Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6921Soru

Türkiye’de ormanlardan elde edilen ürünler; tomruk, parke ve kereste gibi odunsu ürünler ile reçine, sığla yağı, defne yaprağı ve çam fıstığı gibi odun dışı ürünler olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ürünlerin üretim alanları, Türkiye’deki iklim ve bitki örtüsü çeşitliliğine bağlı olarak coğrafi açıdan belirgin bir dağılış gösterir.

Buna göre, Türkiye'de elde edilen orman ürünleri ile bu ürünlerin üretiminin yoğunlaştığı alan eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum ve Kars çevresi – Mobilyacılık sanayisi için tomruk üretimi

Cevap

Erzurum ve Kars çevresi – Mobilyacılık sanayisi için tomruk üretimi
Erzurum ve Kars çevresi – Mobilyacılık sanayisi için tomruk üretimi eşleştirmesi yanlıştır çünkü Erzurum-Kars Platosu orman varlığı açısından Türkiye'nin en fakir alanlarından biridir. Bölgede sert karasal iklim şartlarına bağlı olarak alpin çayırlar geniş yer tutar ve temel ekonomik faaliyet büyükbaş mera hayvancılığıdır. Mobilyacılık ve tomruk üretimi ise esas olarak orman zenginliği fazla olan Batı Karadeniz ile pazar alanlarına yakın bölgelerde gelişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki orman dağılışını ve iklim koşullarını analiz edin.
Erzurum-Kars çevresi sert karasal iklimin etkisi altındadır ve doğal bitki örtüsü genel olarak yüksek boylu alpin çayırlardır. Orman varlığı bu bölgede son derece kısıtlıdır.
Orman ürünleri üretiminin yapılabilmesi için öncelikle bölgenin yeterli orman örtüsüne sahip olması gerekir.
2
Bölgelere göre öne çıkan orman ürünlerini ve sanayi kollarını eşleştirin.
Muğla'da sığla yağı, Artvin'de kereste/kâğıtlık odun, İzmir-Aydın'da çam fıstığı ve Akdeniz kıyılarında (Antalya/Mersin) defne yaprağı üretimi yaygındır. Mobilya sanayisi için tomruk üretimi ise Batı Karadeniz (Bolu, Kastamonu) gibi orman oranı çok yüksek yerlerde yoğundur.
Her ağaç türünün ekolojik istekleri farklı olduğundan orman ürünlerinin coğrafi dağılışı da bu türlerin yetişme alanlarına göre değişir.
3
Erzurum-Kars eşleştirmesini kontrol ederek yanlış olanı belirleyin.
Erzurum-Kars çevresinin büyükbaş mera hayvancılığı ile öne çıktığı, orman sanayisi ve tomruk üretimi için uygun olmadığı görülür. Dolayısıyla bu eşleştirme yanlıştır.
Bölgenin fiziki coğrafya özellikleri ekonomik faaliyet türünü doğrudan etkilemektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de orman varlığının coğrafi dağılışı ve ormancılık faaliyetleri
Soru 6922Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kullanılan enerji kaynaklarının toplam üretim içindeki payları, iklim koşulları (özellikle kuraklık/yağışlı dönemler) ve ithalat dengelerine bağlı olarak yıldan yıla küçük değişimler gösterse de genel sıralama büyük oranda sabittir.

Buna göre, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde kullanılan aşağıdaki enerji kaynaklarını, toplam elektrik üretimindeki payı en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Kömür (Taş kömürü ve linyit) > Doğal gaz > Hidroelektrik > Rüzgâr şeklindedir.
Türkiye'nin elektrik üretiminde en büyük pay kömüre (ithal kömür ve linyit toplamı) aittir. Onu doğal gaz ve ardından hidroelektrik takip eder. Rüzgâr enerjisi ise bu kaynaklar arasında en düşük paya sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin toplam elektrik üretiminde en büyük paya sahip olan birincil kaynağı belirleyin.
Kömür (linyit ve ithal kömürün toplamı) yaklaşık %34-36 payla ilk sıradadır.
Baz yük güç santralleri olarak işlev gören kömür santralleri, kesintisiz elektrik üretiminde en büyük payı üstlenir.
2
İkinci sıradaki fosil yakıtlı kaynağı tespit edin.
Doğal gaz, yaklaşık %20-23 payla ikinci sıradadır.
Doğal gaz santralleri esnek üretim kabiliyetleri nedeniyle talep dalgalanmalarını dengelemek amacıyla yoğun olarak kullanılır.
3
Yenilenebilir kaynakların kendi arasındaki üretim payı sıralamasını yapın.
Hidroelektrik enerjisi rüzgâr enerjisinden daha fazla paya sahiptir; hidroelektrik yaklaşık %19-21, rüzgâr ise %10-11 paya sahiptir.
Türkiye'nin engebeli ve yüksek coğrafi yapısı hidroelektrik potansiyelini artırırken, rüzgâr santrallerinin toplam üretimdeki payı son yıllarda artsa da henüz hidroelektrik seviyesine ulaşamamıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimindeki payları ve sıralaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6923Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin tarafsızlığını bozarak savaşa girmesinin ardından İtilaf Devletleri, Osmanlı ordusunu saf dışı bırakmak ve müttefikleri Rusya'ya yardım ulaştırmak amacıyla Çanakkale Harekâtı'nı başlatmışlardır. Gelibolu Yarımadası'nda gerçekleşen bu çetin mücadeleler, hem deniz hem de kara savaşları olarak tarihe geçmiştir.

Buna göre, Çanakkale Cephesi'nin gelişim süreci ve sonuçları dikkate alındığında, bu cepheyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin başkentini doğrudan tehdit eden İtilaf güçlerine karşı yürüttüğü ve savaşın ömrünü uzatan bir savunma cephesidir.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin başkentini doğrudan tehdit eden İtilaf güçlerine karşı yürüttüğü ve savaşın ömrünü uzatan bir savunma cephesidir.
Çanakkale Cephesi, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı başkenti İstanbul'u ele geçirmek ve Osmanlı'yı savaş dışı bırakmak amacıyla saldırdığı, Osmanlı Devleti'nin ise başarıyla mücadele ettiği bir savunma cephesidir. Bu cephede kazanılan zafer, I. Dünya Savaşı'nın süresinin uzamasına yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çanakkale Cephesi'nin temel karakterini belirleme.
Çanakkale Cephesi, İtilaf Devletleri'nin saldırısıyla açılmış ve Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'u korumak amacıyla savaşmış bir savunma cephesidir.
Soruda cephenin gelişim süreci ve sonuçlarına dair doğru olan yargıyı bulmak hedeflenmiştir.
2
Taarruz ve savunma cephelerinin ayrımını yapma.
Kafkas ve Kanal cephelerinin Osmanlı Devleti'nin açtığı taarruz cepheleri olduğu, Çanakkale'nin ise bir savunma cephesi olduğu tespit edilir.
Çanakkale Cephesi'nin taarruz amacıyla açıldığını iddia eden seçenekleri elemek gerekir.
3
Cephenin uluslararası sonuçlarını değerlendirme.
Çanakkale'de Osmanlı zaferi sayesinde İtilaf Devletleri Rusya'ya yardım ulaştıramamış, Çarlık Rusyası çökmüş ve I. Dünya Savaşı'nın süresi uzamıştır.
Cephenin savaşı bitiren değil, uzatan bir etki yarattığını ve Rusya'daki rejimin yıkılmasına neden olduğunu doğrulamak amacıyla bu analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin savunma karakteri ve askeri/siyasi sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6924Soru

Yumuşama Dönemi ve bu dönemde ortaya çıkan bölgesel çatışmalar göz önüne alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Taşkent Deklarasyonu'nun imzalanması (1966), Yom Kippur Savaşı'nın başlaması (1973), Helsinki Nihai Senedi'nin kabul edilmesi (1975) ve İran-Irak Savaşı'nın patlak vermesi (1980) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, en erken tarihten en geç tarihe doğru Taşkent Deklarasyonu (1966), Yom Kippur Savaşı (1973), Helsinki Nihai Senedi (1975) ve İran-Irak Savaşı (1980) şeklinde gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Taşkent Deklarasyonu'nun tarihi belirlenir.
Taşkent Deklarasyonu, 1965 Keşmir Savaşı sonrasında Hindistan ve Pakistan arasında SSCB ara buluculuğuyla 10 Ocak 1966 tarihinde imzalanmıştır.
Kronolojinin en erken olayını belirlemek için.
2
Yom Kippur Savaşı'nın tarihi belirlenir.
Yom Kippur (Arap-İsrail) Savaşı, Mısır ve Suriye'nin İsrail'e saldırmasıyla 6 Ekim 1973 tarihinde başlamıştır.
İkinci sıradaki gelişmeyi tespit etmek için.
3
Helsinki Nihai Senedi'nin tarihi belirlenir.
Helsinki Nihai Senedi, Doğu ve Batı bloklarının güvenlik ve iş birliğini artırmak üzere 1 Ağustos 1975 tarihinde imzalanmıştır.
Üçüncü sıradaki gelişmeyi tespit etmek için.
4
İran-Irak Savaşı'nın tarihi belirlenir.
İran-Irak Savaşı, iki ülke arasındaki sınır çatışmaları ve rejim farklılıkları nedeniyle 22 Eylül 1980 tarihinde patlak vermiştir.
Kronolojinin en son olayını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Yumuşama Dönemi'ndeki diplomatik gelişmeler ve bölgesel çatışmaların kronolojik sırası.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6925Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde meclisin açılması süreci ve sonrasında yaşanan iç isyanlara karşı alınan hukuki ve siyasi önlemler göz önüne alındığında, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması sırasıyla; Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli Kararları'nın kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal ederek Mebusan Meclisini kapatması, Ankara'da kurucu meclis niteliğindeki Büyük Millet Meclisinin açılması, Meclisin varlığını tehdit eden iç isyanlara karşı Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve Kanunun etkinliğini sağlamak ve yargılamaları hızlandırmak için İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması şeklindedir.
Kronolojik süreç; Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi, ardından İstanbul'un işgali ve meclisin kapatılması, buna tepki olarak Ankara'da Büyük Millet Meclisinin açılması, ardından meclise karşı çıkan isyanları bastırmak için Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve son olarak bu kanunu uygulamak üzere İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması şeklinde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olayın belirlenmesi
Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi (28 Ocak 1920) sıralamanın ilk basamağ��dır.
Misak-ı Milli kararları, İtilaf Devletleri'nin tepkisini çekerek İstanbul'un resmen işgal edilmesine yol açmıştır.
2
İstanbul'un işgali ve meclisin kapatılmasının konumlandırılması
İstanbul'un resmen işgali ve meclisin kapatılması (16 Mart 1920) ikinci sıradadır.
Bu gelişme, Osmanlı Devleti'nin yasama organının fiilen sona erdiğini gösterir ve Ankara'da yeni bir meclisin açılış sürecini başlatır.
3
Büyük Millet Meclisinin açılışının yerleştirilmesi
Ankara'da Büyük Millet Meclisinin açılması (23 Nisan 1920) üçüncü sıradadır.
İstanbul'un işgalinin ardından milli iradeyi temsil edecek yeni bir kurucu meclis oluşturulmuştur.
4
İsyanlara karşı hukuki tedbirlerin başlangıcının belirlenmesi
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) dördüncü sıradadır.
Meclisin açılmasıyla birlikte başlayan iç isyanlara ve meclis otoritesini tanımayanlara karşı yasal önlem alınması gerekmiştir.
5
Hukuki sürecin uygulayıcısı olan mahkemelerin konumlandırılması
İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) son sıradadır.
Çıkarılan kanunun uygulanmasını denetlemek, isyancıları ve meclis kararlarına karşı gelenleri hızlıca yargılamak amacıyla kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde TBMM'nin açılması ve meclis otoritesine karşı çıkan isyanlara karşı alınan tedbirlerin kronolojik ve mantıksal gelişimi.
Soru 6926Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde hammaddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım imkânları ve pazar gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Ülkemizde petrolün ��ıkarıldığı tek bölge olan Güneydoğu Anadolu'da kurulan Batman Petrol Rafinerisi hammaddeye yakınlık ilkesine göre konumlandırılmıştır.

Buna göre; İzmit (İpraş) ve İzmir (Aliağa) petrol rafinerilerinin kuruluş yeri seçiminde öncelikle etkili olan coğrafi faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulaşım kolaylığı ve tüketim merkezlerine (pazara) yakınlık

Cevap

Ulaşım kolaylığı ve tüketim merkezlerine (pazara) yakınlık
İzmit ve İzmir gibi liman kentlerinde petrol rafinerilerinin kurulmasının temel nedeni, ham petrolün deniz yoluyla limanlara kolayca taşınabilmesi (ulaşım) ve bu bölgelerin sanayi ile nüfus yoğunluğu bakımından en büyük tüketim alanları (pazar) olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Batman dışındaki petrol rafinerilerinin konum özellikleri değerlendirilir.
İzmit ve İzmir'in kıyı şehirleri olduğu ve bu limanlar vasıtasıyla dışarıdan petrol ithalatının kolayca yapılabildiği saptanır.
Ulaşım imkânlarının (liman) ithal hammadde taşımacılığındaki önemini anlamak.
2
Bu bölgelerin nüfus ve sanayi yoğunluğu analiz edilir.
Marmara ve Ege bölgelerinin Türkiye'nin en büyük tüketici nüfusuna (pazara) sahip bölgeleri olduğu belirlenir.
Pazar faktörünün sanayi tesisinin yer seçimindeki etkisini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de petrol rafinerilerinin yer seçimini etkileyen faktörler (Batman = Hammadde, İzmit/İzmir = Ulaşım ve Pazar)
Soru 6927Soru

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması sürecinde Osmanlı devlet adamları, Wilson İlkeleri’nin "Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde egemenlik haklarının güvence altına alınacağı" yönündeki maddesine güvenerek işgallerin geçici olacağını düşünmüşlerdir. Ancak İtilaf Devletleri, antlaşma metnine koydurdukları bazı hükümlerle Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde başlayabilecek tepkilerin ulusal bir harekete dönüşmesini önlemeyi ve direniş güçlerini yerel düzeyde tutarak etkisiz kılmayı planlamışlardır.

Buna göre Mondros Ateşkes Antlaşması’nın;

I. Hükümet haberleşmesi dışındaki telsiz, telgraf ve kabloların denetiminin İtilaf Devletleri’ne geçmesi,
II. Toros Tünelleri ve demiryollarının İtilaf Devletleri tarafından kontrol edilmesi,
III. Sınırların korunması ve iç asayişin sağlanması dışındaki Osmanlı ordularının terhis edilmesi

maddelerinden hangileri, işgallere karşı oluşabilecek bölgesel direniş odaklarının birbiriyle temas kurmasını engelleme ve koordinasyonu koparma amacına doğrudan hizmet etmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Hükümet haberleşmesi dışındaki telsiz, telgraf ve kabloların denetiminin İtilaf Devletleri’ne geçmesi ile Toros Tünelleri ve demiryollarının İtilaf Devletleri tarafından kontrol edilmesi maddeleri, bölgesel direniş odaklarının birbiriyle temas kurmasını engelleme ve koordinasyonu koparma amacına doğrudan hizmet etmiştir.
Doğru olan seçenek, telsiz-telgraf hatları ile demiryolları ve tünellerin denetimini kapsayan maddeleri içerir. İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın bu maddeleriyle Anadolu'da başlayacak direniş hareketlerinin diğer bölgelere duyurulmasını (haberleşme engeli) ve bölgeler arası asker/mühimmat sevkiyatı yapılmasını (ulaşım engeli) önleyerek işgalleri kolaylaştırmak istemişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın haberleşme ve ulaşım ile ilgili maddelerini analiz etme.
Telsiz, telgraf ve kablo denetimi (I) haberleşme; Toros Tünelleri ve demiryolları kontrolü (II) ise ulaşım ile ilgilidir.
Soruda istenen 'bölgesel direnişlerin temas kurmasını ve koordinasyonunu engelleme' amacının hangi araçlarla sağlanabileceğini belirlemek.
2
Askeri güçlerin terhis edilmesi maddesini (III) analiz etme.
Ordunun terhis edilmesi savunma gücünü kırmaya yöneliktir, doğrudan bilgi akışını ve fiziksel teması engellemeye yönelik bir irtibat kesme önlemi değildir.
Askeri savunmasız bırakma amacı ile iletişim/ulaşım engelleme amacı arasındaki farkı ayırt etmek.
3
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru maddeleri seçme.
Haberleşmeyi kesen birinci öncül ile ulaşımı kesen ikinci öncül, koordinasyon ve teması koparmak için İtilaf Devletleri tarafından doğrudan kullanılmıştır.
Her iki öncülün de aynı amaca (direnişi bölgesel sınırda tutma ve ulusal bir teşkilatlanmayı önleme) hizmet ettiğini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Mondros Ateşkes Antlaşması maddelerinin stratejik amaçları ve ulusal direnişin engellenmesi çabaları.
Soru 6928Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında hukuk, eğitim ve kültür alanlarında gerçekleştirilen köklü inkılaplar, toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmayı, hukuk birliğini sağlamayı ve ortak bir millî kimlik bilinci oluşturmayı amaçlamıştır.

Aşağıda verilen inkılapları, bu inkılapların temel amaçları ve getirdiği yasal düzenlemelerle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun yürürlüğe girmesi
Türk Tarih Kurumu'nun kurulması
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un çıkarılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi yasal eşitlik ve hukuk birliğini sağlayan düzenlemeyle; Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü eğitim kurumlarının birleştirilmesiyle; Türk Tarih Kurumu'nun kurulması millî tarih bilincinin bilimsel araştırmalarla güçlendirilmesiyle; Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun ise okul açma yetkisi ile e��itim kademelerinin devlet denetimine alınmasıyla eşleşmektedir.
Yapılan reformlar kendi alanlarında köklü dönüşümleri temsil eder. Türk Medeni Kanunu aile ve şahıs hukukunda birlik ile eşitlik sağlarken; Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim kurumlarının tamamını Maarif Vekaletine bağlayarak eğitim birliğini kurmuş; Türk Tarih Kurumu tarih araştırmalarını bilimselleştirerek ortak millî bilinci güçlendirmiş; Maarif Teşkilatı Kanunu ise okul açılmasını devlet kontrolüne bağlayarak modern ve millî müfredatın çerçevesini belirlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk alanındaki en köklü reformu ve hedeflerini analiz etmek.
Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesinin mahkemelerin birleştirilmesi, hukuk birliğinin sağlanması ve aile hukukunda eşitlik sağlanması hedefleriyle örtüştüğü belirlenir.
Medeni Kanun, dini ve cemaat mahkemelerinin ayrıcalıklarına son vererek laik hukuk düzeninin aile ve toplum yaşamındaki temeli olmuştur.
2
Eğitimde birliği ve laikleşmeyi sağlayan temel kanunun amacını belirlemek.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun tüm okulları tek çatı (Maarif Vekaleti) altında toplayarak eğitimde ikiliği bitirdiği tespit edilir.
Bu yasa, azınlık ve yabancı okullar dahil ülkedeki bütün öğretim müesseselerini devlet denetimine sokarak laik eğitime geçişi kolaylaştırmıştır.
3
Kültür alanında tarih bilincini geliştirmeye yönelik çalışmayı incelemek.
Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasının, Türklerin dünya tarihindeki yerini ve köklerini bilimsel esaslarla araştırmayı amaçladığı sonucuna varılır.
Millî kimliğin inşası için hanedan dışı ortak bir tarih anlatısının kurgulanması amaçlanmıştır.
4
Eğitim sisteminin müfredat ve idari yapısını düzenleyen kanunu eşleştirmek.
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un okul açmayı devlet kontrolüne bağlaması ve kademeleri düzenlemesi yönüyle eşleştiği netleştirilir.
Bu kanunla devletin izni olmadan okul açılması engellenerek eğitimde devlet denetimi tam olarak tesis edilmiştir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi hukuk, eğitim ve kültür alanlarındaki inkılapların amaçları ve kurumsal sonuçları
Soru 6929Soru

Ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturan üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri sürekli bir etkileşim hâlindedir. Bir süreçte meydana gelen değişim, diğer süreçleri ve dolayısıyla genel ekonomik yapıyı do��rudan etkilemektedir.

Buna göre, sol sütundaki etkileşim türleri ile sağ sütundaki gerçek hayattan örnek olayları birbirleriyle en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Üretimin tüketime olan etkisi
Tüketimin üretime olan etkisi
Dağıtımın üretime ve tüketime olan etkisi
Beşerî faktörlerin tüketime olan etkisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Üretimin tüketime olan etkisi -> Sanayi Devrimi ile seri üretime geçilmesi sonucu pamuklu tekstil ürünlerinin ucuzlaması ve kullanımının yaygınlaşması; Tüketimin üretime olan etkisi -> Tüketicilerin sağlık endişeleri nedeniyle kümes hayvanları talebini kesmesi üzerine entegre tavukçuluk tesislerinin kapasite daraltması; Dağıtımın üretime ve tüketime olan etkisi -> Ulaşım teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde kıyı bölgelerdeki taze su ürünlerinin iç kesimlerdeki konserve fabrikalarına ve pazarlara bozulmadan ulaştırılması; Beşerî faktörlerin tüketime olan etkisi -> Kitle iletişim araçlarında yer alan reklamlar ve değişen moda akımlarının etkisiyle bireylerin yeni nesil akıllı cihazlara yönelmesi.
Eşleştirme sürecinde üretim, dağıtım ve tüketim arasındaki neden-sonuç ilişkileri doğru kurulmuştur. Seri üretim, arzı artırarak tüketimi teşvik ettiğinden üretimin tüketime etkisine; talep azalmasının üretimi durdurması tüketimin üretime etkisine; ulaşım imkanlarının pazara erişimi kolaylaştırması dağıtımın her iki sürece etkisine; reklamların satın almayı tetiklemesi ise beşerî faktörlerin tüketime etkisine karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak, üretim sürecinin tüketim üzerindeki etkisini temsil eden örneği belirleyin.
Sanayi Devrimi ile seri üretime geçilmesi (üretim), pamuklu kumaşların bollaşmasına ve ucuzlayarak daha fazla tüketilmesine (tüketim) yol açmıştır. Bu durum birinci kavramla eşleşir.
Üretim miktarındaki artışın tüketim alışkanlıklarını nasıl şekillendirdiğini analiz etmek için.
2
İkinci olarak, tüketimdeki değişimin üretim sürecine nasıl yansıdığını gösteren durumu inceleyin.
Sağlık endişesi nedeniyle tüketicilerin talebi kesmesi (tüketim), entegre tavukçuluk tesislerinin üretimi azaltmasına (üretim) neden olmuştur. Bu durum ikinci kavramla eşleşir.
Tüketim miktarındaki dalgalanmaların üretim kararlarını nasıl etkilediğini anlamak için.
3
Üçüncü olarak, dağıtım süreçlerinin hem üretime hem de tüketime etkisini analiz edin.
Ulaşım teknolojilerindeki gelişmeler ve soğuk cihazlı/soğuk zincir taşımacılığı (dağıtım), taze su ürünlerinin iç kesimlerdeki pazarlara ulaşmasını ve fabrikalarda işlenmesini sağlamıştır. Bu durum üçüncü kavramla eşleşir.
Dağıtım kanallarının üretim ile tüketim arasındaki köprü işlevini açıklamak için.
4
Son olarak, beşerî faktörlerin doğrudan tüketici kararlarını nasıl etkilediğini tespit edin.
Reklamlar ve moda akımları gibi beşerî faktörlerin, bireyleri yeni teknolojik ürünleri satın almaya yönlendirmesi doğrudan tüketim üzerinde etkilidir. Bu durum dördüncü kavramla eşleşir.
Pazarlama ve sosyo-kültürel etkenlerin tüketim üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerinin karşılıklı etkileşimi ve bu etkileşimin ekonomik faaliyetler üzerindeki rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6930Soru

İnsanlık tarihinde, bir yerleşmenin basit bir tarım köyünden küresel etkiye sahip modern bir metropole dönüşüm sürecinde yaşanan bazı temel gelişim aşamaları aşağıda verilmiştir.

Bu gelişim aşamalarını, geçmişten günümüze doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bir yerleşmenin gelişim aşamaları kronolojik olarak; ilk kalıcı köy yerleşmelerinin kurulması, artı ürünle ticaret ve uzmanlaşmanın başlaması, ilk kentsel idari merkezlerin ortaya çıkması, Sanayi Devrimi ile kitlesel göçlerin yaşanması ve son olarak küresel finans merkezlerinin oluşması şeklinde sıralanmalıdır.
Doğru sıralama, insanlığın yerleşik hayata geçişiyle başlar. Tarım faaliyetleriyle kurulan ilk kalıcı köyler (Neolitik), tarımsal artı ürünün takasıyla ticari uzmanlaşmaya zemin hazırlamıştır. Ticaretin gelişmesiyle idari ve savunma amaçlı ilk surlu şehirler ortaya çıkmıştır. 18. yüzyılda Sanayi Devrimi kentsel nüfusu kitlesel göçlerle patlatmış, en son aşamada ise günümüz bilgi teknolojileriyle küresel finans metropolleri oluşmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşik hayata geçiş aşamasının belirlenmesi
Tarımsal faaliyetlerin başlamasıyla kurulan köy yerleşmeleri ilk sıraya yerleştirilir.
Kentsel ve ticari faaliyetlerin başlayabilmesi için öncelikle yerleşik yaşamın ve tarımın (Neolitik Çağ) başlaması gerekir.
2
Üretim artışı ve ticaret ilişkisinin kurulması
Tarımsal üretim fazlası (artı ürün) ve takasın başlaması ikinci sıraya konur.
Tarımın başlamasının ardından üretimin artması, ticari takası ve mesleki uzmanlaşmayı tetiklemiştir.
3
İlk şehir çekirdeklerinin tespiti
Surlarla çevrili ilk kentsel idari merkezlerin oluşumu üçüncü sıraya konur.
Ticari faaliyetlerin yoğunlaşması ve nüfus birikimi, yönetim ve güvenlik ihtiyacını doğurarak ilk gerçek şehir çekirdeklerini (örneğin Mezopotamya ve Mısır'da) oluşturmuştur.
4
Sanayileşme etkisinin analizi
Sanayi Devrimi ile yaşanan kitlesel göçler dördüncü sıraya yerleştirilir.
18. yüzyıldan itibaren makineli üretim, tarım dışı sektörlerde devasa bir iş gücü ihtiyacı yaratmış ve şehir nüfusunun hızla artmasına yol açmıştır.
5
Küreselleşme ve modern dönem tespiti
Küresel hizmet ve finans metropollerinin oluşumu son sıraya yerleştirilir.
Bilgi teknolojileri ve finansın küreselleşmesi, modern döneme (20. yüzyıl sonu ve sonrası) ait en güncel şehirleşme aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin tarihsel gelişim evreleri, fonksiyonel değişimleri ve etki alanlarının genişlemesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6931Soru

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde uygulanan fetih politikaları, askerî kurumsallaşmayı ve idari teşkilatlanma adımlarını da beraberinde getirmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen kurumsallaşma ve idari teşkilatlanma adımlarının kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; ilk kadı tayini, yaya ve müsellem ordusunun kurulması, Rumeli'de sistemli iskân politikasının uygulanması ve son olarak Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması şeklindedir.
Kuruluş Dönemi idari ve askeri teşkilatlanması kronolojik olarak incelendiğinde; Osman Bey döneminde Dursun Fakih'in kadı tayin edilmesi en eski adımdır. Ardından Orhan Bey döneminde yaya ve müsellem ordusunun kurulması, Rumeli'ye geçilip iskân politikasının başlatılması ve nihayetinde I. Murad döneminde genişleyen toprakları yönetmek üzere Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması sırasıyla gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Osman Bey dönemi kurumsallaşma adımını belirleme
Osman Bey döneminde Karacahisar'ın fethiyle Dursun Fakih'in kadı olarak atanması beyliğin en erken tarihli teşkilatlanma adımıdır.
Yargı sisteminin kurulması ve bağımsızlık alameti olan bu adım diğer adımlardan önce (yaklaşık 1299-1300) gerçekleşmiştir.
2
Orhan Bey döneminin erken askerî kurumsallaşma adımını belirleme
Orhan Bey'in tahta çıkmasının ardından yaya ve müsellem ordusu kurularak aşiret kuvvetlerinden düzenli orduya geçilmiştir.
Bu adım, Rumeli'ye geçişten ve eyalet teşkilatının kurulmasından önce (yaklaşık 1330'lar) askerî gücü disipline etmek için yapılmıştır.
3
Orhan Bey döneminin Rumeli genişleme ve iskân adımını belirleme
Çimpe Kalesi'nin alınmasıyla Rumeli'ye geçilmiş ve kazanılan toprakların Türkleşmesi ile elde tutulması amacıyla iskân politikası başlatılmıştır.
İskân politikası, Rumeli topraklarında kalıcılığı sağlamanın temel taşıdır ve beylerbeyliği teşkilatlanmasından önce (1353 sonrası) uygulanmıştır.
4
I. Murad dönemi idari teşkilatlanma adımını belirleme
I. Murad döneminde Rumeli'deki genişlemenin büyüklüğü sebebiyle askeri ve mülki idareyi kolaylaştırmak için Rumeli Beylerbeyliği kurulmuştur.
Genişleyen toprakların tek merkezden yönetilmesini kolaylaştırmak amacıyla kurulan beylerbeyliği teşkilatı bu sıralamadaki en son aşamayı oluşturur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'ndeki teşkilatlanma adımlarının askeri, hukuki ve mülki gelişim süreçleri ile fetih hareketlerinin coğrafi genişlemesine bağlı kronolojik takvimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6932Soru

XVII. yüzyılın kapanışında ve XVIII. yüzyılın eşiğinde imzalanan barış antlaşmaları, Osmanlı İmparatorluğu'nun dış dünyayla kurduğu diplomatik ilişkilerin felsefesini temelden sarsmıştır. O güne kadar gücünü askeri caydırıcılık ve mutlak hakimiyet üzerine kuran Babıali, bu tarihten sonra sınırlarını korumak amacıyla diplomatik manevralara ve Avrupalı arabulucuların desteğine ihtiyaç duymaya başlamıştır. Bu tarihsel süreç göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı dış politikasındaki bu yeni dönemin temel özelliğini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuvvete dayalı tek taraflı diplomasi yerine, müzakerelere katılım ve konjonktürel ittifaklar yoluyla mevcut sınırları koruma stratejisinin izlenmesi

Cevap

Kuvvete dayalı tek taraflı diplomasi yerine, müzakerelere katılım ve konjonktürel ittifaklar yoluyla mevcut sınırları koruma stratejisinin izlenmesi
Doğru seçenek olan kuvvete dayalı tek taraflı diplomasi yerine müzakerelerin ve ittifakların öne çıkması, Osmanlı Devleti'nin Karlofça (1699) ve İstanbul (1700) antlaşmalarıyla kaybettiği toprakları geri kazanabilmek ve elindeki sınırları koruyabilmek adına giriştiği yeni diplomatik stratejiyi tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Karlofça (1699) ve İstanbul (1700) antlaşmalarının Osmanlı Devleti üzerindeki askeri ve siyasi etkilerini analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin büyük miktarda toprak kaybettiği ve Avrupa karşısındaki askeri üstünlüğünü yitirdiği tespit edilir.
Dış politikanın hangi askeri ve siyasi koşullar altında yön değiştirdiğini anlamak.
2
Osmanlı dış politikasında bu dönemden sonra uygulanan yeni diplomatik araçları incelemek.
Avrupalı devletlerin arabuluculuğunun kabul edildiği, reisülküttablığın ön plana çıktığı ve denge siyasetinin izlenmeye başlandığı görülür.
Zihniyet değişiminin somut yansımalarını belirlemek.
3
Elde edilen verileri seçeneklerdeki iddialarla karşılaştırarak doğru sonuca ulaşmak.
Savunma amaçlı diplomasiye geçişi ve sınırları korumak adına konjonktürel ittifaklara yönelindiğini belirten seçeneğin doğru olduğu doğrulanır.
Dış politikadaki temel zihniyet değişimini tam olarak yansıtan seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Karlofça ve İstanbul antlaşmaları sonrasında askeri gücünün gerilemesine paralel olarak fetihçi politikadan savunma odaklı diplomasiye ve denge siyasetine geçiş yapması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6933Soru

Bir mercan resifi ekosistemindeki besin zincirinde yer alan aşağıdaki canlıları, dokularında biriken kimyasal zehirli madde (biyolojik birikim) miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Canlıların dokularında biriken zehirli madde (biyolojik birikim) miktarı, besin zincirinde üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe (aşağıdan yukarıya) artış gösterir. Bu doğrultuda en az birikim üretici olan fitoplanktonlarda görülürken, sırasıyla zooplanktonlar ve sardalyalar üzerinden geçerek en fazla birikim zincirin en üstündeki resif köpekbalıklarında gerçekleşir.
Besin zincirinde yer alan üreticilerden (fitoplankton) başlayıp son tüketicilere (resif köpekbalığı) doğru gidildikçe biyolojik birikim miktarı artış gösterir. Bu nedenle en az zehirli madde birincil üretici basamağında, en fazla zehirli madde ise en üst tüketici basamağında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Besin zincirindeki canlıların trofik düzeylerini ve rollerini belirleyin.
Fitoplanktonlar üretici, zooplanktonlar birincil tüketici, sardalyalar ikincil tüketici ve resif köpekbalıkları üçüncül tüketici olarak belirlenmiştir.
Biyolojik birikim sırasını tespit etmek için canlıların besin zincirindeki dikey konumunu bilmek gerekir.
2
Ekolojik piramitlerde yukarı doğru çıkıldıkça biyolojik birikim miktarının değişim kuralını uygulayın.
Enerji piramidinde yukarıya doğru gidildikçe enerji kaybı (%10 kuralı) yaşanır ve biyokütle azalırken, organizmaların vücudundan atamadığı toksik maddelerin dokulardaki derişimi (biyolojik birikim) her trofik düzeyde artar.
Trofik düzey ile toksik madde birikimi arasındaki doğru orantılı ilişkiyi kurmak.
3
Canlıları en az biyolojik birikime sahip olandan en fazla olana doğru sıralayın.
Sıralama fitoplanktonlar (üretici) -> zooplanktonlar (birincil tüketici) -> sardalyalar (ikincil tüketici) -> resif köpekbalıkları (üçüncül tüketici) şeklinde gerçekleşir.
Belirlenen ekolojik kurala göre canlıları nihai doğru sırasına yerleştirmek.

Anahtar Kavram

Ekolojik piramitlerde üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe biyolojik birikim (toksik madde konsantrasyonu) artar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6934Soru

Türkiye'de kültürel turizm potansiyelinin uluslararası düzeyde tanıtılmasında ve korunmasında UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan kültürel varlıklar önemli bir yere sahiptir. Aşağıda verilen Türkiye'deki UNESCO Dünya Miras Alanlarını, listeye kabul ediliş yıllarına göre geçmişten günümüze (en eskiden en yeniye) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divri��i Ulu Camii ve Darüşşifası (1985), Safranbolu Şehri (1994), Selimiye Camii ve Külliyesi (2011) ve Göbeklitepe Arkeolojik Alanı (2018) şeklinde sıralanmalıdır.
Verilen kültürel varlıkların UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kabul ediliş yılları sırasıyla Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası için 1985, Safranbolu Şehri için 1994, Selimiye Camii ve Külliyesi için 2011 ve Göbeklitepe Arkeolojik Alanı için 2018 yılıdır. Dolayısıyla geçmişten günümüze doğru sıralama bu düzeni takip etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültürel varlıkların UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kabul ediliş yıllarını belirleme.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 1985, Safranbolu Şehri 1994, Selimiye Camii ve Külliyesi 2011, Göbeklitepe Arkeolojik Alanı ise 2018 yılında listeye tescil edilmiştir.
Doğru kronolojik sıralamayı yapabilmek için her bir alanın listeye kabul edildiği tarihlerin bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen yılları en eskiden en yeniye doğru sıralama.
1985 < 1994 < 2011 < 2018 sıralamasına göre kültürel alanlar ardışık olarak dizilir.
Soruda geçmişten günümüze doğru kronolojik bir sıralama talep edilmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki kültürel varlıklarının tescil kronolojisi ve turizm coğrafyasındaki yeri.
Soru 6935Soru

Türkiye'de yürütülen hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılış özellikleri ile bu dağılışı belirleyen temel coğrafi faktörleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kümes hayvancılığının Marmara ve Ege gibi nüfus yoğunluğu fazla olan bölgelerin yakınlarında yoğunlaşması
Mera hayvancılığının Erzurum-Kars Platosu ve Doğu Karadeniz yaylalarında en önemli ekonomik faaliyet olması
Besi ve ahır hayvancılığının şeker fabrikalarının kurulu olduğu iç bölgelerde ve büyük kentlerin çevrelerinde gelişmesi
Arıcılık faaliyetlerinin Muğla, Hakkâri ve Doğu Karadeniz gibi engebeli ve sanayileşmenin az olduğu alanlarda yaygın yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kümes hayvancılığı ile pazar olanakları; mera hayvancılığı ile Alpin çayırları; besi ve ahır hayvancılığı ile şeker pancarı küspesi ve pazar yakınlığı; arıcılık ile bitki örtüsü çeşitliliği ve temiz alanlar eşleşmelidir.
Kümes hayvancılığı pazar olanaklarına ve nüfus yoğunluğuna; mera hayvancılığı yaz yağışları ve alpin çayırlarına; besi ve ahır hayvancılığı şeker pancarı küspesi ve büyük kentlerin pazarlama imkanlarına; arıcılık ise bitki örtüsü çeşitliliği ile temiz doğal alanların varlığına bağlı olarak dağılış gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kümes hayvancılığının dağılış nedenini analiz etmek
Kümes hayvancılığı, tüketici nüfusa yakınlık (pazar olanakları) gerektiren kapalı alan faaliyetidir. Bu nedenle Marmara ve Ege bölgelerindeki tüketim merkezlerinin yakınlığıyla eşleşir.
Kümes hayvancılığının coğrafi dağılışında iklimden ziyade beşerî faktörlerin (pazar) rolünü belirlemek için.
2
Mera hayvancılığının dağılış nedenini analiz etmek
Mera hayvancılığı iklime and bitki örtüsüne bağımlıdır. Erzurum-Kars Platosu'ndaki yaz yağışları ve gür Alpin çayırları bu faaliyetle eşleşir.
Mera hayvancılığı ile doğal çevre koşulları (yağış rejimi ve bitki örtüsü) arasındaki ilişkiyi kurmak için.
3
Besi ve ahır hayvancılığının dağılış nedenini analiz etmek
Besi ve ahır hayvancılığı modern ahırlarda yapılır. Şeker pancarı fabrikalarının yan ürünü olan küspe, bu faaliyet için önemli bir yem kaynağıdır. Dolayısıyla iç bölgelerdeki şeker fabrikaları ve pazar yakınlığı ile eşleşir.
Sanayi ham maddesi atıkları ile hayvancılık faaliyetleri arasındaki entegrasyonu anlamak için.
4
Arıcılık faaliyetinin dağılış nedenini analiz etmek
Arıcılık, bitki örtüsü çeşitliliğinin fazla olduğu ve sanayi kirliliğinden uzak engebeli alanları tercih eder. Dolayısıyla Muğla, Hakkâri ve Doğu Karadeniz gibi zengin flora alanlarıyla eşleşir.
Doğal bitki örtüsü ve çevre temizliğinin arıcılık üzerindeki etkisini değerlendirmek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de yürütülen hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki ve beşerî faktörler ile hayvancılık yöntemleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6936Soru

Çanakkale Cephesi'nde I. Dünya Savaşı sürecinde yaşanan aşağıdaki askeri gelişmeleri, gerçekleştikleri zaman dilimini dikkate alarak kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çanakkale Cephesi'ndeki gelişmelerin kronolojik sıralaması sırasıyla; İtilaf Devletleri'nin deniz harekâtının başarısız olması (18 Mart Deniz Zaferi), Gelibolu Yarımadası'na kara çıkarmalarının yapılması (Nisan 1915), Mustafa Kemal'in Anafartalar ve Conkbayırı'nda düşman ilerleyişini durdurması (Ağustos 1915) ve İtilaf Devletleri'nin bölgeyi tamamen tahliye etmesi (Aralık 1915 - Ocak 1916) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, Çanakkale Cephesi'nin operasyonel aşamalarına dayanmaktadır. Cephe 18 Mart 1915'te deniz savaşlarındaki Türk zaferi ile başlamış, bunu Nisan 1915'teki kara çıkarmaları takip etmiştir. Ağustos 1915'te Anafartalar ve Conkbayırı'ndaki kritik savunma başarıları elde edilmiş ve en nihayetinde Aralık 1915 - Ocak 1916'da İtilaf Devletleri'nin tahliyesi ile cephe sona ermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk askeri aşamanın belirlenmesi
Çanakkale Cephesi, İtilaf Devletleri'nin deniz yoluyla geçiş girişimiyle başlamış ve bu süreç 18 Mart 1915'te Osmanlı zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu durum kronolojinin ilk sırasını oluşturur.
Deniz harekâtı ve deniz savaşları, kara savaşlarından önce gerçekleşmiştir.
2
Deniz savaşını takip eden kara çıkarmasının konumlandırılması
Denizden geçemeyen İtilaf güçleri, boğaz tabyalarını karadan susturmak amacıyla 25 Nisan 1915'te yarımadaya kara çıkarması yapmışlardır. Bu olay ikinci sıradadır.
Kara çıkarmaları deniz harekâtının başarısız olmasının doğrudan bir sonucudur.
3
Kara savaşları içindeki savunma aşamalarının sıraya konulması
Kara savaşlarının kritik dönüm noktalarında, özellikle Ağustos 1915'te Mustafa Kemal'in liderliğinde Conkbayırı ve Anafartalar'da düşman taarruzları durdurulmuştur. Bu olay üçüncü sıradadır.
Anafartalar ve Conkbayırı muharebeleri, ilk çıkarmaların ardından cephenin kilitlendiği dönemde gerçekleşmiştir.
4
Cephenin kapanış aşamasının belirlenmesi
Taarruzları başarısız olan ve askeri açıdan kilitlenen İtilaf Devletleri, Aralık 1915 - Ocak 1916 döneminde Gelibolu Yarımadası'nı tamamen tahliye ederek cepheyi kapatmıştır. Bu olay son sıradadır.
Tahliye süreci Çanakkale Cephesi'ndeki askeri faaliyetlerin son aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Çanakkale Cephesi'nin askeri ve operasyonel kronolojisi
Soru 6937Soru

Bir yerleşmenin kent kimliği kazanması ve etki alanının sınırları, barındırdığı ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerin niteliği ile doğrudan ilişkilidir. Küreselleşen dünyada bazı kentler dar bir çevreyi etkilerken, bazıları ise kıtalar arası bir nüfuz alanına sahiptir.

Buna göre;

I. Ruhr Havzası'nın merkezinde yer alan Essen (Almanya), kömür madenciliği ve demir-çelik sanayisine bağlı gelişimiyle küresel etkiye sahip bir sanayi şehridir.
II. Kuzey Afrika'nın en büyük idari ve kültürel merkezlerinden biri olan Kahire (Mısır), kıtasal düzeyde etki alanına sahip bölgesel bir şehirdir.
III. Dünya çapında tanınan üniversiteleri barındıran Oxford (İngiltere), yoğun sanayi nüfusu ve yüksek üretim hacmi sayesinde küresel ölçekte etkilidir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II yargıları doğrudur. Essen küresel ölçekte bir sanayi şehri, Kahire ise bölgesel düzeyde etki gösteren idari ve kültürel bir şehirdir. Oxford ise eğitim fonksiyonuyla küresel etkilidir ancak sanayi fonksiyonuyla veya yoğun sanayi nüfusuyla bu etkiyi kazanmamıştır.
Doğru olan yargılar birinci ve ikincidir. Essen, Ruhr Havzası'ndaki sanayi faaliyetleriyle küresel düzeyde öneme sahip bir sanayi şehridir. Kahire ise idari ve kültürel fonksiyonlarıyla bölgesel ölçekte geniş bir nüfuz alanına sahiptir. Üçüncü yargı yanlıştır çünkü Oxford, sanayi üretimiyle değil dünya çapındaki eğitim fonksiyonuyla küresel etki kazanmış bir kenttir.

Adım Adım Çözüm

1
Essen kentinin fonksiyonel özellikleri ve etki alanı incelenir.
Almanya'nın Ruhr Bölgesi'nde yer alan Essen, kömür ve demir-çelik sanayisinin küresel merkezlerinden biridir. Dolayısıyla küresel ölçekte etkiye sahip bir sanayi şehridir. Birinci yargı doğrudur.
Şehirlerin sanayi fonksiyonunun küresel ölçekteki etki sınırlarını belirlemek amacıyla bu analiz yapılır.
2
Kahire kentinin fonksiyonel özellikleri ve etki alanı incelenir.
Mısır'ın başkenti Kahire, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'yu etkileyen idari, tarihi ve kültürel özellikleriyle bölgesel etkiye sahip bir merkezdir. Dolayısıyla ikinci yargı doğrudur.
Başkentlerin ve kültürel şehirlerin bölgesel düzeydeki nüfuz alanını doğru tespit etmek gerekir.
3
Oxford kentinin fonksiyonel özellikleri ve küresel etki kaynağı incelenir.
Oxford, dünya çapında eğitim fonksiyonuyla tanınan küresel etkili bir şehirdir. Ancak bu etki yoğun bir sanayi nüfusu veya yüksek sanayi üretim hacminden kaynaklanmamaktadır. Dolayısıyla üçüncü yargı yanlıştır.
Şehirlerin etki alanını belirleyen temel faktörün nüfus büyüklüğü ya da sanayi gücü değil, ön plana çıkan fonksiyonun niteliği olduğunu doğrulamak hedeflenir.
4
Elde edilen sonuçlar birleştirilerek doğru seçenek belirlenir.
Birinci ve ikinci yargıların doğru, üçüncü yargının ise yanlış olduğu görülerek doğru sonuca ulaşılır.
Soruda istenen doğru yargıların bir arada sunulduğu seçeneği işaretlemek için son adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanlarının (küresel, bölgesel, yerel) belirlenmesinde nüfus miktarından ziyade sahip oldukları fonksiyonel niteliklerin (sanayi, eğitim, idari vb.) rolü büyüktür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6938Soru

I. Dünya Savaşı sonrasında yeni dünya düzeninin belirlenmesi ve barış antlaşmalarının imzalanması sürecinde yaşanan aşağıdaki diplomatik gelişmeleri kronolojik olarak ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Paris Barış Konferansı'nın toplanması, İzmir'in Yunanistan'a bırakılması kararının alınması, San Remo Konferansı'nın düzenlenmesi ve Sevr Antlaşması'nın imzalanması.
I. Dünya Savaşı sonrasında diplomatik süreç Paris Barış Konferansı'nın toplanmasıyla başlar. Konferansta İzmir'in Yunanistan'a verilmesiyle İtilaf Devletleri arasında ilk görüş ayrılığı belirir. Osmanlı ile antlaşma taslağı oluşturulamadığı için daha sonra San Remo Konferansı düzenlenir ve bu konferansın kararları doğrultusunda Sevr Antlaşması imzalanır.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Barış Konferansı'nın başlangıç tarihini belirlemek.
Paris Barış Konferansı 18 Ocak 1919'da toplanarak barış esaslarını görüşmeye başlamıştır. Bu olay kronolojinin başlangıcıdır.
Savaş sonrası diplomatik sürecin ilk aşamasını saptamak.
2
İzmir'in Yunanistan'a verilmesi kararının zamanını tespit etmek.
Konferans sürecinde, Nisan 1919'da İzmir ve çevresinin Yunanistan'a bırakılması kararı alınmış ve bu karar üzerine Mayıs 1919'da işgal gerçekleşmiştir.
Paris Konferansı içindeki önemli bir karar aşamasını yerleştirmek.
3
San Remo Konferansı'nın toplanma amacını ve tarihini belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı barış antlaşması taslağını hazırlamak amacıyla 18-26 Nisan 1920 tarihlerinde San Remo Konferansı'nı düzenlemesi gerçekleşmiştir.
Sevr Antlaşması'nın hukuki ve diplomatik hazırlık aşamasını bulmak.
4
Sevr Antlaşması'nın imzalanma tarihini belirlemek.
San Remo Konferansı'nda hazırlanan taslak doğrultusunda Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920'de imzalanmıştır.
Sürecin son halkası olan barış antlaşmasının imzalanmasını yerleştirmek.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri'nin kendi aralarındaki diplomatik ilişkileri, Paris Barış Konferansı'nda yaşanan görüş ayrılıkları ve Osmanlı Devleti'nin paylaşılma süreci.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6939Soru

Türkiye'de maden yataklarının işletmeye açılabilmesi ve çıkarılan cevherin işleneceği tesislerin yer seçimi üzerinde hammaddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım kolaylığı ve su kaynakları gibi çe��itli coğrafi faktörler rol oynamaktadır.

Buna göre, Türkiye'de bulunan madenler ile bunların işlendiği tesislerin coğrafi özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küre ve Murgul gibi yataklardan çıkarılan bakır cevherinin Samsun'da bulunan tesiste işlenmesinde, bu kentin iç kesimlerle ulaşım bağlantıları ve liman fonksiyonu etkili olmuştur.

Cevap

Küre ve Murgul gibi yataklardan çıkarılan bakır cevherinin Samsun'da bulunan tesiste işlenmesinde, bu kentin iç kesimlerle ulaşım bağlantıları ve liman fonksiyonunun etkili olması doğrudur.
Kastamonu-Küre ve Artvin-Murgul'da çıkarılan bakır cevherinin bir kısmı Samsun'da işlenir. Samsun'un hammadde kaynağı olmamasına rağmen seçilmesindeki temel sebep, Karadeniz bölgesindeki en önemli liman fonksiyonuna ve iç kesimlerle demir yolu ulaşım bağlantısına sahip olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Bakır madeninin Türkiye'deki temel çıkarım alanlarını (Küre ve Murgul) ve işleme tesisini (Samsun) coğrafi olarak belirlemek.
Bakır madeni Doğu ve Batı Karadeniz'de çıkarılmakta, ancak Karadeniz'de sadece Samsun'da işlenmektedir.
Madenlerin çıkarma ve işleme merkezleri arasındaki coğrafi ilişkiyi anlamak için.
2
Samsun'da bakır madeni çıkmamasına rağmen Karadeniz Bakır İşletmelerinin burada kurulma nedenini analiz etmek.
Samsun'un gelişmiş hinterlandına sahip bir liman kenti olması ve demir yolu bağlantısı bulunması bu seçimin temel nedenidir.
Sanayi tesisinin yer seçiminde ulaşım faktörünün rolünü doğrulamak için.
3
Diğer seçeneklerdeki kavramsal ve coğrafi hataları (rezerv-tenör kargaşası, yanlış hammadde/enerji kaynağı eşleştirmeleri) tespit ederek doğruluğu kesinleştirmek.
Rezerv-tenör kavramlarının karıştırıldığı, tesislerin hammadde veya enerji kaynaklarının yanlış belirtildiği görülür.
Çeldiricileri eleyerek kesin doğruya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Sanayi Tesislerinin Kuruluş Yeri Seçimi ve Madencilik Kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6940Soru

Yumuşama Dönemi'nde gerçekleşen bölgesel çatışmalar, yalnızca askeri sonuçlar doğurmamış, küresel ölçekte ekonomik ve sosyal krizleri de tetiklemiştir. Bu durumun en belirgin örneklerinden biri, 1973 Arap-İsrail (Yom Kippur) Savaşı sırasında petrolün siyasi bir araç olarak kullanılmasıdır. Savaşta İsrail'i destekleyen Batılı devletlere tepki olarak Arap Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliğinin (OAPEC) petrol üretimini azaltması ve ambargo uygulaması dünya genelinde büyük bir enerji krizine yol açmıştır.

Tarihe '1973 Petrol Krizi' olarak geçen bu gelişmenin, Batı dünyasında aşağıdakilerden hangisine doğrudan ortam hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alternatif enerji kaynaklarına yönelimin hız kazanmasına ve enerji tasarrufu politikalarının geliştirilmesine

Cevap

Alternatif enerji kaynaklarına yönelimin hız kazanması ve enerji tasarrufu politikalarının geliştirilmesi
Yom Kippur Savaşı sırasında ilan edilen petrol ambargosu, Batılı devletlerin enerji bağımlılığını gözler önüne sermiş; bu durum nükleer, rüzgar ve güneş gibi alternatif enerji kaynaklarına yapılan yatırımları hızlandırırken, hız sınırları ve yaz saati uygulaması gibi enerji tasarrufu politikalarının da doğrudan yürürlüğe girmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
1973 Arap-İsrail (Yom Kippur) Savaşı ve bu süreçte ortaya çıkan petrol ambargosunun küresel nitelikteki etkileri göz önünde bulundurulur.
Savaşta Batı dünyasının İsrail'i desteklemesi nedeniyle Arap ülkelerinin petrol arzını kısıtladığı ve bunun büyük bir enerji krizine yol açtığı tespit edilir.
Olayın neden-sonuç ilişkisini ve tarihsel arka planını kurmak için bu tespit gereklidir.
2
Bu enerji krizinin Batı dünyasındaki doğrudan yapısal ve ekonomik yansımaları değerlendirilir.
Petrol fiyatlarının fırlaması üzerine sanayileşmiş Batılı devletlerin petrole bağımlılığı azaltmak için alternatif enerji arayışlarına (nükleer vb.) giriştiği ve tasarruf önlemlerini devreye soktuğu belirlenir.
Krizin doğrudan yol açtığı en temel ve kalıcı küresel etkiyi saptamak için bu analiz gereklidir.
3
Seçeneklerdeki diğer tarihsel gelişmelerin kronolojisi ve nedenleri analiz edilerek yanlış seçenekler elenir.
Diğer seçeneklerdeki gelişmelerin petrol krizinden önce yaşandığı veya doğrudan bu krizle ilişkili olmadığı görülerek doğru cevap teyit edilir.
Çözümün tarihsel doğruluk ve kronolojik tutarlılık açısından sağlamasını yapmak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

1973 Petrol Krizi'nin küresel ekonomik ve siyasi etkileri
ÖncekiSayfa 347 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin