Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7281Soru

İki Savaş Arası Dönem'de (1919-1939) dünya barışını koruma çabaları ile totaliter ve militarist rejimlerin yayılmacı faaliyetleri bir arada yaşanmıştır.

Aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama Locarno Antlaşması (1925), SSCB'de I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın başlatılması (1928), Japonya'nın Mançurya'yı işgali (1931) ve İtalya'nın Habeşistan'a saldırması (1935) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin kronolojik sıralaması: Locarno Antlaşması (1925), SSCB'de I. Beş Yıllık Sanayi Planı (1928), Japonya'nın Mançurya'yı işgal etmesi (1931) ve İtalya'nın Habeşistan'a saldırması (1935) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen tarihi olayların gerçekleşme yıllarını belirlemek
Gelişmelerin yılları: Locarno Antlaşması 1925, SSCB'de I. Beş Yıllık Sanayi Planı 1928, Mançurya'nın İşgali 1931, Habeşistan'ın İşgali 1935.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her bir gelişmenin meydana geldiği yılı doğru şekilde tespit etmek gerekmektedir.
2
Belirlenen yılları en eskiden en yeniye doğru sıralamak
1925 (Locarno) -> 1928 (SSCB Planı) -> 1931 (Mançurya) -> 1935 (Habeşistan) sıralaması elde edilir.
Soru kökündeki talimat doğrultusunda olaylar geçmişten günümüze doğru dizilmelidir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönem Gelişmeleri ve Totaliter Rejimlerin Yayılmacı Politikaları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7282Soru

Osmanlı Devleti, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı karşısında denge politikasını işleterek Rusya ile 1833 yılında Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşmanın "Osmanlı Devleti saldırıya uğrarsa Rusya asker ve donanma gönderecek, Rusya saldırıya uğrarsa Osmanlı Devleti Boğazları batılı devletlere kapatacak" maddesi İngiltere ve Fransa'nın tepkisini çekmiş ve Boğazlar Meselesi uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bu gelişme ve sonuçları dikkate alındığında, XIX. yüzyıl diplomatik ilişkileri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin bir iç sorunu, büyük güçlerin çıkar çatışmaları neticesinde uluslararası bir boyut kazanmıştır.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin bir iç sorunu, büyük güçlerin çıkar çatışmaları neticesinde uluslararası bir boyut kazanmıştır.
Verilen bilgiler incelendiğinde, başlangıçta Osmanlı Devleti'nin kendi valisiyle yaşadığı bir iç kriz olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı'nın, denge siyaseti çerçevesinde Rusya ile yapılan Hünkar İskelesi Antlaşması sonrası İngiltere ve Fransa gibi büyük devletlerin çıkarlarını tehdit etmesiyle uluslararası bir boyut kazandığı anlaşılmaktadır. Bu durum, iç meselelerin dış siyasetin ve küresel güç mücadelesinin bir parçası haline gelmesinin tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı'nın niteliğini analiz etmek.
Bu isyan, devletin kendi valisiyle yaşadığı bir iç sorun olarak başlamıştır.
Sorunun kökenini ve Osmanlı Devleti'nin iç dinamiklerini anlamak için ilk olarak isyanın başlangıç niteliği belirlenmelidir.
2
Osmanlı Devleti'nin isyan karşısında izlediği dış politikayı değerlendirmek.
Kendi gücüyle isyanı bastıramayan Osmanlı Devleti, denge politikası güderek Rusya'dan yardım istemiş ve Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzalamıştır.
Denge stratejisinin bu olayda nasıl uygulandığını ve dış güçlerin nasıl sürece dahil edildiğini görmek gerekir.
3
Rusya ile yapılan antlaşmanın diğer büyük güçler üzerindeki etkisini ve sonucunu belirlemek.
Antlaşmanın Boğazlar üzerindeki Rus etkisini artırması üzerine İngiltere ve Fransa devreye girmiş, böylece bir iç sorun olan Kavalalı meselesi ve Boğazlar konusu uluslararası bir krize dönüşmüştür.
İç sorunun nasıl küresel bir çıkar çatışmasına yol açtığını ve Boğazlar Sorunu'nu başlattığını saptamak sorunun doğru cevabına ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

İç sorunların dış soruna dönüşmesi ve Boğazlar Meselesi bağlamında denge stratejisi
Soru 7283Soru

Konya Ovası Projesi (KOP) ile bölgedeki yeraltı su seviyesinin korunması ve tarımda su ihtiyacının karşılanması amacıyla Göksu Nehri'nin suları Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Havzası'na aktarılırken; Doğu Anadolu Projesi (DAP) kapsamında, bölgenin yüksek ve engebeli yer şekilleri ile sert karasal iklim şartları göz önünde bulundurularak öncelikle çayır ve mera alanlarının ıslahı ve hayvancılık faaliyetlerinin modernizasyonu hedeflendiği bilgisi doğru mudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade coğrafi gerekçeleri ve projelerin temel hedefleriyle tam olarak uyuştuğu için doğrudur.
Verilen ifade doğrudur çünkü Konya Ovası Projesi (KOP) kuraklık ve yeraltı sularının aşırı çekilmesi sorununa karşı Göksu sularını Mavi Tünel ile havzaya ulaştırarak çözüm üretmeyi hedefler; Doğu Anadolu Projesi (DAP) ise bölgenin zorlu fiziki şartları (yükseklik, engebe, soğuk iklim) nedeniyle çayır ve meraları geliştirip hayvancılığı modernleştirmeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
KOP'un temel hedeflerini ve Mavi Tünel Projesi'nin rolünü analiz etmek
KOP'un en önemli su kaynağı transferi Göksu Nehri'nden Mavi Tünel ile yapılan aktarımdır. Bu aktarımın temel amacı, Konya Havzası'ndaki aşırı yeraltı suyu kullanımını azaltmak ve tarımsal sulama ihtiyacını sürdürülebilir şekilde karşılamaktır.
KOP'un su yönetimi ve yeraltı suyu dengesiyle olan ilişkisini doğrulamak için.
2
DAP'ın coğrafi gerekçelerini ve ekonomik odak noktalarını analiz etmek
Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek, engebeli yer şekilleri ve sert karasal iklimi, geniş çaplı bitkisel üretimi sınırlandırmaktadır. Bu nedenle DAP, bölgenin en önemli potansiyeli olan çayır-mera varlığını ıslah ederek hayvancılığı modern yöntemlerle geliştirmeyi öncelikli hedef olarak belirlemiştir.
DAP'ın doğal çevre şartlarına uygun olarak belirlenen ekonomik hedeflerini doğrulamak için.
3
İki projenin karşılaştırmalı analizini yaparak ifadenin genel doğruluğunu değerlendirmek
Hem KOP'un su transferi ve yeraltı suyu koruma amacı hem de DAP'ın mera ıslahı ve hayvancılık odaklı yapısı gerçeği yansıtmaktadır. Bu nedenle önermenin tamamı doğrudur.
Nihai karara varmak ve doğruluğu kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de bölgesel kalkınma projelerinin (KOP ve DAP) coğrafi koşullara göre şekillenen hedefleri ve su kaynakları yönetimi.
Soru 7284Soru

Türkiye'de coğrafi şartların ve ekonomik faaliyetlerin çeşitliliğine bağlı olarak çok sayıda köy altı yerleşmesi kurulmuştur. Bu yerleşmeler süreklilik durumuna göre 'kalıcı' ve 'geçici' olarak ikiye ayrılmaktadır.

Aşağıdaki tabloda bazı köy altı yerleşmeleri, süreklilik durumları ve yaygın olarak görüldükleri coğrafi alanlar eşleştirilmiştir:

Köy Altı YerleşmesiSüreklilik DurumuYaygın Olduğu Alan
I. DivanKalıcıBatı Karadeniz
II. KomKalıcıDoğu Anadolu
III. ObaGeçiciToroslar
IV. MezraGeçiciDoğu Anadolu
V. DalyanGeçiciEge Kıyıları

Buna göre, tablodaki eşleştirmelerin tamamının doğru olabilmesi için hangi numaralı yerleşmelerin süreklilik durumları birbiriyle yer değiştirmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

II ve IV numaralı yerleşmeler
Kom, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olan ve hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı geçici bir köy altı yerleşmesidir. Mezra ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tarım ve hayvancılığın bir arada yürütüldüğü kalıcı bir yerleşmedir. Tabloda Kom yerleşmesi kalıcı, Mezra yerleşmesi ise geçici olarak sınıflandırılmıştır. Dolayısıyla bu iki yerleşmenin süreklilik durumlarının birbiriyle yer değiştirmesi tablodaki tüm bilgilerin doğru olmasını sağlayacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumlarını (kalıcı/geçici) incelemek.
Divan kalıcı, Kom geçici, Oba geçici, Mezra kalıcı ve Dalyan geçici yerleşmelerdir.
Köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumlarını belirleyerek tablodaki hataları tespit etmek.
2
Bulunan doğru süreklilik durumlarını tablodaki değerlerle karşılaştırmak.
Kom yerleşmesinin kalıcı olarak işaretlendiği (hatalı) ve Mezra yerleşmesinin geçici olarak işaretlendiği (hatalı) görülmüştür.
Hangi yerleşmelerin sınıflandırma hatasına sahip olduğunu doğrudan belirlemek.
3
Hatalı olan yerleşmelerin süreklilik durumlarını birbiriyle yer değiştirmek.
Kom geçici, Mezra ise kalıcı duruma getirilerek tablonun tamamen doğru olması sağlanır.
Soru kökündeki yer değiştirme talebini karşılayan doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumuna göre sınıflandırılması ve bölgesel dağılış özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7285Soru

Büyük Millet Meclisinin (BMM) açılmasından bir gün sonra, 24 Nisan 1920'de Mustafa Kemal Paşa tarafından meclise sunulan ve oy birliğiyle kabul edilen önergede yer alan; *'Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah vekili (kaymakamı) atamak doğru değildir.'* maddesi meclisin çalışma esaslarını belirlemede büyük öneme sahiptir.

Bu kararla meclisin;
I. Kararlarında bağımsız hareket etmesini sağlama,
II. Milli iradenin ve meclisin sürekliliğini vurgulama,
III. Osmanlı saltanatının hukuki varlığını derhal sona erdirme

amaçlarından hangilerini gözettiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II amaçlarının gözetildiği savunulabilir.
Önergede yer alan 'geçici bir hükümet başkanı tanımamak' ifadesi meclisin kalıcı ve sürekli olduğunu, 'padişah vekili atamayı reddetmek' ise padişahın ya da İstanbul'un kararlara müdahale etmesini engelleyerek meclisin bağımsız hareket etmesini amaçlamaktadır. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'nın 24 Nisan 1920 tarihli önergesindeki 'Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah vekili atamak doğru değildir' maddesini analiz edin.
Bu kararın, meclisin dışarıdan yönlendirilmesini engelleyecek nitelikte olduğu ve kalıcı bir yönetim iradesi beyan ettiği saptanır.
Önerge maddesinin siyasi ve idari sonuçlarını doğru yorumlamak gerekir.
2
Birinci öncüldeki 'bağımsız hareket etme' ve ikinci öncüldeki 'süreklilik' ifadelerini önerge maddesi ile ilişkilendirin.
Padişah vekilinin reddedilmesi bağımsızlığı; geçici ibaresinin dışlanması ise sürekliliği temsil eder.
Önergenin bağımsızlık ve milli egemenliğin kalıcılığı hedefleriyle örtüşen maddelerini belirlemek amaçlanır.
3
Üçüncü öncüldeki saltanatın derhal kaldırılması hedefinin 1920 yılındaki meclis politikası ile uyuşup uyuşmadığını denetleyin.
Saltanatın kaldırılmasının 1922'de gerçekleştiği ve 1920'de birlik beraberliği bozmamak adına saltanata derhal son verilmesinin amaçlanmadığı anlaşılır.
Tarihsel kronolojiyi ve meclisin ilk dönemdeki taktiksel uzlaşmacı tutumunu dikkate alarak yanlış seçeneği elemek gerekir.

Anahtar Kavram

24 Nisan Önergesi (1 Sayılı Önerge) kararlarının meclisin bağımsızlığı, sürekliliği ve milli egemenlik ilkesiyle ilişkisi
Soru 7286Soru

Aşağıda sol sütunda dünyadaki başlıca ticaret bölgeleri ve ekonomik bloklar, sağ sütunda ise bu bölgelerin/blokların temel özellikleri ve üye ülkeleri verilmiştir. Sol sütundaki ticaret bölgelerini sağ sütundaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuzey Amerika Ticaret Bölgesi (USMCA)
Avrupa Birliği (AB)
Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN)
Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuzey Amerika Ticaret Bölgesi (USMCA) - Kanada, ABD ve Meksika ortak pazarı; Avrupa Birliği (AB) - Tek pazar ve Euro ortak para birimi bölgesi; Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN) - Singapur, Malezya ve Tayland iş birliği; Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) - Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay entegrasyonu.
Doğru eşleştirmede Kuzey Amerika Ticaret Bölgesi (USMCA) Kanada, ABD ve Meksika'yı içeren ortak pazar açıklamasıyla; Avrupa Birliği (AB) tek pazar ve ortak para birimi açıklamasıyla; Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN) Singapur, Malezya ve Tayland'ın yer aldığı Asya-Pasifik açıklamasıyla; Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ise Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay'ın kurduğu Güney Amerika açıklamasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzey Amerika Ticaret Bölgesi'nin (USMCA) üye ülkelerini ve amacını belirlemek.
Bu bölge Kanada, ABD ve Meksika'dan oluşur. Dolayısıyla bu ülkelerin geçtiği açıklama ile eşleşir.
USMCA anlaşması coğrafi olarak Kuzey Amerika ülkelerini kapsar.
2
Avrupa Birliği'nin (AB) küresel ticaret alanındaki entegrasyon düzeyini incelemek.
AB, tek pazar ve Euro ortak para birimi gibi ileri düzey entegrasyon özelliklerine sahiptir. Bu doğrultuda ilgili açıklama ile eşleşir.
Dünyada sınırların ve gümrüklerin en çok kaldırıldığı, iş gücü dolaşımının serbest olduğu en bütünleşmiş pazar AB'dir.
3
Güneydoğu Asya Ulusları Birliği'nin (ASEAN) coğrafi kapsamını tespit etmek.
ASEAN; Singapur, Malezya, Tayland gibi Asya-Pasifik ülkelerini kapsayan ticaret ağıdır ve bu açıklama ile eşleşir.
ASEAN bölgesel ekonomik iş birliği teşkilatı olup Güneydoğu Asya ülkelerini kapsar.
4
Güney Ortak Pazarı'nın (MERCOSUR) üye yapısını ve konumunu belirlemek.
MERCOSUR, Brezilya ve Arjantin gibi Güney Amerika ülkelerinin kurduğu ortak pazardır ve bu ülkelerin geçtiği açıklama ile eşleşir.
MERCOSUR, Güney Amerika ülkelerinin kendi aralarındaki gümrük birliği ve ticaret anlaşmasıdır.

Anahtar Kavram

Dünyadaki başlıca ticaret bölgeleri, serbest ticaret anlaşmaları (USMCA, AB, ASEAN, MERCOSUR) ve bu bölgelerin küresel ticaret ağlarındaki coğrafi dağılışı ile özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7287Soru

İlk felsefe tarihinde arkhe problemini ele alan ilk filozoflar genellikle doğadaki değişimi ve çeşitliliği su, hava, ateş gibi somut, duyusal ve maddi unsurlarla açıklamaya çalışmışlardır. Buna karşın Pythagoras ve takipçileri, evrendeki düzeni, müzikteki tınıların uyumunu ve gök cisimlerinin hareketlerindeki düzenliliğin ancak matematiksel oranlarla açıklanabileceğini savunmuşlardır. Onlara göre arkhe, duyusal dünyanın ötesinde yer alan, evrene düzen ve uyum veren soyut bir ilke olan 'sayı'dır.

Buna göre Pythagorasçıların arkhe yaklaşımını, kendilerinden önceki Miletli doğa filozoflarının yaklaşımından ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arkheyi somut ve duyusal bir töz yerine soyut ve matematiksel bir ilke olarak temellendirmeleri

Cevap

Pythagorasçıların arkhe yaklaşımını diğer Miletli doğa filozoflarından ayıran temel fark, ilk nedeni somut ve duyusal bir madde yerine soyut ve matematiksel bir ilke (sayı) olarak temellendirmeleridir.
Pythagorasçılar, Thales'in suyu veya Anaksimenes'in havayı ilk neden olarak görmesinden farklı olarak, evrendeki düzeni soyut ve matematiksel bir ilke olan 'sayı' ile açıklamışlardır. Bu durum onları maddi tözleri temel alan Miletli filozoflardan ayıran en temel farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki bilgileri analiz etme
Miletli filozofların arkheyi su, hava, ateş gibi somut ve maddi unsurlarla açıkladığı, Pythagorasçıların ise sayı ve matematiksel oranlar gibi soyut kavramlarla temellendirdiği belirlenir.
Filozofların arkheye yönelik yaklaşımlarındaki ontolojik ve yöntemsel farkı tespit etmek için.
2
Seçenekleri değerlendirme
Doğru seçeneğin soyut-somut ayrımına odaklandığı, diğer seçeneklerin ise sırasıyla Anaksimandros, Parmenides, Empedokles ve Demokritos'a ait arkhe görüşlerini yansıttığı tespit edilir.
Çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Pythagorasçıların arkhe olarak 'sayı'yı temele alması ve bunun maddi/somut arkhe tasarımlarından yöntemsel farkı
Soru 7288Soru

Bir nehir yatağının kıvrımlarında, bir kuşun kanat yapısında veya gezegenlerin yörüngelerindeki hassas dengede tesadüfe yer olmadığı; her şeyin belirli bir düzen ve amaç çerçevesinde işlediği görülür. Din felsefesinde bu gözlemlerden yola çıkılarak, evrendeki nizamın kendi kendine var olamayacağı ve bilinçli bir tasarımcının ürünü olması gerektiği savunulur.

Buna göre, evrendeki düzen ve amaçtan hareketle Tanrı'nın varlığını temellendiren bu kanıt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teleolojik kanıt (Gaye ve nizam kanıtı)

Cevap

Teleolojik kanıt (Gaye ve nizam kanıtı)
Teleolojik kanıt (gaye ve nizam kanıtı), doğadaki düzen, uyum, tasarım ve amaçlılıktan yola çıkarak bu karmaşık yapının ancak bilinçli bir tasarımcı (Tanrı) tarafından yaratılmış olabileceğini savunur. Parçada bahsedilen nehir yataklarındaki kıvrımlar, kuşun kanat yapısı ve gezegenlerin yörüngelerindeki hassas denge gibi düzen ve amaç unsurları doğrudan bu kanıtın temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme.
Metinde geçen 'düzen', 'uyum', 'amaç' ve 'tesadüfe yer olmaması' gibi kavramların evrendeki tasarıma işaret ettiği belirlenir.
Soruda sorulan argümanın hangi öncüllerden yola çıktığını anlamak için metnin ana fikri tespit edilmelidir.
2
Din felsefesindeki Tanrı'nın varlığına ilişkin argümanları karşılaştırma.
Düzen ve amaçtan (gaye ve nizam) yola çıkan kanıtın teleolojik kanıt olduğu belirlenirken; kozmolojik kanıtın nedensellikten, ontolojik kanıtın ise zihinsel mükemmellik fikrinden yola çıktığı ayırt edilir.
Seçeneklerdeki benzer argümanlar arasındaki farkları ayırt ederek doğru kavramı bulmak gerekir.
3
Doğru seçeneği işaretleme.
Evrendeki gaye ve nizamı temel alan teleolojik kanıt seçeneği doğru olarak belirlenir.
Ulaşılan felsefi sonucun seçeneklerle eşleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Teleolojik Kanıt (Gaye ve Nizam Kanıtı)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7289Soru

Ülkelerin sahip olduğu doğal kaynaklar ile ekonomik gelişmişlik seviyeleri arasındaki ilişki incelendiğinde farklı kalkınma modelleri göze çarpar. Kimi ülkeler zengin kaynaklarını sermaye ve teknoloji yetersizliği nedeniyle işleyemezken, kimileri kaynak bakımından fakir olmasına rağmen beşerî sermayesiyle küresel bir ekonomik güç hâline gelmiştir. Bazı ülkeler ise hem zengin kaynaklara hem de bunları işleyecek teknolojiye sahiptir.

Bir coğrafya öğretmeninin tahtaya yazdığı ülke profilleri şu şekildedir:
* K ülkesi: Dünyanın en önemli ham petrol üreticilerinden biri olmasına rağmen, sermaye birikimi yetersiz ve teknolojik altyapısı zayıf olduğu için çıkarılan petrolün büyük kısmını ham olarak ihraç etmekte, rafine edilmiş petrol ürünlerini ise ithal etmektedir.
* L ülkesi: Sanayi üretimi için gerekli olan demir, kömür, petrol gibi temel doğal kaynaklar bakımından dışa bağımlıdır. Buna karşın yüksek teknolojiye sahip sanayisi, nitelikli iş gücü ve Ar-Ge yatırımları sayesinde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri konumundadır.
* M ülkesi: Zengin taş kömürü ve demir cevheri yataklarının yanı sıra geniş orman ve su kaynaklarına sahiptir. Sahip olduğu bu doğal kaynakları yüksek sermaye ve ileri teknolojiyle işleyerek mamul maddeye dönüştürmekte ve yüksek gelir elde etmektedir.

Buna göre, yukarıda yapısal özellikleri belirtilen K, L ve M ülkelerine örnek gösterilebilecek gerçek dünya ülkeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K: Nijerya, L: Japonya, M: Kanada

Cevap

K: Nijerya, L: Japonya, M: Kanada
Nijerya, Japonya ve Kanada eşleştirmesinin yer aldığı seçenek doğrudur. Çünkü Nijerya zengin petrol yataklarına rağmen bunları kendi başına işleyecek teknolojiye sahip olmadığından ham satıp mamul ithal eder (K). Japonya, sanayisi için gerekli hammaddeyi ithal ederek ileri teknolojiyle işleyen kaynak fakiri gelişmiş bir ülkedir (L). Kanada ise hem zengin doğal kaynaklara sahip hem de bu kaynakları gelişmiş sanayisiyle işleyen gelişmiş bir ülkedir (M).

Adım Adım Çözüm

1
K ülkesinin ekonomik ve kaynak yapısının incelenmesi
Petrol zengini olmasına rağmen sermaye ve teknoloji yetersizliği çeken, dış ticarette ham petrol satıp işlenmiş petrol ithal eden ülkenin Nijerya olduğu belirlenir.
K ülkesi profili, kaynak zenginliği ile gelişmişlik seviyesi ters orantılı olan geri kalmış/gelişmekte olan ülkeleri temsil eder.
2
L ülkesinin ekonomik ve kaynak yapısının incelenmesi
Doğal kaynak yönünden tamamen dışa bağımlı olmasına rağmen yüksek teknoloji, nitelikli iş gücü ve sanayisiyle gelişmiş olan ülkenin Japonya olduğu belirlenir.
L ülkesi profili, kaynak fakiri olmasına karşın beşerî sermaye ve teknolojiyle kalkınmış ülkeleri sembolize eder.
3
M ülkesinin ekonomik ve kaynak yapısının incelenmesi
Taş kömürü, demir, orman ve su kaynakları gibi zengin doğal kaynaklarını yüksek teknoloji ve sermaye ile işleyen gelişmiş ülkenin Kanada olduğu tespit edilir.
M ülkesi profili, hem kaynak zenginliği hem de yüksek teknolojik gelişmişliği bir arada bulunduran ülkeleri temsil eder.
4
Elde edilen verilerin seçeneklerle eşleştirilmesi
K: Nijerya, L: Japonya, M: Kanada eşleştirmesinin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Ülke özelliklerinin tamamını doğru ve eksiksiz karşılayan tek kombinasyon budur.

Anahtar Kavram

Ülkelerin doğal kaynak potansiyelleri ile sermaye, teknoloji ve iş gücü unsurlarını bir araya getirerek oluşturdukları ekonomik kalkınma modelleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7290Soru

I. Doğa olayları belirli nedensellik yasalarına tabidir. Güneş her sabah doğudan doğar, yer çekimi nesneleri yere doğru çeker, su yüz derecede kaynar. Gözlemlediğimiz tüm bu doğa olaylarındaki düzenlilik, evrende değişmez bir nedensellik ilkesinin hâkim olduğunu gösterir.
II. Düşünen her varlık kendi varlığından şüphe edemez. Ben şüphe eden bir varlığım. O hâlde ben kendi varlığımdan şüphe edemem.
III. İnsan zihni, üzerine henüz hiçbir şey yazılmamış boş bir levha (tabula rasa) gibidir. Nasıl ki boş bir levha dışarıdan gelen etkiler ve çizimlerle dolarsa, insan zihni de doğumdan sonra deneyimler ve algılar yoluyla şekillenir ve bilgiyle donatılır.

Yukarıda numaralandırılmış akıl yürütme örnekleriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. akıl yürütmede tekil gözlemlerden hareketle genel bir sonuca ulaşıldığı için tümevarım; II. akıl yürütmede genel bir önermeden hareketle zorunlu bir sonuca varıldığı için tümdengelim; III. akıl yürütmede ise iki farklı durum arasındaki benzerliğe dayanılarak bir çıkarım yapıldığı için analoji yöntemi kullanılmıştır.

Cevap

I. akıl yürütmenin tümevarım, II. akıl yürütmenin tümdengelim ve III. akıl yürütmenin analoji olduğunu doğru tespit eden değerlendirme.
Doğru değerlendirme, birinci akıl yürütmede tikel gözlemlerden genel nedensellik yasasına ulaşıldığı için bunun bir tümevarım olduğunu; ikinci akıl yürütmede genel bir öncülden zorunlu bir tekil sonuca varıldığı için bunun bir tümdengelim olduğunu; üçüncü akıl yürütmede ise insan zihni ile boş levha arasındaki ortak benzerliğe dayanılarak çıkarım yapıldığı için bunun bir analoji olduğunu doğru bir şekilde ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
I. akıl yürütmeyi inceleyerek öncüllerin tekil doğa gözlemlerinden oluşup genel bir sonuca (nedensellik yasasına) varıp varmadığını belirlemek.
Bu akıl yürütmede tek tek olaylardan (Güneş'in doğması, yer çekimi vb.) genel bir sonuca varıldığı için tümevarım yöntemi kullanılmıştır.
Tümevarım, özelden genele veya tikelden tümele doğru yapılan akıl yürütmedir.
2
II. akıl yürütmeyi inceleyerek tümel/genel bir önermeden tikel/özel bir sonuca zorunlu olarak ulaşıp ulaşmadığını belirlemek.
Düşünen her varlığın şüphe edemeyeceği genel önermesinden yola çıkılıp 'ben' özelinde zorunlu bir çıkarım yapıldığı için tümdengelim yöntemi kullanılmıştır.
Tümdengelim, genelden özele veya tümel önermelerden zorunlu sonuçlar çıkarma yöntemidir.
3
III. akıl yürütmeyi inceleyerek iki farklı durum veya nesne arasındaki ortak benzerliğe dayanarak bir sonuca ulaşılıp ulaşılmadığını belirlemek.
İnsan zihni ile boş bir levha arasındaki benzerlikten yola çıkılarak zihnin bilgiyle dolma süreci açıklandığı için analoji yöntemi kullanılmıştır.
Analoji, iki farklı nesne veya olgu arasındaki benzerliklere dayanarak birinden diğeri için de geçerli olan bir sonuca ulaşmaktır.

Anahtar Kavram

Felsefi Akıl Yürütme ve Argümantasyon (Tümdengelim, Tümevarım, Analoji)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7291Soru

Türkiye'de yer şekilleri, iklim özellikleri ve ekonomik faaliyetlerin çeşitliliğine bağlı olarak farklı kır yerleşme türleri ortaya çıkmıştır. Aşağıda verilen köy altı yerleşme türlerini, en belirgin coğrafi ve fonksiyonel özellikleri ile doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Divan
Dalyan
Mezra
Oba

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divan yerleşmesi Batı Karadeniz Bölgesi'ndeki kalıcı mahalle birleşimleriyle; Dalyan yerleşmesi Ege ve Güney Marmara kıyılarındaki balıkçılık faaliyetleriyle; Mezra yerleşmesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki kalıcı tarım-hayvancılık faaliyetleriyle; Oba yerleşmesi ise Toroslar'daki çadırlardan oluşan geçici hayvancılık faaliyetleriyle eşleşir.
Divan yerleşmesi Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı bir yerleşmedir. Dalyan kıyı bölgelerinde balıkçılık amaçlı geçici yerleşmedir. Mezra Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım-hayvancılık amaçlı kalıcı yerleşmedir. Oba ise Toroslar'da hayvancılık için çadırlardan kurulan geçici yerleşmedir. Bu tanımların eşleştirilmesi doğru coğrafi analizle sağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kalıcı ve geçici köy altı yerleşmelerini ayırt etme
Divan ve mezra yerleşmelerinin kalıcı; dalyan ve oba yerleşmelerinin ise geçici köy altı yerleşmeleri olduğu tespit edilir.
Yerleşmelerin süreklilik durumu (kalıcı/geçici) doğru eşleştirme yapabilmek için ilk temel kriterdir.
2
Yerleşmelerin ekonomik fonksiyonlarını ve yaygın olduğu bölgeleri analiz etme
Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşmenin divan; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım-hayvancılık amaçlı kalıcı yerleşmenin mezra; Ege kıyılarında balıkçılık odaklı geçici yerleşmenin dalyan; Toroslar'da çadırlarla kurulan hayvancılık odaklı geçici yerleşmenin ise oba olduğu belirlenir.
Her yerleşme türünün kendine has kurulduğu coğrafi bölge ve baskın bir ekonomik faaliyeti bulunur.
3
Terimleri doğru tanımlarla eşleştirme
Tüm kavramlar doğru özellikleri ile eşleştirilerek çözüm tamamlanır.
Eşleştirme sorularında her bir kavramın tanımıyla örtüşmesi sağlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin süreklilik durumları (kalıcı/geçici), coğrafi dağılışları ve ekonomik fonksiyonlarına göre sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7292Soru

Kurak ve yarı kurak bölgelerde tarımsal sulama amacıyla su kaynaklarının yanlış yöntemlerle (vahşi sulama) kullanılması, toprakta geri dönülemez çevresel bozulmalara yol açar. Buna göre, aşırı sulama yapılan kurak bir tarım bölgesinde toprak çoraklaşması ve verim kaybı ile sonuçlanan çevresel bozulma aşamalarını kronolojik ve neden-sonuç ilişkisine göre sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aşırı sulama sonucu çevresel bozulma sıralaması şu şekildedir: İlk olarak aşırı sulama nedeniyle taban suyunun yükselmesi gerçekleşir. Ardından yükselen bu su kılcal kanallarla y��zeye doğru mineral ve tuzları taşır. Daha sonra su buharlaşır ve tuz yüzeyde birikir. Son aşamada ise oluşan tuz tabakası çoraklaşmaya ve verim kaybına neden olur.
Doğru sıralama, aşırı sulama sonucu taban suyu yükselmesi, kılcallık etkisiyle tuzun yukarı taşınması, suyun buharlaşması ve nihayetinde tuz birikimiyle çoraklaşmanın oluşması adımlarını takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kontrolsüz sulamanın taban suyu üzerindeki etkisini belirlemek.
Aşırı suyun yeraltına sızmasıyla taban suyu seviyesi dikey olarak yükselir.
Sulama suyunun fazlası yeraltı su tablasını besler ve seviyesini yukarı çeker.
2
Yükselen yeraltı suyunun toprak katmanlarındaki hareketini incelemek.
Su, kapilarite (kılcallık) kanalları vasıtasıyla çözünmüş tuz ve mineralleri toprak yüzeyine taşır.
Toprağın gözenek yapısı, suyun yukarı doğru hareket etmesini sağlayan bir kılcallık etkisi yaratır.
3
Toprak yüzeyindeki fiziksel değişimi saptamak.
Yüzeye ulaşan su buharlaşırken suda çözünmüş haldeki tuzlar toprak yüzeyinde birikir.
Kurak bölgelerdeki yüksek sıcaklık ve şiddetli buharlaşma suyun buharlaşmasına, tuzun ise çökelmesine neden olur.
4
Biriken tuzların tarım arazisi üzerindeki nihai etkisini değerlendirmek.
Çoraklaşma gerçekleşir, tarımsal verim tamamen kaybolur ve arazi çölleşir.
Toprak yüzeyindeki yoğun tuz tabakası bitki köklerinin beslenmesini ve solunumunu engeller.

Anahtar Kavram

Doğal Kaynak Kullanımının Farklı Yöntemleri ve Çevresel Etkileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7293Soru

Coğrafi çalışmalar kapsamında oluşturulan bölgeler; benzer özelliklere göre belirlenen 'şekilsel (homojen) bölgeler' ve merkezî bir odağa bağlı gelişen ekonomik, idari veya hizmet odaklı ilişkileri yansıtan 'işlevsel (fonksiyonel) bölgeler' olmak üzere ikiye ayrılır. Türkiye'deki bölgesel kalkınma projeleri de belirli planlama hedeflere ulaşmak amacıyla oluşturulmuş işlevsel bölgeler grubunda yer alır.

Buna göre, Türkiye'deki bölgesel kalkınma projeleri ve bölge sınıflandırmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bütün bölgesel kalkınma projelerinin öncelikli ve ortak hedefi; sulama projelerini yaygınlaştırarak tarımsal verimliliği artırmak ve hidroelektrik enerji üretimi sağlamaktır.

Cevap

Bütün bölgesel kalkınma projelerinin öncelikli ve ortak hedefinin sulama projelerini yaygınlaştırarak tarımsal verimliliği artırmak ve hidroelektrik enerji üretimi sağlamak olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Bütün bölgesel kalkınma projelerinin ortak ve öncelikli hedefinin sulama ve enerji üretimi olduğunu belirten ifade yanlıştır. Sulama ve enerji üretimi Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) temel odak noktasıyken; Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP) sanayi ve madenciliğe, Doğu Anadolu Projesi (DAP) ise büyükbaş hayvancılığa ve tarıma odaklanmaktadır. Dolayısıyla her kalkınma projesinin öncelikli amacı, uygulandığı bölgenin coğrafi ve ekonomik potansiyeline göre farklılık göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Bölge sınıflandırma kavramlarını analiz etme.
Bölgesel kalkınma projelerinin (GAP, DAP, DOKAP vb.) belirli bir plan ve yönetim merkezi doğrultusunda oluşturulan 'işlevsel planlama bölgeleri' olduğu belirlenir.
Sorunun temelini oluşturan şekilsel ve işlevsel bölge ayrımını netleştirmek.
2
Seçeneklerde verilen ifadeleri bölgesel kalkınma projelerinin özellikleri ve amaçları açısından değerlendirme.
Sınırların idari olması, dinamik yapısı, gelişmişlik farkını azaltma amacı ve üretim-dağıtım ağlarının koordinasyonunun doğru ifadeler olduğu görülür. Ancak projelerin tamamının sulama ve enerji odaklı olduğu iddiası yanlıştır; çünkü her projenin (örneğin ZBKP'nin sanayi/madencilik, DAP'ın hayvancılık odaklı olması gibi) bölge potansiyeline göre farklı öncelikli amaçları vardır.
Yanlış olan ifadeyi tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İşlevsel Bölge Sınıflandırması ve Bölgesel Kalkınma Projelerinin Amaçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7294Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde TBMM'nin açılmasına karşı ç��kan ayaklanmalar ile bu ayaklanmaları önlemek amacıyla alınan tedbirleri gösteren aşağıdaki kavramlar ve açıklamalar eşleştirildiğinde doğru eşleştirme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Anzavur İsyanı
Demirci Mehmet Efe İsyanı
Hıyanet-i Vataniye Kanunu
İstiklal Mahkemeleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Anzavur İsyanı doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan ayaklanmayla, Demirci Mehmet Efe İsyanı düzenli orduya katılmayı reddeden eski Kuva-yı Milliye liderinin başlattığı ayaklanmayla, Hıyanet-i Vataniye Kanunu meclise karşı çıkanları cezalandırmak için çıkarılan yasama faaliyetiyle, İstiklal Mahkemeleri ise kanunları uygulamak için kurulan olağanüstü mahkemeyle eşleşmelidir.
Ahmet Anzavur İsyanı doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından örgütlenen askeri bir harekettir. Demirci Mehmet Efe İsyanı düzenli ordunun kurulmasına karşı çıkan eski bir Kuva-yı Milliye liderinin tepkisidir. Hıyanet-i Vataniye Kanunu meclisin isyanları önlemek için çıkardığı yasal düzenlemedir. İstiklal Mahkemeleri ise meclis üyelerinden oluşan ve Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulamakla görevli yargı merciidir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul Hükümeti tarafından doğrudan çıkarılan isyanların ve Kuva-yı Milliye kökenli isyanların ayrımını yapmak.
Ahmet Anzavur İsyanı'nın doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından çıkarıldığını, Demirci Mehmet Efe İsyanı'nın ise düzenli orduya karşı çıkan Kuva-yı Milliye liderleri tarafından başlatıldığını saptamak.
TBMM'ye karşı çıkan isyanların niteliklerini ve kökenlerini doğru ayırt edebilmek.
2
TBMM'nin isyanlara karşı aldığı hukuki ve askeri tedbirlerin niteliğini analiz etmek.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun meclisin yasama yetkisini gösteren bir yasal düzenleme olduğunu, İstiklal Mahkemeleri'nin ise bu kanunu uygulamakla görevli yargı organı olduğunu belirlemek.
Meclisin yasama ve yargı yetkilerini isyanlar sürecinde nasıl kullandığını ayırt etmek.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda kavramları ilgili açıklamalarıyla eşleştirmek.
Ahmet Anzavur İsyanı'nın doğrudan İstanbul Hükümeti'nin ayaklanmasıyla, Demirci Mehmet Efe İsyanı'nın eski Kuva-yı Milliye liderinin ayaklanmasıyla, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun yasal düzenlemeyle ve İstiklal Mahkemeleri'nin olağanüstü mahkemeyle doğru biçimde eşleştiğini doğrulamak.
Tüm kavramların tarihsel gerçekliklerle tutarlı bir şekilde eşleşmesini tamamlamak.

Anahtar Kavram

TBMM'ye karşı çıkan isyanların sınıflandırılması ve meclisin isyanlara karşı aldığı önlemler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7295Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyılda karşılaştığı diplomatik krizler ve Şark Meselesi kapsamındaki gelişmelerle ilgili verilen aşağıdaki olayları, kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması: Navarin Olayı (1827) - Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) - Paris Antlaşması (1856) - Berlin Antlaşması (1878) şeklindedir.
Verilen gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması Navarin Olayı (1827), Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841), Paris Antlaşması (1856) ve Berlin Antlaşması (1878) şeklindedir. Bu olaylar XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü korumaya yönelik dış politik gelişmelerini ve Şark Meselesi kapsamındaki güç mücadelelerini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kronolojideki ilk gelişmeyi saptama
Navarin Olayı (1827)
Yunan İsyanı sırasında Osmanlı donanmasının Avrupalı devletlerce yakılması 1827'de gerçekleşmiştir.
2
Kronolojideki ikinci gelişmeyi saptama
Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841)
Boğazların statüsünü uluslararası düzeyde belirleyen bu sözleşme 1841 tarihlidir.
3
Kronolojideki üçüncü gelişmeyi saptama
Paris Antlaşması (1856)
Kırım Savaşı'nı sonlandıran ve Osmanlı'yı Avrupa devleti kabul eden antlaşma 1856 tarihlidir.
4
Kronolojideki son gelişmeyi saptama
Berlin Antlaşması (1878)
93 Harbi sonrasında imzalanan ve Şark Meselesi'nde önemli bir dönüm noktası olan antlaşma 1878 tarihlidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıl dış politikası ve Şark Meselesi kronolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7296Soru

Karbon, doğada litosfer (taş küre), hidrosfer (su küre), atmosfer (hava küre) ve biyosfer (canlılar küresi) arasında sürekli bir döngü hâlindedir. Bu döngü sırasında bazı süreçler karbonun doğaya salınmasına (üretilmesine) neden olurken, bazı süreçler ise karbonun depolanmasını (tüketilmesini) sağlar.

Buna göre;
I. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların sanayide yakılması,
II. Deniz canlılarının kabuk oluşumu sırasında kalsiyum karbonat (CaCO3CaCO_3) kullanması,
III. Kireç taşlarının (kalker) kimyasal yollarla çözünerek ayrışması

süreçlerinden hangileri atmosferdeki karbondioksit (CO2CO_2) miktarının artmasına (karbonun açığa çıkmasına) neden olan süreçler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Fosil yakıtların yakılması ve kireç taşlarının kimyasal yollarla çözünmesi süreçlerini içeren seçenektir.
Fosil yakıtların yanması (I) ve kireç taşlarının kimyasal yollarla çözünerek ayrışması (III) atmosfere karbondioksit (CO2CO_2) gazı vererek karbon salınımı gerçekleştirir. Bu nedenle bu iki süreci içeren seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) yanması süreci analiz edilir.
Fosil yakıtların yanması kimyasal bir reaksiyondur ve bu reaksiyon sonucunda depolanmış karbon atmosfere karbondioksit (CO2CO_2) gazı olarak salınır. Dolayısıyla I. öncül karbonu açığa çıkaran bir süreçtir.
Atmosferdeki karbondioksit miktarını artıran süreçleri belirlemek.
2
Deniz canlılarının kabuk oluşumu süreci analiz edilir.
Deniz canlıları kabuk oluştururken sudaki kalsiyum ve karbonat iyonlarını birleştirerek kalsiyum karbonat (CaCO3CaCO_3) üretirler. Bu süreç karbonun depolanması (tüketilmesi) anlamına gelir ve atmosfer/hidrosferdeki karbon miktarını azaltır. Dolayısıyla II. öncül karbon tüketen bir süreçtir.
Karbon tüketen süreçleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
3
Kireç taşlarının (kalker) kimyasal yollarla çözünmesi süreci analiz edilir.
Kireç taşlarının asidik sularla teması sonucu kimyasal olarak çözünmesi ve ayrışması, bünyesindeki karbonun karbondioksit (CO2CO_2) gazı olarak atmosfere salınmasına yol açar. Dolayısıyla III. öncül de karbonu açığa çıkaran bir süreçtir.
Kireç taşlarının çözünmesinin karbon döngüsündeki rolünü belirlemek.

Anahtar Kavram

Karbon döngüsünde karbonu açığa çıkaran (üreten) ve karbonu depolayan (tüketen) süreçlerin ayrımı ile bu süreçlerin küreler arasındaki etkileşimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7297Soru

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye fiilen savaşa girmemiş olmasına rağmen, sınırlarını korumak amacıyla genel seferberlik ilan ederek büyük bir nüfusu silah altında tutmuştur.

Bu durumun Türkiye'de;

I. Tarımsal iş gücü kaybı yaşanması ve tarım üretiminin gerilemesi,
II. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanamayarak askıya alınması,
III. Savunma harcamalarının artması nedeniyle bütçede açıklar oluşması

gelişmelerinden hangilerine doğrudan yol açtığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Tarımsal iş gücü kaybı ve savunma harcamalarının bütçe dengesini bozması durumlarını içeren seçenek doğrudur.
Seferberlik ilanıyla birlikte genç nüfusun silah altına alınması tarım sektöründe iş gücü kaybına yol açarak tarımsal üretimin ciddi oranda düşmesine sebep olmuştur. Ayrıca ordunun harcamaları devlet bütçesine büyük bir yük bindirerek savunma harcamalarını artırmış ve bütçe açıklarına yol açmıştır. İkinci öncülde belirtilen Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ise savaştan önce (1934-1939) başarıyla tamamlandığı için seferberlikten olumsuz etkilenip askıya alınması söz konusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Seferberliğin tarım sektörü üzerindeki iş gücü etkisini incelemek
Üretken erkek nüfusun askere alınmasıyla tarımda büyük bir iş gücü kaybı yaşanmış ve tarımsal üretim gerilemiştir.
Savaş yıllarında ülke nüfusunun büyük bölümü tarımda çalışmaktaydı; bu iş gücünün üretime katılamaması tarımsal üretimi doğrudan düşürmüştür.
2
Beş yıllık sanayi planlarının kronolojik süreçlerini karşılaştırmak
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1934-1939 yılları arasında başarıyla uygulanmıştır. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askıya alınan ise İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'dır.
Türkiye'nin sanayileşme tarihindeki planların uygulama dönemlerini doğru analiz etmek anakronizm hatasının önüne geçer.
3
Seferberliğin devlet bütçesine olan mali yansımasını değerlendirmek
Savaşa hazır tutulan devasa ordunun iaşe, giyim ve teçhizat giderleri savunma bütçesini aşırı derecede artırmış ve bütçe açıklarına yol açmıştır.
Fiilen savaşa girilmemiş olması, ordunun ayakta tutulmasının getirdiği maliyetleri ortadan kaldırmaz.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye'nin Sosyal ve Ekonomik Politikaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7298Soru

Francis Bacon'a göre geleneksel felsefe ve bilim anlayışı, yeni doğrular keşfetmek yerine mevcut ön kabulleri temellendirmeye çalışmıştır. Ona göre doğanın işleyişini kavramak ve insanlığın gelişimini sağlamak için yapılması gereken; otoritelere körü körüne inanmayı bırakıp doğayı doğrudan gözlemlemek, deneyler yapmak ve elde edilen tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmaktır. Buna göre, parçada Francis Bacon'ın önerdiği ve modern bilimin gelişiminde önemli rol oynayan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümevarım

Cevap

Tümevarım
Metinde geçen "tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmak" ifadesi doğrudan tümevarım (endüksiyon) yöntemini tanımlamaktadır. Francis Bacon, doğayı bilmenin yolunun gözlem ve deneyden geçtiğini savunarak modern bilimsel yöntemin temelini oluşturan tümevarımı önermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri belirleme
"Tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmak" ve "doğayı doğrudan gözlemlemek, deneyler yapmak" ifadeleri tespit edilir.
Bacon'ın önerdiği yöntemin niteliğini anlamak için metindeki yöntemsel ipuçları aranır.
2
Felsefi terimlerle eşleştirme yapma
Tekil olaylardan genel kurallara giden akıl yürütme biçiminin "tümevarım" olduğu belirlenir.
Tespit edilen yöntemsel özellikler felsefe tarihindeki kavramsal karşılığıyla eşleştirilir.

Anahtar Kavram

15-17. Yüzyıl felsefesinde bilimsel yöntem arayışı ve Francis Bacon'ın tümevarım yöntemi.
Tahmini Süre:50s
Soru 7299Soru

Aşağıda verilen psikoloji bilimine ait kavramlar ile bu kavramların açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Davranış
Gözlenebilirlik
Ölçülebilirlik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Davranış kavramı organizmanın doğrudan veya dolaylı etkinliklerini ifade eden açıklamayla, gözlenebilirlik duyu organları veya araçlarla saptanabilme açıklamasıyla, ölçülebilirlik ise süre, sıklık veya şiddetin sayısal verilere dönüştürülmesi açıklamasıyla eşleşmektedir.
Kavramlar ve açıklamalar bilimsel tanımlarına uygun olarak bire bir eşleşmektedir. Davranış organizmanın etkinliklerini, gözlenebilirlik saptanabilir olmayı, ölçülebilirlik ise sayısal verilere dökülmeyi temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Davranış kavramının tanımını belirlemek.
Davranış, organizmanın doğrudan veya dolaylı etkinliklerini içeren açıklama ile eşleşir.
Psikolojinin odağı olan davranış kavramının en genel tanımı organizmanın etkinlikleridir.
2
Gözlenebilirlik ölçütünün karşılığını tespit etmek.
Gözlenebilirlik, davranışın duyu organları veya araçlarla saptanabilmesi açıklaması ile eşleşir.
Bir olgunun bilimsel olarak incelenebilmesi için gözlemlenebilir olması gerekir.
3
Ölçülebilirlik ölçütünün karşılığını bulmak.
Ölçülebilirlik, davranışın niceliksel olarak sayısal verilere dökülmesi açıklaması ile eşleşir.
Ölçülebilirlik, elde edilen gözlemlerin sayısal değerlerle ifade edilmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Psikolojinin konusu ve ölçütleri
Soru 7300Soru

Beşerî faaliyetlerin küresel iklim değişimi ��zerindeki etkileri ve bu değişimin çevre üzerindeki sonuçları dikkate alındığında, aşağıda verilen olayların neden-sonuç ilişkisine göre ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Sanayileşme ve ulaşım faaliyetlerinde fosil yakıtların kullanımının artması -> Atmosferdeki sera gazlarının oranının normal seviyelerin üzerine çıkması -> Yeryüzünden yayılan uzun dalgaboylu ışınların sera gazları tarafından daha fazla tutulması -> Artan sıcaklıklarla karasal buzul kütlelerinin erimesi -> Deniz seviyelerinin yükselip kıyı ovalarını sular altında bırakması.
Doğru sıralamada, küresel iklim değişiminin beşerî nedenlerinden (fosil yakıt kullanımı) başlanarak, bunun atmosferdeki gaz bileşimine etkisi (sera gazlarının artışı), ardından fiziki mekanizma (uzun dalgaboylu kızılötesi ışınların tutulması) ve son olarak da bu ısınmanın zincirleme çevresel etkileri (buzul erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi) neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde ardışık olarak sıralanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Neden-sonuç zincirinin başlangıç noktasını tespit etme
Sanayileşme ve ulaşım gibi beşerî faaliyetler nedeniyle kömür ve petrol gibi fosil yakıtların tüketiminin artması birinci sıradadır.
İnsan faaliyetleri küresel iklim değişimini tetikleyen temel yapay faktördür.
2
Fosil yakıt tüketiminin atmosfer bileşimine etkisini belirleme
Atmosferdeki karbondioksit (CO2CO_2) ve metan (CH4CH_4) gibi sera gazlarının oranının normal seviyelerin üzerine çıkması ikinci sıradadır.
Fosil yakıt yanması sonucu doğrudan atmosfere bu sera gazları salınır.
3
Sera gazlarındaki artışın ısıl etkisini analiz etme
Yeryüzünden uzaya doğru yayılan uzun dalgaboylu kızılötesi ışınların atmosferdeki sera gazları tarafından daha fazla tutulması (sera etkisinin kuvvetlenmesi) üçüncü sıradadır.
Sera gazları, yeryüzünün kızılötesi ışımasını absorbe etme özelliğine sahiptir.
4
Kuvvetlenen sera etkisinin küresel sıcaklıklara ve buzullara etkisini inceleme
Artan sıcaklıkların etkisiyle yüksek enlemlerdeki karasal buzul kütlelerinin erimeye başlaması dördüncü sıradadır.
Atmosferde tutulan ısı küresel sıcaklıkları artırır ve bu da kutup bölgelerindeki buzul erimelerini başlatır.
5
Buzul erimelerinin kıyı bölgeleri üzerindeki nihai sonucunu belirleme
Eriyen buzulların okyanuslara katılmasıyla deniz seviyelerinin yükselip kıyı ovalarını sular altında bırakması beşinci sıradadır.
Eriyen karasal buzulların suları deniz seviyesini yükselterek kıyı bölgelerinde kalıcı su baskınlarına yol açar.

Anahtar Kavram

Sera etkisinin kuvvetlenmesi ve küresel iklim değişiminin zincirleme fiziki coğrafya sonuçları
ÖncekiSayfa 365 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin