Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6541Soru

Türkiye'deki bazı turizm varlıkları, doğal süreçler ile beşeri unsurların bir arada yer aldığı "karma miras" alanları iken, bazıları ise tamamen kültürel veya doğal miras özellikleriyle ön plana çıkmaktadır.

Aşağıdaki haritada, Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan üç farklı turizm alanı numaralandırılarak gösterilmiştir.

Haritada numaralandırılan bu alanlar ve buralardaki turizm varlıklarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IIII ve IIIIII numaralı alanlardaki turizm varlıklarının gelişiminde hem jeolojik/jeomorfolojik süreçler hem de beşeri faaliyetler etkili olmuşken, II numaralı alan kültürel özellikleri ile ön plana çıkmaktadır.

Cevap

İkinci ve üçüncü numaralı alanlardaki turizm varlıklarının gelişiminde hem jeolojik/jeomorfolojik süreçler hem de beşeri faaliyetler etkili olmuşken, birinci numaralı alan kültürel özellikleri ile ön plana çıkmaktadır.
Doğru yargı, ikinci ve üçüncü alanların gelişiminde hem jeolojik/jeomorfolojik süreçler ile beşeri faaliyetlerin (karma miras) ortak etkisinin bulunması, birinci alanın ise sadece kültürel özellikleri ile ön plana çıkmasıdır. Kapadokya ile Pamukkale hem doğal oluşumları (tüfler, peri bacaları, travertenler) hem de tarihi kalıntıları (kaya kiliseleri, Hierapolis) barındırdığı için karma mirastır; Safranbolu ise Osmanlı kent mimarisini koruyan kültürel bir sit alanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada işaretli merkezlerin hangi UNESCO Dünya Miras alanlarını temsil ettiğini saptayın.
II numaralı alan Safranbolu (Karabük), IIII numaralı alan Kapadokya (Nevşehir) ve IIIIII numaralı alan Pamukkale (Denizli) olarak belirlenir.
Soruda harita okuryazarlığı ve turizm varlıklarının coğrafi dağılışı bilgisinin test edilmesi amaçlanmaktadır.
2
Bu alanların oluşum kökenlerini ve UNESCO miras sınıflandırmalarını analiz edin.
II numaralı alan (Safranbolu) sadece kültürel mirastır (Osmanlı evleri). IIII numaralı alan (Kapadokya) ve IIIIII numaralı alan (Pamukkale) karma mirastır. Kapadokya'da peri bacaları (doğal) ve kaya oyma ibadethaneler (beşeri); Pamukkale'de travertenler (doğal) ve Hierapolis antik kenti (beşeri) bir aradadır.
Karma miras kavramının ve jeolojik/jeomorfolojik süreçlerin beşeri coğrafya ile ilişkisini kurmak gerekir.
3
Seçeneklerdeki jeolojik, klimatolojik ve idari yargıları eleyerek doğru sonuca ulaşın.
İkinci ve üçüncü alanların gelişiminde hem yer yapısı (jeoloji) ve yer şekilleri (jeomorfoloji) hem de insan faaliyetleri etkiliyken, birinci alanın sadece beşeri/kültürel yönüyle ön plana çıktığı yargısı doğrudur.
Diğer seçeneklerdeki yanlış jeolojik/klimatolojik ve bölgesel planlama bilgilerini ayıklayarak kesin doğru seçeneği belirlemek gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Varlıkları ve Karma Miras Kavramı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6542Soru

Aşağıda realizm ve natüralizm akımlarının temel özellikleri ile bu akımların dünya ve Türk edebiyatındaki bazı temsilcileri verilmiştir. Sol sütundaki edebi özellikleri sağ sütundaki doğru sanatçılarla nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Deneysel roman kavramını ortaya atarak soyaçekim ve determinizm ilkelerini edebiyata uyarlayan Fransız yazar
Türk edebiyatında realizmin ilk teorisyeni kabul edilen ve ilk realist roman örneği olan Araba Sevdası'nı yazan sanatçı
Natüralizm akımının ilkelerini benimseyip sokağın dilini ve halkın günlük yaşayışını edebiyata taşıyan bağımsız Türk yazarı
Realizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olup nesnel gözlem gücüyle kaleme aldığı Madame Bovary adlı eserin yazarı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Deneysel roman ve soyaçekim kavramları Émile Zola ile, ilk realist roman ve kuramcılık Recaizade Mahmut Ekrem ile, sokak dili ve bağımsız natüralist çizgi Hüseyin Rahmi Gürpınar ile, Madame Bovary romanı ve güçlü realizm ise Gustave Flaubert ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; deneysel roman ve determinizm gibi kavramları edebiyata uygulayan Émile Zola, edebiyatımızda realizmin ilk teorisyeni ve Araba Sevdası'nın yazarı Recaizade Mahmut Ekrem, sokağın dilini natüralist ilkelerle birleştiren Hüseyin Rahmi Gürpınar ve realizmin dünyadaki başyapıtı Madame Bovary'nin yazarı Gustave Flaubert birbirleriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Deneysel roman, soyaçekim ve determinizm gibi natüralist kavramları savunan Fransız yazarı belirleme.
Deneysel roman, soyaçekim ve determinizm ilkeleri natüralizmin kurucusu Émile Zola ile eşleşir.
Émile Zola, edebiyatı deneysel bir bilim dalı olarak görerek bu ilkeleri romanlarında uygulamıştır.
2
Türk edebiyatındaki ilk realist romanı ve bu akımın ilk teorisyenini bulma.
Bu sanatçı Araba Sevdası romanının yazarı Recaizade Mahmut Ekrem'dir.
Recaizade Mahmut Ekrem, Servet-i Fünun nesline de öncülük ederek realizmin yerleşmesinde öncü olmuştur.
3
Sokağın dilini edebiyata yansıtan bağımsız natüralist yazarı tespit etme.
Bu tanım bağımsız çizgide eser veren Hüseyin Rahmi Gürpınar ile eşleşir.
Hüseyin Rahmi Gürpınar, edebiyatı halkı eğitme aracı olarak görmüş ve natüralist unsurları sokağın canlı diliyle harmanlamıştır.
4
Madame Bovary romanını nesnel gözlem ilkeleriyle yazan realist yazarı bulma.
Bu yazar realizmin dünya edebiyatındaki zirvesi kabul edilen Gustave Flaubert'dir.
Gustave Flaubert, romanında üslup titizliğine ve tarafsız gözleme büyük önem vererek realist romanın şablonunu oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Realizm ve Natüralizm Akımlarının İlkeleri, Temsilcileri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6543Soru

İlk Türk devletlerinde kut inancı, veraset sistemi ve devlet teşkilatlanması birbirini doğrudan etkileyen unsurlardır. Buna göre, aşağıda verilen gelişmeleri neden-sonuç zincirine uygun olarak ilk aşamadan son aşamaya (geçmişten geleceğe) doğru nasıl sıralamalısınız?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama kut anlayışının ilahi yetki vermesiyle başlar, veraset sistemiyle tüm hanedana yayılır, hükümdar ölünce taht kavgalarına dönüşür, ikili teşkilatla bölünmeyi hızlandırır ve en nihayetinde devletin yıkılmasıyla son bulur.
Doğru sıralama, egemenliğin ilahi kaynağı olan kut inancı ile başlar. Bu inanç, 'ülke hanedanın ortak malıdır' veraset anlayışına zemin hazırlar. Belirli bir veraset kuralı olmaması taht kavgalarını çıkarır, bu kavgalar ikili teşkilatın da etkisiyle bölünmeye yol açar ve en nihayetinde devlet yıkılır.

Adım Adım Çözüm

1
Meşruiyetin kaynağını ve ilk yetkiyi belirleme
Kut anlayışı gereği yetkinin verilmesi ilk sıraya konur.
Yönetim gücünün ilahi kökeni olan kut, diğer tüm gelişmelerin temel dayanağıdır.
2
Yetkinin hanedana geçiş şeklini tespit etme
Yönetme yetkisinin hanedan üyelerine geçmesi ikinci sıraya yerleştirilir.
Kut alan hükümdarın kanını taşıyan tüm erkeklerin hak iddia edebilmesi veraset sistemini şekillendirir.
3
Veraset sisteminin yönetimdeki kriz anını bulma
Hükümdarın ölümünden sonra taht kavgalarının çıkması üçüncü sıraya yerleştirilir.
Belirli bir tahta geçiş kuralı olmadığı için hükümdarın vefatıyla birlikte hanedan üyeleri arasında mücadele başlar.
4
Taht mücadelelerinin idari bölünmeye etkisini değerlendirme
İkili teşkilat ve taht kavgalarıyla devletin ikiye bölünmesi dördüncü sıraya yerleştirilir.
Çatışmalar ve ikili yönetim yapısı devletin siyasi birliğini kaybetmesine yol açar.
5
Bölünmenin nihai sonucunu belirleme
Devletin tamamen yıkılması son sıraya yerleştirilir.
Zayıflayan ve bölünen devletin dış müdahalelerle son bulması kaçınılmazdır.

Anahtar Kavram

İlk Türk devletlerinde kut inancı ve veraset sisteminin devletin ömrü ve teşkilatlanması üzerindeki etkileri
Soru 6544Soru

Türkiye; zengin yer şekilleri, jeolojik yapısı, iklim çeşitliliği ve köklü tarihi geçmi��i sayesinde çok çeşitli turizm potansiyeline sahiptir.

Aşağıda verilen Türkiye'deki turizm merkezleri ile bu merkezlerde gelişen baskın turizm türü ve gelişiminde etkili olan temel coğrafi/tarihi özellikleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sarıkamış (Kars)
Karacasu - Aphrodisias (Aydın)
Ayder (Rize)
Sandıklı (Afyonkarahisar)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sarıkamış (Kars) ile kış turizmi (kristal kar yapısı); Karacasu - Aphrodisias (Aydın) ile kültür turizmi (UNESCO listesi, heykeltıraşlık okulu); Ayder (Rize) ile yayla turizmi (klimatik konfor); Sandıklı (Afyonkarahisar) ile termal turizm (sıcak su kaynakları) eşleşmektedir.
Sarıkamış, düşük nem oranı sayesinde kristal kar yapısına sahip kış sporları merkezidir. Aphrodisias, UNESCO listesinde yer alan antik bir kültür turizmi alanıdır. Ayder, Karadeniz dağlarında yazın klimatik konfor sunan yayla turizmi merkezidir. Sandıklı ise aktif kırıklı yapıya bağlı olarak kaplıcalarıyla bilinen termal turizm merkezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin coğrafi konumlarını ve jeolojik/jeomorfolojik özelliklerini belirleme
Sarıkamış yüksek ve soğuk bir karasal iklim bölgesinde; Sandıklı aktif fay hatlarının geçtiği jeotermal alanda; Ayder nemli Karadeniz dağlarında; Aphrodisias ise Ege Bölgesi'nde tarihi bir antik kent alanında yer alır.
Turizm faaliyetlerinin türünü belirleyen temel faktörler iklim, yer şekilleri, jeolojik yapı ve beşeri-tarihi unsurlardır.
2
Merkezlerde gelişen baskın turizm türlerini tespit etme
Sarıkamış kış sporları, Sandıklı kaplıca/termal turizm, Ayder yayla turizmi, Aphrodisias ise arkeolojik kültür turizmi ile doğrudan ilişkilidir.
Her merkez, kendine has coğrafi veya tarihi potansiyeline uygun turizm faaliyetleriyle markalaşmıştır.
3
Eşleştirmeleri gerçekleştirme
Sarıkamış kristal kar yapısı ifadesiyle, Sandıklı tektonik hatlar ve sıcak su ifadesiyle, Ayder serin yaz şartları ve yayla ifadesiyle, Aphrodisias ise heykeltıraşlık okulu ve UNESCO ifadesiyle doğru şekilde eşleştirilir.
Kavramsal ve mekansal eşleştirmelerin doğruluğu coğrafi gerekçelerle kanıtlanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin farklı jeolojik, jeomorfolojik ve klimatik özelliklerine bağlı olarak gelişen turizm çeşitliliği ve UNESCO Dünya Miras Varlıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6545Soru

Güney Asya'da Hindistan, Pakistan ve Çin arasında yer alan Keşmir bölgesi, 1947 yılından bu yana küresel ve bölgesel ölçekte sıcak çatışma potansiyeli taşıyan en hassas alanlardan biridir. Bu bölgedeki egemenlik mücadelesi; sınır anlaşmazlıklarının ötesinde coğrafi konum, dini-demografik yapı ve su kaynaklarının paylaşımı gibi çok boyutlu unsurlara dayanmaktadır.

Buna göre, Keşmir bölgesinde yaşanan çatışmaların nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zengin petrol ve doğal gaz yataklarının bulunması ve bu enerji kaynaklarının boru hatlarıyla küresel pazarlara taşınması mücadelesi

Cevap

Zengin petrol ve doğal gaz yataklarının bulunması ve bu enerji kaynaklarının boru hatlarıyla küresel pazarlara taşınması mücadelesi
Doğru seçenek olan petrol ve doğal gaz yataklarının paylaşımı ifadesi Keşmir bölgesi için geçerli değildir; çünkü Keşmir zengin hidrokarbon rezervlerine sahip bir havza olmayıp çatışmanın temelinde hidropolitik su kaynakları (İndus Nehri), dini-demografik uyuşmazlıklar ve jeopolitik sınır mücadeleleri yatmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Keşmir bölgesinin coğrafi konumu ve fiziki özellikleri belirlenir.
Bölge Güney Asya'da, Himalaya Dağları üzerinde yer alan dağlık ve sarp bir alandır. Buradan doğan en önemli su kaynağı İndus Nehri'dir.
Çatışmanın fiziki ve hidropolitik boyutlarını anlamak için coğrafi konum analizi gereklidir.
2
Keşmir bölgesinin beşeri ve siyasi arka planı incelenir.
Nüfusun büyük bölümünün Müslüman olması ve Hindistan, Pakistan, Çin sınırlarının bu noktada kesişmesi, dini-demografik ve jeopolitik gerilimleri oluşturur.
Sınır anlaşmazlıklarının ve toplumsal gerilimlerin kökenini tespit etmek hedeflenir.
3
Seçeneklerdeki ekonomik kaynak iddiaları test edilir.
Keşmir bölgesinde kayda değer petrol veya doğal gaz rezervi bulunmamaktadır. Bu tür fosil yakıt kaynaklı çatışmalar daha çok Ortadoğu veya Hazar Havzası gibi bölgelerde görülür.
Çatışmanın asıl nedenleri ile ilgisi olmayan yanlış varsayımı ortaya çıkarmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Sıcak Çatışma Bölgelerinin Nedenleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6546Soru

Kafkaslar ile Karadeniz'in kuzeyinde VII. ve XI. yüzyıllar arasında hüküm süren, topraklarında dinsel hoşgörüyü hâkim kılarak ticari yolların güvenliğini sağlayan ve yöneticileri Türk tarihinde ilk kez Musevilik dinini benimseyen Türk devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazarlar

Cevap

Hazarlar
Hazarlar, Kafkaslar ve Karadeniz'in kuzeyinde hüküm sürmüş ve tarihte Museviliği kabul eden tek Türk devleti olmuşlardır. Ayrıca dinî hoşgörüleri sayesinde topraklarında farklı dinlerin barış içinde yaşamasını sağlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen dinsel hoşgörü, Kafkaslar ve Karadeniz'in kuzeyindeki coğrafya ve Musevilik dinini benimseme gibi temel nitelikleri değerlendiriniz.
Bu özellikler doğrudan Hazar Kağanlığı'nı işaret eder.
Türk devletleri arasında Museviliği resmî din olarak benimseyen tek devlet Hazarlar'dır.

Anahtar Kavram

Hazarların dinî, coğrafi ve ticari yapıları.
Tahmini Süre:45s
Soru 6547Soru

Orta Çağ Avrupa'sında görülen feodalizm (derebeylik) sisteminde siyasi güç, kral ile yerel senyörler (toprak sahipleri) arasında paylaşılmıştır. Buna göre feodal sistemin siyasi yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi otoritenin bölünmüş ve parçalı bir karakter taşıdığı

Cevap

Merkezi otoritenin bölünmüş ve parçalı bir karakter taşıdığı
Feodalizmde siyasi gücün kral ile yerel senyörler arasında paylaşıldığının belirtilmesi, merkezi otoritenin zayıfladığını ve yönetimde tek bir merkez yerine parçalanmış bir gücün (yerel beyliklerin) hakim olduğunu gösterir. Bu nedenle merkezi otoritenin bölünmüş ve parçalı bir karakter taşıdığı ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Feodalizmin temel yönetim prensibi belirlenir.
Feodalitede kralın siyasi gücünü yerel toprak sahipleriyle (senyör/derebeyi) paylaştığı saptanır.
Sistemin yönetim şemasını ve güç dağılımını anlamak için.
2
Siyasi gücün paylaşılmasının merkezi otorite üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Gücün tek elde toplanmamasının, merkezi otoritenin zayıflamasına ve parçalanmasına yol açtığı sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak amacıyla feodal yönetimlerin en belirgin özelliğini tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Feodalitede Siyasi Güç Paylaşımı ve Merkezi Otorite
Soru 6548Soru

Türkiye'de kara yolu ve demir yolu gibi ulaşım ağlarının uzanışı, yapım maliyetleri ve güzergah seçimleri üzerinde yer şekilleri (dağların uzanış yönü, eğim ve engebe) belirleyici bir rol oynamaktadır. Dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı ve kıyıya yakın yüksek duvarlar oluşturduğu bölgelerde, iç kesimlerle bağlantı sağlamak amacıyla t��nel, köprü ve viyadük yapımı zorunlu hale gelmektedir.

Haritada numaralandırılarak gösterilen doğrultuların hangisinde inşa edilecek yeni bir ulaşım hattının, birim kilometre başına düşen tünel/köprü ihtiyacı ve yapım maliyetinin en fazla olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III numaralı doğrultu

Cevap

Doğu Karadeniz kıyı kuşağını iç kesimlere bağlayan hat üzerinde (III numaralı doğrultu) Kuzey Anadolu Dağları'nın çok yüksek ve engebeli kısımları yer aldığı için yol yapım maliyeti en fazladır.
Doğu Karadeniz kıyı kuşağından (Trabzon-Rize civarı) iç kesimlere doğru uzanan doğrultu boyunca çok yüksek ve dik yamaçlara sahip Kuzey Anadolu Dağları yer alır. Bu dağların aşılması için çok sayıda tünel ve viyadük yapılması gerektiğinden, birim kilometre başına düşen yapım maliyeti en fazladır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış doğrultuların geçtiği bölgelerin yer şekillerini (dağların uzanışı, yükselti ve engebe durumu) analiz edin.
I numaralı doğrultunun (Ege grabenleri), IV numaralı doğrultunun (Trakya) ve V numaralı doğrultunun (Güneydoğu ovaları) düz/sade yer şekillerine sahip olduğu; II numaralı doğrultunun (Orta Karadeniz) alçak dağlık olduğunu; III numaralı doğrultunun (Doğu Karadeniz) ise yüksek ve çok engebeli dağlık alanlardan oluştuğu görülür.
Yol yapım maliyetlerini doğrudan etkileyen topoğrafik engelleri her bölge özelinde karşılaştırabilmek.
2
K��yı ile iç kesimler arasındaki ulaşımda engebeyi aşmak için en fazla mühendislik yapısı (tünel, viyadük, köprü) gerektiren güzergahı belirleyin.
Doğu Karadeniz kıyısını iç kesimlere bağlayan III numaralı doğrultunun, Kaçkar ve Kalkanlı gibi çok yüksek dağ sıralarını dik kesmesi nedeniyle en yüksek köprü/tünel ihtiyacına ve birim maliyete sahip olduğu tespit edilir.
Ulaşım maliyetlerinin engebeli ve yüksek dağlık alanlarda maksimuma ulaşması kuralını uygulamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de topoğrafik özelliklerin (dağların uzanışının, eğim ve engebenin) kara ve demir yolu ulaşım hatlarının yapım maliyetleri üzerindeki belirleyici etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6549Soru

Edebiyat akımları üzerine araştırma yapan bir grup öğrenci, realizm ile natüralizm arasındaki kuramsal farkları ve bu iki akımın insana yaklaşım biçimini tartışmaktadır.

Buna göre realizm ve natüralizm akımlarının karşılaştırıldığı aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Realizm, dış dünyayı gözlem ve belgelere dayanarak nesnel bir biçimde yansıtırken natüralizm, bu nesnelliği determinizm ilkesiyle birleştirerek insanı soyaçekim ve sosyal çevrenin bir ürünü olarak deneysel yöntemle ele alır.

Cevap

Realizm, dış dünyayı gözlem ve belgelere dayanarak nesnel bir biçimde yansıtırken natüralizm, bu nesnelliği determinizm ilkesiyle birleştirerek insanı soyaçekim ve sosyal çevrenin bir ürünü olarak deneysel yöntemle ele alır.
Realizm, dış dünyayı gözlemleyip belgeler kullanarak nesnel bir biçimde aktarmaya odaklanır. Natüralizm ise bu nesnelliği bir adım ileriye taşıyarak determinizm yasasını ve soyaçekim (kalıtım) kavramını edebiyata uyarlamış, insanı ve toplumu deneysel bir yöntemle ele almıştır. Bu doğrultuda iki akım arasındaki farkı doğru temellendiren yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Realizm ve natüralizm akımlarının temel felsefi ve yöntemsel ilkelerini belirlemek.
Realizmin gözlem ve nesnelliğe dayandığı; natüralizmin ise bu nesnelliği determinizm, soyaçekim ve deneysel roman yöntemleriyle ileri taşıdığı saptanır.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu test edebilmek için iki akım arasındaki ayrım noktalarını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan yargıları değerlendirmek ve diğer edebi akımlara (romantizm, klasisizm) ait kavramların bu iki akıma yanlış yüklenip yüklenmediğini incelemek.
Estetik ve şairane üslup, ahlaki ödev, lirik duygu ve hayaller gibi unsurların realizm veya natüralizmle bağdaşmadığı; aksine romantizm ve klasisizmle ilişkili olduğu görülür.
Öğrenci yanılgılarına dayanan yanlış seçenekleri eleyebilmek için detaylı kavram analizi yapılmalıdır.
3
Doğru tanımı içeren yargıyı bulup doğrulamak.
İki akım arasındaki felsefi ve yöntemsel farkı (gözlemcilik karşısında deneysellik ve determinizm) eksiksiz açıklayan yargı tespit edilir.
Soruda istenen doğru karşılaştırma yargısını kesinleştirmek için son kontroldür.

Anahtar Kavram

Realizm ve Natüralizm akımlarının felsefi temelleri ve yöntem farkları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6550Soru

Osmanlı Devleti'nin Tanzimat ve Islahat fermanları ile başlayan modernleşme sürecinde, tebaanın yönetime katılımı, mali yapının düzenlenmesi ve yargı sisteminin laikleşmesi yönünde çeşitli kurumlar kurulmuş veya mevcut yapılarda düzenlemeler yapılmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen Tanzimat ve Islahat fermanları dönemine ait idari, hukuki ve sosyal gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Muhassıllık Meclislerinin kurulması (1840), Karma Ticaret Mahkemelerinin faaliyete geçmesi (1850), Gayrimüslimlerin yerel meclislere üye olabilme hakkı kazanması (1856) ve gayrimüslim cemaatlerinde sivil Cismani Meclislerin kurulması (1860'lar) şeklindedir.
Tanzimat Fermanı'nın ilanından (1839) sonra ilk olarak vergi reformu amacıyla Muhassıllık Meclisleri (1840) kurulmuştur. Ardından hukuk alanında karma yargılama usullerine geçilerek Karma Ticaret Mahkemeleri (1850) faaliyete başlamıştır. 1856 Islahat Fermanı ile gayrimüslimlerin eyalet ve sancak meclislerine katılımı sağlanmış, bu fermanın cemaat nizamnameleri doğrultusunda da 1860'lı yıllardan itibaren patrikhane yetkilerini sınırlayan sivil Cismani Meclisler kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı sonrası ilk dönem uygulamalarını belirleme
Tanzimat Fermanı'nın (1839) hemen ardından vergilerin doğrudan toplanmasını hedefleyen ve taşra halkının temsilini içeren Muhassıllık Meclislerinin 1840 yılında kurulduğu tespit edilir.
Mali düzenlemeler Tanzimat'ın ilk yıllarında öncelikli reform alanlarındandır.
2
Karma yargı alanındaki ilk gelişmeyi belirleme
Tanzimat döneminde hukuk alanındaki batılılaşma adımları doğrultusunda, 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret ile Karma Ticaret Mahkemelerinin kurulduğu belirlenir.
Yabancı tüccarlarla yaşanan ticari ilişkilerin düzenlenmesi Islahat Fermanı öncesindeki döneme rastlar.
3
Islahat Fermanı ile getirilen yerel yönetim haklarını belirleme
1856 tarihli Islahat Fermanı ile gayrimüslim tebaaya eyalet ve sancak meclisleri gibi yerel idari organlara seçilme hakkının tanındığı tespit edilir.
Islahat Fermanı, gayrimüslimlere siyasi ve idari temsil hakları vermeyi amaçlayan bir dönüm noktasıdır.
4
Islahat Fermanı sonrasındaki kurumsal cemaat reformlarını saptama
Islahat Fermanı'nda öngörülen patrikhane yetkilerinin kısıtlanması ve cemaat nizamnamelerinin hazırlanması süreci doğrultusunda, 1860'lı yıllardan itibaren laik/sivil nitelikteki Cismani Meclislerin faaliyete geçtiği belirlenir.
Cemaat nizamnameleri ve cismani meclisler, Islahat Fermanı'ndaki ilkelerin zaman içinde hayata geçirilmesinin birer sonucudur.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanları döneminde idari, mali ve hukuki modernleşme adımlarının kronolojik gelişimi
Soru 6551Soru

3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türkiye sınırlarındaki t��m eğitim kurumları Maarif Vekaletine bağlanmış ve öğretimde birlik sağlanmıştır. Bu kanunun uygulanması sürecinde gerçekleştirilen bazı düzenlemeler şunlardır:

I. Yabancı okulların müfredatına Türkçe tarih ve coğrafya derslerinin eklenmesi ve bu derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulması
II. İlköğretimin kız ve erkek tüm çocuklar için zorunlu ve devlet okullarında parasız hale getirilmesi
III. Eğitim programlarının hurafelerden ve dinsel dogmalardan arındırılarak çağdaş ve bilimsel esaslara dayandırılması

Buna göre, belirtilen düzenlemelerin sıras��yla ilişkili olduğu Atatürk ilkeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru gruplandırılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milliyetçilik - Halkçılık - Laiklik

Cevap

Milliyetçilik - Halkçılık - Laiklik sıralamasını içeren seçenek doğrudur.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu kapsamındaki uygulamalardan yabancı okullarda Türkçe tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerce verilmesi doğrudan millî benliği koruma amacı taşıdığından milliyetçilik ilkesine; ilköğretimin kız ve erkek tüm çocuklar için zorunlu ve devlet okullarında parasız yapılması toplumda fırsat eşitliğini ve adaleti sağladığından halkçılık ilkesine; müfredatın çağdaş, akılcı ve bilimsel esaslara dayandırılması ise laiklik ilkesine dayanmaktadır. Bu nedenle sıralama 'Milliyetçilik - Halkçılık - Laiklik' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki yabancı okullarda Türkçe tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerce okutulması uygulamasını analiz etme.
Bu uygulama yabancı n��fuzunu kırmayı, Türk kültürünü korumayı ve bağımsız millî bilinci aşılamayı amaçladığı için doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilişkilendirilir.
Müfredatta millî unsurların zorunlu kılınması milliyetçilik ilkesinin kültürel boyutunu gösterir.
2
İkinci öncüldeki ilköğretimin kız ve erkek tüm çocuklar için zorunlu ve parasız hale getirilmesi uygulamasını analiz etme.
Bu uygulama tüm vatandaşların cinsiyet ve sınıf ayrımı gözetilmeksizin eğitim imkânına eşit şekilde ulaşmasını sağladığı için halkçılık (sosyal eşitlik ve adalet) ilkesiyle ilişkilendirilir.
Toplumsal eşitlik, sosyal devlet anlayışı ve halkın yararı doğrudan halkçılık ilkesinin gereğidir.
3
Üçüncü öncüldeki eğitim programlarının dinsel dogmalardan arındırılarak çağdaş ve bilimsel esaslara dayandırılması uygulamasını analiz etme.
Bu uygulama aklı ve bilimi temel alarak dinî unsurların eğitim sistemi üzerindeki belirleyiciliğini ortadan kaldırdığı için laiklik ilkesiyle ilişkilendirilir.
Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, toplumsal yaşamın ve eğitimin akıl ile bilime göre düzenlenmesini de kapsar.

Anahtar Kavram

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun Atatürk ilkeleri (Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik) bağlamında çok boyutlu analizi
Soru 6552Soru

Aşağıda sol sütunda verilen tarihsel buluntu ve araştırma konularını, sağ sütunda verilen ve bu araştırmalarda öncelikle yararlanılan tarihe yardımcı bilim dallarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstanbul Yarımburgaz Mağarası'ndaki paleolitik tabakalardan çıkarılan insan iskeleti kalıntılarının incelenerek en eski Anadolu sakinlerinin fiziki özellikleri ve kökenlerinin araştırılması
Doğu Türkistan'da Turfan bölgesinde ele geçen ve Uygur alfabesiyle kâğıt üzerine yazılmış ticari sözleşmelerin ve vakfiyelerin okunarak çözümlenmesi
Çorum Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı'ndaki kaya blokları üzerine kazınmış Hitit hiyeroglif yazıtlarının okunarak dönemin kültürel yapısının araştırılması
Türkiye Selçuklu Devleti dönemine ait olan ve hükümdarın tuğrasını taşıyan resmi atama belgelerinin (beratların) dil, üslup ve hukuki geçerlilik yönünden incelenmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İstanbul Yarımburgaz Mağarası'ndaki insan kalıntılarının antropoloji ile, Turfan'da bulunan Uygur alfabesiyle yazılı belgelerin paleografya ile, Yazılıkaya'daki Hitit kaya yazıtlarının epigrafi ile ve Selçuklu resmi beratlarının diplomatik bilim dalı ile eşleştirilmesi gerekir.
Doğru eşleştirmede; yazının bulunmadığı tarih öncesi döneme ait Yarımburgaz Mağarası insan iskeletleri antropoloji ile, kağıt üzerine yazılmış eski Uygur metinleri paleografya ile, kaya üzerine kazınmış Hitit kitabeleri epigrafi ile ve resmi nitelikteki Selçuklu beratları diplomatik bilimi ile doğru şekilde eşleştirilmiştir. Bu sayede her buluntu, kendi dönemsel koşullarına ve materyal özelliğine en uygun bilim dalı vasıtasıyla aydınlatılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Buluntuların ait olduğu tarihsel dönemleri ve yazılı olup olmadıklarını analiz etmek.
Yarımburgaz Mağarası buluntularının yazısız tarih öncesi döneme (Paleolitik); Turfan belgeleri, Yazılıkaya yazıtları ve Selçuklu beratlarının ise yazılı tarihi devirlere ait olduğu saptanır.
Tarih öncesi dönemlerin incelenmesinde yazı bulunmadığı için paleografya, epigrafi ve diplomatik gibi doğrudan yazıyı temel alan bilim dalları kullanılamaz.
2
Yazılı buluntuların biçimsel niteliğine ve yazıldıkları malzemeye göre uygun bilim dallarını belirlemek.
Kaya bloğu üzerine kazınmış Hitit yazısı için epigrafi; kağıt üzerindeki el yazması Uygur belgeleri için paleografya; resmi nitelikteki Selçuklu beratları için diplomatik eşleştirmesi yapılır.
Yazının yazıldığı zemin (sert zemin veya taş/kaya için epigrafi) ve belgenin resmi/siyasi niteliği (resmi evraklar için diplomatik) belirleyici kıstaslardır.
3
Eşleştirmeleri nihai hale getirerek kontrol etmek.
Tarih öncesi insan iskeletleri antropolojiye, kağıt üzerindeki eski yazılar paleografyaya, kaya yazıtları epigrafe, devlet belgeleri ise diplomatiğe yönlendirilir.
Tüm buluntu türleri ve çalışma hedefleri, kendilerini incelemeye en uygun bilim dallarıyla eksiksiz ve hatasız şekilde ilişkilendirilmiştir.

Anahtar Kavram

Tarihe Yardımcı Bilim Dalları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6553Soru

Aşağıda verilen tarihsel buluntu ve belgeleri, bu buluntuların çözümlenmesinde öncelikle yararlanılan tarihe yardımcı bilim dallarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yazının henüz icat edilmediği tarih öncesi dönemlere ait Yarımburgaz Mağarası'ndaki taş aletler ve ocak izleri
Orhun Vadisi'ndeki dikilitaşlar üzerinde yer alan ve Göktürkçe yazılmış olan Kül Tigin Anıtı
Fatih Sultan Mehmet Dönemi'ne ait sadrazamlık beratları ve resmi yazışmalar
Büyük Selçuklu Devleti dönemine ait, üzerinde hükümdar unvanları bulunan altın dinarlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yarımburgaz Mağarası buluntuları arkeolojiyle, Kül Tigin Anıtı epigrafiyle, sadrazamlık beratlar�� diplomatikle ve altın dinarlar nümizmatikle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; yazısız döneme ait olan Yarımburgaz Mağarası buluntuları arkeolojiyle, anıtsal bir yazıt olan Kül Tigin Anıtı epigrafiyle, resmi bir devlet belgesi olan sadrazamlık beratları diplomatikle ve eski madeni para olan altın dinarlar nümizmatikle eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih öncesi dönem buluntularının niteliğini analiz etme.
Yarımburgaz Mağarası'ndaki taş aletler ve ocak izleri tarih öncesi döneme ait olup yazı içermez. Bu nedenle yalnızca arkeoloji bilimi ile incelenebilir.
Tarih öncesi dönemlerde yazı olmadığı için paleografya, epigrafi ve diplomatik gibi yazılı kaynak bilimleri kullanılamaz.
2
Dikilitaş üzerindeki yazıtların niteliğini inceleme.
Kül Tigin Anıtı anıtsal bir dikilitaştır.
Taş ve mermer gibi sert cisimler üzerindeki kitabeleri inceleyen bilim dalı epigrafidir.
3
Resmi devlet evraklarının ve belgelerinin türünü belirleme.
Sadrazamlık beratları ve resmi yazışmalar hukuki-siyasi belgelerdir.
Devletler arası veya devlet içi resmi yazışmaları, fermanları ve beratları inceleyen bilim dalı diplomatiktir.
4
Madeni paraların hangi bilim dalıyla inceleneceğini belirleme.
Altın dinarlar devletin bastırdığı madeni paralardır.
Eski paraları inceleyerek ekonomik ve siyasi durum hakkında bilgi sunan bilim dalı nümizmatiktir.

Anahtar Kavram

Tarihe yardımcı bilim dallarının çalışma alanları ve tarih öncesi dönemlerde yazılı bilimlerin kullanılamaması kuralı.
Soru 6554Soru

Tarih yazıcılığının tarihsel süreçteki gelişim evrelerini ve bu süreçteki önemli temsilcileri araştıran bir öğrenci, şu tespitleri yapmıştır:

I. Hitit krallarının tanrıya hesap vermek amacıyla yazdırdığı anallar (yıllıklar), tarafsız tarihi bilgi içermesi yönüyle birinci elden kaynak niteliğindedir ancak olayları neden-sonuç bağlamında nesnel yöntemlerle analiz eden modern araştırmacı tarih yazıcılığının ilk temsilcileri olarak kabul edilmelidir.
II. Thukydides'in Peloponnesos Sava��ları'nı ele aldığı eseri; olayları yalnızca kronolojik olarak aktarmakla kalmayıp, geçmişteki gelişmelerden siyasi dersler çıkararak geleceğe yön vermeyi amaçlayan öğretici tarih anlayışının öncü eseri olarak kabul edilir.
III. Herodot'un 'Historia' (Tarih) adlı çalışması; yer ve zaman göstererek olayları aktarması yönüyle hikayeci tarih yazıcılığının kurucu eseri sayılsa da içerisinde efsanevi unsurlara ve mitolojik anlatılara yer vermesi nedeniyle araştırmacı tarih yönteminden ayrılır.

Buna göre, öğrencinin yaptığı tespitlerden hangileri tarih bilimi açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Öğrencinin tespitlerinden ikinci ve üçüncü öncüller doğrudur. Thukydides, öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığının öncüsüyken; Herodot, hikayeci tarih yazıcılığının ilk temsilcisidir ve eserinde mitolojik unsurlar barındırır. Hitit analları ise araştırmacı tarih değil, kronik tarih yazıcılığı kapsamındadır.
İkinci ve üçüncü yargılarda belirtilen tespitler tarih bilimi metodolojisine uygundur. Thukydides, eserinde olayları faydacı ve ders çıkarıcı bir üslupla sunarak pragmatik tarih yazıcılığını başlatmıştır. Herodot ise Historia adlı eserinde olayları aktarırken hikayeci anlatı yolunu seçmiş, mitlere ve efsanelere de yer vermiştir. Bu yüzden bu iki yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde yer alan tarih yazıcılığı türleri ve tanımları analiz edilir.
Hitit analları, Thukydides'in öğretici tarzı ve Herodot'un hikayeci tarzı belirlenir.
Tarih yazıcılığı türlerinin ayırt edici özelliklerini kavramak doğru sonuca ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Birinci öncülün doğruluğu incelenir.
Hitit anallarının modern anlamda araştırmacı (neden-nasılcı) değil, kronik tarih yazıcılığı türünde olduğu saptanır. Bu nedenle birinci öncül elenir.
Araştırmacı tarih yazıcılığının bilimsel metot ve neden-sonuç ilişkisine dayanarak çok daha sonraki yüzyıllarda kurulduğunu bilmek gerekir.
3
İkinci öncülün doğruluğu incelenir.
Thukydides'in pragmatik (öğretici) tarih yazımında geleceğe ders verme amacı taşıdığı bilgisi doğrulanır.
Pragmatik tarih yazıcılığının fayda odaklı yapısı ve Thukydides ile ilişkisi tarih ders müfredatının temel kazanımlarındandır.
4
Üçüncü öncülün doğruluğu incelenir.
Herodot'un Historia eserinin hikayeci tarihin başlangıcı olduğu, ancak bilimsel araştırmacı yöntemlerden uzak efsanevi ögeler taşıdığı bilgisi doğrulanır.
Hikayeci tarih yazıcılığının efsane barındırma özelliği ve araştırmacı tarihten farkı bu öncülü doğrular.
5
Elde edilen doğru öncüller birleştirilerek nihai sonuca ulaşılır.
Doğru yargıların ikinci ve üçüncü öncüller olduğu görülür.
Sadece doğru öncülleri içeren seçeneğin belirlenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Tarih yazıcılığı türlerinin (hikayeci, öğretici, kronik, araştırmacı) özellikleri ve tarihsel gelişim süreçleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6555Soru

Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin ön plana çıkan fonksiyonel özelliklerini ve etki alanlarını doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Essen
Roma
Marsilya
Oxford

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Essen şehri sanayi fonksiyonu ve küresel etkiyle (left_1 - right_1), Roma şehri idari ve dini fonksiyonla küresel etkiyle (left_2 - right_2), Marsilya şehri liman fonksiyonuyla bölgesel etkiyle (left_3 - right_3), Oxford şehri ise eğitim fonksiyonuyla bölgesel etkiyle (left_4 - right_4) eşleşmektedir.
Eşleştirmede Essen sanayi fonksiyonuyla küresel etkiye (1-1); Roma idari ve dini fonksiyonuyla küresel etkiye (2-2); Marsilya liman fonksiyonuyla bölgesel etkiye (3-3); Oxford ise eğitim fonksiyonuyla bölgesel etkiye (4-4) sahip olacak şekilde doğru eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Essen şehrinin fonksiyonunun ve etki derecesinin belirlenmesi
Almanya'nın Ruhr Havzası'nda yer alan Essen, zengin taş kömürü havzasına bağlı olarak demir-çelik sanayisiyle gelişmiş ve sanayi fonksiyonuyla küresel ölçekte etki kazanmıştır. Bu nedenle birinci açıklama ile eşleşir.
Sanayi şehirlerinin küresel etkisine Essen en tipik örnektir.
2
Roma şehrinin fonksiyonunun ve etki derecesinin belirlenmesi
Roma, hem İtalya'nın idari başkenti hem de Katolik dünyasının dini merkezi olan Vatikan'ı barındırması yönüyle çift fonksiyonlu ve küresel etkiye sahip bir şehirdir. Bu nedenle ikinci açıklama ile eşleşir.
Dini ve idari fonksiyonların bir arada bulunması Roma'ya küresel etki kazandırır.
3
Marsilya şehrinin fonksiyonunun ve etki derecesinin belirlenmesi
Marsilya, Akdeniz Havzası'nın en büyük ticaret kapılarından biri olup liman fonksiyonuna sahiptir ve etki alanı bölgesel ölçektedir. Bu nedenle üçüncü açıklama ile eşleşir.
Liman şehirlerinin etki alanı küresel veya bölgesel olabilir; Marsilya bölgesel düzeydedir.
4
Oxford şehrinin fonksiyonunun ve etki derecesinin belirlenmesi
Oxford, dünya çapında tanınan prestijli eğitim kurumlarına sahip olsa da MEB müfredatında eğitim fonksiyonuna bağlı bölgesel etkiye sahip şehirler sınıfında yer alır. Bu nedenle dördüncü açıklama ile eşleşir.
Eğitim fonksiyonu ön planda olan şehirler genellikle bölgesel etki gösterir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin ön plana çıkan fonksiyonel özellikleri ile etki alanlarının (küresel, bölgesel, yerel) sınıflandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6556Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na katılma sürecinde meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: İngiliz hükûmetinin sipariş edilen zırhlılara el koyması, Goben ve Breslau zırhlılarının Çanakkale Boğazı'ndan geçerek Osmanlı'ya sığınması, Yavuz ve Midilli adı verilen gemilerin Rus limanlarını bombalaması ve İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ne resmen savaş ilan etmesi.
Kronolojik sıralama olayların tarihsel akışına ve neden-sonuç zincirine dayanmaktadır. İlk olarak İngiltere gemilere el koymuş, ardından Alman gemileri Osmanlı'ya sığınmış, bu gemiler Karadeniz'e açılarak Rus limanlarını bombalamış ve son aşamada İtilaf Devletleri Osmanlı'ya resmen savaş ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaylar��n başlangıç tarihlerini ve birbirleriyle olan neden-sonuç ilişkilerini belirleyin.
İngiltere'nin gemilere el koyması Ağustos 1914 başında; gemilerin sığınması 10 Ağustos 1914'te; Rus limanlarının bombalanması 29 Ekim 1914'te ve İtilaf Devletleri'nin resmi savaş ilanı Kasım 1914 başında gerçekleşmiştir.
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için olayların kesin tarihsel sırasını belirlemek gerekir.
2
Olayları en eskiden en yeniye doğru sıralayarak nihai kronolojiyi oluşturun.
Gemi el koyma -> Boğaz geçişi -> Liman bombalama -> Resmi savaş ilanı sıralaması elde edilir.
Soruda istenen geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama bu şekilde tamamlanır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci Kronolojisi
Soru 6557Soru

Uygur Devleti'nin Maniheizm dinini kabul ederek yerleşik yaşama geçmesi, Türk tarihinde sosyal, ekonomik, kültürel ve askeri alanlarda köklü değişimleri beraberinde getirmiştir.

Buna göre, sol sütunda verilen Uygur kültüründeki gelişmeleri, sağ sütundaki bu gelişmelerin ortaya çıkardığı doğrudan tarihsel sonuçlar ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maniheizm ve Budizm gibi yeni inanç sistemlerine ait kutsal metinlerin geniş kitlelere ulaştırılmak istenmesi
Tarımsal faaliyetlerin başlaması ve yerleşik hayat tarzının temel ekonomik model olarak benimsenmesi
Ordu-balık adı verilen planlı şehirlerin kurulması ve kalıcı mimari eserlerin inşa edilmesi
Bozkır yaşantısının sağladığı askeri hareketlilik ve hücum kabiliyetinin zamanla zayıflaması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maniheizm ve Budizm'e ait kutsal metinlerin yayılmak istenmesi matbaacılık ve kütüphaneciliğe; tarımsal faaliyetlerin benimsenmesi yaz��lı hukuk vesikalarına; planlı şehirlerin kurulması fresko ve heykelcilik gibi yerleşik süsleme sanatlarına; askeri hareketliliğin zayıflaması ise şehir surları ve kale mimarisine yol açmıştır.
Uygurlarda yeni dinlerin yayılma arzusu yazılı kültürü (matbaa ve kâğıt) tetiklemiş; tarımsal hayat mülkiyet hukukunu (yazılı sözleşmeler) kurumsallaştırmış; yerleşik yaşam ve tapınak mimarisi kalıcı sanat dallarını (fresko) geliştirmiş; askeri hareketliliğin kaybı ise şehirlerin surlarla korunması ihtiyacını (istihkam mimarisi) doğurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dini değişim ile kültürel üretim arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Maniheizm ve Budizm'in kutsal kitaplarının çoğaltılması isteği, Uygurların matbaa, kâğıt ve kütüphanecilik alanında ilerlemesi ile eşleşir.
Yeni dinlerin öğretilerinin yayılması, yazılı kültürün ve teknolojinin (matbaa) gelişmesini zorunlu kılmıştır.
2
Ekonomik model değişikliğinin hukuki etkisini değerlendirmek.
Tarım faaliyetlerinin başlaması, özel mülkiyet ve buna bağlı yazılı iş/kiralama sözleşmelerinin ortaya çıkması ile eşleşir.
Toprağın işlenmesi ve yerleşik yaşam, taşınmaz mülkiyetini ve bu alandaki uyuşmazlıkları çözecek yazılı hukuk kurallarını gerekli kılmıştır.
3
Şehirleşmenin sanat dalları üzerindeki etkisini incelemek.
Kalıcı şehirlerin ve tapınakların kurulması, taşınabilir sanat eserleri yerine duvar resmi (fresko) ve heykel gibi kalıcı süsleme sanatlarının gelişmesi ile eşleşir.
Mimari yapıların kalıcı olması, göçebe yaşamdaki taşınabilir çadır süslemelerinin yerini duvar ve mimari odaklı sanatların almasına yol açmıştır.
4
Askeri yapıda meydana gelen değişimlerin mimari yansımalarını belirlemek.
Bozkırın sağladığı hareketli savaş gücünün zayıflaması, şehirlerin etrafına surların çekilmesi ve kale mimarisinin gelişmesi ile eşleşir.
Açık bozkırda düşmanla karşılaşan hareketli süvari birliklerinin yerini, yerleşik merkezleri korumak amacıyla pasif savunmaya dayalı sur ve istihkam yapıları almıştır.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti ve Yerleşik Yaşama Geçişin Etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6558Soru

Aşağıdaki haritada, Atlas Okyanusu'nun kuzeyinde yer alan ve Orta Atlas Sırtı üzerinde bulunan İzlanda adası gösterilmiştir. İzlanda, jeolojik yapısı gereği sık sık ekstrem volkanik püskürmelere sahne olmaktadır.

Buna göre, İzlanda'da meydana gelebilecek ekstrem bir volkanik patlamanın, aşağıda verilen olaylardan hangisine doğrudan yol açması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okyanus yüzey sıcaklıklarının aşırı artmasına bağlı olarak saatteki hızı 120 km/sa120\text{ km/sa} değerini aşan tropikal siklonların tetiklenmesi

Cevap

Okyanus yüzey sıcaklıklarının aşırı artmasına bağlı olarak saatteki hızı 120 km/sa120\text{ km/sa} değerini aşan tropikal siklonların tetiklenmesi
Doğru cevap, tropikal siklonların oluşumunu belirten seçenektir. Tropikal siklonlar, okyanus yüzey sıcaklığının yüksek olduğu tropikal kuşakta (3030 derece enlemleri arasında) hava basıncı farklarıyla oluşan meteorolojik olaylardır. İzlanda gibi kutba yakın soğuk kuşakta bulunan aktif bir volkanik adadaki patlama, tropikal siklonları doğrudan tetikleyemez.

Adım Adım Çözüm

1
İzlanda'nın jeolojik konumunu ve volkanizmanın doğasını analiz etme.
İzlanda, levhaların ayr��m sınırında (Orta Atlas Sırtı) yer alan, jeolojik kökenli ekstrem olayların yaygın olduğu aktif bir alandır.
Sorudaki köken analizini doğru yapabilmek için öncelikle b��lgedeki hâkim ekstrem doğa olayını belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ekstrem olayların kökenlerini ve volkanizma ile ilişkilerini değerlendirme.
Geçici soğuma, lahar, tsunami ve asit yağmurları volkanizmanın doğrudan veya dolaylı olarak tetikleyebileceği jeolojik, jeomorfolojik ve klimatolojik sonuçlardır. Ancak tropikal siklonlar sıcak okyanus sularında oluşan tamamen bağımsız meteorolojik kökenli olaylardır.
Hangi olayın volkanik patlamayla doğrudan tetiklenemeyeceğini belirlemek için ilişkileri sınıflandırmak gerekir.
3
Doğru seçeneği belirleme.
Tropikal siklonların oluşumu volkanik faaliyetlere bağlı değildir, dolayısıyla doğrudan tetiklenmesi beklenemez.
Soruda istenen 'beklenemez' durumunu netleştirmek.

Anahtar Kavram

Jeolojik kökenli ekstrem olayların diğer ekstrem olaylarla olan nedensellik ilişkisi ve sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6559Soru

İlk Türk-İslam devletlerinde uygulanan ikta sisteminde, toprağın mülkiyeti devlete, kullanım hakkı ise köylüye aitti. Köylü, toprağını haklı bir gerekçe olmadan üst üste üç yıl boş bırakırsa toprak elinden alınır ve başkasına verilirdi. Buna göre, ikta sisteminde uygulanan bu kuralın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretimde sürekliliği ve düzeni korumak

Cevap

Tarımsal üretimde sürekliliği ve düzeni korumak
Tarımsal üretimin kesintisiz devam etmesi, devletin vergi gelirlerinin korunması ve ordu ihtiyaçlarının (sipahilerin) karşılanması için hayati önem taşır. Bu nedenle, toprağın sebepsiz yere boş bırakılmasına izin verilmemiş ve üretimin sürekliliğini korumak amacıyla toprağın üç yıl boş kalması durumunda geri alınması kuralı uygulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İkta sistemindeki mülkiyet ve kullanım kurallarını analiz etme
Toprağın mülkiyetinin devlete, kullanım hakkının köylüye ait olduğu ve toprağın boş bırakılamayacağı belirlenir.
Sistemde köylünün toprağı işleme zorunluluğunun nedenini anlamak.
2
Üç yıl üst üste boş bırakma cezasının amacını değerlendirme
Toprağın boş kalmasının üretime zarar vereceği ve bu kuralın üretimin aksamasını engellemek için konulduğu sonucuna ulaşılır.
Kuralın doğrudan ekonomik ve tarımsal çıktısını tespit etmek.
3
Doğru seçeneği belirleme
Tarımsal üretimde sürekliliği sağlamanın temel amaç olduğu tespit edilir.
Seçenekler arasından kuralla doğrudan örtüşen ekonomik gerekçeyi seçmek.

Anahtar Kavram

İkta Sisteminin Üretim ve Ekonomi Boyutu
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6560Soru

Osmanlı Devleti'nin egemenlik haklarını ve bağımsızlığını yok sayan Sevr Antlaşması'nın hazırlık aşamasından imzalanmasına kadar geçen sürece ait aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Osmanlı barışının İtilaf Devletleri'nin anlaşmazlığı yüzünden ertelendiği Paris Bar��ş Konferansı ile başlar, antlaşmanın şartlarının belirlendiği San Remo Konferansı ile devam eder, Mebusan Meclisi kapalı olduğu için taslağı onaylayan Saltanat Şûrası ile sürer ve nihayetinde delegelerin antlaşmayı imzalamasıyla son bulur.
Sevr Antlaşması'na giden diplomatik süreçte ilk olarak Paris Barış Konferansı (Ocak 1919) ile Osmanlı barışı ertelenmiş, ardından San Remo Konferansı (Nisan 1920) ile antlaşmanın taslak şartları belirlenmiş, daha sonra Saltanat Şûrası (Temmuz 1920) bu taslağı onaylamış ve en sonunda Osmanlı heyeti antlaşmayı imzalamıştır (Ağustos 1920).

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamayı belirleme
Ocak 1919 tarihli Paris Barış Konferansı'ndaki erteleme kararı en başa yerleştirilir.
Osmanlı Devleti ile imzalanacak nihai barış antlaşmasının gecikmesinin ilk temel nedeni bu konferanstaki paylaşım uyuşmazlığıdır.
2
İkinci aşamayı belirleme
Nisan 1920 tarihli San Remo Konferansı süreci ikinci sıraya yerleştirilir.
Paris Konferansı'ndan aylar sonra İtilaf Devletleri, Osmanlı'ya sunulacak barış taslağını San Remo Konferansı'nda hazırlamıştır.
3
Üçüncü aşamayı belirleme
Temmuz 1920 tarihli Saltanat Şûrası kararı üçüncü sıraya yerleştirilir.
Taslağın hazırlanmasının ardından, meclis onayı alınamadığı için padişah ve hükümet tarafından antlaşmayı kabul etmek üzere bu şûra kurulmuş ve onay verilmiştir.
4
Son aşamayı belirleme
10 Ağustos 1920 tarihli antlaşmanın fiilen imzalanması son sıraya yerleştirilir.
Şûra onayının ardından Osmanlı heyeti Fransa'ya giderek antlaşmayı imzalamış ve süreç tamamlanmıştır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'na giden süreç ve diplomatik aşamalar
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 328 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin