Nefroloji

349 soru

Soru 161Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, belirgin iştahsızlık ve büyüme hızında yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde vücut ağırlığı ve boyu 3.3. persentilin altında saptanmıştır. Anamnezinde bebeğin iştahsız olmasına rağmen çok su içtiği ve bezinin normalden çok daha sık değiştiği öğrenilmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde; serum NaNa: 138138 mEq/L, KK: 2.92.9 mEq/L, ClCl: 115115 mEq/L, CaCa: 9.49.4 mg/dL, MgMg: 1.91.9 mg/dL bulunmuştur. Kan gazı analizinde pHpH: 7.267.26, HCO3HCO_3: 1414 mEq/L, pCO2pCO_2: 3131 mmHg saptanmıştır. İdrar analizinde; pHpH: 5.25.2, glukozüri (++++) ve yaygın aminoasidüri izlenmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 2 (Proksimal) renal tübüler asidoz

Cevap

En olası tanı Tip 2 (Proksimal) renal tübüler asidozdur.
Hastada saptanan normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi ve idrarın asidifiye edilebilmesi (pH:5.2pH: 5.2) proksimal RTA ile uyumludur. Özellikle glukozüri ve yaygın aminoasidürinin varlığı, proksimal tübülde genel bir fonksiyon bozukluğu olan Fanconi sendromuna işaret eder ve bu da proksimal RTA tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz ve elektrolit dengesinin değerlendirilmesi
pH:7.26pH: 7.26 ve HCO3:14HCO_3: 14 mEq/L ile metabolik asidoz; Cl:115Cl: 115 mEq/L ile normal anyon açıklı (hiperkloremik) asidoz saptanmıştır. K:2.9K: 2.9 mEq/L ile hipokalemi mevcuttur.
Tübüler hastalıkların ayırıcı tanısında asidozun tipi ve potasyum düzeyi kritiktir.
2
İdrar bulgularının analizi
İdrar pH:5.2pH: 5.2 (asidik) olarak bulunmuştur. Ayrıca idrarda glukoz ve aminoasit kaybı saptanmıştır.
Proksimal RTA'da serum bikarbonatı eşik değerin altına düştüğünde distal tübül idrarı asidifiye edebilir (pH<5.5pH < 5.5). Glukoz ve aminoasit kaybı proksimal tübülün genel emilim bozukluğunu (Fanconi sendromu) kanıtlar.
3
Klinik sentez ve tanı koyma
Büyüme geriliği, poliüri/polidipsi, hiperkloremik metabolik asidoz, hipokalemi ve Fanconi sendromu bulguları birleştiğinde tanı proksimal RTA'dır.
Verilen tüm laboratuvar ve klinik parametreleri açıklayan tek tanı budur.

Anahtar Kavram

Proksimal renal tübüler asidoz (Tip 2), bikarbonat geri emilimindeki bozukluk nedeniyle oluşur ve sıklıkla glukozüri, fosfatüri ve aminoasidüri ile giden Fanconi sendromunun bir parçasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 162Soru

Antenatal 2828. hafta ultrasonografisinde bilateral hidronefroz, mesane duvarında belirgin kalınlaşma ve oligohidramniyos saptanan bir erkek bebek, 3636. haftada doğurtuluyor. Doğum sonrası yapılan fizik muayenede batında distansiyon ve suprapubik bölgede dolgunluk saptanıyor. Renal ultrasonografide sol böbrekte masif pelvikalisyal dilatasyon ve perirenal mesafede idrar koleksiyonu (urinom) izlenirken, sağ böbrekteki dilatasyonun nispeten daha hafif olduğu görülüyor. Sistoüretrografide posterior üretral valv (PUV) ve solda 55. derece vezikoüreteral reflü (VUR) saptanıyor.

Bu hastada izlenen perirenal urinom ve tek taraflı reflü birlikteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol taraftaki reflü ve urinom birer 'pop-off' mekanizması olarak görev yaparak, sağ böbreğin yüksek basınçtan korunmasını sağlamış olabilir.

Cevap

Sol taraftaki reflü ve urinom birer 'pop-off' mekanizması olarak görev yaparak, sağ böbreğin yüksek basınçtan korunmasını sağlamış olabilir.
Posterior üretral valv (PUV) hastalarında, mesane ve üst üriner sistemdeki aşırı yüksek basıncı tahliye eden mekanizmalara 'pop-off' mekanizmaları denir. Bu mekanizmalar arasında tek taraflı yüksek dereceli vezikoüreteral reflü (VURD sendromu), renal forniks rüptürü sonucu oluşan perirenal urinom ve geniş mesane divertikülleri yer alır. Bu mekanizmalar bir nevi emniyet supabı gibi çalışarak, basıncın parankim üzerindeki yıkıcı etkisini azaltır ve özellikle karşı taraf böbreğin fonksiyonel olarak korunmasına yardımcı olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Bilateral hidronefroz, kalın duvarlı mesane ve anahtar deliği (keyhole) görünümü posterior üretral valv (PUV) tanısını düşündürür.
Erkek bebekte antenatal oligohidramniyos ve mesane çıkış obstrüksiyonu bulguları PUV için tipiktir.
2
Asimetrik böbrek tutulumunu değerlendirme
Bir böbrekte masif dilatasyon ve urinom varken diğerinin daha iyi korunmuş olması 'pop-off' fenomenini işaret eder.
Sistemdeki çok yüksek basınç, zayıf bir noktadan (reflü, forniks rüptürü veya divertikül) sızarak diğer bölgelerdeki basıncı düşürür.
3
VURD sendromu ve prognozu yorumlama
VURD (Valves, Unilateral Reflux, and Dysplasia) sendromunda reflü olan böbrek displaziktir ancak karşı böbrek korunmuştur.
Basıncın tek tarafa yönlenmesi, karşı böbreğin filtrasyon kapasitesinin korunmasına yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Posterior Üretral Valvlerde (PUV) 'Pop-off' Mekanizmaları

Daha Fazla Pratik

PUV'da en önemli postnatal prognostik faktörün 1 yaşındaki 'nadir' (nadir) kreatinin düzeyi olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 163Soru

88 yaşında bir kız çocuk, yaklaşık 22 ay önce geçirdiği impetigo sonrası gelişen çay rengi idrar ve göz kapaklarında şişlik nedeniyle takip edilmektedir. İlk başvuruda kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg (95.95. persantil üzeri), serum C3C3 düzeyi 1212 mg/dLmg/dL (Normal: 8016080-160 mg/dLmg/dL) ve idrar protein/kreatinin oranı 1.61.6 olarak saptanmıştır. Takibinin 8.8. haftasında yapılan kontrollerinde hastanın ödeminin ve hipertansiyonun düzeldiği, makroskobik hematürisinin kaybolduğu görülmüştür. Ancak yapılan laboratuvar incelemesinde C3C3 düzeyi 1414 mg/dLmg/dL ve idrar protein/kreatinin oranı 3.93.9 olarak saptanmıştır. İdrar mikroskopisinde her sahada 405040-50 eritrosit ve akantositler izlenmektedir.

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Renal biyopsi yapılması

Cevap

Renal biyopsi yapılması
Doğru yaklaşım renal biyopsi yapılmasıdır. Çocuklarda akut post-streptokokal glomerulonefritte (APSGN) ödem ve hipertansiyon 1-2 haftada, makroskobik hematüri 2-3 haftada düzelir. Ancak serum C3 düzeyinin en geç 8 hafta içinde normalleşmesi gerekir. Bu hastada C3 düzeyinin 8. haftada hala düşük olması ve proteinürinin zamanla azalarak kaybolması beklenirken nefrotik düzeye (protein/kreatinin > 2) çıkması, tablonun basit bir APSGN olmadığını, Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN) veya diğer kronik glomerulonefritlerin araştırılması gerektiğini (biyopsi endikasyonunu) gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun başlangıç değerlendirmesi
İmpetigo öyküsü, hipertansiyon, hematüri ve düşük C3 düzeyi başlangıçta Post-streptokokal Glomerulonefrit (PSGN) ile uyumludur.
PSGN, çocuklarda en sık görülen nefritik sendrom nedenidir ve genellikle bir cilt veya boğaz enfeksiyonunu takiben gelişir.
2
Takip parametrelerinin 8. hafta analizi
Hipokomplementemi (düşük C3) devam etmektedir ve proteinüri subnefrotik düzeyden nefrotik düzeye (>2.0>2.0) yükselmiştir.
Tipik bir PSGN'de C3 düzeyinin 8 hafta içinde normale dönmesi beklenir; dönmemesi durumunda Membranoproliferatif Glomerulonefrit (MPGN) gibi diğer nedenler dışlanmalıdır.
3
Biyopsi endikasyonlarının kontrolü
Hasta renal biyopsi için kesin endikasyon kriterlerini karşılamaktadır.
Persistan hipokomplementemi (>8 hafta), nefrotik düzeyde proteinüri gelişimi veya progresif renal fonksiyon kaybı biyopsi gerektirir.

Anahtar Kavram

PSGN'de tipik iyileşme sürecinden sapmalar (özellikle C3 düşüklüğünün 8 haftayı aşması ve nefrotik proteinüri) ileri tanısal inceleme olan renal biyopsiyi gerektirir.
Soru 164Soru

77 aylık bir kız bebek, 33 gündür devam eden şiddetli sulu ishal ve huzursuzluk şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde letarjik görünümde olan hastanın cilt turgoru azalmıştır ancak palpasyonda cilt kıvamı "hamurumsu" (doughy) olarak hissedilmektedir. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
Sodyum (Na+Na^+)168 mEq/L168\text{ mEq/L}
Potasyum (K+K^+)4,1 mEq/L4,1\text{ mEq/L}
Klor (ClCl^-)126 mEq/L126\text{ mEq/L}
pHpH7,267,26
Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)15 mEq/L15\text{ mEq/L}
pCO2pCO_234 mmHg34\text{ mmHg}

Bu hastanın tedavi yönetimi sırasında serum sodyum düzeyinin çok hızlı düşürülmesi (>0,5 mEq/L/saat0,5\text{ mEq/L/saat}) durumunda gelişmesi beklenen en ciddi komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyin ödemi

Cevap

Hipernatremik dehidratasyonun hızlı düzeltilmesi sonucu gelişen beyin ödemi.
Hipernatremik dehidratasyonda beyin hücreleri ozmotik dengeyi korumak için idiojenik osmoller üretir. Serum sodyum düzeyi çok hızlı düşürüldüğünde, plazma osmolalitesi hücre içi osmolaliteden daha düşük hale gelir. Bu durum suyun hızla hücre içine girmesine ve beyin ödemine yol açarak nöbet ve ölüme neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendiriniz.
Hamurumsu cilt kıvamı ve sodyumun 168 mEq/L168\text{ mEq/L} olması hipernatremik dehidratasyonu doğrular.
Tanıyı netleştirmek tedavi komplikasyonlarını öngörmek için ilk adımdır.
2
Hipernatremide beyin hücrelerinin adaptasyon mekanizmasını hatırlayınız.
Beyin hücreleri, su kaybını önlemek için "idiojenik osmoller" üretmiştir.
Komplikasyonun fizyopatolojisini anlamak için bu adaptasyon kritiktir.
3
Hızlı sodyum düşüşünün etkisini analiz ediniz.
Plazma osmolalitesi hızla düşerken, hücre içi idiojenik osmoller nedeniyle su hızla beyin hücrelerine girer.
Ozmotik gradyanın hücre içine doğru kayması beyin dokusunda şişmeye yol açar.

Anahtar Kavram

Hipernatremik dehidratasyonda beyin hücrelerinin ozmotik adaptasyonu ve hızlı rehidratasyonun riskleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 165Soru

Antenatal 32.32. gebelik haftasında yapılan ultrasonografide bilateral hidroüreteronefroz ve belirgin mesane dilatasyonu saptanan bir erkek bebeğin, doğum sonrası muayenesinde batın ön duvarının oldukça ince ve buruşuk olduğu, her iki testisin skrotumda veya inguinal kanalda palpe edilemediği saptanıyor.

Bu hastada ürogenital sisteme yönelik yapılacak ileri incelemelerde saptanması en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prostatik üretranın genişlemiş (dilatasyon) ve prostatın hipoplazik olması

Cevap

Prostatik üretranın genişlemiş (dilatasyon) ve prostatın hipoplazik olması, Prune Belly Sendromu'nun (Eagle-Barrett) ürogenital sistemdeki en karakteristik bulgusudur.
Vaka sunumundaki 'kurumuş erik' batın görünümü, bilateral kriptoorşidizm ve üriner sistem dilatasyonu tipik Prune Belly Sendromu'nu (Eagle-Barrett) tanımlamaktadır. Bu sendromda prostatın hipoplazik olmasına bağlı olarak prostatik üretra karakteristik bir şekilde genişlemiş ve huni benzeri bir görünüm almıştır. Bu durum mekanik bir obstrüksiyondan ziyade gelişimsel bir doku eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Batın kaslarının yokluğu/hipoplazisi, bilateral kriptoorşidizm ve üriner sistem dilatasyonu (hidroüreteronefroz/megasistis) bulguları Prune Belly Sendromu (Eagle-Barrett) tanısını koydurur.
Bu üçlü bulgu grubu CAKUT (Congenital Anomalies of the Kidney and Urinary Tract) spektrumunda bu sendroma özgüdür.
2
Ürogenital sistem anatomisinin değerlendirilmesi
Prune Belly Sendromu'nda prostatik üretra geniştir ve prostat bezi hipoplaziktir. Mesane geniştir ancak duvarı genellikle incedir.
Mezenkimal gelişim bozukluğu hem karın kaslarını hem de üriner sistemin düz kas ve parankimal yapılarını etkiler.
3
Diferansiyel tanı analizi
Posterior üretral valvden (PUV) ayırıcı tanıda üretral dilatasyonun şekli ve mesane duvar yapısı kullanılır.
PUV'da obstrüksiyon distaldedir ve mesane hipertrofiktir; Prune Belly'de ise dilatasyon proksimaldedir ve mesane atoniktir.

Anahtar Kavram

Prune Belly Sendromu (Eagle-Barrett Sendromu)
Soru 166Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 yıl önce "Minimal Değişim Hastalığı" tanısı almış ve o dönemdeki ilk atağı steroid tedavisiyle tam remisyona girmiştir. Ancak son atağında 2 mg/kg/gu¨n2 \text{ mg/kg/gün} (maksimum 60 mg/gu¨n60 \text{ mg/gün}) dozunda uygulanan 44 haftalık günlük prednizolon tedavisine rağmen proteinürisi nefrotik düzeyde (4,5 mg/m2/saat4,5 \text{ mg/m}^2\text{/saat}) devam etmektedir. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 120/80 mmHg120/80 \text{ mmHg} (yaş ve boy persantiline göre yüksek) saptanmış, idrar mikroskobisinde ise her sahada 8108-10 eritrosit gözlenmiştir. Bu tabloyu en iyi tanımlayan klinik durum ve bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Steroid dirençli nefrotik sendrom; etiyolojiye yönelik renal biyopsi yapılmalıdır.

Cevap

Hastanın durumu 'Steroid dirençli nefrotik sendrom' olarak tanımlanır ve bir sonraki uygun adım renal biyopsi yapılmasıdır.
Çocukluk çağı nefrotik sendromunda remisyonun sağlanamaması (4 haftalık günlük prednizolon tedavisine rağmen) steroid direnci olarak kabul edilir. Bu durumdaki hastalarda, özellikle hipertansiyon ve hematüri gibi atipik bulgular eşlik ediyorsa, Minimal Değişim Hastalığı'ndan Fokal Segmental Glomerüloskleroz'a (FSGS) dönüşüm veya başka bir glomerülopati şüphesiyle renal biyopsi yapılması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tanımı belirle
Steroid dirençli nefrotik sendrom
2 mg/kg/gu¨n2 \text{ mg/kg/gün} dozunda 44 haftalık günlük steroid tedavisine yanıt alınamaması bu durumu tanımlar.
2
Eşlik eden bulguları analiz et
FSGS şüphesi
Başlangıçta minimal değişim hastalığı olan bir çocukta zamanla steroid direnci gelişmesi, hematüri ve hipertansiyon eklenmesi FSGS dönüşümünü düşündürür.
3
Tanısal yöntemi seç
Renal biyopsi
Steroid direnci gelişen her pediatrik hastada altta yatan spesifik histopatolojik değişikliği belirlemek ve tedavi planını buna göre şekillendirmek için altın standarttır.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda steroid direnci tanımı ve FSGS ayırıcı tanısı için biyopsi gerekliliği.

Daha Fazla Pratik

Nefrotik sendromlu hastalarda hiperkoagülabilite mekanizmalarını (antitrombin III kaybı vb.) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 167Soru

22 yaşında erkek çocuk; poliüri, polidipsi ve büyüme geriliği şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve ağırlığı 5.5. persentilde saptanmış, kan basıncı 85/5585/55 mmHg (normal) olarak ölçülmüştür. Laboratuvar tetkiklerinde; serum Na:134Na: 134 mEq/L, K:2.6K: 2.6 mEq/L, Cl:90Cl: 90 mEq/L, kan gazında pH:7.49pH: 7.49, HCO3:31HCO_3: 31 mEq/L, pCO2:43pCO_2: 43 mmHg saptanmıştır. İdrar analizinde idrar kalsiyum/kreatininkalsiyum/kreatinin oranı 0.380.38 (yüksek) olarak bulunmuştur. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bartter Sendromu

Cevap

Bartter Sendromu
Doğru yanıt olan Bartter Sendromu; erken yaşta büyüme geriliği, poliüri, hipokalemik metabolik alkaloz ve belirgin hiperkalsiüri ile karakterizedir. Hastanın klinik tablosu ve laboratuvar değerleri (yüksek idrar Ca/Kr oranı dahil) bu tanıyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesinin değerlendirilmesi
pH: 7.497.49 ve HCO3:31HCO_3: 31 mEq/L değerleri metabolik alkalozu göstermektedir.
Tanıya gitmek için ilk adım asit-baz durumunu netleştirmektir.
2
Elektrolit ve kan basıncı kontrolü
Hipokalemi (K:2.6K: 2.6), hipokloremi (Cl:90Cl: 90) ve normal kan basıncı saptanmıştır.
Normal kan basıncı ile seyreden alkalozlar Bartter veya Gitelman gibi tübülopatileri düşündürür.
3
Ayırıcı tanı için idrar kalsiyumunun değerlendirilmesi
İdrar kalsiyum/kreatinin oranının yüksek (0.380.38) olması Bartter sendromu tanısını doğrular.
Bartter sendromunda hiperkalsiüri görülürken, Gitelman sendromunda hipokalsiüri beklenir.

Anahtar Kavram

Normal kan basıncı ile seyreden hipokalemik metabolik alkaloz tablolarında, idrar kalsiyum atılımı (Bartter'da yüksek, Gitelman'da düşük) en önemli ayırıcı tanı kriteridir.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar verilerini hızlıca tararken önce pH'ya bakıp asidoz seçeneklerini elemek, ardından kan basıncına bakıp hipertansif tabloları elemek, en son idrar kalsiyumu ile kesin tanıya gitmek sınavda zaman kazandırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 168Soru

44 yaşında bir kız çocuk; boy kısalığı, halsizlik ve belirgin poliüri-polidipsi (çok su içme ve sık idrara çıkma) yakınmalarıyla polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 33. persentilin altında saptanıyor. Kan basıncı 95/6595/65 mmHg ölçülüyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
pH7.497.49
pCO2pCO_24444 mmHg
HCO3HCO_33232 mEq/L
Sodyum (NaNa)136136 mEq/L
Potasyum (KK)2.42.4 mEq/L
Klor (ClCl)9090 mEq/L
Kalsiyum (CaCa)9.29.2 mg/dL
Magnezyum (MgMg)1.91.9 mg/dL
İdrar kalsiyum / kreatinin oranı0.380.38 (Normal: <0.210.21)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bartter sendromu

Cevap

Bulgular (normal kan basıncı, hipokalemik metabolik alkaloz ve hiperkalsiüri) Bartter sendromuna işaret etmektedir.
Hastada saptanan büyüme geriliği, poliüri ve polidipsi öyküsü ile laboratuvardaki hipokalemik metabolik alkaloz tablosu; normal kan basıncı ve idrar kalsiyum atılımının artmış olması (0.380.38) nedeniyle Bartter sendromu tanısını doğrular. Bartter sendromu, Henle kulpunun çıkan kalın kolundaki taşıyıcı proteinlerin (NKCC2NKCC2, ROMKROMK, CLCNKBCLCNKB) bozukluğu sonucu ortaya çıkar ve 'loop' diüretiklerinin kullanımına benzer bir metabolik tablo oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesini değerlendir
pH: 7.497.49 ve HCO3HCO_3: 3232 mEq/L değerleri metabolik alkalozu gösterir.
Tanısal yaklaşımın ilk basamağı asit-baz durumunu netleştirmektir.
2
Kan basıncı ve elektrolitleri kontrol et
Kan basıncı normal (95/6595/65 mmHg) ve belirgin hipokalemi (KK: 2.42.4 mEq/L) mevcut.
Hipertansiyonun olmaması Liddle sendromu gibi durumları dışlar; hipokalemi ise tübüler patolojiyi destekler.
3
İdrar kalsiyum atılımını analiz et
İdrar kalsiyum/kreatinin oranı 0.380.38 (yüksek) saptandı.
Metabolik alkaloz ve normal kan basıncı olan hastada idrar kalsiyumunun yüksek olması Bartter sendromunu, düşük olması ise Gitelman sendromunu gösterir.

Anahtar Kavram

Normal kan basıncı ile seyreden hipokalemik metabolik alkalozda ayırıcı tanı, idrar kalsiyum atılımına göre yapılır: Bartter'da hiperkalsiüri, Gitelman'da hipokalsiüri görülür.
Soru 169Soru

Kafa travması sonrası subdural hematom nedeniyle opere edilen 1212 yaşında bir kız çocuk, postoperatif 33. gününde halsizlik ve belirgin poliüri (66 mL/kg/saat) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 80/5080/50 mmHg, kalp hızı 130130/dakika, mukozalar kuru ve turgor azalmış olarak saptanıyor. Hastanın vücut ağırlığının preoperatif döneme göre 22 kg (%6\%6) azaldığı belirleniyor. Laboratuvar incelemesi sonuçları şöyledir:

- pH: 7.407.40
- pCO2pCO_{2}: 3636 mmHg
- HCO3HCO_{3}: 2222 mEq/L
- Serum Na+Na^{+}: 124124 mEq/L
- Serum K+K^{+}: 4.04.0 mEq/L
- Serum ClCl^{-}: 9494 mEq/L
- Serum ozmolalitesi: 260260 mOsm/kg
- İdrar Na+Na^{+}: 160160 mEq/L
- İdrar ozmolalitesi: 550550 mOsm/kg

Bu tabloyu açıklayan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebral tuz kaybı sendromu

Cevap

Serebral tuz kaybı sendromu
Hastada saptanan düşük serum sodyumu (124124 mEq/L) ve düşük serum ozmolalitesi (260260 mOsm/kg), idrarda sodyum kaybının devam ettiğini gösteren yüksek idrar sodyumu (160160 mEq/L) ile birliktedir. Bu laboratuvar profili hem Serebral Tuz Kaybı (STK) hem de Uygunsuz ADH Salınımı Sendromu'nda (UADHS) görülebilir. Ancak hastadaki belirgin poliüri (66 mL/kg/saat), kan basıncı düşüklüğü (80/5080/50 mmHg), taşikardi (130130/dakika) ve anlamlı kilo kaybı (%6\%6), tablonun dehidratasyon (hipovolemi) ile seyrettiğini kanıtlamaktadır. STK, natriüretik peptidlerin artışına bağlı olarak gelişen hipovolemik bir hiponatremi tablosudur ve tedavisi sıvı/tuz replasmanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Serum sodyum ve ozmolalite kontrolü
Serum Na+Na^{+}: 124124 mEq/L ve ozmolalite: 260260 mOsm/kg (Hiponatremik hipoozmolalite)
Hastanın bazal elektrolit durumunu belirlemek.
2
İdrar sodyum ve ozmolalite analizi
İdrar Na+Na^{+}: 160160 mEq/L (Yüksek) ve idrar ozmolalitesi: 550550 mOsm/kg (Yüksek)
Sodyum kaybının renal kaynaklı olup olmadığını belirlemek.
3
Klinik volüm durumu ve idrar çıkışının değerlendirilmesi
Hipotansiyon, taşikardi, kilo kaybı (%6\%6) ve poliüri (66 mL/kg/saat)
Hiponatremik durumun dehidratasyon (Serebral Tuz Kaybı) mı yoksa övolemi (UADHS) ile mi seyrettiğini ayırt etmek.
4
Ayırıcı tanı sentezi
Hipovolemik hiponatremi + Renal tuz kaybı = Serebral Tuz Kaybı Sendromu
Klinik ve laboratuvar verilerini birleştirerek kesin tanıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Serebral Tuz Kaybı (CSW) ve Uygunsuz ADH (SIADH) Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

STK ve UADHS ayrımında CVP (Merkezi Venöz Basınç) değerlerinin tanısal önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 170Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, belirgin büyüme geriliği, aşırı su içme ve sık idrara çıkma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 3.3. persentilin altındadır. Laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Sodyum (Na)138138 mEq/L
Potasyum (K)2,82,8 mEq/L
Klor (Cl)114114 mEq/L
Kalsiyum (Ca)9,49,4 mg/dL
Magnezyum (Mg)2,02,0 mg/dL
Kan pH7,287,28
pCO2pCO_23030 mmHg
HCO3HCO_31414 mEq/L
İdrar pH6,56,5

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz

Cevap

Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz
Hastada görülen normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi ve idrarın asidifiye edilememesi (idrar pH 6,56,5) Tip 1 (Distal) renal tübüler asidozun klasik üçlüsüdür. Bu hastalıkta distal tübüldeki interkale hücrelerden hidrojen salınımı bozulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunun değerlendirilmesi
pH 7,287,28 ve HCO3HCO_3 1414 mEq/L değerleri metabolik asidozu gösterir.
Düşük pH ve düşük bikarbonat metabolik asidozun temel göstergeleridir.
2
Serum anyon açığının hesaplanması
138(114+14)=10138 - (114 + 14) = 10 mEq/L (Normal: 8128-12).
Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidozun ayırıcı tanısına odaklanmak gerekir.
3
Potasyum ve idrar pH'ının incelenmesi
Potasyum düşük (2,82,8 mEq/L), idrar pH'ı yüksek (6,56,5).
Sistemik asidoz varken idrar pH'ının 5,55,5'in altına düşürülememesi, distal tübülde hidrojen salınım bozukluğunu (Tip 1 RTA) kanıtlar.

Anahtar Kavram

Tip 1 (Distal) RTA'da temel defekt hidrojen iyonlarının distal tübülden salınamamasıdır, bu da asidoza rağmen alkali idrar çıkışına yol açar.
Soru 171Soru

22 haftalık bir erkek bebekte, göbek kordonu düştükten sonra göbek bölgesinin sürekli nemli kaldığı fark ediliyor. Fizik muayenede göbekten berrak, idrar benzeri bir sıvı sızdığı görülüyor. Alınan sıvının biyokimyasal analizinde üre ve kreatinin düzeylerinin serum düzeylerinden belirgin derecede yüksek olduğu saptanıyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patent urakus

Cevap

Patent urakus
Patent urakus, mesane tavanı ile göbek arasındaki lümenin tamamen açık kalması durumudur. Bu durumda bebekte göbekten idrar sızması görülür ve bu sıvının biyokimyasal analizi (yüksek üre/kreatinin) idrar tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Göbekten sürekli sıvı sızıntısı ve idrar benzeri karakter saptandı.
Sıvının kaynağını belirlemek için fiziksel özellikler ilk adımdır.
2
Sıvı analizinin yorumlanması
Yüksek üre ve kreatinin düzeyleri sıvının idrar olduğunu kanıtladı.
Üre ve kreatinin, idrarı diğer seröz veya fekal sıvılardan ayıran temel belirteçlerdir.
3
Anatomik bağlantının belirlenmesi
Mesane ile göbek arasında açık bir kanal (patent urakus) olduğu sonucuna varıldı.
Normalde fetal dönem sonrası kapanması gereken urakusun açık kalması bu tabloyu açıklar.

Anahtar Kavram

Patent urakus, fetal gelişim sırasında mesane ile göbek arasındaki allantois sapının (urakus) kapanmaması sonucu oluşur ve yenidoğan döneminde göbekten idrar sızıntısı ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 172Soru

66 aylık bir erkek bebek, ilk kez geçirdiği ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) tanısıyla yatırılarak tedavi edilmektedir. Tedavinin üçüncü gününde çekilen renal ultrasonografide (USGUSG) sol böbrek pelvisinde dilatasyon ve üreterde genişleme (hidroüreteronefroz) saptanmıştır. Bu hastanın yönetiminde vezikoüreteral reflü (VURVUR) varlığını araştırmak için en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG) uygulanması

Cevap

İdrar yolu enfeksiyonu sonrası renal ultrasonografide dilatasyon saptanan hastalarda vezikoüreteral reflü araştırması için işeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG) uygulanmalıdır.
Vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanısında altın standart yöntem işeme sistoüretrografisidir (VCUGVCUG). Amerikan Pediatri Akademisi (AAPAAP) önerilerine göre, 22-2424 ay arası çocuklarda ilk ateşli I˙YEİYE sonrası ultrasonografi normal ise VCUGVCUG çekilmeyebilir; ancak ultrasonografide dilatasyon, parankimal incelme veya skar şüphesi gibi patolojik bulgular varsa ilk enfeksiyonda mutlaka VCUGVCUG çekilmelidir. Bu vakada hidroüreteronefroz saptanması reflü şüphesini artırdığı için sonraki adım VCUGVCUG olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik veriyi değerlendir
66 aylık bebek, ilk ateşli I˙YEİYE ve patolojik USGUSG bulgusu (hidroüreteronefroz) mevcut.
Tanısal algoritmanın hangi basamağından başlanacağını belirlemek için.
2
Görüntüleme rehberlerini uygula
Geleneksel ve güncel rehberler (AAP vb.), ultrasonografisi anormal olan çocuklarda ilk enfeksiyonda bile ileri görüntüleme yapılmasını önerir.
Anatomi bozukluğu olan çocuklarda altta yatan reflü veya obstrüksiyon olasılığını ekarte etmek için.
3
VUR tanısı için altın standart testi seç
Vezikoüreteral reflüyü anatomik olarak derecelendiren ve gösteren en uygun test VCUGVCUG'dur.
Tedavi planını (proflaksi veya cerrahi) belirlemek için kesin tanı gereklidir.

Anahtar Kavram

Ateşli İYE sonrası USG patolojisi (dilatasyon, skar vb.) saptanan tüm çocuklarda VCUG çekilmelidir.

İpuçları

1
Bebeklerde ilk ateşli idrar yolu enfeksiyonu sonrası renal ultrasonografi (USGUSG) her zaman istenmelidir.
2
USGUSG'de görülen 'üreter dilatasyonu' idrarın mesaneden yukarı kaçtığını veya aşağıda bir tıkanıklık olduğunu düşündürür.
3
İdrarın geriye kaçışını (VURVUR) kesin olarak kanıtlayan radyolojik yöntem hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Vezikoüreteral reflü saptanan hastalarda cerrahi tedavi kararı verilmesine neden olan 'breakthrough' enfeksiyon kavramını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 173Soru

Bir haftalık erkek bebek, göbeğinden sürekli berrak bir sıvı sızması şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenesinde göbek kordonunun düştüğü, göbek halkasının ıslak olduğu ve buradan idrar kokulu bir sıvının sızdığı fark ediliyor. Sıvıdan alınan örnekte kreatinin düzeyinin 4545 mg/dL (eş zamanlı serum kreatinin: 0.60.6 mg/dL) olduğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patent urakus (Açık urakus)

Cevap

Sıvıdaki kreatinin yüksekliği ve klinik tablo ile uyumlu olan 'Patent urakus (Açık urakus)' en olası tanıdır.
Patent urakus, mesane tavanı ile göbek arasındaki embriyolojik bağlantının (allantois artığı) açık kalmasıdır. Klinik olarak göbekten idrar gelmesi ile karakterizedir. Sıvıdaki üre ve kreatinin düzeylerinin serumdan yüksek olması tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Göbekten gelen sıvının içeriğini değerlendiriniz.
Sıvıdaki kreatinin düzeyinin (4545 mg/dL) serum değerinden (0.60.6 mg/dL) çok yüksek olması, bu sıvının idrar olduğunu kanıtlar.
Urakus, fetal hayatta mesaneyi allantois üzerinden göbeğe bağlayan kanaldır; kapanmadığında mesane içeriği göbeğe boşalır.
2
Ayırıcı tanıdaki diğer göbek akıntılarını eleyiniz.
Barsak içeriği (omfalomezenterik kanal) veya granülasyon dokusu (polip) elenir.
Fizik muayenedeki idrar kokusu ve biyokimyasal kanıt idrar sızıntısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Göbekten idrar gelmesi durumunda ayırıcı tanıda ilk düşünülmesi gereken anomali patent urakustur.
Soru 174Soru

Beş yaşındaki bir kız çocuğu, iki gündür devam eden sık, sulu dışkılama, kusma ve giderek artan halsizlik şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bilinci uykuya meyilli, solunum hızı 42/dk42\text{/dk} ve derinliği artmış (Kussmaul solunumu), kapiller dolum zamanı ise 44 saniye olarak değerlendiriliyor.

Laboratuvar incelemelerinde serum elektrolitleri ve arteryel kan gazı değerleri şu şekildedir:
pHpH: 7.207.20
pCO2pCO_2: 32 mmHg32 \text{ mmHg}
HCO3HCO_3^-: 10 mEq/L10 \text{ mEq/L}
Na+Na^+: 135 mEq/L135 \text{ mEq/L}
K+K^+: 3.5 mEq/L3.5 \text{ mEq/L}
ClCl^-: 115 mEq/L115 \text{ mEq/L}

Mevcut klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bu hastadaki birincil asit-baz bozukluğu ve eşlik eden durum aşağıdakilerden hangisinde en doğru şekilde verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metabolik asidoz ve eşlik eden solunumsal asidoz

Cevap

Hastanın tablosu metabolik asidoz ve buna eşlik eden solunumsal asidoz (mikst bozukluk) ile uyumludur.
Hastada belirgin asidemi (pH<7.35pH < 7.35) ve düşük bikarbonat seviyesi (<22 mEq/L< 22 \text{ mEq/L}) birincil bozukluğun metabolik asidoz olduğunu açıkça göstermektedir. Metabolik asidoz vakalarında solunumsal kompanzasyonun yeterliliğini değerlendirmek için standart olarak Winter formülü (1.5×HCO3+8±21.5 \times HCO_3^- + 8 \pm 2) kullanılmalıdır. Bu hastanın 10 mEq/L10 \text{ mEq/L} olan bikarbonat değeri formülde yerine konduğunda, beklenen pCO2pCO_2 değerinin 2125 mmHg21-25 \text{ mmHg} aralığında olması gerektiği hesaplanır. Ancak hastanın kan gazı ölçümündeki pCO2pCO_2 değeri 32 mmHg32 \text{ mmHg}'dir. Ölçülen pCO2pCO_2 değerinin beklenen hedeften daha yüksek olması, akciğerlerin yeterli karbondioksiti atamadığını (muhtemelen ağır dehidratasyon ve şoka sekonder solunum kası yorgunluğu nedeniyle) ve metabolik asidoza ek olarak primer bir solunumsal asidozun tabloya eklendiğini (mikst asit-baz bozukluğu) kesin olarak kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazında birincil asit-baz bozukluğunu belirle
pHpH: 7.207.20 (asidemi) ve HCO3HCO_3^-: 10 mEq/L10 \text{ mEq/L} (düşük).
Kan pHpH değerinin düşük olması asidemiyi, bikarbonatın da azalmış olması primer bozukluğun metabolik asidoz olduğunu gösterir.
2
Serum anyon açığını (AA) hesapla
AA = Na+(Cl+HCO3)Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-) = 135(115+10)135 - (115 + 10) = 10 mEq/L10 \text{ mEq/L}.
Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz olduğunu teyit etmek için (ishale bağlı bikarbonat kaybı ile uyumlu).
3
Solunumsal kompanzasyonun yeterliliğini değerlendirmek için Winter formülünü uygula
Beklenen pCO2=1.5×HCO3+8±2pCO_2 = 1.5 \times HCO_3^- + 8 \pm 2 formülü ile 1.5×10+8=23±2 mmHg1.5 \times 10 + 8 = 23 \pm 2 \text{ mmHg} (aralık: 2125 mmHg21-25 \text{ mmHg}) bulunur.
Primer metabolik asidoza solunum sisteminin uygun yanıt (hiperventilasyon) verip vermediğini anlamak için.
4
Ölçülen ve beklenen pCO2pCO_2 değerlerini karşılaştır
Ölçülen pCO2pCO_2 (32 mmHg32 \text{ mmHg}), beklenen değerin (2125 mmHg21-25 \text{ mmHg}) belirgin şekilde üzerindedir.
pCO2pCO_2'nin hedeflenen kompanzasyon sınırına kadar düşürülememesi, hastada yorgunluk, dehidratasyon veya şoka bağlı ikincil bir solunumsal asidoz eklendiğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Metabolik asidozda solunumsal kompanzasyonun Winter formülü ile değerlendirilmesi ve mikst asit-baz bozukluklarının saptanması
Soru 175Soru

44 yaşında bir kız çocuk, bebekliğinden itibaren süregelen büyüme geriliği, çok su içme ve sık idrara çıkma yakınmaları ile çocuk nefroloji polikliniğine getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve ağırlığı 3.3. persentilin altında saptanmıştır. Kan basıncı normal sınırlardadır. Hastanın laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

İncelemeSonuç
Serum Sodyum (NaNa)138138 mEq/L
Serum Potasyum (KK)2.92.9 mEq/L
Serum Klor (ClCl)114114 mEq/L
Serum Kalsiyum (CaCa)9.49.4 mg/dL
Serum Magnezyum (MgMg)2.12.1 mg/dL
Kan Gazı pH7.267.26
Kan Gazı HCO3HCO_31212 mEq/L
Kan Gazı pCO2pCO_22828 mmHg
İdrar pH6.56.5

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz

Cevap

Tip 1 (distal) renal tübüler asidoz
Hastada normal anyon açıklı hiperkloremik metabolik asidoz ve hipokalemi mevcuttur. Bu tablo renal tübüler asidoz (RTA) tiplerini düşündürür. İdrar pH'ının 5.55.5 değerinin üzerinde olması, böbreğin distal tübülden H+H^+ salgılayamadığını gösterir ki bu durum Tip 1 (distal) RTA'nın en tipik bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesini ve elektrolitleri değerlendir.
pH 7.267.26 ve HCO3HCO_3 1212 mEq/L ile metabolik asidoz mevcut. Potasyum (2.92.9 mEq/L) düşüktür (hipokalemi).
Hastanın temel biyokimyasal bozukluğunu tanımlamak için.
2
Serum anyon açığını (AGAG) hesapla.
AG=Na(Cl+HCO3)=138(114+12)=12AG = Na - (Cl + HCO_3) = 138 - (114 + 12) = 12 mEq/L (Normal aralık 8128-12).
Asidozun renal tübüler nedenli mi yoksa diğer nedenlerle mi (örn. diyabetik ketoasidoz) olduğunu ayırt etmek için.
3
İdrar pH'ını sistemik pH ile karşılaştırarak yorumla.
Sistemik asidoza rağmen idrar pH'ı 6.56.5 (alkali).
Böbreklerin idrarı asidifiye etme yeteneğinin (distal tübül fonksiyonu) korunup korunmadığını anlamak için.

Anahtar Kavram

Distal renal tübüler asidozda (Tip 1), distal tübülde H+H^+ salınımındaki yetersizlik nedeniyle idrar pH'ı sistemik asidoza rağmen 5.55.5 değerinin altına düşürülemez.

Daha Fazla Pratik

Nefrokalsinoz varlığının bu hasta grubu için neden önemli olduğunu ve hangi RTA tipinde daha sık görüldüğünü araştırınız.

Alternatif Yöntem

Sadece pH değerlerine bakarak eleme yapılabilir: Kan gazında pH düşük (asidoz) olduğu için direkt alkaloz yapan Bartter, Gitelman ve Liddle elenir. Kalan iki seçenekten (Tip 1 ve Tip 4 RTA) potasyumun düşük olması Tip 1'e yönlendirir.
Tahmini Süre:45s
Soru 176Soru

Büyüme ve gelişme geriliği nedeniyle polikliniğe getirilen 6 yaşındaki kız hastanın öyküsünden, bebeklik döneminden itibaren çok su içtiği ve bezinin sık sık taştığı öğrenilmiştir. Fizik muayenede boy ve vücut ağırlığı 3. persentilin altındadır. Laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir:

ParametreSonuç
Kan pH7.287.28
Serum HCO3HCO_31414 mEq/L
Serum Na138138 mEq/L
Serum K2.92.9 mEq/L
Serum Cl114114 mEq/L
İdrar pH7.07.0

Renal ultrasonografide bilateral medüller nefrokalsinozis saptanmıştır.
Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1)

Cevap

Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1)
Hastada normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz, hipokalemi ve sistemik asidoza rağmen idrarın asitleştirilememesi (İdrar pH > 5.5) tablosu mevcuttur. Bu bulgular Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) ile uyumludur. Tip 1 RTA'nın en önemli ayırıcı özelliklerinden biri de hiperkalsiüri ve alkalin idrarın neden olduğu kalsiyum fosfat taşları veya nefrokalsinozis varlığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
Metabolik Asidoz
pH 7.287.28 (asidemi) ve HCO3HCO_3 1414 mEq/L (düşük) metabolik asidozu gösterir.
2
Anyon açığını hesapla ve sınıflandır
Normal Anyon Açıklı (Hiperkloremik) Metabolik Asidoz
Anyon Açığı = Na(Cl+HCO3)=138(114+14)=10Na - (Cl + HCO_3) = 138 - (114 + 14) = 10. Normal sınırlardadır (8-12). Bu durum RTA veya gastrointestinal bikarbonat kaybını düşündürür.
3
Potasyum düzeyini değerlendir
Hipokalemi
Potasyum 2.92.9 mEq/L (düşük). Bu bulgu Tip 4 RTA'yı dışlar (Tip 4'te hiperkalemi görülür).
4
İdrar pH ve klinik bulguları (nefrokalsinozis) birleştir
Distal RTA (Tip 1)
Sistemik asidoz varlığında (HCO3HCO_3 düşükken) fizyolojik yanıt olarak idrarın asitleştirilmesi (pH < 5.5) beklenir. Ancak hastada idrar pH'sı 7.07.0 (alkali) kalmıştır. Bu durum distal tübülde H+H^+ sekresyon yetersizliğini gösterir. Ayrıca nefrokalsinozis varlığı Tip 1 RTA için tipiktir; Tip 2'de nadirdir.

Anahtar Kavram

Distal (Tip 1) RTA tanısı; hiperkloremik metabolik asidoz, hipokalemi, asidoza rağmen idrar pH > 5.5 olması ve nefrokalsinozis birlikteliği ile konulur.
Soru 177Soru

33 aylık bir erkek bebek, son 2424 saattir gelişen huzursuzluk, tiz sesle ağlama ve emme azlığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden annesinin mamanın "daha besleyici" olması için her ölçekte önerilenden daha fazla mama tozu koyarak hazırladığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde vücut ağırlığında %1010 kayıp saptanıyor; deri turgoru "hamur kıvamında" (doughy) olup, fontanelinin hafif çökük olduğu ve bebeğin uykuya meyilli (letarjik) olduğu gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde; Na+Na^+: 168168 mEq/L, K+K^+: 4.54.5 mEq/L, ClCl^-: 132132 mEq/L, pHpH: 7.327.32, HCO3HCO_3^-: 1818 mEq/L ve kan şekeri 102102 mg/dL olarak bulunuyor. Bu hastadaki klinik tablo ve tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tablo hipernatremik dehidratasyondur; serum sodyum düşüş hızı beyin ödemi riskini azaltmak için 0.50.5 mEq/L/saat (1212 mEq/L/gün) civarında tutulmalıdır.

Cevap

Hipernatremik dehidratasyon tablosu mevcuttur ve sodyum düşüş hızı beyin ödemini önlemek adına günlük 1010-1212 mEq/L (0.50.5 mEq/L/saat) ile sınırlandırılmalıdır.
Doğru seçenek, hastadaki klinik tablonun (yüksek sodyum, hamur kıvamında deri, dehidratasyon bulguları) hipernatremik dehidratasyon olduğunu ve yönetimde sodyum düşüş hızının beyin ödemini önlemek için kısıtlanması gerektiğini doğru ifade etmektedir. Hipernatremik dehidratasyonda tedavi süresi genellikle sodyum düzeyine bağlı olarak 4848 ila 7272 saat olarak planlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerinin ve fizik muayene bulgularının analizi.
Sodyumun 168168 mEq/L olması hipernatremiyi; %1010 kilo kaybı ve "hamur kıvamında deri" bulgusu dehidratasyonu doğrular.
Tanının netleştirilmesi için hipernatremi ve dehidratasyon bulguları birleştirilmelidir.
2
Etiyolojinin belirlenmesi.
Annenin mamayı fazla toz koyarak hazırlaması (yüksek solüt yükü) hipernatreminin temel nedenidir.
Pediatrik popülasyonda yanlış mama hazırlama sık bir hipernatremi nedenidir.
3
Tedavi ilkesinin belirlenmesi.
Serum sodyum düşüş hızının 0.50.5 mEq/L/saat (1212 mEq/L/gün) altında tutulması kararlaştırılır.
Beyin hücrelerinde biriken idiyojenik ozmoller nedeniyle hızlı su girişi (edema) önlenmelidir.

Anahtar Kavram

Hipernatremik dehidratasyonda 'hamur kıvamında deri' karakteristiktir ve tedavi sırasında en korkulan komplikasyon hızlı rehidratasyona bağlı gelişen beyin ödemidir.

Daha Fazla Pratik

Hipernatremik dehidratasyonun santral sinir sistemi üzerindeki etkilerini (büzülme vs. ödem) ve serbest su açığı hesaplamasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 178Soru

İşeme sistoüretrografisi (VCUG) sonucunda bilateral evre IIII vezikoüreteral reflü (VURVUR) saptanan 22 yaşındaki bir kız çocukta, güncel klinik yaklaşımlara göre en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Günlük düşük doz antibiyotik profilaksisi ve periyodik izlem

Cevap

Günlük düşük doz antibiyotik profilaksisi ve periyodik izlem seçeneği en uygun yaklaşımdır.
Vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanısı alan çocuklarda tedavi planı evreye göre yapılır. Evre II ve IIII reflüler 'düşük dereceli' olarak kabul edilir ve özellikle 55 yaş altındaki çocuklarda spontan iyileşme (resolüsyon) oranları %80\%80'e kadar çıkabilmektedir. Bu süreçte çocuğun böbrek parankimini ateşli idrar yolu enfeksiyonu ataklarından ve dolayısıyla kalıcı skar oluşumundan korumak amacıyla düşük doz (genellikle gece tek doz) profilaktik antibiyotik tedavisi ve düzenli kontroller en uygun ve standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın reflü evresini değerlendiriniz.
Hasta evre IIII (VURVUR) olarak tanımlanmıştır, bu düşük dereceli bir reflüdür.
Yönetim stratejisi reflünün derecesine (evresine) göre belirlenir.
2
Hastanın yaşını ve spontan iyileşme olasılığını göz önünde bulundurunuz.
22 yaşındaki çocuklarda düşük evreli reflülerin zamanla kendiliğinden düzelme ihtimali oldukça yüksektir.
Yüksek spontan resolüsyon oranı nedeniyle agresif cerrahi girişimlerden kaçınılır.
3
Böbrek parankimini korumaya yönelik en az invaziv ve etkili yöntemi seçiniz.
Düşük doz antibiyotik profilaksisi ile idrarın steril tutulması ve periyodik izlem kararı verilir.
Temel amaç, reflü düzelene kadar geçecek sürede böbreklerde kalıcı skar oluşumunu engellemektir.

Anahtar Kavram

Düşük evreli (IIII-II) vezikoüreteral reflülerde (VUR) temel yönetim prensibi, yüksek spontan iyileşme oranı nedeniyle tıbbi izlem ve profilaksidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 179Soru

88 aylık bir kız bebek, üç gündür devam eden şiddetli kusma ve ishal şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde genel durumu orta-kötü, letarjik, turgor-tonus belirgin azalmış, mukozalar kuru ve kapiller dolum zamanı 44 saniye olarak saptanıyor. Son 1212 saattir idrar yapmadığı belirtilen hastanın laboratuvar tetkiklerinde kan üre azotu (BUNBUN) 5454 mg/dLmg/dL, serum kreatinin 1.41.4 mg/dLmg/dL bulunuyor.

Bu hastada mevcut tablonun prerenal azotemiye bağlı olduğunu destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (FENaFENa) %1\%1'den küçük olması

Cevap

Fraksiyonel sodyum ekskresyonunun (%1)'den küçük olması
Prerenal azotemide böbrek kan akımı azalmıştır ancak tübüler fonksiyonlar sağlamdır. Böbrek, azalan perfüzyona yanıt olarak sodyum ve suyu geri emerek intravasküler volümü artırmaya çalışır. Bu nedenle idrar sodyumu genellikle 2020 mEq/LmEq/L'nin altında, fraksiyonel sodyum ekskresyonu (FENaFENa) ise %1\%1'in altında saptanır. Bu durum hastadaki dehidratasyona verilen uygun bir fizyolojik yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu değerlendir
Ciddi dehidratasyon ve oligürik akut böbrek hasarı
Gastroenterit öyküsü, fizik muayenedeki dehidratasyon bulguları ve artmış azotemi (BUN/Kreatinin) prerenal bir tabloyu düşündürür.
2
Prerenal azotemi ile Akut Tübüler Nekroz (ATN) arasındaki temel fizyolojik farkı hatırla
Tübüler fonksiyonların korunup korunmaması
Prerenal durumda tübüller sağlamdır ve su-sodyum tutulumu maksimumdur; ATN'de ise tübüler hasar nedeniyle bu yetenek kaybolur.
3
İdrar indekslerini karşılaştır
FENa < %1 prerenal tanısını doğrular
Sodyumun fraksiyonel ekskresyonunun düşük olması, sağlam tübüllerin hipovolemiye fizyolojik yanıt verdiğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ve Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayrımında idrar indekslerinin kullanımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 180Soru

1515 günlük erkek bebek; emmede azalma, kusma ve kilo alamama şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor, dış genital yapısı normal görünümde izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde saptanan değerler aşağıdadır:

ParametreDeğer
Serum Sodyumu128 mEq/L128\text{ mEq/L}
Serum Potasyumu7.2 mEq/L7.2\text{ mEq/L}
Serum Bikarbonatı (HCO3HCO_3)14 mEq/L14\text{ mEq/L}
Kan Üre Azotu (BUN)32 mg/dL32\text{ mg/dL}

Hastanın yapılan üriner sistem ultrasonografisinde bilateral belirgin hidroureteronefroz ve trabeküle, kalın mesane duvarı saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları eşliğinde, hastadaki elektrolit bozukluklarının gelişiminden sorumlu temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal tübülde mineralokortikoid reseptör direnci gelişmesi

Cevap

Böbrek ve idrar yollarının obstrüktif anomalilerinde görülen elektrolit tablosunun nedeni distal tübülde mineralokortikoid reseptör direnci gelişmesidir (Sekonder psödohipoaldosteronizm).
Bilateral hidroureteronefroz ve kalınlaşmış mesane duvarı gibi ciddi konjenital üriner sistem obstrüksiyonu (CAKUT) olan bebeklerde, distal tübüldeki hücrelerin mineralokortikoid (aldosteron) etkisine karşı direnç kazanması sonucunda 'sekonder psödohipoaldosteronizm' gelişir. Bu durum idrarla sodyum kaybına ve potasyum/hidrojen iyonlarının geri tutulmasına yol açarak 21-hidroksilaz eksikliğini taklit eden bir tablo oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz (tuz kaybettiren kriz tablosu).
Hastanın genel durum bozukluğunu ve elektrolit dengesizliğini tanımlamak.
2
Görüntüleme bulgularını yorumla.
Bilateral hidroureteronefroz ve kalın mesane duvarı (PUV - Posterior Üretral Valv lehine).
Elektrolit bozukluğuna eşlik eden yapısal anomaliyi saptamak.
3
Diferansiyel tanıyı yap.
Dış genitalya normal olduğu için CAH'tan uzaklaşılır, CAKUT bulguları olduğu için sekonder nedenlere odaklanılır.
Endokrin patoloji ile renal patolojiyi ayırt etmek.
4
Patofizyolojik bağlantıyı kur.
Obstrüktif üropati -> Distal tübül hasarı/inflamasyonu -> Aldosterona yanıtsızlık (Sekonder Psödohipoaldosteronizm).
Bulguların nedenini açıklayan temel mekanizmayı belirlemek.

Anahtar Kavram

Sekonder Psödohipoaldosteronizm
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 9 / 18Sonraki
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 9 | Examkin