Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6801Soru

Türkiye'de modern yöntemlerle yapılan besi ve ahır hayvancılığı, geleneksel yöntemlerle yapılan mera hayvancılığına göre doğal koşullardan daha az etkilenir. Bu durum besi ve ahır hayvancılığında verimin iklim dalgalanmalarından bağımsız olmasını sağlar.

Buna göre, besi ve ahır hayvancılığının yaygın olarak yapıldığı bir yörede aşağıdaki durumlardan hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıllık et ve süt üretim miktarlarında iklime bağlı dalgalanmaların az olması

Cevap

Yıllık et ve süt üretim miktarlarında iklime bağlı dalgalanmaların az olması
Besi ve ahır hayvancılığında üretim faaliyetleri kapalı alanlarda, modern yöntemlerle ve kaliteli hazır yemler kullanılarak gerçekleştirilir. Bu durum üretimin dış ortama ve iklim şartlarına olan bağımlılığını en aza indirir. Dolayısıyla, bu yöntemin uygulandığı yörelerde yıllık et ve süt üretim miktarlarında iklime bağlı dalgalanmalar oldukça azdır.

Adım Adım Çözüm

1
Besi ve ahır hayvancılığı ile mera hayvancılığı arasındaki temel farkları belirlemek
Besi ve ahır hayvancılığı kapalı modern tesislerde yemle beslemeye dayanırken, mera hayvancılığı açık alanlarda doğal otlaklara dayanır.
Yöntemlerin üretim tarzını ve doğal koşullara bağımlılığını anlamak için.
2
Doğal koşullardan etkilenme durumunun üretime yansımasını analiz etmek
Besi ve ahır hayvancılığında iklim şartları ne olursa olsun yemleme ve bakım standart olduğu için üretimde yıldan yıla dalgalanma çok az olur.
Soruda istenen beklenen durumu tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Besi ve ahır hayvancılığında üretimin iklim ve doğal koşullardan bağımsız olması
Tahmini Süre:45s
Soru 6802Soru

Aşağıda verilen Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemeye yönelik fikir akımları ile bu akımların temel amaçlarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Osmanlıcılık
İslamcılık
Türkçülük

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Osmanlıcılık fikir akımı tüm Osmanlı vatandaşlarının eşitliğini savunan tanım ile; İslamcılık fikir akımı tüm Müslümanları halifenin etrafında birleştirmeyi amaçlayan tanım ile; Türkçülük fikir akımı ise Türk toplulukları arasında birlik ve dayanışmayı amaçlayan tanım ile eşleşir.
Eşleştirme, fikir akımlarının tarihsel çıkış amaçlarına tam olarak uygundur. Osmanlıcılık tüm Osmanlı vatandaşlarının eşitliğini, İslamcılık halife etrafında Müslüman birliğini, Türkçülük ise Türk topluluklarının birlikteliğini hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlıcılık akımının temel amacını belirleme
Osmanlıcılık, din, dil ve mezhep ayrımı yapmaksızın herkesi eşit kabul eden bir Osmanlı milleti yaratmayı hedefler. Bu durum, tüm Osmanlı vatandaşlarını eşit kabul eden tanım ile uyuşmaktadır.
Fikir akımlarının ayırt edici özelliklerini kavramak doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
İslamcılık akımının temel amacını belirleme
İslamcılık, halifelik makamı etrafında birleşmeyi savunur. Bu durum, dünyadaki tüm Müslümanları halifenin liderliği altında birleştirmeyi hedefleyen tanım ile uyuşmaktadır.
Fikir akımlarının dayandığı temel unsurları ayırt etmek gerekir.
3
Türkçülük akımının temel amacını belirleme
Türkçülük, Türk toplulukları arasında kültürel ve siyasi birliği esas alır. Bu durum, Türk toplulukları arasında birlik ve dayanışma kurarak devleti güçlendirmeyi amaçlayan tanım ile uyuşmaktadır.
Son fikir akımı ve geriye kalan tanım arasındaki ilişkiyi kurarak eşleştirmeyi tamamlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin dağılmasını engellemek amacıyla ortaya atılan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikir akımlarının temel nitelikleri.
Soru 6803Soru

Yeni Türk Devleti’nde, 1923 yılı ekim ayında Ali Fethi (Okyar) Bey’in istifasının ardından yeni bir icra vekilleri heyetinin oluşturulamaması, devlet yönetiminde ciddi bir hükümet krizine yol açmıştır. Tarihe 'Sonbahar Bunalımı' olarak geçen bu durum, meclis hükümeti sisteminin doğasından kaynaklanan tıkanıklıkları gözler önüne sermiştir.

Yaşanan bu hükümet bunalımını çözmek, devlet başkanlığı sorununu netleştirmek ve yürütme organının daha hızlı çalışmasını sağlamak amacıyla atılan adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetin ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyetin ilan edilmesi
Cumhuriyetin ilan edilmesi seçeneği doğrudur. 1923 yılı ekim ayında yaşanan 'Sonbahar Bunalımı' (hükümet krizi), meclis hükümeti sisteminden kaynaklanmaktaydı. Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle birlikte kabine sistemine geçilmiş, cumhurbaşkanı başbakanı atamış ve başbakan da kendi kabinesini oluşturarak meclisin onayına sunmuştur. Bu sayede hükümet krizi çözülmüş ve yürütme organı işlerlik kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sonbahar Bunalımı'nın ortaya çıkı�� nedenini analiz etme
Meclis hükümeti sisteminde bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesinin hükümet kurulmasını zorlaştırdığı ve tıkanıklığa yol açtığı tespit edilir.
Siyasi krizin kaynağını doğru belirlemek, çözümün hangi alanda yapılması gerektiğini anlamayı sağlar.
2
Krizin aşılması için geliştirilen yönetim modeli alternatiflerini değerlendirme
Devlet başkanlığı ve hükümet başkanı makamlarının netleşeceği, başbakanın kabinesini kuracağı 'kabine sistemi' modeline geçilmesine karar verilir.
Yürütme organının hızlı çalışabilmesi için meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçiş zorunludur.
3
Kabine sistemine geçişi ve devlet başkanlığı sorununu resmiyete kavuşturan anayasal değişikliği belirleme
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle kabine sistemine geçilmiş ve hükümet bunalımı kesin olarak çözülmüştür.
Cumhuriyetin ilanı, sadece bir rejim belirleme adımı değil, aynı zamanda yürütme krizini çözen kurumsal bir idari inkılaptır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetin ilanı ile kabine sistemine geçilmesi ve meclis hükümeti sisteminin yol açtığı yürütme krizinin (Sonbahar Bunalımı) çözülmesi.
Soru 6804Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarında sanayiyi teşvik etmek amacıyla çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'na rağmen özel sektörün yeterli sermayeye sahip olamaması üzerine, devlet doğrudan yatırımlara öncelik vererek fabrikalar kurmuştur. Bu doğrultuda 1930'lu yıllarda tekstil sektöründeki yatırımları finanse etmek ve yönetmek amacıyla kurulan, Kayseri ve Ereğli gibi farklı coğrafi bölgelerde dokuma fabrikaları açarak sanayinin ülke geneline dağılmasında rol oynayan kamu kuruluşu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerbank

Cevap

Sümerbank
Sümerbank, 1930'lu yıllarda Türkiye'de devletçi ekonomi politikası kapsamında tekstil başta olmak üzere sanayi yatırımlarını finanse etmek ve fabrikalar kurmak amacıyla kurulan temel kamu kurumudur. Kayseri ve Ereğli gibi Anadolu'nun farklı yerlerinde açtığı dokuma fabrikalarıyla sanayinin ülke geneline dengeli dağılmasında büyük bir coğrafi etki yaratmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen tarihsel dönemi (1930'lu yıllar) ve bu dönemdeki ekonomik koşulları (özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle devletin doğrudan fabrika kurması) analiz etmek.
Bu dönemin devlet öncülüğünde sanayileşmeyi hedefleyen devletçi ekonomi politikası dönemi olduğu belirlenmiştir.
Soruda hedeflenen ekonomik girişimin hangi tarihsel ve politik çerçevede yer aldığını anlamak için bu adım gereklidir.
2
Sanayinin farklı bölgelere yayılması amacıyla Kayseri ve Ereğli gibi alanlarda tekstil (pamuklu dokuma) fabrikaları açan kurumu tespit etmek.
Türkiye'de 1930'larda sanayi yatırımlarını finanse etmek ve doğrudan üretim tesisleri kurup işletmek amacıyla kurulan kurumun Sümerbank olduğu saptanmıştır.
Doğru kurumsal yapının coğrafi sanayi yatırımları ve işlevi üzerinden eşleştirilmesi için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye Ekonomisinde 1930-1950 Dönemi Devletçilik Politikası ve Sümerbank Yatırımları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6805Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u ele geçirerek Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak ve Rusya'ya yardım götürmek amacıyla açtığı Çanakkale Cephesi, Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır.

Buna göre, Çanakkale Cephesi'nde elde edilen zaferin;

I. Rusya'da Çarlık rejiminin yıkılmasına giden süreci hızlandırması,
II. Bulgaristan'ın İttifak Devletleri yanında savaşa girmesiyle Almanya ile Osmanlı Devleti arasında kara bağlantısının kurulması,
III. Osmanlı Devleti'nin kaybettiği toprakları geri kazanmak amacıyla yeni taarruz cepheleri açması

gelişmelerinden hangilerine doğrudan zemin hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Çanakkale Cephesi'nde elde edilen zafer, Rusya'daki Çarlık rejiminin çöküşünü hızlandırmış ve Bulgaristan'ın savaşa İttifak Devletleri safında katılmasına doğrudan ortam hazırlayarak Almanya ile kara bağlantısını kurmuştur. Ancak Osmanlı bu zaferden sonra yeni taarruz cepheleri açmamıştır. Bu nedenle doğru cevap 'I ve II' öncüllerini içeren seçenektir.
Çanakkale Zaferi, Rusya'ya İtilaf Devletleri tarafından askeri ve ekonomik yardım gönderilmesini engellemiş, bu durum Rusya'da ihtilale giden süreci hızlandırarak Çarlık rejiminin yıkılmasına yol açmıştır. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin başarısı üzerine Bulgaristan, İttifak Devletleri'nin yanında savaşa katılmış, böylece Osmanlı Devleti ile Almanya arasında doğrudan kara bağlantısı kurulmuştur. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin amaçlarını ve askeri sonuçlarını analiz edin.
Çanakkale Cephesi, İtilaf Devletleri'nin Rusya'ya yardım ulaştırma ve Osmanlı'yı savaş dışı bırakma hedefleriyle açılmış bir savunma cephesidir.
Soruda istenen doğrudan sonuçları ayırt edebilmek için cephenin niteliğini belirlemek gerekir.
2
Birinci öncülü (Rusya'daki rejim değişikliği) değerlendirin.
İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçemediği için Rusya hak ettiği yardımı alamamış, iç karışıklıklar derinleşerek Çarlık rejimi yıkılmıştır. Bu bilgi doğrudur.
Çanakkale'nin küresel siyasi etkisini saptamak.
3
İkinci öncülü (Bulgaristan'ın savaşa katılımı) değerlendirin.
Osmanlı'nın Çanakkale'deki başarısı üzerine savaşı İttifak Devletleri'nin kazanacağına ikna olan Bulgaristan savaşa katılmış ve müttefikler arası kara bağlantısı sağlanmıştır. Bu bilgi doğrudur.
Cephenin diplomatik haritaya etkisini incelemek.
4
Üçüncü öncülü (yeni taarruz cephelerinin açılması) değerlendirin.
Osmanlı Devleti bu zaferden sonra yeni taarruz cepheleri açmamıştır; taarruz cepheleri olan Kafkas ve Kanal cepheleri daha önce açılmıştır. Bu bilgi yanlıştır.
Çanakkale Cephesi'nin savunma karakterini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin ulusal ve uluslararası askeri, siyasi ve diplomatik sonuçları ile cephenin savunma karakteri.
Soru 6806Soru

Atmosferde en bol bulunan gaz olmasına karşın azot, canlılar d��nyası tarafından hazır bir şekilde doğrudan tüketilemez. Bitkilerin bu elementi topraktan kökleri vasıtasıyla alıp besin zincirine dahil edebilmesi için öncelikle bazı fiziksel ve biyolojik süreçlerin gerçekleşmesi şarttır.

Bu döngü dikkate alındığında, azotun canlılar tarafından kullanımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferik azotun (N2N_2) bitkilerce emilebilecek kimyasal bileşiklere dönüşmesi, havada meydana gelen elektrik deşarjları ile toprakta ve bazı bitki köklerindeki mikroorganizmaların faaliyeti sonucu gerçekleşir.

Cevap

Atmosferik azotun bitkilerce emilebilecek kimyasal bileşiklere dönüşmesi, havada meydana gelen elektrik deşarjları ile toprakta ve bazı bitki köklerindeki mikroorganizmaların faaliyeti sonucu gerçekleşir.
Atmosferdeki serbest azot gazı, elektrik deşarjları (şimşek ve yıldırım) ve baklagillerin köklerinde yaşayan Rhizobium gibi azot bağlayıcı bakteriler vasıtasıyla toprağa bağlanarak nitrat tuzlarına dönüştürülür. Bitkiler de bu nitratı kökleri yardımıyla alıp bünyelerine katar. Dolayısıyla azotun bitkilerce emilebilecek bileşiklere dönüşmesi havada meydana gelen elektrik deşarjları ve köklerdeki mikroorganizmaların faaliyetiyle gerçekleşir ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Azotun atmosferdeki durumunun ve canlılar tarafından doğrudan kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi.
Atmosferdeki serbest azot gazının (N2N_2) canlılar (bitkiler ve hayvanlar) tarafından solunum veya yapraklar yoluyla doğrudan havadan alınamadığı tespit edilir.
Azot döngüsünün temel başlangıç noktasını ve doğrudan kullanım engeli kuralını anlamak.
2
Azotun toprağa bağlanma (fiksasyon) mekanizmalarının incelenmesi.
Havadaki azotun toprağa bağlanmasının kimyasal fiksasyon (şimşek, yıldırım) ve biyolojik fiksasyon (Rhizobium gibi azot bağlayıcı bakteriler) yollarıyla gerçekleştiği belirlenir.
Azotun bitkilerin alabileceği forma (nitrat tuzları) nasıl dönüştüğünü açıklamak.
3
Seçeneklerin değerlendirilmesi ve doğru ifadenin bulunması.
Atmosferik azotun elektrik deşarjları ve köklerdeki mikroorganizmalar vasıtasıyla bitkilerin alabileceği kimyasal bileşiklere dönüştüğünü belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Soruda istenen doğru yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Azotun fiksasyonu (toprağa bağlanması) ve canlılar tarafından dolaylı kullanımı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 6807Soru

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Türk cumhuriyetleri bağımsızlıklarını ilan ederken hem kendi iç dinamikleriyle mücadele etmiş hem de uluslararası alanda yeni diplomatik ve siyasi ortaklıklar kurmaya çalışmışlardır. Bu süreçte cumhuriyetlerin kurucu liderleri ve yürüttükleri politikalar, yeni devletlerin uluslararası sistemle entegrasyonunda belirleyici olmuştur.

Buna göre, SSCB'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri ve bu süreçte yaşanan diplomatik gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk cumhuriyetleri, Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan Minsk Anlaşması'na doğrudan katılarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ilk kurucu üyeleri olmuşlardır.

Cevap

Türk cumhuriyetleri, Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan Minsk Anlaşması'na doğrudan katılarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ilk kurucu üyeleri olmuşlardır ifadesi söylenemez.
Söylenemez olan yargı, Türk cumhuriyetlerinin Minsk Anlaşması'na doğrudan katılarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nun ilk kurucuları olduğunu iddia eden seçenektir. Gerçekte Minsk Anlaşması yalnızca Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanmış; Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Azerbaycan gibi Türk devletleri bu sürece daha sonra 21 Aralık 1991'deki Alma-Ata Protokolü ile kurucu üye sıfatıyla eklemlenmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlık süreçleri ve kurucu liderlerinin politikaları analiz edilir.
Azerbaycan'da Elçibey ve Halk Cephesi'nin, Kazakistan'da Nazarbayev'in nükleer silahsızlanma politikasının, Özbekistan'da Kerimov'un pamuk monokültürünü değiştirme çabalarının tarihsel olarak doğru olduğu teyit edilir.
Tarihsel kişi ve ülke eşleştirmelerinin doğruluğunu denetlemek.
2
Gorbaçov'un dağılmayı engellemek için geliştirdiği diplomatik ve siyasi reform çabaları değerlendirilir.
Yeni Birlik Antlaşması'nın cumhuriyetlerin yetkilerini artırmayı amaçlayan bir dağılmayı önleme projesi olduğu doğrulanır.
Gorbaçov reformlarının amacını ve içeriğini saptamak.
3
Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluş aşamaları kronolojik ve diplomatik olarak incelenir.
8 Aralık 1991 tarihli Minsk Anlaşması'nın yalnızca üç Slav devleti (Rusya, Ukrayna, Belarus) tarafından imzalandığı; Türk cumhuriyetlerinin ise ancak 21 Aralık 1991'deki Alma-Ata Protokolü ile topluluğa dahil olduğu tespit edilir.
Minsk Anlaşması ile Alma-Ata Protokolü arasındaki katılımcı farkını ayırt ederek yanlış olan yargıyı belirlemek.

Anahtar Kavram

Bağımsız Devletler Topluluğu'nun kuruluşu, Minsk Anlaşması ve Alma-Ata Protokolü farkı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6808Soru

Ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturan üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri üzerinde doğal coğrafi faktörlerin doğrudan ya da dolaylı etkileri bulunmaktadır. Farklı bölgelerdeki sıra dışı fiziki koşullar, bu süreçlerin kendine özgü şekillenmesine neden olur.

Buna göre, aşağıda verilen doğal (fiziki) özellikler ile bunların üretim, dağıtım veya tüketim faaliyetleri üzerindeki etkilerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

And Dağları'nın yüksek kesimlerindeki dik yamaçlar ve engebeli topoğrafya
Büyük Sahra Çölü'ndeki şiddetli kuraklık ve su kaynaklarının yetersizliği
Kuzeydoğu Atlantik kıyılarında sıcak ve soğuk su akıntılarının karşılaşması
Doğu Sibirya'da yaygın olan permafrost (donmuş) topraklar ve aşırı soğuk iklim

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

And Dağları engebeli yapısıyla ulaşımı (dağıtım) zorlaştırır; Büyük Sahra'daki kuraklık gıdada dışa bağımlılığı (tüketim) artırır; Kuzeydoğu Atlantik'teki akıntılar balık üretimini artırır; Doğu Sibirya'daki permafrost ise boru hatlarıyla dağıtımı zorlaştırır.
Doğal faktörler ekonomik faaliyetleri doğrudan etkiler. Dağlık engebeli alanlar ulaşımı (dağıtımı) zorlaştırır. Kurak çöl iklimi üretimi sınırlayıp tüketim için ithalat bağımlılığı yaratır. Akıntıların karşılaşma alanları balıkçılıkta üretimi artırır. Donmuş topraklar ise boru hatları ile enerji dağıtımını zorlaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
And Dağları'nın topoğrafik yapısının ekonomik etkilerini analiz etmek.
Engebeli ve dik yamaçların karayolu/demiryolu inşasını engelleyerek sanayi ham maddelerinin ulaştırılmasını (dağıtım) zorlaştırdığı tespit edilir.
Yer şekilleri, dağıtım faaliyetleri üzerindeki en temel sınırlayıcı doğal faktörlerden biridir.
2
Büyük Sahra Çölü'nün iklimsel özelliklerini ve ekonomik yansımalarını incelemek.
Şiddetli kuraklığın tarımsal üretimi imkansız kılması nedeniyle yerel nüfusun gıda tüketiminde dışa bağımlı hale geldiği belirlenir.
Kuraklık ve su yetersizliği hem tarımsal üretimi hem de buna bağlı tüketim alışkanlıklarını doğrudan etkiler.
3
Kuzeydoğu Atlantik'teki okyanus akıntılarının etkisini değerlendirmek.
Gulf Stream ve Labrador gibi farklı sıcaklıktaki akıntıların karşılaştığı alanlarda plankton miktarının artması sonucu balıkçılık üretiminin yükseldiği anlaşılır.
Su kaynakları ve okyanus akıntıları, hayvansal üretimin (balıkçılık) verimliliğini belirleyen fiziki faktörlerdendir.
4
Sibirya'daki iklim ve toprak koşullarının enerji nakil hatlarına etkisini belirlemek.
Permafrost adı verilen donmuş toprakların boru hattı taşımacılığında (dağıtım) kırılmalara ve teknik aksamalara yol açarak maliyeti artırdığı görülür.
Toprak yapısı ve aşırı düşük sıcaklıklar, enerji kaynaklarının dağıtım aşamasında kritik bir rol oynar.

Anahtar Kavram

Doğal coğrafi faktörlerin (yer şekilleri, iklim, su kaynakları, toprak) üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri üzerindeki mekansal sınırlamaları ve olanakları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6809Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri, uygulanan yöntemler ve verim özellikleri açısından geleneksel mera hayvancılığı ile modern besi ve ahır hayvancılığı şeklinde sınıflandırılmaktadır.

Aşağıdaki tabloda Türkiye'deki iki farklı hayvancılık işletmesinin özellikleri karşılaştırılmıştır:

ÖzellikI. İşletmeII. İşletme
Uygulanan YöntemMera (Ekstansif) HayvancılığıBesi ve Ahır (Entansif) Hayvancılığı
Yem TeminiDoğal otlaklar ve meralarFabrika yemleri ve silajlık ürünler
Yıldan Yıla Üretimde Yaşanan Değişimİklim koşullarına bağlı olarak dalgalıİstikrarlı ve düzenli
Hayvan Başına Düşen Et ve Süt VerimiDüşükYüksek

Bu tablodaki bilgilere ve Türkiye'deki hayvancılık faaliyetlerinin genel coğrafi özelliklerine g��re, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. işletmede üretimin yıllar arasında istikrarlı bir seyir izlemesi, bu hayvancılık yönteminde doğal çevre ve iklim ko��ullarına olan bağımlılığın son derece düşük olduğunu gösterir.

Cevap

Besi ve ahır hayvancılığı yapılan işletmede üretimin yıllar arasında istikrarlı bir seyir izlemesi, bu hayvancılık yönteminde iklim koşullarına olan bağımlılığın son derece düşük olduğunu gösterir.
Besi ve ahır hayvancılığı yapılan işletmede üretim miktarının yıllar arasında istikrarlı olması, bu modern yöntemin iklim ve doğal çevre şartlarına olan bağımlılığı en aza indirdiğini kanıtlar. Kapalı alanlarda yürütülen ve kontrollü yemleme içeren bu faaliyet, hava durumundan doğrudan etkilenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki işletme özelliklerini karşılaştırın.
I. işletmede geleneksel mera hayvancılığı yapıldığı ve üretimin iklime bağlı dalgalandığı, II. işletmede ise besi-ahır hayvancılığı yapıldığı ve üretimin istikrarlı olduğu görülür.
Soruda verilen özellikleri analiz ederek yöntemlerin temel farklarını ortaya koymak.
2
Modern hayvancılık yönteminin iklimle ilişkisini değerlendirin.
Besi ve ahır hayvancılığında hayvanların kapalı mekanlarda ve yapay yemlerle beslenmesi, iklim şartlarının (örneğin kuraklık veya aşırı yağış) üretime doğrudan yansımasını önler.
Yıllık üretimdeki istikrarın nedenini açıklamak.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin coğrafi doğruluğunu test edin.
İstikrarlı üretimin iklim bağımsızlığını gösterdiği ifadesi doğru bir çıkarımdır. Diğer seçeneklerdeki genellemeler ve mera özellikleri modern hayvancılığın işleyişiyle çelişmektedir.
Doğru çıkarımı belirleyip yanlış varsayımları elemek.

Anahtar Kavram

Besi-ahır ve mera hayvancılığı yöntemlerinin üretim verimliliği ve doğal çevre koşullarına bağımlılık açısından karşılaştırılması
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 6810Soru

XIX. yüzyıl boyunca sömürge yollarının güvenliğini sağlamak amacıyla Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü savunan İngiltere, XX. yüzyılın başlarından itibaren bu politikasını terk ederek Rusya ile yakınlaşma sürecine girmiştir. Bu doğrultuda 1908 yılında gerçekleşen Reval Görüşmeleri ile iki devlet, Osmanlı topraklarının paylaşımı ve nüfuz alanları konusunda uzlaşmaya varmıştır.

İngiltere'nin dış politikasındaki bu köklü eksen değişimine ve Rusya ile bloklaşmasına zemin hazırlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Almanya'nın hızla sanayileşerek güçlü bir donanma inşa etmesi ve İngiltere'nin deniz aşırı sömürge yollarına yönelik açık bir tehdit haline gelmesi

Cevap

Almanya'nın hızla sanayileşerek güçlü bir donanma inşa etmesi ve İngiltere'nin deniz aşırı sömürge yollarına yönelik açık bir tehdit haline gelmesi
Almanya'nın siyasi birliğini geç tamamlayıp hızla sanayileşmesi ve İngiltere'nin denizlerdeki üstünlüğünü tehdit edecek düzeyde güçlü bir donanma inşa etmesi, İngiltere'nin sömürge imparatorluğunu korumak için dış politikasını değiştirmesine yol açmıştır. İngiltere, bu büyük tehdit karşısında sömürgelerini güvence altına almak amacıyla Fransa ve Rusya ile yakınlaşarak Üçlü İtilaf bloğunun temellerini atmış ve Reval Görüşmeleri ile Rusya'yı serbest bırakmıştır. Bu nedenle dış politikadaki eksen değişiminin temel nedeni Almanya'nın sanayileşmesi ve donanma gücüyle İngiliz çıkarlarını tehdit etmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
İngiltere'nin XIX. yüzyıldaki geleneksel politikasını analiz etme
İngiltere'nin sömürge yollarının güvenliği için Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğün�� korumaya çalıştığı belirlenmiştir.
İngiltere'nin dış politikasındaki değişimin başlangıç noktasını tespit etmek amacıyla bu adım gereklidir.
2
Almanya'nın siyasi birliğini tamamlamasından sonraki küresel güç dengesini değerlendirme
Almanya'nın sanayileşme ve donanma gücüyle İngiltere'nin sömürge imparatorluğuna doğrudan bir tehdit oluşturduğu görülmüştür.
İngiltere'yi Rusya ile yakınlaşmaya ve Reval'de uzlaşmaya zorlayan temel tehdit algısını ortaya çıkarmak için bu değerlendirme yapılır.
3
Blokların netleşme sürecini ve Reval Görüşmeleri'ni yorumlama
Almanya tehdidi karşısında İngiltere'nin yalnızlık politikasını terk ederek Rusya ile ortak çıkarlar doğrultusunda İtilaf bloğunu güçlendirdiği sonucuna varılmıştır.
Seçenekler arasından tarihsel gerçeklere uygun ve neden-sonuç ilişkisini en doğru kuran seçeneği belirlemek için bu yorumlama yapılır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı Öncesi Bloklaşma ve İngiliz Dış Politikasının Değişimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6811Soru

Aşağıdaki sol sütunda yer alan şehirler ile sağ sütunda karışık olarak verilen coğrafi gelişim ve baskın fonksiyonel açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bologna (İtalya)
Johannesburg (Güney Afrika)
Singapur
Cenevre (İsviçre)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bologna şehri eğitim açıklamasıyla, Johannesburg şehri maden açıklamasıyla, Singapur şehri liman açıklamasıyla, Cenevre şehri ise idari ve diplomatik açıklamasıyla eşleşir.
Bologna şehri eğitim; Johannesburg şehri maden; Singapur şehri liman ve ticaret; Cenevre şehri ise idari ve diplomatik fonksiyonlarıyla eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler coğrafi konuma, tarihsel gelişime ve küresel düzeydeki karar alıcı/yönlendirici mekanizmalara dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Bologna şehrinin baskın fonksiyonel özelliğini belirleme.
Bologna, tarihteki en eski üniversitelerden birine ev sahipliği yaptığı için eğitim fonksiyonu açıklamasıyla eşleşir.
Şehirlerin tarihsel gelişimlerinde eğitim kurumlarının etkisi incelenmelidir.
2
Johannesburg şehrinin gelişim sürecini ve fonksiyonunu belirleme.
Johannesburg, bölgedeki zengin altın ve elmas madenlerinin işletilmesine bağlı olarak büyüdüğü için madencilik fonksiyonu açıklamasıyla eşleşir.
Yeraltı kaynaklarının şehirlerin küresel etki kazanmasındaki payı değerlendirilmelidir.
3
Singapur'un küresel etki alanını oluşturan konumsal avantajını analiz etme.
Singapur, Malakka Boğazı üzerindeki konumu ve antrepo liman özelliği sayesinde liman ve ticaret fonksiyonu açıklamasıyla eşleşir.
Ulaşım yolları üzerindeki düğüm noktalarının liman fonksiyonuna etkisi kavranmalıdır.
4
Cenevre şehrinin uluslararası düzeydeki konumunu değerlendirme.
Cenevre, BM Avrupa Ofisi ve diğer küresel ölçekli teşkilatların merkezi olması nedeniyle idari ve diplomatik fonksiyon açıklamasıyla eşleşir.
Uluslararası örgütlerin idari merkezlerinin şehirlere kazandırdığı fonksiyonel rol analiz edilmelidir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Özellikleri ve Küresel Etkileri
Soru 6812Soru

Osmanlı Devleti, II. Mehmed Dönemi'nden itibaren denizlerde sistemli bir yayılma politikası izlemiştir. Özellikle I. Selim Dönemi'nde Mısır'ın fethedilmesi, Osmanlı Devleti için İstanbul ile Kahire aras��ndaki deniz ticaret ve hac yollarının güvenliğini hayati bir mesele haline getirmiştir. Doğu Akdeniz'deki bu ticaret ve ulaşım ağını tehdit eden en önemli unsur ise bölgedeki Hristiyan şövalyelerinin korsanlık faaliyetleridir.

Buna göre, İstanbul-Mısır deniz yolunun güvenliğini kesin olarak sağlamak amacıyla Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde kuşatılarak fethedilen bu stratejik ada aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rodos

Cevap

İstanbul-Mısır deniz yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde fethedilen stratejik ada Rodos'tur.
Doğru cevap Rodos'tur. Mısır'ın 1517'de fethinden sonra İstanbul ile Mısır arasındaki deniz ticaret rotası Osmanlı kontrolüne geçmiş, ancak bu rotanın üzerinde bulunan Rodos adasındaki Sen Jan Şövalyeleri Osmanlı gemilerine saldırmaya devam etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, 1522 yılında Rodos'u fethederek bu stratejik deniz yolunun güvenliğini kesin olarak sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarihsel verilerin ve stratejik hedefin analiz edilmesi.
Mısır'ın fethi sonrasında Doğu Akdeniz ile İstanbul arasındaki deniz yolunun güvenliğini tehdit eden Hristiyan korsanların üssü olan ve Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde fethedilen adanın arandığı tespit edilmiştir.
Soruda sorulan stratejik hedefi ve zaman sınırını (Kanuni Sultan Süleyman Dönemi) belirlemek için.
2
Seçeneklerde sunulan adaların ve deniz olaylarının fetih tarihlerinin ve padişah dönemlerinin incelenmesi.
Kıbrıs'ın 1571'de (II. Selim), Girit'in 1669'da fethedildiği, Malta'nın 1565'te kuşatılmasına rağmen alınamadığı, Cerbe'nin ise bir deniz savaşı olduğu belirlenmiştir.
Kronolojik hata barındıran veya kuşatma durumları uyuşmayan çeldiricileri elemek için.
3
1522 yılında fethedilen ve Sen Jan Şövalyeleri'nin üssü olan adanın belirlenmesi.
Bahsi geçen stratejik adanın Rodos adası olduğu ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedildiği doğrulanmıştır.
Doğru tarihsel olguyu ve padişah dönemini eşleştirerek kesin cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Akdeniz hakimiyeti sürecinde Rodos'un fethinin stratejik önemi ve deniz politikası kronolojisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6813Soru

XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin bozulmasıyla taşrada güvenlik zafiyeti oluşmuş, Celali İsyanları yaygınlaşmış ve tarımsal üretim ciddi ölçüde gerilemiştir. Bu süreçte devlet, hem ordunun asker ihtiyacını karşılamak hem de hazineye acil nakit para sağlamak amacıyla çeşitli askeri ve mali düzenlemelere gitmiştir.

Buna göre, XVII. yüzyılda askeri ve mali çözülmenin etkilerini gidermek amacıyla başvurulan;

I. Tımarlı sipahilerin sayısının azalması üzerine sekban ve sarıca gibi ücretli taşra askerlerinin istihdam edilmesi,
II. Hazineye doğrudan nakit girdisi sağlamak amacıyla mukataa topraklarının vergi gelirlerinin iltizam usulüyle mültezimlere verilmesi,
III. Milliyetçilik akımının etkisiyle isyan eden Balkan uluslarının taleplerini karşılamak üzere Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesi

gelişmelerinden hangileri bu dönemdeki askeri ve mali arayışların doğrudan yansımaları arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Sekban ve sarıca gibi ücretli askerlerin istihdam edilmesi ile iltizam sisteminin yaygınlaştırılmasını içeren ��ncüllerin yer aldığı seçenektir.
XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti, tımar sisteminin bozulmasıyla azalan askeri gücünü telafi etmek için sekban ve sarıca gibi ücretli askerleri ordusuna katmıştır. Aynı zamanda savaşların uzaması ve askeri harcamaların artmasıyla baş gösteren nakit para ihtiyacını çözmek için mukataa topraklarının gelirlerini iltizam sistemiyle mültezimlere devrederek peşin vergi toplamıştır. Bu doğrultuda sekban istihdamı ile iltizam sisteminin yaygınlaştırılmasını içeren öncüller doğrudur. Milliyetçilik akımı ve Tanzimat Fermanı ise XIX. yüzyıla ait gelişmeler olup bu dönem için anakronizm teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tımar sisteminin bozulmasının askeri sonuçlarını analiz etmek.
Tımar sisteminin bozulması, eyalet ordusunun temelini oluşturan tımarlı sipahilerin sayısını azaltmıştır. Devlet bu askeri açığı kapatmak amacıyla sekban ve sarıca denilen ücretli taşra askerlerini orduda istihdam etmeye başlamıştır. Bu durum birinci öncülü doğrular.
XVII. yüzyıldaki askeri çözülmeye karşı üretilen alternatif askeri çözümleri saptamak.
2
Devletin nakit para ihtiyacını karşılamaya yönelik mali adımlarını incelemek.
Savaş masraflarının artması ve ganimetlerin azalması üzerine devlet, mukataa arazilerin gelirlerini iltizam sistemiyle mültezimlere kiralayarak hazineye hızlı nakit girişi sağlamıştır. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
XVII. yüzyıldaki bütçe açıklarını kapatmak için uygulanan mali politikaları analiz etmek.
3
Üçüncü öncüldeki tarihsel kavramları ve dönemleri karşılaştırmak.
Milliyetçilik akımı 1789 Fransız İhtilali sonrası yayılmış, Tanzimat Fermanı ise 1839 yılında ilan edilmiştir. Bu gelişmeler XVII. yüzyılda (1600'lü yıllarda) henüz var olmadığından, bu öncülün tarihsel olarak bu dönemle ilişkilendirilmesi imkansızdır (anakronizm).
Tarihsel olayların meydana geldiği dönemlerin doğru tahlil edilmesi ve kronolojik tutarsızlıkların elenmesi.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde XVII. Yüzyıl Askeri ve Mali Arayışları ile Celali İsyanları Bağlamı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6814Soru

Türkiye'de 1923-1963 yılları arasında nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar uygulanırken, 1963 yılından itibaren bu politikadan vazgeçilmiş ve aile planlamasını öngören, nüfus artış hızını düşürmeyi amaçlayan politikalara geçilmiştir.

Bu politika değişikliğinin gerekçeleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim ve refah düzeyinin yükselmesiyle doğum oranlarının doğal süreçte hedeflenen seviyenin altına düşmesi

Cevap

Eğitim ve refah düzeyinin yükselmesiyle doğum oranlarının doğal süreçte hedeflenen seviyenin altına düşmesi
Doğum oranlarının doğal süreçte hedeflenen seviyenin altına düşmesi ve buna bağlı olarak nüfusun yaşlanma eğilimine girmesi, Türkiye'nin 2000'li yıllardan sonra (günümüzde) karşılaştığı ve pronatalist (nüfus artışını destekleyen) politikalara dönülmesine neden olan bir durumdur. 1963 yılında ise tam tersine doğum oranları son derece yüksektir ve bu durum kalkınmayı yavaşlattığı gerekçesiyle nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikaların uygulanmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet dönemi Türkiye nüfus politikalarındaki iki ana dönemi (1923-1963 ve 1963 sonrası) ve bu dönemlerdeki demografik yönelimleri belirlemek.
1923-1963 yılları arasında pronatalist (artırıcı), 1963 sonrasında ise antinatalist (azaltıcı/dengeleyici) politikaların benimsendiği görülür.
Politika değişikliğinin nedenlerini tarihsel arka planıyla doğru analiz edebilmek.
2
1963 yılındaki politika değişikliğinin (I. Beş Yıllık Kalkınma Planı ve 1965 Nüfus Planlaması Kanunu) gerekçelerini değerlendirmek.
Kalkınma hızının yavaşlaması, tarımda makineleşmeye bağlı işsizlik ve iç göç, bebek ölümlerinin azalarak nüfusun aşır�� artması ve savunma stratejilerindeki niteliksel değişimler bu değişikliğe zemin hazırlamıştır.
Seçeneklerdeki gerekçelerin tarihsel gerçeklikle uyuşup uyuşmadığını denetlemek.
3
Doğum oranlarının doğal yollarla düşmesinin ve nüfusun yaşlanmasının hangi döneme ait bir olgu olduğunu tespit etmek.
Eğitim ve refah seviyesinin artmasıyla doğum oranlarının hedeflenenin altına inmesi Türkiye için 2000'li yılların (özellikle 2005 sonrası) bir sorunudur ve bu durum 1963 yılındaki politika değişikliğinin gerekçesi olamaz.
Yanlış olan ve soru kökünde gösterilemeyecek seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin nüfus politikalarındaki tarihsel değişimler ve bunların sosyo-ekonomik gerekçeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6815Soru

Türkiye'de milli egemenliğin pekiştirilmesi, devlet düzeninin laikleştirilmesi ve demokratik yapının güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki siyasi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Ankara'nın başkent ilan edilmesi (1923), Halifeliğin kaldırılması (1924), Anayasa'dan 'Devletin dini İslâmdır' ibaresinin çıkarılması (1928) ve Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanınması (1930).
Doğru sıralama en eski tarihliden en yeni tarihliye doğru şu şekildedir: İlk olarak Ankara'nın başkent ilan edilmesi (1923), ardından Halifeliğin kaldırılması (1924), üçüncü olarak anayasadan 'Devletin dini İslâmdır' ibaresinin çıkarılması (1928) ve son olarak kadınlara belediye seçimlerinde haklar verilmesi (1930).

Adım Adım Çözüm

1
Verilen siyasi gelişmelerin gerçekleşme yıllarını saptamak
Ankara'nın başkent oluşu 1923, Halifeliğin ve Şer'iyye Evkaf Vekaletinin kaldırılması 1924, anayasadan din ibaresinin çıkarılması 1928, kadınlara belediye seçim hakkı verilmesi 1930 yılındadır.
Doğru kronolojik sıralamayı oluşturabilmek için olayların kesin veya yaklaşık tarihlerini bilmek gereklidir.
2
Tarihleri geçmişten günümüze doğru dizmek
Sıralama 1923 (Ankara'nın başkent olması) -> 1924 (Halifeliğin kaldırılması) -> 1928 (Anayasadan din ibaresinin çıkarılması) -> 1930 (Kadınlara belediye seçim hakkının verilmesi) şeklinde olur.
Soru kökünde gelişmelerin geçmişten günümüze (kronolojik) sıralanması talep edilmiştir.

Anahtar Kavram

Siyasi alanda yapılan inkılapların kronolojik gelişimi ve anayasal/demokratikleşme süreçleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6816Soru

Yumuşama Dönemi'nde (Detente) yaşanan bölgesel çatışmaları, diplomatik yakınlaşmaları ve silahsızlanma çabalarını analiz etmek amacıyla sol sütunda verilen tarihsel gelişmeleri, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Helsinki Nihai Senedi
Camp David Antlaşmaları
Küba Buhranı
SALT-I Antla��ması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Helsinki Nihai Senedi güvenlik ve insan hakları mutabakatıyla, Camp David Antlaşmaları Mısır'ın İsrail'i tan��masıyla, Küba Buhranı nükleer kriz sonrası yumuşamayı başlatmasıyla, SALT-I Antlaşması ise ilk nükleer silah sınırlandırma anlaşması olmasıyla doğru bir şekilde eşleşir.
Helsinki Nihai Senedi bloklar arası güvenlik ve insan hakları ilkelerini güvence altına almıştır. Camp David Antlaşmaları Mısır'ın İsrail'i tanımasını sağlamıştır. Küba Buhranı nükleer savaş tehlikesinin ardından yumuşamayı tetikleyen krizdir. SALT-I ise iki süper güç arasındaki ilk resmi silah sınırlandırma anlaşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Küba Buhranı'nın Soğuk Savaş ve Yumuşama üzerindeki etkileri değerlendirilir.
Bu krizin nükleer savaş tehlikesini önleme noktasında tarafları diyaloğa yönelttiği ve yumuşamayı başlattığı tespit edilerek ilk kriz açıklaması ile eşleştirilir.
Yumuşama Dönemi'nin başlangıç noktası Küba Buhranı sonrası kurulan kırmızı hat ve nükleer uzlaşmadır.
2
SALT-I Antlaşması'nın savunma ve nükleer silahlar alanındaki niteliği analiz edilir.
Stratejik silahların sınırlandırılmasına dair imzalanan ilk resmi antlaşma olduğu belirlenir ve ilgili açıklamayla eşleştirilir.
SALT antlaşmaları nükleer silah sınırlandırmasında atılan ilk somut adımı oluşturur.
3
Helsinki Nihai Senedi ve Camp David Antlaşmaları'nın siyasi kazanımları incelenir.
Helsinki belgesi bloklar arası genel güvenlik ve insan hakları taahhütleriyle, Camp David ise Mısır-İsrail barışıyla eşleştirilerek süreç tamamlanır.
Bu iki belge, sırasıyla Avrupa genelinde yumuşama iklimini kurumsallaştırmış ve Ortadoğu'daki bölgesel çatışmaları diplomatik çözüme kavuşturmuştur.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi'nin diplomatik adımları ve bölgesel krizlerinin özellikleri
Soru 6817Soru

Aşağıda verilen hayvancılık faaliyetlerini, bu faaliyetlerin yoğunlaştığı coğrafi/ekonomik özelliklerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kıl keçisi yetiştiriciliği
Mera sığırcılığı
Kümes hayvancılığı
İpek b��cekçiliği

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kıl keçisi yetiştiriciliği - Teke ve Taşeli platolarında maki ve çalıların yaygın olduğu alanlar; Mera sığırcılığı - Erzurum-Kars Platosu'nda yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırlar; Kümes hayvancılığı - Nüfusun fazla olduğu büyük şehirlerin tüketim merkezlerine yakın alanlar; İpek böcekçiliği - Dut ağacı tarımının yaygın olarak yapıldığı Güney Marmara ve çevresi.
Doğru eşleştirmede; kıl keçisi Akdeniz'deki maki ve çalılarla kaplı engebeli alanlarla (Teke ve Taşeli platoları), mera sığırcılığı yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırlarla (Erzurum-Kars), kümes hayvancılığı pazara yakın tüketim alanlarıyla (büyük şehirlerin çevresi) ve ipek böcekçiliği dut yaprağı üretimiyle (Güney Marmara) ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıl keçisinin engebeli arazilere ve maki bitki örtüsüne uyum sağladığı göz önüne alınarak Akdeniz Bölgesi'ndeki Teke ve Taşeli platolarıyla eşleştirilmesi sağlanır.
Kıl keçisi yetiştiriciliği -> Teke ve Taşeli platolarında maki ve çalıların yaygın olduğu alanlar
Kıl keçisinin beslenme ve coğrafi uyum özellikleri bu bölgeyle uyuşmaktadır.
2
Mera sığırcılığının (büyükbaş hayvancılık) yaz yağışlarıyla büyüyen uzun boylu gür otlaklara (çayır) ihtiyaç duyduğu bilinerek Erzurum-Kars Platosu ile eşleştirilmesi gerçekleştirilir.
Mera sığırcılığı -> Erzurum-Kars Platosu'nda yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırlar
Mera hayvancılığında bitki örtüsü ve iklim belirleyici etkendir.
3
Kümes hayvancılığının iklimden bağımsız modern ahırlarda/kümeslerde yapıldığı ve temel yer seçim kriterinin büyük şehirlerin tüketim pazarlarına yakınlık olduğu fark edilerek büyük şehirlerin çevresiyle eşleştirilmesi tamamlanır.
Kümes hayvancılığı -> Nüfusun fazla olduğu büyük şehirlerin tüketim merkezlerine yakın alanlar
Pazara yakınlık ilkesi kümes hayvancılığının dağılışında temel faktördür.
4
İpek böceği tırtıllarının dut yaprağıyla beslendiği bilgisiyle, dut tarımının ve ipekçilik kültürünün yaygın olduğu Güney Marmara bölgesiyle eşleştirme tamamlanır.
İpek böcekçiliği -> Dut ağacı tarımının yaygın olarak yapıldığı Güney Marmara ve çevresi
İpek böcekçiliğinin ham maddesi olan dut yaprağına bağımlılığı bu eşleşmeyi zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını ve gelişim özelliklerini belirleyen fiziki ve beşerî faktörler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6818Soru

Bir girişimci, Türkiye'de ticari amaçla büyükbaş hayvancılık işletmesi kurmak için iki farklı bölgede fizibilite çalışması yapmıştır:

* I. Bölge: Kuzeydoğu Anadolu'de, yaz yağışlarının bol olduğu, gür alpin çayırların geniş yer kapladığı fakat kış mevsiminin oldukça sert ve uzun sürdüğü alanlar.
* II. Bölge: Marmara Bölgesi'nde, tüketici nüfusun yoğunlaştığı büyük şehirlere yakın, pazarlama ve taşıma imkânlarının çok geliştiği ancak doğal otlak alanlarının son derece yetersiz olduğu alanlar.

Bu girişimcinin kuracağı işletmeler ve buralarda yürüteceği faaliyetlerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Bölge'de kurulacak besi ve ahır tesislerinde, ahır içi iklimlendirme ve hazır yem kullanımı sayesinde doğal koşullardan bağımsız olarak yıl boyunca istikrarlı bir verim elde edilebilir.

Cevap

Marmara Bölgesi'nde kurulacak besi ve ahır tesislerinde, ahır içi iklimlendirme ve hazır yem kullanımı sayesinde doğal koşullardan bağıms��z olarak yıl boyunca istikrarlı bir verim elde edilebilir.
Besi ve ahır hayvancılığı, modern yöntemlerle yürütülen entegre bir faaliyettir. Hayvanların barınma, beslenme ve sağlık koşulları yapay olarak kontrol altında tutulduğu için bu yöntemin uygulandığı tesislerde dış ortamdaki sıcaklık değişimleri veya yağış dalgalanmaları üretime yansımaz. Bu nedenle büyük tüketim merkezlerine yakın olan Marmara Bölgesi gibi alanlarda kurulan işletmelerde yıl boyunca kararlı ve yüksek verim sağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin coğrafi özellikleri ile hayvancılık yöntemleri arasındaki ilişkiyi kurma.
I. Bölge'nin (Kuzeydoğu Anadolu) alpin çayırlara sahip olması geleneksel mera hayvancılığına; II. Bölge'nin (Marmara) ise yüksek nüfus ve pazar imkanlarına sahip olması modern besi ve ahır hayvancılığına uygun olduğunu gösterir.
Uygulanacak hayvancılık metodunun fiziki ve beşeri şartlara göre nasıl şekillendiğini anlamak.
2
Modern besi-ahır yöntemi ile geleneksel mera yöntemi arasındaki iklime bağlılık farkını analiz etme.
Mera hayvancılığında üretimin yağışa ve bitki örtüsüne bağlı olarak dalgalandığı, besi-ahır hayvancılığında ise kapalı ortam ve yemleme sayesinde üretimin iklimden bağımsız ve kararlı olduğu tespit edilir.
Seçeneklerdeki ifadelerin bilimsel geçerliliğini test etmek.

Anahtar Kavram

Besi-ahır hayvancılığı ile mera hayvancılığı arasındaki verim ve iklime bağımlılık farkları
Soru 6819Soru

Azot döngüsünde görev alan bazı mikrobiyolojik organizmalar ile bu organizmaların gerçekleştirdiği temel işlevler aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki organizmalarla sağ sütundaki işlevleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rhizobium bakterileri
Nitrifikasyon bakterileri
Denitrifikasyon bakterileri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rhizobium bakterileri havadaki azotu bağlayıp baklagillerin köklerinde depolar; nitrifikasyon bakterileri amonyağı nitrit ve nitrata dönüştürür; denitrifikasyon bakterileri ise nitratı serbest azot gazı olarak atmosfere geri verir.
Rhizobium bakterileri baklagillerin köklerinde azot fiksasyonu yapar; nitrifikasyon bakterileri zehirli amonyağı nitrit ve nitrat tuzlarına çevirir; denitrifikasyon bakterileri ise topraktaki azot tuzlarını serbest azot gazı olarak atmosfere iade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Rhizobium bakterilerinin döngüdeki rolünü belirlemek.
Havadaki serbest azotu doğrudan bağlayarak baklagillerin köklerinde depolama işleviyle eşleştirildi.
Rhizobium bakterileri baklagil köklerinde simbiyotik yaşar ve havadaki serbest azotu doğrudan bağlayan biyolojik fiksasyon elemanıdır.
2
Nitrifikasyon bakterilerinin işlevini belirlemek.
Amonyak veya amonyumu sırasıyla nitrit ve nitrata dönüştürme işleviyle eşleştirildi.
Ayrıştırıcıların ürettiği amonyak bitkiler tarafından doğrudan kullanılamaz; nitrifikasyon bakterileri bu amonyağı nitrit ve nitrata çevirerek bitki kullanımına sunar.
3
Denitrifikasyon bakterilerinin işlevini belirlemek.
Topraktaki nitratı parçalayarak azot gazı şeklinde atmosfere geri verme işleviyle eşleştirildi.
Denitrifikasyon bakterileri topraktaki azot bileşiklerini tekrar serbest azot gazına dönüştürerek döngünün tamamlanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Azot döngüsünde görev alan mikroorganizmalar ve gerçekleştirdikleri kimyasal reaksiyonlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6820Soru

Sanayi Devrimi sürecinde zengin taş kömürü yataklarına bağlı olarak hızla gelişen Ruhr Havzası’ndaki Essen şehri, zamanla madencilik ve ağır sanayi fonksiyonlarının gerilemesiyle birlikte kültür, kongre turizmi, fuarcılık ve hizmet sektörlerinin ön plana çıktığı köklü bir fonksiyonel dönüşüm yaşamıştır. Diğer taraftan, Afrika'nın en yüksek nüfuslu metropollerinden biri olan Lagos şehri, 15 milyonu aşan nüfusuna rağmen küresel etki alanı bakımından Essen veya Zürih gibi nüfusu 1 milyonun altındaki Avrupa şehirlerinin gerisinde kalmakta ve daha çok bölgesel bir etki göstermektedir.

Bu bilgiler ve şehirlerin fonksiyonel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir şehrin küresel ölçekteki etki alanı, nüfusunun büyüklüğünden ziyade sahip olduğu fonksiyonların niteliği, küresel ekonomik ve idari sisteme entegrasyon düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.

Cevap

Bir şehrin küresel ölçekteki etki alanı, nüfusunun büyüklüğünden ziyade sahip olduğu fonksiyonların niteliği, küresel ekonomik ve idari sisteme entegrasyon düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Doğru olan seçenekte belirtildiği gibi, bir şehrin küresel ölçekteki gücü ve etki alanı nüfusunun büyüklüğünden çok, o şehrin barındırdığı fonksiyonların niteliği ve küresel finansal/idari sisteme olan entegrasyonu ile belirlenir. Essen ve Zürih gibi nüfusu görece az olan şehirler küresel ticari ve finansal ağların merkezinde yer alırken, Lagos gibi çok kalabalık şehirler daha çok bölgesel veya yerel düzeyde kalmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Essen ve Lagos şehirlerinin nüfus ve etki alanı ilişkisini analiz edin.
Lagos'un nüfusu (15 milyon+) Essen'in nüfusundan (yaklaşık 580 bin) çok daha fazla olmasına rağmen Essen'in küresel etki alanı Lagos'tan daha geniştir. Bu durum, nüfus büyüklüğü ile küresel etki alanı arasında doğrudan bir paralellik olmadığını gösterir.
Şehirlerin küresel gücünün sadece nüfusla açıklanamayacağını belirlemek için.
2
Essen şehrinin tarihsel gelişimini ve yaşadığı dönüşümü inceleyin.
Sanayi Devrimi sırasında kömür ve demir-çelik sanayisiyle gelişen Essen, bu sektörlerin önemini kaybetmesiyle hizmet, kongre, fuar ve kültür şehri haline gelerek fonksiyonel bir dönüşüm geçirmiştir.
Tarihsel süreçteki ekonomik değişimlerin şehrin fonksiyonlarına olan etkisini anlamak için.
3
Küresel etkiyi belirleyen temel unsuru tespit edin.
Bir şehrin küresel etki derecesi, barındırdığı fonksiyonların niteliğine (finans, uluslararası ticaret, eğitim, yönetim vb.) ve küresel ekonomik ağlarla ne kadar bütünleştiğine bağlıdır.
Doğru yargıya ulaşmak için şehirlerin fonksiyonel niteliğinin önemini vurgulamak.

Anahtar Kavram

Şehirlerin küresel, bölgesel ve yerel etki alanlarının belirlenmesinde nüfus miktarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel özelliklerin (finans, ticaret, yönetim, sanayi vb.) ve küresel entegrasyon düzeylerinin etkili olması.
ÖncekiSayfa 341 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin