Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7301Soru

Aşağıda verilen ülkeleri, doğal kaynak potansiyelleri ile ekonomik gelişmişlik seviyeleri arasındaki ilişkiyi yansıtan karakteristik özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Güney Kore
Kanada
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Bangladeş

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Güney Kore ile doğal kaynak fakiri fakat teknoloji/sermaye ile gelişmiş model; Kanada ile doğal kaynak zengini ve gelişmiş model; Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile doğal kaynak zengini fakat sermaye/teknoloji eksikliği nedeniyle az gelişmiş model; Bangladeş ile doğal kaynak fakiri ve az gelişmiş model eşleşmektedir.
Eşleştirme, ülkelerin doğal kaynak varlığı ile bu kaynakları katma değere dönüştürme yeteneklerine (teknoloji, beşerî sermaye, istikrar) dayanmaktadır. Güney Kore kaynak yönünden fakir olmasına rağmen beşerî sermayesi ve yüksek teknolojisiyle; Kanada hem zengin kaynakları hem de yüksek teknolojisiyle gelişmiştir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti zengin maden yataklarına rağmen sermaye yetersizliğinden geri kalmıştır. Bangladeş ise hem kaynak yoksunluğu hem de sermaye eksikliği nedeniyle kalkınamamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ülkelerin kalkınmasında doğal kaynak ve sermaye ilişkisini belirleme
Ülkeler doğal kaynak varlığı ve bu kaynakları işleme kapasitelerine (sermaye, teknoloji) göre dört ana gruba ayrılır.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için her bir ülkenin hangi sınıfta yer aldığının tespit edilmesi gerekir.
2
Sol sütundaki ülkelerin ekonomik ve kaynak profillerini analiz etme
Güney Kore kaynak yönünden fakir-gelişmiş; Kanada kaynak yönünden zengin-gelişmiş; Demokratik Kongo Cumhuriyeti kaynak yönünden zengin-gelişmemiş; Bangladeş ise kaynak yönünden fakir-gelişmemiş ülkedir.
Belirlenen profiller, sağ sütundaki tanımlarla birebir örtüşen ifadelerin bulunmasını sağlayacaktır.
3
Ülke profillerini tanımlarla eşleştirme ve doğrulamayı yapma
Güney Kore teknoloji ve beşerî sermayeye vurgu yapan ifadeyle, Kanada orman ve mineral kaynaklarına vurgu yapan ifadeyle, Demokratik Kongo Cumhuriyeti kobalt ve bakır madenlerine değinen ifadeyle, Bangladeş ise hem kaynak yoksunluğu hem de altyapı eksikliğini belirten ifadeyle eşleşir.
Karakteristik ipuçları (maden isimleri, orman varlığı vb.) eşleştirmenin kesin doğruluğunu sağlar.

Anahtar Kavram

Ülkelerin Doğal Kaynak Potansiyeli ve Ekonomik Gelişmişlik İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7302Soru

Türkiye'de kimyasal gübre sanayisinde kullanılan fosfat, azot ve kükürt gibi temel ham maddelerin önemli bir kısmı ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Bu nedenle ülkemizdeki gübre fabrikalarının büyük çoğunluğu, ham maddenin deniz yoluyla ithal edilmesini kolaylaştıran kıyı kesimlerdeki liman şehirlerinde yoğunlaşmıştır. Ancak bu durumun istisnası olarak, iç kesimlerde yer alan bazı tesislerin kuruluş yeri seçiminde doğrudan yerli ham madde kaynaklarına yakınlık belirleyici olmuştur.

Buna göre, haritada numaralandırılarak gösterilen alanların hangisinde yer alan kimyasal gübre fabrikasının kuruluş yeri seçiminde ham maddeye yakınlık ilkesi temel alınmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı alan (Mardin - Mazıdağı)
Mardin (Mazıdağı) çevresinde Türkiye'nin en önemli fosfat yatakları yer almaktadır. Bu bölgede kurulan gübre fabrikasının yer seçiminde doğrudan bu yerli fosfat yataklarına, yani ham maddeye yakınlık etkili olmuştur. Kıyı bölgelerindeki diğer tesisler ise ithal ham maddeye ve ulaşıma dayalı olarak kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki kimyasal gübre fabrikalarının kuruluş yeri faktörlerini analiz edin.
Fabrikaların çoğunun (Bandırma, Samsun, İskenderun, İzmir) liman şehirlerinde kurulduğu, bunun nedeninin ise ham madde ithalatına dayalı ulaşım kolaylığı olduğu görülür.
Türkiye'de gübre sanayisinde kullanılan ham maddelerin (fosfat, azot vb.) büyük kısmı ithal edilmektedir.
2
Yerli ham madde kaynağına sahip olan tek bölgeyi harita üzerinde tespit edin.
Mardin (Mazıdağı) çevresinde yerli fosfat yatakları bulunmaktadır.
Mazıdağı'ndaki tesisin yerli fosfata yakın kurulması ham maddeye yakınlık ilkesini doğrular.
3
Haritada numaralandırılmış alanlardan Mardin bölgesini gösteren numarayı bulun.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan IV numaralı alan Mardin'i göstermektedir.
Doğru cevabın belirlenmesi için harita üzerindeki coğrafi konumların eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de kimyasal gübre sanayisinin dağılışında ham madde ve ulaşım faktörlerinin etkisi
Soru 7303Soru

Türkiye’de yürütülen bölgesel kalkınma projeleri, uygulandığı sahaların kendine özgü fiziki ve beşerî şartları doğrultusunda farklı eylem planlarına sahiptir. Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) ile Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) coğrafi yakınlık ve il sınırları açısından benzerlik gösterse de ortaya çıkış gerekçeleri ve öncelikli hedefleri açısından farklılaşmaktadır.

Buna göre;

I. Akarsu havzasındaki taşkın, erozyon ve tortu birikimi gibi doğal süreçleri kontrol altına almak,
II. Bölge genelindeki yaylaları turizm aksıyla birbirine bağlayan "Yeşil Yol" projesini hayata geçirmek,
III. Havzada su kirliliğini önlemek ve su kalitesini izlemeye yönelik kontrol sistemleri kurmak,
IV. Ulaşım ağlarını geliştirerek iç kesimler ile kıyı kuşağındaki limanlar arasında entegrasyonu sağlamak

faaliyetlerinden hangileri doğrudan Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi'nin (YHGP) ana hedefleri arasında yer alırken Doğu Karadeniz Projesi'nin (DOKAP) özgün amaçları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III numaralı öncüllerde belirtilen taşkın, erozyon kontrolü ve su kirliliği denetimi Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi'nin (YHGP) doğrudan akarsu havzasına yönelik özgün ekolojik amaçlarıdır.
Doğru yanıt, nehir havzasındaki taşkın, erozyon kontrolü ve su kalitesinin izlenmesi gibi havza yönetimi faaliyetlerini içeren seçenektir. Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP), doğrudan Yeşilırmak ve kollarındaki çevre kirliliği ile doğal afetleri önlemeyi amaçlayan havza bazlı bir projedir. Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ise daha çok kıyı-iç kesim ulaşımı, yayla turizmi (Yeşil Yol) ve sosyo-ekonomik kalkınmaya odaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen faaliyetlerin hangi bölgesel kalkınma projesine ait olduğunu analiz etmek.
I. ��ncül (taşkın ve erozyon kontrolü) ve III. öncül (su kalitesi izleme) doğrudan Yeşilırmak nehir havzası ile ilgili olup YHGP kapsamındadır. II. öncül (Yeşil Yol) ve IV. öncül (kıyı-iç kesim ulaşım entegrasyonu) ise dağlık Karadeniz kıyı kuşağında ulaşımı ve alternatif turizmi canlandırmayı amaçlayan DOKAP hedefleridir.
Projelerin temel kuruluş amaçlarını ayırt edebilmek.
2
Soru kökündeki koşulu değerlendirmek.
Yalnızca YHGP kapsamında yer alıp DOKAP'ın özgün hedefleri arasında bulunmayan unsurların belirlenmesi gerekmektedir. YHGP havza bazlı bir çevre ve kaynak yönetimi projesiyken, DOKAP altyapı ve turizm odaklıdır.
Soruda istenen 'YHGP'ye özgü olup DOKAP eylem planında yer almayan' hedefleri saptamak.
3
Doğru seçeneğe ulaşmak.
I ve III numaralı faaliyetlerin YHGP'nin ana hedefleri olduğu, DOKAP'ın ise bu havza bazlı ekolojik amaçları barındırmadığı belirlenir.
Analiz edilen bilgileri sentezleyerek doğru seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) amaç ve kapsam farkları
Soru 7304Soru

Türkiye’de kır yerleşmelerinin önemli bir bölümünü oluşturan köy altı yerleşmeleri; kuruldukları coğrafi alanın özellikleri, barınma süreleri ve yürütülen ekonomik faaliyetlere göre kalıcı ya da geçici karakter göstermektedir.

Bir araştırmacının saha çalışmalarından elde ettiği gözlem notları şu şekildedir:
* I. Gözlem: Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Karadeniz'de yaygın olan, engebeli yer şekilleri nedeniyle parçalanmış tarım arazilerinin etrafında kurulan ve tarım ile hayvancılık faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü kalıcı yerleşmelerdir.
* II. Gözlem: Yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte hayvanları otlatmak ve serinlemek amacıyla dağların yüksek kesimlerine çıkılmasıyla kurulan, ülkemizde en yaygın olan geçici yerleşmelerdir.
* III. Gözlem: Geniş tarım toprakları üzerinde, bir veya birkaç ev ile bunların eklentilerinden (ahır, samanlık vb.) oluşan ve mülkiyet esasına dayanan kalıcı yerleşmelerdir.

Bu gözlem notlarında özellikleri belirtilen köy altı yerleşmeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezra - Yayla - Çiftlik

Cevap

Mezra - Yayla - Çiftlik yerleşmelerinin sırasıyla eşleştirildiği seçenek doğrudur.
Birinci gözlemde belirtilen engebeli yer şekilleri nedeniyle parçalanmış tarım arazilerinin çevresinde kurulan ve Doğu/Güneydoğu Anadolu ile Doğu Karadeniz'de yaygın olan kalıcı yerleşme mezradır. İkinci gözlemde belirtilen, yaz aylarında sıcaklıktan kaçmak ve hayvanları otlatmak amacıyla dağların yüksek kesimlerinde kurulan en yaygın geçici yerleşme yayladır. Üçüncü gözlemde belirtilen, geniş tarım toprakları üzerinde mülkiyet esasına dayalı olarak kurulan kalıcı yerleşme ise çiftliktir. Bu nedenle doğru sıralama mezra, yayla ve çiftlik şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gözlemlerdeki yerleşmelerin kalıcılık ve ekonomik faaliyet özelliklerini analiz etmek.
Birinci gözlemin kalıcı, tarım ve hayvancılık odaklı bir yerleşme (mezra); ikinci gözlemin geçici, yüksek kesimlerde hayvancılık odaklı bir yerleşme (yayla); üçüncü gözlemin ise geniş araziler ve mülkiyete dayalı kalıcı bir yerleşme (çiftlik) olduğunu belirlemek.
Köy altı yerleşmelerini süreklilik (geçici/kalıcı) ve temel ekonomik fonksiyonlarına göre sınıflandırmak için.
2
Elde edilen yerleşme türlerini sırasıyla seçeneklerle eşleştirmek.
Sırasıyla Mezra - Yayla - Çiftlik sıralamasının doğru olduğunu saptamak.
Gözlem sırasına göre doğru eşleşen seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Kır yerleşmelerinin geçici ve kalıcı olarak sınıflandırılması ile ekonomik fonksiyonları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7305Soru

Karbon ve oksijen elementleri; litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer arasında sürekli yer değiştirerek döngüsel bir hareket sergiler. Bu süreçte bazı olaylar karbonu tüketirken bazıları ise açığa çıkmasına neden olur.

Buna göre, sol tarafta verilen karbon ve oksijen döngüsü olaylarını, sağ tarafta verilen bu olayların döngüdeki temel fonksiyonları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fosil yakıtların sanayi tesislerinde ve taşıtlarda yakılması
Deniz canlılarının kabuk oluşturması ve karbonatl�� kayaçların çökelmesi
Klorofilli canlıların gerçekleştirdiği fotosentez faaliyeti
Organik kalıntıların ayrıştırıcı mikroorganizmalar tarafından parçalanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fosil yakıt yakılması litosferden atmosfere hızlı karbon salınımıyla; kabuk oluşumu hidrosferden litosfere aktarımla; fotosentez atmosferden karbon tüketimi ve oksijen üretimiyle; ayrışma ise organik karbonun oksijenle karbondioksit olarak salınmasıyla eşleşmelidir.
Fosil yakıtların yanması litosferden atmosfere hızlı karbon geçişini sağlar. Deniz canlılarının kabuk oluşumu karbonun hidrosferden litosfere aktarılarak depolanmasını sağlar. Fotosentez atmosferdeki karbondioksitin tüketimini ve oksijen üretimini sağlar. Ayrışma ise biyosferdeki organik karbonun solunumla atmosfere verilmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Fosil yakıtların yakılmasının döngüdeki rolünü analiz ediniz.
Litosferdeki karbonun atmosfere karbondioksit olarak hızla salındığı belirlenir.
Kömür ve petrol gibi yakıtlar litosferde milyonlarca yılda birikmiş karbon depolarıdır.
2
Kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaç çökelimini değerlendiriniz.
Çözünmüş karbonun hidrosferden katı faza geçerek litosferde depolandığı belirlenir.
Kabuk oluşumu karbonun uzun süreliğine döngüden çekilerek kayaçlaşmasını sağlar.
3
Fotosentezin karbon ve oksijen üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Atmosferden karbondioksit tüketildiği ve atmosfere oksijen üretildiği belirlenir.
Bitkiler klorofil yardımıyla karbondioksit ve suyu organik besine dönüştürür.
4
Organik kalıntıların ayrışma sürecini analiz ediniz.
Biyosferdeki organik maddelerin parçalanarak oksijen tüketimiyle atmosfere karbondioksit saldığı belirlenir.
Ayrıştırıcıların faaliyeti solunum temelli bir hücresel yıkım sürecidir.

Anahtar Kavram

Karbon ve Oksijen Döngülerindeki Süreçlerin Küreler Arası Etkileşimi ve Depolama/Salım Rolleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7306Soru

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'de yaşanan iç ve dış gelişmeleri yansıtan aşağıdaki kavram ve olayları, karşılarında verilen uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Milli Korunma Kanunu
Adana Görüşmesi
Varlık Vergisi
San Francisco Konferansı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Milli Korunma Kanunu devletin ekonomiye müdahale yetkisiyle, Adana Görüşmesi İnönü-Churchill askeri pazarlığıyla, Varlık Vergisi haksız kazançların vergilendirilmesiyle, San Francisco Konferansı ise Türkiye'nin Birleşmiş Milletler kurucu üyeliğiyle eşleşmektedir.
Milli Korunma Kanunu devletin ekonomiye müdahalesini düzenler, Adana Görüşmesi İnönü ve Churchill'in buluşmasıdır, Varlık Vergisi haksız kazançları hedefleyen vergidir, San Francisco Konferansı ise BM kurucu üyeliğini sağlayan uluslararası toplantıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik ve yasal önlemleri incelemek
Milli Korunma Kanunu'nun devlet müdahalesini artıran ve fiyat denetimi getiren yasa olduğu belirlenir.
Savaş dönemi ekonomik istikrarsızlığını önlemek için çıkarılan en kapsamlı kanunu doğru tanımlamak.
2
Diplomatik görüşmeleri analiz etmek
Adana Görüşmesi'nin Churchill ve İnönü arasında askeri yardım ve savaşa katılım konularında yapıldığı tespit edilir.
Türkiye'nin savaş dışı kalma politikasındaki önemli bir diplomatik dönüm noktasını doğru ilişkilendirmek.
3
Mali politikaları değerlendirmek
Varlık Vergisi'nin olağanüstü savaş kazançlarını hedefleyen ve gayrimüslim azınlıklar üzerinde ağır etki bırakan vergi olduğu anlaşılır.
Savaş dönemi iç politikasında derin izler bırakan mali uygulamayı ayırt etmek.
4
Uluslararası örgütlenme sürecini değerlendirmek
San Francisco Konferansı'nın Türkiye'nin Birleşmiş Milletler kurucu üyeliğini sağlayan süreç olduğu belirlenir.
Türkiye'nin savaş sonundaki dış politika yönelimini ve uluslararası konumunu netleştirmek.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı Döneminde Türkiye'nin İç ve Dış Politikası
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7307Soru

18. yüzyıl - 19. yüzyıl felsefesinde öne çıkan aşağıdaki filozofları, bilgi ve varlık problemlerine yönelik geliştirdikleri temel görüşlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

John Locke
Immanuel Kant
G. W. F. Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

John Locke ile zihnin boş bir levha olduğunu ve bilginin deneyimle kazanıldığını savunan empirist yaklaşım; Immanuel Kant ile bilginin hem deney hem de zihinsel kategorilerle oluştuğunu savunan kritisizm yaklaşımı; G. W. F. Hegel ile varlığın gelişimini diyalektik yöntemle açıklayan idealist sistem eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede John Locke, empirizm ve tabula rasa görüşüyle; Immanuel Kant, akıl ve deneyin sentezini oluşturan kritisizmle; G. W. F. Hegel ise tez-antitez-sentez süreçlerini içeren diyalektik idealizmle doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un epistemolojideki temel görüşünü tespit edin.
Locke, insan zihninin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur ve empirizmle doğrudan ilişkilendirilir. Bu durum, zihnin boş bir levha olduğunu belirten empirist açıklamayla eşleşir.
Locke'un bilgi kaynağına dair temel kuramını doğrulamak.
2
Immanuel Kant'ın rasyonalizm ve empirizm tartışmalarına yönelik çözümünü inceleyin.
Kant, bilginin kurulabilmesi için hem deneyim verilerine hem de aklın formlarına (kategorilere) ihtiyaç olduğunu savunarak kritisizmi geliştirmiştir. Bu durum, kritisizm açıklamasıyla eşleşir.
Kant'ın bilgi felsefesindeki sentezci rolünü belirlemek.
3
G. W. F. Hegel'in varlık ve bilgi sistemini analiz edin.
Hegel, Geist'ın (akıl/ruh) tez-antitez-sentez süreçlerinden geçerek açınımını diyalektik yöntemle açıklar. Bu durum, diyalektik idealist açıklamayla eşleşir.
Hegel'in diyalektik sürecini doğrulamak.

Anahtar Kavram

18-19. Yüzyıl Felsefesinde Bilgi Problemi (Empirizm, Kritisizm ve Diyalektik İdealizm)
Soru 7308Soru

Bir araştırmacı, bireylerin kalabalık ortamlardaki sosyal kaygı düzeyleri ile kalp atış hızları arasındaki ilişkiyi incelemek istemektedir. Araştırmacı, katılımcıların kaygı düzeylerini standart ölçekler yardımıyla, kalp atış hızlarını ise elektronik nabız ölçer cihazlarla kaydederek analiz etmiştir. Bu çalışma, psikolojinin felsefeden ayrılarak bağımsız bir ampirik bilim dalı olma sürecindeki temel ölçütlerine dayanmaktadır. Buna göre, araştırmacının bu çalışmada temel aldığı ve psikolojiyi felsefi sorgulamalardan ayıran en önemli bilimsel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan davranışlarının ve bu davranışlarla ilişkili süreçlerin gözlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandırılması

Cevap

İnsan davranışlarının ve bu davranışlarla ilişkili süreçlerin gözlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandırılması
Doğru yanıt olan davranışların gözlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandırılması seçeneği, psikolojinin ampirik bir bilim olarak felsefeden ayrılmasını sağlayan en temel ölçütleri ifade eder. Araştırmacının kaygı düzeyini standart ölçeklerle, kalp atış hızını ise nabız ölçer cihazla tespit etmesi, davranış ve fizyolojik tepkilerin ampirik olarak gözlenebildiğini ve ölçülebildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki araştırma yöntemini analiz etmek.
Araştırmacının kaygı düzeyini ölçmek için standart ölçekleri, kalp atış hızını ölçmek için ise nabız ölçer kullandığı belirlenir.
Araştırmada hangi bilimsel araçların ve yöntemlerin kullanıldığını tespit etmek, psikolojinin ölçütlerini belirlemek için ilk adımdır.
2
Kullanılan yöntemlerin psikoloji biliminin hangi ölçütlerine karşılık geldiğini saptamak.
Ölçek ve nabız ölçer kullanımı, psikolojinin 'gözlenebilirlik' ve 'ölçülebilirlik' ölçütlerine doğrudan karşılık gelir.
Psikolojiyi felsefeden ayıran ampirik niteliği ortaya koymak için bu ölçütlerin eşleştirilmesi gerekir.
3
Seçenekler arasından gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik ölçütlerini içeren ifadeyi bulmak.
İnsan davranışlarının gözlenebilir ve ölçülebilir olgulara dayandırılmasını belirten seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna varılır.
Psikolojinin tanımı ve ölçütlerine dayalı olarak felsefe-bilim ayrımını en doğru yansıtan seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Psikolojinin Ölçütleri (Gözlenebilirlik ve Ölçülebilirlik)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7309Soru

Osmanlı Hükümeti tarafından 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin topraklarını paylaşmayı hedefleyen son derece ağır şartlar barındırmasına rağmen hiçbir zaman uygulamaya konulamamıştır. Bu antlaşmanın hukuki açıdan 'ölü doğmuş bir antlaşma' olarak nitelendirilmesinin ve hukuken geçersiz sayılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi uyarınca uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için Mebusan Meclisinin onayından geçmesi gerekirken meclisin kapalı olması

Cevap

Kanun-i Esasi uyarınca uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için Mebusan Meclisinin onayından geçmesi gerekirken meclisin kapalı olması
Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersiz sayılmasının nedeni, Osmanlı Devleti'nin o dönem yürürlükte olan anayasası Kanun-i Esasi uyarınca uluslararası antlaşmaların Mebusan Meclisi tarafından onaylanması gerektiği halde, meclisin kapalı olması nedeniyle bu onayın alınamamış olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı Devleti'nin yürürlükteki anayasası olan Kanun-i Esasi'nin antlaşmalarla ilgili maddeleri gözden geçirilir.
Anayasa uyarınca barış ve sınır antlaşmaları gibi uluslararası sözleşmelerin geçerlilik kazanması için Meclis-i Mebusanın onayının zorunlu olduğu tespit edilir.
Antlaşmanın hukuki geçerlilik şartını belirleyen yasal mevzuatı anlamak gerekir.
2
Antlaşmanın imzalandığı tarih olan Ağustos 1920'de Osmanlı parlamentosunun durumu incelenir.
İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgali sonrasında Mebusan Meclisinin Mart 1920'de dağıtıldığı ve kapalı olduğu görülür.
Anayasanın öngördüğü onay makamının antlaşma sürecinde var olup olmadığını belirlemek gerekir.
3
Anayasa hükmü ile meclisin kapalı olması durumu ilişkilendirilir.
Sevr Antlaşması Saltanat Şurası tarafından imzalanmış olsa da anayasanın aradığı meclis onayı şartını tamamlayamadığı için hukuken geçersiz kalmıştır.
Antlaşmanın 'ölü doğmuş' olarak nitelendirilmesinin temel anayasal sebebini ortaya koymak amacıyla bu ilişki kurulmalıdır.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın hukuki geçersizliği ve Kanun-i Esasi ilişkisi
Soru 7310Soru

Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıldaki demokratikleşme adımlarında Tanzimat Fermanı (1839) imparatorluk sınırları içindeki tüm tebaayı din farkı gözetmeksizin kanun önünde eşit kabul ederken, Islahat Fermanı (1856) doğrudan gayrim��slim unsurlara yönelik yeni haklar ve muafiyetler getirmiştir.

Buna göre, Islahat Fermanı'nın Tanzimat Fermanı'ndan ayrılan temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüm tebaayı kapsayan genel haklar yerine doğrudan gayrimüslim tebaanın hukuki ve toplumsal konumunu iyileştirmeye yönelik özel düzenlemeler içermesi

Cevap

Tüm tebaayı kapsayan genel haklar yerine doğrudan gayrimüslim tebaanın hukuki ve toplumsal konumunu iyileştirmeye yönelik özel düzenlemeler içermesi
Tanzimat Fermanı Osmanlı sınırları içinde yaşayan herkesi 'Osmanlı tebaası' olarak kabul edip eşit haklar tanımayı hedeflerken, Islahat Fermanı Kırım Savaşı sonrası dış baskıların da etkisiyle gayrimüslimlerin haklarını genişleterek onlara yönelik özel düzenlemeler getirmiştir. Dolayısıyla gayrimüslim tebaaya yönelik bu özel düzenlemeler fermanın temel ayırıcı yönünü oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Fermanı'n��n kapsamı analiz edilir.
Tanzimat Fermanı'nın Müslüman ve gayrimüslim ayrımı yapmaksızın tüm Osmanlı vatandaşlarını (tebaayı) kanun önünde eşit kabul ettiği belirlenir.
Fermanın eşitlik ilkesinin genel karakterini anlamak için.
2
Islahat Fermanı'nın kapsamı analiz edilir.
Islahat Fermanı'nın Kırım Savaşı sonrasında Avrupalı devletlerin baskısıyla ilan edildiği ve doğrudan gayrimüslim tebaaya yönelik ayrıcalıklar, memurluk hakkı, il meclislerine üyelik gibi özel haklar getirdiği görülür.
İki ferman arasındaki hedef kitle farkını ortaya koymak için.
3
İki belgenin temel farkı karşılaştırılarak doğru seçeneğe ulaşılır.
Islahat Fermanı'nın, Tanzimat'ın getirdiği genel eşitlikçi yaklaşımdan farklı olarak gayrimüslim tebaanın toplumsal ve hukuki konumunu iyileştirmeye yönelik özel maddeler içerdiği tespit edilir.
Sorunun kökünde istenen ayırıcı özelliği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Tanzimat ve Islahat fermanlarının kapsam ve hedef kitle bakımından farklılıkları
Soru 7311Soru

Kanada'nın Alberta eyaletinde yer alan Athabasca katran kumları, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden biri olmasına rağmen bu kaynaktan petrol üretilmesi süreci oldukça maliyetli ve çevreye zararlıdır. Üretim aşamasında geniş tayga ormanları tıraş edilmekte, üzerindeki toprak örtüsü kazılarak açık ocak madenciliği yapılmakta ve katranı kumdan ayırmak için çok yüksek miktarda sıcak su kullanılmaktadır. Bu süreç sonucunda geniş alanları kaplayan zehirli atık havuzları oluşmakta ve yüksek miktarda sera gazı salımı gerçekleşmektedir.

Buna göre, Athabasca katran kumlarının işletilmesi s��recindeki doğal kaynak kullanımı ve çevresel etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenilenemeyen bir enerji kaynağını elde etmek amacıyla yürütülen faaliyetler, orman ve tatlı su gibi yenilenebilir kaynakların kalitesini ve miktarını azaltarak sürdürülebilirlik ilkeleriyle çelişmektedir.

Cevap

Yenilenemeyen bir enerji kaynağını elde etmek amacıyla yürütülen faaliyetlerin, orman ve tatlı su gibi yenilenebilir kaynakların kalitesini ve miktarını azaltarak sürdürülebilirlik ilkeleriyle çeliştiğini belirten ifade doğrudur.
Yenilenemeyen bir enerji kaynağı olan petrolün katran kumlarından elde edilmesi sırasında, orman ve su gibi yenilenebilir doğal kaynakların tahrip edilmesi, kirletilmesi ve yok edilmesi sürdürülebilir kalkınma ve kaynak yönetimi ilkeleriyle çelişmektedir. Doğru ifade bu çelişkiyi net bir şekilde vurgulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki doğal kaynakları yenilenebilirlik özelliklerine göre gruplandırın.
Petrol yenilenemeyen bir doğal kaynak iken, orman örtüsü ve su kaynakları belirli koşullarda kendilerini yenileyebilen kaynaklardır.
Kaynakların sürdürülebilirlik potansiyelini anlamak için yenilenebilirlik durumlarını ayırt etmek gerekir.
2
Katran kumlarından petrol elde etme yönteminin çevreye ve diğer kaynaklara etkisini analiz edin.
Yenilenemeyen bir kaynağı (petrol) elde etmek için yenilenebilir kaynaklar (ormanlar ve temiz sular) kalıcı ve geri dönülemez şekilde yok edilmekte ve kirletilmektedir.
Yöntemin çevresel etkilerini ve kaynaklar arası etkileşimi ortaya koymak hedeflenmiştir.
3
Bu durumun sürdürülebilirlik ilkeleriyle ilişkisini kurarak doğru yargıya ulaşın.
Bir kaynağı kazanırken diğer hayatî yenilenebilir kaynakların yok edilmesi, gelecek nesillerin kaynak ihtiyacını tehlikeye soktuğundan sürdürülebilir çevre politikalarıyla çelişmektedir.
Sürdürülebilirlik kavramı, kaynakların gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde dengeli kullanımını esas alır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynak kullanımı ve sürdürülebilirlik ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7312Soru

Parmenides'in "Varlık vardır, yokluk yoktur; var olmayan şey düşünülemez de var olamaz da" tezi, kendisinden sonra gelen doğa filozoflarını büyük bir çıkmaza sürüklemiştir. Çünkü bu teze göre hareket ve değişimin açıklanabilmesi için "yokluk" veya "boşluk" kavramının kabul edilmesi gerekir ki bu da mantıksal bir çelişkidir. Demokritos, bu ontolojik çıkmazı aşmak amacıyla arkhe tasavvurunda yeni bir boyut açmıştır. O, Parmenides'in "varlık" ilkesini bölünemez ve değişmez olan "atomlar" ile korurken, değişimi ve hareketi mümkün kılmak adına "boşluk" (kenon) kavramını da bir varlık ilkesi olarak felsefesine dahil etmiştir.

Buna göre Demokritos’un arkhe anlayışının, Parmenides’in varlık öğretisindeki çıkmazı aşmadaki rolü aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölünemez ve değişmez nitelikteki atomların yanı sıra boşluğu da kurucu bir unsur olarak kabul ederek, hem varlığın kalıcılığını savunmuş hem de hareket ve değişimi mantıksal bir temele oturtmuştur.

Cevap

Bölünemez ve değişmez nitelikteki atomların yanı sıra boşluğu da kurucu bir unsur olarak kabul ederek, hem varlığın kalıcılığını savunmuş hem de hareket ve değişimi mantıksal bir temele oturtmuştur.
Doğru yanıt, Demokritos'un bölünemez atomlar ile boşluğu bir arada kabul ederek değişimi temellendirdiğini açıklayan seçenektir. Parmenides varlığın birliğini ve bölünemezliğini savunup boşluğu (yokluğu) reddederek değişimi imkansız görmüştür. Demokritos ise Parmenides'in varlık tasarımını çoklu atomlar şeklinde çoğaltmış ve aralarındaki boşluğu (yokluğu) kabul ederek hareket ve değişimi rasyonel bir biçimde açıklığa kavuşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki Parmenides'in çıkmazını analiz etmek
Parmenides'e göre varlık tektir, değişmezdir ve boşluk (yokluk) var olamaz. Dolayısıyla hareket ve değişim mantıken imkansızdır.
Demokritos'un hangi soruna karşı tez geliştirdiğini belirlemek.
2
Demokritos'un arkheye getirdiği yeniliği değerlendirmek
Demokritos, bölünemez parçacıklar olan 'atomları' (varlık) ve bunların hareket ettiği 'boşluğu' (yokluk/kenon) birlikte kabul etmiştir.
Çözümün ontolojik yapısını kavramak.
3
Çözümün Parmenides'in çıkmazını nasıl aştığını belirlemek
Atomların değişmezliği ile 'varlığın korunumu' ilkesi sağlanmış; boşluğun kabulüyle de atomların yer değiştirmesi, yani hareket ve değişim açıklanabilmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için iki filozofun görüşlerini sentezlemek.

Anahtar Kavram

Demokritos'un atomcu arkhe anlayışı ve Parmenides'in varlık felsefesine getirdiği çözüm
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7313Soru

Kurucuları ve temsilcileri arasında John Watson ve B. F. Skinner gibi isimlerin yer aldığı, psikolojinin konusunun sadece bireyin dışarıdan gözlenebilen ve ölçülebilen eylemleri olması gerektiğini savunan psikolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davranışçı yaklaşım

Cevap

Davranışçı yaklaşım
Davranışçı yaklaşım, psikolojinin konusunun sadece dışarıdan doğrudan gözlenebilen ve ölçülebilen eylemler olması gerektiğini savunur. Kurucuları arasında John Watson ve B. F. Skinner bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ifadeleri (John Watson, B. F. Skinner, gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlar) analiz etmek.
Temsilcilerin davranışçı ekole ait olduğu ve davranışçılığın temel tezinin gözlenebilen eylemler olduğu tespit edilir.
Psikoloji ekollerinin kurucularını ve temel araştırma yöntemlerini bilmek sorunun çözümünü sağlar.
2
Elde edilen bulguları seçeneklerle karşılaştırmak.
Bu özelliklerin davranışçı (behaviorist) yaklaşımı tanımladığı görülür.
Diğer seçenekler zihinsel, bilinçdışı, bireysel özgürlük ya da fizyolojik süreçleri temel alan farklı yaklaşımları tanımlar.

Anahtar Kavram

Psikolojide Ekoller ve Yaklaşımlar (Davranışçı Yaklaşım)
Tahmini Süre:45s
Soru 7314Soru

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ve Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) kapsamında yürütülen faaliyetler ve hedefler dikkate alındığında, sol sütunda verilen eylem planı/faaliyet hedeflerini sağ sütunda verilen uygun proje ve odak alanıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Akarsu havzasındaki düzensiz akış rejiminin kontrol altına alınarak taşkınların önlenmesi
Yaylalar arası entegrasyonu sağlayan ulaşım koridorlarının geliştirilerek turizm potansiyelinin artırılması
Havza genelinde toprak erozyonunun izlenmesi ve sürdürülebilir arazi kullanım planlarının yapılması
Bölgenin engebeli topografyasında yerel potansiyellerin (su ürünleri, arıcılık vb.) çeşitlendirilip desteklenmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Akarsu havzasındaki düzensiz akış rejiminin kontrol altına alınarak taşkınların önlenmesi hedefi YHGP Hidrolojik ve Doğal Afet Kontrolü ile; yaylalar arası entegrasyonu sağlayan ulaşım koridorlarının geliştirilerek turizm potansiyelinin artırılması hedefi DOKAP Turizm ve Ulaşım Entegrasyonu ile; havza genelinde toprak erozyonunun izlenmesi ve sürdürülebilir arazi kullanım planlarının yapılması hedefi YHGP Toprak ve Çevre Yönetimi ile; bölgenin engebeli topografyasında yerel potansiyellerin çeşitlendirilip desteklenmesi hedefi ise DOKAP Sektörel Ekonomik Çeşitlendirme ile eşleşmektedir.
Eşleştirmelerin tamamı doğru yapılmıştır. Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP), nehrin taşkınlarını, erozyonu ve kirliliği kontrol etmeyi hedeflerken; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP), bölgedeki engebeli yer şekillerine bağlı ulaşım sorunlarını çözmek (Yeşil Yol gibi) ve ekonomik faaliyetleri çeşitlendirmek için geliştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Eylem planlarının temel odak noktalarını (akarsu havzası yönetimi ve dağlık/yayla alanlarındaki sektörel gelişim) ayırt edin.
Akarsu akış rejimi ve erozyon gibi kavramların havza tabanlı YHGP ile; yayla turizmi, ulaşım entegrasyonu ve engebeli arazide arıcılık/balıkçılık gibi yerel faaliyetlerin ise DOKAP ile ilişkili olduğu belirlenir.
Projelerin coğrafi sınırları ve kuruluş amaçları (fiziki koşullara göre şekillenen ihtiyaçlar) farklılık gösterir.
2
Hidrolojik ve çevresel kontrol hedeflerini YHGP'nin ilgili odak alanlarıyla eşleştirin.
Akış rejiminin düzenlenmesi YHGP'nin hidrolojik kontrolüne, erozyon kontrolü ise toprak ve çevre yönetimine karşılık gelir.
Yeşilırmak nehrinin taşıdığı alüvyonlar, taşkın riski ve kirlilik havzada ciddi çevre sorunlarına yol açtığından bu hedefler YHGP'nin odağıdır.
3
Ulaşım, turizm ve sektörel ekonomik çeşitlendirme hedeflerini DOKAP'ın ilgili odak alanlarıyla eşleştirin.
Yaylalar arası ulaşım ve turizm DOKAP Turizm ve Ulaşım Entegrasyonu ile; arıcılık, su ürünleri gibi faaliyetler ise DOKAP Sektörel Ekonomik Çeşitlendirme ile eşleşir.
Doğu Karadeniz'in engebeli yapısı tarım alanlarını kısıtladığı için ekonomik faaliyetleri çeşitlendirmek ve yayla turizmini entegre etmek DOKAP'ın temel hedeflerindendir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin bölgesel kalkınma projelerinden DOKAP ve YHGP'nin amaçları, kapsamları ve sektörel hedeflerinin coğrafi özelliklerle ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7315Soru

Felsefi bir sorgulama veya soru sorma sürecinin metodolojik aşamaları aşağıda karışık olarak verilmiştir. Buna göre, felsefi bir sorunun inşası ve bu soruya yönelik sorgulama sürecinin baştan sona mantıksal ve metodolojik olarak doğru sırayla gerçekleşebilmesi için bu aşamaları ilk adımdan son adıma doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Felsefi sorgulama süreci; dogmatik kabullerin fark edilerek şüpheye düşülmesiyle başlar, ardından felsefi sorunun formüle edilmesiyle devam eder. Sonraki aşamada sorudaki kavramlar analiz edilir, tutarlı argümanlar geliştirilerek refleksif değerlendirme yapılır ve nihayetinde süreç kesin bir yanıtla bitirilmeyip yeni sorulara açık bırakılarak tamamlanır.
Doğru sıralamada, felsefi sorgulama gündelik dogmatik kabullerin sorgulanmasıyla başlar. Ardından soru formüle edilir, kavramsal analiz yapılır, refleksif biçimde argümanlar geliştirilir ve nihayetinde ulaşılan sonuçlar yeni sorulara açık olacak şekilde sonlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamanın belirlenmesi
Gündelik hayatta doğru veya apaçık kabul edilen dogmatik varsayımların, alışkanlıkların ve inançların fark edilerek şüpheye düşülmesi ilk adımdır.
Felsefi düşünüş ve soru sorma, verili olanı doğrudan kabul etmeyip hayret ve şüpheyle yaklaşmakla başlar.
2
Sorunun formüle edilmesi
Varsayımların altında yatan özü ve temelleri sorgulayan, kavramsal nitelikli bir felsefi sorunun net bir şekilde formüle edilmesi ikinci adımdır.
Fark edilen dogmatik varsayımlara yönelik eleştirel bir yaklaşım ancak bir soru çerçevesinde somutlaştırılabilir.
3
Kavramların analiz edilmesi
Soruda geçen temel kavramların çözümlenmesi, sınırlarının belirlenmesi ve kavramlar arasındaki ilişkilerin analiz edilmesi üçüncü adımdır.
Sorulan felsefi sorunun anlaşılması ve temellendirilebilmesi için sorunun kurucu ögeleri olan kavramların netleştirilmesi gerekir.
4
Temellendirme ve refleksif değerlendirme
Sorulan soruya yönelik tutarlı temellendirmeler geliştirilmesi ve bu argümanların refleksif bir biçimde kendi üzerine düşünülerek gözden geçirilmesi dördüncü adımdır.
Felsefe akıl yürütmeye dayanır ve düşüncenin kendi üzerine dönerek kendini denetlemesini gerektirir.
5
Sürecin ucu açık yapısının kurulması
Kesin ve genelgeçer bir yanıtla sorgulamayı bitirmek yerine, ulaşılan sonuçların yeni soru ve sorgulamalara kapı aralayacak şekilde açık uçlu bırakılması son adımdır.
Felsefi soruların kesin bir bitiş noktası yoktur, her felsefi yanıt yeni bir sorunun doğmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Felsefi soru sorma sürecinin aşamaları ve felsefi soruların refleksif, ucu açık, kavramsal olma özellikleri.
Soru 7316Soru

Küresel iklim değişiminin etkisiyle kutup buzullarının hızla erimesi, Arktik Havzası'nı (Kuzey Kutbu) son yıllarda küresel jeopolitiğin en dinamik mücadele alanlarından biri haline getirmiştir. Kıyıdaş ülkeler (Rusya, ABD, Kanada, Danimarka ve Norveç) arasında bölge üzerinde ciddi bir egemenlik ve nüfuz mücadelesi yaşanmaktadır.

Buna göre, Arktik Havzası'nda yaşanan bu jeopolitik rekabetin ve çatışma potansiyelinin gelişiminde aşağıdakilerden hangisinin etkisi olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölgedeki nehir sularının tarımsal sulamada kullanılması amacıyla inşa edilen barajların yarattığı sınıraşan su sorunları

Cevap

Bölgedeki nehir sularının tarımsal sulamada kullanılması amacıyla inşa edilen barajların yarattığı sınıraşan su sorunları
Arktik Havzası'nda yaşanan jeopolitik rekabetin nedenleri deniz ticaret yolları (Kuzey Geçidi), petrol ve doğal gaz yatakları, balıkçılık alanları ile kıta sahanlığı sınırlarının çakışmasıdır. Bölge kutup çevresinde yer aldığından tarımsal faaliyet yapılmaz. Bu sebeple nehir sularının tarımsal sulamada kullanılmasıyla ortaya çıkan sınıraşan su sorunları bu bölgedeki rekabetin gerekçesi olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Arktik Havzası'ndaki jeopolitik rekabetin temel nedenlerini belirleme
Bu nedenler; iklim değişikliği ile buzulların erimesi, yeni ticaret yolları, zengin petrol/doğal gaz yatakları ve kıta sahanlığı çakışmalarıdır.
Soruda verilen bölgedeki çatışma ve rekabet dinamiklerini anlamak için ana unsurları saptamak gerekir.
2
Seçeneklerde sunulan gerekçeleri bölgenin coğrafi ve iklimsel koşullarıyla karşılaştırma
Kuzey Kutbu çevresindeki kutup ve tundra iklim koşulları tarımsal faaliyete izin vermez.
Tarımsal sulama iddiasının bölgenin fiziki coğrafya özellikleriyle uyumlu olup olmadığını kontrol etmek gerekir.
3
Arktik Havzası ile sınıraşan su sorunları arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Tarımsal sulama ve baraj inşasına bağlı sınıraşan su sorunları (Nil, Dicle-Fırat gibi nehirlerde görülen sorunlar) Arktik Havzası'ndaki jeopolitik rekabetle ilişkili değildir.
Yanlış olan ve jeopolitik gerilimin sebebi olamayacak seçeneği tespit etmek amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Jeopolitik Konum ve Bölgesel Çatışma Alanları (Arktik Havzası'ndaki Rekabet)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7317Soru

Bilinç, her zaman bir şeyin bilincidir ve nesnesine yönelerek onu zihinsel olarak kurar. Gerçek bir varlık kavrayışına ulaşmak için dış dünyadaki nesnelerin fiziki varlığına dair tüm duyusal deneyimleri, bilimsel kuramları, dinî ve gündelik ön kabulleri bir süreliğine askıya almalı, yani paranteze almalıyız. Ancak bu sayede bilincimize doğrudan sunulan fenomenlerin özünü apaçık bir şekilde kavrayabiliriz.

Bu parçada savunulan varlık görüşüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın özüne, bilincin yönelimselliğiyle nesnelere ait ön kabulleri paranteze alma yöntemiyle ulaşılabileceğini savunur.

Cevap

Varlığın özüne, bilincin yönelimselliğiyle nesnelere ait ön kabulleri paranteze alma yöntemiyle ulaşılabileceğini savunan seçenek doğrudur.
Doğru olan seçenek, parçada açıklanan fenomenolojik yöntemi ve onun varlık anlayışını yansıtır. Edmund Husserl'e göre varlığın özüne, zihnin yönelimselliğiyle birlikte nesnelere ilişkin tüm ön yargıların, bilimsel teorilerin ve duyusal kabullerin paranteze alınması (epokhe) sayesinde ulaşılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel kavramları (bilinç, yönelim, paranteze alma, fenomen, öz) analiz etmek.
Metnin Edmund Husserl'in geliştirdiği fenomenoloji akımını ve onun varlık/öz kavrayışını ele aldığını belirlemek.
Soruda savunulan felsefi görüşü doğru akımla eşleştirmek için kavramsal çözümleme gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri parçada sunulan paranteze alma yöntemi ve yönelimsellik ilkeleriyle karşılaştırmak.
Varlığın özüne ulaşmak için duyusal verilerin ve bilimsel teorilerin paranteze alınması gerektiğini savunan seçeneğin fenomenolojiye ait olduğunu saptamak.
Yöntemin ontolojik amacının, bilincin yönelimiyle özleri yakalamak olduğunu doğrulamak.
3
Yanlış seçeneklerin hangi felsefi yanılgılara veya akımlara (bilimin olgusal yaklaşımı, varoluşçuluk, doğruluk-gerçeklik karışıklığı, empirizm) ait olduğunu belirlemek.
Diğer seçeneklerin çeldirici nitelikte olduğunu ve temel kavramsal hatalar barındırdığını doğrulamak.
Hatalı seçenekleri eleyerek ulaşılan sonucun kesinliğini sağlamak.

Anahtar Kavram

Fenomenoloji ve Varlığın Özü (Husserl)
Soru 7318Soru

18. yüzyıl felsefesinde Immanuel Kant, bilginin kaynağına yönelik tartışmalarda rasyonalizm (akılcılık) ve empirizm (deneycilik) akımlarını uzlaştırmaya çalışmıştır. Kant, bilginin oluşum sürecini açıklarken "Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür." ifadesini kullanmıştır.

Buna göre Kant'ın bilgi problemi konusundaki temel görüşü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi, dış dünyadan gelen duyusal veriler ile aklın doğuştan getirdiği formların birleşmesiyle oluşur.

Cevap

Doğru bilgi, dış dünyadan gelen duyusal veriler ile aklın doğuştan getirdiği formların birleşmesiyle oluşur.
Doğru bilgi, dış dünyadan gelen duyusal veriler ile aklın doğuştan getirdiği formların birleşmesiyle oluşur diyen seçenek doğrudur. Immanuel Kant, rasyonalizmin tek başına (deney olmadan) ve empirizmin tek başına (akıl olmadan) doğru bilgiyi açıklamada yetersiz kaldığını savunur. Duyularımız bize dış dünyadan ham verileri sağlar (görüler), zihnimiz ise doğuştan getirdiği kategorilerle (kavramlar) bu verileri düzene sokup bilgiye dönüştürür. Bu durum bilginin hem deney hem aklın ortak ürünü olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kant'ın rasyonalizm ve empirizm sentezi olan kritisisizm akımı hatırlanır.
Kant'ın bilgi için hem deneyi (görü) hem de aklı (kavram) gerekli gördüğü tespit edilir.
Soruda alıntılanan ifadenin felsefi arka planını anlamak için.
2
Kant'ın 'Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür.' ifadesisi çözümlenir.
Görünün (deneyin) akıl kavramları olmadan anlamsız olduğu, kavramların da deney verisi olmadan içeriksiz kaldığı sonucuna ulaşılır.
Bilgi sürecinde her iki yetinin de zorunlu ortaklığını kurmak için.
3
Seçenekler arasından bilginin deney ve aklın birleşiminden oluştuğunu savunan ifade bulunur.
Doğru bilgi, dış dünyadan gelen duyusal veriler ile aklın doğuştan getirdiği formların birleşmesiyle oluşur diyen seçenek seçilir.
Kant'ın kritisisizm yaklaşımına tam uyum sağlayan yargıyı işaretlemek için.

Anahtar Kavram

Kant'ın Kritisisizmi (Eleştiri Felsefesi)
Soru 7319Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde ham maddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ula��ım kolaylığı ve pazarlama imkanları gibi coğrafi faktörler belirleyici olmaktadır.

Aşağıdaki haritada üç farklı sanayi tesisinin faaliyet gösterdiği alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir:
- I numaralı alan: Rize (Çay işleme tesisleri)
- II numaralı alan: Karabük (Demir-çelik fabrikası)
- III numaralı alan: İzmir (Petrol rafinerisi)

Bu alanlarda kurulan sanayi tesislerinin yer seçiminde etkili olan en önemli (öncelikli) coğrafi faktörler aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Ham maddeye yakınlık, II: Enerji kayna��ına yakınlık, III: Ulaşım ve pazar imkanları

Cevap

I numaralı alanda ham maddeye yakınlık, II numaralı alanda enerji kaynağına yakınlık, III numaralı alanda ulaşım ve pazar imkanları etkilidir.
I numaralı alanda bulunan çay işleme tesislerinin Rize'de yer almasının nedeni çayın çabuk bozulabilir olması sebebiyle ham maddeye yakınlıktır. II numaralı alandaki Karabük demir-çelik fabrikasının kuruluşunda, bölgede çıkarılan taş kömürü yataklarına yani enerji kaynağına yakınlık esas alınmıştır. III numaralı alandaki İzmir petrol rafinerisinin yer seçiminde ise gelişmiş liman imkanları sayesinde ulaşım kolaylığı ve tüketici nüfusa yakınlık (pazar) belirleyici olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı alandaki sanayi kolunu (çay sanayisi) ve yer seçim kriterini analiz etmek
Çay yaprağı toplandıktan sonra çok kısa sürede işlenmek zorundadır, aksi takdirde bozulur. Bu nedenle Rize'deki tesisler ham maddeye yakın kurulmuştur.
Çay tarımı ve sanayisinin coğrafi ilişkisini kurmak.
2
II numaralı alandaki sanayi kolunu (Karabük demir-çelik sanayisi) ve yer seçim kriterini analiz etmek
Karabük ve çevresinde demir madeni çıkarılmaz. Demir madeni Sivas (Divriği) ve Malatya (Hekimhan) gibi alanlardan getirilir. Tesisin burada kurulmasının nedeni, demir madeninin eritilmesinde kullanılan taş kömürü yataklarının (enerji kaynağı) Batı Karadeniz'de (Zonguldak çevresi) bulunmasıdır.
Karabük demir-çelik sanayisinin kuruluşundaki temel enerji girdisini saptamak.
3
III numaralı alandaki sanayi kolunu (İzmir petrol rafinerisi) ve yer seçim kriterini analiz etmek
Türkiye'de petrol sadece Güneydoğu Anadolu'da (Batman ve çevresi) çıkarılır. İzmir'de petrol çıkarılmamasına rağmen Aliağa Rafinerisi'nin burada kurulma nedeni, liman imkanları sayesinde ithal edilen ham petrolün kolayca taşınabilmesi ve Ege/Marmara gibi tüketici nüfusun (pazarın) yoğun olduğu alanlara yakınlıktır.
Liman ve ulaşım faktörlerinin kıyı rafinerilerindeki önemini belirlemek.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçimini etkileyen coğrafi faktörler (ham madde, enerji kaynağı, ulaşım ve pazar).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7320Soru

Platon'un Devlet adlı eserinde geçen ünlü 'Mağara Benzetmesi'nde, bireyin yanılsamalardan (gölgelerden) kurtularak hakikate (İyi ideasına) ulaşma sürecini temsil eden aşağıdaki aşamaları, en alt kavrayış düzeyinden (mağaranın içinden) en üst kavrayış düzeyine (mağaranın dışına) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Mağaranın derinliklerindeki zincirli bireylerin gölgeleri gerçek sanması (eikasia), zincirlerin çözülüp yapay nesnelerin görülmesi (pistis), mağara dışındaki yansımaların izlenmesi (dianoia) ve nihayetinde Güneş'in doğrudan gözlemlenmesi (noesis) şeklindedir.
Doğru sıralama duyusal dünyadaki yanılsamalardan akılsal dünyadaki saf idraka doğru giden yolu takip eder. Bu doğrultuda başlangıç gölgelerin izlenmesi (eikasia), ardından yapay nesnelerin algılanması (pistis), sonrasında dış dünyadaki yansımaların çözümlenmesi (dianoia) ve son olarak Güneş'in kavranması (noesis) sırasıyla gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Mağara benzetmesindeki başlangıç noktasının belirlenmesi
İlk aşama mağaranın içinde zincirlenmiş halde sadece duvara yansıyan gölgeleri gerçeklik sanarak gözlemlemektir.
Duyular dünyasının en alt seviyesi olan gölgeler ve kopyalar ilk algı durumunu oluşturur.
2
Mağara içindeki fiziksel nesnelerin algılanış seviyesinin bulunması
İkinci aşama zincirlerin çözülüp mağaranın içindeki yapay nesnelerin ve ateşe dayalı yapay ışığın görülmesidir.
Bu durum gölgelerin ötesindeki fiziksel nesnelerin dünyasına geçişi temsil eder.
3
Mağara dışındaki dolaylı akılsal kavrayışın belirlenmesi
Üçüncü aşama mağaradan çıkıp dış dünyadaki nesnelerin sudaki yansımalarını ve gölgelerini görmektir.
İdealar dünyasının ilk aşaması olup doğrudan Güneş'e bakılamadığı için nesnelerin yansımaları incelenir.
4
Nihai hakikat aşamasının belirlenmesi
Son aşama her şeyin kaynağı olan Güneş'in kendisini doğrudan gözlemlemektir.
Güneş, varlığın ve bilginin en üst ilkesi olan İyi ideasını simgeler.

Anahtar Kavram

Platon'un Mağara Benzetmesi ve Bölünmüş Çizgi Kuramı'ndaki bilgi ve varlık dereceleri.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 366 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin