Kardiyoloji

309 soru

Soru 241Soru

1414 yaşında dilate kardiyomiyopati tanısıyla izlenen, optimal dozda enalapril (ACE inhibitörü), furosemid ve karvedilol kullanmasına rağmen NYHA Sınıf IIIIII semptomları (çabuk yorulma, ortopne) devam eden bir çocuk hasta değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde akciğer bazallerinde hafif raller ve S3S3 galo ritmi saptanan, ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %25\%25 olan hastanın tedavisine, mortaliteyi azalttığı bilinen anjiyotensin reseptör-neprilisin inhibitörü (ARNI) sakubitril/valsartan eklenmesi planlanıyor. Bu tedavi değişikliği sürecinde bradikinin birikimine bağlı anjiyoödem riskini en aza indirmek için, ACE inhibitörü kesildikten sonra ARNI tedavisine başlanmadan önce beklenmesi gereken minimum süre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 3636 saat

Cevap

ACE inhibitörü tedavisinden sakubitril/valsartan (ARNI) tedavisine geçilirken, anjiyoödem riskini önlemek amacıyla en az 3636 saat beklenmelidir.
ACE inhibitörleri bradikininin yıkımını engellerken, sakubitril (bir neprilisin inhibitörü) de aynı şekilde bradikinin metabolizmasını yavaşlatır. Bu iki ajanın etkisinin çakışması, dokularda yüksek düzeyde bradikinin birikmesine ve bu da ciddi anjiyoödem ataklarına neden olur. Klinik çalışmalar ve kılavuzlar, bu riskten kaçınmak için ACE inhibitörü kesildikten sonra sakubitril/valsartan başlanmadan önce mutlaka 3636 saatlik bir bekleme süresi (washout period) uygulanmasını şart koşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut tedavi rejimini ve planlanan yeni ajanın etki mekanizmasını tanımlayın.
Hasta bir ACE inhibitörü olan enalapril kullanmaktadır ve ARNI (sakubitril/valsartan) tedavisine geçilecektir.
Her iki ilaç grubu da farklı yolaklarla bradikinin metabolizmasını etkiler.
2
İlaçlar arasındaki etkileşimin fizyopatolojik riskini analiz edin.
ACE (anjiyotensin dönüştürücü enzim) ve neprilisin, bradikininin yıkımından sorumlu başlıca enzimlerdir.
Eş zamanlı veya çok kısa arayla kullanılmaları, bradikininin aşırı birikmesine ve potansiyel olarak ölümcül anjiyoödeme yol açar.
3
Klinik kılavuzlara (Pediatrik Kalp Yetersizliği) göre güvenli geçiş süresini belirleyin.
Enalapril kesildikten sonra sakubitril/valsartan başlanması için en az 3636 saatlik bir arınma (washout) süresi gereklidir.
Bu süre, ACE enzim aktivitesinin normale dönmesi ve güvenli bir geçiş sağlanması için standart kabul edilmektedir.

Anahtar Kavram

ARNI (Sakubitril/Valsartan) tedavisine geçişte ACE inhibitörleri ile yaşanan çapraz etkileşim ve anjiyoödem risk yönetimi.

Alternatif Yöntem

Eğer hasta bir ARB (örneğin valsartan veya kandesartan) kullanıyor olsaydı, sakubitril/valsartan'a geçişte bu 3636 saatlik bekleme süresine ihtiyaç duyulmazdı; ilaçlar doğrudan değiştirilebilirdi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 242Soru

1010 aylık, dilate kardiyomiyopati tanısıyla izlenen bir bebek; son bir haftadır artan iştahsızlık, beslenme sırasında aşırı terleme, huzursuzluk ve hızlı nefes alma şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde; kalp hızı 175/dk175/\text{dk}, solunum sayısı 68/dk68/\text{dk}, kan basıncı 70/45 mmHg70/45 \text{ mmHg}, karaciğer kot altında 4 cm4 \text{ cm} palpabl ve künt kenarlı, periferik nabızlar zayıf (filiform), kapiller dolum zamanı 4 saniye4 \text{ saniye} ve ekstremiteler soğuk olarak saptanmıştır. Akciğer grafisinde belirgin kardiyomegali ve pulmoner venöz konjesyon bulguları mevcuttur. Bu hastanın akut dönem yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin uygulanması kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sempatik aktivasyonu baskılamak ve miyokardın oksijen tüketimini azaltmak amacıyla düşük doz karvedilol başlanması

Cevap

Sempatik aktivasyonu baskılamak ve miyokardın oksijen tüketimini azaltmak amacıyla düşük doz karvedilol başlanması
Vakadaki bebek 'Islak ve Soğuk' (Wet and Cold) hemodinamik profilindedir, yani hem pulmoner ödem/konjesyon bulguları mevcuttur hem de doku perfüzyonu bozulmuştur. Karvedilol gibi beta-bloker ajanlar, kronik kalp yetersizliğinde nörohumoral baskılama yaparak sağkalımı artırmalarına rağmen, akut dekompansasyon aşamasında kontraktilitenin (inotropi) daha da azalmasına yol açarak hastanın tablosunu ağırlaştırırlar. Bu nedenle hasta stabilize edilmeden beta-bloker başlanması kesinlikle kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Hastada taşipne, hepatomegali (konjesyon/ıslak) ve soğuk ekstremite, zayıf nabız (düşük debi/soğuk) bulguları saptanmıştır.
Tedavi stratejisini belirlemek için hastanın hemodinamik profilini (Islak-Soğuk) tanımlamak gerekir.
2
Akut farmakolojik önceliklerin belirlenmesi
İntravenöz diüretik (furosemid) ve inotropik/inodilatatör destek (milrinon) gereklidir.
Konjesyonu azaltmak ve doku perfüzyonunu düzeltmek hayati önceliktir.
3
Kontrendikasyonların kontrol edilmesi
Beta-bloker (karvedilol) tedavisi bu aşamada kontrendikedir.
Beta-blokerlerin negatif inotropik etkisi, dekompanse haldeki miyokardın debisini daha da düşürerek kardiyojenik şoku derinleştirebilir.

Anahtar Kavram

Akut dekompanse kalp yetersizliğinde beta-bloker kullanımı

Daha Fazla Pratik

Kalp yetersizliğinde Ross sınıflaması ve yaş gruplarına göre en sık nedenleri gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 243Soru

Orta-yüksek riskli bir popülasyonda yaşayan 1212 yaşındaki erkek hasta; her iki dizinde ve ayak bileklerinde gezici eklem ağrısı (poliartralji) ve 38.2C38.2^{\circ}C ateş şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde ASO titresi yüksek bulunan ve fizik muayenede eklemleri doğal saptanan bu hastada, 2015 revize Jones kriterlerine göre "Akut Romatizmal Ateş" tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden hangisinin varlığı yeterlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit sedimantasyon hızının 4040 mm/saat saptanması

Cevap

Sedimantasyon hızının 40 mm/saat saptanması, hastanın klinik tablosunu tanı koydurucu düzeye (1 majör + 2 minör) taşımak için yeterlidir.
Orta-yüksek riskli popülasyonlarda yaşayan çocuklarda gezici poliartralji majör bir Jones kriteridir. Hastada halihazırda bir majör (poliartralji) ve bir minör (ateş) kriter mevcuttur. Tanı konulabilmesi için bir minör kriterin daha (sedimantasyon hızı 30\geq 30 mm/saat veya CRP 3\geq 3 mg/dL) eklenmesi, '1 majör + 2 minör' kuralını tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Popülasyon risk düzeyini belirle
Hasta orta-yüksek riskli gruptadır.
Jones kriterleri popülasyonun risk düzeyine göre (düşük vs. orta-yüksek) farklılık gösterir.
2
Mevcut klinik bulguları Jones kriterlerine göre sınıflandır
Poliartralji = Majör kriter; Ateş (38.2C38.2^{\circ}C) = Minör kriter; ASO yüksekliği = Streptokok kanıtı.
Orta-yüksek riskli grupta poliartralji majör, 38C38^{\circ}C ve üzeri ateş ise minör kriterdir.
3
Tanı için gereken eksik kriter sayısını hesapla
Hastada şu an 1 majör + 1 minör vardır. Tanı için 1 minör kriter daha gereklidir.
AGBHS kanıtı varlığında; 2 majör veya 1 majör + 2 minör kriter tanı koydurur.
4
Seçeneklerdeki minör kriteri tanımla
Sedimantasyonun 3030 mm/saat üzerinde olması bir minör kriterdir.
Akut faz reaktanlarındaki artış revize Jones kriterlerinde minör kriter olarak yer alır.

Anahtar Kavram

2015 Revize Jones Kriterleri: Risk Stratifikasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 244Soru

1010 günlük bir erkek bebek; emme sırasında çabuk yorulma, hızlı nefes alıp verme ve vücudunun alt kısmında morarma fark edilmesi üzerine acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde; her iki kol ve baş bölgesinin pembe renkte olduğu, ancak göbek hizasının altından itibaren tüm vücudun siyanotik göründüğü saptanıyor. Üst ekstremite nabızları dolgun olarak palpe edilirken, femoral nabızlar alınamıyor. Preaksiyal (sağ el) oksijen saturasyonu %96\%96, postaksiyal (ayak) saturasyonu ise %80\%80 olarak ölçülüyor. Bu bebekte görülen klinik tabloya yol açan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Preduktal aort koarktasyonu ve patent duktus arteriozus

Cevap

Preduktal aort koarktasyonu ve patent duktus arteriozus
Doğru cevap olan preduktal aort koarktasyonu ve patent duktus arteriozus kombinasyonunda, aortadaki darlık duktusun bağlandığı yerin öncesindedir. Sol ventrikülden çıkan temiz kan sadece baş ve kolların damarlarına (proksimal arkus) gidebilirken, inen aortanın kan akımı pulmoner arterden sağdan sola şant yapan duktus aracılığıyla sağlanır. Pulmoner arterdeki kan kirli (deoksijenize) olduğu için vücudun alt kısmı siyanotik görünürken, üst kısmı pembe kalır (diferansiyel siyanoz). Ayrıca femoral nabızların alınamaması koarktasyonu destekleyen en tipik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Üst ekstremite pembe (%96\%96 Sat), alt ekstremite siyanotik (%80\%80 Sat) ve femoral nabızlar alınamıyor.
Vücudun üst ve alt kısımları arasındaki bu doygunluk farkı 'diferansiyel siyanoz' olarak tanımlanır.
2
Diferansiyel siyanozun mekanizmasını belirle
Alt ekstremiteye giden kanın (inen aorta) oksijensiz kan olması ve bunun sağ ventrikül/pulmoner arterden gelmesi gerekir.
Femoral nabızların yokluğu, arkus aortada duktus öncesi ciddi bir obstrüksiyon olduğunu gösterir.
3
Anatomik lokalizasyonu saptan
Darlık duktusun proksimalindedir (preduktal).
Bu durumda inen aortanın kan akımı patent duktus arteriozus (PDA) aracılığıyla pulmoner arterden gelen deoksijenize kanla sağlanır.
4
Tanıyı netleştir
Preduktal (infantil) aort koarktasyonu + PDA.
Bu kombinasyon, nabız farkı ve diferansiyel siyanoz bulgularının tümünü açıklar.

Anahtar Kavram

Diferansiyel Siyanoz ve Preduktal Aort Koarktasyonu

Daha Fazla Pratik

İnterrupted aortik ark (kesintili aort yayı) vakalarında da benzer bir klinik tablo görülebileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 245Soru

Türkiye'de yaşayan 1111 yaşındaki bir kız çocuk, 44 gündür devam eden 38.8C38.8^{\circ}C ateş ve son iki gündür önce sağ dizinde başlayıp sonra sol ayak bileğine geçen, ancak eklemlerde şişlik, kızarıklık veya ısı artışının eşlik etmediği şiddetli eklem ağrısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede kalp sesleri normal sınırlarda, üfürüm saptanmıyor; cilt ve nörolojik muayene doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde ESH: 7575 mm/saat, CRP: 4545 mg/dL, ASO: 800800 IU/mL saptanıyor. EKG'de PR mesafesi 0.200.20 sn olarak ölçülüyor. Bu hasta için 2015 Jones Kriterleri'ne göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut Romatizmal Ateş (ARA)

Cevap

Akut Romatizmal Ateş (ARA)
Türkiye gibi ARA açısından orta-yüksek riskli popülasyonlarda, eklemlerde objektif artrit bulgusu (şişlik, ısı artışı) olmasa bile gezici karakterdeki poliartralji bir majör kriter olarak kabul edilir. Hastada bu majör kritere ek olarak ateş, akut faz reaktanı yüksekliği ve PR mesafesi uzaması şeklinde üç minör kriter mevcuttur. ASO yüksekliği ile desteklenen grup A streptokok enfeksiyonu kanıtı ile birlikte bu tablo ARA tanısı için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Popülasyon risk düzeyini belirle
Türkiye, ARA açısından orta/yüksek riskli bir bölgedir.
Jones kriterleri popülasyonun risk düzeyine (düşük vs. orta/yüksek) göre farklılık gösterir.
2
Majör kriterleri değerlendir
Gezici poliartralji (şişlik olmaksızın eklem ağrısı), yüksek riskli popülasyonda majör kriterdir.
2015 revizyonu ile yüksek riskli gruplarda sadece ağrı (artralji) majör kriter kapsamına alınmıştır.
3
Minör kriterleri ve GAS kanıtını kontrol et
Ateş (38.8C38.8^{\circ}C), ESH yüksekliği (7575 mm/sa) ve PR uzaması (0.200.20 sn) 3 minör kriterdir. ASO yüksekliği GAS kanıtıdır.
Tanı için 2 majör veya 1 majör + 2 minör kriter ile birlikte geçirilmiş GAS enfeksiyonu kanıtı gereklidir.

Anahtar Kavram

2015 Jones Kriterleri Revizyonu ve Risk Grupları

Daha Fazla Pratik

ARA tanısı alan bu hastada kardit saptanmadığı için sekonder profilaksinin süresini gözden geçirin (2121 yaş veya 55 yıl, hangisi daha uzunsa).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 246Soru

Fetal dolaşımda, plasentadan dönen ve tüm fetal damarsal yapılar içerisinde oksijen satürasyonu en yüksek (%80\%80) olan kanı taşıyan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vena umbilicalis

Cevap

Vena umbilicalis
Vena umbilicalis, fetal dolaşımın başlangıç noktasıdır ve plasentada oksijenlenen kanın doğrudan fetüse girdiği ana yoldur. Bu nedenle fetal sistemdeki en yüksek oksijen içeriğine (%80\%80) sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijen kaynağının belirlenmesi
Fetal yaşamda oksijenlenme plasentada gerçekleşir.
Fetüste akciğerler fonksiyonel değildir; gaz değişimi plasenta aracılığıyla anne kanından sağlanır.
2
Oksijenlenmiş kanı taşıyan damarın tespiti
Vena umbilicalis, plasentadan fetüse en yüksek oksijenli kanı ulaştırır.
Diğer damarlar bu kanın vücut içi dolaşımındaki karışma noktalarından (şantlar) sonra yer alır.
3
Satürasyon değerlerinin kıyaslanması
Vena umbilicalis satürasyonu %80\%80 iken, Ductus venosus ve Vena cava inferior seviyelerinde bu değer düşmeye başlar.
Dolaşıma katılan deoksijene venöz dönüş kanı, oksijen satürasyonunun kademeli olarak azalmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Fetal dolaşımda oksijen gradiyenti ve Vena umbilicalis'in rolü
Tahmini Süre:45s
Soru 247Soru

İnfektif endokardit (I˙EİE) tanısında kullanılan Modifiye Duke Kriterleri'nde minör kriterler; vasküler fenomenler ve immünolojik fenomenler olmak üzere iki ana alt gruba ayrılmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi immünolojik fenomenler kapsamında değerlendirilen bir minör kriterdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osler nodülleri

Cevap

Osler nodülleri, infektif endokarditte immünolojik fenomenler kapsamında yer alan bir minör kriterdir.
Osler nodülleri, parmak uçlarında görülen ağrılı, bezelye büyüklüğündeki nodüllerdir ve immün kompleks aracılı inflamasyon sonucu oluştukları için Modifiye Duke Kriterleri'nde 'immünolojik fenomenler' grubunda yer alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Modifiye Duke Kriterleri'nin minör bileşenlerini hatırlayın.
Minör kriterler; ateş, önceden var olan riskli kalp hastalığı, vasküler fenomenler, immünolojik fenomenler ve mikrobiyolojik bulgulardır.
Sorunun hangi alt grubu sorguladığını belirlemek için kriter yapısını anlamak gerekir.
2
Vasküler ve immünolojik fenomenler arasındaki farkı ayırt edin.
Vasküler fenomenler embolik ve yapısal damar hasarlarını (Janeway, emboli, anevrizma) içerirken; immünolojik fenomenler immün kompleks hasarlarını (Osler, Roth, Glomerülonefrit) içerir.
TUS sınavında bu iki grubun ayrımı sıkça sorgulanmaktadır.
3
Seçenekleri bu sınıflamaya göre değerlendirin.
Osler nodülleri immünolojik gruptadır; diğer seçenekler vasküler gruptadır.
Doğru sınıflandırmayı yaparak kesin sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Modifiye Duke Kriterleri'nde vasküler ve immünolojik fenomenlerin ayrımı

İpuçları

1
İnfektif endokarditte cilt bulgularının ağrılı olup olmaması genellikle hangi grupta olduklarına dair ipucu verir.
2
Vasküler fenomenler genellikle embolik olayları, immünolojik fenomenler ise antijen-antikor komplekslerinin doku hasarını temsil eder.
3
Osler nodülleri ve Roth lekeleri klasik immünolojik bulgulardır.

Daha Fazla Pratik

Diğer immünolojik kriterler olan Roth lekeleri ve glomerülonefriti de mutlaka tekrar edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 248Soru

Kalbin embriyolojik gelişimi ve venöz sistemin kalıcı kalp odacıklarına dönüşüm süreçleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vena cava inferior ve koroner sinus ağzındaki kapakçıklar, embriyolojik sağ sinoatriyal (venöz) kapağın birer kalıntısıdır.

Cevap

Vena cava inferior ve koroner sinus ağzındaki kapakçıkların sağ sinoatriyal (venöz) kapağın kalıntısı olduğu ifadesi doğrudur.
Embriyolojik dönemde sinus venosus ile sağ atrium arasındaki geçişi sağlayan sağ ve sol venöz kapaklar bulunur. Sol venöz kapak septum secundum ile kaynaşırken, sağ venöz kapak geriler ve alt kısımları vena cava inferior kapağını (Eustachian) ve koroner sinus kapağını (Thebesian) oluşturur. Üst kısmı ise crista terminalis'in oluşumuna katılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sinus venosus türevlerini hatırla.
Sağ boynuz (Sinus venarum - RA düz kısım), Sol boynuz (Koroner sinus).
Kalbin venöz ucunun odacıklara katılımını belirlemek için.
2
Venöz kapakların (sinoatriyal valfler) kaderini incele.
Sağ venöz kapak; VCI kapağı, Koroner sinus kapağı ve crista terminalis'in bir kısmını oluşturur.
Anatomik kalıntıların embriyolojik kökenini doğrulamak için.
3
Atriumların trabeküllü kısımlarının kökenini belirle.
Trabeküllü kısımlar embriyolojik ilkel atriumdan (primitive atrium) gelir.
Seçeneklerdeki pürüzlü/düz ayrımını test etmek için.

Anahtar Kavram

Sinus Venosus ve Atriyumların Embriyolojik Gelişimi

Daha Fazla Pratik

Fetal dolaşımda Vena Cava Inferior içindeki 'streaming' (akım yönlenmesi) mekanizmasını ve Crista Dividens'in rolünü tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 249Soru

Okul sağlık taraması sırasında kalbinde üfürüm duyulan 8 yaşındaki erkek çocuk kardiyoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Anamnezinde aktif bir şikayet, eforla gelen nefes darlığı veya morarma tariflenmiyor. Fizik muayenede vücut ağırlığı ve boyu 50. persentilde saptanıyor. Kardiyak oskültasyonda sol sternal kenar 2. interkostal aralıkta 2/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. En önemli bulgu olarak, ikinci kalp sesinin (S2) solunum fazlarından etkilenmeksizin geniş ve sabit çift olduğu belirleniyor. Telekardiyografide hafif kardiyomegali ve pulmoner vaskülaritede artış izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekundum tip Atriyal Septal Defekt

Cevap

Sekundum tip Atriyal Septal Defekt
Soruda verilen vaka, Atriyal Septal Defekt (ASD) için klasik bir sunumdur. Çocukluk çağında ASD genellikle asemptomatiktir ve okul taramalarında tesadüfen fark edilir. Tanı için en kritik ipucu S2'deki (ikinci kalp sesi) 'sabit çiftleşme'dir (fixed splitting). Normalde S2 inspiryumda çiftleşir, ekspiryumda tek ses olur; ancak ASD'de sağ ve sol atriyum arasındaki bağlantı nedeniyle solunumla oluşan basınç değişiklikleri dengelenir ve sağ ventrikül atım süresi uzayarak P2'nin (pulmoner bileşen) gecikmesi sabit hale gelir. Ayrıca duyulan sistolik ejeksiyon üfürümü, defektin kendisinden değil, artmış sağ kalp debisinin pulmoner kapaktan geçerken oluşturduğu rölatif darlıktan kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve oskültasyon bulgularını analiz et
Asemptomatik çocuk, sol 2. İKA'da sistolik ejeksiyon üfürümü ve 'sabit S2 çiftleşmesi' mevcut.
Oskültasyon bulguları konjenital kalp hastalıklarının ayırıcı tanısında kilit rol oynar.
2
S2'nin (İkinci Kalp Sesi) özelliklerini değerlendir
S2 solunumla değişmeyen (sabit) geniş çiftleşme gösteriyor.
S2'nin sabit çiftleşmesi (fixed split), Atriyal Septal Defekt (ASD) için patognomonik bir bulgudur. Sağ ventrikül volüm yüklenmesine bağlı pulmoner kapak kapanmasının gecikmesi ve solunumla sağ-sol atriyum basınç farklarının eşitlenmesi sonucu oluşur.
3
Üfürümün karakterini ve yerini değerlendir
Sol üst sternal kenarda sistolik ejeksiyon üfürümü.
ASD'de duyulan üfürüm defektin kendisinden değil, artmış kan akımının pulmoner kapaktan geçerken yarattığı rölatif darlıktan (akım üfürümü) kaynaklanır.
4
Diğer seçenekleri dışla
Masum üfürümde S2 fizyolojiktir. VSD pansistoliktir. PDA devamlı üfürümdür. Pulmoner darlıkta klik duyulur ve S2 sabit değildir.
Ayırıcı tanı en olası seçeneği doğrular.

Anahtar Kavram

Atriyal Septal Defekt (ASD) tanısında en karakteristik fizik muayene bulgusu, S2'nin (ikinci kalp sesi) solunum fazlarından etkilenmeyen geniş ve sabit çiftleşmesidir.

İpuçları

1
Üfürümün karakterinden ziyade ikinci kalp sesinin (S2) davranışına odaklanın.
2
Solunumla değişmeyen (sabit) S2 çiftleşmesi hangi şant lezyonunda görülür?
3
Sağ ventrikül volüm yüklenmesi yapan ve 'fixed split' S2 ile karakterize olan atriyal düzeydeki defekti düşünün.

Daha Fazla Pratik

ASD tipleri (ostium primum vs sekundum) ve EKG bulguları (RBBB, aks sapması) arasındaki ilişkiyi gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 250Soru

Fetal dolaşımda oksijen saturasyonu (SaO2SaO_2) gradyenti, fetal dokuların metabolik ihtiyaçlarına göre kanın seçici olarak yönlendirilmesi (shunting) ve farklı seviyelerdeki karışım noktaları esasına dayanır. Bu dolaşım dinamikleri ve ilgili yapıların embriyolojik gelişimleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vena cava inferiorVena \ cava \ inferior'un suprahepatik segmentinde kanın SaO2SaO_2 değeri yaklaşık %70\%70 olup; bu kanın büyük bir kısmı *crista dividens* sayesinde doğrudan sol atriyuma geçer.

Cevap

Vena cava inferior'un suprahepatik segmentindeki oksijen saturasyonunun yaklaşık %70 olması ve bu akımın crista dividens aracılığıyla sol atriyuma yönlendirilmesi ifadesi doğrudur.
Fetal dolaşımda, plasentadan gelen kanın en yüksek oksijen içeriği korunarak beyne ve kalbe ulaştırılması hedeflenir. Vena cava inferiorVena \ cava \ inferior'un üst kısmında kan karışarak yaklaşık %70\%70 saturasyona ulaşır. Bu akımın 'temiz' olan kısmı, sağ atriyum girişindeki *crista dividens* (septum secundum alt sınırı) tarafından *foramen ovale*'ye doğru itilir, böylece sol ventriküle ve oradan arkus aortanın ilk dallarına (koronerler ve karotisler) temiz kan gönderilir.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijen kaynağının ve ilk karışım noktasının belirlenmesi
V. umbilicalisV. \ umbilicalis saturasyonu %8090\approx \%80-90.
Oksijenli kan plasentadan fetüse bu damar yoluyla taşınır.
2
Vena cava inferiorVena \ cava \ inferior (VCI) seviyesindeki karışımın analiz edilmesi
Suprahepatik VCI saturasyonu %70\approx \%70.
Ductus venosus'tan gelen temiz kan, alt ekstremitelerden gelen deoksijene kan (%2530 \approx \%25-30 ) ve hepatik venlerle karışır.
3
Anatomik şant mekanizmasının değerlendirilmesi
Kanın büyük kısmı *foramen ovale* üzerinden sol atriyuma geçer.
*Septum secundum*'un alt kenarı olan *crista dividens*, VCI akımını ikiye bölerek yüksek oksijenli kanı sola yönlendirir.
4
Embriyolojik kökenlerin ve postnatal değişimlerin doğrulanması
Ductus arteriosusDuctus \ arteriosus sol 6. arktan gelir; doğumda pulmoner direnç düşer.
4. ark solu aortik arkı, sağı ise subklavyen arteri oluşturur; direnç düşüşü sol atriyum basıncını artırır.

Anahtar Kavram

Fetal dolaşımda oksijen hiyerarşisi ve şant anatomisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 251Soru

Kalp yetersizliği tanısı konulan bir çocuk hastada, pulmoner ve sistemik venöz konjesyon bulgularını (ön yük/preload) azaltmak amacıyla tedavide öncelikle kullanılması gereken ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diüretikler

Cevap

Kalp yetersizliğinde venöz konjesyonu ve ön yükü azaltmak için tedavide öncelikle diüretikler tercih edilir.
Diüretikler, böbrek tübüllerinden sodyum ve su geri emilimini engelleyerek idrar çıkışını artırır. Bu durum intravasküler volümde azalmaya yol açarak kalbin dolum basınçlarını (ön yük) düşürür ve konjesyon bulgularının (hepatomegali, ödem) gerilemesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik hedefin belirlenmesi
Hastadaki pulmoner ve sistemik venöz konjesyon bulguları (hepatomegali, ödem, raller) yüksek ön yükün (preload) bir göstergesidir.
Tedavinin ilk aşaması semptomatik rahatlama sağlamak için bu fazla volümü uzaklaştırmaktır.
2
Farmakolojik mekanizmanın seçilmesi
Vücuttaki sodyum ve suyun böbrekler yoluyla atılmasını sağlayan diüretikler seçilir.
Kan volümünün azalması, kalbe dönen venöz kan miktarını doğrudan düşürür.
3
Doğru ilaç grubunun onaylanması
Diüretikler (furosemid vb.) ön yükü azaltan temel gruptur.
Akut konjesyon yönetiminde en hızlı ve etkili yanıtı bu grup verir.

Anahtar Kavram

Pediatrik kalp yetersizliği tedavisinde preload (ön yük) yönetiminin temelini diüretikler oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Diüretik tedavisi alan bir çocukta elektrolit takibi (özellikle potasyum) ve yan etkiler konusuna odaklanılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 252Soru

Yüz görünümünde hipertelorizm, basık burun kökü, düşük kulak ve yelken boyun (pterigium kollipterigium\ kolli) saptanan 44 yaşındaki bir erkek hastanın fizik muayenesinde sol üst sternal sınırda 4/64/6 şiddetinde kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü duyulmaktadır. Ekokardiyografide pulmoner kapak yaprakçıklarının belirgin derecede kalınlaştığı, hareketlerinin kısıtlı olduğu ve sistolde kubbeleşme (domingdoming) göstermediği saptanmıştır. Kapak üzerinden ölçülen pik sistolik gradiyent 8585 mmHg olarak ölçülmüştür.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi valvülotomi veya kapak replasmanı; saptanan displastik kapak yapısının balon valvüloplastiye dirençli olması nedeniyle en uygun yaklaşımdır.

Cevap

Noonan sendromuyla ilişkili displastik pulmoner kapak yapısı balon valvüloplastiye dirençli olduğu için cerrahi valvülotomi veya kapak replasmanı yapılmalıdır.
Cerrahi valvülotomi veya kapak replasmanı seçeneği doğrudur çünkü hastanın ekokardiyografik bulguları olan kalınlaşmış ve kubbeleşmeyen yaprakçıklar tipik bir 'displastik pulmoner kapak' görüntüsüdür. Bu patoloji Noonan sendromlu hastaların yaklaşık %60'ında görülür ve klasik balon valvüloplastiye yanıtı çok düşüktür. 8585 mmHg gibi ciddi bir gradiyent varlığında cerrahi müdahale altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve dismorfik bulguların değerlendirilmesi
Hastadaki hipertelorizm, yelken boyun ve basık burun kökü Noonan sendromunu düşündürmektedir.
Noonan sendromu, çocukluk çağı pulmoner stenoz vakalarının önemli bir kısmını oluşturur.
2
Ekokardiyografik bulguların yorumlanması
Belirgin kalınlaşmış ve kubbeleşme göstermeyen kapak yapısı 'displastik pulmoner kapak' tanısını doğrular.
Standart pulmoner stenozda kapak ince ve hareketlidir; displastik kapak ise daha katı ve fibrotiktir.
3
Darlık şiddetinin belirlenmesi
8585 mmHg gradiyent 'ciddi' (severe) pulmoner stenoz kategorisindedir.
Genellikle 6060-8080 mmHg üzerindeki gradiyentler girişim gerektirir.
4
Tedavi yönteminin seçilmesi
Displastik kapak yapısı nedeniyle balon valvüloplasti yerine cerrahi yöntem tercih edilir.
Displastik kapaklar balonla yeterince genişletilemez, yırtılma riski yüksektir veya işlem sonrası darlık hızla tekrarlar.

Anahtar Kavram

Noonan sendromunda görülen displastik pulmoner stenoz vakaları cerrahi müdahale gerektirir çünkü bu kapaklar balon valvüloplastiye zayıf yanıt verir.

İpuçları

1
Noonan sendromlu hastaların yüz görünümü ve ilişkili kalp anomalisi arasındaki bağlantıyı düşünün.
2
Ekokardiyografideki 'kubbeleşme göstermeyen' (no doming) ifadesi kapak yapısı hakkında kritik bilgi vermektedir.
3
Displastik kapakların perkütan (balon) işlemlere verdiği yanıtın, standart kapaklara göre çok daha düşük olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Noonan sendromuyla ilişkili diğer kardiyak patolojiyi (Hipertrofik Kardiyomiyopati) ve Williams sendromundaki supravalvüler aort darlığını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 253Soru

Fetal dolaşımda oksijenlenmiş kanın dağılımı, hayati organların (beyin ve koronerler) korunmasını sağlayacak şekilde organize edilmiştir. Bu hemodinamik düzenleme ve fetal damarlar arasındaki oksijen saturasyonu ilişkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Assendan aortadaki oksijen saturasyonu, desendan aortadaki saturasyondan daha yüksektir.

Cevap

Assendan aortadaki oksijen saturasyonu, desendan aortadaki saturasyondan daha yüksektir.
Fetal dolaşımda plasentadan gelen oksijenlenmiş kan, vena cava inferior içindeki özel bir akım yönlenmesi (streaming) sayesinde foramen ovale üzerinden sol kalbe ve oradan assendan aortaya yönlendirilir. Bu sayede beyin ve koroner damarlar en yüksek oksijenli kanı (%65 saturasyon) alır. Vena cava superiordan gelen düşük oksijenli kan ise sağ ventriküle ve duktus arteriozus üzerinden desendan aortaya yönlendiği için desendan aortanın saturasyonu (%55-60) daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Vena umbilikalis ve duktus venozus akımını analiz et.
Plasentadan gelen %80-85 saturasyonlu kan duktus venozus üzerinden vena cava inferiora (VCI) ulaşır.
Oksijenlenmiş kanın sisteme giriş yolunu belirlemek.
2
Vena cava inferior ve superior akımlarının fetal kalpteki yönelimini karşılaştır.
VCI'daki temiz kan 'streaming' ile foramen ovale'den sol atriuma geçer; vena cava superior (VCS) kanı ise sağ ventriküle yönlenir.
Kardiyak şantların oksijen dağılımındaki rolünü anlamak.
3
Ventriküllerden çıkan kanın hedeflerini değerlendir.
Sol ventrikül (VCI kökenli kan) assendan aortaya, sağ ventrikül (VCS kökenli kan) duktus arteriozus üzerinden desendan aortaya kan pompalar.
Farklı vücut bölgelerine giden kanın oksijen düzeylerini belirlemek.

Anahtar Kavram

Fetal Dolaşımda Oksijen Gradyanı ve Streaming Mekanizması

İpuçları

1
Fetal dolaşımda temiz kanı taşıyan ana damarların Vena Umbilikalis ve VCI olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Fetal hayatta sağ ve sol ventrikülün paralel çalışma prensibini ve kombine kardiyak output kavramını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 254Soru

Kardiyovasküler sistemin embriyolojik gelişimi sürecinde, sol atriyumun büyük bir kısmını oluşturan ve erişkin kalbinde 'düz duvarlı (smooth-walled)' olarak izlenen bölümün temel kökeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlkel pulmoner venin duvarının atriyum yapısına katılması

Cevap

Sol atriyumun düz duvarlı kısmı, ilkel pulmoner venin duvarının atriyum yapısına katılmasıyla oluşur.
Sol atriyumun gelişimi sırasında, ilkel pulmoner ven ve ana dalları atriyumun arka duvarına dahil edilir. Bu süreç sonucunda, atriyumun içi pürüzsüz olan geniş bir bölümü oluşur. Bu mekanizma aynı zamanda başlangıçta tek bir kök olan pulmoner venin, zamanla dört ayrı açıklık şeklinde sol atriyuma bağlanmasını açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Atriyum gelişimini analiz et
Sol atriyumun gelişimi, sağ atriyumdan farklı bir mekanizma izler.
Sağ atriyumun düz kısmı sinus venosus'tan köken alırken, sol taraf damar yapılarının emilmesiyle oluşur.
2
Venöz yapıların katılımını değerlendir
İlkel pulmoner ven, sol atriyumun arka duvarına açılır ve gelişim ilerledikçe bu venin duvarı atriyum içine doğru çekilir.
Bu süreç (inkorporasyon), başlangıçta tek bir venin açıldığı bölgenin genişleyerek sonunda dört ayrı pulmoner venin açıldığı düz bir yüzeye dönüşmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Sol atriyumun düz duvarı (sinus venarum muadili), ilkel pulmoner venin inkorporasyonu ile oluşur; pürtüklü kısımlar ise ilkel atriyumdan köken alır.

Daha Fazla Pratik

Sağ atriyumun pürtüklü ve düz kısımları arasındaki sınırı belirleyen 'crista terminalis' yapısının embriyolojik önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 255Soru

1212 yaşında bir çocuk, bebeklik döneminde geniş ventriküler septal defekt (VSDVSD) tanısı almış ancak takiplere düzenli gelmemiştir. Son zamanlarda çabuk yorulma ve dudaklarında morarma şikayetiyle başvuran hastanın fizik muayenesinde siyanoz ve çomak parmak saptanıyor. Kalp muayenesinde sağ ventrikül vurusunun arttığı, S2S_2'nin pulmoner bileşeninin (P2P_2) sert ve palpe edilebilir olduğu belirleniyor. Bu hastada yapılan oskültasyonda aşağıdakilerden hangisinin duyulması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol üst sternal sınırda, inspiryumla şiddeti artan, yüksek frekanslı erken diyastolik üfürüm

Cevap

Sol üst sternal sınırda duyulan ve pulmoner hipertansiyona bağlı pulmoner yetmezliği temsil eden Graham Steell üfürümü duyulması en olasıdır.
Eisenmenger sendromu gelişmiş bir hastada, pulmoner arter basıncının sistemik basıncı geçmesiyle VSDVSD üzerinden geçen akım hızı azalır ve tipik pansistolik üfürüm kaybolur. Bunun yerine, belirginleşen pulmoner hipertansiyona bağlı olarak pulmoner kapak halkasının genişlemesi sonucu pulmoner yetmezlik gelişir. Bu durum, sol üst sternal sınırda duyulan, yüksek frekanslı dekreşendo karakterli erken diyastolik bir üfürüm olan Graham Steell üfürümü ile karakterizedir. Sağ kalp kaynaklı olduğu için inspiryumla şiddeti artar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada uzun süreli tedavi edilmemiş VSDVSD öyküsü, siyanoz, çomak parmak ve sert P2P_2 olması Eisenmenger sendromunu gösterir.
Tedavi edilmeyen geniş soldan sağa şantlı hastalıklar zamanla pulmoner vasküler direnci artırarak şantın tersine dönmesine (Eisenmenger) neden olur.
2
Hemodinamik değişikliğin oskültasyona etkisini değerlendir.
VSDVSD üzerindeki basınç gradienti azaldığı için pansistolik üfürüm duyulmaz hale gelir; buna karşın pulmoner hipertansiyon bulguları şiddetlenir.
Eisenmenger sendromunda ventrikül basınçları eşitlendiğinden defekt üzerinden yüksek hızlı akım durur.
3
Spesifik üfürümü tanımla.
Pulmoner arterdeki yüksek basınca bağlı olarak pulmoner kapak yetmezliği gelişir ve Graham Steell üfürümü duyulur.
Graham Steell üfürümü, pulmoner hipertansiyon zemininde gelişen yüksek frekanslı, erken diyastolik bir üfürümdür.

Anahtar Kavram

Eisenmenger Sendromu Fizik Muayene Bulguları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 256Soru

1616 yaşında, kalp nakli yapılan ve takiplerinde trüsküpit yetersizliği geliştiği saptanan bir çocuk hastada diş çekimi planlanmaktadır. Bu hastada infektif endokardit profilaksisi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlemden 3030-6060 dakika önce tek doz uygun oral antibiyotik profilaksisi uygulanmalıdır.

Cevap

İşlemden 3030-6060 dakika önce tek doz uygun oral antibiyotik profilaksisi uygulanmalıdır.
İnfektif endokardit (İE) profilaksisi rehberlerine göre, kalp nakli alıcılarında kardiyak valvülopati gelişmesi hastayı yüksek risk grubuna yerleştirir. Diş eti manipülasyonu, periapikal bölge veya oral mukoza perforasyonu içeren dental işlemler bu hastalarda antibiyotik profilaksisi gerektirir. Önerilen protokol, işlemden 3030-6060 dakika önce tek doz antibiyotik uygulamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini belirle
Kalp nakli + valvülopati (trüsküpit yetersizliği) varlığı hastayı yüksek risk grubuna dahil eder.
Güncel Amerikan Kalp Derneği (AHA) ve pediatrik kardiyoloji rehberleri bu kombinasyonu yüksek riskli kabul eder.
2
Planlanan işlemin profilaksi gerekliliğini kontrol et
Diş çekimi (diş eti manipülasyonu) profilaksi gerektiren işlemler arasındadır.
Diş eti dokusunun manipülasyonu veya periapikal bölgeyi ilgilendiren işlemler bakteriyemi riski taşır.
3
Profilaksi protokolünü uygula
İşlemden 3030-6060 dakika önce tek doz (genellikle amoksisilin) uygulanır.
Maksimum kan konsantrasyonunun işlem anında sağlanması hedeflenir.

Anahtar Kavram

Kalp nakli sonrası valvülopati gelişen hastalar infektif endokardit profilaksisi açısından yüksek risk grubundadır.
Soru 257Soru

Miadında, sorunsuz bir gebelik sonrası doğan bir bebek, postnatal ikinci günde fizik muayenesi tamamen normal bulunarak taburcu ediliyor. Herhangi bir kardiyak üfürüm duyulmuyor. Aile, bebeğin altıncı haftalık olduğunda emerken aşırı terlediğini, çabuk yorulduğunu ve hızlı nefes alıp verdiğini fark ederek çocuk kardiyolojisi polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede solunum sayısı 6262/dk olarak ölçülüyor ve karaciğer kosta altında 33 cm ele geliyor. Oskültasyonda sol alt sternal kenarda 3/63/6 şiddetinde pansistolik üfürüm ve apekste middiyastolik rulman duyuluyor. Ekokardiyografide sol atriyum ve sol ventrikülde genişleme ile birlikte restriktif olmayan geniş bir ventriküler septal defekt (VSD) saptanıyor. Bu hastada yaşamın ilk günlerinde üfürüm duyulmamasının ve kalp yetersizliği bulgularının haftalar sonra ortaya çıkmasının temel hemodinamik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğumda fizyolojik olarak yüksek olan pulmoner vasküler direncin haftalar içinde düşerek soldan sağa şantı masif şekilde artırması

Cevap

Doğru yanıt, yaşamın ilk günlerinde pulmoner vasküler direncin yüksek olmasının şantı engellediğini, ancak direncin haftalar içinde düşmesiyle soldan sağa şantın artarak kalp yetersizliğine yol açtığını ifade eden seçenektir.
Doğum sırasında ve yaşamın ilk günlerinde pulmoner vasküler direnç (PVR) fizyolojik olarak yüksektir ve sistemik dirence eşittir. Geniş (restriktif olmayan) bir VSD'de ventriküller arası basınç farkı olmadığından, her iki ventrikül eşit basınçla çalışır. Basınç farkı (gradyan) olmadığı için kan geçişi minimaldir, türbülans oluşmaz ve üfürüm duyulmaz. Yaşamın ilk haftalarında PVR'nin fizyolojik olarak düşmesiyle pulmoner yataktaki direnç azalır. Bu durum, basıncı yüksek kalan sol ventrikülden, direnci düşmüş olan sağ ventrikül ve pulmoner artere doğru masif bir soldan sağa şant başlatır. Artan pulmoner kan akımı akciğerlerde volüm yüklenmesine (kalp yetersizliği bulguları: takipne, terleme, efor intoleransı) neden olurken, artan venöz dönüş apekste rölatif mitral darlığı rulmanına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın başvuru yaşını ve klinik bulgularının zamanlamasını analiz etmek.
Bebek doğduğunda tamamen normal ve üfürümsüz iken, 6. haftada kalp yetersizliği (taşipne, hepatomegali, terleme) gelişmiştir.
Konjenital kalp hastalıklarında semptomların başlama zamanı, hemodinamik fizyoloji hakkında en kritik ipucunu verir.
2
Oskültasyon ve ekokardiyografi bulgularını fizyolojik olarak yorumlamak.
Geniş (restriktif olmayan) VSD saptanmıştır. Pansistolik üfürüm ventriküller arası şantı, apikal middiyastolik rulman ise sol kalbe gelen aşırı volüm yüküne bağlı rölatif mitral darlığını gösterir.
Şantın şiddetini ve hedef organ üzerindeki etkisini anlamak.
3
Fetal ve neonatal dolaşım geçişindeki direnç değişikliklerini değerlendirmek.
Doğumda pulmoner vasküler direnç (PVR) sistemik dirence eşittir. Bu nedenle geniş VSD'de ventriküller arası basınç farkı yoktur, şant gelişmez ve üfürüm duyulmaz. PVR yaşamın ilk 6-8 haftasında giderek düşer. Direnç düştükçe sol ventrikülden sağ ventriküle ve pulmoner yatağa masif kan geçişi başlar.
Geniş VSD'de bulguların neden hemen doğumda değil, haftalar sonra ortaya çıktığını açıklamak.

Anahtar Kavram

Geniş Ventriküler Septal Defektlerde (VSD) Pulmoner Vasküler Direnç (PVR) ve Şantın Zamanla Gelişimi
Soru 258Soru

Dokuz yaşındaki kız hasta, son bir haftadır ellerindeki eşyaları sık sık düşürme, duygusal dalgalanmalar yaşama ve yüzünde, kollarında istemsiz, düzensiz hareketler olması şikayetleriyle ailesi tarafından getiriliyor. Ailesi bu hareketlerin uykuda kaybolduğunu ifade ediyor. Öz geçmişinde özellik bulunmayan hastanın fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 36.8C36.8^{\circ}C saptanıyor; kardiyovasküler sistem ve eklem muayeneleri tamamen normal bulunuyor. Laboratuvar incelemelerinde C-reaktif protein (CRP) ve eritrosit sedimantasyon hızı (ESH) normal sınırlarda, Antistreptolizin O (ASO) titresi ise yüksek olarak raporlanıyor.

Buna göre, bu hastanın klinik tablosu ve tanısıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastada izlenen nörolojik bulgu, diğer majör veya minör kriterlere ihtiyaç duyulmaksızın akut romatizmal ateş tanısı koydurabilir.

Cevap

Bu hastada izlenen nörolojik bulgu, diğer majör veya minör kriterlere ihtiyaç duyulmaksızın akut romatizmal ateş tanısı koydurabilir.
Güncel Jones kriterlerine göre Sydenham koresi, diğer nedenler dışlandığı takdirde tek başına akut romatizmal ateş tanısı koydurmaya yeterlidir. Ek bir majör veya minör kritere ihtiyaç duyulmaz. Olgudaki yüksek ASO titresi de geçirilmiş A Grubu Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonunu güçlü şekilde desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını ve özelliklerini değerlendir.
Emosyonel değişkenlik, amaca yönelik olmayan istemsiz hareketler ve bu hareketlerin uykuda kaybolması Sydenham koresi ile uyumludur.
Hareket bozukluğunun tipini ve olası etiyolojisini belirlemek.
2
Laboratuvar bulgularını klinik tablo (Sydenham koresi) ile ilişkilendir.
Yüksek ASO titresi geçirilmiş streptokok enfeksiyonunu gösterirken, normal CRP ve ESH değerleri korenin genellikle enfeksiyondan 1-6 ay sonra ortaya çıkan geç bir bulgu olmasıyla uyumludur.
Hastalığın evresini tespit ederek akut faz reaktanlarının neden normal olduğunu açıklamak.
3
Akut romatizmal ateş tanısında güncel Jones kriterleri istisnalarını hatırla.
Sydenham koresi ve indolent kardit, diğer Jones kriterleri (majör/minör) aranmaksızın ve akut faz reaktanları normal olsa bile tek başlarına ARA tanısı koydurabilir.
Tanı kriterlerinin klinik tabloya doğru uygulanması.

Anahtar Kavram

Sydenham Koresi ve Akut Romatizmal Ateş (ARA) Tanısı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 259Soru

Altı yaşındaki bir erkek çocuk, derin dental çürük nedeniyle planlanan diş çekimi öncesinde pediatrik kardiyoloji polikliniğine konsülte ediliyor. Hastanın tıbbi öyküsünden 14 ay önce geniş bir ventriküler septal defektin (VSDVSD) yama (patchpatch) kullanılarak cerrahi olarak kapatıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol sternal sınır alt uçta 2/62/6 derecesinde pansistolik üfürüm duyulan hastanın ekokardiyografisinde, yama komşuluğunda küçük bir rezidüel şant akımı izleniyor. Bu hastada infektif endokardit profilaksisi için izlenmesi gereken en doğru klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlemden 30-60 dakika önce 5050 mg/kg oral amoksisilin uygulanmalıdır.

Cevap

İşlemden 30-60 dakika önce 5050 mg/kg oral amoksisilin uygulanmalıdır.
Doğru yaklaşım, hastanın rezidüel şantı olması nedeniyle yüksek risk grubunda kabul edilmesi ve yüksek riskli bir dental işlem (diş çekimi) öncesinde standart amoksisilin profilaksisinin uygulanmasıdır. Güncel kılavuzlara göre, cerrahi veya perkütan yolla onarılmış konjenital kalp hastalıklarında, protez materyalin (yama veya cihaz) hemen yanında bir rezidüel defekt varsa, profilaksi süresiz olarak devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kardiyak risk durumunu belirle.
Yama ile onarılmış VSDVSD sonrası rezidüel şant varlığı hastayı 'Yüksek Risk' grubuna sokar.
Onarılmış kalp hastalıklarında, yama veya cihaz komşuluğunda kalan rezidüel defektler endotelizasyonu geciktirerek endokardit riskini süresiz olarak yüksek tutar.
2
Planlanan girişimin risk düzeyini değerlendir.
Diş çekimi, diş eti manipülasyonu gerektiren 'Yüksek Riskli' bir işlemdir.
Diş eti veya periapikal doku manipülasyonu içeren dental işlemler belirgin bakteriyemi riskine sahiptir.
3
Uygun profilaksi protokolünü seç.
İşlemden 30-60 dk önce 5050 mg/kg oral amoksisilin.
Oral alım engeli veya alerji yoksa amoksisilin ilk tercih edilen ajandır.

Anahtar Kavram

Onarılmış konjenital kalp hastalıklarında rezidüel defekt varlığı, profilaksi endikasyonunu süresiz hale getirir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 260Soru

1010 günlük bir yenidoğan, son 4848 saattir giderek artan emme güçlüğü, huzursuzluk ve hızlı nefes alma şikayetleri ile acil servise getiriliyor. İlk muayenede letarjik görünümde olan bebeğin aksiller ısısı 36.2C36.2^\circ C, solunum sayısı 72/dak72/dak, kalp hızı 180/dak180/dak ve kan basıncı tüm ekstremitelerde 50/35mmHg50/35 mmHg civarında ölçülüyor. Fizik muayenede; tüm ekstremitelerde nabızlar filiform (çok zayıf) karakterde saptanıyor, kapiller dolum zamanı 55 saniye ve karaciğer kot yayını 3cm3 cm geçiyor. Oskültasyonda S2S_2 tek ve sert olarak duyulurken, sağ üst sternal sınırda 2/62/6 şiddetinde kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Akciğer grafisinde kardiyomegali ve pulmoner konjesyon saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kritik aort darlığı

Cevap

Bebekteki tüm ekstremitelerde nabız zayıflığı, sistemik hipoperfüzyon ve sağ üst sternal sınırdaki sistolik ejeksiyon üfürümü 'Kritik aort darlığı' tanısını koydurur.
Kritik aort darlığı, sol ventrikül çıkış yolunun ileri derecede daralması sonucu sistemik dolaşımın duktus arteriozusa bağımlı hale geldiği bir durumdur. Duktusun kapanmaya başlamasıyla (genellikle ilk 121-2 hafta içinde) sistemik perfüzyon bozulur, tüm ekstremitelerde nabızlar zayıflar ve bebek şok tablosuna girer. Sağ üst sternal sınırdaki kaba sistolik üfürüm aort odağını işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Bebekte taşikardi, takipne, hepatomegali ve filiform nabızlar ile karakterize dekompanse kalp yetmezliği ve şok tablosu mevcut.
Yenidoğanda ani gelişen şok tablosunda duktusa bağımlı sol kalp obstrüksiyonları (Kritik AS, CoA, HLHS) veya sepsis akla gelmelidir.
2
Nabız karakterini değerlendirme
Tüm ekstremitelerde (üst ve alt) nabızların benzer şekilde zayıf olduğu saptandı.
Nabızların simetrik olarak zayıf olması, tıkanıklığın asimetrik olmadığı (koarktasyonun aksine) veya tüm sistemik çıkışı etkileyen bir darlık olduğunu gösterir.
3
Oskültasyon bulgularını yorumlama
Sağ üst sternal sınırda sistolik ejeksiyon üfürümü ve tek S2S_2 saptandı.
Bu lokasyon aort kapağını işaret eder. S2S_2'nin tek duyulması, aort bileşeninin çok zayıf olması veya pulmoner kapakla çakışması sonucudur.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda simetrik nabız zayıflığı ve sistemik şok ile seyreden en önemli obstrüktif sol kalp hastalığı kritik aort darlığıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 13 / 16Sonraki
Kardiyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin