerleri demir eksikliği anemisi tanısını kesinleştirir. Ayrıca Mentzer indeksinin (16.316.3) 1313'ten büyük olması ve RDW değerinin yüksek olması bu tanıyı destekleyen klasik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi varlığını ve tipini belirle
Hb 8.28.2 g/dL (düşük) ve MCV 6262 fL (düşük) olması mikrositer anemiyi gösterir.
Yaşa göre hemoglobin ve MCV alt sınırların altındadır.
2
Ayırıcı tanı için RDW ve Mentzer indeksini hesapla
RDW %18\%18 (yüksek). Mentzer indeksi = MCV/RBC=62/3.8=16.3MCV / RBC = 62 / 3.8 = 16.3.
Mentzer indeksinin 1313 üzerinde olması demir eksikliğini, 1313 altında olması talasemi taşıyıcılığını destekler.
3
Demir parametrelerini yorumla
Ferritin 55 ng/mL (çok düşük), TDBK 450450 µg/dL (yüksek).
Ferritin düşüklüğü demir depolarının tükendiğini gösteren en spesifik belirteçtir.

Anahtar Kavram

Pediatrik mikrositer anemilerin ayırıcı tanısında ferritin, TDBK, RDW ve Mentzer indeksi kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 300Soru

5 yaşında bir kız çocuk, iştahsızlık ve toprak yeme şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Beslenme öyküsünde karbonhidrat ağırlıklı beslendiği ve kırmızı et tüketiminin yetersiz olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede konjonktivalarda solukluk ve hafif taşikardi saptanıyor.

Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9.5 g/dL9.5 \text{ g/dL}11.513.511.5 - 13.5
MCV66 fL66 \text{ fL}758775 - 87
RDW%18.2\%18.211.514.511.5 - 14.5
Serum Demiri30μg/dL30 \mu\text{g/dL}5012050 - 120
SDBK (TİBK)480μg/dL480 \mu\text{g/dL}250400250 - 400
Ferritin5 ng/mL5 \text{ ng/mL}106010 - 60

Bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Düşük ferritin, yüksek SDBK ve yüksek RDW ile seyreden mikrositer anemi tablosu nedeniyle en olası tanı demir eksikliği anemisidir.
Doğru seçenek olan demir eksikliği anemisi; mikrositoz (MCV<75 fLMCV < 75 \text{ fL}), belirgin anizositoz (RDW>%14.5RDW > \%14.5) ve demir depolarının boşaldığını gösteren çok düşük ferritin (<1012 ng/mL< 10-12 \text{ ng/mL}) seviyesi ile karakterizedir. Ayrıca serum demir bağlama kapasitesinin artmış olması bu tanıyı destekleyen klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendir.
Hb 9.5 g/dL9.5 \text{ g/dL} (düşük) ve MCV 66 fL66 \text{ fL} (düşük).
Hastada mikrositer anemi olduğunu saptamak için.
2
RDW değerini analiz et.
RDW %18.2\%18.2 (yüksek).
Anizositozun varlığı demir eksikliğini talasemi taşıyıcılığından (genelde normal RDW) ayırt etmede yardımcıdır.
3
Demir parametrelerini (Ferritin, Serum Demiri, SDBK) incele.
Ferritin 5 ng/mL5 \text{ ng/mL} (çok düşük) ve SDBK 480μg/dL480 \mu\text{g/dL} (yüksek).
Düşük ferritin demir depolarının tükendiğini gösteren en spesifik bulgudur ve demir eksikliği anemisi tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde laboratuvar bulguları: Mikrositoz, yüksek RDW, düşük ferritin ve artmış serum demir bağlama kapasitesi.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 15 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin