Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6581Soru

Avrupa ve Orta Asya'da faaliyet gösteren Türk devlet ve topluluklarının tarih sahnesine çıktıkları dönemler ve yaşadıkları önemli gelişmeler göz önüne alındığında, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Verilen tarihi olayların kronolojik olarak eskiden yeniye doğru doğru sıralaması; Avarların İstanbul'u kuşatması (626), Hazarların İslam ordularını Belencer Savaşı'nda durdurması (652), Peçeneklerin Malazgirt Savaşı'nda Selçuklu safına geçmesi (1071) ve Kıpçakların Moğol baskısıyla Macaristan'a göç etmesi (XIII. yüzyıl) şeklinde olmalıdır.
Kronolojik sıralama incelendiğinde; Avarların İstanbul'u kuşatması 626 yılında gerçekleşen en erken olaydır. Ardından 652 yılındaki Hazarlar ile İslam orduları arasındaki Belencer Savaşı gelir. Peçeneklerin Malazgirt Savaşı'nda Selçuklu tarafına geçmesi 1071 yılındadır. Kıpçakların Moğol baskısı ile Macaristan'a göç etmesi ise 1239 civarında gerçekleşen en geç olaydır. Bu nedenle doğru sıralama Avarların kuşatması, Hazarların Belencer Savaşı, Peçeneklerin saf değiştirmesi ve Kıpçakların göçü şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Avarların İstanbul'u kuşatma dönemini belirleme
Avarlar, Sasaniler ile birlikte 626 yılında İstanbul'u kuşatmıştır (VII. yüzyıl başı).
Sıralamadaki en eski olayı tespit etmek amacıyla ilk olarak Avarların bu faaliyetinin tarihi saptanmalıdır.
2
Hazarların Belencer Savaşı dönemini belirleme
Hazarlar, Hz. Osman döneminde (652 yılında) Belencer Savaşı ile İslam ordularını durdurmuştur (VII. yüzyıl ortası).
Avar kuşatmasından sonraki dönemde gerçekleşen Hazar-Arap mücadelelerinin zaman dilimini belirlemek gerekir.
3
Peçeneklerin Malazgirt Savaşı'ndaki rolünün dönemini belirleme
Peçeneklerin Büyük Selçuklu safına geçerek savaşın kaderini değiştirmesi 1071 yılında gerçekleşmiştir (XI. yüzyıl sonu).
Bizans ordusunda görev alan Türk topluluklarının faaliyet gösterdiği Malazgirt Savaşı'nın tarihi belirlenmelidir.
4
Kıpçakların Moğol baskısıyla göç etme dönemini belirleme
Kıpçakların Doğu Avrupa ve Macaristan'a göçü XIII. yüzyıldaki Moğol yayılmasıyla (1239 civarı) ilgilidir (XIII. yüzyıl).
Moğol istilasının Karadeniz'in kuzeyindeki ve Doğu Avrupa'daki Türk toplulukları üzerindeki etkisinin tarihsel dönemini saptamak gerekir.
5
Elde edilen tarihleri kronolojik sıraya koyma
Olayların sırası 626 -> 652 -> 1071 -> 1239 şeklindedir.
Eskiden yeniye doğru yapılan sıralama ile nihai kronolojik sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

İlk ve Orta Çağlarda Avrupa ile Orta Asya'da faaliyet gösteren Türk devlet ve topluluklarının siyasi tarih kronolojisi
Soru 6582Soru

Karahanlılar, Gazneliler ve Büyük Selçuklular gibi ilk Türk-İslam devletlerinde saray teşkilatı, devletin yönetim merkezi olmasının yanı sıra hükümdarın özel yaşam alanıydı. Aşağıdaki saray görevlilerini, üstlendikleri temel sorumluluklar ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hacibü'l-Hüccab
Candar
Camedar
Alemdar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hacibü'l-Hüccab saray protokolünü düzenler; Candar saray güvenliğini sağlar; Camedar hükümdarın elbiselerinden sorumludur; Alemdar ise bayrak ve sancağı taşır.
Hacibü'l-Hüccab, hükümdar ile halk, divan üyeleri ve elçiler arasındaki ilişkileri düzenleyerek saray protokolünü yöneten kişidir. Candar, sarayın ve hükümdarın güvenliğini sağlamakla görevli muhafızdır. Camedar, hükümdarın giysilerini hazırlayan ve koruyan görevlidir. Alemdar ise törenlerde ve savaşlarda devletin sembolü olan bayrak ve sancağı taşımaktan sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hacibü'l-Hüccab teriminin tanımını belirleme
Hükümdar ile dış dünya ve divan arasındaki protokolü sağlayan görevli olarak eşleştirilir.
Hacip, kelime anlamıyla aracı olan demektir; sarayda elçiler ve halkla ilişkileri yürüten en üst düzey görevlidir.
2
Candar teriminin görevini belirleme
Saray güvenliği ve muhafızlıktan sorumlu görevli olarak eşleştirilir.
Candar, hükümdarın canını koruyan muhafız birliğinin komutanıdır.
3
Camedar teriminin işlevini bulma
Hükümdarın giysilerinden sorumlu görevli olarak eşleştirilir.
Camedar, hükümdarın giyim kuşam işlerini idare eder.
4
Alemdar teriminin anlamını çıkarma
Devletin bayrak ve sancağını taşımakla yükümlü görevli olarak eşleştirilir.
Alemdar, devletin bağımsızlık sembollerini taşıma onuruna sahip kişidir.

Anahtar Kavram

İlk Türk-İslam Devletlerinde Saray Teşkilatı
Soru 6583Soru

Atatürk'ün cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda milli egemenliğin kurulması ve halk iradesinin yönetime tam olarak yansıması amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda atılan demokratikleşme adımlarının doğru kronolojik sıralaması: Türkiye Büy��k Millet Meclisinin açılması (1920), Saltanatın kaldırılması (1922), Cumhuriyet'in ilan edilmesi (1923) ve Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1934) şeklindedir.
Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda atılan adımların kronolojik sırası incelendiğinde; ilk olarak 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış, ardından 1922'de Saltanat kaldırılmış, 1923'te Cumhuriyet ilan edilmiş ve son olarak 1934'te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal egemenliğin kurumsal temsilcisi olan ilk meclisin açılış tarihinin belirlenmesi
Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması (23 Nisan 1920)
Halk iradesinin temsil edildiği parlamentonun açılması, cumhuriyet yolundaki ilk ve en temel adımdır.
2
Kişisel ve monarşik egemenliğe son veren ilk yasal düzenlemenin belirlenmesi
Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922)
Lozan Antlaşması öncesinde çift başlılığı gidermek ve millet egemenliğini pekiştirmek için saltanat kaldırılmıştır.
3
Yeni devlet rejiminin resmen ilan edildiği adımın belirlenmesi
Cumhuriyet'in ilan edilmesi (29 Ekim 1923)
Devlet başkanlığı sorununun çözülmesi ve devlet rejiminin netleşmesi amacıyla cumhuriyet ilan edilmiştir.
4
Milli iradenin temsil kapsamının kadınları da içine alacak şekilde genişletildiği son adımın belirlenmesi
Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (5 Aralık 1934)
Halkın tüm kesimlerinin yönetime katılabilmesiyle cumhuriyetçilik ve halkçılık ilkeleri tam anlamıyla uygulanmıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda millî egemenliğin gelişim aşamaları
Soru 6584Soru

"Benim amacım; geçmişte ne olduğunu sadece aktarmak değil, geleceğin devlet adamlarına ve komutanlarına askeri ve siyasi kararlarında rehberlik edecek dersler sunmaktır. Bu nedenle eserimde kahramanların erdemlerini ön plana çıkardım ki okuyanlar onlardan feyzalsın, yapılan büyük hataları da gösterdim ki aynı yanlışlara tekrar düşülmesin."

Buna göre, açıklamayı yapan tarihçinin benimsediği tarih yazıcılığı türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öğretici (Pragmatik) tarih yazıcılığı

Cevap

Öğretici (Pragmatik) tarih yazıcılığı
Öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığı, tarihsel olaylardan ders çıkararak toplumun ahlak ve karakter yapısını geliştirmeyi, okuyucuya milli ve manevi duygular aşılamayı hedefler. Metindeki 'rehberlik etmek', 'dersler sunmak' ve 'hatalardan kaçınmak' vurguları bu yazım tarzının en belirgin nitelikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadelerin analiz edilmesi
Metinde geçen 'dersler sunmak', 'rehberlik etmek', 'kahramanların erdemlerini öne çıkarmak' ve 'yanlışlara düşmemek' ifadeleri belirlendi.
Tarihçinin amacını ve yöntemsel yaklaşımını ortaya koymak için metnin odak noktası tespit edilmelidir.
2
Tarih yazıcılığı türlerinin tanımlarıyla karşılaştırma yapılması
Tarih yazımında ahlaki ders vermeyi, topluma fayda sağlamayı ve kahramanlıkları örnek göstermeyi ilke edinen türün öğretici (pragmatik) tarih yazıcılığı olduğu belirlendi.
Öncüldeki niteliklerin hangi tarih yazımı ekolüne ait olduğunu saptamak için kavramsal bilgi kullanılır.

Anahtar Kavram

Öğretici (Pragmatik) Tarih Yazıcılığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6585Soru

Zonguldak-Bartın-Karabük (ZBK) Bölgesel Kalkınma Projesi, kömür dışı sektörlerin geliştirilmesi, sanayinin modernizasyonu ve bölgedeki ekonomik yapının çeşitlendirilmesini amaçlamaktadır.

Buna göre;

I. Ereğli ve Karabük'teki demir-çelik işletmelerinde teknolojik yenilenmeye gidilerek verimliliğin artırılması,
II. Tarımsal verimliliği artırmak amacıyla geniş alanlarda sulama kanalları inşa edilerek entansif tarım faaliyetlerinin temel ekonomik sektör hâline getirilmesi,
III. Filyos Projesi kapsamında kurulacak liman ve organize sanayi bölgeleri ile bölgenin dış ticaret ve lojistik potansiyelinin geliştirilmesi

hedeflerinden hangileri ZBK projesinin kapsamı ve bölgenin coğrafi koşulları ile uyuşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüllerde yer alan demir-çelik sanayisinin modernizasyonu ve Filyos Projesi kapsamındaki liman ile sanayi yatırımları, ZBK Projesi'nin doğrudan temel hedefleri aras��ndadır.
Zonguldak-Bartın-Karabük (ZBK) Projesi'nin temel hedefleri arasında Ereğli ve Karabük'teki demir-çelik tesislerinin modernizasyonu ile Filyos Projesi kapsamındaki liman ve sanayi yatırımlarının gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bölgenin dağlık topoğrafyası ve nemli Karadeniz iklimi nedeniyle, GAP veya KOP'ta olduğu gibi geniş çaplı sulama kanalları inşası ve tarımın temel sektör yapılması gibi bir hedef söz konusu değildir. Bu nedenle birinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Zonguldak-Bartın-Karabük (ZBK) Projesi'nin temel amaçları ve coğrafi arka planı belirlenir.
ZBK projesinin sanayi odaklı yapıyı çeşitlendirmek, demir-çelik sanayisini modernize etmek ve dış ticaret altyapısını güçlendirmek istediği saptanır.
Öncüllerin projenin amaçları ve bölge coğrafyası ile uyumunu test etmek için bu bilgi gereklidir.
2
Öncüller tek tek analiz edilerek bölgenin coğrafi ve ekonomik koşullarıyla karşılaştırılır.
Birinci öncüldeki sanayi modernizasyonu ve üçüncü öncüldeki Filyos yatırımları projenin asli hedeflerindendir. Ancak ikinci öncülde geçen geniş sulama kanalları yapılması ve tarımın temel sektör hâline getirilmesi hedefleri, bölgenin engebeli topoğrafyası ve zaten yağışlı olan iklim özellikleri ile uyuşmamaktadır.
Soruda istenen 'ZBK projesinin kapsamı ve bölgenin coğrafi koşulları ile uyuşan' hedefleri doğru tespit etmek için bu analiz yapılır.
3
Doğru öncüller bir araya getirilerek sonuca ulaşılır.
Birinci ve üçüncü öncüllerin doğru olduğu, ikinci öncülün ise yanlış olduğu belirlenerek doğru seçeneğe varılır.
Seçenekler arasından doğru eşleşmeyi bulmak için son adım tamamlanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Bölgesel Kalkınma Projeleri ve ZBK Projesi Hedefleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6586Soru

Dünya Meteoroloji Örgütüne (WMO) göre, bir bölgede günlük maksimum sıcaklıkların, uzun yıllar ortalamasının 5C5^\circ\text{C} ve daha fazla üzerinde, ardışık en az 5 gün boyunca devam etmesi durumuna "sıcak hava dalgası" (ekstrem yüksek sıcaklık) adı verilir.

Aşağıdaki tabloda, Akdeniz kıyısında yer alan bir merkezin temmuz ayındaki uzun yıllar günlük maksimum sıcaklık ortalaması ile bu merkeze ait bir haftalık sıcaklık ölçüm değerleri verilmiştir:

* Temmuz Ayı Uzun Yıllar Günlük Maksimum Sıcaklık Ortalaması: 30C30^\circ\text{C}

GünlerÖlçülen Sıcaklık (C^\circ\text{C})
Pazartesi3333
Salı3636
Çarşamba3737
Perşembe3636
Cuma3535
Cumartesi3636
Pazar3434

Tablodaki veriler dikkate alındığında, bu merkezde yaşanan meteorolojik ekstrem olay ve etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferdeki bu ani ve ekstrem sıcaklık artışı, yer kabuğunun altındaki magma tabakasını genleştirerek tektonik depremleri tetiklemiştir.

Cevap

Atmosferdeki bu ani ve ekstrem sıcaklık artışının tektonik depremleri tetiklediğini öne süren ifade yanlıştır, çünkü depremler jeolojik kökenli olaylardır.
Söylenemeyecek olan ve dolayısıyla doğru cevap olan ifade, ekstrem sıcaklık artışının tektonik depremleri tetiklediğini iddia eden seçenektir. Depremler tamamen yer kabuğunun altındaki iç kuvvetlere (tektonik süreçlere) bağlı olarak gelişen jeolojik kökenli olaylardır ve atmosferik sıcaklık değişimleri ile hiçbir ilişkisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) sıcak hava dalgası tanımına göre verileri analiz etmek.
Merkezde temmuz ayı uzun yıllar ortalaması 30C30^\circ\text{C} olup, sıcak hava dalgası eşiği 35C35^\circ\text{C}'dir (30+530 + 5). Salı gününden cumartesi gününe kadar ardışık 5 gün boyunca ölçülen sıcaklıklar bu eşik değerdedir veya üzerindedir (36,37,36,35,3636, 37, 36, 35, 36). Dolayısıyla bu dönemde meteorolojik kökenli bir sıcak hava dalgası yaşanmıştır.
Meteorolojik ekstrem olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini ve sınırlarını tespit etmek.
2
Ekstrem sıcaklıkların çevre ve beşeri sistemler üzerindeki etkilerini değerlendirmek.
Sıcaklık ve buharlaşma artışının baraj seviyelerini düşürmesi, klimaların elektrik tüketimini artırması ve kuruyan otların orman yangını riskini yükseltmesi coğrafi açıdan bilimsel olarak doğru ve beklenen durumlardır.
Meteorolojik ekstremlerin çevreye ve insan faaliyetlerine etkilerini doğrulamak.
3
Jeolojik kökenli afetler ile meteorolojik olayların ilişkisini incelemek.
Depremler, yer kabuğunun altındaki levha hareketleri ve fay hatlarındaki gerilmeler sonucu oluşan jeolojik olaylardır. Atmosferik sıcaklık veya basınç değişimlerinin magma tabakasını etkilemesi veya fay hatlarını tetiklemesi fiziksel olarak imkansızdır.
Ekstrem doğa olaylarının köken farkını ve tetikleyici mekanizmalarını ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Meteorolojik kökenli ekstrem sıcaklıklar (sıcak hava dalgaları) ve bunların jeolojik kökenli olaylardan farkı
Soru 6587Soru

Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin açık denizlere ve küresel pazarlara ulaşabilmesi, coğrafi olarak yalnızca İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçişe bağlıdır. Bu durum, Türkiye'ye uluslararası alanda stratejik bir denetim gücü ve jeopolitik üstünlük sağlamaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin boğazlar üzerindeki bu jeopolitik gücünün hukuki altyapısını oluşturan ve uluslararası ilişkilere göre şekillenen dinamik unsuru ile boğazların fiziki coğrafyasına dayanan statik unsuru aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinamik Unsur: Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümleri / Statik Unsur: Boğazların Karadeniz'i sıcak denizlere bağlayan tek doğal su yolu olması

Cevap

Dinamik unsur olarak uluslararası hukuk ve siyasi anlaşmaları temsil eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümleri, statik unsur olarak ise milyonlarca yıldır değişmeyen ve fiziki coğrafyanın bir parçası olan Boğazların Karadeniz'i sıcak denizlere bağlayan tek doğal su yolu olması seçeneğidir.
Doğru eşleştirmede dinamik unsur olarak uluslararası hukuk ve siyasi anlaşmaları temsil eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi, statik unsur olarak ise fiziki coğrafyanın değişmeyen bir parçası olan boğazların doğal su yolu olma özelliği yer alır. Sözleşmeler siyasi kararlarla değiştirilebilirken, fiziki su yollarının konumu sabittir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen jeopolitik konum unsurlarını 'dinamik' (zamanla değişebilen, beşeri, siyasi, hukuki) ve 'statik' (değişmeyen, fiziki, coğrafi konum) olarak sınıflandırmak.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi anlaşmalar dinamik; boğazların doğal su yolu olması gibi fiziki özellikler ise statik unsur grubuna dahil edilir.
Sorunun kökünde belirtilen jeopolitik gücün hukuki altyapısı ile coğrafi varlığının niteliğini doğru belirlemek amacıyla bu sınıflandırma yapılır.
2
Seçeneklerde verilen eşleştirmeleri inceleyerek dinamik ve statik unsurların karıştırılmadığı ve Türkiye'nin boğazlar üzerindeki jeopolitik konumuyla doğrudan ilgili olan şıkkı aramak.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin dinamik, boğazların doğal geçiş yolu olmasının ise statik olarak doğru eşleştirildiği şık belirlenir.
Çeldiricilerde yer alan hatalı beşeri/fiziki sınıflandırmaları ve kavram karmaşalarını eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Jeopolitik konumda değişen (dinamik) ve değişmeyen (statik) unsurların ayırt edilmesi.
Soru 6588Soru

Kurtuluş Savaşı'nda kazanılan bir askerî zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanına gönderdiği telgrafta "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz." ifadelerini kullanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu telgrafı gönderdiği ve Batı Cephesi'nde kazanılan bu muharebe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. İnönü Muharebesi

Cevap

II. İnönü Muharebesi
Batı Cephesi'nde kazanılan II. İnönü Muharebesi'nin ardından Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanı İsmet Paşa'ya (İnönü) gönderdiği telgrafta "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz." diyerek bu zaferin ulusal moral ve bağımsızlık inancı üzerindeki etkisini vurgulamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'nın "milletin makus talihini de yendiniz" sözünün hangi tarihi gelişmeyle ilişkili olduğunu belirleme.
Bu telgraf, Batı Cephesi'nde Yunan taarruzunun durdurulduğu ikinci savunma zaferinden sonra çekilmiştir.
Soruda geçen ifadenin ait olduğu tarihsel olayı doğru tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki muharebelerin temel özelliklerini ve Mustafa Kemal Paşa'nın bu muharebelerle özdeşleşen diğer sözlerini karşılaştırma.
I. İnönü ilk zaferdir; Kütahya-Eskişehir yenilgidir; Sakarya'da "Hattı müdafaa...", Büyük Taarruz'da "Ordular, ilk hedefiniz..." sözleri söylenmiştir. Makus talih ifadesi ise II. İnönü Muharebesi'nden sonra İsmet İnönü'ye hitaben söylenmiştir.
Seçenekleri analiz ederek doğru muharebeyi ayırt etmek.

Anahtar Kavram

II. İnönü Muharebesi'nin askerî ve psikolojik sonuçları ile Mustafa Kemal Paşa'nın zafer sonrasındaki tarihî değerlendirmesi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6589Soru

Günümüzde bazı ülkeler, doğum oranlarının aşırı düşük olması ve yaşlı nüfus oranının hızla artması nedeniyle gelecekte ortaya çıkabilecek iş gücü açığını engellemek amacıyla nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar uygulamaktadır. Buna göre, aşağıdaki ülkelerden hangisi günümüzde nüfus artış hızını artırmaya yönelik aktif bir nüfus politikası uygulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Japonya

Cevap

Japonya (doğum oranlarının son derece düşük olması ve yaşlı nüfus oranının yüksekliği sebebiyle nüfus artış hızını artırıcı politikalar uygulayan ülke)
Japonya, sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülke olmasına rağmen dünyada doğum oranlarının en düşük olduğu ülkeler arasındadır. Bu durum, ülkede aktif iş gücü oranının azalmasına ve yaşlı nüfusun artmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla Japonya, bu demografik krizi aşmak amacıyla nüfus artış hızını artırıcı teşvik edici politikalar yürütmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızını artırmayı hedefleyen ülkelerin genel özelliklerini belirlemek.
Bu politikayı uygulayan ülkeler genellikle sanayileşmiş, ekonomik olarak gelişmiş, doğum oranlarının çok düşük olduğu ve yaşlı nüfus oranının yüksek olduğu ülkelerdir.
Soruda bahsedilen yaşlı nüfus ve iş gücü açığı riskinin hangi ülke grubunda görüldüğünü tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen ülkelerin demografik yapılarını ve gelişmişlik düzeylerini analiz etmek.
Japonya gelişmiş ve nüfusu hızla yaşlanan bir ülkedir; diğer ülkeler (Nijerya, Hindistan, Mısır, Endonezya) ise yüksek doğum oranlarına sahip gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerdir.
Uygulanan nüfus politikalarının ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve nüfus dinamikleriyle olan ilişkisini kurarak doğru cevaba ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Dünyadaki Nüfus Politikaları ve Farklı Uygulamalar
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6590Soru

Osmanlı Devleti'nde uygulanan tımar sisteminde dirlik sahibi olan sipahi, kendisine kullanım ve vergi toplama hakkı verilen toprağı satamaz, başkasına devredemez veya vakfedemezdi. Toprağı mazeretsiz olarak üç yıl üst üste boş bırakan sipahinin elinden ise bu toprak geri alınırdı.

Bu uygulamanın temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprağın mülkiyetinin devlete ait olması ve üretimde sürekliliğin hedeflenmesi

Cevap

Toprağın mülkiyetinin devlete ait olması ve üretimde sürekliliğin hedeflenmesi
Tımar sisteminde dirlik sahibinin (sipahi) toprağı satamaması, devredememesi ve vakfedememesi toprağın mülkiyetinin devlete (miri arazi) ait olduğunu kanıtlar. Ayrıca, toprağın boş bırakılması durumunda geri alınması üretimin sürekliliğini sağlamayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sisteminin toprak mülkiyeti yapısının analiz edilmesi
Tımar sisteminde topraklar miri arazi statüsündedir, yani mülkiyeti devlete aittir.
Sipahinin toprağı satamaması, devredememesi ve vakfedememesi mülkiyet hakkının devlette kalmasını sağlamak içindir.
2
Toprağın boş bırakılması durumunda geri alınması kuralının incelenmesi
Üretimde sürekliliğin sağlanması ve tarımsal üretimin aksamaması amaçlanmıştır.
Devletin vergi gelirlerinin ve askeri gücünün (cebelü yetiştirilmesi) korunması üretimde sürekliliğe bağlıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı toprak sisteminde miri arazi yapısı ve tımar sisteminin işleyişi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6591Soru

Kurtuluş Savaşı'nın Batı Cephesi'nde yaşanan Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nde düzenli ordunun geri çekilmek zorunda kalması, TBMM'de büyük tartışmalara ve kritik kararların alınmasına yol açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu muharebelerden sonra yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanarak Güney Cephesi'nin resmen kapatılması

Cevap

Fransa ile Ankara Antlaşması'nın imzalanarak Güney Cephesi'nin resmen kapatılması
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Batı Cephesi'nde Türk ordusunun mağlubiyetiyle sonuçlanan tek savaştır. Bu mağlubiyet sonrasında ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi, meclisin Kayseri'ye taşınması tartışmaları, Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisinin verilmesi ve Tekâlif-i Millîye Emirleri'nin yayımlanması gibi kritik gelişmeler yaşanmıştır. Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması ise daha sonra kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonucunda imzalanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin sonuçlarını analiz etmek
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri düzenli ordunun Batı Cephesi'ndeki tek yenilgisidir. Bu yenilginin ardından ordu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmiş, meclisin Kayseri'ye taşınması tartışılmış, Başkomutanlık Kanunu çıkarılmış ve Tekâlif-i Millîye Emirleri yayımlanmıştır.
Soruda verilen tarihsel sürecin sınırlarını belirlemek ve seçenekleri bu doğrultuda elemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki diplomatik ve siyasi gelişmeleri kronolojik olarak karşılaştırmak
Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla elde edilen askeri başarının diplomatik bir sonucudur. Sakarya Savaşı ise Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nden sonra gerçekleşmiştir.
Yenilgi sonrası yaşanan gelişmeler ile zafer sonrası yaşanan diplomatik gelişmeleri ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin askeri ve siyasi sonuçları ile Sakarya Savaşı'nın diplomatik sonuçları arasındaki farklar.
Soru 6592Soru

Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinde yaşanan en büyük toprak kayıplarından biri 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında gerçekleşmiştir. Bu savaşın ardından imzalanan ve Sırbistan, Karadağ ile Romanya'nın Osmanlı Devleti'nden ayrılarak tamamen bağımsız devletler haline gelmesine yol açan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Berlin Antlaşması

Cevap

Berlin Antlaşması
Doğru yanıt Berlin Antlaşması'dır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında ilk olarak Ayastefanos Antlaşması imzalanmış ancak Avrupalı devletlerin itirazı üzerine bu antlaşma geçersiz sayılarak yerine Berlin Antlaşması (1878) imzalanmıştır. Berlin Antlaşması'nın en önemli maddelerinden biri Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın Osmanlı Devleti'nden tamamen ayrılarak bağımsız devletler haline gelmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki ipuçlarını analiz etme
Soruda 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında imzalanan ve Sırbistan, Karadağ ile Romanya'nın bağımsızlığını sağlayan antlaşma aranmaktadır.
Tarihsel kronoloji ve antlaşmaların içeriğini eşleştirmek için temel verileri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki antlaşmaların tarihsel sonuçlarını değerlendirme
Paris Antlaşması (1856) Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü korumayı amaçlarken, Edirne Antlaşması (1829) Yunanistan'ın bağımsızlığını, Bükreş Antlaşması (1812) Sırp imtiyazlarını, Londra Antlaşması (1913) ise Balkan Savaşları sonrasındaki kayıpları düzenler.
Çeldirici seçeneklerin elenmesi amacıyla her antlaşmanın temel niteliği gözden geçirilir.
3
Doğru antlaşmayı tespit etme
93 Harbi sonrasında imzalanan ve Sırbistan, Karadağ ile Romanya'ya bağımsızlık veren antlaşmanın 1878 tarihli Berlin Antlaşması olduğu belirlenir.
Berlin Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinde Balkanlar'daki egemenlik alanını doğrudan daraltan en kritik antlaşmadır.

Anahtar Kavram

Dağılma Dönemi Antlaşmaları ve Balkan Savaşları Öncesi Toprak Kayıpları
Soru 6593Soru

Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecini hızlandıran ve imparatorluğun Balkanlar'daki egemenliğine büyük darbe vuran en önemli diplomatik gelişmelerden biri 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması'dır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Berlin Antlaşması'nın Osmanlı Devleti üzerindeki doğrudan sonuçlarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak kurulması

Cevap

Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak kurulması
Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak kurulması, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan 1829 Edirne Antlaşması ile gerçekleşmiştir. 1878 Berlin Antlaşması ise bundan yaklaşık yarım asır sonra imzalanmış olup Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığını tescillemiştir. Dolayısıyla Yunanistan'ın bağımsızlığı Berlin Antlaşması'nın doğrudan bir sonucu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Berlin Antlaşması'nın (1878) maddelerini ve sonuçlarını analiz etmek
Antlaşma ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olmuş, Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya verilmiş, Bosna-Hersek yönetimi Avusturya-Macaristan'a bırakılmış ve Doğu Anadolu'da Ermenilere yönelik ıslahat maddesi kabul edilmiştir.
Berlin Antlaşması'nın getirdiği toprak kayıpları ve diplomatik yükümlülükleri saptamak.
2
Yunanistan'ın bağımsızlık sürecini tarihsel olarak incelemek
Yunanistan'ın bağımsızlığı, 1821'de başlayan isyanlar ve 1827 Navarin Baskını gibi süreçlerin ardından 1829 Edirne Antlaşması ile kesinleşmiştir.
Seçeneklerde yer alan Yunanistan'ın bağımsızlığının Berlin Antlaşması ile ilişkisini değerlendirmek.
3
Sonuçları karşılaştırıp doğru cevabı belirlemek
Yunanistan'ın bağımsızlığı 1829 Edirne Antlaşması'na ait olduğundan, Berlin Antlaşması'nın doğrudan bir sonucu değildir.
Soru kökündeki 'doğrudan sonuçlarından biri değildir' ifadesine uygun seçeneği doğrulamak.

Anahtar Kavram

1878 Berlin Antlaşması hükümleri ve Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki toprak kayıpları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6594Soru

I. Balkan Savas¸ı\text{I. Balkan Savaşı} sonucunda imzalanan Londra Antlaşması ile Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını kaybeden Osmanlı Devleti, II. Balkan Savas¸ı\text{II. Balkan Savaşı}'nda Balkan devletlerinin kendi arasındaki mücadeleden yararlanarak Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır. Savaşların ardından imzalanan antlaşmalarda, kaybedilen topraklarda kalan Türklerin mülkiyet, ibadet ve Türkçe eğitim hakları güvence altına alınmıştır.

Buna göre, Balkan Savaşları ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili a��ağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin sınırlarının daralmasına rağmen bölgede kalan soydaşların��n haklarını korumak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunduğu

Cevap

Osmanlı Devleti'nin sınırlarının daralmasına rağmen bölgede kalan soydaşlarının haklarını korumak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunduğu
Metinde ifade edilen antlaşmalarla, kaybedilen topraklarda kalan Türklerin mülkiyet, ibadet ve Türkçe eğitim haklarının güvence altına alınması, Osmanlı Devleti'nin sınırlarının daralmasına rağmen bölgedeki soydaşlarının haklarını korumak amacıyla diplomatik ve hukuki adımlar attığını açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki askeri ve coğrafi gelişmeleri analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin birinci savaşta büyük toprak kaybettiği, ikinci savaşta ise sadece Edirne ve Kırklareli'yi geri alabildiği belirlenir.
Sınırların daraldığı gerçeğini tespit etmek için.
2
İmzalanan antlaşmaların içeriğini ve diplomatik boyutunu değerlendirmek.
İstanbul ve Atina antlaşmalarıyla kaybedilen topraklarda azınlık durumuna düşen Türklerin mülkiyet, din ve eğitim haklarının korunduğu saptanır.
Sınır dışı kalan Türk varlığına yönelik hukuki güvence çabalarını belirlemek için.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak sentezlemek.
Sınırların daralmasına rağmen geride kalan Türklerin haklarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunulduğu yargısına ulaşılır.
Metinden çıkarılabilecek en kapsamlı ve doğru tarihi sonucu saptamak için.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Sonrası Azınlıklar Sorunu ve Osmanlı Diplomasisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6595Soru

Biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışı; fiziki (doğal) faktörler, paleocoğrafya ve beşerî faktörlerin etkisiyle şekillenmektedir. Biyoçeşitliliği etkileyen faktörlerin doğru ayırt edilmesi, ekolojik analizler ve coğrafi süreçlerin anlaşılması açısından büyük önem taşır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi biyoçeşitliliği etkileyen fiziki (doğal) faktörler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeryüzündeki sıcaklık ve yağış koşullarının enleme ve yükseltiye bağlı olarak farklılık göstermesi

Cevap

Yeryüzündeki sıcaklık ve yağış koşullarının enleme ve yükseltiye bağlı olarak farklılık göstermesi seçeneğidir. İklim (sıcaklık ve yağış), biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını belirleyen en temel fiziki faktörlerdendir.
Sıcaklık ve yağış koşullarının enleme ve yükseltiye bağlı olarak değişmesi doğrudan iklim elemanlarıyla ilgilidir. İklim ise biyoçeşitliliği etkileyen en önemli ve temel fiziki (doğal) faktördür.

Adım Adım Çözüm

1
Fiziki (doğal) faktörlerin neler olduğunu belirleyin.
Fiziki faktörler; iklim, yer şekilleri, toprak özellikleri ve kara-deniz dağılışı gibi doğal çevre unsurlarıdır.
Biyoçeşitliliği etkileyen unsurları kategorilere ayırmak için bu bilgiye ihtiyaç duyulur.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri fiziki, beşerî ve paleocoğrafya sınıflarına göre analiz edin.
Sıcaklık ve yağış koşullarının değişimi fiziki; kıtaların kayması paleocoğrafya; ulaşım, nadas ve sanayi kökenli küresel ısınma ise beşerî faktörlerdir.
Fiziki faktör olan doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen fiziki (doğal) faktörler
Tahmini Süre:45s
Soru 6596Soru

Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönem askeri ve sosyo-ekonomik yapısını araşt��ran bir tarihçi, Tımar ve Kapıkulu sistemlerinin özelliklerini karşılaştırırken şu tespitlerde bulunmuştur:

I. Kapıkulu askerleri doğrudan padişaha bağlı merkez ordusunu oluştururken, tımarlı sipahiler taşrada asayişi korumakla yükümlü eyalet askerleridir.
II. Her iki askeri sistemin de temel finansman kaynağı, devlet hazinesinden ödenen düzenli nakit maaşlara dayanmaktadır.
III. Tımar sisteminde sipahiye hizmeti karşılığında tahsis edilen dirlik toprağının mülkiyeti sipahinin şahsına aitken, Kapıkulu sisteminde askerlerin mülk edinme hakları kanunlarla sınırlandırılmıştır.

Bu tespitlerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Yalnız I
Klasik Dönem Osmanlı ordu teşkilatında Kapıkulu askerleri padişaha doğrudan bağlı olan, merkezde görev yapan ve hazineden ulufe adı verilen düzenli nakit maaş alan askerlerdir. Tımarlı sipahiler ise taşrada görevli olup doğrudan hazineden maaş almazlar, kendilerine tahsis edilen dirlik topraklarının vergi gelirleriyle finanse edilirler. Bu doğrultuda birinci tespit doğrudur. İkinci tespitte iddia edilen ortak nakit maaş finansmanı yanlıştır, çünkü tımarlı sipahilerin geçim kaynağı dirliktir. Üçüncü tespitteki toprağın mülkiyetinin sipahiye ait olduğu bilgisi de yanlıştır; Osmanlı toprak hukukunda mülkiyet devlete (miri arazi) aittir, sipahi yalnızca vergi toplar ve asayişi sağlar. Bu durum taşrada feodal yapıların oluşmasını engellemiştir. Dolayısıyla yalnızca birinci öncül doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar ve Kapıkulu sistemlerinin askeri ve idari konumlarını analiz etmek.
Kapıkulu askerlerinin merkezde (İstanbul'da) konuşlandığı ve doğrudan padişaha bağlı olduğu; tımarlı sipahilerin ise taşrada güvenlikten sorumlu eyalet askerleri olduğu doğrulanır. Dolayısıyla birinci tespit doğrudur.
Askeri grupların coğrafi ve hiyerarşik yapılarını ayırt etmek.
2
Sistemlerin ekonomik ve finansal kaynaklarını karşılaştırmak.
Kapıkulu askerlerinin devlet hazinesinden üç ayda bir 'ulufe' adıyla nakit maaş aldığı, tımarlı sipahilerin ise doğrudan hazineden maaş almayıp kendilerine tahsis edilen toprakların vergi gelirleriyle geçindiği belirlenir. Dolayısıyla ikinci tespit yanlıştır.
Merkezi hazine giderleri ile dirlik sistemi arasındaki mali ayrımı kavramak.
3
Tımar sistemindeki hukuki toprak mülkiyetini incelemek.
Tımar sistemine konu olan toprakların mülkiyetinin (rakabesinin) devlete (miri arazi) ait olduğu, sipahinin ise sadece vergi toplama ve denetim yetkisine sahip olduğu tespit edilir. Dolayısıyla üçüncü tespit yanlıştır.
Osmanlı toprak rejiminin özünü ve feodaliteden farkını anlamak.

Anahtar Kavram

Klasik Dönem Osmanlı askeri teşkilatında yer alan Kapıkulu ve Tımar sistemlerinin yapısal, ekonomik ve hukuki yönlerden karşılaştırılması.
Soru 6597Soru

Yeryüzünde biyoçeşitliliğin dağılışında fiziki (iklim, yer şekilleri, toprak), paleocoğrafya (kıtaların kayması, iklim değişiklikleri) ve beşerî (insan faaliyetleri) faktörler belirleyici rol oynar. İnsanlar, mühendislik projeleriyle doğadaki bazı fiziksel engelleri ortadan kaldırarak ekosistemler arası canlı geçişlerine ve tür dağılışının değişmesine neden olabilmektedir.

Buna göre, aşağıda verilen durumlardan hangisi beşerî faaliyetlerin ekosistemler arasındaki doğal sınırları değiştirerek biyoçeşitliliğin dağılışını etkilemesine örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla Kızıldeniz'den Akdeniz'e doğru canlı geçişinin gerçekleşmesi ve Akdeniz'deki tür çeşitliliğinin değişmesi

Cevap

Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla Kızıldeniz'den Akdeniz'e doğru canlı geçişinin gerçekleşmesi ve Akdeniz'deki tür çeşitliliğinin değişmesi
Doğru yanıt olan seçenekte belirtilen Süveyş Kanalı, insanlar tarafından inşa edilmiş yapay bir su yoludur (beşerî faktör). Bu kanalın açılmasıyla Kızıldeniz ve Akdeniz ekosistemleri birbirine bağlanmış, Kızıldeniz'den Akdeniz'e doğru gerçekleşen canlı göçleri Akdeniz'deki tür çeşitliliğini doğrudan etkilemiştir. Bu durum, beşerî faaliyetlerin doğal sınırları aşarak biyoçeşitliliği etkilemesine doğrudan bir örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel yönlendirmenin belirlenmesi.
Soruda beşerî (insan kaynaklı) faaliyetlerin ekosistemler arasındaki doğal sınırları kaldırarak biyoçeşitliliğe yaptı��ı etkiyi bulmamız istenmektedir.
Beşerî faktörler ile fiziki ve paleocoğrafik faktörleri birbirinden ayırt etmek doğru sonuca ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerde sunulan coğrafi olayların etkenlerine göre sınıflandırılması.
Süveyş Kanalı'nın açılması beşerî (yapay kanal) bir etkendir. Levha hareketleri ve buzul dönemleri paleocoğrafya (jeolojik geçmiş) kapsamındadır. Dağ sıraları ve ekvatoral iklim özellikleri ise fiziki (doğal) faktörlerdir.
Her seçeneğin hangi ana faktör grubuna (fiziki, beşerî veya paleocoğrafya) ait olduğunu belirlemek doğru seçeneği netleştirir.
3
Doğru seçeneğin teyit edilmesi.
Süveyş Kanalı insan eliyle yapılmış beşerî bir yapı olup, Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki doğal kara engelini kaldırarak biyoçeşitliliğin yayılışını etkilemiştir. Dolayısıyla doğru yanıt Süveyş Kanalı ile ilgili olan seçenektir.
İnsan müdahalesiyle ekosistemlerin birleşmesi doğrudan beşerî faktörlerin biyoçeşitlilik üzerindeki rolünü kanıtlar.

Anahtar Kavram

Biyoçeşitliliği etkileyen beşerî faktörlerin, fiziki ve paleocoğrafik faktörlerden ayırt edilmesi.

Daha Fazla Pratik

Baraj yapımı veya aşırı avlanma gibi diğer beşerî faktörlerin biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6598Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde ABD liderliğindeki Batı Bloku ile SSCB liderliğindeki Doğu Bloku, kendi içlerindeki askeri ve siyasi bütünlüğü korumak için NATO, Varşova Paktı, Kominform ve Comecon gibi yapılar kurmuşlardır. Ancak her iki blokta da zamanla blok liderlerinin mutlak otoritesine karşı çıkan veya kendi milli çıkarlarını ön plana koyan üye devletler ortaya çıkmıştır.

Bu duruma;

I. Fransa'nın, ABD'nin nükleer tekelini ve askeri vesayetini reddederek 1966 yılında NATO'nun entegre askeri kanadından çekilmesi,
II. Yugoslavya'nın, Moskova'nın tek merkezci ve dayatmacı tarım/ekonomi politikalarına karşı kendi ulusal kalkınma modelini savunması üzerine Kominform'dan ihraç edilmesi,
III. Çin'in, ideolojik farklılıklar ve sınır ihtilafları nedeniyle SSCB ile yollarını ayırarak 1970'lerden itibaren ABD ile ilişkilerini normalleştirme sürecine girmesi

gelişmelerinden hangileri örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Fransa'nın NATO'nun askeri kanadından çekilmesi, Yugoslavya'nın Kominform'dan ihraç edilmesi ve Çin'in SSCB'den koparak ABD ile yakınlaşması gelişmelerinin tamamı blok içi çözülmeleri ve liderlerin mutlak otoritesine başkaldırıyı gösterdiği için her üç öncülü de içeren seçenek doğru cevaptır.
Verilen gelişmelerin tümü (Fransa'nın NATO askeri entegrasyonundan çekilmesi, Yugoslavya'nın Kominform'dan çıkarılması ve Çin'in SSCB ile yollarını ayırması), Soğuk Savaş blok liderlerinin kendi nüfuz alanlarındaki mutlak kontrolü koruyamadıklarını ve blok içi homojenliğin bozulduğunu gösteren temel tarihsel kanıtlardır. Bu doğrultuda her üç öncülün de yer aldığı seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen tarihsel olayların ait oldukları blokları ve blok içi ilişkileri analiz etmek.
Fransa Batı Bloku'nda, Yugoslavya ve Çin ise Doğu Bloku'nda yer alan aktörlerdir.
Olayların iki kutuplu dünya düzenindeki yerini tespit etmek için blok aidiyetlerini bilmek gerekir.
2
Batı Bloku içerisindeki çözülme ve liderliğe itiraz hareketlerini değerlendirmek.
Fransa'nın 1966'da NATO askeri kanadından çıkması, ABD hegemonyasına doğrudan bir itirazdır ve ilk öncülün doğru olduğunu gösterir.
Lider devlet olan ABD'nin askeri vesayetinin sorgulanıp sorgulanmadığını doğrulamak.
3
Doğu Bloku içerisindeki ideolojik ve siyasi bölünmeleri incelemek.
Yugoslavya'nın 1948'de Kominform'dan atılması ve Çin'in SSCB ile sınır çatışması yaşayıp Batı'ya yaklaşması, Doğu Bloku'nun homojen olmadığını gösterir. Bu durum ikinci ve üçüncü öncülleri de doğru kılar.
SSCB'nin blok lideri olarak mutlak hakimiyetinin sınırlarını ve karşılaştığı dirençleri ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi'nde iki kutuplu sistemin iç dinamikleri, blok içi çatlaklar ve lider ülkelere (ABD-SSCB) yönelik bağımsızlık arayışları.
Soru 6599Soru

Aşağıda Klasik Dönem Osmanlı ordu teşkilatına ait bazı kavramlar ve açıklamaları verilmiştir. Bu kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cebelü
Ulufe
Dirlik
Gureba

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cebelü dirlik sahibinin beslediği atlı askerle, Ulufe kapıkulu askerlerinin üç aylık maaşıyla, Dirlik mülkiyeti devlete ait olup geliri hizmete ayrılan toprakla, Gureba ise saltanat sancağını koruyan kapıkulu süvarileriyle eşleşmelidir.
Eşleştirme yapıldığında; Cebelü dirlik sahiplerinin beslediği askerlerle, Ulufe kapıkulunun maaşıyla, Dirlik mülkiyeti devlete ait olan ve vergi geliri hizmet karşılığı verilen toprak birimiyle, Gureba ise saltanat sancağını koruyan kapıkulu süvarileriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Cebelü kavramının Klasik Dönem Osmanlı askeri yapısındaki yerini tespit etmek.
Cebelü'nün, tımar sisteminde dirlik sahipleri tarafından yetiştirilen atlı ve zırhlı eyalet askerleri (sipahi askerleri) olduğu belirlenir.
Tımar sisteminin askeri yükümlülüklerini kavramak için dirlik sahibinin yetiştirdiği temel askeri gücün adını bilmek gerekir.
2
Ulufe teriminin tanımını belirleyerek Kapıkulu sistemiyle ilişkilendirmek.
Ulufenin, hazineden doğrudan maaş alan kapıkulu askerlerine üç ayda bir verilen düzenli maaş olduğu saptanır.
Kapıkulu sisteminin maaşlı yapısı ile tımar sisteminin toprağa dayalı finansman modelini ayırt etmek önemlidir.
3
Dirlik toprak sisteminin mülkiyet ve gelir yapısını analiz etmek.
Dirlik sisteminde toprağın mülkiyetinin devlete ait olduğu, görevliye sadece vergi toplama hakkının verildiği görülür.
Osmanlı toprak rejiminin 'mîrî' karakterini anlayarak toprak mülkiyetinin sipahiye değil devlete ait olduğunu netleştirmek gerekir.
4
Gureba birliğinin Kapıkulu ordusu içindeki görev tanımını bulmak.
Gureba sınıfının, padişahın sancağını koruyan kapıkulu süvarilerinden (Altı Bölük Halkı) biri olduğu anlaşılır.
Merkez ordusunun süvari sınıflarının işlevsel rollerini doğru tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Klasik Dönem Osmanlı askeri ve mali teşkilatlanmasında Tımar (Eyalet) ve Kapıkulu (Merkez) sistemlerinin kavramsal ve kurumsal yapısı.
Soru 6600Soru

Soğuk Savaş Dönemi'nde Doğu ve Batı bloklarının kurumsal yapılarının şekillenmesi ve Türkiye'nin bu süreçteki dış politika adımlarına dair bazı kavramlar ile açıklamaları aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, solda verilen kavramları sağda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kominform
Comecon
NATO
Balkan Paktı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kominform bilgi bürosuyla, Comecon iktisadi kuruluşla, NATO Türkiye'nin de katıldığı askeri ittifakla ve Balkan Paktı ise Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasındaki savunma ittifakıyla eşleşmektedir.
Kominform siyasi ve ideolojik dayanışmayı, Comecon ekonomik yardımlaşmayı, NATO küresel savunma entegrasyonunu ve Balkan Paktı ise bölgesel savunma girişimlerini temsil eder. Bu eşleştirmeler tarihsel gerçeklerle tam olarak örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Bloku'ndaki siyasi koordinasyon örgütünü belirleme.
Kominform kavramı, SSCB liderliğinde komünist partiler arasında siyasi koordinasyon sağlayan bilgi bürosu açıklamasıyla eşleşir.
Kominform, Marshall Planı ve Truman Doktrini'ne karşı Doğu Bloku'nun ilk siyasi-ideolojik tepkisidir.
2
Doğu Bloku'ndaki ekonomik iş birliği örgütünü belirleme.
Comecon kavramı, Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik yardımlaşma ve ticareti koordine eden iktisadi kuruluş açıklamasıyla eşleşir.
Comecon, Doğu Bloku'nun Marshall Planı'na alternatif olarak geliştirdiği ekonomik dayanışma organıdır.
3
Batı Bloku'nun askeri örgütünü ve Türkiye'nin üyeliğini analiz etme.
NATO kavramı, Batı Bloku'nda kolektif savunma amacıyla kurulan ve Türkiye'nin 1952'de üye olduğu askeri ittifak açıklamasıyla eşleşir.
Türkiye, Soğuk Savaş'ta güvenlik kaygılarıyla NATO'ya üye olmak istemiş, Kore Savaşı'na asker göndererek bu süreci başarıyla tamamlamıştır.
4
Bölgesel savunma ittifakını tespit etme.
Balkan Paktı kavramı, Sovyet yayılmacılığına karşı Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında kurulan bölgesel savunma ittifakı açıklamasıyla eşleşir.
Balkan Paktı, Balkanlar'da Sovyet yayılmasına karşı bölgesel savunma hattı oluşturmak amacıyla imzalanmıştır.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi ve Bloklaşmalar
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 330 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin