Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6401Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi elde etmek amacıyla kurulan santrallerin yer seçiminde; hammaddenin taşınabilirliği, suya yakınlık, iklim koşulları ve tüketim merkezlerine yakınlık gibi farklı doğal ve be��eri faktörler etkili olmaktadır.

Buna göre, Türkiye'de faaliyet gösteren enerji santralleri ve kullanılan enerji kaynakları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akkuyu Nükleer Güç Santrali, reaktörlerinde gerçekleşen nükleer bölünme (fisyon) tepkimeleri sırasında yüksek miktarda karbondioksit gazı açığa çıkardığı için elektrik üretimi aşamasında sera etkisini doğrudan artıran termik bir santraldir.

Cevap

Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin fisyon tepkimeleri sırasında yüksek miktarda karbondioksit gazı açığa çıkararak sera etkisini doğrudan artırdığı yönündeki ifade yanlıştır.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin çalışma prensibine yönelik ifade yanlıştır; çünkü nükleer güç santralleri elektrik üretimi esnasında fosil yakıtlar gibi doğrudan karbon salınımına neden olmazlar. Reaktörlerde gerçekleşen fisyon tepkimesi sonucu ortaya çıkan ısı enerjisiyle su buharlaştırılır ve bu buhar türbinleri döndürerek elektrik üretir. Dolayısıyla nükleer enerji sera etkisini doğrudan artıran fosil kaynaklı bir enerji üretimi değildir. Bu nedenle bu ifade yanlıştır ve aranan doğru seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen enerji kaynakları (linyit, doğalgaz, su gücü, jeotermal, nükleer) ile bu kaynakları kullanan santrallerin coğrafi ve teknik özelliklerini karşılaştırın.
Linyit, doğalgaz, akarsular ve jeotermal kaynaklarla ilgili yer seçimi ve üretim özellikleri doğrulanır.
Yanlış olan seçeneği ayırt etmek için öncelikle doğru coğrafi bilgileri elemek gerekir.
2
Nükleer santrallerin enerji üretim mekanizmasını ve çevreye olan etkisini analiz edin.
Nükleer santrallerde fisyon (bölünme) tepkimesiyle elde edilen ısının su buharı üretmekte kullanıldığı ve elektrik üretimi aşamasında doğrudan karbondioksit salımının gerçekleşmediği saptanır.
Nükleer enerjinin çevre dostu düşük karbonlu özellikleri ile fosil yakıtların karbon salınım mekanizması arasındaki farkı belirlemek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik santrallerinin yer seçimi kriterleri ve nükleer enerjinin çalışma prensibinin çevre üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6402Soru

Tarihî olay; başlangıcı ve bitişi belli olan, belirli bir yer ve zamanda gerçekleşen biricik ve somut gelişmelerdir. Tarihî olgu ise olayların sonucunda ortaya çıkan, uzun bir sürece yayılan, genel ve soyut durumlardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir tarihî 'olgu' örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu'nun Türkleşmesi

Cevap

Anadolu'nun Türkleşmesi
Anadolu'nun Türkleşmesi seçeneği doğrudur çünkü bu süreç tek bir günde gerçekleşmemiş; Malazgirt Savaşı gibi olaylar sonrasında yüzyıllar süren göçler, yerleşimler ve kültürel etkileşimler sonucunda ortaya çıkmış genel ve uzun süreli bir durumu yani tarihî olguyu ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihî olay ve olgu kavramlarının tanımları arasındaki temel farklar belirlenir.
Olayın kısa süreli ve somut, olgunun ise uzun süreli ve soyut/genel bir süreç olduğu saptanır.
Kavramsal ayrımı doğru uygulayabilmek.
2
Seçeneklerde yer alan tarihî gelişmelerin süreleri ve nitelikleri incelenir.
Malazgirt Savaşı, İstanbul'un Fethi, Cumhuriyet'in İlanı ve Lozan Antlaşması'nın imzalanmasının belirli tarihlerde başlayıp biten tekil gelişmeler olduğu görülür.
Olay niteliği taşıyan durumları belirlemek.
3
Uzun süreli ve genel bir tarihî süreci temsil eden seçenek belirlenir.
Anadolu'nun Türkleşmesinin yüzyıllar süren, göçler ve savaşlar gibi pek çok olayın bütünleşmesiyle ortaya çıkan bir olgu olduğu saptanır.
Doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tarihî olay ve olgu kavramlarının farkı
Soru 6403Soru

Ekonomik faaliyetlerin coğrafi dağılışında doğal çevre şartlarının sınırlandırıcı etkisi, gelişen teknoloji ve beşeri yatırımlarla büyük ölçüde hafifletilmektedir.

Buna göre, aşağıda verilen beşeri ve ekonomik gelişmelerden hangisi doğrudan dağıtım sürecinde karşılaşılan coğrafi engelleri ortadan kaldırmaya yönelik bir uygulamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Engebeli ve yüksek dağlık bölgelerde tünel, viyadük ve köpr��ler inşa edilerek limanlar ile iç kesimler arasındaki mal sevkiyatının kolaylaştırılması

Cevap

Engebeli ve yüksek dağlık bölgelerde tünel, viyadük ve köprüler inşa edilerek limanlar ile iç kesimler arasındaki mal sevkiyatının kolaylaştırılması
Engebeli ve yüksek dağlık bölgelerde tünel, viyadük ve köprülerin inşa edilmesi, yeryüzü şekillerinin (doğal faktörlerin) ulaşım ve dolayısıyla üretilen malların pazarlara ulaştırılması (dağıtım süreci) üzerindeki sınırlandırıcı etkisini azaltan doğrudan bir beşeri faaliyettir.

Adım Adım Çözüm

1
Üretim, dağıtım ve tüketim kavramlarının tanımlarını analiz etme
Üretim mal ve hizmetlerin elde edilmesi; dağıtım bu malların pazara ulaştırılması; tüketim ise mal ve hizmetlerin kullanılmasıdır.
Soru kökünde doğrudan dağıtım süreciyle ilgili olan beşeri faktörün belirlenmesi istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki ekonomik faaliyetlerin hangi aşamaya (üretim, dağıtım, tüketim) ait olduğunu belirleme
Damlama sulama, seracılık, besi/kümes hayvancılığı ve fabrika yer seçimi doğrudan üretim aşamasını veya yerini etkilerken; tünel, viyadük ve köprü inşası doğrudan ulaşım (dağıtım) ağını etkiler.
Hangi beşeri faaliyetin dağıtımda karşılaşılan fiziki engelleri (yeryüzü şekillerini) aşmaya yönelik olduğunu saptamak gerekir.
3
Ulaşım yatırımlarının dağıtımdaki rolünü ilişkilendirme
Dağlık alanlarda inşa edilen köprü ve tüneller, yeryüzü şekillerinin malların ulaştırılması (dağıtılması) üzerindeki sınırlandırıcı etkisini azaltır.
Doğru yanıtın dağıtım faaliyetlerinin kolaylaştırılmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu doğrulamak amacıyla bu adım gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Dağıtım faaliyetleri üzerinde ulaşım teknolojileri ve beşeri altyapı yatırımlarının doğal engelleri aşmadaki rolü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6404Soru

Kuraklık; yavaş gelişen, başlangıcı ve bitişi net olarak tespit edilemeyen ancak etkileri uzun yıllar süren hidrolojik kökenli ekstrem bir doğa olayıdır. Yağış yetersizliği ile başlayan bu sürecin zamanla farklı aşamalara evrildiği bilinmektedir.

Buna göre, kuraklığın başlangıcından itibaren ortaya çıkan aşağıdaki aşamaları ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuraklık aşamalarının gelişim sırası: ilk olarak ya��ışların azalması (meteorolojik kuraklık), ardından toprak neminin kaybolması (tarımsal kuraklık), daha sonra yüzey ve yer altı sularının azalması (hidrolojik kuraklık) ve son olarak da bu durumun beşerî ve ekonomik faaliyetleri etkilemesi (sosyoekonomik kuraklık) şeklindedir.
Kuraklığın gelişim süreci incelendiğinde; ilk olarak atmosferik olaylara bağlı olan meteorolojik kuraklık (yağış azlığı) meydana gelir. Yağış yetersizliğinin devam etmesiyle toprak nemi kaybolur ve tarımsal kuraklık başlar. Sürecin daha da uzaması yüzey ve yer altı su rezervlerinin azalmasına, yani hidrolojik kuraklığa yol açar. En nihayetinde su kıtlığı tarım, enerji ve sanayi gibi beşerî faaliyetleri etkileyerek sosyoekonomik kuraklığa dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Meteorolojik kuraklık evresinin belirlenmesi
Kuraklık sürecinin ilk olarak atmosferik nem eksikliği ve uzun süreli yağış azlığı ile başladığı tespit edilir.
Kuraklık olayının ana tetikleyicisi iklimsel parametrelerdeki sapmalardır.
2
Tarımsal kuraklık evresine geçişin analizi
Yağış yetersizliğinin öncelikle toprak nemini etkilediği ve tarımsal üretimi sınırlandırdığı belirlenir.
Toprak, yağış azlığından atmosferden hemen sonra doğrudan etkilenen ilk unsurdur.
3
Hidrolojik kuraklık aşamasının konumlandırılması
Toprak nemindeki kayıpların ve sızmanın azalmasının akarsu, göl ve yer altı sularını besleyemediği saptanır.
Hidrolojik rezervlerin (akarsu, göl, yer altı suyu) tükenmesi zaman alır ve toprak nemi kaybından sonra belirginleşir.
4
Sosyoekonomik kuraklığın son aşama olarak belirlenmesi
Fiziksel su yetersizliğinin insan faaliyetlerine yansıyan nihai boyutu analiz edilir.
Toplumsal ve ekonomik etkiler, su kaynaklarının tükenmesinin doğrudan bir sonucu olarak en son ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Kuraklık türlerinin gelişim sırası ve hidrolojik ekstrem olayların gelişim aşamaları
Soru 6405Soru

İlk Türk-İslam devletlerinde saray teşkilatının işleyişi ve devlet organları arasındaki ilişkiler belirli kurallara bağlanmıştır. Bu teşkilatın en önemli görevlilerinden biri olan "hacip", hükümdar ile tebaa ve hükümdar ile devlet görevlileri arasındaki iletişimi düzenlemek, elçileri kabul etmek ve saray protokolünü yönetmekle sorumluydu.

Buna göre hacibin görev alan�� ve yetkileri düşünüldüğünde, bu makamın devlet teşkilatındaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdar ile devlet organları ve halk arasındaki bürokratik ve törensel köprüyü kurmak

Cevap

Hükümdar ile devlet organları ve halk arasındaki bürokratik ve törensel köprüyü kurmak
Hacip; Karahanlı, Gazneli ve Büyük Selçuklu devletlerinde hükümdarın en yakın yardımcılarından biri olup saray protokolünü düzenler. Hükümdarın halkla, divan üyeleriyle ve dış elçilerle olan görüşmelerini koordine eder. Bu niteliğiyle hükümdar ile devlet organları ve halk arasında bürokratik ve törensel köprü vazifesi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Hacip makamının görev ve yetkilerinin belirlenmesi
Hacibin saray protokolü, elçi kabulleri ve hükümdarla halk/devlet görevlileri arasındaki iletişimi sağladığı saptanır.
Hacip kurumunun devlet yönetimindeki yerini anlamak.
2
Seçeneklerdeki idari kurumların ait oldukları dönem ve alanlara göre incelenmesi
Kurultay (İslamiyet öncesi), Divan-ı Hümayun (Osmanlı), İkta (taşra teşkilatı) ve Şer'i davaların (yargı teşkilatı) hacibin görev tanımı dışında olduğu tespit edilir.
Kronolojik ve kavramsal çeldiricileri doğru şekilde ayırt etmek.
3
Temel işlevin saptanması
Hükümdar ile tebaa ve devlet görevlileri arasındaki iletişimin bürokratik ve törensel bir köprü kurmak anlamına geldiği doğrulanır.
Soruda istenen temel işlevi netleştirmek.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam Devletlerinde Saray Teşkilatı ve Hacip Makamı
Soru 6406Soru

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde sadece ekonomik büyüklük (GSYİH) değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve demografik yapıya ait birçok gösterge de dikkate alınmaktad��r.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen doğrudan kriterlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkenin sahip olduğu toplam doğal kaynak rezervleri ve çeşitliliği

Cevap

Ülkenin sahip olduğu toplam doğal kaynak rezervleri ve çeşitliliği
Ülkelerin gelişmişlik düzeyi belirlenirken sahip olunan doğal kaynakların miktarı veya çeşitliliği doğrudan bir ölçüt kabul edilmez. Doğal kaynaklar bakımından zengin olduğu halde gelişmemiş (örneğin Nijerya, Venezuela) ya da doğal kaynakları son derece sınırlı olduğu halde sermaye, teknoloji ve nitelikli iş gücü sayesinde yüksek gelişmişlik düzeyine ulaşmış (örneğin Japonya, İsviçre) birçok ülke bulunmaktadır. Bu durum, doğal kaynak rezervlerinin gelişmişlik seviyesini doğrudan belirleyen bir kriter olmadığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen sosyoekonomik kriterler ile doğal kaynak ilişkisi sorgulanmaktadır.
Gelişmişlik kriterlerinin ekonomik, sosyal ve demografik boyutları olduğu belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için hangi göstergelerin doğrudan gelişmişliği yansıttığını analiz etmek gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan eğitim süresi, hizmet sektöründeki nüfus oranı, bebek ölüm oranları ve kişi başına düşen enerji tüketimi gibi göstergelerin gelişmişlik düzeyini doğrudan yansıtan niceliksel ve niteliksel kriterler olduğu tespit edilir.
Bu göstergeler gelişmiş ülkelerde yüksek (veya olumlu) değerlere sahipken, geri kalmış ülkelerde düşüktür.
Kriterlerin niteliğini ve gelişmişlik yönünü belirlemek için.
3
Doğal kaynak rezerv miktarının ve çeşitliliğinin ise ülkelerin gelişmişlik seviyesiyle doğrudan ve zorunlu bir ilişkisi olmadığı analiz edilir. Doğal kaynak yönünden zengin olup az gelişmiş olan (Nijerya, Venezuela gibi) veya doğal kaynağı olmayıp çok gelişmiş olan (Japonya, İsviçre gibi) ülkelerin varlığı bu durumu kanıtlar.
Doğal kaynak zenginliğinin doğrudan bir gelişmişlik kriteri olmadığı sonucuna varılır.
Gelişmişlik düzeyini belirleyen temel faktörün kaynakların varlığı değil, bu kaynakları işleme ve teknolojiyle katma değere dönüştürme becerisi olduğunu ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen kriterler ve doğal kaynak ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6407Soru

İnsan ile doğa arasındaki etkileşim karşılıklıdır. İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmek ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılayabilmek için doğayı değiştirip şekillendirirken, doğal çevre koşulları da insan faaliyetlerini sınırlandırıp yönlendirebilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğal çevrenin insan faaliyetleri üzerindeki etkisine örnek olarak g��sterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yer şekillerinin engebeli olmasına bağlı olarak tarım alanlarının sınırlı kalması ve dağınık yerleşmelerin yaygınlaşması

Cevap

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yer şekillerinin engebeli olmasına bağlı olarak tarım alanlarının sınırlı kalması ve dağınık yerleşmelerin yaygınlaşması
Doğu Karadeniz'deki engebeli yer şekilleri doğal bir unsurdur. Bu doğal unsur, insanların tarım yapabileceği alanların dar olmasına ve evlerini birbirine uzak kurarak dağınık yerleşmeler oluşturmasına neden olmuştur. Dolayısıyla doğa, insan faaliyetini doğrudan sınırlandırmış ve şekillendirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen durumun (doğal çevrenin insan üzerindeki etkisi) ve seçeneklerde verilen durumların etkileşim yönlerinin belirlenmesi.
Doğanın insan faaliyetlerini kısıtladığı veya yönlendirdiği durumlar aranırken, insanın doğayı değiştirdiği beşeri faaliyetlerin elenmesi hedeflenir.
Etkileşimin yönünü doğru analiz edebilmek için doğal unsurlar ile beşeri faaliyetlerin rolünün doğru tespit edilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki durumların tek tek analiz edilmesi: Baraj yapımı, deniz doldurma (polder), tünel/viyadük inşası ve fosil yakıt kullanımı durumlarının değerlendirilmesi.
Bu dört durumun tamamında insan aklı, teknolojisi ve emeğiyle doğal çevre üzerinde bir değişiklik veya modifikasyon yapıldığı görülür (insanın doğaya etkisi).
Beşeri yatırımlar ve insan kaynaklı çevre sorunları genellikle insanın doğayı değiştirmesinin bir sonucudur.
3
Yer şekillerinin engebeli olmasının tarım alanlarını daraltması ve yerleşim dokusunu dağınık hale getirmesi durumunun değerlendirilmesi.
Bu durumda doğanın (yer şekillerinin engebeli olmasının) insan yaşamı ve ekonomik faaliyeti (tarım ve yerleşme) üzerinde doğrudan belirleyici ve sınırlandırıcı olduğu görülür.
İnsanın yer şekillerini tamamen düzleştiremediği, aksine bu doğal sınırlamaya uyum sağlamak zorunda kaldığı durumlar doğanın insana etkisini yansıtır.

Anahtar Kavram

İnsan ve doğa etkileşimi çerçevesinde, doğal çevrenin (iklim, yer şekilleri, su kaynakları vb.) insan yaşamı, yerleşmesi ve ekonomik faaliyetleri üzerindeki yönlendirici ve sınırlandırıcı etkisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6408Soru

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden Doğu Sorunu ve Boğazlar Meselesi sürecinde bazı diplomatik gelişmeler yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen gelişmelerin geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Sorunu teriminin ilk kez kullanılması (1815 Viyana Kongresi), Hünkar İskelesi Antlaşması (1833), Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) ve Paris Antlaşması (1856) sırasıyla gerçekleşmiştir. Bu nedenle kronolojik sıralama Viyana Kongresi, Hünkar İskelesi Antlaşması, Londra Boğazlar Sözleşmesi ve Paris Antlaşması şeklinde olmalıdır.
Doğu Sorunu teriminin ilk kez ortaya atılması 1815 Viyana Kongresi ile başlar. Ardından 1833'te imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlar sorunu patlak vermiş, bu durum 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar'ın uluslararası bir statü kazanmasına yol açmıştır. Kırım Savaşı sonrasında imzalanan 1856 Paris Antlaşması ise bu kronolojideki en son diplomatik gelişmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen diplomatik gelişmelerin hangi olaylara ve yıllara karşılık geldiğini tespit etmek
İlk gelişme 1815 Viyana Kongresi (Doğu Sorunu terimi), ikinci gelişme 1833 Hünkar İskelesi Antlaşması, üçüncü gelişme 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ve son gelişme 1856 Paris Antlaşması'dır.
Olayların kronolojik sırasını belirlemek için tarihsel tarihlerini ve bağlamlarını bilmek gerekir.
2
Tespit edilen tarihleri geçmişten günümüze doğru sıralamak
1815 -> 1833 -> 1841 -> 1856 sıralaması elde edilir.
Soruda kronolojik sıralamanın geçmişten günümüze doğru yapılması istenmektedir.

Anahtar Kavram

Doğu Sorunu ve Boğazlar Meselesi kapsamındaki diplomatik gelişmelerin kronolojisi ve Osmanlı Devleti'ne etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6409Soru

Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti'nin tarihsel süreçteki gelişim aşamaları düşünüldüğünde, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Balamir önderliğindeki Hunların batıya göç ederek kavimleri sürüklemesi, Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması, Uldız komutasındaki Hunların Anadolu topraklarına ilk kez girmesi ve Doğu Roma İmparatorluğu ile Margus Barış Antlaşması'nın yapılması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, olaylerin neden-sonuç ve gelişim zincirine uygun olarak Kavimler Göçü'nün başlaması (375), göç baskısıyla Roma'nın bölünmesi (395), Uldız'ın Anadolu akınları (398) ve Attila'nın tahta çıkışıyla imzalanan Margus Antlaşması (434) biçimindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk göç hareketinin tarihini belirleme
Kavimler Göçü, MS 375'te Balamir önderliğindeki Hunların ��dil (Volga) sınırını geçmesiyle başlamıştır.
Bu olay Avrupa'nın etnik ve siyasi yapısını değiştiren sürecin ilk halkasıdır.
2
Göç dalgasının Roma üzerindeki etkisini saptama
Yoğun göç dalgası Roma İmparatorluğu'nu sarsmış ve imparatorluk MS 395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüştür.
Göç eden barbar kavimlerin Roma topraklarına girmesi imparatorluğun yönetimini imkansız kılmıştır.
3
Hunların bölgesel dış politikasını değerlendirme
Uldız'ın Doğu Roma'yı baskı altında tutma stratejisiyle MS 398'de Anadolu'ya ilk Türk akınları düzenlenmiştir.
Avrupa Hun Devleti'nin kuruluş döneminde uygulanan genel dış politika doğrultusunda gerçekleşmiştir.
4
Doğu Roma ile yapılan ilk büyük diplomatik antlaşmayı bulma
Tahta çıkan Attila ve Bleda, MS 434 yılında Doğu Roma ile ilişkileri düzenleyen Margus Antlaşması'nı imzalanmıştır.
Hun devletinin diplomatik üstünlüğünü pekiştiren ilk resmi anlaşmadır.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü'nün siyasi sonuçları ile Avrupa Hun Devleti'nin kuruluşu ve dış politika kronolojisi
Soru 6410Soru

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemek amacıyla ilan edilen Tanzimat ve Islahat fermanları, Osmanlı tebaasının hukuki statüsünde önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Bu fermanların kapsamı ve getirdiği yenilikler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Islahat Fermanı ile uygulamaya konulan ve Tanzimat Fermanı'nın genel eşitlik ilkesinden daha özel haklar barındıran bir düzenlemedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gayrimüslim tebaaya devlet memurluğuna girebilme ve il meclislerine üye olabilme hakkının verilmesi

Cevap

Gayrimüslim tebaaya devlet memurluğuna girebilme ve il meclislerine üye olabilme hakkının verilmesi
Gayrimüslim tebaaya devlet memurluğuna girebilme ve yerel yönetimlere (il meclislerine) üye olabilme hakkının tanınması doğrudan 1856 Islahat Fermanı ile getirilmiş özel bir hak genişletmesidir. Tanzimat Fermanı genel olarak kanun önünde eşitliği savunmuş olsa da gayrimüslimlerin bürokrasiye katılımı konusunda bu derece somut idari adımlar barındırmamaktaydı.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın temel kapsamını belirlemek.
Tanzimat Fermanı (1839), din farkı gözetmeksizin tüm Osmanlı tebaasının can, mal, namus güvencesi ve kanun önünde eşitliğini genel ilkeler olarak benimsemiştir.
Tanzimat Fermanı'nın getirdiği genel haklar ile Islahat Fermanı'nın getirdiği özel düzenlemeleri ayrıştırmak.
2
Islahat Fermanı'nın getirdiği yenilikleri analiz etmek.
Islahat Fermanı (1856), Avrupalı devletlerin baskısıyla özellikle gayrimüslim tebaanın haklarını genişletmiş; onlara devlet memuru olabilme, il genel meclislerine katılabilme ve kendi okullarını açabilme gibi somut haklar vermiştir.
Soruda istenen, Tanzimat'taki genel eşitlikten daha özel ve gayrimüslim odaklı düzenlemeyi tespit etmek.
3
Doğru seçeneğe karar vermek.
Gayrimüslim tebaanın devlet memurluğuna kabulü ve yerel meclislerde temsil edilmesi Islahat Fermanı'na ait özel bir haktır.
Diğer seçeneklerde yer alan Tanzimat dönemi düzenlemelerini ve Kanun-i Esasi maddelerini doğru elemek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Fermanı tüm Osmanlı vatandaşlarını kapsayan genel eşitlik ve hukuk devleti ilkelerini getirirken, Islahat Fermanı özellikle gayrimüslim tebaya memuriyet ve yerel yönetim üyeliği gibi spesifik haklar tanımıştır.
Soru 6411Soru

Türklerin tarih boyunca kullandığı aşağıdaki takvimleri, ilk kullanımdan son kullanıma doğru (eskiden yeniye) kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimlerin eskiden yeniye doğru kronolojik sıralaması sırasıyla; 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Hicri Takvim, Celali Takvim ve Miladi Takvim şeklindedir.
Türklerin kullandığı takvimlerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı; 12 Hayvanlı Türk Takvimi (İslamiyet öncesi), Hicri Takvim (İslamiyet'in kabulü sonrası), Celali Takvim (Selçuklu dönemi) ve Miladi Takvim (Cumhuriyet dönemi) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İslamiyet öncesi dönemde kullanılan ilk takvim tespit edilir.
12 Hayvanlı Türk Takvimi ilk sıraya yerleştirilir.
12 Hayvanlı Türk Takvimi, Türklerin bilinen ve kullandığı en eski takvim sistemidir.
2
İslamiyet'in kabulüyle birlikte hayatımıza giren takvim tespit edilir.
Hicri Takvim ikinci sıraya yerleştirilir.
Türkler, 10. yüzyıldan itibaren İslamiyet'i kabul etmeye başladıktan sonra bu dini ve sosyal takvimi kullanmaya başlamışlardır.
3
Büyük Selçuklu Devleti döneminde hazırlanan özel takvim tespit edilir.
Celali Takvim üçüncü sıraya yerleştirilir.
Celali Takvim, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın (1072-1092) emriyle mali işlerin düzenlenmesi amacıyla hazırlatılmıştır.
4
Modern Türkiye Cumhuriyeti döneminde kabul edilen son takvim tespit edilir.
Miladi Takvim son sıraya yerleştirilir.
Miladi Takvim, Türkiye Cumhuriyeti'nde batı dünyasıyla entegrasyonu sağlamak amacıyla 1926'da yürürlüğe girmiştir.

Anahtar Kavram

Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimlerin kronolojik gelişim sırası ve özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6412Soru

Aşağıdaki haritada küresel ve bölgesel ölçekte sıcak çatışma potansiyeli taşıyan üç farklı bölge numaralandırılarak gösterilmiştir.

Haritadaki numaralandırılmış bölgeleri, bu bölgelerdeki sıcak çatışma potansiyelinin temel nedenini oluşturan sorunlar ve havzalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I numaralı bölge
II numaralı bölge
III numaralı bölge

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I numaralı bölge Hazar Havzası'ndaki petrol/doğal gaz ve statü sorunlarıyla, II numaralı bölge Ortadoğu'daki petrol, kutsal mekânlar ve jeopolitik sorunlarla, III numaralı bölge ise Nil Havzası'ndaki sınır aşan su sorunlarıyla eşleşir.
I numaralı bölge Hazar Havzası olup petrol/doğal gaz paylaşımı ve statü sorunlarıyla; II numaralı bölge Ortadoğu olup dinlerin kutsal alanları, petrol ve jeopolitik konumla; III numaralı bölge ise Nil Havzası olup sınır aşan su sorunlarıyla doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada I numaralı bölgenin coğrafi konumunu belirleme ve analiz etme
I numaralı bölgenin Hazar Denizi ve çevresini (Hazar Havzası) gösterdiği tespit edilir.
Hazar Havzası'ndaki temel çatışma konusu zengin enerji kaynakları ve havzanın hukuki statüsüdür.
2
Haritada II numaralı bölgenin coğrafi konumunu belirleme ve analiz etme
II numaralı bölgenin Ortadoğu coğrafyasını gösterdiği tespit edilir.
Ortadoğu'da çatışmaların temelinde petrol kaynakları, inanç merkezleri ve jeopolitik konum yer alır.
3
Haritada III numaralı bölgenin coğrafi konumunu belirleme ve analiz etme
III numaralı bölgenin Nil Nehri ve çevresini (Nil Havzası) gösterdiği tespit edilir.
Nil Havzası'ndaki temel sorun nehir sularının kıyıdaş ülkeler arasındaki paylaşımıdır.

Anahtar Kavram

Bölgesel ve Küresel Sıcak Çatışma Bölgeleri ve Nedenleri
Soru 6413Soru

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde ekonomik göstergelerin yanı sıra sosyal, kültürel ve demografik yapıyı yansıtan birçok kriter birlikte değerlendirilmektedir.

Buna göre, gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelerin genel özellikleri ile ilgili;

I. Aktif nüfusun yaş ortalaması yüksek olup, çalışan nüfusun sektörel dağılımında birincil ekonomik faaliyetlerin payı düşüktür.
II. Doğal kaynak potansiyelleri yüksek olduğundan, sanayi üretiminde hammadde ithalatına bağımlılıkları son derece azdır.
III. Demografik yatırımların bütçedeki payı düşük olup, kişi başına düşen enerji tüketimi ve beşeri sermayenin niteliği yüksektir.
IV. İnsani Gelişme Endeksi (İGE) hesaplamalarında eğitim süresi ve doğumda beklenen yaşam süresi gibi sosyal göstergeler, ekonomik büyüklük kadar belirleyicidir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, III ve IV

Cevap

Birinci, üçüncü ve dördüncü yargıların yer aldığı seçenek doğrudur.
Gelişmiş ülkelerin aktif nüfus yaş ortalamasının yüksek olması, birincil faaliyet payının düşüklüğü, demografik yatırımların payının düşüklüğü, kişi başına enerji tüketimi ve beşeri sermaye yüksekliği ile İGE'de sosyal göstergelerin belirleyiciliği doğru açıklanmıştır. Bu niteliklerin tamamı birinci, üçüncü ve dördüncü yargılarda yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmiş ülkelerin demografik yapısı ile istihdam sektörlerini analiz etmek.
Gelişmiş ülkelerde doğum oranlarının düşük olması nüfusu yaşlandırır ve aktif nüfusun yaş ortalaması yüksek olur. İstihdamın büyük bölümü hizmet ve sanayi sektöründe olup, tarım gibi birincil faaliyetlerin payı çok düşüktür. Dolayısıyla birinci yargı doğrudur.
Birinci yargının doğruluğunu belirlemek.
2
Doğal kaynaklar ile gelişmişlik arasındaki ilişkiyi ve hammadde dış ticaretini incelemek.
Gelişmişlik düzeyi yüksek olan her ülkenin doğal kaynakları zengin olmak zorunda değildir (örneğin Japonya, İsviçre). Bu ülkeler sanayi üretimi için dışarıdan hammadde ithal ederler. Dolayısıyla ikinci yargı yanlıştır.
İkinci yargının doğruluğunu sorgulamak ve yaygın kavram yanılgısını tespit etmek.
3
Demografik yatırımlar ve enerji tüketimi göstergelerini değerlendirmek.
Nüfus artış hızı düşük olan gelişmiş ülkelerde demografik yatırımların (eğitim, temel sağlık gibi nüfusa yönelik zorunlu yatırımlar) bütçedeki payı düşüktür. Sanayileşme ve yüksek yaşam standartları nedeniyle kişi başına enerji tüketimi ve beşeri sermaye kalitesi yüksektir. Dolayısıyla üçüncü yargı doğrudur.
Üçüncü yargının doğruluğunu belirlemek.
4
İnsani Gelişme Endeksi (İGE) kriterlerini analiz etmek.
İGE sadece ekonomik büyüklüğü (kişi başına düşen milli gelir) değil, eğitim (ortalama ve beklenen okul süresi) ve sağlık (doğumda beklenen yaşam süresi) gibi insani boyutları da eşit düzeyde ölçer. Dolayısıyla dördüncü yargı doğrudur.
Dördüncü yargının doğruluğunu belirlemek.

Anahtar Kavram

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen ekonomik, sosyal ve demografik kriterler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6414Soru

Yeni Türk Devleti'nde gerçekleştirilen;

I. Aşar vergisinin kaldırılması,
II. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi,
III. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi

gelişmelerinden hangilerinin doğrudan hem halkçılık hem de cumhuriyetçilik ilkeleriyle ilişkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi hem halkın yönetime katılımını (cumhuriyetçilik) hem de kadın-erkek eşitliğini (halkçılık) sağladığı için her iki ilkeyle de doğrudan ilişkilidir.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi, halkın iradesini meclise yansıtması bakımından cumhuriyetçilik; kadın ve erkek arasındaki hak eşitsizliğini gidererek toplumsal adaleti pekiştirmesi bakımından halkçılık ilkesiyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen öncüllerdeki inkılapların hangi ilkelere dayandığı analiz edilir.
I. öncül doğrudan halkçılık, II. öncül hem cumhuriyetçilik hem halkçılık, III. öncül ise halkçılık ve laiklik ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir.
Gelişmelerin amaç ve sonuçlarını doğru ilkelerle eşleştirmek amacıyla bu analiz yapılır.
2
Türk Medeni Kanunu'nun içeriği incelenerek cumhuriyetçilikle ilişkisi değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu'nun kadınlara sosyal ve ekonomik haklar verdiği fakat siyasi katılım (seçme ve seçilme) hakkı vermediği saptanır.
Medeni Kanun'un cumhuriyetçilik ilkesi kapsamında yer almadığını netleştirmek ve yaygın yanılgıyı gidermek amacıyla.
3
Aşar vergisinin niteliği incelenir.
Aşar vergisinin kaldırılmasının doğrudan köylüye yönelik ekonomik bir kolaylık ve toplumsal eşitlik adımı olduğu, yönetim biçimiyle doğrudan ilişkisi olmadığı tespit edilir.
I. öncülün cumhuriyetçilik ilkesiyle ilişkisinin olmadığını kesinleştirmek için.
4
Hem halkçılık hem de cumhuriyetçilik ilkelerini doğrudan karşılayan ortak öncül seçilir.
Sadece II. öncülün (Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi) her iki şartı da sağladığı görülür ve doğru cevaba ulaşılır.
Soru kökündeki 'doğrudan hem halkçılık hem de cumhuriyetçilik' kriterini sağlayan tek seçeneği belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

İnkılapların Atatürk ilkeleriyle ilişkisi ve siyasi hakların Türk Medeni Kanunu kapsamı dışında olduğunun farkındalığı
Soru 6415Soru

1815 Viyana Kongresi'nde ilk kez Rus Çarı I. Aleksandr tarafından diplomatik bir terim olarak kullanılan "Doğu Sorunu" (Eastern Question), XIX. yüzyıl boyunca Avrupalı büyük güçlerin Osmanlı Devleti'ne yönelik politikalarını şekillendiren temel unsurlardan biri olmuştur. Başlangıçta Osmanlı toprak bütünlüğünün korunması veya paylaşılması ekseninde tartışılan bu sorun, zamanla Boğazlar Meselesi gibi uluslararası krizlerle daha da karmaş��k bir hal almıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Doğu Sorunu kapsamında Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarının doğrudan uluslararası bir denetime açılmasına ve Boğazlar üzerindeki tek taraflı tasarruf yetkisinin sona ermesine yol açan ilk diplomatik gelişmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması

Cevap

Londra Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması
Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar ilk kez çok taraflı uluslararası bir sözleşmeyle statüye bağlanmış, Osmanlı Devleti'nin tek taraflı tasarruf yetkisi son bularak egemenlik hakları kısıtlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarının değişim aşamalarını kronolojik ve hukuki yönleriyle incelemek.
Hünkar İskelesi Antlaşması (1833) ile Rusya lehine ayrıcalıklar sağlandığı ve Boğazlar'ın uluslararası bir sorun haline gelmeye başladığı, ancak henüz çok taraflı bir denetimin kurulmadığı belirlenmiştir.
Sorunun başlangıcı ile uluslararası statüye geçiş anını birbirinden ayırt etmek.
2
Boğazlar'ın tek taraflı tasarruf yetkisinden çıkarak Avrupalı devletlerin ortak güvencesi (uluslararası rejim) altına girdiği gelişmeyi saptamak.
1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar'ın ilk kez uluslararası bir konferansta çok taraflı bir statüye bağlandığı ve Osmanlı Devleti'nin tek başına karar alma yetkisini kaybettiği tespit edilmiştir.
Egemenlik haklarının doğrudan uluslararası bir denetime açıldığı ilk diplomatik gelişmeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Boğazlar'ın uluslararası bir statüye kavuşması ve Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarının kısıtlanması.
Soru 6416Soru

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans (Doğu Roma) ile imzaladığı Margus Antlaşması'nda; Hun imparatorluğundan kaçan sığınmacıların ve muhalif hanedan üyelerinin Bizans tarafından kabul edilmemesi, sığınmış olanların ise iade edilmesi maddesi yer almıştır. Bizans'ın bu iadeleri geciktirmesi veya kaçakları serbest bırakması, Hun askeri seferlerinin en önemli gerekçelerinden birini oluşturmuştur.

Buna göre, Avrupa Hun Devleti'nin sığınmacılar konusundaki kararlı tutumu aşağıdakilerden hangisine yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezî otoriteyi güçlendirerek hanedan üyelerinin Bizans desteğiyle taht mücadelesine girişmesini engellemek

Cevap

Merkezî otoriteyi güçlendirerek hanedan üyelerinin Bizans desteğiyle taht mücadelesine girişmesini engellemek
Doğru seçenek olan 'Merkezî otoriteyi güçlendirerek hanedan üyelerinin Bizans desteğiyle taht mücadelesine girişmesini engellemek', Margus Antlaşması'ndaki iade şartının gerçek amacını açıklar. Geleneksel Türk devlet yönetiminde hanedan üyelerinin her birinin yönetimde hakkı bulunması Bizans'a sığınan Hun prenslerini devlet için büyük bir tehlike haline getiriyordu. Hun yönetimi bu maddeyle Bizans'ın iç işlerine karışmasını önlemeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen antlaşma maddesinin diplomatik ve siyasi içeriğini analiz etme
Margus Antlaşması'ndaki sığınmacı ve kaçak hanedan üyelerinin iadesi şartı, Hun iç politikasındaki istikrarsızlık risklerini en aza indirme çabasıdır.
Bizans'ın Hun hanedan üyelerini himaye ederek Hun Devleti'ne karşı bir koz veya isyan unsuru olarak kullanma potansiyeli vardır.
2
Türk veraset sistemi ve kut inancı ile merkezî otorite ilişkisini kurma
Geleneksel veraset anlayışı nedeniyle her hanedan üyesinin tahtta hak iddia edebilmesi, Bizans'a sığınan üyelerin büyük bir iç tehdit oluşturmasına neden olur.
Bu kaçakların iadesi doğrudan iç güvenliğin sağlanması ve taht mücadelelerinin dış destek almasının önlenmesiyle ilgilidir.
3
Seçeneklerdeki kavramsal yanılgıları eleyerek doğru sonuca ulaşma
Tarihsel koşullara uygun düşen tek amaç merkezî otoritenin korunması ve dış müdahalelerin önlenmesidir. Modern insani diplomasi veya veraset sisteminin kaldırılması gibi seçenekler elenir.
Soruda sorulan kararlı tutumun temel amacı devletin siyasi varlığını ve merkezî gücünü korumaktır.

Anahtar Kavram

Geleneksel Türk veraset sisteminde hanedan üyelerinin taht mücadelelerinin Bizans tarafından Hun Devleti'ne karşı kullanılmasını önlemek ve merkezî otoriteyi korumak.
Soru 6417Soru

Doğal kaynaklar ile ekonomik gelişmişlik ilişkisi incelendiğinde, ülkelerin sahip olduğu kaynak potansiyeli ile bu kaynakları işleme kapasiteleri (sermaye, teknoloji ve iş gücü) kalkınma düzeylerini belirleyen en temel unsurlardır. Aşağıdaki tabloda dört farklı ülkenin doğal kaynak potansiyelleri ve sermaye/teknoloji düzeyleri gösterilmiştir:

ÜlkeDoğal Kaynak PotansiyeliSermaye ve Teknoloji Düzeyi
KZenginYetersiz
LKısıtlıYüksek
MZenginYüksek
NKısıtlıYetersiz

Buna göre, tablodaki veriler dikkate alındığında ülkeler hakkında aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K ülkesinde doğal kaynakların varlığı, bu ülkenin sermaye ve teknoloji yetersizliğine rağmen yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer almasını sağlamıştır.

Cevap

Doğal kaynak yönünden zengin olmasına rağmen sermaye ve teknoloji yetersizliği olan K ülkesinin, yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer almasını sağladığı yönündeki değerlendirme yanlıştır.
Doğal kaynak yönünden zengin olmasına rağmen sermaye, teknoloji ve kalifiye iş gücü yetersiz olan K ülkesi (Nijerya, Venezuela gibi örnekler), kaynaklarını işlenmemiş (hammadde) olarak ihraç eder. Bu durum katma değeri düşük ihracata ve yüksek dış ticaret açığına yol açtığından ülkenin yüksek gelir grubuna ulaşmasını engeller. Dolayısıyla K ülkesinin yüksek gelir grubunda olduğu yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki ülkelerin doğal kaynak potansiyellerini ve teknoloji düzeylerini analiz etmek.
K ülkesinin zengin doğal kaynağa ancak yetersiz sermaye/teknolojiye; L'nin kısıtlı kaynağa ve yüksek sermaye/teknolojiye; M'nin zengin kaynak ve yüksek teknolojiye; N'nin ise kısıtlı kaynak ve yetersiz teknolojiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Her ülkenin kalkınma potansiyelini ve ekonomik sınırlarını doğru belirleyebilmek için tablodaki verileri sınıflandırmak gerekir.
2
Doğal kaynak-ekonomi ilişkisinde sermaye ve teknolojinin rolünü yorumlamak.
Sermaye ve teknolojisi yetersiz olan K ülkesinin hammaddeyi işleyemeyip dışarıya ham şekilde satacağı, L ülkesinin ise dışarıdan aldığı hammaddeyi işleyerek katma değerli sanayi ürünü üreteceği saptanmıştır.
Sadece doğal kaynak varlığının bir ülkeyi gelişmiş yapamayacağını, teknoloji ve sermaye ile birleşmesi gerektiğini doğrulamak.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri bu analizlerle karşılaştırarak yanlış değerlendirmeyi bulmak.
K ülkesinin zengin kaynaklara sahip olsa da teknoloji eksikliği nedeniyle yüksek gelir grubunda yer alamayacağı, buna karşın seçenekte yüksek gelir grubunda yer aldığı iddia edildiği için bu ifadenin yanlış olduğu saptanmıştır.
Soruda istenen yanlış seçeneği netleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların zenginliği ile sermaye, teknoloji ve iş gücü unsurlarının bir arada bulunmasının ekonomik kalkınmaya etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6418Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılış süreci ve sonrasındaki iç ayaklanmalara karşı alınan önlemlerle ilgili aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması: İstanbul'un resmen işgali ve meclisin kapatılması (16 Mart 1920), Büyük Millet Meclisi'nin açılması (23 Nisan 1920), Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama; İstanbul'un işgali (16 Mart 1920), Büyük Millet Meclisi'nin açılması (23 Nisan 1920), Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) sırasını izler.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgal edilmesinin ve meclisin kapatılmasının tarihini belirlemek
Bu gelişme 16 Mart 1920'de gerçekleşmiştir.
İstanbul'un işgali, Ankara'da yeni bir meclisin açılma sürecini başlatan temel etkendir.
2
Büyük Millet Meclisi'nin açılış tarihini tespit etmek
Meclis 23 Nisan 1920'de açılmıştır.
Mebusan Meclisi'nin kapatılması sonrasında Ankara'da ulusal iradeyi temsil eden yeni meclisin açılışı gerçekleştirilmiştir.
3
İç isyanlara karşı çıkarılan yasal düzenlemenin tarihini belirlemek
Hıyanet-i Vataniye Kanunu 29 Nisan 1920'de yasalaşmıştır.
Meclisin açılmasından hemen sonra ortaya çıkan iç isyanları engellemek ve meclisin otoritesini sağlamlaştırmak amaçlanmıştır.
4
Yargı sürecini hızlandırmak için kurulan mahkemenin kuruluş tarihini belirlemek
İstiklal Mahkemeleri 11 Eylül 1920'de kurulmuştur.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na uymayanların hızlı bir biçimde yargılanarak cezalandırılması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin açılış süreci ve iç ayaklanmalara karşı aldığı yasal/yargısal önlemler
Soru 6419Soru

Tarihçi Halil İnalcık, Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp'taki durumunu değerlendirirken donanmanın yetersizliği ve Mısır'ın İngiliz işgali altında olması sebebiyle bölgeye karadan asker gönderilememesinin yerel direnişi zorunlu kıldığını belirtir. Bu durum üzerine Osmanlı Devleti'nden giden gönüllü subaylar yerel halkı örgütlemiş, savaşın sonunda ise Balkan Savaşları'nın çıkmasıyla barış imzalanmıştır. Buna göre, Trablusgarp Savaşı (1911-1912) sürecinde rol oynayan tarihi şahsiyetler, diplomatik gelişmeler ve savaşı sonlandıran antlaşmanın hükümleri düşünüldüğünde, sol sütunda verilen kavramlar ile sağ sütundaki açıklamalar��n doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mustafa Kemal (Gazeteci Şerif)
Enver Bey (Kuyumcu Hamdi)
Uşi Antlaşması
Naibü's-Sultan (Halife Temsilcisi)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mustafa Kemal -> Derne ve Tobruk bölgelerinde yerel örgütlenmeyi sağlayan subay; Enver Bey -> Bingazi bölgesinde başarılı savunmalar yapan subay; Uşi Antlaşması -> Kuzey Afrika'daki son toprağın kaybedildiği ve On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakıldığı antlaşma; Naibü's-Sultan -> Halkın dini bağlarının korunması için gönderilen halife temsilcisi.
Trablusgarp Savaşı'nda görev alan subaylarımızın (Mustafa Kemal ve Enver Bey) savunma yaptıkları bölgeler (Derne-Tobruk ve Bingazi) sırasıyla eşleşmelidir. Savaşı bitiren Uşi Antlaşması ile Kuzey Afrika'daki son toprak kaybedilmiş ve On İki Ada geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır. Ayrıca halkın dini bağlarını sürdürmek için Halife Temsilcisi (Naibü's-Sultan) tayin edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihi şahsiyetlerin görev bölgelerini tespit etme
Mustafa Kemal'in Derne-Tobruk, Enver Bey'in ise Bingazi cephesinde yerel direnişi teşkilatlandırdığı belirlenir.
Gönüllü subayların Trablusgarp Savaşı'ndaki rollerini doğru ayırt etmek için bu bilgi gereklidir.
2
Savaşı sonlandıran antlaşmanın hükümlerini analiz etme
Uşi Antlaşması ile Trablusgarp'ın kaybedildiği ve On İki Ada'nın Balkan Savaşları nedeniyle geçici olarak İtalya'ya bırakıldığı saptanır.
Antlaşmanın toprak kayıpları ve adaların statüsü üzerindeki etkisini belirlemek için bu adım atılır.
3
Dini bağların sürdürülmesine yönelik kurumsal yapıyı eşleştirme
Trablusgarp halkının halifeye bağlılığının devamı için bölgeye Naibü's-Sultan gönderildiği tespit edilir.
Osmanlı Devleti'nin kültürel ve dini bağları koruma stratejisini anlamak için bu kavramla eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı'nın askeri gelişmeleri, Uşi Antlaşması'nın hükümleri ve halifelik makamının siyasi/dini kullanımı.
Soru 6420Soru

Aşağıdaki Türkiye haritasında elektrik enerjisi üretilen dört farklı santralin kurulduğu alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

* I numaralı alan (Muğla)
* II numaralı alan (Bursa)
* III numaralı alan (İzmir)
* IV numaralı alan (Artvin)

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen bu alanlar ile bu alanlardaki santrallerde elektrik üretiminde yararlanılan birincil enerji kaynaklarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I numaralı alan (Muğla)
II numaralı alan (Bursa)
III numaralı alan (İzmir)
IV numaralı alan (Artvin)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I numaralı alan (Muğla) Linyit ile, II numaralı alan (Bursa) Doğal gaz ile, III numaralı alan (İzmir) Rüzgar ile, IV numaralı alan (Artvin) ise Su gücü (Hidrolik) ile eşleşmektedir.
Haritadaki merkezler incelendiğinde; Muğla (I) linyit yataklarına yakın kurulmuş termik santralleriyle, Bursa (II) ithal gazın tüketildiği Ovaakça kombine çevrim santraliyle, İzmir (III) kıyı ege rüzgarlarını kullanan Alaçatı santraliyle ve Artvin (IV) Çoruh Nehri üzerindeki Deriner HES ile eşleşmektedir. Bu eşleştirme santrallerin coğrafi dağılışına tam uyum sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı alanın (Muğla) birincil enerji kayna��ını tespit etme
Muğla ili sınırları içinde yer alan Yatağan termik santralinde linyit kömürü kullanılmaktadır. Dolayısıyla I numaralı alan Linyit ile eşleşir.
Muğla ve çevresi, Alp kıvrımları döneminde (3. jeolojik zaman) oluşmuş zengin linyit havzalarına ev sahipliği yapar.
2
II numaralı alanın (Bursa) birincil enerji kaynağ��nı tespit etme
Bursa Ovaakça'da yer alan termik santral doğal gaz ile çalışmaktadır. Dolayısıyla II numaralı alan Doğal gaz ile eşleşir.
Doğal gaz boru hatlarıyla taşınabildiğinden, santraller çoğunlukla büyük tüketim merkezlerine yakın yerlere (Marmara Bölgesi gibi) kurulur.
3
III numaralı alanın (İzmir) birincil enerji kaynağ��nı tespit etme
İzmir Çeşme-Alaçatı bölgesinde kurulan santral rüzgar gücü ile çalışır. Dolayısıyla III numaralı alan Rüzgar ile eşleşir.
Ege kıyı şeridi, yüksek rüzgar potansiyeli ve düzenli esen rüzgarları sebebiyle rüzgar santralleri için çok uygundur.
4
IV numaralı alanın (Artvin) birincil enerji kaynağını tespit etme
Artvin'de Çoruh Nehri üzerinde kurulu olan Deriner Barajı su gücü kullanır. Dolayısıyla IV numaralı alan Su gücü (Hidrolik) ile eşleşir.
Doğu Karadeniz Bölgesi, engebeli yer şekilleri ve akarsuların yüksek debisi nedeniyle hidroelektrik potansiyeli en yüksek bölgelerdendir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki elektrik santrallerinin yer seçimi kriterleri ile doğal/beşeri hammadde kaynaklarının coğrafi dağılışı arasındaki ilişki.
ÖncekiSayfa 321 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin