Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 361Soru

12 yaşında bir erkek çocuk, sağ servikal bölgede yaklaşık 3 aydır fark edilen, ağrısız, lastik kıvamında ve mobil lenfadenopati şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan lenf nodu biyopsisinde nodüler bir büyüme paterni saptanıyor. İncelemede, atipik hücrelerin büyük, çok loblu ve veziküler nükleuslu olduğu, belirgin nükleol içermediği ve "patlamış mısır" (popcorn) hücreleri olarak da bilinen lenfosit ve histiyosit (L&H) varyant hücreleri olduğu gözleniyor. Bu hastadaki atipik hücreler için en olası immünofenotipik profil aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD15()CD15(-), CD30()CD30(-), CD20(+)CD20(+), EMA(+)EMA(+)

Cevap

Hücrelerin CD15()CD15(-), CD30()CD30(-), CD20(+)CD20(+) ve EMA(+)EMA(+) olması (Nodüler lenfosit predominant Hodgkin lenfoma profili)
Vakada tanımlanan 'popcorn' (patlamış mısır) hücreleri, Nodüler Lenfosit Predominant Hodgkin Lenfoma (NLPHL) için karakteristiktir. Bu hücreler immünofenotipik olarak klasik Hodgkin lenfomadan (KHL) keskin bir şekilde ayrılırlar. NLPHL'de popcorn hücreleri CD20(+)CD20(+), CD45(+)CD45(+), CD79a(+)CD79a(+) ve EMA(+)EMA(+) iken, CD15()CD15(-) ve CD30()CD30(-)'dir. Bu durum hücrelerin B-hücre kökenini koruduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histolojik bulguların analizi
L&H (Popcorn) hücrelerinin varlığı
Popcorn hücreleri, Hodgkin lenfomanın nadir bir alt tipi olan Nodüler Lenfosit Predominant HL (NLPHL) için patognomoniktir.
2
NLPHL ve Klasik HL ayırımının yapılması
NLPHL tanısının netleştirilmesi
Klasik HL'de Reed-Sternberg hücreleri görülürken, NLPHL'de popcorn varyantları görülür.
3
İmmünofenotipik özelliklerin belirlenmesi
CD20(+)CD20(+), CD15()CD15(-), CD30()CD30(-)
NLPHL hücreleri B-lenfosit kökenli olup germinal merkez belirteçlerini korurlar, klasik RS hücrelerinden farklı olarak CD15 ve CD30 eksprese etmezler.

Anahtar Kavram

Nodüler Lenfosit Predominant Hodgkin Lenfoma (NLPHL) İmmünofenotipi

Daha Fazla Pratik

NLPHL'nin EBV ile ilişkisinin klasik HL'ye göre çok daha düşük olduğunu ve genellikle erken evre (Evre I-II) olarak prezente olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 362Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 1010 gündür devam eden ve son günlerde belirginleşen öksürük, nefes darlığı ve yüzünde şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede boyun venlerinde dolgunluk, servikal bölgede ağrısız lenfadenopati ve akciğerlerde solunum seslerinde azalma saptanıyor. Akciğer grafisinde ön mediastende trakeayı sağa iten genişleme ve solda plevral efüzyon izleniyor. Bu klinik tabloya göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T-hücreli lenfoblastik lenfoma

Cevap

T-hücreli lenfoblastik lenfoma
Hastada görülen akut başlangıçlı solunum sıkıntısı, ön mediastinal kitle ve süperior vena kava sendromu (yüzde şişlik, venöz dolgunluk) bulguları, özellikle adolesan erkek çocuklarda T-hücreli lenfoblastik lenfoma için en tipik klinik sunumdur. Bu tümör çok hızlı büyüme potansiyeline sahiptir ve sıklıkla plevral veya perikardiyal efüzyon eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Öksürük, nefes darlığı, yüzde şişlik ve venöz dolgunluk (Süperior Vena Kava Sendromu - SVKS)
Acil müdahale gerektiren onkolojik bir durumun varlığını belirlemek için gereklidir.
2
Görüntüleme bulgularını değerlendir
Ön mediastinal kitle ve plevral efüzyon
Kitlenin anatomik lokasyonu ve yayılımı ayırıcı tanıda en kritik bilgidir.
3
Epidemiyolojik ve tipik sunum özelliklerini birleştir
Adolesan erkek + Ön mediastinal kitle + Akut SVKS = T-hücreli Lenfoblastik Lenfoma
Çocukluk çağı Hodgkin dışı lenfomalarının alt tipleri spesifik yerleşim ve klinik tablolarla karakterizedir.

Anahtar Kavram

T-hücreli lenfoblastik lenfoma (T-LBL), çocukluk çağı non-Hodgkin lenfomaları arasında ön mediastinal kitle ve süperior vena kava sendromu ile en sık prezente olan alt tiptir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 363Soru

Altı yaşında bir erkek çocuk, son birkaç aydır okulda çabuk yorulma ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar ve avuç içlerinde belirgin solukluk saptanıyor. Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)9.29.2 g/dL
Ortalama eritrosit hacmi (MCV)6262 fL
Eritrosit dağılım genişliği (RDW)%18.5\%18.5
Eritrosit sayısı (RBC)3.8×106/μ3.8 \times 10^6/\muL
Serum demiri25μ25 \mug/dL
Total demir bağlama kapasitesi (TDBK)450μ450 \mug/dL
Ferritin77 ng/mL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastada saptanan düşük hemoglobin ve MCV değerleri mikrositer anemiyi işaret eder. Yüksek RDW (%18.5\%18.5), düşük ferritin (77 ng/mL) ve yüksek TDBK (450μ450 \mu g/dL) değerleri demir eksikliği anemisi tanısı için karakteristiktir. Ayrıca Mentzer indeksinin (MCV/RBC=62/3.8=16.3MCV/RBC = 62 / 3.8 = 16.3) 13'ten büyük olması tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendirerek aneminin tipini belirle.
Hb 9.29.2 g/dL ve MCV 6262 fL ile mikrositer anemi mevcuttur.
Yaşa göre hemoglobin ve MCV değerlerinin alt sınırın altında olması mikrositer anemiyi tanımlar.
2
RDW ve Mentzer indeksi üzerinden ayırıcı tanı yap.
RDW %18.5\%18.5 (yüksek) ve Mentzer indeksi (MCV/RBCMCV/RBC) 16.316.3 (13'ten büyük) olarak hesaplanır.
Demir eksikliğinde RDW artarken talasemi taşıyıcılığında genellikle normaldir; ayrıca Mentzer indeksinin 13'ten büyük olması demir eksikliğini destekler.
3
Demir parametrelerini (ferritin, TDBK) analiz et.
Ferritin 77 ng/mL (düşük) ve TDBK 450μ450 \mu g/dL (yüksek) saptanmıştır.
Düşük ferritin depoların boşaldığını, yüksek TDBK ise demir ihtiyacının arttığını kesin olarak gösterir; bu bulgular demir eksikliği tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisi tanısında düşük MCV'ye eşlik eden yüksek RDW ve düşük ferritin düzeyi en güvenilir bulgulardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 364Soru

Sekiz yaşında bir erkek çocuk, bebeklik döneminden beri devam eden kolay morarma ve tekrarlayan burun kanamaları şikayetleriyle getiriliyor. Öyküsünden, daha önce 'dirençli İTP' tanısıyla steroid ve intravenöz immünglobulin (IVIG) tedavileri aldığı, yanıt alınamaması üzerine altı yaşında splenektomi yapıldığı ancak trombosit sayısının 30.00050.000/μL30.000-50.000/\mu L aralığında kalmaya devam ettiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde yaygın ekimozlar saptanıyor; hepatosplenomegali veya lenfadenopati izlenmiyor.

Laboratuvar bulguları:
- Hemoglobin: 11,811,8 g/dL
- Lökosit: 6.200/μL6.200/\mu L
- Trombosit: 32.000/μL32.000/\mu L
- MPV: 15,415,4 fL (N: 7117-11 fL)
- Kanama zamanı: 1818 dakika (Uzamış)
- PT: 12,812,8 saniye (Normal)
- aPTT: 31,531,5 saniye (Normal)
- Periferik yayma: Büyük, lenfosit boyutuna yakın dev trombositler

Trombosit agregasyon testi sonuçları:

Uyarıcı MaddeAgregasyon Yanıtı
ADPNormal
KollajenNormal
EpinefrinNormal
RistosetinAgregasyon yok
Ristosetin + Normal PlazmaAgregasyon yok

Bu hastada saptanan klinik ve laboratuvar bulgularına göre, primer hemostaz kusurundan sorumlu olan temel moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoprotein Ib-IX-V kompleks eksikliği

Cevap

Bernard-Soulier Sendromu'nun temelinde yatan Glikoprotein Ib-IX-V kompleks eksikliğidir.
Vaka sunumunda belirtilen dev trombositler, trombositopeni, kanama zamanının uzaması ve özellikle ristosetin ile agregasyonun normal plazma eklenmesiyle dahi düzelmemesi, patognomonik olarak Bernard-Soulier Sendromu'nu işaret eder. Bu hastalıkta von Willebrand faktörünün trombosite bağlanmasını sağlayan Glikoprotein Ib-IX-V kompleksinde genetik bir eksiklik mevcuttur. Trombositlerin dev boyutta olması ve İTP tedavilerine (splenektomi dahil) yanıt vermemesi ayırıcı tanıda kilit noktalardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın trombosit sayısı ve morfolojisinin değerlendirilmesi
Trombositopeni (32.000/μL32.000/\mu L) ve yüksek MPV (15,415,4 fL) ile birlikte periferik yaymada 'dev trombositlerin' varlığı saptanmıştır.
Primer hemostaz bozukluklarında morfoloji ayırıcı tanıda kritiktir; dev trombositler Bernard-Soulier Sendromu (BSS) lehinedir.
2
Önceki tedavilere yanıtın analizi
Steroid, IVIG ve splenektomiye yanıtsızlık (refrakter süreç).
BSS sıklıkla yanlışlıkla İTP tanısı alır, ancak immünsüpresif tedavilere yanıt vermez.
3
Trombosit agregasyon testlerinin yorumlanması
ADP ve kollajen ile normal; ristosetin ile agregasyon yok.
Ristosetin yanıtının olmaması, von Willebrand faktörü (vWF) ile trombosit reseptörü (GPIb) arasındaki etkileşimin bozuk olduğunu gösterir.
4
Plazma düzeltme (kollaborasyon) testinin yorumlanması
Normal plazma eklenmesine rağmen ristosetin agregasyonunun düzelmemesi.
Bu bulgu, eksikliğin plazmadaki vWF'de değil (vWH'yi dışlar), trombositin kendi reseptörü olan GPIb'de olduğunu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Makrotrombositopeni ile giden kalıtsal fonksiyonel trombosit bozukluklarında, ristosetin agregasyonunun plazma ile düzelmemesi Bernard-Soulier Sendromu tanısını koydurur.

Daha Fazla Pratik

Bernard-Soulier ve von Willebrand Hastalığı Tip 2B arasındaki trombositopeni mekanizması farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 365Soru

Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 8.5 g/dL8.5\text{ g/dL}, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 115 fL115\text{ fL} ve eritrosit dağılım genişliği (RDW) yüksek saptanan bir çocukta, megaloblastik anemi tanısını en çok destekleyen periferik yayma bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipersegmente nötrofiller

Cevap

Hipersegmente nötrofiller
Megaloblastik anemilerde (Vitamin B12 veya Folat eksikliği) DNA sentezindeki bozulma nedeniyle hücre çekirdeğinin olgunlaşması gecikirken sitoplazma olgunlaşmaya devam eder (nükleer-sitoplazmik asenkroni). Bu durumun periferik yaymadaki en tipik ve tanısal bulgusu, nötrofil parçalı hücrelerin lob sayısının artması (beşten fazla loblu nötrofiller) yani hipersegmentasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit indekslerini analiz et
Yüksek MCV (115 fL115\text{ fL}), makrositik anemiyi gösterir.
Megaloblastik süreçlerin ilk laboratuvar belirtisi genellikle MCV artışıdır.
2
Makrositik aneminin megaloblastik olup olmadığını ayırt et
Megaloblastik anemilerde DNA sentezi bozukluğu nedeniyle nötrofillerde lob sayısında artış beklenir.
Hipersegmentasyon, megaloblastik anemiyi karaciğer hastalığı veya hipotiroidi gibi diğer makrositik nedenlerden ayıran en önemli bulgudur.

Anahtar Kavram

Megaloblastik anemilerde periferik yaymada karakteristik olarak hipersegmente nötrofiller ve makro-ovalositler görülür.

İpuçları

1
Soruda verilen MCV değeri normalin çok üzerindedir, bu da bizi makrositik anemiye yönlendirir.
2
Makrositik aneminin 'megaloblastik' olduğunu kanıtlamak için beyaz kan hücrelerindeki morfolojik değişikliklere bakılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

B12 vitamini eksikliğine eşlik eden nörolojik bulguların (Dorsal kolon etkilenmesi gibi) folat eksikliğinde görülmediğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 366Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk, sol uyluğunda yaklaşık 44 aydır devam eden ağrı şikayetiyle başvuruyor. Ağrının özellikle geceleri arttığı ve uykusunu böldüğü, ancak annesinin verdiği düşük doz aspirin (asetilsalisilikasetilsalisilik asitasit) sonrası ağrının tamamen kaybolduğu ifade ediliyor. Fizik muayenede kitle saptanmıyor, ancak femur proksimalinde lokal hassasiyet saptanıyor. Çekilen röntgen grafisinde femur boynu korteksinde çevresi yoğun sklerozla çevrili, yaklaşık 0,80,8 cmcm çapında radyolüsent bir odak izleniyor. Bu klinik ve radyolojik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteoid osteoma

Cevap

Osteoid osteoma
Doğru yanıt olan Osteoid osteoma, pediatrik yaş grubunda sık görülen benign bir kemik tümörüdür. En tipik özelliği, geceleri artan ağrının aspirin veya diğer non-steroid anti-inflamatuar ilaçlarla (NSAİİ) dramatik şekilde düzelmesidir. Radyolojik olarak, korteks yerleşimli, çevresi yoğun reaktif sklerotik kemik ile çevrili, 22 cmcm'den (genellikle 11 cmcm civarı) küçük radyolüsent bir 'nidus' varlığı tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Geceleri artan ve aspirinle belirgin şekilde düzelen ağrı saptandı.
Osteoid osteoma tarafından salgılanan yüksek miktardaki prostaglandinler gece ağrısına neden olur ve NSAİİ (aspirin gibi) kullanımına dramatik yanıt verir.
2
Radyolojik bulguları analiz et
Femur korteksinde çevresi sklerotik, 11 cmcm'den küçük radyolüsent nidus izlendi.
Radyolüsent nidus (genellikle <1.52< 1.5-2 cmcm) ve çevresindeki reaktif kemik sklerozu bu tümörün patognomonik radyolojik görüntüsüdür.
3
Ayırıcı tanı yap
Diğer malign (Osteosarkom, Ewing) ve benign (Osteoblastom) lezyonlar dışlandı.
Lezyonun boyutu (0,80,8 cmcm) ve aspirin yanıtı, daha büyük olan osteoblastomdan ve agresif seyreden malign tümörlerden ayırıcı tanıyı sağlar.

Anahtar Kavram

Osteoid osteoma: Gece ağrısı + Aspirin yanıtı + Radyolüsent nidus (<2< 2 cmcm)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 367Soru

Altı yaşında, kistik fibrozis tanısı ile izlenen ve son iki aydır steatoresi (yağlı dışkılama) belirginleşen bir çocuk; ciltte morarmalar ve tekrarlayan burun kanaması yakınmaları ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde yaygın ekimozlar saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Protrombin zamanı (PT)2828 saniye111411-14 saniye
Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT)5656 saniye253525-35 saniye
Trombosit sayısı280.000/mm3280.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000-450.000/mm^3
Fibrinojen320320 mg/dL200400200-400 mg/dL

Hasta plazmasının normal plazma ile 1:11:1 oranında karıştırılmasıyla yapılan karışım (mixing) testi sonucunda PT ve aPTT sürelerinin tamamen düzeldiği gözleniyor.

Buna göre, bu hastada aşağıdaki pıhtılaşma faktörlerinden hangisinin aktivitesinin normal olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör V

Cevap

Faktör V, K vitaminine bağımlı olmadığı için malabsorbsiyona sekonder gelişen koagülopatilerde aktivitesi normal beklenen faktördür.
Vakada kistik fibrozis hastasında gelişen steatore, yağda eriyen bir vitamin olan K vitamininin emilimini bozmuştur. K vitamini eksikliğinde Faktör II, VII, IX ve X'un gama-karboksilasyonu yapılamaz ve aktiviteleri azalır. Bu durum hem PT hem de aPTT uzamasına neden olur. Faktör V ise karaciğerde sentezlenen ancak K vitaminine bağımlı olmayan bir protein olduğu için bu tabloda aktivitesinin normal olması beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kistik fibrozis ve steatore öyküsü, yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) malabsorbsiyonuna işaret eder.
K vitamini eksikliği, sekonder hemostaz bozukluklarının sık bir nedenidir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
PT ve aPTT uzamış, trombosit ve fibrinojen normal. Karışım testinin düzelmesi faktör eksikliğini kanıtlar.
Bu patern, ortak yolak veya çoklu yolak faktör eksikliğini (II, VII, IX, X) düşündürür.
3
Faktör sentez özelliklerini hatırla
Faktör II, VII, IX ve X K vitaminine bağımlıdır. Faktör V ise K vitaminine bağımlı değildir.
Faktör V ve Faktör VII ayrımı, karaciğer yetmezliği ile K vitamini eksikliğini ayırt etmede kritiktir.

Anahtar Kavram

K vitaminine bağımlı koagülasyon faktörleri (II, VII, IX, X) ile bağımsız faktörlerin (V gibi) ayrımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 368Soru

Beş yaşında bir kız çocuk; belirgin solukluk, halsizlik ve iki ay önce tanı konulan insülin bağımlı diyabet nedeniyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Öyküsünden diyabetin otoantikor negatif olduğu ve hastanın işitme güçlüğü nedeniyle özel eğitim aldığı öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde bilateral sensorinöral işitme kaybı ve konjonktival solukluk saptanıyor; organomegali izlenmiyor. Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin7.2 g/dL7.2 \text{ g/dL}11.513.511.5 - 13.5
MCV108 fL108 \text{ fL}758775 - 87
Retikülosit%0.4\%0.4%0.51.5\%0.5 - 1.5
Serum Vitamin B12520 pg/mL520 \text{ pg/mL}200900200 - 900
Serum Folat14 ng/mL14 \text{ ng/mL}>3>3
Kemik İliğiMegaloblastik değişiklikler ve halkalı sideroblastlar-

Bu hastada klinik ve laboratuvar bulgularının düzelmesi için tedaviye eklenmesi gereken en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz tiamin (B1 vitamini)

Cevap

Megaloblastik anemi, sensorinöral işitme kaybı ve diyabet triadı ile karakterize Rogers Sendromu tanısında tedavi yüksek doz tiamindir.
Hastanın kliniği; megaloblastik anemi (normal B12 ve folat ile birlikte), halkalı sideroblastların varlığı, çocukluk çağı başlangıçlı insüline bağımlı (ancak tip 1 olmayan) diyabet ve sensorinöral işitme kaybı triadı ile 'Tiamin Duyarlı Megaloblastik Anemi' (Rogers Sendromu) tanısı için tam uyumludur. Bu hastalarda yüksek doz tiamin tedavisi anemiyi düzeltir ve diyabet kontrolünü iyileştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerinin analizi
Düşük hemoglobin, yüksek MCV (makrositoz) ve normal B12/Folat düzeyleri saptandı.
Aneminin megaloblastik karakterde olduğu ancak yaygın vitamin eksikliklerine bağlı olmadığı anlaşıldı.
2
Sistemik bulguların sentezi
Otoantikor negatif diyabet ve sensorinöral işitme kaybı varlığı not edildi.
Bu bulgular nadir görülen sendromik anemilerin (Rogers Sendromu gibi) ayırıcı tanısında kritiktir.
3
Tanı ve tedavi eşleştirmesi
Rogers Sendromu (TRMA - Tiamin Duyarlı Megaloblastik Anemi) tanısına ulaşıldı.
Bu sendromun temel patofizyolojisi tiamin transport bozukluğudur ve farmakolojik dozda tiamin verilmesiyle hematolojik düzelme sağlanır.

Anahtar Kavram

Rogers Sendromu (TRMA), SLC19A2 gen mutasyonuna bağlı gelişen, megaloblastik anemi, diyabet ve işitme kaybı triadı ile giden bir hastalıktır.
Soru 369Soru

5 yaşında bir erkek çocuk, sık tekrarlayan burun kanaması ve vücudunda kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle çocuk hematoloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde yaygın peteşi ve ekimozlar saptanıyor; ancak splenomegali, hepatomegali veya lenfadenopati eşlik etmiyor. Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin10,810,8 g/dL11,513,511,5 - 13,5 g/dL
Beyaz Küre Sayısı7.200/μL7.200/\mu L5.00015.000/μL5.000 - 15.000/\mu L
Trombosit Sayısı38.000/μL38.000/\mu L150.000450.000/μL150.000 - 450.000/\mu L
MPV (Ortalama Trombosit Hacmi)15,215,2 fL7117 - 11 fL
Kanama Zamanı>15>15 dakika272 - 7 dakika
PT (Protrombin Zamanı)12,512,5 saniye111511 - 15 saniye
aPTT (Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı)2828 saniye253525 - 35 saniye

Periferik yaymada eritrosit büyüklüğünde (dev) trombositler görülüyor. Trombosit agregasyon testlerinde ristosetin ile agregasyon izlenmiyor; ancak ADP, kollajen ve epinefrin ile agregasyon normal saptanıyor. Ristosetin ile agregasyon kusurunun, hastanın zengin trombosit plazmasına normal plazma eklenmesiyle düzelmediği görülüyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bernard-Soulier Sendromu

Cevap

Sunulan klinik tablo ve laboratuvar verileri ışığında en olası tanı Bernard-Soulier Sendromu'dur.
Bernard-Soulier Sendromu, trombosit membranındaki GpIb/IX/V kompleksinin eksikliği veya kusuru sonucu ortaya çıkar. Bu kompleks, von Willebrand faktörüne (vWF) bağlanarak trombosit adezyonunu sağlar. Laboratuvarda trombositopeni, dev trombositler (MPV yüksekliği) ve ristosetin ile agregasyonun olmaması karakteristiktir. Ristosetin agregasyon kusuru, plazmadaki vWF eksikliğinden değil, reseptör kusurundan kaynaklandığı için normal plazma eklenmesiyle düzelmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve temel laboratuvar verilerini değerlendir.
Mukozal kanama, trombositopeni, normal PT ve aPTT değerleri saptanmıştır. Bu durum, primer hemostazda bir bozukluğa işaret eder.
Primer hemostaz bozuklukları (trombosit hastalıkları ve vWH) kanama zamanını uzatırken PT ve aPTT'yi genellikle etkilemez.
2
Trombosit morfolojisi ve MPV değerini yorumla.
MPV'nin belirgin yüksek (15,215,2 fL) olması ve periferik yaymada 'dev' trombositlerin görülmesi, dev trombositli trombositopeni tablolarını (BSS, May-Hegglin vb.) akla getirir.
Trombositlerin boyutu ve sayısı, ayırıcı tanıda kritik birer ipucudur.
3
Agregasyon testlerini ve plazma düzeltme çalışmasını analiz et.
Yalnızca ristosetin ile agregasyon olmaması ve normal plazma (vWF kaynağı) ile düzelmemesi, sorunun plazmadaki faktörde (vWF) değil, trombosit yüzeyindeki reseptörde (GpIb/IX/V) olduğunu gösterir.
Ristosetin agregasyon kusuru hem BSS hem de vWH'da görülür; ancak vWH'da normal plazma ile düzelme sağlanır.
4
Ayırıcı tanı yaparak en olası hastalığı belirle.
Trombositopeni + Dev Trombositler + Plazma ile düzelmeyen ristosetin kusuru kombinasyonu Bernard-Soulier Sendromu tanısını koydurur.
Bu bulguların bir arada bulunduğu başka bir primer hemostaz bozukluğu yoktur.

Anahtar Kavram

Bernard-Soulier Sendromu (Dev Trombosit Sendromu)

Daha Fazla Pratik

Trombosit fonksiyon bozukluklarını ayırt etmek için agregasyon testlerinin (ADP, kollajen, epinefrin, ristosetin) paternlerini tablo halinde çalışmanız önerilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 370Soru

22 aylık bir erkek çocuk, özellikle sinirlendiğinde veya canı yandığında ağlamayı takiben gelişen, yaklaşık 3030-4040 saniye süren morarma ve nefes tutma atakları (katılma nöbeti) nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden bu atakların son iki aydır sıklaştığı ve çocuğun iştahsız olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede konjonktivalar ve avuç içleri soluk izlenen hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin (HbHb)8.4 g/dL8.4 \text{ g/dL}
MCVMCV58 fL58 \text{ fL}
RDWRDW%18.5\%18.5
Eritrosit Sayısı (RBCRBC)3.8×1012/L3.8 \times 10^{12}/\text{L}
Serum Demiri20 \mug/dL20 \text{ \mu g/dL}
SDBK450 \mug/dL450 \text{ \mu g/dL}
Ferritin5 ng/mL5 \text{ ng/mL}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastada saptanan belirgin mikrositik anemi tablosuna eşlik eden yüksek RDW (%18.5\%18.5) ve 1313'ten büyük Mentzer indeksi (15.215.2) öncelikle demir eksikliğini düşündürür. Laboratuvar panelinde yer alan düşük ferritin (<12<12-15 ng/mL15 \text{ ng/mL} altı) ve artmış SDBK (>350>350-400 \mug/dL400 \text{ \mu g/dL}) demir eksikliği anemisi tanısını kesinleştirir. Ayrıca, çocukluk çağında görülen katılma nöbetleri (breath-holding spells) ile demir eksikliği arasında kanıtlanmış bir ilişki vardır ve bu nöbetler sıklıkla demir tedavisiyle düzelir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemogram verilerini analiz et.
Düşük Hb (8.48.4) ve düşük MCV (5858) ile mikrositik anemi saptandı.
Anemi tipini belirlemek için morfolojik sınıflandırma gereklidir.
2
Eritrosit indekslerini ve ayırıcı tanı parametrelerini hesapla.
RDW yüksek (%18.5\%18.5) ve Mentzer indeksi (58/3.8=15.258 / 3.8 = 15.2) 13'ten büyük bulundu.
Yüksek RDW ve Mentzer indeksinin 13'ten büyük olması öncelikle demir eksikliğini düşündürür.
3
Demir parametrelerini değerlendir.
Ferritin çok düşük (5 ng/mL5 \text{ ng/mL}) ve SDBK yüksek (450 \mug/dL450 \text{ \mu g/dL}) bulundu.
Düşük ferritin seviyesi, vücut demir depolarının tükendiğini gösteren en spesifik bulgudur.
4
Klinik bulgu ile laboratuvarı birleştir.
Katılma nöbetleri (breath-holding spells) ile demir eksikliği anemisi tanısı doğrulandı.
Pediatrik hastalarda katılma nöbetlerinin en sık altta yatan organik nedeni demir eksikliğidir.

Anahtar Kavram

Mikrositik anemilerde demir eksikliği ile talasemi taşıyıcılığı ayrımında en güvenilir laboratuvar bulgusu ferritin düzeyidir; ayrıca katılma nöbetleri bu klinik tablonun karakteristik bir nörolojik yansıması olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 371Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, elektif inguinal herni onarımı öncesi yapılan rutin tarama testlerinde aPTTaPTT süresinin belirgin derecede uzamış olduğu saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Prothrombin zamanı (PT)12,512,5 sn1111 - 14,514,5 sn
Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT)9898 sn2626 - 3535 sn
Trombosit sayısı285.000/μL285.000/\mu L150.000150.000 - 450.000/μL450.000/\mu L
Kanama zamanı (Ivy)55 dk22 - 77 dk

Hastanın özgeçmişinde daha önce geçirdiği diş çekimi veya minör travmalar sonrası anormal kanama öyküsü bulunmamaktadır. Aile öyküsünde de kanama bozukluğu tanımlanmayan hastanın yapılan karışım testinde (mixing study) aPTTaPTT süresinin tamamen düzeldiği gözleniyor.

Bu hastada saptanan laboratuvar anomalisinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör XII eksikliği

Cevap

Hastanın klinik öyküsünde kanama olmaması ve laboratuvarda izole, belirgin aPTT uzaması olması Faktör XII (Hageman faktörü) eksikliğini işaret etmektedir.
Doğru seçenek olan durum, temas aktivasyon fazının bir parçası olan ve eksikliğinde laboratuvarda aPTT süresini 3-4 katına kadar uzatabilen ancak cerrahi operasyonlarda bile klinik kanamaya yol açmayan tek faktör eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar bulgularını analiz et.
İzole aPTT uzaması (9898 sn) saptandı; PT, trombosit sayısı ve kanama zamanı normal.
Anomali sadece intrinsik yolu (Faktör XII, XI, IX, VIII) etkilemektedir.
2
Karışım testi (mixing study) sonucunu yorumla.
aPTT düzelmesi, bir faktör eksikliğini doğrular (inhibitör varlığını dışlar).
Eksik olan faktörün yerine konmasıyla pıhtılaşma süresi normale döner.
3
Klinik öykü ile laboratuvarı korele et.
Hastanın kanama öyküsü yok.
İntrinsik yol faktörlerinden sadece Faktör XII, Prekallikrein ve HMWK eksikliklerinde in vitro aPTT uzamasına rağmen in vivo kanama olmaz.

Anahtar Kavram

Faktör XII (Hageman faktörü) eksikliğinde in vitro testlerde (aPTT) çok belirgin uzama görülmesine rağmen, in vivo pıhtılaşma doku faktörü yoluyla başladığı için klinik kanama diyatezi izlenmez.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 372Soru

1717 yaşında erkek hasta, bir hafta önce geçirdiği femur fraktürü sonrası gelişen sağ bacakta ağrı ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan doppler ultrasonografide derin ven trombozu (DVTDVT) saptanıyor. Hastaya standart anfraksiyone heparin infüzyonu başlanıyor. Öyküsünde babasının da genç yaşta pulmoner emboli geçirdiği öğrenilen hastanın laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Protrombin zamanı (PTPT)1313 saniye111411-14 saniye
aPTTaPTT (Bazal)2626 saniye243424-34 saniye
aPTTaPTT (Heparin infüzyonunun 2424. saati)3232 saniye243424-34 saniye
Trombosit sayısı280.000/μL280.000/\mu L150.000450.000/μL150.000-450.000/\mu L
Fibrinojen350mg/dL350 mg/dL200400mg/dL200-400 mg/dL

Hastanın vücut ağırlığına uygun dozda heparin almasına ve doz artırımı yapılmasına rağmen aPTTaPTT değerinin terapötik aralığa (608060-80 saniye) ulaşmadığı görülüyor.

Bu hastada izlenen tabloya neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antitrombin III eksikliği

Cevap

Terapötik dozda heparin verilmesine rağmen aPTT uzaması sağlanamayan bu hastadaki en olası durum Antitrombin III eksikliğidir.
Anfraksiyone heparin, etkisini gösterebilmek için plazmada bulunan antitrombin III'e (ATIIIAT III) bağlanmak zorundadır. Antitrombin III eksikliği olan bireylerde, heparin trombin ve Faktör XaXa'yı yeterince inhibe edemez, bu da laboratuvarda aPTTaPTT süresinin beklenen terapötik aralığa çıkmaması (heparin direnci) ile sonuçlanır. Hastanın aile öyküsü de kalıtsal bir trombofiliyi desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve tedavi yanıtını analiz et.
Hastada derin ven trombozu var ve standart heparin tedavisine beklenen aPTT yanıtı alınamıyor (heparin direnci).
Heparin direncinin saptanması, heparinin etki mekanizmasındaki bir aksaklığı işaret eder.
2
Heparinin etki mekanizmasını hatırla.
Anfraksiyone heparin, etkisini antitrombin III'e (ATIIIAT III) bağlanarak ve onun trombin/Faktör XaXa inhibisyonunu 10001000 kat artırarak gösterir.
Heparin doğrudan bir antikoagülan değildir, bir kofaktör aracılığıyla çalışır.
3
Laboratuvar verileriyle patolojiyi eşleştir.
Eğer ortamda yeterli ATIIIAT III yoksa, heparin verilse dahi pıhtılaşma faktörleri inhibe edilemez ve aPTTaPTT uzamaz.
Kalıtsal antitrombin III eksikliği, heparin direncinin en tipik nedenidir.

Anahtar Kavram

Heparin direnci ve Antitrombin III kofaktör fonksiyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 373Soru

3 yaşında bir erkek çocuk, bacaklarında ve kollarında aniden ortaya çıkan yaygın kırmızı lekeler şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden 2 hafta önce suçiçeği geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde yaygın peteşi ve ekimozlar saptanıyor; karaciğer ve dalak büyüklüğü saptanmıyor, lenfadenopati bulunmuyor.

Laboratuvar incelemelerinde:
* Trombosit sayısı: 12.00012.000/mm³
* Ortalama trombosit hacmi (MPV): 12,412,4 fL (N: 7,211,17,2-11,1 fL)
* Kanama zamanı: 1414 dakika (Uzamış)
* Protrombin zamanı (PT): 12,512,5 saniye (N: 111411-14 saniye)
* Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT): 3030 saniye (N: 253525-35 saniye)

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmün Trombositopenik Purpura

Cevap

İmmün Trombositopenik Purpura
İmmün Trombositopenik Purpura (İTP), çocukluk çağında genellikle viral bir enfeksiyon sonrası gelişen, otoantikorlar aracılığıyla trombositlerin dalakta yıkılması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Hastada saptanan izole trombositopeni, trombosit yıkımına işaret eden yüksek MPV değeri, normal PT/aPTT değerleri ve fizik muayenede splenomegali saptanmaması klasik İTP tablosunu oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik hikaye ve fizik muayene bulgularını analiz et.
3 yaşında çocukta viral enfeksiyon (suçiçeği) sonrası ani başlangıçlı kanama bulguları ve organomegali yokluğu saptandı.
Çocukluk çağında İTP genellikle viral bir enfeksiyonu takip eder ve tipik olarak hepatosplenomegali eşlik etmez.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
İzole trombositopeni (12.00012.000/mm³), yüksek MPV (12,412,4 fL) ve normal koagülasyon testleri (PT, aPTT) mevcut.
Primer hemostaz bozukluğu (uzamış kanama zamanı) düşük trombosit sayısına bağlıdır; yüksek MPV ise kemik iliğinin trombosit yıkımına yanıt olarak genç, büyük trombositler ürettiğini gösterir.
3
Ayırıcı tanı yaparak sonuca ulaş.
Normal PT/aPTT ile birlikte izole trombositopeni ve uygun klinik tablo İmmün Trombositopenik Purpura tanısını doğrular.
Diğer primer hemostaz bozukluklarında ya trombosit sayısı normaldir ya da hastalık doğuştan gelen kronik bir süreçtir.

Anahtar Kavram

İmmün Trombositopenik Purpura (İTP), çocuklarda ani başlayan izole trombositopeninin en yaygın nedenidir ve genellikle splenomegali eşlik etmez.
Tahmini Süre:45s
Soru 374Soru

Halsizlik, gece terlemesi ve boynun sağ tarafında yaklaşık iki aydır var olan, ağrısız ve lastik kıvamında lenfadenopati şikayetiyle getirilen 1414 yaşındaki erkek hastada yapılan fizik muayenede supraklaviküler bölgede 33 cm çapında kitle saptanıyor. Eksizyonel biyopsi sonrası Hodgkin lenfoma tanısı kesinleşen bu hastanın histopatolojik incelemesinde görülen; büyük, çift çekirdekli, belirgin nükleollü ve karakteristik "baykuş gözü" görünümüne sahip olan patognomonik hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reed-Sternberg hücresi

Cevap

Reed-Sternberg hücresi, Hodgkin lenfomanın tanısında karakteristik olan 'baykuş gözü' görünümündeki hücredir.
Hodgkin lenfomanın histopatolojik tanısında görülen Reed-Sternberg hücreleri, B lenfosit kökenli, büyük, çok çekirdekli veya ayna hayali şeklinde çift çekirdekli (binüklee) ve her çekirdeğinde inklüzyon benzeri belirgin asidofilik nükleol barındıran hücrelerdir. Bu görünüm klasik olarak 'baykuş gözü' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendirin.
B semptomları (gece terlemesi) ve ağrısız supraklaviküler lenfadenopati Hodgkin lenfomayı düşündürür.
Tanıya gitmek için en karakteristik histopatolojik özelliği belirlemek gerekir.
2
Histopatolojik tanımı analiz edin.
Geniş sitoplazmalı, binüklee (çift çekirdekli) ve belirgin nükleollü hücre yapısı belirlendi.
Bu morfolojik tanım tıp literatüründe 'baykuş gözü' olarak adlandırılır.
3
Tanımlanan hücreyi seçeneklerle eşleştirin.
Bu özellikler Reed-Sternberg hücresine aittir.
Reed-Sternberg hücresi Hodgkin lenfoma için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Reed-Sternberg hücresi ve Hodgkin lenfoma patolojisi
Tahmini Süre:45s
Soru 375Soru

1616 yaşında bir kız ergen, yaklaşık iki aydır süregelen ve son haftalarda uykusunu bozacak kadar şiddetlenen yaygın vücut kaşıntısı nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ supraklaviküler bölgede yaklaşık 2,5 cm2,5\text{ cm} çapında, ağrısız, mobil ve lastik kıvamında bir lenfadenopati palpe ediliyor. Diğer sistem muayeneleri normal olan hastanın akciğer grafisinde ön mediastende belirgin genişleme saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hodgkin lenfoma, nodüler sklerozan tip

Cevap

Hodgkin lenfoma, nodüler sklerozan tip
Doğru yanıt olan nodüler sklerozan tip Hodgkin lenfoma, adölesanlarda en sık görülen Hodgkin lenfoma varyantıdır. Tipik olarak alt servikal ve supraklaviküler lenf nodlarını tutar ve hastaların yaklaşık %80'inde mediastinal kitle mevcuttur. Yaygın vücut kaşıntısı (pruritus), Hodgkin lenfomada görülebilen ve tanısal ipucu sağlayan önemli bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Adölesan hasta, kronik yaygın kaşıntı ve supraklaviküler lenfadenopati.
Hodgkin lenfomada kaşıntı, 'B semptomu' olmasa da önemli bir minör semptomdur; supraklaviküler LAP ise malignite riski yüksek bir bölgedir.
2
Görüntüleme bulgularını değerlendir
Mediastinal genişleme saptandı.
Hodgkin lenfomanın 'Nodüler Sklerozan' alt tipi, özellikle genç kızlarda mediastinal tutulum ile karakterizedir.
3
Ayırıcı tanı yap ve alt tipi belirle
En olası tanı Hodgkin lenfoma (Nodüler Sklerozan).
Yaş, cinsiyet, lokalizasyon (mediasten) ve eşlik eden semptomlar (kaşıntı) bu alt tipi spesifik olarak destekler.

Anahtar Kavram

Nodüler Sklerozan Hodgkin Lenfoma, adölesanlarda en sık görülen alt tiptir ve sıklıkla mediastinal kitle ile prezante olur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 376Soru

15 aylık bir erkek çocuk, son iki aydır artan iştahsızlık ve solukluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden çocuğun ana besin kaynağının inek sütü olduğu ve henüz ek gıdalara tam geçilmediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk saptanan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Hemoglobin (Hb)8.5g/dL8.5 \, g/dL
MCV62fL62 \, fL
RDW%20\%20
Serum Demiri15μg/dL15 \, \mu g/dL
TDBK480μg/dL480 \, \mu g/dL
Ferritin5ng/mL5 \, ng/mL

Bu verilere göre, hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Düşük demir, yüksek demir bağlama kapasitesi ve düşük ferritin değerleriyle uyumlu olan demir eksikliği anemisi
Hastada saptanan düşük hemoglobin anemiyi; düşük MCV aneminin mikrositer olduğunu gösterir. Serum demirinin düşük, TDBK'nın yüksek olması demir eksikliğini işaret ederken, ferritinin çok düşük bulunması demir depolarının boşaldığını kanıtlar. Ayrıca RDW'nin yüksek olması, mikrositer anemiler arasında demir eksikliğini talasemi taşıyıcılığından ayıran önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin değerini değerlendir
Hb: 8.5g/dL8.5 \, g/dL (Düşük)
Hastada anemi varlığını doğrulamak için ilk adımdır.
2
MCV değerine bakarak anemi tipini belirle
MCV: 62fL62 \, fL (Düşük)
Aneminin mikrositer karakterde olduğunu gösterir.
3
Ferritin ve RDW değerlerini yorumla
RDW yüksek (%20\%20), Ferritin düşük (5ng/mL5 \, ng/mL)
Düşük ferritin demir depolarının tükendiğini gösteren en spesifik testtir. Yüksek RDW ise demir eksikliğini talasemi taşıyıcılığından ayırmada yardımcıdır.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde laboratuvar bulguları: Mikrositoz, düşük ferritin ve yüksek TDBK.
Tahmini Süre:45s
Soru 377Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden ve tekrarlayan antibiyotik tedavilerine rağmen iyileşmeyen sol kulak akıntısı ve kulak arkasında ağrılı bir şişlik şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede sol mastoid bölgede hassasiyet ve saçlı deride yer yer pullanmalı, seboroik dermatit benzeri döküntüler saptanıyor. Temporal kemik tomografisinde mastoid kemikte belirgin destrüksiyon ve bu bölgeyi dolduran yumuşak doku kitlesi izleniyor.

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Langerhans hücreli histiyositoz

Cevap

Langerhans hücreli histiyositoz (LCH)
Langerhans hücreli histiyositoz (LCH), Langerhans hücrelerinin kemik, deri ve diğer organlarda anormal proliferasyonu ile karakterizedir. Çocuklarda antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen kronik otore (kulak akıntısı) ve mastoid kemikte destrüksiyon saptandığında LCH en olası tanıdır. Bu tabloya sıklıkla saçlı deride seboroik dermatit benzeri pullanmalı döküntüler eşlik eder. Tanı için biyopsi örneğinde CD1a, S100 ve Langerin (CD207) pozitifliği gösterilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Antibiyotiğe dirençli kronik kulak akıntısı, mastoid kemik yıkımı ve seboroik döküntü saptandı.
LCH'nin mastoid tutulumu sıklıkla kronik otitis media ile karıştırılır; dirençli vakalarda akla gelmelidir.
2
Tanısal testleri planla
Lezyondan yapılacak biyopside CD1a ve S100 pozitifliğinin gösterilmesi beklenir.
Bu belirteçler ve elektron mikroskobundaki Birbeck granülleri LCH tanısı için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

LCH'nin mastoid kemik tutulumu ve kronik otore ile prezentasyonu

Daha Fazla Pratik

LCH tanısında kullanılan immünohistokimyasal belirteçleri (CD1a, S100) ve elektron mikroskobu bulgularını (Birbeck granülleri) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 378Soru

88 yaşında bir kız çocuk, son 33 aydır giderek artan halsizlik, solukluk ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinde büyüme geriliği öyküsü olan hastanın fizik muayenesinde; boy ve ağırlık 33. persentilin altında saptanıyor. Ciltte yaygın hiperpigmentasyon alanları ve gövdede birkaç adet sütlü kahve (café-au-lait) lekesi izleniyor. Karaciğer ve dalak büyüklüğü saptanmayan hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin7.27.2 g/dL11.514.511.5 - 14.5
Beyaz Küre (WBC)2.400/mm32.400/mm^34.50013.5004.500 - 13.500
Mutlak Nötrofil850/mm3850/mm^3>1.500>1.500
Trombosit26.000/mm326.000/mm^3150.000450.000150.000 - 450.000
Retikülosit%0.2\%0.2%0.5%1.5\%0.5 - \%1.5

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fanconi aplastik anemisi

Cevap

Pansitopeni tablosuna eşlik eden boy kısalığı ve hiperpigmentasyon bulguları nedeniyle en olası tanı Fanconi aplastik anemisidir.
Doğru yanıt olan Fanconi aplastik anemisi, otozomal resesif veya X'e bağlı geçiş gösteren, DNA onarım defekti ile karakterize en yaygın kalıtsal kemik iliği yetersizliği sendromudur. Hastalarda genellikle 5105-10 yaşları arasında ilerleyici pansitopeni gelişir. Fizik muayenede saptanan boy kısalığı, hiperpigmentasyon, café-au-lait lekeleri ve başparmak anomalileri tanı için anahtardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hematolojik verileri analiz et.
Düşük Hb, WBC ve trombosit değerleri ile düşük retikülosit yüzdesi kemik iliği üretim yetersizliğini (pansitopeni) doğrular.
Periferik kanda üç serinin birden düşük olması kemik iliği yetersizliği veya infiltrasyonunu gösterir.
2
Eşlik eden fizik muayene bulgularını değerlendir.
Boy kısalığı (büyüme geriliği) ve cilt bulguları (hiperpigmentasyon, café-au-lait) kalıtsal bir kemik iliği yetersizliği sendromuna işaret eder.
Kalıtsal aplastik anemilerde hematolojik bulgulara sıklıkla konjenital anomaliler eşlik eder.
3
Ayırıcı tanı yap ve tanıyı netleştir.
En yaygın kalıtsal aplastik anemi olan Fanconi aplastik anemisi, okul çağında (genellikle 5105-10 yaş) pansitopeni ile başlar ve tarif edilen fiziksel özelliklerle uyumludur.
Cilt bulguları, iskelet anomalileri (başparmak vb.) ve boy kısalığı Fanconi aplastik anemisinin temel klinik triadı içindedir.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağında pansitopeni ve konjenital anomalilerin (boy kısalığı, hiperpigmentasyon) birlikteliği Fanconi aplastik anemisini düşündürmelidir.

İpuçları

1
Laboratuvarda birden fazla kan hücresi serisinin (hemoglobin, WBC, trombosit) düşük olmasına dikkat edin.
2
Hastadaki boy kısalığı ve ciltteki lekeler, bu durumun edinilmiş değil, kalıtsal bir sendromun parçası olduğunu düşündürür.
3
DNA kırıklarına duyarlılık testi (Diepoksibütan - DEB testi) ile tanısı konulan en yaygın kalıtsal pansitopeni nedenini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Fanconi aplastik anemisi olan hastalarda gelişebilecek maligniteleri (lösemi, solid organ tümörleri) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 379Soru

Gövde dengesini sağlamada zorluk ve geniş tabanlı yürüme şikayetleri olan 66 yaşındaki bir kız çocukta yapılan nörolojik muayenede belirgin trunkal ataksi saptanmıştır. Çekilen kraniyal MRMR incelemesinde serebellum orta hattında (vermis) yerleşmiş, dördüncü ventrikülü öne doğru iterek obstrüktif hidrosefaliye yol açan solid bir kitle görülmüştür. Bu hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medulloblastom

Cevap

Medulloblastom
Medulloblastom, çocukluk çağının en sık görülen malign beyin tümörüdür. Tipik olarak serebellumun vermis (orta hat) bölgesinden köken alır ve bu nedenle gövde dengesizliği (trunkal ataksi) ile karakterizedir. Görüntülemede dördüncü ventriküle bası yaparak obstrüktif hidrosefaliye neden olan solid kitle şeklinde izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (trunkal ataksi, geniş tabanlı yürüme) analiz et.
Lezyonun serebellumun orta hattında (vermis) yerleştiği saptandı.
Trunkal ataksi vermis lezyonlarının, appendiküler ataksi ise hemisferik lezyonların tipik bulgusudur.
2
Görüntüleme bulgularını (solid kitle, vermis yerleşimi, 4. ventrikül basısı) değerlendir.
Posterior fossa orta hat yerleşimli solid kitle saptandı.
Medulloblastom, tipik olarak vermis yerleşimli ve homojen kontrast tutan solid bir kitledir.
3
Ayırıcı tanıdaki tümörleri yerleşim ve yapılarına göre dışla.
Vermis yerleşimi ve solid yapı nedeniyle medulloblastom tanısı doğrulandı.
Pilositik astrositom hemisferik ve kistik, ependimom ise ventrikül tabanı kökenlidir.

Anahtar Kavram

Serebellar kitlelerde lokalizasyon-klinik ilişkisi (Vermis/Trunkal ataksi - Hemisfer/Appendiküler ataksi)

Daha Fazla Pratik

Medulloblastom tanısı konulan hastalarda evreleme amacıyla tüm spinal aksın MR görüntülemesi ve BOS sitolojisinin değerlendirilmesi gerektiğini hatırlayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 380Soru

33 aylık bir erkek bebek, doğumdan itibaren giderek belirginleşen solukluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde; hipertelorizm, basık burun kökü ve her iki el başparmağının trifalangeal yapıda (üç falankslı) olduğu dikkati çekiyor. Karaciğer ve dalak büyüklüğü saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin (HbHb)5.8 g/dL5.8\text{ g/dL}
Beyaz Küre (BKBK)9.200/mm39.200/mm^3
Trombosit310.000/mm3310.000/mm^3
Retikülosit%0.1\%0.1
MCVMCV104 fL104\text{ fL}

Kemik iliği aspirasyonunda ise eritroid seride belirgin hipoplazi izleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diamond-Blackfan anemisi

Cevap

En olası tanı Diamond-Blackfan anemisi olarak saptanmıştır.
Diamond-Blackfan anemisi seçeneği doğrudur çünkü hastada bebeklik döneminde (33 aylık) başlayan makrositik anemi (MCV:104 fLMCV: 104\text{ fL}), belirgin retikülositopeni (%0.1\%0.1) ve kemik iliğinde seçici eritroid hipoplazi mevcuttur. Ayrıca trifalangeal başparmak ve yüz anomalileri (hipertelorizm) bu hastalık için klasik tanımlayıcı özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hasta 33 aylık (süt çocuğu), saf eritroid aplazi (düşük Hb ve retikülosit, normal BK ve trombosit) ve konjenital anomali (trifalangeal başparmak) mevcut.
Yaş ve kan sayımı bulguları ayırıcı tanı için ilk adımdır.
2
Konjenital kemik iliği yetmezliği sendromlarını karşılaştır
Fanconi anemisinde pansitopeni beklenirken, Diamond-Blackfan anemisinde saf eritrosit serisi tutulumu görülür.
Hangi hücre serisinin etkilendiği tanıyı belirler.
3
Spesifik fiziksel bulguları değerlendir
Trifalangeal başparmak Diamond-Blackfan anemisi için karakteristik bir malformasyondur.
Parmak anomalileri Fanconi ve DBA ayrımında anahtardır.

Anahtar Kavram

Diamond-Blackfan anemisi (DBA), bebeklik döneminde başlayan makrositik anemi, retikülositopeni ve kemik iliğinde eritroid öncüllerin yokluğu ile karakterize, sıklıkla konjenital anomalilerin (başparmak, yüz, kardiak) eşlik ettiği bir hastalıktır.
ÖncekiSayfa 19 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 19 | Examkin