Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7321Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmelerinin ortaya çıkmasında yer şekillerinin engebeli olması, su kaynaklarının dağılışı, toprak mülkiyeti ve temel ekonomik uğraşlar gibi çeşitli faktörler etkili olmuştur.

Aşağıda verilen köy altı yerleşmesi türlerini, bu yerleşmelerin yaygın olduğu coğrafi alanlar ve genel özellikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mezra
Dalyan
Oba
Divan

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mezra yerleşmesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki tarım/hayvancılık odaklı kalıcı yapılarıyla, Dalyan deniz kıyılarındaki balıkçılık faaliyetleriyle, Oba göçebe ailelerin çadırlarda yürüttüğü hayvancılıkla, Divan ise Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşmesiyle oluşan tarımsal yerleşmelerle eşleşir.
Köy altı yerleşmeleri süreklilik durumlarına göre kalıcı ve geçici olarak ikiye ayrılır. Mezra ve divan tarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu kalıcı yerleşmeler iken, oba ve dalyan hayvancılık ve balıkçılık gibi sezonluk faaliyetlerin yürütüldüğü geçici yerleşmelerdir. Mezra Doğu Anadolu ile, Dalyan Ege kıyıları ile, Oba Toroslar/dağlık alanlar ile, Divan ise Batı Karadeniz ile eşleşerek doğru sistemi oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Mezra yerleşmesinin tanımını ve yaygın olduğu bölgeleri belirleyin.
Mezra yerleşmesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın, tarım ve hayvancılığın yapıldığı kalıcı bir köy altı yerleşmesidir.
Mezra, Doğu Anadolu'da aile mülkiyeti temelinde kurulan kalıcı yerleşme türlerinden biridir.
2
Dalyan yerleşmesinin ekonomik faaliyet alanını ve konumunu tespit edin.
Dalyan, deniz kıyılarında (özellikle Ege kıyılarında) balık avlama ve yetiştirme amacıyla kurulan geçici bir yerleşmedir.
Dalyan yerleşmeleri doğrudan balıkçılık faaliyeti ile ilişkilidir.
3
Oba yerleşmesinin göçebe yaşam tarzı ve hayvancılıkla ilişkisini analiz edin.
Oba yerleşmesi, çadırlardan oluşan ve özellikle Toroslar gibi dağlık alanlarda hayvancılık yapan göçebelerin kurduğu geçici yerleşmedir.
Oba, hayvancılık faaliyetleri için yaylak-kışlak döngüsünde kullanılan geçici çadır yerleşmelerini ifade eder.
4
Divan yerleşmesinin idari ve mekânsal yapısını değerlendirin.
Divan yerleşmesi, Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin birleşmesiyle kurulan kalıcı bir yerleşmedir.
Divanlar tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü, Karadeniz'e özgü kalıcı köy altı yerleşmeleridir.

Anahtar Kavram

Kır yerleşmelerinin türleri, ekonomik faaliyetleri, süreklilik durumları ve Türkiye coğrafyasındaki dağılışları.

Alternatif Yöntem

Köy altı yerleşmelerini öncelikle kalıcı (divan, mezra, mahalle, çiftlik) ve geçici (oba, dalyan, yayla, kom, ağıl, dam) şeklinde iki ana gruba ayırarak eşleştirme sürecini kolaylaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7322Soru

Küresel ve bölgesel ölçekteki örgütler etki alanlarına, kuruluş amaçlarına ve üye ��lkelerin coğrafi dağılışına göre sınıflandırılır. Aşağıda sol sütunda verilen uluslararası örgütleri, sağ sütunda yer alan kuruluş amaçları ve Türkiye ile olan ilişkilerine dair doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ)
Avrupa Birliği (AB)
Birleşmiş Milletler (BM)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ile askeri güvenlik amaçlı küresel savunma ittifakı açıklaması; Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) ile merkez binası İstanbul'da olan bölgesel ekonomik kalkınma örgütü açıklaması; Avrupa Birliği (AB) ile ortak pazara sahip Türkiye'nin üye olmadığı bölgesel örgüt açıklaması; Birleşmiş Milletler (BM) ile II. Du¨nya Savas¸ı\text{II. Dünya Savaşı} sonrası kurulan kurucu üye olunan küresel siyasi örgüt açıklaması eşleşmelidir.
Eşleştirmelerin tamamı örgütlerin küresel/bölgesel ölçek durumları, kuruluş amaçları (siyasi, askeri, ekonomik) ve Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik konumlarına (kurucu üye, sonradan üye, üye değil) göre doğru olarak gruplandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) işlevini ve Türkiye ile ilişkisini analiz edin.
NATO askeri amaçlı bir örgüttür ve Türkiye örgüte Kore Savaşı sonrasında, 19521952 yılında üye olmuştur. Dolayısıyla bu örgüt askeri güvenlik temalı açıklamayla eşleşir.
NATO'nun askeri savunma niteliğini ve üyelik tarihini belirlemek için.
2
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) kapsamını ve Türkiye'nin konumunu belirleyin.
KEİ, Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik iş birliğini hedefler. Bölgesel bir örgüttür, Türkiye kurucu üyesidir ve merkezi İstanbul'dadır.
KEİ'nin bölgesel ve ekonomik karakterini tanımlamak için.
3
Avrupa Birliği'nin (AB) entegrasyon düzeyini ve Türkiye'nin durumunu inceleyin.
AB, ortak pazar ve serbest dolaşıma sahip bölgesel bir örgüttür. Türkiye bu birliğe üye değildir.
AB'nin bölgesel ekonomik ve siyasi entegrasyon yapısını tespit etmek için.
4
Birleşmiş Milletler'in (BM) kuruluşu ve Türkiye'nin rolünü değerlendirin.
BM, II. Du¨nya Savas¸ı\text{II. Dünya Savaşı} sonrasında barışı korumak üzere kurulan küresel bir siyasi örgüttür ve Türkiye kurucu üyesidir.
BM'nin küresel siyasi misyonunu netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Özellikleri ve Türkiye'nin Üyelik Durumu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7323Soru

Psikoloji biliminin tanımı, konusu ve ölçütleri dikkate alındığında, sol sütunda verilen kavram ve yaklaşımları sağ sütundaki en uygun örnek veya açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gözlenebilirlik
Ölçülebilirlik
Ampirik Yaklaşım
Spekülatif Yaklaşım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gözlenebilirlik ölçütü dışarıdan doğrudan izlenebilen eylemlerle, ölçülebilirlik ölçütü dikkat süresinin saniye cinsinden kaydedilmesiyle, ampirik yaklaşım deney ve gözleme dayalı somut verilerle incelemeyle, spekülatif yaklaşım ise doğrudan deneylenemeyen konuların soyut akıl yürütmelerle ele alınmasıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede gözlenebilirlik dışarıdan izlenen eylemlerle; ölçülebilirlik sayısal süre kaydıyla; ampirik yaklaşım deney ve gözlemle; spekülatif yaklaşım ise soyut felsefi akıl yürütmelerle ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Gözlenebilirlik kavramının tanımı ile doğrudan izlenebilen somut eylemleri içeren örneği eşleştirme.
Gözlenebilirlik, bireyin öfke veya kaygı anındaki dışa vuran davranışlarıyla eşleşir.
Psikolojinin konusu olan davranışın nesnel bir şekilde gözlemlenebilir olması gerekir.
2
Ölçülebilirlik kavramı ile sayısal değerler ve zaman ölçümünü barındıran örneği eşleştirme.
Ölçülebilirlik, dikkat süresinin kronometreyle dakika ve saniye cinsinden ölçülmesiyle eşleşir.
Bilimsel verilerin doğrulanabilir olması için sayısal olarak ölçülmesi şarttır.
3
Ampirik yaklaşım ile deney ve gözleme dayalı somut veri toplama sürecini içeren açıklamayı eşleştirme.
Ampirik yaklaşım, zihinsel süreçlerin deney ve gözleme dayalı verilerle incelenmesiyle eşleşir.
Psikoloji, felsefi spekülasyonlardan kurtulmak için ampirik metodu benimsemiştir.
4
Spekülatif yaklaşım ile felsefeye özgü soyut düşünme biçimini eşleştirme.
Spekülatif yaklaşım, ruhun yapısının soyut akıl yürütmelerle ele alınmasıyla eşleşir.
Bu yaklaşım olgusal kanıtlara dayanmadığı için modern psikoloji biliminin ölçütlerine uygun değildir.

Anahtar Kavram

Psikolojinin tanımı, konusu ve ölçütleri (gözlenebilirlik, ölçülebilirlik) ile felsefe ve bilim ayrımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7324Soru

Sanayi Devrimi'nden bu yana beşerî faaliyetlerin etkisiyle atmosferdeki sera gazı birikiminin hızla artması, doğal sera etkisini kuvvetlendirerek küresel iklim değişimine yol açmaktadır. Bu durum küresel ölçekte pek çok coğrafi, ekolojik ve sosyoekonomik sonucu beraberinde getirmektedir.

Buna göre, küresel iklim değişimi, sera etkisi ve bu sürecin sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru bir bilgi değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küresel iklim değişiminin ve sera etkisinin kuvvetlenmesinin temel nedeni; kloroflorokarbon gazlarının ozon tabakasında yol açtığı seyrelme sonucu güneşten gelen zararlı ışınların yeryüzüne daha fazla ulaşmasıdır.

Cevap

Küresel iklim değişiminin ve sera etkisinin kuvvetlenmesinin temel nedeninin kloroflorokarbon gazlarının ozon tabakasında yol açtığı seyrelme olduğunu belirten ifade
Sera etkisinin kuvvetlenmesi ve küresel iklim değişimi, atmosferde biriken sera gazlarının yeryüzünden yansıyan yer ışınlarını (kızılötesi ışınları) tutması sonucu gerçekleşir. Ozon tabakasının seyrelmesi ise stratosferde kloroflorokarbon gazlarının yol açtığı kimyasal bir olay olup, doğrudan küresel iklim değişiminin temel tetikleyicisi değildir. Bu iki kavramın karıştırılması yaygın bir yanılgıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki olumsuz ifadeyi ('doğru bir bilgi değildir') belirleme.
Seçenekler arasından bilimsel olarak yanlış olan açıklamanın bulunması gerektiği saptandı.
Sorunun doğru çözülebilmesi için soru kökünün olumsuz yapısına dikkat edilmelidir.
2
Seçeneklerde yer alan sera etkisi, uluslararası sözleşmeler, erozyon ve jeotermal kaynak tanımlarını kontrol etme.
Doğal sera etkisinin işleyişi, Kyoto/Paris anlaşmalarının karbon azaltım hedefleri, kuraklığın erozyona etkisi ve jeotermal enerjinin koşullu yenilenebilirliği ile ilgili bilgilerin doğru olduğu görüldü.
Her seçeneğin doğruluğu coğrafya müfredatı çerçevesinde değerlendirilmelidir.
3
Sera etkisi artışı ile ozon tabakası seyrelmesi arasındaki farkı çözümleme.
Ozon tabakası seyrelmesinin küresel ısınmanın nedeni değil, kloroflorokarbon gazlarının stratosferdeki ozon moleküllerini yok etmesiyle ilgili farklı bir çevre sorunu olduğu saptandı.
Küresel ısınma, güneşten gelen ışınların değil, yeryüzünden yansıyan yer ışınlarının atmosferdeki karbondioksit ve metan gibi sera gazlarınca tutulmasıyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Sera Etkisi ve Küresel İklim Değişimi Arasındaki Nedensellik İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7325Soru

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında sulama kanallarının devreye girmesiyle bölgedeki tarım alanlarının kullanımında köklü değişimler yaşanmıştır. Aşağıdaki tabloda, bölgedeki bir ilde sulama öncesi ve sonrasındaki bazı tarım ürünlerinin ekim payları (%) gösterilmiştir:

Tarım ÜrünüSulama Öncesi Payı (%)Sulama Sonrası Payı (%)
Kırmızı Mercimek4510
Arpa302
Pamuk250
Mısır (İkinci Ürün)012
Buğday2020
Sebze16

Buna göre, tabloda gösterilen tarımsal değişimin gerçekleştiği proje sahası ve projenin etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sulama olanaklarının artmasıyla tarıma dayalı sanayi gelişmiş ve bölge dışına giden mevsimlik işçi göçü azalmıştır.

Cevap

Sulama olanaklarının artmasıyla tarıma dayalı sanayi gelişmiş ve bölge dışına giden mevsimlik işçi göçü azalmıştır.
Tablodaki tarımsal veriler GAP sahasındaki sulu tarıma geçişi net bir şekilde göstermektedir. Sulama imkanlarının artmasıyla pamuk, mısır ve sebze üretimi artmış; bu durum pamuğa dayalı tekstil ve çırçır sanayisi gibi tarıma dayalı sanayi kollarını geliştirmiştir. Ayrıca, tarımsal üretimin ve ürün çeşitliliğinin artması bölgedeki istihdam olanaklarını artırarak başka bölgelere yönelen mevsimlik tarım işçisi göçünü azaltmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen tarımsal değişim verilerini incelemek.
Sulama öncesinde kuraklığa dayanıklı kırmızı mercimek (%45) ve arpa (%30) yoğun ekilirken, sulama sonrasında pamuk (%50), mısır (%12) ve sebze (%6) gibi sulu tarım ürünlerinin payının çok ciddi şekilde arttığı tespit edilir.
Değişimin tarımsal sulama altyapısının gelişmesiyle ilişkili olduğunu anlamak için tarım ürünlerinin su isteklerini analiz etmek gerekir.
2
Bu tarımsal değişimin sosyo-ekonomik sonuçlarını ve diğer bölgesel kalkınma projelerinin hedefleriyle farkını değerlendirmek.
Sulama sayesinde endüstriyel ürünlerin (özellikle pamuk) payının artması tarıma dayalı sanayiyi tetikler. Tarımda iş gücü ihtiyacının yıl geneline yayılması ise bölge dışına yapılan mevsimlik işçi göçünü azaltır. Yayla yolları, mera ıslahı, taş kömürü yatırımları ve havza koruma gibi diğer hedefler ise sırasıyla DOKAP, DAP, ZBKP ve YHGP projelerine aittir.
GAP'ın entegre yapısı gereği tarımsal değişimin sanayi, istihdam ve göç üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında sulamanın tarımsal ürün çeşitliliğine, sanayiye ve sosyo-ekonomik yapıya etkileri.
Soru 7326Soru

Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'ni fiilen paylaşmayı ve bağımsızlığını yok etmeyi amaçlayan son derece ağır koşullara sahip bir belgedir. Aşağıda verilen Sevr Antlaşması hükümlerini, bu hükümlerin doğrudan ilgili olduğu siyasi, hukuki, askeri ve ekonomik sonuçlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Osmanlı ordusunun ağır silahlarının elinden alınarak asker sayısının 50.700 ile sınırlandırılması ve zorunlu askerliğin kaldırılması
Antlaşmanın, kapatılmış olan Meclis-i Mebusan yerine padişahın başkanlık ettiği Saltanat Şurası tarafından onaylanması
İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın kendine ait ayrı bir bayrağı ve bütçesi olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi
Kapitülasyonlardan bütün İtilaf Devletleri'nin yararlandırılması ve Osmanlı maliyesinin İtilaf Devletleri denetimine bırakılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirmeler şu şekildedir: Askeri sınırlandırma maddesi (Left 1), savunma gücünün yok edilmesiyle (Right 1); Saltanat Şurası onayı (Left 2), hukuki geçersizlikle (Right 2); Boğazlar Komisyonu (Left 3), egemenlik haklarının ihlaliyle (Right 3); kapitülasyonlar ve maliye denetimi (Left 4) ise ekonomik bağımsızlığın kaybıyla (Right 4) eşleşir.
Sevr Antlaşması'nın askeri, hukuki, egemenlik ve mali alanlardaki hükümleri sırasıyla; Osmanlı savunma gücünün bitirilmesini, anayasal onay eksikliği nedeniyle hukuken geçersiz kabul edilmesini, Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarının kaybını ve mali bağımsızlığın sona ermesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri sınırlama içeren hükmü analiz etmek.
Bu hüküm ordunun terhis edilmesini ve savunmasız bırakılmasını amaçladığından doğrudan askeri savunma gücünün yok edilmesiyle ilişkilendirilir.
İtilaf Devletleri'nin Mondros'tan beri uyguladığı işgal politikasını kolaylaştırmak amacıyla askeri kısıtlamalar getirdiğini anlamak.
2
Saltanat Şurası tarafından imzalanma sürecini anayasal açıdan incelemek.
Meclis-i Mebusan kapalı olduğu için bu imza Kanun-i Esasi'ye aykırıdır ve antlaşmayı hukuken geçersiz kılmaktadır.
Sevr'in hukuken geçersiz olma özelliğinin meclis onayının olmamasından kaynaklandığını belirlemek.
3
Boğazlar Komisyonu maddesini egemenlik ilkeleriyle karşılaştırmak.
Ayrı bir bütçe ve bayrağa sahip komisyon yapısı, Osmanlı egemenliğini Boğazlar üzerinde tamamen sonlandırır.
Komisyon yönetiminin bağımsızlık ve egemenlik haklarını nasıl kısıtladığını yorumlamak.
4
Kapitülasyon ve mali denetim maddesini iktisadi bağımsızlık kavramıyla eşleştirmek.
Kapitülasyonların tüm devletlere yayılması ve mali denetim kurulması, ekonomik bağımsızlığı fiilen bitirir.
Ekonomik imtiyazlar ve mali kontrolün sömürge tipi bağımlılık yarattığını tespit etmek.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Siyasi, Askeri, Ekonomik Hükümleri ve Hukuki Statüsü
Soru 7327Soru

Bir sanat tarihçisi şu şekilde bir iddia ortaya koymaktadır:

'Rönesans Dönemi'nin öne çıkan figürlerinden Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Rafael’in eserlerini incelediğimizde, her birinin insan anatomisini büyük bir sadakatle resmettiğini ve doğayı doğrudan gözlemlediğini görürüz. Bu gözlemlerden yola çıkarak, Rönesans Dönemi'ndeki tüm büyük ressamların doğayı ve insan figürünü gerçekçi bir yaklaşımla ele aldığını söyleyebiliriz.'

Bu parçada kullanılan akıl yürütme yöntemi ve argüman yapısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümevarımdır; çünkü gözlemlenen tekil örneklerden hareketle tüm grubu kapsayan genel bir yargıya ulaşılmıştır.

Cevap

Tümevarımdır; çünkü gözlemlenen tekil örneklerden hareketle tüm grubu kapsayan genel bir yargıya ulaşılmıştır.
Parçada verilen iddia, Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Rafael gibi tekil sanatçı örneklerinden elde edilen gözlemlerin birleştirilerek 'bütün Rönesans ressamları' hakkında genel bir genellemeye dönüştürülmesine dayanır. Tekil durumlardan genel ilkeye doğru giden bu akıl yürütme türü tümevarımdır. Bu nedenle, gözlemlenen tekil örneklerden yola çıkılarak genel yargıya ulaşıldığını belirten seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki argümanın öncüllerini ve sonucunu belirlemek.
Öncüller: Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Rafael'in eserlerinde anatomik gerçekçilik ve doğa gözlemi vardır. Sonuç: Tüm Rönesans ressamları gerçekçi bir yaklaşıma sahiptir.
Çıkarımın mantıksal yönünü belirlemek için başlangıç ve varış noktalarını saptamak gerekir.
2
Öncüllerden sonuca geçişin mantıksal karakterini analiz etmek.
Tekil örneklerden (üç ressamdan) yola çıkılarak genel bir yargıya (bütün Rönesans ressamlarına) ulaşılmıştır. Bu, özelden genele giden tümevarım (endüksiyon) akıl yürütmesidir.
YKS felsefe müfredatındaki temel akıl yürütme biçimlerinin (tümdengelim, tümevarım, analoji) yönsel özelliklerini ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Felsefi Akıl Yürütme ve Argümantasyon - Tümevarım (Endüksiyon) Yöntemi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7328Soru

Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda anayasalcılık ve demokratikleşme yolunda atılan tarihi adımları, bu adımların temel özellikleri ve hedef kitleleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sened-i İttifak (1808)
Tanzimat Fermanı (1839)
Islahat Fermanı (1856)
Kanun-ı Esasi (1876)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sened-i İttifak ayanların varlığının tanınmasıyla; Tanzimat Fermanı din ayrımı olmadan tüm tebaaya haklar verilmesiyle; Islahat Fermanı gayrimüslimlere özel hak ve imtiyazlar sağlanmasıyla; Kanun-ı Esasi ise parlamenter sisteme geçilerek anayasal yönetimin kurulmasıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Sened-i İttifak padişahın yetkilerini kendi rızasıyla sınırlandırdığı ve ayanları tanıdığı belge olduğu için merkezî otoritenin sınırlandırılmasıyla; Tanzimat Fermanı tüm Osmanlı tebaasının can, mal, namus güvenliğini koruma altına aldığı için tüm tebaaya şamil haklarla; Islahat Fermanı Avrupalı devletlerin baskısıyla doğrudan gayrimüslim tebaaya yönelik yeni haklar tanıdığı için bu tebaaya yönelik fermanla; Kanun-ı Esasi ise ilk anayasa olup parlamenter sisteme geçişi sağladığı için anayasal yönetimle eşleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın niteliğini belirlemek
Sened-i İttifak, II. Mahmud döneminde ayanlarla yapılmıştır ve ayanların varlığının tanınmasıyla padişah yetkilerinin ilk kez sınırlandırılmasını ifade eder.
Ayanların siyasi gücünün resmen tanınması özelliğinden yola çıkarak doğru eşleştirme yapılır.
2
Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı arasındaki hedef kitle farkını analiz etmek
Tanzimat Fermanı din ayrımı gözetmeden tüm tebaayı kapsarken, Islahat Fermanı doğrudan gayrimüslim tebaaya odaklanan ayrıcalıklar içerir. İki ferman da Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilmiştir.
Demokratikleşme adımlarının hedef kitlelerindeki farklılığı ayırt etmek doğru eşleşmeyi sağlar.
3
Kanun-ı Esasi'nin anayasal niteliğini belirlemek
Kanun-ı Esasi, Osmanlı Devleti'nin ilk anayasası olup halkın parlamento aracılığıyla yönetime katılmasını sağlamıştır (II. Abdülhamid dönemi).
Osmanlı'daki ilk anayasal ve parlamenter süreci saptamak son eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'ndeki demokratikleşme ve anayasallaşma belgelerinin temel nitelikleri, sultanları ve hedef kitle farklılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7329Soru

İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye üzerindeki olumsuz ekonomik etkilerini hafifletmek, savaş zenginlerini ve karaborsacıları vergilendirmek amacıyla 1942 yılında Varlık Vergisi Kanunu kabul edilmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Varlık Vergisi Kanunu'nun amaçları, uygulanışı veya sonuçları arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal üretimi teşvik etmek amacıyla aşar vergisinin kapsamını daraltarak köylünün üzerindeki vergi yükünü hafifletmeyi amaçlaması

Cevap

Tarımsal üretimi teşvik etmek amacıyla aşar vergisinin kapsamını daraltarak köylünün üzerindeki vergi yükünü hafifletmeyi amaçlaması seçeneğidir.
Doğru yanıt, aşar vergisinin kapsamının daraltılmasına yönelik ifadedir. Aşar vergisi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1925'te) köylünün durumunu iyileştirmek için kaldırılmış olup İkinci Dünya Savaşı döneminde yürürlükte değildir. Dolayısıyla 1942 tarihli Varlık Vergisi ile ilişkilendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Varlık Vergisi Kanunu'nun (1942) çıkarılma amacını ve hedef kitlesini analiz edin.
Bu kanun, savaş döneminde haksız kazanç sağlayan büyük sermaye sahiplerini ve tüccarları vergilendirmek, enflasyonu düşürmek amacıyla çıkarılmıştır.
Soruda verilen seçeneklerin doğruluğunu değerlendirmek için kanunun kapsamını belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerde geçen tarihsel olguların kronolojik uyumunu kontrol edin.
Aşar vergisinin 1925 yılında kaldırıldığı, İkinci Dünya Savaşı'nın ise 1939-1945 yılları arasında yaşandığı tespit edilir.
Aşar vergisinin savaş yıllarında var olmadığını ve Varlık Vergisi ile bir ilişkisi bulunmadığını ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

Varlık Vergisi Kanunu (1942) ve İkinci Dünya Savaşı Dönemi Türkiye Ekonomisi
Soru 7330Soru

Aşağıda psikoloji tarihindeki bazı yaklaşımlar ile bu yaklaşımların temel odak noktaları verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki yaklaşımlar ile sağ sütundaki temel odak noktalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yapısalcılık (Strüktüralizm)
Davranışçılık (Bihevyorizm)
Psikodinamik Yaklaşım
Hümanistik (İnsancıl) Yaklaşım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yapısalcılık ile zihnin yapısını içebakış yöntemiyle inceleme; Davranışçılık ile doğrudan gözlenebilen uyarıcı-tepki ilişkileri; Psikodinamik yaklaşım ile bilinçdışı çatışmalar ve geçmiş yaşantılar; Hümanistik yaklaşım ile insanın benzersizliği ve kendini gerçekleştirme potansiyeli eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Yapısalcılık zihnin yapısını ve içebakış yöntemini, Davranışçılık uyarıcı-tepki ilişkilerini, Psikodinamik yaklaşım bilinçdışı çatışmaları, Hümanistik yaklaşım ise kendini gerçekleştirme potansiyeli ve özgür iradeyi temel alır.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütunda yer alan Yapısalcılık (Strüktüralizm) yaklaşımını incelemek.
Yapısalcılık zihnin yapısını ögelerine ayırarak incelemeyi amaçlar ve bunun için içebakış yöntemini kullanır. Bu nedenle sağ sütundaki zihnin yapısını ve bilincin ögelerini içebakış yöntemiyle inceleme ifadesiyle eşleşir.
Yapısalcılığın kurucusu Wilhelm Wundt'un bilinci analiz etme amacına ve yöntemine ulaşmak.
2
Sol sütundaki Davranışçılık (Bihevyorizm) yaklaşımını incelemek.
Davranışçılık sadece dışarıdan gözlenebilen uyarıcı-tepki ilişkilerini psikolojinin konusu olarak kabul eder. Bu yüzden sağ sütundaki davranışları sadece doğrudan gözlenebilen uyarıcı-tepki ilişkileriyle açıklama ifadesiyle eşleşir.
Davranışçı ekolün gözlenebilir davranış odağını belirlemek.
3
Sol sütundaki Psikodinamik Yaklaşım'ı incelemek.
Bu yaklaşım insan davranışlarının temelinde bilinçdışı çatışmaların ve çocukluk dönemi yaşantılarının yer aldığını savunur. Dolayısıyla sağ sütundaki davranışların temelinde bilinçdışı çatışmaların ve geçmiş yaşantıların yattığını savunma ifadesiyle eşleşir.
Psikodinamik kuramın bilinçdışı odaklı temel varsayımını tespit etmek.
4
Sol sütundaki Hümanistik (İnsancıl) Yaklaşım'ı incelemek.
Bu yaklaşım her bireyin benzersiz olduğunu, özgür iradeye ve kendini gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğunu savunur. Bu nedenle sağ sütundaki her insanın benzersiz olduğunu, özgür iradeye ve kendini gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğunu vurgulama ifadesiyle eşleşir.
Hümanistik ekolün insan doğasına dair olumlu ve özgürlükçü bakış açısını belirlemek.

Anahtar Kavram

Psikolojide Ekoller ve Yaklaşımlar
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7331Soru

Türkiye'de ekonomik faaliyetlerin gelişiminde ve coğrafi dağılışında fiziki coğrafya faktörleri (iklim, yer şekilleri, su kaynakları, coğrafi konum vb.) önemli bir role sahiptir. Ancak bazı ekonomik faaliyetlerin yer seçiminde fiziki coğrafya faktörlerinden ziyade beşerî ve ekonomik faktörler belirleyici olmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen ekonomik faaliyetlerden hangisinin yoğunlaştığı alanın belirlenmesinde fiziki coğrafya faktörlerinin doğrudan etkisi en azdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marmara Bölgesi'nde kümes ve besi-ahır hayvancılığı tesislerinin yoğun bir şekilde bulunması

Cevap

Marmara Bölgesi'nde kümes ve besi-ahır hayvancılığı tesislerinin yoğun bir şekilde bulunması
Marmara Bölgesi'nde kümes ve besi-ahır hayvancılığının yoğunlaşması, fiziki çevre şartlarından (iklim veya otlak varlığı) ziyade bu bölgedeki yüksek nüfus yoğunluğu ve pazar (tüketim merkezleri) gibi beşerî ve ekonomik faktörlerle ilişkilidir. Dolayısıyla fiziki coğrafya faktörlerinin doğrudan etkisi burada en azdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü analiz ederek fiziki ve beşerî faktörlerin ekonomik faaliyetler üzerindeki etkilerini ayrıştırmak.
Sorunun bizden fiziki coğrafya faktörlerinin doğrudan etkisinin en az olduğu (yani beşerî/ekonomik faktörlerin belirleyici olduğu) seçeneği bulmamızı istediği saptanmıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için hangi faaliyetin doğa koşullarından bağımsız geliştiğini belirlemek gerekir.
2
Fiziki coğrafya faktörlerinin doğrudan etkili olduğu seçenekleri tespit edip elemek.
Doğu Anadolu'daki mera hayvancılığı (iklim/çayırlar), İç Anadolu'daki nadas (yarı kurak iklim), transit taşımacılık (kıtalar arası konum) ve geçitlerin kullanımı (dağların uzanışı) tamamen fiziki coğrafya şartlarının doğrudan sonucudur.
Doğal çevre şartlarının ekonomik faaliyetlerin sınırlarını ve yöntemlerini doğrudan çizdiği durumları ayıklamak gerekir.
3
Pazar ve nüfus faktörüne bağlı olarak gelişen beşerî ekonomik faaliyeti belirlemek.
Kümes ve besi-ahır hayvancılığı, kapalı ve modernize edilmiş tesislerde yapıldığından iklim ve bitki örtüsünden etkilenmez. Bu faaliyetlerin Marmara Bölgesi'nde yoğunlaşması, büyük tüketim merkezlerine (pazara) yakın olmakla ilgilidir.
Beşerî ve ekonomik faktörlerin (nüfus ve pazar yakınlığı) ön planda olduğu tek seçeneğin bu olduğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

Türkiye ekonomisini etkileyen fiziki ve beşerî faktörlerin ayrımı ile modern hayvancılık faaliyetlerinde pazara yakınlığın etkisi
Soru 7332Soru

Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP); taş kömürü havzasındaki üretim faaliyetlerinin modernizasyonu, sanayinin çeşitlendirilmesi ve yeni yatırım alanlarının açılması gibi hedeflere sahip bölgesel bir kalkınma planıdır.

Buna göre;
I. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) bünyesindeki işletmelerin teknolojik altyapısının yenilenerek verimliliğin artırılması,
II. Filyos Projesi (Liman ve Endüstri Bölgesi) ile bölgenin uluslararası taşımacılıkta lojistik bir üs haline getirilmesi,
III. Akarsu boylarındaki geniş düzlüklerde sulamalı tarımın yaygınlaştırılması ve yaz kuraklığı isteyen pamuk üretiminin teşvik edilmesi

çalışmalarından hangileri ZBKP kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan hedefler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Doğru cevap I ve II öncüllerini içeren seçenektir. Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi (ZBKP), bölgedeki kömür madenciliği (TTK) ve demir-çelik sanayisinin modernizasyonu ile sektörel çeşitliliği sağlamayı hedefler. Filyos Projesi ise bu bölgeyi uluslararası ticarete açacak lojistik bir liman ve endüstri merkezi kurmayı amaçlar. Üçüncü öncülde belirtilen geniş düzlüklerde sulama ve pamuk tarımı ise bölgenin engebeli topografyası ve her mevsim yağışlı (yaz kuraklığı olmayan) Karadeniz iklimi ile çelişir; bu tür sulama ve ürün hedefleri daha çok GAP gibi projelerin özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
ZBKP kapsamındaki illerin fiziki ve beşeri coğrafya özelliklerini analiz etmek.
Zonguldak, Bartın ve Karabük dağlık/engebeli bir topografyaya, her mevsim yağışlı Karadeniz iklimine sahiptir. Ekonomisi taş kömürü (TTK) ve demir-çelik sanayisine dayanır.
Bölgenin doğal ve ekonomik kıs��tlamalarını anlamak, hedeflerin gerçekçi olup olmadığını ölçmek için gereklidir.
2
I. ve II. öncülleri projenin hedefleriyle eşleştirmek.
Maden ocaklarının teknolojik altyapısının yenilenerek verimliliğin artırılması ve Filyos Limanı ile lojistik üs oluşturulması ZBKP'nin ana omurgasını oluşturur.
Projenin temel ekonomik ve altyapısal hedeflerini belirlemek için bu eşleştirme yapılır.
3
III. öncüldeki tarım hedefini bölgenin coğrafi koşulları ve proje sınırları çerçevesinde değerlendirmek.
Yaz kuraklığı isteyen pamuk tarımı Karadeniz iklimine uymadığı gibi, dağlık yapı nedeniyle geniş düzlüklerde sulamalı tarım hedeflenemez. Bu hedefler GAP'a aittir.
Yanlış hedefleri ve projeler arası kavram kargaşalarını elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Zonguldak, Bartın, Karabük Projesi'nin (ZBKP) bölgesel coğrafi koşullarla uyumlu sosyoekonomik ve altyapısal hedefleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7333Soru

Aşağıda verilen varlık felsefesi (ontoloji) ile bilimsel varlık yaklaşımlarını, bu yaklaşımların varlığın doğasına ve gerçekliğine dair temel iddialarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kartezyen Düalizm
Husserlci Fenomenoloji
Bilimin Varlık Yaklaşımı
Nihilizm (Hiççilik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kartezyen Düalizm - yer kaplayan ve düşünen tözler; Husserlci Fenomenoloji - bilincin yönelimi ve paranteze alma; Bilimin Varlık Yaklaşımı - varlığı ön kabul olarak alıp olgusal inceleme; Nihilizm - zihinden bağımsız gerçekliği reddetme.
Verilen eşleştirmelerde Kartezyen Düalizm iki töz iddiasıyla, Husserlci Fenomenoloji bilincin yönelimi ve paranteze alma yöntemiyle, Bilimin Varlık Yaklaşımı varlığı doğrudan kabul edip olgusal incelemesiyle, Nihilizm ise gerçekliği reddetmesiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kartezyen Düalizm kavramının felsefe tarihindeki karşılığı incelenir.
Ruh ve bedenin (res cogitans ve res extensa) iki ayrı töz olduğu iddiasıyla eşleştiği belirlenir.
Descartes felsefesinde düalizm bu iki tözün birbirine indirgenemezliği üzerine kuruludur.
2
Husserlci Fenomenoloji kavramı ve yöntemi çözümlenir.
Ön kabullerin paranteze alınması ve bilincin yönelimiyle özlere ulaşılması iddiasıyla eşleştiği saptanır.
Husserl'in paranteze alma (epokhe) yöntemi doğrudan fenomenolojiyle ilişkilidir.
3
Bilimin varlığa yaklaşımı ile felsefenin varlık yaklaşımı arasındaki temel fark değerlendirilir.
Varlığın var olduğunu peşinen kabul edip olgusal yöntemlerle inceleyen tanımla eşleştiği görülür.
Bilim ontolojik şüpheye düşmeden varlığı doğrudan veri kabul eder.
4
Nihilizm kavramı ontolojik çerçevede ele alınır.
Varlığın nesnel gerçekliğini tümüyle reddeden iddiayla eşleştiği doğrulanır.
Gorgias ve Nietzsche gibi düşünürlerin temsil ettiği nihilizm, nesnel varlığı yadsır.

Anahtar Kavram

Felsefe ve bilim açısından varlık yaklaşımları, ontolojik akımlar ve iddiaları.
Soru 7334Soru

Parmenides'in "Varlık vardır ve yokluk yoktur; dolayısıyla değişim duyusal bir yanılsamadan ibarettir." tezi, antik doğa felsefesinde büyük bir çıkmaz yaratmıştır. Bu çıkmazı aşmak isteyen Leukipport ve Demokritos, Parmenides'in "yokluk yoktur" kabulüne karşı çıkarak "boşluk" (kenon) kavramını ortaya atmışlardır. Onlara göre varlık; bölünemez nitelikteki "atomlar" (doluluk) ve bu atomların hareket etmesine imkân tanıyan "boşluk"tan oluşur. Böylelikle hem Parmenides'in değişmez varlık ilkesi atom düzeyinde korunmuş hem de evrendeki hareket ve çokluk açıklanabilmiştir.

Bu parçadan hareketle, Demokritos'un arkhe ve değişim problemini açıklarken Parmenides'in ontolojisine getirdiği temel yenilik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boşluğun (yokluğun) varlığını kabul ederek, bölünemez ve değişmez olan varlığın (atomların) hareketine ve böylece duyusal değişime zemin hazırlaması

Cevap

Boşluğun (yokluğun) varlığını kabul ederek, bölünemez ve değişmez olan varlığın (atomların) hareketine ve böylece duyusal değişime zemin hazırlaması
Demokritos, Parmenides'in bölünemez ve değişmez tek bir varlık düşüncesini atom kavramıyla korumuş, ancak değişimi ve hareketi açıklayabilmek için Parmenides'in reddettiği boşluk (yokluk) kavramını sisteme dahil etmiştir. Bu sayede atomların boşluktaki hareketiyle duyusal dünyadaki değişim açıklanabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel problemi analiz etme
Parmenides'in değişimi imkansız kılan 'yokluk yoktur' kabulü ile atomcu filozofların buna getirdiği çözüm belirlenmiştir.
Çözümün hangi kavramsal değişiklik üzerine kurulduğunu tespit etmek için parçadaki ontolojik zemin anlaşılmalıdır.
2
Demokritos'un sisteme eklediği özgün kavramı saptama
Demokritos, hareketin gerçekleşebilmesi için Parmenides'in aksine 'boşluğun' (yokluğun) var olması gerektiğini savunmuştur.
Boşluk kavramının atomların hareketine ve böylece evrendeki çokluk ile değişime olanak sağlayan kurucu öge olduğunu belirlemek için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru cevabı doğrulama ve diğer filozofların görüşlerini eleme
Boşluğun kabul edilerek değişime zemin hazırlanması doğru cevap olarak belirlenirken; dört element (Empedokles), apeiron (Anaksimandros), Nous (Anaxagoras) ve sürekli akan ateş (Herakleitos) görüşleri elenir.
Çeldiricilerin hangi doğa filozoflarına ait olduğunu saptayarak hata yapma olasılığını ortadan kaldırmak için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Demokritos'un atomcu ve boşlukçu (kenon) arkhe anlayışının Parmenides'in hareketsiz varlık anlayışıyla ilişkisi

Alternatif Yöntem

Parmenides'in ontolojisinin katı tekçiliğine (monizm) karşı Demokritos'un çoğulcu (plüralist) bir ontoloji geliştirirken boşluğu zorunlu bir kurucu öge olarak eklemesi üzerinden de akıl yürütülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7335Soru

Bir psikolog, insanların karar verirken yaşadıkları "pişmanlık" duygusunun karar verme süresi ve alternatifleri değerlendirme sıklı��ı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Araştırmasını yürütürken katılımcıların pişmanlık hissini doğrudan sorgulamak yerine; karar anındaki duraksama sürelerini, göz hareketlerini ve fizyolojik uyarılma düzeylerini kaydetmektedir. Bu yaklaşımın nedeni sorulduğunda ise "Zihinsel ve duygusal durumlar doğrudan gözlenemez; bilimsel bir çalışma yürütebilmek için bu durumların dışa vuran ve somut olarak ölçülebilen davranışsal karşılıklarını temel almalıyız." yanıtını vermiştir. Buna göre, psikoloğun araştırmasında izlediği bu yol ve yaptığı açıklama, psikoloji biliminin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel araştırmanın temel ölçütleri olan gözlenebilirlik ve ölçülebilirliği karşılayan somut davranışların incelenmesi gerektiğini

Cevap

Bilimsel araştırmanın temel ölçütleri olan gözlenebilirlik ve ölçülebilirliği karşılayan somut davranışların incelenmesi gerektiğini belirten seçenek doğrudur.
Doğru cevap, bilimsel araştırmanın temel ölçütleri olan gözlenebilirlik ve ölçülebilirliği karşılayan somut davranışların incelenmesi gerektiğini savunan seçenektir. Psikolog, doğrudan gözlenmesi mümkün olmayan öznel pişmanlık duygusunu bilimsel olarak incelemek amacıyla bu durumun dışa vuran, ölçülebilen davranışsal yansımalarına (duraksama süresi, göz hareketleri) odaklanmıştır. Bu durum, psikolojinin felsefeden ayrılarak pozitif bir bilim kimliği kazanmasını sağlayan gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik ölçütlerini doğrudan örnekler.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki araştırma senaryosu ve araştırmacının yöntemi analiz edilir.
Araştırmacının doğrudan gözlenemeyen öznel "pişmanlık" yaşantısı yerine karar verme süresi, duraksama ve göz hareketleri gibi somut çıktıları kaydettiği görülür.
Psikolojinin konusunu oluşturan doğrudan gözlenemeyen zihinsel süreçlerin, ancak dışa vuran davranışlar yoluyla incelenebileceğini anlamak için.
2
Araştırmacının açıklaması bilimsel ölçütler açısından değerlendirilir.
"Dışa vuran" ifadesinin gözlenebilirlik, "somut olarak ölçülebilen" ifadesinin ise ölçülebilirlik ilkelerine karşılık geldiği saptanır.
Psikoloji biliminin felsefeden ayrılma sürecinde benimsediği ampirik temelleri ve yöntemsel ölçütleri belirlemek için.
3
Elde edilen veriler seçeneklerle karşılaştırılarak doğru cevaba ulaşılır.
Araştırmacının yaklaşımının bilimsel çalışmanın sınırlarını gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik üzerine kurduğunu belirten ifadenin doğru cevap olduğu onaylanır.
Soruda istenen doğrudan vurgulanan özelliği netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Psikoloji biliminin ölçütleri olan gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik ile bu ölçütlerin somut davranışlar üzerinden gerçekleştirilmesi.
Soru 7336Soru

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'de iç ve dış politikada yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'de yaşanan gelişmelerin kronolojik sıralaması: İlk olarak 1940 yılında Millî Korunma Kanunu kabul edilmiş, ardından 1942 yılında Varlık Vergisi Kanunu yasalaşmıştır. Diplomatik alanda ise Ocak 1943 tarihinde Adana Görüşmesi yapılmış, son olarak Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya resmen savaş ilan edilmiştir. Bu doğrultuda doğru sıralama Millî Korunma Kanunu, Varlık Vergisi Kanunu, Adana Görüşmesi ve Almanya ile Japonya'ya savaş ilan edilmesi şeklindedir.
Sıralamadaki ilk olay 18 Ocak 1940 tarihli Millî Korunma Kanunu'dur. İkincisi 11 Kasım 1942 tarihli Varlık Vergisi Kanunu'dur. Üçüncüsü 30-31 Ocak 1943 tarihli Adana Görüşmesi'dir. Son olay ise 23 Şubat 1945 tarihli Almanya ve Japonya'ya savaş ilan edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik önlemler kapsamında ilk çıkarılan kanunun tespit edilmesi.
Savaşın hemen başında kabul edilen Millî Korunma Kanunu (18 Ocak 1940) birinci sırada yer alır.
Savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye'nin iç piyasada fiyat kontrolü ve üretim denetimi sağlama ihtiyacının ilk dönemde ortaya çıkması.
2
Savaş sürecinde çıkarılan diğer olağanüstü mali tedbirin tarihinin belirlenmesi.
Varlık Vergisi Kanunu (11 Kasım 1942) ikinci sırada yer alır.
Savaşın uzamasıyla karaborsanın ve enflasyonun artması üzerine ek vergi tedbirlerinin alınması.
3
Dış politikadaki müttefik baskılarını yansıtan diplomatik görüşmenin zamanının saptanması.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Winston Churchill arasındaki Adana Görüşmesi (30-31 Ocak 1943) üçüncü sırada yer alır.
Müttefiklerin mihver devletlere karşı taarruza geçmeye başladığı dönemde Türkiye'yi savaşa fiilen sokma girişimlerinin yoğunlaşması.
4
Savaşın sonuna doğru atılan nihai siyasi adımın belirlenmesi.
Almanya ve Japonya'ya resmen savaş ilan edilmesi (23 Şubat 1945) son sırada yer alır.
Yalta Konferansı'nda Birleşmiş Milletler kurucu üyeliği için savaş ilanı şartının getirilmesi nedeniyle savaşın son aylarında yapılan diplomatik hamle.

Anahtar Kavram

İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin uyguladığı iç ekonomik politikalar ve dış diplomatik hamleler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7337Soru

Uluslararası örgütler coğrafi etki alanlarına göre küresel ve bölgesel; kuruluş amaçlarına göre ise siyasi, askeri, ekonomik ve çevre gibi çeşitli sınıflara ayrılmaktadır. Türkiye, bölgesel ve küresel ölçekteki pek çok örgütün kuruluşunda aktif rol oynamış ya da bu örgütlere sonradan dahil olmuştur.

Buna göre, uluslararası örgütlerin özellikleri ve Türkiye'nin bu örgütlerle ilişkisine dair aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) / Bölgesel / Ekonomik / Türkiye kurucu üyedir.

Cevap

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) bölgesel ve ekonomik sınıfta yer alır ve Türkiye bu örgütün kurucu üyelerindendir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) bölgesel ölçekli ve ekonomik iş birliği odaklı bir örgüt olup, Türkiye bu örgütün kurucuları arasında yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleştirmede yer alan örg��tlerin etki alanını (küresel veya bölgesel) belirleme
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) sadece Karadeniz havzası ve çevresindeki ülkeleri kapsadığı için bölgeseldir. Avrupa Birliği (AB) bölgeseldir. NATO, OPEC ve D-8 ise küresel etki alanına sahiptir.
Örgütlerin etki alanlarının doğru sınıflandırılması, seçeneklerin elenmesi için ilk adımdır.
2
Örgütlerin kuruluş amaçlarını değerlendirme
KEİ, OPEC ve D-8 temel olarak ekonomik iş birliğini amaçlarken; NATO askeri, AB ise hem siyasi hem ekonomik entegrasyonu amaçlar.
Örgütün faaliyet alanının (askeri, ekonomik, siyasi) doğru bilinmesi gerekir.
3
Türkiye'nin bu örgütlerdeki üyelik ve kuruculuk statüsünü kontrol etme
Türkiye; KEİ'nin kurucu üyesidir. NATO'ya 1952'de sonradan katılmıştır. AB'ye üye değildir (aday ülkedir). OPEC'e üye değildir. D-8'in ise kurucu üyesidir.
Türkiye'nin uluslararası örgütlerdeki rolünü ve üyelik tarihçesini analiz etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Küresel ve Bölgesel Örgütlerin Sınıflandırılması ve Türkiye'nin Üyelik Durumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7338Soru

Aristoteles'e göre ahlaki erdemler doğuştan hazır olarak verilmez; erdem, doğru eylemleri alışkanlık hâline getirmekle kazanılan bir karakter özelliğidir. Bu bağlamda erdemli olmak, iki aşırı uç arasındaki dengede yani 'altın orta'da bulunmaktır. Örneğin cesaret erdemi, korkaklık (eksiklik) ile delice atılganlık (aşırılık) arasındaki dengeli duruştur. İnsan, aklını kullanarak eylemlerinde aşırılıklardan kaçındığı ve ortayı bulduğu ölçüde erdemli ve mutlu bir yaşama ulaşabilir.

Bu parçadan hareketle Aristoteles'in ahlak felsefesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahlaki erdem, insanın aklını kullanarak eylemlerinde aşırılıklardan kaçınması ve ölçülü davranmasıyla kazanılır.

Cevap

Ahlaki erdem, insanın aklını kullanarak eylemlerinde aşırılıklardan kaçınması ve ölçülü davranmasıyla kazanılır.
Aristoteles'e göre ahlaki erdem akla uygun davranarak eylemlerde aşırılıklardan kaçınmak ve altın ortayı bulmaktır. Metindeki açıklamalar ve cesaret örneği bu yargıyı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana düşünceyi ve Aristoteles'in erdem tanımını belirlemek.
Erdemin doğuştan gelmediği, eylemler ve alışkanlıklarla şekillendiği ve 'altın orta' (denge) ilkesine dayandığı görülür.
Parçadaki temel ahlak felsefesi argümanını yakalamak için.
2
Aklın rolünü ve aşırılıktan kaçınma durumunu analiz etmek.
İnsanın aklını kullanarak eylemlerindeki aşırılıklardan (korkaklık, atılganlık gibi) uzak durması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Erdemin pratik hayattaki uygulanış biçimini belirlemek için.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıyla eşleştirmek.
Aklın kullanılması ve ölçülülük vurgusu yapan yargı parçanın bütünüyle tam uyum gösterir.
Metne dayalı en tutarlı ve doğrudan sonucu seçmek için.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in Erdem Ahlakı ve Altın Orta (Ölçülülük) İlkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7339Soru

Aşağıda verilen çağdaş felsefe akımları ile bu akımların kurucu tezlerini doğru bir şekilde eşleştirmek için sol sütundaki akımları sağ sütundaki ifadelerle nasıl eşleştirirsiniz?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fenomenoloji
Varoluşçuluk
Mantıkçı Pozitivizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fenomenoloji akımı bilincin yönelimselliği ve paranteze alma yöntemiyle; varoluşçuluk akımı varoluşun özden önce gelmesi ve özgürlük teziyle; mantıkçı pozitivizm ise doğrulanabilirlik ilkesi ve metafizik karşıtlığıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede Fenomenoloji paranteze alma yöntemiyle, Varoluşçuluk varoluşun özden önce gelmesi ve özgürlük teziyle, Mantıkçı Pozitivizm ise doğrulanabilirlik ilkesiyle metafizik önermelerin elenmesiyle ilişkilendirilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki akımların temel yönelimleri ve temsilcileri göz önünde bulundurulur.
Fenomenolojinin Husserl ile, varoluşçuluğun Sartre ile, mantıkçı pozitivizmin ise Carnap gibi filozoflarla özdeşleştiği hatırlanır.
Akımların ayırt edici kavramlarını saptamak için bu kavramsal arka plan gereklidir.
2
Fenomenoloji akımı sağ sütundaki tanımlarla karşılaştırılır.
Zihnin yönelimselliği ve nesnelerin özünün paranteze alınmasıyla ilgili olan açıklamanın fenomenolojiye ait olduğu belirlenir.
Paranteze alma (epokhe) yöntemi Husserl'in fenomenolojisinin temel metodudur.
3
Varoluşçuluk akımı sağ sütundaki tanımlarla karşılaştırılır.
Varoluşun özden önce gelmesi ve insanın kendi özünü özgürce yaratmasıyla ilgili açıklamanın varoluşçuluğa ait olduğu belirlenir.
Varoluşun özden önce gelmesi Sartre'ın varoluşçuluğunun kurucu ilkesidir.
4
Mantıkçı Pozitivizm akımı sağ sütundaki tanımlarla karşılaştırılır.
Doğrulanabilirlik ilkesini temel alarak metafizik önermelerin dışlanması ve felsefenin dil çözümlemesine indirgenmesiyle ilgili açıklamanın mantıkçı pozitivizme ait olduğu belirlenir.
Mantıkçı pozitivizm metafiziği anlamsız görerek doğrulanabilirlik ölçütünü savunur.

Anahtar Kavram

20. Yüzyıl Çağdaş Felsefe Akımları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7340Soru

Atmosferdeki serbest azotun (N2N_2) canlılar tarafından organik madde sentezinde kullanılması ve döngünün tamamlanarak tekrar atmosfere dönmesi sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Biyotik fiksasyon (baklagil köklerindeki bakterilerce azotun bağlanması), Nitrifikasyon (amonyağın nitrata dönüştürülmesi), Asimilasyon (bitkilerin nitratı organik bileşiklere katması) ve Denitrifikasyon (azotun atmosfere geri verilmesi) şeklindedir.
Azot döngüsü, atmosferdeki azotun toprağa bağlanmasıyla (fiksasyon) başlar. Topraktaki azotun bitkilerce alınabilir nitrata dönüştürülmesi (nitrifikasyon) gerekir. Nitratı alan bitkiler bunu organik moleküllere çevirir (asimilasyon). Son olarak, topraktaki fazla azot gaz haline getirilip atmosfere geri verilir (denitrifikasyon). Bu nedenle sıralama fiksasyon, nitrifikasyon, asimilasyon ve denitrifikasyon şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Atmosferik azotun toprağa bağlanma (fiksasyon) sürecini belirlemek.
Havadaki serbest azot gazı, baklagillerin köklerindeki Rhizobium bakterileri tarafından toprağa bağlanarak amonyak formuna dönüştürülür.
Canlılar atmosferdeki serbest azotu doğrudan gaz halinde bünyelerine katamazlar, bu y��zden ilk aşamada azotun toprağa bağlanması şarttır.
2
Bağlanan azotun nitrifikasyon sürecini analiz etmek.
Oluşan amonyak, kemosentetik nitrifikasyon bakterilerince önce nitrite (NO2NO_2^-), sonra nitrata (NO3NO_3^-) dönüştürülür.
Bitkilerin azotu emebilmesi için azotun suda çözünebilir nitrat tuzları formuna dönüştürülmesi gerekir.
3
Nitrattaki azotun organik madde yapısına katılması (asimilasyon) sürecini belirlemek.
Bitkiler nitratı kökleriyle alarak protein ve nükleik asit gibi organik bileşiklere dönüştürür.
Azot elementinin üreticiler vasıtasıyla besin zincirine ve canlıların yapısına dahil olması bu aşamada gerçekleşir.
4
Azotun atmosfere geri salınımı (denitrifikasyon) sürecini belirlemek.
Topraktaki fazla azotlu bileşikler, denitrifikasyon bakterilerince serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürülerek havaya verilir.
Ekosistemdeki azot dengesinin korunması ve döngünün tamamlanarak başlangıç noktasına dönmesi için bu son aşama gereklidir.

Anahtar Kavram

Azot döngüsünün temel aşamalarının (fiksasyon, nitrifikasyon, asimilasyon, denitrifikasyon) sırasıyla işleyişi.
ÖncekiSayfa 367 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin