Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6561Soru

Uygurların resmi yazıtlarından Karabalgasun Yazıtı'nda yer alan; *"Bu dinin (Maniheizm) kabulünden önce et yiyen ve kan içen bir millet idik, şimdi ise sebze yiyen ve pirinçle beslenen bir millet olduk. Çadırlar yerine saraylar ve şehirler kurduk..."* ifadeleri ile dönemin sosyo-ekonomik gelişmeleri dikkate alındığında, yerleşik yaşama geçişin Uygur Devleti ve toplumu üzerindeki etkileri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel Türk veraset sistemi ve kut inancı tamamen terk edilerek, teokratik ögelerden arındırılmış seküler bir devlet yönetimi benimsenmiştir.

Cevap

Geleneksel Türk veraset sistemi ve kut inancı tamamen terk edilerek, teokratik ögelerden arındırılmış seküler bir devlet yönetimi benimsenmiştir.
Uygurlar yerleşik yaşama geçtikten ve Maniheizm dinini benimsedikten sonra da Türk devlet geleneğinin temelini oluşturan egemenliğin tanrısal kaynaklı olması (kut) inancını ve veraset sistemini korumuşlardır. Hükümdarlar unvanlarında 'Tengride Kut Bulmuş' ifadesini kullanmaya devam etmişlerdir. Dolayısıyla devlet yönetiminin tamamen sekülerleştiği ve kut inancının bittiği söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Karabalgasun Yazıtı'nda verilen ifadeleri analiz edin ve Maniheizm'in kabulünün yaşam tarzındaki etkilerini (beslenme, yerleşim) belirleyin.
Yazıtta çadırlar yerine sarayların kurulduğu ve et yemek yerine sebze yenmeye başlandığı belirtilmiştir. Bu durum yerleşik yaşama ve tarıma geçildiğini kanıtlar.
Metindeki ipuçlarını tarihsel kavramlarla ilişkilendirmek için.
2
Yerleşik yaşama geçişin ekonomik, hukuki, sanatsal ve askeri etkilerini seçeneklerle karşılaştırarak değerlendirin.
Tarımsal üretim yazılı hukuku; tapınak inşası mimariyi; kalıcı yaşam tarzı fresk sanatını; şehirleşme ise kale savunma stratejilerini doğurmuştur. Bu seçeneklerin hepsi tarihsel olarak doğrudur.
Çeldirici seçeneklerin doğruluk derecesini kontrol etmek için.
3
Uygur Devleti'nin yönetim yapısını inceleyerek veraset sistemi ve kut inancının akıbetini belirleyin.
Uygurlarda yerleşik yaşama geçilse de hükümdarların egemenliklerini kut inancına dayandırdıkları ve unvanlarında kut ibaresini kullandıkları görülür. Siyasi gelenekler korunmuştur.
Yanlış olan ve söylenemez nitelikteki seçeneği tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Yerleşik Yaşam ve Kültürel Değişim
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6562Soru

Orta Asya'da yapılan arkeolojik kazılarda, günümüz Türkmenistan sınırlarında yer alan Aşkabat yakınlarında ortaya çıkarılan ve Orta Asya'nın en eski kültür merkezi olarak kabul edilen arkeolojik alan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anav

Cevap

Anav kültürü, Orta Asya'nın en eski kültür merkezidir.
Aşkabat yakınlarında ortaya çıkarılan Anav kültürü, Orta Asya'nın bilinen en eski kültür merkezidir. Tarım, dokuma ve evcilleştirilmiş hayvan kalıntılarına ulaşılan bu merkez, bölgedeki ilk yerleşik yaşam izlerini taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün belirttiği coğrafi bölge (Aşkabat, Türkmenistan) ve tarihsel özellik (en eski kültür merkezi) analiz edilir.
Aranan kültür merkezinin hem coğrafi konumu hem de kronolojik olarak en eski olma özelliği belirlenmiştir.
Soruda verilen ipuçlarını doğru tasnif etmek hedefe ulaşmayı kolaylaştırır.
2
Seçeneklerdeki kültür merkezlerinin özellikleri karşılaştırılır.
Anav'ın en eski kültür merkezi olduğu, Afanasyevo'nun Türklerin en eski kültür merkezi olduğu, Tagar'ın ise en gelişmiş/genç kültür merkezi olduğu belirlenir.
Seçenekler arasında coğrafi ve kronolojik ayrım yaparak doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezleri
Tahmini Süre:45s
Soru 6563Soru

Uygur Devleti Dönemi'nde yerleşik yaşam tarzının benimsenmesi ve yeni inanç sistemlerine geçilmesi, Türk tarihinin sosyal, ekonomik, hukuki ve kültürel yapısında köklü değişimlere yol açmıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen gelişmeler ile bu gelişmelerin sağ sütunda yer alan doğal sonuçlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maniheizm ve Budizm dinlerinin benimsenmesi
Tarım havzalarında kalıcı yerleşim birimlerinin (balık) kurulması
Ticaretin gelişmesi ve mülkiyet ilişkilerinin çeşitlenmesi
Kültürel birikimin kalıcı hale getirilmesi ve yaygınlaştırılması ihtiyacı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maniheizm ve Budizm dinlerinin benimsenmesi -> Et yeme yasağıyla birlikte savaşçılık özelliklerinin gerilemesi ve tapınak mimarisinin gelişmesi; Tarım havzalarında kalıcı yerleşim birimlerinin kurulması -> Göçebe çadır yaşamından kerpiç ve tuğladan yapılan sivil mimari yapılara geçilmesi; Ticaretin gelişmesi ve mülkiyet ilişkilerinin çeşitlenmesi -> Hukuki işlemlerin yazılı sözleşmelere bağlanması; Kültürel birikimin kalıcı hale getirilmesi ve yaygınlaştırılması ihtiyacı -> Hareketli harf sistemiyle ahşap matbaaların kullanılması ve kütüphanelerin oluşturulması.
Yerleşik yaşama geçiş sürecindeki nedensellik ilişkileri şu şekildedir: Maniheizm ve Budizm dinlerinin benimsenmesi et yeme yasağını getirerek savaşçılığı zayıflatmış ve tapınakları zorunlu kılmıştır. Kalıcı yerleşim birimlerinin kurulması sivil mimariyi (kerpiç/tuğla) ortaya çıkarmıştır. Ticari ve mülkiyet ilişkilerinin karmaşıklaşması yazılı sözleşmeleri doğurmuştur. Kültürel birikimi yayma isteği ise ahşap matbaa ve kütüphaneleri ortaya çıkarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Maniheizm ve Budizm inançlarının sosyal ve mimari hayata etkileri değerlendirilir.
Dinlerin getirdiği et yeme yasağının savaşçılığı zayıflattığı ve tapınaklar kurulmasını sağladığı belirlenir.
Dinî değişimin doğrudan askeri ve kültürel sonuçlarını tespit etmek.
2
Kalıcı tarım havzalarının kurulmasının yerleşim biçimine etkisi incelenir.
Çadırdan kerpiç ve tuğla meskenlere geçildiği ve sivil mimarinin başladığı görülür.
Yerleşikliğin en temel göstergesi olan konut tipolojisindeki değişimi anlamak.
3
Ticari gelişim ve mülkiyet yapısının hukuka yansıması analiz edilir.
Alım-satım, borç ve kiralama gibi mülkiyet odaklı işlerin yazılı sözleşmelere döküldüğü bulunur.
Sosyo-ekonomik ilişkilerin hukuk sisteminde yarattığı dönüşümü belirlemek.
4
Kültür birikimini koruma ve yayma ihtiyacının araçları araştırılır.
Matbaa kullanımı ve kütüphanelerin bu ihtiyacı karşılamak için ortaya çıktığı tespit edilir.
Entelektüel faaliyetlerin kurumsallaşma düzeyini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nin yerleşik yaşama geçmesiyle dinî, mimari, hukuki ve kültürel alanlarda yaşanan yapısal dönüşümler ve bunların sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6564Soru

Bütünleşik afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması ve koordine edilmesini kapsayan çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreçte uygulanacak stratejiler, afetin kökenine (jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik) ve meydana geldiği bölgenin coğrafi özelliklerine göre farklılık gösterir.

Aşağıdaki haritada, yeryüzünde farklı doğal afet risklerinin yüksek olduğu beş bölge numaralandırılarak gösterilmiştir.

[Harita]

Buna göre, haritada numaralandırılmış bölgelerde yürütülen afet yönetimi çalışmalarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V. Bölge'de deniz tabanında oluşabilecek depremlerin tetikleyebileceği tsunami riskine karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması, jeolojik kökenli bir afetin zararlarını azaltmaya yönelik afet öncesi (hazırlık) aşamasına örnektir.

Cevap

Güneydoğu Asya adalarında (V. Bölge) tsunami riskine karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması, jeolojik kökenli bir afetin zararlarını azaltmaya yönelik afet öncesi hazırlık çalışmasıdır.
Güneydoğu Asya adalarında (Endonezya çevresi) levha sınırlarının varlığı nedeniyle deniz tabanında sıkça depremler meydana gelir ve bu depremler tsunamiye yol açar. Tsunami jeolojik kökenli bir afettir. Afet gerçekleşmeden önce erken uyarı sistemlerinin devreye sokulması ve kıyı bentlerinin yapılması ise zararları azaltmaya yönelik afet öncesi hazırlık çalışmaları kapsamındadır. Bu nedenle bu değerlendirme tamamen doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Haritadaki bölgelerin ve bu bölgelerde etkili olan afetlerin belirlenmesi
I. Bölge (California kıyıları - deprem), II. Bölge (Sahel - kuraklık), III. Bölge (Güney Asya - sel/taşkın), IV. Bölge (İtalya/Akdeniz - deprem/volkanizma), V. Bölge (Endonezya - deprem/tsunami) olarak tespit edilir.
Afet yönetim stratejilerinin coğrafi uygunluğunu denetlemek.
2
Afetlerin köken sınıflandırmasının analiz edilmesi
Tsunaminin jeolojik; kuraklık, sel ve taşkınların klimatolojik/meteorolojik/hidrolojik; volkanizmanın ise jeolojik kökenli oldu��u ayırt edilir.
Seçeneklerdeki köken karıştırma yanılgılarını (jeolojik-klimatolojik ayrımı) belirlemek.
3
Afet yönetimi aşamalarının (risk azaltma, hazırlık, müdahale, iyileştirme) değerlendirilmesi
Erken uyarı sistemleri ve bentlerin afet öncesi (risk azaltma/hazırlık); barınma merkezlerinin afet sırası/sonrası (müdahale); altyapı onarımlarının ise afet sonrası (iyileştirme) aşamalarına ait olduğu saptanır.
Eylemlerin bütünleşik afet yönetimi aşamalarıyla doğru eşleşip eşleşmediğini kontrol etmek.

Anahtar Kavram

Bütünleşik Afet Yönetimi ve Afetlerin Köken Sınıflandırması
Soru 6565Soru

Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen;

I. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kald��rılarak subayların milletvekilliği yapmasının yasaklanması,
II. Türk kadınına belediye ve milletvekili seçimlerine katılma hakkının verilmesi,
III. Saltanatın kaldırılıp egemenlik hakkının doğrudan millete devredilmesi

gelişmelerinin ortak amacı ve doğrudan ilgili olduğu Atatürk ilkesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî egemenliğin ve demokratik katılımın güçlendirilmesi - Cumhuriyetçilik

Cevap

Millî egemenliğin ve demokratik katılımın güçlendirilmesi - Cumhuriyetçilik
Verilen üç reformun da ortak paydası yönetim sistemini sivil, katılımcı ve demokratik bir yapıya kavuşturmaktır. Ordunun siyasetten ayrılması sivil idareyi korur; kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmesi temsili genişletir; saltanatın kaldırılması ise ulusal egemenliği kesinleştirir. Bu doğrultuda ortak amaç 'Millî egemenliğin ve demokratik katılımın güçlendirilmesi' olup, ilişkili temel ilke de Cumhuriyetçilik'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen inkılapları yönetimsel etkileri açısından analiz etmek.
Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılmasıyla askerin siyasete müdahalesi önlenerek sivil yönetim pekiştirilmiş; kadınlara siyasi hakların verilmesiyle halkın temsil gücü artırılmış; saltanatın kaldırılmasıyla da tek kişi egemenliğine son verilerek egemenlik millete devredilmiştir.
İnkılapların ortak amacını bulabilmek için her birinin devlet ve yönetim yapısına getirdiği ortak yeniliği tespit etmek gerekir.
2
Tespit edilen yönetimsel yenilikleri doğrudan karşılayan ortak Atatürk ilkesini belirlemek.
Sivil irade, demokratik temsil, seçim ve ulusal egemenlik kavramları cumhuriyetçilik ilkesinin temel nitelikleridir.
Millet iradesini ve yönetim biçimini güvence altına alıp geliştirmeyi hedefleyen tüm siyasi adımlar doğrudan cumhuriyetçilik ilkesiyle bağdaşır.
3
Doğru ilke ve ortak amacı barındıran seçeneği belirlemek.
Cumhuriyetçilik ilkesi ve 'Millî egemenliğin ve demokratik katılımın güçlendirilmesi' eşleştirmesi doğru cevaptır.
Seçenekler arasında yer alan diğer ilkeler (Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik) bu üç inkılabın ortak demokratikleşme ve ulusal egemenlik amacını doğrudan kapsamaz.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ilkesi, millî egemenlik ve demokratik katılım süreçleri
Soru 6566Soru

Tarihî süreçte Türk milletinin kazandığı zaferleri, millî ve manevi değerleri, Anadolu coğrafyasının vatanlaşma serüvenini destansı bir üslup ve dinî-tasavvufi duyarlıkla ele alan romanlar, edebiyatımızda 'millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan eserler' olarak adlandırılır. Bu eserlerde Malazgirt Zaferi'nden başlayarak Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları gibi dönüm noktaları manevi bir ruhla yeniden yorumlanır.

Buna göre, aşağıdaki sanatçılardan hangisinin bu yönelim doğrultusunda eser verdiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadri Ertem

Cevap

Sadri Ertem
Sadri Ertem, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi roman ve hikâyenin ilk temsilcilerindendir. Eserlerinde (örneğin Çıkrıklar Durunca romanında) sanayileşmenin getirdiği toplumsal değişimleri, işçi-işveren ilişkilerini ve köylünün sömürülmesini ele alır; dinî ya da millî bir duyarlılığı ön plana çıkarma amacı gütmez. Bu nedenle kendisi bu grubun temsilcisi olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada belirtilen 'millî-din�� zevk ve duyarlılığı yansıtan eserler' akımının temsilcileri ve özellikleri hatırlanır.
Bu akımın temsilcileri arasında Mustafa Necati Sepetçioğlu, Bahaeddin Özkişi, Samiha Ayverdi ve Sevinç Çokum yer alır.
Yazarların edebî eğilimlerini doğru sınıflandırmak için ilk adım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki diğer yazar Sadri Ertem'in edebî yönelimi incelenir.
Sadri Ertem'in Cumhuriyet Dönemi'nde toplumcu gerçekçi edebiyatın kurucularından biri olduğu ve Çıkrıklar Durunca gibi romanlarında ekonomik sorunları, sömürüyü işlediği tespit edilir.
Sanatçıların ait oldukları edebî akımları karşılaştırmak için bu adım uygulanır.
3
Elde edilen bilgiler doğrultusunda millî-dinî duyarlılık taşımayan yazar belirlenir.
Sadri Ertem'in bu yönelime dâhil olmadığı belirlenerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Soruda sorulan 'söylenemez' ifadesinin cevabını netleştirmek için bu adım tamamlanır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hikaye ve Romanında Millî-Dinî Zevk ve Duyarlılığı Yansıtanlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6567Soru

Yeni Türk Devleti'nde gerçekleştirilen bazı inkılaplar ve bu inkılapların ilişkili olduğu temel Atatürk ilkeleri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki gelişmeleri, sağ sütundaki en belirgin ilişkili olduklar�� ilkelerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aşar Vergisinin kaldırılmasıyla köylünün ekonomik yükünün hafifletilmesi ve toplumsal alanda ayrıcalıkların önüne geçilmesi
Kabotaj Kanunu'nun kabul edilerek Türk karasularında deniz ticareti hakkının yalnızca Türk gemi ve vatandaşlarına tanınması
Saltanatın kaldırılması ve kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle millî iradenin yönetimdeki etkinliğinin artırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması gelişmesi Halkçılık ilkesiyle; Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi gelişmesi Milliyetçilik ilkesiyle; Saltanatın kaldırılması ve kadınlara seçme/seçilme hakkının verilmesi gelişmesi ise Cumhuriyetçilik ilkesiyle eşleşmektedir.
Aşar Vergisinin kaldırılması toplumsal eşitlik ve adalet sağladığı için Halkçılık; Kabotaj Kanunu Türk karasularında bağımsızlığı ve millîliği getirdiği için Milliyetçilik; saltanatın kaldırılması ve halkın yönetimde söz sahibi olması ise doğrudan halk egemenliğini güçlendirdiği için Cumhuriyetçilik ilkesiyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Aşar vergisinin kaldırılması amacını ve sonuçlarını analiz etme
Köylü üzerindeki ağır vergi yükünün kaldırılıp eşitlik sağlanması hedeflenmiştir. Bu durum doğrudan toplumsal fayda ve eşitlik içeren Halkçılık ilkesine götürür.
Halkçılık ilkesi; sınıf ayrıcalıklarının reddini, toplumsal eşitliği ve halk yararına çalışmaları esas alır.
2
Kabotaj Kanunu'nun kapsamını inceleme
Kabotaj Kanunu, Türk denizlerinde bağımsızlığı sağlamış ve kapitülasyonların izlerini silmiştir. Bu bağımsızlık ve millîleşme vurgusu Milliyetçilik ilkesiyle örtüşür.
Milliyetçilik ilkesi; millî bağımsızlığı, vatanın bütünlüğünü ve ülke kaynaklarının millîleştirilmesini amaçlar.
3
Saltanatın kaldırılması ve siyasi hakların genişletilmesini değerlendirme
Kişi egemenliğinin son bulması ve halkın yönetime katılımının artırılması hedeflenmiştir. Bu hedefler doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.
Cumhuriyetçilik ilkesi; millet egemenliğini, seçimi, yönetime katılımı ve demokrasiyi savunur.

Anahtar Kavram

Atatürk ilkelerinin temel amaçları ve gerçekleştirdikleri inkılaplarla ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6568Soru

Orta Çağ Avrupa'sında feodal sistemin işleyişini belirleyen siyasi, hukuki ve sosyal kavramlar bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda sol sütunda verilen feodalizm terimlerini, sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Süzeren
Vassal
Fief
Serf

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Süzeren kavramı vassalı koruyan senyörle, vassal kavramı koruma altına giren kişiyle, fief kavramı vassalın denetimine bırakılan toprak parçasıyla, serf kavramı ise toprağa bağlı köylü sınıfıyla eşleşmektedir.
Süzeren feodal ilişkide üstteki koruyucuyu, vassal ise himaye edilen bağımlı soyluyu ifade eder. Fief bu ilişkide vassalın işlettiği toprak mülküdür, serf ise topraktan ayrılamayan köylüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Feodal sistemin kişisel bağlılık ilişkilerini analiz etmek.
Süzerenin koruyan senyör, vassalın ise korunan soylu olduğu saptanır.
Feodalitenin hiyerarşik yapısını anlamak için bu kişisel rollerin bilinmesi gerekir.
2
Sistemin ekonomik unsurlarını sınıflandırmak.
Fiefin sadakat karşılığı verilen toprak, serfin ise toprak üzerinde mülkiyetsiz çalışan köylü olduğu saptanır.
Feodal yapının tarımsal üretim ve toprak rejimini çözümlemek için ekonomik kavramların eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Feodalitenin Temel Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6569Soru

Çin seyahatnamelerinde ve Uygurlardan kalan kitabelerde; nehirlerden a��ılan kanallarla tarlaların sulandığı, surlarla çevrili kentlerde Maniheizm ve Budizm tapınaklarının inşa edildiği, ticaretin canlı olduğu ve hukuki sözleşmelerin yazılı belgelerle kayıt altına alındığı aktarılmaktadır.

Buna göre, Uygurların yerleşik yaşam tarzını benimsemelerinin aşağıdakilerden hangisi üzerinde bir değişim yarattığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi egemenliğin ilahi kaynaklara dayandırılması anlayışında

Cevap

Siyasi egemenliğin ilahi kaynaklara dayandırılması anlayışında
Uygurlar yerleşik hayata geçip Maniheizm ve Budizm gibi dinleri benimsemelerine rağmen, siyasi egemenliğin ilahi kaynaklara dayandırılması anlayışını (kut inancını) terk etmemişlerdir. Uygur kağanları meşruiyetlerini göksel bir güce dayandırmaya devam etmiş ve unvanlarında 'Tengride kut bulmuş' gibi ifadeler kullanmışlardır. Bu nedenle, egemenliğin meşruiyet kaynağında bu süreçle birlikte bir değişim yaşandığı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru öncülündeki ipuçlarını (sulama kanalları, tapınaklar, yazılı belgeler, surlar) belirlemek.
Bu ipuçları tarım, mimari, hukuk ve inanç alanlarındaki gelişmeleri temsil etmektedir.
Metinde verilen bilgilerin hangi kültürel ve sosyo-ekonomik alanlara karşılık geldi��ini saptamak.
2
Seçeneklerdeki unsurları öncüldeki değişimlerle karşılaştırmak.
Mülkiyet ilişkileri, üretim faaliyeti, mimari tasarımlar ve inanç dünyasındaki değişimler yerleşik yaşamın doğrudan sonu��larıdır.
Yerleşik yaşama geçişin toplum ve kültür üzerindeki etkilerini doğrulamak.
3
Uygurlarda siyasi meşruiyetin kaynağı olan kut inancının durumunu incelemek.
Egemenliğin ilahi kaynaklara dayandırılması geleneği (kut) yerleşik yaşamla değişmemiş, devam etmiştir.
Siyasi alanda süreklilik gösteren ve deği��ime uğramayan unsuru tespit etmek.

Anahtar Kavram

Uygurlarda yerleşik yaşama geçişin etkileri ve siyasi süreklilikler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6570Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar uygulanan ekonomi politikaları, doğal kaynakların (maden, su, toprak vb.) işletilmesi ve yönetim biçiminde belirleyici olmuştur. Aşağıda verilen ekonomi politikası dönemlerini, bu dönemlerde doğal kaynakların kullanımına yönelik gerçekleştirilen temel faaliyetler veya kurumsal adımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

1929-1950 Dönemi (Devletçilik İlkesi ve Madencilik)
1950-1960 Dönemi (Liberal Politikalar ve Tarımda Makineleşme)
1960-1980 Dönemi (Planlı Kalkınma ve Teşkilatlanma)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

1929-1950 Dönemi (Devletçilik İlkesi ve Madencilik) ile MTA Enstitüsü ve Etibank'ın kurulması; 1950-1960 Dönemi (Liberal Politikalar ve Tarımda Makineleşme) ile tarımda traktör kullanımı ve büyük barajların inşası; 1960-1980 Dönemi (Planlı Kalkınma ve Teşkilatlanma) ile DPT'nin kurulması ve kalkınma planları eşleşir.
Eşleştirme, Türkiye ekonomi tarihindeki kurumsal ve yapısal gelişmelerin kronolojik yansımasına dayanmaktadır. Devletçilik ilkesinin benimsendiği 1929-1950 döneminde yer altı kaynaklarının aranması için MTA ve Etibank kurulmuştur. Liberal politikaların öne çıktığı 1950-1960 döneminde tarımda traktör kullanımı ve sulama amaçlı Seyhan Barajı gibi su projeleri hız kazanmıştır. 1960-1980 planlı dönemde ise DPT kurularak kalkınma planları vasıtasıyla doğal kaynakların planlı kullanımına geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomi politikası dönemlerinin karakteristik özelliklerini ve doğal kaynak yaklaşımlarını belirleme
1929-1950 arası devletçi sanayi ve maden yatırımları, 1950-1960 arası liberalleşme ve tarımsal modernleşme, 1960-1980 arası ise planlı devlet yatırımları dönemidir.
Dönemsel uygulamaların mekansal ve kurumsal yansımalarını doğru analiz etmek için.
2
Yer altı kaynaklarının aranması ve işletilmesine yönelik kurumsal adımları analiz etme
1935 yılında MTA Enstitüsü ve Etibank kurulmuştur. Bu tarih 1929-1950 devletçilik dönemiyle örtüşmektedir.
Devlet eliyle madencilik faaliyetlerinin kurumsallaşması bu dönemin temel hedefidir.
3
Tarım ve su kaynaklarının kullanımındaki teknolojik ve yapısal değişimleri inceleme
Traktör kullanımının artması ve Seyhan ile Sarıyar gibi önemli barajların yapılması 1950-1960 liberal döneminde gerçekleşmiştir.
Bu dönemde tarımsal üretimi artırmak için sulama ve makineleşme altyapısına büyük yatırımlar yapılmıştır.
4
Planlı kalkınma hamlelerini ve teşkilatlanmayı tespit etme
1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatının kurulması ve beş yıllık kalkınma planları 1960-1980 dönemiyle eşleşmektedir.
Doğal kaynakların korunarak rasyonel şekilde işletilmesi DPT'nin planlı yönetimiyle sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Cumhuriyet döneminde uygulanan ekonomi politikalarının doğal kaynakların yönetimi üzerindeki yansımaları
Soru 6571Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda açtığı Kafkas ve Kanal cepheleri, askeri sınırların ötesinde siyasi, ideolojik ve ekonomik hedefler de barındırmıştır.

Bu cephelerin açılma nedenleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu cephelerin hedeflerinden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hicaz-Yemen bölgesindeki kutsal toprakları korumak ve İngiliz destekli isyanları bastırmak

Cevap

Hicaz-Yemen bölgesindeki kutsal toprakları korumak ve İngiliz destekli isyanları bastırmak
Kutsal toprakları (Mekke ve Medine) koruma ve İngilizlerin kışkırttığı yerel isyanları önleme amacı, taarruz cephelerinin (Kafkas ve Kanal) değil, Osmanlı Devleti'nin savunma cephelerinden biri olan Hicaz-Yemen Cephesi'nin hedefidir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı cephelerinin karakterini (taarruz/savunma) analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin kendi açtığı taarruz cepheleri Kafkas ve Kanal cepheleridir. Çanakkale, Irak-Basra, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen cepheleri ise savunma cepheleridir.
Soruda taarruz cephelerinin (Kafkas ve Kanal) hedefleri sorulduğu için savunma cephelerine ait özellikleri belirleyip ayırmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki amaçların Kafkas ve Kanal cepheleri ile olan ilişkisini doğrulamak.
Süveyş Kanalı'nın kontrolü Kanal Cephesi'nin; Bakü petrolleri, Turan ideali ve Kars-Ardahan-Batum'un (Elviye-i Selâse) geri alınması ise Kafkas Cephesi'nin amaçlarındandır. Kutsal toprakların savunulması ise Hicaz-Yemen Cephesi'ne aittir.
Her seçeneğin hangi cephe faaliyetiyle ilişkili olduğunu bularak doğru seçeneğe ulaşılır.
3
Savunma amaçlı olan seçeneği doğru cevap olarak işaretlemek.
Kutsal toprakları koruma ve isyanları bastırma faaliyeti taarruz cephelerinin hedeflerinden biri olamaz.
Hicaz-Yemen bölgesi Osmanlı toprağı olup buradaki harekat mevcut sınırları ve kutsal yerleri koruma amaçlı bir savunma savaşıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki Taarruz Cepheleri ve Amaçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6572Soru

İtilaf Devletleri'nin 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek son Osmanlı Mebusan Meclisi'ni kapatması, Osmanlı Hükümeti'ni uluslararası antlaşmaları onaylayacak anayasal bir parlamento desteğinden mahrum bırakmıştır. Bu duruma rağmen Sadrazam Damat Ferit Paşa, Saltanat Şûrası adında danışma niteliğinde bir kurul toplayarak barış şartlarını kabul etmiştir.

Bu gelişmelerin Sevr Antlaşması üzerindeki doğrudan hukuki sonucu aşa��ıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi'de belirtilen meclis onayından geçemediği için hukuken geçersiz kalması

Cevap

Kanun-i Esasi'de belirtilen meclis onayından geçemediği için hukuken geçersiz kalması
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemde yürürlükte olan Osmanlı anayasası (Kanun-i Esasi) gereğince, barış antlaşmalarının geçerli olabilmesi için parlamento (Mebusan Meclisi) tarafından onaylanması zorunludur. Ancak meclis işgal nedeniyle kapalı olduğundan ve onay veremediğinden, Saltanat Şûrası'nın onayı antlaşmaya hukuki geçerlilik kazandırmamış, antlaşma hukuken geçersiz kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı anayasal düzeninin (Kanun-i Esasi) incelenmesi
Kanun-i Esasi'ye göre, imzalanan uluslararası antlaşmaların meşruiyet kazanması için Heyet-i Mebusan'ın (meclis) onayından geçmesi gerektiğinin belirlenmesi
Antlaşmanın hukuken geçerli kabul edilebilmesi için gereken anayasal şartı saptamak
2
Mebusan Meclisi'nin kapat��lmasının etkisinin analiz edilmesi
İstanbul'un işgali sonrası meclisin kapatılmış olmasından ötürü anayasal onay mekanizmasının işletilemediğinin görülmesi
Sevr'in onaylanma sürecindeki yasal engeli ve boşluğu ortaya koymak
3
Saltanat Şûrası'nın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi ve sonuca ulaşılması
Saltanat Şûrası'nın meclis niteliği taşımayan gayriresmi bir kurul olması nedeniyle antlaşmaya hukuki geçerlilik kazandıramayacağının ve antlaşmanın hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kaldığının saptanması
Ulaşılan veriler doğrultusunda Sevr Antlaşması'nın nihai hukuki statüsünü belirlemek

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Kanun-i Esasi uyarınca Mebusan Meclisi onayından geçmediği için hukuki açıdan geçersiz (ölü doğmuş) olması
Soru 6573Soru

İlk Türk-İslam devletlerinde devlet işlerinin görüşüldüğü Büyük Divan'a (Divan-ı Saltanat) bağlı olarak çalışan alt divanlar bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda yer alan divanları ve bu divanların temel görevlerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Divan-ı İstifa
Divan-ı Arz
Divan-ı İşraf
Divan-ı İnşa

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divan-ı İstifa mali işlerle (gelir-gider hesapları), Divan-ı Arz askeri işlerle (ordu ihtiyaçları ve maaşlar), Divan-ı İşraf idari ve mali teftişle (denetim) ve Divan-ı İnşa ise devletin yazışmalarıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Divan-ı İstifa mali işlerle (gelir-gider hesapları), Divan-ı Arz askeri işlerle (ordu ihtiyaçları ve maaşlar), Divan-ı İşraf idari ve mali teftişle (denetim) ve Divan-ı İnşa ise devletin iç/dış yazışmalarıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Divan-ı İstifa teriminin işlevini belirleme.
Bu divan devletin mali işlerinden (istifa/müstevfi) sorumludur, dolayısıyla gelir-gider hesaplarıyla ilgili olan tanım ile eşleşir.
İlk Türk-İslam devletlerinde maliye teşkilatının başındaki divanın Divan-ı İstifa olduğu bilgisini uygulamak.
2
Divan-ı Arz teriminin işlevini belirleme.
Bu divan askeri işlerden ve ordunun ihtiyaçlarından sorumludur, dolayısıyla askeri daire tanımı ile eşleşir.
Arz kelimesinin askeri sunum ve ordu işleriyle ilişkili olduğunu bilmek.
3
Divan-ı İşraf teriminin işlevini belirleme.
Bu divan devletin kurumlarını denetleyen teftiş dairesidir, dolayısıyla denetim tanımı ile eşleşir.
İşraf kelimesinin köken olarak denetleme/gözetleme (müşrif) anlamına geldiğini bilmek.
4
Divan-ı İnşa teriminin işlevini belirleme.
Bu divan iç ve dış yazışmaları yöneten dairedir, dolayısıyla yazışma ve tuğra tanımı ile eşleşir.
İnşa veya Tuğra divanının devletin bürokratik yazışmalarından sorumlu olduğunu bilmek.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam devletlerinde devlet yönetimini sağlayan merkez teşkilatı (divanlar) ve görevleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6574Soru

Türklerin tarih boyunca zamanı bölme ve takvim kullanma pratikleri; yaşadıkları coğrafi değişimler, dini dönüşümler ve ekonomik ihtiyaçlarla şekillenmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen Türk devlet ve topluluklarının takvimsel pratikleri ve kronolojik adımları, geçmişten günümüze doğru (eskiden yeniye) nasıl sıralanmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimsel adımların kronolojik sırası sırasıyla; bozkır kültüründe güneş yılı esaslı ilk sistemin şekillenmesi, İslamiyet'in kabulüyle ay yılı esaslı takvimin benimsenmesi, Büyük Selçuklu mali düzenlemeleri için hazırlanan güneş takvimi, Osmanlı Devleti'nin bütçe açıklarını önlemek amacıyla devreye soktuğu Rumi takvim ve nihayetinde Cumhuriyet Dönemi'nde Batı ile uyum amacıyla kabul edilen Miladi takvim şeklindedir.
Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimlerin kronolojik sıralaması; İslamiyet öncesi dönemde kullanılan güneş yılı esaslı 12 Hayvanlı Türk Takvimi ile başlar. İslamiyet'in kabulünün ardından ay yılı esasına dayanan Hicri Takvim kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra Büyük Selçuklu Devleti'nde mali işleri düzenlemek amacıyla güneş yılı esaslı Celâli Takvimi, Osmanlı Devleti'nde ise yine benzer mali gerekçelerle Rumi Takvim yürürlüğe konmuştur. Son olarak, Cumhuriyet Dönemi'nde batılı devletlerle ekonomik ilişkileri düzenlemek amacıyla Miladi Takvim'e geçilmiştir. Bu tarihsel süreç, bozkır kültüründeki ilk sistemden başlayarak günümüze kadar gelen sırayı tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak İslamiyet öncesi dönemdeki Türk topluluklarının kullandığı güneş yılı esaslı ilk takvim belirlenmelidir.
Avrasya bozkırlarındaki Türk topluluklarının ortak zaman ölçme sistemini şekillendirmesi (12 Hayvanlı Türk Takvimi) ilk adım olarak tespit edilir.
Türklerin tarih boyunca kullandığı ilk takvim sistemi budur.
2
İslamiyet'in kabulüyle birlikte hayatımıza giren ve ay yılı esasına dayanan takvim belirlenmelidir.
Karahanlılar döneminden itibaren toplumsal ve dini hayatta ay yılı esaslı takvim sisteminin resmiyet kazanması seçeneğidir.
İslamiyet'in kabulü 10. yüzyıldan itibaren gerçekleşmiş ve Hicri takvim kullanılmaya başlanmıştır.
3
Büyük Selçuklu Devleti'nde tarımsal faaliyetlerin vergilendirilmesi amacıyla hazırlanan güneş yılı esaslı takvim tespit edilmelidir.
Büyük Selçuklu Devleti'nde tarım vergilerinin toplanması amacıyla hazırlanan yeni takvim seçeneğidir.
Melikşah döneminde (11. yüzyıl sonu) hazırlanan Celâli Takvimi bu dönemde devreye girmiştir.
4
Osmanlı Devleti'nde mali işleri düzenlemek ve bütçe açıklarını engellemek amacıyla oluşturulan takvim tespit edilmelidir.
Osmanlı Devleti'nde bütçe açıklarını önlemek amacıyla mali işlerde güneş yılı esaslı sistemin devreye sokulması seçeneğidir.
Rumi takvim 17. yüzyıldan itibaren Osmanlı maliyesinde uygulanmaya başlanmıştır.
5
Son olarak Cumhuriyet Dönemi'nde yapılan takvim inkılabı tespit edilmelidir.
Yeni kurulan Türk devletinde uluslararası standartlara uyum amacıyla milat başlangıçlı takvimin kabul edilmesi seçeneğidir.
26 Aralık 1925'te kabul edilen Miladi takvim en son adımdır.

Anahtar Kavram

Türk Devletlerinde Takvimlerin Gelişimi ve Kronolojik Sıralaması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6575Soru

Türkiye’de limanların gelişmesinde ve ticaret kapasitelerinin artmasında, limanın art bölgesiyle (hinterland) olan ulaşım imkanları, özellikle de demir yolu bağlantısının bulunması kritik bir öneme sahiptir.

Buna göre;

I. Trabzon
II. Antalya
III. Samsun
IV. Sinop
V. İzmir

limanlarından hangilerinin iç kesimlerle demir yolu bağlantısı vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III ve V

Cevap

Samsun ve İzmir limanları
Samsun ve İzmir limanlarının iç kesimlerle doğrudan demir yolu bağlantısı mevcuttur. Samsun, Canik Dağları'nın yükseltisinin az olması sayesinde iç kesimlere demir yoluyla bağlanabilmiş; İzmir ise dağların kıyıya dik uzanması ve graben ovalarının varlığıyla İç Batı Anadolu'ya kolayca demir yolu bağlantısı kurabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki limanların coğrafi konumlarını ve art bölgelerindeki yer şekillerini değerlendirmek.
Trabzon (Doğu Karadeniz), Antalya (Teke-Taşeli yöresi) ve Sinop (Batı Karadeniz) limanlarının gerisinde yüksek ve engebeli dağ sıraları uzanırken; Samsun (Orta Karadeniz) ve İzmir (Ege graben alanı) bölgelerinde yer şekilleri iç kesimlerle ulaşıma daha elverişlidir.
Dağların kıyıya yakın ve paralel uzanması, kıyı ile iç kesimler arasındaki demir yolu yapım maliyetini aşırı artırarak demir yolu ağının buralara ulaşmasını engellemiştir.
2
Limanların demir yolu ağlarıyla olan bağlantı durumlarını belirlemek.
Samsun Limanı (Sivas-Samsun hattı üzerinden) ve İzmir Limanı (Ege içi hatlar üzerinden) demir yolu ağına bağlıdır. Trabzon, Antalya ve Sinop limanlarının ise demir yolu bağlantısı yoktur.
Samsun'da dağların geride ve alçak olması, İzmir'de ise dağların kıyıya dik uzanması demir yolu bağlantısını kolaylaştırmıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Ulaşım Ağlarının Dağılışını Etkileyen Faktörler ve Liman Hinterland İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6576Soru

Bir yerleşmenin kent kimliği kazanmasında ve sınırlarının ötesinde bir çekim merkezi hâline gelmesinde üstlendiği ekonomik, sosyal ya da siyasi faaliyetler belirleyici olmaktadır. Şehirlerin sahip olduğu bu baskın faaliyetler (fonksiyonlar), onların dünya genelindeki etki alanlarının genişliğini doğrudan şekillendirir.

Buna göre kentlerin fonksiyonel yapıları ile etki alanlarının coğrafi sınırları arasındaki ilişki göz önüne alındığında;

I. Rotterdam ve Singapur gibi deniz ticaretine yön veren merkezlerin küresel ölçekte etki yaratmasında, geniş hinterlanda sahip olmaları ve uluslararası deniz yolu taşımacılığı rotaları üzerinde yer almaları temel etkendir.
II. Vatikan ve Mekke gibi inanç merkezlerinin küresel etki alanına sahip olması, bu kentlerin demografik büyüklükleri ve modern sanayi tesislerine ev sahipliği yapmalarıyla açıklanmaktadır.
III. Ruhr Bölgesi'nde yer alan Essen gibi sanayi kentlerinin etki alanı yerel ve bölgesel sınırları aşsa da bu kentlerin küresel karar alma mekanizmaları üzerindeki etkisi, New York ve Londra gibi küresel finans merkezlerinin gerisindedir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Rotterdam ve Singapur gibi liman şehirlerinin küresel etkisinde hinterland ve konumun önemini belirten birinci yargı ile sanayi kentlerinin etki alanının finans merkezlerine kıyasla daha sınırlı olduğunu açıklayan üçüncü yargının birlikte yer aldığı seçenektir.
Doğru cevap, liman şehirlerinin küresel etkisinde konum ve hinterlandın önemini belirten birinci yargı ile sanayi şehirleri ile finans merkezlerinin küresel etki derecelerini kıyaslayan üçüncü yargının bir arada bulunduğu seçenektir. Rotterdam ve Singapur gibi şehirler geniş art bölgelerine sahip olmaları ve küresel ticaret rotalarında bulunmaları sayesinde küresel etki kazanmıştır. Ruhr Bölgesi'ndeki Essen gibi sanayi kentleri ise tarım kentlerine göre daha geniş bir etkiye sahip olsa da küresel finans merkezleri olan New York veya Londra kadar küresel karar mekanizmalarını yönlendiremez.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yargı analiz edilir.
Rotterdam ve Singapur küresel ticaret yollarında yer alan, hinterlandı (art bölgesi) son derece geniş liman şehirleridir. Bu durum onlara küresel ölçekte etki kazandırır, yani birinci yargı doğrudur.
Liman şehirlerinin küresel etki kazanmasındaki temel coğrafi ve ekonomik faktörleri doğrulamak için.
2
İkinci yargı analiz edilir.
Mekke ve Vatikan gibi dini şehirlerin etki alanının küresel olması, bu şehirlerin nüfusunun çok kalabalık olmasından ya da büyük sanayi tesislerine sahip olmasından kaynaklanmaz; hitap ettikleri dini inanç sistemlerinin küresel yaygınlığından kaynaklanır. Dolayısıyla ikinci yargı yanlıştır.
Nüfus büyüklüğü ile fonksiyonel etki arasındaki ilişkiyi doğru analiz etmek ve yaygın bir kavram yanılgısını elemektir.
3
Üçüncü yargı analiz edilir.
Essen gibi sanayi devrimiyle ön plana çıkmış şehirler bölgesel/küresel etkiye sahip olsa da küresel borsa, bankacılık ve karar alma mekanizmalarını elinde bulunduran New York, Londra, Tokyo gibi finans şehirlerinin küresel etki gücü çok daha fazladır. Dolayısıyla üçüncü yargı doğrudur.
Farklı şehir fonksiyonlarının küresel ölçekteki etki derecelerini ve hiyerarşisini doğru kıyaslamaktır.
4
Sonuç sentezlenir.
Doğru yargıların I ve III olduğu belirlenir.
Seçenekler arasından doğru kombinasyonu içeren seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri (liman, sanayi, din, finans vb.) ile bu fonksiyonların belirlediği küresel-bölgesel etki alanları arasındaki ilişkiler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6577Soru

Bir höyükte yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında iki farklı kültür katman�� tespit edilmiştir:

* Alt Katman (Kalkolitik Dönem): Bakır süs eşyaları, obsidyen ok uçları, el yapımı seramik kaplar ve kömürleşmiş tohum kalıntıları.
* Üst Katman (Hitit Dönemi): Çivi yazılı kil tabletler, kraliyet mühürleri, devletler arası antlaşma metinleri ve bronz savaş aletleri.

Bu kazı alanında elde edilen buluntuların değerlendirilme süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst katmanda bulunan resmi antlaşma metinlerinin ve mühürlerin devletler arası ilişkiler ile bürokratik yapı yönünden incelenmesinde diplomatik biliminden yararlanılır.

Cevap

Üst katmanda bulunan resmi antlaşma metinlerinin ve mühürlerin devletler arası ilişkiler ile bürokratik yapı yönünden incelenmesinde diplomatik biliminden yararlanılması doğrudur.
Üst katmanda bulunan resmi antlaşma metinleri ve mühürler resmi devlet belgeleridir. Hitit Dönemi yazılı bir dönemdir. Resmi belgeleri, antlaşmaları ve mühürleri inceleyen bilim dalı diplomatik (belge bilimi) olduğu için bu ifade kesinlikle doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür katmanlarının yazılı döneme ait olup olmadığını belirlemek.
Alt katman Kalkolitik Dönem'e ait olup yazısız (tarih öncesi) dönemi temsil eder. Üst katman ise Hitit Dönemi'ne ait olup yazılı (tarihi) dönemi temsil eder.
Yazılı kaynak inceleyen yardımcı bilim dallarının (paleografya, diplomatik, epigrafi) sadece yazının bulunduğu katmanlarda kullanılabileceğini unutmamak gerekir.
2
Buluntuların türü ile yardımcı bilim dallarını eşleştirmek.
Üst katmandaki resmi antlaşma metinleri ve mühürler gibi belgelerin incelenmesinde diplomatik (belge bilimi) kullanılır. Alt katmandaki yazısız buluntular için paleografya, epigrafi veya nümismatik kullanılamaz.
Tarihi belgelerin yapısal ve hukuki analizini yapan bilim dalının diplomatik olduğunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Tarih öncesi dönemlerin incelenmesinde yazılı kaynakları inceleyen yardımcı bilim dallarından yararlanılayacağı kuralı ve bilim dallarının doğru dönem/buluntu ile ilişkilendirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6578Soru

Osmanlı Devleti'nde 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile din ve mezhep farkı gözetilmeksizin tüm Osmanlı tebaasının hakları güvence altına alınmaya çalışılmış; 1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı ile de gayrimüslim tebaaya yeni haklar verilerek Müslümanlar ile tam bir eşitlik sağlanması hedeflenmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Islahat Fermanı ile gayrimüslim tebaaya sağlanan yeni haklar veya kolaylıklar arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Can, mal, namus güvenliğinin devlet güvencesi altına alınması

Cevap

Can, mal, namus güvenliğinin devlet güvencesi altına alınması
Can, mal ve namus güvenliğinin devlet güvencesine alınması hükmü, 1839 Tanzimat Fermanı ile herhangi bir din ayrımı gözetilmeksizin tüm Osmanlı vatandaşlarına tanınmıştır. Bu nedenle bu hak, 1856 Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere sağlanan yeni bir hak veya kolaylık olarak nitelendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'nın kapsamını analiz etme
Tanzimat Fermanı'nın (1839) en temel maddelerinden biri, tüm Osmanlı vatandaşlarının (Müslüman ve gayrimüslim ayrımı olmaksızın) can, mal, namus ve ırz güvenliğinin kanun güvencesine alınmasıdır.
Soruda istenen hakların hangi ferman ile kime tanındığını ayırt etmek.
2
Islahat Fermanı'nın gayrimüslim tebaaya getirdiği yenilikleri inceleme
Islahat Fermanı (1856), gayrimüslimlere devlet memuru olabilme, il meclislerine girebilme, kendi okullarını açabilme ve nakdi bedel karşılığında askerlik yapmama (bedel-i askeri) gibi yeni ve özel haklar sağlamıştır.
Şıklarda verilen diğer hakların Islahat Fermanı'na ait olup olmadığını belirlemek.
3
Seçenekleri karşılaştırarak doğru seçeneği belirleme
Can, mal ve namus güvenliğinin devlet güvencesine alınması Tanzimat Fermanı ile halihazırda tanınmış genel bir haktır. Dolayısıyla Islahat Fermanı ile ilk kez getirilmiş yeni bir hak değildir.
Tanzimat ve Islahat fermanları arasındaki hak kapsamı farkını ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanları arasındaki kapsam ve hak farklılıkları
Soru 6579Soru

İlk Türk devletlerinde ölen kişilerin değerli eşyalarıyla birlikte "kurgan" adı verilen mezarlara gömülmesi ve bu mezarların etrafına ölen kişinin hayattayken öldürdüğü düşman sayısı kadar "balbal" adı verilen taş heykelciklerin dikilmesi yaygın bir uygulamadır.

Bu durum, ilk Türk devletlerinde aşağıdakilerden hangisinin varlığına doğrudan kanıt oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ölümden sonraki yaşam (ahiret) inancının

Cevap

Ölümden sonraki yaşam (ahiret) inancının
Mezarlara değerli eşyaların konulması ve mezar başına dikilen balbalların ölen kişiye öbür dünyada hizmet edeceğine inanılması, Türklerde ölümden sonra da bir hayatın devam ettiği inancının (ahiret inancı) var olduğunu doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen kurgan (mezarlara eşya gömülmesi) ve balbal (mezar taşı heykelcikleri) kavramlarının dinsel işlevlerini analiz etmek.
Eşyaların mezara konulması, ölen kişinin öbür dünyada bu eşyaları kullanacağı inancına; balbal dikilmesi ise öldürülen düşmanların öbür dünyada hizmetçi olacağı inancına dayanır.
Bu kavramların doğrudan ölümden sonraki hayat inancı ile ilişkili olduğunu saptamak.
2
Seçenekleri inceleyerek elde edilen bu dinsel sonucun hangi seçenekte doğrudan ifade edildiğini belirlemek.
Ölümden sonraki yaşam (ahiret) inancının varlığı sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

İlk Türk devletlerinde ahiret inancı, kurgan ve balbal kültürü.
Tahmini Süre:45s
Soru 6580Soru

Konya Ovası Projesi (KOP), Türkiye'nin önemli sulama ve bölgesel kalkınma projelerinden biridir. Başlangıçta tarımsal sulama odaklı bir proje olarak tasarlanmış olsa da günümüzde sürdürülebilir çevre ve çok sektörlü ekonomik kalkınmayı hedefleyen kapsamlı bir yapıya bürünmüştür.

Buna göre, KOP'un uygulandığı bölgenin coğrafi ve ekonomik özellikleri dikkate alındığında;

I. Göksu Havzası'ndaki suların Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Havzası'na aktarılarak sulanabilir tarım alanlarının artırılması,
II. Havzadaki yeraltı su seviyesinin korunması amacıyla su tüketimi fazla olan tarım ürünlerinin ekim alanlarının sınırlandırılması,
III. Bölgedeki linyit ve taş kömürü yataklarının modernize edilerek demir-çelik sanayisiyle olan entegrasyonunun güçlendirilmesi

faaliyetlerinden hangileri bu projenin temel amaç ve stratejileri arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Göksu Nehri'nden Mavi Tünel ile su taşınması tarımsal üretimi artırma amacına yöneliktir. Aynı zamanda havza içindeki doğal su dengesini korumak için su tüketimi yüksek ürünlerin ekiminin azaltılması projenin çevre dostu planlama ilkeleriyle uyuşmaktadır. Bu sebeple ilk iki ifadeyi içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
KOP sulama hedeflerinin değerlendirilmesi
Göksu Nehri'nin sularını Mavi Tünel projesiyle Konya Havzası'na bağlamak projenin ana sulama ayağını oluşturur. Birinci öncül doğrudur.
Konya Havzası'ndaki yağış yetersizliğini dış kaynaklı su aktarımı ile aşmak projenin kurucu hedeflerindendir.
2
Tarımsal sürdürülebilirlik ve su kaynakları ilişkisinin incelenmesi
Yeraltı sularının aşırı çekilmesi obruk oluşumuna ve kuraklığa yol açtığı için su tüketen (şeker pancarı, yonca vb.) tarım ürünlerinin ekiminin sınırlandırılması hedeflenir. İkinci öncül doğrudur.
Sadece su getirmek yetmez, havza içi su tüketimini de dengelemek projenin sürdürülebilirlik ilkesinin bir gereğidir.
3
Sanayi ve madencilik hedeflerinin eşleştirilmesi
Taş kömürü ve demir-çelik sanayisinin geliştirilmesi Zonguldak-Bartın-Karabük (ZBK) Projesi'nin konusudur. Üçüncü öncül yanlıştır.
KOP'un sanayi stratejileri daha çok tarıma dayalı sanayi, imalat sanayisi ve turizm üzerine kuruludur, taş kömürüne dayalı ağır sanayi barındırmaz.

Anahtar Kavram

KOP (Konya Ovası Projesi) Amaçları ve Özellikleri
ÖncekiSayfa 329 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin