Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 6941Soru

Türkiye’nin dış politikasını ve uluslararası ilişkilerini şekillendiren coğrafi özellikleri, jeopolitiğin statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) unsurları olarak sınıflandırılır. Statik unsurlar uzun dönemde değişmeyen fiziki coğrafya özelliklerini temsil ederken, dinamik unsurlar beşerî, ekonomik ve siyasi gelişmelere bağlı olarak zaman içinde değişiklik gösterebilir.

Buna göre, Türkiye'nin aşağıdaki özelliklerinden hangisi jeopolitiğin değişen (dinamik) unsurları arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrasya bölgesinde enerji transferini sağlayan uluslararası doğal gaz ve petrol boru hatlarına ev sahipliği yapması

Cevap

Avrasya bölgesinde enerji transferini sağlayan uluslararası doğal gaz ve petrol boru hatlarına ev sahipliği yapması
Doğru cevap, petrol ve doğal gaz boru hatlarına ev sahipliği yapılmasını belirten seçenektir. Bu boru hatları ve enerji nakil koridorları beşerî, ekonomik ve siyasi anlaşmalara göre şekillenir ve zaman içinde yeni projelerle değişebilir, gelişebilir veya önemini yitirebilir. Bu durum jeopolitiğin dinamik (değişen) unsurları arasında yer almasının temel gerekçesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Jeopolitiğin statik ve dinamik unsurlarının tanımları göz önünde bulundurulur.
Statik unsurlar (coğrafi konum, yer şekilleri, iklim, boğazlar vb.) zamanla kolay kolay değişmeyen fiziki özelliklerdir; dinamik unsurlar (nüfus, ekonomi, siyaset, ulaşım ağları, boru hatları vb.) ise değişebilir özelliklerdir.
Soruda istenen dinamik unsuru belirlemek için bu sınıflandırma temel alınmalıdır.
2
Seçeneklerde verilen özellikler bu tanımlara göre analiz edilir.
Boğazlar, yarımada konumu, orta kuşakta yer alma ve engebeli topoğrafya fiziki coğrafya (statik) özellikleridir. Boru hatları ve enerji nakil projeleri ise beşerî-ekonomik (dinamik) coğrafya özellikleridir.
Seçeneklerin jeopolitik analizindeki yerini doğru tespit etmek amacıyla bu analiz yapılır.
3
Dinamik unsur olan seçenek doğru yanıt olarak belirlenir.
Enerji transferini sağlayan petrol ve doğal gaz boru hatlarına ev sahipliği yapma özelliği dinamik bir unsurdur.
Bu özellik ülkeler arası anlaşmalarla, ekonomik yatırımlarla ve siyasi gelişmelerle zaman içinde kurulup, değiştirilebildiği veya iptal edilebildiği için jeopolitiğin dinamik (değişen) unsurları grubuna girer.

Anahtar Kavram

Jeopolitiğin değişen (dinamik) ve değişmeyen (statik) unsurları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6942Soru

Ekonomik faaliyetlerin temel döngüsünü oluşturan üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri, beşerî faktörlerin doğrudan ya da dolaylı etkisi altındadır. Bu süreçlerin her birini etkileyen beşerî faktörler coğrafi özelliklerine göre sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen beşerî unsurlardan hangisi, karşısındaki ekonomik faaliyet süreciyle yanlış eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulaşım ağlarının modernizasyonu ve lojistik faaliyetler – Üretim

Cevap

Ulaşım ağlarının modernizasyonu ve lojistik faaliyetler – Üretim
Ulaşım ağlarının modernizasyonu ve lojistik faaliyetler, üretilen mal ve hizmetlerin tüketiciye veya pazara ulaştırılması aşamasıyla doğrudan ilgili olduğu için 'dağıtım' süreci kapsamında değerlendirilmelidir. Bu unsurların 'üretim' ile eşleştirilmesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Beşerî unsurların üretim, dağıtım ve tüketim süreçleriyle ilişkisini analiz etmek.
Her seçenekteki unsurun hangi sürece dahil olduğunu belirleme aşamasına geçilir.
Soruda hangi eşleştirmenin yanlış yapıldığını bulmak amaçlanmaktadır.
2
Ulaşım ve lojistik faaliyetlerinin ekonomik faaliyet döngüsündeki rolünü değerlendirmek.
Ulaşım ve lojistik hizmetlerinin, üretilen ürünlerin tüketim alanlarına nakledilmesiyle yani dağıtımla ilgili olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki eşleştirmelerin doğruluğunu teyit etmek gerekir.
3
Hatalı olan seçeneği tespit etmek.
Ulaşım ve lojistik unsurlarının üretim süreciyle yanlış eşleştirildiği sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için yanlış olan eşleştirmeyi belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini etkileyen beşerî faktörlerin sınıflandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6943Soru

Şark Meselesi (Doğu Sorunu) ifadesi ilk kez 1815 Viyana Kongresi’nde Rus Çarı I. Aleksandr tarafından diplomatik bir terim olarak kullanılmıştır. Bu kavram, XIX. yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün ne olacağı ve Hristiyan tebaanın durumu etrafında şekillenmiştir. Avrupalı büyük güçlerin (Düvel-i Muazzama) Osmanlı toprakları üzerindeki rekabeti ve Osmanlı Devleti’nin bu rekabetten faydalanarak ittifaklar kurması, yüzyıl boyunca yürütülen 'denge stratejisi'nin temelini oluşturmuştur.

Buna göre, Şark Meselesi ve Osmanlı Devleti'nin izlediği denge stratejisi düşünüldüğünde a��ağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük güçlerin Osmanlı coğrafyasındaki çıkar çatışmaları, Osmanlı Devleti'nin kendi varlığını korumak adına esnek ittifaklar kurabilmesine imkan tanımıştır.

Cevap

Büyük güçlerin Osmanlı coğrafyasındaki çıkar çatışmaları, Osmanlı Devleti'nin kendi varlığını korumak adına esnek ittifaklar kurabilmesine imkan tanımıştır.
Büyük güçlerin kendi aralarındaki nüfuz ve çıkar çatışmaları, Osmanlı Devleti'nin tek bir gücün baskısı altında yok olmasını engellemiş ve İngiltere, Fransa, Rusya gibi devletlerin rekabetinden faydalanarak denge politikası izlemesine ve varlığını sürdürmesine olanak tanımıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin kendi varlığını korumak adına esnek ittifaklar kurabilmesine imkan tanımıştır ifadesinde doğru şekilde açıklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen Şark Meselesi ve denge stratejisi kavramlarının tanımları ve tarihsel arka planı analiz edilir.
Denge stratejisinin, büyük güçlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından yararlanılarak uygulanan bir ittifak politikası olduğu anlaşılır.
Osmanlı Devleti'nin zayıflık dönemindeki temel dış politika mantığını kavramak.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin tarihsel kavramlarla (olay-olgu, anakronizm, milliyetçilik etkisi, Westphalia düzeni) uyumu test edilir.
Tarihsel kavramların yanlış yorumlandığı veya dönem dışı (anakronik) olarak seçeneklere yerleştirildiği tespit edilir.
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal hataları belirleyerek elenecek seçenekleri netleştirmek.
3
Büyük güçlerin Osmanlı toprakları üzerindeki rekabetinin, Osmanlı'nın dış politikasına esneklik kazandırdığı ve ömrünü uzattığı gerçeği doğrulanır.
Avrupalı devletlerin birbirini dengeleme çabasının Osmanlı'ya manevra alanı sağladığı ve bu durumun doğru seçenekte ifade edildiği görülür.
Denge politikasının ana amacını ve sonucunu doğru analiz etmek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin XIX. Yüzyılda Yürüttüğü Denge Politikası ve Şark Meselesi'nin Dinamikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6944Soru

Lozan Barı�� Antlaşması'nda kesin bir karara bağlanamayan ya da Türkiye'nin egemenlik haklarını sınırlandıran bazı dış politika meseleleri, 1923-1939 yılları arasında yürütülen diplomatik mücadeleler ve dünya genelindeki siyasi gelişmeler neticesinde Türkiye'nin lehine çözüme ulaştırılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde Türkiye'nin lehine sonuçlanan diplomatik gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak sınırının çizilerek Musul bölgesinin Türkiye topraklarına dahil edilmesi

Cevap

Irak sınırının çizilerek Musul bölgesinin Türkiye topraklarına dahil edilmesi
1926 yılında İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması neticesinde Musul, Irak'a bırakılmış ve Misak-ı Millî'den taviz verilmiştir. Bu nedenle Irak sınırının Musul bölgesini kapsayacak şekilde çizilmesi, Türkiye'nin lehine sonuçlanan gelişmelerden biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndan sonra gündeme gelen dış politika konularını belirlemek.
Boğazlar, Hatay, Nüfus Mübadelesi, Yabancı Okullar ve Musul sorunlarının çözüm süreçleri incelenmiştir.
Meselelerin hangilerinin Türkiye lehine, hangilerinin ise aleyhine sonuçlandığını tespit etmek gerekir.
2
Musul Sorunu'nun nasıl çözüldüğünü analiz etmek.
1926 Ankara Antlaşması ile Musul, İngiliz mandası altındaki Irak'a bırakılmış, dolayısıyla Türkiye topraklarına dahil edilememiştir.
Bu gelişmenin Türkiye'nin lehine değil, aleyhine sonuçlanan bir durum olduğunu belirlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması Sonrası Türk Dış Politikası Gelişmeleri
Soru 6945Soru

1402 Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid'in Timur'a mağlup olmasıyla Osmanlı Devleti, hükümdarsız geçen ve 'Fetret Devri' olarak adlandırılan on bir yıllık bir kriz ve taht kavgaları sürecine girmiştir. Bu süreçte şehzadeler (Süleyman, İsa, Musa ve Mehmed Çelebi) kendi aralarında mücadele ederken, Bizans İmparatorluğu ve bazı Anadolu beylikleri de bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmıştır. Tüm sarsıntılara rağmen devlet yıkılmamış, Mehmed Çelebi'nin diğer kardeşlerini bertaraf ederek tahtı ele geçirmesiyle merkezi otorite yeniden tesis edilmiştir.

Bu bilgiler ve dönemin genel özellikleri dikkate alınd��ğında, Fetret Devri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı hanedan üyeleri arasında yaşanan taht mücadeleleri, veraset sisteminde kökl�� bir değişikliğe gidildiğinin kanıtıdır.

Cevap

Osmanlı hanedan üyeleri arasında taht mücadelelerinin yaşanmasının veraset sisteminde köklü bir değişikliğe gidildiğinin kanıtı olduğu yargısına ulaşılamaz.
Doğru cevap olan 'taht mücadelelerinin veraset sisteminde köklü bir değişikliğe gidildiğinin kanıtı olduğu' yargısı yanlıştır. Taht kavgaları, veraset sisteminde bir değişiklik yapılmadığını, aksine 'ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışının aynen devam ettirildiğini gösterir. Eğer sistemde köklü bir değişiklik yapılarak tahta geçiş kuralları kesinleştirilmiş olsaydı bu boyutta taht kavgaları yaşanmazdı.

Adım Adım Çözüm

1
Metin ve dönem özelliklerini inceleyerek taht kavgalarının temel nedenini analiz etmek.
Taht kavgaları, veraset sisteminin değiştiğini değil, aksine 'ülke hanedanın ortak malıdır' şeklindeki geleneksel veraset anlayışının devam ettiğini kanıtlar.
Geleneksel Türk veraset sisteminde kimin tahta geçeceğine dair kesin bir kural olmadığı için taht kavgaları kaçınılmaz olmuştur. Bu durum sistemin değiştiğini değil sürdüğünü gösterir.
2
Diğer seçeneklerin doğruluğunu kontrol etmek.
Bizans'ın şehzadeleri desteklemesi ömrünü uzatma çabasıdır, Balkanlar'da kaybın az olması istimalet politikasının sonucudur, beyliklerin kurulması siyasi birliğin bozulduğunun kanıtıdır, Çelebi Mehmed birliği sağladığı için ikinci kurucu kabul edilir.
Bu önermelerin tamamı tarihsel gerçeklerle ve metinle uyuşmaktadır.

Anahtar Kavram

Fetret Devri'nde taht kavgalarının nedeni geleneksel veraset sistemidir. İstimalet politikası Balkanlar'daki düzeni korumuş, beyliklerin kurulması Anadolu siyasi birliğini bozmuştur.
Soru 6946Soru

Doğal kaynaklar; tükenebilirlik durumları ve kendilerini yenileme hızlarına göre daimi (tükenmeyen), belirli şartlarda kendini yenileyebilen ve tükenebilen (yenilenemeyen) kaynaklar olarak sınıflandırılır.

Aşağıdaki tabloda bazı doğal kaynaklar ve bu kaynaklara ait sınıflandırma ile açıklamalar verilmiştir:

Doğal KaynakSınıflandırmaAçıklama
I. OrmanBelirli şartlarda kendini yenileyebilenDoğal dengenin korunması ve aşırı kesim yapılmaması durumunda varlığını sürdürebilir.
II. JeotermalDaimi (Tükenmeyen)Yerkabuğunun iç ısısından beslendiği için insan faaliyetlerinden tamamen bağımsız olarak tükenme riski taşımayan bir güç kaynağıdır.
III. DalgaDaimi (Tükenmeyen)Rüzgârların deniz yüzeyinde oluşturduğu salınımlardan elde edildiği için tükenme olasılığı bulunmaz.
IV. ToprakBelirli şartlarda kendini yenileyebilenErozyonun önlenmesi, nöbetleşe ekim ve aşırı gübrelemenin engellenmesi ile verimliliği korunabilir.
V. Doğal GazTükenebilenOluşumu milyonlarca yıllık jeolojik süreçleri gerektirdiği için tüketildikçe rezervi tükenen fosil kökenli kaynaktır.

Buna göre, tablodaki doğal kaynaklardan hangisinin sınıflandırmasında ve açıklamasında yanlışlık yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

II numaralı satırda verilen jeotermal kaynak
Jeotermal kaynaklar, yeraltı su havzalarının yağışlarla beslenmesine ve kullanılan sıcak suyun tekrar yeraltına gönderilmesine (reenjeksiyon) bağlı olarak kendini yenileyebilir. Bu şartlar sağlanmadığında kaynak verimliliğini yitirir ve tükenir. Dolayısıyla jeotermal enerji daimi (tükenmeyen) değil, belirli şartlarda kendini yenileyebilen bir kaynaktır ve insan faaliyetlerinden tamamen bağımsız değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal kaynakların sınıflandırılmasını hatırlama
Doğal kaynaklar; daimi kaynaklar (güneş, rüzgâr, dalga, gelgit), belirli şartlarda kendini yenileyebilen kaynaklar (orman, toprak, su, jeotermal) ve tükenebilen kaynaklar (kömür, petrol, doğal gaz, madenler) olarak ayrılır.
Tablodaki kaynakların ait olduğu doğru grupları belirlemek için temel coğrafi sınıflandırma bilgisi kullanılır.
2
Jeotermal kaynağın özelliklerini analiz etme
Jeotermal enerji, yerkabuğunun iç ısısından elde edilen sıcak su ve buhardır. Bu sıcak suyun ve buharın kaynağı yeraltı sularıdır. Sıcak suyun yeraltına geri basılmaması (reenjeksiyon yapılmaması) veya yeraltı su havzalarının yağışlarla yeterince beslenememesi durumunda jeotermal kaynak tükenir.
Jeotermal enerjinin daimi bir kaynak mı yoksa belirli koşullara bağlı olarak mı yenilendiğini ayırt etmek gerekir.
3
Tablodaki yanlışlığı tespit etme
II numaralı satırdaki jeotermal kaynağın sınıfı 'Daimi (Tükenmeyen)' olarak gösterilmiş ve insan faaliyetlerinden tamamen bağımsız olduğu belirtilmiştir. Oysa jeotermal enerji, reenjeksiyon yapılmadığında tükenebilen ve 'Belirli şartlarda kendini yenileyebilen' bir kaynaktır.
Hatalı sınıflandırma ve açıklamaya sahip olan satırı belirleyerek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynakların tükenebilirlik ve kendini yenileyebilme durumlarına göre sınıflandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6947Soru

Yeni Türk Devleti'nda laik, milli ve çağdaş bir toplum düzeni oluşturma sürecinde tarih yazıcılığı anlayışında da köklü bir değişim yaşanmıştır. Hanedan eksenli tarih yazımından millet eksenli tarih yazımına geçişi hedefleyen bu süreçte, 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) kurulmuştur.

Buna göre, Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçları arasında;

I. Türklerin kökenini ve dünya medeniyetine olan katkılarını bilimsel yöntemlerle araştırmak,
II. Anadolu'nun en eski sakinleri ile Türkler arasındaki bağları inceleyerek Anadolu'nun tarihsel olarak Türk yurdu olduğunu ortaya koymak,
III. Osmanlı hanedanının İslam dünyasındaki liderliğinin tarihsel meşruiyetini kanıtlamak

hedeflerinden hangilerinin yer aldığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçları arasında Türklerin kökenini bilimsel yöntemlerle araştırmak ve Anadolu'nun tarihsel olarak Türk yurdu olduğunu ortaya koymak yer alırken, hanedan meşruiyetini kanıtlamak gibi bir hedef yer almaz. Bu nedenle doğru yanıt I ve II öncüllerini içeren seçenektir.
Türk Tarih Kurumunun amaçları arasında Türk milletinin tarihsel kökenlerini, dünya medeniyetine olan katkılarını araştırmak ve Anadolu'nun tarihsel olarak Türk yurdu olduğunu bilimsel tezlerle ortaya koymak yer almaktadır. Bu durum I ve II öncüllerinde doğru olarak ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Tarih Kurumunun kuruluş bağlamını analiz etme
Cumhuriyet Dönemi'nde milli tarih bilincini geliştirmek amacıyla Türk Tarih Kurumunun kurulduğunu belirleme.
Soruda verilen öncüllerin kurumun kuruluş amaçlarıyla uyuşup uyuşmadığını anlamak için tarihsel bağlam kurulmalıdır.
2
Öncüllerin tarihsel gerçekliklerle karşılaştırılması
I ve II numaralı öncüllerde belirtilen Türklerin kökeni ve Anadolu ile olan bağlarının araştırılmasının milli tarih tezinin temelini oluşturduğu görülür. III numaralı öncüldeki hanedan meşruiyeti savunuculuğunun ise laik ve milli devletin tarih yazıcılığı ilkeleriyle çeliştiği saptanır.
Doğru ve yanlış yargıları birbirinden ayırt etmek için her bir öncülün tarihsel hedeflerle analizi gereklidir.
3
Doğru seçeneğe ulaşma
I ve II numaralı hedeflerin yer aldığı seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna varılır.
Analiz edilen bilgileri birleştirerek seçenekler arasından doğru olanı işaretlemek için.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi milli tarih yazıcılığı anlayışı ve Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçları
Soru 6948Soru

Yeni ve Yakın Çağ Avrupa'sında yaşanan bilimsel, felsefi ve siyasi dönüşümlere yön veren aşağıdaki düşünürleri, savundukları temel görüş ve katkılarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nicolaus Copernicus (Kopernik)
John Locke
Jean-Jacques Rousseau
René Descartes

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nicolaus Copernicus Güneş merkezli evren modeliyle; John Locke doğuştan gelen haklar ve devletin meşruiyetiyle; Jean-Jacques Rousseau halk egemenliği ve ortak iradeye dayalı toplumsal sözleşmeyle; René Descartes ise rasyonalizm ve metodik şüphe yöntemiyle eşleşmektedir.
Nicolaus Copernicus Güneş merkezli evren modeliyle, John Locke doğuştan gelen haklar ve devletin koruma yükümlülüğüyle, Jean-Jacques Rousseau halk egemenliğine dayalı toplumsal sözleşmeyle, René Descartes ise rasyonalizm ve metodik şüphe yöntemiyle doğru bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kopernik'in tarihsel katkısı tespit edilir.
Güneş merkezli evren modeli kuramını savunduğu için bu kuramla eşleştirilir.
Kilise dogmalarına karşı gök cisimlerinin hareketini açıklayan bilim insanıdır.
2
John Locke'un devlet ve birey ilişkisine yönelik görüşü analiz edilir.
Bireysel haklar ve devletin koruma yükümlülüğünü içeren sözleşmeyle eşleştirilir.
Locke, liberalizmin ve anayasal monarşinin fikir babalarındandır.
3
Jean-Jacques Rousseau'nun egemenlik hakkındaki fikirleri incelenir.
Ortak irade ve halk egemenliğine dayanan toplumsal sözleşmeyle eşleştirilir.
Fransız İhtilali'nin de düşünsel altyapısını oluşturan ulus egemenliği fikrini geliştirmiştir.
4
René Descartes'ın felsefi yöntemi belirlenir.
Metodik şüphe ve rasyonalizm ile eşleştirilir.
Aklı bilginin temeli gören Descartes, şüpheciliği bir yöntem olarak felsefeye uygulamıştır.

Anahtar Kavram

Yeni ve Yakın Çağ Avrupa'sında Skolastik Düşünceden Aydınlanmaya Geçişte Rol Oynayan Düşünürler
Soru 6949Soru

Türkiye'de çıkarılan madenlerin zengin rezerv alanları ile bu madenlerin sanayideki kullanım özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak ülkemizin ekonomik coğrafyasını anlamak açısından oldukça önemlidir.

Aşağıdaki sol sütunda Türkiye'de belirli madenlerin yoğun olarak çıkarıldığı yerler, sağ sütunda ise bu madenlerin kullanım alanları ile sanayi özellikleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki çıkarım yerlerini sağ sütundaki maden özellikleri ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Guleman (Elazığ)
Bigadiç (Balıkesir)
Mazıdağı (Mardin)
Keçiborlu (Isparta)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Guleman (Elazığ) krom madeniyle (çeliğe sertlik/paslanmazlık kazandıran, Elazığ ve Antalya'da işlenen); Bigadiç (Balıkesir) bor mineralleriyle (dünya rezervlerinin büyük kısmı ülkemizde olan, savunma ve cam sanayisinde kullanılan); Mazıdağı (Mardin) fosfat madeniyle (gübre yapımında kullanılan, yetersiz olduğu için ithal edilen); Keçiborlu (Isparta) ise kükürt madeniyle (kimya ve tarımda kullanılan, işletmesi kapatılan) eşleşmektedir.
Guleman krom (çelik sanayi, Elazığ-Antalya tesisleri), Bigadiç bor (küresel rezerv liderliği, savunma/cam sanayi), Mazıdağı fosfat (gübre sanayi, ithalat), Keçiborlu ise kükürt (işletmesi kapanmış ametal) madenleriyle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Guleman (Elazığ) yöresinin maden potansiyelini analiz etme
Guleman, Türkiye'nin en büyük krom yataklarındandır ve bu maden Elazığ ile Antalya'daki tesislerde işlenmektedir.
Kromun paslanmaz çelik üretimindeki önemi ve elektro-metalürji tesisleriyle olan ilişkisini kurmak için.
2
Bigadiç (Balıkesir) havzasının maden türünü belirleme
Bigadiç çevresi bor yatakları açısından son derece zengindir.
Türkiye'nin bor rezervlerindeki küresel liderliği ve borun yüksek teknolojik alanlardaki kullanımıyla eşleştirmek için.
3
Mazıdağı (Mardin) yöresinin maden türünü ve ekonomik durumunu inceleme
Mazıdağı'nda fosfat madeni çıkarılmakta ve gübre üretiminde kullanılmaktadır.
Fosfatın Türkiye'de yetersiz olması sebebiyle tarımda yapay gübre üretiminde dışa bağımlılığımızı açıklayan veriyle eşleştirmek için.
4
Keçiborlu (Isparta) havzasının maden geçmişini değerlendirme
Keçiborlu, kükürt madeniyle bilinmekte olup buradaki tesis kapatılmıştır.
Kükürdün tarım ilacı ve barut yapımındaki kullanım alanı ile tesisin günümüzdeki durumunu ilişkilendirmek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki önemli maden yataklarının coğrafi dağılışı, bu madenlerin sanayideki kullanım alanları ve ithalat/ihracat durumları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6950Soru

Aşağıda verilen küresel ticaret b��lgelerini/örgütlerini, temel coğrafi ve ekonomik özellikleri ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Avrupa Birliği (AB)
USMCA (Kuzey Amerika Anlaşması)
ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Avrupa Birliği (AB) ile üye devletler arasında tek pazar yapısını oluşturan Avrupa merkezli küresel ticaret bölgesi tanımı; USMCA ile Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika arasındaki ticaret bloku tanımı; ASEAN ile Güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki ticaret ve iş birliği örgütü tanımı eşleşmektedir.
Eşleştirmede her örgüt ve anlaşma, faaliyet gösterdiği bölgenin coğrafi sınırları ve üye ülkeleriyle doğru şekilde eşleştirilmiştir. Avrupa Birliği ortak gümrük birliği ve tek pazar sistemiyle; USMCA Kuzey Amerika ülkeleriyle; ASEAN ise Güneydoğu Asya ülkeleriyle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleştirilmesi istenen küresel ticaret bölgelerinin coğrafi konumlarını ve isimlerini belirlemek.
Avrupa Birliği'nin Avrupa kıtasını, USMCA'nın Kuzey Amerika kıtasını, ASEAN'ın ise Güneydoğu Asya bölgesini temsil ettiği saptanır.
Ticaret bölgelerinin coğrafi konumları, tanımlardaki yer bildiren ifadelerle eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Sağ sütunda yer alan tanımlardaki anahtar kelimeleri ve ülke isimlerini sol sütundaki örgüt isimleriyle ilişkilendirmek.
Avrupa merkezli tek pazar ifadesinin Avrupa Birliği ile; ABD, Kanada ve Meksika ülkelerinin USMCA ile; Güneydoğu Asya vurgusunun ASEAN ile doğrudan ilişkili olduğu belirlenir.
Her örgütün veya anlaşmanın kurucu üyeleri ve bölgesel hedefleri, onları diğerlerinden ayıran en belirgin niteliklerdir.

Anahtar Kavram

Dünyadaki başlıca ticaret bölgeleri, ekonomik entegrasyonlar ve bunların coğrafi dağılışları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6951Soru

Karasal biyomların yeryüzündeki coğrafi dağılışında enlem derecelerine bağlı olarak değişen sıcaklık ve yağış koşulları belirleyici olmaktadır. Buna göre, aşağıda verilen karasal biyomları Ekvator'dan kutuplara doğru genel yayılış alanlarının enlem derecelerini esas alarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama sırasıyla Savan biyomu, Tropikal çöl biyomu, Ilıman yaprak döken orman biyomu ve Tundra biyomu şeklinde olmalıdır.
Karasal biyomların Ekvator'dan kutuplara doğru sıralaması, enlem derecelerine bağlı olarak sıcaklığın azalmasıyla paralellik gösterir. Bu doğrultuda sırasıyla Savan biyomu (102010^\circ-20^\circ), Tropikal çöl biyomu (3030^\circ), Ilıman yaprak döken orman biyomu (306030^\circ-60^\circ) ve Tundra biyomu (607060^\circ-70^\circ) şeklinde dizilim gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekvator'a en yakın biyomun belirlenmesi
Savan biyomu 102010^\circ - 20^\circ enlemlerinde yer aldığı için ilk sıraya yerleştirilir.
Sıralama Ekvator'dan kutuplara doğru yapılacaktır.
2
Dönenceler çevresindeki biyomun belirlenmesi
Tropikal çöl biyomu yaklaşık 3030^\circ enlemlerinde yer alarak ikinci sıraya yerleştirilir.
Yüksek basınç alanlarındaki çöller savanlardan daha yüksek enlemdedir.
3
Orta kuşaktaki biyomun belirlenmesi
Ilıman yaprak döken orman biyomu 306030^\circ - 60^\circ orta kuşak enlemlerinde yer alarak üçüncü sıraya yerleştirilir.
Kutup altı bölgesine geçmeden önceki ılıman kuşak biyomudur.
4
Kutba en yakın biyomun belirlenmesi
Tundra biyomu 607060^\circ - 70^\circ enlemlerinde yer alarak son sıraya yerleştirilir.
Tundra, kutup biyomundan hemen önceki en soğuk karasal biyomdur.

Anahtar Kavram

Karasal biyomların enlemsel dağılışı ve sınırlarını belirleyen iklim koşulları.
Soru 6952Soru

Tarihsel süreçte şehirlerin ortaya çıkması ve büyümesinde tarım, sanayi, ticaret ve turizm gibi çeşitli fonksiyonel özellikler etkili olmuştur. Günümüzde bazı şehirler, nüfus miktarları çok fazla olmamasına rağmen üstlendikleri küresel fonksiyonlar sayesinde dünya genelinde geniş bir etki alanına sahiptir. Bu durum, şehirlerin etki alanının belirlenmesinde sadece nüfus büyüklüğünün yeterli bir ölçüt olmadığını göstermektedir.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisinin küresel ölçekteki etki alanı, sahip olduğu nüfus miktarından ziyade bünyesinde barındırdığı uluslararası idari ve siyasi kuruluşların yönetim merkezleri olma fonksiyonuyla açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Brüksel

Cevap

Brüksel
Brüksel, küresel ölçekte faaliyet gösteren en önemli siyasi ve askerî örgütlerden olan Avrupa Birliği (AB) ve NATO gibi kuruluşların genel merkezlerini barındırır. Bu idari fonksiyon, şehrin nüfus büyüklüğü çok fazla olmasa dahi dünya genelinde kararları etkileyen küresel bir merkez olmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin etki alanını belirleyen kriterlerin analiz edilmesi
Bir şehrin küresel ya da bölgesel ölçekte etki alanına sahip olmasında nüfus miktarı tek başına belirleyici bir unsur değildir. Şehirlerin sahip oldukları fonksiyonel özellikler (idari, finans, sanayi vb.) etki alanının sınırlarını doğrudan belirler.
Nüfusu görece az olup küresel etkiye sahip olan şehirlerin işlevsel özelliklerini incelemek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen şehirlerin fonksiyonel rolleri ile nüfus ve etki alanı ilişkilerinin değerlendirilmesi
Avrupa Birliği ve NATO gibi küresel karar alma süreçlerini yöneten uluslararası siyasi ve idari kurumların merkezleri Brüksel'de yer alır. Bu durum, şehrin nüfusu megakentlere kıyasla daha az olsa da idari gücü nedeniyle küresel düzeyde etki alanı kazanmasını sağlamıştır.
Uluslararası idari merkez niteliği taşıyan ve nüfusu az olmasına rağmen küresel etki alanı bulunan şehri tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin etki alanları sahip oldukları fonksiyonel özelliklere göre küresel, bölgesel ya da yerel ölçekte farklılık gösterir. İdari ve siyasi kuruluşların merkezleri olan şehirler (Brüksel, Washington, New York vb.) nüfuslarından bağımsız olarak küresel etki alanına sahip olabilirler.
Soru 6953Soru

Paris Barış Konferansı'nda, I. Dünya Savaşı'nı sonlandıran barış antlaşmalarının taslakları hazırlanmış; ancak Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan barış antlaşmasının şartları, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını paylaşma konusundaki anlaşmazlıkları ve İtalya'ya vaat edilen İzmir çevresinin Yunanistan'a bırakılması gibi diplomatik krizler nedeniyle bu konferansta netleştirilememiştir.

Bu bilgilere göre, Paris Barış Konferansı ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri arasındaki paylaşım mücadeleleri ve diplomatik görüş ayrılıkları, Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının metninin konferans sürecinde hazırlanmasını engellemiştir.

Cevap

İtilaf Devletleri arasındaki paylaşım m��cadeleleri ve diplomatik görüş ayrılıkları, Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının metninin konferans sürecinde hazırlanmasını engellemiştir.
İtilaf Devletleri arasındaki paylaşım mücadeleleri ve diplomatik görüş ayrılıkları seçeneği doğrudur. Çünkü Paris Barış Konferansı'nda Almanya ile Versay, Avusturya ile Saint-Germain, Bulgaristan ile Neuilly antlaşmalarının zeminleri hazırlanmışken, Osmanlı topraklarının stratejik bölgelerinin (özellikle Batı Anadolu'nun İtalya yerine Yunanistan'a bırakılması) paylaşımında yaşanan krizler Osmanlı ile yapılacak nihai barış antlaşmasının gecikmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Paris Barış Konferansı'nın toplanma amacını ve imzalanan antlaşmaları belirlemek.
Konferans, yenilen devletlerle yapılacak barış antlaşmalarının şartlarını belirlemek için toplanmış ve Almanya, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan ile yapılacak antlaşmaların taslakları oluşturulmuştur.
Konferansın kapsamını ve hangi devletlerin barış süreçlerinin tamamlandığını saptamak gerekir.
2
Osmanlı Devleti ile yapılacak barışın neden geciktiğini analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin topraklarının paylaşılması konusunda İtilaf Devletleri'nin (özellikle İngiltere ve İtalya) derin görüş ayrılıkları yaşadığı ve bu yüzden ortak bir metinde uzlaşamadıkları görülmüştür.
Sürecin neden diğer yenik devletlerden farklı seyrettiğini ortaya koymak gerekir.
3
Doğru yargıya ulaşmak üzere seçenekleri karşılaştırmak.
İtilaf Devletleri arasındaki diplomatik krizlerin ve paylaşım kavgalarının Osmanlı barışını engellediği/geciktirdiği yargısına ulaşılır.
Paragraftaki bilgileri tarihsel gerçeklerle birleştirerek doğru çıkarımı yapmak gerekir.

Anahtar Kavram

Paris Barış Konferansı ve Osmanlı Barışının Gecikme Nedenleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6954Soru

Yeni Türk devletinde çağdaşlaşma ve uluslararası entegrasyonu sağlama amacıyla sosyal ve iktisadi alanlarda çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış ve kongreler gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin geçmişten günümüze doğru doğru kronolojik sıralaması: İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması, Şapka İktisası Hakkında Kanun'un kabul edilmesi, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun yasalaşması ve hafta tatilinin cuma gününden pazar gününe alınması şeklindedir.
Kronolojik gelişim incelendiğinde; İzmir İktisat Kongresi 1923'te, Şapka Kanunu 1925'te, Teşvik-i Sanayi Kanunu 1927'de ve Hafta Tatili Kanunu 1935'te gerçekleşmiştir. Dolayısıyla doğru sıralama geçmişten günümüze bu düzeni takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre ve kanunların kabul tarihlerini belirleme
İzmir İktisat Kongresi (1923), Şapka Kanunu (1925), Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927), Hafta Tatili Düzenlemesi (1935)
Tarihsel sıralamanın yapılabilmesi için her bir gelişmenin kronolojik yerinin tespit edilmesi gerekir.
2
Tarihleri en eskiden en yeniye doğru sıralama
1923 -> 1925 -> 1927 -> 1935
Soru kökünde geçmişten günümüze doğru bir sıralama talep edilmektedir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi toplumsal ve ekonomik alandaki inkılapların kronolojik sırası ve amaçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6955Soru

Okyanus akıntıları, küresel iklim sisteminde ısı dağ��lımını düzenlemenin yanı sıra deniz ekosistemlerindeki biyoçeşitliliğin ve birincil üretkenliğin dağılışında da hayati bir role sahiptir. Bu akıntılar, okyanuslardaki fiziksel ve kimyasal özellikleri etkileyerek canlıların yaşam alanlarını şekillendirir.

Buna göre, okyanus akıntıları ve bunların su ekosistemlerindeki ekolojik etkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarında dikey yönlü su hareketlerinin (upwelling) görülmesi ve suyun oksijen ile besin maddesi (plankton) yönünden zenginleşmesi, bu bölgeleri biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu alanlar hâline getirir.

Cevap

Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarında dikey yönlü su hareketlerinin (upwelling) görülmesi ve suyun oksijen ile besin maddesi (plankton) yönünden zenginleşmesi, bu bölgeleri biyoçeşitliliğin en yoğun olduğu alanlar hâline getirir.
Doğru olan ifade, sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarında dikey yönlü su hareketlerinin (upwelling) görülmesi ve suyun oksijen ile besin maddesi yönünden zenginleşmesi nedeniyle biyoçeşitliliğin bu alanlarda en yoğun olduğudur. Bu bölgelerde derinlerden gelen soğuk sular, fosfat ve nitrat gibi besin tuzlarını üst katmanlara taşıyarak fitoplankton patlamasına yol açar. Bu da besin zincirini tetikler ve balık popülasyonunu artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Okyanus akıntılarının karşılaştığı alanlardaki dikey yönlü su hareketlerinin (upwelling) ekolojik önemini analiz etmek.
Soğuk ve sıcak akıntıların karşılaştığı alanlarda dikey yönlü yükselici su hareketleri (upwelling) gerçekleşir. Bu hareket dipteki besin tuzlarını (nitrat, fosfat) ışıklı katmana (fotik bölgeye) taşıyarak fitoplankton patlamasına yol açar. Sonuç olarak besin zinciri tetiklenir ve biyoçeşitlilik maksimum düzeye ulaşır.
Okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarındaki temel biyolojik üretkenlik mekanizmasını kavramak.
2
Seçeneklerdeki ekolojik piramit, azot döngüsü ve çevre sözleşmeleri gibi kavramları bilimsel doğrularla karşılaştırmak.
Besin zincirinde yukarı doğru gidildikçe enerjinin artmadığı, aksine %10\%10 kuralı gereği her basamakta yaklaşık %90\%90 oranında azaldığı belirlenir. Atmosferdeki serbest azotun (N2N_2) doğrudan solunumla kullanılamayacağı ve Ramsar Sözleşmesi'nin denizleri değil karasal sulak alanları koruduğu gerçeği doğrulanır.
Çeldirici seçeneklerde yer alan yaygın kavramsal yanılgıları elemek.
3
Küresel iklim değişiminin ozon tabakası üzerindeki etkisini ayırt etmek.
Okyanus akıntılarının zayıflamasının sera etkisi ve küresel ısınmayla ilişkili olduğu, ozon tabakasının delinmesiyle doğrudan bir ilgisi olmadığı belirlenir. Ozon seyrelmesi kloroflorokarbon (CFC) gazlarının etkisiyle olur.
Farklı küresel çevre sorunlarının neden-sonuç ilişkilerini doğru analiz etmek.

Anahtar Kavram

Okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarındaki upwelling sürecinin denizel biyoçeşitlilik üzerindeki etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6956Soru

Doğadaki ekosistemlerde yaşamın sürekliliği, kesintisiz bir enerji akışına ve madde döngüsüne bağlıdır. Aşağıdaki şemada ekolojik bir piramitte yer alan trofik düzeyler ve bu düzeyler arasındaki enerji aktarımı modellenmiştir.

Buna göre, ekosistemlerdeki enerji akışı ile ilgili;

I. Güneşten gelen enerjinin sisteme üreticiler aracılığıyla giriş yaptıktan sonra trofik düzeyler arasında tek yönlü olarak aktarılması ve bir kısmının ısı olarak çevreye yayılması,
II. Ayrıştırıcıların organik atıkları parçalayarak elde ettikleri enerjiyi tekrar üreticilere aktarması sayesinde enerji akışının kapalı bir döngü halinde sürdürülmesi,
III. Besin zincirinde yukarı doğru çıkıldıkça, solunum ve metabolizma faaliyetleri nedeniyle kaybedilen enerjinin artması sonucu bir üst basamağa aktarılan toplam enerji miktarının azalması

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.
Enerji akışının güneşle başlayıp tek yönlü olması ve her trofik düzeyde enerjinin büyük kısmının solunum/ısı kaybıyla azalması nedeniyle birinci ve üçüncü öncüller doğrudur. Ayrıştırıcılar maddeyi döngüye katsa da enerjiyi döngüsel hale getiremezler, bu yüzden ikinci öncül yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Güneş enerjisinin sisteme girişi ve akış yönünü analiz etmek.
Enerji sisteme üreticiler tarafından alınır, besin zinciri boyunca tek yönlü akar ve ısı olarak kaybolur. Birinci öncül doğrudur.
Ekosistemde enerjinin temel kaynağı Güneş'tir ve bu enerji döngüsel değil, tek yönlü bir akış izler.
2
Ayrıştırıcıların enerji akışındaki rolünü değerlendirmek.
Ayrıştırıcılar organik maddeleri inorganik maddelere dönüştürerek madde döngüsünü sağlar ancak enerjiyi tekrar üreticilere geri kazandıramazlar. İkinci öncül yanlıştır.
Enerji akışı tek yönlü olup, ısı şeklinde sistemden çıkan enerji geri dönüştürülemez.
3
Trofik düzeyler arasında yukarı çıkıldıkça aktarılan enerji miktarını incelemek.
Yukarı doğru çıkıldıkça her düzeyde enerjinin yaklaşık %90\%90'ı ısı ve metabolik faaliyetlerle kaybedilir, sadece %10\%10'u aktarılır. Üçüncü öncül doğrudur.
Ekolojik piramitlerdeki %10\%10 kuralına göre yukarı çıkıldıkça aktarılan toplam enerji miktarı azalır.

Anahtar Kavram

Besin Zinciri ve Enerji Akışı Prensipleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6957Soru

Beşerî faaliyetler; ekonomik döngünün temelini oluşturan üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini doğrudan veya dolaylı olarak şekillendirmektedir. Bu süreçlerin her biri farklı beşerî faktörlerin etkisi altındadır.

Aşağıda verilen beşerî faaliyet örneklerini, etkiledikleri temel ekonomik süreçlerle (üretim, dağıtım, tüketim) doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarımsal üretimde makineleşme ve verimi yüksek tohum ıslahı çalışmalarının yaygınlaştırılması
E-ticaret platformlarının gelişimi ve soğuk zincir taşımacılık ağlarının kurulmasıyla ürünlerin alıcılara ulaştırılması
Toplumsal gelir düzeyinin yükselmesi ve reklam kampanyalarının etkisiyle lüks gıda ve giyim ürünlerine olan talebin artması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tarımsal makineleşme ve tohum ıslahı üretim faaliyetleriyle, e-ticaret ve soğuk zincir taşımacılığı dağıtım faaliyetleriyle, gelir düzeyi artışı ve reklamların etkisi ise tüketim faaliyetleriyle eşleşmektedir.
Üretim, mal ve hizmetlerin elde edilmesi; dağıtım, bu malların tüketim merkezlerine ulaştırılması; tüketim ise malların kullanılmasıdır. Makineleşme ve tohum ıslahı üretimi; taşımacılık ve e-ticaret dağıtımı; reklamlar ve gelir düzeyi ise tüketimi belirleyen beşerî faktörlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki faaliyetin (tarımda makineleşme ve tohum ıslahı) amacını analiz etmek.
Bu faaliyetlerin yeni ürün elde etmeye ve verimi artırmaya yönelik olduğu, dolayısıyla üretim kapsamında yer aldığı belirlenir.
Üretim, mal ve hizmetlerin sağlanması veya yetiştirilmesi sürecidir.
2
İkinci öncüldeki faaliyetin (e-ticaret ve soğuk zincir taşımacılığı) işlevini belirlemek.
Bu teknolojilerin ürünlerin üretildikleri yerlerden alıcılara ulaştırılmasını sağladığı, dolayısıyla dağıtım kapsamında yer aldığı belirlenir.
Dağıtım, ürünlerin tüketim merkezlerine taşınması ve ulaştırılması faaliyetleridir.
3
Üçüncü öncüldeki faaliyetin (gelir düzeyi artışı ve reklamların etkisi) sonucunu incelemek.
Bu durumun insanların ürün satın alma ve kullanma tercihlerini şekillendirdiği, dolayısıyla tüketim kapsamında yer aldığı belirlenir.
Tüketim, mal ve hizmetlerin nihai olarak kullanılması aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Beşerî faaliyetlerin üretim, dağıtım ve tüketim süreçleri üzerindeki etkileri
Soru 6958Soru

Türkiye'deki köy altı yerleşmeleri; yerleşmelerin süreklilik durumu, yürütülen temel ekonomik faaliyetler ve yoğunlaştıkları coğrafi bölgeler bakımından farklı nitelikler taşır. Aşağıda verilen köy altı yerleşme türlerini, karşılarında yer alan coğrafi ve fonksiyonel özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Divan
Dalyan
Oba
Mezra

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divan yerleşmesi Batı Karadeniz Bölgesi'ndeki kalıcı idari birliklerle, Dalyan kıyı bölgelerindeki geçici balıkçılık faaliyetleriyle, Oba göçebe hayvancılık ve çadır yaşamıyla, Mezra ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki tarım-hayvancılık odaklı kalıcı birimlerle eşleşmektedir.
Köy altı yerleşmelerinin coğrafi dağılışı ve ekonomik fonksiyonları incelendiğinde; Divan yerleşmesi Batı Karadeniz'deki mahalle topluluklarıyla, Dalyan kıyı kesimindeki balıkçılık faaliyetleriyle, Oba göçebe hayvancılık amacıyla çadırlarda yaşayan topluluklarla, Mezra ise Doğu/Güneydoğu Anadolu'da tarım ve hayvancılığın yapıldığı kalıcı birimlerle doğru eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumuna göre kalıcı (divan, mezra) ve geçici (oba, dalyan) olarak sınıflandırılmasını yapın.
Kalıcı ve geçici yerleşmeler doğru gruplandırılır.
Sorunun çözümünde ilk eleme kriterini sağlamak.
2
Her yerleşme türünün Türkiye'de en yoğun görüldüğü coğrafi bölgeyi belirleyin.
Divan için Batı Karadeniz, Dalyan için Ege ve Akdeniz kıyıları, Mezra için Doğu/Güneydoğu Anadolu, Oba için ise Toroslar ve Doğu Anadolu tespit edilir.
Bölgesel dağılış analizini gerçekleştirmek.
3
Yerleşmelerde gerçekleştirilen birincil ekonomik faaliyeti analiz edin.
Dalyan'da balıkçılık, Oba'da göçebe hayvancılık, Divan ve Mezra'da tarım ve hayvancılığın bir arada yürütüldüğü belirlenerek eşleştirmeler tamamlanır.
Doğru eşleştirme ilişkilerini kurmak.

Anahtar Kavram

Kır yerleşmelerinin türleri, fonksiyonları (tarım, hayvancılık, balıkçılık) ve Türkiye üzerindeki coğrafi dağılış alanları.
Soru 6959Soru

Türkiye, hem zengin kültürel geçmişi hem de benzersiz doğal oluşumlarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi'nde çok sayıda varlığa sahiptir. Bu listedeki varlıklar; kültürel, doğal ve hem doğal hem kültürel özellikleri bir arada barındıran 'karma' miras alanları olarak sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki turizm alanlarından hangisi Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan karma miras alanlarından biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pamukkale - Hierapolis (Denizli)

Cevap

Pamukkale - Hierapolis (Denizli)
Pamukkale - Hierapolis (Denizli) alanı, hem kalsiyum oksit içeren termal suların oluşturduğu traverten setleri (doğal unsur) hem de hemen üstünde kurulu olan antik Hierapolis kenti kalıntıları (kültürel unsur) ile Türkiye'nin iki karma miras alanından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki miras türlerini tanımlama
Miras alanları kültürel (insan yapımı tarihi yapılar), doğal (jeolojik veya biyolojik oluşumlar) ve karma (hem doğal hem kültürel) olarak üçe ayrılır.
Soruda istenen karma miras kriterini netleştirmek için.
2
Türkiye'deki karma miras alanlarını belirleme
Türkiye'de UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan iki adet karma miras alan�� vardır: Göreme Millî Parkı ve Kapadokya ile Pamukkale - Hierapolis.
Seçeneklerdeki doğru cevabı saptamak için.
3
Seçeneklerdeki diğer alanların durumunu inceleme
Nemrut Dağı, Efes, Hattuşa ve Safranbolu alanlarının tamamı sadece kültürel miras kategorisinde yer almaktadır.
Çeldiricileri eleyerek doğru seçeneği doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki UNESCO Dünya Miras Alanlarının sınıflandırılması ve karma miras alanlarının özellikleri
Soru 6960Soru

Aşağıda Atatürk Dönemi Türk dış politikasında karşı karşıya kalınan bazı meseleler ile bu meselelerin çözüme kavuşturulma süreçlerine dair diplomatik gelişmeler verilmiştir. Bu meseleleri, kendileriyle doğrudan ilişkili olan diplomatik gelişmelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Musul Sorunu (Irak Sınırı)
Nüfus Mübadelesi (Etaplı Sorunu)
Boğazlar Rejimi
Hatay'ın Statüsü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Musul Sorunu Haliç Konferansı ve Misak-ı Millî taviziyle; Nüfus Mübadelesi etapli sorununun çözülmesi ve Balkan Antantı yakınlaşmasıyla; Boğazlar Rejimi komisyonun kaldırılıp egemenliğin tam sağlanmasıyla; Hatay ise Sandler Raporu doğrultusunda bağımsızlığa giden süreçle eşleşir.
Eşleştirmelerin tamamı tarihsel gerçekliklere ve dış politika gelişmelerine tam uyumludur. Musul Sorunu Haliç Konferansı ve Misak-ı Millî taviziyle; Nüfus Mübadelesi etapli sorununun çözülmesi ve Balkan Antantı yakınlaşmasıyla; Boğazlar Rejimi komisyonun kaldırılıp egemenliğin tam sağlanmasıyla; Hatay ise Sandler Raporu doğrultusunda bağımsızlığa giden süreçle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Musul Meselesi'nin diplomatik gelişim sürecini incelemek.
Sorunun Haliç Konferansı'nda çözülemeyerek Milletler Cemiyeti'ne gitmesi ve 1926 Ankara Antlaşması ile Misak-ı Millî'den taviz verilerek çözülmesiyle eşleştiği belirlenir.
Musul Sorunu, Lozan sonrasında ikili görüşmeler ve uluslararası diplomasi kanalıyla çözüme ulaştırılmıştır.
2
Nüfus Mübadelesi konusundaki uyuşmazlığı ve sonrasındaki etkileri analiz etmek.
Mübadeledeki yerleşiklik (etapli) sorununun 1930'da çözülmesiyle Türk-Yunan ilişkilerinin düzeldiği ve bunun Balkan Antantı'na zemin hazırladığı tespit edilir.
Yerleşiklik sorununun çözülmesi, bölgesel güvenlik iş birliklerinin önünü açmıştır.
3
Boğazlar Rejimi'ndeki statü değişikliğinin neden ve sonuçlarını değerlendirmek.
Lozan'daki komisyonun, 1930'lardaki savaş tehdidi ortamında Montrö Sözleşmesi ile kaldırılarak tam egemenliğin sağlandığı görülür.
1930'larda artan küresel savaş tehdidi, statü değişikliğinde belirleyici rol oynamıştır.
4
Hatay'ın statüsündeki uluslararası gelişmeleri belirlemek.
Fransa ile yaşanan anlaşmazlık neticesinde hazırlanan Sandler Raporu doğrultusunda Hatay'ın bağımsız bir devlet haline geldiği saptanır.
Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen Sandler'in raporu, Hatay'ın bağımsızlık statüsünün hukuki zeminini oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası'nda karşı karşıya gelinen temel meseleler, bunların çözüm yöntemleri ve diplomatik sonuçları.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 348 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin