Tüm alıştırma soruları

842 soru

Soru 781Soru

İslamiyet öncesi Türk destanlarının oluştukları tarihî dönemler ve temsil ettikleri Türk boyları ile devletleri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıda özetleri verilen destanların kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama şu şekildedir: Saka dönemini temsil eden destan, Hun dönemini temsil eden destan, Göktürk dönemini temsil eden destan ve en son Uygur dönemini temsil eden destan.
Destanlar oluştukları tarihsel dönemlerin kronolojik sırasına göre en eskiden en yeniye doğru sıralandığında; Saka dönemi destanı en başta, ardından Hun dönemi destanı, daha sonra Göktürk dönemi destanı ve son olarak Uygur dönemi destanı gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Destanların hangi tarihî dönem ve toplulukla ilişkili olduğunu tespit edin.
Şehname'de geçen Afrasyab Saka hükümdarı Alp Er Tunga'dır (Saka dönemi). Mete Han'ın hayatı Hun dönemini (Oğuz Kağan Destanı), demir dağın eritilmesi Göktürk dönemini (Ergenekon Destanı), kutsal kaya ise Uygur dönemini (Göç Destanı) temsil eder.
Destanların kronolojik sıralamasını yapabilmek için öncelikle hangi devlet/topluluk dönemine ait olduklarını belirlemek gerekir.
2
Temsil edilen devletlerin/toplulukların tarih sahnesindeki yerini kronolojik olarak sıralayın.
Saka Türkleri (MÖ 7. yy) -> Hun Türkleri (MÖ 2. yy) -> Göktürkler (MS 6-8. yy) -> Uygurlar (MS 8-9. yy) sıralaması elde edilir.
Devletlerin kuruluş ve etkinlik dönemleri, destanların oluşum çağlarını doğrudan belirler.
3
Belirlenen bu kronolojiye göre destanları en eskiden en yeniye doğru dizin.
Alp Er Tunga Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Ergenekon Destanı ve Göç Destanı sırası elde edilir.
Elde edilen devlet kronolojisi destanların zaman sıralamasını belirlemede doğrudan rehberdir.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının Kronolojik Sıralaması
Soru 782Soru

Yahudi tarihinin şekillenmesinde etkili olan ve dinî kimliğin kurumsallaşma sürecini belirleyen aşağıdaki tarihsel gelişmeleri, en eskiden en yeniye doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak en eski olay Hz. İbrahim'in Kenan diyarına göçü ve ahitleşmesidir. Bunu sırasıyla Hz. Musa liderliğinde Mısır'dan çıkış, Kral Süleyman'ın Birinci Mabed'i inşası, Babil Sürgünü ve nihayetinde Romalılar tarafından İkinci Mabed'in yıkılarak diasporanın başlaması takip eder.
Yahudilik tarihi açısından kronolojik olarak en eski olay Hz. İbrahim ile başlayan Atalar Dönemi'dir. Bunu Mısır esaretinden kurtuluşu simgeleyen Sina Ahdi ve Mısır'dan çıkış izler. Krallık döneminde ibadetin merkezileşmesini sağlayan Birinci Mabed'in Kral Süleyman tarafından inşası üçüncü sırada yer alır. MÖ 586'daki Babil Sürgünü ilk mabedin yıkılışını temsil ederken, MS 70 yılındaki Roma işgali İkinci Mabed'in yıkılarak Yahudi diasporasının yayılmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Yahudi tarihinin kurucu atası olan Hz. İbrahim dönemine ait ahitleşme olayını en başa yerleştirme.
Hz. İbrahim dönemi (MÖ 2000'ler) başlangıç olarak belirlendi.
Yahudi tarihinin ve inancının başlangıcı bu ahitleşmeye dayandırılır.
2
Uluslaşma ve şeriatın alınması süreci olan Mısır'dan çıkış ve Sina Ahdi'ni ikinci sıraya yerleştirme.
Hz. Musa ve Sina Ahdi (yaklaşık MÖ 13. yy) ikinci sıraya alındı.
Mısır esaretinin sona ermesi ve On Emir'in gelişi, yerleşik krallık döneminden öncedir.
3
Krallık döneminin zirvesi ve merkezi ibadet sisteminin başlangıcı olan Birinci Mabed'in inşasını yerleştirme.
Kral Süleyman ve Mabed inşası (yaklaşık MÖ 960) üçüncü sıraya alındı.
Mabed inşası, Musa dönemindeki Seyyar Çadır (Tabernacle) aşamasından yerleşik tapınak sistemine geçişi sağlar.
4
Mabed'in ilk kez yıkıldığı ve Babil'e sürgünün gerçekleştiği kırılma noktasını belirleme.
Babil Sürgünü (MÖ 586) dördüncü sıraya yerleştirildi.
Süleyman Mabedi'nin yıkılması ve sürgün, Krallık döneminin yıkılışından sonra gerçekleşmiştir.
5
Son aşama olarak İkinci Mabed'in Romalılarca yıkılması ve kalıcı diasporanın başlamasını yerleştirme.
Roma İstilası ve II. Mabed'in Yıkılışı (MS 70) son sıraya yerleştirildi.
Roma dönemi, Yahudiliğin antik dünyadaki son büyük bağımsızlık mücadelesinin bitişini ve küresel yayılımı ifade eder.

Anahtar Kavram

Yahudi Tarihinin Kronolojik Dönüm Noktaları
Soru 783Soru

Hristiyanlık tarihinin erken dönemlerinden Orta Çağ'a kadar uzanan süreçte, inanç esaslarının (doktrin) şekillenmesinde ve kilise teşkilatının kurumsallaşmas��nda dönüm noktası olan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hristiyanlık tarihindeki kurumsallaşma ve teolojik şekillenme süreci sıras��yla; Havari Pavlus'un evrenselleştirme çalışmaları, Milano Fermanı ile gelen yasal serbestlik, İznik Konsili'ndeki Teslis tanımı, Kadıköy Konsili'ndeki tabiat tartışması ve nihayetinde Büyük Şizma ile gerçekleşen mezhepsel bölünme şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama, dinin ilk yayılma dönemi olan Pavlus'un faaliyetleri ile başlar. Ardından devlet düzeyindeki hukuki serbestlik (Milano Fermanı) gelir. Serbest kalan kilisenin teolojik dogmalarını netleştirdiği ilk büyük konsil (İznik) üçüncü sıradadır. Daha sonra mezhepsel bölünmelere zemin hazırlayan Kadıköy Konsili gelir. Son aşama ise Katolik ve Ortodoks ayrışmasının resmileştiği Büyük Şizma'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Havari Pavlus'un faaliyetlerinin zaman aralığını belirleme
Pavlus'un faaliyetleri MS 1.1. yüzyılın ortalarında (yaklaşık MS 406040-60) gerçekleşmiş ve Hristiyanlığı bir Yahudi mezhebi olmaktan çıkarıp evrenselleştirmiştir.
Bu gelişme, Hristiyanlığın Yahudilik dışındaki topluluklara yayılmasını başlatan en erken tarihsel adımdır.
2
Milano Fermanı'nın tarihini tespit etme
Milano Fermanı, MS 313313 yılında ilan edilerek Hristiyanlara inanç hürriyeti tanımıştır.
Hristiyanlığın yeraltından çıkıp açıkça ibadet edebilmesi ve kurumsallaşabilmesi bu ferman sayesinde mümkün olmuştur.
3
İznik Konsili'nin kronolojideki yerini bulma
İznik Konsili MS 325325 yılında toplanmış ve Hristiyanlığın temel inanç amentüsünü kararlaştırmıştır.
Milano Fermanı ile serbest kalan kilisenin teolojik tartışmaları çözmek amacıyla devlet desteğiyle topladığı ilk genel konsildir.
4
Kadıköy Konsili'nin tarihini ve etkisini inceleme
Kadıköy Konsili MS 451451 yılında toplanarak İsa'nın çift tabiatlı olduğunu ilan etmiş ve monofizit kiliselerin ayrılmasına yol açmıştır.
İznik Konsili'nden sonra ortaya çıkan kristolojik (İsa'nın kimliği) tartışmaları çözmek üzere toplanan daha geç dönem bir konsildir.
5
Büyük Şizma olayının zamanını belirleme
Doğu ve Batı kiliselerinin resmi olarak ayrılması (Büyük Şizma) MS 10541054 yılında gerçekleşmiştir.
Bu olay, ilk dört maddedeki teolojik ve siyasi gerilimlerin yüzyıllar sonra ulaştığı en son kurumsal bölünme noktasıdır.

Anahtar Kavram

Hristiyanlığın tarihsel gelişim evreleri, kurumsallaşma süreçleri ve temel teolojik ayrışmalarının kronolojik sırası.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 784Soru

Erken dönem Hristiyanlık tarihi ve bu süreçte yaşanan teolojik tartışmalar, dinin kurumsallaşması ve yayılmasında belirleyici olmuştur.

Buna göre, Hristiyanlık tarihine yön veren aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama sırasıyla; Pavlus'un mektupları ve tebliğ faaliyetleriyle Hristiyanlığın evrenselleşmeye başlaması, Milano Fermanı ile dinin serbest bırakılması, İznik Konsili'nde teslis esaslarının belirlenmesi, Kadıköy Konsili'nde İsa'nın tabiatının karara bağlanması ve son olarak Katolik-Ortodoks kiliselerinin Büyük Şizma ile ayrılması şeklindedir.
Hristiyanlık tarihinin kronolojisinde öncelikle MS 1. yüzyılda Pavlus'un tebliğ faaliyetleriyle dinin evrenselleşmesi başlar. Ardından MS 313'te Milano Fermanı ile serbestiyet sağlanır. Bunu takiben MS 325'te İznik Konsili ve MS 451'te Kadıköy Konsili toplanarak inanç esasları şekillendirilir. En son ise MS 1054'te Doğu-Batı bölünmesi (Büyük Şizma) yaşanır.

Adım Adım Çözüm

1
Pavlus'un tebliğ faaliyetlerinin dönemini belirlemek.
Pavlus'un faaliyetleri MS 1. yüzyıla (havariler dönemine) denk gelir.
Bu gelişme, Hristiyanlığın Yahudilik dışındaki toplumlara yayılmaya başladığı ilk aşamayı temsil eder.
2
Milano Fermanı'nın tarihini tespit etmek.
Milano Fermanı MS 313 yılında ilan edilmiştir.
Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda yasal statü kazanarak baskı döneminin sona ermesini sağlamıştır.
3
İznik Konsili'nin tarihini ve amacını belirlemek.
İznik Konsili MS 325 yılında toplanmıştır.
Milano Fermanı'ndan sonra kurumsallaşan kilisede ortaya çıkan teolojik tartışmaları (özellikle İsa'nın tanrılığı) çözmek amacıyla toplanan ilk genel konsildir.
4
Kadıköy Konsili'nin tarihini belirlemek.
Kadıköy Konsili MS 451 yılında toplanmıştır.
İsa'nın tabiatı (doğası) konusundaki tartışmaları nihayete erdirmek ve monofizit ayrılıkları belirlemek için İznik Konsili'nden sonra gerçekleştirilmiştir.
5
Büyük Şizma'nın tarihini belirlemek.
Doğu ve Batı kiliselerinin resmi olarak ayrılması MS 1054 yılında gerçekleşmiştir.
Yüzyıllar boyunca biriken kültürel, siyasi ve teolojik ayrılıkların sonucunda kilise resmi olarak iki büyük mezhebe (Katolik ve Ortodoks) bölünmüştür.

Anahtar Kavram

Hristiyanlık Tarihsel Gelişimi ve İnanç Konsilleri
Soru 785Soru

İslam medeniyetinin bilgi kaynakları ve di��er medeniyet havzalarıyla olan etkileşimi göz önünde bulundurulduğunda, ilim ve düşünce tarihindeki gelişim aşamalarının kronolojik olarak ilkten sona doğru sıralaması aşağ��dakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İslam medeniyetinin gelişim aşamaları; önce öz kaynaklar olan Kur'an ve Sünnet'e dayalı kurucu İslami ilimlerin tespiti, ardından Emeviler dönemindeki ilk münferit tercüme faaliyetleri, sonrasında Abbasiler döneminde Beytülhikme ile tercümenin kurumsallaşması ve nihayetinde bu birikimden hareketle özgün felsefi ve bilimsel sentezlerin üretilmesi sırasını takip eder.
Doğru sıralama; İslam medeniyetinin öncelikle kendi kurucu metinleri (Kur'an ve Sünnet) etrafında dini ilimleri inşa etmesi, ardından dış havzalarla ilk temasları (Emeviler dönemi tercümeleri) kurması, sonrasında bu süreci Beytülhikme ile kurumsallaştırması ve en nihayetinde bu birikimi özümseyerek özgün telif ve sentez aşamasına geçmesi esasına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
İslam medeniyetinin kendi iç kaynaklarına (vahiy ve sünnet) yönelerek kurucu dini disiplinleri oluşturduğu ilk aşamayı belirlemek
İlk sırada Kur'an ve Sünnet çerçevesinde şekillenen tefsir, hadis, fıkıh gibi disiplinlerin kurulması yer alır.
Medeniyetin fikri temeli öncelikle kendi öz değerleri üzerinden inşa edilmiştir.
2
Dış dünyadaki medeniyetlerin birikimiyle kurulan ilk temasları ve erken dönem tercüme girişimlerini tespit etmek
İkinci sırada Emeviler döneminde Halid b. Yezid öncülüğünde yapılan ilk tıp ve kimya tercümeleri yer alır.
Tercüme faaliyetleri kurumsal hale gelmeden önce bireysel ve sınırlı düzeyde başlamıştır.
3
Tercüme faaliyetlerinin kurumsallaştığı ve devlet eliyle sistemli hale getirildiği dönemi belirlemek
Üçüncü sırada Abbasi halifesi el-Memun döneminde Beytülhikme'nin kurulması yer alır.
Beytülhikme, bilimsel tercümelerin kurumsal ve sistematik bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır.
4
Tercümeler sonrasında ulaşılan olgunluk ve özgün telif aşamasını belirlemek
Son sırada dışarıdan aktarılan birikimin özümsenerek özgün felsefi sistemlerin ve buluşların ortaya konması yer alır.
Tercüme dönemi, Müslüman bilim insanlarının taklit seviyesinden özgün sentez ve üretim seviyesine geçmesine zemin hazırlamıştır.

Anahtar Kavram

İslam medeniyetinin kaynaklarının (öz kaynaklar ve dış medeniyetlerden tercümeler) tarihsel gelişim ve kurumsallaşma aşamaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 786Soru

Hristiyanlıkta mezhepsel ayrışmaların kurumsallaşması ile ritüel ve sakrament teolojisinin şekillenmesi tarih boyunca aşamalı olarak gerçekleşmiştir. Buna göre, Hristiyanlık tarihindeki aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; İznik Konsili'ndeki Paskalya ve amentü kararları, Katolik-Ortodoks bölünmesi, Martin Luther'in reform hareketi ve Katolik Kilisesi'nin Trent Konsili kararları şeklindedir.
Kronolojik olarak en eski gelişme M.S. 325 yılındaki İznik Konsili'dir. Ardından M.S. 1054 yılında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin ritüel ve siyasi tartışmalarla ayrılması gelir. Üçüncü sırada 1517'de Martin Luther'in sakramentleri ve kilise otoritesini sorgulamasıyla Protestanlığın doğuşu yer alır. En son ise 1545-1563 yılları arasında Protestanlığa karşı Katolik sakrament ve ritüellerini korumak için toplanan Trent Konsili yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu dönemindeki erken dönem kurumsallaşma ve konsil süreçleri incelenir.
M.S. 325 yılındaki İznik Konsili'nde inanç esasları ve Paskalya bayramının tarihi gibi temel ritüel unsurlar netleştiği için bu adım ilk sıradadır.
Konsiller tarihi Hristiyanlığın ritüel ve inanç sisteminin resmîleştiği en erken dönemi oluşturur.
2
Ardından Orta Çağ'da meydana gelen büyük teolojik ve mezhepsel bölünme süreci değerlendirilir.
M.S. 1054 yılındaki Büyük Bölünme (Schism) ile Katolik ve Ortodoks kiliseleri ritüel (mayasız ekmek kullanımı vb.) ve otorite farklılıklarından ötürü ayrılmıştır. Bu gelişme ikinci sıradadır.
Orta Çağ'daki bu bölünme, Reformasyon döneminden yüzyıllar önce gerçekleşen ilk büyük mezhepsel ayrışmadır.
3
Yeni Çağ başlarında ortaya çıkan ve Katolik Kilisesi'nin sakrament yapısını kökten eleştiren hareket belirlenir.
1517 yılında Martin Luther'in başlattığı Protestan Reformu ile sakramentlerin sayısı tartışmaya açılmış ve yeni bir mezhepsel yapı doğmuştur. Bu gelişme üçüncü sıradadır.
Protestanlık, Katolik Kilisesi'nin geleneksel ritüel ve yetki tekelini sarsan Yeni Çağ'daki en büyük bölünmedir.
4
Son olarak Reform hareketine karşı Katolik Kilisesi'nin kendi ritüel ve kurumsal yapısını korumak amacıyla aldığı önlemler incelenir.
1545-1563 yılları arasında toplanan Trent Konsili ile Katolik Kilisesi kendi teolojisini ve yedi sakrament anlayışını Protestan eleştirilerine karşı dogmatikleştirmiştir. Bu gelişme son sıradadır.
Trent Konsili, Protestan Reformu'nun oluşturduğu teolojik ve kurumsal sarsıntıya cevap niteliğinde daha geç bir tarihte düzenlenmiştir.

Anahtar Kavram

Hristiyanlık mezheplerinin doğuşu, sakramentlerin tarihsel gelişimi ve ritüel farklılıklarının kurumsallaşma kronolojisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 787Soru

Fuzûlî'ye ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin, gazeldeki yer alış sırasına göre (baştan sona) doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralanışı Matla (ilk beyit), Ara Beyit ve Makta (son beyit) şeklinde olmalıdır. Bu doğrultuda sıralama; 'Cânı kim cânânı içün...' ile başlayan matla beyti birinci, 'Her kimin var ise...' ile başlayan ara beyit ikinci, 'Ey Fuzûlî sehl sanma...' ile başlayan makta beyti ise üçüncü sırada yer alacak biçimde düzenlenmelidir.
Matla beyti kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu için ilk sırada yer alır. Makta beyti şairin mahlasını (Fuzûlî) içerdiği için son sırada yer alır. Diğer beyit ise ara beyit olarak bu ikisinin arasında bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını (uyak düzenini) inceleyerek kendi arasında kafiyeli (musarra) olan matla beytini belirlemek.
'Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever / Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever' beytinin dizeleri kendi arasında kafiyeli olduğu için (aa uyak düzeni) bu beyit gazelin ilk beytidir (matla).
Gazellerin ve kasidelerin ilk beyti daima kendi arasında kafiyeli olur.
2
Beyitlerin içinde şairin mahlasının (takma adının) geçip geçmediğini kontrol ederek makta beytini belirlemek.
'Ey Fuzûlî sehl sanma aşk ile cân vermeyi / Kim ki bu yolda can virür ol ebedî cânın sever' beytinde 'Fuzûlî' mahlası geçtiği için bu beyit gazelin son beytidir (makta).
Divan şiirinde şairin mahlasının yer aldığı beyit taç beyit veya makta beyti olup gazelin sonunda yer alır.
3
Belirlenen ilk ve son beyitlerin dışında kalan beyti ara beyit olarak konumlandırıp sıralamayı tamamlamak.
'Her kimin var ise cânı cânı cânânı içün / Cânı yokdur her kimin kim sevmez ol cânânı sever' beyti, matla beytinin kafiyesine bağlı olarak 'ba' şeklinde kafiyelendiği ve mahlas içermediği için bu iki beytin arasında yer alır. Sonuç olarak sıralama 'matla_beyit -> ara_beyit -> makta_beyit' şeklindedir.
Gazelin yapısal bütünlüğünü sağlamak için kendi arasında kafiyeli beyit başa, mahlaslı beyit sona, diğer beyit ise araya yerleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Gazel nazım şeklinin yapısal özellikleri, matla ve makta beyitlerinin kafiye düzeni ve mahlas kullanımı yardımıyla tespit edilmesi.
Soru 788Soru

Bâkî'ye ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin anlamlı ve biçimsel bir bütün oluşturacak şekilde şiirdeki yer alma sırasını (gazelin beyit düzenini) doğru şekilde sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralaması II - I - III şeklindedir. Gazel, kendi arasında kafiyeli olan matla beyti (II) ile başlar, ara beyit (I) ile devam eder ve şairin mahlasının yer aldığı makta beyti (III) ile son bulur.
Gazel nazım şeklinin yapısal kuralları gereği, ilk beyit (matla) kendi arasında kafiyeli (aa) olmalıdır. Verilen beyitlerden II numaralı beyit bu kurala uymaktadır. Şairin mahlasının (Bâkî) geçtiği beyit (makta) ise son beyittir; bu da III numaralı beyittir. Ara beyit olan I numaralı beyit ise bu iki beytin arasında yer almalıdır. Dolayısıyla doğru sıralama II - I - III şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafiye şeması analizi yapılarak ilk beyit (matla) tespit edilir.
II numaralı beyitte ilk ve ikinci dizelerin son kelimeleri ('yârân saf saf' ve 'muhibbân saf saf') kendi içinde kafiyelidir (aa kafiye örgüsü). Dolayısıyla bu beyit gazelin başlangıç beytidir.
Gazellerin yalnızca ilk beyti kendi arasında kafiyeli (aa) olarak kurulur.
2
Şairin mahlası aranarak son beyit (makta) tespit edilir.
III numaralı beyitte Bâkî mahlası zikredilmiştir. Dolayısıyla bu beyit gazelin bitiş beytidir.
Divan edebiyatı şairleri mahlaslarını genellikle gazelin son beytinde (makta) kullanırlar.
3
Geriye kalan ara beyit tespit edilerek sıralama tamamlanır.
I numaralı beyit kendi arasında kafiyeli değildir ve mahlas içermez. Bu nedenle matla ve makta beyitlerinin arasına gelmelidir.
Gazellerin matla dışındaki beyitleri ba, ca, da... şeklinde kafiyelenerek matlaya bağlanır.

Anahtar Kavram

Gazel nazım şeklinin beyit yapısı, matla ve makta beyitlerinin kafiye şeması ve mahlas kullanımı yardımıyla belirlenmesi.
Soru 789Soru

Bâkî’ye ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin, gazelin yap��sal özellikleri (matla, makta ve kafiye düzeni) dikkate alınarak baştan sona doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama II - I - III şeklindedir. Gazelin ilk beyti kendi arasında kafiyeli olan (aa) II. beyittir. Şairin mahlasını barındıran III. beyit son beyit (makta), geriye kalan I. beyit ise ara beyittir.
Gazelin ilk beyti (matla), kendi arasında kafiyeli (aa) olan 'Nev-bahâr oldu yine hurrem ü handân oldu / Cevr-i deyden vatan-ı bülbül-i nâlân oldu' beytidir. Şairin mahlasının (Bâkîyâ) geçtiği 'Bâkîyâ medh-i şeh-i mülk-i sühan kıldın yine / Sözlerin hüsni ile âlem-i devrân oldu' beyti ise son beyittir (makta). Geriye kalan ve matla beytine göre kafiyelenen 'Lâleler kâselerin pür-mey-i gül-reng etdi / Meclis-i işret-i yârâna gülistân oldu' beyti ise ara beyittir. Bu doğrultuda doğru sıralama II - I - III şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemalarını ve son kelimelerini incelemek.
II. beyit kendi arasında kafiyeli (aa - handân oldu / nâlân oldu) iken, I. beyit (etdi / oldu) ve III. beyit (yine / oldu) kendi arasında kafiyeli değildir. Bu durumda II. beyit matla (ilk beyit) olarak belirlenir.
Gazellerin ilk beyti olan matla, kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır.
2
Şairin mahlasının (takma adının) hangi beyitte geçtiğini tespit etmek.
III. beyitte şairin takma adı olan 'Bâkîyâ' (Bâkî) kelimesi geçmektedir. Bu beyit makta (son beyit) olarak belirlenir.
Gazel şairleri mahlaslarını genellikle son beyitte (makta/taç beyit) kullanırlar.
3
Kafiyelenişine göre ara beyitleri sıralamak ve sonuca ulaşmak.
Matla (II) ve makta (III) belirlendikten sonra, kafiye şeması 'ba' olan ve mahlas içermeyen I. beyit araya yerleştirilir. Doğru sıralama II - I - III olarak tamamlanır.
Gazel yapısı matla ile başlar, ara beyitlerle devam eder ve makta ile son bulur.

Anahtar Kavram

Gazelin beyitlerinin kafiye düzeni ve mahlas kullanımına göre yapısal olarak sıralanması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 790Soru

Nedîm’e ait bir gazelden alınan aşağıdaki beyitlerin anlamlı ve kurallara uygun bir şekilde sıralanarak bir gazel oluşturması için doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralanışı II - III - I şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama II - III - I şeklinde olmalıdır. Gazellerin ilk beyiti (matla) kendi içinde kafiyeli (aa) olur. Seçeneklerdeki beyitler incelendiğinde 'Hülâgû Han mısın kâfir / âteş-i sûzân mısın kâfir' dizeleriyle kendi arasında kafiyelenen II numaralı beyit matladır ve ilk sırada yer almalıdır. Gazelin son beyiti (makta) ise şairin mahlasını barındırır. 'Nedîm-i zârı kıldın...' dizesiyle şair mahlasını kullandığı için I numaralı beyit son sırada yer almalıdır. Geriye kalan III numaralı beyit ise matla ile makta arasında yer alan ara beyittir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını belirleme
II numaralı beyit kendi arasında kafiyelidir (kâfir - kâfir / aa). I ve III numaralı beyitlerin ilk dizeleri serbest iken ikinci dizeleri 'kâfir' redifi ile biter (ba - ca).
Gazelin ilk beyiti olan matla beyiti her zaman kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır.
2
Şairin mahlasını arama
I numaralı beyitte şairin mahlası olan 'Nedîm' ismi geçmektedir.
Gazelin son beyiti olan makta beyitinde şairin mahlası yer alır.
3
Ara beyiti yerleştirme ve sıralamayı oluşturma
Kafiye yapısı ve mahlas durumu analiz edildiğinde; II numaralı beyit ilk sırada (matla), I numaralı beyit son sırada (makta) yer alır. Mahlas barındırmayan ve 'ba' kafiyeli olan III numaralı beyit ise bu ikisinin ortasına gelerek sıralamayı tamamlar.
Gazel yapısı gereği matla beyitiyle başlar, ara beyitlerle devam eder ve makta beyitiyle son bulur.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında gazel nazım şeklinin beyit düzeni, matla ve makta beyitlerinin yapısal ve kafiye özelliklerine göre tespit edilmesi.
Soru 791Soru

Fiziksel çevre (coğrafi koşullar, iklim değişiklikleri vb.), toplumsal değişmeyi başlatan ve zincirleme olarak diğer toplumsal unsurları etkileyen önemli bir dış faktördür.

Buna göre, fiziksel çevre faktörünün toplumsal yapıda yol açtığı değişimin başlangıcından nihai kültürel dönüşüme kadar olan aşamalarını, ilk gerçekleşenden son gerçekleşene doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Fiziksel çevre koşullarının değişmesi, ekonomik yapının etkilenmesi, demografik hareketliliğin (göç) yaşanması ve son olarak kültürel/kurumsal yapının dönüşmesidir.
Toplumsal değişmede fiziksel çevre faktörü ilk olarak doğa koşullarının değişmesiyle başlar. Bu durum geçim kaynaklarını etkileyerek ekonomik yapıyı sarsar. Ekonomik yetersizlikler kitlesel göç gibi demografik hareketlere yol açar. Son aşamada ise göç edilen yerde farklı kültürlerin etkileşimiyle kültürel ve kurumsal yapı dönüşür. Bu nedenle mantıksal sıralama çevresel değişim, ekonomik sarsıntı, demografik göç ve kültürel dönüşüm şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal değişmeyi tetikleyen ilk dış faktör belirlenir.
Değişimin başlangıç noktası olarak iklimsel koşulların kuraklaşması seçilir.
Toplumsal yapının dışındaki fiziksel çevre koşullarındaki değişim, diğer toplumsal kurumları etkileyen ilk girdidir.
2
Çevresel değişimin doğrudan etkilediği ekonomik boyut tespit edilir.
Kuraklığın tarımsal verimliliği düşürmesi ve geçim kaynaklarını sarsması ikinci sıraya yerleştirilir.
Doğa koşullarındaki değişim doğrudan üretim ve geçim kaynakları üzerinde ekonomik bir etki yaratır.
3
Ekonomik sarsıntının nüfus üzerindeki demografik etkisi değerlendirilir.
Geçim sıkıntısı çeken nüfusun göç etmesi üçüncü sıraya yerleştirilir.
Ekonomik imkanların yetersizleşmesi insanları göç etmeye zorlar ve demografik yapıyı değiştirir.
4
Göçün sonucunda ortaya çıkan kültürel ve kurumsal adaptasyon süreci belirlenir.
Farklı kültürlerin karşılaşmasıyla yeni kurallar ve değerlerin benimsenmesi son sıraya yerleştirilir.
Nüfus hareketliliği sonucunda ortaya çıkan kültürel etkileşim, toplumsal değişimin en son aşamasında kurumsal ve zihniyet düzeyinde yerleşir.

Anahtar Kavram

Toplumsal değişmeyi etkileyen faktörler ve bu faktörlerin birbirleriyle olan nedensel ilişkileri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 792Soru

Tanzimat Dönemi'nde türsel çeşitlilik kazanan ve Batılı anlatım tekniklerinin aşamalı olarak uygulandığı roman ile hikayeler, Türk edebiyatının modernleşme sürecindeki kilometre taşlarıdır. Buna göre, aşağıda verilen edebi eserlerin ilk yayımlanma yıllarını dikkate alarak kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eserlerin ilk basım yıllarına göre kronolojik sıralaması: Hasan Mellah (1874), Cezmi (1880), Küçük Şeyler (1891) ve Zehra (1896) şeklindedir.
Eserlerin ilk yayımlanma yılları eskiden yeniye doğru sırasıyla; Hasan Mellah için 1874, Cezmi için 1880, Küçük Şeyler için 1891 ve Zehra için 1896 şeklindedir. Dolayısıyla doğru sıralama bu şekildedir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen Tanzimat Dönemi eserlerinin türlerini ve yayımlanma yıllarını belirlemek.
Hasan Mellah (1874 - Roman), Cezmi (1880 - Roman), Küçük Şeyler (1891 - Hikaye) ve Zehra (1896 - Roman) olarak belirlenir.
Sıralamayı kronolojik olarak yapabilmek için her eserin edebiyat tarihindeki basım tarihini tam olarak bilmek gerekir.
2
Belirlenen yayımlanma tarihlerini eskiden yeniye doğru sıralamak.
1874 (Hasan Mellah) < 1880 (Cezmi) < 1891 (Küçük Şeyler) < 1896 (Zehra) şeklinde bir sıralama elde edilir.
Kronolojik sıralama kuralına göre en küçük yıla sahip olan eser en başta yer almalıdır.
3
Elde edilen kronolojik sıraya göre eserlerin kimlik kodlarını (id) doğru sırayla dizmek.
Sıralama sırasıyla Hasan Mellah, Cezmi, Küçük Şeyler ve Zehra şeklinde tamamlanır.
Sorunun bizden istediği doğru sıralama dizilimini elde etmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi roman ve hikayelerinin yayımlanma kronolojisi ve edebi kilometre taşları
Soru 793Soru

Fuzûlî’ye ait bir gazelden derlenen aşağıdaki beyitleri, divan edebiyatındaki klasik gazel yapısı (matla, makta, mahlas kullanımı ve kafiye örgüsü) doğrultusunda ilk beyitten son beyte doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin doğru sıralanışı III - I - II şeklindedir.
Gazelin ilk beyti (matla), dizelerinin kendi arasında kafiyeli olmasından (aa) anlaşılır. 'usanmaz mı / yanmaz mı' dizeleriyle biten üçüncü beyit bu kurala uyar ve ilk sırada yer alır. Gazelin son beyti (makta) ise şairin mahlasını barındırır. İkinci beyitte 'Fuzûlî' mahlası geçtiği için bu beyit son sırada bulunmalıdır. İlk dizesi serbest, ikinci dizesi gazelin matla beytiyle kafiyeli olan birinci beyit ise ara beyittir ve ortada yer almalıdır. Bu durumda doğru sıralama III - I - II şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye düzenini (kafiye şemasını) inceleyiniz.
III. beyitteki dizelerin kendi arasında kafiyeli olduğu (aa şeması: usanmaz mı / yanmaz mı) görülür. I. beytin ise ilk dizesi serbest, ikinci dizesi matla ile kafiyelidir (ba şeması: ihsan / sanmaz mı).
Gazelin ilk beyti olan matla beyti her zaman kendi arasında kafiyelidir (aa).
2
Şairin mahlasının (takma adının) hangi beyitte geçtiğini tespit ediniz.
II. beyitte 'Fuzûlî' ismi geçmektedir.
Gazellerin son beyti olan makta beytinde şairin mahlası yer alır.
3
Elde edilen yapısal verileri birleştirerek beyitleri ilkten sona doğru sıralayınız.
Matla beyti olan III. beyit ilk sırada, ara beyit olan I. beyit ikinci sırada ve makta beyti olan II. beyit son sırada yer alır. Sıralama III - I - II olur.
Gazel nazım şeklinin klasik beyit dizilimi matla, ara beyitler ve makta sırasıyla gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinden gazelin yapısal özellikleri, matla ve makta beyitlerinin tespiti.
Soru 794Soru

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında roman ve hikaye türlerinin gelişim sürecinde yayımlanan aşa��ıdaki anlatı eserlerini, ilk baskı (yayımlanma) tarihlerine göre kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eserlerin ilk baskı yıllarına göre kronolojik sıralaması: Yeniçeriler (1871) - İntibah (1876) - Cezmi (1880) - Turfanda mı yoksa Turfa mı? (1890) - Araba Sevdası (1896) şeklindedir.
Tanzimat Dönemi'nin önemli anlatı eserlerinin ilk yayımlanma yılları sırasıyla şöyledir: Yeniçeriler 1871'de, İntibah 1876'da, Cezmi 1880'de, Turfanda mı yoksa Turfa mı? 1890'da ve Araba Sevdası ise 1896'da yayımlanmıştır. Bu durum kronolojik sıralamayı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin ilk yayımlanma yıllarını belirleme
Yeniçeriler: 1871, İntibah: 1876, Cezmi: 1880, Turfanda mı yoksa Turfa mı?: 1890, Araba Sevdası: 1896
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için eserlerin ilk baskı tarihlerini bilmek gerekir.
2
Yılları en eskiden en yeniye doğru sıralama
1871 < 1876 < 1880 < 1890 < 1896
İstenen sıralama eskiden yeniye doğrudur.
3
Eserleri doğru tarih sırasıyla eşleştirme
Yeniçeriler - İntibah - Cezmi - Turfanda mı yoksa Turfa mı? - Araba Sevdası
Tarihsel sıralamaya göre eser kimliklerini dizmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında roman ve hikaye türlerinin tarihsel gelişimi ve önemli kilometre taşları.
Soru 795Soru

Samipaşazade Sezai'nin Tanzimat Dönemi'nde esaret temasını işleyen *Sergüzeşt* romanının olay örgüsü dikkate alındığında, aşağıda verilen olayları romanın kronolojik akış��na göre eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların doğru kronolojik sıralaması: İlk olarak Dilber'in İstanbul'daki memur evine satılması, ardından Asaf Paşa'nın konağındaki eğitim ve uyum süreci, Celal ile aralarında başlayan trajik aşk, bu aşkın ardından Mısır'a satılması ve Cevher ile kaçı�� planı yapması, son olarak da Cevher'in ölümü üzerine Nil Nehri'ne atlayarak intihar etmesi şeklindedir.
Sergüzeşt romanında Dilber'in trajik öyküsü doğrusal bir kronolojiyle ilerler. Hikaye, Dilber'in Kafkasya'dan getirilip satıldığı memur evindeki eziyetlerle başlar. Ardından Asaf Paşa konağına satılması ve burada Celal ile tanışıp âşık olmasıyla gelişir. İlişkinin ortaya çıkmasıyla Mısır'daki konağa satılır ve orada Cevher ile kaçış planları yapar. Son olarak kaçış sırasında Cevher'in ölmesi üzerine çaresiz kalan Dilber Nil Nehri'ne atlayarak intihar eder.

Adım Adım Çözüm

1
Romandaki başlangıç durumunu tespit etmek
Dilber'in Kafkasya'dan kaçırılıp İstanbul'da bir memur evine satılması olay örgüsünün giriş bölümüdür.
Olayların çıkış noktası kahramanın ilk esaret deneyimidir.
2
Kahramanın mekan değiştirmesini ve gelişimini izlemek
Dilber'in Asaf Paşa'nın konağına geçerek burada eğitim görmesi ve uyum sağlaması kronolojide ikinci sıradadır.
Bu geçiş, kahramanın sosyal çevre ve yaşam standartlarındaki değişimi gösterir.
3
Düğüm noktasını başlatan ana çatışmayı belirlemek
Celal ile Dilber arasındaki imkânsız aşkın filizlenmesi üçüncü sıradadır.
Bu aşk, romanın trajik yönünü çizen ve sürgün sürecini başlatan temel olaydır.
4
Sürgün ve kurtuluş çabasını analiz etmek
Dilber'in Mısır'a satılması ve harem ağası Cevher ile kaçış planı yapması dördüncü sıradadır.
Aşkın ortaya çıkması kahramanın evden uzaklaştırılmasına ve Mısır'a gönderilmesine neden olmuştur.
5
Romanın çözüm (son) kısmını belirlemek
Cevher'in ölümüyle çaresiz kalan Dilber'in Nil'e atlayarak intihar etmesi beşinci ve son sıradadır.
Bu olay, esarete karşı canı pahasına direnme temasını içeren ve romanı sonlandıran trajik çözümdür.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi romanlarında olay örgüsü ve tema gelişimi (Sergüzeşt örneği)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 796Soru

Tanzimat Dönemi Türk romanı ve hikâyesinin gelişim sürecinde gerçekleşen aşağıdaki edebî gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tanzimat Dönemi roman ve hikâyesinin kronolojik gelişimi sırasıyla Letaif-i Rivayat (1870), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872), Cezmi (1880), Karabibik (1890) ve Araba Sevdası (1896) şeklindedir.
Tanzimat Dönemi edebiyatında türlerin kronolojik gelişim aşamaları Letaif-i Rivayat (1870 - ilk hikaye denemeleri), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872 - ilk yerli roman), Cezmi (1880 - ilk tarihi roman), Karabibik (1890 - ilk köy romanı) ve Araba Sevdası (1896 - ilk realist roman) şeklinde sıralanmaktadır. Bu gelişim çizgisi Türk roman ve hikâyesinin teknik ve estetik olarak ilerleyişini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin edebiyat tarihindeki yayımlanma veya tefrika başlangıç yıllarını tespit etme.
Letaif-i Rivayat 1870, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat 1872, Cezmi 1880, Karabibik 1890, Araba Sevdası ise 1896 yılında yayımlanmaya başlanmıştır.
Doğru kronolojik sıralamayı yapabilmek için her bir edebî gelişmenin tarihsel zamanını bilmek gerekir.
2
Belirlenen yılları en eskiden en yeniye doğru sıralama.
1870 (Letaif-i Rivayat) -> 1872 (Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat) -> 1880 (Cezmi) -> 1890 (Karabibik) -> 1896 (Araba Sevdası) şeklinde bir sıra elde edilir.
Kronolojik sıralama kuralları gereği daha eski tarihte gerçekleşen olaylar daha önce yazılmalıdır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi roman ve hikâyesinin kronolojik gelişimi ve türün ilk örnekleri
Soru 797Soru

Milli Edebiyat döneminin başlangıcı kabul edilen Yeni Lisan Hareketi'nin ve yayın organı Genç Kalemler dergisinin gelişim sürecindeki aşağıdaki olayların kronolojik olarak doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak doğru sıralama; Selanik'te "Hüsün ve Şiir" adıyla derginin çıkarılması, derginin adının "Genç Kalemler" olarak değiştirilmesi, "Yeni Lisan" makalesinin yayımlanması ve Balkan Savaşları nedeniyle derginin kapatılması şeklinde olmalıdır.
Yeni Lisan Hareketi'nin doğuş süreci incelendiğinde; ilk olarak 1909 yılında Selanik'te "Hüsün ve Şiir" adında bir dergi çıkarılmıştır. Bu dergi, 1910'da adını "Genç Kalemler" olarak değiştirmiştir. Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in meşhur "Yeni Lisan" makalesi bu dergide yayımlanarak Milli Edebiyat Hareketi'nin dil beyannamesi sunulmuştur. Son olarak, 1912 yılında Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine Selanik'in Osmanlı yönetiminden çıkmasıyla dergi kapanmıştır. Dolayısıyla doğru sıralama kronolojik olarak başlangıçtan sona doğru gerçekleştirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk yayın aşamasını belirleme
"Hüsün ve Şiir" dergisinin 1909'da yayına başlaması ilk sırada yer alır.
Milli Edebiyat'ın zeminini hazırlayan dergi yayın hayatına bu isimle başlamıştır.
2
Derginin isim değişikliğini tespit etme
Derginin adının "Genç Kalemler" olması ikinci sırada yer alır.
1910 yılında dergi isim değiştirmiş ve Ali Canip Yöntem'in de katılımıyla yeni bir çehre kazanmıştır.
3
Bildirinin/makalenin yayımlanma zamanını bulma
"Yeni Lisan" makalesinin Nisan 1911'de yayımlanması üçüncü sırada yer alır.
Bu makale derginin isim değiştirmesinden sonra, hareketin ilkelerini ilan etmek üzere yayımlanmıştır.
4
Hareketin sona erme/dağılma sebebini belirleme
Balkan Savaşları ile derginin kapanması dördüncü sırada yer alır.
1912 yılındaki savaş koşulları Selanik'teki bu hareketin son bulmasına ve yazarların İstanbul'a geçmesine neden olmuştur.

Anahtar Kavram

Yeni Lisan Hareketi'nin ve Genç Kalemler dergisinin kronolojik gelişim süreci
Soru 798Soru

İslam medeniyetinin kendi öz kaynaklarından başlayıp dış dünyadaki bilgi birikimiyle etkileşime girmesi ve bu birikimi sentezlemesi sürecindeki tarihsel aşamaların kronolojik olarak doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İslam medeniyetinin tarihsel gelişim süreci; ilk olarak Kur'an ve Sünnet merkezli yerli eğitim kurumlarının (Suffe) kurulmasıyla başlamış, ardından fetihlerle farklı kültür havzalarıyla temas kurulmuş, Abbasi döneminde Beytülhikme ile tercümeler kurumsallaşmış ve nihayetinde bu birikimin özümsenmesiyle özgün İslam felsefesi ve bilim ekolleri ortaya çıkmıştır.
İslam medeniyetinin gelişimi kronolojik olarak kendi iç kaynaklarıyla (vahiy ve Suffe) başlar, ardından fetihlerle dış dünya ile temas kurulur, bu temas Abbasi döneminde sistemli tercüme faaliyetine (Beytülhikme) dönüşür ve son aşamada bu birikim sentezlenerek özgün felsefe ekolleri kurulur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk sıraya İslam'ın öz kaynaklarına dayalı ilk eğitim kurumunun (Suffe) faaliyetlerini yerleştiriniz.
Suffe ve eğitim faaliyetlerinin ilk sırada yer alması gerektiği belirlendi.
İslam medeniyetinin gelişimi, herhangi bir dış kültürel etkileşimden önce vahiy kaynaklı yerli eğitim faaliyetleriyle başlamıştır.
2
İkinci sıraya sınırların genişlemesiyle farklı medeniyet havzalarıyla (Helenistik, Fars, Hint) doğrudan temas kurulmasını yerleştiriniz.
Medeniyet havzalarıyla doğrudan temasın ikinci sırada yer alması gerektiği belirlendi.
Tercüme faaliyetlerinin başlayabilmesi için öncelikle bu havzalarla fiziki ve kültürel bir karşılaşmanın yaşanmış olması gerekir.
3
Üçüncü sıraya tercüme faaliyetlerinin kurumsallaşmasını ve Beytülhikme'nin kurulmasını yerleştiriniz.
Beytülhikme ve kurumsal çeviri faaliyetlerinin üçüncü sırada yer alması gerektiği belirlendi.
Temas kurulan medeniyetlerin felsefi ve bilimsel eserleri, kurumsal tercüme hareketi vasıtasıyla İslam dünyasına aktarılmıştır.
4
Son sıraya aktarılan birikimin sentezlenmesiyle ortaya çıkan özgün İslam felsefesi ekollerini yerleştiriniz.
Farabi ve İbn Sina gibi isimlerle özgün ekollerin doğuşunun en son aşamada yer alması gerektiği belirlendi.
Çevrilen yabancı eserlerin anlaşılıp hazmedilmesi gerçekleşmeden özgün sentezler ve ekoller oluşturulamaz.

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinin Kaynakları ve Tarihsel Gelişim Evreleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 799Soru

Tanzimat Dönemi Türk anlatı (roman ve hikâye) türünün gelişim sürecini yansıtan aşağıdaki yapıtlara dair açıklamalardan hareketle, bu eserlerin ilk yayımlanma/tefrika tarihlerine göre eskiden yeniye doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eserlerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru doğru sıralaması şu şekildedir: Hasan Mellah (1874), Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875), Henüz On Yedi Yaşında (1881), Sergüzeşt (1888), Müşahhedat (1891).
Verilen bilgilere göre eserlerin yayımlanma yılları Hasan Mellah için 1874, Felâtun Bey ile Râkım Efendi için 1875, Henüz On Yedi Yaşında için 1881, Sergüzeşt için 1888 ve Müşahhedat için 1891 şeklindedir. Dolayısıyla en eskiden en yeniye doğru sıralama Hasan Mellah, Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Henüz On Yedi Yaşında, Sergüzeşt ve Müşahhedat şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Açıklamaları verilen eserlerin sırasıyla Hasan Mellah, Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Henüz On Yedi Yaşında, Sergüzeşt ve Müşahhedat olduğunu tespit edin.
Eserlerin kimlikleri belirlendi.
Sıralama yapabilmek için eserlerin adlarının belirlenmesi gerekir.
2
Eserlerin yayımlanma yıllarını belirleyin.
Hasan Mellah: 1874, Felâtun Bey ile Râkım Efendi: 1875, Henüz On Yedi Yaşında: 1881, Sergüzeşt: 1888, Müşahhedat: 1891.
Kronolojik sıra için yılların tespiti gereklidir.
3
Yıllara göre eskiden yeniye doğru sıralama yapın.
Hasan Mellah (1874) - Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875) - Henüz On Yedi Yaşında (1881) - Sergüzeşt (1888) - Müşahhedat (1891).
Soru kökünün talebine uygun olarak sıralama tamamlanır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi anlatı eserlerinin kronolojisi ve edebi nitelikleri.
Soru 800Soru

I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı Devleti'nin taarruz cepheleri olan Kafkas ve Kanal cephelerinde askeri, siyasi ve sosyal alanda pek çok önemli gelişme yaşanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen tarihî gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıd��r?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Sarıkamış Harekâtı'nın başlatılması (Aralık 1914), I. Kanal Harekâtı'nın düzenlenmesi (Ocak 1915), Sevk ve İskân Kanunu'nun çıkarılması (Mayıs 1915) ve Muş ile Bitlis'in geri alınması (Ağustos 1916) şeklinde olmalıdır.
Doğru kronolojik sıralama geçmişten günümüze sırasıyla şu şekildedir: 22 Aralık 1914'te başlatılan Sarıkamış Harekâtı, 28 Ocak 1915'te başlatılan I. Kanal Harekâtı, 27 Mayıs 1915'te yürürlüğe giren Sevk ve İskân Kanunu ve son olarak Ağustos 1916'da Mustafa Kemal Paşa'nın Muş ve Bitlis'i geri alması.

Adım Adım Çözüm

1
Kafkas Cephesi'nde Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinden hemen sonra Rus ilerleyişini engellemek amacıyla planlanan Sarıkamış Harekâtı'nın başlangıç tarihi belirlenir.
Harekâtın 22 Aralık 1914'te başladığı tespit edilir.
Sıralamadaki en erken tarihi belirlemek.
2
Kanal Cephesi'ndeki ilk büyük taarruz girişimi olan Birinci Kanal Harekâtı'nın başlangıç tarihi tespit edilir.
Harekâtın 28 Ocak 1915'te gerçekleştirildiği saptanır.
Sarıkamış Harekâtı'ndan sonraki kronolojik gelişmeyi bulmak.
3
Kafkas Cephesi gerisinde Ermeni komitacıların çıkardığı isyanlar ve cephe gerisindeki güvenlik sorunları üzerine çıkarılan Sevk ve İskân Kanunu'nun tarihi belirlenir.
Bu kanunun 27 Mayıs 1915'te kabul edildiği saptanır.
1915 yılının ortalarında gerçekleşen idari/askeri gelişmeyi konumlandırmak.
4
Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'ndeki askeri faaliyetleri incelenir.
16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtardığı taarruzun Ağustos 1916'da gerçekleştiği saptanır.
Sıralamadaki en geç tarihi tespit ederek kronolojiyi tamamlamak.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndaki taarruz cephelerinde meydana gelen gelişmelerin kronolojik analizi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 40 / 43Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin