Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8161Soru

Yeni Lisan Hareketi'nin en önemli kurallarından biri, Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarına göre yapılan tamlamaların (isim ve sıfat tamlamaları) Türkçe yazında kullanılmaması, bunların yerine Türkçe kurallara uygun tamlamaların tercih edilmesidir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde Yeni Lisan Hareketi'nin bu kuralına aykırı bir kullanım vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanatçı, eserlerinde bireysel ızdıraplar yerine hayat-ı hakikiye manzaralarını tasvir etmeyi tercih etmiştir.

Cevap

Sanatçı, eserlerinde bireysel ızdıraplar yerine hayat-ı hakikiye manzaralarını tasvir etmeyi tercih etmiştir.
Yeni Lisan Hareketi'nin en temel kurallarından biri, Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarına göre yapılan tamlamaların kullanılmamasıdır. Eserlerinde bireysel ızdıraplar yerine hayat-ı hakikiye manzaralarını tasvir etmeyi tercih ettiğini belirten cümledeki 'hayat-ı hakikiye' (gerçek hayat) ifadesi Farsça kurallara göre yapılmış bir sıfat tamlamasıdır ve bu kurala aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla bu cümle doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Yeni Lisan Hareketi'nin yabancı tamlamalarla ilgili kuralı hatırlanır.
Yeni Lisan Hareketi, Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarına göre kurulan isim ve sıfat tamlamalarının (örneğin servet-i fünun, hayat-ı hakikiye gibi) kullanılmamasını, tamlamaların Türkçe kurallara göre (gerçek hayat gibi) yapılmasını savunur.
Soruda istenen dil kuralına aykırı kullanımı tespit etmek için bu kuralın bilinmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki cümleler yabancı tamlama kullanımı açısından incelenir.
Diğer cümlelerde yabancı kurala göre kurulmuş bir tamlama bulunmazken, bir cümlede yer alan 'hayat-ı hakikiye' ifadesinin Farsça kurala göre kurulmuş bir sıfat tamlaması olduğu tespit edilir.
Seçenekler arasında Yeni Lisan kurallarına aykırı olan tamlamayı ayırt etmek için cümle analizi yapılır.
3
Doğru seçenek belirlenir.
İçinde 'hayat-ı hakikiye' tamlaması geçen cümle doğru yanıt olarak seçilir.
Bu tamlama Yeni Lisan ilkelerine doğrudan aykırılık gösterir.

Anahtar Kavram

Yeni Lisan Hareketi'nin dil sadeleşmesi kuralları ve yabancı dil bilgisi kurallarının (tamlamaların) kaldırılması ilkesi.
Soru 8162Soru

I. Yazar: Eserlerinde realizm ve natüralizmin ilkelerini titizlikle uygular. İstanbul'un seçkin çevrelerini, konak ve yalı yaşamını ayrıntılı mekân betimlemeleriyle aktarırken karakterlerin psikolojisini bu çevreyle ilişkilendirerek nesnel bir tutumla ele alır. Batılı anlamda Türk romanının kurucusu kabul edilen yazarın olay örgüsü son derece sağlamdır.

II. Yazar: Romanlarında olay örgüsünü ikinci plana iterek kahramanların iç dünyalarını, ruhsal çalkantılarını ve aşk temalı melankolik duygulanımlarını merkeze alır. Mekân tasvirlerinde oldukça yalın ve sınırlı bir yaklaşım benimseyen yazar, Türk edebiyatının ilk psikolojik romanını kaleme almıştır.

Yukarıda özellikleri belirtilen yazarlar ve temsil ettikleri roman anlayışı dikkate alındığında, I. ve II. yazarın kaleme aldığı eserler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırık Hayatlar - Eylül

Cevap

Birinci yazar Halit Ziya Uşaklıgil olup eseri Kırık Hayatlar'dır. İkinci yazar ise Mehmet Rauf olup eseri Eylül'dür. Bu iki eser sırasıyla Kırık Hayatlar ve Eyl��l şeklinde doğru verilmiştir.
Parçada özellikleri anlatılan birinci yazar, Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk yetkin romanları kaleme alan, realizm ve natüralizm akımlarını benimseyen ve çevre betimlemelerine önem veren Halit Ziya Uşaklıgil'dir. İkinci yazar ise olay örgüsünden ziyade karakterlerin iç dünyasına, ruh tahlillerine yönelen ve ilk psikolojik roman olan Eylül'ü yazan Mehmet Rauf'tur. Dolayısıyla doğru eşleşme Halit Ziya Uşaklıgil'e ait olan Kırık Hayatlar ve Mehmet Rauf'a ait olan Eylül eserleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada özellikleri anlatılan birinci yazarı belirlemek.
Birinci yazarın realizm ve natüralizm ilkelerini uygulaması, ayrıntılı mekân betimlemeleri yapması ve 'Batılı anlamda Türk romanının kurucusu' unvanına sahip olması, bu yazarın Halit Ziya Uşaklıgil olduğunu gösterir.
Halit Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünun Dönemi'nde Batılı tarzda olgun roman örneklerini veren en önemli realist yazardır.
2
Parçada özellikleri anlatılan ikinci yazarı belirlemek.
İkinci yazarın olay örgüsünü geri planda tutması, ruhsal tahlillere ve melankolik duygulara odaklanması ve 'ilk psikolojik romanı kaleme alması' bilgisi, bu yazarın Mehmet Rauf olduğunu gösterir.
Mehmet Rauf, edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olan Eylül'ün yazarıdır ve ruhsal tahlilleri ön planda tutmuştur.
3
Elde edilen yazarların (sırasıyla Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf) eserlerini seçeneklerde aramak.
Kırık Hayatlar romanının Halit Ziya Uşaklıgil'e, Eylül romanının ise Mehmet Rauf'a ait olduğu ve sıranın doğru olduğu seçenek saptanır.
Seçenekler arasından sırasıyla bu iki yazarın edebi kişiliklerine ve eser külliyatlarına tamamen uyan eşleşme bulunmuştur.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun Dönemi'nde Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf'un roman anlayışları, edebi üslupları ve eserlerinin karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8163Soru

Klasik mantıkta kurallara uygun geçerli bir kıyas (tasım) yapabilmek için öncüllerin nitelik ve nicelik yönünden belirli koşulları taşıması ve sonuç önermesinin bu kurallara göre kurulması gerekir.

I. Öncül: Hiçbir canlı ölümsüz değildir.
II. Öncül: Bazı varlıklar canlıdır.

Buna göre, yukarıda verilen öncüllerden hareketle klasik mantık kuralları çerçevesinde geçerli bir sonuç elde etmek isteyen bir araştırmacı, aşağıdaki sonuç önermelerinden hangisine ulaşmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazı varlıklar ölümsüz değildir.

Cevap

Bazı varlıklar ölümsüz değildir.
Verilen kıyasta birinci öncül tümel-olumsuz, ikinci öncül ise tikel-olumludur. Kıyas kuralları gereğince öncüllerden biri tikel ise sonuç tikel, biri olumsuz ise sonuç olumsuz olmalıdır. Bu durumda çıkarılacak sonuç tikel-olumsuz bir önerme olmalıdır. Ayrıca, her iki öncülde tekrar eden ve öncüller arasında bağ kuran orta terim ('canlı') sonuç önermesinde yer alamaz. Küçük terim olan 'varlıklar' özne, büyük terim olan 'ölümsüz' ise yüklem konumuna getirilerek tikel-olumsuz yapıda birleştirildiğinde 'Bazı varlıklar ölümsüz değildir' geçerli sonuç önermesine ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin nitelik ve niceliklerini belirleme
Birinci öncül olan 'Hiçbir canlı ölümsüz değildir' önermesi tümel-olumsuz (E), ikinci öncül olan 'Bazı varlıklar canlıdır' önermesi ise tikel-olumlu (I) yapılıdır.
Kıyas kuralları öncüllerin nicelik (tümel/tikel) ve nitelik (olumlu/olumsuz) özelliklerine göre sonucun formunu belirler.
2
Sonuç önermesinin nitelik ve niceliğini kıyas kurallarına göre saptama
Kıyas kurallarına göre; öncüllerden biri olumsuz ise sonuç olumsuz olmalıdır (olumsuzluk kuralı). Öncüllerden biri tikel ise sonuç da tikel olmalıdır (zayıf olana uyma kuralı). Dolayısıyla sonuç önermesi tikel-olumsuz (O) biçiminde olmalıdır.
Geçerli bir tasımda öncüllerden çıkan zorunlu sonucun genel formunu doğru belirlemek gerekir.
3
Kıyasın terimlerini belirleme ve orta terimi eleme
Her iki öncülde ortak olan 'canlı' kavramı orta terimdir ve kural gereği sonuçta yer alamaz. Küçük terim (özne) 'varlıklar', büyük terim (yüklem) ise 'ölümsüz' kavramıdır. Bu durumda sonuç önermesi 'Bazı varlıklar ölümsüz değildir' şeklinde kurulur.
Kıyas kuralları gereği orta terim sonuçta yer alamaz; küçük terim sonuç önermesinin öznesi, büyük terim ise yüklemi olur.

Anahtar Kavram

Kıyas Kuralları
Soru 8164Soru

Sol sütunda verilen âşık edebiyatı dörtlüklerini, hece ��lçüsü, üslup ve konu özelliklerini dikkate alarak sağ sütundaki doğru nazım biçimi ve türü eşleştirmeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bizim oymak göçün çeker dağlara
Yiğit olan göğüs gerer zorlara
Pusat vurup karşı duran erlere
Kılıç çeken koç yiğitler dinlenir
Yeşil başlı gövel ördek misali
Dalar gider bizim gölün suna'sı
Aşkınla perişan gönlümün hali
Dinmez ağlar gözlerimin karası
Gönül gurbet ele varma
Ya dönülür ya dönülmez
Her güzele meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez
Bre ağalar behey erler
Bu dünya kimseye kalmaz
Yalan söyler yalan diller
Hiç kimse muradın almaz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci dörtlük koşma (koçaklama) ile, ikinci dörtlük koşma (güzelleme) ile, üçüncü dörtlük semai (güzelleme) ile, dördüncü dörtlük ise varsağı nazım biçimi ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede her dörtlüğün hece ölçüsü ve barındırdığı üslup/konu özellikleri dikkate alınmıştır. 11'li hece ölçüsüne sahip epik nitelikli ilk dörtlük koçaklama-koşma ile; 11'li hece ölçüsüne sahip lirik nitelikli ikinci dörtlük güzelleme-koşma ile; 8'li hece ölçüsüne sahip lirik nitelikli üçüncü dörtlük semai ile; 'Bre' ve 'Behey' ünlemleriyle başlayan 8'li hece ölçüsündeki son dörtlük ise varsağı ile doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüklerin hece sayılarını belirleyerek nazım biçimleri arasında genel bir sınıflandırma yapın.
Birinci ve ikinci dörtlükler 11'li hece ölçüsüyle yazıldığı için koşma; üçüncü ve dördüncü dörtlükler ise 8'li hece ölçüsüyle yazıldığı için semai veya varsağıdır.
Âşık edebiyatında hece sayısı, koşma (11'li) ile semai/varsağı (8'li) ayrımında temel yapısal ölçüttür.
2
11'li hece ölçüsüyle yazılan dörtlüklerin temalarını inceleyerek nazım türlerini belirleyin.
Birinci dörtlük yiğitlik, savaş temalı olduğu için koçaklama; ikinci dörtlük ise aşk ve doğa temalı lirik bir şiir olduğu için güzellemedir.
Koşmalar işledikleri konulara göre güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt gibi nazım türlerine ayrılır.
3
8'li hece ölçüsüyle yazılan dörtlüklerin üslup ve nida (ünlem) özelliklerini analiz edin.
Üçüncü dörtlük aşk ve gurbet temalı lirik bir semai iken; dördüncü dörtlük 'Bre' ve 'Behey' gibi yiğitçe nidalar barındırdığı için varsağıdır.
Varsağıları semailerden ayıran en belirgin yapısal özellik, barındırdıkları yiğitçe eda ve 'bre, hey, behey' gibi ünlemlerdir.

Anahtar Kavram

Âşık edebiyatı nazım biçimleri ve türlerinin hece ölçüsü, üslup ve konu özelliklerine göre ayırt edilmesi.
Soru 8165Soru

Divânu Lugâti't-Türk'ün dil, edebiyat ve coğrafya tarihi açısından barındırdığı temel özellikleri ve yapısal unsurları doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türk Dünyası Haritası
Sözlü Edebiyat Derlemeleri
Hakanî Lehçesi (Karahanlı Türkçesi)
Arapça Sözlük Modeli

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türk Dünyası Haritası ile ilk Türk dünyası haritasının gösterilmesi; Sözlü Edebiyat Derlemeleri ile sav, sagu ve koşuk gibi antolojik malzemeler; Hakanî Lehçesi ile eserde esas alınan en açık lehçe; Arapça Sözlük Modeli ile de Kitâbü'l-Ayn metodunun eşleşmesi gerekmektedir.
Divânu Lugâti't-Türk'ün coğrafi, edebi, dil bilimsel ve metodolojik yönleri sırasıyla harita, sözlü edebiyat derlemeleri, Hakanî lehçesi ve Arapça sözlük modeli açıklamalarıyla örtüşmektedir. Bu eşleştirmeler eserin çok yönlü ansiklopedik yapısını doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin coğrafi boyutunu temsil eden unsuru belirleme
Türk Dünyası Haritası, Türk boylarının yaşadığı coğrafyayı gösteren ilk harita açıklamasıyla eşleşir.
Kaşgarlı Mahmut esere coğrafi sınırları göstermek için bir harita eklemiştir.
2
Eserdeki edebi ve folklorik malzemeleri saptama
Sözlü Edebiyat Derlemeleri, sav, sagu, koşuk ve destan gibi sözlü gelenek ürünlerini içeren açıklamayla eşleşir.
Eser sadece bir sözlük değil, aynı zamanda sözlü dönemin şiir ve atasözü derlemelerini içeren bir antolojidir.
3
Eserde temel alınan edebi dili tespit etme
Hakanî Lehçesi (Karahanlı Türkçesi), eserde kelimelerin tanımında temel alınan ve en doğru kabul edilen lehçe açıklamasıyla eşleşir.
Yazar, kendi lehçesini temel alarak diğer Türk boylarının dil özellikleriyle karşılaştırmıştır.
4
Eserin yapısal yazım yöntemini ve modelini belirleme
Arapça Sözlük Modeli, El-Halil bin Ahmed'in Kitâbü'l-Ayn adlı eserinden esinlenilen sözlükçülük yöntemiyle eşleşir.
Eser, Arap sözlükçülük geleneğine göre tasarlanmış olup madde başları Arapça açıklanmıştır.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün dilsel, edebi, coğrafi ve yapısal nitelikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8166Soru

Kasideler; giriş, asıl konu ve bitiş bölümlerinden oluşan, divan edebiyatında beyitlerle kurulan en uzun nazım şekillerindendir. Bu bölümlerin her birinde şairin ele aldığı tema ve üslup farklılık gösterir.

Buna göre, aşağıdaki beyit - kaside bölümü eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mecmû-ı hüner taht-ı Süleymân-ı zamândır / Mülk-i nazmın tahtgâh-ı devleti Nef'î'nindir — Medhiye

Cevap

Şairin kendi şairliğini ve söz söyleme gücünü övdüğü 'Mecmû-ı hüner taht-ı Süleymân-ı zamândır / Mülk-i nazmın tahtgâh-ı devleti Nef'î'nindir' beyti medhiye değil, fahriye bölümüne aittir. Dolayısıyla bu eşleştirme yanlıştır.
Şairin şiir dünyasındaki gücünü ve kendi şairliğini övdüğü beyitler kasidenin fahriye bölümünü oluşturur. Seçenekler arasında Nef'î'nin şiir ülkesinin hükümdarı olduğunu iddia ederek kendi şairliğini övdüğü beyit, medhiye bölümüyle eşleştirilmiştir. Medhiye bölümü sunulan kişiye (devlet büyüğüne) yapılan övgüleri içerdiğinden bu eşleştirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kaside beyitlerinin içeriklerini ve ana temalarını tek tek analiz edin.
İlk beyitte bahar tasviri (nev-bahar, güller), ikinci beyitte girişten övgüye geçiş ifadesi (teşbîbi bitirip medhiyeye geçmek), üçüncü beyitte padişah övgüsü (Şah-ı devran, Keykubad), dördüncü beyitte şairin kendi adını (Nef'î) anarak şiir gücünü övmesi, beşinci beyitte ise Allah'a dua edilmesi (Hakk Teâlâ ömrünü artırsın) tespit edilir.
Kasidenin bölümlerinin içerik özelliklerini belirlemek için tematik analiz gereklidir.
2
Elde edilen tematik bulguları kasidenin yapısal bölümleriyle karşılaştırın.
Nef'î'nin kendi adını zikrederek şiir ülkesinin sultanı olduğunu belirttiği beyit, kasidenin sunulduğu kişiyi (hükümdarı vb.) öven 'medhiye' bölümüyle eşleştirilmiştir. Ancak şairin kendini övdüğü bu kısım 'fahriye' bölümüdür.
Medhiye ile fahriye bölümleri arasındaki temel farkı ortaya koyarak yanlış eşleştirmeyi saptamak gerekir.
3
Yanlış olan eşleştirmeyi seçeneklerden bulun.
Şiir ülkesinin saltanatının Nef'î'ye ait olduğunu belirten beytin medhiye olarak eşleştirildiği seçenek yanlıştır.
Sorunun bizden istediği yanlış eşleştirmeyi doğrulamak için bu adım atılır.

Anahtar Kavram

Kasidenin Bölümleri ve İçerik Özellikleri
Soru 8167Soru

İslam düşünce tarihinde farklı siyasi ve itikadi yorumların ortaya çıkmasında dini metinlerin yorumlanması, siyasi gelişmeler ve sosyo-kültürel etkenler belirleyici olmuştur. Aşağıda verilen siyasi-itikadi mezhepler ile bu mezheplerin ayırt edici özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Haricilik
Şia
Mu'tezile
Maturidilik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Haricilik - Hakem Olayı ve büyük günah işleyenin tekfir edilmesi; Şia - İmametin Hz. Ali ve soyuna ait olması ve inanç esası sayılmas��; Mu'tezile - Büyük günah işleyenin iman ile küfür arasında bir mertebede olması; Maturidilik - Ebu Hanife'nin görüşleri doğrultusunda akıl-vahiy dengesiyle cüzi iradenin savunulması.
Verilen eşleştirmede; Hakem Olayı ve tekfir görüşüyle bilinen ekol Haricilik; Hz. Ali'nin imametini inanç esası yapan ekol Şia; büyük günah işleyeni iki konum arasında gören akılcı ekol Mu'tezile; Ebu Hanife'nin görüşlerini sistemleştirerek cüzi iradeyi ve akıl-vahiy dengesini savunan ekol ise Maturidilik'tir. Bu tanımlamalar mezheplerin temel teolojik kabulleriyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Haricilik kavramının tarihsel kökeni ve büyük günah meselesine yaklaşımı belirlenir.
Hariciliğin Hakem Olayı ile ortaya çıktığı ve büyük günah işleyeni kafir saydığı bilgisiyle ilk açıklama eşleştirilir.
Haricilik mezhebinin temel ayırt edici görüşlerini tespit etmek için.
2
Şia mezhebinin imamet anlayışı analiz edilir.
Şia'nın imameti Hz. Ali soyunun hakkı ve dinin temel esası kabul ettiği bilgisiyle ikinci açıklama eşleştirilir.
Şia'nın siyasi ve itikadi karakterini ortaya koyan ana unsuru belirlemek için.
3
Mu'tezile mezhebinin beş esasından biri olan el-menziletü beyne'l-menzileteyn ilkesi incelenir.
Mu'tezile'nin büyük günah işleyeni iman ile küfür arasında bir konumda gördüğü bilgisiyle üçüncü açıklama eşleştirilir.
Mu'tezile'nin kelami metodunu ve büyük günah konusundaki özgün görüşünü doğrulamak için.
4
Maturidilik ekolünün kurucu arka planı ve akıl-vahiy metodu sorgulanır.
Maturidiliğin Ebu Hanife'nin görüşlerine dayandığı ve cüzi iradeyi savunarak akıl-vahiy dengesini kurduğu bilgisiyle dördüncü açıklama eşleştirilir.
Ehl-i Sünnet'in itikadi ekollerinden Maturidiliğin ayırt edici metodolojisini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

İslam Düşüncesinde İtikadi ve Siyasi Ekollerin Ayırt Edici Görüşleri ve Metotları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8168Soru

Aşağıdaki beyitte şair kendi mahlasını anmıştır:

*Kadrini seng-i musallada bilip ey Bâkî*
*Durup el bağlayalar karşına yâran saf saf*

Bu beytin şairi ve onun edebî kişiliği düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu şairle ilişkilendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tasavvuf felsefesine ve ilahi aşkın acısına şiirlerinde geniş yer vererek dünyevi hazlardan uzak durması

Cevap

Tasavvuf felsefesine ve ilahi aşkın acısına şiirlerinde geniş yer vererek dünyevi hazlardan uzak durması
Verilen beyit, mahlasından da anlaşılacağı üzere 16. yüzyıl Divan edebiyatının en büyük ustalarından biri olan Bâkî'ye aittir. Bâkî, din dışı konuları, aşkı, doğayı ve yaşama sevincini yansıtan rindâne şiirleriyle tanınır. Tasavvuf felsefesine ve dünyevi hazlardan uzak durmaya şiirlerinde yer vermemiştir. Bu nitelik, ilahi aşkı ve onun ızdırabını şiirinin merkezine alan Fuzûlî'ye aittir. Bu nedenle tasavvuf felsefesine ağırlık verdiğini iddia eden seçenek şairle ilişkilendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte yer alan mahlasın bulunması
Beytin ilk dizesinde "ey Bâkî" seslenişiyle şairin Bâkî olduğu açıkça tespit edilir.
Hakkında soru sorulan Divan şairinin kimliğini netleştirmek amacıyla mahlas tespiti yapılır.
2
Bâkî'nin edebî kimliğinin ve üslup özelliklerinin incelenmesi
Bâkî, 16. yüzyılda yaşamış, rindâne gazelleriyle tanınmış, Kanuni Mersiyesi'ni yazmış, mesnevi kaleme almamış ve tasavvufa şiirlerinde neredeyse hiç yer vermemiş bir şairdir.
Şairle ilişkilendirilemeyecek yanlış yargıyı bulabilmek amacıyla şairin tarihî ve edebî nitelikleri gözden geçirilir.
3
Yanlış olan seçeneğin belirlenmesi
Tasavvuf felsefesi ve ilahi aşkın acısıyla dünyevi hazlardan uzak durma anlayışı Bâkî'ye değil, onun çağdaşı olan Fuzûlî'ye aittir. Dolayısıyla bu ifade şairle ilişkilendirilemez.
Şairin genel sanat anlayışı ile çelişen ve başka bir şaire ait olan özelliğin ayırt edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri (Bâkî'nin Edebî Kişiliği)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8169Soru

Bir biyoloji öğretmeni hücre bölünmesi konusunu anlatırken öğrencilerine şu açıklamayı yapar: "Sağlıklı bir hücre ya bölünüyor haldedir ya da bölünmüyor haldedir; bu iki durumun dışında üçüncü bir seçenekten söz edemeyiz." Bir öğrenci ise "Öğretmenim, hücre bölünmeye hazırlanıyor (interfaz) evresinde olabilir, bu durum ikisinin ortası değil midir?" diye sorar. Öğretmen ise interfaz evresinin de henüz bölünmenin fiilen başlamadığı bir durum olduğunu, dolayısıyla 'bölünmüyor' kategorisine dahil edilmesi gerektiğini belirtir.

Buna göre öğretmenin açıklaması, öğrencide aşağıdaki akıl ilkelerinden hangisine dair oluşan yanlış anlaşılmayı düzeltmeye yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü halin imkânsızlığı

Cevap

Üçüncü halin imkânsızlığı ilkesi
Diyalogda biyoloji öğretmeni, bir hücrenin ya bölündüğünü ya da bölünmediğini savunarak aradaki üçüncü seçeneği reddetmektedir. Öğrenci ise bu iki çelişik durumun arasında yer aldığını düşündüğü hazırlık aşamasını üçüncü bir hal olarak sunmaktadır. Öğretmen bu hazırlık aşamasının aslında bölünmeme kapsamına girdiğini göstererek, iki olasılık dışında üçüncü bir seçeneğin imkânsız olduğunu belirten üçüncü halin imkânsızlığı ilkesine dair yanlış anlaşılmayı gidermektedir. Dolayısıyla doğru yanıt üçüncü halin imkânsızlığı ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Öğretmenin iddiası analiz edilir.
Öğretmen, hücrenin ya bölündüğünü ya da bölünmediğini ve üçüncü bir seçeneğin olmadığını söyler. Bu durum, mantıktaki P¬PP \lor \neg P formuna uygundur.
Öğretmenin ifadesinin hangi mantıksal yapıya sahip olduğunu belirlemek için.
2
Öğrencinin itirazı ve öğretmenin cevabı incelenir.
Öğrenci, bölünme ile bölünmeme arasında hazırlık evresi şeklinde üçüncü bir ara seçenek sunmaya çalışmıştır. Öğretmen ise bu durumun bölünmeme kümesinin içine girdiğini belirterek ara seçeneği reddetmiştir.
Öğrencinin hangi mantıksal yanılgıya düştüğünü ve öğretmenin bunu nasıl düzelttiğini saptamak için.
3
Elde edilen bulgular akıl ilkeleriyle eşleştirilir.
İki çelişik durum arasında üçüncü bir ihtimalin olamayacağını savunan ilke Üçüncü halin imkânsızlığı olduğundan, öğretmenin düzeltmeye çalıştığı kavram bu ilkeyle doğrudan ilişkilidir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Üçüncü halin imkânsızlığı ilkesi, çelişik iki önermeden veya durumdan birinin mutlaka doğru olduğunu, üçüncü bir durumun bulunamayacağını ifade eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8170Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Milli Edebiyat Dönemi sanatçılarını, sağ sütunda yer alan sanat anlayışları ve belirleyici edebi özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ziya Gökalp
Faruk Nafiz Çamlıbel
Ali Canip Yöntem

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ziya Gökalp, didaktik-fikir şiirleriyle; Faruk Nafiz Çamlıbel, Beş Hececiler ve 'Sanat' şiiriyle; Ali Canip Yöntem ise Yeni Lisan kuruculuğu ve 'Geçtiğim Yol' eseriyle eşleşir.
Eşleştirmede Ziya Gökalp didaktik ve Türkçülük ideolojisine dayanan şiir anlayışıyla; Faruk Nafiz Çamlıbel Beş Hececiler içindeki öncü konumu ve 'Sanat' şiiriyle; Ali Canip Yöntem ise Yeni Lisan hareketindeki yeri ve 'Geçtiğim Yol' adlı eseriyle doğru şekilde bir araya getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in edebi kişiliğinin analiz edilmesi
Sanatçının Türkçülük fikrini halka anlatmak amacıyla didaktik manzumeler yazdığı bilinmektedir. Bu özellik üçüncü tanımla eşleşir.
Şairin sanat anlayışı ve ideolojik çizgisi onun edebi profilini belirler.
2
Faruk Nafiz Çamlıbel'in topluluğunun ve şiirinin tespit edilmesi
Sanatçı, hecenin beş şairinden biridir ve memleketçi yönelimi başlatan 'Sanat' şiirinin yazarıdır. Bu özellik birinci tanımla eşleşir.
Temsilcilerin kurucusu veya üyesi olduğu edebi gruplar ve sembolleşmiş eserleri eşleştirmede kolaylık sağlar.
3
Ali Canip Yöntem'in edebi faaliyetlerinin belirlenmesi
Yeni Lisan teorisyenlerinden olan yazar, heceyle yazdığı şiirlerini 'Geçtiğim Yol' adlı kitapta toplamıştır. Bu özellik ikinci tanımla eşleşir.
Yeni Lisan hareketi içerisindeki kurucu şairlerin eser adları ayırt edici birer bilgidir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi şairlerinin edebi özellikleri ve eser eşleştirmeleri
Soru 8171Soru

İslam ahlak düşüncesinde insanın ruhsal güçlerinin dengelenmesiyle ortaya çıkan dört temel erdem vardır. Aşağıda verilen temel erdemler ile bu erdemlerin ahlak felsefesindeki tanımlarını doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hikmet
Şecaat
İffet
Adalet

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hikmet erdemi doğru ve yanlışı ayırt etme tanımıyla; şecaat erdemi öfke ve korku karşısında dengeli duruş tan��mıyla; iffet erdemi bedensel arzuları denetleme tanımıyla; adalet erdemi ise hakkı teslim etme ve dengeli davranma tanımıyla eşleşir.
Eşleştirmede hikmet, doğru ile yanlışı ayırt etme yetisiyle; şecaat, öfke ve korku karşısında dengeli duruşla; iffet, bedensel arzuların denetimiyle; adalet ise hakkı teslim etme ve dengeyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hikmet kavramının tanımını belirleme
Hikmet, insanın bilme gücünün dengeli kullanımıyla iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmesidir. Dolayısıyla doğru ile yanlışı ayırt etme tanımıyla eşleşir.
Hikmetin felsefi ve dini tanımı akıl ile doğrudan ilişkilidir.
2
Şecaat kavramının tanımını belirleme
Şecaat, öfke gücünün dengelenmesiyle ortaya çıkan cesaret ve yiğitlik erdemidir. Dolayısıyla öfke ve korku karşısında dengeli davranma tanımıyla eşleşir.
Şecaat, zulme karşı direnme ve hakkı savunma cesaretini temsil eder.
3
İffet kavramının tanımını belirleme
İffet, arzu ve isteklerin akıl ve din sınırları içinde tutulmasını ifade eder. Dolayısıyla bedensel arzuları sınırlandırma tanımıyla eşleşir.
İffet nefsi terbiye etmek ve haramdan uzak durmakla ilgilidir.
4
Adalet kavramının tanımını belirleme
Adalet, diğer üç erdemin dengeli bir biçimde uygulanmasıyla oluşan, her hak sahibine hakkını verme durumudur. Dolayısıyla her şeyi ait olduğu yere koyma tanımıyla eşleşir.
Adalet, ahlak felsefesinde nihai ve kapsayıcı erdem olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Dört Temel Erdem (Hikmet, Şecaat, İffet, Adalet)
Soru 8172Soru

Tanzimat Dönemi romanı ve hikâyesi hakkında verilen:

I. İlk realist roman olan *Araba Sevdası*'nda, yanlış Batılılaşmanın yol açtığı komik ve acıklı durumlar Bihruz Bey karakteri üzerinden hicvedilir.

II. *Karabibik* adlı eser, edebiyatımızdaki ilk köy romanı olup realizm ve natüralizm akımlarının etkisiyle Antalya'nın bir köyündeki yaşamı ve köylünün toprak mücadelesini konu alır.

III. Şemsettin Sami'nin *Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat* adlı eseri, edebiyatımızda ilk tarihî roman olarak kabul edilir ve görücü usulü evliliğin sakıncalarını anlatır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Birinci öncülde belirtilen Araba Sevdası, edebiyatımızın ilk realist romanı olup Bihruz Bey karakteriyle alafrangalık özentisini ele alır. İkinci öncüldeki Karabibik ise ilk köy romanıdır ve Antalya'da geçer. Her iki bilgi de doğrudur. Üçüncü öncüldeki Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ise ilk tarihî roman değil, ilk yerli romandır. Dolayısıyla doğru cevap I ve II öncüllerini içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde verilen bilgileri değerlendirmek.
Recaizade Mahmut Ekrem'in yazdığı Araba Sevdası romanı edebiyatımızın ilk realist romanıdır ve yanlış Batılılaşmayı Bihruz Bey üzerinden işler. Bu bilgi doğrudur.
İlk realist romanın yazar, eser ve karakter eşleşmesini doğrulamak amacıyla.
2
İkinci öncülde verilen bilgileri değerlendirmek.
Nabizade Nazım'ın Karabibik eseri ilk köy romanıdır; realizm ve natüralizm etkisindedir, Antalya Kaş ilçesinin Beymelek köyünde geçer. Bu bilgi doğrudur.
İlk köy romanının tür, mekân ve akım özelliklerini doğrulamak amacıyla.
3
Üçüncü öncülde verilen bilgileri değerlendirmek.
Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat eseri ilk tarihî roman değil, ilk yerli romandır. Edebiyatımızda ilk tarihî roman Namık Kemal'in Cezmi adlı eseridir. Bu nedenle bu bilgi yanlıştır.
İlk tarihî roman ile ilk yerli romanın karıştırılmasını önlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi İlk Romanları ve Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8173Soru

Milli Edebiyat Dönemi Türk şiirinde tek bir şiir anlayışından söz etmek mümkün değildir. Dönemin kültürel ve siyasi atmosferi içerisinde farklı estetik ve ideolojik temellere dayanan şiir eğilimleri bir arada varlığını sürdürmüştür.

Aşağıda verilen Milli Edebiyat Dönemi şiir eğilimleri ile bu eğilimlerin temel poetik özelliklerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Saf (Öz) Şiir Anlayışı
Sade Dil ve Heceyle Yazılan Milliyetçi Şiir
Halkın Yaşayışını Yansıtan Sosyal Manzume
Beş Hececilerin Memleketçi Şiiri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Saf (Öz) Şiir Anlayışı estetik kaygıyı ve musikiyi önceleyen özelliklerle; Sade Dil ve Heceyle Yazılan Milliyetçi Şiir Yeni Lisan ilkeleri doğrultusundaki didaktik özelliklerle; Halkın Yaşayışını Yansıtan Sosyal Manzume yoksul insanların yaşamını realist biçimde sunan özelliklerle; Beş Hececilerin Memleketçi Şiiri ise Anadolu'yu ve memleket sevgisini hece ölçüsüyle ve coşkulu bir dille ele alan özelliklerle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; estetik kaygı ve musikiye odaklanan saf şiir kendi tanımıyla, dilde sadeleşme ve hece ölçüsünü ideolojik bir zeminle sunan milliyetçi şiir kendi tanımıyla, sokak hayatını realizm ve manzum hikâye yoluyla anlatan sosyal manzume kendi tanımıyla, hece vezniyle Anadolu'yu romantik bir dille betimleyen Beş Hececilerin memleketçi şiiri de kendi tanımıyla bir araya getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Saf (Öz) Şiir Anlayışı'nın anahtar kelimelerini belirleme.
Bu anlayışın estetik kaygı, musiki, ahenk ve biçim mükemmelliğini ön planda tuttuğu tespit edilir. Bu özellikler musikiyi ve biçim olgunluğunu hedefleyen tanım ile örtüşmektedir.
Şairin ideolojik kaygılardan uzak durup sadece sanatsal değer araması saf şiirin en belirgin özelliğidir.
2
Sade Dil ve Heceyle Yazılan Milliyetçi Şiir anlayışının niteliklerini inceleme.
Yeni Lisan hareketiyle başlayan dilde sadeleşme, hece vezni kullanımı ve halkı bilgilendirme (didaktiklik) unsurlarının yer aldığı tanım belirlenir.
Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul gibi isimlerin öncülüğünü yaptığı bu akım, fikir aktarımını önceler.
3
Halkın Yaşayışını Yansıtan Sosyal Manzume ile Beş Hececilerin özelliklerini ayırt etme.
Mehmet Akif'in temsil ettiği sosyal manzume anlayışının realist ve sokak hayatını yansıtan yönü ile Beş Hececilerin memleket sevgisini ve Anadolu'yu romantik tarzda ele alan yönü ayırt edilir.
Her iki yönelim de halka ve hayata yaklaşsa da biri realizm ve manzum hikâye tekniğiyle, diğeri ise romantik duyarlılıkla Anadolu'yu hece ölçüsüyle betimler.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi'ndeki farklı şiir eğilimleri (Saf Şiir, Milliyetçi Şiir, Sosyal Manzume, Memleketçi Şiir) ve bunların poetik nitelikleri.
Soru 8174Soru

Benzetme (teşbih) sanatının iki temel unsuru olan "benzeyen" ve "kendisine benzetilen"den yalnızca biriyle yapılan söz sanatına istiare (eğretileme) denir.

Buna göre, aşağıdaki dizelerin hangisinde istiare sanatına başvurulmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir gün döküldü yanaklarından o parlak inciler,

Cevap

Yanaklardan dökülen inciler ifadesiyle gözyaşlarının kastedildiği dize doğru cevaptır. Bu dizede benzeyen (gözyaşı) söylenmeyip yalnızca kendisine benzetilen (inci) kullanılarak açık istiare yapılmıştır.
Doğru olan seçenekte geçen 'yanaklardan dökülen o parlak inciler' ifadesinde, sevgilinin gözyaşları 'inci'ye benzetilmiştir. Ancak benzeyen öge olan 'gözyaşı' dizede kullanılmamış, sadece kendisine benzetilen öge olan 'inci' kullanılmıştır. Bu durum açık istiare örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki tüm dizelerin benzetme yönünden ögelerini incelemek.
Dizelerdeki benzetmelerde benzeyen ve kendisine benzetilen unsurların bulunup bulunmadığı tespit edilir.
İstiare sanatı ile teşbih sanatı arasındaki temel farkı ortaya koymak.
2
İstiare tanımına uygun olarak sadece tek bir temel unsurun (benzeyen veya kendisine benzetilen) kullanıldığı seçeneği belirlemek.
Yanaklardan dökülen 'inciler' ifadesinde sadece kendisine benzetilen unsurun kullanıldığı, benzeyen unsur olan 'gözyaşı'nın dizede yer almadığı belirlenir.
Doğru seçenekteki edebi sanatın açık istiare olduğunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

İstiare (Eğretileme)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8175Soru

Aşağıda verilen hatalı kıyas örneklerini, ihlal ettikleri klasik kıyas kuralları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Öncül: Bazı öğretmenler hoşgörülüdür.
II. Öncül: Bazı sporcular öğretmendir.
Sonuç: O hâlde bazı sporcular hoşgörülüdür.
I. Öncül: Bütün şairler duyarlıdır.
II. Öncül: Cemal Süreya şairdir.
Sonuç: O hâlde bütün şairler Cemal Süreya'dır.
I. Öncül: Hiçbir ağaç taş değildir.
II. Öncül: Hiçbir taş canlı değildir.
Sonuç: O hâlde hiçbir ağaç canlı değildir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk kıyas örneği 'İki tikel öncülden sonuç çıkarılamaz' kuralıyla, ikinci kıyas örneği 'Orta terim sonuç önermesinde yer alamaz' kuralıyla, üçüncü kıyas örneği ise 'İki olumsuz öncülden sonuç çıkarılamaz' kuralıyla eşleşmektedir.
Hatalı akıl yürütmeler incelendiğinde; tikel öncüllerden oluşan birinci tasım tikel kuralıyla, sonuç kısmında orta terim barındıran ikinci tasım orta terim kuralıyla, her iki öncülü de olumsuz olan üçüncü tasım ise olumsuz öncüller kuralıyla doğru ve eksiksiz biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk kıyasın öncüllerinin niceliğini (tümel/tikel olma durumu) analiz etmek.
Birinci öncülün ve ikinci öncülün 'bazı' ile başlayan tikel ifadeler olduğu görülür.
İki tikel öncülden sonuç çıkmayacağı kuralını ihlal ettiğini belirleyerek ilgili kuralla eşleştirmek gerekir.
2
İkinci kıyasın terimlerini ve sonuç önermesinde yer alan terimleri incelemek.
Öncüllerde ortak olan ve bağ kuran 'şair' teriminin sonuç önermesinde de yer aldığı tespit edilir.
Orta terimin sonuçta bulunmaması gerektiği kuralının ihlal edildiğini görerek doğru kuralla eşleştirmek gerekir.
3
Üçüncü kıyasın öncüllerinin niteliğini (olumlu/olumsuz olma durumu) analiz etmek.
Her iki öncülün de olumsuz ekler/ifadeler ('değildir') içerdiği tespit edilir.
İki olumsuz öncülden sonuç çıkmayacağı kuralının ihlal edildiğini saptayarak eşleştirmeyi tamamlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Kıyas kuralları çerçevesinde terimlerin ve öncüllerin nitelik/nicelik açısından denetlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8176Soru

Tanzimat Dönemi Türk anlatı (roman ve hikâye) türünün gelişim sürecini yansıtan aşağıdaki yapıtlara dair açıklamalardan hareketle, bu eserlerin ilk yayımlanma/tefrika tarihlerine göre eskiden yeniye doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eserlerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru doğru sıralaması şu şekildedir: Hasan Mellah (1874), Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875), Henüz On Yedi Yaşında (1881), Sergüzeşt (1888), Müşahhedat (1891).
Verilen bilgilere göre eserlerin yayımlanma yılları Hasan Mellah için 1874, Felâtun Bey ile Râkım Efendi için 1875, Henüz On Yedi Yaşında için 1881, Sergüzeşt için 1888 ve Müşahhedat için 1891 şeklindedir. Dolayısıyla en eskiden en yeniye doğru sıralama Hasan Mellah, Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Henüz On Yedi Yaşında, Sergüzeşt ve Müşahhedat şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Açıklamaları verilen eserlerin sırasıyla Hasan Mellah, Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Henüz On Yedi Yaşında, Sergüzeşt ve Müşahhedat olduğunu tespit edin.
Eserlerin kimlikleri belirlendi.
Sıralama yapabilmek için eserlerin adlarının belirlenmesi gerekir.
2
Eserlerin yayımlanma yıllarını belirleyin.
Hasan Mellah: 1874, Felâtun Bey ile Râkım Efendi: 1875, Henüz On Yedi Yaşında: 1881, Sergüzeşt: 1888, Müşahhedat: 1891.
Kronolojik sıra için yılların tespiti gereklidir.
3
Yıllara göre eskiden yeniye doğru sıralama yapın.
Hasan Mellah (1874) - Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875) - Henüz On Yedi Yaşında (1881) - Sergüzeşt (1888) - Müşahhedat (1891).
Soru kökünün talebine uygun olarak sıralama tamamlanır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi anlatı eserlerinin kronolojisi ve edebi nitelikleri.
Soru 8177Soru

Divan edebiyatında şairler yüzyıllar boyunca dil, üslup ve içerik bakımından farklı yönelimler benimsemi��; bu doğrultuda çeşitli edebî akımlar ortaya çıkmıştır.

Buna göre, aşağıdaki beyit - edebî akım eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi — Türk-i Basit

Cevap

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi — Türk-i Basit eşleştirmesi yanlıştır. Bu beyit hikemi tarz��n özelliklerini taşımaktadır.
Sıhhat ve devlet konulu beyit, taşıdığı bilgece söylem ve didaktik içerik nedeniyle hikemi tarzın özelliklerini yansıtır. Dilinde 'muteber', 'devlet', 'cihan', 'nefes', 'sıhhat' gibi çok sayıda Arapça ve Farsça kökenli sözcük bulunması, yabancı kelimelerden arınmış bir Türkçe yazmayı ilke edinen Türk-i Basit akımının anlayışına aykırıdır. Bu nedenle yapılan bu eşleştirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyitlerin dil, üslup ve içerik özelliklerini incelemek.
İlk dört beytin sırasıyla Nâbî'nin hikemi tarzı, Nedim'in mahallîleşme yönelimi, Şeyh Galip'in Sebk-i Hindi üslubu ve Aydınlı Visâlî'nin Türk-i Basit anlayışı ile örtüştüğü görülür.
Şairlerin kendi dönemlerindeki genel sanat çizgileri ve beyitlerdeki kelime tercihleri bu akımlarla doğrudan uyumludur.
2
Yanlış olan seçeneği saptamak amacıyla sıhhat ve devlet konulu beyti çözümlemek.
Muhibbî'ye ait beyitte 'muteber, devlet, cihan, sıhhat' gibi yabancı kökenli sözcüklerin yoğun olarak kullanıldığı ve öğüt verici (didaktik) bir içeriğe sahip olduğu belirlenir.
Türk-i Basit akımı sadece Türkçe sözcüklerle şiir yazmayı savunurken, bu beyit Arapça/Farsça kelime kadrosu ve bilgece söylemiyle hikemi tarza (Nâbî ekolü öncesi didaktik eğilime) aittir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatındaki Edebî Akımlar ve Eğilimler
Soru 8178Soru

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında millî-dinî zevk ve duyarlılığı yansıtan eserler ile bireyin iç dünyasını esas alan romanların genel özellikleri ve içerikleri üzerine bir eşleştirme tablosu hazırlanmıştır. Aşağıda sol sütunda verilen romanlar ile sağ sütunda yer alan belirleyici tematik ve yapısal özellikleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çiçekler Büyür
Dönemeçte
Çamlıca'daki Eniştemiz
Sokakta

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çiçekler Büyür romanı Bulgaristan Türklerinin milli kimlik mücadelesini ele alan açıklamayla; Dönemeçte romanı Doktor Şerif'in iç dünyasını ve toplumsal değişimi ele alan açıklamayla; Çamlıca'daki Eniştemiz romanı Hacı Bey karakteri ve anıların estetiğini ele alan açıklamayla; Sokakta romanı ise mahalle kültürünün yok oluşunu mistik/metafizik boyutta sorgulayan açıklamayla eşleşmektedir.
Çiçekler Büyür romanı Bulgaristan Türklerinin maruz kaldığı asimilasyon politikalarını ve milli kimlik koruma çabasını İlay karakteri üzerinden anlatır. Dönemeçte, Tarık Buğra'nın çok partili hayata geçişin sancılarını ve bu süreçteki yozlaşmayı Doktor Şerif'in ruh dünyası üzerinden yansıttığı eseridir. Çamlıca'daki Eniştemiz, geçmiş zaman nostaljisini ve Hacı Bey karakterinin özgün iç dünyasını ele alır. Sokakta ise Bahaeddin Özkişi'nin modern hayatın getirdiği manevi boşluğu manevi/mistik bir çerçevede, sokağın ruhu ve şeytani kötülükle mücadele üzerinden işlediği romanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve ait oldukları edebi yönelimleri belirleme.
Çiçekler Büyür (Emine Işınsu) ve Sokakta (Bahaeddin Özkişi) milli-dini duyarlılığı; Dönemeçte (Tarık Buğra) ve Çamlıca'daki Eniştemiz (Abdülhak Şinasi Hisar) bireyin iç dünyasını esas alan eserlerdir.
Eserlerin genel tematik yönelimini saptamak doğru eşleştirmeye giden ilk adımdır.
2
Eserlerin karakter kadrosunu ve belirleyici temalarını eşleştirme.
Çiçekler Büyür romanındaki Bulgaristan Türkleri ve İlay karakteri sağ sütundaki ilk tanımla uyuşur. Dönemeçte romanındaki Doktor Şerif ve taşradaki siyasal/ahlaki değişim ikinci tanımla uyuşur. Çamlıca'daki Eniştemiz romanındaki eksantrik Hacı Bey ve Çamlıca hatıraları üçüncü tanımla uyuşur. Sokakta romanındaki mistik iyi-kötü çatışması ve mahalle kültürünün çözülüşü dördüncü tanımla uyuşur.
Eserlerin içerik, şahıs kadrosu ve izlek bazında ayırt edici özelliklerini tespit etmek doğru eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Hikaye ve Romanında Milli-Dini Zevk ve Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Eserler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8179Soru

İslam düşüncesinde akıl ve vahiy ilişkisi bağlamında, kendilerine peygamber veya ilahi bir davet ulaşmamış (fetret dönemi) insanların dini sorumluluk durumu itikadi ekoller arasında tartışma konusu olmuştur.

Buna göre, vahyin kendisine ulaşmadığı bir kişinin Allah'ın varlığına inanmakla yükümlü olup olmadığı konusunda Maturidilik ve Eş'arilik mezheplerinin temel görüşleri aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maturidilik: Kişi, aklıyla Allah'ın varlığını bulmakla yükümlüdür. / Eş'arilik: Vahiy ulaşmadığı için Allah'a inanmakla yükümlü değildir.

Cevap

Maturidilik mezhebine göre kişi aklıyla Allah'ın varlığını bulmakla yükümlüyken, Eş'arilik mezhebine göre vahiy ulaşmadığı için Allah'a inanmakla yükümlü değildir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, Maturidi mezhebine göre akıl yaratıcının varlığını kavrama gücüne sahip olduğu için kişi peygamber gönderilmese dahi Allah'a inanmakla yükümlüdür. Eş'ari mezhebine göre ise şer'i/dini yükümlülükler ancak vahiy yoluyla kurulabilir; bu yüzden vahyin ulaşmadığı bir kişi (fetret ehli) sorumlu tutulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Maturidilik mezhebinin akıl ve vahiy ilişkisine dair temel yaklaşımı analiz edilir.
Maturidilik ekolüne göre akıl, kendi başına yaratıcının varlığını bulabilecek niteliktedir. Dolayısıyla vahiy ulaşmayan bir kişi (fetret ehli) de yaratıcıyı bilmekle mükelleftir.
Maturidi kelamında aklın kurucu ve idrak edici rolünün tespit edilmesi gerekir.
2
Eş'arilik mezhebinin akıl ve vahiy ilişkisine dair temel yaklaşımı analiz edilir.
Eş'arilik ekolüne göre dinen sorumluluk (hüküm) ancak vahiy yoluyla belirlenir. Vahiy ulaşmayan bir kimse, sadece aklıyla Allah'ı bulmakla yükümlü tutulamaz.
Eş'ari kelamında dini yükümlülüğün ancak nakil (şeriat) ile başlayacağı ilkesinin doğrulanması gerekir.
3
Elde edilen sonuçlar seçeneklerle karşılaştırılarak doğru seçenek belirlenir.
Maturidiliğin akılla bulma yükümlülüğünü kabul ettiğini, Eş'ariliğin ise vahiy olmaksızın yükümlülük olmadığını savunduğunu gösteren seçenek doğru cevaptır.
Her iki ekolün karşılaştırmalı tezlerinin hatasız eşleştirilmesi hedeflenir.

Anahtar Kavram

Maturidilik ve Eş'arilik mezheplerinin akıl, vahiy ve fetret ehlinin dini sorumluluğu konusundaki görüş ayrılıkları
Soru 8180Soru

Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk tarafından Bağdat başta olmak üzere birçok büyük şehirde kurulan bu kurumlarda, dinî ilimlerin yanı sıra matematik ve astronomi gibi aklî ilimler de okutulmuştur. Bu kurumların en önemli kuruluş amaçlarından biri, devletin idari kadroları için nitelikli memur ihtiyacını karşılamak ve o dönemde yaygınlaşan yıkıcı batıni fikirlere karşı ilmi ve fikrî bir mücadele yürütmektir.

Bu parçada bahsedilen ve İslam dünyasında sistemli yükseköğretimin dönüm noktası kabul edilen eğitim kurumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medrese

Cevap

Medrese
Parçada sözü edilen özellikler, Nizamülmülk tarafından kurulan Nizamiye Medreselerine işaret etmektedir. Medreseler, hem dinî hem aklî ilimlerin sistemli bir şekilde okutulduğu, devlet memuru yetiştirmeyi ve fikrî mücadele vermeyi amaçlayan yükseköğretim kurumlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ipuçlarını analiz etme
Kurumun Nizamülmülk tarafından kurulduğu, dinî ve aklî ilimlerin birlikte okutulduğu ve devlet memuru yetiştirme amacı güttüğü belirlenmiştir.
Soruda verilen tarihsel arka plan ve işlevsel özellikler bizi belirli bir kuruma yönlendirir.
2
Kurumları işlevlerine göre karşılaştırma
Nizamülmülk'ün kurduğu ve İslam dünyasında sistemli yükseköğretimin temeli sayılan kurumların medreseler (özellikle Nizamiye Medreseleri) olduğu tespit edilmiştir.
Diğer kurumlar ya Abbasi dönemine aittir (Beytülhikme), ya ilk döneme aittir (Suffe) ya da hadis veya Kur'an gibi belirli alanlarda uzmanlaşmış ihtisas kurumlarıdır (Darülhadis, Darülkurra).

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinde Bilim ve Düşünce Kurumları
ÖncekiSayfa 409 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin