Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 4141Soru

İnsan embriyonik gelişim sürecinde döllenmeyi takip eden ilk haftalarda meydana gelen aşağıdaki olayları, kronolojik olarak gerçekleşme sırasına göre diziniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Embriyonik gelişim süreci; segmentasyonun başlaması, morula oluşumu, blastosist aşamasında implantasyon ve ardından gastrulasyon (tabakalaşma) sırasını takip eder.
Sıralama, zigotun ilk bölünmelerinden (segmentasyon) başlayarak morula oluşumuna, ardından rahme tutunduğu blastosist aşamasına ve son olarak doku tabakalarının oluştuğu gastrula evresine doğru ilerler.

Adım Adım Çözüm

1
Segmentasyon evresinin analizi
Zigotun fallopi tüpünde hızla bölünmesi
Döllenmeden yaklaşık 24 saat sonra ilk bölünmeler başlar ve bu sürece segmentasyon denir.
2
Dut görünümündeki yapının belirlenmesi
Morula oluşumu
Segmentasyon sonucu oluşan blastomerlerin bir küme haline gelmesiyle morula evresi tamamlanır.
3
Rahme tutunma zamanının tespiti
İmplantasyon (Blastosist)
Embriyo, morula aşamasından blastula (blastosist) aşamasına geçtiğinde rahme ulaşır ve endometriyuma tutunur.
4
Tabakalaşma sürecinin incelenmesi
Gastrulasyon
İmplantasyondan sonra hücre göçleri başlar; bu süreçte ektoderm, endoderm ve mezoderm tabakaları oluşur.

Anahtar Kavram

İnsan Embriyonik Gelişim Evreleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4142Soru

Yenidoğan bebeklerde plasenta ve anne sütü aracılığıyla anneden geçen maternal antikorlar (IgG ve IgA), bebeğe pasif bağışıklık sağlayarak onu ilk aylarda patojenlere karşı korur. Ancak bu pasif antikorların varlığı, bebeğe erken dönemde uygulanan bazı aşılardaki aktif antijenlerin bebeğin kendi bağışıklık hücreleriyle karşılaşmadan nötralize edilmesine yol açabilir.

Buna göre, maternal antikorların kanda yüksek düzeyde bulunduğu bir dönemde bebeğe aşı uygulanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşı ile vücuda giren antijenler, mevcut maternal antikorlar tarafından nötralize edildiği için bebeğin kendi B lenfositleri yeterince uyarılamaz; bu durum bellek hücrelerinin oluşumunu engelleyerek uzun süreli koruyuculuğun gelişmesini zorlaştırır.

Cevap

Aşı ile vücuda giren antijenlerin mevcut maternal antikorlar tarafından nötralize edilmesi nedeniyle bebeğin kendi B lenfositlerinin yeterince uyarılamaması ve bellek hücrelerinin oluşumunun engellenmesi sonucu uzun süreli koruyuculuğun gelişmesinin zorlaşması doğrudur.
Aşı ile vücuda giren antijenler, bebeğin kan dolaşımında yüksek oranda bulunan hazır maternal antikorlar tarafından doğrudan yakalanıp nötralize edilir. Bu durum, antijenlerin bebeğin kendi naif B lenfositlerine ulaşarak onları uyarmasını engeller. Lenfositler uyarılmadığı için bellek hücrelerine dönüşüm gerçekleşmez ve bebekte aşının hedeflediği uzun süreli aktif bağışıklık gelişemez.

Adım Adım Çözüm

1
Maternal antikorların bebeğe kazandırdığı bağışıklık tipini belirleme
Anneden plasenta ve anne sütüyle geçen hazır antikorlar bebeğe pasif bağışıklık sağlar.
Pasif bağ��şıklıkta vücuda dışarıdan hazır antikorlar verilir ve bireyin kendi bağışıklık sistemi aktif olarak uyarılmaz.
2
Aşının bağışıklık sistemindeki etki mekanizmasını analiz etme
Aşı, zayıflatılmış patojen veya antijen içererek aktif bağışıklığı (bellek hücrelerinin oluşumunu) amaçlar.
Aktif bağışıklığın gelişebilmesi için antijenin doğrudan B ve T lenfositleri tarafından tanınması ve bellek hücrelerine dönüşümün uyarılması gerekir.
3
Maternal antikorların aşı antijenleri üzerindeki etkisini değerlendirme
Kandaki hazır maternal antikorlar, aşıyla gelen antijenleri B lenfositleri tanımadan önce bağlar ve nötralize eder.
Antikorlar antijenleri bağlayarak onların hücrelerle etkileşime girmesini engeller ve fagositozla yok edilmelerini kolaylaştırır.
4
Uzun süreli koruyuculuk ve bellek hücresi ilişkisini kurma
Antijenler hızlıca elendiği için bebeğin kendi bağışıklık sistemi uyarılmaz ve bellek hücreleri oluşmaz.
Bellek hücreleri oluşmadığı takdirde aşı hedeflenen uzun süreli koruyuculuğu sağlayamaz.

Anahtar Kavram

Pasif bağışıklığın (maternal antikorlar) aktif bağışıklık (aşılama) üzerindeki baskılayıcı etkisi ve özgül bağışıklık hücrelerinin uyarılma mekanizması
Soru 4143Soru

Sikloheksen bileşiği, halkalı yapıda bulunması ve çift bağ karbonlarının her birine farklı iki grubun bağlı olması sebebiyle cis-trans (geometrik) izomerisi gösterir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

İfade yanlıştır. Sikloheksen bileşiğinde halka gerginliğinden dolayı trans izomeri oluşamaz ve bileşik cis-trans izomerisi göstermez.
Sikloheksen bileşiğinde çift bağ karbonlarına farklı gruplar bağlı olmasına rağmen, 6 üyeli halkadaki yüksek gerginlik trans izomerinin kararlı bir şekilde var olmasına izin vermez. Bu nedenle sikloheksen cis-trans izomerisi gösteremez ve ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sikloheksen bileşiğinin yapısı ve çift bağ karbonlar�� incelenir.
Sikloheksen (C6H10C_6H_{10}), 6 karbonlu halkalı bir alken olup çift bağ karbonlarının her birine bir hidrojen atomu ve bir halka içi karbon grubu bağlıdır.
Çift bağ karbonlarına bağlı grupların farklı olup olmadığını belirlemek için bu inceleme gereklidir.
2
Sikloalkenlerde cis-trans izomerisi için halka büyüklüğü kısıtlaması değerlendirilir.
Halkalı alkenlerde geometrik gerginlikten dolayı, trans-izomerin kararlı olabilmesi için halkanın en az 8 karbonlu olması gerekir.
6 karbonlu halkalarda trans-çift bağının halka geometrisine sığamayacağını ve kararsız olacağını belirlemek için gereklidir.
3
Sikloheksen bileşiğinin cis-trans izomerisi gösterip gösteremeyeceği sonucuna varılır.
Sikloheksen 6 karbonlu olduğundan trans izomeri kararlı olarak bulunamaz, dolayısıyla cis-trans izomerisi göstermez.
İfadenin doğruluğunu nihai olarak karara bağlamak için bu sonuç çıkarılır.

Anahtar Kavram

Sikloalkenlerde halka gerginliği nedeniyle cis-trans izomerisi sınırları
Soru 4144Soru

Kimyasal tepkimelerde hız kavramları ile bu kavramların matematiksel veya fiziksel tanımlarını doğru şekilde eşle��tiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

N2(g)+3H2(g)2NH3(g)N_2(g) + 3H_2(g) \rightarrow 2NH_3(g) tepkimesinde H2H_2 gazının ortalama harcanma hızı (rH2r_{H_2}) ile NH3NH_3 gazının ortalama oluşum hızı (rNH3r_{NH_3}) arasındaki bağıntı
Derişim-zaman grafiğinde belirli bir tt anında eğriye çizilen teğet doğrusunun eğimi
Bir kimyasal tepkimede reaktif veya ürünlerin derişimindeki net değişimin, bu değişimin gerçekleştiği zaman aralığına oranı
Tepkime süresince reaktif derişimlerinin azalmasına bağlı olarak tepkime hızının zamanla değişimi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşen çiftler sırasıyla: Hız bağıntısı için 2rH2=3rNH32 \cdot r_{H_2} = 3 \cdot r_{NH_3} ilişkisi; teğet doğrusunun eğimi için anlık hız; derişim değişiminin zamana oranı için ortalama hız; ve hızın zamanla değişimi için zamanla azalarak sıfıra yaklaşması şeklindedir.
Kimyasal tepkimelerde ortalama hız belirli bir zaman aralığındaki derişim değişimini ifade ederken, anlık hız belirli bir andaki teğetin eğimiyle bulunur. Tepkime hızı reaktiflerin derişimi azaldıkça zamanla azalır. Hız bağıntısı katsayıları dikkate alınarak doğru eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tepkime hızlarının katsayılarla ilişkisini belirlemek
2rH2=3rNH32 \cdot r_{H_2} = 3 \cdot r_{NH_3} bağıntısına ulaşılır.
N2(g)+3H2(g)2NH3(g)N_2(g) + 3H_2(g) \rightarrow 2NH_3(g) tepkimesindeki stokiyometrik oranları karşılaştırmak için hızlar katsayılarına bölünür.
2
Grafikten anlık hız bulma yöntemini tanımlamak
Belirli bir tt anındaki anlık hızın teğet eğimiyle bulunacağı belirlenir.
Grafikteki eğri üzerindeki tek bir noktadan geçen teğetin eğimi o andaki değişim hızını (anlık hızı) gösterir.
3
Ortalama hızın tanımını ve hesaplama yöntemini açıklamak
Derişimdeki net değişimin toplam zamana oranı olarak ortalama hız seçilir.
Ortalama hız, belirli bir zaman aralığındaki toplam değişimi yansıtır.
4
Tepkime hızının zamanla değişim karakterini analiz etmek
Reaktif derişimleri azaldıkça anlık hızın azalarak sıfıra yaklaşacağı sonucuna varılır.
Tepkime hızı reaktiflerin çarpışma sıklığına ve dolayısıyla derişimlerine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Ortalama ve Anlık Tepkime Hızı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4145Soru

Aşağıda formülleri belirtilen kovalent moleküller ile bu moleküllerin Lewis elektron nokta formüllerindeki ortaklanmış (bağlayıcı) ve ortaklanmamış (eşleşmemiş) elektron çifti sayılarını doğru şekilde eşleştiriniz.

(1H_1H, 6C_6C, 15P_{15}P, 16S_{16}S, 17Cl_{17}Cl)

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

C2H4C_2H_4 molekülü
H2SH_2S molekülü
PCl3PCl_3 molekülü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

C2H4C_2H_4 molekülü 6 çift ortaklanmış ve 0 çift ortaklanmamış elektron çiftiyle; H2SH_2S molekülü 2 çift ortaklanmış ve 2 çift ortaklanmamış elektron çiftiyle; PCl3PCl_3 molekülü ise 3 çift ortaklanmış ve 10 çift ortaklanmamış elektron çiftiyle eşleşir.
C2H4C_2H_4 molekülü 6 çift ortaklanmış ve 0 çift ortaklanmamış elektron çiftiyle; H2SH_2S molekülü 2 çift ortaklanmış ve 2 çift ortaklanmamış elektron çiftiyle; PCl3PCl_3 molekülü ise 3 çift ortaklanmış ve 10 çift ortaklanmamış elektron çiftiyle doğru şekilde eşleşir. Bu eşleştirme dışındaki tüm kombinasyonlar yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Elementlerin elektron dizilimlerini yazarak değerlik elektron sayılarını belirleyin.
1H:1_1H: 1 (Değerlik elektronu = 1)
6C:2,4_6C: 2, 4 (Değerlik elektronu = 4)
15P:2,8,5_{15}P: 2, 8, 5 (Değerlik elektronu = 5)
16S:2,8,6_{16}S: 2, 8, 6 (Değerlik elektronu = 6)
17Cl:2,8,7_{17}Cl: 2, 8, 7 (Değerlik elektronu = 7)
Lewis formüllerini doğru çizebilmek için her elementin toplam değerlik elektron sayısını bilmemiz gerekir.
2
C2H4C_2H_4 molekülünün Lewis yapısını oluşturun ve bağlayıcı/ortaklanmamış elektron çiftlerini sayın.
İki karbon atomu arasında ikili bağ (C=CC=C) ve her bir karbona bağlı ikişer hidrojen atomu bulunur (H2C=CH2H_2C=CH_2). Toplam 6 bağ vardır (6 çift ortaklanmış elektron). Karbon ve hidrojen atomları oktet ve dubletini tamamlamıştır, ortaklanmamış elektron çifti yoktur.
C2H4C_2H_4 molekülündeki tüm bağ yapısını ve ortaklanmamış elektronları belirlemek için.
3
H2SH_2S molekülünün Lewis yapısını oluşturun ve bağlayıcı/ortaklanmamış elektron çiftlerini sayın.
Kükürt atomu merkezdedir ve iki hidrojenle tekli bağ yapar (HSHH-S-H). Kükürt atomunun 6 değerlik elektronundan 2'si bağa katılır, kalan 4 elektron 2 çift ortaklanmamış elektron olarak merkez atomda kalır. Toplamda 2 çift ortaklanmış ve 2 çift ortaklanmamış elektron çifti bulunur.
H2SH_2S molekülünün elektron dağılımını analiz etmek için.
4
PCl3PCl_3 molekülünün Lewis yapısını oluşturun ve bağlayıcı/ortaklanmamış elektron çiftlerini sayın.
Fosfor atomu merkezdedir ve üç klor atomu ile tekli bağ yapar. Fosforun 5 değerlik elektronundan 3'ü bağa katılır, 2'si (1 çift) ortaklanmamış olarak kalır. Her klor atomunun 7 değerlik elektronundan 1'i bağa katılır, kalan 6 elektron (3 çift) ortaklanmamış olarak kalır. Toplamda 3 çift ortaklanmış ve 1+(3×3)=101 + (3 \times 3) = 10 çift ortaklanmamış elektron çifti bulunur.
PCl3PCl_3 molekülünün detaylı Lewis analizini yapmak için.

Anahtar Kavram

Kovalent moleküllerin Lewis yapıları çizilirken değerlik elektron sayısı toplamı bulunur, oktet ve dublet kurallarına dikkat edilerek ortaklanmış ve ortaklanmamış elektron çiftleri yerleştirilir.
Soru 4146Soru

Karbonil grubu içeren alifatik bir organik bileşiğin 0,1 molu¨0,1\text{ molü}, amonyaklı gümüş nitrat (Tollens\text{Tollens} ayracı) çözeltisi ile tamamen tepkimeye girdiğinde 21,6 g21,6\text{ g} gümüş metali (Ag\text{Ag}) açığa çıkarıyor. Bu bileşik uygun koşullarda indirgendiğinde ise IUPAC adı 2-metil-1-propanol olan bileşik oluşuyor.

Buna göre, tepkimeye giren bu karbonil bileşiği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
(Ag=108 g/mol\text{Ag} = 108\text{ g/mol})

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bütanon bileşiği ile fonksiyonel grup izomeridir.

Cevap

Bileşik bütanon bileşiği ile fonksiyonel grup izomeridir.
Tepkimeye giren bileşik 2-metilpropanal'dir. Bu bileşik ile 4 karbonlu bir keton olan bütanon aynı kapalı formüle (C4H8OC_4H_8O) sahip olup birbirinin fonksiyonel grup izomeridir. Dolayısıyla bütanon bileşiği ile fonksiyonel grup izomeri olması ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tepkimeye giren bileşiğin fonksiyonel grubunu belirlemek için Tollens ayracı ile olan tepkimesini analiz edin.
Tepkimede 0,1 mol0,1\text{ mol} bileşikten n(Ag)=21,6 g108 g/mol=0,2 moln(\text{Ag}) = \frac{21,6\text{ g}}{108\text{ g/mol}} = 0,2\text{ mol} gümüş metali açığa çıkmaktadır. 1:21:2 oranı, bileşiğin bir aldehit olduğunu gösterir.
Aldehitler Tollens ayracı ile yükseltgenirken gümüş iyonlarını gümüş metaline indirger.
2
Oluşan indirgenme ürünü olan alkolün yapısından yola çıkarak aldehitin yapısını ve adını belirleyin.
Bileşik indirgendiğinde 2-metil-1-propanol (CH3CH(CH3)CH2OHCH_3-CH(CH_3)-CH_2-OH) oluştuğuna göre, başlangıçtaki aldehit bileşiği 2-metilpropanal (CH3CH(CH3)CHOCH_3-CH(CH_3)-CHO) molekülüdür.
Aldehitlerin indirgenmesiyle primer alkoller elde edilir.
3
2-metilpropanal bileşiğinin izomerlik durumunu değerlendirin.
2-metilpropanal (C4H8OC_4H_8O) ile 4 karbonlu tek keton olan bütanon (C4H8OC_4H_8O) kapalı formülleri aynı, açık formülleri farklı olan fonksiyonel grup izomerleridir.
Aynı karbon sayılı alifatik aldehitler ile ketonlar birbirinin fonksiyonel grup izomeridir.

Anahtar Kavram

Aldehit ve ketonların genel özellikleri, Tollens tepkimesi ve izomerliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4147Soru

Sağ el parmaklarındaki lenf kılcalları tarafından emilen işaretli bir akyuvarın, sistemik dolaşımdaki aort atardamarına ulaşıncaya kadar izlediği yolda gerçekleşen aşağıdaki olayları ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İşaretli akyuvarın izleyeceği doğru sıra: Hücreler arası sıvıdan emilen lenfin sağ köprücük altı toplardamarı ile kana karışması, üst ana toplardamar ile sağ kulakçığa dökülüp triküspit kapakçıktan sağ karıncığa geçmesi, sağ karıncıktan akciğer atardamarı ile akciğer kılcallarına ulaşması, temizlenen kanın akciğer toplardamarı ile sol kulakçığa dönüp biküspit kapakçıktan sol karıncığa geçmesi ve sol karıncığın kasılmasıyla aorttan sistemik dolaşıma pompalanması şeklindedir.
Sağ koldan lenf kılcalları ile alınan lenf sıvısı ve içindeki akyuvar, sağ lenfatik kanaldan sağ köprücük altı toplardamarına dökülür. Buradan üst ana toplardamara geçen kan sağ kulakçığa dökülür ve triküspit kapakçıktan geçerek sağ karıncığa ulaşır. Sağ karıncığın kasılmasıyla akciğer yarımay kapakçığından geçen kan, akciğer atardamarı vasıtasıyla akciğer kılcallarına ulaşır. Akciğerlerde oksijence zenginleşen temiz kan, akciğer toplardamarlarıyla sol kulakçığa döner ve biküspit kapakçıktan geçerek sol karıncığa ulaşır. Son olarak sol karıncığın kasılmasıyla kan aort yarımay kapakçığından geçerek aort atardamarına pompalanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sağ koldan toplanan lenfatik sıvının kan dolaşımına giriş noktasını tespit etme.
Akyuvar, sağ lenfatik kanal üzerinden geçerek sağ köprücük altı toplardamarına dökülür ve kan dolaşımına katılır.
Vücudun sağ üst kısmından (sağ kol, sağ baş ve boyun, sağ göğüs) toplanan lenf sıvısının kan dolaşımına ilk katıldığı damar sağ köprücük altı toplardamarıdır.
2
Kan dolaşımına katılan akyuvarın kalbe girişini ve karıncığa doluşunu belirleme.
Sağ köprücük altı toplardamarındaki kan, üst ana toplardamar yoluyla sağ kulakçığa gelir; kulakçık sistolüyle triküspit kapakçıktan sağ karıncığa geçer.
Üst ana toplardamar vücudun üst bölgesinden gelen kirli kanı sağ kulakçığa ulaştırır. Kulakçık ile karıncık arasında triküspit (üçlü) kapakçık yer alır.
3
Küçük dolaşıma çıkış ve akciğer alveol kılcallarına ulaşım sırasını belirleme.
Sağ karıncık sistolü sırasında kan, pulmoner yarımay kapakçığından akciğer atardamarına geçer ve akciğer kılcallarına ulaşır.
Sağ karıncıktaki kirli kanın temizlenmesi için akciğer atardamarı vasıtasıyla akciğerlere gönderilmesi gerekir. Atardamar girişinde tek yönlü yarımay kapakçıkları bulunur.
4
Temizlenen kanın akciğerlerden kalbin sol bölmelerine geri dönüşünü belirleme.
Akciğer kılcallarında temizlenen kan, akciğer toplardamarı ile sol kulakçığa gelir; buradan biküspit (mitral) kapakçıktan geçerek sol karıncığa dolar.
Temiz kan akciğerlerden akciğer toplardamarları vasıtasıyla kalbin sol kulakçığına getirilir. Sol kulakçık ile sol karıncık arasında biküspit kapakçık bulunur.
5
Sol karıncıktan sistemik dolaşımın başlangıcı olan aorta geçişi belirleme.
Sol karıncık sistolüyle kan, aort yarımay kapakçığından geçerek aort atardamarına pompalanır.
Sol karıncık kasıldığında temiz kan, tüm vücuda dağıtılmak üzere aort yarımay kapakçığını aşarak aort atardamarı ile sistemik dolaşıma gönderilir.

Anahtar Kavram

Lenfatik sistemin sağ kol yoluyla kan dolaşımına katılması, küçük ve büyük dolaşım yollarının sırasıyla izlenmesi ve bu süreçte görev alan kalpteki kapakçıkların işlevsel sırası.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4148Soru

Sağlıklı bir insanda aşırı su kaybına bağlı olarak su dengesinin (homeostazinin) yeniden sağlanması sürecinde böbreklerde ve ilişkili yapılarda gerçekleşen bazı fizyolojik olaylar aşağıda verilmiştir.

Buna göre, bu olayların ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Kanın osmotik basıncının yükselmesi sonucu hipotalamustaki osmoreseptörlerin uyarılması ve ADH salgısının tetiklenmesi -> ADH'nin nefron toplama kanalı hücrelerinin bazolateral zarı üzerindeki reseptörlerine bağlanması -> Hücre içi sinyal iletimiyle akuaporin-2 proteinlerini taşıyan veziküllerin apikal zarla kaynaşmas�� -> Suyun osmotik gradyanta bağlı olarak lümenden medulla interstisyel sıvısına doğru geri emilmesi -> Toplama kanalının derin kısımlarında üre geçirgenliğinin artmasıyla ürenin geri emilerek medulla osmotik gücünün korunması.
Süreç, homeostaziyi tehdit eden kan osmotik basıncının artışıyla başlar. Hipotalamustaki osmoreseptörlerin uyarılması sonucu salgılanan ADH, toplama kanalı hücrelerindeki bazolateral reseptörlere bağlanır. Hücre içi sinyal yolağı (cAMP), akuaporin proteinlerini içeren veziküllerin apikal zara göç edip kaynaşmasını uyarır. Açılan kanallardan su, medulla interstisyel sıvısına geri emilir. Son olarak, lümende kalan ürenin derişiminin artması ve ADH uyarısıyla üre taşıyıcılarının aktifleşmesi sayesinde üre geri emilir ve medullanın yüksek osmotik yoğunluğu korunur.

Adım Adım Çözüm

1
Kan osmotik basıncının değişiminin algılanması
Hipotalamustaki osmoreseptörler uyarılır ve hipofiz arka lobundan kana ADH salgılanır.
Vücuttaki su kaybını gidermek için öncelikle bu durumun algılanıp hormonal yanıtın başlatılması gerekir.
2
Hormonun hedef hücreye bağlanması
Kan yoluyla taşınan ADH, idrar toplama kanalı hücrelerinin bazolateral reseptörlerine bağlanır.
Hormonların hücre içi sinyal iletimini başlatabilmesi için öncelikle hücre zarındaki özgül reseptörleri ile etkileşime girmesi şarttır.
3
Akuaporin kanallarının zara yerleştirilmesi
cAMP aracılı hücre içi sinyal yolağı aktive edilerek akuaporin-2 içeren veziküller apikal zara entegre edilir.
Toplama kanalı epitel hücreleri normal şartlarda suya geçirgen değildir; ADH uyarısıyla kanallar zara yerleştirilerek geçici geçirgenlik sağlanır.
4
Suyun osmotik olarak geri emilmesi
Su, nefron lümeninden epitel hücrelerine ve oradan medulla interstisyel sıvısına pasif olarak geçer.
Açılan kanallar sayesinde su, medullanın yüksek osmotik derişiminin etkisiyle geri emilir.
5
Üre geri emilimi ile medulla osmotik gradyanının korunması
Toplama kanalının iç medulla kısmındaki üre geçirgenliği artar ve ürenin doku sıvısına geçişi sağlanır.
Suyun geri emilmesiyle idrar toplama kanalında üre derişimi artar. ADH uyarısıyla artan üre geçişi, medullanın osmotik gücünü koruyarak su geri emiliminin sürekliliğini destekler.

Anahtar Kavram

Böbreklerde su dengesinin (homeostazinin) ADH ve akuaporin kanalları aracılığıyla hormonal kontrolü
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4149Soru
Katısı ile dengede olan,
C(k)+H2O(g)CO(g)+H2(g)\text{C}(k) + \text{H}_2\text{O}(g) \rightleftharpoons \text{CO}(g) + \text{H}_2(g)
tepkimesinin 273 C273\ ^\circ\text{C} sıcaklıktaki derişimler cinsinden denge sabiti (KcK_c) 0,250,25 olarak verilmektedir.
Buna göre, tepkimenin aynı sıcaklıktaki kısmi basınçlar cinsinden denge sabiti (KpK_p) kaçtır?
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11.2

Cevap

Tepkimenin aynı sıcaklıktaki kısmi basınçlar cinsinden denge sabiti (KpK_p) 11,211,2 olarak bulunur.
Verilen tepkimede gaz fazındaki maddeler için Δn=(1CO+1H2)1H2O=1\Delta n = (1_{\text{CO}} + 1_{\text{H}_2}) - 1_{\text{H}_2\text{O}} = 1 olur. Katı olan C(k)\text{C}(k) hesaba katılmaz. Sıcaklık Kelvin cinsinden T=273+273=546 KT = 273 + 273 = 546\text{ K}'dir. Kp=Kc(RT)ΔnK_p = K_c(RT)^{\Delta n} ilişkisinden Kp=0,25×(22,4273×546)1=11,2K_p = 0,25 \times \left(\frac{22,4}{273} \times 546\right)^1 = 11,2 elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sıcaklığın Kelvin cinsinden değerini hesaplamak
T=546 KT = 546\text{ K}
Gaz kanunları ve denge sabitleri formüllerinde mutlak sıcaklık (Kelvin) kullanılmalıdır.
2
Gaz fazındaki ürün ve girenlerin katsayıları farkını (Δn\Delta n) bulmak
Δn=1\Delta n = 1
KpK_p ve KcK_c ilişkisinde sadece gaz fazındaki maddelerin mol sayıları farkı alınır, katılar (C(k)\text{C}(k)) dahil edilmez.
3
Kp=Kc(RT)ΔnK_p = K_c(RT)^{\Delta n} eşitliğini uygulamak
Kp=11,2K_p = 11,2
KpK_p ve KcK_c arasındaki ilişkiyi kurarak kısmi basınçlar cinsinden denge sabitini bulmak.

Anahtar Kavram

KpK_p ve KcK_c arasındaki ilişki (Kp=Kc(RT)ΔnK_p = K_c(RT)^{\Delta n}) ve Δn\Delta n hesaplanırken sadece gaz fazındaki maddelerin dikkate alınması.
Soru 4150Soru

Dış basıncın 1 atm1\text{ atm} olduğu bir ortamda, 500 g500\text{ g} saf suda 0,1 mol0,1\text{ mol} sodyum klorür (NaCl\text{NaCl}) ve 0,1 mol0,1\text{ mol} magnezyum nitrat (Mg(NO3)2\text{Mg(NO}_3\text{)}_2) katılarının tamamen çözünmesiyle bir sulu çözelti hazırlanıyor.

Buna göre, hazırlanan bu çözeltinin donmaya başlama sıcaklığı kaç C^\circ\text{C}'tur? (Su için donma noktası alçalması sabiti Kk=1,86 C/mK_k = 1,86\ ^\circ\text{C/m}'dir. Çözünen katıların suda tamamen iyonlaştığı varsayılacaktır.)

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: -1.86

Cevap

Hazırlanan çözeltinin donmaya başlama sıcaklığı 1,86 C-1,86\ ^\circ\text{C}'tur.
Çözeltide çözünen sodyum klorür ve magnezyum nitrat iyonlarına ayrışarak çözünür. Toplam iyon mol sayısı 0,5 mol0,5\text{ mol} ve suyun kütlesi 0,5 kg0,5\text{ kg} olduğundan, iyonların molalitesi 1,0 mol/kg1,0\text{ mol/kg}'dır. Kriyoskopi formülü uygulandığında donma noktasındaki alçalma 1,86 C1,86\ ^\circ\text{C} olarak bulunur. Bu durumda çözeltinin donmaya başlama sıcaklığı 1,86 C-1,86\ ^\circ\text{C} olur.

Adım Adım Çözüm

1
Çözeltideki toplam iyon mol sayısını hesaplamak.
NaClNa++Cl\text{NaCl} \rightarrow \text{Na}^+ + \text{Cl}^- denklemine göre 0,1 mol NaCl0,1\text{ mol } \text{NaCl}'den 0,2 mol0,2\text{ mol} iyon oluşur. Mg(NO3)2Mg2++2NO3\text{Mg(NO}_3\text{)}_2 \rightarrow \text{Mg}^{2+} + 2\text{NO}_3^- denklemine göre 0,1 mol Mg(NO3)20,1\text{ mol } \text{Mg(NO}_3\text{)}_2'den 0,3 mol0,3\text{ mol} iyon oluşur. Toplam iyon miktarı: 0,2+0,3=0,5 mol0,2 + 0,3 = 0,5\text{ mol} iyon.
Koligatif özellikler çözeltideki toplam tanecik (iyon) derişimine bağlıdır.
2
Toplam iyon molalitesini hesaplamak.
Molalite (mm) = C¸o¨zu¨nen I˙yon Mol SayısıC¸o¨zu¨cu¨ Ku¨tlesi (kg)\frac{\text{Çözünen İyon Mol Sayısı}}{\text{Çözücü Kütlesi (kg)}} formülünden; m=0,5 mol0,5 kg=1,0 mm = \frac{0,5\text{ mol}}{0,5\text{ kg}} = 1,0\text{ m} (mol/kg).
Donma noktası alçalması bağıntısında derişim birimi olarak molalite kullanılır.
3
Donma noktasındaki alçalma miktarını (ΔTd\Delta T_d) ve çözeltinin donmaya başlama sıcaklığını bulmak.
ΔTd=Kkmtoplam=1,86 C/m1,0 m=1,86 C\Delta T_d = K_k \cdot m_{\text{toplam}} = 1,86\ ^\circ\text{C/m} \cdot 1,0\text{ m} = 1,86\ ^\circ\text{C} alçalma. Donmaya başlama sıcaklığı = 01,86=1,86 C0 - 1,86 = -1,86\ ^\circ\text{C}.
Saf suyun 1 atm1\text{ atm} dış basınçta donma sıcaklığı 0 C0\ ^\circ\text{C}'tur ve çözünen iyonlar bu sıcaklığı düşürür.

Anahtar Kavram

Donma noktası alçalması (kriyoskopi) çözeltideki toplam iyon/tanecik molalitesi ile doğru orantılıdır.
Soru 4151Soru

Açık zincirli (asiklik) doymuş bir hidrokarbon molekülünün yapısında;
- 44 tane primer (11^\circ) karbon atomu,
- 11 tane sekonder (22^\circ) karbon atomu,
- 22 tane tersiyer (33^\circ) karbon atomu
bulunduğu bilinmektedir.

Buna göre, bu bileşiğin IUPAC sistemine göre adı aşağıdakilerden hangisi olabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2,3-dimetilpentan

Cevap

Bileşik 2,3-dimetilpentan olabilir.
Doğru olan bileşikte toplam 7 karbon atomu bulunur. Bu atomlardan 4 tanesi primer (CH3CH_3 grupları), 1 tanesi sekonder (CH2CH_2 grubu) ve 2 tanesi tersiyer (CHCH grupları) karbon atomudur. Bu dağılım 2,3-dimetilpentan molekülünün yapısı ile birebir eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon atomlarının sınıflarını tanımlama
Bir karbon atomu yalnızca bir karbon atomuna bağlıysa primer (11^\circ), iki karbon atomuna bağlıysa sekonder (22^\circ), üç karbon atomuna bağlıysa tersiyer (33^\circ) ve dört karbon atomuna bağlıysa kuaterner (44^\circ) olarak sınıflandırılır.
Soruda verilen sınıfları doğru analiz edebilmek için temel tanımların yapılması gerekir.
2
Toplam karbon sayısını belirleme
Toplam karbon sayısı: 4 (primer)+1 (sekonder)+2 (tersiyer)=74 \text{ (primer)} + 1 \text{ (sekonder)} + 2 \text{ (tersiyer)} = 7 karbon atomu.
Bileşiğin kapalı formülünün C7H16C_7H_{16} (bir heptan izomeri) olduğunu belirlemek için toplam karbon sayısı toplanır.
3
Seçeneklerdeki 7 karbonlu bileşiklerin yapılarını inceleme
2,3-dimetilpentan bileşiğinin yarı açık formülü: CH3CH(CH3)CH(CH3)CH2CH3CH_3 - CH(CH_3) - CH(CH_3) - CH_2 - CH_3 şeklindedir. Bu formüldeki hidrojenlerin bağlı olduğu karbonlar incelendiğinde; 4 adet CH3CH_3 karbonu primer, 1 adet CH2CH_2 karbonu sekonder ve 2 adet CHCH karbonu tersiyer sınıftadır.
Soruda verilen özellikleri sağlayan tek heptan izomerini belirlemek amacıyla yapısal analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Alkanlarda primer, sekonder ve tersiyer karbon atomlarının sınıflandırılması ve IUPAC adlandırması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4152Soru

Aşağıdaki dizelerde kullanılan kafiye (uyak) türlerini, sağda verilen kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk / Soğuk bir mart sabahı.. Buz tuttu her oluk
Başım dağ, saçlarım kardır / Deli rüzgârlarım vardır
Üstümüzden gelen boran kış gibi / Yavru şahin pençesinde kuş gibi
Niçin kondun a bülbül kapımdaki asmaya / Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda; yolculuk/oluk dizeleri Zengin Kafiye, kar/var dizeleri Tam Kafiye, kış/kuş dizeleri Yarım Kafiye ve asmaya/asmaya dizeleri Cinaslı Kafiye ile eşleşmektedir.
Kafiye türleri ses benzerliği sayısına göre ayrılır: Tek ses benzerliği yarım, iki ses benzerliği tam, üç ve daha fazla ses benzerliği zengin kafiyedir. Cinaslı kafiye ise anlamca farklı sesteş sözcüklerle kurulur. Örneklerde bu kurallara tam uyum sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kelimelerin kök ve eklerini ayırarak redifleri tespit edin.
İkinci dizede '-dır', üçüncü dizede 'gibi' kelimeleri rediftir. Birinci ve dördüncü dizelerde redif yoktur.
Kafiye miktarını doğru belirlemek için önce aynı görevdeki ekler (redif) dışarıda bırakılmalıdır.
2
Köklerdeki ses benzerliği sayısını belirleyin.
'ş' (1 ses), 'ar' (2 ses), 'oluk' (4 ses).
Ses sayısı kafiyenin türünü (yarım, tam, zengin) belirler.
3
Dördüncü dizedeki kelimelerin anlamlarını kontrol edin.
Kelimelerin yazılışları aynı ancak anlamları farklıdır (sesteşlik).
Sesteş kelimelerle yapılan kafiye türü cinaslı kafiyedir.

Anahtar Kavram

Şiirde ahengi sağlayan temel unsurlar; ses benzerliği sayısına göre isimlendirilen kafiye türleri (yarım, tam, zengin, tunç) ve aynı görevli eklerin/kelimelerin tekrarıyla oluşan rediftir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4153Soru

Bir kimya laboratuvarında bazı metallerin kimyasal aktifliklerini (elektron verme eğilimlerini) belirlemek amacıyla oda koşullarında aşağıdaki deneyler gerçekleştiriliyor:

* I. Deney: Baryum (BaBa) metali, çinko sülfat (ZnSO4ZnSO_4) sulu çözeltisine ilave edildiğinde kendiliğinden bir redoks tepkimesi gerçekleştiği gözleniyor.
* II. Deney: Çinko (ZnZn) metalinden yapılmış bir kapta kurşun(II) nitrat (Pb(NO3)2Pb(NO_3)_2) sulu çözeltisinin saklanamadığı tespit ediliyor.
* III. Deney: Kurşun (PbPb) çubuk, bakır(II) klorür (CuCl2CuCl_2) sulu çözeltisine daldırıldığında kurşun çubuğun kütlesinin zamanla azaldığı belirleniyor.

Buna göre; BaBa, ZnZn, PbPb ve CuCu metallerini aktifliklerine (elektron verme eğilimlerine) göre en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metallerin aktiflik (elektron verme eğilimi) sıralaması en yüksek olandan en düşük olana doğru Baryum (BaBa), Çinko (ZnZn), Kurşun (PbPb) ve Bakır (CuCu) şeklindedir.
Baryum metalinin çinko çözeltisiyle tepkimeye girmesi Ba>ZnBa > Zn olduğunu, çinko kapta kurşun çözeltisinin saklanamaması Zn>PbZn > Pb olduğunu ve kurşun çubuğun bakır çözeltisinde aşınması Pb>CuPb > Cu olduğunu gösterir. Bu bağıntılar birleştirildiğinde en aktif metalden en az aktif metale doğru sıralama Baryum, Çinko, Kurşun ve Bakır şeklinde gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Deneyin sonuçlarını analiz ederek baryum ve çinko metallerinin aktifliklerini karşılaştırın.
BaBa metalinin ZnSO4ZnSO_4 çözeltisinde kendiliğinden tepkimeye girmesi, BaBa'un elektron verme eğiliminin ZnZn'den büyük olduğunu gösterir (Ba>ZnBa > Zn).
Spontan (kendiliğinden ger��ekleşen) redoks tepkimelerinde elektron veren (yükseltgenen) metalin aktifliği, çözeltideki katyonun metalik aktifliğinden büyüktür.
2
II. Deneyin sonuçlarını analiz ederek çinko ve kurşun metallerinin aktifliklerini karşılaştırın.
ZnZn metalinden yapılan kapta Pb(NO3)2Pb(NO_3)_2 çözeltisinin saklanamaması, kabın aşındığını yani ZnZn'nin yükseltgendiğini gösterir. Bu durumda Zn>PbZn > Pb olur.
Bir metal kabın aşınması, kap metalinin çözeltideki metal katyonuna elektron vererek ç��zünmesi anlamına gelir.
3
III. Deneyin sonuçlarını analiz ederek kurşun ve bakır metallerinin aktifliklerini karşılaştırın.
PbPb çubuğunun CuCl2CuCl_2 çözeltisinde kütlesinin azalması (aşınması), PbPb metalinin elektron vererek Pb2+Pb^{2+} iyonlarına dönüştüğünü gösterir. Bu durumda Pb>CuPb > Cu olur.
Çözeltiye daldırılan metal çubuğun aşınması, çubuk metalinin çözeltideki katyondan aktif olduğunu gösterir.
4
Elde edilen tüm aktiflik karşılaştırmalarını birleştirerek nihai sıralamayı oluşturun.
Ba>ZnBa > Zn, Zn>PbZn > Pb ve Pb>CuPb > Cu ilişkileri birleştirildiğinde metallerin aktiflik sıralaması Ba>Zn>Pb>CuBa > Zn > Pb > Cu şeklinde bulunur.
Geçişlilik özelliği kullanılarak tüm metallerin bağıl aktiflikleri tek bir zincir halinde sıralanır.

Anahtar Kavram

Metallerin aktifliği (elektron verme veya yükseltgenme eğilimi) arttıkça spontan tepkime verme eğilimi artar. Aktif olan metal, kendisinden daha az aktif olan metalin katyonunu indirger.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4154Soru

Kömürleşme sürecindeki farklı aşamalarda bulunan üç farklı kömür örneğine (XX, YY ve ZZ) ait bazı özellikler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ÖzellikXX ÖrneğiYY ÖrneğiZZ Örneği
Karbon kütle yüzdesi%85%90\%85 - \%90%50%60\%50 - \%60%90%95\%90 - \%95
Nem oranıDüşükÇok YüksekEser Miktarda
Isıl değer (Kalori)YüksekÇok DüşükEn Yüksek

Buna göre, bu kömür örnekleri ve kömürleşme süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kömürlerin yapısındaki karbon atomları grafit allotropu yapısında olduğundan, karbon yüzdesi en yüksek olan ZZ örneği elektrik akımını en iyi ileten elektrik iletkenidir.

Cevap

Kömürlerin yapısındaki karbon atomlarının grafit yapısında olduğunu ve elektrik akımını ilettiğini iddia eden ifade yanlıştır.
Doğal kömür tipleri (turba, linyit, taş kömürü ve antrasit) kristal yapıda grafit allotropu içermezler. Amorf karbon yapısına sahip olduklarından elektrik akımını iletmezler. Bu yüzden kömürün grafit yapısında olduğunu ve elektrik akımını ilettiğini söyleyen seçenek yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki karbon yüzdesi, nem oranı ve ısıl değer verilerini inceleyerek kömür tiplerini belirleyin.
XX örneği taş kömürü, YY örneği turba ve ZZ örneği antrasittir.
Karbon yüzdesi arttıkça ısıl değer artar, nem oranı azalır. Buna göre sıralama Turba (YY) < Taş kömürü (XX) < Antrasit (ZZ) şeklindedir.
2
Belirlenen kömür tiplerinin jeolojik yaşlarını, kömürleşme derecelerini ve yanma özelliklerini karşılaştırın.
Jeolojik yaş ve kömürleşme derecesi: Z>X>YZ > X > Y şeklindedir. Yanma sonucu oluşan kül ve duman miktarı safsızlığı en fazla olan YY örneğinde en yüksektir.
Antrasit (ZZ) en yaşlı ve en olgun kömürdür; turba (YY) ise en genç ve en ham aşamadır.
3
Kömürlerin mikroskobik yapısını ve elektriksel iletkenliğini değerlendirin.
Kömürler amorf yapıda olup grafit allotropunun düzenli altıgen halka yapısına sahip değildir, bu nedenle elektrik iletkenliği göstermezler.
Doğal kömür tipleri kristal allotroplar gibi düzenli karbon ağlarına sahip olmayan amorf yapılardır.

Anahtar Kavram

Kömür Tipleri ve Kömürleşme Sürecindeki Fiziksel/Kimyasal Değişimler
Soru 4155Soru

Bir iskelet kasının uyarılması ve ardından gevşemesi sürecinde, sarkoplazmadaki kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) iyonlarının derişimi ile sarkomeri oluşturan bazı bantların ve filamentlerin boylarında meydana gelen değişimler araştırılmaktadır. Bu amaçla, izole edilmiş bir iskelet kası lifi, sarkoplazmik retikulumda bulunan Ca2+Ca^{2+}-ATPaz (kalsiyum pompası) enzimini seçici olarak inhibe eden tapsigargin maddesiyle muamele edildikten sonra eşik değerde bir uyarı verilmiştir.

Buna göre, tapsigargin uygulanmış bu kas lifinde uyarıyı takip eden süreçte gerçekleşen değişimlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarkoplazmadaki Ca2+Ca^{2+} iyonları sarkoplazmik retikuluma geri pompalanamadığından kas lifi gevşeyemez; bu durumda sarkomer boyu kısa kalırken aktin ve miyozin filamentlerinin boyunda bir değişme meydana gelmez.

Cevap

Sarkoplazmadaki kalsiyum iyonları sarkoplazmik retikuluma geri pompalanamadığından kas lifi gevşeyemez; bu durumda sarkomer boyu kısa kalırken aktin ve miyozin filamentlerinin boyunda bir değişme meydana gelmez.
Doğru seçenek, kalsiyum pompasının inhibisyonu sonucu gevşemenin gerçekleşemeyeceğini ve kasın kasılı kalacağını doğru bir şekilde açıklar. Ayrıca, Huxley'in kayan iplikler modeline uygun olarak kasılma durumu devam etse bile aktin ve miyozin filamentlerinin kendi boylarının değişmeyeceğini belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Tapsigarginin fizyolojik etkisinin belirlenmesi.
Sarkoplazmik retikulum zarı üzerindeki Ca2+Ca^{2+}-ATPaz pompasının bloke edildiği ve kalsiyumun sarkoplazmadan retikuluma aktif taşımayla geri alınamayacağı anlaşılır.
Kalsiyumun geri pompalanamamasının kas hücresindeki kalsiyum döngüsüne etkisini saptamak için gereklidir.
2
Uyarılma sonrası sarkoplazmadaki kalsiyum derişiminin analiz edilmesi.
Kas lifi eşik değerde uyarıldığında sarkoplazmik retikulumdaki kalsiyum kanalları açılır ve kalsiyum sarkoplazmaya yayılır. Pompa çalışmadığı için kalsiyum derişimi sarkoplazmada sürekli yüksek kalır.
Kalsiyumun troponine bağlı kalarak miyozin bağlanma bölgelerini sürekli açık tutacağını öngörmek amacıyla yapılır.
3
Kasın kasılma ve gevşeme durumunun tayin edilmesi.
Kalsiyum sarkoplazmadan uzaklaştırılamadığı için kas lifi gevşeme evresine geçemez ve kasılı kalır (fizyolojik tetanos benzeri durum). Sarkomer boyu kısa kalır.
Gevşemenin engellenmesinin sarkomer ve bant yapılarına olan mekanik etkisini belirlemek için gereklidir.
4
Huxley'in Kayan İplikler Modeli'ne göre filament boylarının değerlendirilmesi.
Kas kasılı kaldığında sarkomer kısalmış olsa da aktin ve miyozin filamentlerinin kendi boylarında hiçbir kısalma veya uzama gerçekleşmez.
Kayan iplikler modelinin filament boylarının değişmezliği ilkesini test etmek amacıyla uygulanır.

Anahtar Kavram

Kalsiyum iyonlarının sarkoplazmik retikuluma geri taşınmasının engellenmesi sonucu kasın gevşeyememesi ve kayan iplikler modelinde filament boylarının sabitliği.
Soru 4156Soru

Aşağıda adları verilen alkan bileşiklerini, aynı dış basınç altındaki kaynama noktalarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bileşiklerin aynı dış basınçtaki kaynama noktalarının en yüksekten en düşüğe doğru sıralanışı nn-pentan, 2-metilbütan ve propan şeklindedir.
Alkanlarda kaynama noktası, moleküldeki karbon sayısı arttıkça artar. Aynı sayıda karbon içeren alkanlarda ise dallanma arttıkça temas yüzeyi azaldığı için kaynama noktası düşer. Bu kurallara göre, 5 karbonlu ve düz zincirli olan nn-pentan en yüksek kaynama noktasına sahiptir. 5 karbonlu ve dallanmış yapıdaki 2-metilbütan ikinci sırada yer alırken, karbon sayısı en az (3 karbonlu) olan propanın kaynama noktası en düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Bileşiklerin molekül formüllerini ve içerdikleri toplam karbon sayılarını tespit etme.
Propan C3H8C_3H_8 (3 karbonlu), nn-pentan C5H12C_5H_{12} (5 karbonlu) ve 2-metilbütan C5H12C_5H_{12} (5 karbonlu) formülüne sahiptir.
Alkanlarda kaynama noktası karşılaştırılırken öncelikle karbon sayısı (mol kütlesi ve elektron sayısı) incelenir.
2
Karbon sayıları farklı olan bileşiklerin London kuvvetlerini ve buna bağlı olarak kaynama noktalarını karşılaştırma.
5 karbonlu bileşiklerin (nn-pentan ve 2-metilbütan) London kuvvetleri, 3 karbonlu propana göre daha güçlüdür ve kaynama noktaları daha yüksektir.
Alkanlarda karbon sayısı arttıkça molekülün toplam elektron sayısı ve polarize olabilirliği (kutuplanabilirliği) artar. Bu durum London çekim kuvvetlerini güçlendirerek kaynama noktasını yükseltir.
3
Aynı karbon sayısına sahip (izomer) olan alkanların dallanma durumlarını karşılaştırma.
Düz zincirli yapıdaki nn-pentanın kaynama noktası, dallanmış yapıdaki 2-metilbütanın kaynama noktasından daha yüksektir.
Aynı karbon sayılı alkanlarda dallanma arttıkça molekül küresel bir geometriye yaklaşır, temas yüzeyi azalır ve moleküller arası London kuvvetleri zayıflar. Bu durum kaynama noktasını düşürür.

Anahtar Kavram

Alkanlarda molekül büyüklüğü ve dallanma derecesinin London kuvvetleri ile kaynama noktasına etkisi.

Alternatif Yöntem

Alkanların kaynama noktalarını sıralamak için öncelikle kapalı formüllerindeki karbon sayılarına bakılır. Karbon sayısı büyük olanın kaynama noktası büyüktür. Karbon sayıları eşit olanlarda ise formüldeki dallanma (yan grup) sayısı sayılır. Dallanma sayısı az olanın kaynama noktası daha büyüktür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4157Soru

Bahçenizde her gün açan güllerdi
Seni benden ayıran o dillerdi
Gariplere vatan olan ellerdi
Şimdi hepsi birer hayal oldu yar

Bu dörtlükle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dizelerde tam kafiye örneğine yer verilmiştir.

Cevap

Dizelerde tam kafiye değil, tek ses benzerliğine dayanan yarım kafiye kullanılmıştır.
Verilen dörtlükte 'güllerdi, dillerdi ve ellerdi' kelimeleri incelendiğinde; '-lerdi' kısımları hem yazılış hem de görev bakımından (çoğul eki + ek-fiil) aynıdır. Bu bölümler redif olarak kabul edilir. Geriye kalan 'gül, dil, el' kelime köklerinde ise ortak olan tek ses 'l' harfidir. Tek ses benzerliği edebiyatta yarım kafiye olarak adlandırılır. Ancak seçeneklerden birinde bu durumun 'tam kafiye' olduğu iddia edildiği için bu ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hece ölçüsünü kontrol et.
Dizelerdeki ünlü harfler sayıldığında her dizenin 11 heceden oluştuğu görülür (11'li hece ölçüsü).
Şiirin ritmik yapısını belirlemek için ölçü kontrolü yapılır.
2
Kafiye ve redif analizi yap.
Dize sonlarındaki 'güllerdi - dillerdi - ellerdi' kelimelerinde; '-ler' (çoğul eki) ve '-di' (ek-fiil) ekleri görevce aynıdır. Bu kısımlar rediftir. Kelime kökleri olan 'gül - dil - el' arasında ise sadece 'l' sesi ortaktır.
Ses benzerliklerinin kökte mi yoksa ekte mi olduğunu ayırmak, ahenk unsurlarını doğru tespit etmek için gereklidir.
3
Kafiye türünü belirle.
Sadece tek bir ünsüz ('l') benzeştiği için bu yarım kafiyedir.
Benzeşen ses sayısına göre kafiye türü adlandırılır (Tek ses: yarım, iki ses: tam).

Anahtar Kavram

Şiirde redif ve kafiye ayrımı

Daha Fazla Pratik

Kafiye ve redif ayrımını pekiştirmek için özellikle 'iç kafiye' ve 'tunç kafiye' örneklerini de içeren karma analiz soruları çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4158Soru
2SO3(g)2SO2(g)+O2(g)2\text{SO}_3(g) \rightleftharpoons 2\text{SO}_2(g) + \text{O}_2(g)

Tepkimesinin 273 C273\ ^\circ\text{C} sıcaklıktaki derişimler cinsinden denge sabiti (KcK_c) 2,5×1022,5 \times 10^{-2}'dir.

Buna göre, bu tepkimenin aynı sıcaklıktaki kısmi basınçlar cinsinden denge sabiti (KpK_p) aşağıdakilerden hangisidir?

(Gaz sabiti R=22,4273 Latm/molKR = \frac{22,4}{273}\ \text{L}\cdot\text{atm/mol}\cdot\text{K} alınız.)

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1,121,12

Cevap

Kısmi basınçlar cinsinden denge sabiti (KpK_p) değeri 1,121,12'dir.
Tepkime sıcaklığı olan 273 C273\ ^\circ\text{C} değeri 546 K546\text{ K}'e eşittir. Gaz fazındaki ürün katsayıları toplamı ile giren katsayıları toplamı arasındaki fark Δn=(2+1)2=1\Delta n = (2+1) - 2 = 1 olarak bulunur. Kp=Kc(RT)ΔnK_p = K_c(RT)^{\Delta n} formülünde değerler yerine konduğunda, Kp=2,5×102×(22,4273×546)1=1,12K_p = 2,5 \times 10^{-2} \times \left(\frac{22,4}{273} \times 546\right)^1 = 1,12 sonucu elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tepkime sıcaklığını Kelvin birimine dönüştürmek.
T=273+273=546 KT = 273 + 273 = 546\text{ K}
Gaz yasaları ve denge hesaplamalarında sıcaklık birimi olarak daima mutlak sıcaklık (Kelvin) kullanılmalıdır.
2
Tepkimenin gaz fazındaki maddeleri için katsayı farkını (Δn\Delta n) hesaplamak.
Δn=(2+1)2=1\Delta n = (2 + 1) - 2 = 1
Δn\Delta n değeri, ürünlerin gaz fazındaki katsayıları toplamından girenlerin gaz fazındaki katsayıları toplamı çıkarılarak bulunur.
3
Kp=Kc(RT)ΔnK_p = K_c(RT)^{\Delta n} formülünü kullanarak kısmi basınçlar cinsinden denge sabitini hesaplamak.
Kp=2,5×102×(22,4273×546)1=0,025×44,8=1,12K_p = 2,5 \times 10^{-2} \times \left(\frac{22,4}{273} \times 546\right)^1 = 0,025 \times 44,8 = 1,12
Dönüşüm formülüne bilinen değerler yerleştirildiğinde aranılan denge sabiti değerine ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kısmi Basınçlar Cinsinden Denge Sabiti (KpK_p) ve KpK_p-KcK_c İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4159Soru

Yenilenebilir enerji kaynaklarının çalışma prensipleri ve bu kaynakların kullanımı sırasında karşılaşılan kimyasal veya fiziksel süreçler düşünüldüğünde, sol sütundaki enerji kaynaklarını sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Biyokütle Enerjisi
Jeotermal Enerji
Güneş Enerjisi (Fotovoltaik)
Rüzgar Enerjisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Biyokütle enerjisinin piroliz ile biyo-yakıt eldesine dayanan açıklamayla; jeotermal enerjinin çözünmüş silis minerallerinin çökelmesiyle oluşan sınırlılıkla; fotovoltaik güneş enerjisinin yarı iletken silisyum kristallerinin p-n ekleminde foton soğurmasıyla; rüzgar enerjisinin ise atmosferdeki gaz kütlelerinin kinetik enerjisinin elektromanyetik indüksiyonla elektrik akımına dönüşümüyle eşleştirilmesi gerekir.
Biyokütle enerjisi, organik atıkların piroliz veya gazlaştırma gibi ısıl/kimyasal bozunma süreçleriyle biyo-yakıt üretimidir. Jeotermal enerji tesislerinde en büyük problemlerden biri yer altından gelen yüksek sıcaklıklı akışkandaki çözünmüş minerallerin (örneğin silis) sıcaklık ve basınç değişimlerinde çökelerek boruları tıkamasıdır. Fotovoltaik piller, silisyum yarı iletkenlerinin p-n ekleminde ışık soğurmasıyla doğrudan elektrik akımı üretir. Rüzgar enerjisi ise gaz kütlelerinin kinetik enerjisinin indüksiyon prensibiyle jeneratörlerde elektrik enerjisine dönüşümüdür. Bu bilgilerle yapılan eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Biyokütle enerjisi tanımını ve kimyasal dönüşüm yöntemlerini incelemek
Biyokütle kaynağı olan bitkisel ve hayvansal atıkların ısıl bozunması (piroliz) veya biyo-fermantasyonla biyo-yakıt üretimi açıklanmaktadır.
Biyokütle enerjisinin organik hammadde ve kimyasal bozunma süreçleriyle ilişkisini kurmak için.
2
Jeotermal enerjinin jeokimyasal özelliklerini ve teknik zorluklarını belirlemek
Yer altı sıcak akışkanlarındaki çözünmüş silis (SiO2SiO_2) gibi minerallerin sıcaklık/basınç düşüşüyle çözünürlüğünün azalıp çökelmesi (kabuklaşma) açıklanmaktadır.
Jeotermal enerji işletimindeki temel kimyasal kısıtlamayı tespit etmek için.
3
Fotovoltaik güneş pillerinin çalışma mekanizmasını katı hal fiziği ve yarı iletken kimyası yönüyle analiz etmek
Fotovoltaik sistemlerin yarı iletken silisyum katmanlarının p-n ekleminde foton soğurarak elektron hareketini başlatması açıklanmaktadır.
Güneş enerjisinin doğrudan elektriğe dönüşüm prensibini kavramak için.
4
Rüzgar enerjisinin fiziksel enerji dönüşüm aşamalarını belirlemek
Hava kütlelerinin kinetik enerjisinin jeneratörlerde indüksiyon yoluyla elektrik akımına dönüştürülmesi açıklanmaktadır.
Rüzgar enerjisinin mekanik ve elektromanyetik kökenini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Yenilenebilir enerji teknolojilerinin çalışma mekanizmaları, kimyasal süreçleri ve çevresel/teknik sınırlılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4160Soru

Laboratuvarda oda koşullarında gerçekleştirilen üç farklı deneysel gözleme ait bilgiler aşağıda verilmiştir:

* I. deney: ZnZn metalinden yapılmış bir kapta Mn(NO3)2Mn(NO_3)_2 sulu çözeltisi saklandığında kapta herhangi bir aşınma veya kimyasal değişim gerçekleşmemektedir.
* II. deney: Pb(NO3)2Pb(NO_3)_2 sulu çözeltisine ZnZn metal çubuk daldırıldığında çubuğun aşındığı ve üzerinde koyu renkli bir metalik katı biriktiği gözlenmektedir.
* III. deney: Hidroklorik asit (HClHCl) sulu çözeltisine PbPb çubuk daldırıldığında gaz çıkışı gözlenirken, PtPt çubuk daldırıldığında herhangi bir değişim gerçekleşmemektedir.

Buna göre; MnMn, ZnZn, PbPb, H2H_2 ve PtPt elementlerinin elektron verme eğilimlerinin (metalik aktifliklerinin) büyükten küçüğe doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mn>Zn>Pb>H2>PtMn > Zn > Pb > H_2 > Pt

Cevap

Elektron verme eğilimlerinin (aktifliklerinin) doğru sıralaması Mn>Zn>Pb>H2>PtMn > Zn > Pb > H_2 > Pt şeklindedir.
Manganın çinkodan aktif olması (Mn>ZnMn > Zn), çinkonun kurşundan aktif olması (Zn>PbZn > Pb) ve kurşunun asitlerle tepkime verip platinin vermemesi nedeniyle aktifliğin Pb>H2>PtPb > H_2 > Pt şeklinde sıralanması, tüm elementlerin yükseltgenme eğilimlerini Mn>Zn>Pb>H2>PtMn > Zn > Pb > H_2 > Pt olarak sıralamamızı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci deneydeki saklanabilme durumunu değerlendirmek
Mn>ZnMn > Zn ilişkisi elde edilir.
Çinko kapta mangan çözeltisi aşınma olmadan saklanabiliyorsa, kap metali çözeltideki metal katyonundan daha pasiftir, yani manganın yükseltgenme eğilimi çinkonunkinden büyüktür.
2
İkinci deneydeki aşınma durumunu değerlendirmek
Zn>PbZn > Pb ilişkisi elde edilir.
Kurşun çözeltisine daldırılan çinko çubuk aşındığına göre çinko metali kurşundan daha aktif olup kendiliğinden yükseltgenir.
3
Üçüncü deneydeki asitle tepkime verme durumlarını değerlendirmek
Pb>H2>PtPb > H_2 > Pt ilişkisi elde edilir.
Kurşun asitle tepkimeye girerek hidrojen gazı çıkardığı için hidrojenden aktif (Pb>H2Pb > H_2), platin ise tepkime vermediği için hidrojenden pasif (H2>PtH_2 > Pt) bir metaldir.
4
Kısmi sıralamaları birleştirmek
Mn>Zn>Pb>H2>PtMn > Zn > Pb > H_2 > Pt genel sıralamasına ulaşılır.
Elde edilen Mn>ZnMn > Zn, Zn>PbZn > Pb ve Pb>H2>PtPb > H_2 > Pt ilişkileri ardışık olarak birleştirildiğinde tam sıralama elde edilir.

Anahtar Kavram

Metallerin aktifliği (yükseltgenme eğilimi), elektron verme isteklerinin bir ölçüsüdür ve kendiliğinden gerçekleşen redoks tepkimelerinin yönünü belirler.
ÖncekiSayfa 208 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin