Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8141Soru

Tanzimat I. Dönem Türk edebiyatında gazete; edebi türlerin halka ulaştırılmasında, yeni edebi anlayışın yayılmasında ve toplumsal aydınlanmanın sağlanmasında en önemli araç olmuştur. Sanatçılar hem gazete çıkarma girişimlerinde bulunmuş hem de bu yayınlarda önemli edebi ve fikri eserlerini yayımlamışlardır.

Aşağıda sol sütunda verilen gazete açıklamalarını, sağ s��tundaki doğru Tanzimat I. Dönem gazeteleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şinasi ve Agâh Efendi tarafından 1860 yılında çıkarılan, Türk basın tarihinin ilk özel gazetesi olup Tanzimat edebiyatının başlangıcı kabul edilen yayın.
Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından Londra'da çıkarılan, yurt dışında yayımlanan ilk muhalif Türkçe gazete olma özelliğini taşıyan yayın.
Şinasi'nin tek başına çıkardığı, edebi ve sosyal içerikli makalelerin yanı sıra Şair Evlenmesi oyununun da tefrika edildiği fikir gazetesi.
Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılan, halka okuma okuryazarlığı kazandırmayı hedefleyen ve en uzun ömürlü Tanzimat gazetelerinden biri olan yayın.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şinasi ve Agâh Efendi'nin çıkardığı ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval ile; Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın Londra'da çıkardığı ilk muhalif gazete Hürriyet ile; Şinasi'nin tek başına çıkardığı fikir gazetesi Tasvir-i Efkâr ile; Ahmet Mithat Efendi'nin halkı eğitmeyi amaçlayan uzun ömürlü gazetesi ise Tercüman-ı Hakikat ile eşleşmelidir.
Tanzimat I. Dönem gazetelerinin kurucuları ve temel özellikleri doğru şekilde eşleştirilmiştir. Tercüman-ı Ahval ilk özel gazete olarak edebiyatın başlangıcıdır; Hürriyet Londra'da çıkarılan ilk muhalif gazetedir; Tasvir-i Efkâr Şinasi'nin tek başına çıkardığı fikir gazetesidir; Tercüman-ı Hakikat ise Ahmet Mithat Efendi'nin en uzun ömürlü halkı eğitici gazetesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tercüman-ı Ahval gazetesinin özelliklerini inceleme
Tercüman-ı Ahval, 1860'ta Şinasi ve Agâh Efendi tarafından çıkarılan ilk özel Türkçe gazetedir. Bu bilgiyle birinci açıklama bu gazeteye yönlendirilir.
Tanzimat edebiyatının başlangıç miladını tespit etmek.
2
Hürriyet gazetesinin özelliklerini inceleme
Londra'da Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından çıkarılan ilk muhalif yurt dışı yayın Hürriyet gazetesidir. İkinci açıklama bu yayınla eşleşir.
Yurt dışındaki ilk muhalif yayın organını belirlemek.
3
Tasvir-i Efkâr gazetesinin özelliklerini inceleme
Şinasi'nin tek başına çıkardığı ve Şair Evlenmesi'nin tefrika edildiği gazete Tasvir-i Efkâr'dır. Üçüncü açıklama bu gazeteyle eşleşir.
Şinasi'nin bireysel yayıncılık faaliyetlerini ve ilk tiyatronun yayımlandığı mecrayı saptamak.
4
Tercüman-ı Hakikat gazetesinin özelliklerini inceleme
Ahmet Mithat Efendi'nin halkı eğitmek amacıyla çıkardığı uzun soluklu gazete Tercüman-ı Hakikat'tir. Dördüncü açıklama bu yayınla eşleşir.
Ahmet Mithat Efendi'nin en önemli yayın organını ve halk kütüphanesi işlevini üstlenen gazeteyi belirlemek.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem Gazeteciliği ve Gazetelerin Edebi Hayattaki İşlevi
Soru 8142Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen a��ıklama ve özelliklerin hangi nazım şekline ait olduğunu belirleyerek doğru nazım şekliyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Türklerin divan şiirine kazandırdığı, halk şiirindeki mâninin etkisiyle ortaya çıkan, aruzun yalnızca 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbıyla yazılan ve genellikle mahlassız olan tek dörtlükten oluşan nazım şeklidir.
Kendine özgü yirmi dört değişik aruz kalıbıyla yazılabilen, hayat felsefesi, tasavvuf gibi derin konuları işleyen ve Türk edebiyatında en başarılı örneklerini Azmizâde Hâletî'nin verdiği tek dörtlükten oluşan nazım şeklidir.
Dörder dizelik bentlerden meydana gelen, bestelenmek üzere kaleme alınan, üçüncü dizesine meyan, dördüncü dizesine nakarat denilen ve Lale Devri'nde Nedim ile en olgun seviyesine ulaşan nazım şeklidir.
Genellikle 5-10 bentten oluşan, bentleri birbirine bağlayan vasıta beytinin her bendin sonunda değiştiği, felsefi ve sosyal konuların ele alındığı, edebiyatımızda Bağdatlı Rûhî ve Ziya Paşa ile özdeşleşen nazım şeklidir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci tanım tuyuğ ile, ikinci tanım rubai ile, üçüncü tanım şarkı ile, dördüncü tanım ise terkib-i bent ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı ve tek bir aruz kalıbıyla yazılan tek dörtlük tuyuğ ile; kendine has 24 kalıbı olan ve Azmizâde Hâletî ile özdeşleşen tek dörtlük rubai ile; meyan ve nakarata sahip bestelenen bentler şarkı ile; vasıta beytinin her bendin sonunda değişmesi ve Bağdatlı Rûhî/Ziya Paşa özellikleri ise terkib-i bent ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımdaki 'Türklerin divan şiirine kazandırdığı', 'yalnızca fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılan' ve 'mahlassız tek dörtlük' ifadeleri incelenir.
Bu özelliklerin doğrudan tuyuğ nazım şeklini tanımladığı belirlenir.
Tuyuğ, Türklerin kazandırdığı ve tek bir aruz kalıbıyla yazılan tek dörtlükten oluşan bir nazım biçimidir.
2
İkinci tanımdaki 'kendine özgü 24 değişik aruz kalıbı', 'derin felsefi konular' ve 'Azmizâde Hâletî' ipuçları değerlendirilir.
Bu özelliklerin rubai nazım şekline ait olduğu tespit edilir.
Rubai, 24 özel aruz kalıbıyla yazılan ve Türk edebiyatında Azmizâde Hâletî ile zirveye ulaşan tek dörtlükten oluşan nazım şeklidir.
3
Üçüncü tanımdaki 'bestelenmek üzere kaleme alınma', 'meyan' ve 'nakarat' terimleri ile 'Nedim' ismi incelenir.
Bu terimlerin şarkı nazım şeklini işaret ettiği görülür.
Şarkı, bestelenmek üzere yazılan, meyan ve nakarat bölümleri bulunan ve Nedim'in en önemli temsilcisi olduğu bentlerle kurulan nazım şeklidir.
4
Dördüncü tanımdaki 'vasıta beytinin her bendin sonunda değişmesi' ve 'Bağdatlı Rûhî ile Ziya Paşa' isimleri analiz edilir.
Bu özelliklerin terkib-i bent nazım şeklini nitelediği anlaşılır.
Terkib-i bentte vasıta beyti her bendin sonunda değişir; eğer değişmeseydi terci-i bent olurdu. Bağdatlı Rûhî ve Ziya Paşa bu türün en önemli ustalarıdır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin ayırt edici özellikleri ve temsilcileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8143Soru

Milli Edebiyat döneminin başlangıcı kabul edilen Yeni Lisan Hareketi'nin ve yayın organı Genç Kalemler dergisinin gelişim sürecindeki aşağıdaki olayların kronolojik olarak doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak doğru sıralama; Selanik'te "Hüsün ve Şiir" adıyla derginin çıkarılması, derginin adının "Genç Kalemler" olarak değiştirilmesi, "Yeni Lisan" makalesinin yayımlanması ve Balkan Savaşları nedeniyle derginin kapatılması şeklinde olmalıdır.
Yeni Lisan Hareketi'nin doğuş süreci incelendiğinde; ilk olarak 1909 yılında Selanik'te "Hüsün ve Şiir" adında bir dergi çıkarılmıştır. Bu dergi, 1910'da adını "Genç Kalemler" olarak değiştirmiştir. Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in meşhur "Yeni Lisan" makalesi bu dergide yayımlanarak Milli Edebiyat Hareketi'nin dil beyannamesi sunulmuştur. Son olarak, 1912 yılında Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine Selanik'in Osmanlı yönetiminden çıkmasıyla dergi kapanmıştır. Dolayısıyla doğru sıralama kronolojik olarak başlangıçtan sona doğru gerçekleştirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk yayın aşamasını belirleme
"Hüsün ve Şiir" dergisinin 1909'da yayına başlaması ilk sırada yer alır.
Milli Edebiyat'ın zeminini hazırlayan dergi yayın hayatına bu isimle başlamıştır.
2
Derginin isim değişikliğini tespit etme
Derginin adının "Genç Kalemler" olması ikinci sırada yer alır.
1910 yılında dergi isim değiştirmiş ve Ali Canip Yöntem'in de katılımıyla yeni bir çehre kazanmıştır.
3
Bildirinin/makalenin yayımlanma zamanını bulma
"Yeni Lisan" makalesinin Nisan 1911'de yayımlanması üçüncü sırada yer alır.
Bu makale derginin isim değiştirmesinden sonra, hareketin ilkelerini ilan etmek üzere yayımlanmıştır.
4
Hareketin sona erme/dağılma sebebini belirleme
Balkan Savaşları ile derginin kapanması dördüncü sırada yer alır.
1912 yılındaki savaş koşulları Selanik'teki bu hareketin son bulmasına ve yazarların İstanbul'a geçmesine neden olmuştur.

Anahtar Kavram

Yeni Lisan Hareketi'nin ve Genç Kalemler dergisinin kronolojik gelişim süreci
Soru 8144Soru

I. Metin:
*Hakîm-i kanundur asıl şâh-ı cihân,*
*Kânundur o şer'-i medeniyyetin esâsı.*

II. Metin:
*Ne efsunkâr imişsin ey dîdâr-ı hürriyet,*
*Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten.*

Tanzimat I. Dönem şiirinin yapısal ve tematik özelliklerini yansıtmak amacıyla tahtaya yukarıdaki beyitleri yazan bir edebiyat öğretmeni, öğrencilerinden bu metinleri çözümlemelerini istemiştir.

Buna göre öğrencilerin metinlerden hareketle ulaştığı aşağıdaki çıkarımlardan hangisi Tanzimat I. Dönem şiirinin genel özellikleri ve uygulamalarıyla bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazıda ve konuşmada dilde sadeleşme ilkesinin hararetle savunulmasının bir sonucu olarak, şiirdeki aruz ölçüsü tamamen terk edilmiş ve millî ölçü kabul edilen hece ölçüsü sistemli şekilde uygulanmıştır.

Cevap

Yazıda ve konuşmada dilde sadeleşme ilkesinin hararetle savunulmasının bir sonucu olarak, şiirdeki aruz ölçüsü tamamen terk edilmiş ve millî ölçü kabul edilen hece ölçüsü sistemli şekilde uygulanmıştır.
Doğru seçenek olan yargı, Tanzimat I. Dönem şiirinin gerçekliğiyle uyuşmamaktadır. Dönem şairleri heceyi teoride övmüş olsalar da aruz ölçüsünü tamamen terk etmemişler, aksine en önemli yapıtlarını aruzla kaleme almışlardır. Dolayısıyla bu yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerin biçimsel özelliklerini incelemek.
Her iki metnin de beyit nazım birimiyle yazıldığı, aruz ölçüsü ve klasik kafiye şeması barındırdığı görülür. Bu durum, biçim yönünden eski (Divan) geleneğin sürdüğünü gösterir.
Tanzimat I. Dönem şiirindeki biçim ve içerik arasındaki hibrit yapıyı tespit etmek için.
2
Metinlerin tematik (içerik) özelliklerini ve kullanılan kavramları analiz etmek.
'Kânun', 'medeniyyet' ve 'hürriyet' gibi kavramlar toplumsal ve siyasi içeriklidir. Bu durum, geleneksel soyut sevgili temalarından uzaklaşılarak somut toplumsal temalara yönelindiğini gösterir.
Tanzimat I. Dönem şiirinde yaşanan zihniyet değişimini ve toplumsal fayda amacını saptamak için.
3
Dönemin dil ve ölçü konusundaki teorik görüşleri ile pratik uygulamalarını karşılaştırmak.
Sanatçılar dilde sadeleşmeyi ve hece ölçüsünü teorik olarak savunmuş olsalar da pratik şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmaya devam etmişler ve Arapça-Farsça unsurlardan tamamen kopamamışlardır.
Teori ve uygulama arasındaki çelişkiyi ve ölçüde aruzun baskınlığını ortaya çıkarmak için.
4
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda değerlendirerek yanlış çıkarımı bulmak.
Aruz ölçüsünün tamamen terk edilip hece ölçüsünün sistemli uygulandığı iddiası tarihî gerçeklerle uyuşmamaktadır. Bu çıkarım yanlıştır.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Tanzimat I. Dönem şiirinin biçim-içerik özellikleri ve teori-uygulama çelişkileri
Soru 8145Soru

"Sadakalar; kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen, iffetlerinden dolayı kendilerini bilmeyenlerin zengin sandığı yoksullar içindir. Sen onları simalarından tanırsın; yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler." (Bakara suresi, 273. ayet)

Bu ayette işaret edilen, kişinin maddi zorluk yaşasa dahi onurunu koruyarak başkalarına el açmaktan sakınmasını ve nefsi arzularını dizginlemesini ifade eden temel ahlaki erdem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İffet

Cevap

İffet erdemi
Doğru cevap iffet seçeneğidir. İffet; haramdan uzak durmak, nefsi aşırı ve gayrimeşru arzulardan korumak, yoksulluk anında bile onurunu ve şerefini muhafaza ederek başkalarından dilenmekten sakınmaktır. Ayette geçen 'iffetlerinden dolayı zengin sanılma' ve 'yüzsüzlükle insanlardan istememe' ifadeleri bu tanımı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet metninde yer alan anahtar ifadeleri analiz etme.
Ayette geçen 'iffetlerinden dolayı kendilerini bilmeyenlerin zengin sandığı' ve 'yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler' ifadeleri tespit edilmiştir.
Ayetin hangi ahlaki kavrama veya davranışa dikkat çektiğini anlamak için metindeki nitelendirmelerin belirlenmesi gerekir.
2
Tespit edilen davranış modelini İslam ahlakındaki temel erdemlerin tanımlarıyla eşleştirme.
Maddi sıkıntı içinde bulunulmasına rağmen şeref, onur ve haysiyeti koruyarak dilenmekten kaçınma ve tok gözlü davranma tutumunun 'iffet' erdeminin doğrudan tanımı olduğu belirlenmiştir.
Seçeneklerdeki kavramların (hikmet, şecaat, iffet, adalet, tevazu) terim anlamlarını hatırlayarak ayetin bağlamına en uygun olan erdemi seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Başlıca Erdemler - İffet
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8146Soru

Servet-i Fünun romanının iki öncü ismi olan Halit Ziya Uşaklıgil ile Mehmet Rauf'un eser kurguları, edebi teknikleri ve tematik yönelimleri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mehmet Rauf'un edebiyat dünyamıza kazandırdığı Kırık Hayatlar adlı eser, Tanzimat Dönemi yazarı Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat eseriyle başlayan aile içi çatışma temalarını Servet-i Fünun üslubuyla sürdüren ilk psikolojik romandır.

Cevap

Mehmet Rauf'un edebiyat dünyamıza kazandırdığı Kırık Hayatlar adlı eser, Tanzimat Dönemi yazarı Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat eseriyle başlayan aile içi çatışma temalarını Servet-i Fünun üslubuyla sürdüren ilk psikolojik romandır ifadesi yanlıştır.
Seçenekler arasında yer alan ve Mehmet Rauf'un eseri olduğu belirtilen Kırık Hayatlar romanı, aslında Halit Ziya Uşaklıgil tarafından kaleme alınmıştır. Ayrıca edebiyatımızın ilk psikolojik romanı Kırık Hayatlar değil, yine Mehmet Rauf'a ait olan Eylül adlı eserdir. Bu nedenlerle belirtilen ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını belirleme
Kırık Hayatlar romanının Halit Ziya Uşaklıgil'e ait olduğu belirlenir.
Mehmet Rauf ile Halit Ziya Uşaklıgil'in eserlerinin karıştırılıp karıştırılmadığını kontrol etmek için ilk adım olarak yazar-eser eşleştirmesi yapılır.
2
İlk psikolojik roman bilgisini kontrol etme
Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romanın Mehmet Rauf'un Eylül eseri olduğu bilgisi doğrulanır.
Seçenekte iddia edilen Kırık Hayatlar'ın ilk psikolojik roman olduğu bilgisinin yanlışlığını ortaya koymak.
3
Dönemsel karşılaştırmaları ve edebi akımları değerlendirme
Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemlerinin tematik ve yapısal farkları doğrulanarak seçeneklerin genel tutarlılığı incelenir.
Tanzimat (Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat) ve Milli Edebiyat (Yakup Kadri, Halide Edip) dönemlerine yapılan atıfların doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanında yazar-eser eşleştirmesi ve dönemsel nitelikler
Soru 8147Soru

Klasik mantıkta geçerli bir tasım (kıyas) oluşturulurken, öncüller arasında anlam bağı kuran orta terim (terminus medius), çıkarılan sonuç önermesinde de yer almak zorundadır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Klasik mantıkta orta terim sonuç önermesinde yer almaz; sonuç önermesi küçük ve büyük terimlerden oluşur.
Klasik mantıkta kıyas kurallarına göre, orta terim öncüller arasında bağı kurduktan sonra sonuçta yer almaz. Bu nedenle ifadenin yanlış (false) olduğu kararına varılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyasın terim yapısını analiz etme
Bir kıyasta büyük terim, küçük terim ve bu ikisi arasında bağ kuran orta terim bulunur.
Kıyasın kurallarını uygulayabilmek için öncelikle kıyası oluşturan ögeleri belirlemek gerekir.
2
Orta terimin işlevini inceleme
Orta terim her iki öncülde de tekrar ederek büyük ve küçük terim arasında köprü görevi görür.
Orta terimin temel işlevi, iki ayrı öncülü ortak bir paydada birleştirmektir.
3
Sonuç önermesinin yapısını kontrol etme
Sonuç önermesi, küçük terimi özne ve büyük terimi yüklem yaparak kurulur; orta terim bu önermede yer almaz.
Orta terim sonuç önermesinde yer alsaydı, kıyasın mantıksal amacı olan iki terim arasındaki yeni bağı kurma işlevi gerçekleşmemiş olurdu.

Anahtar Kavram

Orta terimin sonuç önermesinde yer almama kuralı
Soru 8148Soru

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında roman ve hikâye türlerinin gelişim süreci incelendiğinde, I. Dönem ile II. Dönem eserleri arasında gerek anlatım teknikleri gerekse sanatsal anlayış bakımından belirgin ayrılıklar göze çarpar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Tanzimat roman ve hikâyesinin I. ve II. Dönem özellikleri arasındaki farklılıklardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olayların geçtiği çevre ve mekânın sınırlandırılmasında izlenen genel tutum

Cevap

Olayların geçtiği çevre ve mekânın sınırlandırılmasında izlenen genel tutum
Doğru seçenek olan 'Olayların geçtiği çevre ve mekânın sınırlandırılmasında izlenen genel tutum' ifadesinde belirtilen durum, Tanzimat romanının her iki dönemi için de ortak bir özelliktir. Hem birinci hem de ikinci dönem yazarları kurgularını neredeyse tamamen İstanbul sınırları içinde tutmuşlardır. İkinci dönemde yazılan Karabibik eseri ilk kez Antalya'yı mekân olarak seçse de bu durum münferit bir örnek olup genel tutumu değiştirmemiştir. Dolayısıyla bu durum iki dönem arasındaki bir farklılık değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat I. ve II. Dönem roman ve hikâyelerinin kurgu, dil, teknik ve amaç yönünden genel özelliklerini hatırlamak.
I. Dönem romanında romantizm akımının, toplumsal fayda amacının, araya giren anlatıcının ve dilde sadeleşme çabasının hâkim olduğu; II. Dönem romanında ise realizm/natüralizm akımlarının, sanatsal kaygının, kişiliğini gizleyen anlatıcının ve ağır bir dilin tercih edildiği belirlenir.
Dönemler arasındaki farklılıkları saptayabilmek için temel karakteristik özellikleri karşılaştırmak gerekir.
2
Her iki dönemde yazılan eserlerin mekân özelliklerini analiz etmek.
Tanzimat I. Dönem eserlerinde de (İntibah, Felâtun Bey ile Râkım Efendi), II. Dönem eserlerinde de (Sergüzeşt, Araba Sevdası, Zehra) mekânın neredeyse tamamen İstanbul sınırları içinde (konaklar, yalılar, mesire yerleri vb.) kaldığı görülür. Nabizade Nazım'ın Karabibik adlı uzun hikâyesi (Antalya/Kaş) bu durumun tek istisnası olup genel eğilimi değiştirmemektedir.
Çevre ve mekân sınırlandırmasının her iki dönem için de ortak bir sınırlılık olduğunu saptamak.
3
Seçenekleri karşılaştırarak ortak özelliği tespit etmek.
Mekân tasarımı her iki dönemde de benzer şekilde İstanbul odaklı olduğundan, bu durum iki dönem arasındaki bir farklılık değildir. Dolayısıyla doğru yanıt belirlenmiş olur.
Farklılık olmayan ortak özelliği bularak soruyu çözümlemek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Roman ve Hikâyesinde Dönemsel Farklar ve Ortak Nitelikler
Soru 8149Soru

İslam medeniyeti; Arap, Fars, Türk, Hint gibi farklı milletlerin ortak katkılarıyla şekillenmiş, vahyin rehberliğinde akıl ve tecrübeyi birleştirerek bilim, sanat ve düşüncede zengin bir miras ortaya koymuştur. Bu medeniyet, ulaştığı coğrafyalardaki kültürel birikimi yok etmek yerine, tevhid ilkesine aykırı olmayan unsurları süzgeçten geçirerek kendi bünyesine katmıştır.

Bu parçadan hareketle İslam medeniyeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belli bir milletin kültürel tekelinde gelişen ulusal bir yapıya sahip olduğu

Cevap

Belli bir milletin kültürel tekelinde gelişen ulusal bir yapıya sahip olduğu söylenemez.
İslam medeniyeti karakteri gereği evrenseldir; tek bir ırkın, kavmin ya da coğrafyanın ürünü değildir. Parçada belirtilen farklı milletlerin ortak katkısı ve diğer coğrafyaların kültürel birikimlerinin değerlendirilmesi özellikleri, ulusal veya tek bir milletin tekelinde olan bir yapıyı reddetmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ifadeleri analiz etmek
Parçada İslam medeniyetinin tek bir milletin değil; Arap, Fars, Türk, Hint gibi birçok milletin ortak katkılarıyla oluştuğu ve ulaştığı coğrafyalardaki kültürel birikimleri de değerlendirdiği tespit edilmiştir.
Soruda istenen söylenemez olan yargıyı bulmak için öncelikle verilen metindeki temel özellikleri belirlemek gerekir.
2
Seçenekleri parçayla karşılaştırmak
Belirli bir milletin kültürel tekeline dayanan ulusal bir yapı ifadesi, parçadaki çok kültürlü ve çok uluslu evrensel tanım ile doğrudan çelişmektedir.
İslam medeniyetinin evrensellik ve ümmet bilinci gibi temel niteliklerini anlamak ve milliyetçi/ulusalcı kısıtlamalarla çeliştiğini görmek hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinin evrensel, sentezci (terkipçi) ve çok uluslu yapısı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8150Soru

Klasik İslam ahlak düşüncesinde insan ruhundaki kuvvelerin dengelenmesiyle ortaya çıkan dört temel erdem sol sütunda, bu erdemlerin tanımları ise sağ sütunda karışık olarak verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki erdemleri sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hikmet
Şecaat
İffet
Adalet

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hikmet ile akıl gücünün dengelenmesi tanımı, şecaat ile öfke gücünün kontrolü tanımı, iffet ile arzu ve isteklerin kontrolü tanımı, adalet ile de tüm güçlerin uyumlu çalışması tanımı eşleşmelidir.
İslam ahlak felsefesinde ahlaki yetkinlik, insan ruhundaki üç temel gücün dengelenmesine dayanır. Bu bağlamda, akıl gücünün dengelenmesi hikmeti, öfke gücünün dengelenmesi şecaati, arzu gücünün dengelenmesi iffeti, bu üçünün uyumlu bir bütün oluşturarak işlev görmesi ise adaleti meydana getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hikmet erdeminin tanımını belirlemek
Hikmet, akıl gücünün itidaliyle ortaya çıkar ve doğru ile yanlışı ayırt etmeyi sağlar.
Hikmet kavramının akıl gücünü içeren tanım olan üçüncü seçenekle eşleştiği saptanır.
2
Şecaat erdeminin tanımını belirlemek
Şecaat, öfke gücünün itidaliyle ortaya çıkan yiğitlik, cesaret ve zulme karşı durma erdemidir.
Şecaat kavramının öfke gücünü içeren birinci seçenekle eşleştiği saptanır.
3
İffet erdeminin tanımını belirlemek
İffet, arzu gücünün itidaliyle ortaya çıkan ölçülülük ve haramlardan uzak durma erdemidir.
İffet kavramının arzu ve istekleri kontrol altında tutmayı içeren dördüncü seçenekle eşleştiği saptanır.
4
Adalet erdeminin tanımını belirlemek
Adalet, ruhun tüm güçlerinin dengelenmesiyle ortaya çıkan en kapsamlı erdemdir.
Adalet kavramının ruhun tüm güçlerinin uyumlu çalışmasını içeren ikinci seçenekle eşleştiği saptanır.

Anahtar Kavram

Klasik İslam ahlakındaki dört temel erdemin tanımları ve insan ruhundaki kuvvelerle ilişkisi.
Soru 8151Soru

Klasik mantığın temel ilkelerinden olan özdeşlik ilkesi, iki farklı nesne veya kavram arasındaki tam benzerlik durumunu (eşitliği) ifade ettiği için, mantıksal çıkarımlarda bir terimin yerine onunla benzer olan başka bir terimin kullanılabilmesinin temel gerekçesidir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır. Özdeşlik ilkesi, iki farklı nesne veya kavram arasındaki benzerliği ya da eşitliği değil, bir nesnenin yalnızca kendisiyle aynı olması durumunu ifade eder.
Verilen ifade yanlıştır çünkü klasik mantıkta özdeşlik ilkesi, iki farklı nesne arasındaki benzerliği değil, bir nesnenin kendisiyle olan mutlak aynılığını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Özdeşlik ilkesinin tanımını ve kapsamını analiz etmek.
Özdeşlik ilkesi (A,AA, A'dır) mantıksal olarak bir şeyin yalnızca kendisiyle aynı olabileceğini, düşünme süreci boyunca kavramların anlam değiştirmeden kalması gerektiğini belirtir.
İlkenin temel mantığını ortaya koymak ve sınırlarını belirlemek.
2
Özdeşlik, eşitlik ve benzerlik kavramları arasındaki mantıksal farkı ayırt etmek.
Eşitlik ve benzerlik en az iki ayrı nesne/kavram arasındaki bir ilişkiyken; özdeşlik, bir nesnenin doğrudan kendisi olması durumudur. İki benzer şey birbirine eşit veya benzer olabilir ama mantıksal olarak özdeş olamaz.
Önermedeki 'iki farklı nesne arasındaki tam benzerlik' iddiasının mantıksal doğruluğunu denetlemek.
3
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda önermenin doğruluk değerini belirlemek.
Önerme, özdeşlik ilkesini yanlış tanımlayarak onu 'benzerlik' ve 'eşitlik' kavramlarıyla karıştırdığı için yanlış (False) değerini alır.
Muhakeme sürecini tamamlayıp sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Özdeşlik ilkesinin benzerlik ve eşitlik kavramlarından farkı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8152Soru

Kaşgarlı Mahmut’un XI. yüzyılda kaleme aldığı Divânu Lugâti't-Türk ile ilgili;

I. Arapçayı yeni öğrenenlere Türkçenin kelime kadrosunu öğretirken sav, sagu, koşuk gibi sözlü dönem ürünlerinden örnekler sunmuş, böylece Türk kültürüne ait ilk derleme ve antoloji örneğini oluşturmuştur.
II. Dönemin Türk topluluklarının ağız ve lehçe özelliklerine değinerek kelimelerin ses ve biçimsel değişimlerini incelemiş, Türk dilinin ilk diyalektolojik çalışmasını ortaya koymuştur.
III. Aruz ölçüsüyle ve mesnevi nazım biçimiyle kaleme alınan didaktik manzumeler aracılığıyla, İslamiyet'in kabulünden sonraki yeni toplumsal düzenin ahlaki ve hukuki kurallarını Türk boylarına aktarmıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci yargıları i��eren seçenek doğrudur.
Birinci ve ikinci yargıları içeren seçenek doğrudur. Divânu Lugâti't-Türk, kelimelerin anlamlarını açıklarken İslamiyet öncesi dönemden koşuk, sagu ve sav örnekleri sunduğu için ilk derleme ve antoloji niteliği taşır. Ayrıca Türk boylarının ağız özelliklerini karşılaştırarak dil bilimi kurallarına göre incelemesi nedeniyle ilk diyalektolojik çalışmadır. Üçüncü öncüldeki aruz ölçüsü, mesnevi biçimi ve manzum didaktik kurallar ise Kutadgu Bilig gibi diğer Geçiş Dönemi eserlerinin özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin sözlü edebiyat örneklerini içerme durumunu değerlendirmek.
Divânu Lugâti't-Türk'ün içinde sav, sagu ve koşuk gibi İslamiyet öncesi sözlü dönem ürünlerinin yer aldığı ve bu özelliğiyle ilk antoloji niteliği taşıdığı belirlenir. Birinci öncül doğrudur.
Eserin edebiyat tarihindeki yerini ve derleme niteliğini saptamak.
2
Eserin dil bilimi ve diyalektoloji yönünü analiz etmek.
Kaşgarlı Mahmut'un Türk boylarının ağız ve lehçe özelliklerini karşılaştırmalı incelediği, bu yönüyle eserin ilk diyalektolojik çalışma olduğu belirlenir. İkinci öncül doğrudur.
Eserin Türk dili araştırmalarındaki özgün konumunu anlamak.
3
Üçüncü öncüldeki biçimsel özellikleri eserin yapısıyla karşılaştırmak.
Aruz ölçüsü, mesnevi nazım biçimi ve didaktik manzumelerle ahlak kurallarını öğretme niteliğinin Divânu Lugâti't-Türk'e değil; Kutadgu Bilig ve Atabetü'l-Hakayık'a ait olduğu tespit edilir. Üçüncü öncül yanlıştır.
Geçiş Dönemi eserlerinin yapısal ve içeriksel farklarını ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün antolojik derleme yapısı ile diyalektolojik niteliği ve diğer Geçiş Dönemi eserlerinden farkları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8153Soru

Aşağıdaki dizelerde öne çıkan edebî sanatları, yanlarında verilen kavramlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem / Yâ muhît olmuş gözümden akan yaş durur"
"Ateşten kızardı kahrından yand�� hep lâle / Gülün yanağını öptü diye nesîm-i seher"
"Şu karşıma göğüs geren / Taş bağırlı dağlar mısın?"
"Avazeyi bu âleme Davut gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş"

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: 1. beyit (Âb-gûndur günbed-i devvâr...) -> Tecâhül-i Ârif; 2. beyit (Ateşten kızardı...) -> Hüsn-i Tâlîl; 3. beyit (Şu karşıma g��ğüs geren...) -> Kinaye; 4. beyit (Avazeyi bu âleme...) -> Tevriye.
Dizeler ve sanatsal özellikleri incelendiğinde; gökyüzünün renginin kendi gözyaşlarından olup olmadığını sorgulayarak bilmezlikten gelen dizeler Tecâhül-i Ârif; lâlenin kızarmasını sabah rüzgârının gülü öpmesi nedenine bağlayan dizeler Hüsn-i Tâlîl; 'taş bağırlı' ifadesiyle hem gerçek (taştan oluşan) hem mecaz (merhametsiz) anlamı yansıtan dizeler Kinaye; 'Bâkî' kelimesinin iki gerçek anlamını birden çağrıştıran dizeler ise Tevriye sanatıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beyitte geçen 'bilmezem' (bilmiyorum) ifadesinden hareketle şairin gökyüzünün renginin kendi gözyaşlarından mı yoksa doğal renginden mi olduğunu sorgulamasını analiz etmek.
Şairin bilinen bir gerçeği bilmezlikten geldiği tespit edilir.
Bu tutum 'tecâhül-i ârif' (bilip de bilmezlikten gelme) sanatına işaret eder.
2
İkinci beyitte lâlenin kızarma nedeninin sabah rüzgârının gülü öpmesi şeklinde açıklanmasını değerlendirmek.
Doğal bir durumun edebî ve hayalî bir gerekçeye dayandırıldığı belirlenir.
Bu durum 'hüsn-i tâlil' (güzel nedene bağlama) sanatını oluşturur.
3
Üçüncü dizelerdeki 'taş bağırlı dağlar' söz grubunun gerçek ve mecazi boyutlarını incelemek.
İfadenin hem dağların taştan yapılmış olması (gerçek) hem de merhametsizlik (mecaz) anlamlarını barındırdığı görülür.
Gerçek ve mecaz anlamların bir arada bulunup asıl mecazi anlamın kastedilmesi 'kinaye' sanatıdır.
4
Dördüncü beyitteki 'Bâkî' sözcüğünün beyit bağlamındaki anlamlarını analiz etmek.
Sözcüğün hem yakın anlamı (şair Bâkî) hem de uzak anlamı (kalıcı, sonsuz) düşündürdüğü anlaşılır.
İki gerçek anlamı olan bir kelimenin uzak anlamını kastetme durumu 'tevriye' sanatıdır.

Anahtar Kavram

Divan ve Halk edebiyatı şiirlerindeki söz sanatlarının tespiti ve anlamlandırılması.
Soru 8154Soru

İslam düşüncesinde ortaya çıkan yorum farklılıklarının önemli bir gerekçesi, dinin temel kaynakları olan Kur'an ve sünnetteki bazı ifadelerin dilsel ve anlamsal niteliğidir. Bu kaynaklarda yer alan bazı ayetler anlam bakımından tamamen açık ve net iken (muhkem), bazı ayetler ise mecaz, teşbih ve kinaye gibi edebi sanatlar barındırır (müteşabih). Örneğin, Kur'an'da geçen "Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir" (Fetih suresi, 10. ayet) ifadesindeki "el" (yed) kelimesini bir grup âlim gerçek anlamıyla kabul ederken, diğer bir grup bunu Allah'ın "gücü" ve "kudreti" olarak yorumlamıştır.

Buna göre, parçada sözü edilen yorum farklılığı doğrudan aşağıdaki sebeplerden hangisiyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini metinlerin (nassların) yapısı ve dil özellikleri

Cevap

Dini metinlerin (nassların) yapısı ve dil özellikleri
Doğru cevap 'Dini metinlerin (nassların) yapısı ve dil özellikleri' ifadesini içeren seçenektir. Çünkü ayetlerde geçen mecaz, teşbih ve kinaye gibi edebi sanatların (müteşabih ifadelerin) farklı şekillerde yorumlanması, doğrudan kutsal metinlerin dilsel yapısı ve anlamsal çeşitliliği ile ilgilidir. Metinde verilen 'Allah'ın eli' ifadesinin gerçek veya mecazi (kudret) olarak yorumlanması bu durumun en somut örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar kavramları analiz etme
Metinde geçen 'muhkem', 'müteşabih', 'mecaz', 'teşbih' gibi kavramların kutsal metinlerin dilsel ve anlamsal özellikleriyle ilgili olduğu belirlenir.
Soru kökündeki örneğin hangi yorum farklılığı sebebiyle ilişkili olduğunu tespit etmek için metnin odak noktasını anlamak gerekir.
2
Örnek durumu değerlendirme
Ayetlerde geçen 'el' (yed) kelimesinin gerçek veya mecazi (kudret) olarak yorumlanmasının, dini metinlerin dil özelliklerinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılır.
Seçenekler arasında yer alan dinî yorum farklılıklarının sebeplerini (coğrafi, siyasi, insani, kültürel, metinsel) eleyerek doğru sebebi belirlemek için bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Dinî yorum farklılıklarının sebeplerinden biri olan dini metinlerin (nassların) yapısı, dil özellikleri, muhkem ve müteşabih ayetlerin yorumlanması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8155Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde ortaya çıkan, şiirlerinde hece ölçüsünü ve sade Türkçeyi savunarak memleketçi şiirin gelişiminde önemli rol oynayan "Beş Hececiler" topluluğunun üyeleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet Haşim

Cevap

Ahmet Haşim
Ahmet Haşim, Beş Hececiler topluluğunun bir üyesi değildir. Kendisi Fecr-i Âti edebiyatının öncüsü olup saf (öz) şiir anlayışıyla ve sadece aruz ölçüsünü kullanarak şiirler yazmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beş Hececiler topluluğunun üyelerini (Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek) hatırlamak.
Seçeneklerde yer alan Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon ve Yusuf Ziya Ortaç'ın bu grubun üyeleri olduğu belirlenir.
Soruda Beş Hececiler grubuna dâhil olmayan şairi bulmamız istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki diğer şair olan Ahmet Haşim'in edebî yönelimini ve bağlı olduğu topluluğu belirlemek.
Ahmet Haşim'in Fecr-i Âti topluluğunun en önemli temsilcisi olduğu ve şiirlerini aruz ölçüsüyle, saf şiir anlayışı doğrultusunda yazdığı tespit edilir.
Grupta yer almayan ve tamamen farklı bir edebî anlayışa (saf şiir/Fecr-i Âti) sahip olan şairi doğrulamak için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi şiir topluluklarından Beş Hececiler'in temsilcileri
Tahmini Süre:45s
Soru 8156Soru

Aşağıda sol sütunda 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatına yön veren şairler, sağ sütunda ise bu şairlerin edebî yönelimleri ile eserlerine dair belirleyici özellikler verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki şairler ile sağ sütundaki özelliklerin doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhî
Necâtî Bey
Fuzûlî
Bâkî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyhî alegorik toplumsal yergi ve hekimlikle (Harname); Necâtî Bey deyimler ve atasözleri kullanarak Türkçenin şiir dili olmasına yaptığı katkıyla; Fuzûlî tasavvufi aşk acısı ve Azeri Türkçesiyle; Bâkî ise rindane üslup, beşerî aşk ve Şairler Sultanı unvanıyla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede: Şeyhî, Harname yazarı ve göz hekimi olması nedeniyle alegorik yergi ve hekim kimliğiyle; Necâtî Bey, Türk atasözü ve deyimlerini şiire katarak yerlileşme öncüsü olmasıyla; Fuzûlî, aşk ızdırabı ve Azeri Türkçesiyle; Bâkî ise rindane gazelleri, beşerî aşkı ve 'Şairler Sultanı' unvanıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki Şeyhî ismi ile sağ sütundaki özellikler karşılaştırılır.
Şeyhî'nin göz hekimi olması ve Harname (fabl/alegorik yergi) eseri göz önünde bulundurularak mesnevisinde alegorik anlatım, toplumsal yergi ve hekim kimliği ifadesiyle eşleştirilir.
Şeyhî'nin Divan edebiyatındaki en belirgin yönü Harname mesnevisi ve hekimlik mesleğidir.
2
Necâtî Bey'in edebî yönelimi sağ sütundan aranır.
Necâtî Bey'in Türk atasözleri ve deyimlerini Divan şiirine sokarak yerlileşme akımının temellerini atması özelliğiyle eşleştirilir.
Necâtî Bey, Türkçe deyim ve atasözlerini şiirde kullanma ustalığıyla bilinir.
3
Fuzûlî ve Bâkî şairlerinin üslupları ve dil özellikleri incelenir.
Fuzûlî, tasavvufi aşk ızdırabı ve Azeri Türkçesi kullanımıyla eşleşirken; Bâkî ise rindane üslup, din dışı konular ve 'Şairler Sultanı' unvanıyla eşleşir.
Fuzûlî aşk acısından beslenen tasavvufi bir şairken, Bâkî hayatın zevklerini işleyen beşerî ve dünyevi (rindane) yönü ağır basan bir şairdir.

Anahtar Kavram

15. ve 16. yüzyıl Divan şairlerinin edebî şahsiyetleri, üslup özellikleri ve eserleri
Soru 8157Soru

İslam medeniyetinin kendi öz kaynaklarından başlayıp dış dünyadaki bilgi birikimiyle etkileşime girmesi ve bu birikimi sentezlemesi sürecindeki tarihsel aşamaların kronolojik olarak doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İslam medeniyetinin tarihsel gelişim süreci; ilk olarak Kur'an ve Sünnet merkezli yerli eğitim kurumlarının (Suffe) kurulmasıyla başlamış, ardından fetihlerle farklı kültür havzalarıyla temas kurulmuş, Abbasi döneminde Beytülhikme ile tercümeler kurumsallaşmış ve nihayetinde bu birikimin özümsenmesiyle özgün İslam felsefesi ve bilim ekolleri ortaya çıkmıştır.
İslam medeniyetinin gelişimi kronolojik olarak kendi iç kaynaklarıyla (vahiy ve Suffe) başlar, ardından fetihlerle dış dünya ile temas kurulur, bu temas Abbasi döneminde sistemli tercüme faaliyetine (Beytülhikme) dönüşür ve son aşamada bu birikim sentezlenerek özgün felsefe ekolleri kurulur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk sıraya İslam'ın öz kaynaklarına dayalı ilk eğitim kurumunun (Suffe) faaliyetlerini yerleştiriniz.
Suffe ve eğitim faaliyetlerinin ilk sırada yer alması gerektiği belirlendi.
İslam medeniyetinin gelişimi, herhangi bir dış kültürel etkileşimden önce vahiy kaynaklı yerli eğitim faaliyetleriyle başlamıştır.
2
İkinci sıraya sınırların genişlemesiyle farklı medeniyet havzalarıyla (Helenistik, Fars, Hint) doğrudan temas kurulmasını yerleştiriniz.
Medeniyet havzalarıyla doğrudan temasın ikinci sırada yer alması gerektiği belirlendi.
Tercüme faaliyetlerinin başlayabilmesi için öncelikle bu havzalarla fiziki ve kültürel bir karşılaşmanın yaşanmış olması gerekir.
3
Üçüncü sıraya tercüme faaliyetlerinin kurumsallaşmasını ve Beytülhikme'nin kurulmasını yerleştiriniz.
Beytülhikme ve kurumsal çeviri faaliyetlerinin üçüncü sırada yer alması gerektiği belirlendi.
Temas kurulan medeniyetlerin felsefi ve bilimsel eserleri, kurumsal tercüme hareketi vasıtasıyla İslam dünyasına aktarılmıştır.
4
Son sıraya aktarılan birikimin sentezlenmesiyle ortaya çıkan özgün İslam felsefesi ekollerini yerleştiriniz.
Farabi ve İbn Sina gibi isimlerle özgün ekollerin doğuşunun en son aşamada yer alması gerektiği belirlendi.
Çevrilen yabancı eserlerin anlaşılıp hazmedilmesi gerçekleşmeden özgün sentezler ve ekoller oluşturulamaz.

Anahtar Kavram

İslam Medeniyetinin Kaynakları ve Tarihsel Gelişim Evreleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8158Soru

Edebiyat-ı Cedide romancılığının yapısal ve tematik özelliklerinin tartışıldığı aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri, parçanın anlam bütünlüğüne uygun olacak şekilde hangi eser isimleriyle doldurmalısınız?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Servet-i Fünun edebiyatında realizmin ve natüralizmin ilkelerini başarıyla uygulayan Halit Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah'taki hayal kırıklığını bu kez aile kurumu üzerinden ele alır. Yazarın, bir ailenin çözülüşünü hekim Ömer Behiç'in iç dünyası ve toplumsal ilişkileri üzerinden aktaran adlı eseri, kurgusal olgunluğuyla dikkat çeker. Buna karşılık, aynı dönemde daha sade bir dille ve bireysel aşk temaları etrafında eserler veren Mehmet Rauf; Eylül romanındaki üçlü aşk ilişkisine benzer şekilde, Servet-i Fünun'un melankolik dünyasını yansıtan ve hayalindeki aşka ulaşamayan Macit ile Sermet'in hüzünlü öyküsünü anlattığı adlı romanında da psikolojik tahlillere geniş yer ayırır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'Kırık Hayatlar', ikinci boşluğa 'Ferda-yı Garam' getirilmelidir.
Metindeki ilk boşluğa getirilmesi gereken eser, hekim Ömer Behiç'in aile hayatı ve içsel çatışmalarını işleyen Kırık Hayatlar romanıdır. İkinci boşluğa getirilmesi gereken eser ise Mehmet Rauf'un Macit ve Sermet karakterleri üzerinden kurguladığı Ferda-yı Garam romanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki birinci boşluğa ait edebi ipuçlarını değerlendirme
Parçada Halit Ziya Uşaklıgil'in bir ailenin çözülüşünü hekim Ömer Behiç'in iç dünyası üzerinden ele alan eseri sorulmaktadır. Bu eser 'Kırık Hayatlar' romanıdır.
Ömer Behiç, Vedide, Neyyir gibi karakterler Kırık Hayatlar romanının temel kahramanlarıdır.
2
Metindeki ikinci boşluğa ait edebi ipuçlarını değerlendirme
İkinci boşlukta Mehmet Rauf'un Macit ile Sermet'in hüzünlü öyküsünü işlediği ve psikolojik tahliller barındıran yapıtı aranmaktadır. Bu yapıt 'Ferda-yı Garam' romanıdır.
Macit ve Sermet karakterleri, yazarın Ferda-yı Garam adlı eserinde yer alan ana kahramanlardır.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanında Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf'un eserlerinin karakter kadrosu, olay örgüsü ve tematik içerik yönünden incelenerek ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8159Soru

Aşağıda Servet-i Fünun Dönemi Türk edebiyatına ait sanatçılar ve eserleri hakkında bir değerlendirme yer almaktadır. Bu parçada boş bırakılan yerlere getirilmesi gereken yazar ve eser isimlerini yazınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Servet-i Fünun Dönemi'nde realist ve natüralist çizgide eserler vererek modern Türk romanının kurucusu kabul edilen , hayal-hakikat çatışmasını merkezine aldığı adlı eserinde dönem aydınlarının hayal kırıklıklarını yansıtır. Aynı dönemde, olay örgüsünden ziyade kahramanların iç dünyalarını ve ruh tahlillerini ön plana çıkaran, edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olan adlı eserin yazarı ise sanatlı üsluptan ziyade duygu yoğunluğuna odaklanmıştır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'Halit Ziya Uşaklıgil', ikinci boşluğa 'Mai ve Siyah', üçüncü boşluğa 'Eylül', dördüncü boşluğa ise 'Mehmet Rauf' getirilmelidir.
Servet-i Fünun Dönemi'nde modern Türk romanının kurucusu Halit Ziya Uşaklıgil'dir. Onun hayal-hakikat çatışmasını işleyen başyapıtı Mai ve Siyah'tır. Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı Eylül olup, yazarı Mehmet Rauf'tur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşlukta tanımlanan ve modern Türk romanının kurucusu kabul edilen realist yazar belirlenir.
Bu sanatçı Halit Ziya Uşaklıgil'dir.
Halit Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünun Dönemi'nde Batılı anlamda Türk romanının temellerini atan realist ve natüralist yazardır.
2
İkinci boşlukta Halit Ziya Uşaklıgil'in hayal-hakikat çatışmasını ele alan eseri tespit edilir.
Bu eser Ahmet Cemil karakteri üzerinden Servet-i Fünun neslinin dramını anlatan Mai ve Siyah romanıdır.
Mai ve Siyah, dönemin sanatçı kimliğini ve hayal kırıklıklarını yansıtan en sembolik romandır.
3
Üçüncü boşlukta ilk psikolojik roman olma özelliği taşıyan eser bulunur.
Bu eser Eylül romanıdır.
Türk edebiyatındaki ilk başarılı psikolojik roman Mehmet Rauf tarafından yazılan Eylül'dür.
4
Dördüncü boşlukta Eylül romanının yazarı tespit edilir.
Bu yazar Mehmet Rauf'tur.
Mehmet Rauf, Servet-i Fünun Dönemi'nin Halit Ziya'dan sonra gelen en önemli romancısıdır ve ruh tahlillerine büyük önem vermiştir.

Anahtar Kavram

Servet-i Fünun romanının genel özellikleri, Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf'un edebi kişilikleri ile başyapıtları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8160Soru

Tanzimat Dönemi Türk romanında esaret, cariyelik ve kadının toplumdaki yeri hem I. Dönem hem de II. Dönem eserlerinde sıklıkla işlenmiştir. Bu konunun ele alınış biçimi ve eserlerdeki yansımalarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Namık Kemal'in *İntibah* romanında cariyelik kurumu, Dilaşup karakteri üzerinden ele alınmış; yazar, esaret müessesesini doğrudan hedef alan kölelik karşıtı toplumsal bir tezi romanın ana eksenine yerleştirmiştir.

Cevap

Namık Kemal'in *İntibah* romanında cariyelik karşıtı toplumsal bir tezin romanın ana eksenine yerleştirildiği yargısı yanlıştır.
Namık Kemal'in *İntibah* romanında cariyelik kurumu Dilaşup karakteri üzerinden olay örgüsüne dahil edilmiş olsa da yazar, esaret müessesesini doğrudan hedef alan kölelik karşıtı toplumsal bir tezi romanın ana eksenine yerleştirmemiştir. Romanın temel teması; toy ve tecrübesiz bir genç olan Ali Bey'in Mahpeyker adlı ahlaken düşkün bir kadına aşık olmasıyla başlayan ahlaki ve maddi çöküşü, kıskançlık ve ihtirastır. Tanzimat Dönemi'nde esaret ve kölelik kurumunu doğrudan hedef alan ve bu tezi romanın ana eksenine yerleştiren ilk eser Samipaşazade Sezai'nin *Sergüzeşt* adlı romanıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanzimat Dönemi romanlarında esaret, cariyelik ve kadın hakları temalarını işleyen eserleri ve bu eserlerin ana izleklerini hatırlamak.
*Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat*, *İntibah*, *Sergüzeşt*, *Zehra* ve *Felâtun Bey ile Râkım Efendi* romanlarında bu temaların farklı boyutlarıyla (sosyal tez, aile içi çatışma, eğitim) işlendiği tespit edilir.
Seçeneklerdeki edebi bilgilerin doğruluğunu denetlemek için eserlerin olay örgülerini ve tematik yapılarını çözümlemek gerekir.
2
*İntibah* romanının tematik odak noktasını ve cariyelik kurumuna yaklaşımını analiz etmek.
Romanın ana izleğinin esaret karşıtlığı olmadığı; toy bir genç olan Ali Bey'in Mahpeyker'e duyduğu aşk yüzünden yaşadığı ahlaki ve maddi yıkım, kıskançlık ve pişmanlık olduğu belirlenir. Dilaşup cariye olsa da esaret karşıtı tez romanın merkezinde değildir.
Kölelik ve esaret kurumunun toplumsal bir tez olarak doğrudan hedef alındığı ilk eserin *Sergüzeşt* olduğunu bilerek hatalı yargıyı ayırt etmek.
3
Diğer seçeneklerde verilen yargıların doğruluğunu onaylamak.
Fitnat'ın zoraki evliliği üzerinden kadının esareti, Dilber'in dramıyla kölelik eleştirisi, Sırrıcemal üzerinden kıskançlık entrikası ve Canan'ın Râkım Efendi tarafından eğitilmesi gibi diğer tüm bilgilerin edebi gerçeklere uygun olduğu saptanır.
Çelişkili başka bir bilginin bulunmadığından emin olarak doğru seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi romanlarının tematik yapıları, cariyelik ve esaret konularının eserlerdeki işleniş farkları
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 408 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin